Foreign capital investments
273 theses under this subject heading
İşsizlik sorunu ve uygulanan istihdam politikaları: Kuzey Makedonya örneği
Ülke 1991 yılında Yugoslavya'nın dağılmasıyla Makedonya ismi ile bağımsızlığını ilan etmiştir. Diğer uluslararası örgütler olan Avrupa Birliği, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Uluslararası Para Fonu, Avrupa Yayın Birliği ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi örgütler de ülkeyi Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (EYMC) adıyla tanımışlardır. Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti ismiyle (FYROM) tanıyan NATO teşkilatına ait ve içinde Makedonya geçen tilin belgelerde, metinde "FYROM" kısaltması geçerken belgenin sonundaki bir dipnotta NATO ülkeleri Makedonya'yı anayasal ismi ile tanıdığı ayrıca belirtilmiştir. 2018 Haziran ayında Yunanistan'la yapılan uzun görüşmeler neticesinde Makedonya'nın resmi adının "Kuzey Makedonya Cumhuriyeti" olması konusunda mutabakata varılmıştır. Günümüzde de bütün Uluslararası örgütler, ülkeyi ''Kuzey Makedonya Cumhuriyeti'' olarak adlandırmaktadır. İşsizlik çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri alanında yapılan çalışmalarda en çok sonuçlar yaratmaktadır. Halkın satın alma gücündeki düşüşe bağlı olarak ülkenin üretim kapasitesi azalmakta ve işçinin yaşam standarttı düşmekte dolayısıyla işçi psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Bütün bunlardan toplum huzuru da olumsuz yönde etkilenmektedir. Hatta işsizlik sorununun ötesinde asıl tartışılması gereken konu işsizlikle mücadele yöntemleridir. Uzun yıllardan beri çeşitli araştırmalara konu olan işsizlik. bireysel ve toplumsal düzeyde sorunlara yol açtığından mücadele edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. İşsizlik ile kendi başına mücadele edilmesi zor olduğundan; devlet işsiz kalmış kişilere gerek işsiz kaldığı dönemi daha az sorunla geçirmesi, gerekse yeniden iş bulabilmesi sağlanması amacıyla çeşitli politikalar uygulamaktadır. Literatürde ve uygulamada aktif ve pasif işgücü piyasası politikaları olarak tanımlanan politikalar daha geniş bir çerçevede devletin uyguladığı makroekonomik ve sosyal politikaların altında yer almaktadır. İşsizlik oranını düşürmek ve fiyat istikrarını sağlamak gibi makroekonomik politika hedefleri zaman zaman birbiri ile çelişmektedi Çalışmamızda kısaca Kuzey Makedonya ekonomisi endüstri sektörünün yapısındaki olumsuzlukları, teknoloji yetersizliği, ihracatın düşük seviyede seyretmesi, üretim ve tüketimde ithalat mallara olan talep artışları, yüksek işsizlik gibi sorunlarla karşı karşıya kalındığını, bunlara ne şekilde çözümlerin üretilebileceğini, Bağımsızlıktan ( 1991 'den) sonra Makedonya ekonomisi yüksek işsizlik ile nasıl mücadele edildiğini edinilen ampirik bulgular, bilimsel çerçevede sorgulanarak tartışılacaktır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşsizlik, Yabancı Yatırımlar, İşgücü Piyasası
The impact of knowledge spillovers on export performance of countries: A panel data approach
The aim of this thesis is to investigate whether inflows of FDI and innovative activities act as a channel of knowledge spillovers in improving export performance of countries. In measuring export performance, sophistication of a countries' export basket and the value of exports of high technology products are utilized. A rich panel data with 114 countries that comprises both developed and developing countries for the period from 2002 to 2015 is used in the analysis. Generalized Method of Moments (GMM) dynamic panel estimator developed by Arellano and Bond (1991) is utilized to control for potential endogeneity and dynamic nature of the problem. Estimation results indicate that the level of financial development, the quality of human capital and globalization of a country have a determinative role on the relation between knowledge spillover channels and the quality of exports in terms of sophistication and technology content. Overall, patent applications generally positively affect sophistication of exports. However, FDI serves as a channel for knowledge spillovers to benefit the sophistication level of exports only for developed, more educated, financially developed and globalized countries. The results of the study demonstrate a weaker relationship between knowledge spillovers and technology content of exports with respect to sophistication of exports. Key Words: Knowledge Spillovers, Sophistication of Export, Patent Applications, Foreign Direct Investments
Turkey's foreign direct investments: Factors determining foreign direct investments of Turkish firms in the energy sector
The aim of this thesis to examine the recent progress of the Turkish firms' internationalization in the observed new markets, namely African region, and energy sector. Thus, this study attempts to understand Turkish firms' major motivations of foreign direct investments (FDIs) and implications of, if any, the policy elite's foreign economic policy preferences on Turkey's outward FDI. My findings revealed that the motivations specific to the companies are market diversification, ensuring energy security, the institutional environment in Turkey, capabilities specific to Turkish companies and cultural affinity. Besides, in the light of the literature on Turkey's foreign policy to- wards the African region, not only firm-level factors, and motivations but also the position of the government in promoting or supporting the outward FDI of Turkish firms have been empirically questioned.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları ve etkileri
