Silver
72 theses under this subject heading
Ag-N-heterosiklik karben kompleksleri ve katalitik özellikleri
N-heterosiklik karbenler (NHC'ler), modern koordinasyon kimyasında güçlü ve çok yönlü ligandlar olarak öne çıkmaktadır. Elektronca zengin yapıları sayesinde metal merkezine güçlü σ-donör etkileşimleri sunar, bu da komplekslerin hem kararlılığını hem de katalitik etkinliğini artırır. Gümüş-NHC kompleksleri, NHC ligandlarının güçlü σ-donör özelliklerini gümüşün yumuşak Lewis asidik karakteriyle birleştirerek benzersiz bir kimyasal profil ortaya koyar. Bu kompleksler, özellikle kararlı öncül katalizörler olarak dikkat çeker. Son yıllarda Ag-NHC kompleksleri; aldehit, amin ve alkinlerin üçlü birleşme tepkimesi olan A3 eşleşme tepkimelerinde de kulllanılmaya başlanmıştır. A3 eşleşme tepkimeleri propargilaminlerin sentezi için kullanılan güçlü bir yöntemdir. Propargilaminler; çeşitli azot içeren bileşiklerin hazırlanmasında kullanılan çok yönlü ara maddelerdir. Bu alanda hem Ag-NHC komplekslerinin kullanımı kısıtlı olduğundan hem de reaksiyon kapsamı sınırlı substartlarla incelenmiş olmasından dolayı yeni katalizörler geliştirilmesi ve substrat çeşitliliğinin artırılması amacıyla bu tez çalışmasında; • Azot üzerine 2,2-dietoksietil ve 2,2-dimetoksietil grubu içeren benzimidiazolyum tuzları sentezlendi ve yapıları uygun spektroskopik yöntemlerle karakterize edildi. • Sentezlenen benzimidiazolyum tuzlarının Ag-NHC kompleklsleri sentezlendi ve yapıları uygun spektroskopik yöntemlerle karakterize edildi. • Sentezlenen Ag-benzimidiazol-2-iliden komplekslerinin A3 eşleşme tepkimelerindeki katalitik aktiviteleri incelendi.
Gümüş eklenmiş çeşitli simanların antibakteriyel etkinliklerinin ve materyal bağlanma dayanımının invitro olarak incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, ortodontide bantların simantasyonu için kullanılan geleneksel cam iyonomer, rezin modifiye cam iyonomer yapıştırıcı siman ve poliasit modifiye kompozit rezin materyallerine liyofilize edilmiş Ag (gümüş) nanopartikül ilave edilerek fiziksel ve antibakteriyel özelliklerinin in vitro koşullarda incelenmesidir. Çalışmamızda, ortodontik bantlar geleneksel cam iyonomer (Ketac Cem), rezin modifiye cam iyonomer (Multi-Cure) ve poliasit modifiye cam iyonomer (Transbond Plus) bant simanları ve bunların %0,1 oranında liyofilize edilmiş Ag nanopartikül ilavesi yapılmış şekli ile toplam 138 dişe simante edilmiştir. Mekanik teste tabi tutulacak örneklere altı aylık yaşlandırma prosedürü uygulanmıştır. 'Instron cihazı (TSTM 02500, Elista, Turkey) ile bantların desimantasyonu, çekme kuvveti uygulayarak gerçekleştirilmiştir. Kopma gerçekleştiği anda ortaya çıkan maksimum kuvvet aletin üst parçasına bağlı sabit bir kuvvet ölçer yardımı ile ölçülmüş ve cihaza bağlı bilgisayar ile N (Newton) cinsinden kayıt edilmiştir. Newton cinsinden elde edilen değerler daha sonra Mpa = N/mm² denklemi kullanılarak megapaskala çevrilmiş, istatistiksel analizler MPa (megapaskal) cinsinden olarak değerlendirilmiştir. En yüksek çekme dayanımı değerlerini Ag nanopartikül içermeyen Multi Cure siman göstermiştir; Ag nanopartikül içeren Multi Cure siman hariç diğer tüm gruplar ile arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Ag nanopartikül içeren Ketac Cem siman; Transbond Plus grupları ve Ag nanopartikül içermeyen Ketac Cem grubundan daha yüksek çekme dayanımı gösterse de istatistiksel olarak anlamlı tek fark Ag nanopartikül içeren Transbond Plus siman ile arasında görülmüştür (p<0,05). Ag nanopartikül içeren Ketac Cem simanı, sırasıyla Ag nanopartikül içermeyen Ketac Cem ve Ag nanopartikül içermeyen Transbond Plus grupları takip etmektedir. Her iki siman için de istatistiksel olarak anlamlı fark Multi Cure grupları ile elde edilmiştir (p<0,05). En düşük çekme dayanımı değerleri Ag nanopartikül içeren Transbond Plus siman için kaydedilmiştir. Aynı zamanda Multi Cure grupları ve Ag nanopartikül içeren Ketac Cem grupları ile arasında, istatistiksel olarak anlamlı fark gösterilmiştir (p<0,05). Grup içi çekme dayanım değerleri incelendiğinde siman materyallerine Ag nanopartikülü ilavesi yapılmasının grup içi çekme dayanım değerlerini istatiksel olarak anlamlı derecede etkilemediği görülmüştür. Desimantasyon sonucu diş yüzeyinde kalan siman artığı vizüel olarak incelenmiş, Artun ve Bergland'ın çalışmasında kullandığı artık adeziv indeksine (ARI) göre skorlandırılmıştır. ARI skoru değerlendirmesi sonuçlarına göre bant siman arası kopma en çok Ag nanopartikülü içeren ve içermeyen Ketac Cem grubunda gözlenmiştir. Ag nanopartikülü içeren ve içermeyen Multi Cure cam iyonomer gruplarında da bant siman arası kırılmanın yüksek olduğu görülmüştür. En yüksek çekme dayanımı kuvvetleri adezivin dişin %50'sinden fazla bölgesinde kaldığı, en düşük çekme dayanımı ise diş üzerinde hiç adeziv kalmayan örneklerde ölçülmüştür. Antibakteriyal değerlendirme için disk difüzyon yöntemi, sıvı besiyerine ekim ve biyofilm oluşum yöntemleri kullanılmıştır. Diskler 2 mm kalınlığında 9 mm çapında teflon diskler yardımı ile üretilmiştir. Disk difüzyon yöntemi ile tüm materyallerin antibakteriyal özellikleri Ag nanopartikülü eklenmiş ve eklenmemiş olarak incelenmiş ve inhibisyon zonu gözlenmemiştir. Sıvı besi yerinde yapılan ekim sonucu Ag nanopartikülü eklenmiş RMCİS'ın ve PMKR'in eklenmemiş haline göre S.mutans kolonizasyonunu azalttığı görülürken CİS'da hiçbir fark gözlenmemiştir. ELISA okuyucusunda 550 nm dalga boyunda yapılan ölçüm sonucunda okunan absorbans değerlerine göre en fazla biofilm oluşumu geleneksel cam iyonomer, Ag nanopartikülü eklenmiş geleneksel cam iyonomer ve komponer simanda görülmüştür.
Synthesis and anticancer activities of some metal complexes involving N-heterocyclic carbene ligands
In this study, a series of novel copper(I)-NHC and silver(I)-NHC complexes were synthesized. Copper and silver-NHC complexes were synthesized by reacting metal sources with imidazolium salts in the presence of a mild base. The ligands and complexes were characterized by FTIR, 1H NMR, and 13C NMR spectroscopy. The Cu(I) and Ag(I)-NHC complexes were tested against breast cancer cells MCF7. The results showed that Cu(I) and Ag(I)-NHC complexes have promising effects as antiproliferative activity against breast cancer cells compared with normal cells.
