Theory of mind
58 theses under this subject heading
Farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, farklı sosyokültürel ve ekonomik bağlamlarda yaşayan dört-altı yaş çocuklarının zihin kuramı ve bağlanma türlerine göre incelemektir. Bu araştırmanın modeli, gelişimsel-kesitsel modelde nedensel-karşılaştırma araştırması olarak planlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adana ili merkez ilçelerine (Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) bağlı köylerde yaşayan köy çocukları, beş ilde (Adana, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Mersin) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı kurumda kalan çocuklar ile Adana ili etrafındaki tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları oluşmuştur. Dört merkez ilçeye bağlı 38 köy arasından seçkisiz örnekleme yöntemlerinden biri olan basit tesadüfî örnekleme yöntemi kullanılarak 10 köy belirlenmiştir. Köylerdeki çocukların belirlenmesinde ise seçkili örnekleme yöntemlerinden olan amaçlı oransız tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmış ve 70 (39 kız; 31 erkek) çocuk araştırmaya dâhil edilmiştir. Kurumda kalan çocukların belirlenmesinde de seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi kullanılmıştır. Beş ilden toplam 63 (28 kız; 35 erkek) çocuk örnekleme alınmıştır. Adana'da tarlalarda çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocukları seçkili örnekleme yöntemlerinden amaçlı oransız tabakalı yöntemi ile belirlenmiş 12 farklı çadır alanında yaşayan toplam 71 (37 kız; 34 erkek) çocukla çalışma yapılmıştır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak demografik bilgi formu, yanlış kanı testleri ve bağlanma stilleri öykü tamamlama testi kullanılmıştır. Her çocuğa (1) yer değiştirme, (2) görüntü-gerçeklik, (3) beklenmedik durum ve (4) yanıltıcı resim olmak üzere dört farklı yanlış kanı testi uygulanmıştır. Çocukların anne babalarına olan bağlanma türlerini ortaya çıkarmak için doğum günü, 1) kazara dökülen meyve suyu, 2) yatak odasındaki canavar, 3) diz incinmesi, 4) ayrılma ve 5) tekrar bir araya gelme öykülerinden oluşan bağlanma öykü tamamlama testleri de uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde frekans ve yüzdeler, aritmetik ortalamalar (demografik bilgiler), iki yönlü MANOVA ile İkili (Binary) Lojistik Regresyon teknikleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda yaş değişkenine göre, bu köy çocukları ile kurumda kalan çocukların kendisi ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarının yaşa göre gelişimsel bir ilerleme gösterdiği tespit edilmiştir. Gezici mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarında hem kendisi hem de başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanlarında yaşa göre bir gelişim göstermediği, özellikle altı yaşta bir gerileme olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmada anne ve baba bağlanma türleri ve yaşadıkları sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanı ile ilgili sonuçlar incelendiğinde, çocukların yaşadığı sosyokültürel ve ekonomik bağlama göre kendine dair yanlış kanı atfı zihin puanı ve başkasına dair yanlış kanı atfı zihin puanları açısından anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu farklılığı ise köy çocukları lehine olduğu belirlenmiştir. Ayrıca bu çalışmada çocukların yaşadığı farklı sosyoekonomik kültürel bağlamın anne ve baba bağlanmalarını yordadığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar kültürel tarihsel etkinlik kuramının temel kavramlarına göre tartışılmıştır.
Çocuklar için felsefe eğitimi programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi
Bu araştırmada Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına etkisi incelenmiştir. "Çocuklar İçin Felsefe (Philosophy for Children(P4C))" yaklaşımı Matthew Lipman ve Ann Sharp tarafından 1970'li yıllarda ortaya konulmuş ve sonrasında aynı ismi taşıyan bir düşünme eğitimi programı geliştirilmiştir. Bu araştırmada Matthew Lipman'ın Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı (ÇİFEP), okul öncesi dönemdeki çocuklara uygulanabilir olması bakımından tercih edilmiştir. Eğitim araştırmalarında çalışma grubunu yansız olarak seçmek genellikle çok mümkün olmadığı için bu araştırma yarı-deneysel olarak planlanmıştır. "Ön Test-Son Test Eşitlenmemiş Gruplar Kontrol Gruplu" modele göre desenlenmiş olan bu araştırma kapsamında biri deney, ikisi kontrol olmak üzere üç grup oluşturulmuştur. Deney grubundaki çocuklara Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı 14 hafta boyunca ortalama 45'er dakikalık toplam 32 oturum halinde uygulanmıştır. Araştırmada ilk 4 hafta boyunca haftada 3'er oturum, daha sonraki dönemlerde ise haftada 2'şer oturum gerçekleştirilerek eğitimler verilmiştir. Kontrol gruplarına ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Deney grubundaki ÇİFEP uygulamaları araştırmacı tarafından yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Adana İli Çukurova Merkez İlçesi'ndeki bir resmi okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık toplam 76 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubunda 31, kontrol 1 grubunda 21 ve kontrol 2 grubunda ise 24 çocuk yer almıştır. Araştırmanın yapıldığı anaokulu, genellikle orta sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin çocuklarının eğitim aldığı bir kurum olması bakımından tercih edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, yaratıcılık ölçümlerinde "Torrance Yaratıcı Düşünme Testi (TYDT) Şekilsel A Formu" ve zihin kuramı (ZK) ölçümlerinde "Beklenmedik İçerik Değişikliği, Birinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi ve İkinci Dereceden Yanlış Kanı Atfı Görevi" kullanılmıştır. Çocuklar ve ailelerinin demografik bilgileri ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler araştırmanın genel amaç ve alt amaçları doğrultusunda genelden özele doğru ilerleyen bir yapı içerisinde değerlendirilmiştir. Veriler öncelikle SPSS 20.0 paket programına aktarılmıştır. Analizlerde deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarının ZK testlerinden ve TYDT Şekilsel A Formu'ndan aldıkları puanların ön test ve son testlerde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Değişkenlere ilişkin hesaplanan puanlar normalliğin sağlanmadığı durumlarda, Kruskal Wallis testi yapılarak; normallik sağlandığı durumlarda ise tek yönlü varyans analizi yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada ayrıca, deney, kontrol 1 ve kontrol 2 gruplarında yer alan çocukların ön test ve son testlerde almış oldukları puanlar t testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Çalışma grubundaki çocukların TYDT Şekilsel A Formu ve ZK gelişimi testlerinden almış oldukları puanlar arasındaki ilişkilerin belirlenmesi amacıyla ise Spearman Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanları (beklenmedik içerik değişikliği hariç) arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunmaktadır (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların son test ZK toplam puanları ve ZK alt test puanlarının (beklenmedik içerik değişikliği hariç) ön test puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür (p<.01). Araştırmada benzer sonuçlar yaratıcılık ölçümlerinde de elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarında yer alan çocukların son test yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir farklılık bulunduğu görülmüştür (p<.01). Ayrıca, deney grubundaki çocukların yaratıcılık toplam puanları ve yaratıcılık alt boyutları olan akıcılık, orijinallik, başlıkların soyutluğu, zenginleştirme, erken kapamaya direnç ve yaratıcı kuvvetler listesi puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olmuştur (p<.05). Araştırmada deney ve kontrol 1 grubunun ön test-son test yaratıcılık ve ZK toplam puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadığı; sadece kontrol 2 grubundaki çocukların yaratıcılık ve ZK ön test toplam puanları arasında pozitif yönde ve orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<.01). Araştırmada elde edilen bulgulara göre, Çocuklar İçin Felsefe Eğitimi Programı'nın 48-72 aylık çocukların zihin kuramı ve yaratıcılıklarına olumlu etkisi bulunmaktadır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi eğitim, çocuklar için felsefe eğitimi programı,düşünme eğitimi, yaratıcılık, zihin kuramı.
Otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan ve normal çocukların ana-babalarında zihin kuramı ve yürütücü işlevlerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların anne- babaları ve sağlıklı çocukların anne-babalarında OSB ve DEHB belirtileri, zihin kuramı ve yürütücü işlevlerin karşılaştırılmasıdır.
Yüksek işlevli otizmli bireylerin düşünce içeriğini incelemek
Bu çalışma ile yüksek işlevli otizm spektrum bozukluğu (YİOSB) tanısı almış olan bireylerin düşünce içeriklerini değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaçla yapılan çalışma, nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni bağlamında yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu yüksek işlevli otizm tanışı almış 26 bireyden oluşmaktadır. Araştırma verileri Sosyo-demografik Bilgi Formu ve Beier Cümle Tamamlama Testi kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi için betimsel ve içerik analizi kullanılmıştır. Yapılan bu çalışmada, betimsel ve içerik analizlerinde yüksek işlevli otizmli bireylerin cümle tamamlama testine verdikleri cevaplar kodlar halinde uygulayıcı tarafından kategori haline getirilmiştir. Tamamlanan cümlelerden 26 bireyin en çok doldurduğu cümlelerin frekansı belirlenmiştir. En çok tamamlanan sekiz cümle tema olarak seçilmiştir. Bu temalar otizmli bireylerin verdiği cevaplara göre araştırmamıza uygun kodlara ayrılmıştır. Bu cümlelerden duygu ve düşünce kodları bizim çalışmamızı anlamlı kılmıştır. Araştırma sonucu elde edilen bulgular ve olası çözümler literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Otizm Spektrum Bozukluğu, Yüksek İşlevli Otizm, Zihin Kuramı.
