Turkish literature

1,666 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Klâsik Türk şiirinde tîg redifli kasîdeler üzerine bir inceleme

Klâsik Türk şiir tarihi, geçmişe dayalı bir gelenektir ve bu geleneğe ait nazım şekilleri içinde kasidelerin rolü büyüktür. Şiirin tamamlayıcısı olan belge redifler kaside nazım şeklinin önemli unsurlarındandır. Bu çalışma, birbirine nazire olarak söylenilen tîg redifli kasideleri içermektedir. Kılıç anlamına gelen tîg kelimesi Osmanlı döneminde savaş kültürünü yansıtan önemli unsurlardandır. Klâsik Türk şiirinde seyf, şemşir, hüsam gibi kelimelerle de adlandırılan kılıç; adâlet ve kılıç, bilgi ve kılıç, cesaret ve kılıç, dil ve kılıç, dini inanç ve kılıç, dostluk ve kılıç, düşmanlık ve kılıç, güç ve kılıç, yiğitlik ve kılıç şeklinde metinlerde yer alır. Çalışmada öncelikle tîg tanım ve tavsif edilerek Osmanlı döneminde kılıç etrafında oluşan kültürün Klâsik Türk şiirindeki tezahürü üzerinden kasidelerde memduh-rig ilişkisi zihniyet bağlamında incelenmiştir. İncelemede esas alınan metin sayısı yedi olup bunlardan ilki, 15. yüzyıl şairi Necâtî Bey'e aittir ve zemin şiir olarak kabul edilir. Bu kasideyi takiben incelenen şiirler kronolojik olarak sıralandığında 16. yüzyılda Lâmi'î Çelebi, Hayâli, Mahremi, Üsküplü İshâk Çelebi, Emânî ve Üsküplü Atâ tarafından söylenildiği görülmektedir. Çalışmada nazire geleneği içinde söylenilen bu kasideler benimsenen yöntemsel model çerçevesinde birbiriyle mukayese edilerek ortak, benzer ve farklı özellikleri tablo ve grafiklerle ortaya konulmuştur. Yürütülen çalışmada, şairlerin kasidelerinde işlenen tabiat olaylarına, kozmik unsurlara, örf ve adetler ve İslâmî değerlere felsefi açıdan yaklaşılarak şiirin zihniyetini oluşturan unsurlar ortaya konuldu. Anahtar Kelimeler: Klâsik Türk şiiri, Kaside, Nazire, Redif, Tîg

Dil bilgisiDil bilimEski Türk edebiyatı+6
Halil Gündeş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Memduh Şevket Esendal'da toplumsal ve siyasal tanıklık: Değişim ve eleştiri

Geç Osmanlı ile Erken Cumhuriyet dönemlerini yaşamış bir isim olan Memduh Şevket Esendal, hayat hikâyesi boyunca II. Meşrutiyet, Millî Mücadele, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet, Tek Partili Dönem, Çok Partili Dönem, I. ve II. Dünya Savaşı gibi ulusal ve küresel düzeyde birçok radikal kırılma noktasına tanıklık etmiştir. Elbette en çarpıcı tanıklığı, Osmanlı'dan Türkiye'ye miras kalan Batılılaşma- Modernleşme meselesidir. Sanatçının kaleme aldığı kurmaca ve kurmaca dışı eserlerde söz konusu tanıklıkların izini sürmek mümkündür. Bu çalışmada yazarın bahsi geçen bütün bu sosyo-politik gözlemlerini edebî dünyaya nasıl taşıdığı, onları kurmacanın sağladığı imkânlar dâhilinde nasıl tartışmaya açtığı, sözün özü bütün bu yaşamsal deneyimi nasıl edebî tanıklığa dönüştürdüğü üzerinde durulmuştur. Bu doğrultuda öncelikle, Esendal'ın yazarlık hâli üzerine muhtelif kesitler sunulmuş ve böylelikle çalışmaya bir temel oluşturulmuştur. Hemen ardından geçiş dönemi aydınlarının tartıştığı medeniyet, terakki, geri kalmışlık, gecikmişlik, kültür ikiliği, melezlik, yamalama, züppelik, yetimlik, kimlik kaybı ve değerler yitimi gibi temel kavramlar eşliğinde dinamik ve eleştirel bir kuramsal tartışma yürütülmüştür. Bir geçiş dönemi aydını olarak nitelendirilebilecek Esendal'ın eserleri etraflıca incelendiğinde de bu kavramların açık ya da örtük şekilde metinlere sirayet ettiği görülür. Dolayısıyla Esendal edebiyatına ilişkin ikna edici hükümler verebilmek ve metinlerinin derin yapılarına tam anlamıyla nüfuz edebilmek için bu kavramların rehberliğine ihtiyaç duyulmuştur. Kavramsal çerçevenin akabinde ise yazarın tür ayırt etmeksizin bütün eserleri toplumsal ve siyasal tanıklık bağlamında yakın okuma ve içerik analizi teknikleriyle incelenmiştir. Bu inceleme esnasında da genel geçer yargıların ötesine ulaşabilmek adına dikey eleştiri metodu benimsenmiştir. Batılılaşma süreciyle beraber gelen kimlik yitimi endişesi, yine bu süreçteki kadının yeri ve rolü; dini, toplumsal ve aydına yönelik eleştiriler ile yazarın politik kimliğinden büyük izler taşıyan bürokrasi eleştirisi çalışma boyunca mercek altına alınan temel meselelerdir.

DeğişimEsendal, Memduh ŞevketSiyaset+3
Ahmet Duran Arslan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1970'ler romanına toplumsalın yansıması

Türkçe Sözlük'te toplum, aynı toprak parçası üzerinde bir arada yaşayan ve temel çıkarlarını sağlamak için iş birliği yapan insanların tümü anlamına gelir.1 Bu sosyal yapının kültürel sembolleri, davranış şekilleri, değer sistemleri gibi çeşitli unsurları ve işlevleri bulunur. Bunlardan biri ya da birkaçı değişiklik gösterdiğinde toplumsal yapıda farklılaşmalar meydana gelir. Bu değişimde fiziki-coğrafi etmenler, demografik etmenler, iktisadi etmenler, teknolojik gelişmeler, din ve sosyal hareketler gibi pek çok unsur rol oynar. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde görünen toplumsal değişme bazen olumlu bazen olumsuz yanıtlar verebilir. Bu durum sadece sosyoloji, iktisat ve politikanın odak noktasında değil doğrudan insanı anlamaya ve ifade etmeye yönelen edebiyatın da dikkate aldığı bir durumdur. Bu bağlamda olmak üzere tez çalışmasında 70Tİ yıllar toplumunu esas alarak Türkiye'de siyasi, sosyal ve iktisadi unsurların ne ölçüde etkilenip değişim yaşadığı incelenmiş ve bu değişimin Türk edebiyatı yazarları tarafından nasıl algılandığı ve neticesinde meydana getirdikleri romanlar üzerinden nasıl işledikleri araştırılmıştır. 1 Türkçe Sözlük, Ankara: Türk Dili Kurumu Yayınlan, 2005, s. 1993. Anahtar Kelimeler: toplumsal yapı, değişim, gelişme, 1970-1979 yıllan, roman, çatışma, sımf

