Theory of mind

81 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tek atak ve birden fazla atak geçirmiş remisyondaki depresyon hastalarının zihin kuramı becerilerinin incelenmesi

Major depresif bozukluk en sık görülen ruhsal bozukluklardandır. Major depresif bozukluk geçiren hastaların yarısından fazlası bir kez daha atak geçirir. Tekrarlama ihtimali atak sayısı ile birlikte artar. Majör depresif bozuklukta sosyal işlevlerde ve diğer kişilerle olan ilişkilerde bozulma olması önde gelen kinik özelliklerdendir. Zihin kuramı; kişinin kendisinin ve diğerlerinin ayrı zihinlere sahip olduğunu anlayabilme, kendisinin veya başkalarının duygu, düşünce, maksat, istek ve inançlarını algılayabilme ya da çıkarımda bulunabilme kapasitesidir. Zihin kuramı, sosyal işlevselliğin ve kişilerarası ilişkilerin sürdürülmesinin ayrılmaz bir parçası olarak düşünülmektedir. Remisyondaki depresyon hastalarının zihin kuramı becerilerinin hem sosyal bilişsel hem sosyal algısal yönden incelendiği çalışma sayısı oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada remisyondaki depresyon hastalarının zihin kuramı becerilerinde tek atak geçirmiş ve birden fazla atak geçirmiş hasta gruplarının sağlıklı kontrol grubuna göre farklılığı olup olmadığı ve olası farklılıkların hastalığın süreğenleşmesindeki olası etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Çalışmamız Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Polikliniği'ne başvuran hastalar arasından seçilmiş, 18-60 yaş aralığında, majör depresif bozukluk geçirmiş, remisyonda olan, tek atak geçirmiş 50 hasta, birden fazla atak geçirmiş 50 hasta ve 50 sağlıklı katılımcının onamı alınarak dahil edilmesiyle oluşturulan örneklem ile yapılmıştır. Çalışmada tüm katılımcılara sosyodemografik veri formu, Hamilton Depresyon Ölçeği, Gözlerden Zihin Okuma Testi, İmayı Anlama Testi, Montreal Bilişsel Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Çalışmamızda sosyal-algısal ve sosyal-bilişsel zihin kuramı becerisinde ve bilişsel işlevsellikte çok atak geçirmiş remisyon dönemindeki grupta tek atak geçirmiş grup ve kontrol grubuna göre anlamlı bir düşüş saptanmıştır. Bu durum yineleyen şekilde geçirilmiş depresyonun remisyon döneminde bireylerarası sosyal etkileşimlerini sınırlandırdığı ve sosyal izolasyona yol açtığı, relaps ihtimalini arttırabileceği hipotezimizi doğrular niteliktedir. Tek atak geçirmiş grup ve kontrol grubu arasında her iki zihin kuramı becerisi ve bilişsel işlevsellik açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Bu durum, tek atak geçirmiş remisyondaki bireylerin tam iyileşme adına çok ataklı bireylere nazaran farkındalık, özyeterlilik ve motivasyonlarının daha yüksek olabileceği düşüncesine yeşil ışık yakmaktadır. Bu düşüncenin ilerleyen zamanlarda yapılacak çalışmalarda farklı ölçek ve açılardan detaylandırılıp aydınlatılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Majör Depresif Bozukluk, Zihin Kuramı, Nüks, Rezidüel Semptom

Belirti ve semptomlarDepresif bozukluk-majörDepresyon+5
Burçak Baykut
Tekirdağ Namık Kemal University
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren çocukların zihin kuramı becerileri açısından değerlendirilmesi

Bu çalışmada, 4-10 yaş arası çocukların zihin kuramı becerilerini değerlendirmek için "Zihin Kuramı Değerlendirme Aracı'nın" geliştirilmesi, geliştirilen Zihin Kuramı Değerlendirme Aracı (ZKDBA) kullanılarak 6-10 yaş arasındaki normal gelişim gösteren çocuklar ile üstün yetenekli çocukların zihin kuramı becerilerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Geliştirilen Zihin Kuramı Değerlendirme Aracı'nın geçerlik ve güvenirlik analizi için 4 – 10 yaş arasındaki normal gelişim gösteren toplam 235 çocuktan veri alınmıştır. AFA analizi sonucunda Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) veri yeterliği değeri 0.825, yaklaşık Ki-kare [x2(66)= 1952.263] ve Sigma [p<0,05] değerleri olarak hesaplanmış ve ZKBDA'nın geçerli özellik gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. ZKBDA'nın güvenirlik analizinde Kuder-Richardson (KR-20) metodu kullanılarak iç tutarlılık analizi gerçekleştirilmiş ve Sınıf içi Korelasyon Katsayıları yöntemi kullanılarak test-tekrar test güvenirliğine bakılmıştır. Kuder-Richardson (KR-20) metodunun uygulanmasının sonucunda Cronbach's Alfa katsayısı α=0.897 (a>070) ve test tekrar test uygulamasının sonucunda en düşük Sınıf içi Korelasyon Katsayısı 0.764 (ICC>0.60) olarak hesaplanmış ve ZKBDA'nın alt boyutları da dahil olmak üzere güvenilir bir ölçme aracı olduğu kabul edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümü olan üstün yetenekli çocuklarla normal gelişim gösteren çocukların karşılaştırılması için ZKBDA 6-10 yaş arasındaki normal gelişim gösteren 61 çocuğa ve 6-10 yaş arasındaki 61 üstün yetenekli çocuğa uygulanarak zihin kuramı becerileri kazanımları incelenmiştir. İki grup arasındaki farklılık ki kare testleri ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; üstün yetenekli çocuklarla normal gelişim gösteren çocuklar arasında ileri düzey zihin kuramı becerileri olan ikinci düzey zihin kuramı becerileri, deyimi ve ironiyi anlama becerileri arasında farklılıklar olduğu, bu farklılıkların üstün yetenekli çocukların lehine olduğu bulunmuştur.

Okul öncesi çocuklarZihin kuramıÜst düzey zihinsel beceri+2
Burcu Bülbün Aktı
Hacettepe University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Turkish verbal irony comprehension in children aged 5 and 6 years

This study aims to investigate the accuracy rate of the comprehension and processing times of ironic and literal utterances among five- and six-year-old Turkish-speaking children (N = 60) and a control group of adults (N = 30) and whether vocabulary, character dyads, morphological and syntactic complexity, and context have an effect on their comprehension. In this study, audio recordings of ten narrated stories, five of which ended with ironic sentences and five with literal sentences, were used. After listening to the stories, the participants were asked to click on teasing or real emojis to show their understanding of the speaker's attitude and their reaction times were analyzed based on the Standard Pragmatic Model and the Direct Access Model. The stories were followed by two optional close-ended questions and three open-ended questions including first-order ToM and second-order ToM questions. For the study's statistical analysis, the Wilcoxon signed-rank test, Mann-Whitney U test, and descriptive statistics were utilized. The findings of the study revealed that children performed better when answering questions about literal stories than those about ironic stories and morphological and syntactic complexity, vocabulary, word length, and character dyads in the stories had no effect on the participants' comprehension. The only explanation for their accuracy rates could be the context of the stories and their exposure to ironic and literal statements. Furthermore, it was found that the types of Theory of Mind questions had no effect on their ability to provide accurate responses. Another finding of the study was that children's reaction times were faster after listening to ironic stories than literal ones. This finding is similar to the findings of studies supporting the Direct Access Model (DAM). However, more research on the processing of ironic expressions within the context of the Standard Pragmatic Model and the Direct Access Model is required.

