Novel

1,323 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Muhtar Avezov'un Abay Yolu romanında tur, jür, otır, jatır kalıp fiilleri

Muhtar Avezov, Kazak eğitimci, yazar, çevirmen, eleştirmen, siyasetçi, düşünür. Kazakların en verimli yazarlarından biridir. Kazak destanları ve genel Türk edebiyatı ile araştırmalar yapmış; hikâye, çeviri, deneme, roman türlerinde eserler vermiştir. Abay Yolu, Muhtar Avezov'un kaleme aldığı dört ciltlik destansı biyografik roman. Avezov'un, hatta bütün Kazak Edebiyatının en büyük eseri olarak değerlendirilir. Abay Yolu, Kazak halkını, edebiyatını, kültürünü, folklorunu dünyaya tanıtan ve en iyi şekilde temsil eden eserdir. Avezov'un adını ebediyen yaşamasını sağlayan ve onu "sönmeyen yıldızlar"dan birisi yapmıştır. Kazak Türkçesinde şimdiki zaman kipinin en sık karşılaşılan bu şekli, fiil kök veya gövdesine -p, -a, -e, -y zarf-fiil eklerinden birinin ilave edilmesinin ardından "jatır", "jür", "tur", "otır" unsurlarından birisinin getirilmesiyle yapılır. Kazak Türkçesinde yaygın olarak kullanılan birleşik yapıların içerisinde sıkça geçen "jatır", "jür", "tur", "otır" yapıları cümlede gerçek anlamlarını koruyarak temel fiil olarak da kullanılmaktadır. Şimdiki zaman çekiminde "tur", "jür", "otır", "jatır" unsurlarının hangisinin ne zaman kullanılacağına dair kesin kurallar yoktur ve bunların kullanım sahaları dili konuşan insanların alışkanlıklarıyla ilgilidir. Ayrıca, başka bir bakış açısıyla değişik anlam ayrıntılarının oluşması, temel fiille yardımcı fiiller arasında bağlantı sağlayan -p, -a, -e, -y zarf-fiillerinden hangisinin tercih edileceğine bağlıdır.

Abay YoluAvezov, MuhtarDilbilgisi+2
Ayfer Çevik
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vedat Türkali, eserleri ve aydın konusuna farklı bir bakış

Bu tez ilk olarak, yirminci yüzyıl Türkiye'sinin en önemli komünist aydınlarından birisi olan Vedat Türkali'nin siyasal ve entelektüel portresini çizmeyi amaçlamaktadır. Ardından aydın kavramını tarihsel bir perspektifle ele alıp, tarihin kırılma noktalarında aydının dünyayı yorumlama ve bu dünyada kendine yer edinme çabasının niteliği ortaya konmaya çalışmaktadır. Burada aydına dair yapılan değerlendirme, tercüme sorununu dışsallaştırmıştır. Nitekim Türkiye'deki alanyazım içersindeki kavram dolayımlarının karşılıklılık ve tercüme sorunu bu tezin konusu değildir. Son olarak, Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına ve Mavi Karanlık adlı romanlarında 27 Mayıs ve 12 Eylül'e giden süreçlerin aydının düşünce dünyasının matrislerini belirlemedeki etkisinin açıklanması hedeflenmektedir. Türk siyasal hayatı ile Türk edebiyatını irtibatlandırmayı hedefleyen çalışma, romanların siyasal hayat çalışmalarında dönemi ve dönem insanlarını anlama açısından yakaladığı gerçeklik, başka türden bir arşiv niteliği taşımaktadır. Çalışmada veri toplama yöntemi olarak literatür taraması yapılmıştır. Önce birinci dereceden kaynaklar, ardından ikinci dereceden kaynaklar okunup fişlenmiştir. Romanların siyasal hayat çalışmalarında kullanılmasına ilişkin izlenecek yöntemsel modelde iki önemli uğrak vardır. İlk evre, çalışmada ele alınan eserlerin yazarlarının dönemlerin kapsamının belirlenmesi ve sorunsalın kurulmasıdır. İkinci evre, metnin yazılma aşamasıdır. Bu aşamada, roman kişilerinin yer yer anlatıya dâhil edilmesi, konuşturulması ve roman tasvirlerinin kullanılması söz konusudur. Bu tezin iki dayanağı vardır: İlki, biyografilerin ve romanların siyasal hayat çalışmalarına katkısının ortaya konmasıdır. İkincisi, Aydınlanmanın iki farklı varyantı olarak beliren evrensel entelektüel ile Türk aydını arasındaki kopukluğun temelinde yatan soyut ve idealize edilmiş devlet anlayışının açıklanmasıdır. Bu bağlamda tez, tarihsel ve siyasal süreçlerin aydın üzerindeki etkisini hem fonda devlet siluetine odaklanan bir Vedat Türkali portresiyle hem de var olan gerçekliği yeniden dizayn eden ve gerçekliğin tutarsızlıklarını, eksikliklerini ortaya koyan romanlar üzerinden ortaya koymuştur. Böylelikle, Türk aydının evrensel anlamda bir içerik kazanmasının ancak zihinsel ve eylemsel alanda otoriteden kopuk, halkla bağlantılı görece özerk bir alan inşa etmesi ile mümkün olabileceği sonucuna varılmıştır.

