Sosyal güvenliğin özelleştirilmesi
1995
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Kadir Arıcı
Abstract (TR)
1929 dünya ekonomik krizi ve krize çözüm getiren Keynezyen devrim devletin iktisadi ve sosyal alana müdehalesinin temel gerekçesini oluşturmuş ve refah devletinin doğup genişlemesine zemin teşkil etmiştir. Sözkonusu "bu dönemde "Pihillips ilişkisi" de devlet müdehalesinin ve devletin iktisadi ve sosyal alandaki rolünün genişlemesinin diğer dayanağını teşkil etmiştir. Öte yandan, sanayi devrimi sonrası zamanla ortaya çıkan sosyal hakların kurumlaşması, baskı gruplarının bireyin önüne geçtiği siyasal kitle demokrasisine yolaçmıştır. Siyasal kitle demokrasisi ise siyasal süreç içerisinde iktisadi ve sosyal alanı politize etmiş ve siyasal iktidar partileri ile baskı gruplarının menfaat kesişjmlerini kamu yararının önüne geçirmiştir. Nitekim bölüşümün "üretime katkı" kriteri yerine "kitlesel siyasal güç" kriterine göre yapılanması bir taraftan bireylerin üretkenlik motivasyonunu köreltirken; diğer taraftan da bireyleri, maliyetine katlanmaksızın refah tüketicileri haline dönüştürmüştür Aynı süreç sosyal güvenlik alanında da yaşanmaktadır. Mamafih sosyal güvenlik alanındaki "yeniden bölüşüm" politikalarının baskı grupları ve siyasal iktidar partilerinin menfaatlerinin çakıştıkları noktalarda şekillendiği ve sosyal güvenliğin amacından saptığı görülmektedir. Diğer deyişle refah devleti ve dolayısıyla sosyal güvenliğin gittikçe ihtiyaç içerisinde olanlar için birer güvenlik ağı olmaktan çıkıp; gerçekte orta sınıfı kollayan karmaşık birer organizasyon haline dünüştükleri müşahade edilmektedir. Sigortalı kitlelerin prim ödeme konusundaki doğal isteksizliklerine karşın; t sosyal güvenliğe ilişkin hakların sürekli genişlemesi yönünde arzulu davranmaları. sosyal güvenlik kuruluşlarının mali yaşamlarını ve iktisadi büyümeyi negatif yönde etkileyen paradoxal bir durum teşkil etmektedir. Mamafih, mevcut haliyle sosyal güvenlik sistemleri büyük bir "piyasa başarısızlığı" için düzeltici bir sistem olmamış aksine "kamu başarısızlığının güzel bir örneğini teşkil etmiştir. IVNitekim 1970'li yıllarda ortaya çıkan stagflasyon döneminin "Philips ilişkisf'ni ampirik olarak yanlışlaması ve Keynezyen teorinin sözkonusu dönemi izah edememesi ile birlikte "laisse-faire" politikasına geri dönüş hem refah devletinin hem de modern sosyal güvenliğin yeniden yapılanması gereğini ortaya koymuştur. Ayrıca mikro açıdan "büyük ölçek ekenomisi" kriterinin sosyal güvenlik kuruluşlarının kamu monopolleri olarak kurulması gereğine dayanak olarak gösterilmesi geçerlilik arzetmemektedir. İlaveten, bürokratik yönetim tarzına sahip kamu monopollerinin etkin olmadığı artık anlaşılmıştır. ' - Sosyal güvenliğin kamusal boyutu sosyal risklere karşı güvenliğini sağlayamayan yoksul kesimlerle sınırlı olmalıdır. Bu alanda kamu yardımları devreye girmelidir. Yani devletin görevi piyasada sosyal güvenlik hizmetinin bedelini ödemekte yetersiz kalan bireyler ve yetersiz kalman alan ile sınırlı olmalıdır. Nitekim, sosyal güvenliğin liberalizm içerisinde yeniden yapılandırılması sosyal güvenliğin özelleştirilmesi anlamına gelmektedir. Burada sözkonusu yapılanma: özel piyasa sunumu, ihtiyari sigortalık, bireysel aktüeryalizm ve gelir-testi yada muhtaçlık ölçüsüne dayanan amaçlı bir sosyal politikayı öngören liberal rejim içerisinde bir yeniden yapılanmadır. Sözkonusu rejimde milli gelir, yaşamlarını "piyasa ekonomisi" şartlarında sağlayamayan hastalar, yaşlılar, fiziki yada zihinsel sakatlıklara olanlar ile dul ve yetimler yararına yeniden bölüşülmektedir. Mamafih iktisadi ve sosyal mekanizmalar bireysel üretkenlik motivasyonunu ön plana geçirmelidir. Bu olgu hem iktisadi birimlerin hemde sosyal güvenliğin gerçek teminatıdır. Çünkü üretim varsa, sosyal güvenliğe ayrılan pay vardır. Aksi halde hukuk kurallarıyla ne kadar teminat altına alınırsa alınsın, uygulamada sosyal güvenlik hakkının yaşamsal hiç bir şansı yoktur.Ancak bu gelişime rağmen gelişmiş ülkelerde sosyal güvenlik alanında yoğun bir özelleştirme süreci görülmemektedir. Fakat munzam sandıkların gittikçe ağırlık kazandığı bir trend sözkonusudur. Buna mukabil; sosyal güvenliğin gelişmekte olan Latin Amerika ülkelerinden Şili ve Peru'da özelleştirildiği görülmektedir. Türkiye'de ise kamu kuruluşları olan sosyal sigorta kuruluşlarının rekabete açılması ve "mecburilik" ilkesinin kaldırılması yönünde yeni yeni tartışmaların başladığı görülmektedir. Son olarak; sosyal güvenliğin "sigorta" fonksiyonu ile "yeniden gelir dağıtımı" fonksiyonunun birbirinden ayrılarak; "sigorta" fonksiyonunun piyasa mekanizmasına devredilmesi ve "yeniden gelir dağıtımı" fonksiyonunun sadece gerçekten ihtiyaç içerisinde bulunan bireylerin yararına işlediği sınırlı ve amaçlı bir sosyal politika dahilinde yeniden yapılandırılması ve sosyal hizmetlerin öncelikle rekabetçi düzen içerisinde kâr amacı güden özel ve kâr amacı gütmeyen özerk girişimler vasıtasıyla üretiminin esas alındığı özel bir sosyal güvenlik sistemi uygulamaya sokulmalıdır.
Author
Dr. Hüseyin Akyıldız
Institution
How to Cite
Hüseyin Akyıldız (Doktora Tezi). Sosyal güvenliğin özelleştirilmesi, 1995, Gazi University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Gazi University
- Türkiye petrol ve gaz sondaj sahası iş kazaları analiz ve modellemesi(2021)
- Experimental development of the interfacial bond-slip model between textile reinforced mortar strips and masonry walls(2025)
- Yarıiletken nem sensörlerinin geliştirilmesi(2021)
- Bilgisayar destekli ve doğrudan strateji öğretimimin okuduğunu anlamaya etkisi(2021)
- Mühendis adayı öğrencilerinin integral problem çözüm süreçlerinin bloom taksonomisi ile kavramsal ve işlemsel bilgi açısından incelenmesi(2021)
- Düşük karbonlu çelik malzemelerde haddeleme yön ve miktarının işlenebilirlik üzerine etkileri(2003)
