Master'sOpen Access

İnşaat sektörünün ekonomideki yeri ve önemi

2006
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Zeki Sezer

Abstract (TR)

Kalkınma sürecindeki ülkemizde; hızlı nüfus artışı ve kentleşme ile birlikte,kalkınmanın gerektirdiği yatırım programlarına bağlı olarak gelişen ve büyüyen inşaatsektörü, bu gelişmesini özellikle kamu yatırım harcamalarındaki artışlarla sağlamıştır.Gayri Safi Milli Hasıla içindeki payı % 5-6 civarında gezinen inşaat sektörü, buözelliğini korumuş, 1980 yılından sonra ise, ekonomik büyümenin lokomotif sektörüniteliğine sahip olmuştur.Müteahhitlik hizmetleri veren inşaat şirketleri büyük ölçüde, kamu sektörünce açılanihalelerin hacmine bağlı olarak gelişme gösterebilmekte ve bu şirketler içerisinde özelsektörün payı ağırlık taşımaktadır.Öte yandan, müteahhitlik hizmetleri; ihale kanunundan kaynaklanan sorunların yanısıra, finansman, mesleki örgütlenmenin yetersizliği gibi ve ayrıca işgücü, iş makineleri vemalzemelerin kullanımında aşması gereken çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır.Ayrıca, Dışa açılmanın başladığı 1980 yılından sonra müteahhitlik hizmetlerinin yurtdışına da kayması sonucu, ödemeler dengesine sağlanan katkı ve yaratılan yeni pazarlar milliekonomiyi olumlu yönde etkilemiştir.Hızlı değişim içerisindeki iç ve dış koşullar yaşamımızın her alanını önemli ölçüdeetkilediği gibi inşaat sektörünü de önemli ölçüde etkilemektedir.Bu etkileşim, bir yandan yeni değişikliklere ve gelişmelere yol açarken, diğer yandanda yeni problemleri açık bir şekilde karşımıza çıkarmaktadır.İnşaat sektörü; çağdaş standartlarla bezenmiş, ulusal stratejik hedefler doğrultusundasürekliliği olan, dengeli ve planlı bir şekilde geliştirilmesi gereken, uluslararası rekabet gücüyüksek, ekonomik ve toplumsal verimliliği olması gereken bir sektördür. Gerek yarattığıkatma değer açısından, gerekse yarattığı istihdam açısından ülkemiz ekonomisinin önemlisektörlerinden biridir.İnşaat ve yapım hareketleri, insanların tarihi süreçte ortaya çıkmalarıyla başlamıştır.Kovukların düzenlenmesinden, ağaç kütükleriyle barınılacak bir yer yapılmasına kadaryapılan tüm işler, ilk inşaat ve yapı üretimi olarak bilinmektedir.Tarihi süreç içerisinde giderek gelişen inşaat yapım işleri, 19.yüzyılda sanayi devrimiile birlikte önemli bir değişim geçirmeye de başlamıştır. Bu gelişme bir yandan inşaatsektöründe kullanılan teknolojiyi, diğer yandan da inşaat sektöründe iş yapanlarınorganizasyon ve yönetim yapılarında da önemli değişiklikleri ortaya çıkarmıştır.İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan yıkımı ortadan kaldırmak için gösterilen çabalar veyenilemeler, aynı zamanda inşaat sektörünün önemli ölçüde büyümesini de sağlamıştır.8. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın ortaya koyduğu öngörü dikkate alındığında;kentleşme hızının, yılda yaklaşık olarak %4,75 olması, kent nüfusunun %44' ünün nüfusu 1milyonun üstünde olan kentlerde yaşaması, yaklaşık olarak 3000 belediyenin 900' ünde içmesuyu şebekesinin bulunmaması, yine bu belediyelerin büyük bir kısmında arıtma tesisi vekanalizasyon şebekesinin bulunmaması, her yıl 600.000' den fazla konutun yapılmasınaihtiyaç duyulması, enerjide dışa bağımlılığımızın %62'lere varması, toplam enerji üretimindedünya ortalamasının altında bulunmamız, yolcu ve yük taşımasındaki yetersizlikler, denizyoluve demiryolu ulaşımındaki altyapı eksikliği inşaat sektörünü yakından ilgilendiren konulardır.Geleceğin planlanması, özellikle yapılması gereken yatırımlar açısından son dereceönemli olmaktadır. Nüfus hareketinin ortaya çıkardığı ve çıkaracağı eğitim, sağlık, yol, enerji,konut, sulama v.b.yatırımlar; aynı zamanda inşaat sektörü ve istihdam politikaları açısındanda çok büyük önem taşımaktadır.Yine 2004 yılı verilerine göre AB' de yaşayan nüfusun %65'i 49 yaşın altında iken,ülkemizde bu oran %81 olarak karşımıza çıkmaktadır. 24 yaşın altındaki nüfus dağılımı dageleceğimiz açısından önemli olmaktadır. Avrupa'da nüfusun %29,1'i, ülkemizde isenüfusun %44,9' u 24 yaşın altındakilerden oluşmaktadırİnşaat sektörü; gerek mühendis ve mimarların istihdamı, gerekse kendi adlarına işyapanlar açısından önemli bir sektördür. Gıda ve tekstilden sonra 3. büyük sektördür. Ayrıca,dışa bağımlı olmayan yerli sermayeye dayanan bir sektör olduğu gibi, 200'den fazla altsektörün harekete geçmesini de sağlamaktadır. Bu özelliği ile lokomotif sektördür. Ayrıcabüyük istihdam kaynağı olması açısından da ?Sünger Sektör? olarak tanımlanmaktadır.Çimento başta olmak üzere inşaat demiri, seramik, cam, boya ve mermer gibi sektöregirdi sağlayan inşaat malzemelerinin çoğu kalite açısından dünya pazarlarıyla rekabetedebilir düzeydedir. Bu rekabet sadece malzeme ölçeğinde değil; mühendislik, mimarlık vemüteahhitlik hizmetleri ölçeğinde de geçerlidir. Buna karşın ülkemizde kayıt dışı vedenetimsiz hizmetlerin oldukça yaygın olması, bazı özendirme politikalarının yetersizliği,haksız rekabet koşullarının ortadan kaldırılmaması ve kayırmacılık sektörün önünde duranönemli problemlerdirİnşaat sektörünün ve yapı üretiminin geleceğini kalıcı kılmak için, iş gücünün eğitimdüzeyine ilişkin sorunları da ortadan kaldırmak gerekir.Ayrıca; ülkemizdeki sabit sermaye yatırımlarının %50'sini inşaat yatırımlarıoluşturmakta, GSMH içindeki doğrudan payı %6 olduğu gibi, doğrudan veya dolaylıetkilediği sektörlerle birlikte bu oran %30'lara kadar çıkmaktadır.1995-2004 yılı arasındaki 10 yıllık dönemde inşaat sektörü, %14,7 oranındaküçülmüştür. Bu dönemde ortalama her yıl %1,47 oranında küçülen sektör; 2004 yılından buyana büyümesini sürdürmektedir. Gerek 1999 depremleri, gerekse 2001 yılı krizleri nedeniyleortaya çıkan talep daralması, yeni bir sunum ve taleple ortaya çıkmıştır. Özellikle orta ve üstgelir gruplarına yönelik başta TOKİ olmak üzere üretilen konut inşaatları, banka kredifaizlerinin düşüklüğü nedeniyle de sektör açısından yeni bir iklim yaratmıştır. Öyle ki, maketüzerinden konut satışları bile yapılmaya başlanmıştır.Her alanda olduğu gibi, konut üretimi bağlamında da strateji ve planlama eksikliğiyeniden kendisini göstermeye başlamıştır. Önümüzdeki dönemlerin ihtiyaçlarına göre birstrateji ve planlama yapmaktan çok; kısa erimli, günü kurtarmaya dayalı, ?sürdürülebilir?olmaktan uzak bir sunuma soyunulmuştur. Gerçekten konuta ihtiyacı olanlar, her zamanolduğu gibi bir kenarda beklemektedirler. Az da olsa altyapı, daha çok konut inşaatlarınayönelik hareketlenmeye karşın halen, mühendislik ve mimarlık hizmetleriyle birlikte yapıalanına yönelik sorunlar devam etmektedir. Sağlıklı çözümlerden yana adım atılmamaktadır.Bu çalışmanın temel amacı, Sektöre yapılan yatırımla kalkınmadaki paralelliği ortayakoyarak, Bir Ülkenin gelişiminde ve İstihdamın artmasında etkinliğine işaret etmek, Yurtdışındaki müteahhitlik hizmetlerinin verimliliğinin Ülkenin prestijine ve mali girdisinekatkısını anlatmak ve sorunlarını ortaya koyarak bir perspektif oluşturup, İnşaat SektörününEkonomi de ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu göstermektir.

Author

Dr. Mehmet Can Hozan

How to Cite

Mehmet Can Hozan (Yüksek Lisans Tezi). İnşaat sektörünün ekonomideki yeri ve önemi, 2006, Dicle University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dicle University