UnderstandingPreschool educationPreschool children+3
Sena Gizem Bodur
Hacettepe University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolü

Bu çalışmada, annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolüne bakmak amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini çocuk sahibi olan 506 anne oluşturmuştur. Yapılan tez çalışmasında, nicel araştırma yönteminden ilişkisel tarama modeli ile çalışılmıştır. Örneklemin evreni temsil etme gücünün yüksek olması için örneklem seçilirken yalnızca çocuk sahibi olan kadınlar/ anneler ölçüt alınmış belli yaştaki çocuğa sahip olma, belli bir ilde yaşama, belli bir eğitim seviyesine sahip olma gibi kriterler belirlenmemiştir. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Reflectıve Functıonıng (Yansıtıcı İşleyiş) Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği (Mindful Attention Awareness Scale) ve Türkçe TAÖ- 20 Toronto Aleksitimi Ölçeği (The 20-Item Toronto Alexithymia Scale (TAS-20) kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, annelerin yansıtıcı işleyişleri ve aleksitimik özellikleri arasında bilinçli farkındalığın aracı rolü olduğu saptanmıştır. Araştırmada yansıtıcı işlevler (zihinselleştirme becerisi), aleksitimik özellikler ve bilinçli farkındalık değişkenlerinin katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bulgular neticesinde katılımcıların yansıtıcı işlevsellik, aleksitimi ve bilinçli farkındalık düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği bulunmuştur. Alan yazında anneler ile yapılan bu değişkenlerin bir arada kullanıldığı bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu sebeple bu çalışma anneler ile yapılacak çalışmaların önünü açacak dolayısıyla çocuk ruh sağlığı alanına ve koruyucu, önleyici, destekleyici çalışmalara hizmet edecektir. Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı işlev, zihinselleştirme, anne, bilinçli farkındalık, aleksitimi

AleksitimiAnne davranışıAnne yanıtlayıcılığı+7
Ceren Demirkazık
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Gruplar arası bağlamda sosyal bilinçli farkındalık: Sosyo-bilişsel becerilerin rolü

Sosyal bilinçli farkındalık, içinde bulunulan anda bir karar vermeden önce başkalarının istek ve tercihlerini gözeterek hareket edebilme becerilerini ifade eden bir prososyal davranış biçimidir. Bu çalışmanın amacı, ilkokul döneminde sosyal bilinçli farkındalık becerisinin gelişimi ile ilişkili bağlamsal (gruplar arası/iç grup-dış grup) ve sosyo-bilişsel (zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerisi) faktörleri incelemektir. Araştırmanın örneklemi, 7-9 yaş aralığında toplam 100 çocuk (nkız= 48) ve annelerinden oluşmaktadır. Çalışmanın veri toplama sürecinde annelerden Onam Formu ve Demografik Bilgi Formu'nu doldurmaları istenmiştir. Bunun yanı sıra çocukların sosyal bilinçli farkındalık becerilerini değerlendirmek için Sosyal Bilinçli Farkındalık Görevi, ketleyici kontrol becerilerini ölçmek için Ok Görevi ve son olarak Zihin Kuramı becerisini incelemek iki adet İkinci Dereceden Yanlış İnanç Görevi kullanılmıştır. Çalışmanın veri toplama süreci çocukların eğitimine devam ettiği okulda yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda çocukların iç gruba ve dış gruba eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık sergiledikleri görülmüştür. Korelasyon analizi sonuçlarına göre çocukta sosyal bilinçli farkındalık becerisi, yaş, ketleyici kontrol ve zihin kuramı becerisi ile pozitif yönde ilişki göstermiştir. Bu ilişkiler bağlamında gerçekleştirilen hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre çocuğun yaşı ve zihin kuramı becerileri çocuğun sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordamaktadır. Bununla birlikte çocuğun yaşı, zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileri çocuğun iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisini yordarken, çocuğun dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığını zihin kuramı becerisi yordamaktadır. Genel olarak, çocuklar iç gruba ve dış gruba yönelik eşit düzeyde sosyal bilinçli farkındalık gösterseler de çocukların iç gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalığı yaşla ve daha yüksek zihin kuramı ve ketleyici kontrol becerileriyle birlikte artmıştır. Bununla birlikte yalnızca zihin kuramı becerisi dış gruba yönelik sosyal bilinçli farkındalık becerisine katkıda bulunmuştur. Sonuç olarak bu bulgular zihin kuramı becerisinin sosyal bilinçli farkındalığın hem iç gruba hem de dış gruba yönelik olarak sergilenmesinde önemli bir rolü olduğunu göstermektedir. Anahtar Kelimeler: sosyal bilinçli farkındalık, iç grup, dış grup, zihin kuramı, ketleyici kontrol.

Bilinçli farkındalıkBilişsel farkındalıkDış grup yanlılığı+4
Ömür Özden Koçyiğit
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal statünün zihin kuramına etkisinde duygu durumun ve grup üyeliğinin rolü

Yetişkinlerin zihin kuramı becerilerini sergilemeleri için bilişsel kapasiteleri olgunlaşmış olsa dahi başkalarının davranışlarının altındaki zihinsel süreçleri bulundukları sosyal duruma bağlı olarak daha doğru yorumlayabilirler. Bu sosyal durumlar arasında kişilerin sosyal statüleri zihin kuramı becerilerini etkileyebilecek önemli bir değişken olarak görünmektedir. Mevcut çalışmanın amacı, yetişkinlerde sosyal statünün zihin kuramına etkisinde duygu durum ve grup üyeliğinin moderatör rolünü incelemektir. Bu bağlamda, sosyal statü ile zihin kuramı arasındaki ilişki bahsedilen moderatör değişkenler ile birlikte ele alınmıştır. Buna ek olarak, sosyal statü ile zihin kuramı ilişkisinde kişilerin depresif semptomları, sözcük bilgileri ve anlık kaygı düzeyleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi, 18-30 yaş aralığında 112 yetişkinden (nerkek = 32) oluşmaktadır. Çalışmada katılımcıların sosyal statüleri ve duygu durumları manipüle edilmiş ve ardından zihin kuramı becerisini ölçen Tuhaf Öyküler Görevi, anlık kaygıyı ölçen Durumluk-Sürekli Kaygı Envanteri Durumluk Kaygı Alt Testi, Demografik Bilgi Formu ve sözcük bilgisini ölçen AÇEP Sözcük Bilgisi Ölçeği uygulanmıştır. İşlem laboratuvar ortamında yüzyüze gerçekleştirilmiştir. Ön analizler sonucunda zihin kuramı becerisinin depresif semptomlar ile negatif ve sözcük bilgisi ile pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. Ana analizler kapsamında gerçekleştirilen 2x2x2 karışık desen Varyans Analizi sonucunda sosyal statü ve grup üyeliğinin zihin kuramına anlamlı ana etkisi bulunamamış ancak duygu durumun anlamlı ana etkisinin olduğu görülmüştür. Basit etki analizlerinde düşük statü grubunda pozitif duygu durumdaki katılımcıların zihin okuma puanlarının negatif duygu durumdaki katılımcıların puanlarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla beraber, düşük statü hikayelerini okuduklarında pozitif duygu durumdaki katılımcıların zihin okuma puanlarının negatif duygu durumdakilerin puanlarından anlamlı olarak daha yüksek olduğu bulunmuştur. Benzer şekilde, yüksek statü hikayelerini okuduklarında pozitif duygu durumdakilerin zihin okuma puanlarının negatif duygu durumdakilerden anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca, düşük statüdeki katılımcılar arasında pozitif duygu durumda olanlar negatif duygu durumda olanlara kıyasla dış grup üyelerinin zihinlerini daha doğru anlamışlardır.

DuygudurumGrup üyeliğiSosyal statü+2
Elif Şevval Yaşaroğlu
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tehdit algısının zihin kuramına etkisi: Duygu düzenleme becerisinin rolü

Zihin Kuramı, başkalarının arzu, niyet, inanç, düşünce ve hedef gibi öznel zihin durumlarını anlama ve başkalarının davranışlarını bu öznel zihin durumlarına atıfta bulunarak açıklama yeteneğidir. Çocuklar gelişmiş ve yetişkinler ise olgunlaşmış zihin kuramı becerisine sahip olsalar da başkalarının davranışları altında yatan zihinsel süreçleri açıklarken sosyal durumlara ve etkenlere bağlı olarak yorum yapabilirler. Bu sosyal durumlar arasında tehdit algısı zihin kuramı becerisini etkileyebilecek bir değişken olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın amacı, ilkokul çağındaki çocukların ve yetişkinlerin tehdit algısının zihin kuramı performansları üzerindeki etkisini ve bu etkinin duygu düzenlemeye bağlı olarak değişip değişmediğini incelemektir. Bu bağlamda, tehdit algısı ve zihin kuramı ilişkisi ve bu ilişkide duygu düzenleme becerisinin rolü araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemi, 8-11 yaş aralığında olan toplam 160 çocuk (nerkek= 79) ve 18-47 yaş aralığında olan 128 yetişkinden (nerkek=41) oluşmaktadır. Çocuklarla yapılan çalışmanın veri toplama süreci çocukların eğitimine devam ettiği okulda yüz yüze gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde, anneler Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu ve çocukların duygu düzenleme becerisini değerlendirmek için Duygu Düzenleme Ölçeği'ni doldurmuşlardır. Çocuklara sırasıyla tehdit ve kaygı uyandıran etkileşimlerin bulunduğu ve bulunmadığı senaryolar ve senaryolardaki karakterlerin zihin durumlarına ilişkin soruların yöneltildiği Zihin Kuramı Görevi sunulmuştur. Yetişkinlerle yapılan çalışmada, veriler Google Forms üzerinden çevrimiçi olarak toplanmış, ölçümler aynı sırada sunulmuştur. Ana analizler kapsamında gerçekleştirilen 2X2 iki faktörlü Varyans Analizi sonucunda grubun zihin okuma üzerinde sadece yetişkinlerde ana etkisi görülürken grubun niyet atfı üzerinde her iki örneklemde de ana etkisi görülmüştür. Duygu düzenleme becerisi düzeyinin zihin okuma üzerinde sadece çocuklarda ana etkisi görülürken duygu düzenleme becerisi düzeyinin niyet atfı üzerinde her iki örneklemde de ana etkisi görülmemiştir. Basit etki analizlerinde, deney grubundaki çocuklar arasında duygu düzenlemesi yüksek olan kişilerin duygu düzenlemesi düşük olanlara kıyasla zihin okuma performanslarının anlamlı olarak daha iyi olduğu bulunmuştur. Duygu düzenlemesi düşük olan yetişkinler arasında ise kontrol grubunda olan kişilerin zihin okuma performanslarının deney grubunda olanlara kıyasla anlamlı olarak daha iyi olduğu bulunmuştur. Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde duygu düzenleme becerisinin yüksek veya düşük olması farketmeksizin deney grubundaki katılımcıların niyet atıflarının kontrol grubundakilere kıyasla anlamlı olarak daha olumsuz olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: zihin kuramı, tehdit algısı, duygu düzenleme.