4-6 yaş tipik gelişim gösteren ve Otizm Spektrum Bozukluğuna sahip olan çocuklarda zihin kuramı, yönetici işlevler ve dil ilişkisi
4-6 yaş tipik gelişim gösteren (TGG) ve Otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan çocuklarda zihin kuramı (ZK), yönetici işlevler (Yİ) ve dil ilişkisinin ve bu değişkenlerin aracı etkisinin incelenmesi amaçlanan bu araştırma korelasyonel (ilişkisel) araştırmadır. Çalışma grubunu Gaziantep ilinde bulunan, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okullarda eğitimlerine devam eden, herhangi bir gelişimsel yetersizlik tanısı almamış 4-6 yaşlarında olan 44 TGG çocuk ile Gaziantep ve Diyarbakır illerinde bulunan özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine devam eden 44 OSB tanısı almış çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde aile izin formu, Gilliam Otistik Derecelendirme Ölçeği (GOBDÖ-2) ve Raven Renkli Progresif Matrisler Testi (RPM) kullanılmıştır. Çalışma verilerinin toplanmasında dil becerilerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL); Yİ değerlendirilmesinde gece-gündüz görevi, boyut değiştirerek kart eşleme görevi (BDKE), anlamsız sözcük tekrarı listesi ve ZK becerilerini değerlendirmede ise sözel ve SOYİ yer değişikliği işlemleri kullanılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce uygulanacak işlemlerin ve kullanılacak materyallerin çocukların yaşına uygunluğu, materyallerin dikkat dağıtıcı olup olmaması, yönergelerin uygunluğu gibi süreçte yaşanabilecek herhangi bir sorunu değerlendirmek amaçlı pilot uygulamalar yapılmıştır. Araştırmada tüm veri araçlarının uygulama güvenirliğini belirlemek amacıyla video kayıtları bağımsız gözlemci tarafından izlenmiştir. Araştırma sonuçları incelendiğinde; OSB olan ve TGG katılımcılara uygulanan sözel yanlış inanç işlemi (SYİ) ile SOYİ yanlış inanç işlemleri (SOYİ) arasında farklılık bulunmamıştır. Yİ bileşenlerinin gruplar arasındaki farklılıkları incelendiğinde; bilişsel esneklik (BE) görevinde gruplar arasında fark bulunmazken ketleme ve çalışma belleği (ÇB) TGG çocukların lehine anlamlı farklılık bulunmuştur. Değişkenler arasında ilişkiye bakıldığında; SYİ ile SOYİ arasındaki ilişkinin OSB olan 4 yaş grup ile TGG olan 6 yaş çocuklarda orta düzey pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu bulunmuştur. 6 yaş OSB olan grupta SYİ ile ketleme arasında; 4 yaş TGG olan grupta SOYİ ile ketleme arasında düşük düzey pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Ketleme ile BE arasındaki ilişkinin ise sadece TGG çocuklarda 4 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu; ÇB ile ketleme arasındaki ilişkinin ise OSB çocuklarda 5 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu görülmüştür. TGG çocuklarda 6 yaş grubunda ÇB ile BE arasında düşük düzey pozitif yönde ilişki olduğu ; ÇB ve dil arasındaki ilişkinin ise TGG çocuklarda 5 yaş grubunda düşük düzey pozitif yönde ilişkili olduğu görülmektedir. 6 yaş OSB olan grupta ise dil-SYİ ve dil-ketleme arasında orta düzey pozitif yönde ilişki anlamlı olduğu görülmüştür. Araştırmada Hayes tarafından geliştirilmiş bir makro olan bootstrap yöntemiyle güven aralığı hesaplanarak değişkenlerin birbirleri üzerindeki aracı değişken etkisi incelenmiştir. 6 yaş OSB olan çocuklarda ZK'nın dil üzerindeki etkisinde ÇB'nin aracı rolü olduğu bulunmuştur. TGG 6 yaş grupta ise ÇB'nin dil üzerinde etkisinde ZK'nın aracı rolü olduğu belirlenmiştir. Dil ile ZK ilişkisinde ketlemenin aracı rolünü tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen aracı değişken etkisi sonuçlarında ise TGG 5 yaş ve TGG 6 yaş olan grupta dilin ketleme üzerinde ZK'nın aracı rolü olduğu görülmekteyken OSB 6 yaş grubunda dilin ketleme üzerinde etkisinde ZK'nın aracı rolü görülmemektedir. Elde edilen bulgular dahilinde OSB olan çocuklarda dil, yanlış inanç işlemleri ve Yİ bileşenlerinin ilişkisi alanyazın temelinde tartışılmıştır.
Zihin kuramına dayalı eğitim programının 48-60 aylık çocukların bilişsel bakış açısı becerileri ve prososyal davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, zihin kuramına dayalı eğitim programının 48-60 aylık çocukların bilişsel bakış açısı becerileri ve prososyal davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada yarı deneme modellerinden, eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Deney grubunda 20 çocuk, kontrol grubunda 18 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Zihin Kuramı Ölçeği, Prososyal Davranışları Değerlendirme Ölçeği (Öğretmen Formu), yardımlaşma ve paylaşma davranışlarının bireysel değerlendirmesi için de durumsal testler kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında okul öncesi çocuklar için Zihin Kuramı Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlama çalışması yapılmış ve güvenirlik katsayısı KR-20 değeri. 50 ve test tekrar test güvenirliğine ilişkin korelasyon katsayısı. 777 olarak bulunmuştur. Uygulama sürecinin ilk aşamasında deney ve kontrol grubundaki çocuklara ön test uygulaması yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 oturumluk Zihin Kuramı'na dayalı eğitim programı uygulanmıştır. Zihin Kuramı'na Dayalı Eğitim Programı; farklı istek, farklı inanç, bilgi erişimi, yanlış inanç ve duyguları anlama gibi zihin kuramı becerilerini ve algı, dikkat, bellek, problem çözme gibi bilişsel becerileri içermektedir. Kontrol grubundaki çocuklara ise araştırmacı tarafından herhangi bir eğitim verilmemiştir. Eğitim programının uygulaması tamamlandıktan hemen sonra deney ve kontrol grubundaki çocuklara son test uygulamaları yapılmıştır. Uygulamanın en son aşamasında; son test uygulamasından dört hafta sonra, deney grubundaki çocuklara kalıcılık testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, deney grubunun zihin kuramı görevlerine ilişkin performanslarının ön testten son teste anlamlı bir şekilde arttığı görülürken (p<.05), kontrol grubunun bilgi erişimi görevi hariç diğer zihin kuramı görevlerindeki performanslarında anlamlı bir artış görülmemiştir (p>.05). Deney grubunun zihin kuramı görevlerine ilişkin son test ve kalıcılık puanları arasında da anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür (p>.05). Deney grubunun prososyal davranışlara ilişkin ön test-son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir artışın olduğu saptanmıştır (p<.05). Ancak, kontrol grubunun prososyal davranışlarına ilişkin ön test-son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>.05).
Şizofreni, bipolar affektif bozukluk ı hastalarında zihin kuramı, duygu tanıma, bilişsel işlev ve düşünce dil özelliklerinin sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Giriş ve Amaç: Şizofreni, genç yetişkin yaşlarda başlar, sanrı, varsanı, bilişsel işlevlerde bozukluk, duygusal katılımda azalma ve işlevsellik kaybı gibi belirtiler görülür. Bipolar Affektif Bozukluk (BAB) depresif, manik ya da karma ataklarla seyreder. İş görememe, sosyal ve ekonomik kayıplar oluşturur. Şizofreni ve BAB I, başlangıç yaşı, yaşam boyu risk, kronik seyir, dünya çapındaki yaygınlığı, intihar riski ve genetik yatkınlık gibi özellikler yönünden birbirine benzerdir. Sosyal biliş, başkalarının davranışları, eğilimleri ve niyetleri ile ilgili sosyal etkileşimler esnasında algılama, yorumlama ve cevap oluşturmanın altında yatan zihinsel süreçler olarak tanımlanmıştır. Zihin kuramı ve duygu tanıma sosyal bilişin önemli yönlerindendir ve kimi psikiyatrik hastalıklarda bozulur. Başkalarının yüz ifadelerini anlama, empatik beceriler, ironi ya da metafor gibi dilin pragmatik yönünü anlama ve diğerlerinin zihin durumları hakkında anlam çıkarabilme kişilerarası ilişkiler ve sosyal işlevsellikte önemlidir. Şizofreni hastalarında sosyal biliş alanlarında bozukluklar olduğu bilinmektedir, BAB I hastalarında sosyal biliş alanında remisyon döneminde süren bozukluklar bildirilmişse bile çalışmaların sonuçları tutarlı değildir. Şizofrenide düşünce içeriği veya düşünce süreciyle ilgili bozukluklar görülebilir. Başlangıçta formal düşünce bozukluklarının yalnızca şizofreniye özgü olduğu düşünülmüştür ancak daha sonra affektif bozukluklar hatta sağlıklı kişilerde de bulunduğu bildirilmiştir. Zihin kuramının duygu tanıma gibi sosyal bilişsel ve nörobiliş alanındaki belirtilerle ilişkisi alanındaki çalışmalar açık sonuçlar ortaya koyamamıştır bu nedenle ek çalışmalara gereksinim vardır. Bu çalışmadaki hipotezler; a-Şizofreni, ötimik dönemdeki BAB I hastaları ve sağlıklı kontrollerin yürütücü işlevler, formal düşünce bozukluğu, zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma açısından birbirlerinden farklıdır. Bozukluk şizofreni hastalarında daha fazla, BAB I hastaları şizofreni hastaları ve sağlıklı kontroller arasında, sağlıklı kontrollerde ise en az olacak şekilde sıralanmaktadır. b-Sosyal bilişi yordayan zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma ile nörobilişi yordayan yürütücü işlevler, psikotik süreçlerde olan formal düşünce bozuklukları birbirleriyle ilişkilidir. c-Şizofreni ve BAB I hastalarında zihin kuramı, yüz ve duygu tanıma, yürütücü işlevler ve formal düşünce bozuklukları farklı örüntü gösterecektir. 