Yara iyileşmesinde kitosan/ZnO/Ag nanokompozitinin antimikrobiyal etkisi
Bu çalışmada, Kitosan (CS)/Çinko Oksit (ZnO)/Gümüş (Ag) hidrojel nanokompozitinin Ag ve ZnO nanoparçacıklarının (NP'ler) yeşil sentez yöntemi kullanılarak hazırlanması incelenmekte ve araştırılmaktadır. Ag ve ZnO NP'ler Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM), Fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FTIR) ve Ultraviolet-Visible spektroskopisi (UV-Vis) kullanılarak karakterize edilmiştir. Ortalama partikül büyüklüğü çapı (18-20)nm olan Ag NP'ler elde edmiştir. Ag ve ZnO NP'lerin farklı ağırlık yüzdeleri (wt%) kullanılarak CS/ZnO/Ag nanokompozitlerinin antibakteriyel aktivitesi incelenmiştir. Bir yara örtüsü olarak CS/ZnO/Ag hidrojeӏ nanokompozitleri, ZnO ve Ag nanoparçacıklarının varlığı ile antibakteriyel, antimikrobiyal ve anti-enflamatuar ajanlar olarak kullanılmak üzere yapılabilir. Cs/ZnO/Ag nanokompozitleri, K. pneumoniae, S. aureus ve E. coli bakterileri gibi gram-pozitif ve gram-negatif mikroorganizmalara karşı antimikrobiyal etkiyi yükseltmek için hazırlanmıştır. Sırasıyla (1:1, 2:1 ve 3:1) karıştırma oranı içinde daha yüksek ZnO NP konsantrasyonlarında farklı (ZnO/Ag) NP oranlarına sahip CS/ZnO/Ag nanokompozitler kullanılarak daha yüksek antibakteriyel aktiviteler gözlemlenir. Staphyӏococcus aureus, ZnO NP oranı arttıkça sırasıyla (9, 9 ve 10) inhibisyon zonu büyümesi gösterir. Aynı şekilde, Kӏebsieӏӏa pneumoniae sırasıyla (9, 10 ve 11) inhibisyon zonu büyümesi gösterirken, E. coӏi için de sırasıyla (8,10 ve 10) inhibisyon zonu büyümesi elde edilir. Geleneksel pamuklu gazlı bez, erkek Wistar sıçanlarının yaralı dokusunu onarma sürecinde modern yara pansuman özelliklerini elde etmek için CS/ZnO/Ag nanokompozit ile işleme tabi tutuldu. Pamuklu gazlı bez örnekleri daldırma, kurutma ve kürleme yöntemi ile CS/ ZnO/ Ag nanokompozit ile emprenye edildi. CS/ZnO/Ag nanokompozit ile tedavi edilen yaralarda, diğer gruplara kıyasla, yaralamadan sonraki 18. günde daha iyi bir yara iyileşme paterni gözlemlenmiştir. Bulgularımız, CS/ZnO/Ag nanokompozitinin yara iyileşmesini hızlandırdığını ve yara kapama oranını yükselttiğini gösterdi.
Akrilonitril bütadien kaplı polyester eldivenlerin mekanik ve antibakteriyel özelliklerinin araştırılması
Bakteri ve virüslere gün içerisinde birçok kez maruz kalınabilinmektedir. Bu etkileşimi en aza indirgemenin yolu ise gerekli tedbirleri almaktan geçmektedir. Kişisel hijyenin yanı sıra, maske, eldiven ve dezenfektan kullanımı da önemli bir rol oynamaktadır. Maske, solunum enfeksiyonunu düşürürken, temas ile bulaşın ilişkisi ise oldukça fazladır. Mikroorganizmaların temas yoluyla geçmesini engellemek için genellikle tek kullanımlık eldivenler kullanılmaktadır. Eldivenlerin ergonomik olması, koruyucu olması ve hissiyatının iyi olması sebebiyle tercih edilmesinin yanında pandemi derecesine gelen bulaşıcı hastalıklarda eldiven kullanımı artmakta, günlük hayatta dahi insanların tercihi olmaktadır. Üretimi sınırlı olan bu eldivenlerin talebin artması durumunda, sağlık çalışanları için ihtiyaçlarının karşılanmasını zor hale getirir. Tek kullanımlık eldivenler, uzun süre kullanımda ellerin hava almasını engeller ve terlemesine sebep olur. Bu sebeple gün boyunca kullanılması zordur. Büyük bir çoğunluğunu doğal lateks hammaddesi kullanılarak üretilen eldivenler, yüksek oranda alerjik tepkilere de yol açar. Özellikle tek kullanımlık olması, geri dönüşümünün mümkün olmaması, atık sorununu da yanında getirir. Tekrar kullanılabilir eldivenlerin ihtiyaç haline gelmesi bu konu üzerine yapılan çalışmaların önemini göstermektedir. Bu eldivenler bir hijyen sorunu oluşmasına sebep olabileceklerinden dolayı, bu çalışmada antibakteriyel kaplama yapılması hedeflenmiştir. Bu tez çalışmasında, uygulama alanı olarak özellikle hastanelerde temizlik görevlileri için, pandemi günlük kullanım için veya boyahane gibi boya işlerinde kullanılması üzerine yıkanabilir antibakteriyel akrilonitril bütadien kauçuk kaplamalı eldivenlerin üretilmesi, mekanik ve antibakteriyel özelliklerinin araştırılması planlanmıştır. Alternatif olarak, bu eldivenlerin kullanıldığı sağlık sektörü hariç diğer alanlarda kullanılmasının avantaj sağlayacağı, yıkanabilirliği olan ve birden daha fazla kullanılabilirliği olan akrilonitril bütadien kauçuk kaplamalı polyester eldivenlerin üretimi ve dayanım özellikleri incelenecektir. Hedeflenen çalışmanın öncelikli amacı, EN 388 "Eldivenlerin Mekanik Özellikleri" ve ISO 20743 "Tekstil-Antibakteriyel Bitmiş Ürünlerin Antibakteriyel Aktivitesinin Belirlenmesi" Standartları çerçevesinde kullanıma uygun değerleri karşılaması, ergonomik ve dayanıklı olmasıdır. Özellikle uzun süre kullanılacağı düşünüldüğünde alerjik reaksiyon vermemesi açısından kükürt, çinko dietil ditiyokarbamat (ZDEC) ve çinko 2-merkaptobenzotiazol (ZMBT) gibi vulkanizasyon hızlandırıcıları kullanılmamıştır. Çapraz bağlanma olarak iyonik bağlanma seçilmiş ve farklı oranlarda çinko oksit kullanılarak aşınma değerlerine ve ergonomiye etkisi incelenmiştir. Ayrıca, yıkamaya karşı gösterilen direnç ve antibakteriyel kalıcılık araştırılmıştır. Farklı oranlarda çinko oksit (0.5, 1.0, 1.5, 2.0 ve 2.5 phr) kullanılarak aşınma dayanımı ve ergonomi olarak optimizasyon yapılmıştır. Yapılan bu optimizasyon da uygun değer seçilerek kaplanan eldivenler, 5 ardışık yıkamaya tabi tutulmuştur ve her yıkama sonrası istenilen standart değerlerinin elde edilmesi hedeflenmiştir. Yapıya eklenen çinko oksitin oluşturduğu iyonik bağlanma neticesinde eldivenin aşınmaya olumlu etkisi görülmüştür. Yıkamanın, eldivenin mekaniksel özelliklerine olan olumsuz etkisi de incelenmiştir. Kullanılan gümüş nitrat çözeltisinin 5 yıkama sonrasında eldivenlerin anti bakteriyel etkisini koruduğu görülmüştür. Mikroyapı analiz sonuçlarıda 5 yıkama sonrasında bu antibakteriyel etkinin korunduğunu desteklemektedir.