DeğişimRomanSosyal değişme+3
Merve Gün
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uygur çocuk edebiyatından seçme oyunlar ve oyunların çocuklara kazanımları

Bu çalışmada, Çağdaş Uygur Edebiyatı yazarları arasında yer alan Muhammet Abliz Böreyar'ın yazmış olduğu "Uyġur Balilar Eġiz Edebiyati Kamusi" adlı eserinde bulunan çocuk oyunlarından 100 oyun seçilerek Latin alfabesine transkript edilmiş, Türkiye Türkçesi'ne çevrilmiş ve ardından oyunların çocukların üzerindeki kazanımları incelenmiştir. Muhammet Abliz Böreyar tarafından yazılmış olan ve düzenlemeleri yapılarak Kaşgar Uygur Neşriyatı tarafından yayımlanan bu ansiklopedik eser çalışmamızda birincil kaynak olarak kullanılmıştır. Çalışmamızın amacı, Uygur Çocuk Edebiyatı alanında çok kıymetli çalışmalara imza atmış ve eserleriyle dönemine damga vurmuş yazar Muhammet Abliz Böreyar'ın, çocuk folkloru temasına dahil olan ve daha önce dilimize çevirisi yapılmamış olan "Uygur Çocuk Folkloru Ansiklopedisi" adlı eserinde bulunan yüz adet çocuk oyununu, orijinal olarak yazıldığı Arap alfabesinden Latin alfabesine transkript etmek, bu oyunların Türkiye Türkçesi'ne çevirisini yapmak ve ardından çevirisi yapılan bu oyunları inceleyerek, çocuklara sağlamakta olduğu kazanımları tespit etmektir. Çalışmanın giriş bölümünde kısaca Uygurlar, Uygur Türklerinin Kültürü, Uygur dilinin yapısı ve alfabesi, Uygurlarda Çocuk Folkloru, Çağdaş Uygur Edebiyatı, Oyun ve kazanım kavramları ve son olarak da Türkiye Türkçesine aktarımını yaptığımız eserin yazarı Muhammet Abliz Böreyar ve Böreyar'a ait, çalışmamızın kaynağı olan "Uygur Çocuk Folkloru Ansiklopedisi" adlı eser hakkında genel bilgiler kendi içinde başlıklara ayrılarak verilmiştir. Bu çalışma toplam üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Arap Alfabesi ile yazılmış olan eserdeki 100 çocuk oyununun Latin Alfabesine Transkripti yer almaktadır. İkinci bölümde Yeni Uygur Türkçesi ile yazılan Uygur Çocuk Folkloru Ansiklopedisi adlı eserden alıntılanan bu 100 adet çocuk oyununun Türkiye Türkçesine aktarımı yapılmış ve her bir oyun çevirisinin altında, oyunun çocuklara olan kazanımları ayrı ayrı incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise çevirisi yapılan oyunlarda sıkça geçen Uygurca kelimelerin derlenerek bir araya getirildiği Yeni Uygurca- Türkçe Seçme Sözlüğünün olduğu bölüm yer almaktadır.

Böreyar, Muhammet AblizDil bilgisiDil bilim+7
Sevde Marasalı
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

15. YY.da yazılmış bir şiir mecmuası gramer-metin-dizin

XV.yy. Türk dili açısından önemli şair ve ediplerin yetiştiği bir dönemdir. Tasavvuf akımının etkili olduğu bu dönemde Anadolu coğrafyasında boy gösteren Yunus Emre, Şeyyad Hamza, Eşrefoğlu Rumi gibi kimi şairler verdikleri eserlerle Türk dilinin gelişimine önemli katkılar sağlamış, kalıcı eserler bırakabilmiştir. Bu şairler ve şiirlerin kimisi öne çıkarak sonraki nesillerce de tanınır, bilinir olmuş, kimileri ise fazlaca tanınmayıp geri planda varlığını sürdürmüştür. Geçmiş yüzyıllarda Türk diliyle yazılmış el yazması eserlerin günümüz diline aktarılması, edebiyat ve şiir gibi dil malzemesinin incelenmesi açısından uygun alanlarda dahi tümüyle gerçekleştirilememiştir. Dünyanın çeşitli yerlerindeki kütüphanelerde Türk dilinde yazılmış, varlığı bilinmekle birlikte henüz detaylı olarak incelenmemiş elyazması eserler bulunmaktadır. Bu eserlerden epey bir kısmı edebiyat ve dil araştırmacıları tarafından ortaya çıkarılmış, incelenmişse de bir kısım yazma eserler halıhazırda günümüz yazı çevrimine aktarılmayı ve incelenmeyi beklemektedir. Bu alandaki çalışmalar, yazmaların ait olduğu dönemin belirleyici özelliklerinin tespit edilmesi bakımından değerli olup, ayrıca örnek zenginliğine katkı sağlayacaktır. XV. yy.da yaşamış bir şair olan Halilî'nin yazdığı "Furkatname" adlı eserin Staatsbibliothek zu Berlin Preuβischer Kulturbesitz "Berlin Devlet Kütüphanesinde (Prusya Kültür Mirası) bulunan nüshası araştırmacılarca olarak incelenmiştir. Ancak söz konusu yazmanın sonunda Fürkatname bütünü dışında olduğu anlaşılan ve farklı şairlerin şiirlerinin bulunduğu bir ayrı bölüm daha vardır. Yapılan bu çalışmada bir bütün olarak söz konusu yazma sonundaki tüm şiirlerin üzerinde gramer çalışması ve dil incelemesi yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Türk Dili, 15. yy. Türk şiiri, Eski Anadolu Türkçesi, dil yapısı, gramer özellikler

15. yüzyılDergilerEski Türk edebiyatı+3
Muharrem Tekne
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeyhî'nin Husrev ü Şîrîn'i (İnceleme-metin-çeviri-dizin/sözlük)

