Foreign capital investments
238 theses under this subject heading
Doğrudan yabancı yatırımların seçilmiş bankaların karlılığı üzerine etkileri
Az gelişmiş ülkelerde sermaye faktörünün az bulunması, bu ülkeleri ekonomik kalkınma çabaları içerisine sokmaktadır. Ticari anlamda giderek küreselleşen dünyada statülerini korumak ve risklerini en aza indirmek isteyen ülkeler, serbest piyasa ekonomisinden yararlanarak az gelişmiş ülkelere yatırım imkânı bulmaktadır. Yabancı sermaye yatırımları dışsal etki ve makroekonomik açısından da ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü ilgilendirmektedir. Öte yandan bankalar bir ekonomiye yön veren önemli finansal aracılardır. Sundukları bu aracılık hizmetleriyle piyasadaki fon arzını ve talebini arttırmaktadırlar. Bankacılık sektörünün karlılığı ekonomik yapı açısından önem arz etmektedir. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımların (DYY) Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren seçilmiş bankaların karlılığına etkisinin belirlemesi hedeflenmiştir. Bu anlamda 2005-2019 yılları arası faaliyet gösteren, farklı sermaye sahipliği olan 3 bankanın verileri incelenmiştir. Veriler bankaların bilanço ve gelir tablolarından hazırlanmıştır. Bankalar, mevduat bankalarından en büyük aktif büyüklüğe sahip kamu, özel ve yabancı sermayeli banka olmak üzere 2019 3. çeyrek dönem finansal verileri baz alınarak seçilmiştir. Çalışmada analiz yöntemi olarak zaman serileri kullanılmıştır. Banka karlılığını belirleyen ölçüt olarak net faiz marjı, aktif karlığı, özsermaye karlılığı çalışmanın bağımlı değişkenlerini oluşturmuştur. Toplam doğrudan yabancı yatırımlar (TDYY) değişkeninin yanı sıra banka karlılığını etkileyen bankaya özgü (içsel) ve makroekonomik (dışsal) faktörler de analize dahil edilmiştir. Banka karlılığına etkisi olduğu düşünülen içsel faktör olarak bankaların aktif toplamı, makroekonomik faktör olarak genel fiyat düzeyi, reel faiz oranı, reel gayrisafi yurtiçi hasıla oranları seçilmiştir. Çalışmada Kwiatkowski Pihillips Schmidt Shin (KPSS) ve Augmented Dickey Fuller (ADF) birim kök testleri yapılarak değişkenlerin durağanlıkları ölçülmüştür. Farklı derecede bütünleşik değişkenler arasındaki ilişki için Autoregressive Distributed Lag Bound (ARDL) yaklaşımı ile analiz sonuçlandırılmıştır. Doğrudan yabancı yatırımların bankaların aktif karlılığına ve özsermaye karlılığına pozitif yönde etkisi, net faiz marjına ise olumsuz yönde etkisi görülmüştür.
Türkiye'de doğrudan yabancı yatırımların gelir dağılımına etkisi
Bu çalışmada Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımların gelir dağılımına etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma 1980-2016 yılının verileri baz alınarak yapılmıştır. Çalışmada doğrudan yabancı yatırımlar, gayrisafi yurtiçi hasıla, dışa açıklık oranları ve gini katsayıları veri olarak kullanılmıştır. Bu araştırma için ARDL yöntemi kullanılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda doğrudan yabancı yatırımlar ile gelir dağılımı arasında pozitif ilişki çıkmıştır. Yani doğrudan yabancı yatırımlarda meydana gelen artışla birlikte gelir dağılımındaki eşitsizlikte artmaktadır. Gayri safi yurtiçi hasıla, gelir dağılımını olumlu etkilemektedir. Yani gayri safi yurtiçi hasılada meydana gelen artışta gelir dağılımındaki eşitsizliği azaltmaktadır. Dışa açıklık oranı, gelir dağılımını etkilememektedir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ekonomik kalkınma ilişkisi
II. Dünya savaşından itibaren önem kazanan kalkınma ekonomisinde azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin kalkınmayı başarabilmeleri için çeşitli teoriler ortaya atılmıştır. Fakat tüm teorileri baktığımızda, bu ülkelerin genel sorununun sermaye yetersizliği olduğu konusunda bir fikir birliği söz konusudur. Bu çalışmada, 1990-2019 dönemlerine ait yıllık veriler ile 88 ülkenin kalkınma endeksi ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki nedensellik ilişki araştırılmıştır. Yapılan nedensellik sonuçlarına göre, düşük gelir ve alt orta gelir düzeyini kapsayan gelir grubu için içeriye doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin bir nedeni olmadığı görülmektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için içeriye yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Diğer bir değişken olan dışarı yapılan doğrudan yabancı yatırımların düşük gelir ve alt orta gelir grubu için ülkelerin kalkınma düzeyinin nedeni olarak görülmemektedir. Fakat üst orta gelir ve yüksek geliri kapsayan gelir grubu için dışarıya yapılan doğrudan yabancı yatırımların ülkelerin kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir. Son değişken Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (yüzdelik değişim) her iki gelir grubu için kalkınma düzeylerinin nedeni olarak görülmektedir.
