University students

2,441 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Hatay'da Üniversite öğrencilerinin tütün ürünleri ve elektronik sigara hakkında bilgi, tutum ve davranışları ile karbonmonoksit düzeyleri

Amaç: Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde tütün ürünleri ve elektronik sigara kullanımı hakkında bilgi, tutum ve davranışlarını ortaya koymak ve karbonmonoksit düzeyini belirlemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki araştırma Hatay'da 2019-2020 yılında Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrencilerde yapılmıştır. Çalışmanın evreni Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören toplam 13021 öğrenci olup, çalışmanın örneklemi çok aşamalı örneklem yöntemi ile seçilen 905 öğrenciydi. Ölçüm aracı olarak tarafımızca oluşturulan anket formu ve Fagerström Nikotin Bağımlılık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekten alınan puan arttıkça nikotin bağımlılık düzeyi artmaktadır (0-10 puan). Ayrıca karbonmonoksit ölçüm cihazı ile katılımcıların nefeste karbonmonoksit ölçümü yapılmıştır. Ki-Kare, Mann Whitney-U, Kruskal Wallis ve korelasyon testleri kullanıldı, p<0,05 önemli kabul edildi. Bulgular: Tütün ürünü deneme sıklığı %69,7 ve kullanma sıklığı %54,8 idi. Elektronik sigara deneme sıklığı %18,5 ve son bir ayda kullanma sıklığı %6,6 idi. Ölçek puan ortalaması 3,14±2,86 olup çok düşük-düşük bağımlılık sıklığı %73,7 idi. Karbonmonoksit düzeyi ortalaması 7,55±7,39 ppm idi. Tütün ürünü ve sigara kullananlarda karbonmonoksit düzeyi daha yüksekti (p<0,001). Ölçeğe göre bağımlılık düzeyi artıkça karbonmonoksit düzeyi artmaktaydı (p<0,001). Ölçek puanları ile karbonmonoksit düzeyleri arasında yüksek korelasyon görüldü (p<0,001). Sonuçlar: Öğrencilerin yaklaşık dörtte üçünün tütün ürünü denediği ve yarısından fazlasının kullandığı görülmüştür. Yaklaşık her beş öğrenciden biri elektronik sigarayı denediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Tütün, elektronik sigara, nikotin bağımlılığı, karbonmonoksit

BilgiElektronik sigaraHatay+5
Cansu Karabiber
Hatay Mustafa Kemal University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Devlet üniversitesi ve vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılıklarının gelecek beklentileri ve kişisel özelliklerine göre incelenmesi

Bu çalışma; devlet üniversitesi ve vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde geleceğe yönelik tutumlarına ve kişisel bilgilerine (cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sahip olunan teknolojik cihaz, okuduğu üniversite) göre fark olup olmadığını inceleme amacıyla yapılmıştır. Araştırma evrenini 2022-2023 eğitim öğretim döneminde öğrenim gören Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve TC. Toros Üniversitesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, veterinerlik, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, radyo televizyon ve sinema, gazetecilik, Türkçe öğretmenliği bölümünden 248 öğrenci ile Toros Üniversitesi psikoloji, iktisat, uluslar arası ilişkiler, gastronomi, hemşirelik ve fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünden 162 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği ve Geleceğe Yönelik Tutum ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya katılan öğrencilerin dijital bağımlılık düzeylerinde fark olup olmadığını incelemek için t-testi ve çoklu varyans analizinden (MANOVA) yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre devlet üniversitesi ile vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeyleri arasında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (p<0.05 p=0.03). Devlet üniversitesi ile vakıf üniversitesi öğrencilerinin geleceğe yönelik tutumları karşılaştırıldığında; geleceğe yönelik olumlu yönelim (p>0.05 p= 0.27), kaygılı yönelim (p>0.05 p= 0.51) ve planlı yönelim(p>0.05 p=0.89) alt boyutlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Devlet üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde, geleceğe yönelik tutum (p>0.05 p=0.132), baba eğitim seviyesi (p>0.05 p=0.07) ve sahip olunan teknolojik cihaz sayısına (p>0.05 p=0.44) göre anlamlı bir fark bulunmazken; cinsiyet (p<0.05 p=0.000) ve anne eğitim seviyesine (p<0.05 p=0.08) göre istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Vakıf üniversitesi öğrencilerinin dijital bağımlılık düzeylerinde geleceğe yönelik tutum (p<0.05 p=0.001) ve cinsiyete (p<0.05 p=0.02) göre anlamlı bir fark bulunurken; anne eğitim seviyesi (p>0.05 p=0.16), baba eğitim seviyesi (p>0.05 p= 0.07) ve sahip olunan teknolojik cihaz sayısına (p>0.05 p= 0.16) göre istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır.

BağımlılıkGelecek beklentisiKişisel özellikler+5
Hamide Topal
Toros University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Serbest zamanlarını gençlik merkezlerinde değerlendiren üniversite öğrencilerinin serbest zaman doyum, yaşam doyum ve mutluluk düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, serbest zamanlarını Gençlik Merkezlerinde değerlendiren üniversite öğrencilerinin serbest zaman doyum, yaşam doyum ve mutluluk düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmaya, 2018-2019 eğitim öğretim döneminde, Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesindeki Gençlik Merkezlerinde serbest zaman faaliyetlerine katılan ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinin farklı fakültelerinde eğitim alan 18-29 yaş aralığındaki 250 üniversite öğrencisi katılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Beard ve Ragheb (1980) tarafından geliştirilen Serbest Zaman Tatmin Ölçeğinin kısa versiyonu, Hills ve Argyle (2002) tarafından geliştirilen Oxford Mutluluk Ölçeğinin kısa versiyonu (OMÖ-K) ve Diener, Emmons, Laresen ve Griffin (1985) tarafından geliştirilen Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklemler t testi, Bağıntılı Örneklem t testi, Kruskal-Wallis Testi, ANOVA Testi ve Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları ışığında, serbest zaman doyum ortalama puanı ile cinsiyet değişkeni açısından anlamlı farklılık bulunmuştur. Yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanlarının cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Serbest zaman doyum, yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanları, yaş ve öğrenim durumu açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde herhangi bir farklılık göstermemektedir. Serbest zaman doyum ve yaşam doyumu ortalama puanları aile gelir durumu açısından gruplar arasında anlamlı düzeyde herhangi bir farklılık göstermemektedir. Mutluluk ortalama puanları ile aile gelir durumu açısından anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Aile gelir durumuna bağlı mutluluk düzeyinin artış göstermesi dikkat çekici bir bulgudur. Serbest zaman doyum ortalama puanı ile Gençlik Merkezlerine gelme sıklığı değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılık göstermektedir. Gençlik Merkezlerine gelme sıklığı her gün, haftada bir ve ayda bir olan öğrencilerin serbest zaman doyum ortalama puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Araştırmaya katılan katılımcıların serbest zaman doyumu, yaşam doyumu ve mutluluk ortalama puanları arasında anlamlı derecede orta düzeyde bir korelasyon bulunmaktadır.