Bu tez çalışmasında 15. yüzyılda Şeyhî (ö.1425'den sonra) tarafından yazılan Husrev ü Şîrîn mesnevisi ele alınmıştır. Nizamî-yi Gencevî'nin (1141-1209) 1177-1181 yılları arasında yazdığı aynı adlı eserinden çevrilerek Türkçeye kazandırılan eser, birebir çeviri bir eser olmaktan ziyade bir uyarlama niteliğindedir. Eser, Anadolu'daki ilk Türkçe olan Eski Anadolu Türkçesiyle kaleme alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesinin son dönemlerinde, Arapça ve Farsça sözcük ve ibarelerin dilde epeyce kullanıldığı bir dönemde yazılan eser, döneminin dil karakteristiğini iyi yansıtması açısından hayli mühim bir eserdir. Eser hakkında genel bilginin yanı sıra eseri dil özellikleri açısından incelediğimiz çalışmamız altı ana bölümden oluşmaktadır: Giriş kısmında eserin yazar(lar)ının hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, eserin yazılış tarihi, kendisinden önce yazılmış Husrev ü Şîrîn'ler kısaca tanıtılmış, yurt içinde ve yurt dışında bulunan yüzün üzerinde nüshası ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bu nüshalar arasından bizim esas aldığımız nüsha hakkında da ayrıntılı bilgi verilmiştir. Hemen ardından çalışmada izlenilen yöntem alt başlığı altında çalışmada takip ettiğimiz yol anlatılmıştır. İkinci bölümde Dil İncelemesi başlığı altında metnin dil özellikleri ortaya konmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümü 6956 beyitten oluşan eserin yazı çevirimini yaptığımız Metin bölümüdür. Bu bölümde nüsha üzerinde yapılan düzeltmeler dipnotlar şeklinde verilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümü metnin günümüz Türkçesine aktarıldığı Çeviri bölümüdür. Çeviri yaparken beyitte anlatılmak istenen ifade, yapılan telmihler mümkün olduğunca dipnotlarla kaynak göstermek suretiyle açıklanmıştır. Çalışmanın son ana bölümü metnin tüm söz dağarcığını ortaya koyan Dizin/Sözlük kısmıdır. Alfabetik olarak sözcükleri sıraladığımız bu bölümde her sözcüğün karşısına anlamı ve hangi beyitte ya da beyitlerde geçtiği yazılmıştır. Türkçe dışındaki sözcüklerin yanına geldiği dil belirtilmiştir. Sonuç kısmında ise bu çalışma sonunda ortaya çıkan bulgularımız ve görüşlerimiz özetlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Husrev ü Şîrîn, Şeyhî, Eski Anadolu Türkçesi, mesnevi, Ferhad u Şîrîn

15. yüzyılDilbilgisiDilbilim+5
Funda Şan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Edebiyat ve mitoloji ilişkisi bağlamında Galimcan Gıylmanov'un Oça Torgan Kěşěler (Uçan İnsanlar) romanının incelenmesi

Galimcan Gıylmanov, günümüz Kazan Tatar edebiyatının önde gelen isimlerinden biridir. Kırsal kesimde yetişen ve Tatar halkının gelenek ve göreneklerini tüm varlığıyla taşıyan bu sanatçı, eserlerinin çoğunda sıradan insanların hayat felsefesini konu edinmiş ve postmodernizmin etkisiyle büyülü gerçekçiliği birleştirmiştir. Gerçek hayatın içinden aldığı hadiselerle kaleme döktüğü bu eserinde kahramanları ustalıkla betimlemiş, Tatar halkının zengin söz varlığından da ustaca yararlanmıştır. Yazar, eserinde hayatın anlamı üzerine düşüncelerini felsefi bir dille sunmuş, vatanına olan sevgisini Tatar halkının maddi ve manevi inançlarıyla harmanlamış ve kültürel zenginliğini mitolojik ögelerle birleştirmiştir. Tatar halkının kültürel zenginliğini ise mitolojik ögelerle birleştirmiştir. Bu bağlamda, Oça Torgan Kěşěler (Uçan İnsanlar) adlı romanında Tatar köylerini, şehir hayatını, vatan sevgisini, baba ocağının önemini, ahlâkı, aşkı ve namus kavramlarını derinlemesine ele alarak tasvir etmiştir. Yazar, bu romanında, köyünü on sekiz yıl önce terk eden Sevben isimli delikanlının başından geçen olayları ve üç farklı Sevben tipiyle karşılaşılan durumu ele almıştır. Sevben'in geride bıraktığı annesi ve sevgilisi Seviye'nin yaşadığı psikolojik buhran en ince ayrıntısına kadar anlatılmıştır. Çalışmada, eserden yola çıkarak Galimcan Gıylmanov'un ustalıkla kaleme aldığı kahramanlar ve mitolojik ögeler derinlemesine incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Kazan Tatar Edebiyatı, Galimcan Gıylmanov, Nesir, Mitoloji.

Tatar edebiyatıTürk edebiyatıTürk mitolojisi
Hazal Doğan
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Uygurca İyi Niyetli Hanzade İle Kötü Niyetli Hanzade metninin rekonstrüksiyonu

Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmada Budist Uygur edebiyatının çatik türüne giren bir yazma eserin rekonstrüksiyonu yapılmıştır. Budist külliyat içerisinde Buda adaylarının yeniden doğum ve hayat hikâyelerinin anlatıldığı bu edebî tür, Türk milletinin Budizme dair tafsilatlı malumatlarını ve yine Türklerin maddî ve manevî değerlerini ihtiva etmektedir. Birçok dilde nüshaları bulunan yazma, Türkoloji sahasına "Kalyânamkara ve Pâpamkara Hikâyesi" olarak yerleşse de aslen Eski Uygurca nüshasında bu isimler yerine "Edgü Ögli Tigin ve Anyıg Ögli Tigin" isimleri yer almaktadır. Bu yüzden de bu isimle anılması daha doğru olacaktır. Bunu yanında dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından bu eserin oldukça mühim bir yere sahip olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda anılan sebepler, bizi yazma üzerinde yeniden çalışmaya yönlendirmiştir. 20. Yüzyılda Dun-Huang Mağaraları'nda bulunan ve Fransa Millî Kütüphanesinde muhafaza edilen eser üzerine bugüne kadar birçok çalışma yapılmıştır. Eserin çözümlenişinin 101. yılında bütün bu çalışmalar karşılaştırmalı olarak tekrar ele alınacak, eksiklikler gösterilecek ve yeni düzeltmeler teklif edilecektir. Söz konusu veri analizi yapılırken tarihî Türk lehçelerinin yanında modern Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi ve ağızlarına sık sık başvurulacaktır. Böylece sunulmuş olan okuma ve tamir teklifleri mesnetleri ile ortaya konulmuş olacaktır. Türkoloji sahasında daha önce uygulanmamış farklı metotlarla (orijinal metin, transliterasyon ve transkripsiyon) değerlendirme ve tespitlerde bulunulacak, hemen ardından da metnin sözlüğü verilerek çalışma nihayete erecektir. Bu sözlükte yer alan kelimelerin anlamları özellikle metin içerisindeki kazandığı anlamlar değerlendirilerek verilecektir.