Foreign direct investment and macroeconomic stability: The Turkish case
This study investigates the relationship between foreign direct investment (FDI) and macroeconomic stability for Turkey. To represent the macroeconomic stability, two main variables are examined. The first of these is inflation rate that represents the economic stability in real sector and the second one is real exchange rate representing the stability in the financial sector. In addition to these variables; market size, openess to trade and financial development variables are used as control-transmission variables. Used data are mothly and include the term from 2003 January to 2015 April. Emprical methods used in the study are unit root tests, cointegration analyses, VECM model and Granger causalitytest. Obtained emprical results show that fluctuations in inflation and real exchange rate have a negative and permanent effect on FDI which means that instabilities occured in real and financial markets negatively affect the inward FDI. Therefore, Turkey which has enough potential to attract FDI, has to provide stabilitiy in its macroeconomic indicators to attract more amount of FDI.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının istihdam üzerine etkisi: 1970-2005 Türkiye üzerine bir uygulama
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin temel hedefi; kendi ekonomik göstergeleri ile kalkınmayı sağlamak, böylece gelişmiş ülkeler seviyesine gelerek varlıklarını sürdürmeyi amaçlamaktır. Kalkınma; düzenli yatırım, istikrarlı enflasyon yapısı ve ülkedeki işsizlik problemlerinin çözülmesiyle, yani istihdam faktörüyle sağlanabilir. Gelişmekte olan ülkelerde yüksek enflasyon, yüksek faiz, mali kaynak sıkıntıları kişileri ve kurumları çözüm arayışlarına yönlendirmiş, dışa açılma ve pazar arayışları ile birlikte yeni ekonomik alanlar bulunmaya, yatırımlar ile birlikte küresel bazda yüksek kazançlar oluşturulmaya yönelmiştir. Küreselleşen dünya düzeninde yerel şirketlerin yerini dünya şirketleri almış, dünya ortak bir Pazar haline gelmiş, şirketlerde bu pazarda yerlerini alma gayretine girmişlerdir. Küreselleşme ile birlikte yabancı sermaye yatırımlarının önemi artmıştır; bununla beraber doğrudan yabancı yatırımlarının avantajları ve dezavantajları tartışılmaya başlanmıştır.Doğrudan yabancı yatırımlarının avantaj ve dezavantajları üzerine tartışmalar yaşansa da yabancı sermaye yatırımları sürekli olarak artmaktadır. Günümüzde, az gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerde, doğrudan yabancı yatırımları finansal ve ekonomik hayatın önemli bir temel taşı olmuştur. Bu çalışmada doğrudan yabancı yatırımlarının çeşitleri, avantaj ve dezavantajları araştırılmaya çalışılmış, ülke ekonomileri üzerine etkileri özetlenmiştir.Araştırmamızın birinci bölümünde Doğrudan yabancı yatırımları'nın tanımı, kapsamı, teorileri, belirleyicileri ve etkilerinin incelemesi yapılmış, Türkiye'deki Doğrudan yatırımların tarihçesi üzerine kısa olarak değinilmiştir.İkinci bölümde İstihdam kavramı açıklanmaya çalışılmış, istihdam teorilerine ve türlerine değinilmiş, Türkiye'deki gelişimine ve genel görünümüne kısaca yer verilmiştir.Üçüncü bölüm ve son bölümde 1970-2005 yılları arasında Türkiye'deki doğrudan yabancı yatırımlarının istihdam üzerinde her hangi bir etki yaratıp yaratmadığı test edilmiştir. Çalışmada en küçük kareler yöntemi uygulanmıştır. İstihdam ve gayri safi milli hâsıladan, doğrudan yabancı yatırımlara doğru bir pozitif etkiye rastlanmıştır
Uluslararası sermaye hareketleri doğrudan yabancı sermaye yatırımları'nın ekonomik büyüme üzerindeki etkisi: Türkiye uygulaması
Küreselleşmenin hızla yaygınlaştığı 1990'lı yıllardan sonra, sermaye hareketleri dünya ekonomisinin en önemli olgularından biri haline gelmiştir. Birçok ülke de yaşanan liberalizasyon süreçleri, sermaye akımlarını mal ve hizmet ticaretinin çok ötesinde farklı bir boyuta taşımıştır.Bu gelişmeler sermaye akımlarının, ülke ekonomilerinde yarattığı hem olumlu katkılara hem de olumsuz etkilerine yönelik tartışmaların artmasına neden olmuştur. Özellikle de 1990'lı yıllarla beraber korumacı ekonomi politikaları izleyen gelişmekte olan ülkeler özelde ise Türkiye, dışa açılım sağlamış ve bu ülkelere giden sermaye akımları ağırlıklı olarak doğrudan yabancı sermaye yatırımları şeklinde olmuştur.Bu çalışmada, 1981?2007 yılları arasındaki veriler kullanılarak Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile Türkiye de ki ekonomik büyüme ve ekonomik büyümenin kaynakları arasındaki ilişki incelendi. Bu yapılırken uluslar arası sermaye hareketleri ve ekonomik büyümeye dair literatüre uygun teorik bir alt yapı oluşturuldu.Analiz kısmında; Başlangıçta parametrelerin yıllara göre değişim grafiklerine bakıldı daha sonra, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının etkilediği değişkenler olarak; ekonomik büyüme, tasarruf, yatırım, istihdam ve teknoloji ile doğrudan yabancı sermaye yatırımları arasındaki ilişki incelendi. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ile ilgili değişkenler (tasarruf, istihdam) arasında uygulanan regresyon analizi sonucunda ortaya çıkan sonuçlar yorumlandı.Anahtar Kelimeler: Uluslararası Sermaye Hareketleri, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Ekonomik Büyüme.
Dolaylı yabancı yatırımların ekonomiye etkisi: Türkiye örneği
Dünya genelinde, 1980'li yıllarda dünya gündemini yoğun bir şekilde meşgul eden konu finansal serbestleşme ve küreselleşme kavramıydı. Yaşanan bu süreçte; gelişmekte olan ülkeler(GOÜ) kalkınmalarını gerçekleştirebilmek için dış finansal kaynaklara duydukları gereksinim, gelişmiş ülkelerin kendi sermayelerine daha karlı yatırım olanakları yaratma istekleri ve finansal serbestleşmeye yönelik politikaların genel olarak benimsenmesi, uluslararası sermaye hareketlerinin büyük bir hız kazanarak önemli boyutlara ulaşmasına neden olmuştur.Bu çalışmanın amacı, özellikle küreselleşmeyle birlikte yatırımcıların, portföy çeşitlendirmesi yapmak ve riski azaltmak amacıyla portföylerine yabancı hisse senetlerini dahil etmesiyle birlikte, Türkiye ekonomisinde de 24 Ocak 1980 Kararları ile dışa açılma ve serbestleşme süreciyle devam eden ve 1989 yılında sermaye hareketleri üzerindeki bir takım kısıtlamaları kaldırarak, uluslararası finansal sermaye akımlarına açılmasıyla, Türkiye ekonomisine girmiş olan dolaylı yabancı yatırımlarının (tahvil ve hisse senedi bazında), seçilmiş makroekonomik değişkenler üzerindeki etkisini ekonometrik yöntemler çerçevesinde analiz etmektir.Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak yabancı sermaye kavramı açıklanmıştır. Bu bölümde, yabancı sermaye kavramsal olarak tartışıldıktan sonra sınıflandırılması ve türleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu tür sermaye girişinin nedenleri ve ülke ekonomilerine etkileri yine birinci bölüm içerisinde alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise, dolaylı yabancı yatırımların; tanımı, çeşitleri, nedenleri alt bölüm olarak incelenmektedir. Ayrıca dünyadaki dolaylı yabancı yatırımların yıllar itibariyle gelişimi, ülke ekonomilerine etkileri açıklanmıştır. Bu bölümde, Türk finans piyasalarının dışa açılım süreci, Türkiye'ye yönelik dolaylı yatırımları, bu yatırımların nedenleri ve etkileri alt başlıklar olarak incelenmektedir.Çalışmanın üçüncü bölümünde, sermaye hareketleri çerçevesinde Türkiye'ye gelen hisse senedi ve tahvil bazındaki portföy yatırımlarının; seçilmiş makroekonomik değişkenler(kişi başına milli gelir, GSYIH, fiziksel yatırımlar, dış ticaret, ithalat, ihracat ve faiz) üzerindeki etkileri, 1989-2007 yıl aralığında çoklu regresyon analizi yardımıyla test edilmiştir ve yapılan analiz sonucunda dolaylı yabancı yatırımların söz konusu göstergeler üzerinde(faiz dışında) olumlu yönde etki yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dolaylı Yabancı Yatırımlar, Ekonomi, Türkiye.
Dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları: Türkiye örneği
Dolaysız yabancı sermaye yatırımları, genel olarak yatırım yapılan ülkelerde kalkınma ve gelişme sağlamaktadır. Bu sebeple de ülkeler açısından önemli bir dış kaynak olarak görülmektedir. Bu doğrultuda ev sahibi ülke dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla çok sayıda teşvik politikası uygulamaktadır. Uygulanan bu politikalar hem ev sahibi ülkenin gelişmesi açısından hem de yatırımcının kazanç sağlaması açısından önemli görülmektedir. Özellikle sanayileşmiş ve sanayileşmekte olan ülkeler arasında tasarruf-sermaye yetersizliği nedeniyle var olan kalkınmışlık farkı dolaysız yabancı sermaye yatırımları ile giderilmeye çalışılmaktadır. Sanayileşmekte olan ülkeler genellikle sermaye kıtlığı yaşadıkları için uzun vadede dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına daha çok önem vermektedirler. Bu amaçla da teşvik politikaları uygulamaktadırlar. Son yıllarda ön planda olan teşvik politikası ise vergi teşvik politikasıdır. Bu politika ile sanayileşmekte olan ülkelerde yatırımlar özendirilerek ülkenin gelişmesini sağlamak ve ülkeye teknoloji transferi, yönetim bilgisi götürmek amaçlanmaktadır. Bu tez, Türkiye'nin gelişme sürecinde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının önemini vurgulamak ve bu gelişmeye katkıda bulunacak şekilde dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik uygulanan vergi teşvik politikalarındaki eksiklikleri tespit etmek ve bu eksiklikleri ortadan kaldıracak çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Yapılan bu araştırmada, dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'de hangi alanlarda daha çok önem arz ettiğinin ve bu yatırımlar için ülke yöneticilerinin yapması gereken uygulamalarının belirlenmesi temel öneme sahiptir. Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının istenilen düzeyde olmaması ve bu sorunun sonucu olarak dolaysız yabancı sermayeyi çekmek amacıyla uygulanılması gereken politikaların belirlenmesi Türkiye'nin ekonomik gelişimi açısından son derece önemlidir. Türkiye'nin ekonomik gelişimini sağlamak açısından dolaysız yabancı sermaye yatırımlarını ülkeye çekmek amacıyla uygulanan teşvik politikalarının yeterli olup olmadığı, yeterli değilse neler yapılması gerektiği ortaya konulmalıdır. Bu bağlamda yapılan bu çalışmada, Türkiye'nin dolaysız yabancı sermaye yatırımlarına yönelik vergi teşvik politikaları incelenmektedir. Son yıllarda Türkiye uygulamış olduğu politikalarla yabancı yatırım konusunda iyi bir düzeye gelmektedir. Ancak bu durum, istenilen seviyede olmamaktadır. Bu yönüyle çalışma, Türkiye'nin yabancı yatırımları çekmek amacıyla alması gerektiği önlemleri açıklamaktadır. Ayrıca Türkiye'de dolaysız yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi de 1980 öncesi ve 1980 ve sonrası şeklinde bir ayrıma gidilerek incelenmektedir.Anahtar Kelimeler: Dolaysız Yabancı Sermaye Yatırımları, Vergi Teşvik Politikaları, Çokuluslu Şirketler
Ülke riskinin doğrudan yabancı yatırımlara etkisi (1984-2003 dönemi Türkiye değerlendirmesi)
ÖZET Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ülkemiz için, şu anda içinde bulunduğu problemlerden biri, potansiyeli olduğu halde yıllardır arzu edilen düzeyde yabancı yatırım yapılmamış olmasının yanında bu durumun ilerleyen yıllarda devam etme olasılığıdır. Yabancı yatırımcıların bir ülkeye yatırım karan alırken, dikkat ettiği birçok değerlendirme kriteri vardır. Bunların başında ülke riski gelmektedir. Ülke riski, ekonomik, politik ve fınansal koşullardan kaynaklanan bütün olumsuzlukları kapsamaktadır. Doktora Tezi olarak sunduğum çalışmamda ülkemiz için ülke riskinin doğrudan yabancı yatırımlara ve gayri safî milli hasılaya etkisini 1984 ile 2003 yılları arasında değerlendirmeye çalıştım. Tezimin birinci bölümde ilk olarak doğrudan yabancı yatırımları açıklamaya yönelik kuramlar incelenmiş, doğrudan yabancı yatırım türleri üzerinde durulmuş, doğrudan yabancı yatırımların ülke ekonomileri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmelerin ardından ülkemizde yabancı yatırımlara yönelik son düzenlemeler üzerinde durulmuş ve Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütünün yayınlamış olduğu 2004 Dünya Yatırım Raporundan alınan Türkiye'ye ait veriler doğrultusunda performansımız ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ülke riski tanımlanmış, ülke riski değerlendirmelerinin tarihi gelişimi üzerinde durulmuş, ülke riski ölçümünde hangi kriterlerin değerlendirildiği ve nasıl değerlendirildiği detaylı olarak incelenmiştir. Bu değerlendirmelerin ardından önde gelen uluslararası ülke riski derecelendirme kuruluşlarının ülke riski analizinde kullandığı başlıca faktörler incelenmiştir. Çalışmamın son bölümünde ise seçilmiş olan PRS-ICRG ülke riski derecelendirme kuruluşu metodolojisi tanıtılmış ve bu kuruma ait metodoloji ve veriler doğrultusunda ülkemizin ülke riski değerlendirmesi yapılmıştır. Son olarak bu bölümde ülke riski faktörleri ile doğrudan yabancı yatırımlar ve GSMH değerleri arasındaki ilişki korelasyon ve regresyon analizleri kullanılarak sorgulanmış ve hangi faktörlerin ne oranda doğrudan yabancı yatırımları etkilediği tespit edilmeye çalışılmıştır.
