Locus of control

88 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin profesyonel tutumlarının kontrol odağıyla ilişkisi: Öz duyarlığın aracı rolü

Bu tanımlayıcı-ilişkisel tasarımdaki araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin profesyonel tutumlarının kontrol odağı ile ilişkisinde özduyarlığın aracı rolününün incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Ankara ili Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde lisans düzeyinde hemşirelik eğitimi veren dört hemşirelik programında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 295 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Kontrol Odağı Ölçeği, Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği ve Özduyarlık Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde sıklık, yüzde, ortalama±standart sapma kullanılmıştır. Kategorik değişkenlerde bağımsız grup karşılaştırmaları ki-kare veya Fisher testleri, sürekli değişkenlerde ise Student t-testi veya Tek Yönlü ANOVA yöntemi kullanılmıştır. Parametrik kolerasyon analizlerinde Pearson testi, ölçekler arasındaki nedensellik ilişkileri lineer regresyon modeli kullanılarak incelenmiştir. Pofesyonel tutuma etki eden bağımsız faktörlerin belirlenmesi için yapısal eşitlik modellemesi ve özduyarlığın aracı rolü aracı değişken analizi için yeniden örnekleme (bootstrap estimates), yanlılığı düzeltilmiş yüzdelik (Bias corrected percentile) methodu kullanılmıştır. Öğrencilerin Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği puan ortalaması 119,1±25,4; Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği puan ortalaması 106,9±20,2; Özduyarlık Ölçeği puan ortalaması ise 84,3±13,6'dır. Rotter'ın İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği ile Öğrenci Hemşirelere Yönelik Profesyonellik Tutum Ölçeği (p<0,001) ve Özduyarlık Ölçeği (p<0,001) arasında negatif kolerasyon mevcuttur. Özduyarlık düzeyi ile profesyonel tutum arasında anlamlı derecede pozitif yönlü kolerasyon (p=0,001) bulunmaktadır. Kontrol odağı ile profesyonel tutum arasındaki ilişkide özduyarlığın kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur [standardize indirekt etki katsayısı- 0,094 (95% CI: - 0,135; -0,05, p=0,013)]. Çalışmamızda öğrencilerin profesyonel tutumlarının yüksek ve özduyarlıklarının ortanın üstü; kontrol odaklarının iç kontrol odağı eğilimli olduğu bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda hemşire eğitimcilerine ve politika yapıcılara hemşirelik son sınıf öğrencilerinin mesleki tutumları, kontrol odağı eğilimleri ve özduyarlıklarının mezuniyet öncesi değerlendirilmesi ve geliştirilmesine yönelik çalışmaların yapılması önerilmektedir.

Aracılık etkinlikleri ve stratejileriDenetim odağıHemşireler+4
Berna Reşitoğlu Gültekin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik belirtilerin riskli davranışlarla ilişkisinde içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma, kontrol odağı, umut ve öz-şefkatin etkisi: Türkiye üniversite örnekleminde bir inceleme

Psikolojik belirtilerle sıklıkla birlikte gözlenen ve beliren yetişkinlik açısından önem arz eden (Arnett, 2018; Üner ve ark., 2018) riskli davranışların önlenmesi için, davranış düzeyiyle ilişkili sosyodemografik ve psikolojik etmenlerin bir arada incelenmesi önerilmektedir (Hayes ve ark., 2011). Mevcut çalışma Jessor'un Problem Davranış Kuramı temelinde (Jessor, 2016; 2017) riskli davranışların psikolojik belirtilerle ilişkisinde psikolojik destek almaya yönelik içselleştirilmiş ve sosyal damgalanma algılarının aracılık rolleri ile kontrol odağı, umut ve öz-şefkat bireysel etmenlerinin düzenleyici rollerini inceleyerek olası müdahalelere zemin hazırlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'deki 18-30 yaş aralığında (Ort. = 21.34 , SS = 2.75) 258'i (52,7) kadın ve 232'si (47,3) erkek olmak üzere 490 lisans öğrencisine çevrimiçi anket yöntemiyle ulaşılarak Demografik Bilgi Formu, Riskli Davranışlar Ölçeği-Üniversite Formu (RDÖ-ÜF), Kısa Semptom Envanteri (KSE), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Sosyal Damgalanma Ölçeği (PYANSDÖ), Psikolojik Yardım Alma Nedeniyle Kendini Damgalama Ölçeği (PYANKDÖ), Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ), Sürekli Umut Ölçeği (SUÖ) ve Öz-Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon analizi, cinsiyet farkları T-testleri, yordayıcı etkileri Hiyerarşik Regresyon, aracılık ve düzenleyicilik rolleri ise SPSS PROCESS basit aracı ve düzenleyici değişken analizleriyle incelenmiştir. İntihar eğiliminde cinsiyet farkı gözlenmezken, antisosyal davranışlar, madde, alkol, sigara kullanımı, okul terki ve sağlıksız beslenme gibi diğer riskli davranışların erkeklerde; psikolojik belirti toplam puanı ile birlikte hostilite dışındaki anksiyete, olumsuz benlik, depresyon ve somatizasyon alt puanların kadınlarda daha yaygın olduğu görülmüştür. Psikolojik belirtiler ve riskli davranış ilişkilerinde alkol, sigara kullanımı, intihar eğilimi ve okul terkinde sosyal damgalanmanın; madde kullanımında kendini damgalamanın; beslenmede her ikisinin pozitif yönde aracılık ettiği görülmüştür. Bulgular ilgili alanyazın ışığında tartışılmıştır. Çalışma sonucunda riskli davranışlara karşı koruyucu çalışmalarda sosyal ve kendini damgalamanın önüne geçmek adına psikolojik yardım almayı normalleştirmenin yararlı olabileceği; intihar eğilimi, antisosyal davranışlar ve okul terkini önleyici müdahalelerde ise umut ve öz-şefkate odaklanılması önerilmiştir.

DamgalamaDenetim odağıKendini damgalama+7
Ayşe Özlem Torunoğlu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol/madde kullanım miktarı arasındaki ilişkide narsisizmin ve kontrol odağının düzenleyici rolünün incelenmesi

Bu çalışmada kişilerin travmatik yaşam olayları sonrasında gösterdikleri travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol/madde kullanım miktarı arasındaki ilişkide narsisizmin ve kontrol odağının düzenleyici rolü araştırılmıştır. Araştırma örneklemi çevrim içi şekilde ve uygun örnekleme yoluyla ulaşılan 18-65 yaş aralığındaki 259 katılımcıdan oluşmaktadır. Çalışmanın amacı doğrultusunda katılımcılara Demografik Bilgi Formu'nun ardından Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği-5, Alkol Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi, Madde Kullanım Bozuklukları Tanıma Testi, 5 Faktör Narsisizm Ölçeği ve Kontrol Odağı Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin analizinde değişkenlerin birbiri ile ilişkisini incelemek amacıyla korelasyon analizleri yürütülmüş ve ardından düzenleyici rollerin incelenmesi için SPSS 22.0 PROCESS programı (Hayes, 2013) model 2 kullanılarak yapılmıştır. Yürütülen analizler sonucunda travma sonrası stres belirti düzeyi ile madde kullanımı arasında pozitif bir ilişki bulunmuş, alkol kullanımı ile ise ilişki bulunamamıştır. Travma sonrası stres belirti düzeyi ile alkol kullanımı arasında kırılgan narsisizmin düzenleyici rolü olduğu ve travma sonrası stres belirti düzeyi ile madde kullanımı arasında da kontrol odağının düzenleyici rolü olduğu görülmüştür. Bulgular alanyazın bağlamında tartışılmıştır.

