Psycho-educational program
83 theses under this subject heading
Metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı metaforik hikayelerle yapılandırılmış maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının lise öğrencilerinin psikolojik iyi oluşlarına etkisinin incelenmesidir. Bu araştırma, maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasında ki ilişkiyi deneysel olarak inceleyen Türkiye'de ki ender çalışmalardan biridir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Özel Bir Anadolu Lisede eğitim gören 9., 10, 11, ve 12. sınıf öğrencileri ile çalışılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubunda 11 erkek 13 kız olmak üzere toplam 24 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada öntest, sontest ve izleme teslerinden oluşan deney ve kontrol gruplarından oluşan deneysel bir araştırmadır. Katılımcıların psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için Psikolojik İyi Oluş Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada deney gruba ile çevrimiçi 6 haftalık psiko-eğitim çalışması ile haftada bir kez olacak şekilde oturumlar yapılmış ve iki ay sonra izleme testi ile birlikte veri toplama işlemi tamamlanmıştır. Verilerinin analizinde parametrik olmayan istatistikler kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.0 istatistik programı kullanılarak, hipotezlerin sınanması Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile yapılmıştır. Verilerin analizi sonucunda deney grubunda katılımcıların son testinde ön test puanlarına göre Psikolojik İyi Oluş düzeylerinin anlamlı düzeyde artığı bulunmuştur. Sontest ölçümünden 2 ay sonra katılımcılara izleme testi yapılmış ve deney grubunda maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının etkisinin katılıcılarda etkisinin devam ettiği gözlemlenmiştir. Sonuç olarak maneviyat temelli psiko-eğitim çalışmasının, psikolojik iyi oluşa anlamlı düzeyde pozitif katkısı ve sürdürülebilir bir etkisi olduğu gösterilmiştir. Covid-19 salgının küresel krizine rağmen, maneviyatın bireylerin psikolojik açıdan güçlü kalmalarını sağladıkları gözlemlenmiştir. Bunun yanında metaforik hikayelerin psiko-eğitim çalışmalarında kullanımının verimliliği ortaya konulmuştur. Böylece bu çeşit bir metodun psikolojik danışmanlar tarafından uygulanacak psiko eğitim ve psikolojik danışma oturumlarında kullanabileceği gösterilmiştir.
Covid-19 / pandemi sürecinde online psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine etkisi
Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin psikolojik iyi oluş ve algılanan sosyal destek düzeylerine, çevrimiçi psikoeğitim programının etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmanın örneklemini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında, İbn Haldun Üniversitesi'nde öğrenimlerine devam eden, 7'si (%70) kadın, 3'ü (%30) erkek, toplam 10 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin 7'si yerli, 3'ü yabancı uyrukludur. Öğrenciler, okulun mail sistemi üzerinden yayımlanan araştırma duyurusuna müracaatta bulunanlar arasından seçilmiştir. Öğrenciler, dokuz hafta boyunca, haftada bir gün, 60 dakika boyunca; çeşitli konuları içeren çevrim içi psikoeğitim programına dahil edilmiştir. Araştırmada, Diener ve ark (2009) tarafından geliştirilen ve Telef(2013) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Psikolojik İyi Oluş Ölçeği; Zimet, Dahlem, Zimet ve Farley (1988) tarafından geliştirilen ve Eker, Arkar ve Yaldız (2001) tarafından Türkçeye uyarlanan Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu veri toplama araçları olarak kullanılmıştır. Ölçekler, psikoeğitim programı; başlamadan önce, bittikten hemen sonra ön test-son test olarak ve bittikten üç ay sonra ise izleme testi olarak katılımcılar tarafından cevaplandırılmıştır. Araştırmada; frekans analizi, betimleyici istatistik, Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Bulgular, psikolojik iyi oluş puanının, program öncesi ve sonrası karşılaştırmalarda demografik değişkenlere göre farklılaştığını; ÇBASDÖ'den elde edilen aile alt boyutundaki ön ve son test puanının ise, eğitim alınan bölüme ve katılımcıların kendilerini ilişkisel olarak tanımlamalarına göre farklılaştığını göstermektedir. Son test ve izleme testi arasındaki karşılaştırmalarda, anlamlı bir farklılık olmadığı dolayısıyla programın etkisinin devam etmediği anlaşılmaktadır. Genel olarak bakıldığında, katılımcıların ön, son ve izleme testinden elde ettikleri algılanan sosyal destek ve psikolojik iyi oluş puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı anlaşılmıştır bu alanda yapılacak çalışmalarda kullanılacak ölçeklerin konuyla daha yakından ilişkili olması veya programın daha uzun vadede uygulanması tavsiye edilmektedir. Ölçek sonuçlarına ek olarak uygulanan, araştırmacının, katılımcılardan araştırmacıyı ve programı değerlendirmelerini istediği ek formda, katılımcıların bu programa katılmış olmaktan memnun olduğu, arkadaşlarına tavsiye edeceği özellikle iletişim ve hedef belirleme gibi konularda, içeriklerden çok faydalandıkları bilgisine ulaşılmıştır.
Kadınların boşanma sonrası yaşama uyumu: Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı psikoeğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası duygusal/sosyal uyum düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmada karma yöntem araştırmalarından iç içe karma desen kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın nicel deneysel aşamasında ön test-son test-izleme ölçümlerinin yapıldığı kontrol gruplu gerçek deneysel model kullanılmıştır. Ayrıca deney öncesinde boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyuma ilişkin ihtiyaç ve görüşlerini belirlemek ve programın alt yapısını oluşturmak amacıyla 12 kadınla yüz yüze görüşmeler yapılmış ve araştırmanın nitel verileri toplanmıştır. Araştırmanın deneysel sürecine her iki grupta 15 kadınla başlanmış ancak deney sürecindeki deney kayıpları soncunda deney grubunda 12 kadınla, kontrol grubunda 11 kadınla grup süreci tamamlanmıştır. Araştırmanın verileri Fisher Boşanmaya/Ayrılığa Uyum Ölçeği-Kısa Formu ve Kişisel Bilgi Anketi aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda Bilişsel Davranışçı Kurama dayalı geliştirilen psiko-eğitim programının boşanmış kadınların boşanma sonrası yaşama uyumunu arttırmada etkili olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda psiko-eğitim programı kadınların yas tepkilerini, ilişkiden duygusal ayrışma düzeylerini, öfke tepkilerini azaltmada ve kendilik değerlerini arttırmada etkili olmuştur. Kontrol grubunda anlamlı farklılıklar görülmemiştir. Beş hafta sonra gerçekleştirilen izleme ölçümlerinde psiko-eğitim programının etkililiğinin devam ettiği görülmüştür.
