Kamu yararının analizi: Kamu malları sorunsalı
1999
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Tezer Öçal
Abstract (TR)
Kamusal bir malın optimumdan saptırıcı olmayan vergilerle finanse edilmesi halinde Pareto-etkin düzeyde sağlanmasına ilişkin şartlar literatürde ilk olarak Samuelson tarafından ortaya konmuş olup, artık iyi bilinmektedir. Bu şartlar Stiglitz-Dasgupta tarafından 1971 yılında saptırıcı finansman hali için daha kapsamlı hale getirilmiştir. Ancak aynı şartların "simetrik olmayan bilgi akışı" nın bir parçası sayılan "tercihlerin açığa vurulması" problemi sebebiyle pratik bir anlam taşımadığı uzun süredir bilinmektedir. O kadar ki çeşitli yazarlarca önerilen teşvik tutarlı vergi sistemleri dahi hipotetik olmaktan öteye geçememiş, üstelik demokratik olmadığı anlaşılmıştır. Tercihlerin açığa vurulması problemine kamusal malların hangi niteliklerinin yol açtığı araştırıldığında görülmüştür ki "rakibi bulunmamak" yeterli bir şart değildir, ayrıca "malın kullanımının bazı tüketicilere dışlanamaması" da birlikte düşünülmelidir. Bu durum kamusal malların iki geniş sınıfa ayrılmasına yol açmıştır: Salt kamusal mallar, devletçe sağlanan özel mallar. Günümüzde devletin sağladığı mallardan çoğu özel mal karakterinde olup, başta gelen örneklerinden biri "yerel mallardır". Buradan hareketle Klüp Teorisine sıçramak için ufak bir adım yeterli olmuştur. Bu teorinin gerekçeleri arasında en önemlileri şunlardır : birlikte hareket etmeğe verilen önem, ölçek tasarruflarına bağlı olarak maliyetin azaltılabilmesi, üretimin eşgüdümlü bir toplulukça yapılmasına bağlı maliyet tasarrufu, kamusal malların ya da faktörlerin ortak paylaşımından kaynaklanan avantajlar. Klüp teorisi saf olmayan kamusal malların dağıtımsal etkinliğinin incelenmesi için teorik bir temel oluşturur. Üstelik, Oyun Teorisiyle, Kamusal finansmanla ve Refah Teorisiyle güçlü bir köprü kurulmasına izin verir. Tezimizde Buchanan tarafından ortaya atılan öncü model ile onun uzantıları incelenmiştir.Bir çok iktisatçı özgürlük ve serbestlik gibi amaçların da içerildiği bir çerçeve içinde refah teorisini ötesine geçilme gereğini vurgulamışlardır. Böyle bir yaklaşımda fiskal anayasanın kurucu ilkelerinden birinin başkalarının hürriyetiyle sınırlı ve uyumlu şahsi hürriyet olduğu esasta benimsenmiş bulunmaktadır. Bu ilkeyi ilk olarak formüle eden Rawls'dur. Fakat bu yeni yaklaşım kollektif tercihler ve kamusal tercih teorisiyle ilişkili yeni meselelere de pencereyi açmış bulunmaktadır. Arrow tarafından geliştirilen fikirleri konu alan ve daha soyut karakter taşıyan kollektif tercihler teorisi bir küme kişisel tercihlerin hangi şartlarda kendi içinde tutarlı bir sosyal tercihler sıralamasına imkan verdiğini araştırır. Sonuçta ispatlanan İmkansızlık Teoremi olumsuz bir sonuca yazarı götürmüş olup, bu açmazdan kurtulabilmek için sosyal tercihlerin tek tepelilik denilen çok özel bir yapıda olması gerekmektedir. Fakat Black'in gösterdiği üzere tek tepelilik bizi zorunlu olarak medyan seçmen teorisine getirip bırakmaktadır. Bundan dolayı tezimizde medyan seçmen teorisini tüm ayrıntılarıyla ve şekilleriyle incelemek durumunda kaldık. Ancak bu teorinin içinde bulunduğu pek de tatmin edici sayılmayan durum bizi yeni gerekçeler aramağa sevketmiştir. Örneğin piyasanın başarısızlığı söz konusu olmasa dahi demokratik bir sürece bağlı kalındığında dağıtımı kollektif olarak yapılan bir malın aşırı üretimi engellenememektedir. Kamusal tercih teorisi siyasal ve fiskal tercihlerin yapıldığı sosyal kurumlara ağırlık verdiğinden kollektif tercihler teorisinden daha kapsamlı bir teoridir. Bu itibarla yeni kamusal tercih teorisini incelemekle bir ipucu yakalamayı ummamız normaldir. Bu tür teorilerin dayandığı başlıca varsayım oldukça basit olup, devletin çeşitli kurumlarında çalışan ve onları yöneten kişilerin aynı zamanda diğer kurumlarda da bir takım sosyal ve ekonomik roller sahibi bulunduğu gerçeğini vurgular. Bu sebeple önde gelen aktörler oldukça karmaşık ve karşılıklı etkileşimi bulunan eylemler içindedirler. Devlet politikaları, vergi ve kamusal harcama kararları ancak bu oyunlar analiz edilerek kavranabilir. Buchanan'ın ilk çalışmaları iktisat bilminde yeni bir düşünce ekolünün doğmasına önderlik etmiş, iktisatla siyaset bilmi arasındaIll bazı bağlar kurulmasına yardımcı olmuştur. Ne var ki bu yaklaşımın ilk şekillerinde medyan seçmen hala merkezi bir yer işgal etmiş ve zamanla teorinin bu kavramdan arındırılması şart olmuştur, zira o, siyasal davranışın incelenmesinde sadece bir ilk yaklaşımı teşkil etmekte idi. İktisatçılar her ne kadar medyan seçmen yaklaşımını gerek teorik, gerekse ampirik çalışmalarında yaygın biçimde kullanmış olsalar dahi, fiili kamu harcamalarının medyan seçmence tercih edilenlere yakın olduğunu gösterememişlerdir. Niskanen bürokratik kararları içselleştirmekle kamusal tercihler teorisinin ufkunu genişletmiştir. Bununla birlikte, bazı yazarlar bu yeni yönelimi Neoklasik teoriyi tamamlayan bir gelişme olarak düşünmeyi tercih ederler. Politikacıları makroekonomik fıskal çerçeve içine içselleştirme gayreti "siyasal konjonktür" adı verilen bir gelişmeyi gündeme getirmiştir. Fakat siyasal konjonktürün varlığını doğrulamağa yarayan verilerin bu hususta belirleyici bir işlev göremediğini belirtmek zorundayız. Üstelik, oy kullanma uzayına iki veya üç boyutlu hale getirince çoğunluk oyu dengesinin varlığı kuşku götürür olmaktadır. Sanayi demokrasilerinde kamu sektörü II. Dünya Savaşından bu yana hızla büyümüştür. Kamu harcamalarını açıklamak amacıyla ortaya atılan temel teori Niskanen ve diğerlerince düşünülen siyasal teşvikler ve yapılar üzerine inşa edilmiştir. Kamu sektörü genişledikçe siyasal ve bürokratik özçıkara, aktif çıkar gruplarına ve global karşılıklı etkileşim ağının varlığı nedeniyle ekzojen aktörlere çok daha duyarlı hale gelmiştir. Giderek seçmen isteklerine daha az tepki göstermeğe başlayan kamusal eylemlere karşı duyulan tatminsizliği açıklarken halkın gösterdiği protesto ana faktör haline gelmiş olmasına olmasına rağmen, devletin demokratik bir toplumda nasıl davrandığını henüz tam olarak izah edebilmiş değiliz. Son bölümde bütçeyle ilgili siyasal-ekonomik teori konusundaki arayışımızda Kantin zamanına geri dönerek kamu çıkarının her yanıyla incelendiği o ünlü tartışmada kendimizi buluyoruz. Ve öyle görünüyor ki o tartışmayı desteğimize almadan salt iktisadi argümanlarla yetinmek bizi yarı yolda bırakacaktır.
Author
Dr. Metin Saraçoğlu
How to Cite
Metin Saraçoğlu (Doktora Tezi). Kamu yararının analizi: Kamu malları sorunsalı, 1999, Gazi University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Gazi University
- Türkiye petrol ve gaz sondaj sahası iş kazaları analiz ve modellemesi(2021)
- Experimental development of the interfacial bond-slip model between textile reinforced mortar strips and masonry walls(2025)
- Yarıiletken nem sensörlerinin geliştirilmesi(2021)
- Bilgisayar destekli ve doğrudan strateji öğretimimin okuduğunu anlamaya etkisi(2021)
- Mühendis adayı öğrencilerinin integral problem çözüm süreçlerinin bloom taksonomisi ile kavramsal ve işlemsel bilgi açısından incelenmesi(2021)
- Düşük karbonlu çelik malzemelerde haddeleme yön ve miktarının işlenebilirlik üzerine etkileri(2003)
