Turkey

1,726 theses under this subject heading

Proficiency in ArtOpen AccessTR

Türkiye'de seramik heykel

ÖZET Tarih süreci içerisinde insanlar yaşam biçimlerini, inanç ve duygularını ifade etmek için çeşitli sanatlar kullanmışlardır. Sanat dallan bu süreç içinde» günümüze kadar gelirken değişime uğrayarak çeşitli görevler yüklenmiş farklı anlamlar içermişlerdir. Bugün seramik sanatı içerisinde de görülen bu değişim, seramik heykel adı altında, geleneksellîkten çıkarak, çağdaş sanat akımları arasına girmiştir. Sözü edilen değişim; sanat olgusunun yaygınlaşmasından, seramik sanatındaki sanatsal gelişmelerin yanısıra teknolojik ve teknik gelişmelerin artmasından kaynaklanmıştır. Bu yeni yapılanmadan doğan ve seramik malzemeden yapılan heykele seramik heykel denir. İlk çağlardan bugüne kadar yapılan seramik heykeller, yapıldıkları malzemenin özelliğini belirtmek için sadece seramik adı ile tanınmaktadır. Bugün günlük yaşamımıza girmiş olan seramik heykel sanatı, iç ve dış mekanlardan sanat objesi olarak kullanılmaktadır. Türkiye'de 1950lerden sonra yoğun bir şekside uygulanan seramik heykeller seramik sanatının işlevsel bir sanat olarak tanınmasından dolayı önceleri pek benimsenmemiştir. Fakat Türkiye'deki sanat kültürünün artması ve seramik heykel sanatının kararlı gelişmesi, onun sanat objesi olarak kabullenilmesini sağlamıştır. Seramik heykelin kabul görmesinde toplumun sanat kültürünün yükselmesi ve seramik sanatçılarının payı büyüktür.

HeykelSeramiklerTürkiye
Cemalettin Sevim
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Kopenhag kriterleri açısından Türkiye ekonomisinin Avrupa Birliği`ne uyumu

YÜKSEK LİSANS TEZ OZU KOPENHAG KRİTERLERİ AÇISINDAN TÜRKİYE EKONOMİSİNİN AVRUPA BİRLİĞİ'NE UYUMU Nazım ÇATALBAŞ İktisat Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ağustos 2000 Danışman: Prof. Dr. S. Rıdvan KARLUK Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortak üyelik başvurusu ile başlamıştır. Türkiye 14 Nisan 1987'de Avrupa Topluluğu'na tam üyelik için başvurmuştur. Bu Başvuru, ekonomik ve siyasi gerekçelerle kabul edilmemiştir. 21-22 Haziran 1993 tarihlerinde toplanan Kopenhag AB Konseyi tam üyelik kriterleri belirlemiştir. Bu kriterler; demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını, azınlıklara saygıyı ve azınlıkların korunmasını teminat altına alan kurumların istikrarını sağlamak, işleyen bir pazar ekonomisine sahip olunmasının yanı sıra, AB içindeki rekabet baskısı ile piyasa güçleri karşısında durabilmek kapasitesine sahip olmak, siyasi, Ekonomik ve Parasal Birlik de dahil olmak üzere tam üyelikten kaynaklanan yükümlülüklere uyum yeteneğinde bulunmaktır. 11-12 Aralık 1999 tarihlerinde toplanan AB Helsinki Zirvesi'nde, Türkiye aday ülke olarak kabul edilmiştir. Türkiye'nin katılım görüşmelerine başlaması için siyasi kriterlere ve tam üyelik için diğer kriterlere uyması gereklidir. Türkiye'nin AB'ne entegrasyonunda en büyük sorunu makro ekonomik istikrarsızlıktır. Türkiye 9 Aralık Kararları'nın başarılı olması ve AB'nin verdiği yardımları artırması koşuluyla AB'ne uyum sağlayacaktır.

Avrupa BirliğiKopenhag KriterleriTürk ekonomisi+2
Nazım Çatalbaş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin güney doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçler (Callinectes sapidus)'de esansiyel olmayan bazı metal düzeylerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'nin Güney Doğu sahillerinden toplanan mavi yengeçlerde (Callinectes sapidus) bazı ağır metal düzeylerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada Hatay ilinin İskenderun, Dörtyol ve Samandağ ilçelerinden, her istasyondan 10'ar adet olmak üzere toplam 30 adet mavi yengeç (Callinectes sapidus) kullanıldı. Yengeçlerin kas, hepatopankreas ve solungaç dokularında Kurşun (Pb), Kadmiyum (Cd) Arsenik (As), Nikel (Ni) ve Cıva (Hg) ağır metal düzeyleri Atomik Absorbsiyon Spektrofotometre (AAS) cihazında ölçülerek değerlendirildi. Dörtyol istasyonu Hg düzeyi diğer iki istasyondan yüksek bulunurken (p<0,05) diğer metal düzeyleri bakımından istasyonlar arasında fark bulunamadı. Cd düzeyleri hepatopankreas dokusunda, As ve Ni düzeyleri solungaç dokusunda, Hg düzeyleri ise kas dokusunda diğer dokulara göre yüksek bulundu (p<0,05). Pb sadece Döryol ve İskenderun istasyonundan alınan mavi yengeçlerin solungaç dokularında tespit edildi. Mavi yengeç dokularında tespit edilen As düzeyleri çift kabuklu yumuşakçalar için kabul edilebilir ağır metal limitlerinden yüksek bulunurken, Cd, Pb ve Hg düzeyleri ise limitlerden düşük olarak belirlendi. Sonuç olarak, doğal ve besin değeri yüksek mavi yengeçlerin düzenli periyotlarla ağır metal kirliliği açısından takip edilmesinin, gelecekte ekosistem ve insan sağlığının riske girmemesi açısından önemli olduğu değerlendirildi. Anahtar Kelimeler: Ağır metal, AAS, Mavi yengeç, Hatay.

