Turkey

1,871 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerji ithalatı ve cari açık sorunu

Ekonomik büyüme ve kalkınma konusunda önemli hedefleri olan Türkiye, enerji ihtiyacının yaklaşık %75'ini ithalatla karşılamaktadır. Enerjide dışa bağımlılık, dış ticaret dengesini bozmakta, dolayısıyla da cari açık düzeyini yukarı çekmektedir. Bu çalışmada, ilk olarak dünyadaki ve Türkiye'deki enerji kaynakları, enerji arz-talep oranları ve elektrik üretim-tüketim değerleri incelenmiştir. Daha sonra Türkiye'deki sanayi üretiminin enerji ithalatına etkisi analiz edilerek, petrol ve doğal gaz ithalatının cari açığa olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonucunda, petrol ve doğal gaz ithalatındaki artışların cari açıkta artış meydana getirdiği görülmüştür. Çalışmanın sonuç kısmında, enerji ithalatına ve cari açığa çözüm getirecek alternatif ve kalıcı hedeflerden bahsedilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cari Açık, Doğal Gaz İthalatı, Enerji İthalatı, Petrol İthalatı, Yenilenebilir Enerji.

Cari açıkDoğal gazEnerji+6
Reyhan Demir
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

Transmission of advanced economies central banks' and Central Bank of Republic of Turkey's monetary policies to Turkish financial system

In this study, effects of unconventional monetary policies which are implemented by advanced economies to Turkish financial markets are analyzed. When Central Bank of Republic of Turkey (CBRT) policies are evaluated with advanced economies' policy stance, the response of domestic market rates to CBRT policy decisions may change. To shed light to this issue this study suggests an empirical VAR model. According to the findings, short term market sensitivity against both domestic and international improvements was affected mainly by primary policy tool of CBRT. US dollar exchange rate is quite effective on the long term indicator.

Economic policiesDevelopment economicsEmerging markets+7
Ünal Kaya
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Terör olaylarının ülke CDS primlerine ve hisse senedi piyasalarına etkisi: Avrupa bölgesi ve Türkiye özelinde

Çalışmanın amacı terör olaylarının, özellikle İslami kökenli terör olaylarının, finansal piyasalara etkisini ülke CDS primleri ve hisse senedi piyasaları özelinde incelemektir. Bu etki Belçika, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, İsveç, İngiltere ve Türkiye'nin yer aldığı 9 ülke kapsamında 2008-2017 dönemi itibariyle olay analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmada terör olaylarının ülke CDS primlerinin ve hisse senedi piyasalarının davranışını getiri ve oynaklık açısından etkileyip etkilemediğine bakılmıştır. Çalışmada kullanılan verilere Thomsan Reuters veri tabanından ulaşılmış olup bu verileri çalışmada yer alan ülkelerin 5 yıl vadeli ülke CDS primleri ve hisse senetlerinin kapanış fiyatları oluşturmaktadır. Avrupa Bölgesi'nde yer alan 8 ülke için sadece İslami kökenli terör olaylarına bakılırken, Türkiye için IŞİD, PKK ve FETÖ ayrımına gidilmiştir. Çalışma sonucunda ülkeler terör olayları sonrasındaki 10, 20, 30 ve 45 günlerinde terör öncesine göre hem borsa getirileri açısından hem de 5 yıl vadeli ülke CDS primleri getirisi açısından birkaç istisna dışında anlamlı farklılık göstermemiştir. Bunun yanı sıra ülkelerin her iki piyasa için de volatiliteleri benzer davranış göstererek terör olayı öncesine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Terör, Ülke CDS primi, Olay analizi, Getiri, Volatilite

Avrupa BirliğiFinansal etkiFinansal piyasalar+7
Ecem Demirhan
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarımın firma performansına etkileri ve Türkiye analizi

Ürünlerin pazar payları ile tasarım ilişkisini inceleyen bilimsel çalışmaların sayısının artması, tasarımın ticari bir faaliyet olarak önemini artırdığını göstermektedir. Günümüzde firmalar tasarım stratejilerini ve yatırımlarını bu duruma ayak uyduracak şekilde güncellemektedir. Tasarımın değerini ve rekabetteki etkisini gösteren bu çalışmaların eksik bir yanı, finansal performansa dayalı ölçümlerin gerçekleştirilememesi veya gerçekleştirilmiş olsa da kapsamının sınırlı olması ve öznel bir bakış açısına sahip olmasıdır. Tasarımın tanımının birçok disiplin için farklılık göstermesi, Ar-Ge gibi ölçüm ölçütlerinin bulunmaması ve firmanın pazarlama, ürün geliştirme gibi başka iş alanları ile olan ortak etkileşimli süreçleri, tasarımın tek başına değerlendirilmesini engellemektedir. Bu engeller göz önüne alındığında, bu çalışmanın amacı, nicelleştirilebilir bir ölçüt olarak ve firmanın tasarıma yaptığı bir yatırım göstergesi olarak endüstriyel tasarım tescillerinin, firmaların faaliyet alanları üzerine ve finansal performansı üzerine etkisini ortaya koyan bir çerçeve çizmektir. Çalışmanın ilk bölümünde, belirtilen bu konular literatür taraması ile incelenirken, ikinci bölümünde ülkemizde gerçekleştirilen tasarımların firmaların performansı üzerindeki rolü analiz edilmektedir. Analizde kullanılan veri kümeleri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2014 yılında uygulamaya koyduğu, 8 ayrı kamu kurumunun bilgilerini içeren ve kamu politikalarında da önemli ölçüde yer alan Girişimci Bilgi Sisteminden (GBS) elde edilmiştir. Haftada ortalama 1 tasarım gerçekleştiren firmalardan, 16 ayda 1 tasarım gerçekleştiren firmalara kadar geniş ölçekteki 6413 firmanın verisine ulaşılmış ve bu firmaların karlılıkları, menkul kıymetleri, satışları, ihracat değerleri, çalışan sayıları ve çalışan ücretleri farklı etkenler ele alınarak değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda ekonomik göstergelerin, yüksek tasarım tesciline sahip firmalarda yüksek olduğu; yalnızca çalışan ücretlerinin tasarım tescil miktarı ile orantılı seyretmediği görülmüştür. Tasarımın niceliksel olarak ölçümünün yanı sıra, özgün tasarımın etkilerinin ölçülmesi amacıyla prestijli yarışmalardan başarı elde eden firmaların performans göstergeleri ölçülmüş; bu ölçümde ise göstergelerin tamamının örneklemdeki 6413 firmanın ortalamasına göre yüksek olduğuna ulaşılmıştır.