AydınlarRomanSiyasi hayat+2
Tansu Özcan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1980 dönemi Türk romanında bilincin sunumu

1970'lerin sonunda artık keskinleşmiş olan ideolojik ayrımlar, kaotik durum ve ekonomik sıkıntıların ciddi bir boyuta gelmesiyle 12 Eylül 1980 tarihinde hükûmete karşı askerî darbe gerçekleştirilmiştir. Darbe hükûmetinin oluşmasından toplumsal baskı artırılmış modernleşme ve kentleşmenin de etkisiyle insanlar, içe kapanmaya başlamışlardır. Bu içe kapanma sürecinden edebiyat da etkilenmiş, dış gerçekliği anlatmaktan vazgeçerek bireye, içe, bilince yönelmiştir. Bu tezde bireyin kendine döndüğü bu dönem ve dönemin romanları mercek altına alınmış, on yıllık evrenden seçilen örneklem Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler kitabında beliren bilinç aktarım kuramıyla ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Dorrit Cohn da çalışmasında anlatıcı ve kurmaca karakteri arasındaki ilişkiyi ele almıştır. Bu tezin ilk bölümünde, Dorrit Cohn'un Şeffaf Zihinler: Kurmaca Eserlerde Bilincin Sunumu eserindeki görüşleri özetlenerek birinci ve üçüncü şahıslı eserlerde, anlatıcı-karakter ilişkisinin irdelenmiştir. İkinci bölümde, 1980 döneminden sonraki on yıllık süreçte yazılmış on iki roman seçilerek Dorrit Cohn'un anlatıcı-karakter ilişkisini birinci ve üçüncü şahıs bağlamındaki bilincin sunumu kuramı baz alınarak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cohn, monolog, bilinç, anlatıcı, karakter.

AnlatıcıBilinçCohn, Dorrit+4
Nilay Bilir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm

1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.

EstetikEstetik romanModernizm+3
Burak Biçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1970'ler romanına toplumsalın yansıması

Türkçe Sözlük'te toplum, aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü anlamına gelir.1 Bu sosyal yapının kültürel sembolleri, davranış şekilleri, değer sistemleri gibi çeşitli unsurları ve işlevleri bulunur. Bunlardan biri ya da birkaçı değişiklik gösterdiğinde toplumsal yapıda farklılaşmalar meydana gelir. Bu değişimde fiziki-coğrafi etmenler, demografik etmenler, iktisadi etmenler, teknolojik gelişmeler, din ve sosyal hareketler gibi pek çok unsur rol oynar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görünen toplumsal değişme bazen olumlu bazen olumsuz yanıtlar verebilir. Bu durum sadece sosyoloji, iktisat ve politikanın odak noktasında değil doğrudan insanı anlamaya ve ifade etmeye yönelen edebiyatın da dikkate aldığı bir durumdur. Bu bağlamda olmak üzere tez çalışmasında 70Tİ yıllar toplumunu esas alarak Türkiye'de siyasi, sosyal ve iktisadi unsurların ne ölçüde etkilenip değişim yaşadığı incelenmiş ve bu değişimin Türk edebiyatı yazarları tarafından nasıl algılandığı ve neticesinde meydana getirdikleri romanlar üzerinden nasıl işledikleri araştırılmıştır. 1 Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dili Kurumu Yayınlan, 2005, s. 1993. Anahtar Kelimeler: toplumsal yapı, değişim, gelişme, 1970-1979 yıllan, roman, çatışma, sımf

DeğişimRomanSosyal değişme+3
Merve Gün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Contemporary political history of Afghanistan according to Khaled Hosseini's books

Afghanistan's political history has always been an important and interesting issue for writers, especially political history of the last 30 years of Afghanistan, because it has a lot of changes and mutations, so different writers with different views has written about it. In other side the international acclaim from Khaled Hosseini novels (The Kite Runner and A Thousand Splendid Suns), shows that political-historical realities about Afghanistan in these novels are interesting for people in the world, and make them curious about Afghanistan. Even some peoples believe that these political- historical realities along with extensive advertising made these novels' reputation. (But we should consider that facts which mentioned in novels have been offered with good literary and artistic features.) In this study, after a short review of these novels, and also historical and political realities of Afghanistan, I want to accordance events in these novels with Afghanistan's political history. This study seeks to evaluate contemporary political history of Afghanistan according to Khaled Hosseini's novels. In this study I want to understand the political history of the country in the last half century, what happened in this period and how, on the other hand want to check whether the facts mentioned in Hosseini's novels completely true and matches with the other books in field of Afghanistan's political history or not? Has Khaled Hosseini written according to his own perception of historical events, or novels are consistent with the facts? To obtain this offer and achieve the purpose of research, I will use different books from Afghan and foreign writers and also evaluate every single political event which mentioned in the novels and other books.

