Churchs

123 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Rusya'da bir Osmanlı Rum âlimi: Evgenios Voulgaris ve Ortodoks kilisesinde aydınlanma

Evgenios Voulgaris, Venedik, Osmanlı İmparatorluğu, Alman şehir devletleri ve Rusya topraklarında yaşamını sürdürdü. 18. yüzyılın önemli Rum âlimlerinden biri olan Voulgaris, çeşitli fikri geleneklerden etkilenerek kendi düşüncelerini geliştirdi. Aydınlanma düşüncesini eğitim kurumları ve eserleri aracılığıyla Rumlar arasında yaydı. Rum âlimlerinin Aydınlanma düşüncesi kapsamındaki tartışmalarına öncülük eden Voulgaris, Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa ve Rusya'daki faaliyetleri ile bu bölgeler arasındaki etkileşimin bir parçası haline geldi. Voulgaris'in çeşitli kültürlerin, fikir dünyalarının ve siyasi sınırların ötesine geçerek ilmi faaliyetlerini yürütmesi, 18. yüzyıldaki bağlantılı alanların varlığını göstermektedir. Bu tez, Voulgaris üzerinden, Aydınlanma âlimlerinin basmakalıp anlatısının ötesine geçmeyi amaçlamakla birlikte, Rumların etkileşimin aktörleri olarak Rus ve Osmanlı topraklarında nasıl bir etki bıraktıklarını tartışmaktadır.

AydınlanmaBilim insanıKiliseler+7
Eda Genç Atalay
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

The profane vs. The sacred in medieval theatre

This work aims to discuss the sacred and its representations in medieval drama by focusing on the character of the Devil in medieval plays. In this work; contrary to the notion that the Devil is a figure of profane and the first example of the secularization of the medieval drama; the Devil is taken as an example of representation of the sacred. This work consists two chapters. In section one, the researcher dealt with the the cognitive and social situation of medieval society. First, the dynamics that constitute the medieval society are discussed. Afterwards, the correlation between theatre and church is handled. In chapter two, the focus is on the character of the Devil. The concept of the Devil is in Medieval period is dealt with via oppositional thinking. In addition, The Devil in cycle plays; The Creation and The Fall of Angels, The Fall of Man, The Deliverance of Souls; is analysed to support the argument of this thesis.

Literary worksCharacterChurchs+7
Çağrı Şarlar
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta Çağ Avrupası'nda kilisenin heretiklerle mücadelesi: Katharlar örneği

Katharizm XII. yüzyılda Oksitanya olarak da bilinen Languedoc bölgesinde Güney Fransa'da ortaya çıkmış ve Katolik Kilisesi tarafından Heretik ilan edilmiştir. Bu bölgenin siyasi, dini ve sosyokültürel yapısı Katharizm'in hızla büyüyüp yayılmasına olanak sağladı. Kilise, kendi otoritesi için tehdit unsuru olarak görmeye başladığı Katharlara yönelik ilk etapta vaazlar yoluyla önlem alıp caydırıcılık sağlamasını ummuşsa da istediği sonucu alamadı. Ardından Papa III. Innocent (1198-1216), bölgeye göndermiş olduğu elçi Castelnau'lu Peter'in öldürülmesi üzerine harekete geçerek tıpkı Müslümanlar üzerine düzenlendiği gibi onlara karşı bir Haçlı Seferi düzenlenmesi çağrısında bulundu. Böylece Hristiyanlar bu sefer kendi dindaşlarına yönelik bir Haçlı Seferi düzenliyor olacaklardı. Dönemin ileri gelenlerinin de yönlendirmesiyle komutan seçilen Simon de Montfort liderliğinde büyük bir kıyım gerçekleşti. Fransa Kralı VIII. Louis'in (1223- 1226) yeni bir Haçlı Seferi amacıyla Languedoc'a yönelmesiyle Haçlılar tekrar birçok yeri kanlı mücadeleler sonunda ele geçirdiler. Katolik Kilisesi, Katharların önünü kesemediği için özel bir mahkeme oluşturdu. Dönemin din adamlarının yetersizliği ve heretiklerin sorgulanışı ile beraber tüm bu süreci devralacak özel bir ekibe ihtiyaç duyuldu. Sorgulama, soruşturma ve işkence yöntemleri ile korku salan ve Katharizm hareketinin kökünü kazıyan bu mahkemeler Engizisyon olarak adlandırılmaktadır. Etkisi kanıtlanmış olan bu mahkeme biçimi İspanya, İtalya, Almanya gibi bölgelerde ve sonraki yıllarda da uzun süre devam etti.

12. yüzyılDinler tarihiFransız Katolik Kilisesi+7
Derya Acar
Samsun Üniversity · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Soğanlı Vadisi örneğinde Kappadokia bölgesinde güçlüler ve aristokratlar

Tez kapsamında, Soğanlı Vadisi özelinde ve Kappadokia bölgesi genelinde dynatoi, dönemin tarihi metinleri, dönemin askeri metinleri, arazi üzerindeki arkeolojik veriler ve üç boyutlu lazer tarama yöntemi kullanılarak irdelenmiştir. Tezin çıkış noktası olan, bölgenin yerel aristokrasisine ait ve dynatosların unvanlarını veren üç bani yazıtı, Soğanlı Vadisindeki üç ayrı kompleksin kiliselerinde yer alır. Vadideki "el değiştirmişlik" olgusunu tartışabilmek amacıyla, bu unvanların legal anlamları ve bölgede ne ifade ettikleri, bulundukları kiliselerin ne tür komplekslere ait oldukları incelenmiştir. Azize Barbara, Geyikli ve Karabaş kompleksleri, mimari ayrıntıları, duvar resimlerinin üslup-ikonografisi, vadi içindeki konumları, kendi içlerindeki işlevleri ve birbirleriyle olan olası bağları da değerlendirilerek ele alınmıştır. Soğanlı Vadisinin kronolojisine ilişkin bu yolla yapılan bir değerlendirme, hem vadinin bir Bizans köyü olarak sahip olduğu rolün, hem de imparatorluk toprak politikasına bağlı olarak 11. yüzyılda değişen rolünün görülmesini sağlamıştır. Bunun yanı sıra dynatosların, içinde bulundukları yerleşime (ve yerleşimin coğrafi konumunun dynatosun o noktaya yerleştirilmesine) nasıl etki ettiği görülmeye çalışılmış, dynatosların din ve sanatla olan ilişkisi de incelenmiştir. Güçlü unvanlarının bölgede görüldüğü diğer kiliseler de kısaca ele alınmış, bu tür kiliselerin ne tür yerleşimler içinde yer aldıkları, bu yerleşimlerin Soğanlı Vadisiyle aynı legal anlama sahip olup olmadıkları, bölgede dynatosların territoryalarının çizilip çizilemeyeceği gibi sorular irdelenmiştir.

