Anadolu University
Institute

Institute of Educational Sciences

Anadolu University

762

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin yeni binyılın öğrencileri (OECD-New Millennium Learners) ölçütlerine göre değerlendirilmesi

Bu araştırmada öğretmen adaylarının OECD kaynaklarına dayalı olarak ve alan yazından yararlanılarak ortaya konan Yeni Binyılın Öğrencisi özelliklerine sahip olma düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın evrenini üniversitelerin eğitim fakültelerinde öğrenim gören 1. ve 4. sınıf öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında olasılığa dayalı örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemi ile örneklem alınmış ve araştırmanın ön denemesi Anadolu Üniversitesi ve Osmangazi Üniversitesi'nde gerçekleştirildikten sonra, Marmara Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi'nde öğrenim gören öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir.Çalışılan öğretmen adayı evreninde amaçlar doğrultusunda ve belli ölçütlere dayanarak oluşturulan kümelerden seçkisiz olarak 6 eğitim fakültesi seçilmiştir. Faktör analizi ve uzman kanısı yardımıyla araştırmacı tarafından geliştirilen ve bir kişisel bilgi formu ve 38 derecelendirilmiş sorudan oluşan veri toplama aracı bu fakültelerdeki birinci sınıf ve son sınıf öğrencilerine uygulanmıştır. Gönderilen anketlerde yüzde 53 dönüş oranı sağlanmıştır. İncelemeler yapıldıktan sonra kalan sağlam ve geçerli anketler 5122 adet olup, geçerli anket dönüş oranı %51 olarak gerçekleşmiştir.Öğretmen adaylarının ?Yeni Binyılın Öğrencisi? olma düzeylerini belirmeyi amaçlayan bu araştırma tekil ve ilişkisel tarama modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler çözümlenirken betimsel istatistikler, iç tutarlılık testleri, varyans eşitliği testleri, t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır.Araştırma verilerinin çözümlenmesinden sonra elde edilen sonuçlara göre;Öğretmen adaylarının, ?Yeni Binyılın Öğrencileri? özelliklerini taşıma düzeyleri;?Öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre,?Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri sınıfa (1. ve 4) göre,?Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri alanlara göre,?Öğretmen adaylarının öğrenim gördükleri üniversitelere göre,?Öğretmen adaylarının aile gelir düzeylerine göre farklılık göstermektedir.Öğretmen adaylarının ?Yeni Binyılın Öğrencisi? özelliklerine genelde olumlu yanıtlar verdikleri ve bu özelliklere ortalamanın üzerinde bir düzeyde sahip oldukları görülmüştür.Öğretmen adaylarının ?Alternatif Bilişsel Özellikler? alt boyutunda yüksek düzeylerde olduğu görülmüştür. YBÖ olma bakımından Öğretmen adayları YBÖ nün en çok bu alt boyutunda (ÖÖB ile beraber) olumlu görüş bildirmişlerdir.?Kültürel Sosyal Değerler? konusu en düşük puanların ortaya çıktığı başlıktır. Öğretmen adayları bu değerler bakımından çoğunlukla olumsuz bir görüntü çizmişlerdir.Öğretmen adaylarının ?Öğretme Öğrenmeden Beklentileri? bakımından cinsiyetten ve sınıftan bağımsız bir şekilde yüksek beklentiler içerisinde oldukları görülmüştür.Sonuç olarak; öğretmen adaylarının, Yeni Binyılın Öğrencisi Özelliklerini oluşturan alt boyutlardan ?Alternatif Bilişsel Özellikler? düzeyi ve ?Öğretme Öğrenmeden Beklentiler? düzeylerinin yüksek olduğu buna karşın ?Kültürel Sosyal Değerler? düzeylerinin düşük olduğu ve henüz öğretmen adayları tarafından kabul görmediği belirlenmiştir. Genel anlamda özelliklerin dağılımı değişkenlere göre incelendiğine oldukça heterojen bir görüntü ortaya çıkmıştır. Bu nedenle öğretmen adaylarının ?Yeni Binyılın Öğrencileri? özeliklerine ait düzeylerinin oldukça heterojen bir yapıda olduğu ve toplamda olumlu bir düzeyde olduğu görülmüştür.

