Working children
58 theses under this subject heading
Sokakta çalışan çocuklar üzerine örnek bir müzik eğitimi uygulaması: Diyarbakır ili örneği
Gelişen ve gittikçe büyüyen şehir, beraberinde toplumun sosyo-ekonomik yapısının değişmesine ve buna paralel olarak zorlaşıp karmaşıklaşmasına neden olmaktadır. Bu durumun doğal bir sonucu olarak sokakta çalışan çocuk sayısında bir artış gözlenmektedir. Sokakta çalışmak zorunda kalan çocukların okul hizmetlerinden yeterince yararlanamadığından, okullaşma oranlarının düşük olduğundan, bedensel ve ruhsal istismara uğradıklarından ve sağlıklı sosyalleşme gerçekleştiremediklerinden çocukların yaşamlarını kaosa sürüklemektedir. Bu çalışmada varılmak istenen amaç; müzik eğitiminin sokakta çalışan çocuklar üzerindeki etkilerinin belirlenmesidir. Burada değinilen `etki? kavramı, içerisinde olumlu-olumsuz yöndeki değişimlerin tümünü kapsamaktadır. Uygulanan müzik eğitimi çalışmasıyla sokakta çalışan çocukların eğitime devam etmesi hususunda önemli sonuçlar elde edilmektedir. Müzik eğitimi faaliyetlerinde; müziğin ve müziğin temeli olan ritmin etkisiyle olumsuz duygu-durumlarından sıyrılıp sahip oldukları hayatın negatif yönlerinden uzaklaşabilmektedirler. Sağlıklı ve işbirliğini özendiren toplu çalışmalar sayesinde güven duygusu gelişen çocuklarda, gelecekle ilgili pozitif düşüncelerin oluştuğu gözlemlenmiştir. Bu çalışmada elde edilen verilere, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığından gerekli izinler alınarak ulaşılmıştır. Bu araştırmada, verilerin toplanması süreci, İki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşama?; hazırlanan Müzik Tutum Ölçeği Sokakta Çalışan ve 75.Yıl ÇOGEM?`e kaydı onaylanmış 150 çocuktan oluşmuş olup, 30 maddeden oluşan 5?li likert ölçek geliştirilerek uygulanmıştır. İkinci aşamada genel Müzik tutumu belirlendikten sonra hazırlanmış olan ön test-son test uygulanarak 20 istekli çocukla, müzik eğitimi öncesi ve çalışma sonrası davranış ölçmeye yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Bu çalışmada uygulanan yöntem; iki aşamadan oluşmaktadır; genel tarama modeli içerisinde tek yönlü varyans analizi (Anova) ile ilişkili iki örneklem testinden (Wilcoxon) yararlanılmıştır. Bu modellerin uygulanma aşaması SPSS 20.0 paket programı kullanılarak oluşturulmuştur. Araştırmanın evrenini Türkiye?de sokakta çalışan 09-17 yaş arası çocuklar, örneklemini ise Diyarbakır?da Aile ve Sosyal Politikalar il Müdürlüğüne bağlı 75.Yıl Çocuk ve Gençlik Merkezine bağlı sokakta çalışan 09-17 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Araştırmanın sonucunda, sokakta çalışan çocukların müziğe, müziğin yarattığı disipline ve müziğin yarattığı sosyal bağlara bağlı olarak okula devam etme, pozitif okul yaşantıları/etkileşimleri oluşturma ve okul, öğretmen, başarı ve eğitim alanındaki beklentilerinin olumlu yönde evrilmesi çalışmanın belirli koşullar sağlandıktan sonra beklediği pozitif bir sonuçtur. Diğer ikinci önemli pozitif sonuç ise; barış ve doğaya karşı tutumlarının müzik eğitimiyle beraber estetik bir duyarlılık kazanmış olmasıdır. Araştırma sonucundaki geri bildirimin pozitif olmasından kaynaklı çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Müzik, müzik eğitimi, sokakta çalışan çocuklar
Organize sanayi bölgesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ile sağlıklı yaşam tarzı davranışlarının belirlenmesi
Çocuk işçiliği, düşük ücretli ve tehlikeli istihdam koşullarında çalışmak zorunda kalan 18 yaşın altındaki çocukların yaygın bir sorunudur. Bu çalışma, Gaziantep Küsget Organize Sanayi Bölgesi'nde çalışan çocuk işçilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını araştırmak amacıyla planlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 34 soruluk tanımlayıcı anket formu, Genel Sağlık Anketi (GSA-12) ve Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği-II (SYBDÖ-II) kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çalışan çocuk işçilerin %100'ü erkektir. Çocuk işçilerin %81,4'ü 15-18 yaşları arasında, %36,4'ü ortaokul mezunu, %31,3'ü liseye %12,2'si ilköğretime %4,9'u çıraklık eğitim lisesine devam etmektedir. Çocuk işçilerin %87,1'i otomotiv, %12,9'u diğer sektörlerde çalışmaktadır. Çalışma nedenleri ile sosyodemografik özellikler arasında anlamlı ilişki vardır(p<0,05). Çocuk işçilerin öğrenim durumları ile iş yerinde çalıştıkları süre arasındaki ilişki anlamlı bulunmuştur(p<0,05). Çalışmada GSA-12 puan ortalaması 5.92 ölçülmüştür. Genel Sağlık Anketi'nden alınan puanlara göre çalışan çocukların %90,8'i üç ve üzeri puan almıştır. Araştırmada üç ve üzerinde puan alanlar, GSA-12 sonucuna göre ruhsal sorunlar açısından risklili kabul edilmiştir. Çalışmada SYBDÖ-II ölçeğinin ortalaması 118.26 puandır. Ölçeğin puan ortalamasının altında puan alanlar %50,4'tür. Ölçeğin toplam puanı, sağlıklı yaşam biçimi davranışları puanını vermektedir. Çalışan çocuk işçilerin genel sağlık taramaları yapılmalı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını artıracak politikalar belirlenip uygulanmalıdır.