AristokrasiDuvar resimleriGüç+5
Hüsniye Ceylan Karaca
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Trabzon Aziz Eugenius Kilisesi

Trabzon kentinin patron azizi olan Aziz Eugenios'a adanan yapının mimari sorunları tezimizin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde cami olarak işlevini devam ettirmekte olan yapı üzerine birçok araştırmacının çalışma yaptıkları bilense de ayrıntılı bir çalışma yapılmadığı bilinmektedir. Çalışmamız kapsamında çizimleri yapılmış, ayrıntılı tasviri ve yapının son durumu belgelenerek yapı ayrıntılı olarak çalışılmıştır. Kilisede görülen mimari değişimler belirtilmiş ve bu veriler incelenerek yapının geçirmiş olduğu evreler çıkartılmaya çalışılmıştır. Literatür araştırması ve mimari veriler ışığında yapının önceki evrelerini gösterir restitüsyon çizimleri yapılmıştır. Eugenius Kilisesi'nin bugünkü fiziksel durumunun belgelenmesi ve incelenmesi ile önemli veriler sağlanarak yapının sorunları hakkında öneriler sunulmuştur. Birçok onarım gören yapı asıl değişimini 11. Yüzyılın başında II. Basileos'un yapıda eklettiği mimari ögelerle görmüştür. Sanat tarihi disiplini çerçevesinde ele aldığımız bu çalışma yapı hakkında birçok soruna ışık tutması tek amacımız olmuştur.

Bizans kiliseleriEugenius KilisesiEv kilise+5
İbrahim Türkaslan
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Rum-Ortodoks kiliselerinde epitafion işlemeleri ve ikonografileri

Bizans sanatında her bir nokta inançla örülüdür. Bu da onu Ortaçağ dönemi boyunca oldukça farklı bir noktada tutmuştur. Bizans sanatı, değişimle beslenen bir sanat değildir. Yenilik yerine varolanı en iyiye dönüştürmek için uğraşılmıştır. Tıpkı bir ağaç gibi kökleri vardır bu kökleri yerinden söküp atmak yerine o köklerden beslenip gelişmek ve yükselmek söz konusu olmuştur. Söz konusu bu seçim, elbette köklerini kutsal bir kitaptan alan sanat için beklenen bir şeydi. İncil'in yeni bir versiyonunu beklemiyorlardı ya da başka bir Mesih'in gelmesini de. Cyril Mango'nun da değindiği üzere Bizans düşüncesi, "Tek Tanrı, tek imparatorluk, tek din" mottosuyla özetlenebilir. İmparatorluğun kurulduğu şehrin planlaması bile bize aynı düşünceyi gösterir; fetih fikrinden ziyade sahip olunan şehri en iyiye dönüştürmüş ve korumuşlardır. İmparatorluğun oluşturduğu sanat fetih sonrasında Ortodoks toplumunda yerini bulmuştur. Bizans mottosuyla bağlantılı olarak da liturji değişmeden Ortodoks törenlerinde kendini gösterir. İsa'nın hayatı bu liturjik törenlerde yeniden canlandırılmaktadır. Bu liturjik törenlerin içerisinde kutsal işlemeler Bizans'dan beri önemli bir yer tutmaktadır. Toplumun kentteki yaşamlarını anlayabilmek; hem dini yapıdaki ritüellere hem de mahallelerdeki yaşama projektör tutmakla mümkün olabilecektir. Bu kutsal kumaşlar içerisinde Epitafion Kutsal Yas haftasının merkezinde yer alıp üzerindeki sahneler sayesinde de içerdiği teolojik ve liturjik anlam dışında ayrıca kumaşcılık sanat örneklerindendir. Kutsal kumaşlar konusunda Türkiye'de sınırlı sayıda bilgi olduğundan ve kaynak eksikliğinden dolayı araştırma ele alınıp, Epitafionların ikonografik olarak incelenmesi yapılmıştır. Araştırma için özellikle İstanbul'un fethinin takibiyle 18 ve 19. yüzyıllarda yenilenmeler sonucu oluşturulan İstanbul'da varlıklarını devam ettiren Rum cemaatinin en önemli kültürel varlıkları kiliseler ziyaret edilmiştir. Bu yenilenmeler de göz önüne alınarak, dönemsel bağlamda Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlı olan 19. yüzyıl kiliselerindeki dönem olarak da paralel olan Epitafion işlemeleri belgelenip, araştırılmıştır. Bu kiliselerin 2017 yılı itibariyle de halihazırdaki durumları hakkında da kısa bilgi verilmiştir. Araştırma boyunca ziyaret edilen 48 kilisede, belgelenen toplam 53 Epitafion bulunmaktadır. Bu Epitafionlar arasında da farklılıklar görülmekte ve bu farklılıklarından dolayı da belli grupsal başlıklar altında ele alınmaktadır. Erken tarihli olan işlemelerin çoğu şu an kilisede yer almamaktadır. Bunun iki nedeni bulunmakta olup; kiliselerin bir çoğunda cemaat azalmasından ötürü törenlerin de azalmasından ve koruma amaçlı olarak Fener Rum Patrikhanesinin arşivinde korunmasından kaynaklanmaktadır.

Bizans resim sanatıDin-sanat ilişkisiEpitaphios+4
Özlem Osmanoğlu
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul Beyoğlu'nda bir Latin Katolik müessesesi: Santa Maria draperis

Fransisken rahiplerin İstanbul'daki izleri 1220 yılına dek uzanmaktadır. Fransiskenlerin ilk kiliseleri İstanbul'un surları içerisinde Sant'Antonio dei Cipressi ismini taşıyordu ve Bizans imparatorların himayesi altındaydı. 1453'te İstanbul'un fethi sırasında rahipler şehrin savunmasında yer aldıkları için fetihten öldürüldüler ya da esir edildiler ve kilise ortadan kaldırıldı. Bir asırdan fazla izbe yerlerde ayin yapmak zorunda kalan rahiplere 1585 yılında Madam Clara Bertola adında Cenevizli dul bir kadın bir kilise ve bitişiğinde bir ev bağışladı. Bu kilisenin içinde Bizans devrinden kalma bir Meryem ikonası bulunmaktaydı. Bağışı yapan Madam Clara Bertola, kilisenin ailesinin soyadı, "Draperis" adınıtaşımasını istemişti. Ancak bu kilise 1660 yangınında ortadan kalkmış daha sonra 1662 yılında tekrar inşa edilmiştir. Fakat 1662'de inşa edilen kilise izin alınmadan yapıldığı için tekrar yıkılmış ve arazisi satılmıştır.Yıkılan bu kilise Galata'da günümüzde Mumhane olarak anılan bölgede denize yakın bir noktadayer almaktaydı. Yersiz kalan rahipler hayırseverlerin yardımları sayesinde 1678 yılında Pera'da Dörtyol olarak adlandırılan yerde bir arazi satınalmışlar ve kilise şuan bulunduğu yere taşınmıştır. Kilise toplamda 5 yangın geçirmiş ve kilisenin en eski eseri olan Meryem ikonası tüm bu yangınlardan kurtarılmıştır. Şuanki mevcut Santa Maria Kilisesi 1769 yılına tarihlenmektedir; ancak en son 1874 yılında Ludovico Seefelder isiminde Avusturyalı bir mimar tarafından baştan aşağı yenilenmiştir. Uzun sene Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun himayesinde kalmış, en son 1919 yılında tüm müesseseleriyle beraber İtalya Devleti'ne devrolmuştur. Yapı hem mimarisi hem de iç mekanda barındırdığı sanat eserleriyle dönemler üstü bir karakter göstermektedir. Ancak ağırlıklı olarak 19. yüzyılın Osmanlı ortamına aktarılmış olan özellikleri ön plandadır.