Aday öğretmenlerEğitim fakülteleriOECD ülkeleri+5
Mehmet Can Şahin
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anlamlı gruplandırma stratejisinin ikinci dilde okuduğunu anlamaya etkisi

Bu araştırmada okuma stratejilerinden anlamlı gruplandırma stratejisinin, ikinci dil olarak Fransızca okuduğunu anlamaya etkisi incelenmiştir.Araştırma, 2008-2009 öğretim yılı, bahar döneminde, Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Fransız Dili Eğitimi Ana Bilim Dalı, Hazırlık Sınıfları Öğrencileriyle iki grupta yürütülmüştür. Öğrenciler deney ve kontrol gruplarına eş olasılıkla (random) atanmıştır. Toplam 40 öğrenciyle yürütülen araştırmada, "kontrol gruplu öntest-sontest deseni" kullanılmıştır. Deney grubunda okuma stratejilerinden anlamlı gruplandırma stratejisi işe koşulmuş, kontrol grubunda ise anlamlı gruplandırma stratejisi işe koşulmadan okuma öğretimi yapılmıştır. Denenceleri test etmek üzere "t" testi kullanılmıştır. Denel işlemden ulaşılan sonuçları daha detaylı incelemek amacıyla grupları kendi içlerinde başarılı, orta düzeyde başarılı ve zayıf öğrenciler olarak daha detaylı incelemek ve betimsel analizlerle açıklamak için çizgi grafiği ve anlamlı gruplandırma stratejisi uygulanan deney grubu öğrencilerine bu strateji ile ilgili görüş almak için açık uçlu sorulardan oluşan görüş anketi uygulanmıştır. Elde edilen bulgulan şu şekilde özetlemek mümkündür:1. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanıldığı deney grubu ile anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanılmadığı kontrol grubundaki öğrencilerin okuduğunu anlama düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı fark vardır. Bir başka deyişle, anlamlı gruplandırma stratejisi, bu strateji kullanılmadan işlenen okuma öğretimi yöntemi ile karşılaştırıldığında, ikinci dilde öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerini geliştirmektedir.2. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, denel işlemin {anlamlı gruplandırma stratejisinin işe koşulmasının), deney grubunun ön test-son test başarı puanları arasında anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür. Bu durum, anlamlı gruplandırma stratejisinin, Fransızca okuduğunu anlama üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.3. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin işe koşulmasının, deney grubundaki başarılı öğrencilerin (okuduğunu anlama becerisi yüksek olan öğrencilerin) test puanlarında anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür. Bu durum, anlamlı gruplandırma stratejisinin, başarılı öğrencilerde, Fransızca okuduğunu anlama açısından etkili olduğunu göstermektedir.4. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin işe koşulmasının, deney grubundaki orta düzeyde başarılı öğrencilerin test puanlarında anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür. Bu durum, anlamlı gruplandırma stratejisinin, orta düzeyde başarılı öğrencilerde, Fransızca okuduğunu anlama açısından etkili olduğunu göstermektedir.5. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin işe koşulmasının, deney grubundaki zayıf öğrencilerin (okuduğunu anlama becerisi düşük olan öğrencilerin) test puanlarında anlamlı bir farklılık yarattığı görülmüştür. Bu durum, anlamlı gruplandırma stratejisinin, zayıf öğrencilerde, Fransızca okuduğunu anlama açısından etkili olduğunu göstermektedir.6. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanıldığı deney grubunun, bu strateji ile işlenen okuma dersleri ile bu stratejinin kullanılmadığı okuma dersleri ile ilgili görüşlerinin incelemesi, öğrencilerin anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanıldığı okuma derslerine ilgilerinin arttığını göstermektedir.7. Araştırmadan elde edilen sonuçlar incelendiğinde, anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanıldığı deney grubu öğrencileri, bu strateji ile işlenen okuma dersleriyle ilgili görüşlerinin sorulduğu ankette, anlamlı gruplandırma stratejisi ile okuma hızlarının da arttığını ifade etmişlerdir. Bir başka deyişle, anlamlı gruplandırma stratejisinin kullanımı, öğrencilerin okuma hızlarını da arttırdığı varsayılabilir.