BudizmDilbilgisiDilbilim+6
Kenan Azılı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

1900-2000 yılları arasında Güney Türkistan (Afganistan)'da Özbek Türkçesiyle şiir yazan şairler

Afganistan'da yaşayan üçüncü büyük etnik grup Özbek Türkleridir. Afganistan ve çevresi tarihî olarak Gazneliler, Büyük Selçuklular, Timurlular, Şeybânlılar, Babürlüler gibi büyük Türk devletlerinin kurulduğu bölgedir. Zaten bu ülkenin kuzey kesimi için kaynaklarda Güney Türkistan, Afgan Türkistanı veya Bend-i Türkistan terimleri kullanılmaktadır. Ayrıca asırlar boyunca Osmanlı hâkimiyeti dışındaki Müslüman Türk yurtlarında edebî dil olarak kullanılan Klasik Doğu Türkçesi diğer adıyla Çağatay Türkçesinin kurulduğu ve Türk dilinin en büyük şair ve savunucularından olan Ali Şir Nevâî'in anayurdudur. Bu büyük Türk medeniyetinin bu ülkede esasen iki büyük vârisi bulunmaktadır. Bunlar Özbekler ve Türkmenlerdir. Özbek ve Türkmen Türkleri bütün kıt imkânlara ve değişik kısıtlamalara rağmen kendi anadilleriyle edebi eserler yazmaktadırlar. Afganistan'ın içinde bulunduğu özel şartlardan ve bu ülkedeki diğer etnik topluluklarla birlikte Türklere karşı takip edilen sınırlamalardan ötürü buradaki şair ve yazarlar hakkında yeterli bilgi yoktur. Mesela bu ülkedeki Türk nüfusuna dair elde somut veriler bulunmamaktadır. Bu konuda Batıda değişik çalışmalar yapılmaktadır. Yaklaşık 31 milyonluk ülkedeki Özbek ve Türkmenlerin toplam nüfusu için sanal ağdaki ülke genelinde %11'lik gibi tahmini bir rakam verilmektedir. Aşağıda Literatür Özeti bölümünde de görüleceği Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar oldukça sınırlıdır, ayrıca yeterli değildir. Bu çalışma, Afganistan'da yaşayan ve şiirlerini özellikle anadilleriyle yazan Özbek Türkü şairlerin biyografilerini; yaşıyorlarsa kendileriyle yüz yüze veya telefonla gerçekleştirilen görüşmeler, ölmüşse en yakın aile üyelerinden veyahut da yakın çevresinden alınan en doğru bilgiler ile hazırlanacaktır. İlaveten şairlerin şiirlerinden örnekler de verilecektir. Böylece bu alandaki mevcut yayımlardaki eksiklikler giderilecek veya yanlış bilgiler tashih edilecektir. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere bölge asırlardan beri bir Türk kültür merkezidir. Dolayısıyla geçmişten bugüne bütün edip ve şairlerin tek bir çalışmada incelenmesi mümkün değildir. Bu sebepten bu çalışmada zaman sınırlaması yapılmış ve 1900-2000 yılları arası gibi 100 yıllık bir süreçteki şairler çalışma konusu edilmiştir.

AfganistanAşağı TürkistanBiyografi+6
Yaqob Karash
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Pınar Kür'ün öyküleri üzerine bir inceleme

Öykü türü edebi türler içerisinde en eski ve yaygın olanlarındandır. Öykü de diğer türler gibi Tanzimat'tan günümüze kadar çeşitli değişimler geçirmiştir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte hızlanan bu değişimde Pınar Kür 1970'ten sonra yer almaya başlamıştır. Pınar Kür roman, öykü ve tiyatro yazıları ile Türk edebiyatında önemli bir yere sahip olan kadın yazarlardandır. Romanlarında daha çok toplumsal ve siyasal konulara yer veren Pınar Kür, öykülerinde aşk, ölüm ve insan gibi evrensel temalara yer vermiştir. Geleneksel ve modern anlatım biçimleri ile yazdığı öykülerinde kişilerin iç dünyalarını yansıtmaya çalışmıştır. Bu açıdan, daha çok romanları ile tanınan Pınar Kür, öykülerinde farklı çevrelerin kapılarını açmaktadır. Bireyi ve bireyin sorunlarını işlediği öykülerinde dikkat çekici olan aşk ve kadındır. Aşk ve kadının ön plana çıktığı bu öykülerde genel ruh hali ise mutsuzluk, karamsarlıktır. Bizim bu çalışmadaki amacımız yazarın öykülerine dikkat çekerek onun öykücülüteki başarısını ortaya koymaktır. Araştırmamız öyküyü oluşturan unsurların (kişi, zaman, mekan, anlatıcı ve üslup gibi) yazarın öykülerinde tek tek incelenmesi yöntemiyle oluşturulmuştur. Dönemin öykücülüğünün doğru anlaşılması ve yazarın edebi yaşamının bütün olarak değerlendirilmesi adına bu çalışmanın aydınlatıcı bir rol üstleneceğini düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Hikâye, Türk Edebiyatı, Pınar Kür, Aşk, Kadın, Mutsuzluk

HikayeKür, PınarTürk edebiyatı+1
Demet Çalışkan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal düşünceler bakımından Adalet Ağaoğlu romanları

Edebiyat ile siyaset, birbirlerine oldukça yakın iki çalışma alanıdır. Buna rağmen, her ikisi arasındaki bağı güçlendirecek nitelikteki çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir. Akademik düzeyde ise edebiyatın siyaset yahut siyasetin edebiyatına dair hemen hiç çalışma bulunmamaktadır.?Siyasal Düşünceler Bakımından Adalet Ağaoğlu Romanları? adlı bu çalışma edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Tez, Giriş hariç, genel hatlarıyla yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Olay Örgüsü; İkinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarının Ortak Özellikleri; Üçüncü Bölüm: Sosyal Hayatın Dönüştürücüsü Olarak İdeolojiler ve Siyasi Partiler; Dördüncü Bölüm: Siyasetin Gölgesi Olarak Sosyal Hayat; Beşinci Bölüm: Isıtan Değil Yakan Güneş Olarak Siyasal Ortam; Altıncı Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Siyasal Sınıflar; Yedinci Bölüm: Adalet Ağaoğlu Romanlarında Geleneğe Bakış adını taşımaktadır.Çalışma, edebiyat ve siyaset arasındaki ilişkilerin teorik çerçevesinin kurulması ve bu ilişkiye pratik zemin oluşturma anlamında bir ilk adım olarak düşünülürse amacına ulaşmış demektir.

