University students

3,038 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Trakya Üniversitesi'nin bazı fakültelerinde son sınıf öğrencilerinin Ortoreksiya Nervoza eğilimi ve ilişkili faktörler

Yeme davranış bozuklukları önemli bir sağlık sorunu olarak görülmekte olup birçok çevresel, sosyokültürel etkenle ilişkilendirilmiştir. Ortoreksiya nervoza doğru beslenme kaygısının kişinin günlük işlevselliğini etkileyecek kadar patolojik saplantı boyutlarında gözlemlenmesidir. Sağlık anksiyetesi ise "herhangi bir hastalığı olmamasına rağmen bireyin kendi bedenindeki değişiklikleri hastalık belirtileri olarak abartılı şekilde yorumlaması" olarak tarif edilmektedir. Gıda okuryazarlığı; ihtiyaçları karşılamak ve gıda alımını belirlemek için gıdaları planlamak, yönetmek, seçmek, hazırlamak ve yemek için gerekli olan birbiriyle ilişkili bilgi, beceri ve davranışlar bütünüdür. Çalışmamızda; Trakya Üniversitesi'nin bazı fakültelerinde öğrenim görmekte olan son sınıf öğrencilerinde ortoreksiya nervozaya yatkınlık ile ilişkili olabilecek sosyodemografik değişkenlerin saptanması, ortoreksiya nervozaya yatkınlık ile eğitim türü, sağlık anksiyetesi ve gıda okuryazarlığı arasında bir ilişki olup olmadığının saptanması amaçlanmıştır. Araştırma 2023-2024 Öğretim Yılı Bahar Döneminde, araştırmacılar tarafından literatürden yararlanılarak geliştirilen 18 soru, Ortoreksiya Nervoza Envanteri'ne (ONE) ait 24 soru, Sağlık Anksiyetesi Ölçeği'ne ait 18 soru, Gıda Okuryazarlığı Kısa Form'a ait 12 soru olmak üzere toplam 72 sorudan oluşan anket formu uygulanması yoluyla gerçekleştirildi. Toplamda 467 öğrenciye oluşturulan bu anket formu uygulandı. Çalışmamızda öğrencilerin cinsiyeti, sağlık ve beslenme dersi olan fakültede eğitim görmesi, kronik hastalık tanısı olma durumu, alkol tüketim alışkanlığı ile ONE puanı arasında bir ilişki bulunmamıştır. Fiziksel aktivite yapanlarda, özel diyet uygulayanlarda, geliri giderinden az olanlarda, beden kitle indeksi yüksek olanlarda, sağlık anksiyete ölçeği puanı yüksek olanlarda, gıda okuryazarlığı kısa form puanı yüksek olanlarda, başka bir yeme bozukluğu tanısı olanlarda ONE puanı daha yüksek bulunmuştur.

Beslenme ve yeme bozukluklarıOrtoreksiya nervozaSağlık anksiyetesi+1
Yusuf Ergin
Trakya University
2025
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Siber zorbalığa uğramış üniversite öğrencilerinin otonom sinir sistemi açısından değerlendirilmesi

Siber zorbalığa uğramanın otonom sinir sistemini etkileyip etkilemediği üniversite öğrencileri arasında araştırılmıştır. Siber mağduriyet/zorbalık ölçeği kullanılarak siber mağdur olduğu tespit edilen 15 gönüllü (Erkek/Kadın=8/7) ve kontrol grubunu oluşturan 15 gönüllü (Erkek/Kadın=8/7) olmak üzere çalışmaya 30 gönüllü katılmıştır. Katılımcıların yaşları 18-23 yıl arası, beden kitle indeksi değerleri 19,05-28,41 kg/m2 arasında dağılım göstermektedir. Gruplar arası demografik ve antropometrik verilerde farklılık bulunmamıştır. Gönüllülerin otonom sinir sistemlerinin değerlendirilmesi 10.00-13.00 saatleri arasında gerçekleştirildi. Sırasıyla kalp hızı değişkenliği, mental aritmetik testi, derin nefes testi ve izometrik el sıkma testi uygulanmıştır. Kalp hızı değişkenliği analizinde siber mağdur grubunun yüksek frekans bandı, normal atımların aralıklarının standart sapması, 50 ms'den fazla farklılık gösteren normal atım aralıklarının yüzdesi ve ardışık normal sinüs atım aralıklarının farkının karekökü ortalamalarının kontrol grubuna kıyasla düşük olduğu bulundu (sırasıyla p=0,009, p=0,034, p=0,035 ve p=0,046). Düşük frekans bandı, düşük frekans/yüksek frekans oranı parametrelerinde ve derin nefes testi sonuçlarında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Mental aritmetik testinde sistolik kan basınçları ortalamalarının yüzdelik değişimi ve izometrik el sıkma testinde diyastolik kan basıncı ortalamalarının yüzdelik değişimi değerlerinin siber mağdur grubunda kontrol grubuna kıyasla anlamlı düşük olduğu tespit edildi (p<0,001 ve p=0,006). Sonuç olarak parasempatik tonusun siber zorbalığa uğramayan kontrol grubunda daha yüksek olduğu bulundu. Dolayısıyla siber mağdur bireylerin sempatovagal dengeleri ele alındığında kontrol grubuna göre daha yüksek bir sempatik aktiviteleri olduğunu düşünmekteyiz. Bu bulgulara göre araştırma hipotezi, siber zorbalık otonom sinir sistemini etkiler, kabul edilmiştir. Bu durumun otonomik disfonksiyonda görülebilecek hem mental hem fiziksel patolojiler için predispozan bir faktör olup olmayacağı ileri araştırmalarda ele alınmalıdır. Anahtar kelimeler: siber zorbalık, çevrimiçi zorbalık, otonom regülasyon, kalp hızı değişkenliği, otonom stres testler

Kalp hızıOtonom sinir sistemiParasempatik sinir sistemi+3
Ozan Öner
Trakya University
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Spor Bilimleri öğrencilerinin duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarının incelenmesi

Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın temel amacı; spor bilimleri fakültesinde öğrenim gören üniversite öğrencilerinin duygusal öz farkındalık becerileri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyum düzeylerini incelemek ve bu üç değişken arasındaki ilişkiyi çeşitli demografik ve spora ilişkin özellikler açısından değerlendirmektir. Ayrıca katılımcıların yaşam doyumu ve duygu düzenleme düzeylerinin cinsiyet, bölüm, spor branşı, sporculuk düzeyi, spor yaşı, spora başlama yaşı, fiziksel ve ruhsal hastalık geçmişi ile ilaç kullanımı gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği de araştırılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Araştırmanın evrenini Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesinde öğrenim gören lisans öğrencileri oluşturmaktadır. Bu araştırmada, katılımcıların duygusal öz farkındalık düzeyleri, duygu düzenleme becerileri ve yaşam doyumlarını belirlemek amacıyla dört farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla Sporcu Bilgi Formu, Duygusal Öz Farkındalık Ölçeği, Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği ve Yaşam Doyumu Ölçeği'dir. Ölçeklerin uygulama aşaması online ortamda bireysel olarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Betimleyici istatistiklerin yanı sıra tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t-testi ve çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, duygusal öz farkındalık düzeyleri duygu düzenleme becerilerinin %28,3'ünü, yaşam doyumunun ise %9,2'sini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Duygu düzenleme becerileri ise yaşam doyumunun %19,5'ini açıklamaktadır. Demografik değişkenler açısından, cinsiyet, sporculuk düzeyi, spora başlama yaşı ve branş yılı gibi değişkenlerin anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Buna karşın, ruhsal hastalık ve ilaç kullanımı gibi değişkenler yaşam doyumu ve duygu düzenleme becerileri üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Sonuç: Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu, duygu düzenleme becerileri ve duygusal öz farkındalıklarının çeşitli demografik ve sportif değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Bulgular ışığında, hem yaşam doyumu hem duygu düzenleme becerileri hem de duygusal öz farkındalıkları açısından belirli değişkenlerin anlamlı farklılıklar yarattığı, bazı değişkenlerin ise etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Bu bulgular, genç yetişkinlik döneminde olan üniversite öğrencilerinin psikososyal iyi oluşlarının birçok faktörden etkilendiğini göstermektedir. Yaşam doyumu düzeylerine bakıldığında, genel ortalamanın orta düzeyin üzerinde olduğu gözlemlenmiştir. Bu bulgu, öğrencilerin yaşamdan genel anlamda memnun olduklarına işaret etmektedir. Ancak bu memnuniyet düzeyinin çeşitli bireysel ve çevresel faktörlerden etkilenmekte olduğu da belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Duygu düzenleme, yaşam doyumu, duygusal öz farkındalık.

Beden eğitimi ve spor yüksekokullarıDuygusal farkındalıkSporcu öğrenciler+2
Pelin Kaya
Trakya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Designing a credit system to match better performing students with best foundation universities

A private credit system is designed in this thesis, since there is not a system providing a financial support for the students, who have sufficient scores from university entrance exams for paid education in the best foundation universities in Turkey. This financial support is created for borrowing from the banks while necessary collateral being provided by the Education Guarantee Fund and another support is presented by a repayment system, in which the students make payments in direct proportion to their incomes after graduation. At the same time, the government provides interest subsidy support for the repayments of the students, thus the repayment cost for the student is decreased. This research study is composed of six sections; first section is the introduction, the second section is importance of higher education, the third section is the analyzing better performing students and best foundation universities, the fourth section is financing higher education with loans, the fifth section is policy suggestion for financing the higher education, and the sixth section is the conclusion. The finance need of the students, who had sufficient scores for the best foundation universities, was supported by a field research conducted on 253 students. In order to fulfill the finance need of the students, applicable credit systems were discussed and it was determined that the most effective credit system was Education Guarantee Fund.

FinancingCredit systemsCredits+4
Tuğçe Tatoğlu
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation of tobacco consumption and tobacco consumption behavior among foundation university students in Turkey

This study inquiries into the factors that increase the risk of using cigarette and hookah and, for current smokers, the factors that affect expenditures on these products by foundation university students in Turkey. It also examines the joint relationship between cigarette and hookah consumption behaviors. The data used in the study was collected by an internet-based survey. In the econometric analyses, logistic regression was used to examine the risks of hookah use and smoking. Moreover, the bivariate probit model is used to analyze the joint relationship between hookah and cigarette consumption. Results indicate that male students are more likely to use these tobacco products than females. In addition, a higher number of people using cigarettes and hookah in the social network of a student increases both the risk of using these products and the amount of expenditure. The estimates from the bivariate probit model reveal that hookah and cigarette use are correlated. Keywords: Cigarette, Hookah, Bivariate Probit, Logistic

Water pipeOrdered probitConsumption behaviours+7
Esma Bişkin Kaya
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uzatmalı adaylık sürecinin Türkiye'deki AB şüpheciliğine etkisi: Dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık

Bu çalışmada Türkiye'nin adaylık statüsünün beraberinde getirdiği dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversiteli gençlerin AB şüpheciliği üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışmada spesifik olarak bilişsel mobilizasyonları yüksek olan üniversite öğrencilerine odaklanılmasının nedeni genç nüfusun oldukça yüksek olduğu Türkiye'de, küreselleşmenin kazanan grupları olarak nitelendirilebilecek üniversite öğrencilerinin Avrupa Birliği'ne yönelik tutumlarını anlamanın önem taşımasıdır. Bunun için öncelikle üye ve aday ülkelerdeki kamuoyu tutumlarını açıklayan farklı yaklaşımlara yönelik geniş bir literatür taraması yapılmıştır. Ardından aday ülkelerde AB şüpheciliğine neden olduğu ifade edilen dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının ne olduğuna detaylı bir şekilde değinilerek tezin teorik çerçevesi ve hipotezleri ortaya koyulmuştur. Hipotezlerin test edilebilmesi için nicel araştırma yöntemlerinden anket yöntemi kullanılmıştır. Bu çerçevede Survey Monkey çevrim içi anket sistemi aracılığıyla üniversite öğrencilerine Türkiye genelinde bir anket çalışması uygulanmıştır. Örneklemin 1027 öğrenciden oluştuğu anket çalışmasında dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumları bağımsız değişkenler olarak; literatürdeki alternatif yaklaşımlara dair değişkenler ise kontrol değişkenler olarak ele alınmıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizlerinin sonuçları dışsallık, belirsizlik ve geç kalmışlık durumlarının üniversite öğrencilerinin AB şüpheciliği üzerinde değişen seviyelerde etkili olduklarını göstermiştir.

Avrupa BirliğiBelirsizlikDışsallık+4
Ezgi Zengin
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Exploring the role of relationship characteristics, maladaptive interpersonal dependency, and social environment on grief and depression symptoms in university students following romantic relationship dissolution

The purpose of the current study was to examine the role of dissolved romantic relationship characteristics, maladaptive interpersonal dependency, and social components (social constraints and perceived social support) on the grief and depression reactions of university students who experienced a romantic relationship dissolution. In the present study, a quantitative, non-experimental, and correlational research method was used, and the current study has a cross-sectional research design. The sample of the current study consisted of 269 university students, who had experienced a romantic relationship dissolution for at least 2 weeks and at most 2 years. Interpersonal Dependency Scale, Multidimensional Perceived Social Support Scale, the revised version of the Social Constraint Scale and the Texas Revised Inventory of Grief, and Beck Depression Inventory were used to obtain data from the participants. The findings showed that the relationship characteristics (except the length of the relationship) predicted grief severity in the expected direction, but none of the relationship characteristics variables significantly predicted depression. Moreover, as maladaptive interpersonal dependency characteristics and social constraints increased, the severity of grief and depression increased. Finally, perceived social support was found to negatively predict depression, but not significantly predict grief severity. The findings of the study were discussed within the framework of the literature and specific theories and recommendations for mental health services were presented.