AfghanistanHosseini, KhaledNovel+4
Ehsan Ahmad Najm
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir eleştirmen olarak Berna Moran

Türk edebiyatına Tanzimat döneminde giren eleştiri türü, 1950'lerden itibaren farklı kuramların kullanılmaya başladığı bir tür olmuştur. Farklı kuramlardan ve yöntemlerden faydalanarak eleştirinin nesnel bir boyut kazanmasını sağlayan akademi kökenli isimler arasında Berna Moran'ın önemli bir yeri vardır. Dört bölüm olarak düzenlenen bu çalışmada Moran'ın Türk edebiyatıyla ilgili çalışmaları merkeze alınmıştır. Bu çalışmada, Berna Moran'ın hayatı, eğitimi ve etkilendiği isimlerden yola çıkılarak eleştirmenliğinin altyapısı belirlenmeye çalışılmıştır. Bunun yanı sıra, Edebiyat Kuramları ve Eleştiri ve üç ciltlik Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış'taki görüşlerinden ve uygulamalarından faydalanarak çalışmalarında önemli bir yer tutan eleştiri yöntemleri hakkındaki görüşleri ve onları eleştirilerine hangi noktalarda, ne ölçüde dâhil ettiği; üslubu göz önüne alınarak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi incelenmiştir. Ayrıca Edebiyat Üzerine: Makaleler Röportajlar adlı eserde yer alan yazılarından yola çıkılarak eleştiri ve eleştirmenle ilgili görüşlerine değinilmiştir. Çalışma yöntemi, metinlerinin kurgusu ve üslubu da göz önünde bulundurularak eleştiri anlayışı ve eleştirme yöntemi irdelenmiştir.

BiyografiEdebi eleştiriEdebiyat kuramları+5
Arif Keskin
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessDE

Diller arasındaki yapısal farkların edebî çeviri sürecine etkisi: Halid Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu romanı örneğinde

The idea that the activity of translating is not a mere linguistic transfer but rather that it is a multidimensional activity with complex nature is accepted by modern translation theories in general. What complicates the work of translating so much is the existence of several factors which influence the process of translating directly or indirectly. Structural differences between the languages involved in the translation process are an example for one of these factors which influence the translation process directly. There are some similarities between certain languages in the world, as they belong to the same language family. But it is not possible to speak about a complete identity even between these languages. Since the lifestyle and cultural values of a community affect the morphology, the syntax and the vocabulary of a language. On the basis of these presuppositions, this study seeks to answer the question: "What effect do the syntactical and morphological differences between Turkish and German have on the literary translation process?". In accordance with this purpose, Halid Ziya Uşaklıgil's novel Aşk-ı Memnu and its German version with the title Verbotene Lieben translated by Wolfgang Riemann were analyzed comparatively on the basis of translation theories. First of all, the source text and its translation were analysed by taking the "translation-oriented text analysis model" of Christiane Nord as a basis. After that, the translation problems caused by interlingual structural differences were determined and it was examined which translation techniques were used by the translator to solve such problems. As a result, it was noticed that the translator preferred a content-oriented method of translating by disregarding some of the literary characteristics of the source text. In the translation process, he paid special attention to making the source text easily readable for German readers. But in the translation analyses it was determined that for some parts of the source text it was possible to keep both the content and the literary style of the source text. Keywords: Literary Translation, Aşk-ı Memnu, Interlingual Structural Differences, Style

Murat Erbek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessDE

Kültür spesifik çeviri incelemesi: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın huzur romanının karşılaştırmalı analizi

In the study, a comparative analysis of the German translation version of the novel 'Huzur', written by Ahmet Hamdi Tanpınar has been investigated in the context of the scientific principles of criticism. The culture-specific samples, selected from the novel, provide for the study the comparative critics. The desired point to be reached is to determine, how the culture-specific examples, selected from the source text, transferred by means of cultural elements in the target culture and how these elements are in the target culture receipted. The study is made up of four sections. The first section involves the translation process, translation studies, translation theory, translation criticism and theoretical information about culture. In the second section the subject of the study is firstly in the original language, then in the target language analyzed. In addition to this, information about the author and the translator of the work is presented. The third section consists of a comparative analysis made in accordance with the scientific information, obtained from the first section The last section is intended as a summary. The results of the comparative analyses are given and in accordance with these data, the possible solution offers are discussed. In this context, the comments are generated from the transfer of the work is mainly related not to structural, but to contextual properties. Keywords: Translation, Equivalence, Literary translation, Literary translation criticism, Culture, Analysis, Meaning beyond the text

Çağla Karabayır
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Pamuk'un romanlarında Batı imgesi

Bu araştırma Orhan Pamuk'un romanlarındaki Batı imgesini tahlil eder. Özellikle bu çalışma, Türk kimliğinin Batı dünyası tarafından nasıl etkilendiğini irdeler. Türk kimliği sorunu Pamuk'un romanlarında ele alınan başlıca temalardan biridir. Pamuk, ilk romanı Cevdet Bey ve Oğulları'ndan itibaren Doğuyla Batı arasında salınan bir dünyaya ait olan karakterlerin kimlik krizini derinlemesine incelemiştir. Günümüzde Türkiye Doğulu ve Batılı kültürlerin arasında bir köprü olarak görünür. Pamuk da eserlerinde ustaca Batılı ve Doğulu edebiyat geleneklerini birbirine karıştırır. Buna rağmen, karakterlerinin açmazları daha karmaşık bir gerçeği gösterir: Bireylerin, bu iki farklı dünyadan gelen gerilimler arasında bir denge bulmakta sorun yaşadıkları görülür. Antropolojinin kuramlarını ve edebiyat eleştirisini birleştiren bir disiplinler arası yaklaşım kullanarak, bu çalışma, Pamuk'un romanlarında, hangi düşünce, değer ve kavramların Batı dünyası ile bağdaştırıldığını belirlemeyi hedefler.