Alkol içmeDenetim odağıMadde bağımlılığı+6
Dilara İnci
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Lider yöneticilerin öğrenme biçimleri ve kontrol odaklarının karar verme stilleri üzerindeki etkileri ve buna yönelik bir uygulama

Bu araştırmanın amacı, lider yöneticilerin öğrenme biçimleri ile kontrol odaklarının, karar verme stilleri üzerindeki etkilerini açıklamaktır. Bu kapsamda; öncelikle lider yöneticilerin sahip oldukları öğrenme biçimleri, kontrol odakları, karar verme stilleri belirlenmiş, daha sonra öğrenme biçimleri ile kontrol odağı ilişkisi incelenerek, öğrenme biçimleri ve kontrol odağının karar verme stili üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırmada üç adet ölçek kullanılmıştır. Bunlar, Karar Verme Stilleri Ölçeği Scott ve Bruce tarafından geliştirilmiş ve Taşdelen tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Kontrol Odağı Ölçeği, kontrol odağı merkezini belirlemek amacıyla Rotter'in İç - Dış Kontrol Odağı Ölçeği'nden yararlanılarak Dağ tarafından geliştirilmiştir. Kolb Öğrenme Öğrenme Biçimleri Envanteri, Kolb tarafından geliştirilmiş, Gencel tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır. Araştırma, İzmir ilinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı devlet liselerinde görev yapan müdürleri, müdür başyardımcılarını ve müdür yardımcılarını kapsamaktadır. Elde edilen bulgular SPSS 21.0, AMOS 20.0 ve LİSREL 9 programında analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; lider yöneticilerin rasyonel karar verme stilini ağrılıkla kullandıkları, iç kontrol odaklı oldukları, aktif yaşantı ve soyut kavramsallaştırma öğrenme biçimini benimsedikleri, öğrenme biçiminin ve kontrol odağının karar verme stilleri üzerinde kısmen etkili olduğu, kontrol odağının öğrenme biçimi üzerinde ise etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, lider yöneticilerin karar verme stillerinin öğrenme biçimi, kontrol odağı ve bazı demografik faktörlere göre değişen oranlarda farklılaştığı tespit edilmiştir.

Denetim odağıKarar verme stilleriLider yöneticilik+4
Salim Akyürek
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sigarayı bırakma eğiliminin, denetim odağı ve öznel iyi oluş düzeyleri ile ilişkisinin incelenmesi

Sigara kullanımının insan sağlığına olan olumsuz etkisi ve bağımlılık yapıcı özelliği bilinmesine rağmen, kullanımının halen yoğun bir şekilde devam ediyor olması, sigara kullanımıyla bağlantılı olabilecek unsurların araştırılmasını önemli hale getirmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, üniversite öğrencilerinin sigara kullanımı ve sigarayı bırakma eğilimleri ile denetim odağı ve öznel iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, etik kurul onayı alındıktan sonra, sigarayı bırakmayı hiç denememiş aktif içiciler, sigarayı bırakmayı denemiş fakat bırakamamış aktif içiciler, sigarayı bırakmış eski kullanıcılar ve hiç sigara içmemiş kişiler olmak üzere 4 grupta toplam 232 üniversite öğrencisi araştırmaya dahil edilmiştir. Katılımcılara Öznel İyi Oluş Ölçeği, Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği ve Beck Depresyon Envanteri uygulanmış olup, elde edilen veriler Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) ve Korelasyon Analizine tabi tutulmuştur. Hiç sigara kullanmamış katılımcıların öznel iyi oluş puanları anlamlı ölçüde yüksek, depresyon puanları ise anlamlı ölçüde düşüktür. Sigara kullanım durumuna göre denetim odağı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Depresyon puanları ile öznel iyi oluş düzeyleri arasında istatististiksel olarak anlamlı ve ters yönlü bir ilişki bulunmuştur.

Denetim odağıDepresyonSigara+4
Uğur Kaçmaz
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sivil toplum kuruluşu çalışanlarının kontrol odağı ve politik beceri düzeylerinin tükenmişlik düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, sığınmacılara ve mültecilere destek veren sivil toplum kuruluşu çalışanlarının çeşitli demografik değişkenleri, kontrol odağı ve politik beceri düzeylerinin tükenmişlik düzeyleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Çalışma, İstanbul'da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu çalışanlarının gönüllü katılımı ve 143 çalışanın sunulan anketleri doldurmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yöneltilen demografik bilgi soruları araştırmacı tarafından problem dahilinde hazırlanmış; ayrıca Türkçe geçerlik ve güvenirliği Dağ tarafından yapılan Kontrol Odağı Ölçeği; Özdemir ve Gören tarafından yapılan Politik Beceri Envanteri ve Çapri tarafından yapılan Tükenmişlik Ölçeği Kısa Formu kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgilerini betimlemek için frekans (f) ve yüzde (%) hesapları yapılmıştır. Çalışmada Tek Yönlü ANOVA ve Bağımsız Örneklem t- Testi uygulanmış ve problem dahilindeki ilişkiler araştırılmıştır. Anlamlı bulunan ilişkilerde farkın hangi gruptan kaynaklandığını belirlemek adına Post-Hoc testi yapılmış, KOÖ ve PBE alt boyutlarının Tükenmişlik düzeyleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Anlamlı olarak farklılık gösteren gruplarla yordayıcılığı belirlemek amacıyla ayrıca Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre cinsiyet ve yapılan işin özel hayata etkisi değişkenleriyle tükenmişlik arasında anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca kontrol odağı ile tükenmişlik arasında pozitif yönlü zayıf bir korelasyon ve politik beceriyle tükenmişlik arasında negatif yönlü zayıf bir korelasyon bulunmuştur.

Denetim odağıMültecilerPolitik beceri+5
Özgür Can Çokar
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Benlik kurgusunun sosyal onay ihtiyacı, kontrol odağı ve duygularını ifade edebilme ile ilişkisi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde Benlik Kurgusunun Sosyal Onay İhtiyacı, Kontrol Odağı ve Duygularını İfade edebilme ile ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Veriler ilişkisel tarama modeline göre analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında Mersin ve Arel Üniversitesinde eğitim öğretim gören 198 kadın (%56,9), 148 erkek (%42,5) olmak üzere yaşları (17-30) aralığında değişmek ile birlikte toplam 348 öğrenci oluşturmuştur. Katılımcılar, uygun / kazara örneklem yöntemi yoluyla belirlenmiştir. Araştırmada amaçlar doğrultusunda veri toplamak amacıyla "Sosyal Onay Ölçeği", "Özerk-İlişkili Benlik Ölçeği", "Duygu İfade Ölçeği" ve "Kontrol Odağı Ölçeği" kullanılmıştır. Sosyal Onay Ölçeği; Başkalarının Yargılarına Duyarlılık, Sosyal Geri Çekilme ve Olumlu İzlenim Bırakma olmak üzere üç alt boyuttan ve 25 maddeden oluşmaktadır. Özerk-İlişkili Benlik Ölçeği; İlişkili Benlik, Özerk Benlik ve Özerk-İlişkisel Benlik olmak üzere üç alt boyuttan ve 27 maddeden oluşmaktadır. Duygu İfade Ölçeği; Olumlu Duygu İfadesi, Yakınlık Duygu İfadesi ve Negatif Duygu İfadesi olmak üzere üç alt boyuttan ve 15 maddeden oluşmaktadır. Kontrol Odağı Ölçeği ise 47 maddeden ve iki alt boyuttan oluşmaktadır. Boyutlar; İç Kontrol Odağı ve Dış Kontrol Odağıdır. Örnekleme alınan öğrencilerin yaşlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için t testinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde; değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre İlişkili Benlik boyutu ile özerk benlik arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunurken; Başkalarının Yargılarına Duyarlılık, Olumlu İzlenim Bırakma, Özerk-İlişkisel Benlik, Olumlu Duygu İfadesi, Yakınlık Duygu İfadesi ve Negatif Duygu İfadesi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmaktadır. Özerk Benlik boyutu ile Başkalarının Yargılarına Duyarlılık, Sosyal Geri Çekilme, Olumlu İzlenim Bırakma, İlişkili Benlik, İç Kontrol Odağı ve Dış Kontrol Odağı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; Özerk-İlişkisel Benlik arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Özerk-İlişkisel Benlik boyutu ile Sosyal Geri Çekilme, İç Kontrol Odağı, Dış Kontrol Odağı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunurken; İlişkili Benlik, Özerk Benlik, Olumlu Duygu İfadesi, Yakınlık Duygu İfadesi ve Negatif Duygu İfadesi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Değişkenlerin benlik kurgularını yordama düzeylerini belirlemek için çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Bu araştırma sonuçlarına göre: Özerk Benliği; Başkalarının Yargılarına Duyarlılık, İç Kontrol Odağı ve Dış Kontrol Odağı yordamaktadır. İlişkili Benliği; Başkalarının Yargılarına Duyarlılık ve Yakınlık Duygu İfadesi yordamaktadır. Özerk-İlişkisel Benliği; Yakınlık Duygu İfadesi, İç Kontrol Odağı, Olumlu Duygu İfadesi ve Sosyal Geri Çekilme Yordamaktadır. Araştırma sonuçları, içinde yaşanılan toplumsal bağlamın, bireylerin benlik kurgularının şekillenmesinde önemli olduğunu göstermektedir ve Kağıtçıbaşı'nın üçlü benlik yapısını destekler niteliktedir. Anahtar Kelimeler: Benlik Kurgusu, Sosyal Onay İhtiyacı, Duygularını İfade Edebilme, Kontrol Odağı