Algılanan tehditDuygu düzenlemeTehdit+2
Merve Coşar
İstanbul 29 MayIs University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı rolü

Bu araştırmanın ana amacı, bireylerde nesne ilişkileri ile empati ve zihin kuramı arasındaki ilişkileri ve bu ilişkilerde narsisizmin aracı rolünü incelemektir. Çalışma 18-45 yaş aralığında, normal popülasyondan seçilmiş 409 katılımcı ile yürütülmüştür. Veri toplama aşamasında katılımcılara Sosyodemografik Bilgi Formu, Bell Nesne İlişkileri ve Gerçeği Değerlendirme Ölçeği, Patolojik Narsisizm Ölçeği, Kişilerarası Tepkisellik İndeksi ve Gözlerden Zihin Okuma Testi online form şeklinde verilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular SPSS (Statistical Package for Social Sciences) v.26.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Cinsiyetler arası farkları belirlemek için bağımsız gruplar t-testi; empati, zihin kuramı, nesne ilişkileri ve narisisizm arasındaki ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi ve doğrusal regsesyon analizi; son olarak aracı etki analizi için PROCESS eklentisi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda nesne ilişkileri ile empati arasındaki ilişkide narsisizmin tam aracı rolü olduğu görülse de nesne ilişkileri ile zihin kuramı arasındaki ilişkide narsisizmin aracı bir rol üstlenmediği bulunmuştur. Bulgular, nesne ilişkileri ve empati arasındaki ilişkinin narsisizm ile sağlandığını göstermekte olup narsisizmin bu ilişki için önemini vurgular niteliktedir. Son olarak, araştırmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış, çalışmanın sahip dolduğu sınırlılıklarla birlikte gelecek çalışmalar için öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Empati, Zihin kuramı, Nesne ilişkileri, Narsisizm

EmpatiNarsisizmNesne+2
Merve Hazal Develi
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlıklı kişilerde zihin kuramı (ZK) becerilerini yordayan klinik altı psikotik ve psikopatik belirtilerin incelenmesi

Başkalarının düşünce ve duygularını çıkarsama ve anlamlandırma yeteneği olarak tanımlanan Zihin Kuramı (ZK) becerileri, kişilerin sosyal yaşamları için oldukça önemli bir özelliktir. ZK becerilerinin, sağlıklı yetişkinlerde görülen klinik altı psikoz ve klinik altı psikopati belirtilerinin varlığında ne şekilde etkilendiğine ilişkin çelişkili bulgular mevcuttur. Bu hususta, bulgulardaki karışıklığın giderilmesi için bu belirtilerin ZK becerileriyle ilişkisinin araştırıldığı çalışmalar yapılması önemlidir. Mevcut araştırmanın amacı, ZK becerilerini yordaması beklenilen klinik altı psikoz ve psikopati belirtilerinin incelenmesi ve birlikte görülen klinik altı psikoz ve psikopati belirtilerinin etkileşiminin ZK üzerindeki etkisinin test edilmesidir. Yaşları 18-60 yaş aralığında olan 184 sağlıklı yetişkin (124 kadın 60 erkek) ile yürütülmüş olan çalışmada veriler, Demografik Bilgi Formu, Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT), Toplumda Psişik Yaşantıları Değerlendirme Ölçeği (TPYÖ) ve Levenson Öz Bildirim Psikopati Ölçeği (LSRP) kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre klinik altı psikoz ve birincil psikopati belirtilerinin ZK becerilerini negatif yönde yordadığı görülürken; klinik altı psikoz ve birincil psikopati belirtilerinin etkileşiminin ZK becerileri üzerinde herhangi bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak, kadınların ZK becerilerinin erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Klinik altı psikoz belirtilerinin ZK becerilerini negatif yönde yordadığını gösteren sonuçlar, psikoz belirtileri olan kişilerde, ZK ile ilişkili beyin bölgelerinde görülen değişikliklerin ZK bozulmalarında bir etkisi olabileceğini düşündürmüştür. Birincil psikopati belirtilerinin ZK becerilerini negatif yönde yordadığını gösteren sonuçların ise psikopatik kişilerin duygu ve empati ile ilgili olan amigdala ve anterior insulanın da dahil olduğu beyin bölgelerindeki aktivasyon azalmasıyla ilişkili olabileceği varsayılmıştır. ZK'nı ölçmek üzere kullanılmış olan farklı ölçüm araçları ve bu araçların özelliklerinin klinik altı psikoz ve birincil psikopati etkileşiminin ZK üzerinde herhangi bir etkisinin bulunmamasıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir.

Klinik psikolojiKlinikaltı psikozPsikopati+2
Begüm Atakan
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk dönemi yaşantıları ve bağlanma stillerinin borderline (sınırda) kişilik örgütlenmesi arasındaki ilişkide zihin kuramı becerilerinin aracı rolü

Çocukluk çağı travmaları ve bağlanma stilleri borderline kişilik örgütlenmesini etkileyen değişkenlerdir. Fakat erken çocukluk yaşantıları ve borderline kişilik örgütlenmesi arasındaki ilişkinin doğası aydınlatılamamıştır. Erken çocukluk yaşantıları ve borderline kişilik örgütlenmesi ilişkisinde zihin kuramı becerisi aracı etkisinin araştırılmasında literatür kısıtlı kalmaktadır. Bu çalışmanın amacı, 18-30 yaş örneklemindeki bireylerin erken çocukluk çağındaki yaşantıları ile bağlanma stillerinin borderline (sınırda) kişilik örgütlenmesi ile ilişkisini incelemek ve bu ilişkide zihin kuramı becerilerinin aracı rolünü test etmektir. Yaşları 18-30 arasında olan 179 katılımcı (87 Kadın - 92 Erkek) araştırmaya katılmıştır. Veriler, Demografik Bilgi Formu, Borderline Kişilik Envanteri, Pot Kırmayı Tanıma Testi-Kısa Versiyon, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33) ile toplanmıştır. Analizler sonucunda, çocukluk çağı travmalarının sınırda kişilik örgütlenmesini pozitif yönde yordadığı, güvensiz bağlanma stillerinin de sınırda kişilik örgütlenmesini pozitif yönde yordadığı bulunmuştur. Buna ek olarak, zihin kuramı becerisinin sınırda kişilik örgütlenmesini negatif yönlü ve anlamlı bir biçimde yordadığı saptanmıştır. Diğer yandan, güvensiz bağlanma stillerinden kaçınan bağlanma stilinin zihin kuramı becerisini negatif yönlü anlamlı bir biçimde yordadığı fakat kaygılı kararsız bağlanma stilinin zihin kuramı becerisiyle anlamlı bir ilişkisi olmadığı bulunmuştur. Son olarak, çocukluk çağı travmalarının ve güvensiz bağlanma stillerinin sınırda kişilik örgütlenmesiyle ilişkisinde zihin kuramının aracı etkisi incelendiğinde sonuçlar zihin kuramının bu ilişkide aracı etkisi olmadığını göstermiştir. Bulgular, olumsuz erken dönem yaşantılarının borderline kişilik örgütlenmesi ile bağlantılı olabileceğini fakat bu ilişkide zihin kuramı becerilerinin aracılık rolü oynamayabileceğine işaret etmektedir. Tartışma kısmında araştırma bulguları literatür ile desteklenmiş ve aracı değişken olan zihin kuramı becerisinin erken çocukluk yaşantıları ve borderline kişilik örgütlenmesi arasındaki ilişkide anlamsız çıkmasının ölçek ve örneklem yapısı açısından tartışılmıştır. Gelecekte yapılacak çalışmalar için çeşitli öneriler sunulmuştur.