2-Gereç ve Yöntem: Yaş, cinsiyet ve eğitim durumu açısından eşleştirilmiş 40 şizofreni, 40 BAB 1 ve 40 sağlıklı kontrol grubu zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma işlevleri açısından karşılaştırılmıştır. Zihin kuramı değerlendirmesi için Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) ve Gözlerden Zihin Okuma (GZO) testi, yüz tanıma değerlendirmesi için Benton yüz tanıma testi, duygu tanıma değerlendirmesi için Ekman duygu tanıma bataryası kullanılmıştır. Yürütücü işlevler Wisconsin Kart Eşleme testi (WCST) ve Stroop testi ile, düşünce bozuklukları Düşünce ve Dil Ölçeği, işlevsellik İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi ölçeği ile araştırılmıştır. Hasta gruplarında belirti şiddeti şizofreni grubunda Pozitif ve Negatif Semptomları Değerlendirme Ölçeği (PANNS), BAB I grubunda Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMRS) kullanılarak ölçülmüştür. Şizofreni dışındaki gruplarda şizotipal özellikler için Büyüsel Düşünce Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır. 3-Bulgu ve Sonuçlar: Şizofreni, BAB I ve kontrol grubunda yürütücü işlevleri değerlendiren WCST testi doğru sayısı, hata sayısı, perseveratif cevap sayısı, perseveratif hata sayısı, non-perseveratif hata sayısı, tamamlanan kategori sayısı farklılık göstermiştir. Şizofreni hastalarının, BAB I hastalarına göre perseveratif cevap sayısı daha fazla iken, non-perseveratif hata sayısı daha azdır. Stroop 1, 2, 3, 4, 5 testini hasta grupları, sağlıklı kontrollere göre daha uzun sürede tamamlamış, Stroop 4 testinde daha fazla düzeltme yapmış, Stroop 5 testinde daha fazla düzeltme ve hata yapmıştır. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre Stroop 3 testini daha uzun sürede tamamlamıştır. Şizofreni ve BAB I grupları birbirinden Düşünce-Dil Ölçeği toplam puanı, konuşma fakirleşmesi, amacın zayıflaması, düşünce tekrarlaması, çözülme, olağandışı mantık puanları açısından farklıdır. Şizofreni hastalarının, BAB I hastalarına göre konuşma fakirleşmesi, amacın zayıflaması ve DDÖ toplam puanı fazladır. Şizofreni ve BAB I grupları birbirinden DEZTÖ toplam ve alt ölçek puanları, GZO toplam puanı yönünden farklılık göstermiştir. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre DEZTÖ puanları açısından daha zayıf iken GZO puanları açısından iki grup benzerdir. Benton ile değerlendirilen yüz/kimlik tanıma ve Ekman testi ile değerlendirilen duygu tanıma becerileri açısından gruplar farklılık göstermiştir. Şizofreni hastaları, BAB I hastalarına göre korkmuş yüz ifadesini daha zayıf tanıyabilmişlerdir. Şizofreni hastalarında DEZTÖ ile GZO, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi, DDÖ ve işlevsellik arasında; GZO ile Benton yüz tanıma, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi, DDÖ ve işlevsellik arasında ilişki gösterilmiştir. BAB I hastalarında, DEZTÖ ile GZO ölçeği, Ekman duygu tanıma testi, WCST ve Stroop testi ve DDÖ arasında; GZO ile DEZTÖ, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi arasında korelasyon vardır. Sağlıklı kontrollerde DEZTÖ ile GZO, WCST, Stroop testi, DDÖ arasında; GZO ile DEZTÖ, Ekman duygu tanıma, WCST, Stroop testi arasında korelasyon vardır. Şizofreni grubunda, DEZTÖ'yü en iyi yordayan yürütücü işlevler iken, GZO için yürütücü işlevler ve mutlu yüz ifadesini tanımadır. BAB I grubunda, DEZTÖ'yü en iyi yordayan mutlu ve nötral yüz ifadesini tanıma iken, GZO için yürütücü işlevler ve şaşırmış yüz ifadesini tanımadır. Sonuç olarak; çalışmamızda şizofreni ve BAB I hasta grubunun, affektif ve kognitif ZK açısından sağlıklı kontrollere göre daha kötü sonuçlar aldıklarını gösterdik. BAB I hastalarında, şizofreniye benzer affektif ZK bozukluğu varken, ironiyi anlama dışındaki kognitif ZK becerileri, şizofreni hastalarına göre daha iyidir. Şizofreni ve BAB I hastaları, Benton yüz tanıma ve Ekman korkmuş dışındaki yüz ifadelerini tanıma açısından birbirine benzerdir, sağlıklı kontrollere göre bozukluk saptanmıştır. Şizofreni hastalarında daha fazla olmak üzere, her iki hasta grubunda sağlıklı kontrollere göre formal düşünce bozuklukları saptanmıştır. BAB I hastalarının, sağlıklı kontrollere göre şizotipi puanları daha yüksektir. Sağlıklı kontrollerde şizotipi puanları arttıkça empati becerisinde azalma, korkmuş yüz ifadesini tanımakta zorluk ve düşünce bozuklukları puanı artmaktadır. Şizofreni hastalarında pozitif, negatif, genel semptom şiddeti ile affektif ve kognitif ZK ilişkili iken, duygu tanıma ile negatif ve pozitif semptom şiddeti ilişkilidir. Üç grupta da yüz tanıma ve duygu tanıma işlevleri ilişkilidir. Şizofreni hastalarında affektif ve kognitif ZK'nın, duygu tanıma ve yürütücü işlevlerin, işlevsellikle ilişkisi varken, BAB I hastalarında duygu tanıma ve yürütücü işlevlerin ilişkisi vardır. Regresyon analizinde şizofreni hastalarında DEZTÖ'yü en iyi predikte eden yürütücü işlevler ve formal düşünce bozuklukları iken, BAB I hastalarında duygu tanıma becerisidir. GZO ile değerlendirilen affektif ZK'ını en iyi predikte eden her iki hasta grubunda duygu tanıma ve yürütücü işlevlerdir. Yüz ve duygu tanıma becerileri, sosyal biliş şizofreni ve bipolar bozukluk hastalarında marker adayı olma özelliğini hala sürdürüyor gözükmektedir. Olası biyomarkerların yapısal ve işlevsel görüntüleme yöntemleriyle değerlendirilmesi ve altta yatan nörobiyolojik düzeneklerin ortaya çıkarılması önemli olabilir. Türkiye'de şizofreni, BAB I hastaları ve sağlıklı kontrolleri affektif, kognitif ZK, yüz ve duygu tanıma, formal düşünce bozuklukları ve yürütücü işlevler açısından karşılaştıran, yayınlanmış başka bir çalışma şimdiye kadar görülememiştir.
Suça sürüklenen ve mağdur çocukların ebeveyne bağlanma, duygu düzenleme ve zihin kuramı becerilerinin değerlendirilmesi
Amaç: Adli sistem içinde bulunan suça sürüklenen çocuklar ve mağdur çocukların bağlanma özellikleri, duygu düzenlemede ve zihin okumada güçlükler olduğu literatürde bulunmaktadır. Suça sürüklenen çocuklar ve mağdur çocuklarla yapılan duygu düzenleme ve zihin okuma ile ilgili çalışma sayısı kısıtlıdır. Çalışmamızın amacı, suça sürüklenen çocuklar ve mağdur çocukların bağlanma özellikleri, duygu düzenleme özellikleri, zihin okuma özellikleri bakımından karşılaştırılması ve bu değişkenlerin korelasyonlarının incelenmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışma, kesitsel olarak planlanmıştır. Çalışmamız Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerinde Ocak 2021-Temmuz 2021 tarihleri arasında yürütülmüştür. Belirtilen tarihler arasında başvuran tüm olgulara Wechsler Çocuklar için Zeka Testi ve Wechsler Yetişkinler için Zeka Testi uygulanmış; zihinsel yetersizlik tanısı konulan olgular çalışmaya dahil edilmemiştir. Çalışmaya dahil edilen çocukların psikiyatrik bozukluklarını belirlemek için Kiddie- Okul Çağı Çocukları için Afektif Bozukluklar ve Şizofreni Görüşme Envanteri- Şimdi ve Yaşam boyu Versiyonu uygulanmış; bağlanma özelliklerini değerlendirmek için Ebeveyn ve Akran Bağlanma Envanteri- Kısa Formu, duygu düzenleme güçlüklerini belirlemek için Duygu Düzenlemede Güçlükler Ölçeği, zihin okuma becerilerini değerlendirmek için Gözlerden Zihin Okuma Testi ve Yüzler Testi kullanılmıştır. Bulgular: Belirtilen tarihler arasında polikliniğimize adli rapor düzenlenmesi için başvuran 80 olgudan 59 tanesi çalışmaya dahil edilmiştir. Dahil edilen olguların 26 tanesi mağdur çocuk, 33 tanesi suça sürüklenen çocuktur. Mağdur çocukların yaş ortalaması 14.6 ± 2.2 yıl, suça sürüklenen yaş ortalaması 15.5 ± 1.4 yıl olarak bulunmuştur. İki grup arasında yaş açısından istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır (p> 0.05). Mağdur çocukların %92.3'ü kız cinsiyette ve suça sürüklenen çocukların %87.9'u erkek cinsiyette olduğu tespit edilmiştir. Tüm örneklemde çocukların %33.6'sı okula devam etmemektedir. Okula devam etmeyen çocukların %80'ini suça sürüklenen çocuklar oluşturmaktadır. İki grup arasında cinsiyet ve okula devam etmeme açısından anlamlı bir fark tespit edilmiştir (p< 0.05). Tüm örneklemde olguların %66.1'inin en az bir ruhsal hastalık tanısı aldığı görülmektedir. Mağdur çocukların en fazla aldığı tanılar sırasıyla özgül öğrenme bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve akut stres bozukluğudur. Suça sürüklenen çocuklar en fazla davranım bozukluğu ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanılarını almaktadır. Mağdur ve suça sürüklenen çocuklar ebeveyn ve akran bağlanma envanterine göre değerlendirildiklerinde ebeveyne yabancılaşma alt ölçeğinde mağdur çocukların istatistiksel olarak anlamlı olarak düşük puan aldığı ve ebeveyne yabancılaşmanın mağduriyet riski ile ilişkili olduğu tespit edilmiştir (p: 0.010). Gruplar arasında ebeveyn ve akran bağlanma envanteri diğer alt ölçekleri arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır (p>0.05). Mağdur ve suça sürüklenen çocuklar duygu düzenlemede güçlükler ölçeğine göre değerlendirildiklerinde mağdur çocukların SSÇ'lere kıyasla "kabul etmeme" alt ölçeğinde istatistiksel olarak anlamlı azalma, "amaçlar" alt ölçeğinde istatistiksel olarak anlamlı artış tespit edilmiştir (p değerleri sırasıyla; 0.031, 0.045). Mağdur ve suça sürüklenen çocuklar gözlerden zihin okuma ve yüzler testine göre değerlendirildiklerinde mağdur çocukların gözlerden pozitif emosyonları ve yüzlerden emosyonları suça sürüklenen çocuklara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde daha iyi tanıdığı tespit edilmiştir (p değerleri sırasıyla; 0.003, 0.046). Sonuç: Çalışmamızda tespit ettiğimiz bulgular hem mağdur hem de suça sürüklenen çocukların bağlanma özellikleri, duygu düzenleme becerileri ve zihin okuma yeteneklerindeki güçlüklerin mağduriyet ve suça sürüklenme için risk faktörü olabileceğini; mağdur çocukların ebeveyne yabancılaşmaları ve duyguları kabul etme ve duyguların amaçlarını bilme eksikliklerinin riski arttırabileceğini; suça sürüklenen çocukların emosyon tanıma becerilerinin suç davranışı sergileme riskini artırabileceğini düşündürmektedir. Çocuk ve ergenlere duygu düzenleme ve zihin okuma becerilerini geliştirecek müdahalelerde bulunmanın hem mağduriyet hem de suça sürüklenme riskinin azaltılabileceği, ancak konuda daha geniş örneklemli ileri çalışmalara gereksinim olduğu düşünülmektedir.
