
1,253
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eş zamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği
in YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ZİHİN ÖZÜRLÜ ÖĞRENCİLERE FOTOKOPİ ÇEKME BECERİSİNİN ÖĞRETİMİNDE EŞZAMANLI İPUCUYLA ÖĞRETİMİN ETKİLİLİĞİ Şerife YÜCESOY Özel Eğitim Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2002 Danışman: Yrd. Doç. Dr. Oğuz GÜRSEL Bu çalışmada, zihin özürlü öğrencilere fotokopi çekme becerisinin öğretiminde eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği araştırılmıştır. Aynı zamanda, eşzamanlı ipucuyla öğretimin ortam, zaman ve araç gereçler arası genelleme etkisi ve uygulama sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonraki izleme etkisi incelenmiştir. Araştırmada, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiğini belirlemek üzere tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli denekler arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma, Eskişehir ilinde bir mesleki eğitim merkezinin hazırlık ve birinci sınıfına devam eden, 14-17 yaşlan arasında, ikisi kız ikisi erkek dört öğrenci ile yürütülmüştür. Eşzamanlı ipucuyla öğretimin fotokopi çekme becerisinin öğretimindeki etkililiğini değerlendirmek üzere toplu yoklama, günlük yoklama, öğretim, izleme ve genelleme oturumları düzenlenmiş, değerlendirme için tek fırsat yöntemi kullanılmıştır. Oturumların tümü bire bir öğretim düzenlemesi biçiminde gerçekleştirilmiştir. Öğretim sırasında sözel ipucu ve model ipucu bir arada kullanılmış, beceri tüm basamakların bir arada öğretimi biçiminde öğretilmiştir. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verisi toplanmış, eşzamanlı ipucuyla öğretimin etkililiği grafiksel analiz kullanılarak belirlenmiştir.IV Araştırma bulguları, eşzamanlı ipucuyla öğretimin çalışmaya katılan tüm zihin özürlü öğrencilerde fotokopi çekme becerisinin öğretiminde etkili olduğunu, öğretim sona erdikten 2, 4 ve 5 hafta sonra da öğrenilenlerin kalıcılığının korunduğunu gösterir niteliktedir. Farklı ortam, farklı zaman ve farklı araç gereçlerle gerçekleştirilen genelleme oturumlarında iki öğrenci %100 doğru tepkide bulunurken iki öğrenci %50 düzeyinde doğru tepki sergilemiştir.
Üniversite öğretim elemanlarının eğitimde internet kullanma durumları
11 OZ ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ELEMANLARININ EĞİTİMDE İNTERNET KULLANMA DURUMLARI Zekiye DOĞAN Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ayşen Gürcan Namlu Bilgisayara dayalı teknolojiler içerisinde gelinen en ileri noktalardan biri olan İnternet günlük hayatımızda iletişim kurma biçimimizden ticaret yöntemlerine, eğlenceden sosyal ilişkilerimize kadar tüm alanlarda köklü değişikliklere neden olmaktadır. İnternet, Sanayi Devriminden sonra karşılaşılan en önemli teknolojik gelişme olarak gösterilebilir. Hayatın her alanında bu denli etkili olan bir teknoloji ister istemez öğrenme ve öğretme yöntemlerinde de pek çok değişikliğe neden olmuştur. Bu yeni durumda öğretmenler salt öğretici rolünün yanı sıra bilgiye ulaşma ve ulaşılan bilgiyi kullanma konusunda rehberlik görevini de üstlenmişlerdir. Bilgiye ulaşmada ise en hızlı yol kuşkusuz ki İnternet üzerinden geçmektedir. Bu araştırmada, Anadolu Üniversitesinde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının genel olarak İnterneti ne ölçüde kullandıkları, eğitimde derslerine destek amacıyla ne ölçüde kullandıkları ve İnternetin eğitimde kullanılmasını etkileyen etmenler ile ilgili olarak ne tür görüşlere sahip oldukları incelenmiştir. Araştırmada, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ve elli sorudan oluşan bir anket kullanılmıştır. Bu anket 2002-2003 akademik yılında Anadolu Üniversitesi'nde ders veren öğretim kadrosuna uygulanmıştır. Toplam 1190 öğretim elemanından 545 'i anketi yanıtlamıştır. Buna göre %46'lık oranda bir geri dönüş olmuştur.Ill Araştırmada karşılaştırmalı ilişkisel tarama yöntemi kullanılmış ve yüzde, frekans, ve tek yönlü varyans analizleri (ANOVA) yapılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler için Microsoft Excel programı ve SPSS paket programı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgular daha önceden yapılmış olan ilgili araştırmaların sonuçlarıyla karşılaştınlmıştır. Buna göre, İnternet kullanmayı kendi kendine öğrenen öğretim elemanlarının, İnternet'i etkin ve verimli kullanma konusunda kendilerini yetersiz gördükleri ve eğitime gereksinim duydukları görülmüştür. İnternet'i ağırlıklı olarak iletişim ve araştırma amaçlı kullanan öğretim elemanlarının, eğitimde çoğu İnternet hizmetini kullanmadıkları anlaşılmıştır.