Ağır metal kirliliğiAğır metallerCallinectes sapidus+5
Türkan Reyhanioğlu
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişki (Muğla/Türkiye-Tamale/Gana örneği)

Bu araştırmada okul yöneticilerinin kullandığı güç kaynakları ile öğretmenlerin güç mesafesi arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmanın evreni 2019-2020 akademik yılında Muğla-Türkiye (10.181) ve Tamale-Gana (4793) illerinde ilkokul, ortaokul ve lise kurumlarında görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi Muğla (384) ve Tamale (407) öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada okullarda geliştirilen Güç Tipi Ölçeği ile Örgütsel Güç Mesafesi ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için SPSS paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde, öğretmenlerin güç tipi ve güç mesafesi algısı ile ilgili görüşlerinin belirlenmesinde betimsel istatistikler, fark analizleri için t-testi, ANOVA ve Kruskal Wallis H-testi analizleri kullanılmıştır. Yapılan karşılaştırma testlerinde farklılığın saptanması için Post Hoc testlerinden yararlanılmıştır. Gruplar arsındaki varyanslar homojen dağıldığı durumlarda Scheffe testi ve varyanslar homojen dağılmadığı durumlarda ise Dunnett's C testi yapılmıştır. Okullarda güç tipi ve güç mesafesi düzeyleri arasındaki ilişki ise Regresyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Yapılan istatistiksel çözümlemelerde .05 düzeyi anlamlılık düzeyi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın bulgularına göre Muğla ve Tamale'de bulunan okullarda görev yapan okul müdürlerinin başvurdukları güç türleri en çok ve en az başvurulan güç türlerine göre sıralandığında; ödül gücü, kişilik gücü, yasal güç ve zorlayıcı güç şeklinde sıralandığı saptanmıştır. Muğla örnekleminde güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; kariyer basamağı, okul yerleşim yeri, kıdem ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç türlerine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü, yaş, kıdem ve çalışma süresi değişkenleri anlamlı bir şekilde farklılaştığı görülmüştür. Muğla'da bulunan okullarda görev yapan öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü kabullenme - güce razı olma - gücü araçsal kullanma - gücü meşrulaştırma şeklinde sıralandığı görülmektedir. Tamale'de ise öğretmenlerin güç mesafesi algısı en yüksek ve en düşük düzeyine göre sıralandığında; gücü araçsal kullanma - gücü kabullenme - gücü meşrulaştırma - güce razı olma, şeklinde sıralandığı görülmektedir. Muğla örnekleminde güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; branş ve okul türü, değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Ancak Tamale örnekleminde öğretmenlerin güç mesafesine ilişkin yapılan testlerde; cinsiyet, branş, kariyer basamağı, eğitim düzeyi, okul türü ve çalışma süresi değişkenlerine göre anlamlı farklılaşma görülmüştür. Okul müdürlerinin kullandıkları örgütsel güç türlerine ilişkin görüşte öğretmenlerin ülkeleri sadece ödül gücü ve yasal güç boyutlarında önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Örgütsel güç mesafesine ilişkin algıda öğretmenlerin bulundukları ülkeler bütün boyutlar için önemli bir değişken olduğu görülmüştür. Ayrıca Muğla örnekleminde; güç türleri güç mesafesini güce razı olma boyutu hariç anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Tamale örnekleminde ise güç mesafesinin bütün boyutlarını anlamlı yordadığı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın bulguları ışığında bazı önerilerde bulunulmuştur; öğretmenlerin güç mesafesi azalmasında etkili olan güç türü ödül gücüdür. Okul müdürleri tarafından çalışanların güç mesafesini azaltmak için aşırıya kaçmadan ödül gücü kullanılabilir. Gücü araçsal kullanmanın yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Bu durum bürokrasinin düzgün işlemediğini gösteriyor. Kişiden kişiye bürokrasinin işlenmesi farklı olmaktadır. Bu çerçevede Eğitim kurumlarının yönetimi ile ilgili politikalarda uygulama kısmı yöneticiye bırakmak yerine yasal prosedürlere bırakılmalıdır, özellikle Tamale için daha geçerli çünkü en yüksek gücü araçsal kullanma değeri bu örneklemde elde edilmiştir. Genel güç mesafesi her iki örneklem için yüksektir. Bu çerçevede okullarda karar alma süreçleri yönetmenliklerle belirlenmeli ve mümkün olduğunca yönetici konumda bir kişinin inisiyatifine bırakılmamalıdır. Ayrıca güç mesafesi hiyerarşik örgütlerin karakteristik özelliğidir. Böyle örgütlerde yukarıya doğru çıktıkça yöneticinin elindeki güç artmaktadır. Güç mesafesi yüksek olmasından bu artan gücün kullanımı çalışanlar tarafından sorgulanamamaktadır. Bu durum örgütlerde hak ihlalleri ve yolsuzluklara yol açabilmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında hesap verebilirlik ve denetim, usulüne uygun olarak yasal, zorunlu ve bağımsız olmalıdır. Anahtar kelimeler: Güç mesafesi, güç türleri, örgütsel güç, Türkiye, Gana

GanaGüç kaynaklarıGüç mesafesi+5
Lukman Zıblım
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkı̇ye süper lı̇gı̇'nı̇n marka değerı̇ üzerı̇ne bı̇r çalışma

