
105
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Çocukların bilişsel özelliklerinin sosyal becerileri üzerindeki yordayıcılığı
Bu araştırma çocukların bilişsel özelliklerinin sosyal becerileri üzerindeki yordayıcılığının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modelinde gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu Konya ili Selçuklu, Meram ve Karatay ilçelerinde okul öncesi eğitimi alan 60-71 aylık 377 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada, çocukların bilişsel özelliklerinden eleştirel düşünme, problem çözme, bağımsız öğrenme ve çalışma belleği becerileri bağımsız değişkenler, sosyal beceriler ise bağımlı değişken olarak ele alınmıştır. Veri toplama aracı olarak; 5-6 Yaş Çocukları İçin Eleştirel Düşünme Becerileri Testi (Tozduman Yaralı ve Güngör Aytar 2020), Problem Çözme Becerisi Ölçeği (Oğuz ve Köksal Akyol 2015), Bağımsız Öğrenme Davranışları Ölçeği (Saraç ve Karakelle 2019), Çalışma Belleği Ölçeği (Ergül ve ark 2018) ile Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (4-6 Yaş) (Avcıoğlu 2007) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda araştırmada yer alan tüm değişkenlerin birbiri ile pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye (p<0,01) sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca araştırmada her bir bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki yordayıcılığını belirlemek üzere basit doğrusal regresyon analizleri, bağımsız değişkenlerin birlikte bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi uygulanmıştır. Basit doğrusal regresyon analizi sonuçlarına göre eleştirel düşünme, problem çözme, bağımsız öğrenme ve çalışma belleği becerilerinin her birinin sosyal becerileri anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında araştırmada yer alan eleştirel düşünme, problem çözme, bağımsız öğrenme ve çalışma belleği becerilerinin birlikte sosyal becerileri yordayıp yordamadığı incelenmiş ve sadece bağımsız öğrenme becerilerinin sosyal becerileri anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Bağımsız Öğrenme; Bilişsel Özellikler; Çalışma Belleği; Eleştirel Düşünme; Sosyal Beceriler.
6-36 ay arasında bebeği olan anne-babaların çocuk kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyimlerinin ve düşüncelerinin incelenmesi
Bu çalışma, 6-36 ay aralığında bebeği olan anne-babaların kitaplarının gelişimsel yönü ile ilgili deneyim ve düşüncelerini derinlemesine incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan temel yorumlayıcı yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 6-36 ay aralığında farklı aylarda çocuğu bulunan 10 anne ve 2 baba oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler alan uzmanlarının görüşü ile hazırlanan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ve "Genel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler MAXQDA programında analiz edilmiştir. Bu analizler sonucunda "Kitapla Kurulan İlişki", "Kitap Seçimi" ve "Kitap Okuma Pratikleri" ana temaları oluşturulmuştur. Temaları daha detaylı ele almak amacıyla kategoriler ve alt kategorilere de ayrılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda anne-babaların kitapla kurdukları ilişkilerde gündelik hayatta kitapları konumlandırmaları günlük akışın bir parçası olarak gördükleri fakat fiziksel olarak kitabın ev ortamlarında herhangi bir alanının olmadığı belirtilmiştir. Kitapların hediye olarak yaşamlarında özel günlerle sınırlandırdıkları, kitap okumaya başlama yaşının en geç bir yaş olduğu ve kendilerinin kitap okuma alışkanlıklarının kısıtlı olduğu yönünde görülmüştür. Kitap seçiminde benzer süreçler yaşadıkları gözlemlenmiştir. Okuma pratiklerine bakıldığında kitap okuma esnası ile sınırlı kaldığına, birlikte kitap okuma yerine kitap okuma olarak nitelendirdiğine, tercih edilen kitapların fiziksel ve içerik özelliklerine göre şekillendiğine, kitap okumaya engel durumları çocuğun dikkat süreleriyle ilişkilendirdiklerine, okuma yapan kişinin bakım veren kişi ile paralellik gösterdiğine ve anne-babaların mesleklerinin okumayı şekillendiren demografik özellik olduğuna dikkat edilmiştir.
Erken paylaşımlı kitap okumanın bebeğin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine etkisinin incelenmesi: Sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan bebekler
ÖKTEN, Ö. Erken Paylaşımlı Kitap Okumanın Bebeğin Dil, Bilişsel ve Kişisel Sosyal Gelişimine Etkisinin İncelenmesi: Sosyoekonomik Yetersizlikleri Sebebiyle Risk Altında Olan Bebekler, Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Programı Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2022. Bu araştırmada erken dönemde paylaşımlı kitap okumanın, sosyoekonomik yetersizlikleri sebebiyle risk altında olan çocukların dil, bilişsel ve kişisel-sosyal gelişimine olumlu yönde etki etmesi amaçlanmıştır. Ek olarak anne-bebek erken paylaşımlı kitap okuma destek programına dâhil olan annelerin program uygulamasının sonrasında kitap okuma becerilerine yönelik farkındalık düzeyinde artış sağlaması amaçlanmıştır. Çalışma grubu Sağlık Bakanlığına bağlı Kaletepe Sağlıklı Yaşam Merkezinde kayıtlı 6-24 ay arasındaki bebekler ve onların annelerinden oluşmaktadır. Çalışma grubu 10 kişilik deney ve 10 kişilik kontrol grubundan oluşmaktadır. Araştırma, ön test son test gruplu deneysel desen kullanılarak test edilmiştir. Araştırmacı katılımcılara TİGE I-II, EGE ve Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Değerlendirme Ölçeklerini ön test ve son test olmak üzere uygulamıştır. Buna ek olarak annelere destek programı ile ilgili anket soruları verilmiştir ve cevapları da kaydedilmiştir. Araştırmada 10 kişilik deney grubuna Erken Paylaşımlı Kitap Okuma Destek Programı uygulanmıştır. 10 kişilik kontrol grubuna ise herhangi bir destek programı uygulanmamıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında EGE (Erken Gelişim Envanteri), TİGE (Türkçe İletişim Gelişimi Envanteri) I-II, Bebeklik Dönemi (8-24 Ay) Paylaşımlı Kitap Okuma Becerileri Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre uygulanan paylaşımlı kitap okuma destek programının bebeklerin dil, bilişsel ve kişisel sosyal gelişimine olumlu ve anlamlı etkisi bulunmuştur.
Ergenlerin aile bütünlük duygu düzeyleri ile sanal zorbalık ve mağduriyet düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmada ergenlerin aile bütünlük duygu düzeyleri ile sanal zorbalık ve mağduriyet düzeyleri ve arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim ve öğretim yılında Sakarya İl Milli Eğitim Müdürlüğü Adapazarı ilçesine bağlı kamu liselerinin 9. 10. 11. ve 12. sınıfına devam eden 15.081 ergen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise %5 hata payı ile 501 ergen (363'ü kız ve 138'i erkek) oluşturmuştur. Araştırma verileri "Kişisel Bilgi Formu", "Siber Mağdur ve Zorbalık Ölçeği (SMZÖ)" ve "Aile Bütünlük Duygusu Ölçeği (ABDÖ)" ile toplanmıştır. Araştırmada nicel model yöntemi kullanılmıştır ve verilerin analizinde Kolmogorov-Smirnov, Bağımsız Gruplar T Testi, Mann Whitney-U Testi, Kruskal Wallis-H Testi, Bonferroni testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon kullanılmıştır. Aile Bütünlük Duygu Düzeyi Ölçeğinin Anlaşılabilirlik, Anlamlılık ve toplam puanları ile Siber Mağdur ve Zorbalık Ölçeği Ölçeği alt boyutlarından Dilsel Zorbalık, Kimlik Gizleme, Siber Sahtecilik ve toplam puanları arasında negatif yönlü bir ilişki bulunmuştur. Son olarak, Aile Bütünlük Duygu Düzeyi Ölçeği alt boyutlarından Anlaşılabilirlik, Anlamlılık ve toplam puanlarının (negatif etki) ergenlerde görülen sanal zorbalık ve mağduriyet davranışlarını yordamada istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğu görülmektedir. Bu kapsamda araştırma bulguları ilgili alanyazın incelenerek yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.
Prososyal Destek Eğitim Programının (Pro-DEP) ailelerin ve çocukların prososyal becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Yapılan çalışmanın amacı ilkokulda çocuğu olan aileler için geliştirilen Prososyal Destek Eğitim Programının çocukların ve ebeveynlerinin prososyallik düzeyleri üzerine etkisini incelemektir. Yapılan araştırma Ağrı İl Merkezinde 2021-2022 bahar döneminde çocuğu ilkokula devam eden aileler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada karma yöntemlerden olan Gömülü Desen (Embedded Design) kullanılmıştır. Program öncesinde ve sonrasında odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Nicel desen ise ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen şeklinde planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini deney grubunda 16 ebeveyn ve 17 çocuk, kontrol grubunda 20 ebeveyn ve 20 çocuk olmak üzere 73 kişi oluşturmuştur. Deney grubundaki ailelere çevrimiçi olarak on hafta, haftada bir gün olmak üzere "Prososyal Destek Eğitim Programı (Pro-DEP)" uygulanmıştır. Kontrol grubundaki ailelere herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çocukların prososyallik düzeyleri "Çocuk Prososyallik Ölçeği: Çocuk Formu" ve "Çocuk Prososyallik Ölçeği: Anne-Baba-Öğretmen Formu" kullanılarak, ebeveynlerin prososyallik düzeyleri ise "Yetişkin Prososyallik Ölçeği" kullanılarak değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde bağımsız grupların karşılaştırılmasında Mann Whitney U, bağımlı grupların karşılaştırılmasında Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi anlamlılık düzeyi p<0,05 alınarak kullanılmıştır. Anlamlı farklılıklar elde edilen gruplardaki etki büyüklüğü Cliff's Delta kullanılarak hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre uygulanan eğitim programının deney grubundaki katılımcıların, eşlerinin ve çocuklarının üzerinde orta etki düzeyinde olumlu etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar program uygulanmasından sonra kendilerinde, eşlerinde ve çocuklarında prososyal becerilerin arttığı ve Pro-DEP'in etkili olduğu görüşlerine de sahiptir.
Resimli çocuk kitaplarında yer alan karakterlerin çocukların mizahi gelişimine uygunluğu açısından incelenmesi
Bu çalışma, çevrimiçi ortamda satışı yapılan ve okul öncesi dönem kategorisinde en çok tercih edilen resimli çocuk kitaplarında yer alan karakterlerin çocukların mizahi gelişimine uygunluğunu inceleyebilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini çevrimiçi ortamda satışı gerçekleştirilen resimli çocuk kitapları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 23 Kasım 2020 tarihinde çevrimiçi ortamda satışı yapılan ve okul öncesi kategorisinde yer alan en çok tercih edilen bilim, seri ve etkinlik kitapları dışındaki ilk 100 resimli çocuk kitabı oluşturmaktadır. Araştırmadaki veriler, Johnson (2010) tarafından oluşturulan ve Akıncı (2015) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan "Resimli Çocuk Kitaplarında Yer Alan Mizahi Unsurları İnceleme Formu" ile toplanmıştır. Form, resimli çocuk kitaplarında yer alan mizahi unsurları görsel mizahi unsurlar, durumsal mizahi unsurlar ve sözel mizahi unsurlar olmak üzere üç farklı mizahi unsur kategorisinde incelemektedir. Bu çalışma, resimli çocuk kitaplarındaki karakterleri incelemeyi hedeflediğinden karakterler görsel mizahi ve durumsal mizahi unsurlar kategorileri açısından incelenmiştir. Çalışmada nitel yöntem modellerinden, durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler MAXQDA programında analiz edilmiştir. Görsel ve durumsal mizahi unsurlar kapsamında yer alan 25 mizahi unsurun karakterlerde hangi mizah çeşidinin kullandığını daha detaylı inceleyebilmek amacıyla alt kodlar oluşturulmuştur. Toplam 23.097 tane veri kodlanmıştır. Analizler sonucunda resimli çocuk kitaplarında yer alan karakterlerde durumsal mizahi unsurlardan daha çok görsel mizahi unsurlara yer verildiği gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Gelişimi, Çocuk Edebiyatı, Resimli Çocuk Kitapları, Mizah, Karakter
Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgede yaşayan çocukların anlatı becerileri ile erken okuryazarlık becerilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgede bulunan 5 yaş çocuklarının erken okuryazarlık ve öykü anlatma becerilerini detaylı bir şekilde incelemek ve aralarındaki ilişkiyi araştırmaktır. Çocukların erken dönem dil becerilerinin okuryazarlık becerilerini öngördüğü kanıtlanmış olmakla birlikte, okul öncesi sözel anlatı becerilerinin dil ile erken okuryazarlık arasındaki ilişkisindeki rolü hakkında çok az şey bilinmektedir. Ayrıca bu becerilerin çocukların ileriki dönem akademik başarısı ve okuryazarlık becerileri üzerinde etkisi çalışmalarla kanıtlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara İli Altındağ İlçesi'nde sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı olan bir bölgede MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden çocuklar oluşturmaktadır. Bu araştırma çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerilerini desteklemek amacıyla bir eğitim programı hazırlayıp uygulamak amacıyla başlamış ancak Pandemi (Covid 19) süreci nedeniyle 4 hafta boyunca uygulanan 8 haftalık eğitim programına son verilmiştir. Bu çalışmanın örneklemini eğitim programı uygulamak amaçlı oluşturulan deney ve kontrol grubunda yer alan 43 (kız=22, erkek=21) çocuk oluşturmaktadır. Bu araştırmada çocukların erken okuryazarlık becerileri Kargın, Ergül, Büyüköztürk ve Güldenoğlu tarafından geliştirilen "Erken Okuryazarlık Testi (EROT)" ve Karaman tarafından geliştirilen "Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı" kullanılmıştır. Çocukların öykü anlatmalarını sağlamak için Mercer Mayer (1969) tarafından oluşturulan "Frog Where Are You" (Kurbağa Neredesin) isimli resimli yazısız kitap; çocukların anlatılarının analizi için ise Işıtan (2010) tarafından geliştirilen "Öykü Anlatma Değerlendirme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda alt sosyo-ekonomik düzeyden gelen çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerilerinin anne öğrenim düzeyinden ve sosyo-ekonomik koşullardan etkilendiği görülmüştür. Ayrıca çocukların anlatı becerileri ve erken okuryazarlık becerileri arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Okul öncesi kurumlarda çalışan çocuk gelişimcilerin sınıftaki çocuklarda gözledikleri cinsel davranışlar ve bunlara verdikleri tepkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan çocuk gelişimcilerin sınıflarında karşılaştıkları cinsel davranışlarla ilgili deneyimleri ve bu davranışlara olan tepkilerinin incelenmesidir. Yapılan araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan fenomenoloji yöntemiyle gerçekleştirilmiş olup, çalışma grubunda sekiz çocuk gelişimci yer almıştır. Araştırma kapsamında, katılımcılarla ses kaydı alınarak görüşmeler yapılmış, daha sonra bu ses kayıtları çözümlenmiştir. Elde edilen veriler, betimsel analiz yöntemi kullanılarak temalar halinde gruplandırılmıştır. Araştırmanın sonucunda, eğitim düzeyinin, tecrübenin ve cinsel eğitim almış olmanın cinsel davranışlarla ilgili uygun yaklaşımı sergileyebilmede etkili olduğu, katılımcıların sınıf içinde en çok mastürbasyon davranışı konusunda yardıma ihtiyaç duyduğu, katılımcıların cinsel gelişimle ilgili daha fazla eğitime ve materyale ihtiyaç duyduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.
