Working women

296 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet: Kadının aile ve toplumdaki yeri

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, küresel ölçekte sosyal ve ekonomik kalkınmanın önündeki en önemli engellerden biridir. Bu çalışmanın temel amacı, kadının aile ve toplumdaki yerini iktisadi perspektifle analiz ederek, toplumsal cinsiyet temelli eşitsizliklerin ekonomik sistem üzerindeki etkilerini ortaya koymak ve kadının güçlenmesine yönelik politika önerileri sunmaktır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Tez, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini feminist kuramlar, tarihsel süreç ve iktisadi perspektifler çerçevesinde ele alarak kadının aile, toplum ve ekonomideki konumunu Türkiye özelinde detaylı bir şekilde incelemektedir. İlk bölümde toplumsal cinsiyet kavramının tanımı yapılmakta ve liberal feminizmden ekofeminizme kadar çeşitli feminist kuramlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmektedir. İkinci bölümde ise Antik Yunan'dan günümüze kadının toplumsal konumundaki değişimler incelenmekte, Türk topluluklarındaki tarihsel temsiliyetine odaklanılmakta ve iktisat disiplinindeki feminist eleştiriler detaylandırılmaktadır. Üçüncü bölümde Türkiye'de kadın istihdamına ilişkin güncel veriler ışığında yapılan analizler, eğitim düzeyi arttıkça kadın işsizliğinin erkeklere kıyasla nasıl katlanarak arttığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yapısal nedenlerini ortaya koyarken, kadının güçlendirilmesine yönelik politikaların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıklarıMesleki toplumsal cinsiyetÇalışan kadınlar+1
Mokhıgul Ashurova
Trakya University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yeri: Karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırma kişisel koruyucu donanım tasarımlarının kadınların iş hayatındaki yerini, önemini karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koymayı amaçlamıştır. Nitel araştırma yöntemleri temelinde ele alan bu araştırma durum çalışması modeli ile desenlenmiştir. Durum çalışması deseni olarak bütüncül çoklu durum deseni seçilmiştir. Araştırma kapsamında Covid-19 sebebi ile görüşmeler Google Form uygulamasından açık uçlu sorularla yapılmıştır. Araştırmada sadece kadın çalışanlarla görüşülmüştür. Kadın çalışanların meslek grupları; sağlık çalışanları, mühendis-tasarımcı-kalite uzmanı, mimarla ile sınırlanmıştır. Araştırmaya katılan kadın çalışanların yaş aralığı 24 - 61'dir. Toplam katılımcı sayısı 23'tür. Katılımlardan 4 kişi İtalya'da yaşamaktadır. Araştırmaya eklenen İtalyan katılımcılarım sebebi; Covid-19 sürecinde İtalya'nın yüksek kayıplar yaşaması, basına en çok İtalyan doktor ve hemşirelerin yansımadır. Araştırmaya katılan 23 kişide 22 katılımcının, cevaplarının çalışmanın araştırma soruları ve hipotezlerini yanıtlamaya yeterli veri sağlandığı görülmüştür. Araştırmaya boyunca "Kişisel koruyucu donanımla ilgili ulusal ve uluslararası yasa, yönetmelik ve ilkeler nelerdir?", "Kişisel koruyucu donanımların üretim ve kullanımında karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar nelerdir?", "Kadınlara yönelik kişisel koruyucu donanımlarda karşılaşılan tasarımsal ve ergonomik sorunlar ve çözüm önerileri nelerdir?" sorularına cevaplar aranmıştır. Anahtar Kelimeler: Kişisel koruyucu donanım, Kadın ergonomisi, Feminist düşünce, Tasarım, İş sağlığı ve güvenliği

ErgonomiFeminizmKişisel koruyucu donanım+6
Naz Öcal
TOBB Economics and Technology University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyete dayalı işbölümü ve işyerinde ayrımcılık: Kadın hemşireler örneği

Kadınların maruz kaldıkları cinsel ayrımcılığın çalışma yaşamında görülmesinin hem kadın, hem de işyerleri açısından pek çok olumsuz sonucu bulunmaktadır. Bu ayrımcılığın ulusal ve uluslararası mevzuatlarla yasaklanan ve çalışma yaşamının birçok bölümünde görüldüğü bilinmektedir. Bu çalışma ile iş yaşamında cinsel ayrımcılık kavramının kadınlar üzerindeki etkilerinin neler olduğu belirlenmeye çalışılmıştır. Kadının toplum içerisinde güçlendirilmesi ve geliştirilmesi etkin olacak bir politikaya, stratejiye ve tüm bunların uygulamaya konulması hususu büyük önem arz etmektedir. Eşitliğin cinsiyetler arasında sağlanması ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yok edilmesi konusunda genel atılımlar yapılmış olmasına rağmen, konuya dair istenilen seviyeye varmak için aşılması gereken bir çok kademe vardır. Yapmış olduğum bu çalışmada son 15 yıl içerisinde konu ile ilgili yapılmış araştırmalara dair geniş bir literatür taraması yapılmış ve konu hakkında yazılan makale ve kitaplardan yararlanılmıştır. Çalışmada yukarıda da belirtildiği üzere kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler, kadının çalışma hayatındaki yeri ve sağlık hizmetlerindeki kadın emeğinin önemi gibi birçok alandaki eksiklikler üzerinde durulmuştur. Sağlık hizmetleri, geçmişten günümüze kadınların çoğunlukta olduğu bir hizmet alanıdır. Sağlık hizmetleri içerisinde temel sağlık hizmetleri alanında bulunan koruyucu sağlık hizmetleri ve tedavi hizmetlerinin çoğunlukta bulunduğu hastanelerde kadınlar sağlık çalışanları içerisinde çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu hizmet, beraberinde mesleki olarak yapılan cinsiyet ayrımcılığını ve ayrım doğrultusunda örnekler içerdiği görülmektedir. Sağlık hizmetlerinde böylesi bir durumun bulunmasına rağmen bu hizmet alanında çalışan kadınlar üzerinde bir takım ayrımlar söz konusu olmakta ve kadınlar da hem ev işlerinin yüküne, hem de çalışma alanında yapılan haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. Sağlık hizmetleri içerisinde büyük bir çoğunluğu oluşturan hemşirelik mesleği ve bu hemşirelik mesleğinin içerisinde kadınların yoğun bir şekilde bulunması ve hasta ile en çok etkileşim içerisinde olan bu meslekte çalışan kadınların ayrımcılık deneyimlerinin neler olduğunun tespiti yapılacaktır. Kadının anne olmasının özelliğinden dolayı, kadınların bu mesleği yapmasının daha da uygun olduğuna dair düşünceler bulunmaktadır. Ancak, annelik duygusu da, meslek yaşamı içerisinde de beklendiğinden emeğinin karşılığının bir kısmının görünmemesine neden olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında hemşirelik mesleğinin tanımının sürekli olarak esnediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İş Bölümü, Ayrımcılık, İş yeri Olarak Hastane, Kadın Hemşireler

AyrımcılıkCinsel kimlikHastaneler+5
Hüseyin Marangoz
Tekirdağ Namık Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın istihdamına yönelik uygulanan sosyal politikalar: 1980 sonrası Türkiye örneği

Bu çalışmada, Türkiye'de kadın istihdamının 1980 tarihinden günümüze kadar olan gelişimi araştırılmış ve kadın istihdamının ekonomik büyüme üzerindeki etkisi toplumsal yapı çerçevesinde diğer ülkeler ile kıyaslanmıştır. İş gücü ve istihdam gibi kavramlar küreselleşme ile birlikte teknolojinin gelişimi ve sosyo-kültürel alanlarda yaşanan değişimler farklı sektörlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu süreçte emeğin yapısında meydana gelen değişimler, kadınların iş yaşamında farklı sektör ve iş alanlarına yönelmelerinin önünü açmıştır. Ülkemizin iktisadi büyüme hedefine ulaşabilmesi için, kadın istihdamının arttırılması ve sürdürülebilir olması ekonomik kalkınmanın önemli bir faktörü olarak görülmektedir. Ülkemizde kadın istihdamı sektörlere göre farklılık gösterdiği gibi bölgelere ve eğitim seviyesine göre değişimi istatistiki verilerden yararlanılarak analiz edilmiştir. Kadın istihdamının tarihsel süreci incelenmiş, sanayi devrimi sonrası süreçte yaşadıkları sorunlardan bahsedilmiş ve ülkemizde çalışan kadınların iş hayatında maruz kaldığı cinsiyete dayalı ayrımcılık, toplumsal yönden ele alınmıştır. Ülkemizde kırsal kesimde yaşayan eğitim almamış kadınların büyük bir kısmı ücretsiz aile işçisi olarak sosyal güvencesi olmaksızın çalışmaktadır. 1980'li yıllarda kadınlarda %80 seviyelerinde olan kayıt dışı istihdam, TÜİK verilerine göre 2006 yılında %76,8 seviyelerine inse de, beklenen düzeyde olmamıştır. Devletin düzenlemiş olduğu sosyal politikalar, kadınlara yönelik açılan sanat, girişimcilik kursları, devlet tarafından desteklenen projeler ve İŞKUR gibi uygulamalar sayesinde yükselişe geçmiştir. Zorunlu eğitim süresinin arttırılması, hizmet sektörünün yükselişe geçmesi ile 2017 Kasım ayında TÜİK istatistiki verilerine göre, kadınlarda kayıt dışı istihdam oranı %43,13 düzeyine inse de, gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında yetersiz kaldığı görülmektedir. Çalışmada Türkiye'de kadın istihdamının arttırılmasına yönelik uygulanan sosyal politikalar saptanarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kadın istihdamı, Sosyal Politika, Toplumsal Cinsiyet, İktisadi Büyüme.

1980 sonrasıKadınlarSosyal politika+6
Merve Ortaç
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Femvertising reklamcılıkta algı yönetimi; Kadının reklamdaki yerinin incelenmesi

Femvertising, reklamlarda kadının gücüne, sosyal kimliğine ve modern rol dağılımı bağlamında konumlandırılmasına yönelik kullanılan bir reklam stratejisidir. Çalışmanın amacı reklamlarda yer alan kadının rol dağılımını ortaya çıkarmak ve medya temsilcilerinin kadının toplumsal cinsiyet dağılımı bağlamında konumlandırılmasına yönelik bakış açılarını ortaya çıkarmaktır. Bu kapsamda EFFIE Organizasyonu 2022 Yılı Kazananları örneklem olarak belirlenmiş ve ilgili markaların hem ödül aldıkları hem de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde yayınlamış oldukları reklam filmleri içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Bu kapsamda 18 markanın 36 reklam filmi analiz edilmiştir. Yanı sıra İstanbul ilinde faaliyet gösteren ve Mediacat 2022 En İyi Reklam Ajansları kategorisinde ödül alan ve yine içerik analizinde örneklem olarak seçilen markalar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler betimleyici fenomonolojik yaklaşım çerçevesinde ele alınarak MAXQDA programı aracılığı ile analiz edilmiştir. İçerik analizi sonuçlarına göre EFFIE Organizasyonunda ödül alan reklamlarda sıklıkla bağlı olma gereksinimi vurgulanırken 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü reklamlarında başarma ve güç gereksiniminin vurgulandığı, EFFIE Organizasyonunda ödül alan reklamlarda daha az femvertising vurgu bulunurken 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü reklamlarında daha çok femvertising vurgu yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerin sonuçlarına göre ise katılımcılar reklamların toplum üzerinde etkisini olduğunu ve kadının geleneksel rolünü pekiştirmekten uzak durduklarını belirtmişlerdir. Femvertising uygulamasının artma sebebi olarak amacın tüketicide sempati yaratmak ve ticari kar elde etmek olduğunu belirten katılımcılar femvertising uygulamaların da reklam taktiği olduğunu belirtmişlerdir. Çalışmada femvertising kavramının reklam veren ve reklam ajansları tarafından kavramsal olarak farklı algılandığı sonucuna da ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Rol, Algı Yönetimi, Femvertising, Reklam, Feminist Pazarlama.

Kavram algılamaMüşteri algısıNöro-feminizm+5
Duygu Yaman
Süleyman Demirel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dünyada ve türkiye'de kadınlara yönelik uygulanan güncel pozitif ayrımcılık politikalarının pandemi döneminde kadın istihdamına etkisi

Sanayi devriminden bu yana kadınlar çalışma hayatında karşılaştığı sorunlar giderek artmakta ve günümüzde de koronavirüs salgının baş göstermesi ile birlikte ele alınması elzem haline gelmiş konular arasında bulunmaktadır. Eski çağlardan beri çoğu ataerkil toplum gereği kadınların çalışma hayatlarındaki yerleri ya sadece ücretsiz tarım işçiliği ya da ev işleri ve aile bireylerinin bakımının üstlenilmesi ile sınırlı kalmıştır. Kadınların iş yaşamında yer almaları sosyal dengenin sağlanması açısından önemli olduğu kadar, ülke ekonomisine destek olması bakımından da fayda sağlamaktadır. Bu itibarla, bulundukları çalışma hayatında zor şartlarda tutunmaya çalışan kadın çalışanların, pandemi döneminde çıkarılan ve kendilerine yönelik olarak uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu merak edilmiştir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının neler olduğu, gelişim süreci ve pozitif ayrımcılık olgusuna dair kavram ve teoriler kadınlar özelinde ele alınmıştır. Kadınların toplumsal ve ekonomik koşullarında yapılacak her türlü iyileştirmeyi kapsayan bu politikalar, pandemi döneminde getirilen yeni eklemeleri ile birlikte Türkiye başta olmak üzere belirlenen diğer dünya ülkeleri üzerinden incelenmiştir. Literatürde, ülkelerin birçoğunun pandemi döneminde aldığı önlemlerin tek bir eserde var olmaması sebebiyle, bu eksikliğin kapatılması öngörülmektedir. Kadınlara yönelik uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarının, tarihte sadece kadınların fıtratlarına göre dezavavantajlı durumda olmaları ile sınırlı kalmış olması gibi, bu durumun pandemi döneminde de pek değişmediği ve yeni politikaların da yine kadınların ev içeri işler ve bakmakla yükümlü olduğu çocukları üzerinden düzenlemelere tabi tutulduğu görülmektedir. Bu bağlam her bir yenilik içeren politika, aldığı yorum ve eleştirilerle birlikte değerlendirilmiştir. Kadınların, sadece çalışma hayatında mesleki yeterlilikleri ile var olmaya çalışan kişiler olmasıyla değil, pandemi döneminde de anne ve eş olma rollerine göre pozitif ayrımcılık politikalarının şekillenmeye devam ettiği gözlemlenmiştir.

EşitlikKadın haklarıKadın iş gücü+4
Sara Gülşah Çevik
Süleyman Demirel University
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Sessiz ve Olaysız Hayatlar: İşçi kadınların hayat hikâyelerine dair feminist bir prosopografi

İşçi kadınların "sessiz ve olaysız" görülen bu nedenle de dikkate değer bulunmayan hayatları ve hikâyeleri uzun yıllar boyunca yok sayılmıştır. Dikkate değer bulundukları hikâyelerde ise genellikle iki şekilde yer alırlar: İlki yoksulluklar, yoksunluklar ve yorgunluklar arasında süren bir hayatta hem işçi hem de kadın olarak ezilen, işçi kadının "mükemmel mağdur" olduğu hikâyeler, diğeri de mücadelesi ve direnişi ile bir başarı öyküsünün "mükemmel baş kahraman"ı olduğu hikâyelerdir. Bazen de bu iki durum aynı anda yaşanır: hikâyesi anlatılan kadın hem mağdur hem de kahramandır. Bu hikâyeler elbette kıymetlidir ancak hayat hiçbir zaman iki andan ve durumdan ibaret değildir. İşçi kadınların mükemmel mağdurlar ya da mükemmel kahramanlar olmadıkları anları ve hikâyeleri vardır. Bu hikâyeler diğerlerinden daha az kıymetli değildir. Çünkü tam olarak bu anlar bizi görmediklerimizi görmeye, konuşmadıklarımızı konuşmaya, şimdiye kadar mesele etmediklerimizi mesele etmeye zorlar. Feminizmin "kişisel olan politiktir" şiarını merkezinde tutan tezin temel amacı budur: İşçi kadınların "sessiz ve olaysız" hayatlarına bakmak, hikâyeleri aracılığıyla şimdiyi tarihselleştirmek, kişisel olandan, gündelik hayattan, kadınlardan öğrenmek ve işçi kadınların meselelerini mesele edebilmek. Bu amaçla Çerkezköy'de yaşayan ve organize sanayi bölgesinde çalışan çoğu tekstil işçisi 24 kadının hayat hikâyelerini dinledim, gündelik hayatlarını izledim. Her birini kolektif bir büyük hikâyenin, tarihsel bir sürekliliğin biricik parçaları olarak kıymetli gördüğüm bu hikâyeleri tek bir gerçeğin ve tamamlanmış bir resmin peşinde olmadan anlamaya çalıştım. Bir kız çocuğu olarak dünyaya geldikleri evden başlayarak emeklilik hikâyelerine varacak şekilde, kadınlık ve işçilik deneyimlerini merkezde tutarak prosopografik bir kurguyla bir araya getirdim.

Kültürel feminizmOtobiyografiÇalışan kadınlar
Nalan Mumcu
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretim işçisi evli kadınların iş ve sosyal yaşamlarının toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısıyla incelenmesi

İş yaşamı hem yaşamsal sorunların ortaya çıktığı hem de kendine has problemleri içinde barındıran bir alandır. Bu sorunlara ek olarak çalışma yaşamı işçi kadınlar için toplumsal cinsiyet eşitsizliği temelinde yani sadece kadın oldukları için karşılaşabilecekleri sorunların da ortaya çıkabileceği bir alan olabilmektedir. İş yaşamı ve aile yaşamının etkileşimi ile birlikte de kadınların sorunları yapısallaşmaktadır. Bu sorunların çözülebilmesi için mevcut durumun ortaya konması önemlidir. Bu çerçevede araştırmanın problemi; üretim alanında çalışan işçi kadınların toplumsal cinsiyet rollerini nasıl deneyimlediklerini, toplumsal cinsiyet deneyimlerinin iş ve aile yaşamına etkilerini ve iş-aile yaşamı etkileşiminden doğan kadına özgü deneyimleri belirleme ihtiyacıdır. Bu araştırmanın amacı üretim işçisi olarak çalışan evli kadınların iş ve sosyal yaşam deneyimleri ile, bu deneyimlerin toplumsal cinsiyet rollerinden nasıl etkilediğine dair derin bir anlayış kazanılmasını sağlamaktır. Niteliksel araştırma yöntemiyle yürütülen bu araştırmada fenomenolojik yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları benzeşik durum örneklemesi ve amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırma, Manisa Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren fabrikalarda işçi olarak çalışan, evli, 18-65 yaş aralığında kadınlar ile yürütülmüştür. Araştırmada, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla veri toplanmış, elde edilen veriler deşifre edilerek MAXQDA Plus 2020 paket programı ile analiz edilmiştir. Tümevarımsal tematik analiz tekniği kullanılmıştır. Araştırma bulguları; "Özel Alanda Kadın İşçi Deneyimleri", "Üretim İlişkileri Temelinde Çalışma Yaşamı" ve "Çalışma Yaşamında Karşılaşılan Eşitsizliklere Çözüm: Hak Koruyucu Olarak Sosyal Hizmet ve Sendika" olarak 3 ana tema altında toplanmıştır. Katılımcıların, iş ve sosyal yaşamlarını eşitsiz cinsiyet ilişkileri temelinde sürdürdüğü anlaşılmıştır. Toplumsal cinsiyet rollerin özel alandaki yaşam pratiklerinde ücretsiz ev içi emek, bakım emeğinin kadının rolü olarak benimsenmesine karşın erkeğin aile bütçesini yönetme görevi öne çıkmaktadır. İş yaşamındaki cinsiyet eşitsizliklerinin ise işe giriş sürecinde, terfi ve yükselmede, zam miktarının belirlenmesinde etkili olduğu ortaya konmuştur.

Evli kadınlarKadın işçilerSosyal hayat+4
Güler Doymaz Aydın
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Annelerin çalışma durumu ve statüsüne göre emzirilmenin sürdürülmesi: TNSA verilerinin ikincil analizi

Anne sütü bebekler için en ideal besin kaynağıdır. Annenin çalışması emzirmenin sürdürülmesinde etkili faktörlerden birisi olarak bilinmektedir. Çalışan anneler iş ve annelik rollerini bir arada yürütmek durumundadır. Bu çalışma ile annelerin emzirme davranışının çalışma durumları ile ilişkisini, çalışma statüsü ve çalışma koşullarının emzirmenin sürdürülmesi üzerine olan etkisini göstermeyi amaçladık. Türkiye Nüfus Sağlık Araştırmaları (TNSA) 2008, 2013 ve 2018 verileri çalışmaya alındı. Çalışma örneklemi 15-49 yaş grubunda olup 2 yaşın altında çocuğu olan annelerin annesi ile yaşayan, son tekil gebelikten doğan çocukları olarak belirlendi. Çalışmamıza 3557 (ağırlıklandırılmış 3490) çocuk-anne çifti dahil edildi. Annenin çalışması ile emzirme arasındaki ilişkiyi bulabilmek için karmaşık örneklem çoklu lojistik regresyon analizi kullanıldı. Çalışmamızda doğu bölgesinde, refah düzeyi en düşük hanelerde, 35 yaş ve üstü, eğitimi olmayan, Kürtçe konuşan annelerde, 4 ve üstü doğum sırası olan, normal vajinal yolla doğan, 0-5 ay aralığında olan, 2500 gr ve üstünde doğan, biberon kullanmayan, evde sigara içilmeyen bebeklerde, emzime oranları anlamlı oranda yüksekti. Annelerin %35,5'i hiç çalışmamış, %18,6'sı halen çalışıyor, %45,9'u geçmişte çalışmış şu anda çalışmıyor idi. Annenin çalışması ile emzirme oranlarına bakıldığında sadece 2008 yılında çalışan annelerin emzirme oranı, hiç çalışmamış ve geçmişte çalışıp şu anda çalışmayan annelere göre anlamlı oranda düşüktü [59,5 (%95 GA:52,3-66,4)]. Diğer yıllarda ve genel toplamda annenin çalışması emzirmeyi etkilememişti. İleri analizlerde 2018 yılında endüstride çalışan anneler tarımda çalışan annelere göre [Model 0, %80 (%95 GA:0,05-0,85), Model 1 %94 (%95 GA:0,01- 0,48)] daha düşük emzirme oranına sahipti. Bu sonuçlar annenin çalışmasının emzirmeye devam etmesine engel olmadığını göstermektedir. Endüstride çalışan annelere yönelik emzirme politikaları geliştirilmelidir. Kadınlara iş hayatından kopmadan uygun koşullar sağlanarak emzirmeye devam edebilecekleri hakkında bilgilendirici eğitimler verilmelidir.

Anne sütüAnnelerEmzirme+1
Şeyma Çiçek
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yöneticilerin kariyer sorunları: Cam tavan sendromu üzerine uygulamalı bir araştırma

Günümüzde kadınlar çalışma yaşamına giderek aktif oranda katılmakta fakat üst düzey yönetim kadrolarında yeterince yer alamamaktadırlar. Bu duruma neden olan çeşitli sebepler olmakla birlikte, yapılan araştırmalarda kadınların, ötesine geçemedikleri bir cam tavanın altında çalışmak mecburiyetinde kaldıkları ifade edilmektedir. Cam tavan, kadınlar ile üst yönetim arasında bulunan, kadınların çalışma yaşamındaki başarılarına bakılmaksızın ilerlemelerini engelleyen, açıkça görülmeyen, aynı zamanda aşılamayan engelleri nitelendirmektedir. Bu çalışmada cam tavan sendromu kavramı ve özellikleri, Türkiye'de kadın girişimcilik ve yöneticiliğin önündeki engeller kapsamında cam tavan sendromunun varlığı üzerinde durulmaktadır. Kadınların üst düzey yönetici pozisyonuna gelmelerindeki engeller üzerine görüş ve önerilerini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmaya göre elde edilen bulgular ise kişilerin yöneticilere yönelik tutumları ile cinsiyet, yaş, çocuk sayısı, eğitim düzeyi arasında farklılık bulunmaktadır.

Cam tavan sendromuKadın yöneticilerKadınlar+3
Melike Gülbay
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin kadın sorunlarına yaklaşımı

Günümüzde kadın ve erkek eşitsizliğine dayanan sorunlar insan hakları düzeyinde toplumsal bir sorun olarak algılanmaktadır. Kadınların toplum tarafından oluşturulmuş özellikleri onların sorunlarına da neden olmaktadır. 1980?li yıllardan itibaren insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi ve kadın sorunlarında önemli gelişmeler kaydedilmiştir. Bu gelişmelerin ve yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı, kadın-erkek eşitliğinin toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenmesinin kadına yönelik yaklaşımların değişmesi ile oluşacağı görülmektedir.Toplumların ekonomik ve sosyal hayatını derinden etkileyen küreselleşme süreci, yerel yönetimlerin sosyal politikalar üzerindeki görevini dönüştürürken aynı zamanda toplumsal dengenin sağlıklı olabilmesi için önemli görevler yüklemektedir. Sosyal hayatın yerel kaynaklarla düzenlenmesi belediyelerin planlama, düzenleme ve uygulamalarını etkileyen bir yaklaşımdır.Bu çalışmada, yerel yönetimlerin kadınlara yönelik uyguladıkları çalışmalar yanında bütçeleme, kentli hakları, çevre hareketleri, sağlık ve sosyal hizmet uygulamaları incelenmiş ve farklı siyasal partilerin yönettikleri belediyelerin kadın sorunlarına yaklaşımları araştırılmıştır. Anahtar Sözcükler 1. Toplumsal Cinsiyet 2. Cinsiyet Eşitliği 3. Kadın Sorunları 4. Yerel Yönetimler 5. Belediyeler

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriCinsel ayrımcılık+7
Gülten Koçum
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın çalışanlarda cam tavan sendromu üzerine bir araştırma

Değişen ve gelişen dünyada kadının yeri ve konumu henüz istenilen düzeye gelememiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda kadınların iş yaşamına katılım oranları artmaktadır. Buna rağmen kadın yöneticilerin azlığı dikkat çekmektedir. Bu duruma neden olan faktörlerden en önemlisi ve güncel olanı "cam tavan" dır. Kadınların "cam tavan" baskısı altında çalıştıkları gözlenmektedir. Kadınların birçok rolü üstlenmesi, mentor eksikliği, erkek egemen toplum ve örgütlerin var olması neticesinde kadın yönetici sayısı istenilen seviyeye ulaşamamaktadır. Kadının iş yaşamında yükselmesine engel olan "cam tavan" lar kolay ve çabuk aşılabilir engeller değillerdir. Yoğun iş temposu, çoklu rollere sahip olması, toplumsal önyargılar, yol gösterici yöneticilerin olmaması gibi nedenlerle "cam tavan" aşılamamaktadır. Araştırmada önce kadının tarihsel süreçteki çalışma yaşamı literatür çerçevesinde incelenmiştir. Daha sonra ise çalışan erkek ve kadınların kadın çalışanlarda cam tavan engellerini nasıl algıladıkları ve farklılıkları konusunda anket uygulaması yapılmıştır. Anahtar Sözcükler Cam Tavan Cam Tavan Sendromu Çalışan Kadın Görünmez Engeller Kadın Yönetici

Cam tavan sendromuKadın yöneticilerÇalışan kadınlar
İlknur Doğan
İstanbul Aydın University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Annelerin eğitimleri çalışıp çalışmama durumuna göre lise öğrencilerinin duygusal zekȃ mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinin karşılaştırılması

Çevrenin duygusal zekâya olan etkisi onlarca parametreye bağlı olmakla birlikte, bir çocuğun duygusal zekâsının gelişmesinde annenin rolünün önemi yadsınamayacak ölçüdedir. Bu araştırma duygusal zekâyı ölçmekle beraber, lisede okuyan öğrenci gruplarının mutluluk düzeyleri ve sosyal kaygı durumlarını belirlemek amacıyla yapılmış bir çalışmadır. Bu çalışmadaki en önemli husus ankete katılan öğrencilerinin annelerinin çalışan olması ya da olmaması durumu ve bu durumun çocuğun duygusal zekâsına, mutluluğuna ve sosyal kaygıya olan etkisini ve bu değişkenler arasındaki ilişkinin anlaşılmasıdır. Bu amaçla, betimsel tarama yöntemi uygulanan bu çalışmada, Aydın ilinin Nazilli ilçesinde bulunan başarı düzeyleri farklı dört lisede 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrenim görmekte olan 311 öğrenci örnekleme alınmıştır. Bu çalışmada literatürde sıklıkla kullanılan dört farklı ölçüm aracı kullanılmıştır. Bunlar; Oxford Mutluluk Ölçeği, Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği, Ergenler İçin Sosyal Kaygı Ölçeği ve düzenlenmiş Kişisel Bilgi Formu'dur. Araştırmadan elde edilen istatistiksel bulgulara göre, cinsiyetler arasında sadece duygusal zekâ analizlerinde kızların daha yüksek puanlar aldığı sonucuna ulaşılırken, mutluluk ve sosyal kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Öğrencilerin okuduğu okul değişkenine göre duygusal zekâ puan ortalamasının bakıldığında, Duygusal zekâ puan ortalamasının Fen Lisesi öğrencilerinde en yüksek olduğu, Ticaret Lisesi öğrencilerinde ise en düşük olduğu görülmektedir. Yine Okul değişkenine göre Mutluluk düzeyi puanlarına bakıldığında en yüksek puan ortalamasının Anadolu Lisesi öğrencilerinde olduğu görülmektedir. Farklı liselerde okuyan öğrencilerin sosyal kaygı puan ortalamaları arasında ise anlamlı bir farklılık olmadığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal Zekâ, Mutluluk, Sosyal Kaygı

Aile eğitimiAnne eğitimiAnneler+5
Fulya Özberk
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan annellerin öz yeterlilik düzeyleri ve iş-yaşam çatışması arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, çalışan annelerin iş yaşam çatışmalarının belirlenmesi, çalışan annelerin öz yeterliliklerinin ve ebeveyn öz yeterliliklerinin belirlenmesi ile bu kavramların arasında ilişkilerin incelenmesi amaçlanmaktadır.Bu etkileşimin belirlenmesi, incelenmesi için çalışan annelerin iş-yaşam çatışması düzeylerini ortaya çıkarmak ve öz yeterliliği, ebeveyn öz yeterliliği ile iş yaşam çatışması arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Tarama modeli ve nicel yöntemle yapılan bu araştırmanın hedef evrenini; Bakırköy devlet okulunda bulunan çalışan veli grubundan oluşturulmuştur. Bu kapsamda araştırmanın çalışma grubu Bakırköy devlet okulunda 72 gönüllü araştırmaya katılan çalışan annelerden seçilmiştir. Araştırmanın örneklemi yaşları 25-50 üstü yaş arasında değişen, çalışma hayatında aktif rol alan annelerden oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri için; ilk kez 1970'lerin ortalarında kullanılan ve ilk ortaya atılış nedeni, aile ile geçirilen ya da "boş" diye nitelendirilen zamanı kullanırken iş yeri taleplerini gözardı edememe ve bu iki olguyu entegre etme şeklinde ortaya çıkmış olan; 'İş Yaşam Dengesi Ölçeği' ile ilk defa 1977 yılında psikolog Albert Bandura tarafından ele alınan, Sosyal Biliş Kuramında var olan ve uyarlanan 'Öz Yeterlilik Ölçeği' ile Öz yeterliliğin alt boyutlarından olan 'Ebeveyn Öz yeterlilik Ölçeği' kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada kullanılan sosyo-demografik ve ilişkisel değişkenleri belirlemek amacıyla, araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin, katılımcıların demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğini saptamak amacıyla tek yönlü ANOVA testi uygulanmıştır. Ölçüm yapılan değişkenler arasındaki ilişkileri saptamak amacıyla ise kolerasyon analizi, basit regresyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda ebeveyn özyeterlilik ve işe dair özyeterlilik değişkenlerinin iş yaşam çatışması üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Bu etki ebeveyn özyeterlilik değişkeninin iş yaşam çatışması üzerinde daha fazla olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimler: Kadın, Çalışan Kadın, Anne, İş -Yaşam Doyumu, İş-Aile-Yaşam Çatışması, Öz Yeterlilik, Ebeveyn Öz Yeterliliği

AnnelerÇalışan kadınlarÖlçekler+2
Buket Çırak
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cam tavan sendromu ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki: Kadın çalışanlar üzerine bir araştırma

Bu araştırma, kadın çalışanlar üzerinde örgütsel bağlılık ile cam tavan sendromu arasında ilişkiyi ortaya koymak amacıyla yapılmıştır.Bu araştırma İstanbul ili Beylikdüzü ilçesi içerisinde bulunan bir kamu kurumunda çalışan ve farklı pozisyonlarda çalışan kadınlardan oluşmaktadır. Kadın çalışanlara Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Kariyer Engelleri Ölçeği uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksek analizleri SPSS 21.0 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metotlar (Frekans, Yüzde, Ortalama, Standart sapma), Faktör Analizi ve Regresyon Analizi uygulanmıştır.Araştırmanın bulgularına bakıldığında, Kariyer Engelleri yedi farklı boyuta ayrılmaktadır. Bağlılık Ölçeği bakıldığında ise dört boyuta ayrılmaktadır. Yapılan regresyon analizinde kariyer engelleri alt boyutları ve örgütsel bağlılık ölçeği alt boyutları ile demografik değişkenler arasındaki ilişkiler araştırılmıştır. Ayrıca Kariyer engelleri alt boyutları ile örgütsel bağlılık ölçeği alt boyutları arasında ilişkiler saptanmıştır.

Cam tavan sendromuÇalışan kadınlarÖlçekler+1
Dilek İmamoğlu
İstanbul Arel University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın yöneticilerin karşılaştığı engeller. örnek uygulama: İnşaat sektöründe çalışan kadın yöneticilerin karşılaştığı engeller

Küreselleşme ile birlikte değişikliğe uğrayan toplumunun yapısında meydana gelen teknolojik gelişmeyle işgücü yapısında da değişiklikler yaşanmıştır. İşgücü yapısında meydana gelen bu önemli değişikliklerden biri de çalışan kadın sayısında önemli bir artışa sebep olmuştur. Yapılan araştırmalarda son zamanlarda iş yaşamına kadınların artan oranda dâhil olduklarını, fakat bu dâhil olmanın alt seviyelerde olduğu ve üst düzey kadrolarda yeterli düzeyde olmadıklarını göstermektedir. Bu nedenlere sebep olan birçok etkenler olup, günümüz iş hayatında kadınların bir türlü üstesinden gelemedikleri "cam tavan" altında çalışma mecburiyetinde oldukları dile getirilmektedir. Bu tez çalışmasında kadın yöneticilerin karşılaşmış oldukları engellerin, cam tavan sendromları ile birlikte önlerindeki zorlukların neler olduğunu, inşaat sektöründe çalışan kadın yöneticilerle yapılan anketler sonucunda elde edilen veriler ışığında çeşitli analiz teknikleriyle birlikte açıklanmak istenmiştir.

Cam tavan sendromuEngellerKadın yöneticiler+6
Fatma Çıtır
İstanbul Arel University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın girişimciliğinin sosyo-ekonomik belirleyicileri üzerine ampirik bir inceleme

Kadın girişimciliğini artırmak; ekonomik büyüme, toplumsal eşitlik ve sosyal refah açısından büyük öneme sahiptir. Bu nedenle kadın girişimciliğinin belirleyicilerini analiz etmek kritik bir rol oynamaktadır. Bu çerçevede seçilmiş gelişmiş ve gelişmekte olan ülke örneklerinden yola çıkarak 2005-2023 yılları arasında kadın girişimciliğinin sosyo ekonomik belirleyicilerini analiz etmek amaçlanmaktadır. Girişimcilik değişkeni uç değerler içerdiğinden yani minimum ve maksimum değerleri arasındaki farkın yüksek olmasından dolayı daha doğru tahmin sonuçlarına ulaşılmasını sağlayacak kantil regresyon analizi yöntem olarak kullanılmıştır. Sonuç olarak kadın girişimciliğinin düşük ve orta seviyede olduğu ülkelerde kişi başı gelir, doğurganlık, yaş bağımlılığı, eğitim, hizmetler sektörünün katma değeri ve işsizlik değişkenleri için istatistiki açıdan anlamlı bir eğim farklılığının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kadın girişimciliğinin medyan ve üst seviyede olduğu ülkelerde ise istatistiki açıdan anlamlı bir eğim farklılığının bulunduğu değişkenlerin kişi başı gelir ve doğurganlık değişkenleri olduğu belirlenmiştir.

Çalışan kadınlar
Özlem Kırık
İskenderun Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleşik iç kontrol sistemi etkinliğinin ölçülmesi ve örgüt kültürü ile ilişkisi: Turkuvaz görsel/işitsel medya uygulaması

Bu çalışmanın amacı, iç kontrol sistemi etkinliğinin ölçülmesini sağlamak ve örgüt kültürü ile arasında ilişki olup olmadığını Turkuvaz Görsel/İşitsel Medya üzerinden açıklamaya çalışmaktır. Çalışmada, iç kontrol sistemi etkinliği ile örgüt kültürüne yönelik algıların demografik özelliklere göre farklılık arzedip arzetmediğinin incelenmesi de amaçlanmıştır. Nicel araştırma yöntemi kullanılan araştırmada vaka çalışması olarak Turkuvaz Medya'nın görsel/işitsel alanda yayın yapan mecraları incelenmiştir. Veriler anket tekniğiyle toplanmış, her iki kavram için oluşturulan anketler medya çalışanlarına e-posta yoluyla gönderilmiştir. Anket çalışması pozisyon farkı gözetmeksizin yönetici, ara kademe ve çalışanlara uygulanmış ve toplamda 309 adet geri dönüş sağlanmıştır. 5'li likert ölçeklemesine uygun anket verilerinin analizinde, tanımlayıcı istatistikler frekans, yüzde, ortalama, standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Ölçeklerin güvenilirlik analizleri için Co. Alpha testi, uygunluk düzeyleri için Kolmogrov Smirnov testi, katılımcıların demografik özelliklerine göre incelenmesinde bağımsız t-testi ve Varyans analizi kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 paket programı kullanılarak, boyutlar arasındaki ilişkilerin incelenmesinde korelasyon, çoklu düzeylerdeki ilişkilerin incelenmesinde regresyon analizi uygulanmıştır. Çalışma neticesinde; bütünleşik iç kontrol sisteminin bileşenlerinden kontrol ortamı boyutunun, örgüt kültürü ve iç kontrol sistemiyle pozitif yönlü ve güçlü düzeyde anlamlı ilişki gösterdiği, tüm kültür tiplerinin en fazla kontrol ortamından etkilendiği gözlemlenmiştir. Ayrıca Turkuvaz Görsel/İşitsel Medya'nın en gelişmiş kurumsal COSO bütünleşik iç kontrol modeli çerçevesinde etkin bir iç kontrol sistemine sahip olduğu ve kontrol faaliyetlerinin etkin şekilde kullanıldığı anlaşılmıştır. İç kontrol sisteminin en yüksek düzeyde ilişkiyi Hiyerarşi kültürü ile gösterdiği, ayrıca kurumda egemen kültürün Hiyerarşi olduğu, kurumun yüksek düzeyde bir örgüt kültürüne sahip olduğu görülmüştür. Demografik özelliklere göre kadın çalışanlarının örgüt kültürü ve iç kontrol sistemi algılarının erkeklerden daha yüksek düzeyde olduğu, ara kademe çalışanlar ile lisansüstü eğitime sahip çalışanların algılarının diğer pozisyon ve eğitim seviyelerinden düşük düzeyde olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmanın ayrıca, şirketlerin iç kontrol yapılarını güçlendirmelerine ve güçlü bir örgüt kültürü inşa etmelerine yönelik odaklanmaları gereken hususlara bir farkındalık ve katkı sağlaması umulmaktadır.

COSO tabanlı denetim tekniğiDemografik özelliklerDenetim+5
Özlem Karacan
Ibn Haldun University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan annelerde depresyon düzeyini yordamada evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin rolü

Kadınların iş hayatında yer almasında görülen artış ile birlikte, sahip oldukları rollerin bireysel ve aile yaşantılarına etkileri araştırmacıların son yıllarda ilgi gösterdiği bir çalışma alanıdır. İçinde bulunduğumuz Covid-19 pandemisinde, evden çalışan ve çocuğu olan evli kadınların artan yükler ile evliliklerinde zorlanmalar ve ebeveyn tükenmişliği yaşaması beklenmektedir. Kadın olmanın risk faktörü olarak değerlendirildiği depresyon için, bu faktörlerin rolü ülkemizde henüz araştırılmamıştır. Bu çalışmanın amacı evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliğinin depresyon üzerindeki yordayıcı etkisinin klinik olmayan bir örneklemde araştırılmasıdır. Araştırmanın örneklemini evden çalışma deneyimi bulunan, 18 yaşın altında kendisiyle yaşayan çocuğu bulunan ve evliliklerini sürdüren 495 kadın (ORT=34.27, SS=5.88) oluşturmaktadır. Çalışmada katılımcılara sırasıyla Sosyodemografik Bilgi ve Veri Formu, Depresyon/Stres/Anksiyete Ölçeği'nin (DASS-21) Depresyon alt boyutu, Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği (YÇUÖ), İş-Aile Çatışması Ölçeği (İAÇÖ) ve Ebeveyn Tükenmişlik Değerlendirmesi (ABT) Google Forms üzerimden online olarak sunulmuştur. Sosyodemografik özelliklerin değişkenler üzerindeki farkını görmek için t-test ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA), hipotezleri test etmek için ise Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, evlilik uyumu, iş-aile çatışması ve ebeveyn tükenmişliği benzer oranlarda depresyonu yordamaktadır. Hem ofis hem evden çalışan katılımcılarla kıyaslandığında sadece evden çalışan katılımcıların daha fazla iş-aile çatışması deneyimlediği bulunmuştur. 0-2 yaş arası çocuğu olan annelerin, diğer annelerle kıyaslandığında daha fazla iş-aile çatışması yaşadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, kişilerin sahip olduğu çocuk sayısı arttıkça yaşadıkları ebeveyn tükenmişliğinin de arttığı bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulguların depresyon ile alakalı müdahale programlarında pratik ve teorik açılardan fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

AnnelerDepresyonEbeveyn tükenmişliği+6
Ülkü Parlak
Feyziye Schools Foundation Işık University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mevduat bankalarında kadın istihdamının finansal performansa etkisinin araştırılması

Modernleşmeyle birlikte dünyanın birçok ülkesinde kadın hakları ile ilgili yapılan yasal düzenlemeler kadınların sosyal, siyasal ve ekonomik hayata katılım hedefine yönelik birçok iyileştirmeler yapmıştır. Bu durum kadınların çalışma hayatının birçok alanında yer bulmalarına katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, Türkiye'de Mevduat Bankalarında kadın istihdamının finansal performansa etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Panel veri analiz yönteminin uygulandığı çalışmada, örneklem olarak Borsa İstanbul'da işlem gören mevduat bankaları seçilmiş bu mevduat bankalarının finansal performansı olarak aktif ve özkaynak karlılıkları bağımlı değişken olarak kullanılmış, periyot olarak 2009 - 2020 yılları 3 aylık çeyrek dönem lik verileri ile çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda kadın çalışan oranlarının mevduat bankalarının finansal performanslarına pozitif yönde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

Banka çalışanlarıBankacılık sektörüBankalar+7
Figen Özkaya
Feyziye Schools Foundation Işık University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınların motivasyonlarının cam tavan sendromu üzerinden incelenmesi: Bankacılık sektörü örneği

Tezin amacı; iş dünyasında bireysel ve çevresel baskılar ile eşitsizlikler sonucunda ortaya çıkan cam tavan sendromunu ele alarak, kadın çalışanların şirketlerde ilerlerken karşılaştıkları engellere çözüm üretmektir. Bu anlamda, cam tavan kavramının geçmişten günümüze detaylı bir analizi yapılarak kadın çalışanların karşılaştıkları sorunların nedenleri detaylı bir şekilde incelenerek çözüm üretilmiştir. Dolayısıyla, motivasyonun da cam tavanı engellemek açısından oldukça önemli bir faktör olduğu sonuçlanmıştır. Çalışma kapsamında, bankacılık sektöründe çalışan 10 kadın çalışan ile derinlemesine yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Bu anlamda, ucu açık 19 soru sorulmuştur ve katılımcıların verdikleri cevaplar değerlendirilerek kadın çalışanların bankacılık sektöründe cam tavan konusundaki algıları üzerinden çeşitli değerlendirmelerde bulunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre; ön yargıların ve ayrımcılıkların kadınların yalnızca ilerlemelerini değil aynı zamanda motivasyonlarını da olumsuz anlamda etkilediği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Cam Tavan, Eşitsizlikler, Motivasyon, Baskılar, Önyargılar

BankacılıkBankacılık sektörüCam tavan sendromu+3
Sena Dönmez
Feyziye Schools Foundation Işık University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınlar ve ev içi emek veren kadınların evlilik doyumu ile psikolojik belirtiler arasındaki ilişki

Toplumsal ve ekonomik şartların günümüzde değişmesi ile beraber kadınların iş hayatında aktif rol aldığı ve statüsü yüksek işlerde yer aldığı görülmektedir. Kadınların evin dışında da iş hayatında aktif rol alması, toplumsal yaşama katkı sağlamasının yanında, ruhsal yönden farklılıkların olması düşünülmektedir. Bu çalışma, çalışan evli kadınların ve ev içi emek veren kadınların evlilik doyumu ile psikolojik belirtileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma grubunu Uşak ilinde ikamet eden, 235 çalışan ve 122 çalışmayan olmak üzere toplam 357 kadın oluşturmuştur. Verileri toplamak amacıyla Sosyo-Demografik Bilgi Formu, Evlilik Uyum Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 20.00 programı aracılığıyla yapılmıştır. Çalışmaya katılan kadınların, %65.8 çalışan ve %34.2 çalışmayandır. Kadınların %38.4'i yaşamının büyük bölümünü büyükşehirde, %42.3'ü şehirde, %11.5'i ilçede, %7.8'i köyde geçirmiştir. Katılımcıların %10.6'sı ilkokul mezunu, %9.5'i ortaokul, %35.3'ü lise, %38.4'ü üniversite ve %6.2'si yüksek lisans ve üstü mezunudur. Çalışmaya katılan kadınların %80.4'ünün psikiyatrik tanısı yoktur. Katılımcıların %89.9'u eşiyle akraba değildir. Çalışmaya katılan bireylerin%75.1'i çocuk sahibi, %24.9'unun ise çocuğu yoktur. Çalışmaya katılan bireylerin %39.8'i eş şiddetine maruz kalmakta, %60.2'si maruz kalmamaktadır. Elde edilen bulgulara göre fobik anksiyete ve kişiler arası duyarlılık değişkenleri ile yaşamın büyük çoğunluğunun geçtiği yer arasında anlamlı farklılık bulunmuştur (p>0.05). Çalışan kadınların depresyon puanları ev içi emek veren kadınların puanlarına göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre çalışan kadınların depresyon düzeylerini artıran nedenin iş hayatındaki yaşanan olaylar olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Aile içi şiddet ve çocuk sahibi olma değişkenleri ile evlilik uyumu arasında ise, anlamlı bir farklılık olduğu gözlemlenmiştir. Evlilik doyumu ve psikolojik belirtilerin eğitim durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Evlilik doyumu ile psikolojik belirtiler arasında negatif yönlü düşük düzeyde ilişki vardır (p<0.01).

Evde çalışanlarEvde çalışmaEvlilik doyumu+3
Yağmur Cansu Nalcı
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kadınların internet ve sosyal medya bağımlığının sosyal kaygı ile ilişkisi

Bu araştırmada, çalışan kadınların sosyal medya ve internet bağımlılıklarının, sosyal kaygı düzeyleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. 248 katılımcıdan oluşan katılımcı grubuna kişisel bilgi formu, BAPİNT, sosyal medya bağımlılığı ölçeği ve Liebowitz sosyal kaygı ölçeğini içeren anket formu uygulanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre sosyal medya bağımlılığı faktörlerinden duygu durum düzenleme, tekrarlama ve çatışma ile birlikte internet bağımlılığı faktörlerinden tanı ve yaşam üstüne etkilerinin, kaygı düzeyi üzerinde anlamlı etkisi vardır. Bununla birlikte, sosyal medya bağımlılığı faktörlerinden duygu durum düzenleme, tekrarlama ve çatışma ile birlikte internet bağımlılığı faktörlerinden yaşam üstüne etkileri ve şiddetli isteğin kaçınma düzeyi üzerinde anlamlı etkisi vardır. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, çatışma, tanı, yaşam üstüne etkileri, motivasyon ve internet bağımlılık şiddeti düzeyleri yaşa göre değişmektedir. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, çatışma, tanı, yaşam üstüne etkileri, motivasyon, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri medeni duruma göre değişmektedir. Meşguliyet, tanı, yaşam üstüne etkileri, şiddetli istek, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri eğitim durumuna göre değişmektedir. Meşguliyet, duygu durum düzenleme, tekrarlama, tanı, motivasyon, internet bağımlılık şiddeti, kaygı ve kaçınma düzeyleri aylık gelire göre değişmektedir. Şiddetli istek, kaygı ve kaçınma düzeyleri haftalık çalışma süresine göre değişmektedir.

BağımlılıkMobil internetSosyal kaygı+6
Nazlı Bektaş
Haliç University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de kadın ve genç istihdam teşviklerinin istihdama etkileri

Ülkelerin kalkınmasında ve gelişmesinde çalışma hayatının istikrarı ve istihdam politikalarının verimliliği önemli bir parametre olarak kabul edilir. Ülkelerin nitelikli istihdam yaratabilmesi ve gerekli işgücünü oluşturabilmesi için kadın, erkek ve genç nüfusunu dengeli şekilde istihdama katması gerekir. İstihdamda kadın ve gençlerin etkin şekilde yer alması çalışma hayatında çeşitliliği artırmak açısından da önemlidir. Sanayi, tarım ve hizmet sektörlerinin temin edeceği insan kaynağında kadın ve genç istihdamının öncelenmesi için bazı teşviklere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sayede işverenler açısından kadın ve genç istihdamı daha cazip hale gelmektedir. Bunun bir neticesi olarak da genel istihdama olumlu katkılar yansımaktadır. Türkiye'de istihdama dönük teşvikler son yıllarda daha görünür hale gelmiştir. Kadın ve genç istihdam teşviklerine odaklanan ülkemiz, bu sayede genel istihdam içerisinde kadın ve genç istihdamını artırmayı hedeflemiştir. Bu kapsamda vergi indirimleri, sigorta prim destekleri, personel maaş destekleri, kiralama destekleri başta olmak üzere çok sayıda teşvik verilmiştir. Ülkemizde kadınların ve gençlerin çalışma hayatına katılımında istihdam teşvikleri epeydir etkin şekilde kullanılmaktadır. Bunların odaklandığı esas husus ise daha çok kadın ve genç istihdamıdır. Tüm değerlendirmeler ışığında bu çalışma kadın ve genç istihdam teşviklerinin genel istihdam üzerinde nasıl etkiler yarattığını anlamaya çalışmıştır. Bu doğrultuda çalışma hayatında kadın ve gençlerin teşvikler kapsamında yer almasının ne tür kazanımlar ürettiği tespit edilmiştir. Çalışmada sonuç olarak kadın ve genç istihdam teşviklerinin genel istihdama ve çalışma hayatına birçok açıdan olumlu yansıdığı anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Türkiye, Teşvik, İstihdam, Kadın, Genç

Aktif istihdam programlarıEksik istihdamKayıt dışı istihdam+7
Mehmet Baş
Haliç University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00

Related subjects