Raising EFL learners` awereness of verb-noun collocations through chunking to extend their knowledge of familiar nouns
Research in vocabulary has received much attention recently due to the recognition of a need that a larger lexicon of L2 is a prerequisite to effective communication. Corpus linguistics such as the COBUILD project has shown us that vocabulary is not consisted only of single words but a much wider part of real language includes multi-word units; polywords, collocations, fixed, semi-fixed utterances etc. The purpose of this study is to see to what extent Turkish learners of English chunk collocations i.e. word partnerships in texts, and whether a focus on these partnerships through an awareness-raising activity makes any contribution to learners' productive/receptive vocabulary use. The study, in particular, aims to prove that frequent verb collocates of familiar nouns escape notice through reading on the assumption that such words are already known and do not need further attention. To this end, a native speaker of English formed two texts including common verb + noun collocations under the topics of Education and Traffic with reference to Oxford Collocations Dictionary (2002). Then, one productive and one receptive test were formed, each comprising 25 items, 13 of which were found in the two texts. The study was conducted with two classes of 36 Upper- Intermediate level students, 18 of them being in the experimental group and the other half in the control group. The results of the study revealed that the experimental group that was trained in chunking collocations in texts scored higher in both forms of posttests. in
İlköğretim 4. ve 5. sınıflarda yardımcı kaynak olarak kullanılan ünite dergilerinin eğitsel yönden öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU İLKÖĞRETİM 4. ve 5. SINIFLARDA YARDIMCI KAYNAK OLARAK KULLANILAN ÜNİTE DERGİLERİNİN EĞİTSEL YÖNDEN ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ Ümit ERDOĞAN Eğitim Bilimleri (Eğitim Programlan ve Öğretim) Anabilim Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ocak 2004 Danışman: Prof. Dr. Mustafa SAĞLAM Özellikle son yıllarda ilköğretim okullarında, beş yıl değiştirilmeden kullanım olanağı bulunan ders kitaplarının yanında ayrıntılı bir ünite içeriği sunan ünite dergilerinin kullanımı hayli artmıştır. İlköğretim okullarında sınıf öğretmenlerinin yardımcı kaynak olarak ünite dergilerini kullanmaları çeşitli nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenlerin başında ünite dergilerinin ders kitaplarına oranla daha güncelleştirilmiş bilgi sunmaları ve daha çok alıştırmalara yer vermeleri gelmektedir. Ancak, ilköğretimin ilk beş sınıfında kullanımı günden güne artan ünite dergileri hakkında bugüne kadar yeterli sayıda bilimsel araştırma yapılmadığı görülmüştür. Ünite dergileriyle ilgili yapılmış olan araştırmaların çoğu, dergilerin seçimi ve kullanımıyla ilgili olarak yönetici, öğretmen ve veli görüşlerinin ortaya konmasını amaçlayan araştırmalardır. Bu eksiklikten yola çıkılarak, özellikle ilköğretim okullarının 4. ve 5. sınıflarında yoğun olarak kullanılmakta olan ünite dergilerinin eğitsel yönden yeterli olup olmadıklarının araştırılması gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında kullanılan ünite dergilerinin öğretmen görüşlerine göre eğitsel yönden yeterli olup olmadığının ortaya konmasıdır. IVAraştırma, 2001-2002 öğretim yılında Eskişehir il merkezindeki 45 ilköğretim okulunun dördüncü ve