Otizmli çocuklara, öğrenmenin ön koşul becerilerinin, ebeveynleri tarafından floortime oyun terapisi ile kazandırılmaya çalışılmasının, otistik davranışlar ile gelişim alanlarındaki becerilerine ve ebeveynlerinin stres düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, otizmle mücadele noktasında çoğunlukla çaresizlik, yetersizlik ve/veya tükenmişlik yaşayan anne babalar için etkili olabilecek çözüm yollarının arttırılması amaçlanmaktadır. 2-8 yaş arası otizmli çocukların gönüllü yirmi ebeveynine oniki seanslık online psikoeğitim verilmiş olup, çocuklarında Floortime terapi modeli ile öğrenmenin ön koşul becerilerinin kazandırılması amaçlanmıştır. Böylece ebeveyn çocuk arasındaki oyun temelli etkileşim yollarıyla daha etkili iletişim kurulabileceği, kurulan etkileşimle beraber öğrenmenin ön koşulu olan becerilerin kazandırılmasının mümkün olduğu, böylece ebeveynlerin kendilerini ruhsal olarak daha yeterli hissettiği; aile üyelerinin stres düzeylerinin en aza indirildiği ve yaşam kalitelerinin arttırıldığı bir psikoeğitim modeli uygulamasını içermektedir. İlk test ve son test olarak ebeveynlere "Ebeveynlik Stres Ölçeği (ESÖ)", otizmli çocuklara ise ilk ve son test olarak "Otizm Davranış Kontrol Listesi" hem özel eğitim öğretmenleri ve hem de aileler tarafından doldurulması sağlanmıştır. Sonuç olarak, ebeveynlerin aldığı psikoeğitim sonucunda otizmli çocukların öğretmenlerinin ve ebeveynlerinin Otizm Davranış Kontrol (ABC) Listesi, duyusal alt ölçeği, ilişki kurma alt ölçeği, beden ve nesne kullanımı alt ölçeği, dil becerileri alt ölçeği ve sosyal ve öz bakım alt ölçeği ön test ve son test sonuçları arasında olumlu ve anlamlı bir fark olduğu (p<0,05) ve ebeveynlerin aldığı psikoeğitim sonucunda ebeveynlerin ESÖ ölçeğinde verdikleri cevaplara göre ebeveyn stres puanları ön test ve son test sonuçları arasında olumlu ve anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. (p<0,05)
Behçet hastalarına roy adaptasyon modeli bağlamında verilen psikoeğitimin hastalık uyumu, çift uyumu, benlik saygısı ve psikiyatrik belirtiler üzerine etkisi
Araştırma Behçet hastalarına Roy Adaptasyon Modeli bağlamında verilen psikoeğitimin hastalık uyumu, çift uyumu, benlik saygısı, ve psikiyatrik belirtiler üzerine etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ankara İli Büyükşehir Belediye sınırları içinde hizmet veren SB Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gazi Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Gazi Hastanesi, Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi, SBÜ Ulucanlar Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve SB Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesinde takip edilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden 35 müdahale, 35 kontrol grubu olmak üzere 70 Behçet tanısı almış hasta oluşturmuştur. Veriler Hasta Bilgi Formu, Kronik Hastalıklara Uyum Ölçeği, Çift Uyum Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri ile toplanmıştır. Deney grubuna Roy Adaptasyon Modeli bağlamında hazırlanan psikoeğitim programı, haftada bir 90-120 dakika olacak şekilde 7 oturum şeklinde uygulanmıştır. Ölçekler eğitim öncesi ve sonrası, ayrıca son oturumdan bir ay sonra izlem amaçlı uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir etki verilmemiş, aynı şekilde ölçümler yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, standart sapma, bağımlı gruplarda t testi ve tekrarlı ölçümlerde varyans analizi kullanılmıştır. Sonuç olarak, Roy Adaptasyon Modeli bağlamında Behçet hastalarına verilen psikoeğitimin hastalık uyumunu, benlik saygısını artırdığı ve psikiyatrik belirtileri azalttığı belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Behçet Hastalığı, Roy Adaptasyon Modeli, hastalık uyumu, psikoeğitim
Kanser tanılı ve sağlıklı ergen çocuğu olan annelere uygulanan psikoeğitimin ebeveyn rolüne ilişkin kendilik algısı, stresle başa çıkma ve ruhsal belirtiler üzerine etkisi
Bu çalışma, en az bir sağlıklı adölesan çocuğu daha bulunan kanser hastası çocukların annelerine yönelik psikoeğitim programının etkinliğini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, iki aşamada nitel ve nicel yöntemler kullanılarak yürütülmüştür. Ankara'da bulunan iki üniversite hastanesinin pediatrik hematoloji-onkoloji kliniklerinde tedavi görmekte olan hastaların sağlıklı ergen kardeşleri ile anneleri örneklemi oluşturmuştur. İlk aşamada, 18 sağlıklı ergen kardeş ile derinlemesine görüşmeler yapılmış, kanser sürecine ilişkin deneyimleri belirlenmiştir. Bu görüşmelerden çıkan temalar ve literatür bilgisi ışığında annelere yönelik psikoeğitsel bir müdahale programı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması, bu müdahale programının uygulandığı, ön test-son test izleme desenli ve kontrol gruplu müdahale çalışmasıdır. Müdahale programı deney ve kontrol gruplarında 15'er anne ile tamamlanmıştır. Programın etkinliği Ebeveyn Rolüne İlişkin Kendilik Algısı Ölçeği, Stresle Başa Çıkma Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri (KSE) ile değerlendirilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistiksel hesaplamalarda ortalama, standart sapma, sıklık ve yüzdelik, müdahale verilerinin analizinde ise Friedman ve Wilcoxon testleri kullanılmıştır. Nitel verilerde içerik ve kavram analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda; sağlıklı ergen kardeşlerin deneyimlerinin kardeşin hastalığı ile ilk karşılaşma, hayatlarında meydana gelen değişimler, baş etme ve uyum çabaları, beklentiler şeklinde adlandırılan dört kategori altında birleştiği görülmüştür. Müdahale sonrası annelerin KSE'nin tüm alt boyut puanlarında ve toplam ölçek puanlarında azalma olduğu, izlem ölçümlerinde annelerin puanlarının müdahale öncesi puanlarından düşük olduğu görülmüştür ancak, istatistiksel açıdan anlamlı bulunmamıştır. Müdahale grubunda yer alan annelerin somatizasyon, hostilite alt ölçek puanlarında ve toplam ölçek puanlarında ön test-son test ölçümlerinde meydana gelen azalma istatistiksel açıdan anlamlı bulunmuştur (p<.05). Bu sonuçlar doğrultusunda; sağlık profesyonelleriyle iş birliği yapılarak ülkemizde çocukluk çağı kanser hastalarının sağlıklı kardeşlerini ve ebeveynlerini psikososyal risklerden koruyucu ve onları ruhsal anlamda güçlendirici bireysel ve/veya grup müdahalelerin planlanması ve yürütülmesi önerilmektedir.