Türkiye'de ve dünyada çocuk işgücü
Çocuk işgücü, farklı türleri ile eski tarihlerden beri ülkelerin ekonomik, sosyal ve kültürel yapıları içinde yer almaktadır. Günümüzde, çocuk işgücü istatistikleri doğrultusunda, Dünya çapında çalışan çocuk sayısının yaklaşık 306 milyon olduğu tahmin edilmektedir. Bu bağlamda, her nekadar başta ILO olmak üzere pek çok kurum ve kuruluş, çocukların çalışma hayatından uzaklaştırılmasına yönelik düzenlemeleri hayata geçirse ve bu konu üzerindeki çalışmalarını sürdürmeye devam etse de, gerek Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde gerekse de gelişmiş ülkelerde çocuk işgücü kullanımı hala devam etmektedir.Bu çalışmada, çocuk işgücü, hem Türkiye bazında hem de Dünya genelinde ele alınmıştır. Çalışmanın ekonometrik analiz bölümünde, çocuk işgücü, 20 ülkenin 1990-2005 dönemine ait verileri esas alınarak panel veri yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, birleştirilmiş en küçük kareler tahmini (POLS), sabit etkiler tahmini (FE), değişen varyans durumunda sabit etkiler tahmini (FE, robust), rassal etkiler tahmini (RE) ve Hausman model belirleme testi yapılmıştır. Panel veri analiziyle gerçekleştirilen bu dört farklı tahmin sonucunda, çocuk işgücü üzerine yapılan teorik ve ampirik çalışmaları büyük ölçüde destekler nitelikte bulgular elde edilmiş ve elde edilen bu bulgular yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çocuk İşgücü, Çocuk İşgücünün Boyutları, Panel Veri Analizi
Adana ili toplumsal destek merkezi kayıt tabanlı 7-15 yaş grubu çalışan çocukların sağlık ve sosyal durumlarının değerlendirilmesi
Amaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığıAmaç: Çocuk işçiliği, önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırmada, çocuk işçiliği üzerine etkili olan faktörlerin saptanması, ayrıca çocuk işçilerin sağlık durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Araştırma, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Örneklem; 71'i (% 20,0) Adana Toplumsal Destek merkezine kayıtlı çocuklardan, 279'u (% 80,0) bu çocukların arkadaşları, akrabaları ve iş arkadaşlarından olmak üzere 7-15 yaş arası toplam 350 çocuktan oluşmuştur. Çalışmanın veri toplaması Eylül 2007-Aralık 2008 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni olarak çocuk işçiliği, bağımsız değişkenleri olarak; ailenin ve çocuğun sosyodemografik özellikleri, çocukların çalışma hayatlarıyla ilgili özellikler, sosyal aktiviteleri, eğitim süreçleri, fiziksel gelişim ve sağlıkla ilgili özellikleri alınmıştır. Anlamlılık p<0,05 `tir. Analiz için SPSS 11.5 ve Epi-Info programı kullanılmıştır,Bulgular: Çalışmamıza katılan çocukların % 28,6'sı tarım, % 28,6'sı mobilya, % 42,8'i sokak sektöründe çalışmaktadır. % 76,9'u erkek, % 23,1'i kız çocuğudur. Çocukların ailelerin % 37,7'sinin sosyal güvencesi yoktur. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksektir. Ailelerin % 54,2'sinin göç etme nedeni iş aramaktır. İlk işe başlama yaşı erkek çocuklarda ?5?, kız çocuklarda ?6? yaştır. Çocukların % 61,4'ü ailesine katkı sağlamak amacıyla işe başlamıştır. Çocukların % 48,3'ü istismara uğramıştır. Çocukların %49'4'ü gelirinin hepsini ailesine vermektedir. Çocukların % 61,4'ünün Vücut Kitle İndeksi zayıf grubundadır. Çocukların % 92,6'ünde hastalık saptanmıştır. En sık saptanan hastalıklar; diş çürüğü, cilt hastalıkları, üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır.Sonuç: Çocuk işçiliği alınan önlemlere, uzun süredir verilen mücadeleye rağmen saptanan özellikleriyle aynen devam etmektedir. Çocuk işçiliği ile mücadele etmek konusunda günümüzde de hükümetlere, işçi ve işveren sendikalarına, sivil toplum örgütlerine, işverenlere ve toplumun her kesimine büyük görevler düşmekte, hatta giderek artmaktadır. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözünler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.Anahtar sözcükler: Çocuk işçiliği, çocuk istismarı, çocuk sağlığı
Gaziantep Şahinbey Oto Sanayi Sitesi'nde çalışan 18 yaş altı bireylerin durumu
Çocuk işçiliği gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu araştırma Gaziantep il merkezindeki Şahinbey Oto Sanayi Sitesi'nde çalışan çocuk işçilerde; sosyo-demografik özelliklerin, çalışma şartlarının, genel sağlık durumunun, alışkanlıkların, madde kullanımının ve şiddetle karşılaşıp karşılaşılmadığının belirlenmesi amacıyla yapılan kesitsel-tanımlayıcı tipte araştırmadır. Tüm evrene ulaşılmaya çalışıldı ancak iş yerlerinin %58,2'si araştırmaya katılmayı kabul etti (n=418). Evrenin %58,2'sine ulaşıldı. Veriler bir anket aracığıyla, yüz yüze görüşme yöntemi ile toplandı ve çocukların boy ve kiloları ölçüldü. Veriler SPSS 22 paket programında değerlendirildi. Analizlerde betimleyici istatistikler ve ki kare testi kullanıldı. Anlamlılık p<0,05 kabul edildi. Çalışma sonuçlarına göre katılımcıların tamamı erkekti ve yaş ortalamaları 14,90±1,94'idi. İşe başlama yaşı ortalamaları 11,75±2,49 yıldı. %34,9'u okula devam etmemekteydi. Çocuklarda zayıflık %2,8, bodurluk %9,8, kiloluluk %17,7 ve obezite %6,5'ti. Ebeveynlerin eğitim seviyesi düşüktü. Babaların, annelere göre eğitim düzeyi daha yüksekti. %97,4'ünün annelerinin ev hanımı olduğu, gelirleri olmadığı ve ailelerin %16,5'inin göç ettiği saptandı. Ailedeki birey sayısı ortalama 5,87±1,62'di. Katılımcılardaki sigara kullanımı %29,4, alkol kullanımı %8,4 ve madde kullanımı %3,8 olarak belirlendi. Çocukların %55,0'ı meslek öğrenmek için, %35,4'ü de maddi nedenlerden işe başladığını belirtti. Çocuklar en çok oto tamir iş yerlerinde çalışmaktaydı (%38,8). Ortalama mesai süreleri günlük 11,46±0,83 saatti. Çocuk işçilerin haftalık kazançları ortalama 98,9±57,7 Türk Lirası'ydı. İş yeri memnuniyet oranı %95,7'di. Çocukların % 5,7'si çıraklık okuluna devam etmekteydi. %52,6'sı iş kazası geçirdiğini ve %88,8'i de işyerinde şiddet türlerinden bir veya birkaç tanesine maruz kaldığını belirtti. Sonuç olarak çocuk işçiliği alınan önlemlere ve uzun süredir verilen mücadeleye rağmen devam etmektedir. Çocuk işçiliği konusunda daha radikal çözümler aranmalı ve sektörler arası işbirliği oluşturularak ortak bir duruş ve politik kararlılık sergilenmelidir.
Çocuk hakları bağlamında orta okul çağı mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocuklarının yaşam koşullarının değerlendirilmesi: Turgutlu örneği
Bu araştırmada, mevsimlik gezici tarım işçilerinin orta okul çağındaki çocuklarının yaşam koşullarının çocuk hakları bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde mevsimlik gezici tarım işçisi olarak çalışan ailelerin orta okul çağındaki çocukları ile gerçekleştirilmiştir. Evrenden örneklem alınmamış tam sayım yöntemiyle veriler toplanmıştır. 85 mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocukları araştırmaya katılmayı kabul etmiştir. Nicel ve genel tarama modeline dayalı bu araştırmada veriler, Haziran-Ağustos 2021 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan soru kâğıdı araştırmanın veri toplama araçlarını oluşturmaktadır. Araştırma verileri katılımcılarla yüz yüze görüşme tekniği ile toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS 15.0 paket programında analiz edilmiştir. Veriler Ki Kare (x2) testi kullanılarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada, küçük yaştaki katılımcıların sürekli yaşadıkları yerde okula gitme durumlarının büyük yaştaki katılımcılara oranla daha düşük olduğu, büyük yaştaki katılımcıların mevsimlik gezici tarım işçisi olarak çalışma durumlarının ise küçük yaştaki katılımcılara oranla daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Babası okur-yazar olan katılımcıların sürekli yaşadıkları yerde okula gitme oranının daha yüksek olduğu, annesi okur-yazar olmayan mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocuklarının kardeş sayılarının daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu araştırmada mevsimlik gezici tarım işçilerinin kız çocuklarının, kaldıkları çadır yerleşiminde ev işi yapma durumlarının erkek çocuklara oranla daha yüksek olduğu görülmüştür. Mevsimlik gezici tarım işçilerinin çocuklarının yaşam koşulları değerlendirildiğinde yaşamsal, korunma, gelişim ve katılım haklarına tam kapasitesi ile sahip olmadıkları ve bu haklara sahip olabilmeleri için gereken zemine engel olan ihmal ve istismara maruz kaldıkları ve bu riskler ortadan kaldırılmadığı sürece bu çocukların haklarına tam anlamıyla erişemeyecekleri sonucu ortaya çıkmıştır.