Bağlanma stilleriSınır kişilik örgütlenmesiZihin kuramı+4
Cihan Yılmaz
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin kuramı işlevselliği ile borderline kişilik özellikleri arasındaki ilişkide engellenme tahammülsüzlüğünün aracı rolü

Bu araştırmada; zihin kuramı işlevselliği ve borderline kişilik özellikleri arasındaki ilişkide engellenme tahammülsüzlüğünün aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Örnekleme borderline kişilik özelliği gösteren 80 katılımcı dahil edilmiştir. Örnekleme dahil edilen katılımcılarla birebir görüşülerek; Borderline Kişilik Ölçeği (BPQ), Engellenmeye Tahammülsüzlük Ölçeği (ETÖ), Dokuz Eylül Zihin Kuramı Ölçeği (DEZTÖ) ve Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT) uygulanılmıştır. İstatistiksel analizde; normal dağılım gösteren değişkenler için pearson korelasyon analizi, normal dağılım göstermeyen değişkenler için spearman korelasyon analizi uygulanmıştır. Aracılık etkisinin analizi için regresyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarında; borderline kişilik özellikleri ve zihin kuramının kognitif bileşeni arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki, borderline kişilik özellikleri ve engellenme tahammülsüzlüğü arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Engellenme tahammülsüzlüğünün zihin kuramının affektif ve kognitif bileşenleriyle negatif yönde anlamlı ilişki gösterdiği görülmüştür. Engellenme tahammülsüzlüğü; zihin kuramı işlevselliği ve borderline kişilik özellikleri arasındaki ilişkide aracı olarak rol almaktadır. Bu aracılık rolü zihin kuramı ve borderline kişilik özellikleri arasındaki ilişkide kognitif bileşen için bulunmaktadır. Bulgular literatürü desteklemektedir. Bu çalışmada önceki çalışmalardan farklı olarak zihin kuramı ve borderline kişilik özellikleri arasındaki ilişkide engellenme tahammülsüzlüğünün aracı rolü gösterilmiştir.

Borderline kişilik bozukluğuFrustrasyonZihin kuramı
Şeyda Yazıcı
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Obsesif kompulsif bozuklukta zihin kuramı işlevleri ve bağlanma biçimleri arasındaki ilişki

Amaç: Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) hastalarında çeşitli düzeylerde nöropsikolojik bozulmalar olduğu bilinmektedir. Son yıllarda OKB'de Zihin Kuramı (ZK) işlevleri ve bağlanma stilleri ile ilgili araştırmalar giderek artmaktadır. Bu çalışmada OKB hastaları ile sağlıklı kontroller arasında ZK becerileri ve bağlanma stilleri açısından bir farklılık olup olmadığı, OKB tanılı hastalarda obsesif kompulsif belirtiler, ZK becerileri ve bağlanma stilleri arasında bir ilişki bulunup bulunmadığı konularının araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza DSM-5 tanı kriterlerine göre OKB tanısı almış 42 hasta ve hastalar ile yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyi açısından eşleştirilmiş 42 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Katılımcıların tümüne Sosyodemografik ve Klinik Veri Formu, Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ), Padua Envanteri-41-R (PE), Erişkin Bağlanma Biçimi Ölçeği (EBBÖ), İmayı Anlama Testi (İAT) ve Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT) uygulanmıştır. Bulgular: OKB grubunda İAT(p:0,001) ve GZOT(p:0,006) performansları kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde zayıf bulunmuş, her iki test skorunun da hasta grubunda BAÖ'den alınan puanlar ile negatif yönlü ve anlamlı düzeyde ilişki içerisinde olduğu saptanmıştır (sırasıyla p:0,001 ve p:0,003). Çalışmamızda OKB grubunda kaygılı/ambivalan (p:<0,001) ve kaçıngan bağlanma(p:<0,001) boyutları anlamlı düzeyde yüksek, bu farkın depresif belirtilerin şiddeti kontrol edildiğinde anlamlığını sürdürdüğü saptanmıştır. OKB hastalarında bağlanma boyutları ve ZK becerileri arasındaki ilişki incelendiğinde; kaçıngan (p:0,006) ve kaygılı/ambivalan bağlanma (p:0,024) boyutları ile İAT skorları arasında negatif yönlü ve anlamlı düzeyde bir ilişki bulunurken, GZOT performansları ile bağlanma boyutları arasında anlamlı düzeyde bir ilişki saptanmamıştır (sırasıyla p:0,055 ve p:0,057). Depresif belirtilerin etkisi kontrol edildiğinde OKB hastalarında sadece kaçıngan bağlanma boyutu ile İAT skorları arasındaki ilişki anlamlı kalmayı sürdürmüştür (p:0,007). OKB hasta grubunda PE toplam puan ve alt ölçek puanları ile İAT ve GZOT performansları arasında anlamlı bir ilişki saptanmazken (p>0,05), kaygılı/ambivalan bağlanma boyutu ile PE toplam puan (p:0,002) ve temizlik (p:0,013), düşüncelere kapılma (p:0,003), dürtüler (p:0,042), kesinlik (p:0,030) belirti alt boyutları arasında anlamlı düzeyde pozitif yönlü bir ilişki olduğu görülmüştür. OKB hasta grubunda; kaçıngan bağlanma boyutu ile obsesif kompulsif belirtilerin kontrol alt boyutu arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmuş (p:0,05), kaçıngan bağlanma boyutu ile PE toplam puanı ve diğer belirti alt boyutlarından alınan puanlar arasında ise anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Sonuç: Bu çalışmada OKB'de hem affektif hem de kognitif ZK becerilerinin sağlıklı kontrollere göre daha zayıf ve hem kaygılı/ambivalan hem de kaçıngan bağlanma boyutlarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Çalışmamızda OKB hasta grubunda güvensiz bağlanma boyutları ile kognitif ZK becerileri arasında negatif yönlü anlamlı düzeyde bir ilişki gözlenmiştir. Ayrıca obsesif kompulsif belirtiler ile kaygılı/ambivalan bağlanma arasında anlamlı ilişki tespit edilmiş, ZK ile belirtiler arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. OKB'de bağlanma ve zihin kuramı işlevlerindeki bozulmalar ile aralarındaki ilişkiye dair yeni kanıtların bulunması, nörogelişimsel süreçlerin bu bozukluktaki etkilerinin anlaşılmasına, ayrıca nispeten yüksek oranlarda tedaviye düşük yanıt olan bu bozuklukta bağlanma ve ZK becerilerini göz önünde bulunduran yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Obsesif Kompulsif Bozukluk, Zihin Kuramı, Zihinselleştirme, Bağlanma

BağlanmaBağlanma stilleriObsessif kompülsif bozukluk+2
Anıl Cemre Ökmen
Van Yüzüncü Yıl Üniversity
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocukların anneleri ile normal gelişim gösteren çocukların annelerinin zihin kuramı, bağlanma ve duygu düzenleme stratejileri bakımından karşılaştırılması