Boş zamanları değerlendirmeGençlik merkezleriMutluluk+4
İbrahim Dikici
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kişilik tiplerine göre serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin incelenmesi

Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin kişilik tipleri ve serbest zaman engelleri ile baş etme stratejileri arasındaki ilişkileri ortaya koymak amaçlanmaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada öğrencilerin serbest zaman engelleri ile baş etme stratejilerini değerlendirmek için Yerlisu Lapa (2014) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Serbest Zaman Engelleri ile Baş Etme Stratejileri Ölçeği ile öğrencilerin kişilik tiplerini belirlemek için Bacanlı, İlhan ve Aslan (2009) tarafından geliştirilen Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi kullanılmıştır. Çalışmaya Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Kötekli yerleşkesinde lisans öğrenimi gören 233 kadın ve 263 erkek olmak üzere toplam 498 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Bu çalışmada öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinin ve kişilik tiplerinin cinsiyetler ve fakülteler arası farklılığı tespit etmek için bağımsız değişken t-testi, değişkenler arası ilişkiyi tespit etmek için ise basit korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, üniversite öğrencilerinin kişilik tiplerinin cinsiyet değişkenine göre ve okudukları fakültelere göre anlamlı farklılık bulunamamıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinden beceri kazanma stratejisinde cinsiyete göre farklılaştığı bulunmuştur (p < 0,05). İlişkisel analizler ise değişkenler arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde ilişki olduğunu ve kişilik tiplerinin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerini anlamlı olarak yordadığını göstermiştir. Sonuç olarak yumuşak başlılık, sorumluluk ve deneyime açıklık kişilik tiplerine sahip öğrencilerin serbest zaman engelleriyle baş etme stratejilerinden beceri kazanma, içsel onay ve fiziksel uygunluk stratejilerini kullandıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kişilik tipleri, serbest zaman engelleri, baş etme stratejileri.

Başa çıkmaBeş faktör kişilik modeliBoş zamanları değerlendirme+5
Zeynep Ünal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı: üniversite de öğrenim gören öğrencilerin sağlıklı yaşam biçimi davranışlarının ve fiziksel aktivite düzeylerinin incelenmesidir. Bu çalışmanın katılımcı grubunu Muğla Sıktı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Eğitim Fakültesi 3. ve 4. Sınıflarda öğrenim gören 136 kadın ve 164 erkek toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Katılımcılara "Kişisel Bilgi Formu", "Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi" kısa formu ve "Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği II" anketleri gerekli izinler alınarak gönüllü katılım sağlayan öğrencilere yüz yüze uygulanmıştır. Ölçme araçlarının uygulanması ile ilgili düzenlemelerin yapılması ve verilerin toplanması aşamasından sonra yanlış ya da eksik girilmiş veriler araştırma dışında tutularak analizleri yapılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 22.0 paket program kullanılmıştır. Veriler hem fakültelere göre hem de cinsiyete göre ayrı ayrı analiz edilmiştir. Bu amaçla, değişkenlerin karşılaştırılmasında Tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Cinsiyete göre ve fakültelere göre değişkenlerin analizinde ise Çok Faktörlü Varyans analizi kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan istatistiksel analizler %95 güven aralığında .05 ve .01 hata düzeylerinde gerçekleştirilmiştir. Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışlarının tüm boyutlarında cinsiyete bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı (p > 0,05), fakat Fiziksel Aktivite ve Egzersiz (p = 0,008), Manevi Gelişim (p = 0,00), Stres Yönetimi (p=0,020) ve Toplam Sağlık Davranışları Biçimi skorlarının (p=0,034) fakültelere bağlı değişiminin istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p<0.05).Bunun yanında cinsiyet ve fakülte değişkenlerinin sağlıklı yaşam biçimi alt boyutlarında ve toplam skoru üzerindeki ortak etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı gözlenmektedir (p > 0,05). Sonuç olarak; üniversite öğrencilerine fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenme imkanı sunulduğunda öğrencilerin sağlıklı yaşam davranışını benimsemesinde etkili olacağını göstermektedir. Anahtar kelimeler: Sağlık, Egzersiz, Sağlıklı Yaşam Biçimi, Fiziksel Aktivite

EgzersizFiziksel aktiviteSağlıklı yaşam+2
Ayşe Salgın
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri öğrencilerinin okul iklimi algılarını yordayan faktörlerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, spor bilimleri fakültelerinde lisans eğitimi alan öğrencilerin okul iklimi algılarını yordayan faktörlerin incelenmesidir. Araştırma, eğitim biliminde sıklıkla kullanılan bir durum tespiti çalışmasıdır. Betimsel bir çalışma desenine sahip olan bu araştırma, anket tekniği ile elde edilen sayısal verilerin analiz edilmesi ile sonuçların yorumlandığı nicel bir çalışmadır. Türkiye evrenindeki spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören tüm öğrencileri temsil edebilecek bir örnekleme ulaşılması hedeflenen araştırma, küresel salgın sebebiyle Muğla ili ile sınırlandırılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın çalışma evrenini uygun örnekleme tekniği gereği küresel salgın nedeniyle kısıtlı imkânlarla belirlenen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi çatısı altında lisans eğitimlerini sürdüren 1239 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Araştırma uzaktan eğitim vasıtası ile ulaşılabilen 436 gönüllü öğrenciden elde edilen veriler ile gerçekleştirilmiş olup bu sayı çalışmanın örneklem büyüklüğü olarak kaydedilmiştir. Cinsiyet, sınıf, bölüm ve öğretim türü değişkenlerinin yazar tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ile tespit edildiği çalışmada temel veri toplama aracı olarak Terzi (2015) tarafından geliştirilen Üniversite Öğrencilerine Yönelik Okul İklimi Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada ayrıca öğrencilerin spora yönelik tutumları ve üniversiteye duydukları güvenin belirlenmesi için Şentürk (2015) tarafından geliştirilen Spora Yönelik Tutum Ölçeği ile Özdoğan ve Tüzün (2007) tarafından geliştirilen Üniversiteye Güven Ölçeği'nden yararlanılmıştır. Normal dağılım gösteren ve yüksek derecede güvenilir olduğu tespit edilen verilere uygulanan parametrik testler sonucunda ortaya çıkan bulguların ışığında öğrencilerin spora yönelik tutumları ile üniversiteye duydukları güvenin, okul iklimi algılarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğrencilerin spora yönelik tutumları ile üniversiteye duydukları güvenin, birlikte, okul iklimi algıları üzerinde önemli birer yordayıcı (%60) oldukları tespit edilmiştir. Sonuç olarak, spor bilimleri fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin okul iklimi algılarının artırılması için spora yönelik tutumlarının ve üniversiteye duydukları güvenin, akademik ve idari personeller tarafından olumlu yönde desteklenmesinin uygun olacağı önerilmiştir.