Kadına yönelik şiddet farkındalığı oluşturmada psikoeğitimin aile işlevselliğine etkisi
Bu araştırma aile içi şiddete yönelik verilen psikoeğitim programının şiddete ilişkin tutuma ve aile işlevselliğine olan etkisini değerlendirmek amacıyla tasarlanan ön test - son test uygulamalı eğitim müdahalesi olan kesitsel ve tanımlayıcı tipte bir alan araştırmasıdır. Araştırma, İzmir ilindeki belediyelere bağlı kadın dayanışma merkezlerine (İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkesi, Karşıyaka Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Gaziemir Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Bornova Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Buca Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Çiğli Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Narlıdere Belediyesi Pakize Ateş Kadın Dayanışma Merkezi, Konak Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi, Balçova Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi) psikolojik danışmanlık almak amacıyla başvuran evli, 15-49 yaş arasındaki 40 kadına Ağustos 2013- Kasım2013 tarihleri arasında uygulanmıştır. Psikoeğitim öncesinde kadınlara, Sosyo-demografik ve Şiddet Öyküsüne İlişkin Veri Toplama Formu, Aile İçi Şiddete Yönelik Bilgi Formu, Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Daha sonra toplam 6 oturumdan oluşan ve ayda iki kez olmak üzere düzenlenen grup eğitimi uygulanmıştır. Psikoeğitim sonrasında Aile İçi Şiddete Yönelik Bilgi Formu, Kadına Uygulanan Şiddete İlişkin Tutum Ölçeği ve Aile Değerlendirme Ölçeği tekrar uygulanmıştır. Psikoeğitim öncesinde, KUŞİTÖ uygulanan kadınların tutum puanları (X̅= 42.40±16.53), ölçek ortalamasının (X̅=57) altında olduğu görülmüştür. Bu sonuç da kadınların tutum yaklaşımlarının modern eğilim gösterdiğini göstermiştir. Psikoeğitim sonrasında KUŞİTÖ uygulanan kadınların tutum ortalamaları (X̅=30.62±6.72), ön test tutum ortalamalarına göre anlamlı düzeyde düşme göstermiştir (p<0.05). Bu sonuç da kadınların psikoeğitim sonrası tutum yaklaşımlarının modern eğilim gösterdiğini göstermiştir. Araştırmaya katılan kadınların ADÖ ön test toplam puanı X̅=2.15±0.49 çıkmıştır. Bu sonuca göre aile ilişkilerinin ortalama düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmaya katılan kadınların ADÖ ön test toplam puanı X̅=2.00±0.39 çıkmıştır. Araştırmaya katılan kadınların son test ADÖ toplam puanları ön teste göre düşme göstermesine rağmen ADÖ'nin tüm alt boyutlarında anlamlı düşme görülmemiştir (p>0.05). Bu sonuçlar doğrultusunda; Kadına şiddete yönelik verilen psikoeğitimin etkinliği değerlendirmeye yönelik çalışmaların İzmir ili dışındaki kadın dayanışma merkezlerinde de yapılması, kadına şiddete yönelik verilen psikoeğitimin etkinliğini değerlendirmeye yönelik örneklem sayısının daha büyük olduğu çalışmalar yapılması, psikiyatri hemşirelerinin kadına yönelik şiddet konusunda bilgilendirme ve tutum değişikliği sağlamada psikoeğitimi kullanmaları konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi önerilebilir.
Seçim kuramına dayalı psikoeğitim programının ergenlerin riskli davranışları ve iyilik hali üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı seçim kuramı ve gerçeklik terapisine dayalı psikoeğitim programının ergenlerin riskli davranışları ve iyilik hali düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma, Aydın ili Efeler Osmangazi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde öğrenim gören riskli davranışlara sahip ergenler üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada deney, karşılaştırma ve kontrol gruplarının her birinde 15'er öğrenci olmak üzere toplamda 45 öğrenci yer almıştır. Öğrenciler deney, karşılaştırma ve kontrol gruplarına seçkisiz olarak atanmıştır. Her üç gruba da ön test olarak Riskli Davranışlar Ölçeği ve İyilik Hali Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma kapsamında, deney grubuna her oturumu seksen dakika süren ve on bir oturumdan oluşan seçim kuramına dayalı psikoeğitim programı uygulanırken; karşılaştırma grubuyla yine seksen dakika süren ve on bir oturumdan oluşan meslek seçimine yönelik grup rehberliği programı yürütülmüş, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Uygulama bitiminde her üç gruba son test olarak aynı ölçekler tekrar uygulanmış ve üç ay sonrasında izleme ölçümleri yapılmıştır. Ön test, son test ve izleme uygulamalarından elde edilen veriler karışık desenlerde kullanılması uygun bir teknik olan "3×3 Karışık Desen ANOVA" tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırmada tüm analizler için anlamlılık düzeyi .05 olarak alınmıştır. Analizler sonucunda, seçim kuramı ve gerçeklik terapisine dayalı psikoeğitim programının ergenlerin antisosyal davranışlar, alkol kullanımı, intihar eğilimi, zararlı beslenme alışkanlıkları ve okul terki düzeylerini azaltmada etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Elde edilen veriler alanyazın dikkate alınarak tartışılmış, ruh sağlığı çalışanlarına ve ileride yapılacak araştırmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Seçim Kuramı, Gerçeklik Terapisi, Psikoeğitim Programı, Ergenlik Dönemi, Riskli Davranışlar, İyilik Hali
Affetme eğilimini geliştirmeye yönelik psikoeğitim programının lise öğrencilerinin affetme düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı ergenlik döneminde olan 9. 10. ve 11. Sınıf öğrencilerin affetmeyi geliştirmeye yönelik Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan psikoeğitim programının etkililiğini test etmek amaçlanmıştır. 12-21 yaş aralığında olan öğrencilerin ergenlik dönemi gelişim özellikleri bağlamında akran ilişkilerinin önem kazanması ve akranlar arasında çatışmaların yoğun yaşandığı bu dönemde affetme eğiliminin az olduğu gözlenmiştir. Bu amaçla deney-kontrol ve plasebo gruplu, ön test-son test ve izleme testinin yer aldığı yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışmanın deney, kontrol ve plasebo grubundaki öğrencileri 2021-2022 eğitim öğretim yılında Şırnak'taki Fatih Sosyal Bilimler Lisesindeki öğrencilerinden 39 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 13'ü (10 kız 3 erkek) deney, 13'ü (10 kız 3 erkek) tanesi kontrol ve 13'ü (10 kız 3 erkek) plasebo grubunda yer almaktadır. Çalışmada affetme düzeylerini ölçmek için Asıcı ve Karaca (2018) tarafından geliştirilen Ergenler için Affetme Ölçeği (EAÖ) ve Kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Bu ölçme araçları araştırmacı tarafından uygulanmış ve veriler toplanmıştır. Deney grubuna araştırmacı tarafından Worthington tarafından geliştirilen REACH Affetme Süreç modeli ışığında oluşturulan affetmeyi geliştirmeye yönelik psikoeğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir işlem yapılmamıştır. Plasebo grubuna ise her hafta affetme ile ilişkisinin olmadığı düşünülen etkinliklere yer verilmiştir. Veri analizine geçilmeden önce deney, kontrol ve plasebo gruplarına uygulanan Ergenler için Affetme Ölçeği verilerinin parametrik varsayımları incelenmiştir. Normallik varsayımı için önce çarpıklık – basıklık değerleri incelenmiş, sonrasında ise araştırma grubunun 50'den az olması gerekçesiyle Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Çarpıklık – basıklık değerleri ve normallik testi analizi sonucu elde edilen bulgular neticesinde ölçeklerden alınan puanların tüm gruplar için normal dağılım gösterdiği kabul edilmiştir. Bunun neticesinde tek yönlü Varyans Analizi, bağımlı gruplar için t testi ve bağımsız gruplar için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ise affetmeyi geliştirmeye yönelik uygulanan psikoeğitimin öğrencilerin affetme düzeylerindeki artmada önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Deney ve kontrol gruplarının son test puanları arasında anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Sonuçlar literatüre uygun şekilde tartışılmış ve gelecekte yapılacak çalışmalarda önerilerde bulunulmuştur.