BenlikBenlik kurgularıDenetim odağı+6
Gülnaz Alagöz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinde yeme tutumu üzerinde beden algısı, kontrol odağı ve ebeveyn tutumu etkisi

Yeme tutumu davranışı son yıllarda fiziksel ve psikolojik sorunlar doğurması nedeniyle araştırılan önemli konulardan birisi olmuştur. Özellikle yeme tutum davranışında değişikliklerin meydana gelmesi açısından ergenlik dönemi önem taşımaktadır. Yeme tutum davranışında bozulmaların meydana gelmesi tek bir değişkene bağlanmamaktadır. Bu nedenle bu araştırmanın amacı yeme tutumunu etkileyen yordayıcıları incelemektir. Araştırmanın örnekleminin yaşı 15-18 yaş aralığında değişen lise öğrencilerinden oluşmaktadır. Toplamda 318 kişiye ulaşılmış ve ölçekler uygulanmıştır. Katılımcılara yeme tutumu üzerinde etkisini araştırmak amacıyla; Yeme Tutum Testi (YTT), Beden Algısı Ölçeği (BAÖ), Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ), Kısaltılmış Algılanan Ebeveyn Tutum Testi (KAETT) uygulanmıştır. Araştırmada, cinsiyet ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) değişkenleri açısından yeme tutumu, kontrol odağı, beden algısı ve algılanan ebeveyn tutumları karşılaştırılmıştır. Ayrıca, yeme tutumu, beden algısı, iç-dış kontrol odağı ve algılanan ebeveyn tutumları incelenmiştir. Bulgular doğrultusunda, cinsiyet ve Beden Kitle İndeksi (BKİ) değişkenleri bakımından beden algısı ve algılanan ebeveyn tutumlarının anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Yeme tutumunun beden algısı, iç ve dış kontrol odağı ve algılanan ebeveyn tutumlarıyla ilişkisi incelendiğinde, iç kontrol odağı, anne ve babadan algılanan reddedici tutumlar ile babadan algılanan aşırı koruyucu tutum pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Babadan algılanan sıcaklık tutumu ile yeme tutumu negatif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Yeme tutumunun yordayıcıları incelendiğinde, babadan algılanan reddedici tutumların yüksek düzeyde oluşu yeme tutumunun normal olmayan seyirde olduğunu açıklamaktadır. Elde edilen bulguların, ergenlik dönemindeki lise öğrencilerinin psikososyal açıdan sağlıklı bir gelişim süreci geçirmelerine katkı sağlayabilecek koruyucu ve önleyici programların ya da ebeveynleri bilinçlendirmeye yönelik yapılacak çalışmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Beden Algısı, Ebeveyn Tutumu, Kontrol Odağı, Yeme Tutumu

Ana-baba tutumuBeden imajıDenetim odağı+3
Gülşah Gürel
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öfke ifade tarzları ve iç dış denetim odaklarının evlilik uyumu ile ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, bireylerin evlilik ilişkisi çerçevesinde birbirleriyle olan uyumunun ne gibi faktörlere dayandığını anlamaktır. Geçmiş çalışmalar temel alınarak, evlilik uyumu ile ilişkili olması olası iki faktör; öfke ifade tarzları ve iç dış denetim odakları olarak düşünülmüştür. Bu araştırmada ilişkisel tarama yöntemi ile evli bireylerin öfke ifade tarzları, iç dış denetim odakları ve evlilik uyumları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan evli bireyler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu evreni temsilen seçilmiş olan 100 evli erkek ve 100 evli kadın oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi toplam 200 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, sürekli öfke ve öfke ifade tarzı ölçeği, evlilikte uyum ölçeği ve iç dış denetim ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın tüm verileri SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini ölçmek için Kolmogorov Smirnov Testi uygulanmıştır. Çalışmada normal dağılım göstermeyen ikili grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U Testi, üç veya daha fazla grubun karşılaştırılmasında Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ölçekler arasındaki ilişkiyi ölçmek için Spearman Testi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bilgilere göre; katılımcıların Sürekli Öfke ve Öfke İfade Tarzı ölçeği alt boyutları olan; sürekli öfke, öfke ifade tarzı-öfke içe, öfke ifade tarzı- öfke dışa puanları ile evlilik uyumları arasında negatif yönlü bir ilişki belirlenmiştir. Sonuç olarak katılımcıların sürekli öfke, öfke ifade tarzı- öfke içe, öfke ifade tarzı- öfke dışa puanları arttıkça onların evlilik uyumları azalmaktadır. İç-Dış Denetim Odağı alt kategorisi olan aile ilişkileri için denetim odağı puanları ile evlilik uyumu puanları arasında pozitif, İç-Dış Denetim Odağı başarı için denetim odağı alt kategorisi puanları ile evlilik uyumu puanları arasında negatif bir ilişki belirlenmiştir. Katılımcıların; Aile içi ilişkiler için denetim odağı alt kategorisi puanları arttıkça evlilik uyumları da artmakta, başarı için denetim odağı alt kategorisi puanları arttıkça evlilik uyumu puanları da azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, Evlilik Uyumu, İç Dış Denetim, Öfke, Öfke Kontrolü

DenetimDenetim odağıEvlilik uyumu+2
Melis Turgut Çapraz
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki tükenmişliğin psikopatoloji, inanç ve kontrol odağı yönünden değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, lise ve üstü eğitim seviyesine sahip masa başı beyaz yakalı çalışanların tükenmişlik durumlarını ve bunun psikopatoloji, inanç ve kontrol odağı ile olan ilişkisini araştırmayı amaçlamaktadır. Yöntem: Araştırmaya uygun örnekleme yoluyla 143 beyaz yaka çalışan dahil edilmiştir. Katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Özellikler ve Veri Formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ), Psikolojik Belirtiler Tarama Testi (SCL-90-R), Dini Yönelim Ölçeği (DYÖ) ve Kontrol Odağı Ölçeği (KOÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada yapılan analizlere göre katılımcıların %48'i mesleki tükenmişlik yaşarken, %52'si mesleki tükenmişlik yaşamamaktadır. Sosyodemografik değişkenlere göre bakıldığında, katılımcıların tükenmişlik puanları herhangi bir sosyodemografik veriye göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Tükenmişlik yaşayan katılımcıların tüm psikopatolojik semptom puanları, tükenmişlik yaşamayanlara göre anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların tükenmişlik puanları arttıkça SCL-90-R puanları da artış göstermektedir. Dini yönelim ile tükenmişlik arasından herhangi bir anlamlı ilişki bulunmamıştır. Katılımcıların tükenmişlik puanı ile KOÖ puanı arasında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Yani tükenmişlik arttıkça kontrol odağının yönü anlamlı olarak dışsal kontrole doğru artmaktadır. Son olarak psikopatoloji, inanç ve kontrol odağı değişkenlerinin birlikte tükenmişlik puanlarındaki toplam varyansın %32'sini açıkladığı saptanmıştır. Sonuç: Araştırmaya göre demografik ve mesleki özelliklerin tükenmişlik seviyesi üzerine bir etkisi olmadığı, fakat tükenmişliğin; psikopatolojik semptomlar ve dışsal kontrol odağı ile doğrusal bir ilişki içinde olduğu belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, ruhsal bozukluk, inanç, iç kontrol odağı, dış kontrol odağı