Küreselleşen dünya ekonomisinde, finansal piyasalarda çeşitliliğin artması üzerine ülke içi sermayenin ülke dışına aktarımlarının hızlanması ve gelişim göstermesi büyük oranda artmıştır. Yatırımcılar sermayelerini herhangi bir firma, kurum ve kuruluşlardan satın alabilecek yada ortak olabilecekleri projeler üzerine yönelirken veya finans kurumlarına, devletlere kredi borcu aktarım sağlayacakken ülke risk faktörleri ve asimetrik bilgi sorunlarıyla karşılaşabilirler. Gelişen ve büyümekte olan dünyada, sermaye sahipleri ekonomik, sosyal ve politik faktörlerin değişimi karşısında yatırımlarını riskli alanda gerçekleştirmekte tereddüte düşer, her bir yatırım için yapacağı detaylı analiz ile zaman kaybı ve masraf edinir. Bu sebeple ortaya çıkan kredi derecelendirme kuruluşları, dünyada geçerliliği kabul edilen notlandırma sistemine sahip olmakla birlikte, şeffaf, bağımsız ve güvenirlilik ilkesine bağlı kalarak, kurumsal finansal gücün denetlenmesinde ve finansal kaynakların verimli çalışmaya teşvik edilmesinde önemli fonksiyona sahiptir. Diğer durum ise, değerlendirilen raporların gereğinden az yada fazla şekilde notlandırılması, görev tanımlarının açıklanmasının yanında değerlendirilen kuruluşların neye göre tespit edildiğinin açıklanmaması, yönetim kurulu görevlilerinin yeteri kadar tecrübe ve öngörü sahibi olamayışları, kriz ortamlarında doğru saptamaların olmadığı ve birçok finansal yapılarda başarısızlıkla sonuçlanması olumsuz eleştirilere maruz kalmalarıdır. Fakat genel düşüncede, bu durumlarda bile bazı derecelendirme kuruluşları, menfaat oluşturulmuş derecelendirmeler sonucunda doğru kararlar vermeyip, krizleri öngöremeyip hatta kriz şartlarından çıkan ekonomileri de gerçeğinden farklı değerlendirdikleri, ülke veya şirketin vs. ekonomik düzeyde gelişme sağlansa dahi aynı not görünümünde bıraktıkları söylenmektedir. Bu göstergeler derecelendirme kuruluşlarının ilkelerine ters düşmeleri ve güven kayıplarına neden olup yatırımların ülke veya finansal sistemden çekilmelerine yol açmaktadır. Bunun karşısına geçmek için, derecelendirme kuruluşlarının daha açık şekilde derecelendirme yapmaları kamuoyunun güvenlerini tekrar kazanmaları önerilmektedir. Bu çalışmada, kredi derecelendirme kuruluşlarının tarihsel gelişimini, kuruluşların yapılarını, piyasa sistemindeki rol ve işlevlerini, sundukları hizmetleri, eleştirileri, notlandırma kriterleri ele alınırken, diğer yandan yatırımlar ve finans-banka üzerindeki süreçlerdeki değerlendirmeler ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kredi Derecelendirme , Kredi Derecelendirme Kuruluşları, Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Finans-banka etkileşimleri.
Finansal serbestleşme, doğrudan yabancı yatırımlar ve ekonomik büyüme üzerindeki etkileri
Küreselleşen dünyada, finansal piyasalarını geliştirmek için liberalizasyon sürecine girmektedir. Bu süreçle birlikte ülkeler arası sermaye aktarımı yapılmakta ve finansal piyasaların gelişmesi sağlanmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar sermaye aktarımı için en iyi yol olarak görülmektedir.Yapılan tüm serbestleşme ve yatırım faaliyetlerinin en büyük amacı ekonomik büyümeye ve gelişmeye hız kazandırmaktır. Bu çalışmada Türkiye'nin 1992-2020 dönemine ait çeyreklik veriler ile finansal liberalizasyon ve doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerindeki etkileri analiz edilmektedir. Finansal açıklık, doğrudan yabancı yatırımlar ve gayrisafi yurtiçi hasıla değişkenlerinden yararlanılmaktadır. Ekonometrik analizde ADF, PP ve KPSS birim kök testleri, sonrasında Granger nedensellik ve zamanla değişen Granger nedensellik testlerinden yararlanılmaktadır. Analizden elde edilen sonuçlara göre değişkenler arasında iki yönlü nedensellik bulunmaktadır. Hem finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımlar ekonomik büyümenin hem de ekonomik büyüme, finansal açıklık ve doğrudan yabancı yatırımların Granger nedeni olmaktadır.
Tasarruf sarmalında haavelmo hipotezi: Türkiye örneği
Bu tez çalışmasında, gelişmekte olan ülkelerde aşırı yabancı sermaye girişlerinin yurt içi tasarrufları azaltabileceği öne sürülen Haavelmo hipotezinin Türkiye ekonomisinde geçerliliğinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, çalışmanın analizinde iki farklı model kurgulanmaktadır. Birinci modelde, toplam tasarruf mevduatları; ikinci modelde döviz tevdiat hesapları bağımlı değişken olarak modelde yer almaktadır. Doğrudan yabancı yatırımlar, portföy yatırımları ve ticari açıklık değişkenleri ise bağımsız değişkenleri oluşturmaktadır. 1998:Q1-2023:Q1 dönemini kapsayan çalışmada iki farklı model oluşturulmasının nedeni, Türkiye'de Haavelmo hipotezinin geçerli olması durumunda, yabancı sermaye girişlerinin döviz tasarruflarını artırıp artırmadığını tespit etmektir. Başka bir ifadeyle, "Türkiye'de yabancı sermaye girişleri yurt içi tasarrufları azaltırken aynı zamanda döviz tasarruflarını artırıyor mu?" hipotezinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın analizinde yapılan ARDL sınır testi sonuçlarına göre; analiz döneminde Türkiye'de doğrudan yabancı yatırım girişleri ile yurt içi tasarruflar arasında negatif bir ilişki olduğu, portföy yatırımları ile yurt içi tasarruflar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir. Döviz tasarruflarının bağımlı değişkeni oluşturduğu ikinci modele ilişkin analiz sonuçlarına göre; yabancı sermaye girişleri ile döviz tevdiat hesapları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Analiz sonuçlarından hareketle, Türkiye ekonomisinde Haavelmo hipotezinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Başka bir ifadeyle, Türkiye'de yabancı sermaye girişleri yurt içi tasarruflarının azalmasına yol açmaktadır. Bunun yanı sıra yabancı sermaye girişleri ile döviz tasarrufları arasında herhangi bir ilişkinin olmadığı, azalan yurt içi tasarrufların döviz tevdiat hesaplarına yönelmediği anlaşılmaktadır.