Ergenlerde duygu düzenleme ve stresle baş etme psiko-eğitim programının problemli internet kullanımına etkisi
Bu araştırmada, bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı Duygu Düzenleme ve Stresle Baş Etme Psiko-eğitim Programının ortaöğretime devam eden ergenler üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu oluşturmak amacıyla; 2021-2022 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde öğrenim gören 154 kadın, 132 erkek olmak üzere toplam 286, 9., 10. ve 11. sınıf öğrencilerine Problemli İnternet Kullanım Ölçeği (PİKÖ)-Ergen, Ergenler İçin Başa Çıkma Ölçeğinin (EBÇÖ), Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği (EİDDÖ) ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Ölçek sonuçlarına göre problemli internet kullanımı yüksek olan, psiko-eğitim programına katılmak için gönüllü olan ve çalışma grubu için gereken ölçütlere uygun ergenlerle yapılan bireysel görüşmeler neticesinde çalışma grupları oluşturulmuştur. Deney grubuna 15 ve kontrol grubuna 15 ergen atanmıştır. Deney grubuna, 10 oturumdan oluşan ve haftada bir kere olmak üzere araştırmacı tarafından hazırlanmış olan duygu düzenleme ve stresle baş etme psiko-eğitim programı uygulanmış, kontrol grubuyla ise bir işlem yapılmamıştır. Elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik programıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermemesi sebebiyle verilerin çözümlenmesinde nonparametrik karşılaştırmalardan Mann Whitney U ve Wilcoxon istatistik analizleri kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Duygu Düzenleme ve Stresle Baş etme Psiko-eğitim Programı ergenlerin problemli internet kullanımı tüm ölçek ve alt boyutlarının tamamında (internetin olumsuz sonuçları, aşırı kullanım, sosyal fayda/sosyal rahatlık) anlamlı farklılığın olduğu ve ergenlerin problemli internet kullanımlarının azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte uygulanan psiko-eğitim neticesinde edinilen bulgular incelendiğinde duygu düzenleme alt boyutlarının tümünde (içsel işlevsel duygu düzenleme, içsel işlevsel olmayan duygu düzenleme, dışsal işlevsel duygu düzenleme, dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme) anlamlı farklılık görülmüş ancak ergenlerin içsel işlevsel duygu düzenleme düzeylerinin araştırmanın hipotezinin aksine düşüş görülmüştür. Araştırma bulguları incelendiğinde bir diğer sonuç da psiko-eğitim programı sonrası ergenlerin stresle başa çıkma alt boyutlarından kaçınan başa çıkma alt boyutunda anlamlı düzeyde azalma görülmüştür. Stresle başa çıkma diğer alt boyutları olan olumsuz başa çıkma ortalama düzeyleri azalmış ve aktif başa çıkma ortalama düzeyleri artmasına karşın anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Psiko-eğitim programının tamamlanmasından 4 ay sonra tüm ölçeklerde yapılan son test ve izleme ölçümlerinde anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Duygu Düzenleme ve Stresle Baş Etme Psiko-eğitim Programının, ergenlerin problemli internet kullanımlarının azalmasında anlamlı etkiye sahip bir psiko-eğitim programıdır.
Öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerine etkisi: Deneysel bir çalışma
Gerçekleştirilen çalışmanın amacı araştırmacı tarafından tasarlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının dijital oyun bağımlılığı ve dürtüsellik üzerindeki etkisini incelemektir. Bu doğrultuda araştırmada 2x3'lük split-pilot ismi verilen deney ve kontrol gruplu öntest-sontest-izleme testi ölçümlü karışık desen kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu Millî Eğitim Bakanlığına bağlı bir ortaokulda eğitim-öğretim görmekte olan 7. ve 8.sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Araştırmanın verileri Kısa Öz-Kontrol Ölçeği, Barratt Dürtüsellik Ölçeği ve Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği ile toplam 258 öğrenciden toplanmıştır. Toplanan veriler analiz edildiğinde öz-kontrol ile dijital oyun bağımlılığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Aynı şekilde öz-kontrol ile dürtüsellik arasında da istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Dijital oyun bağımlılığı ile dürtüsellik arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Deney grubuna araştırmacı tarafından hazırlanan öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programı uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları, öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programına dahil edilen katılımcıların öz-kontrol puanlarının arttığını, dijital oyun bağımlılığı puanlarının ve dürtüsellik puanlarının azaldığını göstermektedir. Yapılan analizlerde ulaşılan sonuçların 2 ay sonra uygulanan izleme testlerinde de devam ettiği ve kalıcılığın sağlandığı görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarının son-test karşılaştırılmasında benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik son-test puanlarının da kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı son-test puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık içermediği tespit edilmiştir. Aynı şekilde deney ve kontrol gruplarının izleme testlerinde de benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Deney grubuna ait öz-kontrol izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek çıktığı fark edilmiştir. Deney grubuna ait dürtüsellik izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük çıktığı görülmüştür. Ancak deney grubuna ait dijital oyun bağımlılığı izleme testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ulaşılan analiz sonuçları öz-kontrol odaklı psiko-eğitim programının deney grubu katılımcılarının öz-kontrol düzeyini artırdığını, dijital oyun bağımlılığı düzeyini ve dürtüsellik düzeyini düşürdüğünü göstermektedir.
Öz şefkat egzersizleri temelli psikoeğitim programının ebeveynleri boşanmış ergenlerin öz şefkat düzeyleri üzerindeki etkisi
Bu araştırma, Öz Şefkat Egzersizleri Temelli Psikoeğitim Programının ebeveynleri boşanmış ergenlerin öz şefkat düzeyleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiş deneysel bir çalışmadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi, ön test uygulamasında ortalamanın altında puan elde eden ebeveynleri boşanmış 14 lise öğrencisinin deney (n=7) ve kontrol (n=7) gruplarına seçkisiz atanması yoluyla oluşturulmuştur. Grupların oluşturulmasından sonra, deney grubuna 10 hafta süren Öz Şefkat Egzersizleri Temelli Psikoeğitim Programı uygulanmıştır. Her iki gruba, programın bitişinden iki hafta sonra son test; altı ay sonra izleme testi uygulanmıştır. Ayrıca, izleme testinin sonrasında deney grubuyla odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS 25.0 programında parametrik olmayan yöntemlerle analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin gruplar arasındaki karşılaştırma sonucuna göre, ön test puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmazken, son test ve izleme testi puanlarında deney grubu lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Grup içi karşılaştırmalar incelendiğinde, deney grubunun son test ve izleme testi puanlarının ön test puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu; son test ile izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür. Kontrol grubunda ise, son test puanlarının ön test ve izleme testi puanlarından anlamlı düzeyde yüksek olduğu; ön test ile izleme testi puanları arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmektedir. Araştırma bulguları alanyazın kapsamında tartışılmış ve araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Yaşamın son dönemindeki hastaların yakınlarına uygulanan affetme psikoeğitiminin affetme, ölüm kaygısı ve bakım yüklerine etkisi
Amaç: Bu araştırma yaşamın son dönemindeki hastaların yakınlarına uygulanan affetme psikoeğitiminin, hasta yakınlarının affetme, ölüm kaygısı ve bakım yüklerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırmada ön test, son test, bir aylık ve üç aylık izlem randomize kontrollü deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırma İzmir İl Merkezi'ne bağlı Bergama Necla-Mithat Öztüre Devlet Hastanesi'nde, Haziran 2021-Haziran 2022 tarihleri arasında yatan yaşamın son dönemindeki hastaların yakınları ile yürütülmüştür. Araştırma örneklemine randomizasyon yöntemi ile belirlenen 56 (Deney:28 ve Kontrol:28) hasta yakını alınmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Heartland Affetme Ölçeği, Thorson Powell Ölüm Kaygısı Ölçeği ve Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra Ki-Kare Testi, Fisher Ki-Kare Testi, bağımsız örneklem t testi ve tekrarlı ölçümlerde iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada deney grubu hasta yakınlarının son test, birinci ay ve üçüncü ay affetme puan ortalamaları, kontrol grubu hasta yakınlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p=0.000). Deney grubu hasta yakınlarının son test, birinci ay ve üçüncü ay ölüm kaygısı ve bakım verme yükü puan ortalamalarının, kontrol grubu hasta yakınlarına göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur (p=0.000). Sonuç: Bu çalışmada yaşamın son dönemindeki hastaların yakınlarına verilen affetme psikoeğitiminin, hasta yakınlarının affetme eğilimlerini artırdığı, ölüm kaygısı ve bakım yüklerini azalttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Yaşamın son dönemindeki hastaların yakınlarına, palyatif bakım birimlerinde belli aralıklarla grup ya da bireysel affetme psikoeğitimlerin planlanması önerilmiştir.