Bu araştırmanın amacı, otizmli ve Normal Gelişim Gösteren (NGG) çocukların annelerinin zihin kuramı işlevleri, bağlanma biçimleri ve duygu düzenleme becerileriyle ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini Otizmli çocukların anneleri ve NGG çocukların anneleri oluşturacaktır. OSB çocukların annelerine Algı Aba Terapi Merkezi ve Mavi İlmek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nde anket çalışması yapılması planlanmaktadır. Bu çalışmada veriler uygulanacak anketler aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada NGG çocukların oluşturacağı kontrol grubu, benzer yaştaki öğrencilerin bulunduğu çeşitli ilköğretim okullarında okuyan çocukların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma kapsamında 56 otizmli çocuk annesi ile 53 NGG çocuk sahibi annesi araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırma için, Otizmli çocukların annelerine araştırma değişkenlerini ölçmek amacıyla anketler uygulanacaktır. Öncesinde bilgilendirilmiş onamları alınan katılımcılara anket uygulaması yapılarak, vermiş oldukları yanıtlara ilişkin numerik verilerin girişi yapılmış ve girişleri yapılan veriler bilgisayarda "Statistical Package for Social Sciences (SPSS 23) yazılımı ile değerlendirilmiştir. Katılımcıların demografik değişkenlerini incelemek amacıyla betimleyici istatistiksel yöntemler kullanılacaktır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişki ve demografik değişkenler bakımından farklılaşma düzeyini incelemek amacıyla örneklemin normal dağılması halinde ikili bağımsız grup bulunan değişkenler için "Bağımsız Örneklem t Testi" uygulanmıştır. Normal dağılım göstermemesi halinde Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi uygulanmıştır. İlişkinin incelenmesi amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, otizmli çocuk sahibi anneler ve NGG çocuk sahibi annelerde zihin kuramı işlevleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır. Duygu durum düzenleme güçlüklerinden açıklılık alt boyutu otizmli çocuk sahibi annelerde yüksek; kabulsüzlük ve stratejiler alt boyutları ise NGG çocuk sahibi annelerde anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Korelasyon bulgularına göre, otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile kaçınan bağlanma alt boyutu arasında negatif yönlü korelasyon saptanmıştır. Otizmli çocuk sahibi annelerin yaşı ile duygu düzenleme güçlüğü açıklık alt boyutu pozitif yönlü ve anlamlı ilişkili bulunmuştur. Araştırma bulgularının, otizm tanısı almış çocuk sahibi anneler ve NGG annelerin bağlanma stilleri, zihin okuma işlevleri ve duygu düzenleme güçlüğü arasındaki ilişkilerdeki farklılıkların anlaşılması açısından önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir. İleri çalışmalarda, demografik özellikler bakımından yakın niteliklere sahip ve daha geniş örneklem gruplarıyla araştırma yürütülebileceği düşünülmektedir. Ayrıca, özel gereksinimli çocuklar olarak tanımlanan otizm spektrum bozukluk tanısı alan çocukların aldıkları eğitime ek olarak birincil bakım veren olan annelere yönelik psikososyal müdahalelerin yürütülmesine yönelik araştırma bulgularının yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Ana-babaya bağlanmaAna-çocuk etkileşimiAnneler+7
Sevcan Türedi Kaymak
İstanbul Gelişim University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Gebelerde zihin kuramı ile depresyon, anksiyete ve prenatal bağlanma arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı gebe kadınlardaki zihin kuramı yetisinin, prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete düzeyleriyle ilişkini incelemektir. Zihin kuramı becerisi daha gelişmiş ve gelişmemiş olan gebelerde prenatal bağlanma, depresyon ve anksiyete durumları açısından bir fark olup olmadığının araştırılması hedeflenmektedir. Araştırma örneklemini Samsun ilinde yer alan Atasam Tıp Merkezi Kadın Doğum Polikliniğine başvuran 20 hafta ve üzeri gebeler arasından rastgelene seçilen 120 gebe oluşturmaktadır. Bu örneklem, sağlıklı bir fetüse sahip olan, herhangi bir mental yetersizliği veya doğum tehlikesi oluşturacak bir hastalığı olmayan, 18 yaş üzeri gebeleri içermektedir. Katılımcılara araştırmanın amacı doğrultusunda, bilgilendirilmiş onamlarının alınmasının ardından, Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Envanteri, Prenatal Bağlanma Envanteri ve Gözlerden Zihin Okuma Testi uygulanmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde IBM SPSS programı kullanılmıştır. Elde edilen verileri değerlendirmek amacıyla, değişkenlerin normal dağılıma uyum göstermemesi sebebiyle gruplar arası karşılaştırmalarda parametrik olmayan yöntemlerden "Mann-Whitney U" ve "Kruskal-Wallis" testleri kullanılmıştır. "Prenatal Bağlanma" ve "Zihin Kuramı" puanları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Ardından, "prenatal bağlanma" değişkeni bağımlı değişken olarak kullanılıp, depresyon ve anksiyete değişkenleri ayrı ayrı kontrol edilerek Hiyerarşik Regresyon Analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, geberin zihin kuramı işlevleri ile prenatal bağlanma düzeyleri arasında anlamlı ve pozitif bir ilişkiye rastlanmıştır. Ancak, depresyon ve anksiyete değişkenleri ayrı ayrı bu modele dahil edildiğinde, modelde farklılık görülse de bu fark anlamlı bulunmamıştır. Zihin kuramı işlevleri ve prenatal bağlanma düzeylerinin; gebenin yaşı ve gebelik haftası gibi birtakım demografik özelliklerle de ilişkili olduğu görülmüştür. Zihin kuramı işlevlerinin prenatal bağlanma ile ilişkisini gösteren araştırma bulgularının, gebelere uygulanabilecek zihin kuramı geliştirici müdahalelerle prenatal bağlanmayı arttırabilmek açısından literatüre önemli bulgular sunduğu düşünülmektedir.

AnksiyeteAnksiyete duyarlılığıDepresyon+5
Deniz Zeren
İstanbul Gelişim University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilirlik için drama eğitim programının 48-60 aylık çocukların zihin kuramı ve empatik becerilerine etkisi

Bu çalışma Sürdürülebilirlik için Drama Eğitim Programı'nın (SİDEP) 48-60 aylık çocukların zihin kuramı ve empatik becerileri ile sürdürülebilirliğe yönelik görüşleri üzerindeki etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma nitel ve nicel veri toplama araçlarının kullanıldığı Karma Yöntem Deneysel Desenler' den İç İçe Karma Desene göre şekillendirilmiştir. Deney-kontrol gruplarının rastgele atandığı ön-test, son-test ve izleme testli yarı deneysel desene göre deneysel uygulama tasarlanmıştır. Çalışma grubunda yer alan katılımcılar amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örneklemeyle belirlenmiştir. Bu araştırmada ölçüt, çalışma grubundaki çocukların sürdürülebilirlik için eğitim uygulamalarıyla daha önce karşılaşmamış olmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu, Ankara İli Çankaya İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir devlet anaokulunda 2018-2019 eğitim-öğretim yılında eğitim gören 44 (deney grubu: 22, kontrol grubu: 22) çocuktan ve onların öğretmenleri ile ailelerinden oluşmaktadır. Araştırmada erken çocukluk döneminde sürdürülebilirlik uygulamalarına yönelik 7R temalarıyla (azaltmak, yeniden kullanmak, saygı duymak, yeniden düşünmek, yansıtmak, geri dönüşüm, kaynakları eşit dağıtma/paylaşma) ilgili 30 drama etkinliğinden oluşan SİDEP araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. SİDEP'te yer alan etkinlikler 30 gün boyunca deney grubundaki çocuklara araştırmacı tarafından uygulanmıştır. Bu süreçte deney ve kontrol grubunun sınıf öğretmenleri tarafından "MEB 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı" doğrultusunda hazırlanan etkinlikler gerçekleştirilmeye devam edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmında "Zihin Kuramı Ölçeği" ve "Çocuklar için Empati Ölçeği"; nitel kısmında "Çocukların Çevreye Karşı Tutumları Ölçeği – Okul Öncesi Versiyon Görüşme Formu", yarı yapılandırılmış görüşme formu ve araştırma günlükleri kullanılarak veriler toplanmıştır. Nicel veriler, betimsel istatistikler ve normallik testi sonuçlarına dikkate alınarak Mann Whitney U, Wilcoxon İşaretli Sıralar ve bağımsız ve bağımlı gruplar t-testiyle analiz edilmiştir. Nitel veriler NVivo11 programı kullanılarak betimsel ve içerik analizleri yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda, SİDEP uygulamasının çocukların zihin kuramı ve empatik becerileri üzerinde istatistiksel olarak deney grubunun lehine anlamlı etkiye ve kalıcılığa sahip olduğu saptanmıştır. Ayrıca SİDEP'in 48-60 aylık çocukların sürdürülebilirliğin çevresel, sosyo-kültürel ve ekonomik boyutlarıyla ilgili görüşleriyle ilgili olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

DramaDrama eğitimiEmpati+6
Aysel Korkmaz
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihin kuramının bilişsel psikoloji bağlamında incelenmesi: Yönetici işlevlerden ayrıştırma ve bilgisayar temelli batarya geliştirme çalışması