DependencyDepressive symptomsDepression+7
Cemre Açıkses
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between helicopter parenting and eating disorder symptoms in university students: The roles of parental emotional availability and emotion regulation difficulty

This study investigates the relationship between helicopter parenting (HP) and eating disorder symptoms severity, with a focus on the mediating roles of parental emotional availability (EA) and emotion regulation difficulty among a sample of 303 Turkish university students. Quantitative research utilizing online survey was employed. Bivariate correlations and mediation analyses were conducted to analyze the data. The findings revealed an indirect positive association between maternal HP and eating disorder symptoms severity through emotion regulation difficulty. Additionally, paternal HP demonstrated a negative relationship with eating disorder symptoms severity through serial mediation of paternal EA and emotion regulation difficulty. There was a positive association between paternal HP and paternal EA, while the association between paternal EA and emotion regulation difficulty was negative. The results contribute to the growing body of research on the effects of HP on university students and emphasize the importance of considering both parental EA and emotion regulation difficulty in understanding the impact of HP on eating disorders. The findings have implications for parents and mental health professionals in developing interventions and parental education programs to mitigate the potential negative impact of helicopter parenting. Future research directions and limitations are also discussed.

Feeding and eating disordersEmotionEmotion regulation+3
Semiha Çoban
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İçmimarlık öğrencilerinin tasarım yaklaşımının sinematik iç mekân analizleri ile desteklenmesi: Sineiçmekân ders modeli örneği

Bu çalışma, içmimarlık öğrencilerinin sinema filmi iç mekânlarını analiz etmeyi öğrenerek iç mekânda atmosfer tasarımı anlayışlarının ne derece gelişebileceğini araştırmak üzere yapılmıştır. Bu kapsamda Sineİçmekân adı verilen bir ders modeli kurgulanarak içmimarlık öğrencileri üzerinde araştırma yapılmıştır. Nitel araştırma modellerinden eylem araştırması yapılarak gerçekleştirilen bu çalışmada veri toplama aracı olarak mevcut durum analiz formları, mekân analiz formu, jüri değerlendirme formu, görüşmeler ve gözlem tekniği kullanılmıştır. Bu tezde; (1) sinema ve mekân ilişkisi kapsamında yapılan çalışmalara, (2) sinema ve içmimarlık disiplinlerinin etkileşimine, (3) sinemada iç mekân temsili ve bu temsilin araştırma için belirlenen kriterler ışığında nasıl incelendiğine, (4) yapım tasarımı ödüllü filmler üzerinden yapılan mekân okumalarına, (5) hazırlanan ders modelinin genel yapısı, içeriği ve sürecine, (6) araştırmanın yöntemine, (7) araştırmadan elde edilen bulgulara ve (8) bulguların yorumlanması ile araştırmadan elde edilen sonuca yer verilmiştir. Çalışmada Sineİçmekân ders modelinin içmimarlık öğrencilerinin mekân atmosferi oluşturmasına olumlu katkılarının olduğu ve ders modelinin öğrenciler ile uzmanlardan alınan dönütler doğrultusunda geliştirilebileceği tespit edilmiştir. Bu bağlamda tezin sinema ve içmimarlık disiplinlerinin etkileşimini kurmakla birlikte içmimarlık eğitimine katkı sağlaması hedeflenmiştir.

Mekansal analizSinemaSinematek+5
Pınar Bostancı
TOBB Economics and Technology University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde beslenme alışkanlıkları ve obezite riski: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Bu çalışmada, üniversite öğrencilerinin beslenme alışkanlıklarını ve obezite görülme sıklığını belirlemek amacıyla Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri örneklem alınmıştır. Öğrencilerin boy ve kilo verileri ile beden kitle endeksleri hesaplanarak Dünya Sağlık Örgütü obezite gruplandırmasında hangi kategoride yer aldıkları saptanmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerinin demografik özelliklerini, (yaş, cinsiyet, boy, kilo, gelir düzeyi, kardeş sayısı) beslenme tercihlerini, obezite hakkındaki farkındalıklarını ve bilgi düzeylerini ölçümlemek amaçlanmıştır. Veri toplama aracı olarak 35 sorudan oluşan anket metni kullanılmıştır.Anket metni Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören 302 öğrenci tarafından yanıtlanmıştır. Bu çalışmada oluşturulan bu anketten elde edilen verileri kullanarak, fazla kilolu ve obez olma durumu ile obezite oluşumuna etki eden bireysel ve çevresel faktörler arasındaki ilişkideki cinsiyet farklılıkları incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde beslenmenin tanımı, beslenme alışkanlıkları, besin hijyeni, güvenilirliği, yeterli ve dengeli beslenme ile yetersiz ve dengesiz beslenme durumları ve gençlerde beslenme davranışlıkları hakkında bilgiler verilmiştir. Tezin ikinci bölümünde obezitenin tanımı yapılarak, obezite oluşumuna neden olan faktörler, sebep olduğu hastalıklar, çözüm önerileri, tedavi yöntemleri, Dünya'da ve Türkiye'de obezite görülme sıklıkları ve obezitenin ekonomik boyutları hakkında bilgiler yer almaktadır. Tezin son bölümünde ise; Namık Kemal Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler üzerinde gerçekleştirilen anket çalışması sonuçları; ki kare testi ile analiz edilmiş ve betimleyici analiz ile yorumlanmıştır. Anketin güvenilirliği Cronbach Alpha testi ile ölçülmüştür. Ayrıca anket çalışması ile elde edilen verilerin ki kare testi sonuçları daha önce beslenme alışkanlıkları ve obezite konularında yapılan çalışmaların sonuçları ile karşılaştırılmış, ekonomik, genetik, çevresel ve kültürel faktörler ile bireysel tercihlerinobezite oluşumuna etkileri incelenmiştir.