KiliselerMimari özelliklerSanta Maria Kilisesi
Sezayi Balcı
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Başkale Çatak ve Gürpınar'daki Tetrakonkos planlı üç kilise

Tezimizin konusunu teşkil eden üç tetrakonkos planlı kiliseden en önemlisi, Van İli, Başkale İlçesi, Yanal Mahallesinde bulunan Soradır Kilisesi'dir. Bu plan tipinin bölgedeki en erken örneği olması açısından Soradır Kilisesi ayrı bir öneme sahiptir. Tetrakonkos plan tipinin en abidevi örneği olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi'nin prototipi olarak da tarif edilebilir. Dört yonca yaprağı plan tipi ile VII. y.y. yapısı olduğu tahmin edilen Van İli Çatak İlçesi Elmacı Mahallesinde bulunan Sortkin Kilisesi, mimarisinin X.y.y.'daki yapılarla benzeşmesinden dolayı bu döneme tarihlendirilmektedir. Sortkin Kilisesi, büyük oranda sağlam kalmış olması nedeniyle bu plan tipinin incelenmeye değer bir örneği olarak karşımızda durmaktadır. Van İli, Gürpınar İlçesi, Yedisalkım Mahallesinde bulunan Boutats Kilisesi kaynaklardan edindiğimiz bilgilerden hareketle tetrakonkos plan tipinin bir diğer örneğidir. Günümüzde büyük oranda değiştirilmiş olan bu kiliseyi detaylı bir biçimde inceleyememe ve günceleyememin üzüntüsünü yaşamaktayız. Tez konusu olan tetrakonkos planlı bu üç kilise, Van'da bulunana ve bu plan tipinde yapılmış olan Akdamar Kutsal Haç Kilisesi, Varagawank (Yedi Kilise) Meryem Ana Kilisesi ile Erçiş Arcuaber (Salmanağa) Kilisesi'ne göre ilk yapılışları itibariyle daha erken tarihli olması açısından önemlidir. Eserler sadece tipolojik olarak ele alınmamış olup aynı zamanda süsleme ve malzeme açısından da değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu plan tipinin yapım aşamasının zorluğu ve kullanım alanlarının darlığı sebebiyle diğer plan tiplerine göre daha az tercih edilmesine yol açmıştır. II Vurgulanması gereken bir diğer husus ise; bu plan tipinin Akdamar ve Varagavank'ta olduğu gibi Van'da dini merkezler olarak işlev gören yerlerde uygulanmış olmasıdır. Bölgemizde önemli bir yere sahip olan Hıristiyan dini mimarisinin tetrakonkos plan tipinin eserlerini inceleyerek, bilimsel araştırmalara az da olsa zemin hazırladığımızı ümit ediyoruz.

Hristiyan mimarisiHristiyanlarKiliseler+6
Ömer Gözütok
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Van Gevaş – Bitlis Hizan ilçelerinde bulunan Gargar /Karkar bölgesi kiliseleri

Van'ın Gevaş İlçesi'ne bağlı Anaköy, Daldere, Töreli Köyleri ile bu köylere bağlı Tatlıca, Beşadım ve Doruklu mezraları ile Bitlis'in Hizan İlçesi'ne bağlı Güngörmez Köyü'ne bağlı Erdoğan ve Baltacı mezralarında çalışılmıştır. Bölge; Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van Sancağı'na bağlı Gargar / Karkar isimleriyle anılan idari bir bölgeydi. Gargar'da on iki kilise tespit edilmiştir. Bu yapılardan on tanesi incelene bilmiştir. İki tanesi ise günümüze gelememiştir. Bu çalışma bölgede yer alan kiliselerin tamamının Sanat Tarihi metodolojisi açısında ilk defa ele alınarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması noktasında önem taşımaktadır. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmaları ile tespit edilmiş, plan çizimleri gerçekleştirilerek görsel malzeme ile desteklenmiştir. Bu temellendirmeden sonra kiliselerin tanıtımı yapılmıştır. Öncelikle Ermeni mimarisindeki yerlerine değinilmiştir. Değerlendirme kısmında ise tek nefli kiliselerin plan tipi ve mimarisine ağırlık verilmiştir. Saha çalışmaları sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları nedeniyle zaman zaman sıkıntılı anlar da yaşanmıştır. Ancak bölgede yer alan kiliseler hakkında bilimsel çalışmanın olmaması, bu alanda yer alan kiliselerin bilimsel metotlar ile araştırılmasına önem kazandırmıştır. Yapılan tespitler Gargar / Karkar'da yer alan kiliselerin plan tipolojisinin belirlenmesi açısından değerlidir. Bölge kiliselerinin tamamı tek nefli plan şemasında inşa edilmiştir. Boyut açısından farklılık gösteren kiliselerin, naos bölümleri doğu – batı doğrultusunda dikdörtgen bir alana oturtulup üstü beşik tonoz ile kapatılmıştır. Yapılar bu halleriyle oldukça mütevazi boyutlardadır ve anıtsallık yoktur. 1904 tarihli tamir kitabesi olan Anaköy Noreşan Surp Sarkis Kilisesi hariç diğer yapıların hiçbirinde tarihlendirmeye yardımcı olacak inşa kitabesi tespit edilememiştir. Bu açıdan bakıldığında yukarıda belirtiğimiz kiliselerin plan ve mimari özellikleri tarihlendirmede de önemlidir. Yapıların hiç birisinin üst örtüsünde kubbe kullanılmamıştır. Günümüze ulaşabilen yapıların tamamında farklı sayılarda duvar nişlerine yer verilmiştir. Bu duvar nişleri kiliselerin iç kısımda yer almaktadır. Dış cephelerde hareketliliği sağlayacak herhangi bir duvar niş veya yırtmaç niş bulunmamaktadır. Cephelerde hareketliliği sağlayan tek unsur girişler ve pencere açıklıklarıdır. Kiliselerin tamamında ana taşıyıcı unsuru beden duvarlarıdır. Beden duvarlarının yanında; duvar payeleri ve kemer atılımları da kullanılmıştır. İncelenen yapılar süsleme açısından oldukça sadedir. Ancak devşirme malzeme olarak kullanıldığını düşündüğümüz beden duvarlarındaki haç işlemeli taşlarda süsleme bulunmaktadır. Yapı malzemesi olarak ağırlıklı şekilde moloz taş ve kaba yonu taşın yanı sıra üst örtüde kayaç taş (şist) - yaprak taş kullanılmıştır. Sadece üç yapıda lokal yerlerde azda olsa tuğla malzeme kullanılmıştır. Tüm bu veriler yapıların gösterişten uzak işlevsel amaçlı yapıldıklarını göstermektedir. Bu durum lokal bir bölgede inşa edilen kiliseleri yapanların ekonomik anlamada da gücünün yetersiz olduğunu göstermektedir.