Gelişen ekonomilerde doğrudan yabancı yatırımlara dayalı teknoloji transferinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin incelenmesi
Standart neoklasik teoriye göre, ülkeler arasındaki uzun vadeli büyüme oranlarındaki farklılıklar, yalnızca dışsal olarak verilen TFV büyüme oranlarındaki farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Öte yandan, içsel büyüme teorisi, bir teknoloji transfer mekanizması olarak doğrudan yabancı yatırımın, sermaye birikimi üzerindeki etkisinden çok TFV üzerindeki etkisiyle uzun vadeli büyümeyi etkileyebileceğini savunmaktadır. İçsel büyüme teorilerinde, teknolojik ilerleme dışsal bir faktör olarak değil, araştırma, geliştirme ve yeniliğe yapılan bilinçli yatırımın bir sonucu olarak kabul edilir. Teknolojik gelişmeler, girdilerin daha verimli kullanılmasına ve mal ve hizmet üretmenin yeni yollarının yaratılmasına olanak sağlayarak TFV'yi artırmaktadır. Bu bilgiler ışığında, bu tezin amacı doğrudan yabancı yatırımların toplam faktör verimliliği üzerindeki etkilerinin gelişmekte olan ülkeler için incelenmesidir. Bu doğrultuda, doğrudan yabancı yatırımların, patent sayılarının, beşeri sermayenin, ticari açıklığın ve tüketici fiyat endeksinin toplam faktör verimliliği üzerindeki etkisi 1990-2019 periyodu ve 10 gelişmekte olan ülke (Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Meksika, Malezya, Filipinler, Tayland, Türkiye ve Güney Afrika) için panel FMOLS katsayı tahmincisi aracılığıyla incelenmektedir. Daha sonra, değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi panel VEC Granger nedensellik testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, uzun dönemde, teknolojik gelişimin, beşeri sermaye birikiminin ve ticari açıklığın faktör verimliliğine katkılarının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Buna karşın, tüketici fiyat endeksindeki artışın faktör verimliliğini azalttığı tespit edilmektedir. Doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın faktör verimliliğini arttırdığı görülmektedir. Son olarak, doğrudan yabancı yatırımlardaki artışın, teknoloji transferi aracılığıyla faktör verimliliği üzerindeki etkisini gözlemlemek amacıyla, doğrudan yabancı yatırımlar ile teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki bütünleşik etkisi incelenmiştir. Buradan elde edilen bulgu, yabancı yatırımlardaki artışın, teknolojik gelişimin faktör verimliliği üzerindeki pozitif etkisini tetiklediğine işaret etmektedir.
Geçiş ekonomilerinde yabancı sermaye yatırımları ve Kırgızistan örneği
Son 20 yıl içeresinde doğrudan yabancı sermaye yatırımların (DYSY) dünyada ve özellikle geçiş ekonomisi olarak adlandırılan ülkelerde ekonomik gelişme, büyüme ve kalkınma süreçleri üzerinde önemli bir etken haline gelmiştir.Bu çalışmanın amacı, DYSY'ların ülke ekonomilerinin gelişmesini ne şekilde etkilediği ve özellikle geçiş ülke ekonomileri açısından, DYSY'ları çekmek için gerekli altyapının oluşturulması açısından ülke ekonomisinde ne tür reformların ve yeniliklerin yapılması gerektiği ile ilgili bilgi verilmeye çalışılmıştır.Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) geçmişte ve günümüzde birçok ülkenin iktisadi anlamda gelişme sürecinde önemli bir rol oynamıştır. Bunun temel nedeni az gelişmiş (AGÜ) ve geçiş ekonomi ülkelerinin (GEÜ) hem gelişme süreçlerine başlayabilmeleri hem de istikrarlı kalkınmalarını sürdürebilmeleri için iç kaynakların yanında, dış kaynaklara da gereksinim duymalarıdır. Özellikle, yatırım kaynakların olmaması kısır döngüsünü kırarak dışa kapalı bir ulusal ekonomi modelinden çıkarak diğer dünya ekonomileri ile liberalleştiğinde, başka bir ifade ile dışa açık bir ekonomi haline dönüştügünde, ülke içi yatırımlar yabancı sermaye ile de finanse edilebilir konuma gelmektedir. Bu bağlamda yapılan çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımları kapsamında geçiş ekonomi ülkeleri tanımı ve piyasa yapıları ile ilgili teorik tanımlar verilmiştir. DYSY'ların GEÜ'lerine girişin sağlanması için bu ülkelerin özellikleri çerçevesinde gerekli yasal altyapı, uygulanması gereken teşvik politikası ve bölgesel yapılanma gibi konularda gerekli çözüm tavsiyeleri tespit edilmiştir.Bir geçiş ekonomi ülkesi olan Kırgızistan örneğinde DYSY'ların ülke sektörleri bazında ve ülkenin makro ekonomik bazında analiz yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda DYSY'ların Kırgızistan örneğinde, bir geçiş ekonomi ülkesi olarak gelişmesi, büyümesi ve kalkınmasında önemli bir rol oynadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımları, geçiş ekonomi ülkeleri, mukayeseli sektöreler analiz ve ekonomik gelişme ve büyüme.
Makroekonomik nicel göstergelerin yabancı yatırım üzerindeki etkisinin ölçülmesi 2003'ten 2018'e Irak vaka çalışması
Yabancı yatırım, özellikle küresel ticaretin serbest hale getirilmesine ilişkin yasaların çıkartılması, iletişimde devrim sayılan gelişmelerin yaşanması ve sermaye hareketinin kolaylaşması sonrasında dünyanın çoğu ülkesi için acil bir gereklilik haline gelmiştir. Buna ek olarak birçok ülke, dış ticaret açılımlarını gerçekleştirmek ve ticaretin serbestleştirilmesi (özellikle gümrük kanunları) gibi hususlarda uyum sağlayabilmek adına Dünya Ticaret Örgütü'ne girme çabasındadırlar. Bu çalışmanın amacı, Irak'taki yabancı yatırımları etkilediği düşünülen, döviz kuru, enflasyon ve GSYH değişkenleri ile yabancı yatırım arasındaki ilişkiyi göstermektir. Araştırmada yöntem olarak zaman serisi grafiklerinden faydalanılmıştır. Sonuçlar Irak ekonomisinde doğrudan yatırımların ekonomik parametrelerden çok güven ve istikrar ile alakalı olduğunu göstermiştir.
Yatırım teşviklerinin uluslararası ticaret ve doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkileri
Ülke ekonomilerinin geliştirilmesi ve kalkınması aşamalarında uygulanan politikalar, kamu kaynaklarının adil olarak bölüşülmesi ve tabanına yayılması açısından devlet teşvikleri önemli bir yere sahiptir. İktisadi açıdan gelişmenin en önemli faktörlerinden biri de ülkeye yapılan doğrudan yatırımlardır. Doğrudan yabancı yatırımlar, değişen küresel ekonomik yapılarla birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde etkili olmuştur. Ekonomik sorunlarının başında gelen sermaye yetersizliğini, gelişmekte olan ülkeler yabancı yatırımları ülke ekonomilerine davet ederek çözüm arayışına yönelmişlerdir. Bu yönelme sonucunda gelen uluslararası dogrudan yatırımlar gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinin gelişimine hız kazandırmıştır. Türkiye doğrudan yabancı yatırımlar açısından geniş içerikli yatırım teşvik programlarını yapısında bulundurmaktadır. Doğrudan yabancı yatırımları ülke ekonomisine çekerek entegre edebilmek ve uluslararası ekonomik sistemde rekabet sağlayabilmek için teşvik programlarının da artırılması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, yatırım teşvik politikalarının uluslararası ticaret ve dogrudan yabancı yatırımlar üzerinde artırıcı etkiye sahip olup olmadığı konusu analiz edilmiştir. Bu doğrultuda, Türkiye'de gerçekleşen yatırım teşvik dosyası sayıları, ihracat rakamları ile doğrudan yabancı yatırım rakamları 2001–2021 yılları arasındaki çeyreklik dönemler halinde oluşturulan veriler kullanılarak zaman serisi modeli kurulmuştur. Oluşturulan modelde yapısalkırılmalı birim kök testi sonucunda, güvenilir ülkeye doğru seyretme özelliği ile bilinen doğrudan yabancı yatırımların Türkiye'deki yapısal dönüşümlerden hem de küresel salgın gibi şoklardan etlilendiği görülmüştür. Yapılan eşbütünleşme testinde doğrudan yabancı yatırımlarve ihracat arasında uzun dönemli ilişki olduğu görülmektedir. ihracat ile desteklenen ekonomik büyüme ve yatırım teşvikleri vasıstasıyla Türkiye'ye gerçekleştirilen doğrudan yabancı yatırımların özendirilebileceği bir ilişkinin olduğu ortaya koyulmuştur.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve Türkiye
Gelişmekte olan ülkelerin, kalkınmalarını gerçekleştirebilmek için, ihtiyaç duydukları sermaye birikimini sağlayan araçlardan birisi olarak doğrudan yabancı sermaye yatırımları, teknolojik yenilik ve yönetim bilgisiyle rekabeti geliştirip istihdam yaratmak, ödemeler dengesi açıklarının kapatılmasında, büyüme ve ekonomik kalkınmanın finansmanında önemli katkılar sağlamaktadır. Bu nedenle doğrudan yabancı sermaye yatırımları, gelişmekte olan ülkeler için değerlendirilmesi gereken önemli unsurlardan biridir.Bu çalışmada, doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve Türkiye ekonomisi açısından gelişmeler analiz edilmeye çalışılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünü doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını yönlendiren faktörler oluşturmaktadır. Firmaları kendi ülkeleri dışında yatırıma yönlendiren nedenlerin daha iyi anlaşılabilmesini sağlamak için bu bölümde öncelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri, avantajları ve dezavantajları üzerinde durulmakta, daha sonra doğrudan yabancı sermaye yatırımı teorileri ve son olarak ta doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkeye giriş yolları açıklanmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde dünyada ve gelişmekte olan ülkelerde doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tarihsel gelişimi ve günümüzdeki durumu sektörel ve bölgesel olarak incelenmektedir. Üçüncü bölümde ise özellikle 1980 sonrası dönemde Türkiye'ye giren ve Türkiye'den çıkan doğrudan yabancı sermaye yatırımları bölgesel ve sektörel olarak analiz edilmektedir.Türkiye ekonomisi doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına karşı olumsuz bir tutum sergilemeyen, liberal mevzuata sahip bir ülkedir. Ancak doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekme potansiyeli açısından, sahip olduğu potansiyelin oldukça gerisinde kalmaktadır. Ayrıca ülkemize gelen yabancı sermayenin reel yatırım yerine daha çok özelleştirmeler, şirket birleşmeleri ve gayrimenkul alımı gibi alanlara yönelmesiyle yabancı sermayeden beklenen olumlu etki yetersiz kalmıştır. Bu bağlamda başarısızlığa yol açan etkenlerin araştırılması ve çözüm yoluna gidilmesi önem arz etmektedir. 1980'li yıllardan itibaren Türk firmalarını yurtdışında yatırım yapmaya yönlendiren nedenler ise araştırılması gereken bir diğer konudur. Çok fazla üzerinde durulmasa da son dönemlerde Türkiye'nin yurtdışı yatırımları giderek artmaktadır. Sermayenin yetersiz olduğu, dolayısıyla yabancı sermayeyi kendine çekebilmek için çeşitli reformlar yapan ülkemizde Türk firmaların yurtdışı yatırımları sermaye kaçışı olarak değerlendirilmektedir. Türk dış yatırımları etkinliğinin artırılması için yurtiçi yatırımların da teşvik edilmesi gerektiği ve dış yatırımların bir kamusal politikaya dayandırılması gerektiği görülmektedir.Anahtar Kelimeler:Sermaye Hareketleri, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Sermaye İhracı, Gelişmekte Olan Ülkeler, Türkiye Ekonomisi
Yabancı sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeye etkisi: Türkiye üzerine bir uygulama
Ülke ekonomilerinin istikrarlı bir kalkınma düzeyine erişmek için ihtiyaç duydukları yatırımların kaynağı tasarruflardır. Gelişmekte olan ülkelerde ise tasarruf oranları düşüktür. Bu nedenle ekonomik kalkınmalarını sağlayabilmek için yabancı sermaye'ye başvurmaktadırlar.Türkiye'de Ekonomik kalkınmasını gerçekleştirebilmek için 1989 yılında 32 sayılı kararname ile yabancı sermaye hareketlerini serbestleştirmiş, fakat buna rağmen yeterince yabancı sermaye çekememiştir. Giriş yapan yabancı sermaye içinde de doğrudan yatırımlara ait payın düşük kaldığı, sermaye girişlerinin büyük bir bölümünün spekülatif nitelikli sıcak para ve borç yaratan öğelerden oluştuğu görülmektedir. Bu tür sermaye girişleri ise ekonomik büyümeyi olumsuz etkilemektedir.Bu yüksek lisans tezinde amaç, Ülkemize giren farklı yapıdaki yabancı sermaye hareketlerinin ekonomik büyümeye etkilerini ADF birim kök testi ve Granger nedensellik testini kullanarak test etmektir. Yapılan Granger nedensellik testlerine göre Portföy yatırımları (PYSA)'dan, gayri safi sabit sermaye yatırımlarına (SSSA), cari işlem dengesi (NXSA), toplan yurtiçi tasarruflar (SSA), ithalat (MSA), ihracat(XSA) ve ara malı ithalatı (MRSA) arasında tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmuştur. Fakat en güçlü ilişki (PYSA)'dan, (SSSA)'ya doğrudur. Bu testlerde hem GSYİH'ya oranlanmış, hem de GSYİH'ya oranlanmamış serilerde PYSA'dan, SSSA'ya doğru % 95 olasılıklı nedensellik vardır. Bu sonuç SSSA yatırımlarının, PYSA'ya (özelikle spekülatif nitelikli kısa vadeli sıcak para) bağımlı hale geldiğini göstermektedir. Nitekim yetersiz yurtiçi tasarruflara rağmen, yatırımlar PYSA'nın giriş yaptığı dönemlerde artmış, çıkış yaptığı dönemlerde ise azalmıştır. Fakat yüksek reel faiz ve düşük döviz kuru kullanılarak, yoğun bir şekilde girişi sağlanan bu sermaye türü, faizlerinin geri ödeme dönemlerinde ekonomiye büyük yük getirmekte, spekülatif nitelikli olması nedeniyle de herhangi bir olumsuzluk durumunda çıkış yaparak ekonomik krizlere neden olmaktadır. Spekülatif nitelikli sermayenin ulusal ekonomiye yoğun şekilde girmesi, yüksek reel faiz, siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklarla birleşerek, doğrudan yatırımları dışlamıştır. Spekülatif nitelikli sermaye girişleri ile açıkların finanse edilmesi, ekonomik sorunlar için geçici bir çözümdür.Anahtar Kelimeler: Ekonomik Büyüme, Tasarruf, Sabit Sermaye Yatırımı, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Portföy Yatırımları, Cari Açık
Yabancı sermayeli bankaların Türk bankacılık sektörüne etkilerinin değerlerndirilmesi
Dünya'da hızlanan küreselleşme akımlarıyla beraber mal ve hizmetler sınır ötesine hareket etmeye başlamış ve uluslar arası yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkelerde 1990'lı yıllarla beraber önemli derecede artış göstermiştir. Mal ve hizmet hareketlerinin uluslar arası nitelik kazanması mali piyasaların da dış piyasalara açılımını zorunlu hale getirmiş, mali piyasaların en önemli oyuncusu olan bankalar da dünyadaki trende, öncesinde müşterilerini memnun etmek sonrasında etkin ve karlı olabilmek üzere uymuşlardır. Uluslar arası bankacılık yatırımlarının ulusal piyasalarda artış göstermesinin karşılıklı pozitif etkileri olmakla beraber, ev sahibi ülkeler açısından bazı sakıncaları da olabilmektedir. Ekonomik ve finansal istikrara katkı sağlanması, yeni bankacılık ürünlerinin ve teknolojilerinin artması, gözetim ve denetim uygulamalarının gelişmesi, kalitenin yükselmesi yabancı bankaların başlıca önemli avantajları olarak görülmektedir. Finansal sistemde daha fazla yabancı varlığının başlıca muhtemel sakıncaları olarak da küçük ve orta ölçekli işletmelerin kredi imkânlarından dışlanabilmesi, yerel bankaların daha riskli alanlarda faaliyet gösterme ihtimalleri, yabancı bankaların kriz dönemlerinde ulusal piyasadan çıkabilmeleri ve ulusal politikalara uymayabilmeleri gösterilebilir. Özellikle kriz dönemlerinde yabancı bankaların davranışlarında değişiklik görülebilmekte, ulusal piyasalara muhtemel etkileri daha şiddetli veya farklı yönde olabilmektedir. Bu çalışmada yabancı bankaların, bankacılık sektörünün finansal yapısı üzerindeki etkilerinin incelenmesinde finansal oran göstergeleri kullanılarak, zaman içindeki değişimlerin banka grupları bazında gözlenmesi amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Küreselleşme, Yabancı Bankacılık Yatırımları, Kriz, Finansal Rasyolar
Dünya ekonomisinde bütünleşme ve çok uluslu şirketler ilişkisinin ekonomik coğrafya açısından değerlendirilmesi
1980 sonrasında yaşanan bütünleşme sürecine rağmen, dünya genelinde iktisadi faaliyetlerin giderek daha fazla belirli merkezlerde toplandığı görülmektedir. Dünya ekonomisi merkez ve çevre biçiminde bir yapı sergilemekte ve iktisadi faaliyetler dünya çapında eşit dağılmamaktadır. İktisadi faaliyetlerin belirli bölgelerde yığılması olgusu iktisadi araştırmalarda ekonomik coğrafyayı göz önüne almayı gerekli kılmaktadır. Ekonomik coğrafya temel olarak iktisadi faaliyetin mekânsal dağılımının ne olduğu sorusuyla ilgilenmektedir. Son yıllarda mekânsal konulara artan ilginin temel kaynağı ise Yeni Ekonomik Coğrafya olarak adlandırılan araştırma programıdır. Yeni Ekonomik Coğrafya yaklaşımıyla birlikte mekânsal konular üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. Bunun yanında, ana akım dışında kalan heteredoks coğrafya yaklaşımları da mevcuttur.Bu çalışmanın temel amacı dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme sürecinin mekânsal yansımalarını, süreç içerisinde çokuluslu şirketlerin rolünü ve şirketlerin yerleşim yeri tercihlerini etkileyen faktörleri ekonomik coğrafya yaklaşımlarıyla araştırmaktır. Çalışmamız iki ana bölümden meydana gelmiştir. Dünya ekonomisinde yaşanan bütünleşme süreçlerinin mekânsal yansımalarını ve çokuluslu şirketlerin son dönemlerde artan rolü ilk bölümün konusunu oluşturmuştur. Çalışmanın ikinci bölümünde, iktisadi faaliyetlerin eşitsiz coğrafi dağılımının nedenleri ve çokuluslu şirketlerin yerleşim yeri tercihlerindeki rolü hem teorik hem de deneysel olarak incelenmiştir. Deneysel analizden elde edilen sonuçlar genel olarak Yeni Ekonomik Coğrafya modelinin çıkarsamalarıyla uyumluluk göstermiştir. Ancak, deneysel tahminlerin farklı bir teorik perspektiften de sorgulanmıştır. Sonuç olarak, bu çalışmada kapitalist dünya ekonomisinin her döneminde neyin nasıl üretileceğinin kararının sermayenin birikmek ve yeniden birikmek için gerekli kâr arayışları doğrultusunda gerçekleştiği, 1970 sonrası dönemde ise sermayenin çokuluslu şirketler olarak somutlaştığı ve küreselleşen dünya pazarında üretim kararlarının çokuluslu şirketlerin kâr maksimizasyonu hesapları ve buna yönelik stratejileri çerçevesinde belirlenmekte olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yeni Ekonomik Coğrafya, Yerel Piyasa Etkisi, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Çokuluslu Şirketler, Mekânsal Düzenleme
The impact of some macroeconomic variables on FDI inflows in the selected countries during the period (2000-2014) panel-data model
The study examined the determinants of foreign direct investment inflows to the selected countries (Malaysia, Singapore, Saudi Arabia, and Turkey) by using Panel-Data Model. The main objective of this study was to find out the major macroeconomic determinants of foreign direct investment in these countries during the period 2000 - 2014. According to empirical results all the variables Political stability, BOP, Inflation rates, and Exchange rate was statistically significant with high significant levels and considered as an important determinants of FDI flow to these countries, except economic growth variable. In this study we initially tested the unit root test, which includes test of Augmented Dickey-Fuller (ADF) and Phillips-Perron (PP) test, this test is used to find out stationarity degree in time-series of economic variables under study, according to ADF test and PP test with a constant and a general trend, that all data (time-series) integrated and stable and do not suffer from unit root and other test such as Pooled OLS Regression test; Fixed effect model; Random effect model; Hausman test; diagnostic tests and Heteroscedasticity test. Based on the findings we recommend that policies that encourage foreign direct investment such as provide the political stability case, improve the situation of the balance of payments, moderate exchange rate depreciation, the stability of inflation rates, should be implemented. Key words: FDI Inflows, Macroeconomic variables, Panel data, Unit Root, Political stability.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımları ve ekonomik bütünleşmeler: Türkiye üzerine bir uygulama
Gelişmekte olan ülkeler ve azgelişmiş ülkelerin ekonomik büyüme ve kalkınmalarını gerçekleştirmelerinde önemli bir dış kaynak olan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının bu ülkelere yönelmesinde birçok faktör etkilidir. Ekonomik entegrasyonlara üyeliğin bu yatırımlar üzerindeki rolü ise son yıllarda üzerinde oldukça fazla durulan bir konudur. Bu çalışmada temelde doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerinde ekonomik entegrasyon bölgelerine üyeliğin etkisi araştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada gerek teorik gerek ise uygulamalı literatürden sağlanılan bir model eşliğinde, Türkiye'de 1974- 2015 dönemine ait yıllık veriler ile birim kök, eşbütünleşme ve hata düzeltme modeli kullanılarak ekonomik entegrasyonlara üyelik sürecinin bir göstergesi olarak Avrupa Birliği ve Türkiye arasında 1995'te imzalanan Gümrük Birliği Anlaşması'nın Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Gümrük birliğinin etkisi modele kukla değişken olarak eklenmiştir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını etkileyen diğer faktörlerden piyasa büyüklüğünün göstergesi olarak gayri safi yurtiçi hasıla, işgücü maliyetlerinin göstergesi olarak asgari ücret ve ekonomik istikrarsızlığın göstergesi olarak enflasyon oranı değişkenleri de modele dahil edilmiştir. Modelin tahmini sonucunda, gümrük birliğine üyeliğin Türkiye'ye gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını pozitif etkilediği görülmüştür. 1996 yılı ve sonrasında 1996 öncesine göre Türkiye'ye gelen bu yatırımlarda artış görülmektedir.
Politik sistemlerin doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına etkisi
Günümüzde hızla artan küreselleşmenin etkisiyle Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları (DYSY) ülkeler için vazgeçilmez bir yatırım unsuru haline gelmiştir. Özellikle ekonomik büyüme ve kalkınma için önemli olan DYSY, yöneldiği ülkelere sermaye, bilgi ve teknoloji birikimi, beceri, teknik bilgi (know-how), piyasaya giriş ve istihdam fırsatları sağlamaktadır. Bu nedenlerden dolayı hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler DYSY'yi arttırmak için birbirleriyle rekabet etmektedirler. Bu noktada DYSY'nin belirleyicilerinin neler olduğu önem kazanmaktadır. Konuya ilişkin literatürde DYSY'nin politik ve ekonomik belirleyicilerinin ön planda olduğu gözlenmektedir. Bu çalışma ise DYSY'nin politik belirleyicilerinden olan ve ülkelerin yönetim şekillerini ifade eden politik sistemler ve beraberinde politik istikrarsızlık kavramının DYSY üzerindeki etkisini ele almaktadır. Bir ülkenin demokratik, otokratik ya da karma yönetim şekline sahip olmasının o ülkeye yönelen DYSY üzerinde bir etkisi olup olmadığının araştırılması çalışmanın esas amacını oluşturmaktadır. Çalışmada DYSY'nin politik belirleyicilerinin yanı sıra ekonomik belirleyicileri de incelenmekte; GSYİH büyüme oranı, kişi başına GSYİH, dış ticaret hacmi, enflasyon seviyesi, altyapı yatırımlarına verilen önem, ucuz işgücü ve sahip olunan doğal kaynak miktarı DYSY'yi etkileyebilecek ekonomik değişkenler olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede World Bank ülke gruplamasına göre orta gelir düzeyine sahip 48 ülke 1998-2015 yılları arasındaki 18 yıllık dönemde panel veri analizi ile ele alınmaktadır. Çalışmadan elde edilen ampirik sonuçlar ekonomik büyüme oranı yüksek olan, aynı zamanda büyük piyasalara ve bol miktarda doğal kaynağa sahip olan ülkelerin DYSY için daha cazip olduğunu vurgulamakta; ülkelerin yönetim şekillerinin ve politik istikrarsızlığın ise DYSY üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmektedir.
Yolsuzluk ve yabancı sermaye ilişkisi: Panel veri analizi
Bu çalışmada yolsuzluk ile yabancı sermaye akımları arasındaki ilişki incelenmiştir. Kuramsal çalışmalara göre yolsuzluk iktisadi işleyişi olumsuz ya da olumlu etkileyebilmektedir. Yolsuzluk kaynak israfına yol açabilmekte veya bürokratik çalışmaları hızlandırarak iktisadi faaliyetleri hızlandırabilmektedir. Yabancı sermaye kazanabileceğini düşündüğü ülkeleri tercih etmektedir. Dolayısıyla yolsuzluğun şiddeti yabancı sermaye akımını etkileyebilir. Bu çerçevede çalışma 2000-2016 yılları arası, seçilen 35 ülke üzerinden oluşturulmuştur. Çalışmada panel regresyon analizi ve Granger nedensellik testi yöntemleri kullanılmıştır. Panel regresyon analizi tahmin sonucunda modeli oluşturan 35 ülke için yolsuzluktaki artışın doğrudan yabancı yatırımları olumlu etkilediği, toplam yabancı sermaye yatırımlarını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Yolsuzluk ve portföy yatırımları arasında ise istatistiki olarak ilişki bulunamamıştır. Granger nedensellik testi sonuçlarında yolsuzluk ve toplam sermaye arasında nedensellik ilişkisinin olmadığı, yolsuzluktan doğrudan yabancı yatırımlara doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu ve yolsuzluk ile portföy yatırımları arasında çift yönlü nedensellik ilişkisinin olduğu tespit edilmiştir. Buradan yolsuzluğun tüm yabancı sermaye türleri üzerinde etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. En güçlü ilişki yolsuzluk ile doğrudan yabancı sermaye arasında bulunmuştur.
The importance and determinants of foreign direct investment for African countries
The purpose of this thesis is to investigate the importance and the determinants of FDI inflows to Africa. The determining variables used for this thesis includes GDP which is a proxy for market size, trade which is also a proxy for openness to trade, nominal exchange rate and natural resources. This thesis used a regression analysis on a panel data of 10 countries for the period of 2001 to 2016. The empirical results for FMOLS indicated that all variables are statistically significant at 5 percent level of significance. However, DOLS empirical results indicated that natural resources do not affect the inflow of FDI to African countries. There is need to further exploit data to find more information about the determinants of FDI flows to African countries as it is an essential component for the economic growth. In addition, there is need for Africa to create a good business environment with less instability of macroeconomic indicators such as exchange rate and inflation. There is also need for Africa to shift from the mineral extraction sectors to the industrial sector; this will help to diversify the economy. This thesis brings understanding that, some investors are not resource seeking rather have different investment objectives such as market seeking. This is shown by the results presented by both FMOLS and DOLS for natural resources. Keywords: Africa, foreign direct investment, natural resources, theories of foreign direct investment.
Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın belirleyicileri: Ekonometrik bir analiz
Bu çalışmada Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın belirleyicileri; 14 bankanın, 2007-2017 dönemi yıllık verileri kullanılarak, panel veri analizi yöntemiyle araştırılmıştır. Çalışmada serilerin durağanlıkları LLC ve IPS panel birim kök testleriyle incelenmiş ve bütün serilerin I(1) düzeyinde durağan oldukları belirlenmiştir. Modellerde yer alan seriler arasında eşbütünleşme ilişkisinin varlığı, Perron (2004) yöntemiyle araştırılmış ve serilerin eşbütünleşik oldukları tespit edilmiştir. Seriler arasındaki uzun ve kısa dönem analizleri panel FMOLS yöntemiyle yapılarak; sermaye yeterlilik oranı, mevduatlar, takibe düşen krediler, likidite ile net faiz gelirlerinin, yabancı sermayeli bankalarda finansal performansın en önemli belirleyicileri oldukları ve araştırma modellerinde hata düzeltme mekanizmasının çalıştığı tespit edilmiştir. Yapılan Granger panel nedensellik testinde ise; bankaların aktif kârlılığını etkileyen faktörlerin -sırasıyla- sermaye yeterlilik oranı, likidite oranı ve özel karşılıklar sonrası net faiz geliri; özsermaye kârlılığını etkileyen faktörlerin ise -sırasıyla- sermaye yeterlilik oranı ve likidite oranı olduğu tespit edilmiştir.
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileri: Gelişmekte olan ülke örnekleri ve Türkiye
Küreselleşmenin bir ürünü olan ve gelişmekte olan ülkeler tarafından sermaye yetersizliğini gidermek için kilit rol oynayacağı öngörülen doğrudan yabancı sermaye yatırımları (DYY), günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ev sahipliği yapabilmek için rekabet ettikleri bir yatırım türü olarak kabul edilmektedir. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının sağladığı avantajlar sadece düşük maliyetli üretim olmaktan ziyade ev sahibi ülkeye istihdam, teknoloji ile yönetim bilgisini de getirmekte ve teknolojinin yayılma etkisiyle birlikte başta bulunduğu endüstri olmak üzere ülke genelinde birçok avantajlar sağlamaktadır. Bu nedenle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının belirleyicileriyle olan ilişkisinin detaylı şekilde araştırılması amaçlanmış, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarında ortak parametrelerin etkileri bir arada incelenmiştir. Çalışmada doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının ülkelere giriş ve çıkışlarının belirleyicilerine yönelik analizler, gelişmekte olan ülkeler ve Türkiye olmak üzere iki ayrı kategoride incelenmiştir. 16 gelişmekte olan ülke için 1996-2016 yıllık veriler doğrultusunda panel veri yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik risk ile DYY girişleri arasında pozitif yönlü ilişki bulunurken faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü, döviz kuru, ticari açıklık, işgücü verimliliği, yolsuzluk ve politik riskteki artışlar ülkelerden DYY çıkışlarına sebep olurken faiz oranında ki artışlar DYY çıkışlarını azaltmaktadır. Türkiye için 1986-2015 döneminde zaman serisi yöntemi kullanılarak yapılan analizler sonucunda piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY girişleri arasında pozitif; faiz oranı ile DYY girişleri arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde piyasa büyüklüğü ve döviz kuru ile DYY çıkışları arasında pozitif; faiz oranı ve dışa açıklık ile DYY çıkışları arasında negatif yönlü ilişki bulunmaktadır. Ayrıca doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılaya doğru ve döviz kurundan doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi bulunmaktadır. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre gelişmekte olan ülkelerin uluslararası sermayeden beklediği payı alabilmesi için başta ekonomik istikrarı sağlayacak değişkenler olmak üzere politik faktörleri de göz önünde bulundurarak uygun yatırım ikliminin oluşumunu sağlaması gerekmektedir. Anahtar kelimeler: Doğrudan yabancı sermaye yatırımı, yolsuzluk, gelişmekte olan ülkeler, politik risk