BeslenmeBeslenme alışkanlıklarıBeslenme davranışı+2
Çağla Kahraman
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin Süleymanpaşa ilçesi ekonomik gelişmesi üzerindeki etkileri: Öğrenci tüketim harcamaları özelinde bir değerlendirme

Üniversitelerin ekonomik büyüme, sosyal gelişme, rekabet edebilir mal üre-timi ve hizmetlerin sağlanması, kültürel kimlik oluşumu, sosyal bağın ve kültürün sürdürülmesi ve sonuçta yoksulluğa karşı mücadele ve barınma kültürünün destek-lenmesi gibi konularda çok önemli bir konuma sahip olduğu konusunda genelde uz-laşma olduğu görülmektedir. Üniversiteler bilim ve bilginin en etkili/kaliteli bir şekilde üretildiği ve bu birikimlerin işlendiği kurumların ilk sırasında yer almaktadır. Üniversiteler kuruldukları şehirlerin sosyal, ekonomik ve kültürel olarak gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu nedenle, pozitif dışsallık yaratmaktadır. Bu çalışmanın amacı üniversitelerin kuruldukları şehirlere yaptığı katkıları sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik boyutlarda ele alarak; 2006 yılında kurulan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nin merkez ilçe Süleymanpaşa'ya olan sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel ve demografik katkılarını incelemektir. Bu amaçla çalışmanın analiz kısmında NKÜ öğrencilerine uygulanan anket verileri kullanılmıştır. Böylece öğrencilerin tüketim davranışlarını belirleyen etkenler analiz edilerek, üniversitenin merkez ilçe ekonomisine katkısı incelenmektedir. Anahtar kelimeler: NKÜ, Tüketim Davranışları, Eğitim

Ekonomik büyümeEkonomik gelişmelerEkonomik kalkınma+6
İsmail Aslan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal Üniversitesi öğrencilerinde serbest zaman motivasyonunun ve temel psikolojik ihtiyaçların çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırma üniversite öğrencilerinin serbest zaman motivasyonları ve temel psikolojik ihtiyaçlarını cinsiyet ve serbest zaman türüne göre farklılığını belirleyip; temel psikolojik ihtiyaçların serbest zaman motivasyonunu ne düzeyde öngördüğünü ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda, bu çalışmada Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)'nin geçerlik ve güvenirliği de test edilmiştir. Çalışmaya lisans düzeyinde eğitim gören 18-30 yaş aralığında 157 kadın (Xyaş=20.27±1,34 yıl), 180 erkek (Xyaş= 21.01±1.49 yıl) toplam 337 üniversite öğrencisi (Xyaş= 20.66±1.47 yıl) gönüllü olarak katılmıştır. Araştırmada katılımcılara "Serbest Zaman Motivasyon Ölçeği (SZMÖ)" ve "Serbest Zaman Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği (SZTPİÖ)" kişisel bilgi formu ile birlikte yüzyüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik analizi (ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde), açımlayıcı faktör analizi, güvenirlik analizi, çok yönlü varyans analizi (MANOVA) ve Standart Çoklu Regresyon Analizi istatistik analiz yöntemleri kullanılmıştır. Egzersizde Temel Psikolojik İhtiyaçlar Ölçeği'nden serbest zamanlarda temel psikolojik ihtiyaçlar ölçeği olarak uyarlanan SZTPİÖ' nin geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak, araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde katılımcıların serbest zaman motivasyonlarının dışsal düzenleme alt ölçeğinde cinsiyete göre farklılık bulunurken; katılımcıların serbest zaman temel psikolojik ihtiyaçlarının alt boyutları arasında cinsiyete göre fark bulunmamıştır. Serbest zaman türlerine göre katılımcıların serbest zaman motivasyonlarında farklılık bulunmazken; serbest zaman özerklik ve yeterlik ihtiyaçlarında serbest zaman türlerine göre anlamlı farklılık bulunmuştur. Ayrıca bulgular özerklik, yeterlik ve ilişkili olma temel psikolojik ihtiyaçlarının serbest zaman motivasyonunun alt boyutlarını anlamlı birer yordayıcısı olduğunu göstermiştir. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre erkeklerin kadınlara nazaran serbest zaman etkinliklerine daha dışsal sebeplerle katıldığı; serbest zamanlarında kitap okuyanların, spor yapan ve müzik dinleyen öğrencilerden daha az özerklik ihtiyacını giderdiği; spor yapanların ise kitap okuyan öğrencilere göre bu etkinlikte daha fazla yeterlik ihtiyacını giderdiği bulunmuştur. Katılımcıların serbest zaman etkinliklerine bilmek, uyaranı hissetmek, özdeşim ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman özerklik ihtiyacının arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise özerklik ihtiyacının azaldığı; bilmek ve başarmak gibi nedenlerle katıldıkları zaman yeterlik ihtiyacının arttığı; özdeşim, belirlemek ve dışsal nedenlerle katıldıkları zaman ilişkili olma ihtiyacı arttığı; motivasyonsuzluk yönünde bir katılım sergilediklerinde ise ilişkili olma ihtiyacının azaldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Serbest zaman motivasyonu, özerklik, yeterlik, ilişkili olma, üniversite öğrencileri

MotivasyonPsikolojiPsikolojik ihtiyaçlar+6
Güvenç Güneş
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumları ve ilişkili faktörler

Bu araştırma, Namık Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarının ve bu tutumları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanarak kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırma evrenini birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı sınıf tıp fakültesi öğrencileri olmak üzere toplam 623 kişi oluşturmuştur. Araştırmada örneklem seçilmeyerek tıp fakültesi öğrencilerinin %80'ine ulaşmak hedeflenmiş ve toplam 492 öğrenci (kız:259, erkek:229) araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmanın bağımsız değişkenleri olarak öğrencilerin sosyo-demografik özellikleri, yaşlı bireylere karşı duyulan duygu, düşünce ve davranışlarının oluşturduğu kişisel veri formu kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkenleri olarak ise "Yaşlı Ayrımcılığı Tutum Ölçeği "(YATÖ) toplam ve alt boyut puanları kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde; ortalama, ortanca, standart sapma, yüzdelik sayılar, t testi, One-way Anova, Kruskal Wallis ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma grubunun YATÖ toplam puan ortancası 83.00 olarak bulunmuştur. Öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını etkileyen YATÖ toplam puan ortalama ve ortancaları ile; sınıf düzeyi, şimdiye kadar yaşlı bireyler ile yaşama, mezun olduktan sonra yaşlı bireyler ile çalışmak isteme durumları arasındaki farkın anlamlı olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç olarak öğrencilerin yaşlı ayrımcılığına ilişkin olumlu tutuma sahip oldukları saptanmıştır. Araştırmada tıp fakültesi öğrencilerinin yaşlı ayrımcılığına ilişkin tutumlarını etkileyen faktörlere yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yaşlı birey, yaşlanma, yaşlı ayrımcılığı, tıp fakültesi öğrencileri, yaşlı ayrımcılığı ve tutumlar.

