İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku bakımından dijital platform çalışanlarının hukuki statüsü
2022
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Enver Murat Engin
Abstract (TR)
Doksanlı yıllarda ciddi ivme kazanan ekonomik ve teknolojik gelişmeler, geçmişteki üretim anlayışını değiştirmiştir. Sanayi toplumundan, sanayi ötesi topluma geçişle birlikte iş sözleşmesi de giderek belirlenen sınırların dışına taşmaya başlamıştır. Bu dönemde, işçilerle yapılan sözleşmeler de çeşitlenerek atipik çalışma biçimleri ortaya çıkmıştır. Bunun sonucunda, iş sözleşmesinin üzerine temellendiği unsurlar sorgulanmaya başlamıştır. Bu gelişmelerin sonuncusu olan Endüstri 4.0; şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinde, yapay zekâ, robotik, nesnelerin interneti, büyük veri gibi bilgi ve iletişim teknolojilerinin sunduğu yeni araçlardan faydalanmalarına bağlı olarak üretimin sayısallaştığı, siber sistemler ile iş gücünün birleştiği yeni bir çağın başlangıcını oluşturmaktadır. Bu dönemde hayatımıza giren kavramlardan biri de platform ekonomisidir. Platform ekonomisi, faaliyetlerin genellikle özel kişiler tarafından sağlanan mal veya hizmetlerin geçici kullanımı amacıyla açık bir pazar yeri oluşturan platformlar tarafından kolaylaştırıldığı iş modelidir. Bu modelde çeşitli türde platformlar yer almaktadır. Bunlardan biri de dijital iş platformlarıdır. Dijital iş platformları, geleneksel olarak işçiler tarafından görülen işlerin, çoğunlukla kalabalık bir topluluğa yapılan açık çağrıyla, kitlesel kaynak kullanılarak gördürüldüğü platformlardır. Platform tabanlı çalışma ilişkisi, hizmet talep eden gerçek veya tüzel kişi, talep edilen hizmeti sunan çalışan ve bu ikisinin bir araya gelmesini sağlayan kullanıcılardan oluşan üç taraflı bir ilişkidir. Dijital iş platformlarının işleyişi beş ana süreç altında açıklanmaktadır. Bunlar, (i) dijital platforma erişim ve kayıt, (ii) seçim süreci ve işin dağıtımı, (ii) işin yürütümü ve yönetimi, (iv) işin sonunda ödenecek ücretin belirlenmesi ve ödenme biçimi ile (v) çalışanların performanslarının izlenmesi ve çalışmaya son verilmesidir. Dijital iş platformları işin görülme biçimine, görülen işin çeşitliliğine ve niteliğine göre farklı sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Tüm bu farklı sınıflandırmalar, dijital iş platformlarının son derece farklı yapılarda olduğunu göstermektedir. İşin görülme biçimine göre dijital iş platformları; web tabanlı dijital iş platformları ve konum tabanlı dijital iş platformları olmak üzere iki alt başlık altında incelenmektedir. Web tabanlı dijital iş platformları, internet üzerinden görülebilecek bir işin platforma kayıtlı çalışanlar tarafından herhangi bir mekâna bağlı olmaksızın yerine getirildiği platformlardır. Bu tür platformlar, mikro ve makro işlerin görüldüğü platformlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mikro iş platformları, bir fotoğrafın etiketlenmesi, ürün kategorilerinin birbirine ayrılması gibi basit nitelikteki işlerin çalışanlar tarafından yerine getirildiği dijital iş platformlarıdır. Makro iş platformları, mikro işlere kıyasla daha yüksek beceri veya uzmanlık gerektiren, nispeten karmaşık, teknik, görece nitelikli ve yüksek ücretli işlerin platforma kayıtlı çalışanlar tarafından yerine getirildiği platformlardır. Konum tabanlı dijital iş platformları ise, geleneksel işlerin yapıldığı, hizmetin görülebilmesinin yerel, fiziksel