Dünya ülkelerinde cinsiyet eşitsizliğinin çocuk istihdamına etkisi
Bugün çocuk işçiliği ile mücadele özellikle gelişmekte olan ülkeler için hala önemli bir konudur. Çocuk işçiliğinin önlenmesi için, sorunun belirleyicilerinin doğru tespit edilmesi gereklidir. Yapılan birçok çalışmada ülkelerin kalkınma düzeyi ile hem çocuk işçiliği hem de cinsiyet eşitsizliği arasında ters yönlü bir ilişki tespit edilmiştir. Buna karşın doğrudan çocuk işçiliği ve cinsiyet eşitsizliği arasındaki ilişkiyi tespit etmeye yönelik bir çalışmaya rastlanmamıştır. Bu kapsamda çalışmada cinsiyet eşitsizliğinin ve belirleyicilerinin çocuk işçiliği (istihdamı) üzerindeki etkisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla korelasyon, bağımsız iki örnek t-testi ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Beklendiği gibi çocuk istihdamı ile cinsiyet eşitsizliği arasında pozitif bir ilişki tespit edilmiştir. Özellikle çocuk işçiliğinin (istihdamının) görece yüksek olduğu ülkelerde, cinsiyet eşitsizliği daha yüksek bulunurken, bu ülkelerde kadınların eğitim düzeyi ortalaması daha düşük bulunmuştur. Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda ise bağımlı değişken olan çocuk işçiliğinin beklendiği gibi kadınların eğitim düzeyi ve temsiliyet düzeylerinden olumsuz, beklenenin aksine kadınların işgücüne katılımından olumlu etkilendiği tespit edilmiştir. Yine ergen doğum oranları arttıkça çocuk işçiliğinin arttığı tespit edilmiştir. Kadınların işgücüne katılımı ile çocuk işçiliği (istihdamı) arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmasının nedeni, gelişmekte olan ülkelerde ücretlerin düşük dolayısıyla yoksulluğun yaygın olmasına bağlanabilir. Sonuç olarak, çocuk işçiliği ile mücadelede ülkelere, kadınlara hak ettikleri ücreti ödemeleri, kadınların eğitim ve siyasi temsiliyet düzeylerini yükseltmeleri ve çocuk yaşta evlilikleri önlemeleri önerilebilir
Sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara bakışı
Bu çalışma, sanayi sitesinde çalışan çocuk işçilerin çalışma koşulları ve istismara uğrama durumlarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak 72 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Veriler SPSS paket programında değerlendirilmiş, istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırmaya kapsamına alınan bireylerin %33.3'ü 18 yaşında, %98.4'ünün erkek, %78.7'sinin ilköğretim mezunu, %59.8'inin çekirdek aileye mensup olduğu ve %39.8'inin 4-5 kardeşi olduğu bunların %49.4'ünün çalıştığı belirlenmiştir. Araştırma katılanların annelerinin %44.2'sinin 45 yaş üzerinde olduğu, ailelerinin %77.5'inin, katılanın %74.3'ünün kötü alışkanlığı olmadığı tespit edilmiştir. Katılanların %10.4'ü kötü alışkanlığını arkadaş ortamı-sokakta edindiğini söylemiştir. Araştırmaya katılanların %32.9'unun oto-tamirinde çalıştığı, %87.6'sının çıraklık okuluna gittiği, gidenlerden %78.7'sinin haftada 10 saat ders aldığı; Katılanların %58.6'sının çalışmanın okul eğitimini engellediğini söylediği belirlenmiştir. Araştırmaya katılanların %82.3'ünün 9-12 saat çalıştığı, %77.5'inin yıllık izin kullanmadığı, %74.7'sinin işte bir öğün yemek yediğini, %66.7'si işi öğrenmek için çalıştığını söylemiştir. Araştırma katılanların %68.7'si haftalık 55-100 TL kazandığı, %57'sinin fazla mesai yaptığı, %78.3'ünün işyerinde sağlık güvencesi olmadığı belirlenmiştir. Katılanların %86.7'sinin işyerinde istismara uğramadığı, %85.5'inin ilgisiz bırakılıp ihmal edilmediği belirlenmiştir. Yapılan analizlerde, yaş ile çıraklık sözleşmesi imzalama, eğitim durumu ile günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel tam ilişki (p=0.00) tespit edilmiştir. Aile tipi ile ailenin çocukların sorunlarına destek olma, annelerin eğitimleri ile çocukların günlük çalışma saatleri arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak çocuk işçilerin yasalarla belirlenmiş yaşın altında çalışmaya başladıkları, zorunlu eğitimlerini tamamladıktan sonra iş hayatına girip eğitimi terk ettiği, çalışma koşullarının kötü olduğu ve çoğu iş yerinde denetimin yapılmadığı görülmektedir. Bu nedenle, gerekli merci ve ailelerin bu duruma dikkatlerinin çekilmesi gerekmektedir.
Child migrants and child labor in Thailand: An overview of motives and national policies
This study aims to investigate child migration and child labor issues in Thailand. The study specifically focuses on the factors that drive children from neighboring countries such as Myanmar, Lao PDR, and Cambodia to migrate to Thailand and engage in child labor, as well as the effectiveness of Thailand's current policies to protect these children. The study uses a qualitative research design and primarily employs desk research as the main method of data collection, drawing on various sources such as government reports and academic papers. The study provides a comprehensive background on child migration and child labor in Thailand, including relevant literature, international standards, and an overview of migration policies and factors that influence children's decision to migrate and engage in child labor. The study concludes that the issue of child labor among child migrants in Thailand is complex and influenced by numerous push and pull factors such as poverty, cultural norms, and lack of access to education. The elimination of the worst forms of child labor should be the main focus, taking into consideration the context, autonomy, and agency of the children. The study finds that governance of international migration in Thailand is subject to success and challenges and requires cooperation at all levels to address systemic problems. Irregular status of child migrants is a significant challenge, and laws and policies need to be aligned with the principles of the best interest of the child, equity, inclusivity, and participation. This study also highlights the need for improvement in education and health care policies, as well as child protection measures to ensure that they align with the child rights-based approach. The study concludes that efforts to address child labor in Thailand still fall short in fulfilling principles of equity, inclusivity, and participation.