Anlamlı gruplandırma stratejisiOkumaOkuma stratejileri+5
Gizem Köşker
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Türk İngilizce öğretmenlerinin öz yeterlik inançları: Devlet ilköğretim okullarında çalışan İngilizce öğretmenleriyle yapılan bir çalışma

The present study aims to assess the level of efficacy perceptions of EFL teachers working at state primary schools in Turkey and investigate whether there are any differences between three dimensions of teacher efficacy as defined by Tschannen and Tschannen-Moran and Woolfolk Hoy (2001), namely, efficacy in student engagement, efficacy in using instructional strategies, and efficacy in classroom management. Another aim of the present study constitutes the difference between socio-demographic factors, namely gender, experience year in the profession and teacher efficacy. Finally, the relationship between perceived English proficiency and teacher efficacy is explored.Both qualitative and quantitative research methodologies were used in the present study. The data sources of the present study included a) Teachers? Background Questionnaire developed by the researcher, b) English Teachers? Sense of Efficacy Scale (ESTES) (Chacon, 2005), and c)semi-structured interviews. The participants of the present study were 144 English language teachers working at state primary schools. The semi structured interviews,on the other hand were conducted with 11 of these teachers.Findings revealed that the EFL teachers reported a great deal of overall efficacy for teaching English. As to differences in the three dimensions of teacher efficacy, the means computed for each sub-scales showed that teachers reported to be more assured of their efficacy for classroom management and using instructional strategies than efficacy for engaging students in the learning process. Results obtained from the interviews indicated that there appears to be three possible reasons for the relatively low efficacy for student engagement as reported by EFL teachers. The first possiblity is identified as curricula, standardized tests, and predetermined teaching methods affect teachers in a negative way while trying to engage students in the learning process. The second posibility can be the uncooperative school environment. The final possibility may be students? profile these teachers work with. Furthermore, it was found out that teacher efficacy perceptions did not change according to the year of experience in the profession and gender. Correlation analysis showed that there was a meaningful relationship between the Turkish EFL teachers? teacher efficacy and the perceived language proficiency in English.Finally, the findings of the study have provided insights into teacher efficacy in Turkish primary school context. This study provides implications for professional development programs and also makes suggestions for further research in the field.

Professional competenceTurksSufficiency+5
Bilgin Tunç Yüksel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Müze bilinci öğrenme alanı etkinlilerinin gerçekleşebilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri

Çağdaş eğitim anlayışında, öğrenci yaşantıları merkeze alınarak ve öğrenciye zengin yaşantı imkânları sunularak, duygusal, bilişsel, kültürel ve toplumsal yönlerden yeterince donanımlı bireylerin yetişmesi hedeflenmektedir. Bu hedef doğrultusunda, öğrenci merkezli eğitim anlayışına göre hazırlanmış olan yeni eğitim programında ders içerikleri, öğrenme alanları ve etkinlikler yeniden düzenlenmiş ve 2005-2006 eğitim öğretim yılında program uygulamaya konulmuştur. Bu değişime paralel olarak Görsel Sanatlar Dersi Öğretim Programında da birtakım düzenlemeler yapılmış ve düzenlemeler kapsamında programa yeni öğrenme alanları eklenmiştir. Bu öğrenme alanlarından bir tanesi de Müze Bilinci öğrenme alanıdır.Görsel Sanatlar dersi öğrenme alanlarından olan Müze Bilinci etkinliklerinde, sınıf içi ve sınıf dışında çeşitli sanatsal uygulamalı çalışmalarla sanata değer verme, ondan haz alma, kendi kültürünü ve farklı kültürleri tanıma ve saygı gösterme gibi kazanımlar yer almaktadır. Programdaki kazanımların çocuklarda oluşabilmesi için müze bilinci öğrenme alanı etkinliklerinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Etkinliklerin gerçekleşebilirliğinde ise başta ders öğretmeni olmak üzere çeşitli etmenler rol oynamaktadır.Bu araştırmada Görsel Sanatlar dersi öğrenme alanlarından olan Müze Bilinci öğrenme alanı etkinliklerinin gerçekleşebilirliğine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Araştırma, 2008-2009 eğitim öğretim yılında Eskişehir il merkezinde bulunan, farklı sosyo-ekonomik düzeydeki 6 ilköğretim okulunda görev yapan 18 sınıf öğretmenin görüşüne dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri nitel veri toplama yöntemlerinden yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmış ve elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiş, sayısallaştırılmış ve bulgular yorumlanmıştır. Ayrıca etkinliklere ilişkin öğretmenlerin hazırladıkları dokümanlar incelenmiştir.Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre; Sınıf öğretmenlerinin Müze Bilinci öğrenme alanının çocuklara kazandırdığı tutum ve davranış değişiklikleri bakımından önemli ve gerekli gördükleri, ancak bu alana yönelik kendilerini bilgi ve uygulama anlamında yeterli bulmadıkları ve bu alanda bir eğitime ihtiyaç duydukları ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin Müze Bilinci öğrenme alanı etkinliklerini sınıf içinde gerçekleştirirken sorun yaşamadıkları, ancak zaman darlığı, kalabalık sınıf mevcudu, gidilecek yere ulaşım sürecinin zorluğu, müze personelinin çocuklara yaklaşım şekilleri, müzelerin yeterli tanıtım yapmamaları, etkinlikler için uygun bir müzenin olmaması gibi nedenlerle sınıf dışı etkinlikleri tam anlamıyla gerçekleştiremedikleri ortaya çıkmıştır.