Finansal performansFirma performansıPerformans+3
Gülsevi Esra Bal
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

State identity, energy security and foreign policy: A comparative analysis of Germany and Turkey

This thesis aims to examine the interaction between Turkish and German state identities and energy security perceptions, and reflections of this interaction to foreign policy behaviors in the context of social constructivism. In this direction, the two countries' energy policies, market structures and relations with international organizations were examined based on their state identities in the post-Cold War period. The study is based on two basic questions: What is the interaction between state identity and energy security of Turkey and Germany? And what is the interaction between energy policy and foreign policy of these countries? In this thesis, process tracing and critical discourse analysis methods were used. In this context, it was seen that Germany adopted a norm-oriented energy policy within the framework of the state identity and this energy policy was reflected in a similar way on its foreign policy. On the other hand, Turkey's energy policy is shaped around the realist power parameters and in this sense the two countries' energy security perceptions differ. This thesis consists of seven chapters. Following introduction, second chapter will include conceptual and theoretical framework, then methodology will be introduced. Chapter four and five will examine Germany and Turkey in terms of state identity, energy security and foreign policy. In chapter six the two countries will be compared and last chapter will summarize the main findings.

GermanyStateState identity+6
Orçun Demir
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Medya'nın yatırımcı davranışları üzerindeki etkisi: Türkiye piyasalarında 15 Temmuz'dan günümüze yatırımcı davranışları üzerine bir çalışma

Bu çalışma, Türkiye'de 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası Türkiye ekonomisinin ve Türkiye piyasalarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı yatırımcıların algısının medya tarafından etkilendiğini aktarmayı amaçlamaktadır. Özellikle sosyal medya gibi yeni jenerasyon medya platformlarının yaygınlaşması, bilgiye olan erişimi hiç olmadığı kadar hızlanmıştır. Bu hız ile beraber aktarılan verilerin doğruluğu her geçen gün azalmaktadır. Bütünüyle bu hal, yatırımcıların ekonomi algısını bozmakta ve yatırım kararlarını olumsuz etkilemektedir. Bu durumun, yatırımcı davranışlarını ekonomi için olumsuz yönde etkilemesinin temel sebebi, şeffaf veri akışı olmayan bir piyasada belirsizliklere sebebiyet vermesidir, bu belirsizlikler yatırımcıların bireysel karar vermelerini engellemekte ve sürü davranışı sergilemelerine neden olmaktadır. 15 Temmuz'u takip eden süreçte, medya, Türkiye ekonomisi ve ülke istikrarı için belli yönlerden faydalı olmuş, ancak bu fayda bu platformlarda yayılan çeşitli olumsuz verilerin ve bilgilerin, negatif etkisinde gölgelenmiştir. Bu çalışmanın ulaşmak istediği hedef, medyanın yatırımcı davranışları üzerinde ciddi bir etkisinin olduğunu kanıtlamaktır. Bu bağlamda literatürde benzer bir çalışmanın olmaması sebebiyle, literatürdeki bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir.

MedyaSosyal medyaTürk ekonomisi+5
Emre Bilgiç
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uzatmalı adaylık sürecinin Türkiye'deki AB şüpheciliğine etkisi: Dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık

Bu çalışmada Türkiye'nin adaylık statüsünün beraberinde getirdiği dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversiteli gençlerin AB şüpheciliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada spesifik olarak bilişsel mobilizasyonları yüksek olan üniversite öğrencilerine odaklanılmasının nedeni genç nüfusun oldukça yüksek olduğu Türkiye'de, küreselleşmenin kazanan grupları olarak nitelendirilebilecek üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumlarını anlamanın önem taşımasıdır. Bunun için öncelikle üye ve aday ülkelerdeki kamuoyu tutumlarını açıklayan farklı yaklaşımlara yönelik geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Ardından aday ülkelerde AB şüpheciliğine neden olduğu ifade edilen dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde değinilerek tezin teorik çerçevesi ve hipotezleri ortaya koyulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Survey Monkey çevrim içi anket sistemi aracılığıyla üniversite öğrencilerine Türkiye genelinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Örneklemin 1027 öğrenciden oluştuğu anket çalışmasında dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumları bağımsız değişkenler olarak; literatürdeki alternatif yaklaşımlara dair değişkenler ise kontrol değişkenler olarak ele alınmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçları dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversite öğrencilerinin AB şüpheciliği üzerinde değişen seviyelerde etkili olduklarını göstermiştir.