The situation of fdi and economic growth in Iraqi Kurdistan region (During the period 2007-2012)
The Iraqi economy, in general, depends on oil, therefore, any fluctuations of the oil price in international oil market directly affect the economic situation and change of most of Iraq's economic activities. Accordingly, since Iraqi Kurdistan region is the federal region in Iraq, changes in the Iraqi economy are also affecting the regional economy, the increase of public income in the region affects the rise of national investment and foreign investment as well. Thus, a large part of the federal budget provide by the central government, and the small piece of public income comes from local sources, such as taxes and customs duties. Foreign direct investment inflows vary depending on the political developments in the region. Incoming foreign direct investment also helps increase economic growth. Also, the study found the significant relationship between FDI and economic growth in the region. Keywords: FDI, Iraqi Kurdistan region, GDP, and Economic Growth
The obstacles in front of the fdi in the agricultural sector of the Northern region of Iraq an economic study of the period 2006-2016
The growth in agricultural sector measured as vital in achieving sustainable development and a significant reduction in poverty in developing countries, so, equally developmental and agricultural economists view productivity growth in the agricultural sector as significant if the agricultural output is to growth at a sufficiently rapid rate to tackle poverty. Thus, FDI considered as a significant source of economic growth in both developed and developing countries. KRG, as most of the other countries, planned to make a friendly investment environment to attract FDI as much as possible toward its region to enhance development acceleration. However, this study evaluates the main obstacles or factors that deter foreign investors from investing in the region's agricultural sector. It assesses the key reasons why FDI has not increased in the region significantly over the past ten years particularly during 2006-2016, besides analysis the foreigners reluctant to invest in the region's agricultural sector. It also investigates the total investment during past ten years by the region's board of investment and the share of FDI both entire and agriculture sector in this investment flow.
Financial assessment of company mergers the example of Turkey
In changing environment of today's world, globalization has been one of the biggest developments. Therefore, companies have had to create new solutions in order to adapt to changing market and competitive conditions. Merging has become a recent issue as a result of companies' search for a solution. Merging has been one of the most common developments especially in recent years. Mergers and acquisitions are not new concepts in the field of finance. They have been seen very often over the last century. Companies resort to engage in activities of merger and acquisitions in order to create value. Creating value is the most important reason for mergers and acquisitions. In this study, mergers and acquisitions in Turkey were examined with Grundig-Arcelik, Yapı Kredi-Kocbank, Denizbank-Sberbank and Migros-Tansas. According to a study, most of these mergers were seen especially in financial services and food and beverage sectors. It is seen that a great deal of mergers and acquisitions in Turkey have been performed by foreign buyers. Holdings having a corner on the country's main industries and their affiliated companies are seen to be more attractive to foreign investors. Keywords: company mergers, purchase of company, mergers and acquisitions in Turkey, bank mergers in Turkey
Impact of foreign direct investment in host country: Case of telecommunication in Afghanistan
Globalization and economic interaction involved in every part of the daily life and in modern businesses due to growth and international trade and country specialization. Therefore, the purpose of this study is to explore and identify the significant importance of FDI (Foreign Direct Investment) across the country, later examine the spillover of FDI on the host country, the country where a multinational corporation starts its branch of operations, and finally examine its contribution in economic and development of the host country. The study shows that foreign investment across the countries and regions played and crucial role in economic and development well-being and globalizations. The effect of foreign companies on domestic ones is one of the critical components of the study, the foreign companies' productivity automatically spills over on local firms and in their industries. They must increase their productivity in order to survive in the market. Part of the study focused on telecommunications, where nowadays has been steady growth across the countries in the world. Telecommunication influenced the growth of unemployment as a whole and just like other businesses telecommunication considered an important dynamic component of a strong economic growth. Telecommunication has helped more in economic growth and development as it promotes sectors such as education, infrastructure, cumulative human skills, capacity building, and improve the public transportations.