BitlisBitlis-HizanDini yapılar+6
Musa Sari
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis Tatvan'daki hıristiyan dini mimarisi

Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırlarının Doğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Tatvan İlçesi Bitlis İli'ne bağlıdır. Tarih boyunca gölgede birçok uygarlık bir birini izlemiştir. Bölge günümüzden yaklaşık olarak beş bin yıl öncesine kadar gitmektedir. Geçmişten günümüze kadar gelindiğinde Hurriler, Asurlar, Persler, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abasiler, Selçuklular, Akkoyunlular, Karakoyunlular, İlhanlılar ve Osmanlılara kadar bölge sık sık el değiştirmiştir. Bitlis'in Tatvan İlçesi'ne bağlı Koruklu, Göllü, Dibekli, Tuğ, Kıyıdüzü, Çanakdüzü köyleri ve Tatvan İlçesi'nin Çağlayan Mahallesi ve Düzcealan Köyü'ne bağlı Çamaltı mezraları çalışılmıştır. Bölgede üç manastır ve on kilise tespit edilmiştir. Bu çalışma bölgede yer alan manastır ve kiliselerin tamamını bir bütünlük içerisinde Sanat Tarihi metodolojisi açısından ilk defa ele alarak, gerek mimari gerekse süsleme açısından bilim dünyasına tanıtılması yönüyle önem taşımaktadır. Araştırmamızda amaç olarak belirlediğimiz, Bitlis Tatvan İlçesi'ne bağlı köylerdeki Hıristiyan Dini Mimarisi'ne ait eserleri tespit ederek, gerek plan gerekse mimari özelikleri bakımından incelenmesi gerçekleştirilmiştir. Kiliselerin günümüzdeki son durumları saha çalışmalarıyla ortaya konulmuş, plan çizimleri gerçekleştirerek görsel malzemeyle desteklenmeye çalışılmıştır. IV Değerlendirme aşamasında eserlerin öncelik olarak Ermeni mimarisindeki yerine değinilmiştir. Elde edilen veriler ışığında plan tipleri belirlenmiş, bölge ve dışındaki diğer eserlerle karşılaştırılarak bir sonuca ulaşılmaya çalışılmıştır. Bölgede yaptığımız çalışmalarımız sırasında gerek arazi şartları gerekse güvenlik sorunları gibi bazı nedelerle zaman zaman sıkıntılı anlar yaşanmıştır. Tesip edilen 13 manastır ve kiliselerde 10 yapıda saha çalışılması gerçekleştirilebilmişken, 3 yapıya gidilememiştir. Toplam 13 yapıdan 3 ayrı plan tipi tespit edilmiştir. Bunlardan 9'u tek nefli, 2'si merkezi, 2'si ise Kapalı Haç Plan tipinde inşa edilmiştir. Süsleme unsurundan oldukça yoksun olan kiliselerde ağırlıklı bir şekilde moloz taş malzeme kullanılmıştır.

Bitlis-TatvanDini eserlerDini mimari+7
Özcan Yılmaz
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Erzincan'daki Hristiyan dini mimarisi

Doğu Anadolu Bölgesi'nin önemli bir kenti konumunda olan Erzincan'daki araştırma alanı il ve ilçeleri kapsayacak bir şekilde belirlenip çalışmalara başlanmıştır. Bu çalışmalar yapılırken Sanat Tarihi metotlarına bağlılık esas olarak alınıp, yapılar hakkındaki araştırmalar buna göre sonuçlandırılmıştır. Dini yapıların saha çalışmaları yapılırken çeşitli sorunlarla karşılaşılmış olunmasına rağmen on üç eser tespit edilmiştir. Bu yapıların güncel halleri gerek mimari gerek süsleme açısından ele alınmıştır. Bu on üç eserin dördü manastır, dokuzu kilise yapısından oluşmaktadır. Bu çalışma, mimari eserlerin güncel durumlarının bilim dünyasına kazandırılması açısından önem arz etmektedir. Çalışılan bu yapıların dışında tespit edilen iki manastır yapısına güvenlik nedeniyle gidilememiştir. Üç kilise yapısının da günümüze sağlam bir biçimde gelemediği görülmüştür. Yapıların günümüzdeki mevcut durumları saha çalışmaları ile birlikte ortaya konup, plan çizimleri yapılarak desteklenmiş ve bu temellendirme sayesinde dini eserlerin tanıtımı yapılmıştır. Ayrıca manastır ve kiliselerin Ermeni mimarisindeki yerlerine öncelikli olarak değinilmiştir. Değerlendirme kısmında yapıların plan tipi ve mimari dokularına yer verilmiştir. Erzincan ili ve ilçelerini kapsayan bu çalışma da yapıların plan tipleri açısından oldukça zengin olduğu görülmektedir. Altı farklı plan şeması esas alınarak dini yapılar meydana getirilmiştir. Bu bağlamda eserlerin dört bazilikal planlı, dört tek nefli, iki serbest haç planlı, iki trikonkhos (üç yonca yaprağı) planlı, bir tetrakonkhos (dört yonca yaprağı) planlı ve bir de kapalı haç planına göre yapıldıkları görülmüştür. Ele alınan bu dini yapıların hiçbirinde tarihlendirme yapılabilecek inşa kitabelerinin olmayışı yapılar hakkında kesin bir tarihlendirme yapılabilmesinin önüne geçmiştir. Bu nedenle incelenen eserler plan ve mimari özelliklerine bakılarak tarihlendirme işlemi yapılmaya çalışılmıştır. Mimari yapıların çoğunda farklı sayılarda olan duvar nişlerine yer verilmiş ve bu duvar nişlerinin yapıların iç kısımlarında kendilerine yer bulması dikkat çekicidir. Ayrıca kilise cephelerinin hareketliliği girişler, pencere açıklıkları ve birkaç yapıda da haç motifi ile sağlanmıştır. İncelenen dini yapıların tamamında taşıyıcı unsur beden duvarlarıdır. Bunun yanında sütun, duvar payeleri ve kemerlerde kullanılmıştır. Ayrıntılı bir biçimde verilmeye çalışılan yapıların birkaç istisnai durum dışında süsleme açısından sade bir şekilde inşa edildikleri görülür. Tüm Hristiyan Sanatı'nda olduğu gibi Ermeni Sanatı'nda da önemli bir yere sahip olan haç motifinin kullanımına sıklıkla yer verilmiştir. Yapılarda kullanılan malzemeye bakıldığında ağırlıklı olarak kaba yonu taş, moloz taş malzeme karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra yer yer düzgün kesme taş ile çok az da olsa tuğla kullanımı söz konusudur. Bütün veriler göz önüne alındığında yapıların gösterişten uzak bir anlayışla meydana getirildikleri, işlevsel amaç doğrultusunda kullanıldığı gözlemlenmiştir. Buna sebep olarak ekonomik şartların etkili olduğu düşünülebilir. Birçok doğal afet veya belki de savaşlara maruz kalınmasına rağmen günümüze ulaşan bu eserlerin ülkemizdeki kültürel miras içinde değerlendirilmesi gerekir.