Duygu ifadesi psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin öfke ifadesi ve öfke kontrolü üzerine etkisinin incelenmesi: Karma desende kontrol gruplu bir çalışma
Amaç: Bu araştırma duygu ifadesi psikoeğitim programının üniversite öğrencilerinin öfke ifadesi ve öfke kontrolü üzerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırmada nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı desen kullanılmıştır. Araştırma Mart-Eylül 2021 tarihleri arasında Hakkâri Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek okulunda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Hakkâri Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek okuluna kayıtlı, Hakkari ilinde ikamet eden öğrenciler oluşturmaktadır. Duygu ifadesi psikoeğitim programının oluşturulması için veriler nitel yöntemle maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenen 15 Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek öğrencileri ile "Google meet" üzerinden online gerçekleştirilmiştir. Veriler yarı yapılandırılmış on soru ve yedi alt sorudan oluşturulan form aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Verilerin analizi MAXQDA 2020 programı ile yapılmıştır. Nitel bulgular sonucunda psikoeğitim içeriği oluşturulmuştur. Duygu ifadesi psikoeğitim programı için örneklem büyüklüğü G-power programı kullanılarak hesaplanmıştır. 25 deney ve 24 kontrol toplam 49 öğrenciden oluşmuştur. Veri toplama formları olarak, Kişisel Bilgi Formu, Berkeley Duygu İfadesi Ölçeği ve Sürekli Öfke ve Öfke Ifade Tarzı Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubuna 5 hafta-10 oturumdan oluşan psikoeğitim programı uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 25.0 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Analizde ki-kare testi, mann-whitney u testi bağımsız örneklemler t-testi, tekrarlı ölçümler için varyans analizi (ANOVA) testi kullanılmıştır. Ölçümler eğitim öncesi, eğitim sonrası ve 1 aylık izlemde yapılmıştır. Bulgular: Duygu ifadesi psikoeğitim programının oluşturulması için yapılan nitel araştırmadan elde edilen kodlarla ''ilişkiler/yaklaşımlar, duygular, yaşanan sorunlar, duygulara eşlik eden davranışlar'' olmak üzere dört tema belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubunda yer alan öğrenciler için sürekli öfke, öfke ifadesi toplam ve öfke ifadesi ölçeği alt boyutları ve berkeley duygu ifadesi ölçeği, duygusal ifadesellik alt boyutu, dürtü gücü alt boyutu, gizleme alt boyutu puan ortalamalarının zaman serisine göre grup içi karşılaştırılmasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin sürekli öfke, öfke ifadesi toplam ve öfke ifadesi alt boyutları puan ortalamalarının zaman serisine göre gruplararası karşılaştırılması fark bulunmamıştır (p>0.05). Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin berkeley duygu ifadesi ölçeği ve dürtü gücü boyutu puan ortalamalarının zaman serisine göre gruplararası karşılaştırılmasında istatiksel olarak anlamlı farklılık olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Ayrıca deney ve kontrol gruplarının duygusal ifadesellik alt boyutu 1 aylık izlem puan ortalamalarının gruplar arası karşılaştırmasında anlamlı farklılık olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak derinlemesine yapılan nitel görüşmelerde öğrenclerin duygularını ifade edemedikleri belirlenmiş, duygu dışa vurumlarında saldırganlık, şiddet eğilimi saptanmış ve öğrenciler ifade edilen yıkıcı davranış ve duygu ifade problemlerini aile bireylerinin davranış ve ifadelerine benzetmişlerdir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğrencilerin kültürel olarak dugularını ifade edemedikleri belirlenmiştir. Uygulanan duygu ifadesi psikoeğitim programı öğrencilerin duygusal ifadesellik ve dürtü gücü alt boyutlarında etkili olurken, duyguları ifade etme eğilimleri, öfke ifadesi ve öfke kontrol düzeyleri üzerine etkisinin olmadığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler:Duygu İfadesi, Öfke İfadesi, Öfke Kontrolü, Psikoeğitim, Üniversite Öğrencisi.
Bipolar bozukluk hastalarına verilen psikoeğitim sonrası yaşam kalitelerinin ve işlevselliklerinin değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen psikoeğitimin; hastaların işlevselliklerine, yaşam kalitelerine, sosyal destek algılarına, yaşam olayları ile başa çıkma becerilerine ve tedavi uyumlarına etkisini araştırmaktır. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma 2019-2020 yılında Hatay'da yaşayan 18 yaş üzeri bipolar bozukluk hastalarına yapıldı. Çalışmaya 01 Aralık 2019-01 Şubat 2020 tarihleri arasında Mustafa Kemal Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi (HMKÜSUAH) psikiyatri polikliniğine ve servisine başvuran ve dahil edilme kriterlerini sağlayan,-DSM-5'e göre bipolar bozukluk tanısı almış hastalar çalışmaya alınmış olup 42 kişiye ulaşıldı. 42 hastanın tümümün sosyodemografik verileri alındı; plazma ilaç düzeyleri kaydedildi ve ölçekler verildi. Hastalara Bipolar İşlevsellik Ölçeği, WHOQOL-BREF Yaşam Kalitesi Ölçeği, Morisky İlaç Uyum Ölçeği verildi. Hastalar psikoeğitime davet edildi; 42 hastadan 31 hasta psikoeğitime katılmayı kabul etti. Psikoeğitimden 3 ay sonra hastalara (n=31) aynı ölçekler tekrar verildi, en son bakılan plazma ilaç düzeyleri ve bu zaman zarfında olan yeni ataklar, ilaç değişimleri vb. klinik gelişmeler kaydedildi. Bulgular: Araştırmamızdaki 31 hastanın %45,2'si kadın, %54,8'i erkekti. Hastaların yaş ortalaması 34,06±10,2 idi. Hastaların ortalama hastalık süresi 10,26±9,44, ortalama hastalık başlangıç yaşı 23,81±7,71 ve aldıkları ortalama psikiyatrik tedavi süresi 8,10±6,47 yıldı. Hastaların ortalama YMRS puanı 2,61±1,25, ortalama HAM-D puanı 4,19±2,18 ve ortalama CGI-S puanı 4,26±0,51 idi. Hastaların %67,7'si lityum, %16,1'i valproik asit ve %16,1'i hem lityum hem valproik asit kullanmaktaydı. Psikoeğitim öncesi tedaviye uyumlu olmayan 20 hastadan 19'unun (%95,0) psikoeğitim sonrası tedaviye uyumlu hale geldikleri tespit edildi (p<0,001). Psikoeğitim öncesi hastaların Yaşam Kalitesi Anketi'nden aldıkları puan ortalaması 38,61±9,22 iken psikoeğitim sonrası ise 46,81±6,65 olduğu görüldü (p<0,001). Bipolar Bozukluk İşlevsellik Ölçeği'ne göre hastaların psikoeğitim sonrası işlevsellik düzeylerinin psikoeğitim öncesine göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edildi. (p<0,001). Sonuçlar: Hastaların yaşam kalitelerinde; psikolojik sağlıkta ve sosyal ilişkilerde anlamlı derecede yükselme saptandı. Hastaların (damgalanma hissi, içe kapanıklık, ev içi ilişkiler, sosyal ilişkiler) işlevselliklerinde artış, intihar düşüncelerinde, hastaneye yatış süresi ve sayısında azalma saptandı. Hastaların tedavi uyumlarında ve etkin dozda ilaç kullanım oranlarında artış görüldü. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, psikoeğitim, yaşam kalitesi, işlevsellik, ilaç uyumu.