AyrımcılıkSağlık hizmetleriTıp eğitimi+5
İpek Merve Malak
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hematopoetik kök hücre nakli farkındalığının üniversite öğrencilerinde gönüllü verici olma durumuna etkisi

Bu çalışma, hematopoetik kök hücre nakli farkındalığının üniversite öğrencilerinde gönüllü verici olma durumuna etkisini belirlemek amacı ile, tek gruplu ön test-son test tasarımlı yarı deneysel olarak planlandı. Araştırma, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde 2018-2019 eğitim-öğretim döneminde kampüs sınırları içerisinde ulaşılabilen ve kurum izni alınan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarına devam eden öğrenciler ile yapıldı. Yaşları 18-25 arasında olan ve çalışmaya katılmayı kabul eden 1216 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturdu. Araştırmanın verileri; araştırmacılar tarafından hazırlanan anket ile toplandı. Anket üç bölümden ve toplam 46 sorudan oluşmaktadır. Demografik özellikler, hematopoetik kök hücre nakli hakkında bilgi soruları ve katılımcıların tutumlarını ölçen sorular ile bağış motivasyonunu etkileyen çoklu seçenekli sorulardan oluşmaktadır. Anket formunun uygulanmasının ardından katılımcılara verilen eğitim sonrası bilgi ve tutum sorularından oluşan form tekrar uygulandı. Verilerin değerlendirilmesinde, ortalama, standart sapma, medyan, frekans, minimum, maksimum, Mann-Whitney U, Kruskal-Wallis, Pearson ki-kare, Spearman's korelasyon testleri kullanıldı. Sonuçlar %95'lik güven aralığında, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirildi. Araştırma kapsamındaki katılımcıların yaş ortalaması 20,34±1,62, %67,8'i kadın ve %82,5'i lisans eğitimi almaktadır. Öğrencilerin hematopoetik kök hücre nakli ile ilgili bilgi puan ortalaması eğitim öncesinde 28,72±22,01 iken; eğitim sonrasında 81,41±15,90 olarak hesaplanmıştır. Öğrencilerin eğitim öncesine göre eğitim sonrası hematopoetik kök hücre nakli bilgi puanındaki ortalama 52,68±24,35 birimlik artış istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,01). Türkiye'deki hematopoetik kök hücre bağışçı ihtiyacının farkındalığı eğitim öncesinde %51,9 iken eğitim sonrasında %92,1'e yükselmiştir. Eğitim öncesi öğrencilerin %25,5'i hematopoetik kök hücre bağışı yapmayı kesinlikle istediğini belirtirken, eğitim sonrası bu oran %45,9'a çıkmıştır. Öğrencilerin cinsiyetlerine ve okuduğu bölümlerine göre hematopoetik kök hücre bağışı yapmayı istemeleri arasında eğitim öncesi ve sonrasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p<0,01). Araştırmada öğrencilerin hematopoetik kök hücre nakli konusunda bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu, verilen eğitimin hematopoetik kök hücre bağışına ilişkin bilgi ve tutumlarına olumlu etkisi olduğu sonucuna varıldı.

BilgiDonörlerFarkındalık+6
Nazan Karakaçan
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranışlarına göre incelenmesi

Bireylerin çocukluktan ergenliğe, ergenlikten yaşlılığa kadar düzenli spor ve egzersiz yapması, beden sağlığını koruması açısından büyük önem taşımaktadır. Egzersiz yapmak kadar, bireylerin egzersize ilişkin algıları da yaşam doyumlarını etkilemektedir. Bu çalışma üniversite öğrencilerinin yaşam doyumu ve egzersiz algılarının egzersiz davranış değişim basamaklarına göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma yöntemlerinden birisi olan genel tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmanın evrenini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğrencileri oluştururken, örneklem grubunu ise merkez kampüste bulunan fakülte, yüksekokul ve meslek yüksekokullarında öğrenim gören ve olasılıklı tabakalama yöntemi ve basit tesadüfi teknik kullanılarak belirlenen 726 kadın, 588 erkek toplam 1314 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla; Egzersiz Engel/Yarar Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği, Egzersiz Davranış Değişim Anketi uygulanmıştır. Ayrıca katılımcılara araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu uygulanarak, yaş, cinsiyet, sigara kullanma durumu, ailede spor yapma durumu ve aylık harcama ile ilgili bilgiler elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 18 paket programı kullanılmış, Non-parametrik verilerin analizinde Mann Whitney-U, çoklu karşılaştırmalar için ise Kruskal Wallis testleri uygulanmıştır. Çalışmanın Cronbach-Alpha iç tutarlılık katsayısı 0,89 olarak bulunmuştur. Bulgularımıza göre; egzersiz algısının toplam puanları ile egzersiz davranış değişim basamakları arasında anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Egzersiz algısı toplam puanlar üzerinden bakıldığında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" ile "Eğilim öncesi" faktörleri arasında "Eğilim, Hazırlık, Hareket, Devamlılık" lehine olmaktadır. Bunun yanında yaşam doyumu ile egzersiz davranış değişim basamağı arasında da anlamlı bir fark ortaya çıkmıştır.Anahtar Kelimeler: Yaşam Doyumu, Egzersiz Algısı, Egzersiz Davranış Değişim Basamağı, Üniversite Öğrencisi.

AlgıDavranışDeğişim+3
Nihal Ata
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması

Ege, K.B. Beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisinin araştırılması, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beslenme ve Diyetetik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Tekirdağ, 2020. Yaşam doyumu, bireyin sahip olmak istedikleri ile gerçekte sahip olduklarının karşılaştırılması olarak tanımlanmaktadır. Birey sahip olmak istediklerine ne düzeyde ulaşırsa yaşam doyumu o düzeyde artmaktadır. Üniversite öğrencileri yaşamlarında en fazla stres hisseden kişilerden olduklarından hem daha düşük yaşam doyumu düzeyi hem de yeme bozuklukları riski altındadırlar. Son yıllarda yapılan çalışmalar yaşam düzeyi seviyelerinin yeme bozuklukları ile ilişkisi olduğuna işaret etmektedir. Özellikle sağlık çalışanları ve diyetisyenlerde sıklıkla görülen sağlıklı beslenme takıntısı yani ortoreksiya nervoza ile yaşam doyumu düzeyi arasında bir ilişki olabileceği düşünüldüğünden, bu çalışmada 18-25 yaş arasındaki beslenme ve diyetetik bölümü öğrencilerinde yaşam doyumunun besin seçimi ve ortoreksiya nervoza eğilimine etkisi araştırılmıştır. Öğrencilere sosyodemografik bilgiler, ORTO-11 ölçeği, Yaşam Doyumu ölçeği, Uluslararası Fiziksel Aktivite anketi kısa formu ve besin tüketim sıklığı anketi içeren 6 bölümden oluşan bir anket "Google Dokümanlar" üzerinden iletilmiş ve gönüllü olanlar çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya toplamda 283 öğrenci katılmıştır. Öğrencilerin ORTO-11 puanı ortalaması 25,87±3,637'dir. Katılımcıların %64,7'sinin ortorektik eğilimler gösterdiği saptanmıştır. İkinci sınıfta okuyan öğrencilerin, üçüncü sınıfta okuyanlara göre daha fazla ortorektik eğilimler gösterdiği görülmüştür (p<0,05). Öğrencilerin yaşam doyumu skoru ortalaması 15,59±3,536, MET skoru ortalaması 1197,78±1466,44'tür. Kadın öğrencilerin %49,4'ü sedanter iken, erkek öğrencilerin %26,7'si sedanter bulunmuştur. Süt, yoğurt, tavuk, kuru baklagil, sebze ve meyve tüketimi ortoreksiya eğilimi ile ilişkili bulunurken; dana eti, domates, marmelat/reçel ve krema tüketimleri yaşam doyumu ile ilişkili bulunmuştur. Öğrencilerin fiziksel aktivite düzeyleri ile meyve, sebze, ekmek ve kahve tüketimleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Sonuç olarak öğrencilerin besin seçimlerinin yaşam doyumu ve ortoreksiya nervoza eğilimlerine bağlı olarak değiştiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: ortoreksiya nervoza, yaşam doyumu, besin seçimi