Dini mimariDini yapılarErmeniler+4
Abdulkadir Beyaztaş
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aziz Nikolas ve Demre Aziz Nikolas Kilisesi

Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde Hıristiyanlık'ta kutsal kişi olarak kabul edilen azizler yaşamışlardır. Bu azizlerden biri de çalışmamızın temel konusu olan Antalya/Demre bölgesinde yaşamış olan Aziz Nikolas'tır. Aziz Nikolas, modern ve popüler kültürde Santa Claus olarak bilinmesiyle birlikte özellikle Batı'da Noel Baba figürüyle resmedilip dini bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Aziz Nikolas, Myra'da piskoposluğu sırasında bölge halkına ve farklı bölgelerdeki insanlara gösterdiği mucizelerle yardımcı olmuş ve onların Hıristiyanlığa olan inançlarını kuvvetlendirmiştir. Onun gösterdiği mucizeler, yaşadığı bölgede ve Batı'da tanınmasında etkili olmuştur. Özellikle Ortodoks Kilisesi tarafından büyük azizlerden kabul edilmiştir. Batılı toplumlarda iyiliksever, yardımsever, çocukların sevgilisi olarak tanımlanan Noel Baba, pagan kültürünün etkisiyle Aziz Nikolas ile özdeşleştirilmiştir. Özellikle 20. ve 21. Yüzyılda değişen toplum dinamikleri ve ekonomik gayelerin etkisiyle Noel Baba toplumun tüketim aracı haline gelmiştir. Noel Baba tasvirlerinde anlatıldığı gibi kutuplarda yaşamamış, Akdeniz'in sıcak iklim bölgelerinde hayatını sürdürmüştür. Akdeniz'e kıyısı olan Antalya'nın Demre ilçesinde Aziz Nikolas adına 6. Yüzyılda bir kilise yapılmıştır. Demre Aziz Nikolas Kilisesi'nde bulunan tarihi eserler ve kilise duvarlarında bulunan tasvirler mimari açıdan kilisenin özgünlüğünü göstermektedir. Ayrıca Ortodoks Hıristiyanlar, Demre Aziz Nikolas Kilisesi'ni hac merkezi olarak kabul etmektedirler. Demre Aziz Nikolas Kilisesi'nin hac merkezi olması başta ülke turizmi olmak üzere kilisenin bulunduğu bölgeye sosyal, ekonomik, kültürel katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Aziz Nikolas, Demre, Mucize, Noel Baba, Kilise

Antalya-DemreAziz Nikolaos KilisesiAziz Nikolas+3
Emre Akça
Uşak University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hıristiyanlık'ta mabet olarak kilise

İbadet yeri anlamına gelen mabet hemen her dinde insanın inandığı aşkın varlıkla irtibat kurduğu, ona olan bağlılığını ve samimiyetini bir takım ibadet, ayin ve ritüellerle yerine getirdiği mekânlardır. Mabetler aynı zamanda cemaati çeşitli vesilelerle bünyesinde toplayan, onların sosyalleşmesine, birlik ve beraberliğine katkı sağlayan binalardır. Tüm bunların yanında mabet, mimari yapısı ile de inşa edildiği dönemin dini, siyasi ve sosyal yaşamı hakkında ipucu veren birer belgedir. İlahi kaynaklı dinlerden biri olan Hıristiyanlığın mabedi olarak kilise bugün bildiğimiz manada yapılar olarak ilk defa 4.yy.da Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlığa hoşgörü kapılarını açan Milano Fermanı'yla (M.S.313) birlikte gün yüzüne çıkmaya başlamış bu tarihten sonra İmparatorluğun her yerine kiliseler yapılmıştır. Bu zamana kadar kilise kelimesi mabet anlamında değil cemaat anlamında kullanılıyordu. Erken Hıristiyanlık döneminde inananlar dua, ibadet ve dinlerini yaymak amacıyla mekân olarak farklı yerlerde bir araya geliyordu. Bu uygulamalar meşruiyetini bizzat Hz. İsa'dan alıyordu. Çünkü İncil'de haber verildiğine göre Hz. İsa öğretisini yayarken sadece Kudüs'teki Kutsal mabedi, havraları ve şahsi konutları kullanmakla kalmıyor bunların yanı sıra bazen bir dağ, bir göl veya bir sokak onun tebliğ mekânı haline geliyordu. Halefleri olan Havarileri de yeni bir mabet arayışına girmemiş, bu durum Roma İmparatorluğu'nun Hıristiyanlara baskı ve zulümlerini artırdığı takibat döneminde de (M.S.2-4.yy arası) devam etmişti. 4.yy.dan sonra ise Hıristiyanların ilk kiliseleri bazilikalardan esinlenilerek ince uzun mimari yapılar olarak inşa edilmiştir. Daha sonra kilisede yapılan ayrıntılı törenler sebebiyle ihtiyaca binaen haç ve kare planlı kilise gibi yeni kilise mimari tipleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışma kilisenin bir mabet olarak nasıl ortaya çıktığını ve tarihi süreç içindeki seyrini, kilisenin mimari yapı tarzlarını, bölümlerini ve kilisenin bazı temel fonksiyonlarını ele almayı amaçlamaktadır.

Din felsefesiDinler tarihiHristiyanlar+3
Ayşe Dokur
Uşak University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Haçlılar çağında Katoliklerin şiddet kullanımı ve ötekiler (XI.-XIII. yüzyıllar)

Bu tez, haçlılar çağında Roma Kilisesi'nin "ötekilerle" ilişkisinde kullandığı şiddet ideolojisine odaklanmaktadır. Çalışmanın temel unsuru Katolik âlemi ve Roma Kilisesi olup buna uygun olarak coğrafî ve dönemsel anlamda bir sınırlandırılmaya gidilmiştir. Tezin coğrafî sınırları, Katolik Avrupa'nın sınırlarıyla benzerdir. Zaman olarak tüm Hıristiyanlık tarihinin dinsel anlamda en coşkulu dönemi olan haçlılar çağı seçilmiştir. "Öteki" diye adlandırdıklarımız ise bu coğrafya ve bu zaman dilimi içinde aslında Roma Kilisesi'nin öteki olarak görüp etiketlediği dört unsurdan oluşmaktadır. Roma Kilisesi bu dört unsurla mücadele ederken din temelli bir şiddet ideolojisi geliştirmiş ve kullanmıştır. Bu şiddet ideolojisi yalnızca fiziksel değil aynı zamanda psikolojik şiddeti de içermektedir. Üstelik bu şiddet ideolojisi yekpare bir yapıda değildir. Zira dört unsurdan oluştuğunu söylediğimiz "ötekiler" arasında, dâhilî ve hâricî olmak üzere ikili bir tasnif yapmak gerekir. Dâhilî ötekileri Ortodoks Hıristiyanlar ve Katharlar, hâricî ötekileri ise Yahudiler ve Müslümanlar oluşturmuştur. Kilise mezkûr gruplara saldırırken ya da onlara "çekidüzen" vermeye çalışırken bu şiddet ideolojisinin farklı türlerini kullanmıştır; çünkü ona göre "ötekilerin" her bir unsuru farklı bir "tedavi" gerektirmiştir. Kilise bu süreçte yalnız hareket etmemiştir. Katolik Avrupa'nın seküler güçleri ve birçok seküler din adamı bu süreç boyunca genellikle gönüllü olarak Roma Kilisesi'ni desteklemişlerdir. Kilise ve ortaklarının teorize ettiği ve pratiğe dökmekten çekinmediği şiddet ideolojisiyle Müslümanlar dizginlenmiş, Yahudiler ve Yahudiliğin sınırları belirginleştirilmiş, Ortodoks Hıristiyanlar üzerinde bir süre kontrol sağlanmış ve Katharlar gibi inatçı rakipler ise ortadan kaldırılmıştır.