Sağlık psikoeğitim programının, obez ergenlerin beslenme, fiziksel aktivite ve sağlık denetim odağına etkisi
Bu araştırma ile obez ergenlere uygulanan sağlık psikoeğitim programının obez ergenlerin beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ve sağlık denetim odağı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zayıf deneysel model deseninde yapılan bu araştırma, deney ve kontrol grubu ile ön test-son test ve izleme testi düzeni esas alınarak yürütülmüştür. Katılımcılara kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırmaya 12 deney ve 12 kontrol grubu olmak üzere 12-17 yaş arası toplam 24 obez ergen katılmıştır. Verilen toplanmasında; Beslenme Değişim Süreçleri Ölçeği, Egzersiz Değişim Süreçleri Ölçeği, Çok Boyutlu Sağlık Denetim Odağı Ölçeği ve Bireye İlişkin Tanıtıcı Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılmasında İlişkisiz Örneklem T Testi, ön test-son test ve izleme testlerinin karşılaştırılmasında İlişkili Örneklem T Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında; deney ve kontrol gruplarının ön test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ alt boyutları içsel ve dışsal odak puanları karşılaştırıldığında iki grup açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney grubunun ön test ve son test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının son test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında iki grup açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney grubunun son test ve izleme testi toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Obezite, Ergen, Teorilerüstü Model, Beslenme, Fiziksel Aktivite, Sağlık Denetim Odağı
Sistemik aile yaklaşımı temelli grup psikoeğitim programının boşanmış bireylerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, Sistemik Aile yaklaşımına (SAY) dayalı olarak hazırlanan Boşanmaya uyum Grup Psikoeğitim Programının (BUPP) boşanmış kadın ve erkeklerin boşanmaya uyum düzeylerine etkisi ve bu etkinin altı hafta süre ile zamana bağlı kalıcılığı incelemiştir. Araştırma Temmuz-Kasım 2019'da Denizli'de özel bir danışma merkezinde araştırmaya gönüllü olarak katılan boşanmış kadın ve erkeklerden oluşmuştur. Araştırmada deney ve kontrol gruplu ön test-son test ve izleme test modeline dayalı 2x3'lük yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (5 erkek, 6 kadın), kontrol grubunda 11 (4 erkek 7 kadın) olmak üzere toplam 22 boşanmış kişi araştırmaya katılmıştır. Katılımcılara araştırma kapsamında geliştirilen Boşanmaya Uyum Ölçeği (BUÖ) ön test-son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Araştırmada deney grubuna dokuz oturum ve her oturum 120 dakika olan SAY'a dayalı olarak hazırlanan BUPP'ı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırmanın bulguları nicel veriler kullanılarak elde edilmiş ve nitel verilerle desteklenmiştir. Araştırmanın nicel verilerini analiz etmede ANCOVA ve t testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde deney ve kontrol gruplarının ön test-son test ve izleme test puan ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunduğu ve bu farkın deney grubu lehine olduğu görülmüştür. Sonuç olarak boşanmaya uyum psikoeğitim programının boşanmış kişilerin boşanmaya uyum düzeylerini arttırmada etkili olduğu ve bu etkinin altı hafta boyunca devam ettiği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Boşanma, boşanmaya uyum, psikoeğitim, boşanmış kişiler, sistemik aile yaklaşımı
Kabul ve kararlılık yaklaşımı temelli grup psiko-eğitimi ile ergenlerin benlik saygısı puanlarını yordamada öz-şefkat ve yaşantısal kaçınma puanlarının aracılık rolü
Araştırmanın amacı, Kabul ve Kararlılık Yaklaşımı temelli grup psiko-eğitimi (KKYTGP) ile ergenlerin benlik saygısı puanlarını yordamada öz-şefkat ve yaşantısal kaçınma puanlarının aracılık rolünü incelemektir. Araştırma, benlik saygısını artırmaya yönelik olan grup psiko-eğitimi programının etkililiğini incelemek amacıyla öntest-sontest ölçümlü deney ve kontrol gruplu 2x2 yarı deneysel desen şeklinde tasarlanmıştır. Bu desende birinci faktör bağımsız işlem gruplarını (deney ve kontrol), ikinci faktör bağımlı değişkenlere ilişkin tekrarlı ölçümleri (öntest-sontest) göstermektedir. Deney grubuna uygulanan KKYTGP programı sekiz oturumdan oluşmaktadır (her oturum 90 dakika). Araştırmanın bağımlı değişkeni ise katılımcıların benlik saygısı düzeyleridir. Araştırmanın ölçek uyarlama çalışma grubu 2018-2019 eğitim-öğretim bahar yarıyılında İstanbul İli Kadıköy İlçesi ortaöğretim kurumları öğrencileri oluşturmuştur. Deneysel çalışma için çalışma grubu ise İstanbul Kadıköy Lisesi'nde öğrenim gören 10. ve 11. sınıf 37 öğrenci oluşturmuştur. Çalışma grubundaki deney grubu (n=20) ve kontrol grubu (n=17) seçkisiz atama ile oluşturulmuştur. Veri toplama aracı olarak Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), bu çalışma kapsamında uyarlanan Öz-Şefkat Ölçeği-Kısa Formu (ÖŞÖ-KF), Kaçınma ve Birleşme Ölçeği-Gençler 8 (KBÖ-G8) kullanılmıştır. Deney grubuna geliştirilen KKYTGP programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki katılımcılara ise bir uygulama yapılmamıştır. Uygulanan grup psiko-eğitiminin etkililiğinin incelenmesi için non-parametrik analizler Mann-Whitney U ve Wilcoxon işaret sıraları testi kullanılmıştır. Deney grubu ile kontrol grubunun aracılık analizi PROCESS macro ile analiz edilmiştir. Aracılık etkisi Bootstrap ile tahmin edilmiş ve Bias Corrected (BC) Bootstrapped güven aralığı (GA) ile hesaplanmıştır. Fark testi analizlerinde deney ve kontrol grubunun RBSÖ, ÖŞÖ-KF ve KBÖ-G8 öntest ölçümleri arasında fark anlamlı bulunmamıştır. Deney ve kontrol grubunun RBSÖ, ÖŞÖ-KF ve KBÖ-G8 sontest ölçümleri arasında deney grubu lehine fark anlamlı bulunmuştur. Ayrıca Deney grubunun RBSÖ, ÖŞÖ-KF ve KBÖ-G8 öntest ve sontest ölçümleri arasında sontest punaları lehine fark anlamlı bulunmuştur. Yapılan aracılık analizi sonucunda deney grubu ile kontrol grubunda yer almanın ÖŞÖ-KF sontest puanları üzerindeki ÖŞÖ-KF öntest puanları kontrol edildikten sonra RBSÖ sontest puanını yordamada aracılık etkisi bulunmuştur. Deney grubunda yer almanın benlik saygısı üzerinde ÖŞÖ-KF sontest puanlarının dolaylı etkisinin anlamlı olduğu dolayısıyla öz-şefkat düzeyinin benlik saygısına aracılık ettiği tespit edilmiştir. Diğer aracılık analizi işlemi sonucu deney grubu ile kontrol grubunda yer almanın KBÖ-G8 sontest puanları üzerindeki KBÖ-G8 öntest puanları kontrol edildikten sonra RBSÖ sontest puanını yordamada aracılık etkisi bulunmuştur. Deney grubunda yer almanın benlik saygısı üzerinde KBÖ-G8 sontest puanlarının dolaylı etkisinin anlamlı olduğu dolayısıyla yaşantısal kaçınma ve bilişsel birleşme düzeyinin benlik saygısına aracılık ettiği tespit edilmiştir. Öğrencilere uygulanan grup psiko-eğitimi programının, öğrencilerin benlik saygısını artırmada etkili olduğu görülmüştür. Bu etki nedensellik anlamına gelmemektedir.