Futbol, hem taraftarların yaklaşımı hem de futbol maçları için harcanan paranın büyüklüğü açısından popülerliğini her zaman sürdüren bir spor dalıdır. Bu spor dalı tüm dünyada popülerliğini sürdürmesine rağmen, kimi ülkeler spor kulüplerinin başarılı birer marka olmasını sağlayabilmiş ve bu alanda çeşitli başarılar elde edebilmiş; kimileri ise bir futbol markası olamamış ve bu alanda başarıya ulaşamamıştır. Futbol ekonomisi oranlarına bakıldığında, İngiltere Premier Ligi 4,27 Milyar Euro; Almanya Bundesliga 2,23 Milyar Euro değerindedir. Türkiye'deki futbol ekonomisi büyüklüğü ise, 1 Milyar Euro seviyesindedir. Seyirci sayıları incelendiğinde, Türkiye 8.427 izleyici ile dünyadaki izleme oranlarının gerisinde kalmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; marka değeri, futbol maçlarını izleme kararı ve gelecekte futbol maçları izleme niyeti kavramları aracılığıyla Türkiye'de futbol sektörünü, izleyici davranışlarını ve markalaşma seviyesini analiz etmek ve ilgili çeşitli ilişkileri açığa çıkarmaktadır. Böylelikle, dünya sıralamalarında çeşitli yönlerden geride kalan ülkemiz futbolu hakkında detaylı bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma kapsamında futbol izleyicisi davranışlarını analiz etmek üzere 20 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiş; marka değeri ve gelecekte futbol maçlarını izleme niyetini analiz etmek üzere ise, 401 anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları detaylı bir şekilde sunulmuş; çalışmanın sonunda, bulgular neticesinde akademi ve iş dünyası için çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

FutbolFutbol ligleriFutbol sektörü+4
Nilşah Cavdar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet eşitliği bağlamında ücret eşitsizliği: Türkiye ve AB ülkeleri karşılaştırması

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği sadece ülkelerin değil dünyanın sorunu olmaktadır. Toplumun eğitim yapısını, politikasını, ekonomisini, büyümesini, kalkınmasını ve daha birçok alanı etkilemektedir. Bu yüzden söz konusu eşitsizlik için hemen hemen bütün ülkelerde farkındalık oluşmaktadır. Söz konusu eşitlik hem AB hem de Türkiye için önemli bir amaç olmaktadır. Bu yüzden Türkiye ve AB söz konusu eşitlik için hem anayasada hem de piyasada birçok düzenleme yapmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ve AB'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu görebilmek için Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu, Küresel Ücret Raporu, pek çok veri seti ve kaynaktan hareket ile söz konusu ülkelerdeki cinsiyet eşitsizliği incelenmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ücret eşitsizliği üzerindeki etkisi karşılaştırmalı olarak ele alınmaktadır. Elde edilen verilere göre Türkiye'deki cinsiyet eşitsizliği hemen hemen bütün AB ülkelerinden daha fazla olduğu görülmektedir. Fakat bu durumun cinsiyete göre ücret eşitsizliğine aynı oranda yansımadığı ve birçok AB ülkesinden daha iyi durumda olduğu görülmektedir. Fakat Türkiye'de genel olarak bir iyileşmeden bahsedilse de aynı eğitimi ve aynı mesleği yapanlarda cinsiyete göre ücret eşitsizliğinin genel olarak erkeklerin lehine olmaktadır. Bu yüzden hem Türkiye hem de AB cinsiyet eşitsizliğini ve cinsiyete göre ücret eşitsizliğini ortadan kaldırmak için mücadele etmelidir. Bu amaç doğrultusunda önyargıları, toplumsal cinsiyete dayalı hükümet düzenlemeleri, meslek ayrımcılığı, cinsiyet ayrımcılığı gibi eşitsizlik yaratan birçok sorun ortadan kaldırılmalıdır.

Avrupa BirliğiEşit ücretKadın-erkek eşitliği+3
Gülcan Güzel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study of organizational culture and the glass ceiling syndrome among academics in Turkey and Finland

Women have begun to take part in business life due to the changing structure of workforce. However, women who are members of minority groups have faced many obstacles in business life. The most important obstacle is that women are high in number in mid-levels but they cannot come up higher levels because of individual, organizational, and social reasons. This term referring to invisible barriers in business life is called as "glass ceiling syndrome" in literature. This comparative study aims at investigating potential glass ceiling effects with its causes in academia both in Turkey and Finland - one of the Nordic countries -. The research question is formulated as how the relationship between organizational culture and the glass ceiling syndrome affects women academics' career advancements at Turkish and Finnish universities. Besides, it is examined whether there is any effect of demographic factors on glass ceiling perceptions of academics. A questionnaire was conducted to measure women and men academics' glass ceiling perceptions in selected faculties of Turkish and Finnish universities. The data of the research was collected by Hofstede's Culture Questionnaire (Emet – 2006, and Sigler & Pearson – 2000) and Karaca's Glass Ceiling Scale (2007). The glass ceiling questionnaire involves seven dimensions representing barriers for women's career advancement. Hofstede's culture approach was used as a model for organizational culture in order to reveal cultural differences affecting women's career advancement in these countries. According to research findings, there is no relationship between the glass ceiling syndrome and organizational culture but there are some relationships with regard to sub-dimensions of variables that were determined in academia in both Turkey and Finland. While academics in Turkey are uncertain about the glass ceiling syndrome, Finnish academics agree with this syndrome. It is also concluded that there are no differences in glass ceiling perceptions of academics in terms of their demographic characteristics in both countries.

AcademiciansGlass ceiling syndromeFinland+5
Merve Karahan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Odunpazarı ve Tepebaşı ilçelerinin (Eskişehir) liken çeşitliliği

Bu çalışmada, likenlerin izlenmesiyle hava kalitesinin belirlenmesine ilişkin araştırmalar için bir veritabanı oluşturmak amacıyla; Odunpazarı ve Tepebaşı ilçeleri içinde yer alan liken ve likenikol mantar çeşitliliği belirlenmiştir. Ayrıca tespit edilmiş olan 203 taksonun yaşama ortamlarına göre dağılımları irdelenmiş ve değerlendirilmiştir.