Avrupa BirliğiBelirsizlikDışsallık+4
Ezgi Zengin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hazır giyim sektöründe moda ve marka ekonomisi: Türkiye-İtalya- İspanya karşılaştırmalı analizi

Bu çalışmada, önce literatür araştırması yapılmış ardından hazır giyim sektöründe moda ve markanın etkileri incelenmiş ve Türkiye, İtalya, İspanya karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmada, sanayinin genel durumu ele alınmış ve buradan yola çıkarak da hazır giyim sektörünün durumu hakkında bilgi verilmiştir. Sonrasında bu sektörün modayla ve markalaşmayla ilişkisi incelenmiş modanın tarihsel gelişimi üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörünün, Türk ekonomisinin dışa açılmasında en önemli sektörlerden olduğu ve yaşadığı bu gelişim süreci anlatılmıştır. Sektörde kapitalizmin, sanayi devriminin ve sosyal medyanın etkileri üzerinde durulmuştur. Hazır giyim sektörü ülke ekonomimizin son yıllarda, gerek giriş ve çıkışlarının gerekse de ürünlerin değişiminin çok kolay olduğu bir sektör olmasından dolayı, tercih edilen olmuştur. Ve tabi bu durum üreticiler ve tüketicilerin arasında bir bağ kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu bağa da "marka" denilmiştir. Markanın ülkelerin ihracat ve ithalatında önemli bir yerinin olduğuna değinilmiştir. Ayrıca marka ekonomisinde İtalya, İspanya ve Türkiye karşılaştırması yapılmıştır.

Hazır giyim sektörüKarşılaştırmalı analizMarka+6
Şeyda Dağlı
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iş ahlakı ve mobbing uygulamaları

Bu çalışma kapsamında ahlak kavramı, önemi ve sosyal ilişkilerdeki önemi ele alınacaktır. Bu bağlamda ahlak ile birey ilişkisi, ahlak ile toplum ilişkisi, ahlaki gelişim teorileri, iş ahlakı, iş ahlakı teorileri ve iş ahlakına uygun olmayana davranış modelleri mercek altına alınacaktır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise mobbing olgusu ve tarihsel gelişiminin incelenmesi beklenmektedir. Bu kapsamda mobbing türleri, mobbing kavramına benzer kavramlar, süreç ve kademeleri, mobbing'e ortam oluşturan etkenler ile mobbing kavramında taraf olgusunun ele alınması beklenmektedir. Bölüm III kapsamında iş ahlakı ve mobbing ilişkilerinin işletme verimine etkileri incelenecek olup Bölüm IV kapsamında Türkiye'deki mobbing olgusu spesifik olarak incelenecektir.

MobbingTürkiyeİş ahlakı
Nilay Altınbaş
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma ve iş-aile yaşamı dengesi: AB ve Türkiye'deki düzenlemelere yönelik betimleyici bir inceleme

Günümüzde ekonomide, bilgi ve iletişim teknolojilerinde, yaşam tarzlarında ve daha birçok alanda meydana gelen değişimler, kişilerin bireysel ve çalışma yaşamlarında birtakım farklılıklara neden olmuştur. Değişen piyasa koşulları karşısında yeniliklere cevap vermek amacıyla, istihdamın geleneksel biçimleri yavaş yavaş değişerek yeniden yapılanmış, iş organizasyonları ile çalışma süresi esnekleştirilerek daha karmaşık bir yapı ve farklı bir şekil almıştır. Meydana gelen bu olaylar sonucunda kişilerin iş-yaşam dengesi bozulmuş ve bunun sonucunda iş-aile yaşamı üzerinde bir uyum problemi meydana gelmiştir. Bu problemin ortadan kaldırılması için çeşitli yöntemler kullanılmakta, bu amaç doğrultusunda iş hayatında esneklik uygulamaları, çalışanların uyum problemlerine çözüm bulmada büyük destek sağlamaktadır. Esnekliğin, işverenlerin hızla değişen piyasa taleplerine uyum sağlamasına yardımcı olması ve çalışanlara iş-yaşam dengesi için seçenek ve fırsatlar sunması bu kavrama daha fazla önem kazandırmaktadır. Kadınların işgücü piyasasında daha fazla yer alması ve emek piyasalarında meydana gelen dönüşüm neticesinde tartışılan iş-yaşam dengesi, bu dengeyi sağlayacak politika ve uygulamaları gündeme getirmiştir. Buna bağlı olarak esneklikle ilgili tartışmalar başlamış, ebeveyn izni ve çocuk bakım politikaları kadar esnek çalışma da iş-yaşam dengesi politikalarının en önemli düzenlemelerinden biri durumuna gelmiştir. Bu tezde esnek çalışmanın iş-yaşam dengesine olan katkısı araştırılmakta, sağlıklı bir iş yaşam dengesi açısından esnek çalışmanın önemli fakat yeterli olmadığı, esnek çalışmanın dışında bu olumsuzları (cinsiyet eşitsizliği, düşük kadın istihdamı, kadının aile içindeki rolü, vb.) azaltacak farklı önlemlerin alınması gerektiği ileri sürülmektedir. Anahtar Kelimeler: Esneklik, Esnek Çalışma, İş-Yaşam Dengesi, İş-Aile Çatışması, İş-Yaşam Dengesi Düzenlemeleri.