Ağaoğlu, AdaletRomanSiyaset+2
Ferda Atlı
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

17. yüzyıl Türk edebiyatında gazel

Bu tezde, XVII. yüzyılda yaşamış olan klasik edebiyat şairlerinden tespit ettiğimiz 12 şaire ait 3779 gazel şekil ve muhteva yönünden incelenmiştir. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır.Giriş kısmında gazelin tanımı, özellikleri ve Arap, Fars, Türk edebiyatındaki tarihi gelişimi üzerinde durulmuştur.Birinci bölümde, gazel şekil özellikleri kapsamında vezin, kafiye, redif, terkipler, mahlas, beyit sayısı, teknik gibi çeşitli yönlerden incelenmiş olup elde edilen bilgiler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.İkinci bölümde ise gazellerin muhtevası ayrıntılı olarak incelenmiştir. İncelenen gazeller konularına göre aşk, sevgili, tasavvuf, hikmet, tabiat, kozmik unsurlar, rintlik, kişi tavsifi, mekân tavsifi ve diğer konular olmak üzere on başlık altında toplanmıştır. Bu bağlamda gazellerin konularına ait sayısal ve sözel veriler tablo ve grafiklerle desteklenmiştir.Anahtar Kelimeler: Gazel, 17. yüzyıl, Şekil, Muhteva.

17. yüzyılEdebiyatEski Türk edebiyatı+3
Handan Ayangil
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Aslı Erdoğan'ın öykü ve romanlarının psikanalitik yöntemle incelenmesi

Aslı Erdoğan'ın Öykü ve Romanlarının Psikanalitik Yöntemle İncelenmesi? başlıklı bu tez çalışması edebiyat ve psikanaliz ilişkisini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Aslı Erdoğan'ın anlatıları kişisel deneyim ve içsel yaşantıların işlendiği eserlerdir. Psikolojik unsurların fazlasıyla yer aldığı bu eserler psikanalitik açıdan incelenmeye uygun eserlerdir.Bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın I. bölümü ?Edebiyat ve Psikoloji İlişkisi? başlığını taşımaktadır. Bu bölümde ?Edebiyat ve Psikanaliz? başlığı altında bu iki alanın birbirleriyle olan etkileşimi ele alınmış, yine bu bölümde ?Psikanalitik Edebiyat Eleştirisi? başlığı altında psikanalitik edebiyat eleştirisi ve çalışmada izlenen yöntem hakkında bilgi verilmiştir. ?İnsan Ruhunun Dehlizlerinde Dolaşan Bir Yazar: Aslı Erdoğan? başlıklı II. bölüm'de teze katkısı olacağı düşüncesiyle Aslı Erdoğan'ın hayatı ve sanatı hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmanın esas bölümünü oluşturan ?Aslı Erdoğan'ın Anlatılarındaki Psikanalitik Unsurlar? başlığını taşıyan III. bölümde Aslı Erdoğan'ın anlatıları psikanalitik bir bakış açısıyla incelenmeye çalışılmıştır. Bu bölümde psikanalitik eleştiriyi bütünüyle uygulamak yerine psikanalitik eleştiriye dayanan daha esnek bir yaklaşım tarzı geliştirme fikriyle hareket edilmiştir. Sonuç bölümünde de yapılan incelemenin sonuçları ortaya koyulmuştur.Anahtar Kelimeler: Aslı Erdoğan, anlatı, psikanaliz, psikanalitik yöntem psikanalitik edebiyat eleştirisi, psikanalitik unsurlar.

AnlatıErdoğan, AslıHikaye+5
Murat Parlakpınar
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Murathan Mungan'ın Çador adlı eserinin çözümleyici yazın eleştirisi

?Murathan Mungan'ın Çador Adlı Eserinin Çözümleyici Yazın Eleştirisi? adını taşıyan bu çalışmada Mungan'ın imgesel bir dille kaleme aldığı Çador anlatısı ele alınmış, anlatı üç aşamada değerlendirilerek yüzeyden derine doğru ilerleyen bir araştırma sunulmuştur. İlk aşamada anlatı çözümlemesi verilerek yazın yapıtına daha geniş ve bir bütün olarak bakma olanağı sağlanmış, ikinci aşamada bütün parçalara ayrılarak sözcük anlambilim değerlendirmesi yapılmış ve son aşamada parçalara ayrılan metinden yeni bir bütün elde etmek gayesiyle eserdeki metafor kullanımı incelemeye alınmıştır. Çalışmanın en önemli bölümü olan ?metafor kullanımı?nda 12 metafor incelenmiştir, bu metaforlar; araba metaforu, yılan metaforu, yol metaforu, kadın metaforu, baba metaforu, söz metaforu, mezar metaforu, ölüm metaforu, burka metaforu, meczup metaforu, toz metaforu ve dağ metaforudur.Çağrışımsal bir eser olan ve bu özelliğiyle çoğul okumalara olanak tanıyan bir anlatı konumundaki Çador, bu özelliğinden ötürü araştırma konusu olmuş ve böylece yapıttaki en dikkat çekici unsur olan dil ve anlatımı incelemeye alınmıştır. Modern Türk edebiyatının son dönemdeki önemli temsilcilerinden Murathan Mungan'ın Çador yapıtı biçim ve içerik olmak üzere iki dilsel yönden araştırılarak, ufak bir dil malzemesinin yoğun bir anlam ve söyleyiş zenginliği ile sınırlarının nasıl genişleyebildiği gösterilmeye çalışılmıştır.

Edebi eleştiriEdebiyatEleştiri+7
Gülşen Can
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türabi'nin Manzum Battalnamesi (Battal Gazi destanı)

Battal GaziBattal-nameEdebiyat+4
Abdulkadir Çolak
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin divan edebiyatına bakışı: Çorum il merkezi örneği

Divan edebiyatı devri eserleri, uygun inceleme yöntemlerinden yararlanılması kaydıyla, öğrencilerin bilişsel-duyuşsal yeteneklerini geliştirir ve onlara nitelikli bir güzellik algısı edinmeleri noktasında katkı sağlar. Ne var ki Tanzimat'la birlikte divan edebiyatı ve bu edebî dönemin özellikleri farklı nedenlerden ötürü etkisini kaybetmiştir. Öğrenciler bu dönemin lisanına, güzellik anlayışına, biçim hususiyetlerine ve anlatım şekillerine iyice yabancılaşmışlardır. "Ortaöğretim Öğrencilerinin Divan Edebiyatına Bakışı: Çorum İl Merkezi Örneği" baş-lıklı bu incelemede divan edebiyatı hususunda öğrencilerin belleğine yerleşen düşünceler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada sorunların fark edilmesi için divan edebiyatının idrakiyle alakalı öngörüler üstünden likert ölçeğine bağlı anket oluşturulmuştur. Divan edebiyatıyla ilgili ders almış, ortaöğretim onuncu sınıfta olan öğrencilere divan edebiyatıyla alakalı sorular yöneltilerek bulgular derlenmiştir. Toplanan bulgular, SPSS yazılımında çözümlenerek bu verilerin frekans ayrımları ile yüzdelik dilimleri belirlenmiştir. Üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde araştırma ile ilgili hususlar hakkında bilgiler verilirken ikinci bölümünde araştırma ile ilgili çalışmalar ve nihâyet üçüncü bölümünde ise araştırma ile elde edilen bulgular açıklanmıştır. İnceleme bitiminde ortaya çıkan veriler ışığında da divan edebiyatının öğrencilerin gö-zünde olumsuz bir şekilde algılanmasında en önemli hususun döneme ait dilin anlaşıl-masındaki zorluklar olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kavramlar: Divan edebiyatı, öğrenci algısı, inceleme, likert ölçeği.