Azerbaycan'ın yabancı yatırım potansiyelinin sektörel açıdan incelenmesi
1991 senesinde bağımsızlığını kazanan Azerbaycan ekonomisi günümüzde çok kısa bir zamanda hızla gelişmiştir. Bağımsızlığının ilk yıllarında çok büyük ekonomik krizler yaşayan ve dünyanın yoksul ülkeleri sırasında yer alan Azerbaycan yürüttüğü ekonomik reformlar sayesinde 25 bir süreçde pazar ekonomisine geçişi sağlamış, Karabağ savaşında göçmen durumuna düşen bir milyondan fazla insanın sosyal problemlerini çözmüş, milli gelirini artırmış, ülkedeki altyapı sistemlerinin çoğunu inşa etmiş ve yenilemiş, döviz rezervlerini artırmış ve dünyanın en hızlı gelişen ekonomileri listesine girmeyi başarmıştır. Tüm bu gelişmelerin başında Azerbaycan ekonomisinin gelişimini sağlayan en büyük faktör sahip olduğu zengin petrol ve doğalgaz yatakları, bu yatakların işletilerek dünya piyasasına çıkışının temini için yabancı yatırımın bu sektöre büyük oranda sermaye koyuluşunu öngören ekonomik reformlar olmuştur. Petrol ve doğal gaz sektörüne yapılan yabancı yatırımlar sayesinde kısa zamanda devlet gelirleri artmış ve bu sektörden elde edilen gelirler sayesinde ülkenin başlıca ekonomik sorunları giderilmiştir. 2010-2014 yılları arasında daha da büyük bir hızla büyüyen Azerbaycan ekonomisinin temel göstergesi petrol ve doğal gaz ihracat ve gelirlerinin artması olmuştur. Artan petrol ve doğal gaz gelirleri sayesinde Azerbaycan halkının artan gelirleri ekonominin diğer dallarının da gelişimini sağlamıştır. 2014 yılından başlayarak dünya piyasasında petrol fiyatlarının düşmesiyle Azerbaycan ekonomisi daralmaya başlamış, banka sektöründeki krizler ülke ekonomisin genelini etkilemiş, milli gelirde azalmalar, devalüasyonlar bu krizi daha da tetiklemiştir. Tüm bunlar Azerbaycan ekonomisinin daha çok petrol ve doğal gaz sektöründen gıdalanarak yararlanarak büyüdüğünü ve büyümenin başındaysa bu sektöre yapılan büyük oranda yabancı yatırımların olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır. Diğer sektörlere yapılan yabancı yatırımların yeteri kadar olmaması, bu sektörlerin ülke ekonomisine katkısının az olmasına ve gelişmemesine sebep olmuştur. 2014 yılından başlayarak petrol gelirlerinin düşmesi dikkati ekonomin diğer sektörlerine yöneltse de bu sektörler yukarıda belirtildiği gibi yeterli seviyede gelişmemesi beklentileri karşılayamamıştır. Bu sektörlerin gelişerek ülke ekonomisine büyük oranda katkı sağlamsı için yapılacak yabancı yatırımların katkısı tezde daha sıkça belirtilmiştir. Yapılan araştırmada Azerbaycan ekonomisin tarihi ve bu günü incelenerek ekonominin bütün sektörlerine yapılan yabancı yatırımlar detaylı bir şekilde ele alınmış, sektördeki ithal ihraç rakamları ve bu sektöre şimdiye kadar yapılan yabancı yatırımlar, bu yatırımların kazanç ve kayıpları ve gelecek perspektifleri ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Tezdeki araştırmada ithalat rakamları incelendiği zaman çoğu ürünlerin diğer ülkelerden ithal edildiği ve bu ürünlerin pazar payının büyük olduğu görülmektedir. İthal edilen ürünlerin başında gelen gıda ve tarım ürünlerinin birçoğunun Azerbaycan 'da üretiminin mümkün olduğu ve bu üretim için her türlü doğal şartların mevcut olduğu araştırılmış, yabancı yatırım açısından avantaj ve dezavantajları hakkında detaylı bilgi verilmiştir. İthal olunan sanayi ürünlerinin de birçoğu için Azerbaycan 'da hammadde varlığı, bu ürünlere Azerbaycan 'da büyük xviii talep olduğu ve bu ürünlerin üretiminin yabancı yatırımcılar açısından perspektifleri öne çıkarılmıştır. Bu çalışmada ithalat rakamlarının yanında Azerbaycan ürünlerinin ihracat verileri de incelenmiş ve ihracatın birçok sektörde bir önceki yıla oranla daha da arttığı görülmüştür. Yabancı yatırım yapılan her hangi bir sektörde ülkenin iç pazarının yanında yabancı pazarlara ihracat imkanları ayrıca incelenmiş ve ihracat için en uygun sektörlere yabancı yatırım yapılmasının mantıklı olduğu fikri vurgulanmıştır. Tezde Azerbaycan ekonomisinin bu günü, halkın gelirleri, ülkeye gelen yabancı vatandaşların sayısı incelenerek gerekli sektörlerin talebi karşılayıp karşılayamadığı, yabancı yatırım açısından uygun olup olmadığı da araştırılmıştır. Son olarak 2017 yılında Azerbaycan ekonomisindeki her bir sektöre yapılan tüm büyük yatırımların listesi yer almıştır. Yer alan bu sektörler ve yatırımların büyük bir kısmı yabancı yatırımlar için uygun görülen sektörlerdir.
Türk bankacılık sektörünün yabancı sermaye yatırımları ile globalleşmesinin mali rasyolarına etkisi
Ticaretin ortaya çıkışını takiben başlayan globalleşme süreci, kapsam alanı ve etkisini arttırarak günümüze kadar gelmiştir. Globalleşmenin en etkin ve yoğun gelişim alanı ise finansal sistemler olmuştur. Globalleşme ile birlikte dünyada yabancı banka yatırımları hızlanmış, bu süreçten etkilenen ülkemizde de çok sayıda yabancı banka yatırımı gerçekleşmiş hali hazırda da gerçekleşmeye devam etmektedir. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye' de de yabancı bankalar, gerek yeni banka kuruluşu gerekse mevcut bankaların satın alınması yolu ile sektöre girmektedirler. Bu yatırımlar Türk Bankacılık sektörünü birçok açıdan etkilemektedir. Bu etkilerin bazıları olumlu iken bazıları ise olumsuz olmaktadır. Çalışmada, sadece Türkiye'de bulunan mevduat bankaları dikkate alınarak, Türkiye'deki bankacılık sektörü ve yabancı sermayeli bankaların mali rasyoları karşılıklı olarak incelenmiş. Yabancı sermayeli bankaların mali rasyoları, sektörünün ortalama mali rasyoları ile karşılaştırılarak sektör üzerindeki söz konusu etki analiz edilmiştir. Sonuç olarak, incelememize konu olan 2007-2017 yıllarını kapsayan, on yıllık süreçte, yabancı yatırımların varlığının sektörün finansal performansına olan etkisi, finansal performans ölçümünde temel aldığımız 7 finansal rasyo grubundan toplam 17 rasyo incelemesinde 9 rasyoda göre olumlu 8 rasyoda ise göre olumsuz olarak tespit edilmiştir.
