Medical SpecialtyOpen Access

Yenidoğan döneminde hipernatremik dehidratasyon

2008
0 views
0 downloads
Advisor: Doç. Dr. Selahattin Katar

Abstract (TR)

Hipernatremi, serum sodyum (Na) seviyesinin 150 mEq/L'nin üzerinde olması olarak tanımlanır. Yenidoğanın sık görülen sıvı ve elektrolit denge bozukluklarından biri olan hipernatremi, ciddi komplikasyonlara, nörolojik sekellere ve ölüme neden olabilen son derece önemli bir problemdir. Yenidoğanlarda hipernatremi genellikle sodyum dengesinden çok su dengesindeki bir problemden kaynaklanır. Yenidoğanda hipernatremik dehidratasyonun en sık nedeni bebeğin anne sütü ile yetersiz beslenmesidir. İnsensibl sıvı kaybının fazla olması, böbreklerden aşırı su kaybı veya özellikle 32 çok düşük doğum ağırlıklı bebeklerin resüsitasyonunda uygulanan NaHCO3'a bağlı aşırı sodyum verilmesi de hipernatremiye yol açan önemli nedenlerdendir. Yenidoğanlarda hipernatremi uygun tedavi edilemediği takdirde serum sodyum düzeyinde hızlı düşüşler, hücre içi ve hücre dışı sıvılar arasında ciddi ozmolarite farkı oluşturarak beyin ödemine ve konvülziyonlara yol açar. İdeal tedavide hedef serum sodyum düzeyini saatte 0.5 mEq/L ve günde 10-12 mEq/L hızında düşürmektir. Bu amaçla yükleme fazında verilecek sıvının sodyum konsantrasyonu hastanın serum sodyum düzeyine göre hesaplanmalı ve 175 mEq/L'nin üzerinde olduğu durumlarda %0.9 NaCl'den daha konsantre sıvılar ile yükleme yapılmalıdır. Başlangıç defisit sıvısında ideal sodyum konsantrasyonu 40 mEq/L'dir. İzlemde sodyum düzeyi 4 saat ara ile ölçülmeli ve hedeflenen kontrollü yavaş düzelmenin sağlanabilmesi için gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Hipernatreminin gelişimini önlemek veya gelişmiş hipernatreminin tedavisini uygun bir şekilde yapmak, ciddi komplikasyonlar, morbidite ve mortalitenin azaltılmasında önemli rol oynar(31). Son yıllarda sadece anne sütüyle beslenen yenidoğanlarda akut böbrek yetmezliği, dissemine intravasküler koagülasyon, konvülziyon, multipl serebrovasküler komplikasyonlarla birliktelik gösteren, yüksek morbidite ve hatta mortaliteye neden olabilen hipernatremik dehidratasyon olgularında belirgin artış gözlenmektedir(24). Bu çalışmanın amacı neonatal hipernatremik dehidratasyon olgularının demografik özelliklerini ve epidemiyolojik risk faktörlerini ortaya koyarak dehidratasyon olgularının sayısını azaltacak uygulamalara temel oluşturacak önlemleri belirlemektir. Çalışmaya Ocak 2006 ile Haziran 2008 tarihleri arasında Yenidoğan Ünitesine hipernatremik dehidratasyon tanısıyla kabul edilen toplam 31 term ve terme yakın doğan yenidoğan dahil edildi. Olguların ortalama başvuru yaşları 6,2±3,5 gün ve ortalama kilo kayıpları %13 olarak bulundu. Normal vaginal yol ile olan doğumlarda ve primipar annelerin yenidoğanlarında hipernatremik dehidratasyonun daha fazla görüldüğü tespit edildi. Olguların en sık başvuru şikayetinin sarılık (%61,8) ve olguların önemli 33 bir bölümünün (%23,5) orta ve daha ileri derecede dehidrate olduğu saptandı. Ortalama serum sodyum düzeyi 161,6±12,6 mmol/L olarak bulundu. Sonuç olarak hipernatremik dehidratasyonun önlenmesi ve erken tanısı için yaşamın ilk günlerinde (3. ve 7. günlerde) bebeklerin muayenesinin son derece yararlı olduğu saptanmıştır. Anne adaylarına bebek beslenmesi ve bakımıyla ilgili eğitim verilmesinin beslenme yetersizliğine bağlı oluşan hipernatremik dehidratasyon olgularını azaltabileceği kanısına varılmıştır.

Author

Abdurrahman Akgün

How to Cite

Abdurrahman Akgün (Tıpta Uzmanlık Tezi). Yenidoğan döneminde hipernatremik dehidratasyon, 2008, Dicle University.

Keywords

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Dicle University