Besin tercihleriBeslenmeDiyet+4
Kardelen Büşra Ege
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

18-24 yaş arası yurtta barınan üniversite öğrencilerinin beden algısının obezite ön yargısına etkisinin araştırılması

Bireylerin bedeninden memnun olma durumu olarak tanımlanan beden algısı; fizyolojik, psikolojik ve kültürel birçok unsurun bireysel algılanışını kapsayan bir kavramdır. Obezite önyargısı ise obez kişilere karşı olumsuz tutum ve davranışları, kaygı ve endişleri içermektedir. Dünya genelinde zayıflık ve ince bir bedene sahip olmak kabul görürken obezite prevelansı giderek artmakta; obez bireylere karşı damgalama ve önyargı da giderek artmaktadır. Bunun sonucunda obez bireyler özellikle sosyal yaşamda olumsuz etkilenebilmektedirler. Toplumda oluşan beden algısının obezite önyargısını etkileyebileceği düşünülmektedir. Bu çalışma Tekirdağ il merkezinde T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Tekirdağ Yurdunda barınan 1824 yaş aralığındaki 334 bireyin beden algısı ve obezite önyargısı aradındaki ilişkiyi ve bu bireylerin beslenme durumlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Oluşturulan soru formu bireylerin sosyodemogrofik ve antropometrik özellikleri alınmış; beden algısını tespit etmek için Beden Algısı Ölçeği (BAÖ), obezite ön yargılarını ölçmek için Obezite Önyargı Ölçeği GAMS-27 formu kullanılmıştır. Bireylerin Beden Algısı Ölçeği puanları 136-200 aralığında yüksek beden algısı, 135-40 aralığı düşük beden algısı olarak değerlendirilmiştir. En düşük 27 en yüksek 135 puan alınabilen obezite ön yargı ölçeğinde 68 puan ve altının önyargısız, 69-84 puan arasında önyargıya eğilimli ve 85 puan ve üstü önyargılı olarak kabul edilmiştir. Bireylerin BAÖ puan ortalaması 154,19±22,39 ve GAMS-27 puanı ortalama 84,93±12,10 bulunmuştur. Çalışmaya katılan öğrencilerin beden algıları genel olarak incelendiğinde, öğrencilerin %18,9'unun beden algısının düşük, %81,1'inin beden algısının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin obezite önyargısı genel olarak incelendiğinde öğrencilerin %6,3'ünün önyargısız, %43,1'inin önyargıya eğilimli, %50,6'sının önyargılı olduğu görülmüştür. Öğrencilerin BAÖ ve GAMS-27 puanlarının ilişkisi değerlendirildiğinde puanlar arası negatif korelasyon görülmüştür. Sonuç olarak beden algısının obezite ön yargısını olumlu olarak etkileyebileceği düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Beden algısı, Beden imajı, Obezite önyargısı, Obezite yanlılığı, Beslenme durumu

Beden algısıBeslenmeBeslenme durumu+4
Esra Onay
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

The impact of digital creative writing on academic writing achievement and motivation at tertiary level

Writing skills have always been challenging for teachers and students both in the native and foreign languages. Students worry about starting and organizing their ideas, whereas teachers have trouble motivating their students towards writing skills. When the quality of the written product is not at the desired level, students feel anxious which is one of the biggest problems in the writing process. To overcome challenges and be more beneficial to learners in this process, innovative and promising methods should be integrated into the writing curriculum. It is globally accepted that technology has a significant influence and becomes omnipresent in every process of our lives. As technology advances, it has made an immense breakthrough in communication and the education system. It has provided an opportunity to gain individual experiences of informal language acquisition in a virtual environment and promote learner autonomy that increases learners' motivation and leads them to become lifelong learners. Thus, this experimental study investigates the evaluation of B2 level creative writing ability based upon using web 2.0 tools on a digital platform. The study aims to identify and explore the effect of digital creative writing on English Preparatory School students' writing skills, attitudes, and expectations towards writing. The study took place at a foundation university, the School of Foreign Languages in Turkey. 66 students in the B2 level participated in this research. Two groups that were equivalent to each other were chosen as experimental and control groups. Data were collected through final writing skills quizzes, the adaptation of the Daly-Miller Writing Apprehension Test to Turkish developed by Özbay and Zorbaz (2011), pre-test and post-test, creative writing rubric developed by the researcher. After obtaining data from participants who attended the study, attitudes, expectations, motivation, and writing proficiency were analyzed. The results indicated that digital creative writing not only improved academic writing achievement but also helped increase the writing motivation of the students. Finally, after attaining findings and results, some pedagogical recommendations were given for target groups. Key Words: Creativity, Creative Writing, Educational Technologies, Writing Apprehension

Language acquisitionEducation technologyMotivation+7
Esma Şenel Bingül
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü öğrencilerinin antropometrik ölçümleri ile akdeniz diyeti ve beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Bu araştırma Ocak 2020- Mayıs 2021 tarihleri arasında Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümünde öğrenim gören çalışmaya katılım kriterlerini karşılayan gönüllü 174 öğrenci üzerinde yapılmıştır. 18-24 yaş arasında olan dördüncü sınıflarda öğrenim gören 54, üçüncü sınıflarda öğrenim gören 65 ve ikinci sınıflarda öğrenim gören 59 öğrenci ile yapılan çalışmada öğrencilerin Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ve sağlıklı yaşam biçimleriyle ilgili akademik bilgilerini kendi yaşamlarına uygulayabilme yetenekleri ve sağlıklı beslenme takıntısının saptanarak Akdeniz Diyet Kalite İndeksi ile antropometrik ölçümler arasındaki olası ilişkinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere yüz yüze görüşme yöntemiyle anket formu uygulanmıştır. Ayrıca anket formu uygulanan öğrencilerin antropometrik ölçümleri ve vücut kompozisyonu saptanmıştır. Bu değerlendirmeler sonucunda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi ortalamasının; 5,3±2,95; ORTO-11 ölçeği puan ortalamalarının ise 24,75±6,48 olduğu bulunmuştur. Öğrencilerin ortalama vücut ağırlığı 59,7±11,1 kg ve beden kitle indeksi (BKİ) ortalamaları ise 21,72±3,1 olarak saptanmıştır. Bu araştırmada öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça Akdeniz diyetine uyumun arttığı aynı zamanda öğrencilerin Akdeniz diyet kalite indeksi puanları arttıkça beden kitle indeksi (BKİ) değerlerinin ve ORTO-11 ölçeği puanlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı tespit edilmiştir (p<0,05). Sonuç olarak Akdeniz diyetine uyumun bireylerin vücut ağırlığı, beden kütle indeksi ile vücut bileşimini olumlu olarak etkilediği ve Akdeniz diyetine uyumun artması ile ortorektik davranışların arttığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sağlıklı beslenme, Akdeniz diyeti, BKİ, Vücut kompozisyonu, Ortoreksiya Nervoza

Akdeniz diyetiAntropometriBeslenme+7
Hilal Torpil
Tekirdağ Namık Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Tıp fakültesi öğrencilerinde COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığı üzerine etkisi

Sigara bağımlılığı dünya genelinde önlenebilir ölümlerin en önde gelen sebeplerden olup ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada Tıp fakültesi öğrencilerinin sigara kullanım durumları, sigara kullanım durumlarını etkileyen faktörler ve COVİD-19 pandemi döneminin sigara içme alışkanlıkları üzerindeki etkisini araştırmak amaçlanmıştır. Üniversitemizde öğrenim görmekte olan 808 tıp fakültesi öğrencisi araştırmaya dahil edildi. Katılımcılara sosyodemografik özellikler, sigara kullanım durumları, sigara kullanımını etkileyen faktörler, sigara bağımlılık düzeyleri, sigara bırakma düşüncesi, COVİD-19 pandemi döneminin sigara alışkanlığına etkisinin sorgulandığı bir anket uygulandı. Katılımcıların 444'ü kadın (%55), 364'ü (%45) erkek olup yaş ortalamaları 21,27±2,22 yıldı (min:17-maks:30). Öğrencilerin sigara içme oranı %25,2 bulundu. Katılımcıların sigara içicisi olma durumu; 4.,5.,6. sınıf öğrencilerinde 1.,2.,3. Sınıf öğrencilerine göre, erkeklerde öğrenci evinde kalanlarda, annesi üniversite ve üstü eğitime sahip olanlarda, babası sigara kullanan veya sigarayı bırakanlarda, sigara içen kardeşi olanlarda, en yakın 3 arkadaşından sigara kullanan sayısı artıkça istatiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Pandemi dönemindeki ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulundu. Öğrencilerde COVİD-19 pandemi dönemindeki durumunun sigara kullanımına etkileri incelendiğinde bu dönemde karantinada kalma durumu ve öğrencilere ait gelirin değişimi ile öğrencilerin sigara kullanımının değişimi arasında istatiksel olarak anlamlı ilişki bulundu. Öğrencilerden %51,5'i COVİD-19 pandemi döneminde sigarayı bırakmayı denediği belirlendi. Araştırmamızda tıp fakültesin öğrencilerinin COVİD-19 pandemi döneminde ortalama günlük sigara sayısındaki artış anlamlı bulunmuştur. Tıp fakültesi öğrencilerinin pandemi sürecinde yaşadıkları zorluklar dikkate alındığında çalışma koşullarının daha güvenli ve destekleyici hale getirilmesi ve ruh sağlığı hizmetleri konusunda iyileştirilmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca sağlık sorunlarına olan farkındalığın arttığı pandemi döneminde sigara bırakma hizmetlerini küresel olarak güçlendirmek gerekir.

COVID 19Korona virüs enfeksiyonlarıKorona virüsler+5
Tuğçe Duman
Tekirdağ Namık Kemal University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimleri açısından değerlendirilmesi: Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi örneği

Genel olarak girişimcilik, bir kişinin ihtiyaçlarını, yaşam hedeflerini ve beklentilerini tek bir süreç veya faaliyette bir araya getiren bir duygudur. Üniversiteler, gençler arasında girişimciliğin geliştirilmesine yardımcı olan kaynaklar ve yetenekler açısından geniş bir çeşitlilik yelpazesi sunmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'ndeki uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini incelemek, bir iş sahibi olma isteklerini ve kararlarını şekillendiren faktörleri tespit etmektir. Bu çalışmada, uluslararası öğrencilerin girişimcilik eğilimini oluşturmada veya engellemede etkili faktörleri tespit etmek için bir grup uluslararası öğrencinin yaklaşımları analiz edilmiştir. Araştırma belirli bir zaman aralığında yapılmış olması, belirli bir coğrafi bölgede uygulanması ve ankete katılanların algılarına dayalı olması açısından bazı sınırlılıklar içermektedir. Araştırmanın örneklemi Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi'nde okuyan 107 uluslararası üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında çeşitli demografik özellikteki katılımcılara online anket uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 22 programına aktarılarak analiz edilmiştir. Burada her bölümdeki sorulardan alınan sonuçlara ilişkin frekans dağılımları hesaplanmıştır. Sonrasında demografik verilerin ölçekler üzerindeki etkisini ölçmek için Mann Whitney U Testi ve Kruskal Wallis H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin yüksek girişimcilik düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre Türkiye'deki girişimcilik desteklerinden ve yatırım teşvik fırsatlarından daha çok haberdar olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca diğer araştırmalardan farklı olarak, kadın katılımcıların girişimcilik eğiliminin erkek katılımcılardan daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada ailelerinde girişimci olan ve olmayan katılımcılar arasında girişimcilik eğilimi puanı bakımından anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.

GirişimcilikGirişimcilik eğilimiUluslararası öğrenciler+1
Nazlı Çağıl Küçükgöksel
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistik eğitimi alan öğrencilerin staj algılarının işletme ile ilgili faktörler bağlamında incelenmesi

Lojistik kavramı askeri bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonra lojistik birçok alanda müşteri memnuniyetine odaklanarak mal ve hizmetleri minimum maliyetle hedef pazara ulaştıran bir sektör haline gelmiştir. Lojistik sektörü faaliyetlerini daha etkili bir şekilde yerine getirebilmek ve rekabet avantajı sağlayabilmek için nitelikli işgücüne gereksinim duymaktadır. İşgücünün sektöre yönelik gerekli bilgi, beceri ve tecrübeyi elde etmesinde lojistik eğitimi önemli bir rol oynamaktadır. Lojistik eğitimi üniversitelerin ön lisans, lisans ve lisansüstü programlarında verilmektedir. Lojistik eğitimiyle, teorik bilgileri edinen öğrenciler becerilerini geliştirmek ve tecrübelerini arttırmak için staj da yapmaktadırlar. Öğrenciler staj programlarıyla sektörü, mesleği ve iş hayatını daha yakından tanımakta ve kariyerlerine yön vermektedirler. Staj sırasında yaşanan olumlu veya olumsuz durumlar öğrencilerin hem sektöre yönelik bakış açılarını hem de stajdan duydukları memnuniyet düzeyini etkilemektedir. Bu durumların ortaya çıkmasına neden olan çeşitli faktörler vardır. Bunlardan birisi de işletmenin özellikleridir. Bu araştırmanın amacı da, öğrencilerin staja yönelik algılarının işletmelerin sahip olduğu özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini Mersin, Hatay, Konya ve Gaziantep illerindeki üniversitelerin lojistik eğitimi veren ön lisans ve lisans bölümlerinde okuyan ve staj programlarını tamamlamış olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmada veriler anket tekniği kullanılarak toplanmış ve sonuç olarak 407 anket formu analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın analiz kısmında yüzde ve frekans dağılımlarının yanı sıra, faktör analizi, T testi ve ANOVA yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin stajdan duydukları memnuniyetin farklı departmanlarda görev alma ve çalışılan departman sayısına göre farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin stajdan duydukları memnuniyet ve sektöre bakış açıları işletmenin türü, yetkililer tarafından sorulara yeterli cevap verilme durumu ve işletmelerin sunduğu imkanlara göre de anlamlı bir farklılık göstermiştir.

LojistikLojistik eğitimiLojistik sektörü+3
Rukiye Özkan
Tarsus University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Yükseköğretim kurumlarında kurgusal evrene geçiş uygulamaları: Türkiye'deki üniversiteler üzerine bir araştırma

Eğitim, insanlık tarihinin en eski ve en önemli konularından biri olarak insanların hayatlarında birçok ihtiyacını karşılamaktadır. Yaşanan her türlü yenilikte değişerek ve gelişerek insan yaşamının en önemli parçası haline gelen eğitimin en önemli aşaması, yükseköğretim alanında olan yeniliklerdir. Son zamanlarda kurgusal evren ve beraberinde gelişen teknolojiler, her sektörü etkilediği gibi bilim üreten yükseköğretim kurumlarını da etkilemiştir. Kurgusal evren, sınırsız insan ihtiyaçlarının kısıtlı imkânlarının yanı sıra, isteklerin ihtiyaca dönüştüğü, gerçek olmayan fakat gerçekliğe çok yakın, hayallerin gerçekleştiği, yeni bir gelecek, yeni bir dil ve yeni kurulacak bir evren olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir ülkenin geleceğinin başarılı bir eğitim sistemi ile; kurgusal evrenin ise yeni bir gelecek ile ilişkilendirilmesi sebebiyle birbirini tamamlayan eğitim ve kurgusal evrenin yükseköğretim kurumlarındaki güncel durumu detaylı olarak incelenmiştir. Bu bilgilerden hareketle bu tez çalışmasında, Türkiye'deki yükseköğretim kurumları incelenerek, kurgusal evrene geçiş yapan üniversitelerin kendi internet sitesinde paylaştığı belgeler ve ilgili kanıtlar incelendikten sonra, ders veren üniversitelerdeki öğrencilerin kurgusal evren araçlarıyla gerçekleştirilen derslere ilişkin algılarını saptamak ve yeni teknolojilere hazır oluşluk düzeyini belirlemek için Türkiye'deki 24 üniversiteden 295 öğrenciye anket uygulanarak veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, "SPSS 29.0" programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda ise, öğrencilerin metaverse algısı, cinsiyete göre anlamlı bulunurken; teknoloji, dijitalleşme, sosyal ve yaşam biçimi algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği sonucu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin metaverse, teknoloji, dijitalleşme ve yaşam biçimi algısı yaşa göre anlamlı bir farklılık gösterirken, sosyal algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Bunlara ilaveten öğrencilerin metaverse, teknoloji, dijitalleşme, sosyal ve yaşam biçimi algılarının tamamında eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık görülmüştür. Ek olarak öğrencilerin metaverse, teknoloji ve dijitalleşme algısı öğrenim görmekte olduğu üniversiteye göre anlamlı bir farklılık gösterdiği, sosyal ve yaşam biçimi algısının ise anlamlı bir farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yükseköğretim kurumları, kurgusal evren, teknoloji, öğrenci algıları, Türkiye'deki üniversiteler

MetaverseTeknolojiYükseköğretim kurumları+3
Esra Aydıntaş
Tarsus University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Grafik tasarım bölümü öğrencilerinin işsizlik kaygılarını etkileyen değişkenlerin incelenmesi

Grafik tasarım alanında çalışan ve öğrenim görmek isteyen bireylerin bu alana yönelmesindeki temel faktör, zorunluluktan ziyade, tasarım yapmakla gelen tatminin ön plana çıkması olarak görülmektedir. Yapılan bu araştırmada grafik tasarım bölümü öğrencilerinin işsizlik kaygılarını etkileyen değişkenlerin incelenmesi amaçlanmıştır. Öğrencilerde işsizlik kaygı düzeyinin belirlenmesinde "İşsizlik Kaygısı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmaya Süleyman Demirel Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi bünyesinde yer alan grafik tasarım bölümünde öğrenim gören 198 kadın ve 152 erkek olmak üzere toplam 350 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özelliklerinin belirlenmesinde kişisel bilgi formundan yararlanılmıştır. Araştırmanın veri analiz sürecinde ise SPSS 25.0 programında Independent Samples T-test ile One Way ANOVA analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin işsizlik kaygılarının orta düzeyin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin işsizlik kaygılarının cinsiyetlerine, öğrenim gördükleri sınıflara, yaş gruplarına ve yaşadıkları yerleşim yerlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur (p<0.05). Buna karşılık öğrencilerin işsizlik kaygılarının aile gelir durumu değişkenine göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir (p>0.05). Sonuç olarak, grafik tasarım bölümü öğrencilerinin orta düzeyin üzerinde işsizlik kaygısı yaşadıkları, bunun yanında demografik değişkenlerin işsizlik kaygısını etkilediği söylenebilir.

Grafik tasarımıÜniversite öğrencileriİşsizlik
Umuşan Merve Turan
Süleyman Demirel University · Güzel Sanatlar Enstitüsü
2024
00

Related subjects