Sermaye hareketleri, 1980 sonrası gelişmekte olan ülkeler üzerinde etkisi ve Türkiye özelinde incelenmesi
1980 sonrası hız kazanan küreselleşme yarışıyla birlikte sermaye hareketlerinin önündeki engellerin de kalkmasıyla gelişmekte olan ülkelere yapılan yatırımlar ciddi artış göstermiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan küreselleşme olgusunun etkisiyle, gelişimini tamamlamakta olan devletlerin gereksinim duydukları sermayeleri yabancı yatırımlar ile karşılama yollarına gittikleri bilinmektedir. Liberalleşme akımına hazırlıksız yakalanan gelişmekte olan ülkelerde sermaye hareketleri, özellikle portföy yatırımları, ülke ekonomisine zarar vermiş ve bazı ülkeleri krize sürüklemiştir.24 Ocak 1980 Ekonomik İstikrar Kararları ile Türkiye bu yarışa katılmış ve 1989 yılında çıkarılan 32 Sayılı Kararname ile tamamen finansal serbestleşme içine girmiştir. Bu çalışmada Türkiye'ye gelmekte olan doğrudan yabancı yatırımların Türkiye ekonomi göstergelerinden olan enflasyon, işsizlik ve sanayi üretimi arasındaki ilişki VAR modeliyle analiz edilmiştir. Yapılan Johansen eş bütünleşme testi, etki – tepki analizi ve varyans ayrıştırma analizleriyle değişkenlerin arasındaki ilişki değerlendirmiştir. Çalışmanın sonucunda ise sermaye hareketlerinden doğrudan olan yabancı yatırımların ülkelerin ekonomilerine olumlu yönde etkilerinin olduğu, portföy yatırımların ise üretime yöneltildiği takdirde ekonomiye olumlu katkısı olduğu aksi durumda aniden ülkeyi terk etmesi sonucu kırılganlığı artırıp ekonomik krize neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye'de yabancı sermaye yatırımlarının arttırılması için uygun şartların yaratılması, ekonomik, siyasi ve hukuki istikrarın sağlanması, yabancı sermayeyi teşvik edici düzenlemelerin gerçekleştirilmesine yönelik politikaların izlenmesi gerekmektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları girişlerinin vergi gelirleri üzerindeki etkisi: OECD ülkeleri örneği
Küreselleşme süreci, özellikle 1980'li yılların ortalarından itibaren dünyada doğrudan yabancı sermaye akışlarında önemli miktarda artışa yol açmıştır. Doğrudan yabancı sermaye girişleri, yatırım alan ülkede ekonomik büyüme, sermaye birikimi, beşeri sermaye, rekabet gücü, finansal sektörün gelişimi ile teknolojik gelişmeyi etkileme potansiyeline sahiptir. Bununla birlikte doğrudan yabancı sermaye girişleri ekonomik faaliyet üzerinden kamu sektörü gelirlerinin önemli bir bileşeni olan toplam vergi gelirlerini dolaylı yoldan etkileme potansiyeline sahiptir. Buna karşın birçok ülkenin doğrudan yabancı sermaye çekmek için kurumlar vergisinde indirimler yapması veya belli bir süre vergi muafiyeti tanıması ve çok uluslu şirketlere kar transferinde yasal ayrıcalıklar tanıması vergi gelirlerini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada, Westerlund-Durbin-Hausmann (2008) eşbütünleşme testi ile Dumitrescu ve Hurlin (2012) nedensellik testi kullanılarak 1995-2014 döneminde 33 OECD ülkesinde doğrudan yabancı sermaye girişleri, ekonomik büyüme ve toplam vergi gelirleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, doğrudan yabancı sermaye girişleri, ekonomik büyüme ve vergi gelirleri arasında uzun dönemli ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca doğrudan yabancı sermaye girişlerinden toplam vergi gelirlerine doğru tek yönlü, ekonomik büyüme ile doğrudan yabancı sermaye girişleri arasında iki yönlü nedensellik olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımı Girişleri, Vergi Gelirleri, Panel Veri Analizi
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının çevre üzerindeki etkisi: Avrupa Birliği geçiş ekonomileri örneği
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları 1980'li yıllardan itibaren artmaya başlamış ve özellikle gelişmekte olan ülkeler ile yükselen piyasa ekonomileri için önemli bir yatırım ve teknoloji transfer kaynağı olmuştur. Birçok ülke doğrudan yabancı sermaye girişlerinin olumlu ekonomik etkilerini dikkate alarak kurumsal ve ekonomik araçları kullanarak doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekmeye çalışmışlardır. Bu çalışmada ikinci nesil eşbütünleşme testi ve nedensellik analizi kullanılarak 1996-2018 döneminde 11 Avrupa Birliği geçiş ekonomisi örnekleminde doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik büyümenin çevre üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Çalışma sonucunda, değişkenler arasından anlamlı bir nedensellik etkileşimi olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca uzun dönemde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının çevre üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı, ancak ekonomik büyümenin çevreyi olumsuz etkilediği belirlenmiştir.
Doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörler: İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa illerinde bir alan araştırması
Yabancı yatırımcı tarafından ev sahibi ülkeye doğru gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımlar, ev sahibi ülkede yeni bir tesis kurmak, var olan bir tesisi satın almak ya da var olan bir tesise ortak olmak şeklinde gerçekleşmektedirler. Özellikle 1980'lerden sonra küreselleşmenin artması ile beraber doğrudan yabancı yatırımların miktarlarında büyük artışlar meydana gelmiştir. Çok uluslu şirketler tarafından yapılan bu yatırımlar, ekonomik büyümeleri için sermaye malı ithal etmek zorunda olan gelişmekte olan ülkeler için büyük bir döviz kaynağı haline gelmiştir. Doğrudan yabancı yatırımlar, döviz arzını arttırmanın yanında gittikleri ülkelere teknoloji transferi yaparak ülkelerin üretim yapısını geliştirmektedir. Bu bağlamda son yıllarda doğrudan yabancı yatırım çeken ülkeler sürdürülebilir bir ekonomik büyüme performansı göstermişlerdir. Doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme üzerinde etkili olması doğrudan yabancı yatırımları etkileyen unsurların da önemini arttırmaktadır. Bu çalışmadaki amaç Türkiye'de doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile kurulan firmaların yatırım kararlarında etkili olan faktörleri tespit etmektir. Bu amaçla Türkiye'de kurulmuş 28 yabancı sermayeli şirketin üst düzey yöneticileri ile mülakat yapılmıştır. Yapılan alan araştırması sonucunda yabancı yatırımcıların Türkiye'de yatırım yapmasında en etkili olan faktörlerin sırası ile Türkiye'nin coğrafi konumu ve pazarlara olan yakınlığı, Türkiye'nin piyasa büyüklüğü ve talep hacmi, Türkiye'nin nitelikli işgücüne sahip olması, finansal piyasaların gelişmişlik durumu, Türkiye'deki ücretlerin düşük olması ve Türkiye'nin büyüme rakamları olduğu saptanmıştır. Bunun yanında uluslararası derecelendirme kuruluşlarının Türkiye'ye verdiği puanlar, enflasyon, döviz kuru ve doğal kaynaklar gibi bazı unsurların firmaların yatırım kararlarında çok etkili olmadığı tespit edilmiştir. Bu sonuç bağlamında, Türkiye'nin çevre ülkelerle ulaşım ağını geliştirerek coğrafi konumunun avantajlarını arttırması, eğitim sisteminde doğru reformlar yaparak yabancı dil eğitimini üst düzey hale getirmesi ve mesleki eğitim ile hayat boyu öğrenme kapsamında iş gücüne yatırım yapması önemlidir. Bu çalışmanın birinci bölümünde doğrudan yabancı yatırımlarla ilgili teorik bilgiler verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde de doğrudan yabancı yatırımların ekonomik büyüme, istihdam ve ihracat ile olan ilişkisinin yanında doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri inceleyen çalışmalar sistematik bir şekilde rapor edilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise Türkiye'de faaliyet gösteren ve doğrudan yabancı sermaye yatırımı ile kurulan 28 firmanın yöneticileri ile yüz yüze görüşme yönetimiyle yapılan anketlerden elde edilen veriler tablolar halinde verilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar son bölümde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırımlar, Türkiye, Alan Araştırması, Yüz Yüze Görüşme Yöntemi
Doğrudan yabancı yatırımların finansal belirleyicileri: Türkiye üzerine ekonometrik bir analiz
Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde görülen sermaye yetersizliği doğrudan yabancı yatırımlarla giderilmeye çalışılmaktadır. Bu sebeple doğrudan yabancı yatırımlar gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemlidir. 1980 yılından sonra gelişmekte olan ülkelerde doğruda yabancı yatırımların hacmi hızla artmıştır. Bunun nedeni olarak serbest piyasa ekonomisine geçiş sonucu dünyanın ortak bir pazar haline gelmesi gösterilebilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımların bazı ülkelerde fazla bazı ülkelerde az olmasından dolayı, doğrudan yabancı yatırımların hangi belirleyicilerden etkilendiği önemli bir konu olmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada 1995-2020 yılları arasında Türkiye'ye girişi olan doğrudan yabancı yatırımlara etki eden finansal belirleyicilerin zaman serisi analizi ile belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda reel efektif döviz kuru, BIST100 endeksi, piyasa kapitülasyonu ve tüketici fiyat endeksi değişkenleri ile doğrudan yabancı yatırım değişkeni arasındaki kısa ve uzun süreli ilişkiyi saptamak için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda, uzun dönemde BISTT100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunurken, kısa dönemde BIST100 endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Kısa dönemde tüketici fiyat endeksi ile doğrudan yabancı yatırım arasında anlamlı ve negatif bir ilişki tespit edilirken, uzun dönemde anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Ayrıca, doğrudan yabancı yatırımlar ile reel efektif döviz kuru ve piyasa kapitülasyonu değişkenleri arasında kısa ve uzun dönemde istatiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Bulgular, BIST100 endeksi değişkeninin doğrudan yabancı yatırımları artırdığını ve tüketici fiyat endeksi değişkenin ise doğrudan yabancı yatırımları azalttığını göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların artırılması için, BIST100 endeksine olan güveni artırmaya ve enflasyonun ise yabancı yatırımcılar için kabul edilebilir seviyelere çekilmesine yönelik politikalar uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Doğrudan Yabancı Yatırım, Finansal Belirleyiciler, Zaman Serisi Analizi, ARDL Modeli