Haçlı seferleriHaçlılarKatolik+4
Ömer Şahin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fioreli Joachim'in apokaliptik düşünceleri ve 13. yüzyıl tarikatlarına etkileri üzerine tartışmalar

Dini yoksulluk tartışmaları XII ve XIII. yüzyıllarda Orta Çağ Avrupası'nın gündemindeki en önemli maddelerden biriydi. Gerek mevcut dönemin ekonomik gelişmeleriyle gerekse Hıristiyanlığın onlara yüklediği ahlaki misyonla alakalı olarak inananlar, İsa'nın havarilere öğütlediği gibi yoksul bir hayat sürmeleri gerektiğini düşündüler ve böylece kitleler halinde katı bir yoksulluk anlayışını benimsediler. Bu durum kimi zaman Kilise'nin bu insanlara yönelik sert tepkilerine ve yaptırımlarına sebep oldu. XIII. yüzyılın başlarında, zamanın ruhuna uygun olarak Kilise'nin izniyle kurulan Fransisken Tarikatı, dini yoksulluk anlayışının belki de en önde gelen temsilcisiydi fakat kendi aralarında yoksulluğun ne derecede yaşanması gerektiği problemini çözememişlerdi. Bu durum zaman içerisinde Fransiskenler arasında yoksulluk üzerinden yoğun tartışmalara ve bölünmelere sebep oldu. Kilise'nin duruma müdahil olmasıyla birlikte tartışma tarikatın dışına taştı ve Fransiskenler ile Kilise arasında bir çatışmaya dönüştü. Bu tartışmalar ve çatışmalar sırasında yoksulluğun katı bir biçimde yaşanması gerektiğine inanan Fransisken frerlerin en büyük motivasyonu Hıristiyan toplumunu beklediklerine inandıkları Şabat Çağı düşüncesiydi. Bu düşüncenin temelinde ise XII. yüzyılda yaşamış, Fioreli Joachim (1135-1202) adında bir keşiş vardı. Kitabı Mukaddes'in gizli anlamını çözmeye çalışan bir müfessir olan Joachim, ölümünden yaklaşık elli yıl sonra kendini Fransiskenler ve Kilise arasındaki mücadelenin tam ortasında bulmuştu. Anahtar Sözcükler: Apokaliptisizm, Eskatoloji, Kehanet, Ruhani Fransiskenler, Yoksulluk, Kilise, Hıristiyanlık

ApokaliptikDinler tarihiFioreli Joachim+7
Arda Ergin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Michael Astrapas ve atölyesi

Michael Astrapas ve atölyesi on dördüncü yüzyılda Makedonya ve Sırbistan'da bulunan anıtlarda çalışmıştır. Çoğunlukla anonim kalan Bizans ressamları, dönemin değişen siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel durumları nedeniyle imzalarını anıtlara bırakarak kendilerini göstermeye başlamışlardır. Kiliselerde korunmuş imzalar, yazıtlar ve yazılı kaynaklar birçok ressamın kimliği, profili, eğitimi ve atölyelerin organizasyonuna dair bilgi vermektedir. Michael Astrapas ve atölyesi yaklaşık yirmi beş yıllık süre boyunca bir dizi kilisenin freskolarını yapmıştır. Söz konusu eserlerden yola çıkarak ressamların ikonografi ve üslup açısından yaklaşımları Geç Bizans kültürü ve resmi genel çerçevesi içinde ele alınmaktadır.

AnıtlarAstrapas, MichaelBizans Dönemi+6
Gülşah Uslu
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Midyat'taki Mor Filoksenos Kilisesi ve yapı topluluğu

Kuzey Mezopotamya bölgesinde yer alan kireçtaşı masifinden oluşan Tur Abdin platosu/bölgesi doğudan ve kuzeyden Dicle Nehri ile sınırlamaktadır. Bölge çeşitli dönemlerde Kasieri, Masius gibi isimlerle tanımlansa da altıncı yüzyılda Tur Abdin olarak adlandırılmıştır. Bölge, Erken Hıristiyanlık döneminde, çevresinde bulunan Diyarbakır (Amida), Şanlıurfa (Edessa), Dara (Anastasiopolis), Nusaybin (Nisibis) kentlerinin dini mimari geleneklerinden etkilenmiştir. Bu kentlerde en erken Hıristiyanlık dönemi dini yapıları üçüncü ve dördüncü yüzyıllarda görülmeye başlamıştır. Tur Abdin bölgesinde ise en erken yapılar beşinci yüzyılın sonu altıncı yüzyılın başına tarihlendirilmektedir. Tez konumuzu oluşturan Mor Filoksenos Kilisesi, Tur Abdin bölgesinin merkezi olan Midyat'ta yer alan erken Hıristiyanlık dönemi mimari yapılarından biridir. Bu çalışmada kilise ve bağlı yapıları hakkında yapılmış önceki bilimsel araştırmalar değerlendirilmiş, kilise yerinde incelenmiş, güncel çizimi yapılmış, belgelenmiş, tarihlendirilmiş ve kilisenin monografisi oluşturulmuştur. Tez kapsamında kilise kendi yapı özellikleri açısından değerlendirilmiş, Kuzey Mezopotamya mimarisi ve çevre kültürler içerisindeki plan tipi, mimari bezeme, malzeme-teknik gibi mimari öğeler yardımıyla benzer ve farklı özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Mezopotamya, Tur Abdin, Hıristiyan, Süryani Ortodoks, Mimari, Onarım, Restitüsyon.

KiliselerMardin-MidyatMimari ögeler+7
Firyaz Alp
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

1455 tahririne göre İstanbul tarihi yarımadasının mahalleleri ve dini yapıları

Bu tez çalışmasının esas amacı, 29 Mayıs 1453 tarihinde Fatih Sultan Mehmed (1444-1446, 1451-1481) tarafından fethedilen Doğu Roma İmparatorluğu'nun (Fransız, Alman tarihçilerinin isimlendirmesi [yakıştırması] ile Bizans İmparatorluğu) başkenti Konstantinopolis'in, şehir sınırları içerisinde yer alan anıtları, yapıları ve şehir teşekkülünü, sistematik olarak gerçekleştirilmiş ve fetih tarihine en yakın olan 1455 tarihli tahrir defteri ve içerisinde yer alan kayıtları, en erkeni 1471/1472 tarihli olan Fatih ve Ayasofya Vakfiyeleri'nde geçen bilgiler ile kıyaslayarak incelemektir. Osmanlıların daha sonraları İstanbul olarak anacağı bu şehri üç kadılık merkezine (Galata, Eyüp, Üsküdar) bölerek yönettikleri, bu sisteme "Bilâd-ı Selâse" şeklinde bir ilmiye terimini verdikleri ve bu terimi kullandıkları ve bunun da 19. yüzyıla kadar kullanımının sürdürüldüğü bilinmektedir. 1455 Tahriri, 2012 yılında merhum hoca ve "Tarihçilerin Kutbu" olarak anılan Profesör Doktor Halil İnalcık tarafından, Osmanlıca hazırlanmış belge İngilizceye çevrilmiş ve yayınlanmıştır. Halil İnalcık'ın üzerinde çalıştığı bu belgede şehrin iki (2) bölüme ayrılarak sınırlanmış olduğu ve sınırlar içinde kalan mülklerin kayıtlarının tutulmuş olduğu görülen bir belgedir. Bizim çalışmamız bugün Tarihi Yarımada ya da Suriçi olarak adlandırılan ve 1455 tarihli belgede de "şehr-i Kostantiniyye" şeklinde geçtiğini gördüğümüz ve II. Theodosius (408-450) tarafından inşa ettirilmiş olan kara surlarının içerisinde kalan ve Sarayburnu'na kadar uzanan bir alan ile sınırlandırılmıştır. Fetihten iki yıl sonra gerçekleştirilen bu belge, "Târîh-i Ebü'l-Feth" adlı eseri ile bilinen Tursun/Dursun/Tur Sina Bey tarafından hazırlanmış ve belgede geçen her kayıt tek tek incelenmiştir. Konutlar, abideler ve diğer mülkler niceliklerine göre sınıflandırılmış ve listelenmiştir. Aynı çalışma Fatih Vakfiyeleri için de gerçekleştirilmiş olup, ayrıca fetihten önceki ve sonraki yüzyıllarda şehre gelen gezginlerin ürettikleri çalışmalar ve belgeler de (anılar, gravür, harita v.b.) incelenmiş ve çapraz bir okuma yapılmaya çalışılarak Bizans Konstantinopolisi'nden bakiye kalan yapı anlaşılmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler İstanbul, Mahalle, Tahrir, Vakıf, Vakfiye, Konut, Abide, Kent.