BatıEdebiyat antropolojisiKimlik+6
Elıan Saıa
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Milli Mücadele Dönemi yazarlarından Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi

Bu çalışmada Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu örneğinde Milli Mücadele Dönemi romanlarının popüler kültür içerik özellikleri bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, Halide Edip Adıvar'ın Ateşten Gömlek (1923), Kalp Ağrısı (1924) ve Vurun Kahpeye (1923); Reşat Nuri Güntekin'in Ateş Gecesi (1942), Damga (1924), Gizli El (1924) ve Yeşil Gece (1928); Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ankara (1934), Kiralık Konak (1922), Sodom ve Gomore (1928) ile Yaban (1932) adlı romanları incelenmiştir. Çalışmada, öncelikle yöntem üzerinde durulmuş ve çalışmanın nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Çalışmanın kuramsal çerçeve ve tarihsel ardalan bölümünde ise öncelikle Marksist Ekonomi Politik Yaklaşıma değinilmiş ve bu bağlamda popüler kültür tartışması yapılmıştır. Sonrasında ise Milli Mücadele Dönemi'nin sosyo-kültürel ortamı değerlendirilmiş, yazarların yaşamı, sanat anlayışları ve değerlendirmeye alınan romanlarının konuları üzerinde durulmuştur. Çalışmada, popüler kültürün belirleyicisinin üretim anındaki siyasal ve ekonomik ilişkiler olduğu görüşü temel alınmıştır. Bu bağlamda yapılan değerlendirmede, Milli Mücadele Dönemi popüler kültür içerik özelliklerinin dönemin sosyo kültürel ve ekonomik yapısı doğrultusunda biçimlendiği ve dönemin popüler kültür içerik özelliklerinin günümüzün popüler kültür özellikleri ile benzerlik gösterdiği ve her iki dönemde de popüler kültürün işlevinin aynı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Sözcükler: Marksist ekonomi politik, Popüler kültür, Milli mücadele dönemi

Adıvar, Halide EdipGüntekin, Reşat NuriKaraosmanoğlu, Yakup Kadri+5
Duygu Ünalan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessDE

Michael Endes Roman "Die unendliche Geschichte" im Türkischen. Eine übersetzungskritische Analyse

It is well known that translation of children's and youth literature bears special importance in Translation Studies and contains many translation problems. Furthermore, there have been very few translation criticism studies in the field of children's and youth literature translation. The aim of this study is to contribute to discussions on translation of children's and youth literature through the example of Michael Ende's children's fantasy novel Die unendliche Geschichte, which has been translated into many languages. The first Turkish translation of the novel, entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saadet Özkal in 1986 and published by Ren. The second translation, also entitled Bitmeyecek Öykü, was made by Saffet Günersel in 1996 and published by Kabalcı. A third translation by Saadet Özkal was published by Kabalcı in 1999 once again with the same title. The children's fantasy novel Die unendliche Geschichte includes many translation problems especially due to the fact of having specific visual, linguistic and stylistic means. The purpose of this study is to analyze different translation techniques of the mentioned translators within the scope of functional and child-centered theory, to discuss its translatological aspects, and to find out to what extent the translation techniques effect the translation quality. First, analysis was conducted to determine the skopos of translations based on paratexts. This was followed by an identification of the sections that convey message of the source text and constitute a translation problem. The translation techniques which were benefited by the translators to solve translation problems were analyzed comparatively. According to this, Özkal's (Ende, 1986; 1999) translation is the source text oriented and Günersel's (Ende, 1996) translation is the target recipient oriented by considering of translation function.

Gülsüm Uğuz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı adlı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma adlı romanına feminist bir yaklaşım

Cinsiyet, biyolojik özellikler temel alınarak belirlenen bir kavramdır. Toplumsal cinsiyet ise toplum tarafından belirlenen ve bir cinsiyetten beklenen rolleri ve davranışları içeren bir kavramdır. Bu konuda önemli olan, toplumsal cinsiyet rollerinin her kadına ya da erkeğe uymadığı ve her bireyin farklı yeteneklere ve ilgi alanlarına sahip olabileceğidir. Toplumsal cinsiyet rolleri bireylerin özgür iradelerini kısıtlayabileceği gibi cinsiyet eşitsizliğine de sebep olmaktadır. Toplumsal normların sebep olduğu cinsiyetçi tutum iş, eğitim, siyaset ve diğer sosyal bilimlerde olduğu gibi edebiyatın konusu olarak da karşımıza çıkmaktadır. Erkek egemen bir tür olan polisiye romanlara, zamanla kadın karakterler dahil edilse de kadın dedektifler, türün yapısı gereği toplumsal cinsiyet rollerini aşamayan karakterler olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada, Agatha Christie'nin Ölüm Çığlığı romanı ile Sir Arthur Conan Doyle'un Kızıl Soruşturma romanı, Jane Marple ve Sherlock Holmes karakterleri kapsamında, feminist eleştiri yönteminden faydalanarak incelenecektir. Sherlock Holmes ve Jane Marple'ın, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında olaylara bakış açıları, yöntemleri ve mesleki başarıları karşılaştırılacaktır. Bu çalışma ile polisiye roman türünün başarılı yazarlarından olan Agatha Christie'nin kurgusal kadın dedektifi Miss Jane Marple ve Sir Arthur Conan Doyle'un kaleme aldığı Sherlock Holmes isimli erkek dedektif karakter arasındaki benzer ve farklı yönleri ortaya çıkarmak, kadın ve erkek dedektif karakterlerin polisiye roman türüne nasıl uyum sağladıklarını saptamaya çalışmak amaçlanmaktadır.