Bu doktora tez çalışmasının temel amacı, Zihin Kuramı'nı (ZK) bilişsel psikoloji kuram ve yaklaşımları çerçevesinde deneysel yöntembilim açısından farklı boyutlarıyla (bilişsel ve duygusal) irdeleyen, sosyal etkileşim niteliği olan ve canlı-renkli animasyonlardan oluşan özgün bir ZK bataryası geliştirmek ve Hacettepe-Bilgisayar Temelli ZK (Hacettepe-BTZK) Bataryası olarak adlandırılan bataryadaki görevlerin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarını yapmaktır. İkincil amaç ise, ZK'nin yönetici işlevlerden ayrı bir bilişsel beceri olup olmadığını göstermeye yönelik özgün bilgisayar temelli canlı-renkli animasyonlardan oluşan yönetici işlev görevleri geliştirmek ve geliştirilen bütün görevlerin iki farklı yaş grubu için kültürümüze özgü normlarını belirlemektir. Bataryanın geçerlik ve güvenirlik çalışmaları 18-36 (20.56±3.19) yaş aralığında toplam 214 gönüllü sağlıklı yetişkinle, yaşa göre norm belirleme ve hipotez testlerine yönelik çalışmalar 18-64 yaş aralığında toplam 112 gönüllü sağlıklı yetişkinle yürütülmüştür. ZK bataryasının yapı geçerliği DFA ile değerlendirilmiş ve elde edilen uyum indeksleri modelin çok iyi bir uyuma sahip olduğunu ortaya koymuştur [χ2 (19, N = 214) = 26.14, p>0.05, χ2/sd = 1.38, RMSEA = 0.042, SRMR = 0.05, GFI = 0.97, AGFI = 0.95, CFI = 0.98, TLI (NNFI) = 0.97]. Ölçüt geçerliği ölçümü için kullanılan Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ile geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'ndan alınan puanlar arasında pozitif yönde ve anlamlı (r=0.32, p<0.05) bir ilişki bulunmuştur. Yargıcılararası güvenirlik ve iç tutarlılık katsayıları sırasıyla r=0.94 ve r=0.72 olarak bulunmuştur. Ayrıca bilişsel ve duygusal ZK görevleriyle alternatif yönetici işlev görevlerine ilişkin norm verileri ayrı ayrı belirlenmiştir. Hipotezlerin test edilmesi için yapılan analizler sonucunda, bilişsel ZK puanlarının duygusal ZK puanlarından; ironi görevlerinden alınan puanların ise ikinci derece yanlış-inanç görevlerinden alınan puanlardan daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.05). Elde edilen sonuçlara göre, geliştirilen Hacettepe-BTZK Bataryası'nın ekolojik geçerliği yüksek, kültürümüze uygun ve psikometrik açıdan güçlü bir değerlendirme aracı olduğu; ayrıca ZK'nin yönetici işlevlerden deneysel olarak ayrıştığı gösterilmiştir. Bununla birlikte, geliştirilen alternatif yönetici işlev görevlerinin de ZK ve diğer bilimsel araştırmalar kapsamında kullanılabileceği düşünülmektedir.

BataryaBilişsel davranışlarBilişsel özellikler+6
Müge Aslankara
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocuklukta olmayan bir şeyi varmış gibi düşünebilme becerisinin yönetici zihinsel işlev ve duygusal becerilerle ilişkisi

Karşıolgusal düşünme, yönetici zihinsel işlev, zihin kuramı ve duygu anlama becerileri erken çocuklukta gelişen önemli bilişsel ve duygusal becerilerdir. Bu becerilerin doğasını ve ilişkisini incelemek erken çocukluk dönemindeki gelişimi anlayabilmek ve gerekli müdahaleleri oluşturabilmek için önemli görünmektedir. Çalışmanın örneklemini, anaokuluna devam eden, yaşları 3, 4 ve 5 olan 82 çocuk oluşturmaktadır. Katılımcılardan Kıyas Görevi, Yer Değişimi Görevi, Nedensel Zincir Görevi, El Oyunu, Gece-Gündüz Oyunu, Beklenmedik İçerik Görevi ve Duyguları Kavrama Testi aracılığıyla bilgi toplanmıştır. Ayrıca kontrol değişkeni olan dil becerilerinin ölçümünde TEDİL (Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi) kullanılmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizinde, karşıolgusal düşünebilme görevlerinden yer değişimi görevinin yönetici zihinsel işlev becerileri tarafından anlamlı bir şekilde yordandığı görülmüştür. Ayrıca, karşıolgusal düşünme görevlerindeki performanslar birbiri ile ilişkili bulunamamıştır. Bulgular literature doğrultusunda tartışılmıştır. Karşıolgusal düşünme becerisi ile ilgili kültürlerarası çalışmaların yapılması önemli görülmüştür. Karşıolgusal düşünme becerisini geliştirebilmek için yapılacak müdahalelerde, yönetici zihinsel işlev becerilerinin rolü göz önünde bulundurulmalıdır.

Duyguları anlamaDuygusal beceriKarşıolgusal düşünme+3
Dilara Özsoy
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerinde psikoz öyküsü olan ve olmayan şizofreni tanısı almış bireylerin zihin kuramı ve bilişsel işlevler açısından karşılaştırılması

Bu çalışmada öncelikli olarak ebeveynlerinde psikoz öyküsü olan ve ebeveynlerinde psikoz öyküsü olmayan şizofreni tanısı almış bireyleri bilişsel işlevler ve zihin kuramı açısından karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışmanın diğer amacı ise şizofreni tanısı alan bireylerin bilişsel işlevlerini ve zihin kuramı becerilerini şizofreni tanısı almayan kontrol grubuyla karşılaştırmaktır. Araştırmanın örneklemi, Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde tedavi gören, çalışmaya dahil edilme ölçütlerini karşılayan, ailesinde psikoz öyküsü olan ve olmayan 40'ar şizofreni hastasından oluşmaktadır. Kontrol grubu olarak hastalar ile benzer yaş, cinsiyet ve eğitim düzeyine sahip 40 sağlıklı birey ile çalışılmıştır. Araştırmada katılımcıların zeka düzeylerini belirlemek amacıyla WAIS-R Yetişkinler İçin Zeka Ölçeği, bilişsel fonksiyonlarını ölçmek için İşitsel Üçlü Sessiz Harf Sıralaması Testi, Sözel Kelime Akıcılığı Testi, Stroop Testi TBAG Formu, Çizgi Yönünü Belirleme Testi ve Zihin Kuramı becerilerini değerlendirmek amacıyla da Zihin Kuramı Testleri uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda ailsinde psikoz öyküsü olan şizofreni hastalarının hem bilişsel işlevler hem de ZK işlevleri açısından aile öyküsü olmayan şizofreni hastalarına göre daha kötü performans sergilediği görülmüştür. Ayrıca kontrol grubunun bütün testlerde deney grubundan daha yüksek puanlar aldığı bulunmuştur. Elde edilen bulgular ilgili literatür sonuçları ile birlikte tartışılmıştır.

Bilişsel işlevEbeveynlerHastalar+5
Ömer Bilgiç
Ege University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Developmental relations between Turkish preschool children's theory of mind skills and their ability to track character references in narrative discourse

This thesis investigates the developmental relationship between young children?s theory of mind (ToM) abilities and their competence in organizing narratives through character references, to see how ToM contributes to the emergence of the narrative skills. For this purpose, narrative competence of 75 Turkish speaking children (ages 3;0 to 6;0) was assessed; focusing on how adequately they refer to characters in different discourse contexts where mutual knowledge was blocked: i) story-retelling, ii) picture-elicited stories with 1MC and 2MC, iii) picture-elicited story acted out with toys. For the assessment of ToM skills, children were presented with the tasks scaled by Wellman & Liu (2004). In addition, working memory (WM) measures were included as control variables. It was hypothesized that children?s adequate use of referential expressions in all types of discourse would increase with age and ToM development would be positively related to referential adequacy.A one-way MANOVA revealed that except for the story-retelling, referential adequacy performances in different story contexts increased with age; 4 and 5-year-olds performed better than 3-year-olds. Also, children refer more adequately to characters in stories with 1MC than in stories with 2MC. Hierarchical regression analyses show that forward word span performance was positively associated with referential adequacy in story-retelling. ToM skills were also positively associated with referential adequacy in 1MC stories while the association between ToM skills and referential adequacy in 2MC stories was marginally significant. Finally it has been found that WM performance was positively and strongly associated with ToM skills.Following the adequacy analyses, the specific linguistic forms Turkish children are using in their narratives for introduction, maintenance and reintroduction functions were examined. Age and story type affected the patterns for using different linguistic forms. Three-year-old children were not yet capable of using indefinite forms for introducing characters; instead, they mostly used zero pronouns and on some occasions bare noun phrases. The use of bare noun phrases increased with age and almost 50% of children used bare noun phrases for the first character introductions in all story types except story retelling in which the proper name was used as it was given when the story was first told. The use of indefinite noun phrases began to appear at ages four and five. When maintaining reference to the same character, children in all age groups preferred using zero pronouns. In addition, children mainly used zero pronouns for character reintroductions and age-related increase in the use of definite forms for reintroduction function was not observed in any of the story types.