Hela hücre hatlarında primula vulgaris ekstraktı yüklü gümüş nanopartiküllerin BCL2, MDR1 ve P53 gen ekspresyon seviyeleri üzerine etkisinin araştırılması
Serviks kanseri dünya çapında kadınlar arasında meme kanserinden sonra en yaygın ikinci kanser türüdür. HeLa hücreleri bir insan serviks kanseri hücre hattıdır. HeLa, kanserli hücrelerin moleküler biyolojik özelliklerini incelemek amacıyla en yaygın kullanılan model hücre hattıdır. Bu çalışmada, Primula vulgaris bitkisinin çiçek ve yaprak ekstraktları yüklü gümüş nanopartiküllerinin (AgNP) HeLa hücre hattında hücre proliferasyonu ile BCL2, MDR1 ve p53 gen ekspresyon seviyeleri üzerine etkilerinin araştırılması amaçlandı. Primula vulgaris bitkisinin çiçek ve yaprak ekstraktları yüklü AgNP IC50 doz değerleri iCELLigence gerçek zamanlı hücre analiz sistemiyle belirlendi. IC50 doz belirlenmesinin ardından, IC50 doz grubu (1. Grup), LD50 doz grubu ( 2. Grup), Sisplatin grubu (3.Grup), bitki ekstraktı yüklenmemiş AgNP doz grubu (4.Grup) ve kontrol grubu (5. Grup) olmak üzere 5 farklı grupta BCL2, MDR1 ve p53 gen ekspresyon seviyeleri qRT-PCR yöntemiyle analiz edildi. HeLa hücre hatlarına; Primula vulgaris çiçek ekstraktı yüklü AgNP ilavesi ardından 12.saat ve 24. saatte belirlenen IC50 değerleri sırasıyla 58,39 ug/mL ve 57,65 ug/mL'dir (r2= 1). Primula vulgaris yaprak ekstraktı yüklü AgNP ilavesi ardından 12.saat ve 24. saatte belirlenen IC50 değeri sırasıyla 42,14 ug/mL ve 48,50 ug/mL'dir (r2= 1). Primula vulgaris çiçek ve yaprak ekstraktı yüklü AgNP uygulanan HeLa hücrelerinin ölüm oranlarının doza bağlı olarak artış gösterdiği belirlenmiştir (p<0.05). Primula vulgaris ekstraktı yüklü AgNP IC50 doz grubunda kontrol grubuna göre; BCL2 gen ekspresyon miktarında 0,7 kat artış, MDR1 gen ekspresyon miktarında 1,2 kat artış ve p53 gen ekspresyon miktarında 2,6 kat azalma gözlenmiştir. Sonuç olarak, Primula vulgaris çiçek ve yaprak ekstraktları yüklü AgNP'lerin HeLa hücre hattı üzerinde dozla orantılı olarak hücre ölümüne neden olduğu belirlenmiştir. Primula vulgaris çiçek ekstraktı yüklü AgNP dozundaki artışla orantılı olarak BCL2 ve MDR1 gen ekspresyon seviyelerindeki artışlar ilaç direnci gelişimi açısından değerlendirilmelidir. Primula vulgaris ekstraktının serviks kanserinin tedavisinde kullanımı konusunda daha detaylı ve in vivo araştırmaların yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Yeşil sentez yöntemi uygulanarak primula vulgaris ekstraktı yüklü gümüş nanopartiküllerinin MCF-7 hücrelerine etkisinin araştırılması
Bu çalışmada, Primula vulgaris bitkisinin kurutulmuş kök, yaprak ve çiçek ekstraktı kullanılarak yeşil sentez yöntemi ile gümüş nanopartikül (AgNP)'ler sentezlenmiştir. Elde edilen Primula vulgaris ekstraktı yüklü gümüş nanopartiküller (PVLAgNP)'in MCF-7 hücre hattı üzerindeki sitotoksik etkisi değerlendirilmiştir. PVLAgNP'lerin sentez ve karakterizasyon işlemlerinde Görünür bölge spektrofotometresi (U-Vis), X-Işını Kırınımı (XRD), Fourier Dönüşümlü İnfrared Spektroskopisi (FTIR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve Zeta Potansiyel ölçüm teknikleri kullanılmıştır. Kök, çiçek ve yapraktan sentezlenmiş AgNP çözeltileri için maksimum absorpsiyon dalga boyu 440 nm olarak bulunmuştur. PVLAgNP'lerin XRD spektrumlarına göre kristal yapı olduğu belirlenmiştir. PVLAgNP'lerin Zeta potansiyel değerleri ortalama -14 ila -28 mV aralığında olduğu tespit edilmiştir. SEM analizi, sentezlenen PVLAgNP'lerin ağırlıklı olarak küresel şekilli ve parçacık boyutunun 22 nm ila 52 nm aralığında olduğunu göstermiştir. PVLAgNP'lerin MCF-7'ye karşı sitotoksisite aktiviteleri için iCELLigence (gerçek zamanlı hücre analiz sistemi) kullanılmıştır. PVLAgNP'lerin inhibitör konsantrasyonlarının (IC50), 24 saatlik inkübasyonda yaprak, kök ve çiçek için sırasıyla 30.37, 36.74 ve 57.64 µg/mL olduğu bulunmuştur. Bu çalışmanın sonuçları değerlendirildiğinde, PVLAgNP'in MCF-7 kanser hücre hatları üzerine önemli bir sitotoksik etkisinin olduğu tespit edilmiştir.
Nano gümüş yapıların kimyasal işlemler ile hazırlanması ve karakterizasyonu
Bu çalışmada, kimyasal indirgeme yöntemi kullanılarak gümüş nanoyapılar hazırlanmıştır. Oluşturulan gümüş nanoparçacıkları yaklaşık 20 nm çaplarda hazırlanmıştır. Ayrıca UV-Vis absorpsiyon spektrometresi, Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM) ve X-ışını kırınımı (XRD) gibi optik ve yapısal çalışmaları incelemek için çok sayıda teknik kullanılmıştır. Pratik sonuçlar, hazırlanan nanopartiküller absorpsiyon spektrumu (357 nm) ile gözlenmiştir. Optik absorpsiyon piklerinin konumları ile gümüş nanoparçacıkların boyutu arasında bir ilişki olduğu belirlenmiştir. TEM sonuçlarının analizi, 20 nm aralığında nanoparçacıkların varlığını gösterir. XRD sonuçlarının analizi ile gümüş nanoparçacıkların kristal yapısı incelenmiştir. Bir kübik birim hücrenin kafes sabitlerine (a=4.0855 Å) sahip olduğu, Miller indekslerinin (111), (022), (002) ve (113) olduğunu belirlenmiştir.