beşinci sınıflarında görev yapan 244 sınıf öğretmeninden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Tarama modelinde yapılan araştırmanın verileri, sınıf öğretmenlerine uygulanan bir anketle toplanmıştır. Toplam 45 maddeden oluşan anketle, ilköğretim 4. ve 5. sınıflarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin ders kitabına yardımcı kaynak olarak kullandıkları ünite dergilerinden "Ders Konularının İşlenişi", "Dil Özellikleri ve Yazım Kuralları", "Görsel Düzen", "Hazırlık Çalışmaları" ve "Değerlendirme Çalışmaları" yönlerinden değerlendirilmesine yönelik görüşleri alınarak elde edilen veriler ışığında, sınıf Öğretmenlerinin ünite dergilerinin eğitsel niteliğine yönelik görüşleri saptanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde, SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) bilgisayar programından yararlanılmıştır. İstatistiksel teknik olarak frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ilköğretimin 4. ve 5. sınıflarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin ünite dergilerinin eğitsel niteliğini genel olarak yeterli buldukları görülmüştür.
Eğitsel web sitelerinin görsel tasarım kriterlerine ve kullanıcılara sunulan hizmetlere göre değerlendirilmesi
11 YÜKSEK LİSANS TEZ OZU EĞİTSEL WEB SİTELERİNİN GÖRSEL TASARIM KRİTERLERİNE VE KULLANICILARA SUNULAN HİZMETLERE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ Özcan Özgür DURSUN Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Ana Bilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Ayşen Gürcan NAMLU Bu araştırmayla, eğitsel web sitelerinin, Web Tasarım Ölçeği 'nde yer alan kriterleri karşılayıp karşılamadıkları incelenmiştir. Araştırma, tesadüfi örnekleme yoluyla seçilen 1 00 adet eğitsel web sitesinin değerlendirilmesi sonucu gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Web Tasarım Ölçeği ile incelenen eğitsel web sitelerine ilişkin ulaşılan sonuçlara göre, eğitsel web sitelerinin, görsel tasarıma ilişkin kriterleri ortalama %55 oranında, kullanıcılara sunulan hizmetlere ilişkin kriterleri de ortalama %51 oranında karşıladıkları görülmüştür. Eğitsel web sitelerine, hedef kitle ve eğitim içerikleri açısından bakıldığında da sonuçların farklılık göstermediği görülmüştür. Web sitelerini hazırlarken dikkat edilen kriterlerin, hedef kitleye ve eğitim içeriklerine göre değişmediği görülmüştür. Ancak, veriler arasında kurulan ilişkiler açısından anlamlı sonuçlara da ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlara göre, Web Tasarım Ölçeği'nde yer alan kriterler, ağırlıklı olarak çocuklara ve gençlere yönelik web sitelerinde karşılanmaktadır. Buna göre, hedef kitlenin yaş ortalaması büyüdükçe, bu özelliklerin karşılanma oranlarının düştüğü görülmektedir. Sonuçlar, eğitim içerikleri farklı olan web siteleri bazında da değişmemektedir. Temel eğitime yönelik web* sitelerinde, tutarlılığın fazla olması, bu web sitelerinin ziyaretçilerinin ağırlıklı olarak çocuklardan ve gençlerden oluşmasıyla açıklanabilmektedir. Araştırmada, yukarıda ortaya konan sonuçlara ulaşabilmek için çeşitli veri analiz yönteminden yararlanılmıştır. Verilerin çözümlemesinde, frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma ve Chi Kare testi kullanılmıştır. İstatistiksel çözümlemelerde de Microsoft Office Excel programı ile SPSS paket programından yararlanılmıştır.
Reflections of pre-service EFL teachers thourghout their teaching practicum: What has been good? What has gone wrong? What has changed?
ABSTRACT The emphasis and the importance of teaching practicum and student teaching in teacher education programs are unquestionable. Teacher education programs are keen on the idea that student teachers be given the best opportunities to practice teach in order to prepare for future teaching. Even though there has been numerous research done on different aspect of teaching practicum, what student teachers face and feel throughout their practicum experience has not been thoroughly examined by researchers in the teacher education. What student teachers express as their problems or as their positive attributes in their student teaching experiences are important in the analysis of the process of teaching practicum. This study was designed to determine the self-reported problems and positive aspects of student teachers' teaching throughout their practicum. The study also aims to find out, through the self reported data, if there has been any change in these problems or positive attributes in quantity or in category. The participants of this study were 99 Turkish student EFL teachers. They were senior students all completing their teaching practicum component at Anadolu University English Language Teacher Training Program. For the data collection purposes, student teachers were told to write their reflections on each of their teaching experience using the "Guided Reflection Protocol" (Hole & McEntee :1999) as their guideline. Data was analyzed by dividing the reflections in the student teachers' reports into communication units. Each communication unit was labeled as expressing a problem or a positive aspect in student teachers' teaching experiences. ConstantVI Comparison Method was used to categorize the communication units. Categories were also grouped into three different time periods taking reporting time of the communication unit into consideration as stated by student teachers. The analysis of the data revealed five main categories as the sources of problems student teachers experience: student teacher-based problems, student-based problems, cooperating teacher-based problems, educational context/system-based problems, and supervisor-based problems. Communication units related to positive aspects of student teachers' teaching, on the other hand, were drawn into three main categories: student teacher-based positive aspects, student based positive aspects, and cooperating teacher- based positive aspects. The analysis of the data suggested that the problems of pre- service teachers decrease in frequency whereas positive aspects increase towards the end of the practicum. Nevertheless, there are problem and positive aspect categories and sub-categories in student teachers' teaching that show no change, or show a reverse change to the general trend. The final chapter of the thesis posits and discusses a number of pedagogical implications and possible improvements for the teaching practicum courses in particular and curriculum in general for pre-service teacher education programs.
Üniversite öğrencilerinin yanlızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri, öfke eğilimleri açısından incelenmesi
YÜKSEK LİSANS TEZ OZU ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN YALNIZLIK DUYGULARININ KİŞİSEL VE SOSYAL ÖZELLİKLERİ, ÖFKE EĞİLİMLERİ AÇISINDAN İNCELENMESİ Nihal Bıysk Eğitim Bilimleri (Eğitimde Psikolojik Hizmetler) Anabilinı Dalı Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Eylül 2004 Danışman : Yard. Doç. A. Sibel Türküm Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yalnızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri ve öfke eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığmın incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada, üniversite öğrencilerinin yalnızlık duygularının kişisel ve sosyal özellikleri ve öfke eğilimleri açısından farklılaşıp farklılaşmadığmın incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın veri grubu 2003-2004 güz döneminde Anadolu Üniversitesinde öğretim gören 578 öğrenciden oluşmuştur. Araştırmada: öğrencilerin yalnızlık duyguları Demir (1990) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "UÇLA Yalnızlık Ölçeği", öfke eğilimleri Özer (1994) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ""Durumluk Sürekli Öfke İfadesi Ölçeği" ve sosyodemografık özellikleri de araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu ile toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 10 for Windows paket programı yardımıyla yapılmıştır. Verilerin analizinde, bağımsız gruplar arası t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Varyansların homojenliğinin kontrolü kevene testi ile gerçekleştirilmiştir. Varyans analizi sonucunun anlamlı bulunduğu durumlarda. Tukey- HSD testi uygulanmıştır. Tüm istatistiksel çözümlemeler için önemlilik düzeyi.05 olarak alınmıştır.Bulgular incelendiğinde; kişisel özellikler ile ilgili değişkenlerden cinsiyete göre. erkek öğrencilerin, kızlardan daha fazla yalnızlık duygusu yaşadıkları görülmüştür. Öğrencilerin yalnızlık duygularının sınıf düzeyleri, barınma durumları, interneti kullanma nedenlerine göre değişmediği bulunmuştur. Kendini beğenmeleri. yaşamlarından memnuniyetleri ve gelecek ile ilgili düşünceleri açısından öğrencilerin yalnızlık duygularının farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin, kendini beğenmeyenlerin beğenenlerden, yaşamlarından memnun olmayanların olanlardan ve geleceklerinin kötü olacağını düşünenlerin iyi olacağını düşünenlerden, yalnızlık duygularının daha yüksek olduğu bulunmuştur. Sosyal özelliklerle ilgili değişkenlerden, anne ve babalan) la olan ilişkileri. se\gilisi olma durumları, arkadaşlık ilişkilerini başlatma ve sürdürme durumları, yaşadıkları sorunları paylaştıkları kişiler ve bir zorluk karşısında gösterdikleri tepkiler yönünden öğrencilerin yalnızlık duygularının değiştiği bulunmuştur. Öğrencilerin, anne ve babalarıyla ilişkilerinde sorun yaşayanların yaşamayanlardan, sevgilisi olmayanların olanlardan, arkadaşlık ilişkilerini başlatma ve sürdürmede başarısızların başarılılardan yalnızlık duygularının daha fazla olduğu bulunmuştur. Yaşadıkları sorunları paylaştıkları kişiler bakımından, yalnızlık duygusu yüksek olan öğrencilerin destek almak isteyip de alamadıkları ve bir zorluk karşısında gösterdikleri tepkiler yönünden ise yaşadıkları sorunlarını çevrelerinden gizledikleri bulunmuştur. Öfke eğilimlerine açısından sürekli öfke eğilimleri. öl"keyi içte tutma ve kontrol etmelerine göre öğrencilerin yalnızlık duygularına bakıldığında, anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sürekli öfke düzeyleri yüksek olan öğrencilerin, orta ve düşük düzeyde olanlardan, öfkeyi içte tutma düzeyleri yüksek olanların orta ve düşük düzeyde olanlardan, öfkeyi kontrol etme düzeyi düşük olanların orta ve yüksek düzeyde olanlardan daha fazla yalnızlık duygusu yaşadıkları bulunmuştur. Öfkeyi dışta tutma açısından bakıldığında yalnızlık duygularının değişmediği bulunmuştur Araştırmadan elde edilen bulgular, daha önce yapılmış çalışmalarla birlikte yorumlanmış ve Psikolojik Danışma ve Rehberlik alanıyla ilişkilendirilerek tartışılmıştır. üi
Okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının incelenmesi
Bilim ve teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler bilim okuryazarlığını bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu zorunluluğa paralel olarak, okulöncesi eğitimden başlayarak yükseköğretime kadar olan tüm eğitim programlarının temel hedefleri arasında bilim okuryazarı bireyler yetiştirmek yer almaktadır. Bilim okuryazarlığı sadece okul yıllarında değil tüm yaşam boyunca gelişip derinleşmekle birlikte, erken yaşlarda bilime karşı tutumların ve değerlerin bir insanın yetişkin olarak bilim okuryazarlığının gelişimini şekillendireceği ileri sürülmektedir. Bilimin doğası hakkında yeterli düzeyde anlayışa sahip olmak bilim okuryazarlığının en temel bileşenlerindendir. Okulöncesi dönemin bireylerin ve toplumun geleceğini şekillendirmedeki rolü göz önünde bulundurulduğunda, bu dönemde çocuklara bilimin doğasına ilişkin eğitim ortamlarının sunulması bilim okuryazarı bir toplum için ilk adımdır. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı bilimin doğasına ilişkin özelliklerin vurgulandığı bir eğitim sürecine katılan okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının gelişimini incelemektir. Çalışma temel nitel bir araştırmadır. Araştırmanın katılımcılarını amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenen Türkiye'nin Orta Batısı'nda bulunan bir şehirdeki devlet ilkokulu bünyesinde bulunan anasınıflarından öğlenci gruba devam eden 8 çocuk oluşturmaktadır. Çocukların bilimin doğasına ilişkin anlayışlarını belirlemek için bilimin doğasının doğrudan yansıtıcı yaklaşım ile vurgulandığı uygulama öncesi ve sonrasında Young Children's Views of Science (Lederman ve Lederman, 2009) görüşme protokolü ışığında çocuklarla ön ve son görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerden elde edilen nitel verilerin analizi yorumlayıcı bir yaklaşımla gerçekleştirilmiş ve katılımcıların bilim doğasına ilişkin özelliklere yükledikleri anlamlara odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda genel olarak uygulama öncesinde çocukların bilimin doğasına ilişkin yetersiz anlayışa sahip olduğu, uygulama sonucunda çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarında gelişmeler olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda okulöncesi dönem çocuklarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının geliştirilebilir olduğu söylenebilir.
Bilişim teknolojileri öğretmen adayları arasında çevrimiçi sosyal ağların öğretim amaçlı kullanımı
Bu çalışmanın temel amacı, bilişim teknolojileri (BT) öğretmen adaylarının yoğunlukla kullandıkları çevrimiçi sosyal ağların (ÇSA'ların) öğretim amaçlı kullanımını bir yenilik olarak kabul etme süreçlerinin değerlendirilmesidir. Bu genel amaç doğrultusunda, katılımcıların ÇSA sitelerinin öğretim amaçlı kullanımına ilişkin gereksinimlerinin belirlenmesi; bu gereksinimler paralelinde ÇSA'lar ile harmanlanmış bir öğrenme ortamının hazırlanması; uygulama deneyimlerine ve ilgili alanyazına uygun bir ölçek geliştirilmesi; geliştirilen ölçek yardımıyla bilişim teknolojileri öğretmen adaylarının var olan durumlarının belirlenmesi ve uç değerlere sahip durumların derinlemesine incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, karma desenli yöntemler arasından eşzamanlı çoklu desen yaklaşımı kullanılmıştır. Genel amaca yanıt verebilmek için çalışma, dört aşamadan oluşmaktadır. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencilerden ayrıntılı bilgi elde edebilmek ve bu bilgiler doğrultusunda ölçek maddeleri geliştirebilmek için Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi (BÖTE) Bölümü öğrencilerinden 2011-2012 öğretim yılı bahar döneminde açılan BTÖ426 Proje Geliştirme ve Yönetimi II dersini alan 53 öğretmen adayından veri toplanmıştır. İkinci aşamada öğretmen adaylarının belirttiği gereksinimler doğrultusunda, yüz yüze derslerin ÇSA'lar üzerindeki etkinliklerle desteklendiği harmanlanmış bir öğrenme ortamı sunulmuştur. Harmanlanmış öğrenme ortamında yapılan etkinlikler 2011-2012 öğretim yılı bahar dönemi boyunca (14 hafta) sürdürülmüştür. Çalışmanın üçüncü aşamasında, bir önceki aşamadan elde edilen veriler ışığında "Çevrimiçi Sosyal Ağların Öğretim Amaçlı Kabulü ve Kullanımı" ölçeği geliştirilmiştir. Ölçek geliştirme ve faktör analizi için Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi BÖTE öğrencilerinden veri toplanmıştır. Bir sonraki aşamada ölçek, Türkiye genelinde var olan durumun belirlenmesi amacıyla, seçilen yedi devlet üniversitesinin BÖTE bölümlerinde okuyan birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerine gönderilmiştir. Örneklem seçiminde, "2012 Sosyal Bilimler Alanında Üniversitelerin Sıralaması Raporu"nda yer alan sıralamadan her alt kümeyi temsil edecek seçkisiz örneklemler alınması süreci izlenmiştir. Gönderilen ölçek, 567 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi tarafından yanıtlanmış ve %66,36 geri dönüş oranı sağlanmıştır. Bu aşamanın bir uzantısı olarak uç değerlere sahip üniversitelerin öğrencilerinden çok düşük ya da çok yüksek kabul etme ve kullanım düzeyine yol açan etmenler hakkındaki görüşleri alınmıştır. Bu aşamadaki nitel veriler, uç değerlere sahip üniversitelerde seçkisiz olarak belirlenen ikisi birinci sınıf ikisi de dördüncü sınıf olmak üzere toplam dört BÖTE bölümü öğrencisinden toplanmıştır. Çalışmanın nicel verileri anketler ve ölçek yardımıyla, nitel verileri ise gözlem, yarı-yapılandırılmış görüşme, odak grup görüşmesi ve ÇSA etkinlik kayıtları yardımıyla toplanmıştır. Çalışmadan elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 20 yardımıyla betimsel istatistikler, açımlayıcı faktör analizi ve parametrik testler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada istatistiksel anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca LISREL 8.0 yardımı ile ölçek verileri üzerinde doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler ise, içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Gerek