AnıtlarAnıtsal yapılarBizans Dönemi+7
Sinan Harmanda
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ordu ili Hristiyan dini mimarisi

Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Ordu ili, tarih öncesi çağlara uzanan köklü geçmişiyle dikkat çekmektedir. Bu tarihsel süreç içerisinde şehir merkezi ve bağlı ilçeleri, farklı dönemlerde çeşitli etnik ve kültürel topluluklara ev sahipliği yapmıştır. Bu topluluklardan biri de bölgede uzun yıllar varlık göstermiş olan Hıristiyan nüfustur. Bu çalışmada, Ordu il sınırları içerisinde yer alan Hıristiyan dini yapıları tarihsel ve mimari açıdan ele alınmıştır. Yapılan arazi çalışmaları sonucunda yedi farklı ilçede toplam 21 kilise tespit edilmiş, bu yapılar Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde belgelenmiş ve incelenmiştir. İncelenen yapılar arasında erken dönem Hıristiyanlık, Bizans, Trabzon Rum ve Osmanlı'nın son dönemlerine tarihlenen örnekler yer almakta olup bölgenin çok katmanlı tarihsel geçmişinin yansımaları olarak dikkat çekmektedir. Ordu ilindeki şapel ve kiliselerde; üç nefli bazilikal plan, tek nefli plan, kubbeli bazilikal plan, serbest haç plan, oktagonal plan ve kapalı Yunan haçı planı gibi çeşitli şemaların kullanıldığı görülmüştür. İncelenen yapılar arasında yalnızca bir yapının, kaya kilisesi şeklinde tasarlandığı; bir yapının ise mevcut durumuna bağlı olarak planının tespit edilemediği belirlenmiştir. Bu yapılardan bazıları daha önce çeşitli araştırmalara konu olmuşken bazılarının ise herhangi bir akademik çalışmasının yapılmadığı gözlemlenmiştir. Bu bağlamda çalışmamız, hem daha önce çalışılmış hem de literatürde yer almayan yapıları bir bütünlük içerisinde ele alarak; Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde tarihsel olarak incelenmesi ve mimari özelliklerinin ortaya koyulması açısından önemlidir.

Bizans DönemiBizans kiliseleriBizans mimarisi+7
Gülşen Otur
Ordu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mistra, Panagia Peribleptos Manastır Kilisesi

Mistra, Mora yarımadasının güneyinde, 1249 yılında Fransız Mora (Akhaya) Prensliği (1205-1432) tarafından kastron olarak kurulmuştur. Mistra 1262 yılında Bizans yönetimine geçmiş ve ardından 1348 yılında Mistra merkezli Mora Despotluğu (1348- 1460) kurulmuştur. Siyasi ve idari gelişmelerin sonucunda Mistra geç Bizans döneminin önemli merkezlerinden birine dönüşmüştür ve sosyal, kültürel ve sanatsal açıdan yeniden doğuş yaşanmıştır. Yerleşimde 14. ve 15. yüzyıllara tarihlenen askeri yapılar (surlar, burçlar ve iç kaleler), sivil (despotluk sarayı ve aristokrat evleri) ve dini mimari (manastırlar, kiliseler ve şapeller) örnekleri görülmektedir. İlgili yüzyıllarda inşa edilen yedi kiliseden biri olan, Panagia Peribleptos manastır katholikonu ve resim programı tezin konusunu oluşturmaktadır. Panagia Peribleptos manastırının, aristokrat ve Hesikazm taraftarı bir hanedan olan Kantakuzenos hanedanı üyelerinden ve Mora'nın ilk despotu Manuel Kantakuzenos (1349-1380) ile eşi Isabella Lusignan tarafından inşa edildiği bilinmektedir. Manastır katholikonu duvar resimleri, Mistra'da bulunan diğer altı kiliseden farklı olarak bütün, eksiksiz ve görece iyi bir durumda günümüze gelebildiği için yapının resim programı, geç Bizans resim sanatının anlaşılması açısından büyük önem taşımaktadır. Katholikonun resim programı, başkent üslubunu biçim ve ikonografi açısından yansıtmaktadır. Bakire Meryem'e ithaf edilen yapının resim programında On İki Bayram, İsa'nın Acıları ve Dirilişi, Bakire Meryem'in Yaşamı yanı sıra doğrudan Liturji kaynaklı Ökaristi siklusuna ve döneminin öne çıkan sembolik İlahi Liturji ve İsa ikonografilerine yer vermektedir. Tez kapsamında öncelikle Peribleptos katholikonunun resim programı, mekânsal çözümlemelerle ve sikluslarla tanıtılmış ve sahnelerin mevcut fiziki durumları belirtilmiştir. İkinci olarak sikluslarda bulunan yazıtlar hakkında bilgi verilerek, siklusların olası İncil ve -dışı kaynakları tartışılmıştır. Üçüncü olarak kilise resim programının diğer Mistra kiliseleri ile benzerlikleri ve farklılıklarına değinilmiş, yapının geç Bizans dönemi resim programında yeri ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler Geç Bizans, Mistra, Mora Despotluğu, Peribleptos, resim programı, İlahi Liturji

Bizans DönemiBizans resim sanatıDuvar resimleri+3
Hayriye Bilici
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İstanbul Ayasofya Müzesi'ne Balıkesir-Manyas çevresindeki Kazak kiliselerinden gelen ahşap ikonalar