Christie, AgathaCinsiyet rolleriCinsiyetçilik+7
Burcu Altın
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Masaldan romana kahramanın serüveni: Yere Düşen Dualar ve Yerkuşağı'na eko feminist bir yaklaşım

Masallar insanlar var olduğundan beri çeşitli coğrafyalara köklerini salarak yayılan bir sarmaşık gibidir. Aynı tohumdan üreyen masalların kökleri farklı kültürlerden beslenerek büyümeye ve o kültürün yapı taşlarına göre şekil almaya devam etmektedir. Fakat bu masal toprağı o kadar bereketlidir ki sadece farklı kültürlerin bünyesinde nesilden nesile aktarılmakla kalmaz aynı zamanda da farklı disiplinlerin dallanıp budaklanmasınakatkı sağlamaktadır. Edebiyat da bu disiplinlerden biridir. Masalların sembol yüklü dili ve eğretilmeli anlatımı günümüz çağdaş edebiyatında da çeşitli amaçlarla kullanılmaya devam etmektedir. İnsanlığın gezegenimize etkisinin ciddi seviyelere ulaşmasıyla karşılaşılan ekolojik krizin ardından edebiyat da birçok bilim gibi çalışmalarında bu konuya dikkat çekmektedir. Ataerkil düşünce sisteminin bir sonucu olan kadının ve doğanın tahakküme maruz bırakılması günümüzde tartışılan en önemli konulardan biri haline gelmiştir. Ataerkil sistemin, kadını ve doğayı görme şekli ve insan ve insan olmayan arasındaki ilişkilenme biçimleri üzerine eleştiriler getirilmektedir. Bizde bu çalışma ile disiplinlerarasılık ilkesine dayanarak Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar ve Deniz Gezgin'in Yerkuşağı romalarını masal unsurları bağlamında ekofeminist yöntem ile karşılaştıracağız. Yapılacak olan tez çalışması ile amaçlanan, folklor ve metinlerarasılık ilişkisini masal ve roman bağlamında incelemek ve söz konusu ilişkiyi eko-feminist yöntem ile ele alarak güncel toplumsal bir mesele haline gelen kadın ve doğanın ataerkil yapı tarafından kontrol altına alınmasının edebiyata yansımalarını tartışmaktır. İnsanın hem karşı cins ile hem de doğa ile olan ilişkilenme biçimlerini çağdaş edebiyat metinleri üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: masal, postmodern edebiyat, ekofeminizm, disiplinlerarasılık, karşılaştırmalı edebiyat.

DisiplinlerarasıEkofeminizmKahramanın yolculuğu+5
Minel Demirel
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Salgın edebiyatına karşılaştırmalı bir yaklaşım: Orhan Pamuk ve Gabriel García Márquez'de salgın hastalık

Bu çalışmada Orhan Pamuk'un Veba Geceleri ve Gabriel García Márquez'in Kolera Günlerinde Aşk adlı eserlerinde salgın hastalık teması karşılaştırmalı olarak incelenecektir. Çalışmada sosyolojik eleştiri yönteminden faydalanılacaktır. Çalışmanın amacı, edebi eserlerde salgın hastalık temasının nasıl ele alındığını göstermektir. İki farklı ülkenin salgın temalı edebi eserlerinde dönemin tarihi, sosyolojisi, siyasi ve dini görüşleri yer alacaktır. Salgın hastalıkların toplumlarda bıraktıkları etki ve sonuçlar ele alınacaktır. Veba Geceleri'nde veba, Kolera Günlerinde Aşk eserinde ise kolera çalışma konusu olacaktır. Öncelikle veba ve kolera hastalıklarının tarihsel kökeni hakkında bilgi verilecektir. Sonrasında ise Türk ve Dünya edebiyatında salgın hastalıklara yer veren edebi eserler hakkında kısa açıklamalar yapılacaktır. Veba Geceleri ve Kolera Günlerinde Aşk eserlerinde yer alan metaforik anlatımlar hakkında bilgilendirme yapılacaktır. Çalışmanın ilerleyen kısımlarında ise, edebi eserlerde salgın hastalıklara karşı alınan tedbirler açıklanacaktır. Burada karantina, tecrit ve diğer tedbir yöntemlerine değinilecektir. Sonrasında ise, salgın hastalıklarla birlikte her iki eserde gözlemlenen sosyal, dini ve siyasi etkileşimler ve sonuçları açıklanacaktır.