Annelere uygulanan duygusal okuryazarlık psiko-eğitim programının annelerin duygusal okuryazarlık becerilerine etkisi
Bu araştırmanın amacı duygusal okuryazarlık psikoeğitim programı geliştirmek ve bu programın annelerin duygusal okuryazarlık becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli ilinde bağımsız bir anaokuluna devam eden 3-6 yaş aralığında çocuğu bulunan anneler oluşturmaktadır. Duygusal Okuryazarlık Psikoeğitim Programı'nın etkililiğini incelemek üzere gerçekleştirilen çalışmada yarı deneysel desenlerden eşleştirilmiş desen kullanılmıştır. Çalışma grubu ön test son test; deney, plasebo ve kontrol gruplu (3x2) toplam 36 anneden (deney grubu N= 12, kontrol grubu N= 12 ve plasebo grubu N= 12) oluşan bir örneklemde incelenmiştir. Çalışmada uygulanan program sonrası katılımcıların programa ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla odak grup görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu, Palancı ve diğerleri tarafından 2014 yılında geliştirilen Duygusal Okuryazarlık Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Çalışma sonunda deney, plasebo ve kontrol grupları duygusal okuryazarlık düzeyleri arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı Kruskal Wallis testi ile incelenmiştir. Grupların ön test ve son test puanları arasında anlamlı farkın olup olmadığı ise Wilcoxon İşaretli Sıralar testi sınanmıştır. Ulaşılan bulgulara göre deney grubu ön test ve son test arasında anlamlı bir fark vardır ve bu fark son test lehinedir. Kontrol ve plasebo gruplarının ön test ve son test duygusal okuryazarlık puanları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Deney, plasebo ve kontrol gruplarının son test duygusal okuryazarlık puanları arasında da anlamlı bir fark bulunamamıştır. Gerçekleştirilen odak grup görüşmesinde ise katılımcıların sürece dair deneyim ve duygularının olumlu olduğu, kişisel ve ebeveynliğe dair kazanımlarını bildirdikleri görülmektedir. Ulaşılan bu bulgular tartışılarak araştırmacı ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.
Sosyal kaygı belirtilerine sahip üniversite öğrencilerinde sanal gerçeklik ile maruz bırakma tekniğinin bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim ile karşılaştırılması
Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) merkezinde bir tedavi yaklaşımı olarak ele alınan sanal gerçeklik ile maruz bırakma tekniği (SGMBT) kaygı bozuklukları başta olmak üzere birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bu rahatsızlıkların arasında sosyal anksiyete bozukluğu (SAB) da yerini almaktadır. Deney grubunda 11'i kadın 3 erkek, psikoeğitim grubunda ise 9'u kadın 3'ü erkek olmak üzere 26 kişinin katıldığı bu araştırmada sosyal kaygı belirtileri olan 18-30 yaş arasındaki üniversite öğrencilerinde SGMB'nin etkinliği ve bu etkinliğin psikoeğitim grubuna uygulanan BDT temelli psikoeğitim seansından daha anlamlı olup olmayacağı incelenmiştir. SGMB grubu dört seans süresince 2 farklı sosyal koşula iki defa sanal gerçeklik gözlükleri ile Özel Terapi Tıp Merkezi'nde maruz bırakılmıştır. Psikoeğitim grubunda ise birisi yüz yüze geri kalanı online olmak üzere tek seans süren bir psikoeğitim verilmiştir. Bu psikoeğitim sonrası da BDT dinamiklerinin SAB üzerinde kullanımı anlatan bir broşür katılımcılar ile paylaşılmıştır. Ön test son test şeklinde uygulanan ölçeklerin analizi sonucu SGMB'nin sosyal kaygı belirtilerini azaltmada anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur Bunun yanında BDT temelli psikoeğitim seansının da psikoeğitim grubundaki öğrencilerin sosyal kaygı skorlarını düşürmede etkili bir yöntem olduğu görülmüştür. Ancak SGMB'nin sosyal kaygı belirtilerini azaltmada psikoeğitim seansından daha etkili olduğuna dair bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu noktada sanal gerçeklik ile maruz bırakma yöntemlerinin hem tek başına hem de terapi süreçlerinde etkin bir tedavi yöntemi olarak kullanılmasının önemi vurgulanırken, yapılandırılmış uzun süreli psikoeğitim programlarının da öğrencilerin sosyal kaygı seviyelerini ve belirtilerini pozitif etkilemede önemli bir araç olabileceğinin önemi de belirtilmiştir.