EğitimGörsel sanatlarGörsel sanatlar eğitimi+4
Çağnur Arı
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar özyeterlik algı ve bilgisayar kaygı düzeylerinin incelenmesi

Bireylerin, bilişim teknolojileri ile saniyeler içinde ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşabilmelerini sağlayacak bilgi ve beceriye sahip olabilmeleri için bilgisayar okuryazarı olmaları önkoşuldur. Bu durumda öğrencilere bilgisayar okuryazarlığı becerilerini kazandırmak da eğitim öğretim kuruluşlarının en önemli sorumluluklarından biridir. Bilgisayar özyeterlik algısı ve bilgisayar kaygısı, bireylere bilgisayar okuryazarlığı becerilerinin kazandırılmasını etkileyen değişkenler arasında yer almaktadır.Bu araştırmanın amacı, Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar özyeterlik algı ve bilgisayar kaygı düzeylerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu amaca bağlı olarak araştırma tarama modellerinden tekil ve ilişkisel tarama modelleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini 2008-2009 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Anadolu Üniversitesi Eskişehir Meslek Yüksekokulu'nda öğrenim gören 705 öğrenci oluşturmuştur. 543 geri dönüş sayısına ve %71 geri dönüş oranına ulaşılmıştır. Araştırmada belirtilen amaca ulaşılması için gerekli olan veriler, Gürcan (2005) tarafından geliştirilen ?Bilgisayar Özyeterliği Ölçeği? ve Ceyhan ve Gürcan (2000) tarafından geliştirilen ?Bilgisayar Kaygı Ölçeği? ve araştırmacı tarafından oluşturulan ?Demografik Bilgi Formu? olmak üzere üç bölümden oluşan bir veri toplama aracı ile elde edilmiştir. Araştırmada verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik teknikleri ve non-parametrik analiz tekniklerinden Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Dwass-Steel-Chritchflow-Fligner (D-S-C-F) testi kullanılmıştır. Gerçekleştirilen istatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak benimsenmiştir.Araştırmada verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgulardan Eskişehir Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar özyeterlik algılarının ortalama düzeyde olduğu belirlenmiştir. Meslek yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar özyeterlik algı düzeyleri ile cinsiyet, bölüm, bilgisayar kullanım sıklığı, bilgisayar kullanım düzeyi, gelir düzeyi ve kişisel kullanıma ait bilgisayar sahibi olma değişkenleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte öğrencilerin bilgisayar özyeterlik algı düzeyleri ile öğrencilerin öğretim türü arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmada incelenen diğer bir değişken olan bilgisayar kaygı düzeyi ile ilgili olarak Eskişehir Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar kaygılarının alt düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Meslek yüksekokulu öğrencilerinin bilgisayar kaygı düzeyleri ile cinsiyet, bölüm, öğretim türü, bilgisayar kullanım sıklığı, bilgisayar kullanım düzeyi ve kişisel kullanıma ait bilgisayar sahibi olma değişkenleri arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Ancak, öğrencilerin bilgisayar kaygı düzeyleri ile sınıf ve gelir düzeyi arasında ise anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada son olarak öğrencilerin bilgisayar özyeterlik algı düzeyi ile bilgisayar kaygı düzeyi arasındaki ilişki araştırılmış ve ters yönlü bir ilişki bulunduğu, diğer bir deyişle bilgisayar özyeterlik algı düzeyi yükseldikçe bilgisayar kaygı düzeyinin düştüğü belirlenmiştir.

Anadolu ÜniversitesiBilgi teknolojisiBilgisayar kullanımı+8
Sacide Zenginol
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin dil öğrenme sürecinde başarı ve başarısızlıklarına ilişkin nedensel yüklemelerinin incelenmesi

The main purpose of this study was to analyze Anadolu University Preparatory School students? (elementary and Lower-Intermediate levels) causal attributions about their perceived success and failure in English language learning process. Their attributions were analyzed and compared in terms of perceived locus of causality, stability and controllability. Also, the study intended to find out whether causal dimensionality of the students was healthy / unhealthy for forming adaptive / maladaptive future behaviors. The sample consisted of 158 students. The participants responded to a self-administered questionnaire. The questionnaire was composed of 6 questions. First three questions concerned their English background and perceived success or failure in language learning process. The other questions concerned the perceived causes of their outcomes, perceived underlying dimensions of their attributions and definition of the notion of success. Content analysis of the data was carried out independently by the researcher and one member of School of Foreign Languages at Anadolu University using Constant Comparison Method. The students were grouped according to their responses as success-oriented and failure-oriented. Each attribution was labeled and frequency percentages were calculated. For causal dimensionality of perceived success and failure situations, the number of the marks for yes/no questions that aimed to explore locus of causality, stability and controllability were calculated and frequency percentages were found. In order to explore possible differences between success-oriented and failure-oriented group?s causal dimensionality profiles, chi-square analysis was done. The results indicated that the number of the students who perceive themselves as unsuccessful was slightly more than those who perceive themselves successful. Participants reported more causal attributions for failure than they did for success. Success-oriented students demonstrated significantly more internal, controllable, and relatively more stable attributional styles than failure-oriented students, a finding supported by literature on attribution theory. Finally, repeat students? causal dimensionality of failure showed similar characteristics with that of failure-oriented group. The most frequently reported causes of success and failure, and causal dimensionality styles were discussed in the context of Weiner?s attributional model of achievement motivation and possible classroom implications were suggested.

SuccessFailureStudy of languages+6
Ayşe Taşkıran
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Rehber öğretmen adaylarının özel eğitimde psikoljik danışma ve rehberliğe ilişkin öz yeterlik algıları

Bu araştırmanın temel amacı rehber öğretmen adaylarının özel eğitimde psikolojik danışma ve rehberlikle ilgili rolleri ve sorumluluklarına ilişkin öz yeterlik algılarını incelemektir. Bu temel amaca yönelik olarak bu araştırmada iki çalışma yer almaktadır. Araştırmanın birinci çalışmasının amacı rehber öğretmenlerin özel eğitimde psikolojik danışma ve rehberlikle ilgili rolleri ve sorumluluklarına ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemeye yönelik geliştirilmiş olan Rehber Öğretmen Özel Eğitim Öz Yeterlik Ölçeği'nin (RÖ-ÖEÖYÖ) rehber öğretmen adayları ile geçerlik ve güvenirliğinin sınanmasıdır. İkinci çalışmanın amacı ise rehber öğretmen adaylarının özel eğitimde psikolojik danışma ve rehberlikle ilgili rolleri ve sorumluluklarına ilişkin öz yeterlik algılamalarını belirlemektir.İki bağımsız çalışmayı içeren bu çalışmada, yedi farklı üniversitenin (Ankara, Gazi, Uludağ, Marmara, Selçuk, Karadeniz Teknik ve Çukurova) Eğitim Fakülteleri bünyesindeki Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Programına birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıflarından toplam 1298 öğrenci toplam katılımcılar olarak çalışmada yer almıştır. Katılımcıların yaşları 17 ile 41 arasında değişirken, yaş ortalaması 20.58 (SS=1.6)'dir. Katılımcıların 908'i kadın, 390'ı ise erkektir. Çalışma grubu olarak belirlenen yedi üniversiteden 60 katılımcı olmak üzere toplam 420 katılımcı araştırmanın birinci çalışmasında yer almıştır. Birinci çalışmada yer alan katılımcıların yaşları 17 ile 39 arasında değişmekte, yaş ortalaması ise 29.66 (SS=1.6)'dır. Birinci çalışmada yer alan katılımcıların 224'ü kadın, 196'sı ise erkektir. Araştırmanın ikinci çalışmasında toplam 878 katılımcı yer almıştır. Katılımcıların 683'ü kadın iken, 195'i ise erkektir. İkinci çalışmada yer alan katılımcıların yaşları 17 ile 41 arasında değişirken, yaş ortalaması 20.54(SS=1.6)'dür.RÖ-ÖEÖYÖ'nün geçerlik ve güvenirliği, yapı geçerliği, madde analizi, test-tekrar-test güvenirliği ve Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısına bakılarak değerlendirilmiştir. Bulgular, RÖ-ÖEÖYÖ'nün tek boyutta (40 madde) yeterli düzeyde psikometrik özelliklere sahip olduğunu ortaya koymuştur. Rehber öğretmen adaylarının özel eğitim öz yeterlik algılamalarına etki eden değişkenlerle öz yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiye dair verilen bulgular incelendiğinde; yapılan bağımsız örneklemler t-testi analizi rehber öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre özel eğitimdeki öz yeterlik algılarının değiştiği görülmüştür. Erkek adayların kadın adaylara göre daha yüksek öz yeterlik algısına sahip oldukları görülmüştür. Ayrıca rehber öğretmen adaylarının okudukları sınıf düzeyi arttıkça özel eğitime ilişkin öz yeterlik düzeylerinin de arttığı tek yönlü varyans analizi sonucu olarak ortaya çıkmıştır.Anahtar Sözcükler: Rehber Öğretmen Adayları, Öz Yeterlik, Özel Eğitim, Psikolojik Danışma ve Rehberlik.