Avrupa BirliğiEsnek çalışmaTürkiye+6
Kemal Serbes
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Irak Kürt bölgesel yönetimi arasındaki ilişkiler (2000-2018)

2005 Irak Anayasasına göre resmen özerklik hakkı kazanan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), başta Türkiye olmak üzere birçok ülke ile diplomatik ilişkiler kurarak, bağımsız bir devlet gibi politikalar izlemiştir. Türkiye'nin IKBY'ye yönelik politikası, 2007 yılına kadar güvenlik perspektifi çerçevesinde devam ederken, bu politikalar Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)'nin neoliberal politikalar izlemeye başladığı 2005 yılında yapılanma ve 2007 Habur krizi sonrası işbirliği şeklinde devam etmiştir. Özellikle 2009 yılında Türk Dişileri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Erbil'e ziyarette bulunması, ilişkilere "yeni bir boyut" kazandırmıştır. Ancak IKBY'nin, 25 Eylül 2017' de bağımsızlık için referanduma gitmesi Türkiye ile ilişkileri kopma noktasına getirmiştir Çalışmanın ilk bölümünde; Türkiye'nin Irak ile olan siyasi ve ekonomik ilişkiler incelenmiştir. İkinci bölümde; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin tarihsel süreçleri ve bu süreçlerde, Türkiye ve Irak'ın, bölgeye yönelik politikaları üzerinde durulmuştur. Son bölümde ise; Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin, özelikle 25 Eylül 2017'de bağımsızlık referandumunu ilan etmesinin doğurduğu krizin aşılıp ikili ilişkilerin sürdürülebilirliği üzerinde durulmuştur.

Bölgesel Kürt YönetimiIrakIrak Kürdistan Bölgesel Yönetimi+4
Hatem Hasar
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkileri, 2000 sonrası Türkiye örneği

Dünya genelinde bir sorun olan genç işsizlik olgusu ekonomik ve sosyal sonuçlarıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunlarından bir tanesidir. Genç bir nüfusa sahip ve gelişmekte olan Türkiye'de de genç işsizlik giderek artan bir sorun haline gelmektedir. Gereken istihdam politikalarının etkin bir şekilde uygulama alanı bulamadığı ve yeterince istihdam olanağı yaratılamadığı sürece, ülkelerin kalkınmasının önündeki engel olan genç işsizliği artmaya devam edecektir. Bu tezde, işsizlik, genç işsizliği, istihdam kavramları ele alınmış ve 2000 yılı sonrasında Türkiye'nin İstihdam politikalarının genç işsizliğe etkilerine yer verilmiştir.

GençlerTürkiyeİstihdam+3
Işık Yalman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği üyesi ülkelerin sağlık sistemi ile Türk sağlık sisteminin karşılaştırılması: Türkiye- Almanya örneği

Türkiye uzun yıllardır Avrupa Birliği'ne girmek için çaba sarf etmektedir. Zaman zaman ilişkilerde inişler ve çıkışlar görülse de son yıllarda genellikle olumsuz gelişmelerin yaşandığı söylenebilir. Bu ortamda Türkiye'nin AB'ye girme konusunda pek heyecanlı olduğu söylenemez. AB'ye üye olunamasa da AB standartlarında bir yaşama ulaşılması gerektiği herkesin ortak kanaatidir. Hâlihazırda AB üye olacak devletlerden bazı kriterleri yerine getirmesini beklemektedir. Sağlık ise AB'nin ortak bir sisteme sahip olmadığı alanlardan biridir. Üye ülkelerin kendileri sağlık hizmetlerinin sunumu, yönetimi ve finansmanı konusunda esas belirleyicidir. Bu nedenle Türkiye ve AB arasında sağlık alanında bir karşılaştırma yapabilmek ve eksikleri tespit edebilmek adına örnek bir ülke seçilmesi daha uygun olacaktır. Bu nedenle de AB'nin en önemli ülkelerinden biri olan ve nüfusu bakımından Türkiye'ye yakın olan Almanya bu çalışmada konu edinilmiştir. Türkiye ve Almanya sağlık sektörünün işleyişi açısından pek çok benzer noktaya sahiptir; nüfusun tamamını kapsayan bir sigorta sistemi, yakın oranlarda seyreden kamu finansmanı, sağlık hizmetlerinin kaç basamakta sunulduğu vs. Ancak Almanya gelişmiş ekonomisi sebebiyle pek çok kalemde Türkiye'nin önünde yer almaktadır. Hastane sayısı, hastanelerdeki yatak sayısı, doktor- diş hekimi-eczacı sayısı, MR- BT gibi teknolojik cihaz sayısı göz önüne alındığında Türkiye, Almanya'nın çok gerisinde kalmaktadır. Bu çalışmada en güncel veriler ve resmi istatistikler kullanılarak farklılıklar ortaya konulmuştur. Pek çok alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de uçurumların ortadan kalkmasının ilk şartı yeterli finansmanın sağlanmasıdır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Almanya, Sağlık Sistemi Karşılaştırması

AlmanyaAvrupa BirliğiHastaneler+2
Sena Karaman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm gelirleri ve ekonomik büyüme arasında ilişki: Türkiye örneği