Lise öğrencilerinin finansal okuryazarlık düzeyleri ile dijital okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada lise düzeyi öğrencilerinin finansal ve dijital okuryazarlık düzeyleri ile bu düzeyler arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada veri toplama aracı olarak; Dijital Okuryazarlık Ölçeği, Finansal Okuryazarlık Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Çalışma Ankara'nın farklı sosyo ekonomik düzeyde olan ilçelerinden Çankaya Yenimahalle, Keçiören, Altındağ, Mamak, Elmadağ, Pursaklar, Etimesgut, Sincan, Polatlı, Bala, ve Haymana'da bulunan meslek liselerinde okuyan 585 öğrenciyle gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler IBM SPSS 22 istatistik programında analiz edilmiştir. Normal dağılıma uyum sağladığı belirlenen veriler üzerinde betimsel istatistik analizleri, bağımsız örneklemler arası T testi, ANOVA analizi ve korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin dijital okuryazarlık düzeyleri, finansal okuryazarlık boyutlarından para yönetim özyeterlilik algıları, para yönetim davranışı düzeyleri yüksek, finansal bilgi düzeyleri düşük olarak belirlenmiştir. Finansal bilgi düzeylerinin yaş ve sınıf düzeylerine bağlı olarak anlamlı farklılık gösterdikleri belirlenmiştir. Ayrıca finansal okuryazarlık boyutlarından para yönetim özyeterlilik algılarının yaş, sınıf ve harçlık ortalamasına göre anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği; dijital okuryazarlık düzeyleri ile para yönetim davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu, fakat diğer değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda öğrencilerin dijital ve finansal okuryazarlık düzeylerinin artırılması amacıyla arştırmacı, öğretmen, ve öğrenciler için çeşitli öneriler geliştirilmiştir.
Kadın konukevlerinde kalan çocuklarda oyun terapisinin sosyal beceri ve problem davranışlara etkisinin incelenmesi
Araştırma deney – kontrol gruplu, ön-test, son-test ve izleme ölçümlerinin yapıldığı deneysel bir çalışma olup, kadın konukevlerinde anneleri ile birlikte kalan 3-6 yaşlarında 4 deney grubunda, 4 kontrol grubunda olmak üzere toplam 8 çocukla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler; ''Ebeveyn-Çocuk Bilgi Formu'' ve '' Okul Öncesi ve Anaokulu Davranış Ölçeği (PKBS-2)'' ile toplanmıştır. Deney grubundaki çocuklara her biri 30 dakika süren, 14 oturumdan oluşan oyun terapisi uygulanmıştır. Analizler nonparametrik olarak SPSS paket programı ile değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının ön test ve son test ortalamalarını karşılaştırmak için Mann Whitney U-testi, deney ve kontrol gruplarında ön test, son test ve izleme testi ortalamalarını karşılaştırmak için Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularından elde edilen sonuçlar, deney grubundaki çocukların sosyal işbirliği, sosyal etkileşim, sosyal bağımsızlık gibi sosyal becerilerinin arttığı, içe yönelim ve dışa yönelim davranış problemlerinin azaldığını göstermektedir. Sonuç olarak oyun terapisinin 3-6 yaş grubu çocukların sosyal beceri ve problem davranışları üzerinde etkili olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kadın konukevlerindeki çocuklar, oyun terapisi,problem davranış, sosyal beceri
Okuma-yazmaya hazırlık eğitim programı'nın anasınıfına devam eden 6 yaş grubu çocukların yazı farkındalığı becerilerine ve ilkokul birinci sınıftaki ses farkındalığı ve okuma-yazma becerilerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, Okuma Yazmaya Hazırlık Eğitim Programı(OYHEP)?nın, çocukların yazı farkındalığı, ses farkındalığı ve okuma-yazma becerileri düzeyi üzerindeki etkisini incelenmektir. Araştırmada öntest, sontest, kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki çocuklara verilen eğitimin etkisini ölçmek amacı ile çocuklara öntest-sontest ve iki izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2010-2011 eğitim-öğretim yılında Ankara ili, Çankaya İlçesi?ndeki M.E.B.?na bağlı resmi anasınıfına devam eden 6 yaş grubu çocuklardan, deney grubunu 14 kız 15 erkek çocuk, kontrol grubunu 14 kız 15 erkek olmak üzere toplam 58 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmada, deney grubundaki çocuklara 9 haftalık süreçte Okuma-Yazmaya Hazırlık Eğitim Programı (OYHEP) uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklara ise, öntest uygulandıktan sonra 9 haftalık süreçte hiçbir işlem yapılmamış ve bu süre sonunda sontest uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubundaki çocuklar ilkokula başladıklarında uygulanan OYHEP?nın etkiliğini tespit etmek amacıyla; ilkokulun I. Döneminin başında ve dönemin ortasında ise izleme amacıyla testler uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında, çocuklarla ilgili genel bilgileri toplamak amacıyla; kişisel bilgi formu; örneklemdeki deney ve kontrol gruplarının eşitlenmesinde ve uygulanan programın etkiliğini ölçmek amacıyla; Justice ve Ezel (2001) tarafından geliştirilen ?Preschool Word And Print Awareness Assessment?(Okul Öncesi Dönemde iv Sözcük ve Yazı Farkındalığı Değerlendirme Aracı); ayrıca deney ve kontrol gruplarının eşitlenmesinde Temel, Ersoy, Avcı ve Turla(1997) tarafından geliştirilen ?Gazi Erken Çocukluk Gelişimi Değerlendirme Aracı? (GEÇDA), kullanılmıştır. Okul Öncesi Dönemde Sözcük ve Yazı Farkındalığı Değerlendirme Aracı?nın güvenirlik ve geçerlilik çalışması tarafımdan yapılmıştır. Anasınıfı boyutunda, öntest ve sontest değerlendirmelerinde, Justice ve Ezel (2001) tarafından geliştirilen ve 2006 yılında son şekli verilen ?Preschool Word And Print Awareness Assessment?(Okul Öncesi Dönemde Sözcük ve Yazı FarkındalığıDeğerlendirme Aracı) kullanılmıştır. İzleme çalışmasında, ilkokul boyutunda ise iki izleme çalışması yapılmıştır. Birinci izleme çalışmasında; I. Dönem başında, Polat (2003) tarafından geliştirilen ?Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği?; Yangın, Erdoğan ve Erdoğan (2008) tarafından geliştirilen ?Fonolojik Farkındalık Ölçeği? kullanılmıştır. İkinci izleme çalışmasında ise, I. Dönem ortasında, Erdoğan(2009) tarafından geliştirilen ?Yazma Becerisi Ölçeği?; Acat, (1996) tarafından geliştirilen ?Mekanik Okuma Becerisi Gözlem Formu? ve Erdoğan(2009) tarafından geliştirilen ?Okuduğunu Anlama Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizinde, çocukların yazı farkındalığı düzeylerine OYHEP?in etkisi ?Karışık Desen Anova? istatistik sonuçları ile incelenirken; deney ve kontrol gruplarının izleme çalışmalarında ise, çocukların testlerden aldıkları puanlar ayrı ayrı karşılaştırılabilmesi için ?İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler t-testi? ile incelenmiştir. Çocuklara verilen, Okuma Yazmaya Hazırlık Eğitimi sonucunda deney grubundaki çocukların ?Okul Öncesi Dönemde Sözcük ve Yazı FarkındalığıDeğerlendirme Aracı? puan ortalamaları incelendiğinde, öntest, sontest puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<.001). Deney grubundaki çocukların ?Sözcük ve Yazı Farkındalığı Değerlendirme Aracı? Puan Ortalamalarının son test puanlarının ortalaması, X=? 28,10 kontrol grubundaki çocukların son test puan ortalamasıise, X?=15,14?dür. Bu bulgulara göre deney grubundaki çocukların ?Sözcük ve YazıFarkındalığı Değerlendirme Aracı? sontest puanlarının öntest puanlarına göre anlamlıderecede yükseldiği görülmektedir (p<.001). Bu yükselişin ?Okuma Yazmaya Hazırlık Eğitim Programı?nın etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir. v Deney ve kontrol grubundaki çocukların izleme test puan ortalamalarıincelendiğinde; izleme testlerinde deney grubunun puan ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre deney grubundaki çocuklara verilen okuma-yazmaya hazırlık eğitiminin çocukların ?Fonolojik Farkındalık Ölçeği? toplam puan ortalamalarıüzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu görülmektedir. Deney grubundaki çocukların ?Fonolojik Farkındalığı Testi? sözcük sayma, uyak, aynı sesle başlama, hece sayma ve aynı sesle bitiş alt boyutlarında izleme test puanlarının kontrol grubundaki çocukların puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). Deney ve kontrol grubundaki çocukların izleme test puan ortalamalarıincelendiğinde; izleme testlerde deney grubunun puan ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre deney grubundaki çocuklara verilen okuma-yazmaya hazırlık eğitiminin çocukların ?Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği? toplam puan ortalamaları üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğu görülmektedir. Deney grubundaki çocukların ?Marmara İlköğretime Hazır Oluş Ölçeği? beceri ve gelişim alt boyutlarında izleme test puanlarının kontrol grubundaki çocukların puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır(p<0,05). Deney ve kontrol grubundaki çocukların izleme test puan ortalamalarıincelendiğinde; izleme testlerinde deney grubunun puan ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre deney grubundaki çocuklara verilen okuma-yazmaya hazırlık eğitiminin çocukların ?Okuma-Yazma Testleri? (Yazma Becerisi Ölçeği, Mekanik Okuma Becerisi Gözlem Formu, Okuduğunu Anlama Ölçeği) toplam puan ortalamaları üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu görülmektedir. Deney grubundaki çocukların ?Okuma-Yazma Testleri? mekanik okuma, cümle yazma ve okuduğunu anlama alt boyutlarında izleme test puanlarının kontrol grubundaki çocukların puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır(p<0,05). Araştırma bulgularına göre, Okuma Yazmaya Hazırlık Eğitim Programı?nın çocukların yazı farkındalığı, sözcük farkındalığı, ses farkındalığı ve okuma-yazma becerilerine olumlu yönde etkide bulunduğu saptanmıştır. Anahtar kelimeler:Yazı Farkındalığı, Ses Farkındalığı
Erken okuryazarlık becerilerini değerlendirme aracı'nın geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirlik çalışması
Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının erken okuryazarlık becerilerini değerlendirebilmek için Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı' nın geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim öğretim yılında Ankara ilindeki altı merkez ilçeden 23 okul, 23 okuldan 244'ü kız, 229'u erkek olmak üzere 48-77 aylar arasında toplam 473 çocuk oluşturmaktadır. Araştırma, tarama modeline uygun bir şekilde planlanmıştır. Erken okuryazarlık becerilerinin değerlendirilmesi ile ilgili alan yazın taramasının ardından geliştirilmesi planlanan değerlendirme aracının alt testleri, madde havuzu oluşturulmuş ve uzman görüşleriyle kapsam geçerliği çalışması yapılmıştır. Çalışmada ön uygulamalar kapsamında önce 47 sonra 150 çocukla çalışılmıştır. Birinci ön uygulamanın amacı, çocukların değerlendirme aracı içerisinde yer alan yönergeleri anlayıp anlamadıklarını belirlemek olduğu için toplanan verilere herhangi bir istatistiksel analiz yapılmamıştır. İkinci ön uygulamada ise ?Öyküyü Anlama? alt testi dışında toplanan veriler ile maddelerin ayırt edicilik ve güçlük değerleri incelenmiştir. Öyküyü Anlama alt testinde hangi maddelerin asıl uygulamalarda sorulacağı çocukların verdikleri yanıtlara ve uzman görüşlerine göre belirlenmiştir. Madde analizi sonucunda beş farklı alt testte toplam 116 madde kalmıştır. Değerlendirme aracı içerisindeki maddeler, doğru yanıtlar için "1", yanlış yanıtlar için de "0" puan verilerek değerlendirilmiştir. Uygulamalar çocuklarla birebir yapılmıştır.Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı içerisinde yer alan alt testlerin geçerlik çalışmaları kapsamında açımlayıcı, doğrulayıcı faktör analizleri yapılmış ve madde ayırt edicilik değerleri incelenmiştir. Güvenirlik çalışmaları kapsamında ise alt testlerin; KR-20, test tekrar test ve iki yarı güvenirlik değerleri bulunmuştur. Bulgulara göre, Sesbilgisel Farkındalık Becerilerini Değerlendirme alt testi için yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda toplam varyansın %59.73'ü açıklanmaktadır. Bu alt test, beş faktör ve toplam 53 maddeden oluşmaktadır. Yazı Farkındalığı alt testinin üç faktör ile toplam varyansın %40.01'i açıklanmakta ve bu alt test 16 maddeden oluşmaktadır. Öyküyü Anlama alt testinde tek faktörlü yapının varyansa yaptığı katkı %40.22, Görselleri Eşleştirme? alt testinde %44.38 ve Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme alt testinde ise %56.70?dir. Bu üç alt test, 9?ar maddeden oluşmaktadır. Doğrulayıcı faktör analizleri kapsamında alt testlerin; x², Sd, RMSEA, GFI, CFI, AGFI ve NNFI uyum değerleri incelenmiştir. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçlarına göre Yazı Farkındalığı ve Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme alt testlerinin zayıf bir uyuma, diğer alt testlerin ise kabul edilebilir uyum değerlerine sahip oldukları bulunmuştur. Alt ve üst %27'lik gruplarda yapılan ayırt edicilik analizleri sonucunda tüm maddelerin ayırt edici olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara göre Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı içerisinde beş alt test ve toplam 96 madde bulunmaktadır.Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı'nın içerisinde yer alan alt testlerin KR-20 güvenirlik değerleri 0.61-0.91 arasında değişmektedir. Sesbilgisel Farkındalık Becerilerini Değerlendirme alt testinin KR-20 güvenirlik değeri 0.91, test tekrar test güvenirliği 0.92 ve testin iki yarı güvenirliği de 0.76'dır. Yazı Farkındalığı alt testinin KR-20 güvenirlik değeri 0.75, test tekrar test güvenirliği 0.72, ve testin iki yarı güvenirliği 0.60 olarak bulunmuştur. Öyküyü Anlama alt testinin KR-20 güvenirlik değeri 0.61, test tekrar test güvenirliği 0.75 ve testin iki yarı güvenirliği 0.64'tür. Görselleri Eşleştirme alt testinin KR-20 güvenirlik değeri 0.71, test tekrar test güvenirliği 0.64 ve testin iki yarı güvenirliği 0.70'dir. Son olarak, Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme? alt testinin KR-20 güvenirlik değeri 0.77, test tekrar test güvenirliği 0.86 ve testin iki yarı güvenirliği 0.72 olarak bulunmuştur. Araştırmada, çocukların, geliştirilen alt testlerden aldıkları puanlar; cinsiyetlerine, içinde bulundukları aylara (48-53 ay, 54-59 ay, 60-65 ay, 66-71 ay, 72-77 ay) ve anne-baba öğrenim durumlarına göre incelenmiştir. Çocukların alt testlerden aldıkları puanlar cinsiyetlerine göre incelendiğinde Yazı Farkındalığı ve Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme alt testlerinin toplam puanı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir (p<.05). Yazı Farkındalığı alt testinde kız çocuklarının toplam ortalama puanının (X= 8.1) erkek çocuklarının ortalama puanına (X= 7.4) göre anlamlı derecede yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme alt testinde de kız çocuklarının ortalama puanları (X= 5.63), erkek çocuklarına (X=4.77) göre daha yüksektir. Çocukların yaşlara göre Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı içerisindeki tüm alt testlerden aldıkları puanlar, yaş arttıkça anlamlı bir şekilde yükselmektedir. Bu sonuç, geliştirilen değerlendirme aracının erken okuryazarlık becerileri açısından çocukların gelişimsel özelliklerini ortaya koyabildiğini göstermektedir. Çocukların anne-baba öğrenim durumlarına göre alt testlerden aldıkları puanlar incelendiğinde anne öğrenim durumuna göre ?Yazı Yazma Öncesi Becerileri Değerlendirme? alt testinden alınan puanlar arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Öğrenim durumu ilkokul mezunu olanlarla lise ve üniversite mezunu olan annelerin çocukları arasında ilkokul mezunu olan annelerin çocukları lehine anlamlı bir farklılık görülmektedir (p<.05). Bu sonuç, annelerin çocuklarıyla etkileşimlerinin niteliğiyle açıklanmıştır. Baba öğrenim durumlarına göre ise çocukların aldıkları puanlar açısından anlamlı farklılıklar bulunmamaktadır. Bu çalışmada okul öncesi dönem çocuklarına (48-77 ay) yönelik geliştirilen Erken Okuryazarlık Becerilerini Değerlendirme Aracı?nda yer alan alt testlerin geçerli ve güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmacı ve öğretmenler alt testleri, ayrı ayrı kullanabilirler. Değerlendirme aracının başka bir araştırma kapsamında norm çalışmalarının yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi, Erken Okuryazarlık Becerileri, Değerlendirme
Oyun temelli matematik eğitim programının çocuğun matematik gelişimine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, ?Oyun Temelli Matematik Eğitim Programı?nın Çocuğun Matematik Gelişimine Etkisini İncelemek?? amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Osmaniye İl Milli Eğitim Müdürlüğü?ne bağlı ilköğretim okullarındaki anasınıflarına devam eden, normal gelişim gösteren çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemine deney I grubuna Cumhuriyet İlköğretim Okulu?na devam eden sabah grubu (n: 24), deney II grubuna Cumhuriyet İlköğretim Okulu?na devam eden öğle grubu (n: 24) ve kontrol grubuna ise Cumhuriyet İlköğretim Okulu?na devam eden sabah grubu (n: 21) yarım gün eğitim alan daha önce matematik eğitimi almamış 69 çocuk dahil edilmiştir. Araştırmada çocukların matematik gelişimine `Oyun Temelli Matematik Eğitimi Programı?nın etkisini belirlemek amacıyla ön test/ son test/ kalıcılık testi kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmada, çocuklar ve aileleri hakkında bilgi almak için `Genel Bilgi Formu?, çocukların matematik gelişimlerini belirlemek için Clausen ve diğ. (2004) tarafından geliştirilen ve Türkiye?de geçerlik güvenirlik çalışması Çelik ve Kandır (2011) tarafından yapılan ?Matematik Gelişimi 6 Testi? (Progress in Maths 6) kullanılmıştır. Deney I grubundaki çocuklara 10 hafta süre ile haftada 5 iş günü `Oyun Temelli Matematik Eğitimi Programı? ve 10 hafta boyunca her haftanın son iş günü(cuma) `Oyun Temelli Matematik Eğitimi Programı?nı Destekleyen Aile Katılımı Çalışmaları?, deney II grubundaki çocuklara 10 hafta süre ile haftada 5 iş günü `Oyun Temelli Matematik Eğitimi Programı? uygulanmıştır. Kontrol grubundaki çocuklara ise sınıf öğretmenleri tarafından Milli Eğitim Bakanlığı 36-72 Aylık Çocuklar İçin Okul Öncesi Eğitim Programı uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde gruplar arasında farklılık incelenirken ikili gruplarda normal dağılan değişkenlerde Bağımsız Örneklemler İçin T Testi(Independent Samples t Test) ikiden fazla gruplarda ise, normal dağılan değişkenlerde Tek Yönlü Varyans Analizi(ANOVA), hangi gruplar arasında farklılık olduğunu belirlemek içinde Scheffe Testi kullanılmıştır. Ön Test/Son Test/Kalıcılık Testi puanları karşılaştırılırken normal dağılan değişkenlerde Eşleştirilmiş Örneklemler İçin T Testi(Paired Samples T Test) kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, deney I, deney II ve kontrol gruplarının ön test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır(p>0.05). Deney I, deney II ve kontrol gruplarının son-test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır(p<0.05). İstatistiksel olarak ortaya çıkan bu farkın deney I ve deney II grubuna ait son test puanları lehine olduğu saptanmıştır. Deney I grubunun ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır(p<0.05). Deney II grubunun ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır(p<0.05). Deney I ve deney II gruplarının son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir(p>0.05). Kontrol grubunun ön test ve son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir(p>0.05). Deney I ve deney II gruplarının son test ve kalıcılık testi test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır(p<0.05). Bu bulgulara dayalı olarak `Oyun Temelli Matematik Eğitimi Programı?nın çocukların matematik gelişiminde etkili olduğu ve etkisinin de kalıcı olduğu belirlenmiştir.
Zihin kuramına dayalı eğitim programının 48-60 aylık çocukların bilişsel bakış açısı becerileri ve prososyal davranışları üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, zihin kuramına dayalı eğitim programının 48-60 aylık çocukların bilişsel bakış açısı becerileri ve prososyal davranışları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada yarı deneme modellerinden, eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Deney grubunda 20 çocuk, kontrol grubunda 18 çocuk olmak üzere toplam 38 çocuk çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için Kişisel Bilgi Formu, Zihin Kuramı Ölçeği, Prososyal Davranışları Değerlendirme Ölçeği (Öğretmen Formu), yardımlaşma ve paylaşma davranışlarının bireysel değerlendirmesi için de durumsal testler kullanılmıştır. Bu çalışma kapsamında okul öncesi çocuklar için Zihin Kuramı Ölçeği'nin Türkçe'ye uyarlama çalışması yapılmış ve güvenirlik katsayısı KR-20 değeri. 50 ve test tekrar test güvenirliğine ilişkin korelasyon katsayısı. 777 olarak bulunmuştur. Uygulama sürecinin ilk aşamasında deney ve kontrol grubundaki çocuklara ön test uygulaması yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 oturumluk Zihin Kuramı'na dayalı eğitim programı uygulanmıştır. Zihin Kuramı'na Dayalı Eğitim Programı; farklı istek, farklı inanç, bilgi erişimi, yanlış inanç ve duyguları anlama gibi zihin kuramı becerilerini ve algı, dikkat, bellek, problem çözme gibi bilişsel becerileri içermektedir. Kontrol grubundaki çocuklara ise araştırmacı tarafından herhangi bir eğitim verilmemiştir. Eğitim programının uygulaması tamamlandıktan hemen sonra deney ve kontrol grubundaki çocuklara son test uygulamaları yapılmıştır. Uygulamanın en son aşamasında; son test uygulamasından dört hafta sonra, deney grubundaki çocuklara kalıcılık testi yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda, deney grubunun zihin kuramı görevlerine ilişkin performanslarının ön testten son teste anlamlı bir şekilde arttığı görülürken (p<.05), kontrol grubunun bilgi erişimi görevi hariç diğer zihin kuramı görevlerindeki performanslarında anlamlı bir artış görülmemiştir (p>.05). Deney grubunun zihin kuramı görevlerine ilişkin son test ve kalıcılık puanları arasında da anlamlı bir farklılığın olmadığı görülmüştür (p>.05). Deney grubunun prososyal davranışlara ilişkin ön test-son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir artışın olduğu saptanmıştır (p<.05). Ancak, kontrol grubunun prososyal davranışlarına ilişkin ön test-son test puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>.05).
Ortaöğretim öğrencilerinde görülen madde bağımlılığı alışkanlığı ve yaygınlığı: Bartın ili örneği
Bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımı ve bireylerin bağımlı olmaları ülkemizde özellikle ortaöğretim öğrencileri arasında hızla yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle ergenlik dönemi yaş aralığında bulunan ortaöğretim öğrencilerinin tanınması büyük önem taşımaktadır.Bu araştırmanın amacı; ortaöğretim öğrencilerinde görülen madde bağımlılığı alışkanlığı ve yaygınlığını saptayarak, bu doğrultuda elde edilecek bulgulara dayalı olarak ortaöğretim öğrencilerinin madde bağımlılığı alışkanlığı ve yaygınlığına yönelik çözüm önerileri getirmektir.Araştırmanın çalışma grubunu; Bartın ilindeki çeşitli ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören her sınıf seviyesindeki öğrencilerden tesadüfî seçilen toplam 545 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen anket formu kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 16.0 istatistik programından yararlanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda;Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulara göre Bartın ilindeki ortaöğretim öğrencilerinin %60.7'sinin şimdiye kadar hiç sigara kullanmadığı ve %27.3'ünün belli aralıklarla sigara kullanmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Aynı zamanda % 35.2'sinin en az bir kez alkol kullandığı ve bu miktarın %24.4'ünün de halen belli aralıklarla alkol kullanmaya devam ettiği belirlenmiştir. Diğer bir istatistiksel veri olarak, öğrencilerin %4.2'sinin bir kez dahi olsa uçucu madde (sıvı, toz veya gaz) kullandığı ve %3.1'inin şimdiye kadar en az bir kez esrar, eroin, morfin veya uyuşturucu madde kullandığı saptanmıştır.Öğrencilerin sigara ve alkol kullanma düzeyi ile cinsiyet, devam edilen sınıf seviyesi, devam edilen okul türü, bağımlı arkadaşı olma durumları arasında anlamlı bir fark vardır. Buna göre erkek öğrenciler, 12. sınıf ve meslek lisesi öğrencileri, hayatından daha az memnun olanlar ile bağımlı arkadaşı olanlar daha fazla sigara ve alkol tüketmektedir.Araştırma sonuçlarına göre, Bartın ilinde ortaöğretim öğrencilerinde bağımlılık yapıcı maddelerin kullanımının var olduğu, fakat kullanım yaygınlığının Türkiye'de daha önceki yıllarda yapılan benzer araştırmalar ile karşılaştırıldığında daha düşük olduğu saptanmıştır.Bu araştırmada öğrencilerin bağımlılık yapıcı maddeleri kullanım alışkanlığı ve yaygınlığı tespit edilerek, konuyla ilgili kurumlar ile ortaöğretim öğrencilerine yönelik koruyucu ve bilgilendirici eğitimlerin öğrencilerin sosyal, kültürel ve ekonomik özelliklerine göre yeniden yapılandırılmasının gerekliliği düşünülmektedir. Araştırmanın eğitimciler için faydalı olacağını düşünerek, yapılacak araştırmalara da ışık tutmasını ümit ediyoruz.
