Son dönem kalp yetmezliğinde ventrikül destek cihazı implante edilmiş hastalarda preoperatif ve postoperatif biyomolekül düzeylerinin mortalite ve morbitideye etkisi
2025
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. İlhan Gölbaşı
Abstract (TR)
Son Dönem Kalp Yetmezliğinde Ventrikül Destek Cihazı İmplante Edilmiş Hastalarda Preoperatif ve Postoperatif Biyomolekül Düzeylerinin Mortalite ve Morbitideye Etkisi Amaç: Kalp yetmezliği, yapısal ya da fonksiyonel kalp bozukluklarına bağlı olarak gelişen, çeşitli semptomlarla seyreden komplike bir klinik sendromdur. Son dönem kalp yetmezliği tedavisinde sol ventrikül destek cihazları (LVAD), yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak bu cihazların kullanımı, hemodinamik ve biyomoleküler düzeyde önemli değişikliklere neden olmakta; RAAS aktivasyonu, inflamatuvar belirteçlerde artış ve endotelyal stres gibi süreçlerin başlamasına neden olmaktadır. Bu çalışma, LVAD implantasyonu yapılan hastalarda renin, aldosteron, prokalsitonin, Pro-BNP ve von Willebrand faktör (vWF) gibi biyomoleküllerin preoperatif ve postoperatif düzeylerini zamansal olarak değerlendirmeyi; bu değişimlerin post operatif efüzyon, SVO ve IABP ihtiyacı gibi komplikasyonlarla ilişkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Amaç, biyomolekül temelli izlemle komplikasyonların öngörülebilirliğini artırmak ve hasta yönetimini kişiselleştirmektir. Materyal ve Metod: Çalışma, 2022–2024 yılları arasında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı'nda HeartMate HVAD sistemi implante edilen 22 hastayı kapsamaktadır. Tüm hastalardan yazılı onam alınmış ve çalışma, 30.01.2025 tarihli etik kurul onayı ile yürütülmüştür. Klinik ve biyokimyasal veriler hastane bilgi sistemlerinden ve hasta anamnezlerinden elde edilmiştir. Çalışmada renin, aldosteron, prokalsitonin, NT-proBNP ve von Willebrand faktör (VWF) düzeyleri; preoperatif, postoperatif 1. gün ve 1. ayda olmak üzere üç zaman noktasında değerlendirilmiştir. Ayrıca hemogram, CRP, INR, albümin, karaciğer fonksiyon testleri, böbrek fonksiyon testleri ve elektrolit düzeyleri analiz edilmiştir. Biyomolekül değişimleri ile postoperatif komplikasyonlar arasındaki ilişkiler istatistiksel olarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışma, Akdeniz Üniversitesi'nde sol ventrikül destek cihazı (LVAD) implante edilen 22 hasta üzerinde yapılmış olup, hastaların biyomolekül düzeylerindeki değişimlerin postoperatif komplikasyonlarla olan ilişkisini istatistiksel olarak değerlendirmektedir. Çalışmaya dahil edilen hastaların %90,9'u erkek olup, ortalama yaş 52,23±11,2 yıldır. Etiyolojik olarak hastaların %50'sinde dilate kardiyomiyopati (DKMP), %50'sinde ise iskemik kardiyomiyopati (IKMP) saptanmıştır. Sigara kullanımı %81,8, diyabet %40,9 ve hipertansiyon %36,4 oranında görülmüştür. Mitral yetmezlik ile postoperatif pro-BNP ve renin düzeyleri arasında anlamlı pozitif korelasyonlar saptandığını, buna karşın VWF ve aldosteron düzeyleri ile negatif korelasyonlar bulunduğunu ortaya konmuştur. Triküspit yetmezlik derecesi ile aldosteron ve VWF arasında benzer yönde zayıf negatif ilişkiler saptanmıştır. Pulmoner arter basıncının, özellikle postoperatif dönemde artmış prokalsitonin, aldosteron ve pro-BNP düzeyleri ile pozitif yönde ilişkili olması, hemodinamik yüklenmenin nörohormonal ve inflamatuvar yanıtlarla yakından bağlantılı olduğunu göstermektedir. TAPSE değeri ile biyomarkerlar arasındaki negatif korelasyonlar, sağ ventrikül fonksiyon bozukluğunun sistemik inflamasyon ve endotel disfonksiyonu ile ilişkili olabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca biyomoleküller arasında, özellikle prokalsitonin ile pro-BNP arasındaki güçlü korelasyon, inflamatuvar ve hemodinamik süreçlerin ortak bir patofizyolojik eksende seyrettiğini desteklemektedir. Preoperatif olarak ölçülen biyobelirteçlerden ortalama ejeksiyon fraksiyonu %20,5, von Willebrand faktör (vWF) 201,6±54,49, Pro-BNP 3123,91±4400,72, Renin 9,86±6,91 ve Aldosteron 52,82±40,42 olarak bulunmuştur. Postoperatif 1. günde Pro-BNP ve vWF düzeylerinde anlamlı artış gözlenmiş olup (sırasıyla p=0,001 ve p=0,004), Prokalsitonin düzeylerinde ise keskin bir artış meydana gelmiştir (p<0,001). Postoperatif 1. ayda prokalsitonin düzeyi normale dönerken (p=0,031), vWF düzeyleri başlangıç seviyelerine yaklaşmış; Pro-BNP ise yüksek seyretmeye devam etmiştir. İncelenen komplikasyonlar arasında post operatif perikardiyal efüzyon (%50), iskemik serebrovasküler olay (%36,4), gastrointestinal kanama (%36,4), sağ ventrikül yetmezliği (%45,5), ECMO gereksinimi (%4,5) ve intraaortik balon pompası (IABP) ihtiyacı (%27,3) yer almaktadır. Lojistik regresyon analizine göre vWF ve prokalsitonin düzey farklarının kanama revizyonu ile anlamlı bir ilişkisi bulunmamıştır. İskemik SVO ile postoperatif vWF artışı arasında zayıf düzeyde bir ilişki (p=0,089) saptanmış, ancak bu istatistiksel anlamlılık düzeyinin altında kalmıştır. Gastrointestinal kanama ve sağ ventrikül yetmezliği ile vWF düzey değişimleri arasında anlamlı bir ilişki gösterilememiştir. ECMO ve IABP uygulamaları ile de vWF düzey farkları arasında anlamlı bir etki gözlenmemiştir. LVAD implantasyonu sonrası vWF düzeylerinde belirgin fakat geçici bir artış izlenmiş; buna karşın bu değişimlerin postoperatif komplikasyonlarla olan istatistiksel ilişkisi sınırlı bulunmuştur. Pro-BNP ve Prokalsitonin gibi biyobelirteçlerdeki değişimlerin ise postoperatif klinik seyri yansıtmada daha belirgin rol oynayabileceği değerlendirilmektedir. Sonuç: Bu tez çalışmasında, ileri evre kalp yetmezliği nedeniyle LVAD implantasyonu yapılan hastalarda belirli biyomoleküllerin zamana bağlı değişimi ve klinik komplikasyonlarla ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgular, özellikle aldosteron düzeylerinin postoperatif morbiditeler (post operatif perikardiyal efüzyon, iskemik SVO, IABP gereksinimi) ile anlamlı ilişkili olduğunu ve bu belirtecin potansiyel bir prognostik biyomarker olarak değerlendirilebileceğini göstermiştir. Prokalsitonin, Pro-BNP ve von Willebrand faktör düzeylerindeki değişimler; inflamatuvar yanıt, hemodinamik yüklenme ve endotelyal stresin biyokimyasal yansımaları olarak yorumlanmış, ancak bu parametrelerin komplikasyon öngörüsünde sınırlı duyarlılığa sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmanın küçük örneklem büyüklüğü ve tek merkezli yapısı gibi sınırlamaları dikkate alındığında, biyomoleküllerin klinik karar süreçlerindeki rolünün daha net belirlenebilmesi için daha geniş, çok merkezli ve uzun takipli çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Genel olarak çalışma, biyomarker temelli izlem stratejilerinin LVAD hastalarında komplikasyon öngörüsünü güçlendirebileceğini ortaya koymuştur.
Author
Dr. Abdullah Maşta
How to Cite
Abdullah Maşta (Tıpta Uzmanlık Tezi). Son dönem kalp yetmezliğinde ventrikül destek cihazı implante edilmiş hastalarda preoperatif ve postoperatif biyomolekül düzeylerinin mortalite ve morbitideye etkisi, 2025, Akdeniz University.
Keywords
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Akdeniz University
- Spin-1 Blume-Capel ve karma spin (1/2, 1) Ising modellerinin termodinamik geometri çerçevesinde incelenmesi(2024)
- Hava kirliliği ve kentleşme ile COVID-19 ilişkisinin coğrafi bilgisistemleri kullanılarak belirlenmesi(2025)
- Orman yangını risk alanlarının tespiti ve haritalanması: Kaş, Antalya örneği(2025)
- Christopher Marlowe'un eserlerinde değerlerin analizi(2022)
- Andriake Granarium'u ve sosyo-ekonomik etkileri(2022)
- Migrenli hastalarda transkranial ultrasonografi yoluyla beyin dokusu değişikliklerinin incelenmesi ve depresyonla ilişkisi(2023)