EskişehirEskişehir-OdunpazarıLikenler+1
Emel Sönmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sürdürülebilir kalkınma göstergesi olarak ekolojik ayak izi ve Türkiye

Sürdürülebilir kalkınma, bugünkü toplulukların ihtiyacı olan ekonomik gelişmenin gelecekte dünya üzerinde yaşayacak olan toplulukların ihtiyaçlarını karşılamada engel oluşturmayacak şekilde olmasını gerektirmektedir. Geleneksel enerji üretim ve tüketim alışkanlıklarının çevre ve doğal kaynaklar üzerinde yerel, bölgesel ve küresel ölçekte olumsuz etkilere neden olduğu bilinmektedir. Fosil yakıtların kullanımına bağlı olarak başta karbondioksit olmak üzere sera etkisi yaratan gazların atmosferde hızla artması insanlığın karbon ayak izini arttırmakta ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmiş ve gelişmekte olan bir çok ülkede ekolojik açık sorunu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'nin karbon ayak izini azaltmaya yönelik yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesinin ne derece gerekli olduğuna vurgu yapılmıştır. Temiz enerji üretim ve tüketiminin yaratacağı pozitif etkilerin çevresel, sosyal ve ekonomik yönleri sürdürülebilirlik yolunda büyük değer kazanmaktadır. Bu doğrultuda enerji kaynaklarından gerçekleştirilen enerji üretiminin yüksek verim ve temiz teknolojilerle gerçekleştirilmesi, fosil yakıtların yerine çevre dostu yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanılmasının teşvik edilmesi günümüzün en önemli hedefleri arasında yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Sürdürülebilir Kalkınma, Ekolojik Ayak İzi, Karbon Ayak İzi, Türkiye

Ekolojik ayak iziKalkınmaKalkınma politikaları+5
Ahmet Dinç
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

İş sağlığı ve güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri

İş sağlığı güvenliği denetimi ve bazı ülkelerden uygulama örnekleri başlığını taşıyan bu çalışma, çalışma hayatı açısından hem ülkemizde hem de dünyada oldukça önemli bir yeri olan iş sağlığı ve güvenliğini sağlamada ve iş kazalarını azaltmada teftiş ve denetimin önemini vurgulamak amacı ile hazırlanmıştır. Çalışma iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde iş sağlığı ve güvenliği denetimine ilişkin temel kavramlardan, iş sağlığı ve güvenliği teftiş ve denetim türlerinden bahsedilmiştir. İş sağlığı ve güvenliği denetiminin uluslararası hukuktaki kaynakları incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği denetim sistemi tanıtılmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda ilk olarak iş denetiminin ulusal hukukî kaynaklarından bahsedilmiştir. Daha sonra denetim ile görevli kurum ve kuruluşlar ve bunların işleyişi incelenmiş; işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği denetiminde ki rolüne değinilmiştir. İşçilerin denetim yapılmaması halinde hakları ve işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almaması halinde sorumluluğuna değinilmiştir. Teftiş ve denetim sonrası yapılacak işlemler bu bölümde incelenen konular arasında yer almıştır. Bölümün son kısmında Avrupa Birliği'ne üye bazı ülkelerdeki iş denetim sisteminin işleyişi hakkında bilgi verilmeye çalışılmış ve bu sistemlerin ülkemizde var olan iş denetim sistemi ile karşılaştırması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: İş sağlığı, iş güvenliği, teftiş, denetim, Avrupa Birliği.

Avrupa BirliğiDenetimTürkiye+4
Kübra Demir
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yansımaları: Somali'de faaliyet gösteren Türk işletmelerinin deneyimlerinin belirlenmesi

İnsanoğlu küreselleşmenin etkisiyle yavaş yavaş daha küresel, daha homojen bir kültüre doğru yol alsa bile, ülkeler arasındaki kültürel çeşitlilik daha uzun süre devam edecektir. Kültürün günlük yaşamı ve insanlar arasındaki etkileşimi derinden etkilemesinin ötesinde, işletmelerdeki iş yapma biçimleri üzerinde doğrudan etkisi vardır. Uluslararası işletmelerin başarısı önemli ölçüde iş yaptığı kültürü iyi tanımasına dayanmaktadır. Farklı bir kültürde faaliyet gösteren işletmeler çoğu zaman kültürel farklılıklardan kaynaklanan sorunlarla boğuşmaktadır. Bu çalışma, ülkelerarası kültürel benzerlik ve farklılıkların uluslararası işletmeler üzerindeki yansımalarını, Somali ve Türk kültürleri örneğinde tespit etmeyi amaçlamaktadır. Nitel araştırma modelinin kullanıldığı bu çalışmadaki veriler, Somali'de faaliyet gösteren Türk işletmelerinde çalışan 23 personel ile yapılan detaylı görüşmeler yoluyla elde edilmiştir. Bulgular, Türk yöneticilerin Somali ile Türkiye arasında hem uluslararası kültürü oluşturan bileşenler hem de Hofstede'in geliştirmiş olduğu ulusal kültür boyutları açısından önemli farklılıklar olduğunu düşündüğünü ortaya koymaktadır. Katılımcılara göre iki ülke arasındaki tek benzerlik aynı dine sahip olmalarıdır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası işletme, Kültür, Ulusal kültür, Kültürel farklılıklar, Somali, Türkiye

KültürKültürel farklılıkKültürel çeşitlilik+4
Abdullhi Nor Warsame
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessFR

Communication interculturelle dans l'enseignement de langue etrangere : Analyse des opinions des enseignants à travers les exemples de la France et de la Turquie

Nowadays, the borders among countries are gradually disappearing by the effects of communication technologies and globalization. Therefore, intercultural communication is now a necessity in the international platform. To preserve cultural diversity by developing the concepts of "other" conscious and "respect" to different cultures, with reference to be aware of his/her own culture and to identity-conscious, is among the motives forming the basics of intercultural communication. In that point, as it is stated in The Common European Framework of Reference for Languages (CEFR), current foreign language curriculum should be prepared appropriate to the goal and practices of acquiring intercultural communication skills. Without doubt, the teachers have the biggest responsibility in making students attain these skills as well as in every educational process. The aim of the study is to define, to investigate, and to compare the views of foreign language teachers on international communication. A qualitative case study, which enabled us to define the views of foreign language instructors on international communication skills in foreign language teaching, was carried out to reach that aim. The instructors were chosen from France and Turkey. In this context, twenty instructors, seven instructors from the Department of French Language and six instructors from the Department of English Language of Jean Jaurès University in France, Toulouse, six instructors from the Department of French Language of Anadolu University School of Foreign Language Teaching, in Turkey, were firstly given a questionnaire to obtain their general opinions on the issue. Then, a semi-structured interview, based on the questionnaire, was applied in order to examine the opinions in details. The data was obtained in eighteen months. At the end of the data analysis, five main themes (relationship language-culture, intercultural communication practices in foreign language teaching, difficulties in intercultural communication practices, pedagogic documents, teacher and intercultural communication) and twenty seven subthemes were determined. It was found that cultural identity is an important factor that affects the world view, thought system, language use, and behaviour pattern in society. Nonverbal cues also carry meaning and convey messages between speakers during communication, such as verbal cues. References, arising from cultural differences that vary from culture to culture, sometimes cause different interpretations and even misunderstandings. In foreign language education, intercultural communication skill contributes to the development of the other consciousness that leads the student to recognize and to interact with what is different from himself. Teachers who are an intermediary also among all students who come from different cultures as well as the target and source culture play a leading role in the development of intercultural communication skill in foreign language teaching process. Teacher is responsible for students' recognising their own identity by discovering their cultural codes, and developing the consciousness of other and relativity through the target language-culture. In this regard, all the teachers who participated in the study were observed to have experienced difficulties in including the intercultural approach into their courses, even though they were aware of the function of foreign language teaching of intercultural communication to a certain level. On the other hand, it was revealed that none of the participants received any training on intercultural communication. In our study it was found that the teachers in three different contexts generally agreed upon language-culture relation, intercultural communication practices, difficulties they encountered in these practices, and course materials although each of the teachers gave examples from their own contexts; however, they were found to have disaccorded on the issues such as teacher competence, abroad experience, objectivity and impartiality within the scope of intercultural communication. However, these differences were not found in the comparison groups but among the participants of within each group. Keywords: Intercultural communication, Communication skill, Foreign language teaching, Teachers' opinions

Gizem Köşker
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Gençlerin Facebook kullanımları: Almanya ve Türkiye örneği

Çalışma Federal Almanya ve Türkiye Cumhuriyeti'ndeki 15-24 yaş arası bireylerin sosyal medya uygulamalarından Facebook kullanımlarının belirlenmesi ve karşılaştırılması amacıyla hazırlanmıştır. Bu kapsamda dünya genelindeki popüler sosyal paylaşım web sitelerinden olan Facebook üzerinden iki ülke arasındaki kullanım pratikleri yapılandırılmış çevrimiçi görüşme yöntemiyle değerlendirilmiş ve karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular Alman ve Türk gençlerinin Facebook kullanımlarının büyük oranda benzer olduğunu ancak Türk gençlerin sosyal medya olgusuna Alman gençlere kıyasla daha dikkatli bir yaklaşım gösterdiğini ve belli başlı içerikleri paylaşma anlamında çeşitli korkulara ve endişelere sahip olduğunu göstermiştir. Bu anlamda Alman gençlerin Facebook'ta daha özgür bir tavır sergiledikleri, Türk gençlerinin ise çeşitli çekincelerle hareket ettiği gözlenmiştir.

AlmanyaFacebookGençler+6
Burcu Tarcan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Diasporaların anavatan ziyaretleri: Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi 2013 üzerine bir alan araştırması

İnsanoğlu var olduğundan beri çeşitli nedenlerle hareket halinde olmuş, münferit olarak ya da topluca bir yerden bir yere geçici veya sürekli olmak üzere göç etmiştir. Türklerin son 50 yıllık süreçteki göçlerine genel olarak bakıldığında ise en yoğun Türk göçünün olduğu kıta olan Avrupa'da günümüzde yaşayan yaklaşık beş milyonluk bir Türk Diasporası ortaya çıkmaktadır. Avrupa'da bulunan Türk varlığının çok büyük bir çoğunluğunu, yaklaşık üç milyonluk bir kitle ile Almanya barındırmaktadır. Yaşanan bu göçler sonucunda oluşan diaspora toplumlarının anavatanlarına gerçekleştirdikleri ziyaretler ise diaspora turizmi konusu kapsamında incelenmektedir. Bu araştırmayla, anavatanından göç ederek yaşadıkları yerlerde diaspora toplumu haline gelen insanların anavatanlarına yapmış oldukları kültürel turlardan beklentileri ve bu gezilerin onlar üzerinde bıraktığı sosyo-kültürel etkiler saptanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, Almanya Türk Federasyon'un düzenlediği "Türkiye Kültür Gezisi 2013" üzerinde bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmacı dokuz gün süren geziye bizzat katılarak gözlemde bulunmuş, amaçlı örneklemin maksimum çeşitlilik tekniği ile belirlenen 28 kişiye birer veri toplama günlüğü dağıtmış ve her gün için ne hissettiklerini yazmalarını istemiş, ardından ise geziden sonra Almanya'ya giderek, dokuz şehirdeki toplam 28 katılımcı ile görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme esnasında söylenenler, söylendiği haliyle ve diyalog sırası değiştirilmeden yazıya dökülmüştür. Elde edilen veriler anlamlı bölümlere ayırmak için ilk önce kodlanmıştır. Bunun için bir kod cetveli oluşturulmuştur. Kendi içinde anlamlı bir bütün oluşturan kısımlar araştırmacı tarafından isimlendirilmiştir. Farklı bölümlerde yer alan ve anlam bakımından ilişkili olan veriler, bir araya getirilip ilişkilendirilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler incelenip yapılan kodlama ve ardından kategorilere ayırma işlemi sonucunda ortaya dokuz ana tema ve bu ana temalar altında 22 alt tema ortaya çıkmıştır. Bu tür kültürel gezilerin, Türk Diasporası mensuplarının Türk kültürüne ve Türkiye'ye olan bağlarının güçlenmesine katkı sağladığı, Türklük aidiyetlerinin ve milliyetçilik duygularının artmasına etki ettiği, atalarına hayranlık oluşturduğu, Türk tarihine ve kültürüne merak uyandırdığı, bu çalışmada ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Diaspora turizmi, turizm sosyolojisi, Almanya Türkleri, göçler, Almanya Türk Federasyon Türkiye kültür gezisi.