Beyaz yakalıDenetim odağıDış denetim+5
Cemre Ayhan Sönmezgil
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecinde bireylerin hijyen alışkanlıkları, COVID korkusu ve sağlık kontrol odağı ile ilişkisi

Çalışmada pandemi sürecinde bireylerin hijyen alışkanlıkları, COVID-19 korkusu ve sağlık kontrol odağı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amaçlanmaktadır. Çalışma tanımlayıcı ve analitik çevrimiçi anket çalışmasıdır.Ankette pandemiye bağlı korkuyu ölçmek için COVID-19 Korku Ölçeği, hijyen davranışlarını değerlendirmek için COVID-19 Hijyen Ölçeği ve sağlık kontrol odağı durumunu ölçmek için Çok Boyutlu Sağlık Kontrol Odağı Ölçeği A formu kullanılmıştır. Çalışmaya Türkiye genelinde 375 kişi katılmıştır. Katılan bireylerin ÇBSKOÖ puanları değerlendirildiğinde katılımcılar arasında önemli kişiler kontrol odağı daha baskın saptanmıştır. Katılımcıların COVID-19 Hijyen Ölçeği puan ortalaması 102 yani orta düzeyde bulunmuştur. Kadınlarda tüm alt boyutlar daha yüksek saptanmıştır. COVID-19'a bağlı korku orta düzey saptanmıştır ve kadınlarda daha fazla bulunmuştur. Katılımcıların kontrol odağına göre COVID-19 Hijyen Ölçeği ve alt ölçekleri puanları değerlendirildiğinde hiçbir ölçek puanında gruplar arasında anlamlı fark saptanmamıştır. İç konrol odaklı bireyler, dış kontrol ve önemli kişiler kontrol odaklı kişilere kıyasla COVID-19 korku ölçeğinden istatiksel olarak anlamlı ve daha düşük puan almıştır. Katılımcıların korku seviyeleri ile COVID-19 Hijyen Ölçeği puanları ve tüm alt boyut puanları arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Sonuç olarak katılımcıların COVID-19 Korkusu ve COVID-19 Hijyen Ölçekleri sonuçları orta derecede ve literatürdeki sonuçlara benzerdir. Katılımcıların kontrol odakları hijyen sonuçlarına etki etmezken, iç kontrol odağı daha fazla olan katılımcıların COVID-19 korkusu daha az bulunmuştur. Korku seviyeleri yükseldikçe hijyen davranışları da artmaktadır. COVID-19 salgınının fiziksel ve mental olumsuz etkilerinden korunmak ve risk gruplarını tayin etmek adına geniş çaplı çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: COVID-19, Sağlık Kontrol Odağı, COVID-19 Korkusu, Hijyen

COVID 19Denetim odağıHijyen+3
Gülnihal Dilber
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Aile öngörülemezliği, öngörülemezlik inançları ve kontrol odağının depresif belirtiler, obsesif-kompulsif belirtiler ve kaygı belirtileri ile olan ilişkisinde duygu düzenleme zorlukları, belirsizliğe tahammülsüzlük ve stresle başa çıkma tarzlarının aracı rolünün yapısal eşitlik modellemesi ile incelenmesi

Depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk ve kaygı bozuklukları işlevselliği ciddi biçimde sekteye uğratabilen bozukluklardır. Yapılan çalışmalar, bu bozuklukların ortaya çıkışında ortak mekanizmaların olduğunu göstermiştir. Bu çalışma kapsamında bahsi geçen tanılar üstü faktörlerden öngörülemezlik inançları, aile öngörülemezliği, kontrol odağı, belirsizliğe tahammülsüzlük, duygu düzenleme zorlukları ve stresle başa çıkma tarzları ele alınmıştır. Ana çalışmadan önce bir ön çalışma yapılarak Öngörülemezlik İnançları Ölçeğinin Türkçeye uyarlama çalışması gerçekleştirilmiştir. Ana çalışmada ise depresyon, obsesif-kompulsif bozukluk ve kaygı bozukluklarının ortaya çıkışında rol oynayan tanılar üstü değişkenlerle oluşturulan bir model test edilmiştir. Ön çalışmanın örneklemi 563 kişiden oluşurken, ana çalışmanın örneklemi 795 kişiden oluşmuştur. Ön çalışma bulgularından yola çıkarak Öngörülemezlik İnançları Ölçeğinin Türkiye örnekleminde kullanılmak için geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna varılmıştır. Ana çalışmada test edilen model aracılığıyla psikolojik belirtilerdeki varyansın önemli bir kısmı açıklanmıştır. Çeşitli sınırlılıkların yanı sıra yeni bir ölçüm aracının dilimize kazandırılması, öngörülemezlik inançları ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişkilerin ilk kez incelenmiş olması ve psikolojik belirtilerle ilişkili birçok tanılar üstü faktörün bir araya getirilmesiyle bu tez çalışmasının alana önemli katkıları olduğu düşünülmektedir. Bunun yanında birçok tanılar üstü mekanizmayı hedef alan müdahale programları için bir temel oluşturması bakımından da klinisyenler için değerli bilgiler sunmaktadır. Ek olarak davranış örüntülerinin işlevselliğinin bağlama göre değişimi tartışılmış, çevresel öngörülemezlik gibi olumsuz yaşantıların hem psikolojik dayanıklılık hem de psikopatolojiler için yatkınlık faktörü haline gelebileceğine dikkat çekilmiştir.

Aile öngörülmezliğiBelirsizliğe tahammülsüzlükDenetim odağı+7
Fatma Oktay
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ve mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarının incelenmesi

Araştırma, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ile mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarını belirlemek amacıyla metodolojik ve tanımlayıcı olmak üzere iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Metodolojik aşamada, Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği'nin (The Casey-Fink Readiness for Practice Survey) Türkçe'ye uyarlanması, geçerlik ve güvenirlik çalışması Google formlar üzerinden çevrim içi olarak yapılmıştır. Bu aşamanın örneklemini (ikinci aşamaya dahil edilmeyen) Ankara'da üç üniversitenin 179 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Tanımlayıcı aşamada; öğrencilerin kontrol odağı ve mesleğin uygulamasına hazır oluş algılarının belirlenmesi amacıyla kontrol odağı ile geçerlik ve güvenirliği yapılmış Casey-Fink uygulamaya hazıroluşluk ölçeği kullanılmıştır. Örneklemini, Türkiye genelindeki hemşirelik bölümlerinden kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılan 301 hemşirelik son sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22.0 Windows paket programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Verilerin değerlendirilmesinde metodolojik aşamada; tanımlayıcı istatistikler, doğrulayıcı faktör analizi, açıklayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modeli, Cronbach alfa katsayısı, tanımlayıcı aşamada; tanımlayıcı istatistikler, Kolmogrov – Smirnov, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, doğrulayıcı ve açıklayıcı faktör analizleri sonucunda; 15 maddelik tek alt boyutlu, Cronbach alfa değeri 0,881 olan Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği'nin ülkemiz için geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu bulunmuştur. Araştırmanın tanımlayıcı aşamasında öğrencilerin kontrol odağı düzeyleri iç kontrol odağı eğilimli (ortanca=121), mesleğin uygulamasına hazır oluşluk algıları ise orta düzey (ortanca=2,93) olarak bulunmuştur. Hemşirelik son sınıf öğrencilerinin Kontrol Odağı Ölçeği ile Casey-Fink Uygulamaya Hazıroluşluk Ölçeği puanları arasında 0,240 olan pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre geçerlik ve güvenirliği saptanmış olan ölçek formunun Covid-19 süreci sona erdikten sonra bütün klinik uygulamalarını yüz yüze tamamlayan daha geniş bir örneklem grubu ile tekrarlanması, hemşirelik son sınıf öğrencilerinin kontrol odağı ve uygulamaya hazır oluşluk algılarını etkileyen farklı değişkenlerin nicel ve nitel araştırmalar ile incelenmesi önerilerinde bulunulmuştur.