GrammarListenersEducation psychology+7
Burcu Ünlütabak
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Zihinsel ve nesnel referanslar içeren diyalogların işlemlenmesinde iç konuşmanın rolü

Zihin kuramı, diğerlerinin zihinsel süreçleri ile ilgili işlem yapabilme becerisidir. Bu becerinin etkin kullanımının sosyal durumlardan çıkarım yapmaya yönelik olarak bilişsel ve diğerlerinin duygularını tanımaya yönelik olarak emosyonel olmak üzere iki ayrı bileşene dayandığı öne sürülmüştür. Gelişimsel olarak zihin kuramı becerilerinin çocuklarda dil gelişimi ile korelasyon içinde olduğu bilinmektedir. Dil gelişiminin zihin kuramı gelişimi ile ilişkisini açıklamaya yönelik ortaya atılmış hipotezlerden bazıları, diğerlerine ilişkin zihinsel temsillerin içselleştirilmiş diyaloglar yoluyla edinildiğini öne sürer. Vygotsky'nin dil edinim kuramından yola çıkan bu görüşler dil ve zihin kuramı arasındaki ilişkiyi "iç konuşma" üzerinden açıklar. Bu tezin amacı (1)yetişkinlerde zihin kuramı becerilerinin hem bilişsel hem de emosyonel bileşenlere bağlı olarak kullanımının değerlendirilmesi ve aralarındaki ilişkinin ve her iki türden zihin kuramı becerileri ile otistik özellikler arasındaki ilişkinin incelenmesi, (2) iç konuşmanın diyaloglara ilişkin zihinsel işlemlemedeki rolünün araştırılması, (3) iç konuşmanın diyalog işlemlemedeki rolünün zihin kuramı becerileri ve otistik özelliklerle ilişkisinin değerlendirilmesidir. Bu hedef doğrultusunda 375 nörotipik yetişkin, otistik özellikler ve zihin kuramı becerileri açısından incelenmiştir. Zihin kuramı becerilerinin araştırılmasında Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZO) ve Zihinselleştirme Mizah Testi (ZHMT) ; otistik özelliklerin değerlendirilmesinde nörotipik yetişkinlerdeki otistik özellikleri değerlendiren Otizm Spektrum Anketi (OSA) kullanılmıştır. GZO ve ZHMT'nin iki alttestinden elde edilen puanlar arasında pozitif korelasyon görülmüş, OSA puanı ile sadece ZHMT'nin zihinselleştirme içermeyen maddelerinden oluşan alt testi arasında negatif korelasyon görülmüştür. İç konuşmanın diyalogların işlemlenmesindeki rolünü sınamak amacıyla iki ayrı deney yapılmıştır. Bu amaçla iki türde diyalog hazırlanmıştır. Bunlardan ilki nesnel gerçeklikler, ikincisi ise zihinsel durumlara ilişkin ifadeler içeren diyaloglardır ve her bir kategoride uyumlu ve uyumsuz diyaloglar bulunmaktadır. Birinci deneydeki görev, diyalogdaki zihinsel durumların tespitini, ikinci deneydeki görev ise diyalogdaki sözcükleri tanımayı gerektirmektedir. Görevler 7-10 gün arayla tekrarlanmış, tekrarlardan birinde denekler görevi, iç konuşmanın baskılanmasını amaçlayan artikülasyon baskılama (ArB) koşulunda yerine getirmiştir. Deneylerin her ikisinde de ArB'nin doğruluk puanlarını diyalog kategorilerine bağlı olmaksızın etkilediği görülmüştür. Ancak zihinselleştirme görevinde ArB'nin uyumlu kategorideki diyalogların yanıt sürelerine etkisinin uyumsuz kategorilerdeki diyaloglara kıyasla daha fazla olduğu görülmüştür. Katılımcıların zihin kuramı becerileri ile ArB'nin etkisi arasında her iki görevde de bir ilişki bulunamamıştır. Ancak OSA puanları ile ArB'nin zihinselleştirme görevinde elde edilen doğruluk puanları arasında bir ilişki olduğu, yüksek otistik özellik gösteren katılımcılarda ArB'nin uyumsuz diyaloglar üzerindeki etkisinin diğer gruplara kıyasla daha belirgin görüldüğü gözlenmiştir. Bu etkinin zihinselleştirme görevine özgü olduğu, sözcük tanıma görevinde gözlenmediği görülmüştür. Sonuç olarak, iç konuşmanın diyaloglara ilişkin zihinselleştirme görevindeki rolünün otistik özelliklerden etkilendiği ancak benzer bir etkinin sözcük tanıma görevinde gözlenmediği görülmüştür.

ArtikülasyonKendi kendine konuşmaOtizm spektrum bozukluğu+3
Özge Yılmaz
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocukların sosyal becerilerinin, zihin kuramı ve yürütücü işlevler bağlamında değerlendirilmesi

Amaç: Bu çalışmada 6-12 yaş arası Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanılı kız ve erkek çocukların sosyal uyum ve becerilerini zihin kuramı, yürütücü işlevler ve duygu tanıma bağlamında değerlendirmek ve sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmak amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniklerine başvuran 6-12 yaş arası DEHB tanısı alan 59 çocuk dahil edilmiştir. Kontrol grubu olarak da DEHB grubu ile yaş ve cinsiyet açısından eşleştirilmiş herhangi bir psikiyatrik rahatsızlığı olmayan 49 çocuk dahil edilmiştir. Katılımcılara çalışma hakkında bilgi verilerek çalışmaya davet edilmiş ve kabul edenlerden yazılı onam formu alınmıştır. İlk görüşmede çocuklar ve aileleri ile sosyodemografik veri formu doldurulmuş ve psikiyatrik tanı görüşmesi (ÇGDŞ-ŞY-T) yapılmıştır. Bu görüşmenin sonunda ailelerin doldurması için Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozuklukları İçin DSM-IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği, Yenilenmiş Conners Ebeveyn Derecelendirme Ölçeği ve SUBÖ verilmiştir. Çocukların öğretmenlerinin doldurması içinse Çocuk ve Ergenlerde Davranım Bozuklukları İçin DSM-IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği ve Yenilenmiş Conners Sınıf Öğretmeni Derecelendirme Ölçeği verilmiştir. İkinci görüşmede çocuklara zeka değerlendirmesi için WÇZÖ-IV; zihin kuramı becerilerini değerlendirmek için Çikolata Testi, Dondurma Kamyonu Testi ve Faux Pas (Pot Kırmayı Fark Etme) Testi; yürütücü işlev becerilerini değerlendirmek için WKET, Stroop Testi ve İz Sürme Testi (PEBL Launcher Version 2.1. ile bilgisayar ortamında) ve son olarak sözel olmayan ipuçlarını anlama ve duygu tanıma becerilerini değerlendirmek amacıyla SOİAB uygulanmıştır. Tüm analizler IBM SPSS 25.0 ile yapılmış ve anlamlılık derecesi 0,05 olarak kabul edilmiştir. Bulgular: DEHB grubu kontrol grubuna kıyasla SUBÖ tüm alt ölçek puanları ve toplam puanda daha yüksek puanlar almıştır. DEHB ve kontrol grubunun zihin kuramı test performansları benzer bulunmuştur. Üç yürütücü işlev testinde de DEHB grubu kontrol grubuna göre daha kötü performans göstermiştir. Kontrol grubu üç SOİAB puanında DEHB grubundan daha yüksek puan almış ve tiksinme duygusunu daha kısa sürede tanımıştır. Kontrol grubu WÇZÖ-IV'ün çoğu puan türünde anlamlı olarak daha yüksek puan almıştır. Grupların zihin kuramı ve yürütücü işlev test performansları ile SUBÖ puanları arasında ilişki bulunmuştur. SOİAB toplam süre puanı ile SUBÖ-İD arası korelasyon saptanmıştır. Grupların TÖZP ile SUBÖ puanları arasında korelasyon saptanmıştır. Grupların ebeveyn ve öğretmen formlarındaki dikkatsizlik ve aşırı hareketlilik-dürtüsellik belirtileri ile SUBÖ puanları arasında da ilişki saptanmıştır. Sonuç: DEHB grubu tüm SUBÖ alt ölçek puanları ve toplam puanda daha yüksek puan almıştır. Hipotezlerimizin aksine grupların zihin kuramı test performansları benzer bulunmuştur. Yürütücü işlev testlerinde DEHB grubu daha kötü performans göstermiştir. SOİAB puanları ve süre puanları açısından gruplar arası anlamlı farklar saptanmıştır. Grupların zihin kuramı becerileri, yürütücü işlev test performansları, SOİAB puanları, TÖZP ve ebeveyn-öğretmen formlarındaki DEHB belirtileri ile SUBÖ puanları arası anlamlı korelasyonlar saptanmıştır. Çalışmamız bildiğimiz kadarıyla literatürde DEHB'li çocukların sosyal becerilerini zihin kuramı, yürütücü işlevler ve duygu tanıma bağlamında değerlendiren ve birbiriyle ilişkilendiren ilk çalışmadır. Bu yönüyle çalışmamızın literatüre katkı yapacağı düşünülmektedir. Ancak ileride daha büyük örneklem gruplarıyla yapılacak izlem çalışmaları bu ilişkileri daha net olarak ortaya koyabilir. DEHB'deki sosyal uyum ve beceri eksikliklerine neden olan faktörlerin anlaşılması ve müdahale yöntemlerinin geliştirilmesi işlevselliğin iyileştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Hiperaktiviteli dikkat eksikliği bozukluğuSosyal beceriYönetici işlevler+2
Ayşe Merve Güngör Yüksel
Ankara University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Çocukların hikayedeki dersi anlamasında zihin kuramı ve analojik düşünmenin yordayıcı etkisi: Açıklamanın aracı rolü