Bir ülkenin turizm gelirleri o ülkenin gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır. Günümüzde turizm gelirleri ülkelerin ekonomileri için vazgeçilmez bir konuma gelmiştir. Uluslararası gelişmeler, Avrupa Birliği gibi uluslararası işbirliği örgütleri fiilen sınırların kalkmasını sağlamıştır. Sınırların kalması sonucunda turizm faaliyetlerine katılanları sayısında büyük bir artış görülmektedir. Uluslararası turizmin gelişmesiyle kültürler arası yakınlaşma sağlanmış, toplumlar arasındaki önyargıların giderilmesinde önemli rol oynamıştır. Artan turizm gelirleri ekonomilerin ihtiyaç duyduğu para alkışını sağlamaktadır. Turizmin döviz sağlama özelliği ülkelerin ödeme dengeleri için hayatı önem taşımaktadır. Bu sayede ülkeler bütçe açıklarını azaltma olanağı kazanmaktadırlar. Bir ülkede turizm faaliyetlerini gelişmesi bölgesel gelişmişlik farklarını gidermede etkili olmaktadır. Turizm zenginliğine sahip olan ülkeler ekonomileri için artı bir değer kazanmış olmaktadırlar.

Ekonomik büyümeEkonomik etkiTurizm+4
Mustafa Korkmaz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Teknoloji yoğun malların sektörel ihracatı: Türkiye örneği

Günümüzde ülkelerin dış ticaretlerindeki teknoloji yoğun mallar, geçmişe göre daha fazladır. Bir ülkenin teknoloji yoğun mal ihracat kapasitesini artırması, ekonomisinin daha fazla rekabetçi olmasına olanak sağlamaktadır. Bu nedenle ülkelerin teknoloji yoğun malların ihracatına önem vermesi gerekmektedir. Teknoloji, ekonomide girdi olarak kabul edilmekte ve ekonominin genişlemesinde teknolojik gelişime olumlu etki etmektedir. Teknolojinin gelişiminde de bilgi ön plandadır. Bilgi ekonomisi çerçevesinde teknoloji yoğun malların ihracatının artması bilgi ekonomisinin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine bağlıdır. Türkiye'nin sürdürülebilir ihracat performansı sergilemesi ve dünya sıralamasında ön sıralarda yer alabilmesi için teknoloji yoğun malların ihracatının sektörel bazda araştırılması gerekmektedir. Bu doğrultuda çalışmada, Türkiye'nin sektörel bazda teknoloji yoğun mal ihracatına milli gelirin, döviz kurunun ve kriz kukla değişkeninin etkisi incelenmiştir. Dış ticaret teorileri genel bir çerçeve ile ele alınmış, teknoloji yoğun malların bilgi ekonomisi içerisindeki yeri ve rolü üzerinde durulmuştur. Literatür taramasının ardından teknoloji yoğun malların ticaretini ele alan çalışmalar öne çıkarılmıştır. Çalışmanın analizinde, AB'nin milli geliri ve Türkiye'nin reel döviz kurunun ve kriz kukla değişkeninin teknoloji yoğun mal ihracatına etkisi araştırılmıştır. Yapılan ekonometrik analizde, 2003:I - 2017:IV dönemlerini kapsayan üçer aylık veriler kullanılmış, geleneksel ve yapısal kırılmalı birim kök testleri ile yapısal kırılmalı eşbütünleşme testi yapılmıştır. Teknoloji yoğunluğuna göre sınıflandırılan 26 sektörün ihracatı Tam Değiştirilmiş En Küçük Kareler Yöntemi ile tahmin edilmiş ve elde edilen sonuçlar yorumlanmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen sonuçlara göre reel döviz kurunun ve GSYİH'nın ihracat üzerindeki etkisi her sektör için farklı sonuçlar vermektedir. Dolayısıyla analize dâhil edilen sektörler için genelleme yapılması mümkün değildir.

Bilgi ekonomisiTeknolojiTeknoloji sektörü+4
Enes Bolkan
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'de engelli istihdamına yönelik iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık süreci ile birlikte birçok alanda Avrupa Birliği normlarına uyum sağlamaya dönük politikalar geliştirdiği ve ulusal mevzuatta çeşitli düzenlemeler yaptığı gözlenmektedir. Ayrıca engelli bireylerin istihdam edilebilirliğinin arttırılması ve özel politika gerektiren engelli bireylerin işyerlerinde her açıdan korunması ile iş sağlığı ve güvenliği gibi sosyal politikaya ilişkin alanlar, Avrupa Birliği üyesi ülkelerde sosyal bütünleşmenin sağlanabilmesi için üzerinde durulan en önemli konular arasındadır. Bu bağlamda bu tez çalışması dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde engellilik ve engelli istihdamı ile ilgili kavramsal çerçeve, ikinci bölümde Avrupa Birliği bağlamında engelli istihdamı, üçüncü bölümde Türkiye'de engelli istihdamı ve dördüncü bölümde de engelli çalışanlara yönelik iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ele alınarak geniş bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Avrupa Birliği ve Türkiye'ye ilişkin yapılan literatür incelemesi sonucunda, işyerlerindeki uygulamalarda engelli çalışanlara yönelik birçok yanlış uygulamanın olduğu tespit edilmiştir. Buradan hareketle engelli bireylere yönelik yapılan düzenlemelerde görülen eksik noktalar vurgulanmış, yürürlükteki mevzuata ve işyerlerine uygulamaya yönelik çeşitli önerilerde bulunulmuştur. Bu çalışmanın engelli bireylere, engelli bireylerle çalışan işveren, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi, diğer sağlık personeli; ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlara yol gösterici olması ve bu alanda yapılacak akademik çalışmalara ışık tutması amaçlanmaktadır.