Denetim odağıHazırbulunuşlukHemşireler+5
Bahar Kuleyin
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Travma yaşantısı olan bireylerde travma sonrası bilişlerin, travmaya bağlı suçluluğun ve kontrol odağının obsesif-kompulsif bozukluk belirtileri üzerindeki yordayıcı etkisi

Bu çalışmada, travmatik yaşantısı olan bireylerde travma sonrası gelişen benlik ve dünya hakkındaki bilişlerin, travmaya bağlı suçluluğun ve kontrol odağı algısının obsesif-kompulsif bozukluk belirtileri üzerindeki yordayıcı etkisinin sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın katılımcıları son 5 yıl içerisinde travmatik yaşantısı olan, 23-65 yaş arası (Ort= 33.16, ss= 11.25), çeşitli eğitim seviyesine sahip 384 bireyden oluşmaktadır. Katılımcıların 206'sı kadın (%53,6), 178'i ise erkektir (%46,4). Mevcut çalışmada Demografik Bilgi Formu, Travma Sonrası Stres Tanı Ölçeği (1. ve 2. Bölüm), Travma Sonrası Bilişler Envanteri, Travmaya Bağlı Suçluluk Ölçeği, Kontrol Odağı Ölçeği ve Padua Envanteri-Washington Eyalet Üniversitesi Gözden Geçirilmiş Formu veri toplamak amacıyla katılımcılara uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesi kapsamında, araştırmadaki değişkenlerin birbirleri ile olan ilişkilerinin incelenmesi amacıyla korelasyon analizi, travmatik yaşantı sonrası geçen sürenin travma sonrası bilişler ile travmaya bağlı suçluluk düzeyi üzerindeki etkisini görmek amacıyla Kruskal-Wallis analizi, obsesif-kompulsif bozukluk toplam belirti düzeyi ile alt boyutlarındaki belirti düzeylerinin cinsiyete göre değişimini incelemek amacıyla bağımsız gruplar için t testi analizleri ve araştırmadaki değişkenlerin obsesif-kompulsif bozukluk belirti düzeyi ile alt boyutlarındaki belirti düzeylerini yordayan değişkenlerin incelenmesi için çoklu hiyerarşik regresyon analizleri yürütülmüştür. Yürütülen analiz sonuçlarına göre, çalışmadaki değişkenler ve alt boyutlarının farklı anlamlılık düzeylerinde ilişkilendiği görülmüştür. Travmatik yaşantıları sonrası geçen süre, 1-3 ay arasında olan katılımcıların daha yüksek düzeyde benlik ve dünya hakkında olumsuz bilişlere sahip olduğu sonucuna ulaşılırken, travmatik yaşantı sonrası geçen sürenin travmaya bağlı suçluluk düzeyi üzerindeki etkisi anlamlı bulunmamıştır. Cinsiyetler arası farkın değerlendirildiği aşamada, kadınların erkeklere oranla daha yüksek düzeyde obsesif-kompulsif bozukluk belirtileri sergiledikleri ve bu farkın özellikle bulaşma/kirlenme obsesyonları ve temizlik kompulsiyonları düzeyinde öne çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Obsesif-kompulsif bozukluk belirti toplam belirti düzeyi ile alt boyutlarındaki belirti düzeylerini yordayan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla yapılan analiz sonuçlarına göre, travma sonrası bilişler ile travmaya bağlı suçluluk değişkenlerinin büyük çoğunlukla anlamlı yordayıcı bir etkisi görülmüştür. Kontrol odağı alt boyutları, farklı obsesif-kompulsif bozukluk belirti düzeylerini yordarken, özellikle kadercilik inancının kontrol odağı alt boyutları arasında en yüksek oranda yordayıcı etkisi olan değişken olduğu sonucuna uluşaılmıştır. Araştırmanın ulaştığı bulgular alanyazındaki çalışmalar dikkate alınarak tartışılmıştır.

Denetim odağıObsessif davranışObsessif kompülsif bozukluk+4
Gizem Doğru
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ölüm kaygısına ilişkin bir model testi: Denetim odağı, kaygı ve ölüm obsesyonunun rolü

Bu araştırmada ölüm kaygısı, denetim odağı, kaygı ve ölüm obsesyonu değişkenleri birlikte yapısal eşitlik modeli içinde sınanmıştır. Bunun yanı sıra Abdel-Khalek tarafından (1998) geliştirilen Ölüm Obsesyonu Ölçeği (ÖOÖ) Türk kültürüne uyarlanarak aracın geçerlilik-güvenilirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmanın tüm çalışma grupları, 2018-2019 öğretim yılında bir devlet üniversitesinin farklı programlarında öğrenim gören ve rastgele seçilen öğrencilerden oluşmuştur. ÖOÖ'nün yapı geçerliliği iki yolla sınanmıştır. ÖOÖ'nün açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri için 455 (248 kadın, 207 erkek) öğrenciye; ayırt edici geçerliliği için 329 (190 kadın, 139 erkek) öğrenciye ulaşılmıştır. ÖOÖ'nün yapı geçerliliği; açımlayıcı-doğrulayıcı faktör analizleri ve ayırt edici geçerlilik analizleriyle desteklenmiştir. Güvenilirlik analizleri sonucuna göre, ÖOÖ'nün iç tutarlılığı için hesaplanan Cronbach alfa katsayısı .92; test tekrar test güvenilirlik değeri ise .85'tir. Bulgular, ÖOÖ'nün geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde; 1.054 (504 kadın, 550 erkek) öğrenciye ulaşılmış ve elde edilen verilerle ölüm kaygısına ilişkin çalışma kapsamında önerilen model sınanmıştır. Ölüm Kaygısı Model Testi'ne göre; denetim odağı, kaygı ve ölüm obsesyonunun ölüm kaygısını doğrudan ve anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte, denetim odağı ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkide kaygı değişkeninin; kaygı ile ölüm kaygısı arasındaki ilişkide ise ölüm obsesyonu değişkeninin aracı etkisi olduğu ve bu etkinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0, LISREL 8.8 istatistik programları kullanılmıştır. Araştırma bulguları alan yazın ışığında tartışılmış ve bu bulgulardan yola çıkarak, araştırmacılara ve psikolojik danışmanlara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Denetim odağıKaygıObsessif davranış+4
Sümeyye Derin
Hacettepe University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin eleştirel düşünme tutumlarının ve denetim odaklarının incelenmesi

Araştırmanın temel amacı okul öncesi öğretmenlerinin eleştirel düşünmeye ilişkin tutumları ile denetim odaklarının incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerinin eleştirel düşünme tutumları ile denetim odaklarının demografik faktörlere (yaş, cinsiyet, görev süresi, öğrenim durumu) göre farklılık gösterme durumları ve eleştirel düşünme tutumları ile denetim odakları arasındaki ilişki de araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 224 okul öncesi öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan Eleştirel Düşünme Tutum Ölçeği Yılmaz Özelçi (2012) tarafından, Kontrol Odağı Ölçeği ise Dağ (2002) tarafından geliştirilmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin demografik özelliklerini belirlemek için ise Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin eleştirel düşünme tutumları ve denetim odakları; yaşa, görev süresine ve öğrenim durumu değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar göstermiştir

Denetim odağıEleştirel düşünceOkul öncesi eğitim+4
Gülşah Yılmaz
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kontrol odağının örgütsel adalet ile örgütsel yabancılaşma ilişkisindeki rolüne yönelik Hatay'daki hastane çalışanları üzerine bir araştırma