Türkiyede çocuk işçiliğine karşı mücadele: Kamu yönetiminin araçları
Bugün varlığını sürdüren çocuk işçiliği tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye için de önemli bir problem olarak görülmektedir. Çocukların çalışması, onların güvenliklerini ve sağlıklarını tehlikeye atarken, çocukluklarını yaşamalarını engellemekte, eğitimden uzaklaştırırken de geleceklerine olumsuz etki etmektedir. Aynı zamanda çocuk işçilerin kullanımı, bugün dünyanın karşı karşıya olduğu en fazla karşılaşılan insan hakları ihlallerinden biridir. Çocukların çalışma yaşamında korunması ve çocuk yaşta çalıştırılmalarına engel olunmasına yönelik ulusal ve uluslararası alanda çeşitli hukuki düzenlemeler oluşturulmuştur. Bu kapsamda incelendiğinde en önemli program 1992 yılında Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından oluşturulan ve şu anda 88 ülkede faaliyet gösteren Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Programıdır. Bu program kapsamında ilgili kurum ve kuruluşların çocuk işçiliğini ortadan kaldırma hedefleriyle açıklanan istatistikler incelendiğinde, dünyada görülen genel eğilimin çocuk işçiliğin önlenmesinde hedefinden uzak kalındığını ortaya koymaktadır. Çocuk işçiliğinin tümüyle yok edilmesi, uzun dönemli ve nihai bir hedef olmasına rağmen bu hedefe ulaşılması, ülkelerdeki ekonomik ve sosyal gelişmelerle bağlantılıdır. Bundan dolayı, çocuk işçiliğine yol açan yapısal etkenler giderilmeye çalışılırken, öteki taraftan orta ve kısa dönemde çalışan çocukların korunmasıyla ilgili konular en önemli politikalar arasında yer almalıdır.
Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçları ve buna yönelik okul yönetimlerinin gerçekleştirdiği uygulamalar
Bu araştırmanın amacı, zorunlu eğitim çağında olan ve sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarını ve buna yönelik okul yönetimleri tarafından gerçekleştirilen uygulamaları belirlemektir.Araştırma, tarama türü nitel bir çalışmadır ve varolan durumun betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini en fazla sokakta çalışan çocuğun bulunduğu Ankara ili Altındağ İlçesindeki ilköğretim okulları ve bu okullara kayıtlı olan ve aynı zamanda sokakta çalışan çocuklar oluşturmaktadır. Örnekleme en fazla sokakta çalışan çocuğun kayıtlı olduğu 12 ilköğretim okulu dahil edilmiştir. Çalışmaya bu okullarda kayıtlı 86 öğrenci, 12 okul yöneticisi ve 16 veli katılmıştır. Verilerin toplanması amacıyla gözlem ve görüşme formları kullanılmıştır. Sokakta çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla çocuklar ile görüşme ve gözlem yapılmıştır. Çalışan çocukların eğitim ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla gerçekleştirilen okul yönetimi uygulamamalarını belirlemek amacıyla okul yöneticileri ile görüşme yapılmıştır. Çocukların çalışma nedenlerini belirlemek amacıyla ise çocuğu sokakta çalışan veliler ile görüşme yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, kapalı uçlu olan sorularda frekans ve yüzde dağılımlarından yararlanılmış, açık uçlu sorularda ise betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, sokakta çalışan erkek çocukların sayısı kız çocuklardan fazladır. Çocukların büyük çoğunluğu 6. ve 7. sınıf öğrencileridir ve devamsızlıkları fazladır. Okuldan arta kalan zamanlarının büyük kısmını sokakta çalışarak geçirmektedirler. Çocuklar; sokakta simit satıcılığı, ayakkabı boyacılığı, mendil, yara bandı satıcılığı, kağıt toplayıcılığı, tartıcıklık, pazarcılık ve otomobil camı siliciliği yapmaktadırlar. En çok yapılan iş ise mendil, yara bandı vs satıcılığıdır. Çalışan çocuklar yoksul ailelerden gelmektedir ve ailelerinin eğitim durumları düşüktür. Çocukların çalışma nedeni yoksulluk olarak belirlenmiştir. Çocuklar sokakta çalışırken polis ve zabıtadan sözlü uyarı ve küfür şeklinde tepki aldığını belirtmektedir. Sokaktaki çeteler ve diğer insanlar ise bu çocuklara sözlü ve fiziksel şiddet uygulamakta, suça yönlendirmektedir. Çocukların büyük çoğunluğunun en az bir sağlık sorunu bulunmaktadır.Çocukların; temizlik alışkanlığı, trafik kurallarına uyma, serbest zamanlarını verimli kullanma, okuma alışkanlığı, sorumluluklarını yerine getirme, ders çalışma, amaç belirleme, ülkesi ve diğer ülkelerde olan olayları takip etme, Türkçeyi doğru ve akıcı kullanma, okuduğunu anlama, kendini sözlü olarak ifade etme, dinleme konularında eğitim gereksinimleri belirlenmiştir. Çocukların çevreyi ve hayvanları koruma konusunda ise eğitim gereksinimleri bulunmadığı belirlenmiştir. Çocukların çoğu sigara kullanmadığını ifade etmiştir.Okul yöneticilerinin, okullarında kayıtlı olan ve aynı zamanda da çalışmakta olan çocukları ve sayılarını belirlemediği saptanmıştır. Çocukların dıştan gelen iletilere kapalı olmaları, okula karşı olumsuz tutum geliştirmeleri, okul devamsızlıklarının fazlalığı, şiddete eğilimli olmaları, gelecekle ilgili hedeflerinin olmaması, topluma güven duymamaları okul yönecilerinin en çok karşılaştıkları sorunlar arasındadır. Okullarda çalışan çocukların eğitimi, sportif ve kültürel eksiklikleri için telafi eğitimi, kurslar ve etkinlikler düzenlememektedir. Bunun nedeni olarak da en çok; öğretmenlerin isteksizliğini ve okulların fiziksel yetersizlikleri belirtilmişdir. Okul yöneticilerinin çalışan çocukların velileri ile iletişimlerinde yetersizlik gözlenlenmiştir. Okul yöneticilerinin çalışan çocuklar ile ilgili olarak MEB'den beklentileri vardır ve bu beklentilerin en önemlileri, ailelerin eğitilmesi ve sokakta çalışan çocuklar için yaz kampları düzenlenmesidir.