Farklı remineralizasyon ajanlarının remineralizasyon etkinliğinin ve farklı kavite dezenfektanlarının cam iyonomer restorasyonlara mikromakaslama bağlanma dayanımlarının etkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, kimyasal olarak demineralize edilen dentin yüzeylerine uygulanan iki farklı remineralizasyon ajanın remineralize edici etkisini incelemek, bu ajanlar uygulanmış yüzeyleri dezenfekte etmek için kullanılan kavite dezenfektanlarından sonra yapılan restorasyonların mikromakaslama bağlanma dayanımına etkisini değerlendirmektir. Remineralizasyon etkinliğini değerlendirmek için lazer floresans yöntemi(diagnodent), bağlanma dayanımını değerlendirmek için mikromakaslama bağlanma dayanımı testi kullanılmıştır. 30 adet çürüksüz insan premolar dişi toplanmıştır. Dişlerin bukkal yüzeyleri yüzeyel dentine ulaşıncaya kadar aşındırılmış, 500 gritlik zımparalarla düzleştirilmiştir. Oluşturulan yüzeyler diagnodentle ölçülüp değerler (Ö1) kaydedilmiştir. Demineralizasyon solüsyonunda 37 ° C'de bir hafta bekletilerek yapay çürükler oluşturulmuş ve diagnodent değerleri(Ö2) ölçülmüştür. Daha sonra örnekler rastgele 3 gruba ayrılmış, gruplara gümüş diamin flor, asidüle fosfat flor ve serum fizyolojik uygulanmış ve 14 gün sürecek pH döngü protokolüne tabi tutulmuşlardır. Birinci hafta (Ö3) ve ikinci hafta sonunda (Ö4) diagnodent değerleri ölçülmüştür. Her grup kendi içinde tekrar rastgele 2 gruba ayrılarak, gruplara kavite dezenfektanı olarak klorheksidin gluokonat ve sodyum hipoklorit uygulanmıştır. Tüm dişlerin bukkal yüzüne nişasta tüpler sabitlenerek cam iyonomer simanla restorasyonlar yapılmış ve 1 gün nemli ortamda bekledikten sonra tüpler çıkartılmıştır. Ardından yaşlandırma işlemi için örneklere 1000 döngü olacak şekilde termal siklus uygulanmıştır. Yaşlandırılan örnekler, mikromakaslama bağlanma dayanımı test cihazına yerleştirilerek kırılma meydana gelinceye kadar 1mm/dk hızla kuvvet uygulanıp kırılma değerleri kaydedilmiştir. Kırılma tipleri 40x büyütmede steromikroskopla değerlendirilmiştir. En iyi remineralizasyon etkinliğini Gümüş diamin flor göstermiştir(p<0,05). Asidüle fosfat florun remineralizasyon etkinliği gümüş diaminden az olup serum fizyolojikten fazla bulunmuştur(p<0,05). Klorheksidin ve sodyum hipokloritin bağlanma dayanımını etkilemediği, klorheksidin ve gümüş diamin flor kullanılan grubun bağlanma dayanımının arttığı bulunmuştur(p<0,05). En çok görülen kırılma tipi adeziv kırılma tipi olmuştur. Kavite dezenfektanı ve remineralizasyon ajanlarının kırılmayı etkilemediği bulunmuştur(p<0,05).
Antimon ilavesinin gümüş esaslı SCR katalist ve NOX dönüşüm performansı üzerine etkilerinin incelenmesi
Bu çalışmada, emdirme yöntemiyle Ag/TiO2,Ag-Ca/TiO2,Ag-Ca-Sb(%1)/TiO2,Ag-Ca-Sb(%2)/TiO2,Ag-Ca-Sb(%3)/TiO2 bazlı beş adet katalizör üretilmiştir.Labaratuvar ortamında hazırlanan katalizörler HC-SCR deney düzeneğinde test edilmiştir.İndirgeyici madde olarak etanol kullanılmıştır.SEM, BET ve XRD analizleri ile testlerde kullanılan katalizörler kimyasal ve yapısal olarak incelenmiştir.HC-SCR test sisteminde gerçekleştirilen deneyler 170 °C ile 270 ºC arasındaki sıcaklıklarda gerçekleştirilmiştir.Bütün deneylerde gaz alan hızı sabit olarak 30000 h-1'de tutulmuştur. Testler herbir katalizör için 1 kW, 3 kW ve 5 kW olmak üzere üç farklı motor yükünde yapılmıştır.Testler sabit devire (3000 devir/dk) sahip, 2 silindirli V tipi,su soğutmalı dizel motor kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Motor yüklerini ayarlayabilmek için herbiri 1 kW güce sahip ısıtıcı rezistanslar kullanılmıştır.Yapılan testler sonunda,üretilen katalizörlerin SCR sisteminde NOx dönüştürme oranı üzerindeki etkileri belirlenmiştir. Sonuç olarak, maksimum NOx dönüşüm oranı Ag-Ca-Sb(%3)/TiO2 katalistinde 5 kW yükte, 270ºC sıcaklıkta, 30000 h-1gaz alan hızında %95,88 olarak ölçülmüştür.
ETİAL 171 alaşımının yarı katı halde şekillendirilebilirliğine eser miktarda Ag ilavesinin etkisinin incelenmesi
Bu çalışmada otomotiv endüstrisinde yaygın kullanım alanına sahip olan Etial 171 alüminyum alaşımının yarı katı halde şekillendirilmesinin malzemenin mikroyapı ve mekanik özelliklerine etkileri incelenmiştir. Ayrıca eser miktarda ilave edilen Ag elementinin malzemenin yarı katı halde şekillendirilebilirliğine ve malzemenin özelliklerine olan etkileri tespit edilmiştir. Yarı katı halde şekillendirme ?-Al tane boyutunu ve intermetalik bileşikleri küçültmüş ve malzemenin sertliğini artırmıştır. Ag ilavesi tane boyutunu %28 oranında küçültmüş ve sertliği %20 artırmıştır. SEM/EDS çalışmaları ve mikrosertlik incelemeleri Ag'ün hem matriks yapıda hem ötektik bölgede bulunan intermetaliklerde var olduğunu, dolayısıyla bu bölgelerde sertlik artışına yol açtığını ortaya koymuştur.Özetle, Etial 171 alüminyum alaşımı yarı katı şekillendirme prosesiyle üretime uygun bir malzeme olup, yarı katı şekillendirme malzemenin mekanik özelliklerini iyileştirmekte ve Ag ilavesi bu iyileşmeyi artırmaktadır.
Synthesis of silver, copper and bimetallic nanoparticles using quercetin and gallic acid: Optical and antimicrobial properties
Gallic Acid is a polyphenol and Quercetin is a flavonoid structure, both of which are quite powerful antioxidants and biologically active compounds. One of the important application areas is the pharmaceutical industry. Studies have shown that these substances have anticarcinogenic, antioxidative, antimutagenic, antiallergic and anti-inflammatory effects. Various metallic nanoparticles (NP) obtained from these phenolic compounds have found wide research area, especially in nanomedicine. As nanotechnology develops, the usage area of these nanoparticles, which have a size of 1-100 nm, is expanding day by day in the field of medical chemistry, materials science and advanced technology products and pharmaceuticals. In this thesis study, optimal pH to form nanoparticles of silver, copper and their different combinations (Quercetin Ag/CuNP, Gallic Acid Ag/CuNP, Quercetin+Gallic acid AgNP, Quercetin+Gallic acid CuNP, Quercetin+Gallic acid AgCuNP) using quercetin and gallic acid were determined. The synthesized nanoparticles were characterized using UV-VIS spectrophotometer, X-ray diffractometer (XRD), Fourier transform infrared spectroscopy (FTIR), energy dispersive X-ray spectroscopy (EDS) and scanning electron microscopy (SEM). The minimum inhibition concentration (MIC) values of the synthesized nanoparticles against human pathogens such as Escherichia coli and Staphylococcus aureus were calculated. It was determined that the MIC values of nanoparticles obtained from Gallic acid and quercetin were quite effective compared to Gallic acid and quercetin.