Hafif bilişsel bozukluk ve parkinson tanılı hastaların zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, empati ve aleksitimi düzeyleri ile yürütücü işlevler açısından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Hafif Bilişsel Bozukluk ve Parkinson tanılı hastaların zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, empati ve aleksitimi düzeyleri ile yürütücü işlevler açısından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması Amaç: Bu çalışmanın amacı, Hafif Bilişsel Bozukluk ve Parkinson hastalarını yürütücü işlevler, zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, aleksitimi ve empati açısından birbirleri ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırmak ve bu faktörlerin hangilerinin daha yakından ilişkili olduğunu incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 30 Parkinson, 30 Hafif Bilişsel Bozukluk hastası ile birlikte yaş, cinsiyet ve eğitimleri eşleştirilmiş sağlıklı 30 bireyden oluşan sağlıklı kontrol grubu dahil edilmiştir. Hasta gruplarına ve sağlıklı kontrol grubuna ilk olarak sosyodemografik veri formu, ardından Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Temel Empati Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği verilmiştir. Sonrasında tüm gruplara Standardize Mini Mental Test, Nöropsikiyatrik Envanter, Benton Yüz Tanıma Testi, Stroop testi, Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği, Gözlerden Zihin Okuma Testi, Ekman Yüz İfadeleri Tanıma Testi uygulanmıştır. Bulgular: Parkinson hastalarının Birinci Derece Yanlış İnanç, İroni Kavrama, Metafor Kavrama becerilerinin Hafif Bilişsel Bozukluk hastalarına göre daha bozuk; Stroop1 hata, Stroop3 süre, HAD puanları ve irritabilitesinin ise daha yüksek olduğu saptanmıştır. Hafif Bilişsel Bozukluk hastalarının Minimental ve Benton toplam test skorları Parkinson hastalarına göre daha düşük; Stroop4 hata ise daha yüksek bulunmuştur. Her iki hasta grubunun da sağlıklı kontrollere göre İkinci Derece Yanlış İnanç, GZO toplam, Ekman şaşırmış, iğrenmiş, nötral performansları düşük; TAO toplam test skorları, Stroop4 süre ve düzeltme, Stroop5 süre, hata ve düzeltme ile apati değerleri yüksek bulunmuştur. TEO test skorlarında ise sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı fark bulunmamıştır. Korelasyon analizleri sonucunda, Parkinson hastalarında DEZTÖ, GZO, Ekman ve Benton test skorlarının Stroop, HAD, TAO ve TEO skorları ile ilişkili olduğu; bilişsel kapasitenin bozulduğu hastalarda, depresif, anksiyöz ve aleksitimik hastalarda sosyal bilişin bozulduğu gösterilmiştir. Hafif Bilişsel Bozukluk hastalarında da DEZTÖ, GZO ve Ekman Test Skorlarının Stroop, TAO ve TEO ile ilişkili olduğu; bilişsel kapasitenin bozulduğu hastalarda ve aleksitimik hastalarda sosyal bilişin bozulduğu gösterilmiştir. Sonuç: Bu kesitsel, prospektif ve kontrollü çalışma, Parkinson Hastalığı ve Hafif Bilişsel Bozukluk hastalarının zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, empati ve aleksitimi düzeyleri ile yürütücü işlevler açısından karşılaştırıldığı ve ilişkili faktörlerin araştırıldığı Türkçe ve İngilizce literatürde görebildiğimiz kadarıyla ilk çalışmadır. Bulgularımız GZO toplam puanının ve hasta gruplarının Birinci ve İkinci Derece Yanlış İnanç testinin yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Benton testinin yordayıcısı olarak ise Mini Mental toplam puanı ve GZO toplam puanı bulunmuştur. Bulgularımız Türk popülasyonunda sosyal etkileşimde bozulmalara sekonder gözlenen nöropsikiyatrik semptomları potansiyel olarak azaltabilecek önleyici ve tedavi edici stratejilerin geliştirilmesi için çok önemli olan nörodejeneratif hastalıklarda sosyal bilişi etkileyen faktörler ilişkili mevcut verileri genişletmektedir. Anahtar Kelimeler: Parkinson Hastalığı, Hafif Bilişsel Bozukluk, sosyal biliş, empati, aleksitimi
Migren ve epilepsi hastalarının zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, aleksitimi, depresyon, anksiyete ile yürütücü işlevler açısından sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, Migren ve Epilepsi hastalarını zihin kuramı, aleksitimi, yüzden duygu tanıma gibi sosyal biliş ve nörokognisyon işlevleri, anksiyete ve depresyon açısından birbirleri ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırmak ve bu faktörlerin hangilerinin daha yakından ilişkili olduğunu incelemektir. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya 40 Migren (18 aurasız, 22 auralı), 35 Epilepsi (5 fokal, 30 idiopatik jeneralize) hastası ile yaş ve eğitimleri eşleştirilmiş daha önce migren ve/veya epilepsi tanısı almamış 31 bireyden oluşan sağlıklı kontrol grubu dahil edilmiştir. Hasta ve Sağlıklı kontrol grupları yalnızca kadın katılımcılardan oluşturulmuştur. Hasta gruplarına ve sağlıklı kontrol grubuna ilk olarak sosyodemografik veri formu, ardından Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği, Toronto Aleksitimi Ölçeği verilmiştir. Zihin kuramı değerlendirmesi için Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ), yüz tanıma değerlendirmesi için Benton yüz tanıma testi, duygu tanıma değerlendirmesi için Ekman duygu tanıma bataryası kullanılmıştır. Yürütücü işlevler Wisconsin Kart Eşleme testi (WCST) ve Stroop testi ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Epilepsi ve Migren hastalarının zihin kuramı becerileri birbirine benzer, birinci derece yanlış inanç ve DEZTÖ toplam puanları sağlıklı kontrollere göre düşüktür. Migren hastaları iğrenmiş yüzleri tanımada Epilepsi hastalarından daha iyi performans göstermiştir. Migren hastalarının yüz tanıma becerileri Epilepsi hastalarından daha iyidir, her iki hasta grubunda yüz tanıma becerileri sağlıklı kontrollere göre bozulmuştur. Epilepsi hastaları sağlıklı kontrollere göre daha aleksitimik özellikler gösterir. Stroop testine göre Epilepsi hastalarının yürütücü işlevleri Migren hastaları ve sağlıklı kontrollere göre bozulmuştur. WCST kategori puanlarında ise Migren ve Epilepsi hastaları sağlıklı kontrollere göre anlamlı şekilde daha kötü puanlar almıştır. Migren hastalarında yürütücü işlevlerdeki bozulma zihin kuramındaki bozulma ile ilişkiliyken Epilepsi hastalarında ilişkili değildir. Her iki hasta grubunda da yürütücü işlevlerdeki bozulma duygu tanımadaki bozulma ile ilişkilidir. Migren hastalarında aleksitimi puanlarındaki artış zihin kuramındaki bozulma ile ilişkiliyken epilepsi hastalarında ilişki yoktur. Her iki hastalıkta anksiyete ve depresyon puanlarındaki artış zihin kuramı ve yürütücü işlevlerdeki bozulma ile ilişkili değilken aleksitimi puanlarındaki artış ile ilişkilidir. Bulgularımız Benton puanının hasta grubu, Ekman Mutlu ve Stroop5Süre tarafından yordandığını; DEZTÖ Toplam puanlarının Epilepsi hastalarında Ekman Üzgün, Ekman Nötr ve HAD toplam tarafından, Migren hastalarında ise WCST Kategori ve Ekman Nötr tarafından yordandığını; Ekman İğrenmiş puanlarının Epilepsi hastalarında WCST Kategori ve Ekman Üzgün tarafından yordandığını, Migren hastalarında ise Strrop5Hata tarafından yordandığını göstermiştir. Sonuç: Bu kesitsel, prospektif ve kontrollü çalışma, Epilepsi ve Migren hastalarında zihin kuramı, duygu ve yüz tanıma, aleksitimi, depresyon ve anksiyete düzeyleri ile yürütücü işlevler açısından karşılaştırıldığı ve ilişkili faktörlerin araştırıldığı Türkçe ve İngilizce literatürde görebildiğimiz kadarıyla ilk çalışmadır. Epilepsi ve Migren hastalarında sosyal bilişdeki bozulmanın duygu tanımadan çok zihin kuramındaki bozulmadan kaynaklanabileceği, Migren hastalarında yürütücü işlevlerdeki bozulmanın zihin kuramındaki bozulma ile ilişkili olduğu, her iki hastalıkta da yürütücü işlevlerdeki bozulmanın duygu tanımadaki bozulma ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Anahtar Kelimeler: Epilepsi, Migren, Sosyal Biliş, Aleksitimi