Yoğun rekabet ortamında, örgütlerin amaçlarını etkin bir şekilde gerçekleştirmeleri gittikçe zor bir hal almaktadır. Bu durumdan kaynaklı, örgüt içerisinde uygulanan politikalar ile belirlenen kuralların örgüt çalışanları tarafından benimsenmesi önem arz etmektadir. Çalışanların verimlilikleri, örgütte uygulanan adil uygulamalar ve kurulan sağlıklı ilişkiler ile daha da arttırılabilir, böylelikle örgüte karşı olumsuz tutum ve tavırlardan kaçınmalarına yardımcı olabilmektedir. Olumsuz tutum ve tavırların gelişmesi örgütsel yabancılaşmaya sebep olabilmekte ve çalışanların işten ayrılma ya da örgütün amaçlarına kayıtsız kalacak şekilde faaliyetlerine minimum fayda ile devam etmesine yol açabilmektedir. Bireylerin sahip oldukları, birer kişilik özelliği olan iç ya da dış kontrol odaklılık, örgüt içerisinde gelişen olumlu ya da olumsuz gelişmeleri algılama biçimlerini de etkileyebilmektedir. Bu çalışmanın amacı; örgütsel adalet ve kontrol odağının örgütsel yabancılaşma üzerindeki etkisi ile kontrol odağının örgütsel adalet ile örgütsel yabancılaşma arasındaki düzenleyici rolünün test edilmesine yöneliktir. Ayrıca bu kavramların meslekler ve demografik değişkenlere göre farklılaşıp, farklılaşmadığının da belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma evrenini; Hatay' da faaliyette bulunan özel hastane çalışanları oluşturmuştur. Veriler anket yöntemi yoluyla toplanmış, Yapısal Eşitlik Modeli yoluyla test edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda; çalışanların örgütsel adalet algıları ile örgütsel yabancılaşmaları arasında negatif yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer bir sonuca göre ise; kontrol odağının alt boyutları olan, dışsal ve içsel kontrol odakları yine örgütsel yabancılaşmayı olumsuz şekilde etkilediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca örgütsel adalet ile içsel kontrol odağı arasında olumlu bir ilişki olduğu yönündeki hipotezimiz desteklenirken, dışsal kontrol odağı ile örgütsel adalet arasında olumsuz bir ilişki olduğu şeklindeki hipotezimiz araştırma sonuçlarımız ile desteklenmemiştir.

Denetim odağıHastanelerSağlık personeli+4
Gülizar Zan
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık psikoeğitim programının, obez ergenlerin beslenme, fiziksel aktivite ve sağlık denetim odağına etkisi

Bu araştırma ile obez ergenlere uygulanan sağlık psikoeğitim programının obez ergenlerin beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ve sağlık denetim odağı üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Zayıf deneysel model deseninde yapılan bu araştırma, deney ve kontrol grubu ile ön test-son test ve izleme testi düzeni esas alınarak yürütülmüştür. Katılımcılara kartopu örneklem yöntemi ile ulaşılmıştır. Araştırmaya 12 deney ve 12 kontrol grubu olmak üzere 12-17 yaş arası toplam 24 obez ergen katılmıştır. Verilen toplanmasında; Beslenme Değişim Süreçleri Ölçeği, Egzersiz Değişim Süreçleri Ölçeği, Çok Boyutlu Sağlık Denetim Odağı Ölçeği ve Bireye İlişkin Tanıtıcı Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde; deney ve kontrol gruplarının karşılaştırılmasında İlişkisiz Örneklem T Testi, ön test-son test ve izleme testlerinin karşılaştırılmasında İlişkili Örneklem T Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına bakıldığında; deney ve kontrol gruplarının ön test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ alt boyutları içsel ve dışsal odak puanları karşılaştırıldığında iki grup açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney grubunun ön test ve son test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının son test toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında iki grup açısından istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptanmıştır. Deney grubunun son test ve izleme testi toplam puanları aritmetik ortalamalarına göre; BDSÖ, EDSÖ ve ÇBSDOÖ tüm alt boyutları karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Obezite, Ergen, Teorilerüstü Model, Beslenme, Fiziksel Aktivite, Sağlık Denetim Odağı

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıDenetim odağı+5
Gülnihal Bilim
Toros University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Genel lise öğrencilerinin aile işlevlerinin ve denetim odaklarının incelenmesi

Bu arastırmada genel lise ögrencilerinin aile islevlerinin ve denetim odaklarının cinsiyet, sınıf düzeyi, dogum sırası, anne baba egitim düzeyi, anne baba arasındaki anlasmazlık düzeyi degiskenleri açısından farklılasıp farklılasmadıgı ve denetim odagı ile aile islevleri arasındaki iliskiler incelenmistir. Arastırmanın evrenini, 2005?2006 egitim-ögretim yılında Eskisehir ilinde bulunan 10 resmi genel lisede ögrenim görmekte olan 8794 ögrenci olusturmustur. Arastırma kapsamına 9 lise alınmıs ve her sınıf düzeyinden subeler rasgele belirlenerek evrenin %9.30'na karsılık gelen 815 ögrenci örneklemi olusturmustur. Genel lise ögrencilerinin aile islevleri algılarına iliskin veriler ?Aile Degerlendirme Ölçegi? (Bulut, 1990) ile, denetim odagı algılarına iliskin veriler ise ?Nowicki-Strickland Denetim Odagı Ölçegi? (Yesilyaprak, 1988) ile toplanmıstır. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel niteliklerine iliskin verilerin toplanması için arastırmacı tarafından hazırlanan ?Kisisel Bilgi Formu? kullanılmıstır. Arastırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesi ?SPSS 10.0.0. for Windows? paket programı ile bilgisayar ortamında gerçeklestirilmistir. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra bagımsız gruplar arası t testi uygulanmıstır. Bagımsız degisken düzeyi ikiden fazla olan degiskenlere iliskin farkların önem kontrolü, varyansların homojenligi durumunda tek yönlü varyans analizi ile, varyansların homojen olmadıgı durumlarda ise parametrik olmayan testlerden Kruskal Wallis Testi ile belirlenmistir. Varyansların homojen olup olmadıgı ise Levene istatistigi ile belirlenmistir. Tek yönlü varyans analizi sonucunun önemli bulundugu durumlarda, farkın hangi ortalamalar arasındaki farklardan kaynaklandıgını belirlemek amacıyla Tukey HSD testi yapılmıstır. Kruskal Wallis Testinin sonucunun önemli bulundugu durumlarda ise, farkın hangi ortalamalar arasındaki farklardan kaynaklandıgını belirlemek amacıyla olası tüm ikili karsılastırmalar için Mann Whitney U testi kullanılmıstır. Ayrıca, aile islevlerinin denetim odagını yordayıcılıgını saptamak ve bu örüntünün kızlara ve erkeklere göre degisip degismedigini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizinin asamalı seçim yöntemi kullanılmıstır. Tüm istatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi .05 olarak alınmıstır. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden cinsiyet, dogum sırası, babaların egitim düzeyi ve anne baba arasındaki anlasmazlık düzeyine göre aile islevlerinin farklılastıgı görülmüstür. Bununla birlikte, genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden sınıf düzeyi ve anne egitim düzeyine göre aile islevlerinin farklılasmadıgı görülmüstür. Genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden cinsiyet, sınıf düzeyi, anne babalar arasındaki anlasmazlık düzeyine göre denetim odagının farklılastıgı belirlenmistir. Bununla birlikte, genel lise ögrencilerinin kisisel ve ailesel nitelikleri ile ilgili olarak ele alınan degiskenlerden dogum sırası, anne egitim düzeyi, baba egitim düzeyine göre denetim odagının farklılasmadıgı belirlenmistir. Ayrıca, genel lise ögrencilerinin aile islevlerinden genel fonksiyonlar, gereken ilgiyi gösterme, iletisim ve roller islevleri ile denetim odagı arasında anlamlı iliski bulunmustur. Aile islevlerinden genel fonksiyonlar, gereken ilgiyi gösterme, roller ve davranıs kontrolü islevlerinin kız genel lise ögrencilerinin denetim odagını anlamlı olarak yordadıgı belirlenmistir. Aile islevlerinden gereken ilgiyi gösterme ve iletisim islevlerinin erkek genel lise ögrencilerinin denetim odagını anlamlı olarak yordadıgı belirlenmistir.