Menkul kıymet yatırımcılarının yatırım kararlarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi: Şırnak ili örneği
Menkul kıymet yatırımcıları, yatırım kararı alırken karar aşamasında birçok faktörün etkisinde kalmaktadır. Bu faktörler kimi zaman kişisel kimi zaman ekonomik kimi zaman da sosyal faktörler olabilmektedir. Yatırımcıların yatırım risk anlayışı ve yatırım risk iştahı farklılık gösterdiği için karar aşamasında etkilendikleri faktörlerde farklılık göstermektedir. Finans literatürüne bakıldığında geleneksel finans teorilerine göre yatırımcılar, yatırımların riski ile beklenen faydası arasındaki ilişkinin sonucuna göre rasyonel davrandıklarını, davranışsal finans teorileri ise yatırımcıların rasyonel hareket etmeyip psikolojik ve sosyolojik faktörlerden etkilendiklerini belirtmektedir. Modern portföy teorisyenlerinden Markowitz' Belirsizlik ortamında en az risk ile maksimum getiri sağlayacak portföy oluşturmak gerektiğini belirtmiştir. Günümüzde İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte finansal piyasalar arasındaki sınırlar kalkmış ve bu durum beraberinde farklı riskler belirsizlikleri getirmiştir. İşte bu riskler ve belirsizliklerin olduğu ortamda yatırımcılar yatırım kararları almak durumunda kalmaktadır. Bu nedenle çalışmamızda Şırnak ilinde yaşayan bireysel menkul kıymet yatırımcılarının tasarruflarını hangi tür yatırım araçlarında değerlendirdikleri, yatırım araçları arasında yatırım tercihi yaparken karar aşamasında nelerden etkilendikleri, yatırım kararları üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Şırnak'ta yaşayan 402 bireysel menkul kıymet yatırımcısı üzerinde anket uygulanmıştır. Anket çalışmasının bulgularından çıkan analiz sonuçlarına göre araştırılan 6 hipotezin tamamı reddedilmeyerek kabul edilmiştir. Ayrıca Yapılan anket çalışmasının sonuçları değerlendirildiğinde Şırnak'taki menkul kıymet yatırımcılarının ağırlıklı olarak erkek, evli ve 18-42 yaş aralığındaki genç ve orta yaş kesiminden oluştuğu söylenebilir. Katılımcıların büyük çoğunluğu orta gelir düzeyinde olup tasarruflarını ağırlıklı olarak hisse senetlerinde değerlendirmektedir. Katılımcılar yatırım kararı aşamasında en çok yararlandıkları bilgi kaynağının kendi bilgi birikim ve tecrübelerinin olduğunu ifade etmişlerdir. Yatırımcıların yarısına yakını menkul kıymet yatırımlarından öncelikli beklentilerinin, birikimlerinin değerini enflasyona karşı korumak olduğunu belirtmişlerdir. Sonuç olarak, katılımcılar yatırımlardan beklenen getiriyi sağladıklarından sonra ellerindeki menkul kıymetleri satma yoluna gitmekte olup bu yatırımcıların bir kısmının spekülatif amaçla yatırım yaptıklarını da göstermektedir.
Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu
Neo-liberal politikalarla devlet yapılanmasında bir dönüşüm yaşanmıştır. Bu dönüşüm uluslararası örgütler ve sermaye kuruluşları tarafından önerilen yapısal uyum paketleri ve düzenleyici reformlar çerçevesinde meydana gelmiş ve geleneksel devlet yapılanmasında bir kopuş yaşanmıştır. Türkiye'de bağımsız düzenleyici kurumlar ve üst kurullar olarak bilinen yapısal biçimler ülke ekonomilerinin birbirine eklemlenmesi hedefine yönelik oluşturulmuştur. Önemli alanların yönetiminin teslim edildiği bu kurullar yönetişim tipi örgütlenme modeline örnek teşkil etmektedir. Kurullar, sermaye ilişkilerinin yoğunlaştığı küreselleşmeye aracılık eden yapısal biçimler olarak varlığını sürdürmektedir. Türkiye'de, uluslararası ekonomiyle bütünleşmeyi sağlayacak ve sermaye açısından kolaylaştırıcı düzenlemelere öncülük edecek bir yapı olarak Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) kurulmuştur. Daha sonra yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarına katkı sağlayacak Yatırım Danışma Konseyi (YDK) oluşturulmuştur. YOİKK platformu ve YDK çok uluslu şirketler ve uluslararası finans kuruluşlarının aktörlerini bir araya getirerek, yatırımcıların taleplerinin ve isteklerinin idarede ve yasal mevzuatta karşılanmasına yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. YOİKK, bu faaliyetleri farklı alanlar için oluşturulmuş teknik komitelerle, yeni adıyla çalışma gruplarıyla yürütmektedir. Yatırım mevzuatı ve yatırımla ilgili idari işlemleri eylem planları vasıtasıyla yeniden düzenleyen bu yapının, toplumsal ilişkileri dönüştürme kapasitesi bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle değişime uğrayan yapı, çalışmalarına devam etmesine rağmen eski etkinliğini yitirmiştir. Bu çalışmada kurullar, YOİKK ve YDK'nın çalışmaları, yapıları, oluşturulmalarında etkili olan politikalar, devlet idaresindeki dönüşümü anlamak maksadıyla incelenmiştir.
Yabancı yatırımlar ve kamu hizmeti
Bu tez neoliberal devlet döneminde kamu hizmeti kavramı ve kamu hizmetinin örgütlenmesinde yaşanan değişimin idare hukuku boyutunda ele alınması ve Türkiye açısından bahsi geçen değişimlerin değerlendirilmesine ilişkindir. Çalışmada kamu hizmetleri teknik bakımdan incelenmeye, genel bir tanıma oturtulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte özellikle doktrine hakim olan kamu hizmeti yaklaşımına günümüz siyasal süreci göz önüne alınarak alternatif bir bakış açısı geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu çerçevede milli/yabancı yatırım hukukunun düzenlenmesinde siyasal tercihlerin önemi ve hukukun da buna göre şekillendiği anlaşılmaktadır. Türkiye'de hukuk sisteminin yapısal olarak değiştirilme sürecinin hem esas gayesi hem de bu dönüşümün belirleyeni niteliğindeki yabancı yatırım kavramı, emperyalizmle ilişkilendirilerek hukuka sosyolojik yaklaşımlar üzerinden bir açıklama geliştirilmiştir. Buradaki esas amaç ise yabancı yatırımlara bakıştaki değişikliği anlama ve anlamlandırma çabasından ileri gelmektedir. Anahtar Sözcükler: Yabancı yatırımlar, kamu hizmeti, artı değer, sermayenin serbest dolaşımı, iktisadi kamu hizmetleri.
Impacts of foreign aid on economic growth of Ethiopia
Over the period 1981 to 2018, this study examines experimentally the link between foreign direct investments, external debt, and foreign aid to Ethiopia's economic growth. Econometric techniques can be improved by employing basic correlation and deterministic models. Ordinary Least Squares were used to create a model and evaluate the data. The data's unit root was tested for all variables, and the variables were non-stationary in the level model but stationary in the first-difference model. The results of the cointegration test suggested that there is at least one cointegrated vector between the examined variables, while the VAR Granger causality test showed that there is a unidirectional causal relationship between foreign aid and economic growth and also there is a unidirectional causal relationship between foreign direct investments and economic growth, while external debt and economic growth have a bidirectional causal relationship among them. The two explanatory variables of external debt and foreign aid were statistically significant for economic growth, while only the explanatory variable of foreign direct investment was statistically insignificant for economic growth.
Foreign direct investment as a vehicle for economic growth in Nigeria
This research study aimed to investigate the empirical justification for foreign direct investments' relationship with economic growth in Nigeria. The study utilized time series data ranging from 1972-2020, with gross capital formation (GCF), labor proxied by population aged 14-65, and foreign direct investment (FDI) as the explanatory variables of the study and GDP growth (annual; %) as the response variable of the study. The Autoregressive distributive lag (ARDL) estimation technique was employed to ascertain the presence of cointegration among the variables, to estimate the short-run and long -run coefficients and check for the significance of their individual impacts on economic growth in Nigeria. Findings showed FDI to have a positive and significant impact on economic growth on the long run, however it had negative and insignificant impact in the short run. GCF was seen to only have a positive significant impact on economic growth in the short run but its positive effect on the long run was insignificant. Labor was seen to have positive significant impact on economic growth in Nigeria both in the short run and on the long run. VAR Granger causality test was used to investigate the existence of causal relationships in among the variables and results showed the existence of unidirectional causality between FDI and economic growth, labor and economic growth, economic growth and GCF as well as FDI and labor. However, a bi-directional causal relationship was seen between FDI and GCF. It was concluded that GCF, labor and FDI are significantly influential to economic growth in Nigeria.
The effect of foreign direct investment on agriculture production in Djibouti
This study experimentally investigates the effect of foreign direct investments on Djibouti's agricultural production. The researcher has chosen a sample of 34 years' worth of data collection records from 1980 to 2014 taken from Sesric's Djibouti Economic Data repository. By using fundamental correlation and deterministic models, econometric procedures are enhanced. Data have evaluatwaswere done and all variables were examined for their unit roots, and they were stationary in the first-difference model while they were non-stationary in the level model. Descriptive statistics tests, the LMS test, the data Unit root test, the ARDL model (ECM regression), the heteroskedasticity test, (Breusch Pagan Godfrey) Ramsey test, and model stability tests are also used. According to this research Agriculture production is the dependent variable while Foreign Direct Investment (FDI), labor, and capital act as the independent factors. The researcher has demonstrated in this research that foreign direct investment and the productivity of Djibouti's agricultural sector are directly linked based on the data.
The role of corporate governance in attracting foreign direct investment study the case of Iraq
Corporate governance is defined as setting the basic regulations for work and applying systems in business, thus attracting investments, organizing businesses, and achieving sustainable economic development. Several studies have been conducted to examine the factors affecting the foreign direct investment in Arab countries. However, most of them did not take into account the impact of corporate governance on foreign investment in Iraq. Therefore, this study attempts to determine whether corporate governance has a role in attracting foreign investments in Iraq based on several important variables such as gross domestic product, inflation, and the index of transparency and economic freedom in Iraq. This study relied on the ARDL model to study the long- and short-term relationship between corporate governance and foreign direct investment, where the level of stability of the study variables was studied first, and then the most appropriate degree of delay was determined for the study. The relationship between the variables and the long- and short-term relationship was studied according to the equations of the model. The study basically concluded that that there is a positive and significant impact of gross domestic product (GDP), and economic freedom (LE) on the FDI in the long run. We can also notice that there is a negative but not signtificant impact if Inflation, and Transparency International Corruption Perception Index on the FDI in the long run. We note by studying the short-term relationship between the variables of the study that all corporate governance variables affect foreign direct investment in Iraq in the short term, as the results have proven that Gross domestic product (GDP), has a positive and significant impact on the foreign direct investment, but Index of economic freedom (LE) variable affect Positively, but not significantly on the foreign direct investment in the short run.