Altı yaşında çocuğu olan annelere uygulanan aile eğitimi programının aile işlevleri ve anne baba tutumları ile çocuğun gelişimi üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada, altı yaşında çocuğu olan annelere yönelik uygulanan ?eğitici anne eğitimi?, ?anneden anneye eğitim? ve ?haber mektupları yoluyla eğitim? yaklaşımlarının, annelerin aile işlevleri ve çocuk yetiştirme tutumları ile çocukların gelişimleri üzerindeki etkisi incelenmiştir. Ankara'da, 2010-2011 eğitim öğretim yılı içerisinde gerçekleştirilen araştırma; ön test, son test kontrol gruplu deneysel desene göre modellenmiştir.Araştırma, altı yaşında çocuğu olan 128 anne ile yürütülmüştür. Eğitici anne eğitimi (s = 28), anneden anneye eğitim (s = 28) ve haber mektupları yoluyla eğitim (s = 32) gruplarında bulunan annelerin aile işlevleri ile çocuk yetiştirme tutumlarını geliştirmek amacıyla 16 hafta boyunca aile eğitimi programı uygulanmıştır. Kontrol grubuna (s = 40) ise aile eğitimi programı uygulanmamıştır. Araştırmanın verileri, Aile Değerlendirme Ölçeği, Aile Tutum Envanteri ve Ankara Gelişim Tarama Envanteri ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır.Verilerin analizi sonucunda elde edilen bulgulara göre, deney grubunda yer alan annelerin aile işlevleri ve çocuk yetiştirme tutumlarının olumlu yönde değiştiği görülmüştür. Deney ve kontrol gruplarında yer alan annelerin çocuklarının sosyal beceri-öz bakım gelişim alanlarında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Gruplararası karşılaştırmalarda eğitici anne eğitim alan grup lehine anlamlı bir farklılık saptanmıştır. Haber mektupları yoluyla eğitim alan grup ile karşılaştırıldığında ise anneden anneye eğitim alan grup lehine anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür.
Okul öncesi çocukları için bilimsel süreç becerilerini değerlendirme aracının geliştirilmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden beş yaş çocukları için Bilimsel Süreç Becerilerini Değerlendirme Aracı geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada ?Okul Öncesi Çocuklar için Bilimsel Süreç Becerilerini Değerlendirme Aracı (BSBDA)? ve ?Öğretmenler İçin Çocuğun Bilimsel Süreç Becerilerini Gözlem Formu? olmak üzere iki ayrı araç geliştirilmiştir. Okul öncesi eğitim kurumlarının beş yaş grubuna devam eden toplam 150 çocuk ve öğretmenleri araştırma örneklemine alınmıştır. Verilerin analizinde, çocukların ve ailelerin demografik bilgilerine ilişkin dağılımları frekans ve yüzde değerleri olarak verilmiştir. Ölçme araçlarının geçerlik ve güvenirlik çalışmasında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri yapılmıştır.Araştırmanın sonucunda, Beş Yaş Çocukları İçin Bilimsel Süreç Becerilerini Değerlendirme Aracı'nın güvenirlik katsayısı .81 ve Öğretmenler İçin Çocukların Bilimsel Süreç Becerilerini Gözlem Formu'nun güvenirlik katsayısı .94 olarak bulunmuştur. Ayrıca Bilimsel Süreç Becerileri Değerlendirme Aracı'nın madde faktör yüklerinin .66 ile .69 arasında olduğu ve dört alt boyuttan oluştuğu görülmüştür. Öğretmenler İçin Çocuğun Bilimsel Süreç Becerilerini Gözlem Formu'nun madde faktör yüklerinin ise .67 ile .90 arasında olduğu ve üç alt boyuttan oluştuğu saptanmıştır. Bu da araçların güvenilir bir ölçme yaptıklarını ve tutarlı bir yapıya sahip olduklarını göstermektedir.
Ergenlerin mükemmeliyetçilikleri ile mizah duyguları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma ergenlerin mükemmeliyetçilikleri ile mizah duyguları arasındaki ilişkiyi incelemek amacı ile yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini Şanlıurfa İli, Harran İlçesi'nde orta öğretimlerine devam eden (9.10.11.12.) 630 ergen oluşturmuştur.Araştırma kapsamında ergenlerin mükemmeliyetçiliklerini ölçmek amacıyla `Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği', mizah duygularını ölçmek amacıyla Oral (2004) tarafından geliştirilen ?Ergenlerde Mizah Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçeklerin yanı sıra, ergenlerin demografik bilgilerine ulaşmak için araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Ergenlerin mükemmeliyetçilikleri ile mizah duyguları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı ve Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin alt ölçek puanları ile mizah duyguları arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığı `Korelâsyon Analizi' ile sınanmıştır. Ergenlerin cinsiyetlerine mükemmeliyetçiliklerinin, mizah duygularının ve Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin alt ölçek puanlarının farklılaşıp farklılaşmadığı ve anlamlı bir farkın olup olmadığı `t Testi' ile analiz edilmiştir. Son olarak, ergenlerin mükemmeliyetçilikleri ve alt ölçek puanlarının annelerinin öğrenim durumlarına, babalarının öğrenim durumlarına, kardeş sayılarına, doğum sıralarına göre farklılık gösterip göstermediği ve ergenlerin mizah duygularının annelerinin öğrenim durumuna, babalarının öğrenim durumlarına, kardeş sayılarına, doğum sıralarına göre farklılıkları `Tek Yönlü Varyans Analizi' ile test edilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre ergenlerin mükemmeliyetçilikleri ile mizah duyguları arasında bir ilişki olmadığı tespit edilmiştir (p>0.01).Kız ergenlerin Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin alt ölçeklerinden, düzen alt ölçek puanlarının, erkek ergenlere göre yüksek olduğu ve kız ve erkek ergenlerin düzen alt ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulunmuştur(p<0.05). Kız ve erkek ergenlerin Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeklerinden hatalara aşırı ilgi, davranışlardan şüphe, aile beklentileri, ailesel eleştiri ve kişisel standartlar alt ölçek puanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır(p>0.05).Ergenlerin anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, kardeş sayısı ve doğum sıralarına göre Frost'un Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği'nin alt ölçeklerinden düzen, hatalara aşırı ilgi, davranışlardan şüphe, aile beklentileri, ailesel eleştiri ve kişisel standartlar alt ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır(p>0.05).Ergenlerin cinsiyet, anne öğrenim durumu, baba öğrenim durumu, kardeş sayısı ve doğum sıralarına göre mizah duyguları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır(p>0.05).Ergenlerin mizah duyguları ile hatalara aşırı ilgi alt ölçek puanları arasında 0.114 ve aile beklentileri alt ölçek puanları arasında 0.116 olan pozitif yönlü düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Bulunan ilişki katsayısının pozitif yönlü olması nedeniyle ergenlerin mizah duyguları artıkça hatalara aşırı ilgi alt ölçek puanları ve aile beklentileri alt ölçek puanları da artmaktadır(p<0.01).Ergenlerin ölçülen mizah duyguları ile düzen, ailesel eleştiri, davranışlardan şüphe ve kişisel standartlar alt ölçek puanları arasında çok düşük düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Bulunan korelasyon katsayıları sıfıra çok yakın olması nedeniyle mizah duyguları ile düzen, ailesel eleştiri, davranışlardan şüphe ve kişisel standartlar alt ölçek puanları arasında bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır(p>0.01).
Montessori yönteminin çocukların kavram edinimi, sosyal uyumları ve küçük kas motor becerileri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı Montessori eğitim yönteminin 4-6 yaş arası çocukların kavram edinimleri (okula hazırlık seviyeleri, yön/konum, bireysel/sosyal farkındalık, yapı/materyal, miktar ve zaman/sıralama), sosyal uyumları (iletişim, günlük yaşam, sosyalleşme ve motor becerileri) ve küçük kas motor becerileri üzerindeki etkisini incelemektir.Bu çalışmada araştırma modeli olarak ön test, son test ve deney-kontrol gruplu deneysel desen tercih edilmiştir. Araştırmada deney grubundaki 4-6 yaş arası çocuklara verilen Montessori eğitiminin etkisini ölçmek amacı ile ön test-son test çalışması yapılmış ve Montessori eğitim yönteminin deney grubu üzerindeki etkisini karşılaştırmak amacı ile kontrol grubu oluşturulmuştur. Örneklemin oluşturulmasında deney grubunu Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Eğitimi Bölümü Uygulama Anaokuluna devam eden ve Montessori eğitimi alan 4-6 yaş arasındaki 24 çocuk, kontrol grubunu ise Ankara Üniversitesi Uygulama Anaokulu ve Çocuk Kulübüne devam eden MEB Okul Öncesi Eğitim Programının uygulandığı okul öncesi eğitimi alan 24 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın 1. deneyini gerçekleştirmek için deney grubuna Montessori yönteminde belirtilen öğrenme görevlerinden oluşan eğitim programı Eylül 2008 - Ocak 2009 tarihleri arasında uygulanmış, Kontrol grubuna ise MEB Okul Öncesi Eğitim Programı uygulanmıştır. Bununla birlikte araştırmanın 2.deneyini gerçekleştirmek için deney grubuna Ocak-Haziran 2009 tarihleri arasında Montessori eğitim yönteminde bulunan duyu alanı materyalleri ile duyu eğitimi verilmiş, Kontrol grubu ise MEB Okul Öncesi Eğitim Programı kapsamındaki okul öncesi eğitimine devam etmiştir.Araştırmada veri toplama araçları olarak; çocukların kavram edinimleri (okula hazırlık seviyeleri, yön/konum, bireysel/sosyal farkındalık, yapı/materyal, miktar ve zaman/sıralama) için Bracken Temel Kavram Ölçeği Gözden Geçirilmiş Formu (Bracken Basic Concept Scale-Revised), çocukların sosyal uyumları için; (iletişim, günlük yaşam, sosyalleşme ve motor becerileri) Vineland II Uyum Davranış Ölçeği ve çocukların küçük kas motor becerileri için; Küçük Kas Motor Becerileri Gözlem Formu kullanılmıştır.Bulgular, grupların Bracken Temel Kavram Ölçeğinin alt ölçeklerinden aldıkları ön test-son test aritmetik ortalama puanları karşılaştırıldığında, deney ve kontrol grubu arasındaki istatistiksel farkların deney grubu lehine olduğunu göstermektedir. Montessori eğitimi alan çocuklar ve Montessori eğitimi almayan çocuklar karşılaştırıldığında okula hazırlık seviyeleri, yön/konum, bireysel/sosyal farkındalık, yapı/materyal, miktar ve zaman/sıralama gibi kavram alanlarında istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. İletişim, günlük yaşam, sosyalleşme ve motor becerileri gibi sosyal uyum becerileri yönünden Montessori eğitimi alan çocuklar lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar yapılan analizler sonucunda bulunmuştur. Küçük kas motor becerileri alanında da iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu bulunmuş ve bu farklılığın deney grubu lehine olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak Montessori eğitim yönteminin çocukların kavram edinimleri, sosyal uyumları ve küçük kas motor becerileri üzerinde olumlu etkisinin olduğu söylenebilir.
61-72 aylık çocuklar için Ahlaki Değer Yapısını Belirleme Ölçeği'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması (Ankara örneklemi)
Bu araştırma Ankara örnekleminde, anasınıfına devam eden ?61-72 Aylık Çocuklar İçin Ahlaki Değer Yapılarını Belirleme ölçeğinin? geçerlilik, güvenirlik çalışmasını yapmak amacıyla yapılmıştır. Tarama niteliğinde olan araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Ankara İl merkezi Çankaya, Yenimahalle, Altındağ, Etimesgut, Sincan ilçelerindeki M.E.B.'na bağlı resmi bağımsız anaokullarına devam eden 61-72 aylık çocuklar oluşturmuştur.Araştırmanın örneklemini ise basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiş 553 çocuk oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen ?61-72 Aylık Çocukların Ahlaki Değer Yapılarını Belirleme Ölçeği? ve ?Genel Bilgi Formu? kullanılmıştır.?61-72 Aylık Çocukların Ahlaki Değer Yapılarını Belirleme Ölçeğinin? uygulanmasıyla elde edilen veriler kullanılarak geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Buna göre bireyleri ayırt etmede yetersiz olduğu görülen madde bulunmadığından ölçekten çıkarılan madde olmamıştır. Uygulama yapılan gruplarda ?61-72 Aylık Çocukların Ahlaki Değer Yapılarını Belirleme Ölçeğinin güvenirliği için Cronbach Alfa değerleri Adalet Alt Boyutu İçin .915 Sorumluluk Alt Boyutu İçin .917 Nezaket Alt Boyutu için .901 Yardımseverlik Alt Boyutu İçin .922 Özgüven Alt Boyutu İçin .929 Liderlik Alt boyutu İçin .923 Saygı Alt Boyutu için .913 ve Sabır Alt boyutu için .881 olarak bulunmuştur. Uygulamalarda alfa değerlerinin yüksek çıkması ölçeğin iç tutarlılığının mükemmel derecede yüksek olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlara göre ?61-72 Aylık Çocukların Ahlaki Değer Yapılarını Belirleme Ölçeğinin? geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiştir.
Öğretmenlerin yapmış olduğu ev ziyaretlerinin aile üzerindeki etkisi
Bu araştırmada, öğretmenlerin yapmış olduğu ev ziyaretlerinin aile üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda araştırma ön-test, son test kontrol gruplu deneysel desen üzerine modellenmiştir.Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Bolu ilinde bulunan, sadece veli toplantılarıyla sınırlı olarak aile katılım çalışmaları yapan bir okul öncesi eğitim kurumu ve bu kurumun 5-6 yaş grubuna devam eden il merkezinde yaşayan 20 çocuk ve annesi; köyde yaşayan 20 çocuk ve annesi deney grubunu; il merkezinde yaşayan 10 çocuk ve annesi; köyde yaşayan 10 çocuk ve annesi kontrol grubunu oluşturmak üzere, toplam 60 anne-çocuk araştırmanın örneklem grubunu oluşturmuştur.Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından deney grubundaki annelere uygulanmak üzere Ev Ziyareti Programı hazırlanmıştır. Programın uygulanması on dokuz hafta sürmüştür. Ev ziyareti programında annelere okul öncesi eğitimin önemi, gelişim alanlarına etkisi ve anne çocuk iletişimi, oyun ve oyuncakların çocuklar üzerindeki etkileri hakkında bilgi verilmesi, annelerle çocuklarına oynamaları için artık materyalle dokunma kartı hazırlanması, maske ve kukla yapılmasına yönelik uygulamalara yer verilmiştir. Kontrol grubuna ise ev ziyareti yapılmamıştır.Deney ve kontrol gruplarında yer alan anne babalara ve çocuklarına demografik bilgilerini almak amacıyla ?Genel Bilgi Formu? ; deney ve kontrol grubunda yer alan annelerin ev ziyaretleri hakkındaki düşüncelerini belirlemek amacıyla Mann ve Meyer tarafından geliştirilen ?Ev Ziyareti Değerlendirme Formu araştırmacı tarafından düzenlenerek kullanılmıştır. Bu formlar deney grubundaki annelere, ?Ev Ziyareti programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra ise son test olarak verilmiştir. Aynı form kontrol grubuna ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Genel Bilgi Formu ve Ev Ziyareti Değerlendirme Formu aracılığıyla toplanan veriler SPSS 15 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Anne babalara ve çocuklara ait demografik bilgilere ilişkin dağılımları frekans ve yüzde değerleri olarak verilmiştir. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney ve kontrol grubuna ait ön test ve son test verilerini analiz etmek için Student t testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney ve kontrol grubunda ön test ve son testlerin karşılaştırılması için bağımlı gruplarda t testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney grubunda yaşanılan yere , annenin öğrenim durumuna göre, çocukların cinsiyetine, doğum sırasına göre ev ziyaretleri etki puanı değerlendirmesi ön test ve son test karşılaştırılmasında Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Ev Ziyareti Değerlendirme Formunda deney grubunda çocukların kardeş sayılarına ve annenin yaşına göre ev ziyaretleri etki puanı değerlendirmesi ön test ve son test karşılaştırılmasında Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubunda yer alan annelerin çocuğun eğitiminde rolüne ve yerine, çocuğun eğitiminde kendini yeterli bulma durumuna, ev ziyaretlerinin faydasına, ev ziyaretlerinin çocuğa ve öğretmene faydasına, ev ziyaretlerinin günlük işleri engelleme durumuna ilişkin görüşleri frekans ve yüzde değerleri olarak verilmiştirEv ziyareti programı sonrasında; öncelikle test puanları arasında anlamlı farklılık olduğu, uygulanan ev ziyareti programı sonrasında deney grubunun son test puan ortalamasının ön test puan ortalamasından yüksek olduğu, deney grubunun son test puan ortalamasının kontrol grubunun son test puan ortalamasından yüksek olduğunu ve uygulanan ev ziyareti programının etkili olduğunu görülmüştür. Ev ziyaretlerinin pek çok yararı olduğu yapılan çalışma sonucunda görülmüştür. Bunun sonucunda öğretmenlerin programlarında ev ziyaretlerine gereken önemi gösterip, ev ziyaretleri yapmalarının gerektiği düşünülmektedir.
Anneden-kızına evde cinsel sağlık eğitimi programının etkililiğinin incelenmesi
Bu araştırma ?Annelere Uygulanan Cinsel Sağlık Eğitimi Programının(AK-ECSEP) Anne-Kızın Cinsel Konularla İlgili Bilgileri, Hissettikleri ve Tutumları Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi ? amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında Zonguldak il merkezinde bulunan M.E.B' na bağlı Zonguldak Kız Teknik ve Meslek Lisesi 9.sınıfta öğrenim gören,30 öğrenci ve annesi olmak üzere toplam 60 kişi oluşturmuştur. Araştırmada ön test, son test ve kontrol gruplu araştırma deseni kullanılmıştır.Araştırmacı tarafından hazırlanan cinsel sağlık eğitim programı deney grubu anne-kız çiftine 10 hafta sürdürülmüştür. Program konuları?Yetişkinliğe Aralanan Kapı! Ergenlik, Bedenimi Bilmeliyim, En Tehlikeli Virüs! Bilgisizlik ve Korunmayı Öğreniyorum? olmak üzere 4 bölümde ele alınmıştır. Program; her bir eğitim bölümünün içeriğine uygun olarak araştırmacı tarafından tasarlanmış eğitim materyalleri ile desteklenmiştir. Kontrol grubu anne-kız çiftine herhangi bir cinsel eğitim programı uygulanmamıştır.Eğitimden önce deney ve kontrol grubu annelere sosyo demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu? uygulanmıştır. Araştırmaya katılan deney ve kontrol grubu anne-kız çiftinin cinsel sağlık bilgilerini, cinsel konularla ilgili hissettiklerini ve tutumlarını belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanarak güvenilirlik çalışması yapılan ?Cinsel Sağlık Eğitimi Bilgi Formu ve Cinsel Konularla İlgili Hissettikleri/Tutumları Formu? kullanılmıştır. Bu anketler deney grubu anne-kız çiftine cinsel eğitim programından önce ön test, programın uygulanmasından sonra son test olarak verilmiştir. Aynı anketler kontrol grubu anne-kız çiftine de ön test ve son test olarak uygulanmıştır.Verilerin analizinde; Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney U testi, Wilcoxen işaret testi Kruskall-Wallis H testi kullanılmıştır.Deney ve kontrol gruplarının son test sonuçlarına göre, deney grubu annelerin tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından ?Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi? ile ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu annelerin ?Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar? bilgi puanı dışındaki eğitim konularında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05). Deney grubu kızların tüm eğitim konularında son test cinsel sağlık bilgi puanlarının arttığı, eğitim konuları açısından?Ergenlik Dönemi, Üreme Organlarının Anatomisi ve Fizyolojisi ve Gebelikten Korunma Yöntemleri? bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır(p<0.05). Kontrol grubu kızların son test cinsel bilgi puanlarında anlamlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur(p>0.05).Deney grubu annelerin son test çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, ?Endişelenme, Sıkılma ve Utanma? hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Memnun Olma ve Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu annelerin çocuklarına cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerine cinsel konularla ilgili soru sorarken, ?Korkma, Sıkılma, Pişman Olma Bazı Meraklarını Gizleme ve Utanma hissettiklerine ilişkin oranlarda anlamlı bir düşüş, ?Rahat Hissetme? oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu saptanmıştır. Kontrol grubu kızların cinsel konularla ilgili bilgi verirken, hissettiklerine ilişkin oranlar arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.Deney grubu annelerin son test çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu annelerin çocuklarının cinsel konularla ilgili soruları karşısında, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Deney grubu kızların son test bulgularına göre, annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumsuz tutum gösterme oranlarında anlamlı bir düşüş, olumlu tutum gösterme oranlarında ise anlamlı bir artış olduğu görülmüştür. Kontrol grubu kızların annelerinden cinsel konularla ilgili bilgi alırken, olumlu ve olumsuz tutum oranları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Cinsel Sağlık Eğitimi, Cinsel Eğitim Programı, Ergenlik
Ankara il merkezinde görev yapan okul öncesi eğitimi öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile çocuklarda görülen istenmeyen davranışları değerlendirmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma Ankara il merkezindeki anasınıflarında ve bağımsız anaokullarında görev yapan öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile çocuklarda görülen istenmeyen davranışları değerlendirmeleri arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın evrenini, 2010- 2011 eğitim öğretim döneminde Ankara İli merkez ilçelerinden Çankaya, Etimesgut ve Yenimahalle'deki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı anasınıflarında ve bağımsız anaokullarında görev yapan 694 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma konu ve problemlerine en uygun örneklemin seçilmesi için tabakalı tesadüfî örnekleme tekniği kullanılmıştır. Çankaya'da çalışan 87 anasınıfı, 14 anaokulu toplam 101 okul öncesi eğitim öğretmeni; Etimesgut'ta çalışan 38 anasınıfı, 26 anaokulu toplam 63 okul öncesi eğitim öğretmeni ve Yenimahalle'de çalışan 65 anasınıfı, 19 anaokulu toplam 102 okul öncesi eğitim öğretmeni araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmaya 266 okul öncesi eğitim öğretmeni katılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak; Maslach ve Jackson (1981) tarafından geliştirilen ?Maslach Tükenmişlik Envanteri?, Şehirli (2007) tarafından geliştirilen ?Çocuk Davranışlarını Değerlendirme Ölçeği? ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırma sonunda 16-20 yıl deneyim sahibi olan öğretmenlerin, daha az deneyime sahip olan öğretmenlere göre daha fazla Duygusal Tükenmişliğe sahip oldukları bulunmuştur. Ayrıca 36 veya üzerinde yaş grubundaki öğretmenlerin de Duygusal Tükenme düzeyleri, 25 veya altında yaş grubunda olan öğretmenlerden daha yüksektir. Mesleğinde ilerleme beklentisi olmayan ve mesleğinde ilerleme şansı olmadığını düşünen öğretmenlerin Duygusal Tükenme düzeyleri, ?Mesleğimde ilerlemek istiyorum? diyen öğretmenlerden daha yüksek bulunmuştur. Kişisel Başarı yönünden tükenmişlik düzeyleri, evli öğretmenlerde bekâr öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. 3-5 kez hizmet içi eğitim alan öğretmenlerin Kişisel Başarı yönünden tükenmişlik düzeylerinin 6 ya da daha fazla hizmet içi eğitim alan öğretmenlerin Kişisel Başarı yönünden tükenmişlik düzeyinden önemli oranda yüksek olduğu saptanmıştır. Bir çocuğu olan öğretmenlerin Kişisel Başarı yönünden tükenme düzeyleri, hiç çocuğu olmayan veya iki ya da daha fazla çocuğu olan öğretmenlerin Kişisel Başarı yönünden tükenme düzeylerinden daha yüksektir. Duyarsızlaşma ve Kişisel Başarı boyutlarında, mesleki kıdem, yaş ve mesleği seçme nedeni değişkenlerine göre; Duygusal Tükenme ve Duyarsızlaşma boyutlarında ise medeni durum, hizmet içi eğitim alma sıklığı ve sahip oldukları çocuk sayısı değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık saptanmamıştır.Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyi alt testleri ile çocuk davranışlarını değerlendirme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmezken; Tükenmişliğin alt boyutları olan Duygusal Tükenme ile Duyarsızlaşma ve Kişisel Başarı arasında önemli bir ilişki olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: İstenmeyen davranışlar, okul öncesi eğitim, öğretmen, tükenmişlik.