İbadet için yapılmış, kutsal kişilerin ve olayların tasvirleri olan ahşap ikonalar; Hıristiyanlığın erken döneminden başlayarak, İkonoklast Dönem (726-843) sonrasında önem verilerek kabul görmüş ve dini öğretme işlevi olan panellerdir. Bizans sanatında erken dönemde dini mimari örneklerindeki ihtişamın aksine ikonalar liturjide yararlanılan sembolik bir nesnedir. İkonoklast Dönem sonrası, ikona sanatına önem verilmiş, çeşitli malzemeler kullanılarak entelektüel çevrenin de dini tasvirleri desteklemesiyle, Bizans resminin ruhani yanı ortaya konmuştur. Bizans resim sanatı hem Ortodoks ülkeleri hem de Batı'da özellikle İtalya'yı etkilemiştir. Palaiologos Dönemi'nde resim sanatında derinlik etkisini hissettiren tasvirler yer almakta, figürlerde hareketlilik gözlemlenmektedir. Bizans sonrası dönemde de ikona yapımına devam edilmiştir. Rusya'da 10. yüzyılda Hıristiyanlığın kabul edilmesiyle birlikte, Bizans Sanatı etkisi ile ikonalar da bu dönemde kabul görmeye başlamıştır. Rus ikona resmi 14. yüzyıl sonundan 16. yüzyıl ortalarına kadar altın çağını yaşamıştır. 17. yüzyıl sonundan itibaren Batı etkisinde kalan ikona sanatı 18. yüzyılda da bu sanatsal görüşü sürdürmüştür. 19. yüzyılda ikona sanatı yaratıcı bir gelişme içinde kendi kültürü ile değişik kültürleri sentezlemiştir. Manyas-Kocagöl'de yaşayan Don Kazakları "Eski Müminler" mezhebine bağlıdır. 1778'de Osmanlı İmparatorluğu'na iltica etmişler, 1962 yılına kadar bu bölgede yaşamışlardır. Kazaklar, gelirken yanlarında ikonalarını da getirmişler, kiliselerinde ve evlerinde ibadet etmişlerdir. 1962'de bir bölümü Amerika Birleşik Devletleri'ne bir kısmı Rusya'ya gitmiş, ikonalar kiliselerde kalmıştır. Kilisede kalan ikonalar İstanbul Ayasofya Müzesi'ne getirilerek muhafaza edilmiştir. 2014 yılında başlayan proje çerçevesinde bu ikona grubu ile ilgili çalışmamız da başlamıştır. Çalışmamıza konu olan ikona grubunun katalog çalışması yapılarak, ikonalar tanıtılmış ve yazıtlar incelenmiştir. İnceleme ve araştırmalar sonucunda ikonostasis restitüsyon önerisi yapılmış, tezimiz kapsamındaki ikonalar ile değişik dönemlerde üretilmiş Rus ikonaları karşılaştırılmıştır. Belirli bölümünün tarihlemesi yapılmıştır.

AyasofyaBalıkesir-ManyasKazaklar+5
Seyda Hilal Erbilgin
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Döneminde Urfa ve çevresi

"Bizans Döneminde Urfa ve Çevresi" başlıklı Yüksek Lisans tezi kapsamında, Şanlıurfa il merkezinin yaklaşık 85 km kuzeybatısında, Halfeti ilçesine bağlı Gürkuyu mahallesinde yer alan ve aynı isimle bilinen Geç Antik Döneme ait kilise incelenmiştir. Geç Antik Dönemdeki çeşitli yapıları ait oldukları düşünülen toplamda 51 adet mimari plastik taş eser kataloğa dâhil edilmiştir. Gürkuyu mahallesinde yer alan ve büyük ölçüde tahrip olan kilise plan, mekân, inşa malzemesi ve tekniği bakımından benzer örnekleri üzerinden karşılaştırma ve değerlendirmeye tabii tutulmuş ve MS 5-6 yüzyıl aralığına tarihlendirilmiştir. Toplamda 51 adet olan taş eserler, 5 tanesi sütun kaidesi,16 tanesi sütun başlığı, 20 tanesi paye başlığı, bir adet kemer, 1 adet kapı lento-sövesi, 7 adet kemer/arşitrav parçası, 1 adet çeşme ve 1 adet su kabından oluşmaktadır. Atölye üslubu, taş işçiliği ve motif repertuvarı bakımında paralel örnekleriyle birlikte değerlendirilen taş eserlerin MS 5. İle 6. Yüzyıla ait oldukları düşünülmektedir. Bununla birlikte liturjide kullanıldığı düşünülen Su Kabının ise Urfa Haçlı kontluğu dönemine ait olduğu varsayılmaktadır. Bunun dışında Geç Antik dönemden günümüze sadece bir payesi ulaşabilmiş Viranşehir'deki Merkezi mekânlı yapı ile henüz kazısı yapılmamış olan Harran Bazilikasınada değinilmiştir

Bizans DönemiBizans mimarisiDini mimari+4
İbrahim Halil Küneş
Mersin University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Küçük Ayasofya ve Babüsaade Ağası Hüseyin Ağa vakıfları

This thesis examines a patron, Hüseyin Ağa (d. 1508), who was serving as the kapu ağa (the gatekeeper eunuch of the palace) during the reign of Bayezid II, and the foundation he established at the Byzantine church of Sts. Sergius and Bacchus. By considering the connections between these two phenomena, the thesis tries to contextualize them from several perspectives. The power, space and the donor constitute the central focus of this thesis and these are reflected in three parts. First, the pious foundations that were established by Hüseyin Ağa, his transactions in the Balkans, the Eyâlet of Rûm, and the lands granted by the Sultan are considered. His position and wealth suggest a close relationship to Bayezid II. Secondly, to have a deep understanding about his last foundation, the history of the church is analyzed. In this context, the conversion of churches conducted by other contemporary statesmen is discussed, in order to see if Küçük Ayasofya has a unique place among the converted churches of the period. Finally, the place is examined as a zaviye (dervish lodge). It is an attempt to see the importance of the place in the eyes of the palace, statesmen and religious figures.

Bayezid IIHalvetiyyeHüseyin Ağa+5
İrem Gündüz Polat
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Bizans Kapadokyası'nda keşişler, mekânlar ve bağlamlar

Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu'nda yayılım göstermesiyle birlikte imparatorlukta Hıristiyanlara karşı baskılar artmıştır. Bu baskılar sonucunda, dinlerini daha özgürce yaşamak isteyen insanlarla birlikte keşişlik ve inziva yaşantısı başlamıştır. Filistin, Mısır topraklarında yayılım gösteren keşişlik, zamanla Mezopotamya, Suriye ve Anadolu topraklarına yayılım göstermiştir. Aziz Basileus ve beraberindeki Kapadokya Babaları ile Kapadokya'ya da uzanan inziva yaşantısı kayaya oyma mekânlarda karşımıza çıkmaktadır. Dünyadan el etek çekme, yaşamsal ihtiyaçlarını asgari düzeye indirgeyen keşişler bazen ayrı bazen birlikte inzivalarını yaşadıkları hücrelerde hem bireysel hem de birlikte ibadet etmişlerdir. Bazı örneklerde bir kilise içerisine oyulmuş ayrı bir mekânda, bazı örneklerde kilise yakınlarında kayaya oyma mekânlarda inzivalarını sürdürmüşlerdir. Kenobitik yaşama daha yakın olan bu inziva yaşantısı ile keşişler ilahi olan ile dünyevi algı arasında bir aracı olarak da görülmüşlerdir. Keşişin inzivasını yaşadığı mekân, keşişin inzivayı yaşama durumuna ve algısına göre biçimlenmiştir. Tez kapsamında Kapadokya'da Bizans Dönemi'ne ait keşiş hücrelerinden Zelve Ören Yeri'nde bulunan Paşabağları'nda Aziz Simeon Şapeli'nin üst katında ve Aziz Simeon Şapeli'nin doğusunda yer alan bir şapelin karşısında keşiş hücreleri bulunur, Ürgüp'e bağlı Cemil köyünde yer alan Keşlik Manastırı'nda 9 keşiş hücresi, Kızılçukur Vadisi'nde yer alan Üzümlü Kilise üzerinde keşiş Niketas'a ait olan bir hücre, Soğanlı Vadisi'nde yer alan Karabaş Kilise'nin dördüncü nefindeki oda, Güllüdere Vadisi'nde bulunan Ayvalı Kilise'nin üst bölümü keşiş hücresi ve Mavrucandere'deki Başköy yerleşimindeki keşiş hücresi incelenmiştir.

ArkeolojiBizans DönemiBizanslılar+7
Handan Çetin
Nevşehir Hacı Bektaş Veli University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00

Related subjects