Elazığ mesleki eğitim merkezine bağlı olarak çalışan 14-19 yaş grubu çocukların sosyo-ekonomik açıdan değerlendirilmesi
Çocuk işçiliği, çocuk sağlığını ve gelişimini bozan evrensel bir sorundur ve genellikle pek çok faktörün birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Bunlar arasında yoksulluk en sık sebeptir. Çocuklar yemek ve barınma gibi temel gereksinimlerini karşılayabilmek için çalışmak durumunda kalmaktadır. Dünyada ve ülkemizde, çocuk ve genç işçilerin çalıştırılma usul ve esasları, alacakları ücretler ile çalışma ve ara dinlenme süreleri ulusal/uluslararası sözleşmeler, kanunlar ve yönetmeliklerle belirlenmiştir. TÜİK, 2012 Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarına göre; Türkiye' de çalışan çocuk sayısı 6-14 yaş grubunda 292 bin kişi, 15-17 yaş grubunda 601 bin kişi ve toplamda 893 bin kişi olarak belirlenmiştir. Tanımlayıcı türdeki bu araştırmanın evrenini Elazığ Mesleki Eğitim Merkezi'ne kayıtlı bulunan 14-19 yaş grubu 230 çocuk oluşturmaktadır. Mesleki Eğitim Merkezine kaydı bulunmasına karşın, aktif olarak eğitime devam etmeme ve araştırmaya katılmayı kabul etmemeden dolayı araştırmanın yapıldığı tarihlerde 138 çocuğa ulaşılarak anket formu uygulanabilmiştir. Ankete katılım oranı %60 olmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından literatür taranarak oluşturulan, 55 soru ve dört bölümden oluşan anket formu kullanılmıştır. Anket uygulaması, araştırmaya katılan 14-19 yaş grubu çocukların sözlü onamı alınarak, sadece gönüllü olan kişilere yapılmıştır. Bu araştırmanın saha çalışması 04 Nisan – 29 Nisan 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin %68,8'i erkek olup, yaş ortalamaları 17,77±1,14 (min.15, maks. 19) ve %54,3'ü ortaokul mezunudur. Öğrencilerin %48,9'u 13 ila 15 yaş aralığında çalışmaya başladığını ifade etmiştir. Günlük ortalama çalıştıkları süre 11,54±1,45 (min. 8, maks. 15) saat, çalışmaya başlama yaş ortalamaları ise 14,94±1,94 (min. 9, maks. 19) olarak bulunmuştur. Çalışmaya başlama yaş aralığı cinsiyete bağlı olarak değerlendirildiğinde, kadınların erkeklere göre daha ileri yaşlarda çalışma hayatına katıldığı tespit edilmiştir (p<0.05). Araştırmamız verilerine göre öğrencilerin %86,2'si "çalışmaya başlamada kendi kararınız etkili oldu mu" sorusuna evet cevabını vermiştir. Araştırma kapsamına alınan kadın öğrencilerin %83,7'si "kadın kuaförlük" hizmetlerinde çalıştığını belirtirken, erkek öğrencilerin %47,4'ü "makine/el aletleri bakım ve tamiri" alanında çalıştığını belirtmiştir. Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerin; %42,8'i "çalışıyor olma durumunun kendilerine bedenen ve ruhen zarar verdiğini" düşünmektedir. Öğrencilerin; %56,5'i işveren/diğer çalışanların muamelesini iyi olarak değerlendirirken, %9,4'ü işveren/diğer çalışanlar tarafından fiziksel veya sözel şiddete maruz kaldığını ifade etmiştir. Öğrencilerin, işyerinde sözel veya fiziksel şiddete maruz kalmalarına göre çalışmayı isteme durumları değerlendirildiğinde, istatistiksel olarak bu tarz durumlara maruz kalmayanların, kalanlara oranla çalışmaya daha istekli oldukları belirlenmiştir (p<0,05). Araştırma kapsamındaki öğrencilerin; %63'ü sigorta işlemlerinin sorunsuz işletildiğini, %23,2'si iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim aldığını ifade etmiştir. Öğrencilerin; %34,8'i çalışma hayatında en az bir kere iş kazası geçirdiğini belirtirken, iş kazası geçirdiğini beyan edenlerin %62,5'i İş Güvenliği Kanunu ve haklarınız konusunda bilginiz var mı sorusuna "hayır" cevabını vermiştir. Araştırma kapsamında yer alan öğrencilerin; %39,1'i her gün sigara içtiğini ifade etmiştir. İstatistiksel olarak değerlendirildiğinde, erkekler lehine cinsiyet ve sigara içimi arasında anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05). Sonuç olarak; yasal olmayan çocuk işçiliğinin önlenmesi için ailelerin eğitim ve gelir düzeylerini yükseltecek, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri ortadan kaldıracak sosyo-ekonomik önlemler alınmalıdır. Mesleki eğitim bazında devam eden uygulamaların, çalıştırılma usul ve esasları, işe kabul şartları, alacakları ücretler, iş ve işyerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından uygunluğu ile çalışma ve ara dinlenme süreleri etkin bir şekilde denetlenmelidir.
Çalışan çocuklar ve sorunları (İstanbul örneği)
İlk çağlardan beri dünya genelinde var olan ve sanayileşme ile birlikte artan çalışan çocuklar sorunu bugün de dünyanın her yerinde farklı boyutlarda varlığını devam ettirmektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ve ekonomik yapıları çocukların çalışmasının temel nedenlerini oluşturmaktadır. Özellikle yoksulluk en temel nedendir. Bu yüzden de gelişmekte olan ülkelerde çalışan çocuklar daha yoğun bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde dünya genelinde çalışan çocuk sayısı 265 milyonun üstündedir. Toplumların geleceği olan çocukların çalışması; eğitim, sağlıklı bir çevrede büyüme, yeterli beslenme gibi en temel haklardan çoğu zaman mahrum kalmasına, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin olumsuz yönde etkilenmesine ve toplumsal açıdan onarılması çok güç olumsuzluklara neden olmaktadır. 19. yüzyılın başlarından beri kısa vadede çocukların çalışma şartlarının iyileştirilmesi, uzun vadede ise çocukların çalışmasının tamamen yok edilmesi için mücadele edilmektedir. Başta ILO olmak üzere birçok kurum ve kuruluş çocukların çalışma yaşamından uzaklaştırılması için çalışmaktadır. Bu çalışma, İstanbul'da yaşayan ve tamamı 14 yaş ve altında olan çocuklar ile yapılan bir alan araştırmasıdır. Araştırmada çocukların çalışma nedenlerini ve çalışma şartlarını tespit etmek, çalışmanın çocuklar üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve çözüm önerileri getirmek amacıyla 175 çocuk ile mülakat yapılmıştır. Araştırmaya katılan çocuklar tesadüfi örneklem yönetimiyle seçilmiştir. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu ile Haziran-Temmuz 2015 tarihleri arasında toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programında; yüzdelik, ortalama, ki-kare ve standart sapma testleri ile değerlendirilerek çocukları çalışmaya iten sosyo-demografik ve diğer nedenler tespit edilmeye çalışılarak, yoksulluk ve istihdam ilişkisi saptanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çalışan Çocuklar, Yoksulluk, İstihdam
Ostim Çıraklık Eğitim Merkezi`ne devam eden 13-17 yaş grubu çırakların beslenme durumları
-94- ÖZET Çalışan çocuklar üzerine yapılan araştırma sonuçları, onların pekçok olumsuz şartlar altında çalıştıklarını vurgulamaktadır. Henüz büyüme ve gelişmesini tamamlamamış yeterli korunamayan bu grup, sahip oldukları olumsuz koşullar ve sorunlar yüzünden dikkatleri üzerlerine toplamaktadırlar. Ülkemizde çocukların çalışma yaşamında yer alması, gitgide artan bir sorunlar yumağı yaratmaktadır. Araştırma Ostim Çıraklık ve Eğitim Merkezin'e devam eden çıraklar üzerinde uygulanmıştır. Bu araştırma çırakların boylarının, vücut ağırlıklarının ve BKİ'lerinin peferans persentillerle karşılaştırılarak büyüme ve gelişmelerinin izlenmesi, günlük aldıkları ve harcadıkları enerji, tükettikleri besin öğeleri miktarlarının, standart değerlerle karşılaştırılarak beslenme durumlarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya katılan çırakların boy uzunlukları, vücut ağırlıkları ölçül müş, BKİ'leri hesaplanmıştır. Çırakların kayıt edilen bir günlük fiziksel aktiviteleri ile PAR değerlerinin çarpılmasıyla günlük harcadıkları enerjileri bulunmuştur. Ayrıca çı rakların bir günlük diyet öyküleri alınmış; buradan aldıkları toplam enerji ve besin öğeleri hesaplanmıştır. Bulunan bu değerler uluslararası standartlarla karşılaştırılarak; büyüme gelişme düzeyleri ve beslenme durumları ile ilgili bilgilere ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çırakların tamamı tükettiklerinden daha fazla enerji harcamaktadırlar. Vitamin ve mineral tüketimi genel olarak önerilen miktarların altındadır. Yaşa göre boy uzunlukları, vücut ağırlıkları ve BKİ'leri çırakların geneli için önerilen standart persentiller arasındadır. Çırakların işyerindeki çalışma koşulları değerlendirildiğinde; çıraklara büyük bir oranla işveren tarafından yemek verildiği görülmüştür. Bununla birlikte kanunla belirlenen haftalık çalışma süresinden daha fazla çalıştırılmalarına, çoğun luğuna iş görürken koruyucu alet verilmemesine rağmen işyerinden memnuniyet oranlan yüksektir.