Avrupa BirliğiEngelli istihdamıEngelli kişiler+4
Aslıhan Toyoğlu
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The role of fiscal and monetary policies in achieving economic stability in Turkey and Brazil during the period 2000-2015

This purpose of this study is to clarifying the impact and relationships between some macroeconomic variables in the field of fiscal and monetary policies and achieving economic stability away from the external shocks that affect both the aggregate supply and the demand of Turkey and Brazil during the period 2000-2015. However, economic stability policies include controlling both consumer price index, and unemployment to certain limits, as well as achieving the goal of continuously reducing inflation and reducing the unemployment rate to normal. A stable environment is fundamental to the efficiency of an economy. While the issue of stability can divide into three specific economic objectives: real output growth, full employment, and price stability. These objectives are interrelated and interdependent. Without full employment, the potential output in an economy will not fully realize. However, price fluctuations may lead to uncertainties. The research hypothesis is that developing countries that have reached rates of economic growth and maintain an acceptable level of economic stability, which is characterized by a low rate of inflation or close to the regular rate of unemployment. The most significant findings of the study, the fiscal and monetary policies impact on achieving economic stability in Turkey and Brazil, However, fiscal and monetary policies can use to achieve long-term economic stability if the increase in the money supply is equal to the growth of net national product without the use of policies based on expansion and contraction.

BrazilEconomic stabilityFiscal policies+2
Alı Sabrı Taher Taher
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2000'li yıllarda Türkiye Mısır ekonomik ilişkileri üzerine analitik bir çalışma

Bu tezin amacı, Afrika kıtasının önemli ülkelerinden biri olan Mısır'ın iktisadi büyük imkânlarını Türkiye Devleti ve vatandaşları için ortaya çıkarıp ne kadar ikili ilişkiler her yıl çok daha geliştiğini göstermektir. Önemli antlaşmalardan başlayarak her iki ülke için ortak ticari ve iktisadi fırsatlar büyüdüğü görünmektedir. Bu çalışmanın ikinci bölümünde karşılıklı yatırımlara bakarak ister Arap Baharı öncesinde ister sonrasında ne kadar etkili ve cazibeli olduğunu bileceğiz. Ayrıca son olarak 2000 yılından beri Mısır-Türkiye ikili ilişkiler gayet sağlam ki, iki ülkenin arasındaki dış satım ve dış alım işlemleri her yıl bir önceki yıla göre çok daha çoğalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Ekonomik İlişkiler, Mısır, Türkiye

Ekonomik ilişkilerMısırTicari ilişkiler+4
Ahmed Mohamed Hafez Abdelghaffar
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

X, Y ve Z kuşağı tüketicilerinin helal sertifikalı gıda ürünlerini satın alma niyetlerinin incelenmesi: Türkiye–Almanya karşılaştırması

Günümüzde Dünya üzerinde farklı din, dil, ırka sahip milyarlarca insan yaşamaktadır. Bu insanlar, din, dil, ırk gibi özelliklerle birlikte kuşak olarak da birbirlerinden ayrılmaktadır. Aynı zaman diliminde dünyaya gelmiş, benzer durumları tecrübe etmiş, dönemin büyük olaylarına şahit olmuş insan toplulukları kuşak kavramını oluşturmuştur. Kuşak olarak ayrılan insanlar, bir gruba dahil olmalarına rağmen tamamen aynı davranışları sergilediği söylenemez. Bu kuşak grupları farklı dine, cinsiyete, milliyete sahiptirler ve bu konularda birbirlerinden farklılaşmaktadır. Bilhassa din bakımından oluşan bu farklılıklar insanların tüketim davranışlarını da farklılaştırmaktadır. Müslümanlar her ne kadar farklı kuşaklara mensup olsalar da tüketim açısından Allah'ın emir ve yasaklarına uymak durumundadırlar. Müslümanların farklı inanıştaki ülkelere göç ederek Dünya geneline yayılması ve sayılarının gittikçe artması onları helal konusunda daha hassas hale getirmiştir. Özellikle gıda konusunda tüketiciler ürünlerin helalliğini sorgulamaya başlamışlardır. Bunun sonucunda helal ürün pazarları gelişim göstermiştir. Bu çalışmada, Türkiye ve Almanya'da yaşayan farklı kuşaklara mensup Türk tüketicilerin helal satın alma niyetlerine etkisi olan faktörler incelenmiştir. Bununla birlikte iki ülke arasında kuşak bazında farklılıklar incelenmiştir. R programı kullanılarak uygulanan Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile model testi, güvenilirlik analizi uygulanmıştır. Çalışma sonunda Türkiye ve Almanya'da yaşayan tüketicilerin dindardık düzeylerinin, algılanan davranışsal kontrollerinin, helal gıdaya yönelik tutumlarının, helal farkındalıklarının ve öznel normlarının helal gıda satın alma niyeti üzerinde pozitif ve yüksek derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ve Almanya arasında kuşaklar bazında yapılan farklılık analizleri sonucunda Türkiye'deki X, Y ve Z kuşağı dindarlık, algılanan davranış kontrolü, öznel normlar ve satın alma niyeti bakımından Almanya'daki X, Y ve Z kuşağından farklılaştığı tespit edilmiştir. Helal farkındalık bakımından her iki ülkenin Y ve Z kuşakları farklılık gösterirken X kuşağında farklılık bulunamamıştır. Tutumlar incelendiğinde ise Türkiye'deki X ve Y kuşağı ile Almanya'daki X ve Y kuşağı farklılık gösterirken Z kuşağı bakımından farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler: Helal gıda, Kuşaklar (X,Y ve Z), helal gıda satın alma niyeti, dindarlık, Türkiye, Almanya