Aile işlevleriDenetim odağıEğitim psikolojisi+4
Melike Doğan
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Evli öğretmenlerin bağlanma stili, denetim odağı ve bazı nitelikleri açısından evlilik uyum düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, evli öğretmenlerin evlilik uyumlarının çeşitli değişkenler açısından araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmada bağlanma stili, denetim odağı ve bazı nitelikler (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, yaşadıkları evde kendileri ile birlikte yaşayan akrabalarının olup olmaması ve eşin çalışma durumu) açısından evlilik uyum düzeyi incelenmiştir.Araştırmanın çalışma grubu, 2007-2008 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul'un Gaziosmanpaşa, Üsküdar, Küçükçekmece, Bağcılar, Bayrampaşa ilçelerindeki ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan 390 öğretmenden oluşmuştur. Öğretmenlerin evlilik uyumu ile ilgili veriler ?Evlilik Uyum Ölçeği? (Tutarel-Kışlak, 1999), bağlanma stili değişkeni ile ilgili veriler ?Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri? (Sümer, 2006), denetim odağı ile ilgili veriler ?Denetim Odağı Ölçeği? (Dağ, 2002) ile toplanmıştır. Bazı niteliklere (cinsiyet, evlenme biçimi, evlilik süresi, çocuk sayısı, yaşadıkları evde kendileri ile birlikte yaşayan akrabalarının olup olmaması ve eşin çalışma durumu ) ilişkin verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanan ?Kişisel Bilgi Anketi? kullanılmıştır.Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen verilerin çözümlenmesi ?SPSS for 16.0 Windows? paket programı kullanılarak bilgisayar ortamında gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sırasında, betimleyici istatistiklerin yanı sıra bağlanma stiline göre evlilik uyumunun farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Welch testi uygulanmış ve sonuçta çıkan anlamlı farklılığın hangi bağlanma stillerinden kaynaklandığının tespiti ise Tamhane's T2 testi sonuçlarına göre yapılmıştır. Denetim odağı, cinsiyet, yaşadıkları evde kendileri ile birlikte yaşayan akrabalarının olup olmadığı, evlilik biçimi ve eşin çalışma durumu değişkenlerine göre evlilik uyumunun önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı ise bağımsız gruplar arası t-testi ile belirlenmiştir. Ayrıca denetim odağı ile evlilik uyumu arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson Momentler Çarpım korelasyon katsayısı kullanılmıştır. Evlilik süresi ve çocuk sayısına göre evlilik uyum düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşıp farklılaşmadığı ise Tek Yönlü Varyans Analizi ve sonrasında Tukey-HSD testi ile Pearson Momentler Çarpım korelasyon katsayısı kullanılarak ortaya konmuştur. Etki büyüklüğünün belirlenmesi için de Eta Squared (µ²) değerleri dikkate alınmıştır.Araştırmada evlilik uyumunun bağlanma stiline göre önemli bir biçimde farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Saplantılı bağlanma stiline sahip evli öğretmenlerin diğer bağlanma stillerine (güvenli, korkulu, kayıtsız) göre evlilik uyum düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca, korkulu bağlanma stiline sahip evli öğretmenlerin güvenli ve kayıtsız bağlanma stiline sahip olanlara göre evlilik uyum düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Evli öğretmenlerin evlenme biçimine, evlilik süresine ve çocuk sayısına göre de evlilik uyum düzeylerinin önemli bir biçimde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada evlenme biçimine göre anlaşarak evlenenlerin evlilik uyum düzeylerinin görücü usulü ile evlenenlere göre daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Evlilik süresi arttıkça da evlilik uyum düzeyinin düşme eğiliminde olduğu görülmektedir. Evlilik süresi ?0-2 yıl arası? olan evli öğretmenlerin evlilik uyum düzeyleri evlilik süresi ?10+ ile 15 yıl arası? ve evlilik süresi ?15+ ve yukarısı? olanların evlilik uyum düzeylerinden önemli bir biçimde daha yüksek bulunmuştur. Çocuk sahibi olmayan evli öğretmenlerin bir çocuk sahibi ve iki ve daha fazla çocuk sahibi olanlara göre evlilik uyum düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Ayrıca araştırmada evli öğretmenlerin denetim odağı (içten denetim odağı ve dıştan denetim odağı), cinsiyet, eşin çalışma durumu (eşi çalışan evli öğretmenler ve eşi çalışmayan evli öğretmenler) ve yaşadıkları evde kendileri ile birlikte yaşayan akrabalarının olup olmaması değişkenlerine göre evlilik uyum düzeyinin önemli bir biçimde farklılaşmadığı bulunmuştur.

BağlanmaBağlanma stilleriDenetim odağı+2
Eyüp Çelik
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde varoluşsal kaygı: Erken dönem uyum bozucu şemalar,kontrol odağı ve travma sonrası gelişimin yordayıcılığı

Bu araştırmada, ilk olarak üniversite öğrencilerinin varoluşsal kaygı ve onun alt boyutları olan anlamsızlık, ölüm, yalıtılmışlık ve özgürlük kaygısı düzeyleri betimlenmektedir. İkinci olarak ise üniversite öğrencilerinde cinsiyet, travmatik olay yaşama durumu, kontrol odağı ve erken dönem uyum bozucu şema alanlarının varoluşsal kaygıyı ve onun alt boyutlarının her birini yordayıcılıkları incelenmektedir. Sonrasında ise travmatik yaşantısı olan üniversite öğrencilerinde cinsiyet, ölümcül travmatik olay yaşama durumu, kontrol odağı, erken dönem uyum bozucu şema alanları, travma sonrası gelişimin varoluşsal kaygıyı ve onun alt boyutlarının her birini yordayıcılıkları incelenmektedir. Araştırmanın çalışma grubu 831 üniversite öğrencisinden oluşmuştur. Veriler Varoluşsal Kaygı Ölçeği, Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği, Young Şema Ölçeği Kısa Form-3, Travma Sonrası Gelişim Envanteri, travmatik yaşantı anketi ve kişisel bilgi formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici istatistikler, korelasyon analizi ve aşamalı regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma bulguları üniversite öğrencilerinin varoluşsal kaygı, anlamsızlık kaygısı, ölüm kaygısı, yalıtılmışlık kaygısı ve özgürlük kaygısı düzeylerinin orta düzeyin altında olduğunu ortaya koymuştur. Zedelenmiş otonomi, ayrılma- reddedilme, başkalarına yönelimlilik, yüksek standartlar şema alanları ve kontrol odağının varoluşsal kaygıyı anlamlı düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ise travma sonrası gelişim ve ölümcül travmatik olay yaşama değişkenleri de anlamlı yordayıcılar olarak modele dahil olmuştur. Varoluşsal kaygının alt boyutlarının yordanmasına ilişkin bulgular ise anlamsızlık kaygısının zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar, ayrılma- reddedilme, başkalarına yönelimlilik, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve kontrol odağı tarafından anlamlı düzeyde yordandığını ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ise kontrol odağı, zedelenmiş sınırlar şema alanı ve ayrılma reddedilme şema alanının anlamlı yordayıcılar olmadığı, travma sonrası gelişimin ise anlamlı bir yordayıcı olduğu dikkati çekmektedir. Ölüm kaygısının zedelenmiş otonomi, başkalarına yönelimlilik, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve cinsiyet (Kadın) değişkeni tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta ölüm kaygısının yordayıcıları değişmemiştir. Yalıtılmışlık kaygısının ayrılma-reddedilme, zedelenmiş otonomi, yüksek standartlar, zedelenmiş sınırlar şema alanları ve kontrol odağı tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Travmatik yaşantıya sahip olan grupta da yalıtılmışlık kaygısının yordayıcıları değişmemiştir. Özgürlük kaygısının ise zedelenmiş otonomi, zedelenmiş sınırlar, ayrılma-reddedilme şema alanları ve travmatik olay yaşama değişkeni tarafından anlamlı düzeyde yordandığı ortaya konmuştur. Bulgular, travmatik yaşantıya sahip olan grupta ölümcül travmatik olay yaşama ve yüksek standartlar şema alanı değişkenlerinin de anlamlı yordayıcılar olduğunu, ayrılma-reddedilme şema alanı değişkeninin ise anlamlı bir yordayıcı olmadığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Varoluşsal kaygı, Erken dönem uyum bozucu şemalar, Kontrol odağı, Travma sonrası gelişim.