Aday öğretmenlerEğitimPsikolojik danışma+8
Kenan Yüksel
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türk sanat eğitiminin tarihsel gelişimi ve Bauhaus ekolünün Türk Sanat eğitimine yansımaları

Sanat eğitimi, insanlık tarihinin her döneminde çeşitli yaklaşımlarla genel eğitim sürecindeki yerini almıştır ve insanlık tarihinin her evresinde de yerini almaya devam edecektir. Bu bağlamda sanat, bünyesinde yeni değişimleri barındırmaktadır. Sanatın bu değişimi sanat eğitiminin de değişip gelişmesini gerekli kılmaktadır.Sanat eğitiminin amacı, sanatsal bir olguya veya esere ulaşmak değildir. Sanat eğitiminin amacı bireye ulaşma çabasıdır. Sanat eğitimi bireylerin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde oluşturulmalıdır. Bunu gerçekleştirmek için de bireyi çok iyi tanımak gereklidir. Her birey farklı farklı ihtiyaçlara sahiptir. Bu yüzden sanat eğitimi programları da farklı ihtiyaçlara cevap verebilmelidir. Sanat eğitimi programları ülke geçmişi ve koşulları üzerine kurulup, bireylerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek ölçüde çeşitlenmelidir.Bu çalışmanın önemi, bu tür çağdaş yaklaşımlara ışık olabilecek yeni özgün arayışları desteklemek ve sanat eğitiminin bir bireyin yaşamındaki yerini daha önemli hale getirerek, sanatın bireyin hayatının bir parçası olduğunu benimseyen bir dünya görüşünü biçimlendirmeye çalışmaktır.Bu tez de Türkiye'de ve Batı'da sanat eğitimi yöntemlerinin ve yaklaşımlarının gelişimini inceleme yolu izlenmiştir. Araştırma tarama modelindendir. Türk eğitim tarihinin içerisinde sanat eğitiminin gelişim aşamaları ile Türk sanat eğitimine Bauhaus ekolünün etkileri hakkında detaylı bilgi verilmiştir. Bu bilgiler ışığında yorumlar yapılmıştır. Tez, kütüphanelerde yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen yayınlardan toplanan veriler kullanılarak hazırlanmıştır. Kaynaklar kütüphane çalışmaları ve Internet yoluyla toplanmıştır.Sonuç olarak Türkiye'deki sanat eğitiminin gelişim aşamalarına Bauhaus ekolünün yansımaları sonucunda Köy Enstitülerinin kurulması, Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu ve bugüne kadarki süreçte Türk Sanat eğitiminin gelişimi üzerine çalışılmıştır.

BauhausBauhaus EkolüEğitim+4
Semavat Karabıyıkoğlu Boduroğlu
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

İlköğretim okul müdürlerinin eğitim teknolojilerini sağlama ve kullanmada gösterdikleri liderlik davranışları

Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim okullarında görev yapan okul müdürlerinin okullarında eğitim teknolojilerini sağlama ve kullanma sürecinde göstermiş oldukları teknoloji liderliği davranışlarını ve bu süreçte karşılaştıkları sorunları kendi algılarına dayalı olarak ortaya çıkarmaktır. Tarama modelinde desenlenmiş olan bu araştırmada tekil ve ilişkisel tarama modellerinden yararlanılmıştır. Araştırma evrenini, 2008-2009 eğitim-öğretim yılında, Türkiye'de il merkezlerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarında çalışan okul müdürleri, araştırmanın örneklemini ise oranlı tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen, 16 il merkezinde ilköğretim okullarında çalışan 870 okul müdürü oluşturmuştur. Araştırmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen ?İlköğretim Okul Müdürlerinin Eğitim Teknolojisi Liderliği Anketi? adlı veri toplama aracı ile toplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey HSD testi kullanılmıştır.Araştırmada ilköğretim okul müdürlerinin eğitim teknolojilerinin sağlanması ve kullanılması sürecinde yüksek düzeyde liderlik davranışları sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Okul müdürlerinin, eğitim teknolojilerinin sağlanması ve kullanılması sürecinde altı standart alanından oluşan teknoloji liderliği davranışları kapsamında ?teknolojik liderlik ve vizyon; öğretme ve öğrenme süreci; üretkenlik ve mesleki gelişim; ölçme ve değerlendirme; sosyal, yasal ve etik konular? olmak üzere beş alanda toplanan liderlik davranışlarını yüksek düzeyde, ?destek, yönetim ve işlemler? alanında ise orta düzeyde gösterdikleri görülmüştür. Araştırma sonucunda, ilköğretim okul müdürlerinin bu süreçte araç-gereç, internet bağlantısı, yazılım, fiziki alt yapı, finansman, teknik personel vb. konularda bazı sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir.İlköğretim okul müdürlerinin teknoloji liderliği davranışları, cinsiyet, branş, eğitim durumu, mezun olunan en son programdan sonra geçen süre, mesleki kıdem, okul müdürlüğündeki kıdem, görev yapılan bölgeye göre farklılaşmamakta; ancak konuyla ilgili aldıkları bazı eğitimlere göre farklılaşmaktadır. Aynı zamanda okul müdürlerinin teknoloji kullanımı konusunda kendi yetkinliklerine ilişkin algılarıyla göstermiş oldukları liderlik davranışları arasında anlamlı bir ilişki vardır. Eğitim teknolojileri konusunda eğitim alan ve bu teknolojileri kullanan okul müdürleriyle eğitim teknolojileri kullanımı konusunda kendisini daha yetkin hisseden müdürler diğer okul müdürlerine göre daha yüksek düzeyde liderlik davranışları sergilemektedirler.

Eğitim teknolojisiEğitim yönetimiLiderlik+7
Esra Şişman Eren
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessEN

Kelimeye maruz kalma sıklığı ve sözcük türlerinin İngilizce?yi yabancı dil olarak öğrenen öğrencilerin aktif ve pasif kelime bilgisine etkisi

Vocabulary learning is an important part of learning a language. Therefore, in foreign language classes important amount of class time is allocated to vocabulary teaching and it is aimed to improve learners? productive and receptive vocabulary knowledge. However, it is observed that while some words are productively known, some of them are receptively known and some others are not known at all by the learners. The reasons of this have been the focus of different studies.The present study aims at finding out the relationship between the exposure frequency and grammatical class of words and the level of knowing words. With regard to this, the first aim of the study was to investigate whether there was a relationship between exposure frequency and levels of knowing words. The second aim of the study was to find out whether there was a relationship between the level of knowing words and the grammatical class of words.To achive these aims, this study was conducted with 20 pre-intermediate level students studying at Nigde University Preparatory program. For gathering data, a ?Vocabulary Knowledge Scale? which included 63 words was used as an instrument. These 63 words consisted of 21 words chosen from each of 3 exposure frequency band. Each set of 21 words were made up of 7 nouns, 7 verbs and 7 adjectives.The data were analyzed descriptively and statistically. The findings indicated that there was a relationship between exposure frequency and levels of knowing a word. It was found out that the students did not know majority of the words they were exposed to up to 5 times and they knew productively majority of the words they were exposed to more than 11 times. It was also found out that the percentage of the words known receptively were close in each of three exposure frequency bands.The findings indicated a significant relationship between grammatical classes of words and levels of knowing them. Adjectives were found to be known mostly productively; whereas, verbs were found to be mostly known receptively.

Active interactive learningActive learningGrammar-word types+7
Zeynep Özdem
Anadolu University · Institute of Educational Sciences
2010
00