ve bireysel bir performansı gerektirdiği platformlardır. Dijital iş platformları üzerinden çalışmanın pek çok olumlu yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki, bu tür platformların geleneksel modelde işleyen işletmelerde iş bulamayan pek çok kişiye iş imkânı sunmasıdır. Bunun gibi, işverenin otoritesi altında çalışmak, iş hukukunun işçi bakımından getirdiği sınırlamalara tabi olmak istemeyen pek çok kişi de çalışanlara sunduğu esnek çalışma imkânları nedeniyle platformlar üzerinden çalışmayı tercih etmektedir. Platformların çalışanlara sağladığı küresel düzeyde işlere erişim imkânı başka bir avantajdır. Aynı anda farklı alanlarda çalışarak kendi yeteneklerini keşfetme ve geliştirme olanağı, işlere kolayca erişilebilmesi ve eşit işe eşit ücret ödenmesi de bu çalışma modelinin çalışanlar bakımından yarattığı diğer avantajlar arasında yer almaktadır. Dijital iş platformları üzerinden çalışmanın olumlu olduğu kadar olumsuz yönleri de bulunmaktadır. Bunların başında çalışanların bağımsız çalışan olarak nitelendirilmeleri nedeniyle iş ve sosyal güvenlik hukukunun sağladığı korumalardan mahrum kalmaları gelmektedir. Bunun dışında, kayıt dışı çalışma, artan rekabet ve sosyal damping, iş sağlığı ve güvenliği eksikliği, bilgi asimetrisi ve iletişim eksikliği, sosyal izolasyon, ayrımcılık, denetim güçlüğü, aidiyet duygusu eksikliği ve örgütlenme güçlüğü platform tabanlı çalışma ilişkisinin çalışanlar bakımından yarattığı diğer olumsuz sonuçlardır. Platform çalışanlarının hukuki statüsü konusunda karşılaştırmalı hukukta çok sayıda uyuşmazlık gündeme gelmiştir ve gelmeye de devam etmektedir. Zira bu konuda dünya genelinde eş zamanlı bir problem yaşanmaktadır. Hukukumuzda da platform çalışanlarının hukuki statüleri konusundaki belirsizliğin giderilebilmesi için, karşılaştırmalı hukukta işçi statüsünün nasıl düzenlendiğinin incelenmesi gerekmektedir. Bunun gibi, yabancı mahkemeler tarafından platform çalışanları hakkında verilen kararlarda yapılan değerlendirmeler bu kişilerin hukuki statülerinin tespiti konusunda yol göstericidir. Platform tabanlı çalışma ilişkisinin yasal olarak düzenlenmesi gerekip gerekmediği de dünya genelinde tartışılan bir konudur. Bu çalışma ilişkisinin yasal olarak düzenlenmesi gerektiğini ileri sürülen görüşler üç grupta toplanmaktadır. Bunlar; bir ara kategori yaratılması, işçi tanımının genişletilmesi ve hukuki statülerine bakılmaksızın tüm platform çalışanlarına birtakım haklar tanınmasıdır. Platform çalışanlarının ara kategoride değerlendirilmesi gerektiğini savunan yaklaşım, bu kişilerin bağımlı ve bağımsız çalışanlar arasında gri alanda kaldığı fikrinden hareket etmektedir. İşçiler ile bağımsız çalışanlar arasında kalan kişileri kapsama alan ara çalışan kategorisi bugün Birleşik Krallık, Almanya, İspanya, İtalya gibi pek çok ülkenin hukuk sisteminde bulunmaktadır. Hukukumuzda böyle bir kategoriye ihtiyaç olup olmadığının anlaşılması için, söz konusu kategorinin karşılaştırmalı hukukta nasıl düzenlendiğinin incelenmesi gerekmektedir. İşçi tanımının genişletilmesi yaklaşımı ise, platform çalışanlarının işçi sayılmaları gerektiği ve bunun için bağımlılık unsurunun tespitinde ölçütlerin gözden geçirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bunun gibi, getirilecek bir karine ile platform çalışanlarının işçi kabul edilmesinin hukuki statünün tespitini kolaylaştıracağı ifade edilmektedir. ABD ve İspanya'da bu yönde düzenlemeler yapılmıştır. AB Platform Çalışmalarında Çalışma Koşullarının İyileştirilmesi Hakkında Direktif Tasarısı'nda da platform çalışanlarının işçi sayılması yönünde bir karineye yer verilmektedir. Son yaklaşım, platform çalışanlarına hukuki statüleri incelenmeksizin çalışma koşulları konusunda bilgi edinme ve algoritmik kararlara itiraz hakkı tanınmasıdır. Bazı yazarlar, platform çalışanları hakkında asgari ücret, çalışma süreleri gibi konularda iş mevzuatının uygulanması gerektiğini de savunmaktadır. Bunun gibi, platform çalışanlarının ayrımcılığa karşı korunması ve çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda gerekli mekanizmaların oluşturulması da ileri sürülen öneriler arasındadır. AB Direktif Tasarısı'nda da bağımsız çalışan platform çalışanlarına çalışma koşulları ve algoritmaların işleyişi konusunda bilgi edinme hakkı ile bu kararlara itiraz hakkı tanındığı görülmektedir. Yine İtalya, Fransa ve İspanya'da da bu yönde düzenlemeler mevcuttur. Platform çalışanlarının bağımsız çalışan olarak kabul edilmeleri bu kişilerin toplu pazarlık hakkından yararlanamamalarına neden olmaktadır. Zira bu kişiler rekabet hukuku bakımından teşebbüs olarak kabul edilmekte ve bu alandaki sınırlamalara tabi olmaktadır. Öte yandan karşılaştırmalı hukukta, tek başına çalışan ve ekonomik bağımlılık içinde olan bağımsız çalışanlara toplu pazarlık hakkı tanınması yönünde bir eğilim olduğu görülmektedir. Bu konuda AB tarafından da bir Rehber hazırlanmıştır. Rehberde belli koşulları taşıyan bağımsız çalışanlar Avrupa Birliğinin İşleyişi Hakkında Sözleşme'nin rekabeti düzenleyen hükümlerinden bağışık tutulmuştur. Fransa'da da bağımsız platform çalışanlarına bu yönde haklar tanınmıştır. Platform çalışmalarının neden olduğu bir diğer sorun kayıt dışı çalışmadır. Bunun temel sebebi ise işin genellikle siber alanda görülmesi ve sınır ötesi bir nitelik taşımasıdır. Bu durum, sosyal güvenlik kurumlarının platform çalışanlarından haberdar olamamalarına neden olmaktadır. Bunun önüne geçmek için karşılaştırmalı hukukta birtakım çalışmalar yapılmaktadır. Bu konuda özellikle AB Direktif Tasarısı'nda getirilen bilgilendirme ve bildirim yükümlülükleri önem taşımaktadır. Platform çalışmalarının, piyasadaki diğer aktörler ve devlet bakımından neden olduğu sorunların giderilebilmesi için ilk olarak platform çalışanlarının hukuki statülerinin doğru bir biçimde tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit yapılırken, platformun yürüttüğü faaliyetin bir aracılık faaliyeti mi yoksa doğrudan veya dolaylı olarak bir hizmetin sunumu mu olduğu belirlenmelidir. Bu konuda ABAD tarafından verilen kararlarda getirilen ölçütler yol göstericidir. Platformun sunulan hizmet üzerinde aracılık faaliyetini aşan bir organizasyonu bulunmakta ise bir aracı değil, hizmet sağlayıcı olduğu kabul edilmelidir. Bu halde, platform ve çalışan arasında bağımlılık ilişkisinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Hukukumuzda bağımlılık; kişisel/hukuki bağımlılık olarak anlaşılmaktadır. Teknik ve ekonomik bağımlılık, iş sözleşmesinin varlığı için yeterli kabul edilmemektedir. Bağımlılık ilişkisinin tespitinde öğreti ve Yargıtay tarafından geliştirilen kriterler; işçinin işverenin iş organizasyonu içinde iş görmesi, işin yönetimi ve gerçek denetiminin işverene ait olması, çalışanın işi reddetme hakkının bulunmaması, çalışanın münhasıran aynı iş sahibi için çalışması, işin işverenin işyerinde yerine getirilmesi, çalışma saat ve sürelerinin işveren tarafından belirlenmesi, çalışanın yardımcı kişi çalıştırmaması ile iş araç ve gereçlerinin işveren tarafından sağlanmasıdır. Platform çalışanlarının hukuki statüsünün tespitinde, bu unsurların her birinin incelenmesi gerekmektedir. Platform çalışmalarında belirgin olan ekonomik bağımlılığa ilişkin ölçütler de platform çalışanlarının hukuki statülerinin tespitinde dikkate alınmalıdır. Bu ilişkide iş gücü, bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde geliştirilen altyapıyla bütünleşerek otomatik olarak yönetilmekte ve iş organizasyonu algoritmalar tarafından kurulmaktadır. Bunun gibi, kullanıcı geri bildirimleri platformlar tarafından çalışanların iş görme süreçlerinin denetiminde kullanılmaktadır. Bu nedenle, algoritmik yönetim ile kullanıcı geri bildirimleri de bağımlılık unsurunun bir ölçütü olarak kabul edilmelidir. Bunun yanında, platform çalışanlarının karine olarak işçi kabul edilmesi, halen gelişmekte olan bu sektörün düzenlenmesinde ölçülü bir ilk adım olacaktır. Böyle bir düzenleme, bu kişilerini ispat yüklerini hafifletecek ve idari makamlar tarafından da işçi sayılmalarına ve sigorta tescillerinin yapılmasına olanak tanıyacaktır. Bunun gibi, görülmekte olan davalarda mahkemelerin muhafazakâr bir tutum izlemeleri nedeniyle içtihadın öngörülemez biçimde gelişmesi engellenebilecektir. Platform çalışanları işçi kabul edilseler dahi, bu ilişki (kimi hallerde meslek edinilmiş geçici iş ilişkisi dışında) mevzuatımızda düzenlenen atipik iş sözleşmesi türlerinden birinin kapsamına girmemektedir. Platform tabanlı iş ilişkisine özgü kuralların oluşturulabilmesi için bu sözleşmenin mevzuatımızda tanımlanması gerekmektedir. Bu tanım hem web tabanlı hem de konum tabanlı platformları kapsama alacak biçimde yapılmalıdır. Bunun gibi sözleşmede yer alması gereken hususların neler olduğu da kanunda düzenlenmelidir. Hukukumuzda işçiler, sendika ve toplu pazarlık hakkından tam olarak yararlanmaktadır. Buna karşılık, bağımsız çalışanlara sendika hakkı tanındığı halde, toplu pazarlık hakkı tanınmamıştır. Karşılaştırmalı hukuktaki gelişmelere uygun olarak, tek başına çalışan ve ekonomik olarak bağımlı olan kişilere (bu kapsamda bağımsız platform çalışanlarına) toplu pazarlık hakkı tanınması gerekmektedir. Aksi halde, bu kişilere tanınan sendika hakkı etkin olmayacaktır. Yapılan araştırmalar karşılaştırmalı hukukta olduğu gibi hukukumuzda da platform çalışanlarının kayıt dışı çalıştıklarını göstermektedir. Bu kişilerin sigortalılıklarının sağlanmasında mevzuatımızda sanatçılar hakkında getirilen düzenlemeler yol gösterici niteliktedir. Bunun yanında AB Direktif Tasarısı'nda olduğu gibi platformlara çalışanlarının hukuki statüleri ve çalışma koşulları konusunda Sosyal Güvenlik Kurumu'nu bilgilendirme yükümlülüğünün getirilmesi, platform çalışmalarında kayıt dışı çalışmayı önleyebilecektir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmesinin nasıl sağlanacağı konusunda ise dijital hizmet vergisine ilişkin düzenlemelerin incelenmesi gerekmektedir.
Author
Dr. Hazal Tolu Yılmaz
Institution
How to Cite
Hazal Tolu Yılmaz (Doktora Tezi). İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku bakımından dijital platform çalışanlarının hukuki statüsü, 2022, Galatasaray University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Yöneticilerin sorumluluk sigortası(2015)
- Langlands functoriality principle(2021)