Denetim odağıErken dönem uyum bozucu şemalarKaygı+5
Murat Yıkılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi ilköğretim okullarında görev yapan eğitim yöneticilerinin benlik saygısı ve denetim odağı düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, ilköğretim okul yöneticilerinin bireysel değişkenlerinin benlik saygı düzeyleri ve denetim odağı yönüne bir etkisi olup olmadığını belirlemek; ayrıca okul yöneticilerinin denetim odaklarının yönüne göre benlik saygısı düzeyleri arasında anlamlı bir farklılığın olup olmadığını tespit etmektir. Bu araştırmada, denetim odağı ölçeği olarak Rotter (1966)'in ?İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği? (RİDDOÖ) ile benlik saygısı düzeylerini belirlemek için Arıcak (2001)'ın ?Trakya Üniversitesi Benlik Saygısı Ölçeği? (TÜBSÖ) kullanılmıştır. Ölçek formları, 16.6.2005- 10.9.2006 tarihlerinde İstanbul İli'nin; Beşiktaş, Eminönü ve Fatih İlçeleri'ndeki tüm resmi ilköğretim okulu yöneticilerine uygulanmıştır. Tarafsız ve eksiksiz doldurulduğu görülen 87 anketin SPSS paket programına girilerek alt amaçlar doğrultusunda analizleri yapılmıştır. Okul yöneticilerinin kişisel bilgileri frekans ve yüzde olarak sunulmuş; yöneticilerinin cinsiyet değişkeni ve lisansüstü eğitimine göre benlik saygısı ve denetim odağı ölçeği puanları arasındaki farkın anlamlılığını test etmek için Non-Parametrik Mann Whitney-U testi; benlik saygısı ve denetim odağı ölçeği puanlarının yaş grupları, branş grupları, öğretmen olarak hizmet yılı grupları, eğitim yöneticisi olarak hizmet yılı grupları, algılanan gelir grupları değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek üzere Kruskal Wallis-H testi; denetim odağı ölçeğinden alınan puanlarla benlik saygısı puanları arasındaki ilişkiyi belirlemek üzere Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulguları aşağıda özetlenmiştir: Yöneticilerin benlik saygısı puanları arasında cinsiyet, yaş grupları, branş grupları, eğitim yöneticisi olarak hizmet yılı grupları, lisans üstü eğitim durumu, algılanan gelir grupları değişkenlerine göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmazken öğretmen olarak hizmet yılı grupları değişkenine göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Yöneticilerin denetim odağı ölçeği puanları arasında tüm bireysel değişkenlere göre gruplar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Yöneticilerin benlik saygısı ve denetim odağı arasında anlamlı bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İlköğretim Yöneticisi, Benlik Saygısı, Denetim Odağı

Benlik saygısıDenetim odağıEğitim yönetimi+4
Hacer Bilgehan Yerekaban
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan eğitim personelinin düşünme stilleri ile denetim odakları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı; Okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan eğitim personelinin düşünme stilleri ile denetim odağı özellikleri arasında ilişki ve okul öncesi eğitim personeline ilişkin sosyo-demografik değişkenlerle düşünme stilleri ile denetim odağı özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır.İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmanın evrenini, 2008?2009 öğretim yılında İstanbul ili Anadolu Yakasından random olarak seçilen Kadıköy, Üsküdar ve Pendik ilçelerinde resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 600 okul öncesi eğitim personelinden oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Kadıköy, Üsküdar ve Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri'ne bağlı okulöncesi eğitim kurumları arasından basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenen 60 okulöncesi eğitim kurumunda görevli 230 okul öncesi eğitim personeli yanıtları üzerinden yapılmıştır.Araştırmada kullanılan Denetim Odağı Ölçeği, Rotter tarafından geliştirilmiştir. Rotter'ın Denetim Odağı Ölçeğini Türkçeye İhsan Dağ uyarlamıştır.Sternberg-Wagner Düşünme Stilleri Ölçeği, Zihinsel Benlik-Yönetimi Kuramı'nın öngörüleri doğrultusunda geliştirilmiştir. Ölçek Türkiye'de ilk kez Buluş (2006) tarafından Türkçe'ye uyarlanmıştır.Araştırma verilerinin istatistiksel analizleri ?SPSS 11,5? programı kullanılarak, araştırmacı tarafından bilgisayar ortamında yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri sonucunda elde edilen bulgulara tablolar halinde verilmiştir.Anahtar Sözcükler: Denetim Odağı, Düşünme Stilleri, Okul Öncesi Eğitim

Denetim odağıDüşünmeDüşünme stilleri+6
Canan Çekiç Şençağlar
Yeditepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının algılarına göre sınıf yönetim biçemleri ve denetim odakları

Bu çalışmanın amacı, ilköğretim okullarında görev alacak öğretmen adaylarının sınıf yönetim biçemleri ile denetim odaklarını ayrıca denetim odaklarına göre sınıf yönetim biçemlerini belirlemektir. Tarama modelinde gerçekleşen bu araştırma, 2008?2009 eğitim öğretim yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Eğitim Fakültesinde ilköğretim okullarında görev almak için öğrenim gören sekiz bölümden 345 katılımcı ile yapılmıştır.Araştırmada veriler Savran ve Çakıroğlu (2004) tarafından Türkçe'ye çevrilen ?Sınıf Yönetimine Yönelik Tutum ve İnanç Anketi? ve Dağ (1991) tarafından Türkçe'ye çevrilen ?Rotter Denetim Odağı Ölçeği? ile toplanmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, yüzde, frekans, standart sapma, varyans analizi, bağımsız gruplarda t testi ve LSD testi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre öğretmen adaylarının çoğu Ders Yönetimi alt boyutunda müdahaleci ve etkileşimci bir sınıf yönetim biçemine sahiptir. İnsan Yönetimi alt boyutunda ise öğretmen adaylarının müdahaleci olmayan ve etkileşimci olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının sınıf yönetim biçemlerinin Ders Yönetimi alt boyutunda bölümlerine göre farklılaştığı, İnsan Yönetimi alt boyutunda ise benzer olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının sınıf yönetim biçemleri cinsiyetleri açısından incelendiğinde, Ders Yönetimi alt boyutunda benzer bir özellik gösterdiği buna karşın, İnsan Yönetimi alt boyutunda erkek katılımcıların daha müdahaleci olduğu görülmüştür. Denetim odakları incelendiğinde öğretmen adayları arasında içten ve dıştan denetimli bireylerin bulunmasına rağmen büyük çoğunluğunun hem içten hem de dıştan özellik gösterdiğine rastlanmıştır. Öğretmen adaylarının denetim odakları bölümlerine ve cinsiyetlerine göre farklılaşmaktadır. Kadın öğretmen adayları erkeklere göre daha dıştan denetimli bulunmuştur. Öğretmen adaylarının denetim odaklarına göre sınıf yönetim biçemleri incelendiğinde, Ders Yönetimi alt boyutunda denetim odağına göre yönetim biçemlerinin değişmediği, İnsan Yönetimi alt boyutunda ise dıştan denetimli olan öğretmen adaylarının daha müdahaleci olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sınıf yönetimi, denetim odağı, öğretmen eğitimi.

Denetim odağıSınıf yönetimi
Erol Güvenç
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects