Afyon Kocatepe University
Discipline

Modern History

Afyon Kocatepe University

45

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

45 Theses
Master'sOpen AccessTR

1915-1923 yıllarında New York Times Gazetesine göre Türk Ermeni ilişkileri

Bu çalışmada Türk Ermeni ilişkileri ile ilgili olarak 1915-1923 tarihleri arasında New York Times Gazetesi'nde çıkmıs olan haberler ele alınmış ve tarih araştırmacı ve yazarlarımızın bahsi geçen yıllarla ilgili yayınlarıyla beraber analiz edilmiştir. Bu çalışma için, University of Phoenix and Virginia Tech Üniversiteleri'nin kütüphanelerinde bulunan mikrofiş ve veri tabanları incelenmis ve neticede 150 den fazla habere ulaşılmıştır. Daha sonra yapılan analiz neticesinde 100 civarındaki haberin konuyla daha ilgili olduğu tespit edilmiştir.Bu çalısmada haberler, meydana gelen olayların tarihsel oluşumu gözönünde bulundurularak, ilgili Türk kaynakların ardından teze eklenmiş ve bu şekilde okuyucuya karşılaştırma yapma imkanı sağlanmıştır.

BasınErmenilerGazeteler+4
Meral Yılmaz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Tanzimat'ın yurtluk-ocaklık ve hükümet sancaklarda uygulanması (1839-1864)

Tanzimat'ın tesis etmeye çalıştığı modern merkeziyetçi devlet anlayışına ters düşen idarî yapı ve usullere, tedricen son verilmiştir. Bu yapılardan biri de yurtluk-ocaklık ve hükümet sancak statüsü ve yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesidir.Tanzimat reformlarının uygulanması neticesinde; idarî yönden, yurtluk-ocaklık suretiyle tevcih edilen sancak sayısı zaman içerisinde azalarak, 1840-1841 tarihi itibariyle sona ermiştir. Bir kısım hükümet sancaklar ise varlıklarını Tanzimat'ın ilan edildiği döneme kadar sürdürmüşler ise de esasen coğrafi olarak küçük olan bu sancakların yerine kaza idarî birimi oluşturulmuştur. Başlangıçta yerli beyler bu kazalara müdür olarak atanmıştır. Daha sonra bu uygulamadan vazgeçilerek, hariçten müdür atanmış, beylerin idaresine son verilmiştir.Mali yönden ise yurtluk-ocaklık suretiyle tasarruf edilen arazi hazine tarafından zabt edilerek, hak sahiplerine gelirlerine karşılık olmak üzere maaş bağlanması yoluna gidilmiştir. Yurtluk-ocaklık suretiyle arazi tasarruf edilmesine, prensip olarak, Tanzimat'ın 1839'da ilanı ile son verildiği halde, bu çeşit arazilerin çok olduğu Erzurum ve Diyarbekir eyaletlerinde Tanzimat hükümleri 1845 yılından itibaren uygulanmaya başlanmıştır. Bu eyaletlerdeki askerî, idarî ve malî sorunlar nedeniyle, bu kaidenin uygulanması zaman almıştır.Askeri yönden ise Anadolu Ordu-yu Hümayunu bölgede kontrolü sağlamış, başıbozuk ve aşiret kuvvetleri güçlerini kaybetmişlerdir. Bölgede kura usulünün tatbiki ve askere almada karşılaşılan güçlükler büyük ölçüde aşılmıştır.

Osmanlı DevletiTanzimatİdari yapı
Ömer Toraman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

British Broadcasting Corporation'un (BBC) II. Dünya Savaşı yayın politikası

Çalışmanın amacı Britanya Yayın Kurumu'nun (BBC) İkinci Dünya Savaşı süresince Britanya ve dünya kamuoyuna yönelik yayınlarının nasıl bir rol oynadığı ve bu süreçte nasıl bir propaganda aracı olarak kullanıldığına dair derinlemesine bir inceleme yapmaktır. Bu kapsamda, BBC'nin savaş dönemi yayınları, savaş süresi boyunca karşılaştığı zorluklar, sansür uygulamaları ve hükümetle yaşadığı çekişmeler ele alınacaktır. İnceleme, olabildiğince BBC tarafından yayınlanmış birinci el kaynaklar üzerinden yürütülerek, kurumun savaşı nasıl gördüğü ve yansıttığı konusundaki politikalarını ve stratejilerini açığa çıkarmayı hedeflemektedir. İkinci Dünya Savaşı sırasında BBC, Britanya Hükümetleri için önemli bir propaganda aracı haline gelmiştir. Savaşın başlamasıyla birlikte BBC hem İngiliz halkına hem de uluslararası kamuoyuna yönelik yayınlarını arttırmıştır. Bu yayınların temel amacı, halkın moralini yüksek tutmak, savaş çabalarını desteklemek ve müttefik ülkelere moral vermektir. BBC'nin savaş sırasındaki en büyük zorluklarından biri, doğru ve güvenilir bilgi sağlama konusundaki kararlılığı ile hükümetin propaganda talepleri arasındaki dengeyi bulmaktır. Üstelik kurum tüm bunların yanında halkın güvenini kazanmış bir yayın kurumu olarak, güvenilirliği koruma çabası içerisinde başlattığı yeniliklere de devam etmek mecburiyetinde kalmıştır. Görülmüştür ki bu süreçte BBC, sık sık sansürle karşı karşıya kalmıştır. Britanya'da hükümetler, savaşın seyrini olumsuz etkileyebilecek veya halkın moralini bozabilecek haberlerin yayınlanmasını engellemek için çeşitli sansür mekanizmaları oluşturmuştur. BBC, savaşın getirdiği bu sansür uygulamalarıyla başa çıkmak zorunda kalmış ve çoğu zaman hükümetle yayın politikaları konusunda çekişmeler yaşamıştır. Hükümetin sansür taleplerine rağmen, BBC bazı durumlarda bağımsız yayıncılık ilkesini korumak için direnç göstermiş ve bunun sonucunda çalışmada inceleyeceğimiz büyük bazı kazanımlar edinmiştir. Tezin amacı, bu çekişmelerin ve sansür uygulamalarının BBC'nin yayın politikalarını nasıl şekillendirdiğini ve kurumun bağımsızlığını koruma çabalarını detaylandırmaktır. Mümkün olduğunca kurum tarafından resmen yayınlanmış birinci el kaynaklar kullanılarak yapılacak inceleme; BBC'nin savaş dönemindeki yayın stratejilerini, propaganda tekniklerini ve karşılaştığı zorlukları anlamayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda, BBC'nin İkinci Dünya Savaşı'ndaki rolü ve bu rolün kamuoyu üzerindeki etkisi detaylı bir şekilde ele alınacaktır. Tez, BBC'nin savaş dönemindeki yayın politikalarının, hükümetle olan ilişkilerinin ve sansür uygulamalarının tarihsel bir perspektifini sunarak, medya ve propaganda ilişkisini anlamak için önemli bir katkı sağlayacaktır.

Basın tarihi
Doğukan Celal Çetin
Biruni University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Çek basınına göre 20. yüzyıl başında Osmanlı Devleti

19. yüzyılda ortaya çıkan liberal hareketler, Osmanlı'nın yüzyıllardır süren yapısını zorlamaya başlamış ve Osmanlı Devleti, iç siyasi çekişmeler ve dış baskılarla karşı karşıya kalmıştır. 20. yüzyılın başları ise, Osmanlı Devleti'nin son yılları ve modern Türkiye Cumhuriyeti'nin ideolojik temellerinin atıldığı bir dönem olmuştur. Osmanlı anayasasının yeniden yürürlüğe girmesi ve daha çoğulcu bir siyasi sistemin kurulması gibi Osmanlı tarihinde önemli siyasi, sosyal ve kültürel dönüşümlerin yaşandığı bu dönem, sadece Osmanlı Devleti'nin iç dinamiklerini yeniden şekillendirmekle kalmamış, aynı zamanda uluslararası ilgi ve incelemeyi beraberinde getirmiştir. Bu dönüşümlerin küresel olarak algılandığı ve yorumlandığı çeşitli mecralar arasında basın, bilginin yayılmasında, kamuoyunun şekillenmesinde ve diplomatik ilişkilerin etkilenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Basının bu rolüne rağmen, bu konudaki literatür incelendiğinde, bu dönemde meydana gelen gelişmelerin uluslararası basına yansıması ile ilgili sınırlı sayıda çalışma olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, bu çalışmada, 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nde yaşanan olayların Çek basınındaki yansımaları incelenmiştir. Bu çerçevede, bu çalışmanın amacı ve ortaya çıkarmaya çalıştığı, bu tarih diliminde Çek basını ve kamuoyu açısından hangi olaylara önem verildiği ve bu olayların nasıl algılandığını ortaya koymaktır. Bu dönemde Osmanlı Devleti'nde yaşanan bu önemli gelişme ve olayların Çek basınındaki yansımaları, dönemin tarihsel ve toplumsal dinamiklerini anlamak açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Çek basınının Osmanlı Devleti'ndeki gelişmelere yönelik ilgisi ve bu gelişmeleri ele alış biçimi, hem Osmanlı Devleti'nin modernleşme çabalarının Avrupa'daki yansımalarını hem de Çek toplumunun kendi iç dinamiklerini ve politik arayışlarını anlamak açısından değerli bir perspektif sunmaktadır. Bu çalışmanın bulguları, Osmanlı Devleti'nin meşrutiyet hareketlerinin sadece iç politikada değil, aynı zamanda uluslararası arenada da önemli yansımaları olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, bu çalışma, bu dönemde Osmanlı Devleti'nde yaşanan gelişmelerin ve modernleşme çabalarının Avrupa basınındaki yansımalarının, daha geniş bir tarihsel ve sosyopolitik bağlamda incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Osmanlı tarihiYabancı basın
Sabina Cengiz
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Dönemimden Lozan Barış Antlaşmasına kadar Kürt Teali ve Teavün Cemiyetinin faaliyetleri.

153ÖZETAnadolu'ya yapılan ilk Türk akınları, Büyük Selçuklu Devleti SultanıTuğrul Bey'in kardeşi Çağrı Bey'in 1018- 1021 yılları arasında Anadolu'yayaptığı seferle başlamıştır.Aynı ırkın evlatları oldukları için Türkler ve Kürtler Anadolu'nunTürkleşmesinde birlikte rol almışlardır.Karakoyunlu ve Akkoyunlu Devleti içinde yer alan Kürtler İdris-i Bitlisive Yavuz Sultan Selim arasındaki anlaşmadan sonra Osmanlı hakimiyetinikabul etmişlerdir.Osmanlı Devleti Padişahı II. Abdulhamit Hamidiye Alayları ve AşiretOkullarını kurarak, devlet otoritesinin Doğu Anadolu'nun her tarafınagirmesini ve Ermenilere karşı silahlı birlikler oluşturulmasını hedeflemiştir.19. yüzyıla gelindiğinde ise Doğu Anadolu'da Osmanlı egemenliğinekarşı ayaklanmalar patlak vermiştir. Bu isyanlar ideolojik olmaktan uzaktır.Vergi vermeme, aşiretler arası memnuniyetsizlikler, bazı ağa ve reislerinçıkarlarının zedelenmesi gibi durumlar söz konusudur.II. Meşrutiyet Döneminde özellikle Rusya ve İngiltere'nin teşvikleriyleKürtçülük fikri ortaya atılmıştır. Doğu Anadolu'yu bölmek için Ermenistanfikri kafi gelmeyince İngiltere, Rusya ve Fransa Kürt meselesini birgenişleme aracı olarak kullanmışlardır.İngiltere'nin desteği ile Seyyid Abdülkadir başkanlığında Kürt Teavünve Terakki Cemiyeti kurulmuştur. (2 Ekim 1098).Cemiyet Kürtçülük fikrini Osmanlı topraklarında yaymaya çalışmışancak zararlı faaliyetlerinden dolayı 1909 yılında kapatılmıştır.Mondros Mütarekesi'nden sonra Cemiyet Kürt Teali ve TeavünCemiyeti olarak tekrar çalışmalarına başlamıştır.154Cemiyet içerisinde bir kesim, Kürt bağımsızlık fikrini savunurken,cemiyetin başkanı Seyyid Abdülkadir otonomi (daha sonra bağımsızlıkfikrini benimsemiştir) ve Kürt - Türk birliği tezini savunmuştur.Cemiyet temsilcisi Şerif Paşa, Paris Barış Konferansı'nda DoğuVilayetlerinin Ermeni ve Kürt bölgelerine bölünmesi konusundaErmenilerle anlaşmıştır.Ali Galip olayı ve Koçgiri isyanın çıkmasında, bağımsız bir Kürdistaniçin Rus ve İngilizlerle birlikte hareket edilmesinde cemiyetin önemli bir rolüolmuştur.Osmanlı Mebusan Meclisi'nde cemiyetin ve Şerif Paşa'nın faaliyetlerişiddetli tartışmalara neden olmuş, Mustafa Kemal Paşa'da bu zararlıfaaliyetlere karşı Doğu ve Güneydoğu Halkını Milli Mücadele'ye dahiletmeyi başarmıştır.1920 yılına gelindiğinde cemiyetin faaliyetlerine son verilmiştir.Cemiyetin başkanı Seyyid Abdülkadir ise Şeyh Said İsyanında rol almış,isyan başarısızlıkla sonuçlanınca yargılanmış ve idam edilmiştir.

Zeynep Karadiş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
10
DoctorateOpen AccessTR

Sultan Abdülaziz devri Osmanlı Kara ordusu (1861-1876)

Tarihte kurulmuş olan tüm Türk devletleri gibi Osmanlı da, askerû yapı vegücünü koruyarak sürekli güçlendirmeye çalışmıştır. Özellikle XVIII. yüzyılsonlarından Sultan Abdülaziz (1861-1876) dönemine kadar Osmanlı Devleti'ninkara kuvvetleri teşkilatı, hızlı bir değişim ve gelişim sürecine girmiştir. Bu süreçteYeniçerilik sisteminin kaldırılması ile daha modern ve millû bir ordunun teşekkülügayretleri başlamıştır.Sultan Abdülaziz, Osmanlı kara kuvvetlerinin millûleştirilmesi, sayısal artışıve askerû sanayiin modernizasyonu konusunda daha önceki ıslahatları dikkatealarak geleceğe yönelik önemli adımlar atmıştır. 21 Haziran 1869 nizamnâmesiile Osmanlı kara kuvvetleri; Nizâmiye, Redif ve Müstahfız olmak üzere üç kısmaayrılmış ve daha önce 12 sene olan askerû mükellefiyetlik süresi 20'yeçıkartılarak asker sayısı artırılmak istenmiştir.Mart 1870'ten itibaren yürürlüğe giren 77 maddelik yeni kur'akanunnâmesi ile de, askerliğe alınma şart ve kuralları yeniden belirlenmiştir:Buna göre, bütün Müslüman ahâlû şahsen askerlik hizmeti ile mükellef tutulmuş,Osmanlı kara kuvvetleri 6 orduya ayrılmıştır. Sultan Abdülaziz devri sonlarınagelindiğinde kara kuvvetleri neferlerinin adedi 600.000'e ulaşmıştır.Sultan Abdülaziz devrinde askerû teknolojinin yakalanması konusundadevletin takip ettiği politikanın istenilen seviyede gerçekleştiği söylenebilir. ZiraAbdülaziz, tüm ekonomik sıkıntılara rağmen kişi ve şirketlere borçlanma ile yeniaskerû teçhûzâtların Avrupa ülkelerinden satın alınmasına, bazılarının Osmanlıfabrikalarında üretilmesine, hammaddelerin işlenmesine ve askerler içindemiryolları yapımına önem vermiştir.Osmanlı Devleti'nde askerliğin tüm vatandaşların mükellef tutulduğu biryapıya kavuşmasında, askerû kurum ve eğitim merkezlerinin güçlendirilmesinde,Osmanlı kara ordusu sayısının artırılması ve modernizasyonunda, dış sorunlarındaha az yaşandığı Sultan Abdülaziz devrinde önemli adımlar atılmıştır.

Uğur Ünal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Keçecizade Mehmed Fuad Paşa (1815-1869)

1815-1869 yılları arasında yaşayan Keçecizâde Mehmed Fuad Paşa Tanzimatdevrinin ünlü devlet adamı ve sadrazamlarından birisidir. Tıbbiye'de okuyan dahasonra Tercüme Odası vasıtasıyla diplomasiye geçiş yapan Fuad Paşa bu aradaFransızcasını ilerletme imkânına da kavuşmuştur. 1840 yılında Londra Sefaretikâtipliğiyle Avrupa ile tanışan Fuad Paşa daha sonra İspanya ve Portekizbaşkentlerinde de fevkâlade elçi olarak bulunmuştur. Bu ilk görevlerini başarıylatamamladıktan sonra 1848 yılında Eflak-Boğdan'da çıkan isyanı bastırıp bu sıradaortaya çıkan Mülteciler Meselesi'ni de başarıyla çözüme kavuşturarak büyük bir ünkazanmıştır. Bu tarihten sonra problem çözücü bir rol üstlenen Fuad Paşa aynıbaşarıyı Yanya-Tirhala ile Lübnan ve Suriye'de de göstermiştir. Bu görevlerinde hemaskerû harekatı hem de diplomatik ilişkileri başarıyla yürütürken devletine önemlihizmetlerde bulunmuştur. Bu arada Mısır'a giderek Tanzimat'ın uygulanması baştaolmak üzere problem teşkil eden konuları da çözüme kavuşturan Fuad Paşa vergimiktarını artırarak devlete gelir sağlamayı da başarmıştır. Sultan Abdülaziz'e Mısır veAvrupa seyahatlerinde eşlik ederek bu seyahatlerin yükünü çekerken, padişahın vedevletin itibarını korumak için de elinden geleni yapmıştır.Beş kez hariciye nazırlığı, iki kez de sadrazamlık yapan Fuad Paşa birincisadaretinde devletin mâli durumuyla da yakından ilgilenmiş ve kaimeyi kaldırmıştır.Meclis-i Tanzimat ve Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliyye başkanlıkları da yapan FuadPaşa sivil bir kişi olmasına rağmen seraskerlik görevini de yürütmüştür. Osmanlıtarihinde ilk defa ?yaver-i ekrem? ünvanını alan Fuad Paşa pek çok nişanın da sahibiolmuştur. Şirket-i Hayriye Nizamnâmesi, Tuna Vilâyet Nizamnamesi ve Şura-yıDevlet gibi idarû düzenlemelerle de ilgilenen Fuad Paşa eğitime de ayrı bir önemvermiştir. Encümen-i Daniş ve Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye gibi ilmû cemiyetlerinüyesi olduğu gibi Darülfünûn açılışı için çalışmış, burada verilen konferanslarakatılmış ve Galatasaray Lisesi'nin de kurucularından birisi olmuştur.Mustafa Reşit Paşa ve Âlû Paşa ile birlikte ?Tanzimatın üç rüknünden biri?olarak kabul edilen, Âlû Paşa ile birlikte ?İkinci Kuşak Tanzimatçı? sayılan Fuad Paşadevlet adamlığı, farklı kişiliği ve nükteleri ile adından sıkça bahsettirmiştir. Giyim-kuşam tarzı, bahçesindeki heykeller, yalısında verdiği partiler ve rahatlıkla yaptığıespriler ile çok fazla eleştiriler alan Fuad Paşa bu eleştirilere de ustalıkla cevapvermesini bilmiştir. Şahsında Tanzimat'ın yeniliğini temsil ederken devletin birlik vebütünlüğünü korumak için de elinden geleni yapmıştır. Diplomatlığı ve zekicekarşılıklar vermesi ile Avrupalıları bile kendisine hayran bırakan Fuad Paşa Osmanlıtarihinde ilginç bir sadrazam portresi çizmiştir.

Emine Atılgan Gümüşsoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkistan'da eğitim (1865-1917) ve Çarlık Rusya'sının sosyo-politik açıdan eğitime yaklaşımı

1865-1917 yılları arasında Türkistan Genel Askeri Valili indeki e itimindurumu ve Çarlık idaresinin bu bölgedeki e itim politikalarının incelendi itezimiz be bölümden olu maktadır.Giri bölümünde Rus i gali öncesinde Türkistan'ın içinde bulundu usiyasi, sosyal ve kültürel ortam incelenip, Rus i galinin nasıl gerçekle ti iortaya konulduktan sonra i galden sonra Çarlık Rusya'sının Türkistan'ın buparçasının nasıl Türkistan Genel Askeri Valili i ismi altında yeni bir idari birimolarak tesis etti i ortaya konulmu tur.Tezimin birinci bölümünde Türkistan Müslümanlarının yüzyıllardırsahip oldukları ananevi e itim kurumları olan mektep ve medreselerin i galarifesindeki durumları ortaya konulmaya çalı ıldı. Bu kurumlarındura anla mı ve kendi kendini yenileyemeyen yapıları vurgulanmı tır. Aynızamanda yine bu bölümde Türkistan'ın i gali esnasında Rusya'da gayrı Rushaklarla ilgili yeni yeni geli mekte olan e itim politikası anlatıldı.Tezimizin ikinci bölümünde TGAV'nin ilk valisi olan K. P. VonKaufman'ın e itim alanındaki ilk faaliyetleri ve e itim politikalarının temeliniolu turan görmezden gelme yakla ımını geli tirmesi incelendi. Rus idaresininkonargöçer ve yerle ik topluluklar üzerinde yürüttü ü e itim politikalarındakifarklılıklar üzerinde duruldu. Kaufman döneminde açılmı olan ö retimkurumları ba kanlı ı ve ö retmen okulu incelenerek e itim faaliyetleriüzerindeki etkileri anlatıldı.Tezimizin üçüncü bölümünde vali Rozenbah döneminde yeni bir projeolarak ortaya atılan ve 1917 devrimine kadar Rus idaresinin en büyükprojelerinden birisi olan Rus Yerli Okullarının kurulu ları, geli imleri ve etkileriincelendi. Ayrıca RYO sistemi üzerindeki tartı malar ve bu okullardakullanılan lminskiy metodunun yerine tabii-görsel metodun kullanılmayaba lanması da incelenmi tir. RYO projesine ve bütün Rus ilkö retimkurumlarına alternatif olarak Kırım'da 1883 yılında ortaya çıkan veTürkistan'a 1893 yılında gelen Yeni Usul Mektep sistemi, getirdi i yeniliklerve Türkistan'a etkisi de bu bölüm içinde incelendi. Ayrıca 1890-1895 yıllarıarasında sürdürülen ve Müslüman e itim kurumlarının denetimini amaçlayan3. rayon müfetti li i görevi ve neticeleri de ele alınmı tır. En son olarak daAndican ayaklanması ve bunun e itim politikalarına etkisi incelendi.Tezimin dördüncü bölümünde 1905 Rus inkılabının toplumda yarattı ıde i im ve bunun e itime etkisi incelendi. Bu etki neticesinde basın ve kitapne riyatının geli mesi ve bununda e itimi do rudan etkilemesi anlatıldı.Ayrıca 1908-1909 Palen komisyonun Türkistan'a etkisi ve bunun neticesindepolitikalarda meydana gelen de i iklikler ve 1917 devrimine kadar olan e itimfaaliyetleri de bu bölüm içinde incelendi.Tezimin be inci bölümünde Türkistan'daki e itim faaliyetlerinde vee itim politikaların da etkili olan ahısları ve faaliyetlerini incelemeye çalı ıldı.Sonuç bölümünde ise tezimizin konusu olan Türkistan'daki e itim veRus e itim politikalarının genel bir de erlendirilmesi yapıldı. Çarlık idaresininyürüttü ü politikaların ba arısı ve Türkistan'a etkisi ortaya konulmayaçalı ıldı.

Bekir Tümen Somuncuoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Temettuât defterlerine göre Osmancık kazasının sosyal ve iktisadi yapısı

Bu çalışma XIX. yüzyıl ortalarında Osmancık Kazası'nın iktisadi ve sosyal yapısını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın ana kaynağını 1260-1261 / 1844-1845 tarihli Temettuât Defterleri oluşturmaktadır. Çalışma giriş, üç bölüm ve sonuçtan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde, Osmancık Kazası'nın coğrafi yapısı, ve antik çağlardan başlayarak kısaca tarihi anlatılmıştır. Ayrıca tez çalışmamıza esas teşkil eden Temettuât Defterlerinin önemine ve içeriğine ilişkin bilgiler de bu bölümde verilmiştir. Birinci bölümde, Temettuât Defterlerine göre Osmancık'ın sosyal yapısı ele alınmıştır. Bu bölümde kazaya ait mahalle ve köy adları ile sayıları ve bu mahalle ve köylerin nüfusu değişik dönem ve kaynaklara göre karşılaştırmalı olarak verilmiştir. Bunun yanında hane reislerinin sahip oldukları isim, aile ismi, unvan ve lakaplar ile meslekler tespit edilerek meslek gruplarının mahalle ve köylere göre dağılımı ortaya konulmuştur. İkinci bölümde, Osmancık Kazası'nın iktisadi yapısı üzerinde durularak hâne reislerinin gelir kaynakları, haneler arası, mahalle ve köyler arası gelir dağılımı incelenmiştir. Yine bu bölümde hâne reislerinden çeşitli adlarla alınan vergiler hakkında bilgi verilerek bu vergilerin mahalle ve köyler arası dağılımı belirtilmiştir. Üçüncü bölümde, Osmancık'taki tarım ve hayvancılık faaliyetleri üzerinde durularak, tarımı yapılan toprağın miktarı, kullanım şekli, toprağın haneler arası, mahalle ve köyler arası dağılımı ile kazada yetiştirilen tarım ürünleri ve bu ürünlerin miktarı hakkında bilgi verilmiştir. Sonuç bölümünde, çalışmanın genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Ekler kısmında ise Osmancık Kazası'na ait resim ve harita ile Osmancık Temettuât Defterlerinden örnekler verilmiştir.Ayrıca bu çalışmada ortaya konulan bütün veriler tablolar halinde gösterilerek daha iyi anlaşılması sağlanmıştır.

Hümeyra Karabıyık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıl başlarında İngiltere'nin Ortadoğu politikası

İngiltere'nin 20. yüzyıl başlarındaki Ortadoğu politikasını ortaya koymaya çalışan bu tez, bir giriş, üç ana bölüm, sonuç ve bibliyografyadan oluşmaktadır. İlk bölümde ingiltere'nin 1878'de Kıbrıs'ı işgalinden itibaren Birinci Dünya Savaşı'na kadar olan Ortadoğu politikası ve İngiltere'nin bu dönemde Ortadoğu'da diğer devletlerle olan mücadelesi, ele alınmıştır. İkinci bölümde, Birinci Dünya Savaşı döneminde İngiltere'nin Ortadoğu'daki faaliyetleri, bu dönemde azınlıklar üzerindeki İngiltere'nin etkisi ve Ortadoğu'ya yerleşme çabalarına yer verilmiştir. Son bölümde ise Birinci Dünya savaşı sonunda Ortadoğu ve İngiltere'nin bu dönemde Ortadoğu'nun şekillenmesindeki rolü üzerinde durulmuştur. Böylece bu tezde, Ortadoğu'nun bugünkü şeklini almasında İngilterenin etkisi anlatılmıştır.

Şenay Karaçam
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yemen'in Osmanlı'dan ayrılışı (Kopuşu)

Tezimiz "Yemen'in Osmanlı Devleti'nden Çıkışı" konusunu ele almıştır. Tezimizin giriş kısmında Yemen'in kısaca coğrafi durumu üzerinde durulmuş, İslâmiyet'ten önce ve İslâmiyet'ten sonra Yemen tarihi hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Osmanlı Devleti'nin Yemen'e hakimiyeti üzerinde durulmuş ve bu hakimiyetin sebep ve sonuçları açıklanmıştır. 20. yy'a kadar Osmanlı Devleti ile Yemen arasındaki ilişkiler kronolojik olarak verilmiş ve bu dönemde geçen tarihi olaylar açıklanmıştır. Yemen ile Osmanlı Devleti'nin ilişkisi incelenirken bu ilişkide önemli bir yere sahip olan Zeydîlik mezhebi hakkında da bilgi verilmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan, Yemen'in Osmanlı Devleti'nden çıkışının temelindeki sebepler üzerinde ayrıntılı bir biçimde durulmuştur. Bu bağlamda Avrupa devletlerinin misyonerlerlik faaliyetleri (özellikle İngiltere), Osmanlı Devleti'nin ihmali ve Yemen'deki mezhep anlayışı üzerinde durulmuştur. Bunun yanısıra Osmanlı Devleti'nin Yemen'i elde tutmak için aldığı askeri, idari ve hukuki tedbirler açıklanmıştır. Yemen'in Osmanlı Devleti'nden ayrılışının temelini oluşturan 20. yy. başındaki 1905 ve 1910 isyan hareketleri ve sonrası gelişmeler ayrıntılı olarak verilmiştir. Yemen'in kısmi özerklik kazandığı 1911 yılındaki Daan Antlaşması öncesi ve sonrası gelişmeleri ile bu dönem Osmanlı yönetiminde hakim güç olan İttihat ve Terakki Partisi'nin Yemen politikası açıklanmıştır. Fiili ayrılışın yaşandığı Birinci Dünya Savaşı öncesi ve sonrası izah edilmiştir. Son bölümde ise Yemen'in TBMM Hükümeti ile olan ilişkileri üzerinde durulmuş ve resmi kopuşun aşamaları bu bölümde verilmiştir.

Osmanlı DevletiOsmanlı DönemiYemen+2
Turgut Hatipoğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

1088 numaralı Bolu Şer`iyye Sicili ( H. 1320-1323 / M. 1902-1905 )

20. yüzyılBoluEkonomik yapı+5
Vildan Özdere
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
DoctorateOpen AccessTR

Adana'nın bütüncül tarihi çerçevesinde Adana Sancağı vakıflarının analizi -TÜSOKTAR veri tabanına dayalı bir araştırma-

378 ÖZET Bu araştırma Adana Sancağı'ndaki Osmanlı vakıflarını incelemektedir. Araştırma' da vakfiyeler esas olmak üzere, vakıf tayinleri, muhasebe, ferağ-intikâl ve mahkeme sicillerinden istifade edilmiştir. Araştırma, giriş, altı bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte; genel olarak vakıf nedir, Adana Sancağı vakıflarının analizine niçin gerek duyulmuştur gibi sorulara cevap verilmeye çalışılmıştır. Ayrıca araştırmada takip edilen yöntem ve kullanılan temel kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde; vakıfların kronolojisi, kategorizasyonu ve coğrafî dağılımları ile akarların mülkiyetlerinin menşe' i, ikinci bölümde; vakıf kurucularının sosyal statüleri, meslekleri, isim, lâkap ve unvanları, üçüncü bölümde; Evkaf Nezâreti'nin kurulmasından önce ve sonra vakıfların yönetim ve denetimleri, yöneticiler ve ücretleri, Adana Evkaf Müdürlüğünün kuruluşu, müdürler ve personel ve son olarak vakıfların zaptedilerek devletleştirilmesi, dördüncü bölümde; vakıfların gelir kaynaklan, işletme biçimleri, giderleri ve Adana ekonomisindeki yeri, beşinci bölümde; vakıf kurumları ve bu kurumlarda çalışan personel, ücretleri ve hizmetleri yani vakıfların toplum hayatındaki yeri; altıncı bölümde; vakıf-şehir ilişkisi çerçevesinde Adana'nın kültürel ve ekonomik coğrafyasının oluşumu, hayrat ve akarâtın şehrin fizikî yapısı üzerindeki etkisi incelenmiştir. Sonuç kısmında araştırmada yapılan veya yapılamayanlar üzerine bir değerlendirme yapılmıştır. Adana Sancağında vakıfların topluma; ibadet, eğitim, kültür, sosyal yardım, sosyal güvenlik, bayındırlık, belediyecilik ve ulaşım gibi, oldukça geniş bir alanda hizmet ürettikleri görülmüştür.

AdanaAdana SancağıOsmanlı Devleti+3
Mustafa Alkan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

H.1320-1326, m.1902-1908 tarihli 280 numarali kayseri şer`iyye sicili -transkripsiyon ve değerlendirme-

20. yüzyılEkonomik yapıKayseri+5
Mehmet Oğuz Özdere
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Master'sOpen AccessTR

Yaş Türkistan dergisine göre Türkistan milli mücadelesi

264 ÖZET Türkistan Türkleri 1917-1924 yılları arasındaki mücadelelerinde müstakil devlet kuramamanın yanında dil, eğitim, ülkü birliğini de gerçekleştiremediler. Rusya'nın Türk ülkelerine doğru yayılması, 1552'de Kazan Hanlığını yıkmasıyla başladı. XIX. yüzyıl sonunda ise, Osmanlı Devleti ve Doğu Türkistan dışındaki bütün Türk bölgeleri bir bir Rusya'nın eline geçmiş bulunuyordu. Müstemleke ruhu ile hareket eden Rusya, Türkistan'ı gerçek manada ekonomik sömürüsü haline getirirken; yerli ahaliyi idarî mekanizmadan uzaklaştırarak, yönetimi tamamen kendi inisiyatifine aldı. Rus idaresi altında Türkistanlılar, kendi yurtlarındaki diğer azınlıkların sahip oldukları haklardan dahi mahrum oldular. 1905 Rus İhtilâli ile Türkistan'da uyanış devri başladı. "Usûl-i Cedit" hareketi ile birlikte eğitim ve düşünce hayatında önemli ilerlemeler görüldü. Çok sayıda gazete ve dergi de yayın hayatına geçti. Kahire ve İstanbul'a çok sayıda talebe gönderildi. Aydınlar mümkün olduğunca Rusya Üniversitelerinde kendilerini yetiştirmeye çalıştılar. İlerisi için siyasi yapılanma bu dönemde gerçekleşmeye başladı. Türkistanlılar Duma'ya temsilci gönderme haklarını kullanarak, haklarını yetkili kurullarda da savunma imkânı buldular. Açılan yeni okullar sayesinde yenilikçi ve değişik görüşlere sahip yeni bir nesil ortaya çıktı. Bununla birlikte Ceditçiler hedeflerine tam olarak ulaşamadılar. Bunda Rusya'nın olduğu kadar, muhafazakâr çevrenin olumsuz etkileri de görüldü. Ceditçiler yenileşme konusunda Ruslardan çok muhafazakâr ulema ile mücadele etmek durumunda kaldılar. Rus baskısının dayanılmaz bir hal aldığı, halkın savaş nedeniyle ağır vergiler altında ezildiği bir sırada, Çarlık Rusya'sının Türkistanlıları amele olarak askere almak istemesi, Türkistan'da büyük bir ayaklanmanın patlak vermesine neden oldu. 1916 isyanı çok kısa zamanda Türkistan'ın bir çok bölgesine yayıldı.265 Organizasyondan ve liderden yoksun bu isyan, Rusları çok uğraştırmışsa da şiddetle bastırıldı. 1917 Şubat ihtilâlinden sonra oluşan hürriyet ortamında Türkistanlılar, çeşitli kurultay, ve kongrelerle bir çok kez bir araya geldi. Ekim ihtilâlinden sonra ise Bolşevikler, "bütün halklara bağımsızlık" vaat ettiler. Bu dönemde Türkistanlılarda muhtariyet fikri olgunlaşmaya başladı. İlk önce Başkurtlar, ardından Kazaklar Alaş-Orda adıyla hükümetlerini kurdular ve teşkilatlanmaya başladılar. Sonrasında Hokant'ta Türkistan Milli Muhtariyeti ilân edildi. Fakat bu muhtar hükümetler eski sömürgeci zihniyetle hareket eden Bolşevikler tarafından yıkıldılar. Böylece millî ve anti-Sovyet Basmacı Hareketi başlamış oldu. Belirli bir plân ve liderden yoksun olarak başlayan Basmacılık Hareketi; Enver Paşanın 1921 yılında Buhara'ya gelmesine kadar, bölgesel mahiyet arz ediyordu. Liderler arasında ise rekabet vardı. Enver Paşa'nın hareketin başına geçmesi, yeni bir başlangıç oldu. Hedefi tam bağımsızlık olan hareket için, Basmacı liderlerinin tam desteğini almak mümkün olmadı. Emir taraftarı olan İbrahim Bek Lakaylı gibi güçlü liderler ise millî hareketi sürekli baltaladılar. 1922' de Enver Paşanın şehit olmasıyla Basmacılık Hareketi hızım kesti ve 1923 yılından itibaren Sovyetleri rahatsız edebilecek bir güç olmaktan çıkarıldı. Bundan sonra Ruslar, 1924 yılında Türkistan'ı kabile esaslarına göre taksim ederek kendisine bağlı Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan gibi sözde Cumhuriyetleri yarattılar. İdarî, eğitim, din, kültür,vb. bir çok sahada Türkistan'da Rus emperyalizmi kendisini gösterdi. Milli istekler boğuldu.

Milli MücadeleMilli MücadeleSovyetler Birliği+4
Ercan Çelebi
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

19. yüzyılda Osmanlı devletinde ekonomik alanda gayrimüslimler

19. yüzyılEkonomiGayrimüslimler+1
Sema İloğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1998
00
DoctorateOpen AccessTR

Şer`iyye sicillerine göre XVII. yüzyıl sonları - XVIII. yüzyıl başlarında Kastamonu

Bu çalışmada, Kastamonu Vilâyeti 'nin 1690-1720 yıllan arasındaki idarî, sosyal, hukukî ve iktisadi durumu incelenmiştir. Çalışmalarımız esnasında Osmanlı Devleti genelinde incelenen dönem içinde, mahalli mahkemelerde tutulan şer'iyye sicilleri ile, kısmen sonraki devrelere ait Kastamonu Salnameleri, Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nden 1530 tarihli Kastamonu muhasebe defteri ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi'nde bulunan bazı belgelerden yararlanılmıştır. İncelediğimiz belgelerin birinci elden kaynak eserler oluşu bakımından, 30 yıllık dar bir alam ihtiva etmesine rağmen, bundan sonra bu alanda yapılacak Kastamonu Şehriyle ilgili araştırmalara çalışmamızın yardımcı olacağım ümit ediyoruz. Bu araştırma giriş kısmını müteakip, dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, Kastamonu Vilayeti'nin genel konumu hakkında coğrafi ve tarihi açıdan özet bilgiler verildikten sonra; Birinci Bölümde, incelediğimiz XVII. yüzyıl sonlan ve XVIII. yüzyıl başlannda, Kastamonu'nun mahallî-idarî yapısı ve şer'iyye mahkemelerinin işleyişi ile ilgili konulara açıklık getirilmiş; İkinci Bölümde, aynı dönemde Kastamonu'daki sosyal hayat ve mahkemelere intikal eden hukukî konularla ilgili tespitler ele alınmış; Üçüncü Bölümde, Kastamonu'nun XVIII. yüzyıl başlanndaki iktisadî ve ticarî yapısı ile, o dönemde şehirde el değiştiren mallardan bazılannın fiyatlan, günümüzdeki fiyatlanyla karşılaştırmalı olarak verildikten sonra; Dördüncü Bölümde, Kastamonu'da incelenen dönemle ilgili dînî ve kültürel hayat hakkında tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu' nda hemen her alandaki sıkıntılar ve isyanların yaygın olarak yaşandığı bir dönemi içine alan bu devreyle ilgili olarak incelediğimiz sicil belgelerinde, genel düzendeki aksaklıklar ve sosyal yapıdaki bunalımlarla ilgili pekçok kayda rastlanmaktadır. Gayet tabii bu belgeler mahallî olmalan yanında, Osmanlı Devleti'nin genel durumuna da örnek teşkil edebilecek mahiyettedir. Tüm bunlara rağmen 30 yıllık bir zamanı kapsayan bu kaynak belgelerimizde, ağır cezalan ilgilendiren konulann çok az oluşu, mahallî anlamda Kastamonu şehrindeki sosyal yapının sağlamlığı ve temizliğinin bir işareti olmalıdır. Bununla beraber Kastamonu şehrinde iktisadî yapımn günümüzdekinden daha aktif bir konumda bulunuşu, önemli ölçüdeki dokumacılık, ipekçilik veII hayvancılık faaliyetleri yanında, şehirde bulunan çok sayıdaki han ve çarşıda yaşanan ticarî aktiviteyle birlikte, pamuk ve tütün ziraatının da mevcudiyeti ile ilgili tespitler oldukça ilginç bulunacak konular arasındadır. Hele bu noktada, mahallî üretim mallarının değerinden satılışı açısından (mesela; günümüzde 250.000 lira olan sarımsağın, 1700'lü yıllarda 677.000 lira oluşu) çok anlamlı bir durum olsa gerektir. Şehir merkezinde XVIII. yüzyılda varlığım tespit ettiğimiz 35 kadar medrese, Kastamonu'daki ilmî faaliyetlerin oldukça yüksek seviyede bulunduğunu gösterirken, 50'nin üzerindeki cami ve mescit ile de Kastamonu halkının İslâm Dini'yle ilgili vecibelerini yaşaması konusundaki hassasiyeti ortaya çıkmaktadır. Bu anlamda belgelerimiz arasında sadece 1 kilise kaydının verilişi, o dönemde Kastamonu şehrinde yaşayan Hıristiyan cemaatin çok az olduğuna delâlet etmektedir.

17. yüzyıl18. yüzyılKastamonu+3
Ahmet Rıfat Güzey
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Tahrir defterlerine göre XV. yüzyıl sonlarında XVI. yüzyıl sonlarına kadar Akhisar (Pamukova) nahiyesinin sosyo-ekonomik durumu

Bu çalışmamızda, 1487-1574 yılları arasında Tahrir Defterlerine göre, tımar teşkilatı içerisinde Akhisar nahiyesi'nin sosyal ve ekonomik durumu incelenmiştir. Akhisar'ın bulunduğu bölge, tarih öncesi devirlerden beri önemli bir iskân yeri olmuş ve Türklerden önce bölgeye son olarak hakim olan Bizans Devleti tarafından, müstahkem bir bölge olarak surlarla çevrilmiştir. Bölgede türkleşme, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kısa süreli hakimiyeti ile başlamış olup bu vetire, IV. Haçlı seferine kadar sürmüştür. XIII. yüzyılın sonlarında, Latin İmparatorluğu yıkılmış, Bizans'ın merkezî otoritesi sarsılmış olduğu halde, Osman Bey bölgeyi XIV. yüzyılın ilk çeyreğinde (1317) topraklarına katmıştır. İncelenen yaklaşık yüz yıllık dönemde, %172.5'lik bir nüfus artışı kaydedilirken, bölgenin hızla türkleştiği müşahede edilmiştir. Tedricen azaldığı görülen gayr-i müslim (Ermeni-Rum) nüfus, Despine, Anahor ve Çardak köylerinde yaşamakta olup,

15. yüzyıl16. yüzyılEkonomik durum+4
İrfan Purtul
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Beyrut Su Şirketi

Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yer alan Doğu Akdeniz liman kentleri, kapitalizmin altın çağını yaşadığı 19. yüzyılda, Batılı girişimcilerin ilgisini çekmekteydi. Ancak Doğu Akdeniz liman kentleri, dönemin şartlarına uygun altyapıya sahip değildi. Dolayısıyla Osmanlı Devleti'nde geleneksel kent hizmetleri, 19. yüzyılda Avrupa'nın etkisiyle değişecekti. Osmanlı Devleti'nin Doğu Akdeniz liman kentlerinden biri olan Beyrut'un bu dönemdeki kamu hizmetleri yerine getirilememekteydi. Beyrut'un nitelik ve nicelik olarak hızla büyümesi halk sağlığını tehdit etmekteydi. Salgın tehlikesinin yaşandığı Beyrut'ta su ihtiyacının acilen karşılanması gerekiyordu. Osmanlı yönetimi, yeterli sermaye ve teknik bilgiye sahip olmaması sebebiyle yabancı yatırımcılara ihtiyaç duydu. Şirket aracılığıyla su sorunun hızla çözülmesi için 3 Ağustos 1870 tarihinde imtiyaz verildi. Bu imtiyaz ile Beyrut Su Şirketi'nin temelleri atılmış oldu. Bu çalışmada, Beyrut Su Şirketi'nin kuruluşundan Osmanlı Devleti'nin resmen sona erdiği tarihe kadar geçen süreç, yabancı sermaye bağlamında ele alınmaktadır. Şirket tarafından su ihtiyacının nasıl temin edildiği, hangi uygulamaların yapıldığı ve sonuçları ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır. Beyrut'ta nüfuz yarışına giren İngiltere ve Fransa'nın su şirketi üzerindeki etkileri değerlendirilmektedir. Yabancı yatırım aracılıyla kurulan Beyrut Su Şirketi'nin gelişimini ele almak bu çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır.

Faris, SelimLübnan-BeyrutOsmanlı Devleti+4
Mert Ataş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İzmir İngiliz Konsolosluğu ve siyasi faaliyetler (1878-1914) İngiliz Konsolosluk raporlarından

Bu tez, tarih disiplini içerisinde, Yakınçağ araştırmaları çerçevesinde yer alan bir çalışmadır. Yakınçağ bağlamında siyasi, iktisadi ve sosyal alanların kesiştiği noktada; on altıncı yüzyıl itibariyle gelişme gösteren Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin, yeni bir ivme ve boyut kazandığı on dokuzuncu yüzyılda doruk noktasına ulaşmasının ardından, aynı yüzyılın sonlarında gerilemeye başlamasının, Batı Anadolu'daki yansımalarının İzmir İngiliz Konsolosluğu çerçevesinde incelenmesidir. Osmanlı-İngiliz ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası kabul edilen Berlin Antlaşmasının imzalandığı 1878 ile Birinci Dünya Savaşının başladığı 1914 yılları, araştırmanın odak noktasıdır. Dönüşümün tam anlamıyla kavranabilmesi için on altıncı yüzyılda başlayan süreçle Konsolosluğun kuruluş ve yapılanması ayrıntısıyla tanımlanmaktadır. Tezin yaklaşımı siyasi tarih çerçevesinde belirlenmiştir.On dokuzuncu yüzyılda, İngiliz Konsolosluk hizmetlerinde iki farklı konsolos temsilciliği mevcut idi. Avrupa ve Amerika'daki konsolos temsilcilikleri devletler arası karşılıklı tanınma temeline dayanmaktaydı. Konsolosun işlevi; ticareti korumak ve geliştirmek, ticaret hukukunu uygulamak, yabancı ülkedeki uyruklarının başkanlığını yapmak ve genel olarak devletini temsil etmekti. Buna karşılık, Levant ve Uzak Doğu hizmetlerinde konsolosun rolü; Batılı ve yerel devlet arasındaki eşitsizliğe dayanan, öncelikli olarak siyasi ve hükmedici nitelikte idi. 1825 yılında Kumpanya lağvedildikten sonra İngiliz Hükümeti, konsolos temsilciliği sistemini devraldı. Konsoloslar, ayrıcalıklı konumlarıyla, ticari olmaktan ziyade siyasi rolleri olan temsilciler oldular. Osmanlı merkez otoritesinin zayıflamasıyla, yerel otoritelerle yapılan pazarlıkların siyasi rolü daha önemli hale geldi. Böylece, Levant hizmetlerindeki konsoloslar, İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğunda çok güçlü olan yerel ajanları haline geldiler. Bu gelişmelerle iktisadi, ticari yönleri ağır basan İzmir Konsolosluğunda, bu dönemde siyasi faaliyetler öne çıktı.

Konsolosluk görevlileriOsmanlı DevletiSiyasi faaliyetler+3
Funda Adıtatar
Dokuz Eylül University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

I. Süleyman DÖneminde Aydın Sancağı'nın demografik yapısı

Tapu Tahrir Defterleri'nin araştırılmasıyla, Osmanlı Devleti'nin tımar sistemini uyguladığı yörelerin sosyal, ekonomik ve kültürel tarihi konularında önemli katkılar yapılmaktadır. Bu tür çalışmalarla; kitap ve makale halinde yayınlanmış monografilere ilaveten, yayınlanmamış bazı defterlerle sınırlanmış bir değerlendirmenin, defteroloji alanının en önemli meselelerinden birisi olan tahrir verilerinin istatistikî konusu yeterli derecede yansıtılmaktadır. Ancak çalışmanın konusu olan Aydın'la ilgili araştırmalar yetersiz kalmaktadır. Yoğunluk XIX. yüzyıl ve sonrasına aittir ve bunlar da bunlar da Aydın'la ilgili yeterli ve ayrıntılı bilgi vermemektedir.Evvelden beri Anadolu'da önemli bir yeri olan Aydın'ın, Osmanlı hakimiyeti altında önemi daha da artmıştır. Çalışmamızın amacı da bu doğrultuda şekillenmiştir.Bu çalışma Aydın Liva'sının, kaynak ve bilgi konusunda kısır bir dönem geçirdiği XVI. yüzyılına ışık tutmakta; askeri, ticari, nüfus hareketleri ve tarımsal faaliyetleri konusunda önemli bilgiler vermektedir.

Hüseyin Demir
Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

590 numaralı Karahis?r-ı S?hib Şer?iye Sicili transkripsiyon ve değerlendirmesi

Bu çalışmamızda 1 Rebiu'l-evvel 1281 (3 Ağustos1864) 15 Şaban 1281 (13 Ocak 1865) tarihleri arasındaki 590 numaralı Karahisâr-ı Sâhib Şer`iyye Sicili incelenmiştir. Defterde bulunan yüz seksen adet belgenin transkripsiyonu yapılmıştır. Ayrıca belgelerin özetleri verilmiştir. Dönemin idari, sosyal, iktisadi ve hukuki yapısı belgeler ışığında değerlendirilmiştir. Türk ve Ermenilerin aile yapısı incelenerek sosyal yapıları ortaya çıkarılmıştır. Şehir merkezinde hangi mahallelerde oturdukları hangi meslekleri icra ettikleri ortaya çıkarılmıştır. Karahisâr-ı Sahib'e bağlı kaza ve köyler ism olarak verilmiş; buralara ait mahalle ve mevki adları da tespit edilmiştir.

19. yüzyılAfyonkarahisarKarahisar-ı Sahib+3
Abdulhamit Avcı
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı- Fransız ilişkileri 1740-1789 (konsolos arzlarına göre)

Osmanlı-Fransız siyasî ve diplomatik ilişkileri XVIII. yüzyılda ekonomik, kültürel ve en önemlisi ticaret gibi çok geniş alanda ön plana çıkmıştır. Bu ilişkilerin temelini, Osmanlı ülkesinde görevlendirilen konsoloslar ve Osmanlı Padişahları tarafından Fransızlara tanınan kapitülasyonlar oluşturmuştur. İstanbul dışındaki liman ve iskelelerde görevlendirilen konsolosların başlıca işlevi her şeyden önce kendi vatandaşlarının kişisel haklarını, mallarını ve çıkarlarını korumak, Osmanlı Devleti içindeki yabancılara tanınan hak ve ayrıcalıklarla ilgili olan kapitülasyonların uygulanmasını gözetmek olmuştur. Bu çalışmadaki amacımız, bugüne kadar çok çeşitli başlıklarda incelenen Osmanlı-Fransız ilişkilerini, diplomasinin misyonerleri olan konsolosların, elçilerine sundukları arzlar ve bunlara merkezden gönderilen hükümler çerçevesinde incelemektir. Bu arzlar ve hükümlerde geçen sosyal, kültürel, dinî, ticarî ve ekonomik gelişmeler Osmanlı Devleti'nin Fransa'ya, dolayısıyla Avrupa'ya bakış açısını göstermesi bakımından önemlidir. Ayrıca çalışmamızda, konsoloslar tarafından ortaya konulan sorunlara karşı, Fransızlara verilen ahidnâmeler dayanak teşkil edilerek, getirilen çözüm yolları anlatılmıştır. Bunun sonucunda bizzat merkezi otorite tarafından yazılan fermanlarda, alt kültürlerin-toplulukların ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik tanınan imtiyazlar; Osmanlı Devleti'nde uzlaşı kültüründen daha da fazla insan hakları konusundaki hassasiyeti de örnekleriyle ortaya koymaktadır.Anahtar Kelimeler; Fransa, Konsolos, Elçi, Ahidnâme, Ticaret

BüyükelçiKonsolosluk görevlileriOsmanlı Devleti+5
Ayşin Şişman
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

II. Meşrutiyet Döneminde Erzurum vilayetinde cinayet suçları ve failleri(1912-1917)

Bu çalışmada, Erzurum Vilayeti'nde meydana gelen cinayet suçları ve faillerinin durumları incelenmiş ve failler aracılığı ile bölgenin sosyo- ekonomik yapısı hakkında bilgi toplamak yoluna gidilmiştir. Çalışmanın temel amacı, failleri suça iten sebeplerin neler olduğunu anlayıpelde edilen verilerden yola çıkılarak dönem hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilmek amaçlanmıştır. Bu kapsamda Vukuat-ı Cinaiye ve Ceraim-i Umumiye Cetvelleri incelenmiştir. Vukuat-ı cinaiye cetvellerinde, cinayet olayları ve failleri detaylı olarak yer almaktadır. Failin ve maktulun ismi, cinsiyeti, olayın yaşandığı yer, firar durumu, memurların olay hakkındaki tutumları ve olayın nasıl meydana geldiğini gösteren mülahazat kısımlarından oluşmaktadır. Aynı şekilde ceraim-i umumiye cetvelleri de failler hakkında geniş bilgilere yer vermektedir. Faillerin eğitim ve ekonomik durumları hakkında yine bu cetvellerden yola çıkılarak önemli sonuçlar elde edilmiştir. II. Meşrutiyet dönemi içerisinde Osmanlı Devleti'nin yaşadığı savaşlar neticesinde dâhili emniyet ve asayişi ihlal edecek durumlar yaşanmıştır. Sınır bölgelerindeki vilayetlerde güvenlik ihlalleri yaşanmıştır. Bu da suç miktarında artışa neden olmuştur. Osmanlı Devleti'nde işlenen suçlar, Vukuat-ı Cinaiye ve Ceraim-i Umumiye Cetvellerine kaydolunmuş ve böylece, vilayet ve kazalarda işlenen suçların toplu olarak değerlendirilmesi mümkün olmuştur. Çalışmanın sonucunda II. Meşrutiyet Dönemi'nde, Erzurum Vilayetinde meydana gelen güvenlik sorunları, ekonomik sorunlar, aşiretler arası problemler, sınır ihlalleri, gelenekler sonucu işlenen cinayet suçları hakkında bilgi toplanarak toplumun içinde bulunduğu durum incelenmiştir.

CinayetEkonomik suçlarErzurum+7
Esmer Taşdemir
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sultan II. Abdülhamid Dönemi Osmanlı sefirlerinin tercüme-i halli

Sultan II. Abdülhamid döneminde Dâhiliye Nezareti bünyesinde kurulan Sicill-i Ahval Komisyonu'nun tutmuş olduğu defterlerden temin edilen memur sicil kayıtlarıyla bu dönemde elçilik görevinde bulunan şahısların tercüme-i halleri transkribe edilmiştir. Bu vesile ile elçilerin ilköğrenimlerinden emekli oluncaya dek geçirdikleri safhalar ve bilhassa memuriyet dönemleri tanıtılmıştır. Sefirlerin bildiği yabancı diller, görev yaptıkları başkentler, memuriyet dönemlerinde kendi devletlerinden veya gittikleri devletlerden aldıkları nişanlar, maaş artışları ve terfileri gibi pek çok özellikleri ortaya konmuştur. I. Meşrutiyet dönemi sefirlerinin hayat hikâyelerinin belirtilmesiyle başka araştırmacılar için de kaynak oluşturacak prosopografik bir çalışma gerçekleştirilmitir.

Abdülhamid IIDiplomasiElçiler+5
İbrahim Deniz
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

XIX. yüzyılda Kudüs sancağı ve Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın Kudüs mutasarrıflığı

Kudüs dini, kültürel ve stratejik konumu sebebiyle pek çok farklı devletin hâkimiyeti altına girmiştir. 1516 yılında Osmanlı topraklarına dahil olan Kudüs, 1841 yılından sonra ara sıra statüsünde değişiklik yapılsa da genelde doğrudan merkezi hükümete bağlı bir sancak olarak yönetilmiştir. Çalışmada, H.1294-1307/ M.1877-1889 yılları arasında Kudüs'te mutasarrıf olarak görev yapan Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın bölgedeki faaliyetleri ve hükümet politikalarını icra etme becerisi açıklanmaktadır. Taşradaki yönetim zafiyetini ortadan kaldırmak için Kudüs gibi stratejik öneme sahip bölgelerde doğrudan merkezi hükümete bağlı yönetim modeli benimsenmiştir. Bu çerçevede oluşturulan Kudüs Mutasarrıflığı'nın XIX. yüzyıldaki siyasi ve idari yapısı açıklanarak Şerif Mehmed Rauf Paşa'nın mutasarrıflık dönemine ışık tutmak amaçlanmıştır. Yahudi göçünün yoğun olarak yaşandığı 1877 yılında Kudüs'e atanan Rauf Paşa, Kudüs Mutasarrıflığı'nda görev yapmış en meşhur şahıslardan biridir. Kudüs Mutasarrıflığı'nda, Sultan II. Abdülhamid devri ile bölgede başlayan politika değişikliğinin başarılı bir uygulayıcısı olmuştur. Bölgede yabancı varlığı ve hareketlerinin sınırlandırılmasında, Yahudi göçünün engellenmesinde, Siyonist hareketlerin arazi satın alma faaliyetlerine karşı direnmede oldukça başarılı olmuştur. Bahsedilen hususlar Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi ve Osmanlı Vilayet Salnamelerinden elde edilen veriler ışığında değerlendirilmiştir. Sonuç olarak Rauf Paşa'nın 12 yıl süren Kudüs mutasarrıflığında, bölgede hayli geniş bayındırlık faaliyetleri yürütülmüştür. Bu devrede eski şehir, surların dışına taşmış ve oluşturulan yeni yerleşimlerle şehir oldukça büyümüştür. Bu gelişmeler oldukça eğitimli ve deneyimli bir devlet adamı olan Rauf Paşa'nın idari performansını yansıtmaktadır. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, XIX. yüzyıl Kudüs Mutasarrıflığı, Yahudi Göçü, Şerif Mehmed Rauf Paşa

19. yüzyılFilistin-KudüsKudüs Sancağı+5
Rabia Elçi
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimbaşı Gevrekzâde Hafız Hasan Efendi'nin hayatı ve Risale-i Nikrîsiyye adlı eserinin değerlendirmesi ve transkripsiyonu

Bu çalışma Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi örneklemi üzerinden Hekimbaşılık makamı, Osmanlı Devleti'nde kullanılan bazı tedavi, Osmanlı'da hekim yetiştirme usulü, tıp eğitim merkezleri, Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi'nin hayatı ve eserleri ele alınmıştır. Son olarak da Nikris Risalesi'nin değerlendirmesi ve transkripsiyonu yapılmıştır. Gevrekzâde Hasan Efendi'nin nikris (gut) risalesinin ele almasının nedeni ise krallar, padişahlar, vezirler, ilim adamları, filozof ve tabiplerin nikris hastalığından çok çekmiş olmalarıdır. Bu nedenle eseri inceleme ve değerlendirme gereksinimi duydulmuştur. Gevrekzâde risalesinde şu ifadeleri kulanımıştır, "Bu hastalığın söz edilen kişilerde görülmesinin ilahi tedbir ve adalete işaret eder ki bir taraftan vermediği mükemmelliği diğer taraftan ihsan eder. Diğer taraftan da ihsan ve lütufta bulunduğu nimetlere karşılık bu kimselere bu zorluğu vermiştir." Gevrekzâde, Nikris Risalesi'nde, nikris hastalığının kimlerde görüldüğü, nedenleri ve hastalığın tedavisini ele almıştır. Nikris hastalığının tedavisi için perhizler (diyetler) önermiş ve kendinden önceki hekimlerin ve kendi hekimlik tecrüberine dayanarak hastalığın tedavisi için macun terkibleri hazırlayıp bunların muhteviyatını ve uygulanma şekillerini kaleme almıştır. Anahtar Kelimeler: Gevrekzâde Hâfız Hasan Efendi, Osmanlı tıbbı, Osmanlı'da Tedavi yöntemleri, Gut, Hekimbaşılık.

Gülistan Sincar
Ağrı İbrahim Çeçen University · Institute of Graduate Studies
2023
10
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Osmanlı eğitimi ve Tekfurdağı Örneği

Bu çalışmada Tanzimat‟tan Cumhuriyet‟e Osmanlı Eğitimi genel hatlarıyla ele alınmış ve ardından Edirne Vilayeti‟ne bağlı Tekfurdağı Sancağı‟nın eğitim kurumlarının yenileşme dönemindeki yansımaları ortaya konulmuştur. Osmanlı Devleti özellikle 1869 Maârif-i Umumiye Nizamnamesi ile eğitim alanında gelişme ve yenileşmeye bağlamıştır. Ülke genelinde mekteplerde uygulamaya geçirilen düzenlemeler Tekfurdağı Sancağı‟na da yansımıştır. Tekfurdağı Sancağı‟ndaki ibtidai, sıbyan, rüşdiye, idadi ve gayrimüslim mektepleri isim, sayı, öğretmen, öğrenci, verilen dersler, inşa ve mesarifat gibi konularda ayrıca tespit edilmeye çalışılmıştır. Tanzimat Fermanı‟ndan 20. yüzyıl başına kadar gerçekleştirilen yenilikler ve bunların sancağa yansımaları belgelerden elde edilen bilgiler ışığında sunulmuştur. Çalışmanın Osmanlı eğitim tarihine ve şehir tarihine katkı sağlaması amaçlanmıştır.

EğitimEğitim sistemiEğitim tarihi+4
Elif Baksı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

613 numaralı Rusya meselesi adlı ayniyat defterinin transkripsiyon ve değerlendirmesi

Türk-Rus İlişkilerinin kökeninin İstanbul'un fethinden bile öncesi ticari bağlarla başlandığı bilinmekle beraber, diplomatik ve siyasi ilişkilerinin başlangıcının 16. yüzyılda Kazan ve Astarhan'ın Ruslar tarafından ele geçirilmesi ile başladığı görülmektedir. 17. yüzyıldan itibaren ise iki devlet arasında karşılılık esasına dayalı askeri ve diplomatik münasebetler meydana gelmiş, peş peşe savaşlar dönemi ise 18. yüzyılın sonunda Küçük Kaynarca Antlaşmasının imzalanması ile başlamıştır. 18. yüzyılın son çeyreğinde imzalanan bu antlaşma ile 19. yüzyıl Osmanlı-Rus Harplerinin de teması da çizilmiştir. Bu açıdan iki devletin 19. yüzyıldaki ilk karşılaşmaları 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaş'ı ile birlikte gerçekleşmiştir. Bu amaçla çalışmanın konusunu oluşturan 613 Numaralı Rusya Meselesi Adlı Ayniyat defteri bu harbin 11 Ekim - 8 Kasım 1828 tarihlerini kapsaması bakımından önem taşımaktadır. Sadaret Kaymakamı tarafından cephelerde görevli yetkililere gönderilen ve savaşın bir aylık sürecini yansıtan tezkire suretlerinin yer aldığı bu defterde, savaşta gerçekleştirilen cephelerdeki atamaların, iaşe temininin, asker tedarikinin, esirlerin ve firarilerin durumu ve savaşın genel seyri hakkında bilgilere yer verilmiş ve defterin transkripsiyonu yapılmıştır. Anahtar Sözcükler: Ayniyat, Defter, Rusya Meselesi, Osmanlı, Rus

Vildan Atmaca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı kamusal alanında ve sosyal hayatında bisikletin kullanımı ve yaygınlaşması

Bu çalışma, Osmanlı topraklarında bisikletin sosyal hayatta ve kamusal alanda benimsenme ve yaygınlaşma sürecini incelemeyi amaçlamaktadır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde icat edilen bisikletin Osmanlı topraklarında yaygınlaşması ise aynı yüzyılın son çeyreğinde gerçekleşmiştir. Kişisel ulaşım alanında devrim yaratan, modernliğin ve kadın özgürleşmesinin bir nesnesi haline gelen bisiklet, Osmanlı sosyal hayatında yarışların, rekreasyonel faaliyetlerin, yurt içi seyahatlerin aktörü haline gelmiş ve güvenlik teşkilatlarına dahil edilmesiyle beraber resmi kurumlarda yararlanılan bir araç olmuştur. Bisikletin Osmanlı topraklarında bahsi geçen alanlarda benimsenmesi ve yaygınlaşması, dönemin dergi ve gazeteleri, arşiv kaynakları, yerli ve yabancı literatür göz önünde tutularak incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bisiklet, Velosipet, Yarış, Sosyal Hayat, Kamusal Alan

BisikletKamusal alanOsmanlı Devleti+5
Cenk Hüner
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Filipinler'de Amerikan sömürge idaresi

On dokuzuncu yüzyılın son çeyreği Amerika Birleşik Devletleri'nin çarpıcı gelişmelerle karşılaştığı ve bir takım zihniyet değişikliklerini tecrübe ettiği bir dönemdir. Bu zihniyet dönüşümü ekonomik sebeplerle birleştiğinde ABD'nin sömürgeci bir devlet olarak dünya sahnesine çıkmasına altyapı hazırlamıştır. İspanya-Amerikan Savaşı özellikle bu atılımın bir hazırlayıcısı olarak karşımıza çıkar. Savaş neticesinde Güneydoğu Asya'nın takımadalardan olan Filipinler'de sömürge idaresi tesis edilmiştir Bu idare, bir zamanlar Büyük Britanya'nın bir sömürgesi olan ve bağımsızlığına erişen ABD'nin bir sömürgeci devlet haline gelmesi arasındaki zıtlığı belirginleştirmesi bakımından dikkat çekicidir. Filipinler, ABD'nin ilk sömürgesidir. Aynı zamanda ABD'nin Müslümanlar üzerindeki idaresi bakımından da bir ilktir. ABD yaklaşık yarım asır bu sömürgeyi elinde tutarak burada Amerikan kültürünü ve demokratik kurumlarını ehlileştirmek istemiş, bu bakımdan emsali görülmemiş bir dönüştürme siyaseti izlemiştir.

Mustafa Ünlüsoy
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Viyana Kongresi'nde Metternich'in rolü

19. yüzyılın büyük güçleri olan Avusturya, Rusya, Prusya, İngiltere ve Fransa, Napolyon'un altüst ettiği Avrupa coğrafyasını yeniden eski haline getirmek ve kıtada siyasal bütünlük oluşturmak için 1815 Viyana Kongresi'nde toplandılar. Modernleşen Avrupa'nın bugünkü anlamıyla ilk kongrelerinden olan Viyana Kongresi, sonraki dönemlerde de devamı gelecek olan yeni bir "Kongre Sistemi"ni ortaya çıkardı. Viyana Kongresi'nden sonra Avrupa Devletleri'nin müttefik olarak gerçekleştirdiği siyasi gelişmeler ise "Metternich Sistemi" denilen yeni bir dönemi başlattı. Napolyon Savaşları sonucunda büyük kayıplar veren Avrupa Devletleri, Viyana Kongresi'nde Avrupa'nın düzenini Napolyon işgalinden önceki haline döndürerek eski monarşi sistemini geri getirdiler. Kongre Başkanı olarak görevlendirilen Metternich, kıtada Fransız Devrimi'nden sonra yayılan aydınlıkçı fikir akımları nedeniyle olası bir ulus-devlet yapılanmasını engellemek istiyordu. Bu maksatla, küçük krallıklardan oluşan bir Alman Konfederasyonu'nun kurulmasını ve federasyonun yönetiminin Avusturya'ya verilmesini diğer devletlere de kabul ettirdi. Alman Devletleri'ni dağınık halde bırakarak en büyük rakibi Prusya'nın Almanlar üzerindeki hegemonyasına engel olmuştu. Benzer şekilde İtalya topraklarındaki krallıkların da birleşmesini engelleyerek Avusturya'nın siyasi güvenliğini sağlamıştı. Metternich, yapılan toplantılar, alınan kararlar ve bu kararların uygulanması konusunda kongrenin en etkili devlet adamı olmuştu. Ancak toplumsal düzenin gereksinimleri gözetilmeksizin şekillendirilen yeni Avrupa düzeni özgürlükçü halkların ayaklanmalarıyla büyük bir darbe aldı. 1830-48 yıllarındaki bu ayaklanmalar ulusların bağımsızlık ilan etmesiyle birlikte devrim niteliği kazandı. Devrimlerle değişen sanayi devletleri, sonu sömürgeciliğe varacak olan ekonomik büyümeler yaşarken Avusturya, köylü toplumlardan oluşması nedeniyle bu gelişmelerin gerisinde kaldı. Bu çalışmada Metternich'in Viyana Kongresi'ne etkileri ve Avrupa'daki politik gücü incelenecektir. Metternich'in dayattığı muhafazakâr sistemin bağımsızlık, ulusçuluk ve sosyalizm hareketleriyle yıkılması sonucunda gelişen küresel hareketlilik ortaya konulacaktır.

AvrupaFransız İhtilaliMetternich sistemi+2
Çiğdem Sürücü
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Osmanlı Süvari Birlikleri

Süvari birlikleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî tarihinde çok önemli bir yer tutar. Özellikle imparatorluğun gücünün doruğunda olduğu dönemde, Osmanlı süvarisi dünyanın en efektif süvari birliklerinden birisi konumundaydı. Ancak 19. yüzyılda bu durum tamamen tersine dönecektir. Dönemin tüm ordularında da benzer bir durumu gözlemlemek mümkündür. Ancak Osmanlı süvarisi tüm bu ordular arasındaki en çarpıcı örneklerden biri olsa gerektir. Bu tezin temel amacı, Osmanlı süvarisinin savaş zamanı performansını 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı üzerinden değerlendirmektir. Bunu yaparken sadece Osmanlı İmparatorluğu'nun iç dinamikleri değil, ateşli silahların savaş alanına olan etkileri de göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca bu dönemin subay sınıfının görüşleri de süvari özelinde tartışılmıştır. Süvari birliklerinin hızla gelişen taktiklere adaptasyonu meselesini anlamlandırabilmek adına süreç ve dönemin şartları farklı açılardan ele alınmıştır. Tüm bu bilgiler ışığında, Osmanlı süvarisinin 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı'ndaki başarı ve başarısızlıklarının ardında yatan sebepler incelenmiştir.