Divan edebiyatıEdebiyat dersiEdebiyat eğitimi+4
Ferhat Ocak
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mustafa Kutlu'nun hikâyelerinde tasavvufî temalar

İslâmî ilimler içerisinde Tasavvuf; Müslümanların hem hayat felsefelerini hem de yaşam tarzlarını etkileyen önemli bir ilim dalıdır. Tasavvuf, müstakil bir felsefesi olan; sanata, musikiye, mimariye yön veren bir düşünce sistemidir. En çok etkilediği sanat alanı ise edebiyattır. Sadece edebî metinleri etkilememiş, aynı zamanda meselelerinin izahında edebiyatın bütün dallarını kullanmıştır. En çok kullandığı alan ise şüphesiz hikâyedir. Tasavvuf hikâyelerle anlaşılmış, onaylanmış ve yayılmıştır. Hikâye kuramı, hal ilmi olan tasavvufun izahında kolaylık sağlamasının da etkisiyle, mesneviler ve menkıbelerle bugüne kadar tasavvufî, ahlâkî meselelerin taşıyıcısı olmuştur. Anadolu, İslam'ı tasavvuf hikâyeleriyle içselleştirmiştir. Fakat mondernleşme, batılılaşma ile birlikte Anadolu; yüzyıllık irfânî geleneğini terk etmeye başlayarak, maneviyattan sıyrılmış, maddeyle kuşatılmış bir hayat tarzına doğru evrilmektedir. Modern dünyayı çok iyi tanıyan, Modern Türk Edebiyatına kendine has yöntem ve üslubu ile yeni bir hikâyecilik anlayışı getiren Mustafa Kutlu; İslam'ın tasavvuf anlayışını benimsemiş, tasavvuf tarihine de ilmine de vâkıf bir yazardır. Hikâyelerinde tasavvufî kavramları, terimleri ele alan Kutlu, modern insanın sorunlarına, bunalımlarına çare olarak tasavvuf anlayışını işaret etmektedir. Mustafa Kutlu, modern hikâyelerle, modern zamana tasavvuf düşüncesini tekrar anlatmaktadır. İrfânî değerleri, tasavvufî kavramları, ahlakî ölçüleri çoğu zaman açıkça bazen de hikâyelerinin satır aralarında işlemektedir.

Dini edebiyatHikayeKutlu, Mustafa+6
Ayşe Nur Kırcalı
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Refik Halid Karay'ın eserlerindeki hayvan unsurları

Hayvanlar, aynı gezegeni paylaştığımız yaşam ortaklarımızdır. En eski tarihi bulgulardan günümüze kadar bakıldığında hayvanların insanlığın yaşamındaki önemi dikkat çekmektedir. Vahşi ve yırtıcı olan hayvanlara karşı duyulan korku, insanların buluşlar yapmasını sağlamış ve medeniyete uzanan yolda önemli bir etken olmuştur. Kimi zaman İnsanlar hayvanlarla dostluk etmiş kimi zaman ise hayatı kolaylaştırmak adına çeşitli alanlarda hayvanlardan faydalanmıştır. Hayvanların yaşamımızdaki önemli yeri, bu durumun sanata yansımasını sağlamıştır. Duvar resimlerinde, heykellerde arkeolojik kazılarda bulunan günlük yaşam ürünlerinde hayvan figürlerinin izlerine rastlanmaktadır. Destanlar, efsaneler, masallar hayvan unsurları ile doludur. Günümüze yaklaştıkça her edebi dönemde, edebi ürünlerde hayvanlara yer verildiği görülmektedir. Hayvanlar edebi ürünlerde; savaş esnasında sahibiyle mücadele veren bir dost, kişinin yiğitliğini kanıtlamak amacıyla yenmesi gereken güçlü bir varlık, haberci, uysal, çalışkan, azimli, lider, sinsi, kötü niyetli gibi yönleriyle ele alınmış ve bunlar gibi pek çok kavramın simgesi olacak şekilde kullanılmıştır. Ömrü boyunca çok sayıda eser veren Refik Halid Karay'ın eserlerinde hayvanları kullanma sıklığı dikkat çekicidir. Kendisi de farklı hayvanların bakımını üstlenmiş olan yazar, çok çeşitli hayvan adlarını eserlerinde kullanmış, hayvanları kullanarak soyut kavramları somutlaştırmıştır. Yazarın eserlerinde hayvanları günlük yaşamın bir parçası, binek hayvanı, etinden faydalanılan bir varlık şeklinde kullandığını gördüğümüz gibi dostluk, sinsilik, cesaret, güçlülük, art niyetlilik, ağırkanlılık, sevimlilik, güzellik, çeviklik gibi soyut kavramları karşılayacak şekilde kullandığı da görmekteyiz. Yaptığımız araştırma sonucunda hayvanların insan yaşamında aslında ne kadar önemli bir yeri olduğu saptanmıştır. Bu tez ile Refik Halid Karay'ın eserlerinde hayvanları kullanma biçimini tespit etmek amaçlanmıştır. Bununla birlikte insanlarla ortak yaşam alanını paylaşan hayvanlara şefkat ve saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamak, bir nebze olsun farkındalık kazandırmak da hedeflenmektedir.