Şizofreni tanılı hastalarda yineleyici suç işleme davranışına zihin kuramı işlevleri, çocukluk çağı travması, dürtüsellik ve saldırganlık düzeylerinin etkisinin incelenmesi ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırılması
Şizofreni Tanılı Hastalarda Yineleyici Suç İşleme Davranışına Zihin Kuramı İşlevleri, Çocukluk Çağı Travması, Dürtüsellik ve Saldırganlık Düzeylerinin Etkisinin İncelenmesi ve Sağlıklı Kontrollerle Karşılaştırılması Giriş ve Amaç: Bazı şizofreni hastalarının suç teşkil eden davranışlarda bulunduğu gerçeği bu hastaları çeşitli faktörler açısından inceleme ihtiyacını doğurmuştur. Bu çalışmada tek suç işlemiş olan şizofreni hastaları ile birden fazla suç işlemiş olan şizofreni hastalarını ve sağlıklı gönüllüleri zihin kuramı işlevleri, içgörü, dürtüsellik, saldırganlık, çocukluk çağı travması ve duygu düzenleme güçlükleri açısından karşılaştırmayı ve bu faktörlerin hangilerinin yineleyen suç işleme ile daha yakından ilişkili olduğunu incelemeyi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ankara Şehir Hastanesi Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri biriminde yatarak takip edilen hastalardan DSM-5'e göre Şizofreni Spektrum Bozukluğu tanısı alan, dahil olma ölçütlerini karşılayan remisyonda 25 adet tek suç işlemiş şizofreni hastası (TS), 25 adet yineleyici suç işleyen şizofreni hastası (YS) ile 18-65 yaş arası cinsiyet ve eğitimleri eşleştirilmiş 25 adet sağlıklı kontrol (SK) çalışmaya alınmıştır. Hastaların yaşları, eğitim durumları, meslekleri gibi sosyodemografik verileri ile hastalık süreleri, antipsikotik ilaç kullanım öyküleri, depo tedavisi olup olmadığı, adli suç öyküleri not edilmiştir. Hastalar ve sağlıklı kontrol grubuna sosyodemografik veri formu ile birlikte ZK işlevlerini ölçmek için Ekman Yüz İfadeleri Testi ve Gözlerden Zihin Okuma Testi (GZOT), Duygu Düzenlemede Güçlükler ölçeği, çocukluk çağı travmasını değerlendirmek için Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, saldırganlığı değerlendirmek için Buss Perry Saldırganlık Ölçeği, dürtüselliği değerlendirmek için Barrat İmpulsivite Ölçeği uygulanmıştır. Hasta grubuna ayrıca Taylor Suç Şiddeti Derecelendirme ölçeği ile birlikte psikopatoloji, içgörü ve işlevsellik düzeylerini saptamak amacıyla PANNS, GAS ve İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği uygulanmıştır. Bulgular: Suç işlemiş şizofreni hastalarının işsizlik, bekarlık, yalnız yaşama oranları SK'ya göre daha yüksekti. TS ve YS grupları arasında klinik değişkenlerden sadece işlevsellik YS grubunda anlamlı olarak daha düşüktü (p=0,04). DDG toplam ve DDG Stratejiler puanı YS'de TS'ye kıyasla anlamlı derecede düşüktü (p=0,005). ÇÇT açısından ise üç grup arasında anlamlı fark yoktu, sadece duygusal ihmal SK'de TS ve YS gruplarından daha fazlaydı (p<0,001). Dürtüsellik ve saldırganlık YS ve TS arasında farklı değilken, dürtüsellik ve fiziksel saldırganlık suç işleyen şizofreni grubunda SK'den yüksekti (p<0,05). ZK testleri suç işleyen şizofreni grubunda SK'den anlamlı derecede düşüktü ama TS ve YS arasında fark yoktu (p>0,05). İnsana yönelik suç işleyen şizofreni hastalarında iğrenmiş duygu tanıma diğer suç işlemiş şizofreni hastalarından yüksekti (p=0,009). Şiddet suçu işleyenlerde hastalık süresi daha kısa, işlevsellik ve DDG farkındalık daha düşük, madde kullanım oranı daha yüksek saptandı (sırasıyla p=0,023 p=0,005 p=0,050 p=0,044). ÇÇT fiziksel istismar ise şiddet dışı suç işleyen grupta daha yüksek bulundu (p=0,056). Motor dürtüsellik, ÇÇT duygusal istismar, DDG stratejiler puanlarındaki artma ve işlevsellik düzeyindeki azalmanın tek/yineleyen suç işlemiş grupta olmakla ilişkili olduğu ve duygusal istismar puanının yineleyen suç grubunda olmayı yordadığı bulundu. TS grubunda mutlu yüz ifadesini daha az tanıma, duygu düzenleme güçlüklerinin daha az farkında olma ve madde kullanım öyküsünün olması şiddet suçu işlemeyle ilişkiliyken, YS grubunda kısa hastalık süresi, tedavi uyumsuzluğu, madde kullanımı, düşük işlevsellik düzeyi ve DDG stratejiler puanının suç şiddetindeki artışla ilişkili olduğu ve düşük işlevselliğin suç şiddetini predikte ettiği belirlendi. Suç işleyen tüm şizofreni grubunda ise genç yaş, kısa hastalık süresi, mutlu yüzü tanıyamama, düşük işlevsellik, madde kullanımı şiddet suçu işlemeyle ilişkili bulundu ve kısa hastalık süresi, düşük işlevsellik ile mutlu yüzü tanıyamamanın suç şiddetini öngördüğü saptandı. Şizofreni grubunda hastalık süresi ile işlevsellik düzeyi azaldıkça; hastaneye başvurana kadar geçen süre, yatış sayısı ve süresi, suıisid sayısı arttıkça işlenen suç sayısının arttığı tespit edildi. PANSS ve içgörü ile suç sayısı arasında ise anlamlı ilişki bulunamadı. Fiziksel- sözel saldırganlık, dikkat-motor-plansız dürtüsellik ile ÇÇT ve DDG alt ölçek puanlarındaki artış ile GZOT ve Ekman yüzlerden duygu tanımadaki azalma, özellikle korkmuş, kızgın, iğrenmiş duyguyu tanıyamama suç sayısındaki artışla ilişkiliydi ve GZOT ile plansız dürtüsellik suç sayısını yordayan faktörler olarak saptandı. Sonuç: Bu bulgular, yineleyen suç işleme davranışı üzerine bazı klinik belirteçlerin etkili olduğuna dikkat çekebilir ve bu alanlarda hedeflenen müdahalelerle tek bir adli suç kaydı bulunan hastalarda suç davranışı tekrarını önleyecek stratejiler için yol gösterebilir. Çalışmamız suç işlemiş şizofreni hastalarında suç tekrarını etkileyen faktörleri zihin kuramı yanında çeşitli klinik veriler ve diğer ölçeklerle değerlendiren, görebildiğimiz kadarıyla bu kapsamdaki ilk çalışmadır ve şizofrenide suç davranışı konusundaki mevcut verileri genişletmektedir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, Yineleyen Suç, Şiddet, Sosyal Biliş, Zihin Kuramı, Dürtüsellik, Saldırganlık
Zihin kuramı çerçevesinde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocukların duygu tanıma ve diğer kişilerin zihinsel durumlarını temsil performansları
AMAÇ: Otistik spektrum bozukluğu ve şizofreni hastalarında diğer insanların zihinsel durumlarını atfetme yeteneği olarak bilinen 'Zihin Kuramı' ile ilgili problemler olduğu çalışılmalarda gösterilmiştir. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı alanlarda da zihin kuramı ile ilgili sorunlar olabileceği bildirilmektedir, ancak bu konuda çalışma sayısı kısıtlıdır. Bu çalışmanın amacı DEHB'li çocuk ve ergenlerin duygu tanımada kendi ve diğer kişilerin zihinsel durumlarını temsil edebilme becerilerini incelemektir. YÖNTEM: Bu çalışma için Balıklı Rum Hastanesi'nde dikkat eksikliği bozukluğuyla takip edilen yaşları 7-15 arası değişen 30 çocuk ve ergen alınmıştır. Kontrol grubu olarak yaşları ve cinsiyetleri hasta grubuyla eşleştirilmiş 7-15 yaş arası dikkat eksikliği bulunmayan 30 çocuk ve ergen çalışmaya dâhil edilmiştir. Çalışmaya katılanlara GAOT (Gözlerde akıl okuma testi) ve Dokuz Eylül Zihin Teorisi değerlendirme ölçeği verilmiştir. GAOT ölçeği zihinselleştirme becerilerini ölçen bir bilişsel empati testidir. Dokuz Eylül Zihin Teori Ölçeği de kişilerin empati, ironi ve metafor anlama yeteneklerini değerlendiren bir testtir. BULGULAR: Yapılan GAOT sonucunda DEHB olan çocukların gözden akıl okuma performanslarının kontroller gruba göre anlamlı derecede düşük olduğu saptanmıştır (t=-12368, df=58, p<0,000). Deney ve kontrol grubu zihin teorileri yeteneğini açışından karşılaştırıldığında, DEZTÖ sonuçlarından DEHB'li çocukların performanslarının istatistiksel olarak daha düşük olduğu saptanmıştır (t=-9,957, df=58, p<0,000) . SONUÇ: Çalışmada elde edilen istatiksel bulgular DEHB olan çocuk ve ergenlerin kendilerinin ve karşılarındaki kişilerin zihinsel durumlarını temsil edebilme becerilerinin sağlıklı çocuklara göre anlamlı derecede daha zayıf olduğunu göstermiştir. Bu performansların DEHB'li çocukların dikkat eksikliği olmayan çocuklara göre anlamlı olarak daha düşük olması zihin kuramının sadece otizm ve şizofrenide değil de DEHB'da da çalışabilineceğini göstermiştir.
Yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocuklarda İleri Derecede Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı araştırmacı tarafından hazırlanan ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı?nın yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocukların ileri derecede zihin okuma becerileri üzerindeki etkililiğinin incelenmesidir. Araştırma modeli olarak ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya 9 deney, 9 kontrol grubu olmak üzere 7-14 yaş aralığındaki toplam 18 katılımcı dahil olmuştur. Deney grubundaki katılımcılara eğitim programı uygulanırken, kontrol grubuna eğitim uygulanmamıştır. Katılımcıları belirlerken birinci ve ikinci düzey zihin okuma testlerinden geçmiş olma ön koşul olarak belirlenmiştir. Programın etkililiğini değerlendirme amacıyla hem deney hem de kontrol grubuna ön test olarak gözlerden duyguları okumayı ölçen ?Göz Testi? ile; ileri derecede zihin okuma becerilerini ölçen ?Garip Hikayeler Testi? uygulanmıştır. Deney grubundaki katılımcılara ise 12 oturum süren ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı? uygulanmıştır. Bu doğrultuda araştırmanın bağımlı değişkeni; ?Göz Testi? puanları ile ?Garip Hikayeler Testi? puanlarıdır. Bağımsız değişken ise ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Beceriler Öğretim Programı?dır. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan çocukların ailelerinden sosyal geçerlik verileri toplanarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları Wilcoxon Testi, Mann Whitney-U Testi ve Kruksal Wallis H Testi ile değerlendirilmiştir. Uygulama sonucunda hem deney hem kontrol grubuna son test olarak ?Göz Testi? ve ?Garip Hikayeler Testi? yeniden uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılaşma olup olmadığına bakılarak ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programı?nın etkili olup olmadığı incelenmiştir. Sonuçlara bakıldığında deney grubunun Garip Hikayeler Testi?nden aldıkları ön test-son test puanları arasında anlamlı farklılaşma gözlenirken, kontrol grubunda anlamlı farklılaşma gözlenmemiştir. Deney grubunda ise hem deney hem de kontrol grubunda ?Göz Testi?nden alınan ön test ve son test puanları arasında anlamlı farklılaşma gözlenmemiştir. Bu araştırmada araştırmacı tarafından hazırlanan ?İleri Düzeyde Zihin Okuma Becerileri Öğretimi Programı??nın yüksek işlevli otizm ve Asperger sendromu tanılı çocukların ileri derecede zihin okuma becerilerinin gelişmesinde etkili olduğu ortaya konmuştur. Anahtar Kelimeler: ileri derecede zihin kuramı, zihin okuma, zihin kuramı becerilerinin öğretimi, yüksek işlevli otizm, Asperger sendromu
Şizofrenide zihin kuramı ve empati ile 2D:4D parmak oranları arasındaki ilişki
Amaç: Şizofrenide ikinci ve dördüncü el parmak oranları (2D:4D) yeni çalışılmaya başlanan bir konu olmakla birlikte çalışmalar doğrultusunda bahsedilen oranın şizofrenide artmış olduğu bilinmektedir. Şizofreni hastalarında yapılan Zihin Kuramı ve empati çalışmaları sonucunda ise bu becerilerde bozulma olduğu görülmektedir. Ancak, bahsedilen bu alanlar şizofrenide birlikte çalışılmamıştır. Bu çalışmanın amacı; şizofrenide empati ve zihin kuramındaki bozulmalar ile 2D:4D'yi araştırmak, şizofreni hastalarında zihin kuramı ve empati ile 2D:4D parmak oranları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Çalışma, DSM-IV tanı ölçütlerine göre şizofreni tanısı konulmuş 48 hasta ile 48 sağlıklı gönüllüden oluşan örneklem ile yapıldı. Katılımcılara Empati Ölçeği (EÖ), Gözlerden Zihin Okuma Testi (RMET), Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS) verildi ve dijital kumpas ile 2D:4D Parmak Oranları değerlendirildi. Bulgular: Şizofreni hastaları ile sağlıklı gönüllüler arasında Empati ve Zihin Kuramı bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulundu. 2D:4D parmak oranları incelendiğinde ise şizofreni hastaları sağlıklı gönüllülerle kıyaslandığında gruplar istatistiksel açıdan anlamlı farklılık gösterdiler. Sonuç: Şizofreni hastalarının empati ve zihin kuramı becerileri bozulma göstermektedir. Sol el 2D:4D parmak oranları ise şizofreni hastalarında sağlıklı katılımcılara kıyasla artmaktadır. Şizofreni hastalarında zihin kuramı ve empati ile 2D:4D parmak oranları arasında herhangi bir ilişki mevcut değildir. Anahtar Sözcükler: Şizofreni, 2D:4D parmak oranları, empati, zihin kuramı
Engelli kardeşi olan ve olmayan normal gelişim gösteren 7-12 yaş aralığındaki çocukların zihin kuramı becerilerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, engelli kardeşi olan ve olmayan normal gelişim gösteren 7-12 yaş aralığındaki çocukların zihin kuramı yetilerini incelemektir. Araştırma kapsamında İzmir ili sınırları içerisinde, çeşitli okullarda eğitimine devam eden engelli kardeşi olan ve normal gelişim gösteren 83 (43 Kız 40 Erkek) ile engelli kardeşi olmayan ve normal gelişim gösteren 86 (43 kız, 43 erkek) çocuk çalışmaya dahil edilmiştir. Araştırma kapsamında zihin kuramı yetilerini ölçmek için Gözlerden Zihin Okuma Testi Çocuk Formu; katılımcıların alıcı dil düzeylerini belirlemek için Peabody Resim ve Kelime Testi; sosyo-demografik verileri toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu uygulanmıştır. Normal dağılım varsayımlarının sağlanması sebebiyle engelli kardeşi olan ve olmayan normal gelişim gösteren çocukların zihin kuramı yetileri bağımsız gruplar için t testi kullanılmış, kardeş durumu ve cinsiyet, anne ve baba birlikteliği, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve son olarak ebeveynlerin toplam geliri ortak etkisini incelemek için ise, iki yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde ise, SPSS 18.00 isimli program kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ise, şu bulgular elde edilmiştir. Engelli kardeşi olan ve olmayan normal gelişim gösteren çocukların zihin kuramı yetileri, engelli kardeşi olmayan normal gelişim gösteren çocuklar lehine anlamlı bir fark göstermektedir. Alt problemler için değerlendirildiğinde ise, engelli kardeşi olan ve olmayan grupta kız katılımcıların erkek katılımcılara göre, ebeveynleri ayrı olan katılımcıların birlikte olan katılımcılara göre daha yüksek zihin kuramı yetilerine sahip olduğu, annelerin eğitim durumu, babaların eğitim durumu ve ebeveynlerin toplam geliri arttıkça zihin kuramı yetilerinin de arttığı bulgulanmıştır. Fakat cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu ve ebeveyn toplam geliri ile kardeş durumu ortak etkisine bakıldığında bu farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Elde edilen bu bulgular literatürdeki diğer bulgularla tartışılmış, çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Şizofreni tanılı hastaların birinci derece akrabalarında zihin kuramının şizotipi ve bilişsel işlevler ile ilişkisi
Amaç: Çok sayıda çalışmada şizofreni hastalarının ZK işlevlerinde bozulma rapor edilmiştir. Yapılan çalışmalar, şizofreni hastalarının birinci derece akrabalarında da ZK işlevlerinde bozukluklar saptamış ve ZK'nın şizofrenide bir endofenotip adayı olabileceğini belirtmişlerdir. Amacımız şizofreni hastalarında ve onların birinci derece akrabalarında ZK bozukluğunu incelemek, nörobilişsel işlevler ve şizotipal özellikler ile ilişkilerini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya DSM-IV tanı kriterlerine göre şizofreni tanısı almış 25 hasta, bu hastaların etkilenmemiş 25 birinci derece akrabası ve 30 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Tüm katılımcılara, zihin kuramı işlevlerini ölçmek için Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZTÖ) uygulanmış, nörobilişsel işlevlerin değerlendirilmesi için Nöropsikolojik Test Bataryası uygulanmıştır. Hastaların klinik durumunu değerlendirmek amacıyla Pozitif ve Negatif Belirtiler Ölçeği (PANSS) uygulanmıştır. Şizofreni hastalarının birinci derece akrabalarında şizotipal özellikler, Şizotipi için Yapılandırılmış Görüşme Ölçeği – Gözden Geçirilmiş Form (SIS-R) ile değerlendirilmiştir. Tüm katılımcıların depresyon belirtilerinin değerlendirilmesi için Hamilton Depresyon Derecelendirme Ölçeği (HDDÖ) uygulanmıştır Bulgular: Akrabalarda, zihin kuramı becerilerinden faux pas görevinde ve tüm testlerde olmasa da nörobilişsel işlevlerde bozulma saptanmıştır. Akrabalarda, ZK ve nörobilişsel testler arasında yalnızca bir güçlü korelasyon saptandı. Akrabalarda şizotipal özellikler kısmen yüksek bulunmuş, şüphecilik skorları ile faux pas arasında ilişki saptanmıştır. Şizofreni hastalarının ZK becerilerinde ve nörobilişsel işlevlerinde bozulma saptanmıştır. Hastalarda ZK ve nörobilişsel işlevler arasında, orta güçte ilişkiler olduğu saptanmıştır. Sonuç: Çalışmamızda şizofreni hastaları ve birinci derece akrabalarında, ZK işlevlerinde bozulma saptandı. Ancak, akrabalardaki bozulmalar, hastalar ve kontroller arasında bir değerdedir. Benzer sonuç nörobilişsel işlevlerdeki bozulma için de geçerlidir. ZK ve nörobilişsel işlevler arasında saptanmış olan ilişkiler esasen zayıf-orta güçtedir. Akrabalarda yüksek şizotipal özellikler saptanmıştır ve DEZTÖ ve SIS-R alt ölçeklerinden birisinde orta güçte korelasyon saptanmıştır. Bu sonuçlar, ZK'nın, nörobilişsel işlevler ve şizotipal özellikler ile ilişkilerinin olduğunu, ancak bunun küçük-orta etkide olduğunu göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre, ZK bir endofenotip adayı olarak değerlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: Zihin Kuramı, Nörobilişsel işlevler, Şizotipal Özellikler, Endofenotip
Otizm spektrum bozukluğu tanılı çocuklar için geliştirilen zihin okuma becerileri öğretimi programının etkililiğinin incelenmesi
Otistik spektrum bozukluğu (OSB), hayat boyu süren, sosyal etkileşim ve iletişim sorunları, sınırlı ilgi alanları ve yinelenen davranışlarla kendini gösteren nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmli bireylerin sosyal ve iletişim becerilerinde gözlenen yetersizlik ve farklılıkları açıklayan kuramlardan biri de zihin kuramıdır. Bu araştırmanın amacı, "Zihin Okuma Becerileri Öğretim Programı"nın Otizm Spektrum Bozukluğu tanı grubundaki çocukların birinci düzey zihin okuma becerileri üzerinde etkililiğinin incelenmesidir. Araştırmada, tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Çalışma Otistik spektrum bozukluğu (OSB) tanısı almış 3-5 yaş grubu 3 çocukla gerçekleştirilmiştir. Uygulanan eğitim programının etkililiği "Beklenmedik İçerik (Smarties)", "Görünüm gerçeklik" ve "Perspektif Alma" testlerinin ön ve son test puanları ile incelenmiştir. "Görünüm Gerçeklik", "Perpektif Alma" ve "Beklenmedik İçerik" becerilerinin öğretimini gerçekleştirmek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan, her beceri alanı için beş farklı materyal kullanılarak hazırlanmış olan toplam 15 ayrı çalışma kullanılmıştır.Araştırma bulguları, uygulanan eğitim programının etkili olduğunu göstermiştir. Birinci denek Ali eğitimi 26 oturum, ikinci denek Ahmet eğitimi 24 oturum, üçüncü denek Murat eğitimi 20 oturum sonunda her üç zihin kuramı beceri alanında da kazanmıştır. Tüm deneklerin, eğitim sonlandırıldıktan 5, 10 ve 15 gün sonra yapılan izleme oturumlarında öğrenilen becerileri koruduğu gözlemlenmiştir.