Askeri birliklerAskeri taktikOsmanlı Devleti+3
Salih Kerim Kumanlı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Saltanattan cumhuriyete geçişte Ankara basınının dili (Hakimiyet-i Milliye ve Yeni Gün gazeteleri)

Mondros Mütarekesi sonrasında galip devletlerin Anadolu'da işgallere başlaması üzerine işgal edilen yerlerde bölgesel direnişler meydana gelmiş, Kuva-yi Milliye birlikleri oluşturulmuş ve milli cemiyetler kurulmuştur. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde bu bölgesel direnişler bir Ulusal Kurtuluş Hareketi'ne dönüşmüştür. Hareketin amacı en başından itibaren esaret altındaki padişah/halifeyi kurtarmak ve Misak-ı Milli sınırları içerisinde milletin bağımsızlığını sağlamak olarak ifade edilmekteydi. Bunun için de padişah/halifenin etrafında birleşilmesi şart görülüyordu. Lakin Milli Mücadele'nin ilerleyen yıllarında bu düşünceye tamamen zıt bir yol izlenmiştir. Öncelikle Ankara'da İstanbul'dan bağımsız bir hükümet kurulmuş, ardından saltanat rejimi kaldırılmış ve son olarak da cumhuriyet ilan edilmiştir. Bu çalışmanın amacı Milli Mücadele dönemi boyunca Ankara Hükümeti'nin ideolojisinde meydana gelen değişimleri, inkılaba giden yoldaki fikri dönüşümü basın üzerinden ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Ankara Hükümeti'nin yarı resmi organı olması sebebiyle Hakimiyet-i Milliye ve Yeni Gün gazetelerinin ana kaynak olarak kullanılması uygun görülmüş ve bahsi geçen gazetelerin 1920- 1922 yılları arasındaki sayılarının her bir nüshası dikkatli bir şekilde incelenmiştir. İncelenen yıllardaki öne çıkan siyasi olayların ele alındığı çalışmada birbirine benzer olaylar karşısında gazetelerin yaklaşımlarında yıldan yıla meydana gelen değişimlere vurgu yapılmıştır. Aynı ideolojinin ürünü olan bu iki gazete arasında zaman zaman fark edilen tutum farklılıkları da ayrıca değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Milli Mücadele, Basın, Hakimiyet-i Milliye, Yeni Gün, Ankara, İnkılap, Saltanat, Cumhuriyet

AnkaraBasınCumhuriyet+7
Büşra Sarı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kars Şehbenderliği (1879-1914)

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Berlin Anlaşması'yla Kars, Rusya İmparatorluğu'nun hakimiyetine girmiş ve kırk yıl boyunca Rusya tarafından yönetilmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti'nin hakimiyetinden çıkan Kars bölgesinde Rusya'nın siyasi ve askeri faaliyetlerini takip ederek devletin bu faaliyetlere karşı erken önlem almasını sağlamak, bölgede yaşayan vatandaşlarının haklarını korumak, göç işlemlerine yardımcı olmak amacıyla 1879 yılında Kars Şehbenderliği kurulmuştur. 1879 yılında kurularak Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcına kadar faaliyetlerine devam eden Kars Şehbenderleri, bölgeye dair tuttukları istihbarat raporlarını günü gününe Petersburg Sefareti'ne ve Hariciye Nezareti'ne bildirmişlerdir. Kars Şehbenderleri Rusya'nın Kars'ta ve özellikle Sarıkamış Harekâtı öncesinde bölgedeki askeri hazırlıkları, manevraları, silah ve erzak tedarikleri, Kafkasya'ya dair siyasi politikaları hakkında önemli raporlar tutmuşlardır. Bu raporlar incelendiğinde şehbenderlerin erken uyarı görevini yerine getirdikleri görülür. Kars Şehbenderlerinin raporları çoğunlukla Rusya İmparatorluğu'nun Kars bölgesindeki askeri faaliyetlerinden oluşmakla birlikte Ermeni komitelerinin terör eylemleri ve hazırlıkları, soygun ve kaçakçılık faaliyetlerine dair, Ermenilerin ve Türklerin göç hareketlerine dair sosyal ve siyasi alanda raporlar da tutulmuştur. Bu çalışmada, şehbenderlik müessesesi, memurların görev ve sorumlukları ele alınarak kuruluşundan son bulmasına kadar Kars Şehbenderliği'nin askeri, siyasi ve sosyal alanda tuttukları istihbarat raporları incelenecektir.

ErmenilerKarsOsmanlı Devleti+3
Burcu Yosuntaş
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İştip Hadisesi ve Koçana Vak'ası'nın Balkan Harbi'ndeki etkileri.

Bilindiği üzere Balkan Harbi'nin sebepleri anlatıldığında hususen Şark, Makedonya ve Kiliseler Meselesi, Arnavutluk Ayaklanmaları, Trablusgarp Harbi ve komitacıların bölgedeki faaliyetleri geniş bir yelpazede anlatıla gelir. Çalışmamız, Balkan Harbi'ne sebebiyet veren İştip Hadisesi ve Koçana Vakası hususunda muhalif, Bulgar siyasi partilerinin ve komitacıların oluşturdukları dayanışma ortamıyla düzenlenledikleri mitingler Osmanlı Devleti aleyhinde kamuoyu oluşturarak, içeride ve dışarıda takip ettikleri askerî ve siyasî propagandayı ifade eder. Kral Ferdinand, Bulgar Hükümeti ve Bulgar askeri sınıfının İştip Hadisesi ve Koçana Vakası sonrası izledikleri politik tavır, Bulgar ordusunun örtülü seferberliği, Avrupa devletlerinin takip ettikleri siyaset ve "Bulgar Milliyetçiliği"nin geldiği safha anlatılmaya çalışılmıştır. Dönemin Balkan Tarihi'ne bakıldığında komitacılar tarafından icra edilen eylemler, bölgede yeni bir düzenin oluşturulmasındaki tesir ve komitacıların eliyle gerçekleştirilen İştip Hadisesi ve Koçana Vakası, Osmanlı Devleti'nin Balkanlardan çekilmesine zemin hazırlamış ve bu süreç anlatılmıştır.

Fatih Fırat
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Topyekûn harp çağında Osmanlı toplumu ve askerîleştirme süreci: Propaganda, ideoloji ve eğitim (1908-1918)

Bu çalışma, "Hürriyet"in ilanından (1908) I. Cihan Harbi'nin sonuna (1918) kadar Osmanlı askerî ve sosyal yapısının yeniden örgütlenmesini incelemeyi amaçlamaktadır. Jön Türk Devrimi, Osmanlı askerî teşkilatı üzerinde iki önemli etkiye sahipti. Birincisi, Jön Türk liderliği, Osmanlı İmparatorluğu'nun askerî alanda yeniden yapılanmaya ihtiyacı olduğunun farkındadır. İkincisi, bu yeniden yapılanma girişimi ancak yeni bir sosyal yapı ile mümkün olabilirdi. İttihatçılar, bu yeni koşulları inşa etme ihtiyacının aciliyetini hissettiler. Böylece Osmanlı hükûmeti dinî, manevi, milli ve vatansever duyguları içeren muazzam bir propaganda başlattı. Osmanlı hükûmeti, Osmanlı ordusunun askeri propagandası ve yeni askere alım yöntemi için basını, eğitimi, sanatı, dinî faaliyetleri ve kültürel çalışmaları şekillendirdi. Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemindeki bu yeni ruh hâlinin anatomisini incelemektedir.

Askere almaAskeri faaliyetlerAskerlik+7
Mert Çabas
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

II. Abdülhamid döneminde Karadeniz bölgesindeki şehbenderliklerin istihbarat faaliyetleri (1876-1909)

Bilimsel bir çalışma olarak bu konuyu ele almamızın nedeni Osmanlı şehbenderliklerinin bugüne kadar araştırılmamış olan istihbarat çalışmalarını aydınlığa kavuşturmaktır. Amacımız, Osmanlı Dış Askeri istihbaratında ataşemiliterler ve ataşenevaller kadar şehbenderlerin de öneminin yadsınmaması gerektiğini kanıtlamak ve daha sonra yapılacak çalışmalara kaynak teşkil edebilecek bir alt yapı oluşturmaktır. Bu araştırmanın kronolojik sınırlandırılmasını II. Abdülhamid Dönemi (1876-1909) olarak belirlemekle beraber çalışılacak sahayı Karadeniz Bölgesi ile sınırlandırdık. Bunun sebebi, bahsi geçen tarihlerde Avrupa Devletleri ile beraber özellikle Bulgaristan ve Rusya'nın Karadeniz üzerinden Osmanlı Devleti toprakları üzerinde bilhassa İstanbul için tarihi emellerini gerçekleştirecek fırsatları yakalamaya çalışmasıdır. Rusların ve Bulgarların bu emellerine karşılık Osmanlı Devleti de önemli sahalarda görevlendirdikleri şehbenderleri üzerinden özellikle Rusya'nın tehdit olarak görülen ordu ve donanma faaliyetlerini takip ettirmiş, alandaki şehbenderler ayrıca Rusların mevcut iç durumu hakkındaki raporları göndermesinin yanı sıra yabancı cemiyetlerin Osmanlı aleyhinde yaptıkları faaliyetler ve basılan yayınlar hakkında da raporlar göndermişlerdir. Osmanlı Devletinin dış askeri istihbarat kanallarından olan şeehbenderler tarafından gelen istihbarat raporlarından anlaşıldığı üzere olası sıcak çatışmalar öngörülmüş ancak lojistik gibi altyapı eksiklikleri yüzünden mevcut bilgiler çoğu kez muharebe alanında kullanılamamıştır.

Abdülhamid IIKaradeniz bölgesiOsmanlı Devleti+4
Müslimen Abacı
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'ne göre Yunanistan'ın iktisadi ve ticari hayatı (1885-1900)

Tez başlığını "Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'ne göre Yunanistan'ın iktisadi ve Ticari Durumu (1885-1900)" oluşturmaktadır. 5 Ocak 1885'te yayınlanmaya başlayan Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi'nde yer alan haberler, raporlar ve yabancı ülkelerle yapılan antlaşmalar tezin çerçevesini meydana çıkarmaktadır. 20. yüzyıla girerken Yunanistan'ın iktisadi ve ticari yönlerinin araştırılması ve analiz sentezinin yapılarak yorumlanması tezin esas amacını oluşturmaktadır. XIX. yüzyılın sonlarına doğru Yunanistan'ın ekonomisini şekillendirecek olaylar ve ticaretini etkileyecek problemler gündeme getirilmektedir. Çalışmada ağırlıklı olarak XIX. yüzyılın son dönemlerine yer verilse de Yunanistan'ın devlet haline geldiği 1830'lara da değinilmektedir. Yunanistan, siyasi hedeflerinin sonucunda ülkenin uğradığı zararlara çözüm aranmaktadır. Tezin Giriş bölümünde Yunanistan'ın bir devlet haline gelmeden önce Osmanlı hakimiyetindeki durumları ele alınmıştır. Tezin ilk ve esas bölümünde birçok ülke gibi Yunanistan'ın son dönemlerine ışık olan 1885 senesinde yayım hayatına başlayan Dersaadet Ticaret Odası Gazetesi incelenmiştir. İkinci bölüm Yunanistan'ın mali durumuna bağlı olarak devletlerle olan ekonomik ilişkilerine ve devletlere karşı borçlanmalarına dair bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde Yunanistan'ın, borçlanmalarının sona ereceği düşüncesiyle ve gelir artırmak amacıyla gerçekleştirdiği ticareti değerlendirilmiştir. Ancak bu ticaretin durumu şehbender raporları sayesinde meydana çıkarılmıştır. Yunanistan limanlarında yapılan ticaretin getirisi ve yüzyılın son dönemlerindeki durgunluk sebeplerinin bir gazete üslubundan yansıtılmasına sahne olacaktır. Dördüncü bölüm ticaret vasıtasıyla devletlerle anlaşma sağlanması ve ticarete "mütekabiliyet" ilişkisi ele alınmaktadır. Yunanistan'ın 1885-1900 tarihlerine ilişkin makaleleri tümevarım yöntemi kullanılarak meydana çıkarılmıştır.

Dersaadet Ticaret Odası gazetesiEkonomik durumGazeteler+5
Nilay Sarımehmetoğlu
Akdeniz University · Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cerîde-i mehâkim: 36-65 sayılarının (1874) transkripsiyon, fihrist ve değerlendirmesi

XIX. yüzyıl yenileşme hareketleri, özellikle Tanzimat dönemi, Osmanlı tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Devlet yapılanmasının bütün alanlarında yaşanan bu çok boyutlu değişim hareketi, yeni kurumların da ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Bu bağlamda söz konusu olan alanlardan biri de adliye teşkilatı olmuştur. Tanzimat Fermanı'nın vurguladığı noktaların başında adalet anlayışının ve hukuk sisteminin modernleştirilmesi yer almıştır. Toplumsal düzeni ıslah ve çağdaşlaştırma konusunda yüksek bir ideal ile ortaya çıkmış olan Tanzimat düşüncesi adliye teşkilatında da kurumsal standardizasyonu ve açıklık politikasını ilke edinmiştir. Bu bağlamda devlet kurumlarının ve ahalinin, adalet mekanizmasında gerçekleştirilen yeniliklerden haberdar edilmesine özen gösterilmiştir. Osmanlı matbuatında, doğrudan adliye teşkilatı temalı bir süreli yayın mevcut değilken Sultan Abdülaziz devrinde adliye teşkilatında yapılan düzenlemeler kapsamında 1873 yılından itibaren Cerîde-i Mehâkim adını taşıyan hukuk temalı ilk basın organı yayımlanmaya başlamıştır. Bu gazete/mecmua vasıtasıyla 19. yüzyılın son çeyreğine girerken Osmanlı adliye teşkilatının ve hukuki uygulamalarının profilini tespit etmek mümkün olabilmektedir. Bu yayın organında; Adliye Nezareti tarafından çıkarılan kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra muhtelif davalara dair uygulama örnekleri ve mahkeme ilamları üzerinden son dönem Osmanlı toplumunda suç ve ceza olgusuna dair çok sayıda bulguya erişmek mümkündür. Çalışmamızda, Osmanlı basınının gelişimi ve Cerîde-i Mehâkim'in çıkış süreci ile ilgili bilgiler verdikten sonra Cerîde-i Mehâkim'in 1874 yılına ait ilk otuz sayısı olan 36-65. sayılarının transkripsiyonunu gerçekleştirdik. Daha sonra ilgili sayıların muhteva analizine dair genel değerlendirmeler yaptık. Son olarak da adı geçen sayıların konu bazlı indeksini tablolar halinde hazırladık. Yayımlanmaya başladığı dönemin Osmanlı hukuki yapısı konusunda günümüze ışık tutan Cerîde-i Mehâkim hakkında hazırladığımız çalışmamızın, özellikle hukuk ve tarih alanında yapılacak olan akademik ve popüler çalışmalara önemli bir kaynak teşkil edeceği kanaatindeyiz. Anahtar Kelimeler: Osmanlı Devleti, XIX. Yüzyıl, Cerîde-i Mehâkim, Hukuk, Basın.

Büşra Bedir
Tokat Gaziosmanpaşa University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Vilayât-ı selase'de Jandarma Teşkilatı'nın kuruluşu ve gelişimi: Selanik vilayeti örneği (1879-1909)

1877-1878 döneminde İngiliz hükümetinin de teşviki ve yardımı ile jandarma teşkilatını kurmak için çalışmalar yapılmıştır. 1879 yılında jandarma teşkilatı kurulmuş ve 1880 yılında ilk nizamnamesi yayımlanmıştır. Selanik ve Edirne vilayetlerinde mevcut asakir-i zabtiye teşkilatları jandarma teşkilatına çevrilmiştir. Osmanlı Devleti, vilâyat-ı selasede jandarma teşkilatını kurduktan sonra yaygınlaştırılması amacıyla ilk olarak 1894'te ardından 1896 ve 1898 yıllarında reformlar yapılmıştır. 1902 yılında Rumeli'nin Gayrimüslim ahalisinden vilayetlerde yüzde on oranını geçmemek üzere jandarma, polis ve kır bekçisi personel temin edilmesi ön görülmüştür. Hüseyin Hilmi Paşa, Rumeli vilayetlerine müfettiş olarak atanmıştır. 1902 yılında, Avrupalı devletler Viyana Protokolünü sunmuşlar ve jandarma reformunun sadece vilâyat-ı selasede geçerli olmasını istemişlerdir. 1903 yılı Ekim ayında Rusya ve Avusuturya, Mürzsteg adını verdikleri ve vilâyat-ı selaseyi ilgilendiren bir reform programı hazırlayarak Osmanlı Devleti'ne sunmuşlardır. Mürzsteg ile jandarma ve polisin ıslahı işi yabancı bir generalin idaresine verilecekti. Bu generalin emrinde yeterli miktarda yabancı subay bulunacaktı. Mürzsteg tasarısı vilâyat-ı selasede müfettişliğinin merkezi olarak Selanik belirlenmişti. Vilâyat-ı selasenin jandarmasını düzenlemek üzere Degiorgis Paşa görevlendirilmiştir. De Georgis Paşa, vilâyat-ı selasenin asayişini sağlamak üzere beş bölgeye bölmüş ve jandarma idaresini İtalyan, Rus, Avusturuyalı, Fransız ve İngiliz subaylarından oluşan bir ekibe verilmiştir. Rusya Selanik merkez kazasına, İngiltere Drama kazasına, Fransa Serez kazasına subaylarını yerleştirmiş ve jandarma reformuna başlamışlardır. 1904 yılından 1907 yılına kadar Rumeli vilayetleri ve özelde Selanik'te jandarma reformu iyi sonuçlar vermiştir. 1908 yılında başta vilâyat-ı selase olmak üzere karışıklılar çıkmıştır. Meşrutiyet ilan edilmiş, meclis açılmıştır. 1908 yılında Degiorgis vefat etmiş ve vilâyat-ı selase jandarmasının idaresi İtalyan Nikol de Robilant'a verilmiştir. 1909 yılında, Meclis-i Mebusan'da vilâyat-ı selase de güvenlik ile ilgili kanunlar çıkarılmıştır. Bunu müteakiben vilâyat-ı selase jandarmasında 1904 yılından beri yapılan düzenlemelerin Osmanlı Devleti'nin bütün topraklarında uygulanmasına karar verilmişti.

GüvenlikJandarmaOsmanlı Devleti+3
Serap Sert
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

İstanbul İngiliz büyükelçisi Ninova'lı Layard (1877-1880)

This thesis is a story of Sir Austen Henry Layard, the acclaimed archaeologist, who discovered Nineveh and was later deployed as the British Ambassador to Istanbul between 1877 and 1880. Having arrived in the Ottoman Empire at the brink of war with Russia, his assignment for three years was a period filled with extreme anxiety as he tried to balance varying expectations without clear directions from London. Extrapolating mainly from his memoir, this thesis examines Layard's method to influence Sultan Abdülhamid II and other Ottoman statesmen. As a Turcophile, who developed enthusiasm for the East through his readings and extensive travels as a young man, Layard's memoir provides us insight to analyze the interplay of Anglo-Ottoman diplomacy in the nineteenth century. This study is a blend of both social and diplomatic history.

Abdülhamid IIAmbassadorDiplomacy+6
Nur Aısyah Bınte Arshad
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Karaferye'ye ait 94 (552) Numaralı ve 1924 tarihli Şer'iyye Sicil Defteri (Transkripsiyon ve değerlendirme)

Şer'iyye sicilleri, kadılar tarafından yazılan ve mahkemedeki her türlü hükmün, merkezle yapılan yazışmaların ve önemli evrakların kaydedildiği defterlerdir. Hüccet, mürasele, ilam, maruz gibi kadı tarafından inşa edilen belgelerin yanı sıra ferman, buyruldu, tezkere, temessük gibi merkezden gelen belgeler şer'iyye sicillerinde yer alan belgelerdir. Bu belge çeşitliliği sicilleri Osmanlı tarihi ve şehir tarihi ile ilgili siyasi, sosyal, ekonomik, idari, hukuki, askeri birçok konuda bilgi edinmemizi sağlayan en önemli arşiv evrakından biri yapmıştır. Bu nedenle şer'iyye sicilleri -özellikle şehir tarihçiliği alanında- Osmanlı tarihini çeşitli yönleriyle araştırmak isteyen tarihçiler için başvurulması gereken bir kaynaktır. Karaferye, tarih boyunca birçok devletin egemenliği altına girmiştir. Osmanlı Devleti döneminde Selanik vilayetine bağlı bir kaza olan Karaferye, verimli toprakları üzerinde üretilen zirai ürünler, ufak çaplı sanayisi ve Selanik'e yakın bir konumda olmasının etkisiyle üretilen ürünleri ihraç edebilmesi burayı balkanlardaki önemli merkezlerden biri haline getirmiştir. Ancak Osmanlı Devleti'nin Balkan Savaşları'ndan yenik ayrılmasının ardından Atina Anlaşması ile Yunanistan'a bırakılmıştır. Tezimize konu olan 94 (552) numaralı ve 1924 tarihli Karaferye şer'iyye sicili, tamamen günümüz harflerine çevrilmiş ve sicilde yer alan hükümlerin değerlendirmesi yapılmıştır. Şer'iyye sicili yazıldığı tarih itibariyle Karaferye'nin Osmanlı hakimiyetinden çıkışından sonraki dönemini kapsamaktadır. Sicil bu dönemde Karaferye'de yaşamış Müslümanlar hakkında bilgi vermektedir. Şer'iyye sicilinde 1915-1924 yılları arasında kaydedilmiş vasi tayini, vakıflarla ilgili meseleler, miras taksimi, nafaka, boşanma gibi birçok konu hakkında 228 adet hüküm bulunmaktadır. Bunların çok büyük çoğunluğunu vasi tayini ve vakıflarla ilgili hükümler oluşturmaktadır. Sicilde yer alan hükümler konularına göre tasnif edilerek tablolaştırılmıştır. Ayrıca sicilde adı geçen mimari eserler, mahalle adları, kaza ve köy isimleri belirtilmiştir.

20. yüzyılKent tarihiOsmanlı Devleti+3
Hasan Onur Demir
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessEN

Enstantane fotoğrafları ve Osmanlı İmparatorluğu'nda fotoğrafik temsil: Servet-i Fünun örneği

This thesis explores the class character of photographic representation in the Ottoman Empire between 1896 and 1901, focusing on the illustrated journal Servet-i Fünun as a primary source. During this period—which can be described as the journal's "golden age"—photography emerged as a powerful visual medium embedded within broader processes of modernization, governance, and class formation. Rather than a neutral documentary form, photography in Servet-i Fünun functioned as a tool of bourgeois visual pedagogy, shaping how readers perceived themselves, society, and the Empire. Drawing on theoretical frameworks from Michel Foucault, Pierre Bourdieu, Antonio Gramsci, and Jonathan Crary, the thesis situates photography within the visual technologies of modern statecraft and cultural production. It examines how Servet-i Fünun—through its photographic contests, editorial policies, and aesthetic norms—trained a literate, urban readership to internalize bourgeois values of order, legibility, and modernity. These practices filtered participation through technical requirements and financial access, effectively restricting visual representation to privileged social classes. Across three chapters, the study analyzes photography's role in the late Ottoman Empire, the journal's role in building a bourgeois visual sphere, and the use of snapshots as tools of symbolic power and cultural distinction. Ultimately, the thesis argues that photography in this context did not merely reflect Ottoman modernity, it actively produced it through class-specific regimes of vision.

Erkin Cemhan Pehlivan
Boğaziçi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
10
Master'sOpen AccessTR

1767-1774(H. 1181-1188) tarihli Harput Şer'iyye Sicili (Metin değerlendirme varak 1-44)

Bu tez çalışmasının ilk bölümünde şer'iyye sicilleri ile Harput şer'iyye sicilleri hakkında bilgiler verildi. Tezin ikinci bölümünde 49 adet idari nitelikli vesika, 64 adet iktisadi ve mali vesika, 54 adet sosyal nitelikli vesika ve 37 adet askeri nitelikli vesikanın kısa özetleri verildi. Son bölümde ise bu vesikaların transkripsiyonları yapıldı. Anahtar Kelimeler: Şer'iyye Sicilleri, Şer' i Hukuk, Sicil, Harput, Harput Sicilleri.

18. yüzyılElazığ-HarputOsmanlı Devleti+2
Abdullah Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00