AlmanyaDindarlıkHelal ürün+7
İsmail Can Albayrak
Samsun Üniversity · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu mali yönetiminde hesap verme sorumluluğu kapsamında iç denetim: Türkiye üzerine öneriler

Küresel çapta görülen sürekli yenilenme ve değişim olguları, beraberinde uluslararası rekabetin de etkisiyle kamu mali yönetiminde etkin bir yeniden yapılanma ihtiyacı doğurmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'nin de içinde bulunduğu birçok ülke kamu mali sistemlerinde önemli anlayış değişikliklerine gitmiştir. Türkiye'deki kamu mali yönetim ve denetim sistemi ile ilgili en köklü değişiklik, mali yönetim ve kontrol sistemimizi uluslararası standartlar ve Avrupa Birliği normlarıyla uyumlu hale getirmek amacıyla hazırlanan 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun yasalaşması ile gerçekleşmiştir. Öte yandan, hesap verme sorumluluğu kavramı, değişen mali yönetim sistemimize getirilen en önemli yeniliklerden biri olmuştur. Demokratik, katılımcı ve daha etkin bir kamu yönetimi için yetki ve kaynakların ekonomiklik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak kullanılması ve hesabının verilebilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, 5018 sayılı Kanun ile getirilen ve yeni kamu mali yönetimi anlayışında önemli bir yer tutan bir diğer kavram "iç denetim" kavramıdır. Söz konusu kavramlar, uzmanlaşmış kişi ve organlar eliyle gerçekleştirilen bir meslek faaliyeti ve uluslararası kabul görmüş standartlar çerçevesinde yürütülen, bağımsız ve sistemli bir süreç şeklinde değerlendirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, kamu mali yönetim sisteminde hesap verme sorumluluğunun sağlanmasında iç denetim sisteminin rolünü ve etkinliğini ortaya koymaktır. Çalışmada, öncelikle hesap verebilirlik ve iç denetim kavramlarının ne olduğu, amaçları, çeşitleri ve bu kavramlarla ilişkili diğer kavramlar incelenmiş ve 5018 sayılı Kanun kapsamında hesap verebilirlik ve iç denetim kavramları araştırılmıştır. Sonrasında, hesap verme sorumluluğu ile iç denetim arasındaki ilişki ve iç denetim alanında dünyadaki iyi uygulama örnekleri ele alınmış, Hükümet sisteminde yaşanan değişiklikle birlikte Türkiye'de iç denetim sisteminin yapılanmasına ve buna ilişkin model önerilerine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hesap Verme Sorumluluğu, Denetim, İç Denetim, Kamu Mali Yönetimi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu.

DenetimFinansal yönetimHesap verebilirlik+6
Aliye Erdönmez
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kesimi eğitim harcamalarının genç işsizliği üzerine etkisi: Türkiye ve İngiltere açısından bir değerlendirme

İşsizlik, Dünya genelinde, ülkelerin çözüm arayışına girdiği küresel bir sorun halini almıştır. Yapılan pek çok çalışmada, işsizlik ile eğitim arasında negatif yönlü bir etkileşim olduğu ortaya konulmakta ve işsizlikle mücadele için öncelikle eğitim sistemindeki aksaklıkların giderilmesi gerektiğine vurgu yapılmaktadır. Bu çalışmada; işsizliğin, genç işsizlik boyutu ele alınarak, kamu kesimi eğitim harcamalarındaki artış ya da azalışın, genç işsizliğini nasıl etkilediği ortaya konulmaktadır. Bu amaçla, Türkiye ve İngiltere'de eğitim hizmetine dönük yapılan kamu harcamaları gerek rakamsal büyüklük açısından, gerekse harcama dağılımı açısından karşılaştırılmakta ve ortaya çıkan sonuçlar, ülkelerin genç istihdam verileri ile bir araya getirilmektedir. Genç nüfus açısından İngiltere'nin oldukça önünde olan Türkiye'de, kamu kesimi eğitim harcamaları İngiltere'nin gerisinde kalmıştır. Genç istihdamı açısından bakıldığında ise, İngiltere'de düşme eğiliminde olan genç işsizliğin, Türkiye'de her geçen sene arttığı görülmüştür. Türkiye sahip olduğu genç nüfus nedeniyle, İngiltere'ye kıyasla eğitim talebinin daha yüksek olduğu bir ülkedir. Ancak eğitim talebinin karşılanamadığı durumda nitelikli işgücü de yaratılamayacak ve genç istihdam rakamları düşecektir. Bu ise berberinde genç işsizliğin artışını getirecektir. Sonuçta, eğitim seviyesi arttıkça, genç işsizliğinin azaldığı, eğitim seviyesinin yükselebilmesi için de, eğitime daha fazla yatırım yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Eğitim harcamalarıEğitim yatırımlarıGençler+5
Fahriye Yaprak Doğan
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Analysis of the relationship between sovereign credit ratings and credit default swaps: A comparative study for Turkey and selected countries