Sivas il merkezinde gümüş işlemeciliği
Sivas İl merkezinde gümüş işlemeciliği ile uğraşanların sayısının günümüzde eskiye oranla azalması ve gümüş işlemeciliğine gereken değerin verilmemesi bu konularda çalışma yapılması gerekliliğini ortaya koymaktadır.Bu çalışmada Sivas İl merkezinde yapılan gümüş işlemeciliğinin motif ve desen özellikleri, yapım ve süsleme teknikleri, kullanılan araç ve gereçler ve Sivas İl merkezinde gümüş işlemeciliği ile uğraşan ustaların özellikleri araştırılmıştır.Araştırmada Sivas İl merkezinde gümüş işlemeciliği ile uğraşan ustaların görüşlerine başvurulmuştur. Sivas İl merkezinde geleneksel olarak üretilen gümüş kemik tarağın yapım aşamaları fotoğraflanarak belgelendirilmiştir. Anket formu hazırlanarak Sivas İl merkezinde gümüş işlemeciliği ile uğraşan ustalara uygulanmıştır. Anket formundan elde edilen bilgiler değerlendirilerek ustaların demografik özellikleri, çalışma ortamları, mesleğe yönelik durumları belirlenmiştir. Sivas İl merkezinde gümüş işlemeciliği yapan atölyelerden ve Sivas Etnografya Müzesi' den elde edilen gümüş ürünler fotoğraflanarak belgelendirilmiştir.
Geleneksel Urfa giysilerinde kullanılan altın ve gümüş kemerlerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Şanlıurfa'daki geleneksel giysilerde kullanılan, altın ve gümüş ile yapılmış olan kemerlerin tesbit edilmesi, bu kemerlerin üretiminin, kullanılan teknik ve malzemelerin incelenmesidir.Çalışma tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır. Araştırmacı tarafından literatür taraması sonucunda, araştırmayı oluşturacak verileri elde etmek amacıyla araştırma kapsamında yer alan kuyumculara uygulanmak üzere anket hazırlanmış ve uygulanmıştır.Araştırmanın çalışma evreni, Şanlıurfa ilindeki altın ve gümüş kemerleri yapan atölye çalışanları, kuyumcu, gümüşçü ve kemer kullanıcıları oluşturmaktadır.Bu araştırma kapsamında kuyumculara anket formu uygulanmış, anket formu ile elde edilen bulguların frekans ve yüzde analizleri yapılarak tablolar oluşturulmuştur.Araştırma sonucunda; Şanlıurfa'da son zamanlarda yapılan altın ve gümüş kemerlerin özelliklerine, üretici ve tüketici düşüncelerine, kullanılan malzeme ve tekniklere ulaşılmıştır.Şanlıurfa'da son zamanlarda yapılan altın ve gümüş kemerler değerlendirilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmeler ve bu konuda yapılan uygulamalarla ilgili bulgular doğrultusunda elde edilen sonuçlar ve sonuçlara bağlı olarak bazı öneriler sunulmuştur.
Kuşburnu (rosa canina) ekstraktı kullanılarak gümüş nanopartiküllerin biyosentezi ve MCF-7 meme kanseri hücreleri üzerine in vitro sitotoksik etkisinin değerlendirilmesi
Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ve dünyada kadınlar arasında en yaygın görülen kanser türüdür. Bu çalışmada, Rosa canina ekstraktı kullanılarak gümüş nanopartiküllerin biyosentezinin gerçekleştirilmesi ve MCF7 meme kanseri hücreleri üzerine in vitro sitotoksik etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Gümüş nanopartiküllerin biyosentezi, Rosa canina sulu ekstraktı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sentezlenmiş gümüş nanopartiküller (Rc-AgNP), UV-görünür spektrofotometre (UV-vis) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) gibi çeşitli analitik tekniklerle karakterize edilmiştir. MCF-7 hücreleri artan konsantrasyonlarda Rc-AgNP'lerle (0-20 μg/mL) 48 saat boyunca muamele edilmiş ve biyolojik olarak sentezlenmiş gümüş nanopartiküllerin MCF-7 hücreleri üzerinde sitotoksik etkileri MTT testi ile değerlendirilmiştir. Artan konsantrasyona bağlı olarak Rc-AgNP'lerin kontrol grubuna kıyasla meme kanseri hücrelerinde hücre ölümünü arttırdığı gözlenmiştir. IC50 değeri 4,69 μg/mL olarak belirlenmiştir. Bu çalışma, Rosa canina ektraktının gümüş nanopartiküllerin biyosentezi için kullanılabileceğini ve biyolojik olarak sentezlenmiş gümüş nanopartiküllerinde meme kanseri tedavisi için umut verici bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Gümüş Nanopartikül, AgNP, Meme Kanseri, MCF-7,
Vitis vinifera (üzüm çekirdeği) ekstraktı kullanarak hazırlanan gümüş nanopartiküllerin ve 5-florourasil ile kombine kullanımının kolon kanseri hücre hattında apoptotik etkilerinin incelenmesi
Kolon kanserinin tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, cerrahi müdahale gibi klasik yöntemlerin yanında, yenilikçi tedavi yöntemlerinden olan in vitro hedefe yönelik nanoteknolojik yöntemler geliştirilmeye başlanmıştır. Metal nanopartiküllerin biyosentezi; toksik olmayan, ucuz ve biyouyumlu bir yöntem olarak, kanser tedavilerinde hedefe yönelik terapötik etkinlik elde etmek adına araştırmacılar tarafından daha fazla ilgi görmektedir. Bu çalışmada; antioksidan ve serbest radikal temizleme aktivitesine sahip Vitis vinifera ekstraktı ile biyosentezlenen gümüş nanopartiküllerin (Vv-AgNP) tek başına ve 5 Florourasil (5-FU) ile birlikte kullanımının HT-29 hücre hattı üzerine sitotoksik ve apoptotik etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Vitis vinifera (üzüm çekirdeği) sulu ekstraktı kullanılarak yeşil sentezi gerçekleştirilen gümüş nanopartiküllerin karakterizasyonu için UV-görünür spektrofotometre (UV-vis) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) kullanılmıştır. Farklı konsantrasyonlarda (0-20μg/mL) hazırlanmış Vv-AgNP'ler tek başına ve 5-FU ile kombine edilerek, HT-29 hücreleri ile 72 saat boyunca muamele edilmiştir. Sentezlenen Vv-AgNP'lerin ve 5-FU ile kombinasyonunun HT-29 hücreleri üzerine sitotoksik etkileri BrdU hücre proliferasyon testi ile apoptoz ilişkili Kaspaz-3 protein seviyelerinin belirlenmesi ise Western blot yöntemi ile değerlendirilmiştir. Artan konsantrasyona bağlı olarak Vv-AgNP'lerin kontrol grubuna kıyasla HT-29 hücre hattı üzerinde hücre ölümünü arttırdığı gözlenmiştir. 1.25 μg/ml dozda kullanılan Vv-AgNP'lerin 5-FU ile birlikte uygulanmasında hücre canlılığında %50'den fazla azalma olduğu görülmüştür. Artan Vv-AuNP (5-10 μg/ml) dozlarında Kaspaz-3 aktivasyonunun arttığı, kombine kullanımda apoptotik etkinin daha belirgin olduğu bulunmuştur. Bu çalışmada üzüm çekirdeği ekstraktı ile sentezlenmiş Vv-AgNP'lerin 5-FU ile kombine kullanımının kanser hücreleri üzerinde sitotoksik ve apoptotik etkinlikte sinerjistik bir etki oluşturduğu ve kolon kanseri tedavisi için alternatif bir terapötik ajan olarak kullanılabileceği in vitro olarak gösterilmiştir.
Lavanta (lavandula angustifolia) ekstraktı ile gümüş nanopartiküllerin sentezi, karakterizasyonu ve insan glioblastoma U87MG hücreleri üzerinde anti kanser özelliklerinin değerlendirilmesi
Glioblastoma multiforme (GBM) erişkinlerde en sık görülen beyin tümörüdür. Bilinen en hızlı seyirli ve ölümcül tümörlerdendir. Bu çalışmada, Lavandula angustifolia ekstraktı kullanılarak gümüş nanopartiküllerin sentezinin ve karakterizasyonunun gerçekleştirilmesi ve U87MG insan glioblastoma kanseri hücreleri üzerine anti kanser özelliklerinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Gümüş nanopartiküllerin sentezi ve karakterizasyonu, Lavandula angustifolia sulu ekstraktı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sentezlenmiş gümüş nanopartiküller, UV-görünür spektrofotometre (UV-vis) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) gibi çeşitli analitik tekniklerle karakterize edilmiştir. U87MG hücreleri artan konsantrasyonlarda Lavandula angustifolia L-AgNP'lerle (0-20 μg/mL) 72 saat boyunca muamele edilmiş ve biyolojik olarak sentezlenmiş gümüş nanopartiküllerin U87MG hücreleri üzerinde anti kanser etkileri MTT testi ile değerlendirilmiştir. Artan konsantrasyona bağlı olarak L-AgNP'lerin kontrol grubuna kıyasla insan glioblastoma kanseri hücrelerinde hücre ölümünü arttırdığı gözlenmiştir. IC50 değeri 7,536 μg/mL olarak belirlenmiştir. Ayrıca, bu hücrelerde kaspaz-3, -8 ve -9'un aktivasyonu ELISA yöntemi ile değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Lavandula angustifolia ektraktının gümüş nanopartiküllerin sentezinde kullanılabileceğini ve biyolojik olarak sentezlenmiş gümüş nanopartiküllerin glioblastoma tedavisinde potansiyel bir tedavi yaklaşımı olarak kullanılabileceğini göstermiştir.
Van ilindeki savatlı gümüş takılar
Sanat insanlık tarihiyle başlar. Kendini, yaşadığı ortamı ve kullandığı eşyayı süslemek insanoğlunun tutkusudur. Sanat dalları arasında maden sanatının önemli bir yeri vardır. Yakın Doğu topraklarının madence çok zengin olması bu sanatın gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Maden süsleme teknikleri çok çeşitlidir ve bu çeşitlerden biride savat tekniğidir. Hazar yöresindeki Türklerle Anadolu'ya gelen savat Van başta olmak üzere birçok ilimizde yapılmıştır.Geleneksel gümüş takıları süsleme tekniklerinden biri olan savat; ürün üzerine çelik kalemlerle açılan kanalların içine hazırlanmış olan savat çamurunun ekme ya da sürme biçiminde yerleştirilip, ocak ateşine tutularak eriyen savat boşlukları doldurunca soğumaya bırakılarak soğuyan savata birkaç tesviye yapılıp gümüşün cilalanmasıyla elde edilir.Bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın birinci bölümü; problem, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, varsayımlar, sınırlılıklar ve tanımlardan oluşmaktadır. İkinci bölüm kavramsal çerçeve ve ilgili araştırmalar başlığı altında; bölgenin tanımı ve gümüş işlemeciliği ile ilgili bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde araştırmanın modeli, evren ve örneklem, veri toplama tekniği ve verilerin analizi yer almaktadır. Dördüncü bölümde bulgular ve yorumlar yer almaktadır. Beşinci bölümde ise sonuç ve öneriler bulunmaktadır.Araştırmada Van ilindeki Van Müzesinde bulunan 5 adet, Van'da özel koleksiyonlarda bulunan 43 adet savat tekniğiyle yapılmış gümüş takı örnekleri değerlendirmeye alınmıştır.Araştırmanın evrenini Van ilinde seçilen, sarraf, tasarımcı ve atölyelerde çalışanlar ve üretilen ürün çeşitleri oluşturmaktadır. Seçilen atölyelerde görüşleri alınan, 30 gümüş işlemeciliği yapan ustaya anket uygulanmıştır.Çalışma tarama yöntemine dayalı bir araştırmadır. Araştırma verileri Van'daki gümüş işlemeciliği yapan ustalara uygulanan anket ile elde edilmiştir. Anket formundan elde edilen verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde dağılımları alınmıştır.
Gümüş kobalt seryum karışık oksit katalizörlerinin sentezi, karakterizasyonu ve düşük sıcaklıkta seçici karbon monoksit oksidasyonunun reaksiyon mekanizmasının incelenmesi
Bu çalışmada gümüş kobalt seryum karışık oksit katalizörlerinin sentezi, karakterizasyonu ve düşük sıcaklıkta seçici CO oksidasyonunun kinetiği çalışılmıştır. Katalizörler birlikte çöktürme yöntemi ile üretilmiştir. Üretilen katalizörler ile karakterizasyon, aktivite, seçicilik ve mekanizma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. X-Işını analizleri 200°C' de kalsine olan katalizörlerin amorf faz yapısına sahip olduğunu, 450°C' de kalsine olan katalizörlerin kristal faz yapısına sahip olduğunu göstermiştir. X-Işını fotoelektron spektroskopisinden 200°C' de kalsine olan katalizörlerde gümüşün +1, kobaltın +3 ve seryumun +4 oksidasyon haline sahip oldukları belirlenmiştir. En yüksek yüzey alanını kobaltoksit içeren katalizörler vermiştir. Kalsinasyon sıcaklığının yükselmesi ile yüzey alanları düşmüştür. N2 fizisorpsiyon ölçümleri, katalizörlerin mezogözeneklere sahip olduklarını ve katalizörlerin gözenek hacimlerinin yapıdaki kobaltoksite bağlı olarak arttığını göstermiştir. Sıcaklıkla programlı indirgeme (TPR-H2) çalışmalarından katalizörlerin genel olarak 100°C' den sonra indirgenmeye başladığı, seryumoksitin katalizörlerin indirgenme oranını ve indirgenme sıcaklığını düşürdüğü belirlenmiştir. Sıcaklıkla programlı desorpsiyon (TPD-CO) çalışmalarında, karışık metaloksit katalizörlerde, CO' in adsorpsiyonu sonucu oluşan karbonatlı bileşiklere ait desorpsiyon pikleri elde edilmiştir. Sıcaklıkla programlı oksidasyon (TPD-O2) çalışmalarında tek oksit katalizörlerde tek indirgenme piki elde edilirken karışık metaloksit katalizörlerde birden fazla desorpsiyon piki elde edilmiştir. Düşük sıcaklık CO oksidasyonu çalışmalarında katalizörlerin aktivitelerinin kalsinasyon sıcaklığının artması ile düştüğü belirlenmiştir. 200°C' de kalsine olmuş 50/50 Ag2O/Co3O4 ve 50/50 Ag2O/CeO2 katalizörleri en iyi aktiviteyi göstermiştir. Seçici CO oksidasyonu çalışmasında en iyi aktiviteyi 200°C' de kalsine olmuş 50/50 Ag2O/Co3O4 katalizörü verirken en iyi seçiciliği 200°C' de kalsine olmuş 50/50 Co3O4/CeO2 katalizörü vermiştir. Deaktivasyon çalışmaları, 200°C' de kalsine olmuş 50/50 Ag2O/Co3O4 ve 50/50 Co3O4/CeO2 katalizörlerinin aktivite ve seçiciliklerini kaybetmediklerini göstermiştir. FTIR adsorpsiyon çalışmalarında 3 gaz karışımında adsorpsiyon çalışmaları yürütülmüştür. Her üç çalışmada yüzeyde karbonat türlerine ve gaz fazı CO2' e ait adsorpsiyon bandları oluşmuştur. CO?Ag+ ve CO?Co+3 adsorpsiyon bandları elde edilmiştir. Oluşan karbonatlı bileşiklerin geri dönüşümlü oldukları belirlenmiştir. CO oksidasyon reaksiyonunda lattis oksijenin kullanıldığı ve oluşan CO2 yüzeye karbonatlı bileşikler oluşturacak şekilde bağlandığı belirlenmiştir. Ortamda H2 bulunduğu zaman OH- gruplarının oluştuğu belirlenmiştir. CO oksidasyonu reaksiyonunun karışık metaloksit katalizörlerin ara yüzeyinde yarışmayan (noncompetitive) Langmuir- Hinselwood mekanizması ile gerçekleştiği belirlenmiştir.
İlaçlarda gümüş ve demir tayini için yeni bir kombinasyon: SQT-FAAS öncesi kaplanmış manyetik nanopartiküller ile mikroekstraksiyon
Çalışmamızda, İlaç örneklerinde eser miktarda bulunan Ag+ ve Fe3+ iyonlarının tayini için; doğru, güvenilir, kolay ve maliyeti daha az olan bir analiz yöntemi geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bunun için, oleik asit ile modifiye edilmiş demir oksit ile Ag+ ve kobaltoksit nanopartikül ile de Fe3+ iyonları önderiştirme işlemlerinden sonra alevli atomik absorbsiyon spektrometresi (FAAS) ile tayinler gerçekleştirilmiştir. Deneysel çalışmamızın ilk kısmında, analizden önce gümüş ve demir iyonlarının bulunduğu ortamdan ayrılması ve önderiştirme yapılması amacıyla bir katı faz özütleme yöntemi için Fe3O4 ve Co3O4 nanopartiküller sentezlendi. İkinci kısmında ayırma ve zenginleştime işlemleri için kullanılan katı faz mikro ekstraksiyon (SPME) tekniğinde; katı faz destek maddesi (adsorban) olarak; yüzeyi oleik asit ile modifiye edilmiş (genişletilmiş) demir oksit manyetik nanopartiküller ve Co3O4 nanopartiküller kullanıldı. Zenginleştirme sürecinde SPME yöntemi optimizasyonu için laboratuvar küçük ölçekli olarak gerçekleştirilmiştir. Optimum koşulların belirlenmesi için ortamın pH'sı, tampon miktarı, kullanılan magnetik nanopartikül miktarı, çalkalayıcı türü ve süresi, sıcaklık ve süresi ile eluent hacmi ve matriks (interfer) etkisi gibi önemli analitik parametreler taranmış ve optimize edilmiştir. Belirlenen en uygun koşullarda, yöntemin gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ) ve doğrusal çalışma aralığı gibi analitik değişkenler belirlendi. Yöntemin doğruluğu, gerçek numunelere uygulanarak belirlenmiştir bunun için yanık kremleri ve demir içeren ilaçlar üzerine çalışmalar yapılmıştır. Yapılan çalışmalarda bozucu etkilerin incelenmesi için de girişim çalışmaları yapılmıştır. Bunun için, 6 ayrı metal çalışılarak veriler değerlendirildi. Böylece modifiye edilmiş demir oksit ve kobalt oksit manyetik nanopartiküller kullanılarak, Ag+ ve Fe3+ iyonları içeren ilaçların analizleri için yeni bir yöntem geliştirilmiştir.
Gümüş katkılı jeopolimer geliştirilmesi
Bu tez çalışmasında uygun kompozisyonlarda sentezlenen jeopolimerlere iyon değiştirme yoluyla %5 ve %10 oranında gümüş, sodyumla yer değiştirmek suretiyle katkılandırılmıştır. Gümüş iyonlarının jeopolimer matris içerisinde gümüş nanopartiküllere dönüştürülmesi hedeflenmiştir. Gümüş ile katkılandırılmış jeopolimerlere farklı sıcaklık ve oksitlemeyi engelleyici oranlarda karbon ilave edilerek, redüktif bir ortamda kalsinasyon işlemleri uygulanmış ve ideal koşullar araştırılmıştır.Elde edilen toz, seramik kaplama malzemelerine uygulanarak antibakteriyel özellik kazandırılmıştır. Hazırlanan tozların minerolojik olarak incelenmesi için X-ışını Floresans Spektrometresi, kalsinasyon çalışmalarında elde edilen gümüşün miktarının hesaplanması amacıyla X-ışını Difraktometresi ve morfolojik analizler için Taramalı Elektron Mikroskobu kullanılmıştır. Sentezlenen gümüş katkılı jeopolimerlere, sır yüzeyine uygulama ve pişirim sonrası antibakteriyel testler yapılmıştır.
Hidrojence zengin yakıtlardan karbonmonoksidin seçici oksidasyonu için katalizör sentezi
Bu çalışmada hidrojence zengin yakıtlarda bulunan karbon monoksidin seçici katalitik oksidasyonu için gerekli en uygun ve en aktif gümüş-kobalt ve gümüş-mangan kompozit oksit katalizörleri geliştirildi ve oksidasyon reaksiyonu gerçekleştirildi. Katalizörler birlikte çöktürme yöntemiyle farklı çöktürme hızlarına göre farklı metal/metal oksit oranlarında hazırlandı. Kurutmadan sonra üretilen katalizörler değişik kalsinasyon sıcaklığına ve süresine göre ön işlemlere tabii tutuldu. Elde edilen katalizörlerin yüzey alanları BET metoduyla; yapılarındaki fazlar ve kristal boyutları XRD metoduyla; ısıl kararlılığı TGA metodu kullanılarak belirlendi. Kalsinasyon sıcaklığının yükselmesiyle katalizördeki metal oksitlerin metalik faza dönüştüğü ve bu nedenle de yüzey alanlarının düştüğü gözlendi. CO oksidasyonu için katalitik aktivite deneyleri %1 CO ve hava karışımında 20°C-200°C' ler arasında; seçici CO oksidasyonu için katalitik aktivite deneyleri %1 CO, %2 O2, %84 h2 ve kalan He olan besleme şartlarında 80°C-200°C ler arasında yürütüldü. Katalitik aktivite deneyleri sonucunda 200°C de 3 saat kalsine olmuş katalizörlerin en iyi katalitik aktiviteyi gösterdiği belirlendi. Yavaş ekleme yöntemiyle hazırlanan 50/50 Ag/Co katalizörü kullanılması durumunda COoksidasyonu için %50 dönüşüme 50°C nin altında; üstten ekleme yöntemiyle hazırlanan 50/50 Ag/Co katalizörü kullanıldığında ise aynı dönüşüm oranına 78°C nin altında ulaşıldı. Seçici CO oksidasyonunda her iki katalizörde 180°C de %90' nin üzerinde CO dönüşümü gözlendi. Üstten ekleme yöntemiyle hazırlanmış 50/50 Ag/Mn katalizörü CO oksidasyonunda %50 dönüşümü T<30°C sıcaklığında verirken; seçici CO oksidasyonunda 80°C- 200°C ler arasında en fazla %20 dönüşüm verdi. Beslemede CO2 bulunması; CO2 ile su buharının bulunması durumunda aktivitelerde görülür bir şekilde azalma meydana geldi. Seçici CO oksidasyonunda beslemede CO2 bulunması durumunda Ag/Co katalizörlerinde 170°C civarında en fazla %30 dönüşüm; Ag/Mn katalizöründe 80°C-200°C ler arasında en fazla %1 5 dönüşüm elde edildi. Bilim Kodu :603.02.01 Anahtar Kelimeler : Karbon monoksit oksidasyonu, Hidrojen, gümüş, metal oksitler
Altın, gümüş ve palladyumun amberlit XAD-16 ile zenginleştirme şartlarının araştırılması ve alevli AAS ile tayini
Bu çalışmada, Au, Ag ve Pd, Amberlit XAD-16 reçinesi içeren bir kolon kullanılarak zenginleştirilmiştir. pH, kompleksleştirici, elue edici çözelti cinsi ve konsantrasyonu, numune akış hızı ve numune hacmi gibi faktörlerin zenginleştirme verimine etkisi de araştırılmıştır. Deneysel olarak belirlenen optimum şartlarda Au, Ag ve Pd'un geri kazanma verimleri sırasıyla %(95,48±0,04), %(99,20+0,07) ve %(98,03±0,08) olarak elde edilmiştir. Reçinenin adsorpsiyon özelliklerini belirlemek için Au, Ag ve Pd'un adsorpsiyon izotermleri çalışılmış ve bağlanma denge sabitleri ve adsorpsiyon kapasiteleri hesaplanmıştır. Metodun gerçek numunelere uygulanabilirliğini araştırmak için, Fe, Cu, Ni, Na, K, Ca ve Mg gibi bazı matriks elementlerinin geri kazanma verimine etkisi incelenmiştir. Matriks elementinin 1000 kat fazlasına kadar yeterli geri kazanma verimi elde edilmiştir, önerilen metotlar Au, Ag ve Pd tayini için standard referans malzemeye (SRM) uygulanmıştır. Au, Ag ve Pd arasıyla %3,5, %6,25 ve %5,68'lik bağıl hata ile tayin edilmiştir. Analiz elementlerinin gözlenebilme ve tayin sınırlan da tayin edilmiştir.
Ankara il merkezinde yaşayan kadınlarda bulunan geleneksel gümüş takılar üzerinde bir araştırma
Anadolu'da süsleme sanatları ve el sanatlarının geleneksel kültür içinde önemli bir yeri vardır. İnsanların vücûtlarını ve elbiselerini süslemeleri çok eski devirlere kadar gitmektedir. Çeşitleri çok fazla olan süslemeler arasında takılar da yer almaktadır. Takı, takmak kelimesinden gelmektedir. Mücevher veya ziynet eşyası diye de adlandırdığımız takı, süsleme, form ve malzeme üçgeninin oluşturduğu düzenin yanısıra gerekli teknik ve ustalığı gerektiren fonksiyonel kullanım eşyası dır. Takıların ilk kez ne zaman ve ne amaçla kullanıldığı konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte, geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğu, doğa ve inanç ilişkileri sonucu ortaya çıktığı söylenmektedir. Anadolu'da eski usta ve sanatkarlar, maden ve taşlan bir arada veya ayrı ayrı kullanarak sanat değeri yüksek olan sayısız eser üretmişlerdir. Türkiye'de batılılaşmayla birlikte Anadolu geleneksel takıları yok olmaya başlamış, ticari amaçlı, kopyacılıktan ileri gitmeyen, sanatsal ve kültürel değeri olmayan takıların üretimi başlamıştır. Türkiye'nin son yıllarda turizme verdiği önem de gözönünde tutulacak olursa, geleneksel gümüş kadın takılarının çeşit, malzeme, bezeme ve teknik özelliklerinin ortaya konulması gerekir, işte bu araştırma bu amaçla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma yöresi olarak Ankara il merkezi seçilmiştir. Araştırma materyalini, Ankara il merkezinde yaşayan ve geleneksel gümüş takısı bulunan kadınlardan anket yoluyla, toplanan bilgiler ve anket uygulanan kırk bireyde varlığı tesbit edilen yüz altmış adet geleneksel gümüş takı ile Ankara Etnografya müzesinde araştırmanın planlanıp yürütüldüğü süre içerisinde vitrinlerde teşhir edilmekte olan yirmi adet geleneksel gümüş151 kadın takısının tümü: oluşturmuştur. Geleneksel gümüş takıya sahip bireyler genel olarak öğrenim görmüş, çoğunluğu da yüksek öğrenimlidir. Yüksek öğrenimli bireyler kültürel değerlere daha çok önem vermektedir. - Geleneksel gümüş kadın takılarının hepsi saf gümüşten olmayıp, bazıları değersiz madenler üzerine gümüş kaplama olarak üretilmiştir. Geleneksel gümüş kadın takılarında telkari, granül, kazıma, kabartma, savatlama, kalıpla kabartma gibi maden süsleme teknikleri kullanılarak çeşitli şekil ve motifler oluşturulmuştur. Süslemelerde, en fazla bitkisel motifler ile geometriye dayalı şekil ve çizgilerden oluşan ve sembol anlam taşıyan motifler kullanılmıştır. Geleneksel gümüş kadın takılarında yoğun olarak yer alan, penez ve sarkaçlar ile el ve göz motifleri nazara karşı kullanılmakta, ayrıca el motifleri, bereketi ve sadakati simgelemekte, mercan boncuklar, akik taşlar ise uğur sayılmaktadır. Baş süslemelerinde kullanılan geleneksel gümüş kadın takılarından tepelikler, sahipleri tarafından kullanılmamakta, alınlık ile hamaylıların bazıları kolye, yanak dövenlerin bazıları ise göğüs süsü olarak kullanılmak tadır. Geleneksel gümüş kadın takılarında taş kullanımı yoğunluktadır. Kullanılan taşlardan en fazla hakiki kristallerine benzetilmiş cam boncuklar ve değersiz taşlar ile mercan ve akik taşlar bulunmaktadır. Geleneksel gümüş takıların çoğunluğunun, sahipleri tarafından süslenmek için, günlük giysilerle ve özel günlerde kullanılması düşünülmektedir. Bu takıları araştırma kapsamına alınan bireylerin ailelerinde, kız çocuklarına devretmek isteyenler fazladır.152 Geleneksel gümüş takılar, şekil, motif ve kullanım amaçlarına göre bazı mesajlar vermektedir. Araştırmaya alınan bireyler, kendilerinde var olan takıların çoğunluğunu başkalarından satın almışlardır. Bu nedenle takıların verdikleri mesajlar takı sahipleri tarafından bilinmemektedir. Kadınlar, geleneksel gümüş takılar arasından günümüzde de, en fazla kullanılan kolye, bilezik, küpe ve kemer gibi takılara sahip olmak istemektedirler.