AlmanyaDiasporaDış Türkler+7
Emrullah Tören
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD

Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları

Avrupa BirliğiIPARDKalkınma yardımları+6
Hazal Duman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

İş ahlakı ve kurumsal sosyal sorumluluğun kültürlerarası boyutu: Polonyalı ve Türk yöneticiler üzerine karşılaştırmalı bir çalışma

Bir insanın kabullendiği ahlaki değerlerin ve tutumların, yaşamakta olduğu yakın çevresine yansıdığı bilinmektedir. Günümüzde, özellikle küreselleşme sürecinin getirmekte olduğu olumlu ve olumsuz değişimlerin ışığında, bireylerin davranışları ve sorumlulukları insanların etkileşimi açısından daha önce olmadığı kadar önemlidir. Günümüzde işletmelerin misyon ve vizyonlarında kâr maksimizasyonuna ilişkin çabalarının dışında, iş yerindeki sağlam ahlaki standartların ve faaliyet gösterilen çevreye anlamlı katkılar sağlıyor olmanın gerekliliği artık yaygın olarak kabul görmektedir. Bununla birlikte, her iki kavramla ilgili sorunların devam ettiği gözlenmektedir. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri, farklı kültürlere göre iş ahlakı ve sosyal sorumluluk kavramlarının farklı anlaşılmasıdır. Bunun dışında, genel olarak ana dili İngilizce olan veya Batı kültürüne ait olan ülkelerde etik ve sosyal sorumluluk ile ilgili konuların çok daha yaygın olarak ele alındığı görülmektedir. Dolayısıyla, etik ve sosyal sorumluluk ile ilgili ana dili İngilizce olmayan ülkelerin görüşlerinin arka planda kaldığı akla gelmektedir. Bu araştırmanın temel amacı, özellikle ulusal kültür boyutları açısından benzerlikler sergileyen Polonya ve Türkiye'nin işletme yöneticilerinin iş ahlakı ve kurumsal sosyal sorumluluk ile ilgili algılamaları ve bakış açılarının benzerlik ve farklılıklarının tespitidir. Bu amaçla, etik ve sosyal sorumluluk alanında daha önce geliştirilmiş olan bir ölçek, 80 işletmede çalışan 104 Polonyalı ve Türk yönetici üzerinde uygulanmış ve her iki ülke yöneticilerinin sözü edilen kavramlar açısından benzer algılamalara sahip olduğu tespit edilmiştir.

Karşılaştırmalı analizKurumsal sosyal sorumlulukKültürel farklılık+5
Marta Kamıla Hancyk Başar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Telafi edici çok kriterli karar verme yöntemleri ile Türkiye ve AB ülkelerinin insani gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesi

İnsanı ve yaşadığı toplumu sadece sayısal verilerle değerlendirmek, tek değişkenli bir fonksiyonunun bize verdiği değer kümesine razı olmaktır. Oysa insan ve toplumu ilgilendiren konularda karar verme, içinde insani birçok değişkeni barındıran çok değişkenli bir fonksiyonla tanımlanabilir. Bu bağlamda ülkeleri ve toplumları ilgilendiren durumları sadece sayısal verilerle değerlendirmek, resmin sadece bir parçasını görmektir. Bu çalışmada, 28 AB ülkesi ve Türkiye'nin gelişmişlik düzeylerini belirlemek amacıyla, sayısal veriler ve toplumun tutumunu yansıtan veriler beraber değerlendirilmiştir. Bu amaçla "İnsani Gelişmişlik Endeksi" (İGE) göstergeleri ile beraber, Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan; "Quality of Life in European Cities 2015" (flash eurobarometer 419) anketindeki sorular birer gösterge olarak ele alınarak, ülkelerin gelişmişlik düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ülkelerin insani gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde, telafi edici ÇKKV yöntemleri olan Gri İlişkisel Analiz (GİA) ve MOORA (Multi-Objective Optimization on basis of Ratio Analysis) yöntemleri kullanılmış, bu yöntemlerle elde edilen sonuçlar karşılaştırılmıştır. Toplumun insani gelişmişlik düzeyini en çok belirleyen göstergelerin hangileri olduğunu belirlemek amacıyla, Entropi ve CRITIC nesnel ağırlıklandırma yöntemleri kullanılmıştır. 29 ülkenin insani gelişmişlik düzeyleri, 27 gösterge seti kullanılarak, EXCEL 2016 ile analiz edilmiştir. Elde edilen ülke sıralamaları ve gösterge ağırlıkları yorumlanmıştır.

Avrupa BirliğiGelişmeTürkiye+2
Erhan Orakçı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

Developing management skills during undergraduate studies: The case of Kosovo and Turkey

Some scholars state that management skills can be developed in classroom, while others state that business schools unmeet this goal. This research aims to assess management skills of undergraduate business student to find their level of management skills according to the year of studies, GPA, work experience, trainings, gender and country. A quantitative study using internet survey was used to find the relationships among these variables. The population used was students currently or recently graduated in Management or Business Administration departments, and the sample frame was students that met these criteria and attended universities in Kosovo or Turkey that teach in English Language. The results of the research indicated that students develop management skills significantly after they complete second year. Moreover, there is a positive relationship between management skills development and GPA, work experience, and training. However, results indicate that there is still space for developing management skills more. The findings of this survey support previous research done about MBA degree indicating that both programs develop management skills. The research was done only with student from Kosovo and Turkey what is a limitation of this study. The research is a step to fill the gap that exist in management undergraduate researches. The finding of this study may be useful for business school to design programs that would help to develop skills more, students to be aware about ways to use to enhance their skills, and human resources to have more confidence on management graduates and to help them to apply and upgrade at workplace.

SkillSkill acquiringKosovo+5
Flamur Kaçıu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkelerinde ve Türkiye'de işverenin iş sağlığı ve güvenliği eğitim yükümlülüğü

Her geçen gün gelişen ve değişen ileri teknolojik gelişmeler bağlamında çalışma yaşamında karşılaşılan yeni riskler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda ileri düzeyde önlemler almayı gerektirmekte ve bu önlemler içerisinde işverene getirilen yükümlülükler önemli bir yer tutmaktadır. İşverenin iş sağlığı ve güvenliği sağlama borcu kapsamında eğitim verme yükümlülüğü ise iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunların çözümünde öncelikli bir yere sahiptir. Türkiye ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sırada yer almaktadır. Ölümcül iş kazalarının bu denli yüksek olmasının nedenleri arasında iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeterli derecede bilgi sahibi olunmaması, çevresel etkenler ve kazaları önleyici tedbirlere gerekli önemin verilmemesi gibi faktörler yer almaktadır. Yapılan araştırmalar eğitim eksikliğinin iş kazaları ve meslek hastalıklarının gerçekleşmesinde büyük öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Türkiye'de iş sağlığı ve güvenliği eğitim uygulamaları değerlendirildiğinde, ölümlü iş kazası oranlarının çok düşük olduğu Avrupa ülkelerine göre oldukça geride kaldığı görülmektedir. Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği eğitimi uygulamalarının iyileştirilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikle iş sağlığı ve güvenliği eğitimine yönelik mevzuat AB Direktifleri çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde AB ülkeleri ile karşılaştırmalı olarak ele alınıp incelenmektedir. Ardından Türkiye'deki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının Avrupa Birliği Direktiflerine uyum düzeyi değerlendirilmekte ve yaşanan sorunlar tespit edilerek bu sorunların çözümüne yönelik iyileştirme önerileri sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler: ĠĢ sağlığı ve güvenliği, Eğitim yükümlülükleri, ÇalıĢan eğitimleri.

Avrupa BirliğiTürkiyeYükümlülük+6
Berrin Gökçek Yılmaz
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve Çin'deki işletmelerin satiş ve pazarlama personelinde aradıkları özellikleri̇n iş ilanları üzerinden karşılaştırmalı anali̇zi̇

Günümüz iş dünyasında sadece müşteri pazarında değil, işgücü pazarında da yoğun rekabet yaşanmaktadır. İşletmelerin yetenekli çalışanları kendilerine çekmek için kullandıkları önemli araçlardan biri iş ilanlarıdır. İş ilanlarının amacı ise işletmelerin ih-tiyaç duyduğu niteliklere sahip çalışanlara iş ile ilgili bilgi vermek ve onların işletmeye başvuru yapmalarını sağlamaktır. Bununla birlikte, bu yoğun rekabet zamanında satış ve pazarlama işletmecilik için çok önemli bir faaliyet alanı haline gelmiştir. İşletmelerde satış ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesinde nitelikli pazarlama meslek elemanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Küreselleşme dünyada satış ve pazarlamanın evrensel kuralları geçerli olmaya başladığı için işletmelerin niteliklere sahip satış ve pazarlama personeline sahip olmayı isteyecekleri varsayılabilir. Bu araştırmanın amacı, iki farklı kültüre sahip olan ülkelerin gazetelerinde yer alan iş ilanlarını içerik yönünden karşılaştırarak ben-zerliklerini ve farklılıklarını ortaya koymaktır. Bu araştırmada, Türkiye'de Hürriyet Gazetesi haftalık İK ekinden ve Çin'de Urumçi Gece 招聘gazetesindeki satış ve pazarlama alanında yayımlanan iş ilanlarının içerikleri analiz edilmiştir. İş ilanı içinde işletmelerin adaylara sunduğu olanaklarla ilgili bilgi verip vermemenin ve bu bilgiyi tüm bir ifadeyle veya ayrıntılı bir şekilde vermenin, adayların iş ilanına yönelik tutumlarında ve ilanda belirtilen pozisyona başvuru yapma niyetinde nasıl etkileri olduğu irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: İş İlanları, Satış, Pazarlama, Satış ve Pazarlama Alanındaki İşlet-meleri, İçerik Analizi.

Kişisel özelliklerPazarlamaPersonel+7
Saiyidan Saidierding
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Perspectives of Latvian companies on foreign market entry modes and Turkey as a foreign market

Today, boundaries are much more permeable among countries, encouraging companies sooner or later come to consider opportunities to expand their business activities in foreign markets. This arises questions such as "what markets to enter?" or "how to be there?" Even though, opportunities and alternatives are abundant to be an international player these days, according to the statistics, for each successful foreign market entry, there are four failures. Being knowledgeable and experienced in selecting foreign market entry modes seem to be critical for business success. Thus, identification of the factors in successfully determining foreign market entry modes (FMEM) becomes the principal subject of this study. Since the researcher is from Latvia and studying in Turkey, reflecting Latvian businesses' perspectives towards Turkey as foreign market in the light of topic was deemed necessary. In order to reach the objectives of the study, 121 Latvian international companies were selected, contacted, and 96 of those participated in the study were interviewed. The study is believed to contribute to the relevant literature by discovering several dependencies between various factors and foreign market entry modes, collecting information on the most and the least important factors for entrepreneurs in deciding on the FMEM, and revealing the most common problems that Latvian companies are facing in their business operations abroad, and reflecting their perspectives on Turkish market. Key Words: International Business, Foreign market entry modes, Factors in determining foreign market entry modes

EntrepreneursLatviaTurkey+5
Anastasia Peshkova
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Using ordinary least squares to measure the impact of the factors affecting underground economy: a comparison between Bangladesh, India, Pakistan and Turkey

Shadow economy is a source of concern since it distorts policy framework of a country and weakens the government. Previous studies have mainly focused on shadow economies of developed countries and have measured its size. This study sheds light on developing countries which are in dire need of policies that tackle this issue and identifies the reasons as to why these countries have large shadow economies in the first place. Using secondary data from 2000-2013 and applying Ordinary Least Squares (OLS) regression model, this study tests the impact of tax revenue, unemployment rate, Index of Economic Freedom, population and GDP growth rates, inflation and internet users on the shadow economies of Bangladesh, India, Pakistan and Turkey in absolute and comparative dimensions. In the first part of the study, the concept and significance of underground economy along with the objectives of this study are discussed, the second part of the study comprises literature review. The third, fourth and fifth parts of the study use OLS to estimate the impact of aforementioned variables on the size of shadow economy. It has been found that Index of Economic Freedom has the most significant impact on all the countries. Wider tax base and a simple tax system will facilitate Bangladesh, India and Pakistan while greater transparency in the usage of ICT will enable Bangladesh, Pakistan and Turkey to reduce the size of their shadow economies.

BangladeshEconomic effectLeast squares method+5
Ghania Suhaıl
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bölgesel kalkınma politikaları ve kalkınma ajansları

Helsinki Zirvesi ile Avrupa Birliği'ne adaylığının teyidinden sonra Türkiye, yarım yüzyıla yakındır uygulamakta olduğu merkezi planlamaya ve teşvik sistemine dayalı bölgesel gelişme politikalarını terk ederek yeni bir anlayışa yönelmiştir. Bu yeni anlayış yerel dinamiklerin harekete geçirilerek bölgelerarası farkların azalacağını, bölgedeki ekonominin canlanacağını öne sürmektedir. Politikanın uygulanmasının formülü ise, kamu- özel- sivil toplum kuruluşlarının ortaklığı olarak gösterilmektedir. Kalkınma ajansı benzeri yapılar Türkiye dâhil çoğu ülkede uzun yıllar önce kurulmuştur. Avrupa Birliği'nde merkez ülkeler Bölgesel Kalkınma Ajansı Sistemi'ni yerleştiren ilk ülkeler olmuştur. Gerek merkez ülkelerde gerekse birliğe sonradan üye olan çevre ülkelerde bu kurumlar olumlu sonuçlar aldığı kadar olumsuz eleştirilerle de karşılaşmıştır. AB'nin adaylık sürecinde bütün aday ülkelere benimsettiği bu politika bölgesel rekabet ve yönetişim anlayışıyla sermayeyi ön planda tutmaktadır. Bu çerçevede çoğu ülkede bu kurumlar kamu ve özel sektör eliyle yürütülen işletmeler olarak iki yapılı olarak oluşturulmuştur. Türkiye'de de bu politikaların yansıması olan Kalkınma Ajansları 2006 yılından itibaren kurulmaya başlandı ve 26 NUTS 2 düzeyinde, 26 Kalkınma Ajansı kuruldu. Gerek planlı dönem öncesinde gerek ise planlı dönemde üretilen politikalara rağmen bölgelerarası farkların ortadan kaldırılamaması sorununun çözümü yeni süreçte bu 26 ajansa devredilmiş oldu. Rekabet unsuruyla bölgenin kalkındırılmasını hedefleyen bu kuruluşların ise, yapısal olarak Türkiye'ye tam uygun olmaması ve bölgesel potansiyellerin göz ardı edilmesinden dolayı çözüm yolunda nasıl bir etki gösterecekleri belirsizdir. Bu noktada merkezi planlama anlayışının yarım yüzyıldan fazla hüküm sürdüğü post-komünist ülkelerde yaşanan deneyimler ve alınan sonuçlar, yaşanan hızlı değişimin rahatlıkla incelenebilmesi açısından önem teşkil etmektedir.

Bölgesel kalkınmaEkonomik kalkınmaEkonomik kalkınma ajansları+3
Yunus Emre Ayna
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hematoloji kliniğine trombositopeni ile başvuran hastalarda etiyolojik değerlendirme

Giriş : Trombositopeni trombosit sayısının 150000/mm3'den düşük olmasıdır. Trombosit yapımının azalması, trombosit yıkımının artması ve trombosit dağılımının değişmesi sonucu meydana gelmektedir. Kalıtsal ve edinsel hastalıkların her ikisi de trombositopeniye katkıda bulunur ancak yaş ilerledikçe edinsel nedenler daha yaygındır. Bu çalışmanın amacı trombositopeni ile başvuran hastada altta yatan hastalığı tespit etmek ve Türkiye'nin doğusundaki trombositopenik hasta verilerini Türkiye ve dünya literatürüne sunmaktır.Gereç ve Yöntem :Bu çalışmada, ocak 2007 ile aralık 2011 yılları arasında İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi hematoloji poliklinik, hematoloji servis, acil servis ve hastane içi hematoloji konsultasyonu yapılan 1012 trombositopenili hastada etiyoloji retrospektif olarak değerlendirildi. Toplam hasta sayısı ve etiyolojik tanıları sayı ve yüzde olarak hesaplandı.Bulgular : Hastaların 508'i kadın (%50.19), 504'ü erkek (%49.81) bulundu. Hastaların yaş ortalaması: 51 ±20 yıl (kadınlarda 47, erkeklerde 54)bulundu. Hastaların trombosit ortalaması:64287/mm3±43057 (kadınlarda 61857/mm3, erkeklerde 66729/mm3) bulundu. Hastaların lökosit ortalaması:13894/mm3±32711 (kadınlarda 11970/mm3, erkeklerde 15827/mm3) bulundu. Hastaların hemoglobin ortalaması:11.22 gr/dL±3.03 gr/dL (kadınlarda 10.85 gr/dL, erkeklerde 11.6 gr/dL) bulundu. Lösemiler, enfeksiyonlar ve immün trombositopeni yaklaşık hastaların yarısı olarak bulundu (%47.8). Diğer yarısını ilaçlar, kronik karaciğer hastalığı, megaloblastik anemi, psödotrombositopeniler, trombotik mikroanjiopatiler ve diğerleri oluşturdu.Sonuç : Trombositopeni nedenleri ülkelerin gelişmişlik düzeyleri, coğrafi dağılım ve başvuru merkezlerinin düzeylerine göre değişmektedir. Trombositopeni nedenleri içinde enfeksiyonların çok yüksek oranda olması gelişmekte olan ülkeler için, malign hastalıkların ilk sırada olması gelişmiş ülkeler için beklenen bir durumdur.Anahtar kelimeler : Trombosit, trombositopeni, etiyoloji, lösemi, enfeksiyon, immun trombositopeni

EtyolojiKan trombositleriTeşhis+2
Ömer Kalaylı
İnönü University
2011
00

Related subjects