Financial globalization in the 21th century has led the sovereign credit ratings and credit default swaps (CDS), which drive the global capital flows, to become the most important factors of the individual country economies, as well as global economy. The global financial crisis and European debt crisis afterwards have demonstrated the importance of understanding the determinants of sovereign credit ratings and CDS premiums. Within the scope of this study, it has been investigated whether the sovereign credit ratings and CDS premiums change according to the political and economic factors and CDS premiums can explain the sovereign credit ratings. Panel data method, with annual economic and political data of 68 countries for 2004-2017 period, is used for the study. It is found that real GDP per capita, political stability and regulatory quality positively affect sovereign credit ratings, while GDP share of general government gross debt, unemployment and default history have negative affect on sovereign credit ratings. These variables have mostly significant opposite effects on CDS premiums, as expected except for political stability. It is observed that inflation and exchange rate volatility also positively affect CDS premiums. Lastly, it is found that the power of CDS premiums to explain sovereign credit ratings alone is close to the explanatory power of other macroeconomic and political variables.

RatingRating agenciesCredit rating+7
Fatih Bahadır Haspolat
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Securty of EC energy supply and affects over Turkey

In a world of increasing interdependence, energy security will depend much on how countries manage their relations with one another, whether bilaterally or within multilateral frameworks. That is why energy security will be one of the main challenges for EU foreign policy in the years ahead. The new competition environment requires looking not only around the corner, but also beyond the difficulties of cycles to both the reality of an ever more complex and integrated global energy system and the relations among the countries that participate in it.It is estimated that the global demand for energy may increase as much as 50 percent by 2025, with the demand for electricity rising more than 75 percent. More than half of this growth is projected to come from the world?s emerging economies. In spite of the current economic crisis, the world is experiencing positive economic growth even with high oil prices. In order for that to continue all nations, need access to safe, affordable, and dependable supplies of energy. Because of the robust economic growth around the world especially in places like China and India the global demand for energy is expected to increase dramatically and at a rapid pace over the next 25 years.To ensure energy security, countries must mitigate the effects of energy supply disruptions, expand energy infrastructure, promote a transparent and stable investment climate that attracts foreign investors, and advance clean energy technologies including renewable energy, clean coal, and emissions free nuclear power.It is undeniable that Turkey is evolving into a vital energy transit hub. Turkey is an important energy gateway between the East and the West. The EU is, throughout the region, as well as in Turkey, working to enhance energy security, increase energy supplies, and diversify energy transportation routes. And the EU supports Turkey, which is a strong and dependable ally, in its role as a major oil and gas transit route in a market governed by fair and transparent rules.Turkey plays an important role in helping meet the growing energy demands in the region and around the world. The cooperation between the EU and Turkey furthers that goal. Actually, both sides have offered to collaborate more closely on energy security issues. Turkey is poised to be a leader by further establishing itself as a gateway between producers and consumers.However in order to expand it?s leadership role Turkey must take a more proactive role in establishing a market oriented approach that will encourage investment, competition, market pricing, energy efficiency, as well as transparency, stability, and reliability. The EU sees Turkey as a strategic ally, a key player in the East-West energy corridor, and a lynchpin in getting Russian and Caspian energy assets to world markets. Turkey can be a major player in assuring regional energy security. However, it must continue to move forward on privatization, rule-of-law, transparency, and related issues that must be worked to make that a reality.This study examines Turkey as an emerging energy hub. In particular, it assesses this concept as an opportunity for both the EU and Turkey regarding their future allied contributions to the emerging security issue as well as regional and global peace. The main goal of this thesis is to evaluate the importance, advantage, and inevitability of relationship between Turkey and EU based on energy issues. The basic premise throughout this thesis is that Turkey, as an emerging energy hub, should expect to be supported in its progress based on the EU evaluation and it is required to follow more proactive policies in the future in order to achieve this purpose.

European UnionEnergyEnergy security+5
Emine Ebru Baydak
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de merkezi ve yerel yönetimin yapılanması Almanya ve Fransa modeli ile karşılaştırmalı analizi

1800'lü yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde gündeme gelen kamu yönetimi olgusu, zaman geçtikçe bütün dünyada etkisini göstermiştir. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak ve refah düzeyini arttırabilmek için bütün dünya ülkeleri yeni bir yapılanma içerisine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'nin bu süreçten nasıl etkilendiği, merkezi ve yerel yönetimlerin nasıl şekil aldığı, Türkiye'deki yönetimlerin detaylı incelenmesi ve bu incelemeler sonucunda Almanya ve Fransa gibi kamu yönetimi olgusu oturmuş ülkelerle karşılaştırma yapılması hedeflenmiştir.Yapılan karşılaştırmalar sonucunda Türkiye'nin yerel yönetimler bakımından Fransa ile benzerlikler ve Almanya ile çok farklılıklar gösterdiği, fakat bu benzerlik ve farklılıklara rağmen Türkiye'de belediyelerin ekonomik yetkiler açısından merkeze çok bağlı olduğu ve sıkı bir idari vesayetin olduğu görülmektedir

AlmanyaFransaKamu yönetimi+4
Yılmaz Çalış
İstanbul Aydın University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects