Turkish Financial Reporting Standards
83 theses under this subject heading
BOBİ FRS ve dönemsonu mali tablolarının BOBİ FRS'ye uygun hale getirilmesi: Örnek bir uygulama
İşletmeler gerçekleştirmiş oldukları mali karakterli işlemleri muhasebe kayıtlarına aktarmakta ve mali tablolar halinde özetleyerek ilgililere sunmaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulması ve mali tabloların hazırlanması belli kurallar dahilinde gerçekleşmektedir. Uygulanan bu kuralların ülkelere göre farklılık göstermesi yurt içindeki bir işletmenin mali tabloları ile yabancı işletmelerin mali tablolarının karşılaştırılmasını engellemektedir. Aynı zamanda yurtdışı yatırımcıların ve kredi kuruluşlarının işletmenin mali tablolarını yorumlamasını ve işletme ile ilgili karar almasını da zorlaştırmaktadır. Küreselleşme ile birlikte işletmelerin artık ülke sınırları dışında da faaliyet göstermesi ve çok uluslu işletmelerin sayısının artması ile birlikte muhasebede de ortak bir dil anlayışının gerekliliği ortaya çıkmıştır. Bu amaçla Uluslararası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayımlanmış ve bu standartlar birçok ülke tarafından benimsenerek uygulamaya konmuştur. Türkiye'de muhasebe uygulamaları VUK ve MSUGT çerçevesinde gerçekleşmektedir. Bununla birlikte Türkiye UMS ve UFRS'yi Türkçeye çevirerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ismi ile yayımlamıştır. Günümüzde muhasebe standartlarının hazırlanması ve yayımlanması yetkisi Kamu Gözetimi Kurumuna (KGK) verilmiştir. Günümüzde TMS/TFRS'lerin Kamu Yararını İlgilendiren Kuruluşlar (KAYİK) tarafından uygulanması zorunludur. Bağımsız denetime tabi olup KAYİK dışında kalan orta ve büyük boy işletmeler için ise Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) yayınlanmış ve 01.01.2018 tarihinden itibaren uygulamaya konmuştur. Buna göre bağımsız denetime tabi olup KAYİK kapsamında olmayan ve TMS/TFRS'yi uygulamayı tercih etmeyen işletmeler yıl sonlarında mali tablolarını BOBİ FRS'ye uygun hale getirmekte ve standartlara uygun olarak hazırlanmış olan mali tabloları bağımsız denetime tabi olmaktadır. Bu tez çalışması ile mali tabloların yıl sonlarında BOBİ FRS'ye dönüştürülmesine yönelik örnek bir uygulama ele alınarak uygulayıcılara yol göstermesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda uygulama bölümünde örnek bir işletmenin yıl sonu mali tablolarının standartlara uygun olarak hazırlanabilmesi için düzeltme kayıtları yapılmış, hesaplar BOBİ FRS'ye uygun olarak tekrar sınıflandırılmıştır. Sonuç olarak BOBİ FRS'ye uygun Finansal Durum Tablosu, Kar veya Zarar Tablosu, Özkaynak Değişim Tablosu ve Nakit Akış Tablosu hazırlanmıştır.
Değerleme olgusu ve maddi duran varlıkların Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından değerlemesi
Küreselleşme ile dünyamız adeta küçük bir köy haline gelmiş, mobilite hızlanmıştır. Bu anlamda sermaye küresel anlamda yayılmış, uluslararası ortaklıklar, ticaret ilişkileri, uluslararası finansman olağan olgular haline gelmiştir. Sermayenin bu denli uluslarası hale gelmesiyle, çeşitli güvence mekanizmalarına ve hizmetlerine ihtiyaç duyulmuştur. Yatırımcılar, kredi verenler yatırım yaptıkları veya kredi sağladıkları şirketlerin mali durumlarından emin olmak ve bu suretle vermiş oldukları kredileri veya yatırım yaptıkları kuruluşların mali tablolarına ihtiyaç duymaktadırlar. Mali tablolar ülkelerin kendi iç mevzuatları çerçevesinde hazırlanmış olmaları sebebiyle uluslarası mecrada bu tablolara ihtiyaç duyan kişilerin ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap verememektedir. Bu durumun giderilmesi amacıyla Uluslarası Muhasebe Standartları (UMS) ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) yayınlanmış ve bu bilgilere ihtiyaç duyan bütün herkesin anlayabileceği adeta ortak bir dil oluşturulmuştur. Bahsi geçen bu Standartlar Türkçeye çevrilerek Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) oluşturulmuştur. Güvence hizmetinin tam anlamıyla yerine getirilmesi açısından finansal tabloların hazırlanmasına ve gerekli muhasebe kayırlarının yapılmasında değerlemenin doğru yapılması en elzem hususlardandır. Çalışmamızda Vergi Usul Kanunu (VUK) ve TMS'nin değerleme kavramına nasıl yaklaştığı, VUK ve TMS açısından maddi duran varlıkların değerlemesinin nasıl yapıldığı, aralarındaki farklar ve VUK'un TMS'ye yakınsama olanakları ele alınmaya çalışılmıştır. Finansal tabloların gerçeği yansıtması ancak doğru değerleme esaslarının uygulanması ile mümkün olacaktır. Bu durum hem VUK hem de TMS için geçerlidir.
TFRS 16 kiralamalar standardının finansal tablolara yansımaları: Havayolu şirketlerinde uygulamalar
Kiralama işletmeler tarafından sıkça başvurulan finansman yöntemlerinden birisidir. Faaliyet kiralaması ve finansal kiralama işletmeler için en yaygın olan kiralama yöntemleridir. Faaliyet kiralaması yönteminin sıkça kullanılmasının yanı sıra bazı taraflarca eleştirilmiştir. Bu eleştirinin konusu ise kiracıların kullandığı bilanço dışı finansman yöntemi idi. Başka bir ifadeyle, faaliyet kiralaması kaynaklı yükümlülükler bilançoda gösterilmiyor, giderleştirilmek suretiyle kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosunda gösteriliyordu. Bu sorunla ilgilenen tarafların yapmayı önerdiği şey aktifleştirme olmuştur. Başka biri ifade ile bilanço dışı kiralama yükümlülükleri bilançolara aktarılmaya başlandı. Buradaki amaç finansal tablo kullanıcıları için finansal tabloların şeffaflığını sağlamaktı. Çalışmada Türkiye'de önde gelen iki hava yolu şirketinin 2017 yılına ait olan bilanço ve kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir dikkate alınmış ve faaliyet kiralaması ile ilgili bilanço dışı yükümlülükler aktifleştirilmiştir. Daha sonra yeni bilanço ve yeni kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tabloları oluşturulmuş ve bu tablolar oran analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. TFRS 16'nın uygulandığı bilançolarda dönen varlık sınıfında herhangi bir değişim meydana gelmemiştir. Duran varlıklar, kısa vadeli yabancı kaynaklar ve uzun vadeli yabancı kaynaklar sınıflarında artış meydana gelmiş, buna karşın özkaynaklar sınıfında azalış meydana gelmiştir. Dönem kar veya zarar ve diğer kapsamlı gelir tablosuna gelince, satışların maliyetinde toplam cari faaliyet kiralaması ödemeleri dikkate alınmamıştır. Dolayısıyla satışların maliyetinde azalış meydana gelmiştir. Bu durum brüt karda artışa yol açmıştır. Yeni standarttan dolayı faiz gideri meydana gelmiş ve bu da finansman giderlerinde artışa yol açmıştır. Ancak cari faaliyet kiralaması ödemeleri faiz giderinden fazla olduğu için faiz ve vergi öncesi karda artış meydana gelmiştir. Son olarak bu finansal tablolara ait kalemler ve elde edilen oranlar yorumlanmıştır.
Banka finansal tablolarında sunulan muhasebe politikalarının Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) açısından incelenmesi
Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların, Uluslararası Muhasebe Standartları ve Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarının Türkçeye çevrilmiş hali olan Türkiye Muhasebe Standartları(TMS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına(TFRS) uyum seviyelerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan bu araştırmada ülkemizden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu(BDDK) çerçevesinde 12 banka seçilmiş, bu bankaların finansal tablo setleri ve dipnotları incelenmiş ve TMS ve TFRS ilkelerine ne düzeyde uyum sağladıkları araştırılmıştır. Araştırma kapsamına dahil edilen bankalar BDDK'nın yayınlamış olduğu verilere dayanarak aktif büyüklüğüne göre sıralanmış en büyük ilk 12 kamu ve özel sektör bankalarıdır. Çalışmada faydalanılan veriler örneklemde bulunan bankaların 2021 yılı finansal tablolarıdır. Araştırma neticesinde çalışmada yer alan bankaların TMS/TFRS gerekliliklerine büyük bir oranda uyum gösterdikleri, banka finansal tablolarının sunuluşunda belirli bir formatın olmasının tablo kullanıcıları açısından kolaylıklar sağladığı, bankaların uluslararası alanda kabul gören standartlara büyük uyumu sonucunda da küresel anlamda uyumlu raporlama yapıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren savunma sanayi şirketlerine ait finansal tabloların Türkiye finansal raporlama standartları bağlamında analizleri
Borsa İstanbul'da Faaliyet Gösteren Savunma Sanayi Şirketlerine Ait Finansal Tabloların Türkiye Finansal Raporlama Standartları Bağlamında Analizleri, Yüksek Lisans Tezi, Trabzon, 2018. İşletmelerin en önemli fikir ve bilgi kaynağı Muhasebe ve Finansal analizdir. Muhasebe işletmelerin varlıkları ve kaynakları arasında sınıflandırma, yorumlama analiz etme gibi sorunlara çözüm odaklıyken Finansal analiz ise, analiz teknik ve yöntemleri raporlama standartlarına uygulayarak işletmenin finansal durum yapısını ve faaliyetlerini açıklamaya odaklıdır. Çalışmanın amacı, işletmeler ve ortakları için mali analiz teknikleri açısından yarar sağlamak, yatırımcılar için ise doğru ve karlı yatırım kararlarını vermelerine yardımcı olmaktır. Bu doğrultuda mali analiz tekniklerinin doğru açıklanabilmesi için finans fonksiyonu ile yönetim arasındaki ilişkileri belirleyerek, mali yöntemlerin işletme başarısı bakımından önemi üzerinde durulmaktadır. Bu çerçevede rapor hazırlamasında şirket raporlarının daha açık, net ve karşılaştırılabilir olmasını olanaklı hale getirerek şirket karına ve büyümesine önemli ölçüde katkı sağlamaktır. Böylece işletmelerin gelirlerini arttırma giderlerin azaltılmasına kolaylık sağlar. Bu bağlamda söz konusu uygulama ile de Muhasebe ve Finansın rolünü ortaya koymak hedeflenmiştir.
BOBİ FRS ile e MSUGT/VUK, TMS/TFRS ve KÜMİ FRS'ye göre maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi: Örnek olay incelemesi
Dünyada ve Türkiye'de muhasebe standartları ile ilgili çalışmalar sürmektedir. Bu çalışmalar akabinde ülkemizde son olarak, bağımsız denetim kapsamında olmayan işletmeler için "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" yayımlanmıştır. KÜMİ FRS'nin yayımlanmasıyla beraber muhasebe sisteminin vergi kanunlarının etkisinden kurtulması ve muhasebe açısından tek ve ortak bir dil oluşturulması amaçlanmıştır. Maddi duran varlıklar, işletmede bir yıldan daha uzun bir süre kullanılacağı tahmin edilen varlıklardır. Maddi duran varlıklar, her işletme için önem taşımaktadır. Çünkü hemen hemen her işletmede maddi duran varlık kalemleri yer almaktadır. Bu çalışma kapsamında, maddi duran varlıklar konusunda Türkiye'de gerçeğe uygunluk anlayışıyla oluşturulan "Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS)", "Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS)", "Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT)" ve "Küçük ve Mikro İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı Taslağı" (KÜMİ FRS)" incelenmiş ve bu dört raporlama çerçevesinin benzer ve farklı yönleri belirlenmeye çalışılmıştır. Maddi duran varlıklar; ilk ölçüm, sonraki ölçüm ve değerleme, amortismanlar ve finansal tablo dışı bırakma olmak üzere dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda muhasebe standartlarının birbirine oldukça yakın olduğu sadece vade farkı ve borçlanma maliyetleri gibi konularda farklılıkların bulunduğu, bazı konularda ise küçük işletmelerin işini kolaylaştırmak amacıyla uygulamada basitleştirmeler yapıldığı görülmüştür. Esas farklılığın muhasebe standartlarıyla MSUGT arasında olduğu tespit edilmiş, KÜMİ FRS'nin tamamen faaliyete geçmesiyle beraber MSUGT'un ortadan kalkacağı ve muhasebede ortak bir dil oluşturulabileceği sonucuna varılmıştır.
Finansal tablo hilelerinin tespit edilmesinde kullanılan veri madenciliği yöntemleri ve Borsa İstanbul'da bir uygulama
Bağımsız denetimden geçmiş, makul bir düzeyde güvence almış işletmeler ile ilgili dünyada ve ülkemizde yaşanan finansal skandallar bu işletmelerin yayınlamış olduğu finansal raporlarının doğruluğunun ve güvenilirliğinin tartışılmasında etkili olmuştur. Finansal raporların tartışılması da bilgi kullanıcılarının alacağı kararlarda tereddüt yaşamalarına sebep olmuştur. Bu araştırmada bilgi kullanıcılarının tereddütlerini gidermek ve finansal tablolarda oluşmuş veya oluşması muhtemel finansal tablo hile riskini belirli bir güvence düzeyinde tahmin edebilmek için bir model geliştirilmiştir. Araştırmada veri olarak; 2012-2019 yılları arasında Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren Yakın İzleme Pazarı, Yıldız Pazar ve Ana Pazar gruplarında yer alan 144 işletmenin bağımsız denetim raporları ile finansal tablolarından elde edilen veriler kullanılmıştır. 48'i Yakın İzleme Pazar'ı, 96'sı da Yıldız Pazar ile Ana Pazar gruplarında bulunan işletmelerin finansal tablolarından elde edilen ve alanyazında da finansal tablo hilelerinin tespitinde kabul gören oranlar, veri madenciliği uygulamalarından olan yapay sinir ağları yöntemi kullanılarak analiz edilmek suretiyle bir yapay sinir ağı modeli geliştirilmiştir. Geliştirilen model, finansal tablolardaki hile riskini %88,89 oranında doğru tahmin ederek başarılı bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Araştırma sonuçları, geliştirilen modelin, işletmelerin finansal tablo hile riski taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak bilgi kullanıcılarının kararlarında fayda sağlayacağı yönünde değerlendirilmiştir. Modelin parametrelerinin kullanımının, bilgi kullanıcılarının yatırım yapacağı işletmeler hakkında finansal tablo hile riski taşıyıp taşımadığı ile ilgili güçlü bir güvence vereceği ve bilgi kullanıcılarına faydalı olacağı kanaatine varılmıştır.
Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması
Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.
Maddi duran varlıkların Türkiye finansal raporlama standartları büyük ve orta boy işletmeler için finansal raporlama standardı ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri kapsamında karşılaştırılması
Maddi duran varlıklar, mal ya da hizmet üretiminde veya arzında kullanılan bir seneden daha uzun sürede kullanımı öngörülen maddi kalemlerdir. İşletme aktiflerinin önemli bir kısmını oluşturan bu varlıklardaki değişim işletmenin finansal durumu ve performansını önemli ölçüde etkiler. Bu açıdan maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesi, değerlemesi, finansal tablolarda sunumu ve açıklanması bilgi kullanıcıları açısından önemlidir. Ülkemizde muhasebe uygulamaları Türkiye Muhasebe Standartları/Türkiye Finansal Raporlama Standartları, Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri doğrultusunda düzenlenmektedir. Bu çalışmada maddi duran varlıkların finansal tablolara alınması, sonraki dönemlerde değerlemesi, finansal tablo dışı bırakılması, finansal tablolarda sunum ve açıklamaları üç uygulamaya göre örnekler ile açıklanarak benzer ve farklı yönler ortaya konmuştur.
MSUGT, TMS\TFRS ve BOBİ FRS'de finansal araçlar: Muhasebeleştirme, ölçüm, sunum ve açıklamalar
Finansal araç, gelecekte sağlanacak nakit akımları üzerinden fonların tasarruf sahiplerinden fon ihtiyacı olan taraflara akışını sağlamak ve oluşacak risklerin taraflar arasında paylaşımını sağlayacak sözleşmelerdir. Finansal araçların önemi günümüz şartlarında giderek artmaktadır. Finansal araçların avantajları fon fazlalıklarından gelir elde etmek., finansal riskleri önlemek ve düşük riskle fon elde etmektir. Türkiye'de işletmeler hem muhasebe standartlarına hem de Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerini de uygulamak zorundadır. Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartlarında finansal araçların muhasebeleştirmesi, ölçümü, sunumu ve açıklamaları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Buna ek olarak Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartlarının bölümlerinde de finansal araçlar düzenlenmiştir. Ayrıca Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde de finansal araçlarla ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Diğer taraftan Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde de finansal araçlarla ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde; muhasebe, muhasebe standartları ve finansal araçları gibi temel kavramlar açıklanmıştır. İkinci bölümde, standartlarda ve Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerinde yer alan finansal araçlarla ilgili düzenlemeler ayrıntılı ve karşılaştırmalı bir şekilde ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, her üç düzenlemeye göre finansal araçların ilk kez kayda alınması, değerlemesi, değer düşüklüğü, finansal tablo dışı bırakılması ve sunumu ve açıklamalarına ilişkin ayrıntılı örneklere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Uluslararası Muhasebe Standartları, Finansal Araçlar, IAS 32, IAS 39, IFRS 7, IFRS 9, MSUGT
KOBİ TFRS setinin muhasebe meslek mensupları tarafından uygulanabilirliği üzerine bir araştırma
Dünya ekonomisinin her geçen gün daha fazla küreselleşmesiyle birlikte faaliyet gösteren işletmelerin farklı muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaları istenmeyen bir durum oluşturmuştur. Bu durumu ortadan kaldırmak ve muhasebe uygulamalarında tekdüzeliğin sağlanması için muhasebede standartlaşmaya gidilmesi amacıyla birçok ülkede çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde özellikle gelişmiş ülkelerde UFRS tüm yönleriyle uygulanmaktadır. Avrupa Birliği, hisse senetleri borsada işlem gören firmaların finansal tablolarını 2005 yılı itibariyle UFRS'ye göre hazırlama zorunluluğu getirmiştir. Türkiye de AB'ye üye olma sürecinde olan bir ülke olduğu için muhasebe sistemini UFRS'ye göre hazırlamakta ve uygulamaktadır.KOBİ'ler ülke ekonomileri için vazgeçilmez bir öneme sahiptirler ve uluslararası arenadaki önemi gün geçtikçe artmaktadır. Bunun neticesinde KOBİ'ler için ayrı bir standartlaşmaya gidilmesi fikri ortaya çıkmıştır. 9 Temmuz 2009 tarihi itibariyle KOBİ'ler için muhasebe standartları yayınlanmış olup uygulama tarihi ülkelerin tercihine bırakılmıştır. KOBİ TFRS'nin, Türkiye'de faaliyette bulunan KOBİ'ler için küresel arenada anlaşılabilir finansal tablo üretilmesini sağlayacağı ve uluslararası ticaretin gelişmesini sağlayarak denetimi kolaylaştıracağı düşünülmektedir.KOBİ'ler ülke ekonomilerinde önemli bir yer tutmaktadır ve muhasebe meslek mensuplarının en çok muhatap olduğu firmalar KOBİ'lerdir. Bu çalışma, muhasebe uygulamalarının mevcut durumu, UFRS'lerin bugünkü durumu ve KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğine ilişkin ülkemizde faaliyette bulunan meslek mensuplarının bakış açılarını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu çalışmada, muhasebe mesleği ve mesleğin gelişmesi ile ilgili etkenler, KOBİ'ler ve ülke ekonomileri açısından KOBİ'lerin önemi, UFRS'lerin tanımı, gerekliliği, Dünya'da UFRS uygulamaları ve Türkiye'deki uygulamalara etkileri ve KOBİ TFRS setinin hazırlanması ile tam setten farklılıkları ele alınmıştır. KOBİ TFRS'nin uygulanabilirliğinin ölçülmesi amacıyla Kütahya SMM Odası'na bağlı meslek mensuplarına mevcut durum, UFRS ve KOBİ TFRS konularını içeren anket uygulanarak düşünceleri alınmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ TFRS, KOBİ TFRS'nin Uygulanabilirliği, Muhasebe Mesleği, Muhasebe Meslek Mensupları.
Maliyetleme yöntemlerinin işletmelerin fiyat belirleme kararları üzerine etkisi; VUK, BOBİ FRS ve TFRS karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmada amaç, Vergi Usul Kanunu (VUK), Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) karşılaştırmalı analizi ile maliyet hesaplama yöntemlerinin işletmelerin fiyat belirleme kararları üzerindeki etkisinin saptaması ve işletme için hangi maliyetleme yönteminin, fiyat belirlemede daha etkin olduğunu tespit etmektir. Bu kapsamda mali tablodaki her kalemin denetiminden sorumlu bağımsız denetçiler araştırmanın ana kütlesini oluşturmuştur. Veriler 108 bağımsız denetçiden oluşan bir örneklemden anket yolu ile toplanmıştır. Ayrıca bağımsız denetime tabi iki işletme örneği ile Vergi Usul Kanunu (VUK) - Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) - Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) karşılaştırması yapılmış ve maliyet yöntemleri bölümünde başka bir örnek işletme verilerine göre tam ve normal maliyet yöntemine göre maliyet hesaplaması yapılarak brüt kar ve zarar hesabı üzerindeki farklar ile kar marjına göre mamulün satış fiyatının belirlenmesi yoluyla hangi maliyet yönteminin işletmenin fiyat belirleme kararları üzerinde daha doğru bir yönlendirme yapacağı ortaya konmaya çalışılmıştır. Örnek uygulamalar ve anket sonuçlarına göre, fiyatı belirlerken normal maliyet yönteminin işletmenin kapasite kullanım oranını kullanarak mamul birim maliyet hesabı yapması sebebiyle tam maliyet yöntemi ile karşılaştırıldığında daha gerçeği yansıtan bir hesaplama yöntemi olduğu ve işletmelerin Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarına (TFRS) göre hazırlanmış mali tablolarının Vergi Usul Kanununa (VUK) göre hazırlanmış mali tablolara göre finansal tablo kullanıcılarına daha gerçekçi ve doğru veriler sunduğu sonucuna varılmıştır.
Bağımsız denetimin gelişimi ve VUK, TFRS ve BOBİ FRS'nin imalat sanayi açısından değerlendirilmesi üzerine bir uygulama
Artan dünya nüfusuyla birlikte ticaret olanaklarının teknoloji sayesinde hız kazanması dünya ticaret hacminde önemli bir genişleme yaratmıştır. Ticari iş ve işlemlerin kaydedilmesi, sınıflandırılması, özetlenmesi ve yorumlanması muhasebe programlarıyla daha kolay bir hale gelmiştir. Bununla birlikte tüm dünyada artan ticari iş ve işlemlerin muhasebeleştirilmesi ve denetlenmesi sırasında ortak bir geçerli finansal raporlama sisteminin oluşturulması ihtiyacı hâsıl olmuştur. Ülkeler, bulundukları ekonomik koşulları da göz önün de bulundurarak Uluslararası Muhasebe Standartları ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına kendi ekonomik sistemlerine uyarlamaya çalışmaktadır. Türkiye'de de bu amaç doğrultusunda özellikle son on yılda Uluslararası Geçerli Finansal Raporlama sistemine geçiş amacıyla önemli adımlar atılmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Sistemi (TFRS) ve Büyük ve Orta Ölçekli İşletmeler için Finansal Raporlama Sistemi (BOBİ FRS) bu gelişmeler sonucu ortaya çıkan finansal raporlama sistemleridir. Bununla birlikte Türkiye'de işletmeler Vergi Usul Kanunu'na (VUK) göre finansal tablolarını hazırlayarak tahakkuk eden net gelir üzerinden vergilerini ödemektedir. Dolayısıyla işletmelerin cari dönem net geliri uyguladıkları geçerli finansal raporlama sistemine göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin, geçerli finansal raporlama sistemlerinden VUK, TFRS ve BOBİ FRS uygulaması durumunda cari dönem net karının nasıl farklılaştığı ve bunun nedenleri üzerinde durulmuştur. İmalat sanayinde faaliyet gösteren şirketler için TFRS, gerçek değerleri göstermesi ve şirket değerini maksimize etmesi bakımından daha iyi bir finansal raporlama sistemidir. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Denetim, VUK, TFRS, BOBİ FRS
Investigation of derivative financial instruments within the scope of Turkish Accounting Standards, Turkish Financial Reporting Standards and large and medium-size enterprises for financial reporting standard
The pace of change brought by globalization has affected the financial markets of developed and developing countries around the world. The financial markets in communication with each other have become a single market under the influence of change. In the international arena, the resulting profitability rates has reduced due to the presence of many national corporations. A competitive environment has arisen and various financial risks have arisen. Financial instruments have diversified and derivative financial products have started to be used. Increasingly rapid use of derivatives financial in financial markets has facilitated the management of companies' financial risks. At the same time, it has brought financial operativeness. Companies have faced the question of how these transactions will be reflected in their accounting records under national and international legal guidelines. It is important that the transactions resulting from the use of derivative financial instruments reflect on financial statements and reports. The purpose of this study is; the types of financial derivatives, the intended use of the companies, accounting standards within the scope of the application form, how to recognize and use of derivative products which the company uses derivative financial instruments in Turkey, where it is analyzed and explained what purpose use.
Bağımsız denetim raporlarında kilit denetim konuları: BİST 100 imalat sektöründe yer alan işletmelerin incelenmesi
Bağımsız denetim yaklaşımlarında yıllar içerisinde meydana gelen değişimlere karşın, bağımsız denetim raporları işletmelerin finansal tablolarının muhasebe standartlarına uygun hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda finansal tablo kullanıcılarına bilgi veren dökümanlar olmaktan öteye gidememiştir. Bununla birlikte 2000'li yılların başlarında yaşanan denetim skandalları, finansal krizler sonucunda bağımsız denetimin güvenilirliği sorgulanır hale gelmiş ve finansal tablo kullanıcıları gerçekleştirilen bağımsız denetim faaliyetine ilişkin daha kapsamlı bilgi talep etmeye başlamıştır. Finansal tablo kullanıcılarından gelen daha kapsamlı, şeffaf bilgi talebine cevap vermek üzere Uluslararası Denetim ve Güvence Standartları Kurulu (IAASB), 701 no'lu ''Kilit Denetim Konuları Standardını'' yayımlamıştır. Standardın ülkemize uyarlaması Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu tarafından yapılmış ve 01.01.2017 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yürürlüğe girmiştir. Çalışmamızda Borsa İstanbul'da işlem gören imalat sektöründeki işletmelerin 2017 yılına ait bağımsız denetim raporları incelenmiş ve işletmelerin bağımsız denetim raporlarında yer alan kilit denetim konularına ilişkin ilk uygulamalar imalat sektörü açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır.
Canlı varlık sınıfının muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinin tekdüzen, BOBI FRS-7 ve TMS-41 kapsamında bir örnek uygulama yardımıyla açıklanması
Bu çalışmanın amacı, canlı varlıkların muhasebeleştirilmesi ve değerlemesinde Tekdüzen Muhasebe Sistemi, TMS-41 ve BOBİ FRS-7 Tarımsal Faaliyetler çerçevesinin benzerliklerini ve farklılıklarını açıklamak ve bu benzerlik ve farklılıkları varsayıma dayalı etlik piliç üretimi yapan bir işletme örneği üzerinde sayısal veriler ile ortaya koymaktır. Bu üç sistem arasındaki en önemli fark canlı varlıkların ölçümü hususunda ortaya çıkmaktadır. Buna göre, TMS-41'de canlı varlıkların ölçümü, gerçeğe uygun değer yöntemini ilkesine dayalı iken, BOBİ FRS-7'de canlı varlıkların ölçümünde bir muhasebe politikası olarak gerçeğe uygun değer yöntemi veya maliyet yöntemlerinden biri kullanılabilmektedir. Tekdüzen muhasebe sisteminde ise, canlı varlıklar maliyet bedeli ile değerlenmekte ancak maliyet bedelinin tespit edilemediği durumlarda emsal bedeli ile değerlemeye tabi tutulmaktadır. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre, TDMS'de canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farkları ayrıştırılmamakta ve canlı varlıklar maliyet bedeli üzerinden ölçülmektedir. Bu yüzden TDMS'de canlı varlıklara ait ilk kayda alma ve değerleme dönemlerindeki değer artış veya azalışlar dikkate alınmadığı için diğer sistemlere göre dönem karının daha fazla çıktığı tespit edilmiştir. Faaliyet sonuçları TMS ve BOBİ FRS setine göre karşılaştırıldığında ise, BOBİ FRS setinde canlı varlıkların, ilk madde ve malzeme maliyetlerinin ve hasılatın hesaplanmasında vade farklarının bir yıldan daha kısa olması nedeniyle vade farkının ayrıştırılmaması ve bu vade farklarının maliyet veya hasılata dahil edilmesi dönem karının TMS'ye göre daha fazla çıkmasında etkili olmuştur.
Türkiye finansal raporlama standartları (TFRS)'nın varlıkların değerlemesi hususunda getirdiği yenilikler: serbest muhasebeci mali müşavirlerin bilgi düzeylerinin tespitine yönelik bir araştırma
Değerlemeyle ilgili çalışmaların büyük bölümü 25-30 yıl öncesinde enflasyon nedeniyle ortaya çıkmış ve konuyla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. Ancak son yıllarda enflasyonla birlikte tarihi maliyetler yerine cari maliyetlerin kullanılması yönünde yaygın bir anlayış hakim olmaya başlamıştır. Bu noktada değerlemenin amacı; tarihi maliyetlerle yapılan kayıtları, günün koşullarına göre gerçek değerlere çevrilmesini sağlamak ve dönem karını doğru olarak tespit etmektir.Öte yandan sermayenin küreselleşmesi nedeniyle ülkeler arasında ortak bir muhasebe dili kullanılması zorunlu hale gelmiş ve Uluslararası Muhasebe Standartları çerçevesinde hazırlanan Türkiye Muhasebe Standartları çoğu ülkede olduğu gibi ülkemizde de ilk önce Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)'na bağlı faaliyet gösteren şirketlerde kullanılmaya başlanmıştır. Türkiye Finansal Raporlama Standartları 2013 yılı itibariyle Türk Ticaret Kanununa (TTK) göre tüm işletmeler açısından kullanımı zorunlu hale getirilmiştir. Bu gelişme, 2013 tarihi itibariyle finans kuruluşları hariç tüm işletmelerde değerleme ile ilgili yeni düzenlemeler getirecek ve uygulamada önemli farklılıklar yaratacaktır.Bu doğrultuda çalışma içerisinde, varlıkların değerlemesi konusunda Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının getirdiği yenilikler incelenmiş, geçiş sürecinde varlıkların değerlemesi hususunda yaşanacak sıkıntılar ve muhasebe meslek mensupları üzerine etkileri dünyada yaşanan sorunlarda göz önüne alınarak araştırılmıştır.
Farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlanan finansal tabloların dönüşüm sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri üzerine bir araştırma
Türkiye'de bağımsız denetime tabi işletmeler, finansal tablolarını farklı muhasebe düzenlemelerine göre hazırlamaktadırlar. Muhasebe kayıtlarının tutulmasında ve vergi beyannamesi ekinde yer alacak finansal tablolarını Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğlerine (MSUGT) göre hazırlayan işletmeler, bağımsız denetime tabi olacak finansal tablolarını ise Türkiye Muhasebe / Finansal Raporlama Standartlarına (TMS / TFRS) ya da Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardına (BOBİ FRS) göre hazırlamaktadırlar. TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye göre hazırlanan finansal tablolar, MSUGT'ler uyarınca hazırlanan mizandan hareketle dönem sonunda dönüştürme yoluyla hazırlanmaktadır. Dönüştürme işlemi ise genellikle bağımsız denetim şirketlerinde çalışan meslek mensupları tarafından yapılmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de bağımsız denetime tabi olan işletmelerin MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tablolarının TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüştürülmesi sürecinin değerlendirilmesi, karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak bağımsız denetim şirketlerinde çalışan ve finansal tabloların dönüşüm sürecinde aktif rol alan 25 meslek mensubuyla yüz yüze ya da çevrimiçi görüşme yapılmıştır. Çalışmada, katılımcıların çoğunluğu tarafından ikili muhasebe sisteminin daha sağlıklı ve faydalı bulunmasına rağmen işletmelerin muhasebe altyapıları ve sistemin getireceği ilave maliyetler nedeniyle uygulanmasının zor olduğu tespit edilmiştir. Katılımcıların dönüşüm sürecinde en çok müşteri işletmeden talep edilen bilgi ve belgelerin temin edilmesinde zorlandığı ve nakit akış tablosunun hazırlanmasında daha fazla sorun yaşadıkları ortaya konmuştur. Katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından dönüşüm yoluyla hazırlanan finansal tablolarda sunulan bilgilerin faydalı finansal bilginin taşıması gereken niteliksel özelliklere sahip olduğu düşünülürken, bazı katılımcılar sunulan bilgilerin zamanında sunum özelliğine sahip olmadığını düşünmektedirler. Farklı düzenlemelere göre yapılan raporlamanın gereksiz olduğunu belirten katılımcılar, işletmelerin tek bir düzenlemeye göre raporlama yapmalarının ve bu düzenlemenin de TMS / TFRS'ler olması gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Ancak mevcut uygulamada olduğu gibi iki farklı düzenlemeye göre raporlama yapmaya devam edilmesi halinde katılımcıların büyük çoğunluğu tarafından BOBİ FRS'nin tercih edildiği tespit edilmiştir. Katılımcıların, MSUGT'lere göre hazırlanan finansal tabloların TMS / TFRS ya da BOBİ FRS'ye dönüşümü sürecinde sınıflandırma, değerleme, değerleme farklarının hesaplanması ve muhasebeleştirilmesi ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan önemli sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca, dönüşüm sürecinde karşılaşılan bu sorunların dışında işletmeden, standartlardan, yasal düzenlemelerden, diğer kişi, kurum ve kuruluşlardan kaynaklanan sorunlarla da karşılaşıldığı ifade edilmiştir. Dönüşüm sürecinde aktif rol alan katılımcıların bahsedilen sorunların giderilmesine yönelik dönüşüm işleminin niteliğinin artırılması, raporlamada standardizasyonun sağlanması, hesap planı ve iyileştirmeleri, eğitim faaliyetleri ve düzenleyici kurumların faaliyetleri çerçevesinde çözüm önerilerinde bulundukları tespit edilmiştir.
Küçük ve orta ölçekli işletmeler için Türkiye finansal raporlama standartları KOBİ TFRS ve bir uygulama
20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren özellikle son 20 yıldır teknoloji ve ekonomide meydana gelen hızlı gelişim ve değişimin sonucu olarak dünya ekonomisi küresel bir yapıya dönüşmüştür. Bu durum, işletmelerin uluslararası pazarlarda boy göstermelerini kolaylaştırmıştır. Ancak, işletmelerin büyük çoğunluğunun Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerden (KOBİ) oluşması bu işletmelerin küresel alanda finansal tablolarının anlaşılabilirliğini ve karşılaştırılabilirliğini daha da zorlaştırmıştır. Bu nedenlerden yola çıkarak daha önceden belli bir büyüklüğe sahip işletmeler için uygulanmaya başlanmış olan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları?nın KOBİ türündeki işletmeler için uyarlanarak uygulanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.KOBİ TFRS ile ilgili olarak bu tezde yapılan çalışma, örnek bir işletme verileri üzerinden standardın uygulanması olup; amacı KOBİ TFRS ile ilgili ülkemizde ilk uygulamaya geçiş aşamasında neler yapılacağını, bu standarda göre muhasebe işlemlerinin nasıl yapılması gerektiğini örnek bir uygulama üzerinde açıklayarak finansal tabloların hazırlanmasında mevcut uygulama ile farklılıklarını ortaya koymaktır. Yapılan uygulama sonucunda, KOBİ TFRS ile VUK?a göre yapılan mevcut uygulama arasında tutulan kayıtlar ve yapılan hesaplamalara göre bilanço ve gelir tablosu kalemlerinde farklılıklar oluşmuştur. Bunun sonucu olarak özellikle bilançonun aktif(pasif) büyüklükleri, dönem kârı ile hesaplanan vergi tutarları arasında da belirgin farklılıklar ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, TFRS, KOBİ TFRS, VUK, Ertelenmiş Vergi Varlığı ve Borcu.
İşletmelerde ticari alacak ve borç politikasının belirleyicileri: BİST imalat sanayii üzerinde ekonometrik bir uygulama
Bu çalışmanın amacı işletmelerin ticari alacak ve ticari borç yönetimi için güncel ekonometrik modeller oluşturmaktır. Bu çerçevede, Borsa İstanbul'da imalat sektöründe faaliyet gösteren 110 firmanın 1998 – 2004(TFRS öncesi) ve 2008 – 2014(TFRS sonrası) dönemlerine ait çeyrek dönem verisi kullanılarak ticari alacak ve borç politikasına yön verecek ekonometrik modeller oluşturulmuştur. Kurulan birinci model, ticari alacaklara yatırım yapan işletme(vade tanıyan işletme)'nin finansal belirleyicilerini, ikinci model ticari borç finansmanı sağlayan işletme(vade tanınan işletme)'nin finansal belirleyicilerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Kurulan her bir modelin değişkenleri için yatay kesit bağımlılığı testleri gerçekleştirilmiştir. Daha sonra her bir değişkene ait 1.nesil ve 2.nesil birim kök analizi yapılmıştır. Serilerin durağan olup olmamasına göre durağan değişkenler doğrudan alınırken durağan olmayan değişkenlerin birinci farkı alınarak modeller kurulmuştur. TFRS sonrası ve öncesi dönemler için model 1 ve model 2 ortaya koyulmuştur. Her iki dönemin her iki model tahmini için de gerekli varsayım(öntest) işlemleri gerçekleştirilmiş ve ardından dirençli tahmincilerden hem kümelenmiş standart hatalar yöntemi hem de driscoll – kraay tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular çerçevesinde TFRS sonrası ve öncesi dönemlerde ticari alacaklar ile ticari borçların arasında pozitif ilişki; her iki dönemde de ticari alacaklar ile satışlar, stoklar ve likidite arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup ticari alacak ve karlılık arasında sadece TFRS sonrası dönemde negatif ilişki tespit edilmiştir. Her iki dönemde de ticari borçlar ile stoklar arasında pozitif ilişki; karlılık arasında negatif ilişki tespit edilmiş olup sadece TFRS sonrası dönemde ticari borçlar ile likidite ilişkisi pozitif olarak tespit edilmiştir.
TMS/TFRS ve muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların muhasebeleştirilmesi
Muhasebe alanında elde edilen verilerin güvenilir, doğru, gerçeğe uygun ve anlamlı olması gerekmektedir. Muhasebe verilerinin söz konusu niteliklere sahip olması açısından Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu şekilde oluşturulan Türkiye Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda ekonomi alanında hızlı bir gelişme gösteren ve işletmelerin sahip olmaya başladığı kripto para ile ilgili işlemlerin muhasebe ve finansal raporlama standartları çerçevesinde muhasebeye ne şekilde aktarılması gerektiği hususu gündeme taşınmıştır. Gelişen teknoloji ve ekonomi dünyasında Türkiye'de ve dünyada hızla bilinme düzeyi artan kripto paraların kullanımı sürekli artış gösterir duruma gelmiştir. Kripto para birimlerine yönelik yasal düzenlemeler her ülkede henüz mevcut değildir, fakat bu para birimleri genel olarak para kavramına bakış açısını değiştirecek bir potansiyele sahiptir. Bu durumda geleceğe yönelik kripto para birimlerinin yasal düzenlemeler çerçevesinde varlıklarını sürdürebilecekleri öngörülmektedir. Gün geçtikçe popülerliği artan kripto para birimleri bazı devletlerin bu konuda endişe duymasına yol açmıştır. Bunun sebebi, kripto para birimleri kullanılarak gerçekleştirilen işlemlerin nasıl muhasebeleştirileceğini belirlemenin güç olmasıdır. Günümüz itibariyle Türkiye'de kripto paraların muhasebeleştirilmesine ilişkin yasal bir düzenlemede henüz bulunmamaktadır. Bu araştırmanın amacı Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları ile muhasebe meslek mensuplarının görüşleri çerçevesinde kripto paraların nasıl muhasebeleştirilebileceğini tespit etmektir. Bu amaçla Kayseri ve Kırşehir illerinde faaliyet gösteren muhasebe meslek mensuplarının kripto paralara ve kripto paraların muhasebeleştirilmesine yönelik görüşleri anket ve görüşme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen nicel verilerin analizi SPSS, görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi ise MAXQDA programları kullanılarak yapılmış ve çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda kripto paraların resmi olarak kabul görmesi durumunda nasıl muhasebeleştirilmesi gerektiğine yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.
Türk vergi sistemi ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları açısından menkul kıymetlerin değerlemesi
İşletmelerin finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğunu amaçlayan Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nın aksine 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi matrahının aşındırılmasını önlemeye çalışan koruyucu bir bakış açısı ile mükelleflerin uyacakları değerleme hükümlerini düzenlemiştir. İktisadi işletmeler atıl fonlarını çeşitli finansal araçlara yatırım yaparak gelir elde etmeyi ve kar maksimizasyonu sağlamayı amaçlamaktadır. Değerleme günü itibariyle finansal araçların değerlerinin ölçümü ve getirilerinin tespit edilmesi finansal tabloların doğruluğu ve gerçeğe uygunluğu açısından önem arz etmektedir. Finansal araçlar içerisinde yer alan menkul kıymetler ve menkul kıymetlerin değerleme ölçüleri Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları ile Türkiye Finansal Raporlama Standartları uygulamalarında farklılık göstermektedir. Vergi Usul Kanunu menkul kıymetlerin değerlemesinde uyulacak değerleme ölçülerini vergi matrahının aşınmasına engel olacak şekilde ve ticari işletmelere inisiyatif bırakmadan belirlemiştir. Türkiye Muhasebe Standartlarında ve Türkiye Finansal Raporlama Standartlarında yer alan ölçüm esasları ise işletmelerin finansal durumlarını gerçeğe en yakın olacak bir şekilde yansıtmayı amaçlamıştır. Mevcut düzenlemeler; vergi kanunları, Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları arasındaki uygulama farklılıkları ve uygulama farklılıklarının iktisadi işletmelerin finansal tablolarına etkileri ile bu etkilerin düzeltilmelerine ilişkin muhasebe uygulamalarının önemini artırmaktadır. Kanaatimizce VUK değerleme ölçülerini TMS/TFRS ölçme esasları ile uyumlaştıracak yasal düzenlemeler ile menkul kıymetlerin değerlemesinde uluslar arası standartlar yakalanmış olacaktır. Ayrıca; işletmeler, herhangi bir dönüştürme işlemi yapmadan, finansal raporlarını defter kayıtları veri alarak uluslar arası standartlara göre elde edebileceklerdir. Böylece işletmeler doğru, tarafsız ve güvenilir bilgi sunan finansal tablolar elde ederek finansal tablolardan beklenen ölçme ve bilgilendirme gibi temel amaçları sağlayacaklardır.
Bobi FRS'nin maddi duran varlıkların muhasebeleştirilmesinde TFRS ve Vergi Usul Kanunu uygulamalarından farklılıklarının analizi: Örnek olay çalışması
Dünya da gelişen bilgi ve sistem teknolojileri uluslararası ekonomik ilişkileri ve uluslararası yatırımın önemini arttırmıştır. Gelişen teknoloji diğer alanlar gibi muhasebe alanında da önemli etkilere yol açmaktadır. Uluslararası artan ekonomik ilişkiler ülkeleri muhasebe alanında ki mevzuatlarını birbiriyle uyumlaştırma sürecini başlatmıştır. Ülkemiz de bu uyum sürecinde Türkiye Muhasebe Standartları ve Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standartları (BOBİ FRS) yayınlayarak Uluslararası Muhasebe Standartlarından farklılıkları azaltmayı çalışarak bu süreçte yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı ülkemizde 01.01.2018 tarihinde uygulanmaya başlayan BOBİ FRS kapsamında maddi duran varlıkların incelenerek, uygulanmakta olan Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) / Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) hükümlerince karşılaştırılmasının yapılmasıdır. Konuyla ilgili örnekler verilerek düzenlemeler arasında ki farklıların ortaya konulması BOBİ FRS'yi kullanmak isteyen işletmeler ve finansal bilgi kullanıcıları açısından yararlı olacaktır. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Büyük ve Orta Boy işletmeler için finansal raporlama standardı kapsamında maddi duran varlıkların incelenmiştir. İkinci bölümde Vergi Usul Kanunu ve Türkiye Muhasebe Standartları açısından maddi duran varlıklar yer almaktadır. Üçüncü Bölümde üç düzenleme arasında örnek sorularla karşılaştırılmalar yapılarak farklılıkları tespit edilmiştir.
Entelektüel sermayenin finansal tablolarda raporlanmasına ilişkin yaklaşımlar ve değerlendirilmesi
Bilgi yoğun ekonomiye geçişle birlikte, entelektüel sermaye işletmeler için önemli bir varlık durumuna gelmiştir. İşletmeler rakiplerinden fark yaratacak değerler ortaya koyarak uzun vadede kazanımlar elde edeceklerini keşfetmişlerdir. Tüm işletmelerde bulunabilecek fiziki varlıklar yerine, enformasyon, veri tabanı, nitelikli iş gücü, marka, müşteri ilişkileri gibi soyut varlıklara yatırımlarını gerçekleştirmeye yönelmişlerdir. Bu durum işletmeler için stratejik öneme sahip olan entelektüel sermayenin finansal tablolarda gösterilmesi zorunlu hale getirmiştir.İşletmenin ilişkili taraflarının bilgi ihtiyaçlarının tam ve doğru bir şekilde karşılanması için hazırlanan finansal tabloların, gerçek değeri ortaya koyması beklenmektedir. Bu noktada maddi varlıklar gibi entelektüel sermaye unsuru olan maddi olmayan duran varlıkların da gerçeğe uygun değerleriyle temel finansal tablolarda yer alması gerekmektedir.Sayısal bir değere kavuşturulan kavramın muhasebe sistemine dahil edilmesinde karışık bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerek Tekdüzen Muhasebe Sistemi gerekse Uluslararası Muhasebe Standartları entelektüel sermayeyi açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Söz konusu standartlarda işletmenin bünyesinde oluşturulan değerlerden ziyade bir bedel karşılığında satın alınan değerlerin raporlanmasına izin verilmektedir. İhtiyatlı yaklaşım, işletmenin gerçek değerinin ortaya konmasında engel teşkil etmektedir.İşletmelerin piyasa değeri ile defter değerleri arasındaki farkın azalması için yapılacak önemli çalışmalardan biri, entelektüel sermayenin finansal tablolara dahil edilmesi olacaktır. Bu amaçla, entelektüel sermaye başlıca bir standart olarak ele alınmalı ve maddi olmayan duran varlıklar içerisinde tanımı tüm unsurlarını kapsayacak şekilde yeniden yapılmalıdır. İşletmenin sahip olduğu entelektüel sermayesinin finansal tablolarda sunulması, gerçek değerin tespiti için önemli olduğu kadar işletme hakkında alınan kararların doğruluğu açısından da tartışılmaz öneme sahiptir.Entelektüel sermayenin ölçülmesine ve finansal tablolarda raporlanmasına yönelik uluslararası alanda geliştirilmiş bir standart bulunmamaktadır. Dağınık görünümdeki çalışmaların, The International Accounting Standards Committee (IASC) ve The Financial Accounting Standards Board (FASB) gibi kurumların oluşturacakları standartlar ile işletmelerin tümü için uygulanabilir ve karşılaştırılabilir duruma gelebileceği düşünülmektedir..Anahtar Sözcükler:1. Entelektüel Sermaye2. Entelektüel Sermaye Ölçüm Yöntemleri3. Entelektüel Sermayenin Raporlanması4. Entelektüel Sermaye Raporlama Yaklaşımları5. UMS 38