Şizofreni hastalarında zihin teoremi ve bu teoremin düşünce-dil yapısı ile ilişkisi
Amaç: Şizofreninin önemli belirtilerinden olan Düşünce ve Dil bozuklukları, düşünce içeriğinin garip ve alışılmadık olması, konuşmada gözlemlenebilen bozuklukların olması özellikleriyle açıklanabilir. Düşünce-Dil alanında işlevselliğin azalması da şizofreni hastalarının zihin kuramı ile ilgili yaşadıkları zorluklar gibi günlük iletişimlerini ve iletişimde oldukları kişiler arasında bilgi paylaşımını engelleyen etmenlerden biridir. Bu çalışmanın amacı; şizofreni hastalarının zihin kuramı ve düşünce ve dil ölçeklerinde aldıkları puanları, sağlıklı gönüllülerin performansları ile karşılaştırmak ve zihin teorisi ile düşünce-dil yapısı arasındaki ilişkiyi inceleyip şizofreni hastalığıyla ilgili daha sistematik ve bütünleyici bir bakış açısıyla detaylı bulgular ortaya koymaktır. Yöntem: Çalışmaya, DSM-IV tanı ölçütlerine göre şizofreni tanısı konulmuş 46 hasta ile 46 sağlıklı gönüllüden oluşan örneklem alındı. Hastalara Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), Andersen Negatif Belirtlileri Değerlendirme Ölçeği (SANS) ve Andersen Pozitif Belirtileri Değerlendirme Ölçeği (SAPS), Calgary Şizofrenide Depresyon ölçeği (CŞDÖ), Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği (DEZİTÖ), Düşünce ve Dil Ölçeği (DDÖ) uygulanmıştır. Bulgular: Şizofreni hastaları ile sağlıklı gönüllüler arasında Zihin Teoremi Ölçeği ve Düşünce-Dil Ölçeği sonuçları bakımından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Ayrıca hastalarda Zihin Teoremi ölçeği ve Düşünce-Dil ölçeği sonuçları incelendiğinde bu iki ölçek arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmuştur. Sonuç: Şizofreni hastalarının Zihin Teoremi ölçeği ve Düşünce-Dil ölçeğinden aldıkları puanlar, sağlıklı gönüllüler ile karşılaştırıldığında, hastaların sağlıklılara göre performansının daha düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca hastaların Zihin Teoremi performansı ile Düşünce-Dil performansı arasında istatistiksel olarak anlamlı korelasyon bulunmuştur. Zihin teoremi ölçeğindeki performansı düşük olan hastaların Düşünce-Dil ölçeğindeki performansları da düşük bulunumuştur.
Düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin asperger sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeylerine etkisi
Bu çalışma ile düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin Asperger Sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeyleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırma modeli olarak tek grup ön test- son test deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya yedi katılımcı katılmıştır. Bunun yanında sosyal geçerlilik verilerini toplamak amacı ile her bir katılımcının ebeveynlerinden biri araştırmaya dahil edilmiştir.Çalışmanın amacı düşünce baloncukları tekniğinin kullanıldığı ?yanlış inanç öğretim paketi? nin Asperger Sendromu ve yüksek işlevli otizm tanısı almış çocukların ?yanlış inanç? düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Bu nedenle çalışmanın bağımlı değişkenini ?yanlış inanç öğretim paketi? ve bağımsız değişkenini de ?yanlış inanç? düzeyleri oluşturmaktadır. Bunun yanında cinsiyetin yanlış inanç düzeyleri üzerindeki etkisi, kronolojik yaşın ve sözel gelişim yaşının yanlış inanç düzeyleri üzerindeki etkisi araştırmanın denenceleri olarak incelenmiştir.Araştırmada ?yanlış inanç öğretim paketi? uygulanmıştır. Araştırma materyalleri araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Ön test ve son testler, Karton Sally-Anne testi, Sally-Anne Testi, Ayıcıklar Testi ve Smarties (Bonibon) Testi olmak üzere dört I. Düzey yanlış inanç testinden oluşmaktadır. Bunların yanında deneklerin özelliklerini belirlemek ve eğitim uyarlamalarını yapabilmek için PEP-R (Psycho-Educational Scale-Revised) Testi ve araştırmacı tarafından hazırlanan diğer formlar kullanılmıştır. Araştırma bulgularını test etmek amacı ile Wilcoxon Testi, Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis H Testinden faydalanılmıştır.Yapılan değerlendirmeler sonucunda katılımcıların yanlış inancı anlama düzeylerinde uygulama öncesi ve sonrası test sonuçlarında yapılan karşılaştırma ile sonuçlar arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Farkın son test puanı lehinde olduğu gözlenmiştir. Bu sonuçlara göre uygulamanın, katılımcıların yanlış inanç düzeyini geliştirmede olumlu bir etkisi olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın diğer denencelerine ait bulgularda ise anlamlı sonuç bulunamamıştır.Anahtar Sözcükler: yanlış inanç, otizm, düşünce baloncukları, zihin okuma, zihin kuramı
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanılı çocuk ve ergenlerde sosyal biliş ve aleksitimi ilişkisinin incelenmesi
Giriş: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) sık görülen bir nörogelişimsel bozukluktur ve DEHB tanılı çocukların sosyal ipuçlarını yakalamakta zorlandıkları, sosyal biliş yeteneklerinin daha az geliştiği bilinmektedir. Çalışmamızda, DEHB tanılı çocuk ve ergenlerin sosyal biliş becerileri, empati düzeyleri ve aleksitimik özelliklerinin birbiri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Çalışmaya Adnan Menderes Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı polikliniğine Eylül 2017-Nisan 2018 tarihleri arasında başvuran 8-16 yaş aralığındaki DEHB tanılı (n=40) ve herhangi bir psikiyatrik tanı almayan (n=40) sağlıklı çocuklar ve ebeveynleri dahil edildi. Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi Şimdi ve Yaşam Boyu Şekli ve DSM-5'e dayalı klinik görüşme ile değerlendirildi. Çocuklar için Aleksitimi Ölçeği ÇAÖ), KA-Sİ empatik eğilim ölçeği çocuk ve ergen formu, Gözlerden Akıl Okuma Testi (GAOT), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ), Çocuk ve Ergenlerde Davranış Bozuklukları İçin DSM-IV'e Dayalı Tarama ve Değerlendirme Ölçeği (ÇEDBÖ) ve Güçler ve Güçlükler anketi (GGA) ebeveyn formu kullanıldı. Elekronik medya kullanımı süresi ebeveynden ve çocuktan alınan bilgiye göre değerlendirildi. Veriler IBM SPSS 23.0 istatistik programı kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Çalışmamızda DEHB ve kontrol grubundaki çocuk ve ergenlerin sosyodemografik özellikleri arasında farklılık saptanmadı (p>0,05). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı olan olguların %82,5'i (n=33) erkekti ve erkek/kız oranı 4,71 idi. DEHB grubunun yaş ortalaması 10,7±2, kontrol grubunun yaş ortalaması 11,3±2 olarak bulundu (p>0,05). Günlük elektronik medya kullanımı süresi DEHB grubunda daha fazlaydı (p<0,05). Sosyal bilişi değerlendiren GAOT puanı DEHB grubunda daha düşük bulundu ve yaş arttıkça GAOT doğru cevap sayısının her iki grupta da artığı saptandı (p<0,05). Empati ve aleksitimi düzeyleri ve ebeveynlerinin aleksitimi düzeyleri değerlendirildiğinde gruplar arası farklılık saptanmadı (p>0,05). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu grubunda ÇAÖ toplam puanı ile GAOT doğru cevap sayısı arasında ters yönde bir ilişki vardı (p<0,05). Tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde ÇAÖ duygu tanımada güçlük puanı ile TAÖ toplam puan ve TAÖ duygu ifade etmede güçlük puanı arasında pozitif yönde, TAÖ duygu tanıma ile negatif yönde bir ilişki saptandı (p<0,05). Tartışma: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuk ve ergenlerin sağlıklı kontrol grubuna göre sosyal biliş yetenekleri daha düşük ancak empati ve aleksitimi düzeyleri benzerdir. Ayrıca aleksitimik özellikler arttıkça sosyal biliş becerileri azalmaktadır. Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tedavisinde farmakolojik tedavinin yanında sosyal biliş ve ilişkili etmenlerin de değerlendirilmesi ve bu alana yönelik terapötik müdahalelerin eklenmesi DEHB'in iyileştirilmesine katkı sağlayabilir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı olan çocuklarda zihin kuramı becerilerinin yavaş bilişsel tempo üzerindeki etkisinin sağlıklı çocuklarla karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Amaç ve hipotez: Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) tanısı olan çocuklarda yıkıcı-saldırgan davranışlardan kaynaklanan sosyal sorunlar yaygın olarak görülmekte olup işlevselliği belirgin şekilde bozmaktadır. Buna karşın Yavaş Bilişsel Tempo (YBT)'da sosyal sorunlar içe dönüklük ve akran izolasyonu şeklinde kendini göstermekte olup DEHB'den farklı profildedir. Zihin kuramı becerileri etkin sosyalleşme için öngörücüdür ve DEHB'li çocukların zihin kuramı testlerinden daha düşük puan aldıkları bildirilmektedir. Yazın incelendiğinde DEHB'li çocuklarda YBT ve zihin kuramı arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışmaya rastlanılmamıştır. YBT belirtilerinin sosyal alanda yaşanan sorunlar ile farklı ilişkilerinin bulunması sebebiyle çalışmamızda DEHB tanısı olan çocuklarda sağlıklı kontroller ile karşılaştırmalı olarak YBT semptomlarının zihin kuramı becerileri ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmadaki birincil hipotezimiz, daha düşük zihin kuramı becerilerinin YBT üzerinde olumsuz etkisi olduğudur. Yöntem:Çalışmaya DEHB tanısı olan, 8-14 yaş arası 50 olgu ve 40 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Katılımcılar ÇDŞG-ŞY-T ve DSM-5'e göre yapılan klinik görüşme ile psikiyatrik tanılar açısından değerlendirilmiş, psikotrop ilaç kullanımı veya eş tanısı olan olgular çalışmadan çıkarılmıştır. Klinik değerlendirme sonrasında ebeveynlere Turgay Çocuk ve Ergenlerde Yıkıcı Davranış Bozuklukları Değerlendirme Ölçeği (T-DSM-IV-Ö) anne-baba formu, Barkley Çocuk Dikkat Anketi (BÇDA) ve davranış değerlendirme ölçeği verilmiş, öğretmenlere T-DSM-IV-Ö öğretmen formu, BÇDA ve öğretmen bilgi formu gönderilmiştir. Çocuklara zihin kuramı testleri (Birinci-ikinci düzey yanlış inanç, Gözlerden Zihin Okuma (GZOT), Beklenmedik Sonuçlar, Kavrama Testleri) klinisyen tarafından uygulanmıştır. Bulgular:Tüm zihin kuramı testlerinde DEHB grubu kontrol grubuna göre daha kötü performans göstermiştir. Regresyon analizlerinde yanlış inanç ve gözlerden zihin okuma testlerinin (GZOT) gruplar arasındaki farkı açıklamada en önemli değişkenler olduğu saptanmıştır. DEHB-dikkatsizlik belirtileri sosyal sorunlar ile, hiperaktivite ise sosyal sorunlar ve dışa yönelim sorunları ile ilişkili bulunurken YBT belirtileri sosyal içe dönüklük/depresyon ile ilişkilidir. Zihin kuramı testlerinden dikkatsizlik ile yalnızca kavrama testi negatif yönde; YBT ise yalnızca beklenmedik sonuçlar testi ile pozitif yönde korele bulunmuştur. Regresyon analizlerinde dikkatsizlik, baba yaşı ve beklenmedik sonuçlar testinin anne-baba tarafından bildirilen YBT'yi bağımsız olarak yordadığı saptanmıştır. Ek olarak ebeveynler tarafından bildirilen sosyal sorunların hiperaktivite, YBT ve 2. Düzey zihin kuramı; öğretmenler tarafından bildirilen sosyal sorunların dikkatsizlik ve 1. Düzey zihin kuramı tarafından etkilendiği bulunmuştur. Sonuç:Çalışmamızda daha kötü zihin kuramı testi performansı yüksek dikkatsizlik belirtileri ile ilişkili bulunurken beklenmedik sonuçlar testindeki daha yüksek puanlar yüksek YBT belirtileri ile ilişkili bulunmuştur. Bu sonuçlara göre zihin kuramının YBT ile, DEHB ile olandan farklı bir ilişki içerisinde olabileceği, sosyal sorunlarda DEHB ve YBT arasında farklı görünümlerin zihin kuramı farklılıklarından kaynaklanabileceği düşünülmüştür. Zihin kuramı, YBT ve yürütücü işlevlerin birlikte değerlendirildiği geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, sosyal sorunlar, yavaş bilişsel tempo, zihin kuramı
Şizofreni hastaları ve 1. derece yakınlarında zihin kuramı ve ilişkili faktörler
Amaç: Şizofreni psikososyal işlev bozulmasına yol açan bir hastalıktır. Şizofrenideki sosyal işlev bozukluğunun Zihin Kuramı becerilerindeki azalma ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Literatürde bulgular çelişkili olmakla birlikte şizofreni hastalarının 1. derece yakınlarında da sosyal bilişsel bir bozulmasının olduğu ileri sürülmüştür. Zihin Kuramı, bir kişinin kendisinin ve diğer kişilerin zihinsel durumlarını temsil edebilmek için gerekli bilişsel kapasitesiyi ifade eder. Bu çalışmanın amacı şizofreni hastaları ve 1. derece yakınlarında zihin kuramı becerilerinin klinik değişkenler, bilişsel fonkiyonlar, içgörü, sosyal işlevsellik düzeyi ile ilişkisini araştırmaktır. Yöntem: DSM IV ölçütlerine göre şizofreni tanısı konan 30 hasta, hastaların 1. derece yakını (n=30) ve bu gruplarla yaş cinsiyet eğitim yılı yönünden benzer 42 sağlıklı kontrol çalışmaya alınmıştır. Hastalar, sosyodemografik ve klinik veri formu, İma Testi, Gözlerden Zihin Okuma Testi (Gözler Testi), Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği, Wechsler Bellek Ölçeği(WMS), Benton Görsel Bellek Testi(BGBT), Ekstrapiramidal Belirtileri Değerlendirme Ölçeği (EBDÖ), Bireysel ve Sosyal Performans Ölçeği (PSP), Akıl Hastalığına İçgörüsüzlük Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: Şizofreni hastalarının ve 1.derece yakınlarının Zihin Kuramı sosyal bilişsel alt tipinde sağlıklı kontrollere göre bozulma olduğu görüldü. Şizofreni hastalarında zihin kuramının klinik değişkenlerden hastaneye yatış sayısı ile korelasyon gösterdiği saptandı. Zihin Kuramı'nın negatif belirtiler ve içgörü ile ilişkili olduğu bulundu. Bireysel ve sosyal performans ölçeği toplam puanı, sosyal açıdan yararlı aktiviteler, kişisel ve sosyal ilişkiler, özbakım, rahatsız edici ve agresif davranışlar alt boyutlarının zihin kuramın becerileri ile ilişkili olduğu saptandı. Görsel uzaysal bellek fonksiyonları ve Gözler testinin ilişkili olduğu görüldü. Sonuç: Şizofreni hastaları ve 1.derece yakınlarında sosyal bilişsel işlevle ilişkili olan bilişsel Zihin Kuramı becerisinde bozulma vardır. Bu bozulmaların hastalığın yapısal(trait) bir özellik olabileceğini gösteriyor olabilir. ZK bozulmalarının belki de bir kısmı altta yatan sosyal olmayan bilişsel defisitlerle açıklanabilir. Şizofrenide Zihin kuramı becerisinin negatif belirtilerle ilişkisi vardır. Bu bozulma içgörü yetenekleri ve sosyal işlevsellik düzeyi ile ilişkili olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Şizofreni, 1. Derece Yakınlar, Zihin Kuramı, İçgörü, Sosyal İşlevsellik
Orta çocukluk döneminde zihinsel durum fiillerinin kullanımı, zihin kuramı ve sosyal beceriler arasındaki ilişkiler
Understanding mental states and using terms to express this understanding are considered to be important for social interaction. However, only a few studies examined mental state language, ToM and social skills together. The present study aimed to assess the nature of the association between mental state language and ToM and whether it extends to social skills in terms of two dimensions which were social competence and antisocial behaviors in school-age children. Participants were 80 Turkish elementary school children between the ages of 6 to 10 (Mage = 8.48, SD = 1.00, 43 girls). Mental state language, ToM, linguistic competence and general cognitive ability were assessed through behavioral tasks, and social skills were measured through teachers' reports. A hierarchical linear regression analysis showed that even though mental state language continued to be associated with ToM in elementary school, there were also other cognitive abilities such as linguistic complexity and general cognitive ability that accounted for the association between mental state language and ToM. In addition, ToM mediated the association between mental state language and social competence. Antisocial behaviors, on the other hand, were negatively correlated with mental state language but not with ToM. These results provided important contributions to understand the nature of the link between mental state language and ToM and its extent to social skills. Keywords: Mental state language, theory of mind, social skills, school-age children
Bipolar bozukluk tip 1 remisyon dönemi hastalarında kalıntı duygu durum belirtilerinin yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı ile ilişkisinin incelenmesi
Amaç: Bipolar Bozukluk; bir duygudurum bozukluğu olarak, genetik temeli olan, yineleyici alevlenme ve remisyon dönemleriyle seyreden, yeti kaybına neden olan, yaşam kalitesini düşüren kronik bir rahatsızlıktır. Bipolar Bozukluk tanılı hastalarda remisyonda iken kalıntı duygudurum belirtileri görülebilmektedir. Kalıntı belirtiler, hastalığın tekrarlamasını öngörmesi açısından önemlidir. Bipolar Bozukluk'ta kalıntı belirtiler çeşitli çalışmalarda; bilişsel alan, işlevsellik alanı, duygudurum düzeyi alanında ele alınmaktadır. Biz de çalışmamızda kalıntı duygudurum belirtilerinin yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı işlevleri ile olan ilişkisini araştırmayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Araştırmamız iki merkezli ve kesitsel bir çalışmaydı. Hastanemiz Psikiyatri polikliniğine başvuran, sözel ve yazılı bilgilendirilmiş onamı alınan, 18 yaşın üstünde olan, Bipolar Bozukluk Tip 1 tanısı konan amaca yönelik rastgele seçilmiş 47 hasta ve çalışmayı kabul eden hastanede çalışan personel ve yakınları arasından rastgele seçilmiş 27 sağlıklı denek çalışmaya alındı. Gruplar eğitim açısından eşleştirildi. Çalışmaya katılanlara Sosyodemografik ve Klinik Görüşme Formu, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği, Klinik Global İzlem Ölçeği, Hamilton Depresyon Ölçeği, Young Mani Ölçeği, BPRS, Gözlerden Zihin Okuma Testi, Dokuz Eylül Zihin Teorisi Ölçeği, Ekman Yüzlerden Duygu Tanıma Ölçeği, Winsconsin Kart Eşleme Testi ve Stroop Testi uygulandı. Bulgular: Bipolar Bozukluk hastalarının yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma işlevi ve zihin kuramı becerileri alanındaki test skorları sağlıklı kontrollere kıyasla anlamlı olarak daha düşüktü. Hastaların %46.8'inde kalıntı depresif semptomlar varken, %10.6'sında kalıntı manik belirtiler vardı. Kalıntı duygudurum belirtisi olan ve olmayan BP hastalar arasında yürütücü işlevler ve yüzlerden duygu tanıma işlevi açısından fark bulunmazken 1.düzey zihin kuramı açısından KB olan grubun skorları daha düşüktü. Ekman toplam puanının düşüklüğü, BP grubunda olmayı belirlerken, depresif epizod sayısının fazla olması kalıntı belirti grubunda olmayı belirliyordu. Depresyon puanı azaldıkça ve ZK becerilerinden empatik anlayış becerisi iyileştikçe işlevsellik düzeyi artmaktaydı. Sonuç: Remisyon dönemi BP hastalarında yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma ve zihin kuramı becerileri sağlıklı kontrollerin seviyesine ulaşamamaktadır. Ayrıca KB olan hastalarda zihin kuramı işlevleri olumsuz etkilenmiştir. Remisyon dönemindeki BP hastalarında özellikle kalıntı belirtilerin tedavisi, zihin kuramı işlevlerinin ve genel işlevselliğin artmasına olumlu katkıda bulunabilir. Anahtar Kelimeler: Bipolar Bozukluk, kalıntı duygudurum belirtileri, yürütücü işlevler, yüzlerden duygu tanıma, zihin kuramı