Bulaşıcı hastalıklarEpdemiKarantina+6
Canan Akbaba
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

12 Mart romanlarında öteki

Sosyal bir varlık olan insanın kendini tanımlaması ve tanıması ötekini keşfetmesine bağlıdır. Ben kendini ötekine göre konumlandırır ve inşa eder. Rönesans'tan itibaren Aydınlanma, Sanayi Devrimi vb. modernleşme süreçleri beraberinde coğrafyaların milletlerin sosyokültürel açıdan birbirlerinden ayrılmalarını hızlandırmıştır. Özellikle liberal ve kapitalist ekonomilerin hammadde ve pazar arayışı, Doğu ve Batı kültürlerini, kendilerini diğerlerine göre tanımlaması sonucunu yaratmıştır. Doğu- Batı ayrışması şeklinde belirmeye başlayan bu durum, daha sonra genişleyerek ve türevlenerek daha mikro alanlara da sıçramıştır. Kıtalar arası ötekileştirme/ötekileşme olgusu mahalleler ve hatta sokaklar arası ötekileştirmeye/ötekileşmeye kadar uzanır. Dünyadaki bu sosyolojik ve ideolojik ekonomik gelişmelerden Tanzimat'la birlikte modernleşmeye başlayan Osmanlı'nın da etkilenmemesi kaçınılamaz. Yaşanan endüstriyel gelişmelerin ardından kendi lehine siyasi üstünlük kuran Batı karşısında kendisini geride kalmış fark etmesinden itibaren Osmanlı da bu değişime ayak uydurmak adına birtakım girişimlerde bulunur. Tanzimat'ı takiben Islahat Fermanı, Meşrutiyet ve dahi Cumhuriyet, Türk toplumunun taammüden yönünü Batı'ya çevirdiğinin resmidir. Ne var ki bir medeniyetten başka bir medeniyete geçiş arzusu beraberinde toplumsal kırılmaları ve dolayısıyla çatışmaları da getirir. Özellikle Cumhuriyet sonrası erken modernleşen toplumsal kitleler ile görece muhafazakâr kitle arasında uçurumlar oluşmaya başlar. Diğer taraftan sosyalizm, komünizm, faşizm liberalizm vb. sosyal ya da ekonomik tabanlı ideoloji arayışları bu ayrışmayı daha da hızlandırır. Türk siyasi tarihinde yaşanan ve demokrasiyi kesintiye uğratan 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül Darbeleri de bu çerçevede değerlendirilebilir. 12 Mart Muhtırası sürecinde ideolojik nedenlerle ortaya çıkan öğrenci ve işçi hareketlerinin yol açtığı şiddetli çatışma ortamı edebî eserlere de yansır. Çünkü bu ideolojik çatışmaların zirveye çıktığı nokta 12 Mart sürecidir. 12 Mart romanları dönemi aydınlatma ve ötekilikleri anlamlandırma konusunda önemlidir. Dönemi ele alan romanlar, siyasi ortamı, devlet birey ilişkisini, sağ-sol çatışmasını realist bir bakış açısıyla yansıtır. İdeolojik zıtlıkların beslediği ötekilikler, sokak çatışmalarının anarşi ortamına dönüşmesine sebep olur. Devrimci romancılar, devrimci güçlerin maruz kaldığı ötekiliği, devletin sağ ideolojinin yanında olduğu fikrini yapıtlarına taşırlar. Buna karşın sağcı romancılar devrimci mücadelenin dış güçlerin güdümünde hareket ederek devleti yıkmaya çalıştığı fikrini savunur. Çalışmamızda 12 Mart romanlarında yer alan ötekiliğin sebepleri ve sonuçları, ideolojik, iktisadi, kültürel, dinî ötekilikler bakımından incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öteki, 12 Mart Muhtırası, Devrim, Komünizm, Oryantalizm, Sağ-Sol Çatışması.

12 Mart 1971 DönemiRomanÖtekilik
İsa Kayıhan
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal düşünceler bakımından Adalet Ağaoğlu romanları

Edebiyat ile siyaset, birbirlerine oldukça yakın iki çalışma alanıdır. Buna rağmen, her ikisi arasındaki bağı güçlendirecek nitelikteki çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Akademik düzeyde ise edebiyatın siyaset yahut siyasetin edebiyatına dair hemen hiç çalışma bulunmamaktadır.?Siyasal Düşünceler Bakımından Adalet Ağaoğlu Romanları? adlı bu çalışma edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tez, Giriş hariç, genel hatlarıyla yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Olay Örgüsü; İkinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Ortak Özellikleri; Üçüncü Bölüm: Sosyal Hayatın Dönüştürücüsü Olarak İdeolojiler ve Siyasi Partiler; Dördüncü Bölüm: Siyasetin Gölgesi Olarak Sosyal Hayat; Beşinci Bölüm: Isıtan Değil Yakan Güneş Olarak Siyasal Ortam; Altıncı Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Siyasal Sınıflar; Yedinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Geleneğe Bakış adını taşımaktadır.Çalışma, edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkilerin teorik çerçevesinin kurulması ve bu ilişkiye pratik zemin oluşturma anlamında bir ilk adım olarak düşünülürse amacına ulaşmış demektir.

Ağaoğlu, AdaletRomanSiyaset+2
Ferda Atlı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Servet-i Fünûn romanında mekân

Türk romanı, Servet-i Fünûn döneminde, mekân unsuru açısından önemli bir mesafe kat etmiştir. Başta Halit Ziya Uşaklıgil olmak üzere, Servet-i Fünûn romancıları, mekânı ön planda olan bir öğe olarak kullanmışlardır. Servet-i Fünûn romanlarındaki mekân algısı, mekânın temel düzeydeki anlamının dışında sosyal çözümleyiciliği olan değerleri barındırması ve ruhsal durumu yansıtması bakımından özgündür. Bu çalışmada Servet-i Fünûn dönemi romanlarında mekân ele alınmış ve Servet-i Fünûn romanlarında mekânın poetiği üzerine geniş bir uygulamayı da içerisinde barındıran mekânsal çözümlemeye gidilmiştir.

Fantastik mekanFiziksel mekanKapalı alanlar+9
Abdulhakim Tuğluk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi

Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.

AnlatıErdoğan, AslıHikaye+5
Murat Parlakpınar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Edebiyat Dönemi Türk Romanında batı algısı

II. Meşrutiyet'in ilanı büyük bir açlıkla beklenen hürriyet fikrini getirmesi bakımından Osmanlı Batılılaşması için oldukça önemli bir aşamadır. II. Meşrutiyet'in akabinde milliyetçi isyanlar ve savaşlar neticesinde oluşmaya başlayan Milliyetçilik fikri oluşur. Özgürleşen Batılılaşma cereyanı ile milliyetçilik akımının fikrî sentezinden oluşan Milli edebiyat dönemi romanları bu iki zıt fikrin işlenmesi bakımından önemli bir yere sahip olmaktadır. Bu bakımdan Milli edebiyat romanları Batı'nın eleştirisi ve gerekliliği konusunda zengin verilere sahiptir. Bu çalışmamızda Milli edebiyat romancılarından Peyami Safa, Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin ve Refik Halit Karay'dan seçtiğimiz romanların barındırdığı Batılı unsurları inceleyerek Milli edebiyat döneminde mevcut olan Batı algısını tespit etmeye çalışacağız.Anahtar Sözcükler: Milli edebiyat, roman, kültürel değişim, Batılılaşma

BatıBatılılaşmaMilli edebiyat+3
Sümeyye Köksal
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İngiliz edebiyatında sömürgecilik ve kölelik: Aphra Behn'in Oroonoko veya Soylu Köle romanı örneği

Bir metnin sosyolojik açıdan okunması diğer okuma biçimleriyle kıyaslandığında daha avantajlı gözükmektedir. Yazar, eser, okur ve ilk üç bileşeni kapsayan toplum öğesi sosyolojik okuma sürecinde önemli faktörlerdir. Sosyal teorilere dayalı diğer okuma biçimleri bazı sınırlılıklara sahipken sosyolojik okuma, araştırmacılara daha geniş bir perspektif sunar.Bu çalışmada, Aphra Behn'in ?Oroonoko veya Soylu Köle? romanını, sosyolojik imgelemin bütüncül perspektifiyle okunması amaçlanmıştır. Behn'in eseri, sömürge edebiyatının birçok arketipini bünyesinde barındıran bir metin olarak, bir süreliğine İngiliz Edebiyatı'nda soylu vahşinin ilk sunumu; sömürgecilik karşıtı, kölelerin serbest bırakılması ve azat edilmesini destekleyen ilk roman olarak okunmuştur. Zamanla eleştirel bir okur grubu ortaya çıkmıştır. Bu grup, metine dair sahip olunan bu tür algıların ve rutin okumaların sarsılmasına ve gizemli noktaların açığa çıkarılmasına çalışmıştır. Bu çalışma da rutin okumaları sarsarak; bütüncül kavrayışını Edebiyat Sosyolojisinden alan kendi perspektifiyle benzer bir ideale hizmet eder.Bu çalışma kapsamında toplum ve edebiyat ilişkisine dair bazı konular ve kavramlar tartışılmıştır. Tarihsel arka plan dâhilinde ?kölelik, sömürgecilik, şarkiyatçılık, ırkçılık? gibi bazı kavramlar tanımlanmaya ve anlaşılmaya çalışılmıştır. ?Sömürgeciliğin ve Köleliğin Meşruiyeti? kölelik ve sömürgeciliğe dair muğlak bir meselenin açıklığa kavuşturulması açısından tüm bu konular içerisinde en önemli olanıdır. Shakespeare'den Defoe'ya sömürge edebiyatının ortaya çıkışı da tartışılmıştır. Behn'in sosyal statüsü, ideolojisi, eğitimi, arkadaş çevresi, ailesi, mesleği, medeni durumu ve hayatındaki değişimler de analiz edilmeye çalışılmıştır. Sosyolojik biyografisinin yanı sıra metindeki retoriği de çözümlenmeye çalışılmıştır. Son bölümde Behn'in eseri, kölelik ve sömürgecilik yönünden incelenmiştir. Sömürgecinin ve sömürülenin portreleri çizilmeye çalışılmıştır.Bu çalışma sonucunda, Behn'in metninin kölelerin azat edilmesinden yana olmadığı ve sömürgecilik karşıtı olmadığı sonucuna varılmıştır. Metin, karakterlerin köleleriyle olan ilişkileri açısından okunduğunda Behn'in söyleminde iki tür sömürgecilik modeli çözümlemek mümkün gözükmektedir. Birisi, Behn tarafından desteklenmekte diğeri ise eleştirilmektedir. Behn, şiddetle yönetilen ve işkenceye uğrayan kölelere sempati duyarken bir yandan da bünyesinde şiddet ve işkence olmayan yeni bir kölelik ve sömürgecilik paradigması kurmaya çalışmaktadır. Behn, okurlarına kölelerine asla eziyet etmeyen onları şiddet olmaksızın yöneten bazı karakterler ve aynı zamanda kölelerine tam tersi yönde muamelede bulunan bazı karakterler tanıtmaktadır. Bu mevzudaki temel sorun şudur: Gerçek hayatta şiddet olmaksızın var olan böyle bir sömürgecilik modelini görmek mümkün müdür? Sömürgecilik tarihine baktığımızda böylesi bir sömürgeciliğin daha önce var olmadığını görebiliriz. Öyleyse Behn, sömürgecilik ve köleliğe dair ütopik bir teori kurmaktadır. Böylece retoriğiyle yanılsamalar üretmekte ve plantasyon sahiplerinden oluşan yönetici sınıfı desteklemektedir. Fakat Behn, bunu yaparken (sömürgecilik ve köleliğe duyulan) nefretin yönünü zenginler sınıfının mensuplarından aşağı sınıf üyelerine çevirmek için bazı karakterleri nesneleri olarak kullanmaktadır.Behn'in barbar karakterlerinin de üst sınıfa ait olmaları gerçeğine rağmen, tutumları ve ahlaki değerleri Behn tarafından aşağı sınıfla ilişkilendirilmektedir. Bu çelişkide Behn'in görevi nedir? O, ürettiği yanılsamalar sayesinde, kendini beyaz sömürgeci ve sömürülen siyah nesne arasındaki barış elçisi olarak takdim eder. Behn'in metninde şiddetten ve işkenceden arındırılmış yeni bir sömürgecilik modeli sunulmaktadır. Böyle olsa bile, bütün köleler Behn'in gözünde aynı değere sahip değildir. Oroonoko, Behn için soyluluğu ve Avrupalılaştırılmış olduğu için değerlidir. Bununla birlikte romanın sonunda irrasyonel bir köleye dönüşecek ve eşinin canına kıyacaktır. Hikâyenin sonlarına doğru Behn'in soylu vahşiye dair fikirleri de değişecektir. İlk bakışta kölelere sempati duymasına rağmen, eserinin retoriğinde şarkiyatçı, ırkçı ve sömürgeci tutumlarını okumak mümkündür.

Behn, AphraIrkçılıkKölelik+5
Ümit Öztürk
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İbrahim Nasrallah'ın Rüzgâr Adlı romanının incelenmesi

Modern Arap ve Filistin edebiyatında önemli bir yere sahip olan İbrahim Nasrallah, dünya edebiyatında da tanınan bir yazardır. Nasrallah'ın eserleri pek çok dile tercüme edilmiştir. Yazarın roman, hikâye, şiir, sinema eleştirisi, resim ve fotoğrafçılığı da kapsayan geniş bir çalışma alanı bulunmaktadır. Özellikle roman alanında adını duyurmuş ve bu alanda pek çok ödül almıştır. Tezimizin konusu, Beyaz Atlar Zamanı üçlemesinin ilk kitabı olan "Rüzgâr " adlı romanıdır. Tarihî roman incelemesi olan bu tezde, eseri farklı açılardan ele almayı amaçladık. Modern Filistin edebiyatını, tarihini ve sosyo-kültürel yapısını irdelemeye çalıştık. İbrahim Nasrallah'ın Filistin sürgün/diaspora edebiyatı içindeki yeri ve onun romantizm ile ilişkisi üzerinde durduk. Böylece "sürgündeki/diasporadaki vatansever edebiyatı" alanında kayda değer örneklerden biri olan ve Türkçeye çevirisi bulunmayan Rüzgâr'ın önemini ortaya koymaya gayret ettik. Ayrıca bu romanın incelenmesiyle, Filistin direnişi ve Filistin kimliğinin bir edebiyat eseri üzerinden nasıl anlatıldığını göstermeyi amaçladık. Anahtar Kelimeler: İbrahim Nasrallah, Beyaz Atlar Zamanı, Rüzgâr, , Filistin Edebiyatı, , Diaspora.

Arap edebiyatıDiasporaFilistin+3
Şahiste Uçar
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler

Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler model şahısa uygun olanlar ve model şahısa tezat tipler olarak kendi içinde beş ayrı başlık altında incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cengiz Aytmatov, Sovyet ve Kırgız Edebiyatı, Tip ve Model Şahıs

Aytmatov, CengizEdebiyatKırgız edebiyatı+3
Netice Uray Akça
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Necati Tosuner hayatı, sanatı ve romancılığı

Türk Edebiyatı'na yazdığı öykülerle adım atan Necati Tosuner, kendine has söyleyiş tarzıyla edebiyatımızda farklı bir yer edinir. Bu farklılığı eserlerinde kullandığı dil ve anlatımla yakalayan yazarın, öykünün yanı sıra roman, tiyatro, deneme gibi edebi türlerde de ürün ortaya koyduğu görülür. Çocukken geçirdiği kazanın tesirinde kalan yazar, bireysel konulara yönelir. Türkiye'nin siyasi gündeminden etkilenerek zamanla toplumsal konularda da eser vermeye başlar. Bu sebeple Necati Tosuner'in ilk romanlarında bireysel temalı konular işlenirken, daha sonraki romanlarında toplumsal temalı konuların işlendiği görülür. Bu çalışmada, Necati Tosuner'in romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanların yapısı incelenirken Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışma iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümünde Necati Tosuner'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanlar sırasıyla; zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil ve anlatım, bakış açısı, tema başlıkları altında değerlendirilmiştir. Bu çalışma yapılırken konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Necati Tosuner, Roman, Yapı.

BiyografiRomanTosuner, Necati+2
Sümeyra Kundakçi
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Related subjects