Mobilya imalat sanayinde çalışan çocuk işçi ve çırak öğrencilerin uğradıkları iş kazalarında eğitimin rolü
ÖZET Bu araştırma, mobilya imalat sanayinde çalışan çocuk işçi ve çırak öğrencilerin uğradıkları iş kazalarını önlemede çıraklık eğitiminin rolünü saptamak için Şubat-1 994'de anket uygulama yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Genel Bilgiler bölümünde, iş kazanın tanımı, sınıflandırılması, iş kazasının nedenleri, iş konularının sonuçlan ve iş kazalarından korunmuş yöntemleri işlenmiştir. Araştırma bölümünde ise Ahi Evran Çıraklık Okulundaki 100 öğrenciden ve sanayide çalışan 100 çocuk işçiden elde edilen verilen karşılaştırma yapılarak tablolar halinde düzenlenmiştir. Yapılan bu araştırmada, çıraklık okulunda okuyan bu öğrencilerin %73'ünün 16-18 yaş grubunda, sanayide çalışan çocuk işçilerinin %51'ini 13-15 yaş grubunda yer aldığı saptanmıştır. Sanayide çocukların %51'inin ilkokuldan hemen sonra işe başladığı gözlenmiştir. Araştırmada çalışan çocukların %77'sinin okuryazar ve ilkokul mezunu olduğu, %5.5'unun lise mezunu olduğu gözlenmiştir. Çocukların makinalarda çalışıp çalışmadığı incelendiğinde, sanayide çalışan çocuk işçilerin %73'ünün, çırak öğrencilerinin ise %86'sının makinalarda çalıştıkları saptanmıştır. Araştırma kapsamına giren tüm çocukların %93'ünün işe girerken muayenesinin yapılmadığı, %88.5'unun işe alındıktan sonra hiç periyodik muayene yapılmadığı gözlenmiştir. iş kazası görülme sıklığı açısından incelendiğinde, sanayide çalışan çocukların %31.inin, çıraklık okulunda okuyan çocukların %28'inin iş kazasına uğradıkları saptandı. Arada istatistiksel açıdan anlamlı bir farkın olmaması ve çıraklık okulunda okuyan çocuklarının da benzer sıklıkla iş kazasına uğramalarının nedeni olarak verilen çıraklık eğitiminin hem teorik hem pratik bölümlerinin yetersizliği düşünüldü. 63
Lise sonda okumakta olan öğrencilerde bir işte çalışıp çalışmamanın tükenmişlik sendromuna ve okul başarısına etkisi
Bu çalışmanın amacı; İstanbul ilindeki Bayrampaşa ilçesinde ikamet eden lise son sınıfta okuyan ergenlerin tükenmişlik düzeylerini inceleyerek herhangi bir ite çalışmanın olumsuz yönlerini ortaya çıkarmaktır. Ek olarak, araştırmada ergenlerin cinsiyetinin, yılsonu not ortalamasının, okula devamsızlık sürelerinin, anne ve babaların eğitin düzeylinin tükenmişlik üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmaya İstanbul İlinde Bayrampaşa ilçesinde İkamet herhangi bir işte çalışan be herhangi bir işte çalışmayan öğrenciler alınmıştır. Veri toplama araçları olarak Maslach'ın Tükenmişlik Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda bireylerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu oluşturulmuştur. Araştırmada sosyo-demografik özelliklere göre bakıldığında; herhangi bir işte çalışmakta olan öğrencilerin herhangi bir işte çalışmamakta olan öğrencilere oranla tükenmişlik düzeylerinin daha yüksek olduğu, herhangi bir işte çalışmamakta olan öğrencilerin herhangi bir işte çalışmakta olan öğrencilere oranla yetkinlik düzeylerinin daha yüksek olduğu sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmada yer alan anne ve babaların eğitim düzeyi, ebeveynin çalışma durumu, gibi sosyo-demografik özelliklere göre de anlamlı sonuçlar elde edilmemiştir. Araştırmanın sonunda yer alan tartışma bölümünde bulgulara dayalı olarak araştırmacılara, alanda çalışan psikolojik danışmanlara ve ailelere yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de çocuk işçilere yönelik sosyal koruma
Çocuk işçiliği günümüzde sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın mücadele ettiği sosyal bir sorundur. Çocuk işçiliğine yol açan ana faktör de yoksulluk olarak görülmektedir. Ailelerinin içinde bulunduğu yoksulluktan dolayı çocukların büyük bir bölümü erken yaşta çalışma hayatına girmektedir. Çalışma hayatının kötü ve ağır koşulları çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkilemekte ve sağlıklı bir gelecek elde etmelerine engel olmaktadır. Ayrıca çalışma hayatının olumsuz etkisi sadece çocuklar üzerinde olmamakta, sağlıklı bir toplum yapısının oluşmasını da engellemektedir. Buradan hareketle çocuk işçiliğiyle gerçek mücadele yoksullukla mücadele etmekten geçmektedir. Bu noktada yoksullukla mücadele ve dolayısıyla çocuk işçiliğiyle mücadelenin merkezinde sosyal koruma programları yer almaktadır. Sosyal koruma programları, yoksulluk ve yol açtığı şoklar karşısında ailelerin savunmasızlığını azaltmakta ve temel ihtiyaçların karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Yoksulluğun aile üzerindeki yıkıcı etkisinin azaltılması ailelerin çocukları bir geçinme stratejisi olarak görmesinin önüne geçecek, aileler çocukları çalışma hayatı yerine eğitime yönlendirecektir. Ayrıca sosyal koruma programları sürdürülebilir refah ve kalkınmanın sağlanması açısından da oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, çocuk işçiliğine neden olan temel faktörleri ele alarak bu faktörlerin ortadan kaldırılması, sürdürülebilir refah ve kalkınma bağlamında çocuklara yönelik sosyal koruma programlarını nelerin oluşturduğunu ve bu programların çocukların çalışma hayatından çekilmesi üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bu çalışma literatür tarama yöntemi kullanılarak hazırlanmış olup, çalışmanın sonucunda çocuk işçiliğinin temel nedeni yoksulluk olarak görülmüştür. Yoksulluğun giderilmesi ve çocuk işçiliğine son verilmesine yönelik hem dünyada hem de Türkiye'de uygulanan sosyal koruma programları çocuk işçiliğiyle mücadelede önemli ilerlemeler sağlamıştır. Ancak tüm bu ilerlemelere rağmen çocuk işçiliği oranlarının gerek dünyada gerekse de Türkiye'de istenilen düzeylerde olmadığı görülmektedir. Bu nedenle çocuk işçiliğiyle mücadelede istenilen sonuçların alınabilmesi için aileye ve çocuğa yönelik sosyal koruma programlarının genişletilmesine önem verilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Çocuk İşçiliği, Sosyal Koruma, Sosyal Koruma Programları
Çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliği ile mücadelede sosyal koruma tedbirleri
Çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliği küresel düzeyde çözüm aranan temel sorunlardan birisidir. Çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliğinin kökeninde yoksulluk sorunu olduğu görülmektedir. Hanehalkının içinde bulunduğu maddi imkânsızlıklar çocukların kötü, ağır, tehlikeli koşullar altında çalışmalarına neden olmaktadır. Çocukların bu şartlarda çalışması zihinsel, fiziksel, ruhsal gelişimlerini olumsuz etkilemekte, gelecekte elde edebilecekleri potansiyel beceri ve donanıma kavuşmalarını engellemektedir. Bu nedenle çocukların sağlıklı bir şekilde kişisel gelişimlerini sağlamalarına yardımcı olmak için küresel düzeyde çocuk yoksulluğunu ve çocuk işçiliğini önleyici politikalara ihtiyaç duyulmaktadır. Çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliğinin önlenmesi öncelikle yoksulluğun azaltılması stratejileri geliştirilerek yoksullukla mücadeleden geçmektedir. Bu kapsamda birçok ülkede şartlı nakit transferi, şartsız nakit transferi, mikro kredi uygulamaları, kamu iş programları, sosyal sağlık koruması, işsizlik koruması, engelliler için sosyal koruma ve yaşlılıkta gelir güvencesi programları gibi yoksulluğun azaltılması stratejisi olan çocuğa duyarlı sosyal koruma programları uygulanmaktadır. Çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliği ile mücadelede sosyal koruma ve yardım programları uygulamasında önemli ilerlemeler kaydedilmesine rağmen küresel düzeyde istenilen sonuçlara henüz ulaşılamamıştır. Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte çocuk yoksulluğu ve çocuk işçiliğine ilişkin veriler arzulananın çok uzağındadır. Bu kapsamda istenilen hedeflere ulaşılabilmesi için sosyal koruma programlarının arttırılarak, sosyal koruma sistemlerinin genişletilmesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Yoksulluk, Çocuk Yoksulluğu, Çocuk İşçiliği, Sosyal Koruma
Rize ilinde küçük ölçekli sanayi işletmelerinin istihdam yapısı, çalışan çocuklar ve sorunları
02. Özet Çocuk işçiliği sorunu gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemiz için de önem taşıyan bir konudur. Türkiye, kırsal yerleşimden kentsel yerleşime ve tarım ekonomisinde sanayi ekonomisine geçiş sürecini yaşamaktadır. Bu süreç, çocuk istihdamı sorununu daha fazla gündeme getirmekte, çocukların, eğitimlerini tamamlamadan aile bütçesine katkıda bulunmak amacıyla, erken yaşlarda, her türlü yasal denetimden uzak olan, tarım alanlarında, küçük işletmelerde, sokaklarda ve marjinal sektörlerde çalışmaya başlamaktadırlar. Çalışma hayatı içinde kalan bu çocuklar, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini tamamlayamamakta ve kendilerini geliştirme olanaklarından yoksun kalarak geleceklerini tehlikeye atmaktadırlar. Bu çalışmada; Rize ilindeki küçük ölçekli sanayi işletmelerinin istihdam yapısı, bu işletmelerde çalışan çocuklar ve sorunlarının ele alındığı alan araştırması ve sonuçlan yer almaktadır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre; çalışan çocuk sayısı ve çocuk işgücünün varlık nedenleri yönünden Türkiye'deki durum, gelişmekte olan ülkelerdeki durumla benzerlik göstermektedir. Alan araştırması kapsamındaki işletmelerdeki istihdam içinde; 12-19 yaş arası çok sayıda çocuk ve genç (istihdamın %40,05'i), örgün ve meslek eğitimini tamamlamadan, üretime doğrudan katılarak, ağır çalışma koşullan ve her türlü güvenlikten yoksun olarak çalıştırılmaktadır. Aynca, aUelerinin eğitim ve gelir düzeyi düşük, okumaktan beklentisi olmayan bu çocukların, erken yaşlarda okulu bırakarak aile bütçelerine katkıda bulunmak ve bir an önce meslek sahibi olup, ileride kendi işletmesini açmak düşüncesiyle, geleneksel çıraklık sürecinin yaşandığı küçük sanayi işletmelerinde çahştıklan da elde edilen bulgular arasındadır. vn
Çocuk ve genç işçilerin korunması
Çocuk ve genç işçilerin çalıştırılması hem dünyanın hem de ülkemizin en önemli sorunlarından bir olmuştur. Çalıştırılan çocuk ve gençlerin zamanının oyun ve eğitim hakkını alıyor olması, gelişim açısından oldukça önemli bir dönemde bulunmalarına rağmen ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılarak bedensel, duygusal ve sosyal gelişimlerinin olumsuz etkileniyor olması nedeniyle hukuki düzenlemeler yapılmaya devam etmektedir. Uluslararası çocuk ve genç işçiler ile ilgili hukuki düzenlemeler yapılmakta, ülkemiz hukuk sistemine bu düzenlemeler yansıtılmaktadır. Hukuki düzenlemeler incelendiğinde ilgili mevzuatların birbiri ile tutarlı olacak şekilde yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğu belirlenmiştir. Ayrıca çocuk işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalışması BM üye ülkelerde 2025 yılına kadar tamamen kaldırılması hedeflenmiş olup, dünyadaki ilerlemenin oldukça yavaş olduğu ve 2025 hedefine ulaşılması için ilgili düzenlemelere yer verilmesi gerektiğinin vurgulandığı göz önüne alındığında, ülkemizde çocuk ve genç işçiliği ile ilgili yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olduğu belirlenmiştir.