sınıf içi uygulamalardan gerekse ölçekten elde edilen bulgular eşliğinde BT öğretmen adaylarının ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kabul ve kullanım durumlarının performans beklentisi, çaba beklentisi, sosyal etki ve kullanma niyetlerinden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Geliştirilen ölçekte bu faktörlerin varyansın %64,37'sini açıkladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgular eşliğinde, BÖTE öğrencilerinin ÇSA'ları öğretim amaçlı olarak kullanmaya ilişkin olumlu yaklaşım sergiledikleri gözlemlenmiştir. Araştırmaya katılan BOT öğretmen adaylarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımına ilişkin ortalama puanlarının cinsiyet ve üniversite bağlamında farklılaştığı görülmüştür. Araştırmada irdelenen bir diğer değişken sınıf düzeyidir. Gerçekleştirilen çözümlemeler sonucunda, sınıf düzeyi değişkeninin kabul ve kullanım üzerinde anlamlı bir fark yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Üniversite ve sınıf düzeyi değişkeninden elde edilen bulgular, var olan BÖTE bölümü öğretim programlarının öğrencilerin benimseme düzeylerini etkileyip etkilemediği sorusunu akla getirmiştir. Farklılığın doğasını belirlemek amacıyla uç değerlere sahip üniversitelerdeki öğrencilerle yarı-yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda, var olan BÖTE bölümü programlarının ÇSA'ların öğretim amaçlı kabul ve kullanımı üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak, var olan farklılığın, üniversitelerde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının kendi derslerinde ÇSA'ları öğretim amaçlı kullanma düzeyleriyle açıklanabildiği görülmüştür.
Şemaya dayalı öğretim stratejisinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematikte sözel problem çözme becerilerine etkililiği
Bu çalışmada şemaya dayalı öğretim stratejisinin zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematikte sözel problemleri çözme becerilerini kazanmaları ve sürdürmeleri üzerindeki etkililiği araştırılmıştır. Araştırmada sözel problem tiplerinden değişim türü problemler kullanılmıştır. Araştırmada ayrıca, strateji kullanımının farklı kişilere ne düzeyde genellendiği ve şemaya dayalı öğretim stratejisinin sözel problem çözmede kullanımına yönelik öğretmen görüşleri belirlenmiştir. Araştırma Sivas ilinde hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan üç öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada tek denekli araştırma modellerinden denekler arası yoklama evreli çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırma; başlama düzeyi, öğretim, günlük yoklama, toplu yoklama, izleme ve genelleme oturumlarından oluşmaktadır. Araştırmada hem gözlemciler arası güvenirlik hem de uygulama güvenirliği verileri toplanmıştır. Araştırmada şemaya dayalı öğretim stratejisin sözel problem çözmedeki etkililiği grafiksel analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları; şemaya dayalı öğretim stratejisinin bütün öğrencilerin matematikte sözel problemi çözme performanslarını artırdığını, bu artışın öğretimin sona ermesinden beş, on ve on beş gün sonra da sürdüğünü göstermiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan öğrencilerin matematik problemi çözmede şemaya dayalı öğretim stratejisi kullanımını farklı kişilere genelleyebildikleri belirlenmiştir. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden elde edilen sonuçlar ise, matematik problemi çözmede şemaya dayalı öğretim stratejisinin kullanımına yönelik öğretmen görüşlerinin olumlu yönde olduğunu gösterir niteliktedir.