Diyarbakır'ın Eğil ilçesi ve köylerinde ilköğretim kademesinde görev yapan öğretmenlerin benlik saygıları, çatışma stilleri ve empati düzeylerine ?barış eğitimi? programının etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Diyarbakır'ın Eğil İlçesi ve köylerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlere uygulanan ?Barış Eğitimi? programının, öğretmenlerin benlik saygılarına, çatışma stillerine ve empati düzeylerine etkisini incelemektir.Araştırmanın örneklemini Diyarbakır İli'nin Eğil İlçesi ve köylerinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ilköğretim okullarında 2008?2009 öğretim yılında görev yapan öğretmenlerden yansız random yöntemi ile 30 kişi deney grubu ve 30 kişi kontrol grubu olmak üzere 60 kişi oluşturmuştur.Araştırmada, Benlik Saygısı Ölçeği, Çatışmaya Tepki Ölçeği, Empati Eğilim Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan ?kişisel bilgi formu? kullanılmıştır. Araştırma sürecinde deney grubuna ön test, 12 haftalık barış eğitimi ve son test, kontrol grubuna ön test ve son test uygulanmıştır. Bu yönü ile çalışma deneysel modeldedir. Araştırma sonucunda elde edilen veriler SPSS 13.00 programında ¬¬t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada anlamlılık düzeyi olarak 0.05 alınmıştır.Araştırmanın sonucunda deney ve kontrol grupları arasında benlik saygısı(0,043), kendilik kavramının sürekliliği(0,043), insanlara güvenme(0,032), eleştiriye duyarlılık(0,023), depresif duygulanım(0,050), kişiler arası ilişkilerde tehdit hissetme(0,010), tartışmalara katılabilme derecesi(0,025), empati düzeyi(0,005), problem çözme(0, 023) becerisinde anlamlı artış görülürken kavgacı tutum(0,043) ve pazarlıkçı olma(0,043) boyutlarında ise anlamlı azalma olduğu belirlenmiştir(p?0,05). Kontrol grubu verileri incelendiğinde öntest ve sontest puanlarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark oluşmamıştır.Anahtar Kelimeler: Barış Eğitimi, Benlik Saygısı, Empati, Çatışma Stilleri
Ankara örnekleminde Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi'nin 61-72 aylık Türk çocuklarına uyarlanması
Bu araştırma, Ankara örnekleminde anaokuluna devam eden 61-72 aylık Türk çocuklarına Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi'nin uyarlanması ve uygulanması amacıyla yapılmıştır. Tarama niteliğinde olan araştırmanın evrenini 2008 - 2009 eğitim-öğretim yılında Ankara il merkezi Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Keçiören, Yenimahalle ilçelerindeki resmi anaokullarına devam eden 61-72 aylık çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise tabakalama yöntemiyle seçilmiş 423 çocuk oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; ?Genel Bilgi Formu?, ?Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi? ve benzer ölçek geçerliliğini değerlendirmek için ?Erken Öğrenme Becerileri Ölçeği? kullanılmıştır.Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi'nin uygulanmasıyla elde edilen veriler kullanılarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Buna göre bireyleri ayırt etmede yetersiz olduğu görülen bazı maddeler çıkarılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları için testin alt testleri, ölçekleri ve Erken Akademik ve Dil becerileri bileşiğine ait ortaya konulan tek boyutlu faktör yapısının doğrulandığı maddelerin çoğunun, tek boyutlu faktör yapısını genel olarak temsil ettiği bulunmuştur. Uygulama yapılan gruplarda Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi puanlarının güvenilirliği için Kuder Richardson (KR-20) değerleri Sözcük Bilgisi için .852, Sayılar, Harfler & Sözcükler için .982, Telaffuz Araştırması için .913, İfade Edici Dil Becerisi için .953, Alıcı Dil Becerisi için .948, Sayı Becerileri için .957, Harf & Sözcük Becerisi için .978 ve Erken Akademik ve Dil Becerileri bileşiği için .972 olarak bulunmuştur. Uygulamalarda KR-20 değerlerinin yüksek çıkması, testin iç tutarlılığının yüksek olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlara göre Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi sonuçlarının 61-72 aylık Türk çocukları için geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Erken Akademik Beceriler, Dil Becerileri
Çevreye Karşı Motivasyon Ölçeğinin okul öncesi öğretmen adayları üzerinde geçerlik güvenirlik çalışması (Ankara ili örneği)
Pelletier ve diğerleri (1998) tarafından geliştirilen Çevreye Karşı Motivasyon (The Motivation Toward The Environment Scale) ölçeğinin Okul öncesi Öğretmen Adayları Üzerinde Geçerlik Güvenirlik Çalışmasının yapılması ve bazı değişkenler açısından incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma; öğretmen adaylarının çevreye karşı olan motivasyon türlerinin belirlenmesi ve böylelikle alana kazandırılan ölçek aracılığıyla yetişkinlere bu yönde bilinçlendirme çalışmaları yapılabilmesi açısından önemlidir.Araştırmanın evrenini, Ankara ili devlet ve vakıf üniversitelerinin 2008 ? 2009 eğitim öğretim yılında Eğitim Fakültelerinin Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Yapılan geçerlik ve güvenirlik analizleri sonucunda ölçeğin orijinal formuna uygun 24 madde ve 6 faktörlük bir ölçek formu elde edilmiştir. Ölçeğin açıkladığı toplam varyans oranının %74.61 ve Cronbach ? katsayısının .87 olduğu ortaya çıkmıştır. Analizler, SPSS 15.0 programı kullanılarak yapılmıştır.Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının sınıf düzeylerine göre Çevresel Motivasyon Ölçeği'nin ?İçe Yansıtılmış Düzenleme [t(305) = 1.34; p>.05]; ve İçsel Düzenleme? [t(305) = 1.73; p>.05] boyutu puanları arasında anlamlı fark yok iken diğer tüm alt boyutlarda farkların anlamlıdır.Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının annelerinin öğrenim durumuna göre ?Çevresel Motivasyon Ölçeği'nin ?İçsel Düzenleme? boyutunda farkın anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır [F(3, 286) = 3.38; p .05]. Öğretmen adaylarının babalarının öğrenim durumuna göre ?Çevresel Motivasyon Ölçeği'nin hiçbir alt boyutunda gruplar arasında anlamlı fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştırAraştırmaya katılan öğretmen adaylarının çevreye yönelik ders alma durumlarına göre Çevresel Motivasyon Ölçeği'nin ?Bütünleşmiş Düzenleme [t(305) =2.62; p<.01]? ve ?İçe Yansıtılmış Düzenleme [t(305) =2.34; p<.05]? boyutu puanları arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının çevre ile ilgili seminerlere katılma durumlarına göre Çevresel Motivasyon Ölçeği'nin ?İçsel Düzenleme [t(304) =3.93; p<.01]?; ?Bütünleşmiş Düzenleme [t(304) =3.63; p<.01]? ve ?Tanımlanmış Düzenleme [t(304) =2.55; p<.01]? boyutlarına ilişkin puanları arasında anlamlı fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sakarya ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerin zihinsel engelli çocukların kaynaştırma yoluyla eğitimlerine ilişkin tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma Sakarya ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerin zihinsel yetersizliği olan çocukların kaynaştırma yoluyla eğitimlerine ilişkin tutumlarını saptamak amacıyla yapılmıştır.Araştırma örneklemini, Sakarya ilinde bulunan, zihinsel yetersizliği olan öğrencilerle kaynaştırma eğitimi yapmış ve 2009-2010 öğretim yılında kaynaştırma eğitimi uygulaması yapan M.E.B.'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev alan 106 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmuştur.Araştırmaya katılan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin tutumlarını belirlemek amacıyla, ?Zihinsel Engelli Öğrencilere Yönelik Öğretmen Tutumları Ölçeği? ve öğretmenler hakkında bilgi edinmek üzere araştırmacı tarafından geliştirilen ?Öğretmen Anket Formu? kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 13.0 istatistiksel paket programı yardımıyla analiz edilip yorumları yapılmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulardan, okul öncesi öğretmenlerin zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yönelik genel ve kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarının, öğretmenlerin; yaşına (p=0,909>0,05), öğretmenlik süresine (p=0,524>0,05), medeni durumuna (p=0,928>0,05), çocuk sahibi olma durumuna (p=0,456 >0,05), bitirdiği okul türüne (p=0,374>0,05), özel eğitim dersi alma durumuna (p=0,476>0,05), özel eğitim ile ilgili kurs, seminer, vb. eğitimlere katılım durumuna (p=0,935>0,05), kaynaştırma eğitimi ile ilgili ders alma durumuna (p=0,519>0,05), kaynaştırma eğitimi ile ilgili kurs, seminer, vb. eğitimlere katılım durumuna (p=0,159>0,05) ve kaynaştırma eğitimi verirken destek alma durumuna (p=0,380>0,05) göre anlamlı farklılık göstermediği tespit edilmiştir.Araştırmada elde edilen diğer bulgular incelendiğinde ise, öğretmenlerin zihinsel yetersizliği olan öğrencilere yönelik genel tutum ölçeğinde en yüksek eğilimi 42 yaş ve üzeri (p=0,855>0,05, SO=58,94), evli (p=0,788>0,05, SO=70,42), çocuk sahibi olan (p=0,174>0,05, SO=72,00), fakülte mezunu (p=0,458>0,05, SO=56,33), özel eğitim dersleri alan (p=0,257>0,05, SO=70,86), kaynaştırma eğitimi ile ilgili bir ders alan (p=0,492>0,05, SO= 71,03), kaynaştırma eğitimi ile ilgili kurs, seminer, vb. eğitimlere katılan (p=0,315>0,05, SO=72,09) ve kaynaştırma eğitimi verirken destek alan (p=0,849>0,05, SO=70,46) okul öncesi öğretmenlerinin gösterdiği saptanmıştır.Ayrıca, kaynaştırma eğitimine yönelik tutumlarda ise en yüksek eğilimi; 18-25 yaş arası (p=0,862>0,05, SO=57,06), bekar (p=0,580>0,05, SO=74,88), çocuk sahibi olmayan (p=0,785>0,05, SO=74,48), fakülte mezunu (p=0,495>0,05, SO= 56,44), özel eğitim ile ilgili kurs, seminer, vb. eğitimlere katılan (p=0,946>0,05, SO=74,32), kaynaştırma eğitimi ile ilgili bir ders alan (p=0,674>0,05, SO= 74,68), kaynaştırma eğitimi ile ilgili kurs, seminer, vb. eğitimlere katılan (p=0,112>0,05, SO=76,54) ve kaynaştırma eğitimi verirken destek alan (p=0,112>0,05, SO=76,15) okul öncesi öğretmenleri göstermişlerdir.Okul öncesi öğretmenlerin zihinsel yetersizliği olan çocuklar için genel tutumu arttığı zaman kaynaştırma eğitimine ilişkin tutumlarının da bundan etkilendiği ve aynı yönde güçlü bir şekilde artış (r=0,575, p=0,000<0,01) gösterdiği görülmüştür.Anahtar Kelimeler: Yetersizliği Olan Çocuklar, Zihinsel Yetersizliği Olan Çocuklar, Özel Eğitim, Okul Öncesi Eğitim Öğretmenleri, Kaynaştırma Eğitimi
61-72 aylık çocuklar için Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi'nin geçerlik ve güvenirlik çalışması (Ankara örneklemi)
Bu araştırma, Ankara örnekleminde anaokuluna devam eden ?61-72 aylık Çocuklar İçin Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi?nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmak amacıyla yapılmıştır. Tarama niteliğinde olan araştırmanın evrenini 2009-2010 eğitim öğretim yılında Ankara il merkezi Çankaya, Etimesgut, Keçiören ve Yenimahalle ilçelerindeki M.E.B.'na bağlı resmi bağımsız anaokullarına devam eden 61-72 aylık çocuklar oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise tabakalama yöntemi ile seçilmiş 467 çocuk oluşturmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında; araştırmacı tarafından geliştirilen ?61-72 aylık Çocuklar İçin Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi?, ?Genel Bilgi Formu? ve benzer ölçek geçerliliğini değerlendirmek için ?Kaufman Erken Akademik ve Dil Becerileri Araştırma Testi? kullanılmıştır.?61-72 aylık Çocuklar İçin Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi?nin uygulanmasıyla elde edilen veriler kullanılarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Buna göre bireyleri ayırt etmede yetersiz olduğu görülen bazı maddeler çıkarılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi sonuçları için testin alt testleri ve alt boyutlarına ait ortaya konulan tek boyutlu faktör yapısının doğrulandığı maddelerin çoğunun, tek boyutlu faktör yapısını genel olarak temsil ettiği bulunmuştur. Uygulama yapılan gruplarda ?61-72 aylık Çocuklar İçin Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi? puanlarının güvenilirliği için Kuder Richardson (KR-20) değerleri Okuma Becerileri için .987, Alfabe Bilgisi için .946, Fonolojik Farkındalık için .979, Sözcük Bilgisi ve Telaffuz için .989, Yazma Becerileri için .829 olarak bulunmuştur. Uygulamalarda KR-20 değerlerinin yüksek çıkması, testin iç tutarlılığının mükemmel derecede yüksek olduğunu göstermiştir. Bu sonuçlara göre, ?61-72 aylık Çocuklar İçin Okuma Yazma Becerileri Araştırma Testi? nin geçerli ve güvenilir olduğu kabul edilmiştir.
Ergenlik döneminde beden imgesinin gelişimi üzerine aile, akran ve televizyonun etkilerinin incelenmesi
Bu araştırma, lise düzeyindeki ergenlerin beden imgelerinden sağladıkları doyum düzeyini belirlemek ve beden imgesinin gelişimine aile, akran ve televizyonun etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmada, tarama modeli kapsamında nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntemlerden zenginleştirilmiş desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu, Eskişehir il merkezi sınırları içinde yer alan ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı genel lise 1, 2 ve 3. sınıfa devam eden 1222 ergenle yürütülmüştür. Bu gruba öncelikle ?Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketi? uygulanmıştır. Elde edilen nicel verilerin çözümlenmesinde, ergenlerin beden imgelerinden doyum düzeylerinin cinsiyete göre değişip değişmediği belirlemek amacıyla bağımsız örneklemler t testi kullanılmıştır. Ayrıca, ergenlerin beden imgelerinden doyum düzeylerinin yaşa göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Beden Bölgelerinden ve Özelliklerinden Hoşnut Olma Anketinden en yüksek puan alan 18 öğrenci ve en düşük puan alan 18 öğrenci ile yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniği kullanılmıştır.Araştırma bulguları, ergenlerin beden imgesi doyum düzeylerinin; yaşa göre farklılaşmadığını (p>0.05), cinsiyete göre ise erkek öğrenciler lehine anlamlı bir farklılık olduğunu (p<0.05) göstermektedir.Ergenler, bedensel görünüşle ilgili duygu ve düşüncelerinin olumlu olduğunu, bunların kimi zaman değiştiğini, kendilerinde beğenmedikleri yanlar olsa bile yinede memnun olduklarını belirtmişlerdir. Beden imgelerinin gelişimine akranların etkisi konusunda ergenler, arkadaşlarından bedenleriyle ilgili olumlu sözler duyduğunda kendileri iyi hissettiklerini ve olumsuz sözler duyduklarında da olumsuz etkilendiklerini vurgulamışlardır. Arkadaş seçiminde ise, bedensel özellikler yerine kişisel özelliklerini tanımaya çalıştıklarını, başlangıçta bedensel özellikler önemli olsa da sonra huyların önemli olduğunu ve her ne kadar arkadaş seçiminde bedensel özelikler çok önemli değilse de etkili olduğunu vurgulamışlardır. Ayrıca, ergenler, şuan sahip oldukları bedensel görünüş özelliklerinden daha farklı özelliklere sahip olmalarının arkadaş sayısını ve arkadaşlar arasında kabul ya da reddedilmeyi etkilediği yönünde görüş bildirmişlerdir.Beden imgelerinin gelişimine ailelerinin etkisi konusunda ergenler, ailelerinin beden ve dış görünüşle ilgili konularda onları kırmadan olumlu yönde etkilediğini, ailelerinin bir parçası oldukları için kabul edilip desteklendiklerini ve ailelerinin doğuştan kalıtımla ve sonradan da yetiştirirken sunduğu ortamlarla bedenlerine yön verdiklerini dile getirmişlerdir. Ergenler ilk sırada, şuan sahip oldukları bedensel ve dış görünüş özelliklerinden daha farklı özelliklere sahip olsalar bile, bu durumun ailelerinin onlara karşı tutumunu etkilemeyeceğini belirtmişlerdir.Beden imgelerinin gelişimine televizyonun etkisi konusunda ergenler, çeşitli televizyon programlarında en çok görülen beden tipi ve özelliklerinin kadınlarda ve erkeklerde birbirinden farklı olduğunu; ancak genelde birbirine benzeyen, mükemmeliyetçi, güzel ve halkın orta kesimini yansıtmayan özelliklerin en çok görüntülendiğini belirtmişlerdir. Ergenler, televizyonda yaygın olarak sunulan ideal beden tiplerinin beden imgelerini etkilediğini ve en çok uzun, ince, sıkı vücutlu, düzgün fizikli ve giyimli, karizmatik, konuşması düzgün insanları beğendiklerini vurgulamışlardır.
Bursa ilindeki anadolu liseleri, kız meslek liseleri ve genel liselere devam eden 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin çatışma eğilimleri ile problem çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Araştırmanın amacı, Bursa ilindeki Anadolu Liseleri, Kız Meslek Liseleri ve genel liselere devam eden 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin çatışma eğilimlerini ve problem çözme becerilerine dair algılarını incelemektir.Araştırma modeli olarak betimleme modeli kullanılmıştır. Çalışmada tabakalı rasgele örnekleme yöntemi kullanılarak Bursa il merkezinde bulunan Anadolu Liseleri, Kız Meslek Liseleri ve genel liselere devam eden 325 9. sınıf öğrencisi, 194 12. sınıf öğrencisi olmak üzere toplam 519 öğrenci örnekleme dahil edilmiştir.Araştırmada veri toplamak amacıyla Dökmen (1986) tarafından geliştirilmiş olan ?Çatışma Eğilim Ölçeği (ÇEÖ)? , Heppner ve Peterson (1982) tarafından geliştirilmiş, Hisli-Şahin (1993) tarafından uyarlama ve geçerlik güvenirlik testleri yapılmış olan ?Problem Çözme Envanteri (PÇE)? ve ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan ?Bilgi Formu? kullanılmıştır.Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gerekli izinler alındıktan sonra araştırmacı tarafından belirlenen örneklem grubundan veriler toplanmış ve elde edilen veriler SPSS 18.0 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Bağımlı değişkenler arasındaki farklılığı saptamak amacıyla çok değişkenli varyans analizi (MANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiye ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi ile bakılmıştır.Bulgular, öğrencilerin çatışma eğilimleri ile problem çözme becerilerini algılayış düzeylerinin devam ettikleri lise türü (p=.56), annenin eğitim düzeyi (p=.12), babanın eğitim düzeyi (p=.72), babanın çalışma durumu (p= .12) ve kardeş sayısı (p= .75) bağımsız değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermediği yönündedir. Araştırma bulguları, öğrencilerin problem çözme becerilerini algılayışlarında sınıf düzeyleri yönünden; çatışma eğilimlerinde ise cinsiyet ve annenin çalışma durumu değişkenleri yönünden anlamlı farklılık gösterdiğine işaret etmektedir. 9. sınıf öğrencilerinin problem çözme becerilerine dair algıları 12. sınıf öğrencilerine kıyasla daha düşük bulunmuştur (p< .01). Kız öğrencilerin çatışma eğilimlerinin erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir (p< .05). Araştırma sonucunda, öğrencilerin çatışma eğilimleri ile problem çözme becerilerini algılamaları arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Çatışma eğilimi, problem çözme becerisi, ergenlik dönemi
Lise öğrencilerinin prososyal davranışlarının; mizah, öfke ve utangaçlık düzeylerine göre incelenmesi
Bu araştırmada; lise öğrencilerinin prososyal davranışları ile mizah, öfke ve utangaçlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır.Bu araştırmada, belirli psikolojik özellikler (mizah, utangaçlık, öfke) bakımından bireyler arası benzerlik ve farklılıkları ortaya koymakta ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Buna göre veriler, belirlenen okullardan ayrı ayrı toplanmış, analiz edilmiş ve elde edilen bulgular sonuçta bir araya getirilmiştir.Uygulama sırasında öğrencilerin prososyal davranış, mizah, öfke ve utangaçlık düzeylerini belirlemek üzere dört ayrı ölçek kullanılmıştır. Bunlar; Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği, Ergenlikte Mizah Ölçeği, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği'nin Kişiler Arası Boyutu ve Utangaçlık Ölçeği'dir. Olumlu Sosyal Davranış Ölçeği Kumru (2004) tarafından uyarlanmıştır ve ölçeğin ölçüm güvenirliği .80'dir. Ergenlikte Mizah Ölçeği Oral (2004) tarafından geliştirilmiştir. Ölçeğin ölçüm güvenirliği, .89'dur. Çok Boyutlu Öfke Ölçeği Hisli ve Balkaya (2003) tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada kullanılan Kişiler Arası Boyutu'nun ölçüm güvenirliği .93'tür. Utangaçlık Ölçeği Güngör tarafından geliştirilmiştir ve ölçeğin ölçüm güvenirliği .91'dir.Araştırma iki kademeli olarak yapılmıştır. Birinci aşamada 2009-2010 eğitim öğretim yılında Ankara ili Çankaya ilçesinden birer 9.,10. ve 11. sınıf tesadüfi olarak belirlenerek 104 öğrenciye ölçekler uygulanmıştır. Ölçek ölçümlerinin geçerlik ve güvenirliğine dair analizler yapıldıktan sonra, beş okuldan yine birer 9.,10. ve 11. sınıf seçilerek 452 kişilik esas örneklemle çalışma yürütülmüştür.IVBulgular, prososyal davranışların üç değişkenle (mizah, öfke, utangaçlık) de düşük düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Cinsiyet, yaş, anne öğrenim düzeyi, kardeş sayısı ve doğum sırasının; prososyal davranışlar ile mizah, öfke ve utangaçlık arasındaki ilişkileri etkilemediği saptanmıştır. Baba öğrenim düzeyinin ise prososyal davranış ile mizah arasındaki ilişkiyi etkilediği bulunmuştur. Bu bulgular ışığında prososyal davranışların gelişimine yönelik öneriler sunulmuştur.
Ankara örnekleminde penn etkileşimli akran oyunu ölçeğinin 60-72 aylık düşük sosyoekonomik düzeydeki çocukların ebeveyn ve öğretmenlerine uyarlanması
Bu çalışma Fantuzzo, McWayne, Sekino ve Hamton (1998) tarafından geliştirilmiş olan Penn Etkileşimli Akran Oyunu Ölçeği'nin 60-72 aylık düşük sosyoekonomik düzeydeki çocukların ebeveyn ve öğretmenlerine uyarlanması amacıyla yapılmıştır. Örneklem grubunu düşük sosyoekonomik düzeydeki Ankara merkez ilçelerine bağlı ilköğretim okulları bünyesindeki anasınıflarına devam eden 60-72 aylık 122 kız ve 120 erkek 242 çocuk ve bu çocukların ebeveynleri ve öğretmenleri oluşturmuştur. Betimsel desenli bu araştırmada çocuklar ve ebeveynleri hakkında bilgi almak için ?Ebeveyn ve Çocuk Kişisel Bilgi Formu? ve araştırmaya katılan çocukların öğretmenleri ile ilgili bilgi almak amacıyla da ?Öğretmen Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Sosyoekonomik düzeyi düşük olan çocukların akranlarına karşı serbest oyunları esnasında göstermiş oldukları oyun davranışlarını belirlemek için ?Penn Etkileşimli Akran Oyunu Ölçeği? kullanılmıştır. Ölçek, çocuğun ebeveynleri tarafından evde veya misafirlikteki oyun davranışlarını belirlemek için ve öğretmenleri tarafından sınıfta ve okuldaki serbest oyunları esnasındaki oyun davranışlarını belirlemek için doldurulmuştur.Araştırma sonucunda, Penn Etkileşimli Akran Oyunu ? Öğretmen Görüşü Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçlarına göre çıkarılan 8. madde ile birlikte, ölçeğin alt boyut puanlarının güvenirlik kat sayısının yeterli büyüklükte olduğu ve maddelerin ölçekle uyumlu olduğu görülmüştür. Ebeveyn Görüşü için daha büyük bir örneklem ile yeniden doğrulayıcı faktör analizi yapılabilir.
Milli Eğitim Bakanlığı okul öncesi eğitim programına uyarlanmış GEMS (great explorations in math and science) fen ve matematik programının anaokuluna devam eden altı yaş grubu çocukların kavram edinimleri ve okula hazır bulunuşluk düzeyleri üzerindeki etkisinin incelenmesi
Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlama çalışması yapılmış GEMS (Great Exploration in Math and Science) Fen ve Matematik Programının anaokuluna devam eden altı yaş grubu çocukların kavram edinimleri ve ilköğretime hazır bulunuşluk düzeyleri üzerine etkisinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır.Araştırmanın örnekleminin, deney grubunu İSTEK Özel Bilge Kağan Anaokulu'na devam eden ve Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlama çalışması yapılmış olan GEMS Programı uygulanan altı yaş grubundaki 40 çocuk; kontrol grubunu ise Özel Beykent Anaokulu'na devam eden altı yaş grubu GEMS Programı uygulanmayan 40 çocuk oluşturmaktadır. Yarı deneysel nitelikte olan bu araştırmada deney grubuna ön test-uygulama-son test deseni uygulanırken kontrol grubuna sadece ön test- son test verilmiştir. Örneklemi oluşturan 80 çocuğa (doğum tarihi, cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası, okul öncesi eğitim deneyimi ve süresi ) ve anne-babalarına ait bilgileri ( yaşam durumu, yaş, eğitim düzeyi, çalışma durumu ve meslek) içeren kişisel bilgi formu doldurulmuştur. Deney grubuna Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlama çalışması yapılmış GEMS Fen ve Matematik Programı 12 hafta boyunca toplam 81 saat olarak uygulanmıştır. Uygulamalar sona erdikten sonra son testler yapılmıştır. Verilerin toplanmasında Bracken Temel Kavram Ölçeği (BTKÖ), Marmara İlköğretime Hazır Bulunuşluk Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır.Verilerin analizinde, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilere ait demografik bilgilerin analizi için betimsel istatistikler yapılmıştır. Deney ve kontrol grubun arasında ön test ve son test ölçümleri arasındaki farkın manidar olup olmadığını test etmek için İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler t-testi yapılmıştır. Deney grubunda ve kontrol grubunda ön test son test puanları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için İlişkili Örneklemler için t-testi (Paired Samples t-test) yapılmıştır.Proje temelli etkinliklerle Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlama çalışması yapılarak yeniden düzenlenen GEMS Fen ve Matematik Programının BTKÖ sonuçlarına göre; sayı, boyut, karşılaştırma, şekil, yön/konum, bireysel/sosyal farkındalık, yapı/materyal, miktar, zaman, toplam kavram test puanlarında ve okula hazırlık bulunuşluk (OHS) üzerinde etkili olduğu, ancak renk kavramının kazanılmasında deney ve kontrol grubunun ön test ve son test sonuçlarında fark olmadığı bulunmuştur. Bu sonucun öğrencilerin daha önce renk kavramını kazanmış olmalarından kaynaklandığı düşünülmektedir.Marmara İlköğretime Hazır Bulunuşluk Ölçeği sonuçlarına göre ise, MEB Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlanmış GEMS Fen ve Matematik Programı; çocukların matematik/fen kavramlarını kazanmalarında ve uygulama formu toplam puanlarında etkili olduğu; ses, çizgi, labirent gibi alt testlerde yani okuma ve yazmaya becerilerin gelişiminde etkili olmadığı görülmüştür. Ölçeğin gelişim formu sonuçlarına göre de, MEB Okul Öncesi Eğitim Programına uyarlanmış GEMS Fen ve Matematik Programının çocukların tüm gelişimin alanlarında (zihinsel/dil, sosyal/duygusal, fiziksel, öz bakım) etkili olduğu görülmüştür.Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programına Uyarlama çalışması yapılmış GEMS Fen ve Matematik Programı uygulanan deney grubu çocukların BTKÖ toplam kavram puanı, okula hazır bulunuşluk (OHS), BTKÖ alt test puanları ile Marmara İlköğretime Hazır Bulunuşluk Ölçeği Uygulama ve Gelişim Formu Toplam ve Alt test puanları cinsiyete ve okula devam süresine göre karşılaştırılmıştır.Çocukların kavram gelişimleri üzerinde cinsiyet faktörü anlamlı bir fark oluşturmazken, okula devam etme süresinin renk kavramının kazanılmasında anlamlı bir fark oluşturduğu bulunmuştur. Çocukların okula hazır bulunuşluklarında BTKÖ'nün (OHS) puanlarında cinsiyet ve okula devam etme süresine göre bir fark bulunmamıştır. Marmara İlköğretime Hazır Bulunuşluk Ölçeği sonuçlarına göre ise fen, matematik, ses, çizgi, labirent, zihin/dil, sosyal/duygusal gelişim, fiziksel ve öz bakım gelişimlerinde cinsiyete göre bir farklılık bulunmazken, okula devam etme süresine göre fiziksel ve öz bakım gelişiminde bir yıl okula gidenlerle, bir yıldan fazla okula gidenler arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Bir yıldan fazla okula devam eden çocuklar fiziksel ve öz bakım gelişimi alt testlerinden daha yüksek puanlar almışlardır.Okul öncesi eğitim programının önemli etkinliklerinden biri olan fen ve matematik çalışmaları; çocukların ilgi ve meraklarını harekete geçirecek etkinlikler kullanılarak, bilgiye kendi kendilerine ulaşmaları sağlanarak ve gözlem, araştırma, soru sorma, tartışma gibi bilimsel süreçler kullanılarak gerçekleştirildiğinde çocukların kavram edinimlerinin yanı sıra okula hazır bulunuşluk düzeylerinin geliştirilmesinde de etkili olacaktır. Okul öncesi dönemde proje yaklaşımı bu yöntem ve süreçlerin tümünü içermektedir. Ayrıca proje yaklaşımı, okul öncesi eğitim programında yer alan etkinliklerin (sanat, müzik, drama, oyun ve hareket, okuma yazmaya hazırlık, serbest zaman, fen ve matematik, Türkçe) pek çoğunu kapsamaktadır.BTKÖ ve Marmara İlköğretime Hazır Bulunuşluk Ölçeğinden elde edilen bulgular; Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programı'na proje temelli etkinliklerle uyarlama çalışması yapılan GEMS Fen ve Matematik Programının, altı yaş çocuklarının kavram edinimleri ve okula hazır bulunuşluk düzeylerinin geliştirilmesinde etkili bir program olduğunu desteklemiştir.