Çocuk işçilerin çalışma yaşamlarının sektör bazlı nitel analizi: Manisa ili örneği
Çocuk işçiliği tarihin her döneminde varlığını koruyan bir sosyal sorun olmakla beraber yoksulluk, işsizlik, göç gibi birtakım köklü sorunların çıktısı niteliğindedir. Çocuk işçiliği kavramı, çocukların fiziksel, ruhsal ve zihinsel gelişimlerini olumsuz etkileyen işlerde çalışmasını içermektedir. Çocukların çalışma yaşamına atılması çocukluk döneminin olağan gelişim evrelerini sekteye uğratmasının yanı sıra pek çok fiziksel, psikolojik ve sosyal riski getirmektedir. Dolayısıyla çocukların çalışma yaşamlarının detaylı araştırılması, böyle önemli bir sorunun çözüme kavuşması açısından elzemdir. Bu noktada çocukların tek bir sektör üzerinde çalışmadığı, birçok farklı çalışma alanına sahip olduğu görülmektedir. Yapılan araştırmada çocuklar çalıştıkları sektörlere göre sokak, tarım, sanayi ve hizmet sektörü başlığı altında gruplandırılmıştır. Çocukların çalışma yaşamlarının detaylı irdelenmesi amacıyla gerçekleştirilen araştırma, çocukların iş hayatlarını kategorize ederek sektörel anlamda çalışma yaşamlarının farklılaşıp farklılaşmadığını, sektörlerin benzeşen ve ayrışan yönlerinin neler olduğu noktasına açıklık getirme amacı taşımaktadır. Bu araştırmada nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma verileri yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Söz konusu görüşme formunda çocuk işçilerin demografik bilgileri, iş durumları, çalışma koşulları, çalışırken karşılaşabileceği riskler ile geleceğe yönelik beklentilerine dair sorular yer almıştır. Araştırmanın nitel alan araştırması kapsamındaki veri toplama faaliyeti gözlem ve derinlemesine mülakat suretiyle gerçekleştirilmiştir. Çocuk işçiler sokak, tarım, sanayi ve hizmet sektöründe çalışmasına göre kategorilere ayrılmıştır. Örneklem büyüklüğü Manisa ilinde çalışan her gruptan yaşları 11 ile 17 arasında olan 10'ar çocuk olmak üzere 40 çocuk olarak belirlenmiştir. Örneklem alınırken "Kartopu Örnekleme Yöntemi" kullanılmış olup veri analizi aşamasında betimsel analizi tekniğinden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda çocuk işçilerin çalışma yaşamlarının sektör bazlı farklılaştığı sonucuna ulaşılmış olup çocuk işçiliğinin tek bir çalışma alanı üzerinden konumlandırılamayacağı ve çocuk işçiliği sorununun çözümüne yönelik yapılacak çalışmaların bu hususu göz ardı etmemesi gerektiği sonuçları ortaya çıkmıştır.
Roman topluluklardaki çocukların yoksulluk durumu ve emeklerinin istismarı: Bandırma örneği
Bu çalışma, Roman topluluklarında çocukların yoksulluk durumu ve emek istismarı konusunda değerlendirmelere yer vermektedir. Çocuklar geleceğin en önemli yapı taşıdır. Eskiden olduğu gibi günümüzde de çocuklar yoksulluğun en şiddetli halini yaşamaktadır. Çocuk yoksulluğu ve işçiliği her ne kadar azalsa da halen devam etmekte ve acil çözülmesi gereken sorunlar arasında yer almaktadır. Araştırmada ilk olarak teorik bilgilere yer verilmiştir. Ayrıca Roman toplulukları ile yapılan çalışmalar incelenerek, çalışmanın analiz bölümü için zemin hazırlanmıştır. Bu araştırma, Roman Çocukların emek istismarı, sosyal dışlanma ve yoksulluk durumunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında Bandırma İlçesi'nde Çınarlı Mahallesi ve 100.Yıl Mahallesi'nde anket çalışması yapılmıştır. Toplam 189 aile ile görüşülmüştür. Görüşmelerden elde edilen bulgular, istatistiksel analizlere tabi tutularak, Bandırma'da yaşayan Roman topluluklarında çocukların yoksulluk durumu ve emek istismarı düzeyi tespit edilmiştir.
Türkiye'de çocuk işgücüne insan sermayesi açısından bir yaklaşım: yoksulluk, çocuk işgücü ve insan sermayesi döngüsü
Çocuk işgücü gelişmekte olan ülkelerin sosyo-ekonomik problemlerindendir. Bu çalışmayla Türkiye'deki çocuk işgücü olgusu insan sermayesi yaklaşımıyla çekirdek bir aile yapısında incelenmektedir. Hanehalkı kararları neticesinde meydana gelen çocuk işgücünün varlığının insani gelişme ya da yoksulluk ile sonuçlanacağının gösterilmesi çalışmanın ana mantığını oluşturmaktadır.Çalışmada Cobb-Douglas tipinde bir üretim fonksiyonundan hareketle fert başına çıktı miktarı insan sermayesi ile faktör donanımı cinsinden ifade edilirliğe indirgenmekte ve çocuk işgücü ile ilişkisi olan fertlerin insan sermayelerini ölçmek amaçlanmaktadır. Genel durum koşulsuz olasılık tablolarıyla analiz edilmektedir. Model yardımıyla ?Eğer Türkiye'de yoksulluk neticesinde hanehalkı kararlarıyla meydana gelen çocuk işgücü olmasaydı mevcut insan sermayesi birikimi şimdikinden daha fazla olurdu.? hipotezi sınanmaktadır. Modelin sonuçları ise probit testleriyle analiz edilmektedir.Bulgular hipotezin doğrulandığını göstermektedir. Bu durumdan Türkiye'de gerek kent gerekse kır bölgelerinde çocuk işgücü varlığının insan sermayesi birikimi kayıplarına sebebiyet verdiği anlaşılmaktadır. Koşulsuz olasılık sonuçları kır bölgelerinde çocuk istihdamının kent bölgelerine göre daha fazla olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda kır bölgelerinde hanehalkı karar vericilerinin eğitim düzeyleri kent bölgelerine göre düşük kalmaktadır. Probit testlerinin sonuçlarına göre; çocuğu istihdam edilen hanehalkı reislerinin okur-yazarlık durumlarının, eğitim düzeylerinin ve gelir seviyelerinin çocuklarının istihdam edilmelerini negatif olarak etkilediği tespit edilmiştir.Bu bulgulardan hareketle; hanehalkı karar vericilerinin eğitim düzeyleriyle gelirleri arttırıldığında insan sermayeleri birikimlerinin de artacak olmasından dolayı yoksulluk kısır döngüsü yerine insani gelişme yolunun yakalanabileceği ortaya konulmuştur. Çalışma göstermektedir ki; uzun vadede ülkede insan sermayesi birikimi kayıpları yaşanmak istenmiyorsa çocuk işgücünün neden olduğu yoksulluk kısır döngüsü buna karar veren hanehalkı reislerinin bilinçlendirilmeleriyle aşılabilir.
Çocukların yeni arka bahçesi YouTube: Metalaşan çocukluk üzerine bir inceleme
İnternetin yaygınlaşması ve internet kullanıcılarının sosyal medyanın getirdiği katılımcı kültür ortamında üre-tüketiciye dönüşmesiyle çocuklar da üre-tüketici olarak sosyal medya ortamında artan oranda yer almaya başlamıştır. Bu çalışmada, çocuğun toplumdaki ve ekonomi süreçlerindeki konumu tartışılmış ve bu süreçlerden geçen bir çocukluğun bir Youtube kanalındaki yansımaları ele alınmıştır. Okul öncesinden itibaren Youtube üzerinden içerik üreten bir çocuğun Youtube kanalını doküman analizi yöntemiyle inceleyen bu araştırmada, videolar, izleyici içerikleri ve yorumları, araştırmacının gözlem ve notları veri olarak yer almıştır. Bulgulara göre, Youtube mikro ünlüsü çocuğun yıllar içerisinde kanaldaki konumu, babasının içeriklere ve videoların akışına yoğun etkisi nedeniyle, değişmemiş ve kanalın büyümesi durmuştur. Çocuk, 2016 yılından beri kanalda içerik üretmesine rağmen, videolarda tek başına hâkimiyet kuramamaktadır. İzleyiciler babasının ve ailenin diğer üyelerinin de videolarda yer almasını beklemektedir. Bunun yanı sıra, çocuğun kanal üretime başladığında okul öncesi yaşta olması yıllar içerisinde videoların karakterinin oluşmasındaki etkilerini gözlemlemeye olanak vermiştir.