Kabul ve kararlılık terapisi ve bilişsel davranışçı terapi temelli psikoeğitim programlarının sınav kaygısına etkisi
Bu araştırmanın amacı Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) temelli psikoeğitim programının lise son sınıf öğrencilerinin sınav kaygısı düzeyine etkisinin incelenmesi ve geleneksel Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) temelli psikoeğitim programı ile karşılaştırılmasıdır. Deneysel desende gerçekleştirilen araştırmada veri toplama araçları olarak Kısa Semptom Envanteri, Sınav Kaygısı Envanteri, Kabul ve Birleşme Ölçeği Gençler-8 ve Otomatik Düşünceler Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya dahil olma ölçütlerini karşılayan denekler ACT, BDT ve kontrol grubu olmak üzere üç gruba atanmıştır. ACT grubunda yer alan deneklere yedi oturum, BDT grubunda yer alan deneklere ise sekiz oturumluk psikoeğitim programı uygulanmış; kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Araştırma sonuçları hem ACT hem BDT'nin öğrencilerin sınav kaygısı düzeylerini azaltmada etkili olduğunu; bu etkinin izleme dönemlerinde de devam ettiğini göstermektedir. Bununla birlikte uygulama sonrasında ACT grubunda yer alan deneklerin kaçınma ve birleşme düzeylerinde anlamlı azalma olduğu; BDT grubundaki deneklerin ise otomatik düşünce sıklıklarının azaldığı görülmüştür. Araştırma bulguları gruplara seçkisiz atama yapılamaması nedeniyle güçlü neden sonuç ilişkileri kurulmasına imkân vermese de sonuç olarak, geleneksel BDT'ye göre yeni bir yaklaşım olan ACT'in öğrencilerin sınav kaygısını azaltmada BDT kadar etkili bir yaklaşım olduğuna dair önemli veriler sunmaktadır.
Bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının bipolar bozukluk tanılı hastaların algılanan stres düzeyi ve duygu düzenleme stratejilerine etkisi
Bu araştırma, bipolar bozukluk tanılı hastalara verilen bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim programının hastaların duygu düzenleme stratejileri ve algılanan stres düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneysel model olarak yürütüldü. Gaziantep ilindeki Toplum Ruh Sağlığı Merkezlerine kayıtlı bipolar bozukluk tanısı almış hastalar araştırmanın evrenini, araştırma kriterlerine uyan 35 deney ve 36 kontrol grubu olmak üzere toplam 71 hasta çalışmanın örneklemini oluşturdu. Bilinçli Farkındalık temelli psikoeğitim programı haftada 2 oturum, toplam 6 oturum olarak grup eğitimi şeklinde uygulandı. Oturumlar 3 haftada tamamlandı.Veriler, Sosyodemografik Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (BİFÖ), Duygu Düzenleme Anketi (DDA) ve Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ) ile toplandı ve SPSS 22.0 paket program ile analiz edildi. Çalışmaya katılanların; %61,9'u erkek, %86,3'ü evli, %53,5'i 25-44 yaş arasında olduğu, %66,2'sinin bipolar tanısını 20-39 yaşları arasında aldığı belirlendi. Son testte deney grubunun kontrol grubuna göre BİFÖ ve DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma boyutunun ortalamasının anlamlı düzeyde azaldığı belirlendi (p<0.05). Grup içi karşılaştırmalarda deney grubunun ön teste göre son test BİFÖ, DDA Bilişsel Yeniden Değerlendirme puan ortalamaları anlamlı düzeyde arttığı, ASÖ ve DDA Bastırma puan ortalamaları anlamlı düzeyde azamıştır (p<0.01). Kontrol grubunun grup içi karşılaştırmalarında ise son testte DDA Bastırma ve ASÖ toplam puan ortalamalarında anlamlı bir değişiklik görülmedi (p>0,05). Bilinçli Farkındalık Temelli Psikoeğitim Programının hastaların bilinçli farkındalığını arttırmada, algılanan stresini azaltmada ve duygu düzenleme stratejilerinde olumlu yönde etkisi olduğu belirlendi. Bipolar bozukluk tanılı hastaların tedavisinde, bilinçli farkındalık temelli psikoeğitim uygulamalarının psikiyatri hemşireleri ve diğer ruh sağlığı profesyonelleri tarafından verilmesi önerilmektedir.
Şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine verilen psikoeğitim workshop programının bakım yükü, ilaç uyumu değerlendirme ve problem çözme becerilerine etkisi
Araştırma şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine verilen psikoeğitim workshop programının bakım veren aile üyelerinin bakım yükü algısı, ilaç uyumunu değerlendirmesi ve problem çözme becerilerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Ankara Şehir Hastanesi Psikiyatri kliniği ve polikliniğinde takip edilen 36 (18 deney ve 18 kontrol) şizofreni hastasının aileleri oluşturmaktadır. Araştırmada Sosyodemogrofik Özellikler Formu, Zarit Bakım Yükü Ölçeği, Problem Çözme Envanteri ve Şizofreni Hastalarına Bakım Veren Aile Üyelerinin İlaç Uyumunu Değerlendirmesi Soru Formu uygulanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS Statistics 25.0 programı kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda şizofreni hastalarına verilen eğitimin bakım yükü toplam puanları ve ilişkilerde bozulma, ekonomik yük ve bağımlılık alt ölçek puanlarında deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir fark olduğu ve bakım yükünün azaldığı belirlenmiştir (p<0.05). Verilen eğitimin aile üyelerinin ilaç uyumunu değerlendirmesine etkisi incelendiğinde aile üyelerinin eğitim sonrası bakım verdikleri bireylerde ilaç uyumunun arttığını belirtmiş ve farkın anlamlı olduğu tespit edilmiştir (p<0.05). Çalışmada eğitim sonrası deney grubunda ilaç uyumu değerlendirmesinde ve problem çözme becerilerinde artış olduğu ancak farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p>0.05). Sonuç olarak şizofreni hastalarına bakım veren aile üyelerine psikobiyolojik müdahalelere göre verilen ilaç eğitiminin bakım yükünü azalttığı, problem çözme becerileri ve aile üyelerinin ilaç uyumunun değerlendirmesinde artış olduğu ancak farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bakım verici, problem çözme becerileri, psikiyatri hemşireliği, psikoeğitim, şizofreni
Yabancı uyruklu öğrenciler ile ev sahibi öğrencilerin sosyal uyumlarında göç travması önleyici psiko-eğitim programlarının etkisi
Göç süreci hem göçmenler için hem de ev sahibi toplum için zorlayıcı unsurlar barındırmaktadır. Çocuklar bu süreçte en fazla olumsuzlukları yaşayan gruplar arasındadır. Geldikleri ülkede dil sorunu, uyum sorunu, eğitim sorunu, ebeveyn kaybı gibi tek başlarına çözmeleri güç problemler yaşamaktadırlar. Bu çalışmada Türkiye'ye göçle gelen okul çağındaki yabancı öğrencilere karşı yerel öğrencilerin empati becerilerini geliştirmeye dönük psiko-eğitim programının geliştirilmesi ve denenmesi amaçlanmıştır. Göç temel kavramları ve göçmen çocukların eğitimi ile devam eden çalışmada psiko-eğitim programına yer verilerek üzerinde durulması gereken bir konu olduğu vurgulanmak istenmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden gerçek deneysel desenin uygulandığı bu araştırmada deney ve kontrol grupları ile çalışma yapılmıştır. Gerçek deneysel desende denek havuzundan grupların yansız ataması sağlanmaktadır (Karasar, 2020). Veri toplama araçları olarak "Çocuk ve Ergenler İçin Empati Ölçeği" ve "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çankırı ili merkezinde yapılan bu çalışmada 8 oturum için geliştirilen psiko-eğitim uygulaması gerçekleştirilmiştir. Bu ilkokulda 4. Sınıfa devam eden 74 öğrenciden 14 öğrenci yansız atama ile 2 gruba ayrılmıştır. Kontrol ve deney grubu öğrencilerine 8 oturum sonunda ön test ve son test puanlarında empatik becerilerinde anlamlı bir farklılığın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.