Bu çalışmada, 4-6 yaş arası çocukların hikayedeki bir dersi anlama ve günlük hayattaki başka olaylara genelleyebilme becerilerinin altında yatabilecek olası bilişsel süreçler olan zihin kuramı ve analojik düşünme becerilerinin yordayıcı etkisi test edilip, aynı zamanda hikayedeki kilit yönlerle ilgili çocukların açıklama üretmesinin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 4-6 yaş (48-84 ay) arasında 47 Türk çocuk oluşturmaktadır. Çalışma iki çevrimiçi oturum halinde gerçekleşmiş olup ilk oturumda anlatılmak istenen bir mesajı olan iki farklı resimli hikaye ve sorulardan oluşmaktadır. Bu sorular; hikayenin ortasında ve sonunda yer alan birer tane açık uçlu soru, ana fikri anlamış olmayı ölçen bir açık uçlu soru, hikayedeki mesajı farklı içeriklerdeki durumlara transfer edebilmeyi ölçen iki çoktan seçmeli soru, tema seçimi sorusu ve günlük hayata genelleyebilmeyi ölçen bir açık uçlu sorudan oluşmaktadır. İkinci oturumda ise 15 madde, 9 kontrol sorusundan oluşan ve 9 alt boyuta sahip Zihin Kuramı Test Bataryası, 6 düşük ve 6 yüksek ilişki içeren analoji kurma görevi çocuklara verilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına bakıldığında; nitelikli açıklamaların, hikayedeki ana fikri anlama, transfer edebilme ve doğru temayı seçme ile orta düzeyde ve pozitif yönde bir ilişkisi bulunmuştur. Zihin Kuramı başarı düzeyi beklenen şekilde alt boyutlara göre farklılık göstermiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre, zihin kuramının hikayedeki mesajı anlama ve transfer edebilme becerisi üzerindeki yordayıcı etkisi anlamlı olup, bu etkide açıklama üretme tam aracı rol üstlenmektedir. Bu çalışma, açıklama üretmenin etkisini Türkiye örnekleminde bir replikasyonunu yaparak tutarlı sonuçlar vermiştir. Ayrıca bu becerilerde etkisi olabilecek bireysel farklılıkların incelenmesine olanak tanımıştır. Araştırmamız, açıklama ürettirme gibi çocukların hikayelerdeki soyut içerikleri anlamasını kolaylaştıracak farklı öğretim yollarının geliştirilmesi için yol gösterici bir nitelik taşımaktadır.

AnalojiAnlamaGenelleştirme+4
Ezgican Meral
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş grubu çocuklarda zihin kuramı gelişiminin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Araştırmanın temelini 4-6 yaş grubu çocuklarda zihin kuramı gelişiminin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi oluşturmaktadır. Bu temel çerçevesinde zihin kuramı gelişiminin çocukların yaşı, cinsiyeti, okul öncesi eğitim alma süresi, kardeş sayısı, doğum sırası, aile tipi, bakımıyla ilgilenen kişi, anne ve babasına ait yaş, eğitim seviyesi ve çalışma durumları bakımından farklılık olup olmadığı araştırılmıştır. Bu araştırma için nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modeli kullanılmış ve araştırma 2021-2022 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Maltepe, Üsküdar ve Sultanbeyli İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında eğitim alan, 4-6 yaş grubu normal gelişim gösteren 207 çocuk ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; çocukların ebeveynleri tarafından doldurulmuş olan kişisel bilgi formu, çocukların öğretmenleri tarafından doldurulan öğretmen formu, Zihin Kuramı Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizi kısmında ilk olarak normallik dağılımları incelenmiş ve verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiştir. Bu nedenle analizler nonparametrik testler ile gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak; 4-6 yaş grubu çocuklarda zihin kuramı gelişiminin çocuğun yaşı, cinsiyeti, okulöncesi eğitim alma süresi, kardeş sayısı, çocuğun doğum sırası, çocuğun aile yapısı ve çocuğun bakımıyla ilgilenen kişi bakımından farklılık olmadığı görülmüştür. Ancak çocuğun oyun tercihine göre zekâ oyunu ve evcilik oyunu kategorilerinde bu oyunları oynayanlar lehine bilgi erişimi görevinde, annenin yaşına göre açık yanlış inanç görevinde yaşı 45 ve üstü olanlar lehine, babanın eğitim durumuna göre bilgi erişimi görevinde üniversite mezunları lehine ve babanın çalışma durumu kategorisinde ise kendi inancı olmayan görevinde çalışmayanlar lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın son bölümünde elde edilmiş olan sonuçlar tek tek belirtilmiş ve öneriler başlığı altında araştırmacılara, eğitimcilere ve ailelere önerilerde bulunulmuştur. Bu araştırma sonucunda ortaya konmuş olan verilerin öğretmenlere, ailelere, bu alanda çalışma yapacak olan araştırmacılara, yapılacak olan benzer çalışmalara ve diğer uzmanlara kaynak veri sağlaması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gelişim, okul öncesi dönem, zihin kuramı

Okul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklarZihin kuramı+2
Feyza Ersoy
Maltepe University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Babaların kendi babaları ve çocuklarıyla aralarındaki ilişkinin zihin kuramı bağlamında incelenmesi

Okul öncesi dönemde çocukların birçok açıdan gelecekte olacağı kişinin temelleri atılırken bu süreci etkileyen birden fazla etken bulunmaktadır. Bu etkenlerden birinin de ebeveynler olduğu bilinmektedir. Bu araştırma ise babaların kendi babaları ve çocuklarıyla ilişkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu ilişkiyi incelerken Zihin Kuramı bağlam olarak seçilmiştir. Zihin Kuramı diğer insanların düşünme süreçler doğrultusunda çıkarım yapabilme yeteneği olarak özetlenebilmektedir. Baba çocuk ilişkisin zihinsel süreçler üzerine inceleyen bu çalışmada araştırma grubunu 2023-2024 yılında anasınıfına devam eden 60-72 aylık çocukların babaları oluşturmaktadır. Veriler araştırmacı tarafından Zihin Kuramı temel alınarak geliştirilen açık uçlu anket ile toplanmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim modeli ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile ayrıntılı şekilde incelenerek sunulmuştur. Bulgulara göre babaların kendi babalarıyla birbirlerinin duygularını anlama ve buna göre hareket etme konusunda zayıf kalsa da kendi çocuklarının duygularını önemsediği ve buna göre hareket ettikleri görülmüştür. Kendi babalarıyla ikna etme ve savunma davranışlarında çekingen oldukları, kendi çocuklarını bu konuda cesaretlendirdikleri anlaşılmıştır. Babaların kendi babalarının yalan davranışını anlayamayacağı ve farklı düşünme/ hissetme durumuna kapalı oldukları anca kendilerinin baba olarak bilinçli davrandıkları bulunmuştur. Kendi babalarıyla nazik konuşmalar yapamadıkları, oyun oynama davranışlarının çok az olduğu, kendi çocuklarıyla ise nezaket kurallarına dikkat ettikleri ve çeşitli oyunlar oynadıkları anlaşılmıştır. Babaların kendi babalarıyla şakalaşmadığı, ima/ ironi/ blöf kullanmadığı, niyetleri anlamada zorlandığı görülse de kendi çocuklarıyla şakalaştıkları, ima/ ironi/ blöfü bazen kullandıkları ve niyetleri anlayabildikleri görülmüştür.

Baba- çocuk ilişkisiBabalıkZihin kuramı
Merve Ok
Kütahya Dumlupınar University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00

Related subjects