Okul iklimiSporSpor Bilimleri Fakültesi+2
Turgut Çulcuoğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören, farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinden öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören öğretmen adaylarının 168'i kadın (%62.7), 100'ü erkek (%37.3) olmak üzere toplam 268 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerini incelemek amacıyla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları "toplumsal değerler", "kariyer değerleri "entelektüel değerler", "maneviyat", "materyalist değerler", "insan onuru", "romantik değerler", "özgürlük", "fütüvvet"tir. Sonuç olarak Değerler Ölçeğinde bulunan 9 alt boyutun tamamında tüm boyutlar için yüksek değer beklentisi elde edildiği ifade edilebilir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre cinsiyet, büyüdüğü yer, yaş, bölüm, sınıf düzeyi ve medeni durumları p < .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık gösterdiği için dağılımların normal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sadece bu test sonucuna göre karar verilmemektedir. Çarpıklık ve basıklık değerleri ölçek ve alt boyutları için -2 ile +2 arasındadır. Bu durumda puanların normalden önemli bir sapma göstermediği ifade edilebilir. Bu durumda ölçek ve alt boyutlarına ait puanların normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmede betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi tekniklerinden yararlanılmıştır. SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; diğer puan ortalamalarının ise anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Toplumsal Değer için kızların puan ortalaması ( = 84.69), erkeklerin ortalamasından ( = 81.93) daha yüksektir. Benzer şekilde Entelektüel Değerler için kızların ortalaması ( = 41.63) erkeklerin ortalamasından ( = 39.98) daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Değerler, değerler eğitimi ,öğretmenlik mesleği değerleri, öğretmen adayları, değer tercihleri, eğitim fakültesi

Aday öğretmenlerDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Pelin İpek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde seçmeli beden eğitimi ve spor derslerinin bazı biyomotorik özellikler ile beden algısı ve sosyal iletişim becerisi üzerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı; üniversitede eğitim gördükleri fakülte ve yüksekokullarında fiziksel aktivite düzeyleri düşük ve sporcu olmayan bölüm dışı seçmeli Beden Eğitimi ve Spor derslerini seçerek bu derslere katılan, kadın ve erkek öğrencilerin dönemlik derslerinin bazı biyomotorik özellikler, beden algısı ve sosyal iletişim becerileri üzerine etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde 2018-2019 eğitim öğretim yılı bahar döneminde ortak zorunlu dersler listesinde seçmeli Beden Eğitimi ve Spor derslerini alan, araştırma izinleri alınarak çalışmaya gönüllü olarak katılan 240 öğrenci (123 kadın, 117 erkek) oluşturdu. Araştırmada tarama, anket ve ön test-son testli deneysel yöntem kullanıldı. Üniversite öğrencilerinin kişisel özelliklerini belirlemek için, bilgi formu, Hovardaoğlu ve Özdemir (1990) tarafından Türkçeye uyarlanan Beden Algısı ölçeği ve Korkut (1996b) tarafından Türkçeye uyarlanan İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği (İBDÖ) ve biyometrik özellikleri belirleme formu kullanılmıştır. Araştırma öncesi öğrencilere kimlik bilgileri, beden algısı ve iletişim becerileri ölçekleri doldurtuldu. Dönem başında Biyomotorik özelliklerden ön test; (Boy, Ağırlık, Esneklik, Denge, Dikey Sıçrama, Sırt, Triceps, Biceps, Bel, Karın, Bacak) ölçümleri Spor Bilimleri Fakültesi laboratuvarında ölçüm protokollerine uygun olarak alındı. Dönem sonu 14. haftada aynı ölçümler araştırmacı tarafından son test olarak tekrarlandı Araştırmada elde edilen veriler SPSS programıyla test edildi. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek için Kolmogorov-Smirnov normallik testi yapılmış olup parametrik testler ile analizler gerçekleştirilmiştir. Tek bir grup ve bu grup üzerinde yapılan iki ölçme söz konusu olduğundan ilişkili gruplar testi analiz sürecinde kullanılmıştır. Ayrıca çalışma verilerinin betimsel özelliklerini belirlemek için yüzde (%), aritmetik ortalama (¯x), standart sapma (ss) ve frekans (n) değerleri belirlenmiştir. Çalışma grubunun ön ve son test puanlarının normal dağılım göstermesinden dolayı ön test puanları ile son test puanları arasında anlamlı düzeyde bir farklılığın olup olmadığı bağımsız örneklemler t-testi ile gerçekleştirilmiştir. Ayrıca gruplara göre puanların anlamlı düzeyde farklılaşma durumlarını belirlemek amacıyla t-testi ve One Way ANOVA analizi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde anlamlılık düzeyi (p)0.05 olarak belirlenmiştir. Seçmeli Beden Eğitimi ve Spor derslerini alan üniversite öğrencilerinin beden algısı ve sosyal iletişim puanlarının ders öncesine göre arttığı, öğrencilerin biyometrik özelliklere ilişkin ön test son test puan ortalamaları incelendiğinde "ağırlık" ön test puan ortalamasının son test puan ortalamasından daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. "Esneklik" ön test puanının, son test puanından ve "sıçrama" ön test puanının, son test puanından daha düşük olduğu görülmüştür. "Denge" ön test puanının, son test puanından; "sırt" ön test puanının, son test puanından; "triceps" ön test puanının, son test puanından "biceps" ön test puanının, son test puanından; "bel" ön test puanının, son test puanından; "karın" ön test puanının, son test puanından ve "bacak" ön test puanının, son test puanından daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak, üniversite öğrencilerinin katıldığı seçmeli beden eğitimi ve spor dersleri öğrencilerin; bazı biyomotorik özellikler ile beden algısı ve sosyal iletişim becerisi üzerine olumlu etkilerinin olduğu söylenebilir. Seçmeli Beden eğitimi ve spor derslerinin bireylerin fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik olarak olumlu etkilerinin olduğunu düşünerek üniversitelerde zorunlu ders olarak eklenebilir. Anahtar kelimeler: Üniversite, Seçmeli Beden Eğitimi ve Spor, Biyomotorik özellik, Beden algısı, Sosyal iletişim becerisi

Beden algısıBeden eğitimi ve spor dersiBiyomotorik özellikler+4
Sinan Çelikbilek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Otel işletmelerinde z kuşağının beş faktör kişilik özellikleri ve oyunlaştırma oyuncu tiplerinin belirlenmesi

Turizm emek yoğun bir sektör olup, insan odaklı iş ortamına sahiptir. Turizm istihdamının büyük paydasını oluşturan otel işletmeleri için insan kaynakları yönetimi oldukça önemlidir. Dijitalleşen dünya ile birlikte insan kaynakları yönetiminde geleneksel yaklaşım değişmeye başlamıştır. Özellikle yeni kuşakların iş hayatına girmesi bu değişimin temel nedenidir. Z kuşağının iş hayatından beklentileri ve kişilik özellikleri önceki kuşaklardan çok farklıdır. İş hayatındaki sorunları çözmeye yönelik yenilikçi bir strateji olan oyunlaştırılmış insan kaynakları yaklaşımı, kişilik özellikleri ve oyuncu tipleri eşleşmesi sonucunda doğru kişiyi, doğru işe yerleştirebilir. Bu araştırmada otel işletmeleri için mevcut ve potansiyel işgören olan Z kuşağının oyunlaştırma oyuncu tipleri ile beş faktör kişilik tiplerinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişkinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma evrenini oluşturan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi öğrencilerinden kolayda örneklem yöntemi ile seçilen katılımcılardan 280 adet veri toplandı. Çevrimiçi anket yöntemi ile toplanan verilerin ortalama ve yüzdelik değerlerine bakılarak baskın oyuncu ve kişilik tipleri saptandı. Oyuncu tipleri ve kişilik tipleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla korelasyon analizi yapıldı. Katılımcıların oyunlaştırmada düzen bozucu oyuncu tipi, beş faktörde sorumluluk sahibi kişilik tipi baskın bulundu. Altılı oyunlaştırma ve beş faktör kişilik tipleri arasındaki ilişki analizinde; düşük düzeyde negatif yönde bir ilişki saptandı. Sonuç olarak gerçek hayat ile oyun dünyası arasında yaşayan yeni Z kuşağının oyunlaştırma ve beş faktör kişilik tiplerinin ilişkilerinin çok kuvvetli olmadığı anlaşılmaktadır. Fakat tek tek bakıldığında her bir kişilik tipinde farklı baskınlık düzeyleri görülmektedir. Z kuşağının oyun ile yaklaştığı durumlarda farklı kişilik özellikleri göstereceği anlaşılmaktadır. Gerçek hayatı bir oyun olarak kabul eden Z kuşağı için düzeni bozmak olumsuz değil tam tersi daha iyi olması için yapılan bir eylemdir. Otel işletmelerinde özellikle insan kaynakları için geliştirilecek oyunlaştırma uygulaması tasarımlarında oyuncu tipi göz önünde bulundurulmalıdır.

Beş faktör kişilik modeliKonaklama işletmeleriOteller+5
Gamze Utar
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akademik güdülenmenin kişilik tiplerine göre incelenmesi (spor bilimleri fakülte)

daha sonra doldurulacaktır

KişilikKişilik tiplemeleriMotivasyon+4
Merve Nur Bircan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin liderlik yönelimleri ve iletişim becerileri üzerine bir araştırma

Çalışmanın amacı, Ege bölgesinde bulunan Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerin liderlik yönelimleri ve iletişim becerilerinin incelenmesidir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde tasarlanmıştır. Çalışma gurubunu, Ege bölgesinde bulunan Spor Bilimleri Fakültelerinde öğrenim gören Spor Yöneticiliği, Antrenörlük Eğitimi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği ve Rekreasyon bölümlerinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerden toplam 510 kişiden oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından çalışma grubuna Kişisel Bilgiler Formu, Bolman ve Deal (1991) tarafından geliştirilmiş ve ülkemizde geçerlik-güvenirlik çalışması ise Dereli (2003) tarafından gerçekleştirilmiş olan ''Liderlik Yönelim Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan diğer ölçek ise; Korkut (1996) tarafından geliştirilmiş olan "İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği"dir. Elde edilen verilerin istatiksel analizinde, normallik testi, bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda kadın öğrencilerin iletişim becerileri erkek öğrencilere göre daha yüksek olup, spor yılı arttıkça iletişim becerilerinin de arttığı görülmektedir. Aynı zamanda bireylerin hayat tecrübeleri, katılmış oldukları organizasyonlar, anne ve babanın bireye olan tutum ve davranışları, öğrenim gördükleri bölüm ile almış oldukları eğitimin öğrencilerin liderlik yönelim düzeylerine etki ettiği söylenilebilir.

LiderlikSpor Bilimleri FakültesiÖlçekler+3
Nejdet Karataş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Özetleme becerisi öğretiminin üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı özetleme becerisi öğretiminin üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırma, nicel ve nitel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel çalışma modeli kullanılırken öğrenci görüşlerinin incelenmesinde nitel verilerden yararlanılmıştır. Araştırma, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu İngilizce Hazırlık Programı ön orta seviye (pre-intermediate) dil seviyesinde öğrenim gören 117 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada öğrencilerin İngilizce okuduğunu anlama düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan "İngilizce Okuduğunu Anlama Testi", öğrencilerin okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerini ortaya koymak için Mokhtari ve Reichard (2002) tarafından "Metacognitive Awareness of Reading Strategies Inventory" (MARSI) olarak geliştirilen, Türkçe'ye uyarlama çalışmaları Öztürk (2012) tarafından yapılan "Okuma Stratejileri Üstbilişsel Farkındalık Envanteri (OSÜFE)" ve araştırmacının özetleme öğretimine yönelik öğrenci görüşlerini saptamak için oluşturduğu yansıtma yazıları kullanılmıştır. Veriler, SPSS 21 paket programı ile analiz edilmiştir. Nicel araştırma verilerinin analizinde Bağımsız Örneklem t-testi, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma ile elde edilen sonuçlara göre özetleme becerisi öğretiminin öğrencilerin okuduğunu anlama ve okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeylerine anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Fakat, özetleme becerisi öğretiminin etkililiğine dair öğrenci görüşleri incelendiğinde öğrencilerin genel olarak almış oldukları öğretimin özetleme becerilerinin gelişiminde ve özet yazma ile ilgili kişisel farkındalık oluşturmada kendilerine katkı sağladığını belirttikleri görülmüştür. Anahtar kelimeler: okuduğunu anlama, özetleme becerisi, okuma stratejileri üstbilişsel farkındalık düzeyi, üniversite İngilizce hazırlık sınıfı öğrencileri

Bilişüstü farkındalıkHazırlık sınıflarıOkuma+7
Meryem Pekdemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin, genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO) ile ilgili bilgi düzeyleri ve tutumlarının incelenmesi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi örneği

Araştırma, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ile ilgili bilgi düzeylerini ve bu ürünlere yönelik tutumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında aktif olan 330 öğrenci çalışma kapsamına alınmış, araştırma verileri SPSS 22.0 istatistiksel paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmaya 111 Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencisi (%33.6), 90 Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü öğrencisi (%27.3), 90 Hemşirelik bölümü öğrencisi (%27.3) ve 39 Sağlık Yönetimi bölümü öğrencisi (%11.8) dahil edilmiştir. Katılımcıların %47.8'i genetiği değiştirilmiş organizmayı gen katkılı gıda, %25.3'ü hormonlu gıda ve %9.9'u ilaç katkılı gıda olarak tanımlamıştır. Katılımcıların %35.3'ü Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları internetten, %22.0'si televizyondan, %11.0'i bu konuda aldıkları Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar dersinden öğrendiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların %65.2'si Türkiye'de genetiği değiştirilmiş ürünlerin ithal edildiğini, %52.7'si ise gıda amaçlı olmayan transgenik ürünlere izin verilmemesi gerektiğini belirtmişlerdir. Katılımcıların %68.8'i genetiği değiştirilmiş hayvan ve bitkilerden elde edilen ürünlerin insan sağlığına zarar vereceğini ve katılımcıların %72.7'si GDO'nun genetik bozukluklara neden olabileceğini düşündüklerini beyan etmişlerdir. Çalışmaya katılanların %72.7'si genetiği değiştirilmiş ürünleri bilmeden tüketmekten endişe duyduklarını ifade etmişlerdir. Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve bunların ürünleri konusunda geleceğin sağlık profesyonellerinin bilgilerinin yetersiz olduğu görülmüştür. Katılımcıların genetiği değiştirilmiş ürünler ve biyogüvenlik konusunda yoğun endişeye sahip oldukları tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara yönelik sonuçlar değerlendirilmiş ve uygun öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Genetiği Değiştirilmiş Organizma, biyoteknoloji, sağlık, bilgi tutum

Bilgi düzeyiGDOMuğla+1
Duygu Alataş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Süreğen ve kitlesel bir travma olarak Covid-19: Üniversite öğrencilerinde Covid-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracı rolü

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde COVID-19 korkusunun algılanan stres ve travma ile başa çıkabilme algısını yordamasında yaşantısal kaçınmanın aracılık etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu aracılık etkisinin farklı örneklemlerde incelenmesi için iki ayrı veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmanın örneklemi Türkiye'deki çeşitli üniversitelerde, örgün veya yaygın eğitimde, 2020-2021 bahar yarıyılında öğrenim gören, yaşları 18-29 arasında değişen lisans ve ön lisans öğrencilerinden oluşmuştur. Veri toplama işlemi 22 Şubat-15 Mart 2021 tarihleri arasında çevrimiçi gerçekleştirilmiş, -3.29Anahtar Kelime: Başa çıkma = Coping ; COVID 19 = COVID 19 ; Eğitim psikolojisi = Education psychology ; Pandemiler = Pandemics ; Stres = Stress ; Stresle başetme = Coping with stress ; Travma = Trauma ; Yaşantısal kaçınma = Experiential avoidance ; Üniversite öğrencileri = University students

Başa çıkmaCOVID 19Eğitim psikolojisi+6
Mesude Seven Gürçen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik algısının ve kişilik özelliklerinin farklı disiplinler açısından irdelenmesi bir devlet üniversitesi örneği

Günümüzde girişimcilik giderek yükselmekte ve ülkelerin gelişmelerinde son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bir yandan girişimciliğin ülke ekonomisine kattığı farklı ve inovatif değerler bir yanda da işgücünün tam istihdamına yönelik etkileri söz konusudur. Bu nedenle ülkeler konu ile ilgili çeşitli kurumsal ve hukuki faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Her kuşaktan girişimciliğe rastlanmakla birlikte, girişimciliğin genç kuşağa özgü olduğu konusunda yaygın bir algı vardır. Bu çalışma, bu algıdan hareket ederek, bir yandan bu algının doğruluğunu araştırmak bir yandan da genç kuşak arasında girişimcilikle ilgili düşünceleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Böylece, farklı üniversiteler için yapılmış olan, girişimcilik ve gençlik ilişkisi üzerine çalışmalara katkı sunulması da planlanmaktadır. Bu motivasyondan hareket ederek, bir devlet üniversitesi öğrencileri arasında anket yöntemi kullanılarak bir çalışma gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu amaç çerçevesinde, fen bilimlerinde ve sosyal bilimlerden birer disiplin seçilmiş ve anket Mimarlık ile İktisat bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri arasında yapılmıştır. Öncelikle girişimci olmak isteyip istemediklerinden hareket edilerek, farklı cinsiyet, farklı aile yapıları, farklı gelir düzeyleri gibi faktörler çerçevesinden sorulan sorulara alınan cevaplar toplanmış ve SPSS programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Söz konusu girişimci adayların hangi alanlara / sektörlere ağırlık vermek istedikleri de hem girişimci açısından hem de ülke ekonomisinin geneli açısından önemli sonuçlar ortaya çıkaracağından bu konu üzerinde de ayrıca durulmuştur. Çalışmanın genişletilmesi ve iki ana bilim alanı dışındaki bölümlerin katılımıyla anketin tekrarlanması önerilmektedir.

GirişimcilerGirişimcilikKişilik+2
Buket Ateş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Sosyal medya ve sosyal hayat: İstanbul ve Roma'da üniversite öğrencileri arasında çapraz durum çalışması

This study has been designed to explore the changes in social life of university students both online and in daily life due to the developments and wide usage of social media. Moreover, it was particularly chosen to be a comparative case study to examine whether the context affects these changes and to make the study more comprehensive. The study focused on issues such as relationships and communication with family, friends (close, far, romantic) and formal contacts on social media, privacy, the sharing culture and changes in daily life due to using social media. The study aims to contribute to the understanding of social change and transformation especially in social life brought about by using social media. The study was conducted as a comparative case study in which students from different departments of various public and private universities in Istanbul and Rome took part. Participants were chosen from undergraduate and graduate students who were between the ages of twenty to thirty and active users on at least one social media platform or application. Data were collected through semi-structured interviews with students. The findings of the study indicated that social media has different effects on various kind of relationships. Sharing is seen as a habitual, automatic, collective action. Sharing is believed to have evolved into 'showing' and serves different purposes. Tough they may be ground for serious debates and news, social media platforms are also spaces to have fun and to hang out. One important function of social media is the fact that it works like an archive which is easy to reach for users. Its positive and negative effects on daily life are observed to be almost equal. Privacy is still important, however, for certain platforms or content publicity can be preferred. The results in the two cases of the study were found to be very similar, there were only a small number of minor differences.

Daily lifePrivacySharing+6
Zeynep Bilgehan Can
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uygulamalı girişimcilik eğitiminin girişimcilik eğilimi üzerindeki etkisi: Mühendis adayları üzerinde bir uygulama

Girişimcilik, yaratıcı fikirlerin ticarileştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi ile ekonominin can damarı olmaktadır. Girişimciliğin yaygınlaştırılması için yürütülen uygulamalı girişimcilik eğitimleri, özellikle KOSGEB'in bu eğitimlerin düzenlenmesi ve katılımcılara aktarılması hususundaki çalışmaları ile hız kazanmıştır. Bu süreçte üniversite eğitimine devam eden bireylere yönelik yapılan uygulamalı girişimcilik eğitimleri ile girişimcilik bakış açısının kazandırılması amaçlanmıştır. Bu anlamda özellikle de ürün geliştirme potansiyeli yüksek olan mühendis adayların girişimcilik eğilimlerinin artırılması adına yapılacak eğitimler daha da önemli hale gelmiştir. Bu maksatla yapılan araştırmanın amacı, uygulamalı girişimcilik eğitiminin mühendis adaylarının girişimcilik eğilimlerinde anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın teorik gerekçesi, Fishbein ve Ajzen'in Planlı Davranış Kuramı'na dayanmaktadır. Araştırma verileri, girişimcilik ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi, Kars ilindeki iki mühendislik bölümünden (biyomühendislik ve makine mühendisliği) Şubat (eğitim öncesi) ve Temmuz (eğitim sonrası) 2016 tarihleri arasında toplanan 81 mühendis adayından oluşmaktadır. Önerilen hipotezler, nicel bir araştırma kapsamında bağımlı örneklem t-testleri ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, eğitim sonrası girişimcilik eğilimlerinin eğitim öncesi girişimcilik eğilimlerinden anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte normal öğretim programlarında eğitim alan katılımcıların girişimcilik eğilimlerinin ikinci öğretim programında olan katılımcılara göre anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularından hareketle gelecekte yapılması planlanan uygulamalı girişimcilik eğitimlerinin özellikle gün içerisindeki saatlerde yapılması önerilmektedir. Ayrıca sonuçlar, girişimcilik eğitimi konusundaki araştırmacılar, uygulayıcılar ve politika yapıcılar açısından da tartışılmıştır.

GirişimcilikGirişimcilik eğilimiGirişimcilik eğitimi+3
Harun Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterlik algılarının mizah tarzları ve süpervizyon yaşantıları açısından incelenmesi

Bu araştırmada, psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mizah tarzları ve süpervizyon yaşantıları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterlikleri; mizah tarzları, oturum sayıları, süpervizyon niceliğinden (alınan süpervizyon sayısından) duydukları memnuniyet, süpervizyon niteliğinden duydukları memnuniyet, danışan olarak bulundukları psikolojik danışma yaşantısı, kişisel-mesleki gelişim deneyimleri, cinsiyet ve akademik başarı değişkenleri açısından incelenmiştir. Psikolojik danışman adaylarının mizah tarzlarının cinsiyete ve akademik başarıya göre anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığına da bakılmıştır. Son olarak bu çalışmada psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mizah tarzları, oturum sayıları, süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyet, süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet, danışan olarak bulunulan psikolojik danışma yaşantısı, kişisel-mesleki gelişim deneyimi, cinsiyet ve akademik başarı değişkenleri tarafından yordanması araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2013-2014 Öğretim Yılında Anadolu Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programlarının son sınıflarında örgün öğrenim gören 285 üniversite öğrencisinden (207 kadın, 79 erkek) oluşmaktadır. Araştırmanın verileri "Psikolojik Danışma Öz-Yeterlik Ölçeği", "Mizah Tarzları Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" ile elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama araçları ile elde edilen bilgilerin çözümlenmesinde paket program kullanılmıştır. Verilerin analizi sırasında betimleyici istatistikler, İki Yönlü ANOVA, Tek yönlü ANOVA ve bağımsız örneklem t testi kullanılmıştır. Varyans analizi sonucunda bağımsız değişken düzeyleri arasında gözlenen farklılıkların kaynağını bulmak için Tukey Çoklu Karşılaştırma testi gerçekleştirilmiştir. Korelasyon katsayısı ve adımsal regresyon analizi de yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre mizah düzeyleri yüksek olan psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliklerinin, mizah düzeyleri düşük olan psikolojik danışman adaylarına göre anlamlı biçimde daha yüksek olduğu saptanmıştır. Oturum sayısına göre psikolojik danışma öz-yeterliği incelendiğinde de oturum sayısı arttıkça psikolojik danışma öz-yeterliğinin de yükseldiği görülmüştür. Süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyet açısından incelendiğinde alınan süpervizyon sayısından duyulan memnuniyet arttıkça psikolojik danışma öz-yeterliğinin de anlamlı derecede yükseldiği sonucuna ulaşılmıştır. Süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet arttıkça da psikolojik danışma öz-yeterliğinin anlamlı derecede yükseldiği görülmüştür. Psikolojik danışman adaylarının psikolojik danışma öz-yeterliği ile kişisel-mesleki gelişim deneyimleri arasındaki ilişki de anlamlı bulunmuştur. Danışan olarak bulundukları psikolojik danışma yaşantısı, cinsiyet ve akademik başarı değişkenlerine göre psikolojik danışma öz-yeterlikleri arasında ise anlamlı farklılıklar görülmemektedir. Psikolojik danışman adaylarının mizah tarzları cinsiyete ve akademik başarıya göre incelendiğinde ise sadece saldırgan mizah tarzında erkek psikolojik danışman adaylarının lehine anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Erkek psikolojik danışman adaylarının kadın psikolojik danışman adaylarına göre saldırgan mizah tarzını kullanma düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Cinsiyet ve akademik başarıya göre kendini geliştirici, katılımcı ve kendini yıkıcı mizah tarzlarının; akademik başarıya göre ise saldırgan mizah tarzının anlamlı olarak farklılaşmadığı görülmüştür. Son olarak süpervizyon niceliğinden duyulan memnuniyetin, mizah tarzlarından kendini geliştirici mizah tarzının ve kişisel-mesleki gelişim deneyiminin psikolojik danışma öz-yeterliğinin anlamlı yordayıcıları olduğu bulunmuştur. Diğer taraftan oturum sayısı, süpervizyon niteliğinden duyulan memnuniyet, danışan olarak bulunulan psikolojik danışma yaşantısı, cinsiyet ve akademik başarı değişkenlerinin psikolojik danışma öz-yeterliğini yordamadığı saptanmıştır.

Mesleki gelişmeMizahPsikolojik danışma+5
Begüm Satıcı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının özgünlük düzeyleri ve aldıkları süpervizyon açısından incelenmesi

Bu araştırmada, psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının özgünlük düzeyleri ve aldıkları süpervizyon açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda, psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algıları; özgünlük düzeyleri, cinsiyetleri, meslekte çalışma konusunda kararlılıkları, daha önceden danışan olarak psikolojik yardım almaları, alınan süpervizyonun türü, alınan süpervizyonun biçimi ve alınan süpervizyonun niteliği değişkenleri açısından incelenmiştir. Psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının, özgünlük, psikolojik danışman olarak çalışma, cinsiyet, alınan süpervizyonun niteliği, alınan süpervizyonun türü ve daha önce psikolojik yardım alma değişkenleri tarafından yordanması da incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi Anadolu Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programı son sınıf öğrencilerinden oluşan 298 psikolojik danışman adayından oluşmaktadır. Araştırmanın verileri, "Kendini Sabotaj Ölçeği", "Özgünlük Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizi; betimsel istatistiksel verilerin çözümlenmesi tek ve çift yönlü varyans analizi ve adımsal regresyon analizi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma bulguları psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının özgünlük düzeylerine göre anlamlı biçimde farklılaştığını göstermiştir. Psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının daha önceden psikolojik yardım alıp almamalarına, psikolojik danışman olarak çalışma konusundaki kararlılıklarına, aldıkları süpervizyonun türüne ve biçimine göre ise anlamlı düzeyde farklılaşmadığı ortaya çıkmıştır. Regresyon analizi sonucunda psikolojik danışman adaylarının kendini engelleme algılarının, özgünlük, alınan süpervizyonun niteliği ve meslekte çalışma konusundaki kararlılık değişkenleri tarafından anlamlı bir şekilde yordandığı bulunmuştur. Regresyon analizi sonucunda toplam varyansın %19'u özgünlük, %2'si algılanan süpervizyon niteliği ve %1'i de psikolojik danışman olarak çalışma konusundaki kararlılık değişkeni tarafından açıklanmıştır.

AlgıKendini sabotajPsikolojik danışma+5
Mehmet Sarıçalı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin çok çözümlü problemlerde kullandıkları stratejilerinin belirlenmesi ve matematiksel yaratıcılıklarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı öğrencilerin çok çözümlü problemlerde kullandıkları çözüm stratejilerinin belirlenmesi ve öğrencilerdeki matematiksel yaratıcılığın çok çözümlü problemler aracılığıyla değerlendirilmesidir. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın uygulaması, 2013-2014 öğretim yılında, bir devlet üniversitesinin İlköğretim Matematik Öğretmenliği 1. sınıfına devam eden 76 öğrenci üzerinde iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada öğrencilere çok çözümlü 4 problem verilmiş, her bir probleme otuz dakika süre verilerek öğrencilerden bulabildikleri kadar çok çözüm yoluyla problemleri çözmeleri istenmiştir. İkinci aşama ise birinci aşamada çok çözüm yolu bulamayan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen klinik görüşmeleri kapsamaktadır. Bu görüşmeler ile öğrencilerin düşüncelerine dayalı olarak çok çözüm yolu bulamama nedenlerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çok çözümlü problemler aracılığıyla öğrencilerin matematiksel yaratıcılıklarının değerlendirilmesinde Leikin (2009)' in, esneklik, akıcılık ve orijinallik ölçütlerinin kullanıldığı analiz yöntemi benimsenmiştir.

Matematik eğitimiMatematik öğretimiProblem çözme+4
Tuğba Yulet Yılmaz
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerine etkisi

ÖZET Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin boş zaman eğitim düzeylerini belirlenmesi, boş zaman eğitimi ile öznel iyi oluş ve benlik saygısı arasındaki ilişkilerin araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grupları, pilot çalışma için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 711 öğrenciden, asıl uygulama için Anadolu Üniversitesi'nde örgün eğitim gören 1104 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmanın temel amacı çerçevesinde birbirini izleyen iki çalışma gerçekleştirilmiştir. Pilot çalışma olarak ele alınan Çalışma I'de, "Boş Zaman Eğitimi Ölçeği (BZEÖ)"nin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Ölçek geliştirme süreci, madde havuzu oluşturmaya yönelik odak grup çalışması, BZEÖ faktör yapısının belirlenmesi ve ölçme modelinin test edilmesi, geçerlik ve güvenirlik testlerinden oluşmuştur. Ölçek geliştirme sürecini izleyen Çalışma II'de (nihai uygulama) ise, pilot çalışma sonucunda elde edilen BZEÖ faktör yapısının, benzer ve daha büyük bir örneklemde sınanması ve boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş ve benlik saygısı değişkenleri arasındaki ilişkilere yönelik yapısal modelin test edilmesi amaçlanmıştır. Çalışma I kapsamında psikometrik niteliklerine ilişkin deneysel kanıtlar ortaya konularak 36 madde ve 7 faktörden oluşan Boş Zaman Eğitim Ölçeği geliştirilmiştir. Bu 7 faktör, farkındalık, içsel motivasyon, dışsal motivasyon, sosyal etkileşim becerileri, can sıkıntısı, zaman yönetimi ve problem çözme olarak isimlendirilmiştir. Çalışma II kapsamında yapılan nihai uygulama analiz sonuçlarına göre, BZEÖ'nin Türk popülasyonunda yer alan üniversite öğrencileri için geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu ortaya çıkmıştır. Önerilen hipotetik modele ilişkin analiz sonuçlarına göre, temel yapısal modelin iyi düzeyde doğrulandığı, boş zaman eğitiminin benlik saygısı ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif yönlü etkisinin olduğu, benlik saygısının da ve öznel iyi oluş üzerinde pozitif etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: boş zaman eğitimi, öznel iyi oluş, benlik saygısı.

Benlik saygısıBoş zamanları değerlendirmeRekreasyon+3
Süleyman Munusturlar
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessEN

The factors affecting teacher efficacy perceptions of pre-service English language teachers

Teacher efficacy is considered to be one of the most important constructs which affect not only teacher practices but also learner performances. It has been asserted that teacher efficacy is also influenced by some factors such as subject areas, motivation, and teaching practice in its developmental phase; that is, in pre-service years. In order to understand the judgments that teachers make about themselves better in these years, what kind of factors affect the perceptions of pre-service teacher efficacy can be explored. This might provide some benefits in terms of the things that can be done to improve teacher efficacy positively early in learning. Indirectly, this may give some insights about the quality of teacher education programs and the practicum. With these in mind, the present study aims to investigate the factors that may have an impact on the efficacy perceptions of pre-service English language teachers. A total of 113 pre-service English language teachers who were at their final year at Anadolu University participated in the study. Since the current study is based on the explanatory design, surveys and focus group interviews were utilized. Descriptive statistics were run to examine the quantitative data, and content analysis was used to examine the qualitative data. The results showed that the sample had a moderate level of perceived teacher efficacy. Moreover, their perceived efficacy in classroom management, instructional strategies and student engagement were found to be close to each other, though efficacy in classroom management had a little higher mean score than the other two components. Focus group discussions, carried out by 22 representative pre-service ELT teachers, revealed four main factors that affect their efficacy perceptions: ELT education they received at university, their practicum experiences, perceived language proficiency and their affective states. Compared to others, practicum experiences had the biggest role in the development of teacher efficacy. Furthermore, these factors were found to have either positive or negative effects in their perceived teacher efficacy. While classroom practices, students, the view of teaching as a profession, personality characteristics, and motivation contributed positively to efficacy, the content of the teacher education program, cooperating and supervisor teachers, perceived language proficiency and emotions had negative effects. The findings of the study are believed to provide new perspectives into the efficacy perceptions of pre-service ELT teachers.

Candidate teachersPerceptionStudents perceptions+4
Aylin Sevimel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımı: Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğrenci örneği

Bu araştırmanın amacı, kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerarası iletişimötesi iletişim aktörlerini araştırmak olmakla birlikte, bu aktörlerin işlevsellik boyutunu incelemek ve analiz etmektir. Kişilerarası iletişim sürecinde romantik eşlerde iletişimötesi iletişim aktörlerinin kullanımının değerlendirilmesine dayanan bu çalışma, kişilerarası iletişimde yeni yaklaşımların aile sosyolojisi ve psikoloji alanlarıyla hem kuramsal hem de uygulamalı olarak bütünleştirilmesinde disiplinler arası bir niteliktedir. Mutlu ve uyumlu bir birliktelik her şeyden önce sağlıklı ve yeterli bir iletişim ve eşlerin bundan sağladıkları doyumla gerçekleşir. Evliliğin kalitesi ve uyumun artırılması konusundaki önemli noktalardan biri eşlerden her ikisini de hoşnut eden iletişim türleri ve düzeyi üzerinde eşlerin anlaşmaları fikir birliğine varmaları ve memnuniyet duymalarıdır (Şener ve Terzioğlu, 2008). İletişim düzeyinin önemli belirleyici faktörlerden biri olan iletişimötesi iletişimin bir amacı da; eşlere kendi ilişkilerinden sorumlu olmaya izin vererek ilişki kalitesini artırmak olacaktır. Mutlu birliktelik yaşamak isteyen insanları iletişimin bu özel tip süreçleri destekleyen bir bilgi alanı diğer tüm alanlarda da önemli olabilir. Bulgular ışığında, eşlerin iletişim kurarken iletişimötesi iletişim aktörlerini kullanmalarının romantik doyumları ile pozitif yönde bir ilişkisi olduğu söylenebilir.

Bilişüstü stratejilerKişiler arası iletişimRomantizm+5
Çiğdem Çalapkulu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessEN

FL listening comprehension strategy employment of high and low anxious listeners

The aim of this study was to investigate the relationship between FL listening anxiety and FL listening comprehension strategy use. Also, it was aimed to determine whether there existed a statistically significant difference between high and low anxious listeners in terms of FL listening comprehension strategy use. Furthermore, how high and low anxious listeners employed FL listening comprehension strategies also examined. A total of 79 first year ELT students in Anadolu University, Turkey participated in the study. In order to collect data for the purposes of the study, both quantitative (FLLAS and LCSI) and qualitative (learner diaries and guided interviews) were utilized. To determine FL listening anxiety level and FL listening comprehension strategy use of the participants, FLLAS and LCSI were distributed. Then, participants were trained on how to write effective diaries for the purposes of study. After diary keeping, which lasted for five weeks, participants were divided into three categories according to their FLLAS scores namely, high anxious, moderate anxious, and low anxious listeners. As the purpose of this study was to investigate the FL listening comprehension strategies used by high and low anxious listeners, learners with high and low levels of anxiety were invited to participate in guided interview sessions. As a result of the quantitative data analysis, a statistically moderate relationship was found between the two variables, in that participants FL listening anxiety level increased when their FL listening comprehension strategy use decreased or vice versa. It was also found that high and low anxious listeners employed FL listening comprehension strategies with a statistically significant difference. In other words, the results yielded that both group of listeners used FL listening comprehension strategies at some level however; low anxious listeners used more FL listening comprehension strategies than high anxious listeners. In order to demonstrate in which FL listening comprehension strategies (cognitive, metacognitive, and socioaffective strategies) high and low anxious listeners showed difference, qualitative data collected through learner diaries and guided interviews were analyzed through content analysis method in addition to quantitative data analysis. It was found that low anxious listeners outnumbered high anxious listeners in the employment of FL listening comprehension strategies in all categories i.e. cognitive strategies, metacognitive strategies, and socioaffective strategies. The analysis of the learner diaries and guided interviews demonstrated that high and low anxious listeners employed FL listening comprehension strategies in different manners. The findings of the current study yielded that FL listening anxiety and FL listening comprehension strategy use affected each other mutually. However, deciding which one affected the other one was a difficult task and beyond of the scope of the study. Nevertheless, as FL listening comprehension strategies can be taught to FL listeners, the strategies used by low anxious listeners can be taught to high anxious listeners to reduce their FL listening anxiety levels. The findings of this study might be viewed as one of the first steps into implementing explicit strategy training into FL listening classes. The findings of the study were presented and discussed with respect to the related literature. Bearing in mind the research findings, some implications regarding the FL listening anxiety and FL listening comprehension strategy use were proposed. Key words: FL listening comprehension, FL listening anxiety, FL listening comprehension strategies, first-year ELT students

Candidate teachersListeningListening-understanding+7
Gizem Berber
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2016
00

Related subjects