Edebi eserlerHayvanlarKaray, Refik Halid+2
Duygu Bolat
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Attila İlhan'ın şiirlerinde ontolojik metaforlar

Dil; sürekli değişen, gelişen, çok yönlü ve kendi içerisinde sistematik bir düzene sahip olan canlı bir yapıdır. İnsan zihninde bilişsel düzeyde karşılık bulan kavramlar, farklı değişkenlere bağlı olarak anlamsal düzeyde değişebilmekte ve genişleyebilmektedir. Dilde yer alan anlamlandırma ve aktarma çabası, anlam biliminin çalışma alanına da kaynaklık etmektedir. Sözcükler arasında yer alan anlamsal aktarımlar, epistemik ve ontolojik uygunluklar; yeni anlamların dile kazandırılmasında ve ifade gücünün artırılmasında öne çıkan dilsel bir özelliktir. Buradan yola çıkılarak metaforlar, yeni bir anlamlandırma çabası olarak görülebilir. Metafor, Grekçe "meta: öte" ve "pherin: taşımak" kelimelerinden oluşan, klasik görüşe göre bir söz sanatı; çağdaş metafor görüşüne göre ise bir kavramı başka bir kavramla anlatma ve kavramlar arası bir aktarımdır. Şiiri oluşturan anlam derinliklerine yine şiirde kullanılan imgelerin yeterince anlaşılmasıyla ulaşılabilir. Metaforlar da imgelerin temelinde yer alan duygu, düşünce ve olguların kaynağına ulaşmakta bir araç özelliği gösterirler. Bu anlamda şiir incelemelerinde yapılacak metaforik analizler, şiirin anlam dünyasına nüfuz edebilmeyi kolaylaştırdığı kadar şiir metinlerinde kavrama dayalı dilsel özelliklerin de görülebilmesini sağlayacaktır. Yapılan çalışmaların genelde klasik tarzda şiir yorumlamaları ya da şair, zihniyet, imge, şiir ilişkisine dayalı bağlantıları inceleyen tarzda yapıldığı görülmektedir. Metin incelemelerinde metaforik bulgular, hem metnin derin yapısındaki anlam ilişkilerini görmede hem de şairin duygu ve düşünce dünyasını belirlemede bir seçenek sunmaktadır. Bu çalışmada, Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforlar tespit edilmeye çalışılmış; elde edilen metafor örnekleri kaynak alanlarına ve ontolojik metafor çeşitlerine göre sınıflandırılarak incelenmiştir. Toplumcu gerçekçi bir şair olan Attila İlhan, bazı şiirlerinde toplumsal temalara dayalı olarak bireysel duyarlılığını da ön plana çıkaran bir sanatsal söylemi ortaya koymuştur. Şaire ait beş ayrı şiir kitabından elde edilen metafor örnekleri, Lakoff-Johson'un "Metaforlar/Hayat-Anlam ve Dil" adlı eserde ortaya koydukları çağdaş metafor teorisi/görüşü doğrultusunda incelenmiştir. İncelemede, şiirde anlam derinliğini sağlayan imge kullanımının metaforlarla ilişkisi ortaya konmuş; Attila İlhan'ın şiirlerinde yer alan ontolojik metaforların şiirin tema ve anlam dünyasına olan katkısı görülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kavramlar: Metafor, ontolojik metaforlar, imge, Attila İlhan.

MetaforOntolojiTürk edebiyatı+4
Esra Yeşil
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Cahit Irgat ve eserleri üzerine bir inceleme

Cahit Saffet Irgat ve eserleri üzerine olan çalışmamız giriş kısmından ve 3 bölümden oluşacaktır. Birinci bölümde Cahit Irgat'ın biyografisi hakkında genel bilgilere yer verilecektir. Edibin biyografisi üzerine yapılan bu araştırma ile edebiyat tarihimizin bir dönemine ışık tutmak amaçlanır. Türk edebiyatı tarihinde, edebiyatın toplumsal işlevinin son derece ileri boyutlarda algılandığı, toplumu yeniden oluşturmanın aracı görüldüğü Cumhuriyet dönemi edebiyatının 1940'lı yıllarından başlayıp etkin olarak 1971 yılına kadar bu dönemde eser vermiş yazarlar arasında yer alır. Siyasi ve ekonomik anlamda Türkiye'nin en bunalımlı yıllarına şahit olan yazar, yaptıkları ve yazdıklarıyla Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiştir. Bu bağlamda ikinci bölümde edebî kişiliği üzerine bir inceleme yapılacaktır. Üçüncü bölümde de yazarın eserleri ele alınacaktır. Cumhuriyet döneminin bu hareketli ve çalkantılı yıllarında toplumcu-gerçekçi anlayışa uygun yapıtlar veren Cahit Irgat'ın eserlerindeki konu ve fikirleri tespit etmeyi, yorumlarını, eleştirilerini ve düşüncelerini belirleyip ortaya çıkarmayı ve bu yoldan ilerleyerek edebiyat tarihçiliğine katkıda bulunmayı öngördük.

BiyografiEdebi eserlerIrgat, Cahit+2
Muhammed Selim Gökçe
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 hk 2211 numarada kayıtlı şiir mecmûası (inceleme- metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmû'alar, Klasik Türk edebiyatının ana kaynaklarını destekleyici kaynaklar olmaları bakımından oldukça önemli eserlerdir. Antoloji niteliğindeki bu eserler mürettiblerinin edebî zevki penceresinden oluşturuldukları devre ışık tutmaları bakımından paha biçilmezdir. Tezimizin konusu olan Çorum Hasan Paşa Yazma Eserler Kütüphanesi 19 Hk 2211 numarada kayıtlı Mecmû'a bir şiir mecmû'asıdır. Eser iki ayrı Mecmû'a görünümünde ve toplam 173 varaktan oluşmaktadır. Yaptığımız numaralandırmaya göre toplam 707 şiir/şiir parçasından oluşmaktadır. Mecmû'a'da 15-17. yüzyıllar arasında yaşamış 118 farklı şaire ait şiirlerin olduğu tespit edilmiştir. Nitekim kime ait olduğu tespit edilemeyen 46 şiir/şiir parçası bulunmaktadır. Yaşadığı yüzyıl tespit edilemeyen şairlerin de bu yüzyıllar arasında yaşadığı düşünülmektedir. Çalışmada mecmû'alar hakkında genel bilgiler verilmiş, 19 Hk 2211 numaralı Mecmû'a tanıtılmış ve incelenmiştir. Mecmû'a'nın çeviri yazılı metni verilmiş ve MESTAP'ın önerdiği şekilde dökümü yapılmıştır. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmû'a, Mecmû'a-i Eş'âr, MESTAP Bilim Kodu: 31402

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+7
Herdem Kaya
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kerem ile Aslı hikâyesi eş metinlerinde Jung'un dört arketipi

Bir milletin maddi manevi tüm değerlerini koruyup gelecek nesillere aktarmasıyla kültür oluşur. Halk anlatmaları da kültür aktarımını sağlayan önemli unsurlardandır. Halk hikâyeleri de halk anlatmalarının önemli bir bölümünü oluşturur. Halk hikâyeleri başlangıçta sözlü olarak aktarılmıştır. Halk hikâyecilik geleneğinde hikâyeler, âşıklar ve meddahlar vasıtasıyla yayılıp şekillenmiştir. Daha sonraki dönemlerde de yazıya geçirilmiştir. Halk hikâyeleri; sevda konulu olanlar, kahramanlık konulu olanlar, hem sevda hem kahramanlık konulu olanlar olarak kendi içinde sınıflara ayrılmaktadır. Kerem ile Aslı hikâyesi, sevda konulu hikâyeler arasında bulunmaktadır. Kerem ile Aslı hikâyesi Türk halk hikâyeleri arasında çokça bilinen bir hikâyedir. Hikâye sadece Türkiye ve Azerbaycan sahasıyla sınırlı kalmamıştır. Bugün tüm Türk dünyasında bilinmekte ve Türklerin gittiği her coğrafyada varlığını korumaktadır. Balkanlar'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Türk Cumhuriyetleri'ne kadar her yerde bilinmektedir. Kerem ile Aslı sevda konusunu içtenlikle işlemiştir. Bu sebeple çok sevilmiş ve sözlü gelenekte anlatıcısının gittiği, gördüğü, gezdiği yerler ile bir etkileşim hâlinde olmuştur. Bundan dolayı da eş metinler çeşitlenmiştir. Bu çalışma Kerem ile Aslı hikâyesinin batı sahasında bilinen eş metinleri ile sınırlandırılmıştır. Çalışmaya yüzlerce yıllık Türk toprağı olan Kerkük'ün de bir varyantı dâhil edilmiştir. Halkın hafızasında önemli yere sahip olan Kerem ile Aslı hikâyesi, Türk halk hikâyecilik geleneğinde görülen motifler yönünden de oldukça zengindir. Bu sebeple bu çalışmada hikâyede geçen motifler ve epizotlar da listelenmiştir. Hikâyenin bu yönlerden zengin olmasından dolayı arketipsel olarak da incelenmesi önem arz etmektedir. Tezimizin son kısmını "Analitikal Psikoloji"nin kurucularından Carl Gustav Jung'un "ilk örnek" dediği, kolektif bilinçdışını gelecek nesillere aktaran "arketip"lerinin Kerem ile Aslı hikâyesi üzerindeki incelemesi oluşturmaktadır. Bu hikâyede Jung'un, öne çıkan dört arketipi olan "anne", "anima-animus", "persona" ve "gölge" arketipleri esas alınmış ve Kerem ile Aslı hikâyesinde tespit edilmeye çalışılmıştır.

ArketipHalk hikayeleriJung, Carl Gustav+3
Bahriye Kalkan
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 3616 numarada kayıtlı Şiir Mecmû'ası (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)

Mecmûʻâlar; tarih, edebiyat, tıp, güzel sanatlar, din, sosyal yaşam ve insanlık gibi pek çok alanda insanlara kaynaklık eden eserlerdir. Böyle önemli eserlerin incelenip gün yüzüne çıkarılması da alan yazını için oldukça önemlidir. İncelediğimiz Mecmûʻa, Ankara Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda 06 Mil Yz A 3616 yer numarasında Mecmûʻa-i Eş'âr adı ile kayıtlıdır. Eser, dinî unsurlar ihtiva etmektedir. İçerisinde 4 mesnevi, halk şiiri nazım şekillerinden koşma biçimiyle ilâhî türünde yazılmış 9 adet koşma, divan şiiri nazım şekliyle yazılmış olan 7 gazel ve biçimi tespit edilemeyen 1 adet ilâhî bulunmaktadır. Mensur kısımlarda ise akıl baliğ olanların bilmesi gereken farzlar, vacipler ve delilleri, Allah hakkında bilinmesi gereken farz ve vacipler, peygamberler, din ve iman vd. hakkında bilinmesi gereken vacipler ve Şeyh Hasan Basrî'den rivayet olunan 54 farz risâlesi bulunmaktadır. Eserin dil özelliklerinden 17. yy.da meydana getirildiği düşünülmektedir. Çalışmamızda mecmûʻalar hakkında bilgiler verilmiş, Türk edebiyatında mecmûʻaların öneminden bahsedilmiş ve konu edilen 06 Mil Yz A 3616 numaralı yazma tanıtılarak incelenmiştir. İnceleme sonucu elde edilen veriler, çeviriyazılı metin şeklinde verilmiştir. Anahtar Kavramlar: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmûʻa, Mecmûʻa-i Eşʻâr, İlâhî, Mesnevi.

17. yüzyılEski Türk edebiyatıMecmu`a-i Eş`ar+6
Gülsemin Eren
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Recâyî'nin Menâkıb-ı Çehâr-yâr'ı (İnceleme-metin 1b-53b)

Menkabe, Hz. Peygamber'in (s.a.v.), din büyüklerinin, kahramanların, tarihî şahsiyetlerin üstün vasıflarını, ahlakî meziyetlerini ve olağanüstü hallerini anlatan edebi bir türdür. Türk İslam edebiyatındaHz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali hakkında yazılmış olan menkabelere menâkıb-ı çehâr-yâr denir. Türk İslam edebiyatı alanında muhtevası dört halife olan birçok eser te'lif edilmiştir. 15. yüzyılda Recâyî tarafından yazılmış olan Menâkıb-ı Çehâr-yâr da bu türde te'lif edilmiş eserlerden biridir. Kaynaklarda Menâkıb-ı Çehâr-yâr'ın yazarı Recâyî'nin hayatına ve eserlerine dair kesin bilgi bulunmamaktadır. Dört halifenin hayatında yaşanan olaylardan ve faziletlerinden bahseden bu eser, 2372 beyitten oluşan bir mesnevidir. Bu çalışmada, mesnevinin 1-1125 beyiti incelenmiştir. Tek nüshası tespit edilebilen eser, Hacı Selim Ağa Yazma Eserler Kütüphanesinin Kemankeş Koleksiyonunun 411 numarasında bulunmaktadır. Eser 15. yüzyılda yazılmış olmasından dolayı Eski Anadolu Türkçesi özelliklerini yansıtmaktadır. Eserde menkabeler arasında geçiş yapılırken herhangi bir başlık kullanılmamıştır. Bölümler arasında birer satırlık boşluk bırakılmıştır. Müellif dört halifenin menkabelerini oldukça sade ve anlaşılır bir üslup ile kaleme almıştır. Eserde, halifelerin üstün özellikleri anlatılmıştır. Hz. Ebubekir'in dürüstlüğü, Hz. Ömer'in adaleti, Hz. Osman'ın hayâsı ve Hz. Ali'nin cesareti ve yiğitliği konu edilmiştir. Menâkıb-ı Çehâr-yâr adlı bu çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde menkabe kavramı açıklanmış ve dört halifenin hayatları hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Recâyî, hayatı ve eserleri genel başlığı altında eserin adı, yazılış tarihi, türü, yazılış sebebi, beyit sayısı ve incelenen beyitler ile eser oluşturulurken kullanılan edebi sanatlar, arkaik kelimeler ve imla özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Aynı bölümde eserdeki menkabelerde anlatılan olaylara değinilmiştir. Çalışmamızın ikinci ve son bölümünde eserin transkripsiyonlu metnine yer verilmiştir.

Eski Türk edebiyatıMenakıb-ı Çeharyar-ı GüzinMenakıbname+3
Fatıma Keleşoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2022
00

Related subjects