Okul öncesi ve müzik öğretmeni adaylarının okul öncesi müzik etkinliklerine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırma, okul öncesi ve müzik öğretmeni adaylarının okul öncesi müzik etkinliklerine ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Konunun alt amaçlarına uygun olarak hazırlanmış olan Görüş Belirleme Formu'nun kullanıldığı betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın evren ve örneklemini 2008-2009 öğretim yılında Ankara'da bulunan Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı'nda okuyan 35, Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda okuyan 31, İzmir'de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı'nda okuyan 66, Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda okuyan 27, Malatya'da bulunan İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı'nda okuyan 38 ve Müzik Eğitimi Ana Bilim Dalı'nda okuyan 26 olmak üzere tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen toplam 223 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veriler Görüşleri Belirleme Formu'nun kullanıldığı anket yöntemiyle toplanmıştır. Araştırmanın alt amaçlarındaki değişkenlerin sorular üzerindeki frekans ve yüzde dağılımları hesaplanmış ve Ki-kare testi uygulanarak değerlendirmeler yapılmıştır. Buna göre; ?okul öncesi müzik etkinliklerini bir okul öncesi öğretmeni uygulamalıdır? ya da ?okul öncesi müzik etkinliklerini bir müzik öğretmeni uygulamalıdır? sorularına bağlı olarak net bir sonuca varılamamıştır. Öğretmen adaylarının okul öncesinde kullanılan Suzuki, Dalcroze, Kodaly ve Orff yaklaşımlarında kendilerini yeterli görmedikleri sonucuna varılmıştır. Öğretmen adaylarının okul öncesinde kullanılan bazı çalgıları tanımadıkları ve bazılarını eğitimcinin mi, çocukların mı kullanabilecekleri konusunda doğru bilgiye sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle müzik etkinliklerinin daha iyi uygulanabilmesi amacıyla Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dallarında ve Müzik Eğitimi Ana Bilim Dallarında okul öncesinde müziğe gereken özen gösterilmelidir.
Bilim ve sanat merkezine devam eden üstün yetenekli çocukların ailelerine verilen bilgisayar temelli eğitimin aile bireylerinin aile ilişkilerini algılamalarına ve çocukların mükemmeliyetçilik düzeylerine etkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı Bilim ve Sanat Merkezine devam eden üstün yetenekli çocukların ailelerine verilen Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitim Programı'nın aile bireylerinin aile ilişkilerini algılamalarına ve çocukların mükemmeliyetçilik düzeylerine etkisini incelemektir.Bu araştırmada Bilim ve Sanat Merkezine devam eden üstün yetenekli çocukların ailelerine dört oturumluk yüzyüze grup eğitimi ve sekiz oturumluk web sayfası üzerinden Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitim Programı uygulanmıştır. Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitim Programı ?İletişim, Çocukla Konuşma ve Dinleme, Empati Kurma, Anne Babaların Kullandıkları Disiplin Yöntemleri, Üstün Yetenekli Çocukların Gelişim Özellikleri, Üstün Yetenekli Çocukların Eğitim Uygulamaları, Üstün Yetenekli Çocukların Ailelerinin Yaşadıkları Güçlükler, Aile ve Kardeşler Arası İlişkiler, Üstün Yetenekli Çocuklarda Stres, Üstün Yetenekli Çocukların Mükemmeliyetçilik Özellikleri ve Üstün Yetenekli Çocuklara Meslek Seçiminde Rehberlik Etme? konularını içermektedir.Araştırma, Yasemin Karakaya Bilim ve Sanat Merkezi (Ümit Bilim ve Sanat Merkezi) ve Ankara Bilim ve Sanat Merkezi'nde yürütülmüştür. Araştırmada Bilim ve Sanat Merkezine devam eden 20 çocuk ve ebeveyn deney, 20 çocuk ve ebeveyn ise kontrol grubunu oluşturmaktadır.Araştırma kapsamında Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitim'in deney grubu üzerindeki etkililiğini değerlendirmede; ebeveynlerin üstün yetenekli çocuklarına karşı davranışlarını ve ebeveynlik davranışlarını değerlendirmek amacı ile araştırmacı tarafından geliştirilen ?Ebeveynlerin Davranış Değerlendirme Formu? kullanılmıştır. Çalışma kapsamında ebeveynlerin ve çocukların aile ilişkilerini değerlendirmek amacı ile Gülerce (1996) tarafından geliştirilen ?Aile Yapı/Sistemini Değerlendirme Aracı (AYDA)? kullanılmıştır. Üstün yetenekli çocukların mükemmeliyetçilik davranışlarını değerlendirmek amacı ile Mısırlı Taşdemir ve Özbay (2003) tarafından geliştirilen ?Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği? kullanılmıştır. Ayrıca programın kalıcılığını ölçmek amacı ile ön test-son test olarak uygulanan ?Ebeveyn Davranış Değerlendirme Formu?, ?Aile Yapı/Sistemini Değerlendirme Aracı (AYDA)? ve Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği? deney grubundaki ebeveynlere ve çocuklarına izleme çalışması olarak tekrar uygulanmıştır.Ebeveynlere verilen Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitim sonucunda deney grubundaki ebeveynlerin ?Ebeveynlerin Davranış Değerlendirme Formu? puan ortalamaları incelendiğinde, son test ve izleme puanlarının, ön test puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,005). Deney grubundaki ebeveynlerin ?Ebeveyn Davranış Değerlendirme Formu? Puan Ortalamalarının son test puanlarının sıra ortalaması 30,4, kontrol grubundaki ebeveynlerin son test puan ortalaması 10,6'dır. Bu bulgulara göre deney grubundaki ebeveynlerin ?Ebeveyn Davranış Değerlendirme Formu? son test puanlarının ön test puanlarına göre anlamlı derecede yükseldiği görülmektedir (p<0,05). Bu yükselişin Grup Destekli Bilgisayar Temelli Eğitimin etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.Deney ve kontrol grubundaki ebeveynlerin ön test-son test puan ortalamaları incelendiğinde; son testlerde deney grubunun puan ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre deney grubundaki ebeveynlere verilen bilgisayar temelli eğitimin ebeveynlerin AYDA toplam puan ortalamaları üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu görülmektedir. Deney grubundaki ebeveynlerin ve çocukların Aile Yapı/Sistemini Değerlendirme Aracı (AYDA) İletişim, Birlik, Yönetim, Yetkinlik ve Duygusal Bağlam alt ölçek son test puanlarının ön test puanlarından anlamlı derecede yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,005). Deney ve kontrol grubu AYDA İletişim, Birlik, Yönetim, Yetkinlik ve Duygusal Bağlam Alt Ölçekleri son test puanları incelendiğinde; Ayda son test İletişim, Yetkinlik, Birlik, Yönetim, ve Duygusal Bağlam Alt boyutunda deney grubunda değerler anlamlı derecede yüksek görülmektedir (p<0,05).Deney ve kontrol grubundaki çocukların ön test-son test puan ortalamaları incelendiğinde; son testlerde deney grubunun puan ortalamalarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna göre deney grubundaki ebeveynlere verilen bilgisayar temelli eğitimin çocukların AYDA toplam puan ortalamaları üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu görülmektedir. Deney ve Kontrol Grubundaki Çocukların AYDA Çocuk Formu İletişim, Birlik, Yönetim, Yetkinlik, Duygusal Bağlam Alt Boyutlarında Son Test Puan Ortalamalarına İlişkin Farkın Önemlilik Testi Sonuçları incelendiğinde tüm alt boyutlarda deney grubu puanlarında kontrol grubuna göre yükselme olduğu görülmektedir (p<0,05).Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği Son Test Puan Ortalamalarına İlişkin Farkın Önemlilik Testi Sonuçları incelendiğinde; Hatalara Aşırı İlgi, Davranışlardan Şüphe, Aile Beklentileri, Ailesel Eleştiri ve Kişisel Standartlar alt ölçeklerinde deney grubu son test puanlarında pozitif yönde anlamlı düşme görülmektedir (p<0,05) (Düzen alt boyutu hariç). Kontrol grubundaki çocukların ise Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği puanlarında olumsuz yönde artış görülmektedir (p<0,005).Araştırma bulgularına göre Grup Eğitimi Destekli Bilgisayar Temelli Eğitimin aile bireylerinin aile ilişkilerini algılamalarına ve çocukların mükemmeliyetçilik düzeyine olumlu yönde etkide bulunduğu saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Üstün Yetenekli Çocuk, Üstün Yetenek, Aile Eğitimi, Bilim ve Sanat Merkezi, Bilgisayar Temelli Eğitim, Grup Destekli Eğitim.
Televizyondaki çocuk programlarının beş altı yaş çocukları için sözel şiddet ve antisosyal sözcükler içerme durumunun incelenmesi
Günümüzde televizyonun, ister olumlu ister olumsuz yönde olsun, toplumu etkileme gücüne ve toplumun zihinsel hayatına hükmeden bir konuma sahip olduğu kabul edilmektedir. Televizyon artık tüm insanlığın toplumsal hayatını etkileyen, belirleyen en güçlü aygıttır. O nedenle, televizyonun bu etkisini her açıdan ciddi sorgulamalara ve analizlere tabi tutmak gerekmektedir. Televizyonun okul öncesi dönemdeki çocuklar üzerindeki davranışsal, düşünsel ve duygusal etkileri yüksektir. Çünkü bu dönemdeki çocuklar çok çabuk ve kolay etkilenmektedir.Bu araştırma televizyondaki çocuk programlarının 5-6 yaş çocukları için; sözel şiddet ve anti-sosyal sözcükler içermesi durumunun incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmada, düzenlenen anket formu aracılığıyla Ankara merkez ilçelerinde okul öncesi eğitim kademesinde kayıtlı bulunan 5-6 yaş çocuk anneleri gözlemlerine dayalı veriler elde edilmiştir.Araştırmanın evrenini Ankara ili merkez ilçelerinde izlenen çocuk programlarını izleyen çocukların anneleri oluşturmaktadır. Birinci aşama evrenini ise Ankara ili merkez ilçelerinde 2006-2007 öğretim yılında okul öncesi kurumlarda kayıtlı bulunan 5-6 yaşındaki 40.688 çocuğun anneleri oluşturmaktadır. Yayın yapan tüm kanallardaki yayında olan çocuk programlarından en çok izlenen 20 program içinden video kaydı yapılabilen 6 tanesi seçilerek örneklem hacmi belirlenmiştir. Bu altı programdan dörder gözlem alınmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar iki bölüm olarak eğerlendirilmiştir. Araştırmanın birinci aşama sonuçları; lise ve üniversite mezunu annelerin diğer eğitim düzeyindeki annelere göre daha çok programların içeriğini denetleyip, kısıtlama getirdiği görülmüştür. Her eğitim düzeyindeki anneye göre çocuklar televizyon programlarından olumsuz etkilenmektedir; çocuklar televizyon programlarındaki şiddet içeren sözcüklere, anti-sosyal sözcüklere, argo sözcüklere maruz kalmaktadır. Araştırmanın ikinci aşamasına ait sonuçlar;Kullanılan sözel şiddet ve anti-sosyal sözcük sayıları açısından kanallar arasında ve programlar arasında anlamlı farklılık görülmektedir.
Farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin anasınıfına giden beş-altı yaş çocuklarının erken öğrenme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma farklı sosyo-ekonomik düzeydeki ailelerin anasınıfına devam eden beş-altı yaş çocuklarının Erken Öğrenme Becerilerinin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Samsun il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 16 ilköğretim okulunun anasınıfına devam eden beş-altı yaşlarında olan Alt, Orta, Üst sosyo-ekonomik düzeydeki 150 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak çocuklara ve çocukların anne babalarına yönelik soruları içeren Genel Bilgi Formu ile anne babaların sosyo-ekonomik düzeyini belirlemek için Sosyo-Ekonomik Düzeyi Belirleyici Ölçek kullanılmıştır. Örnekleme alınan çocuklara daha sonra Erken Öğrenme Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizinde, sosyo-ekonomik düzeyin çocukların Erken Öğrenme Becerileri olan Düşünme, Dil ve Sayı becerilerine etkisini tespit etmek için Kruskall Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca, çocukların cinsiyetinin Erken Öğrenme Becerileri Ölçeği'nden aldıkları ortalama puanlara etkisi Mann-Whitney U Testi kullanılarak, çocuğun okul öncesi eğitim kurumuna devam etme süresinin çocukların Erken Öğrenme Becerileri Ölçeği'nden aldıkları ortama puanlarına etkisi Kruskall Wallis H Testi kullanılarak, çocuklarının anne babalarının yaşının çocukların Erken Öğrenme Becerileri Ölçeği'nden aldıkları ortama puanlara etkisi ise Kruskall Wallis H Testi kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, Erken Öğrenme Becerilerinden olan Düşünme Becerileri alt ölçeği puanları açısından SED grupları arasında farklılık görülmektedir. Düşünme Becerileri alt ölçeği sıra ortalaması Üst SED grubunun lehine Alt ve Orta SED gruplarından yüksektir. Ayrıca, Orta SED grubunun Düşünme Becerileri alt ölçeği sıra ortalaması, Üst SED grubun Düşünme Becerileri alt ölçeği sıra ortalamasından düşük, Alt SED grubun Düşünme Becerileri alt ölçeği sıra ortalamasından yüksektir. Erken Öğrenme Becerilerinden olan Dil Becerileri alt ölçeği puanları açısından SED grupları arasında farklılık görülmektedir. Üst SED grubun Dil Becerileri alt ölçeği sıra ortalaması, Alt ve Orta SED gruplarının Dil Becerileri alt ölçeği sıra ortalamalarından yüksektir. Dil Becerileri alt ölçeği puanlamaları bakımından Orta SED grup Alt SED gruptan yüksektir. Erken Öğrenme Becerilerinden olan Sayı Becerileri alt ölçeği puanları açısından SED grupları arasındaki fark Üst SED grubun lehine bulunmuştur. Ayrıca Orta SED grubu Sayı Becerileri sıra ortalaması Alt SED ve Üst SED gruplarından düşüktür. EÖB açısından SED grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. EÖB sıra ortalamalarının Üst SED grubu lehine yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Orta SED grubu EÖB sıra ortalaması, Alt SED grubu EÖB sıra ortalamasından yüksek, Üst SED grubu EÖB sıra ortalamasından düşük olduğu bulunmuştur.
Bilim sanat merkezlerine devam eden ve etmeyen ilköğretim 12 yaş çocuklarının saldırganlık, atılganlık, çekingenlik ve mizah özelliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, bilim sanat merkezlerine devam eden ve etmeyen ilköğretim 12 yaş çocuklarının saldırganlık, atılganlık, çekingenlik ve mizah özelliklerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Araştırma Ankara ili sınırları içerisinde yer alan (Yenimahalle ve Mamak ilçelerinde yer alan) iki bilim ve sanat merkezi ile bu bilim ve sanat merkezlerinin bulunduğu ilçelerde yer alan dört ilköğretim okulunda uygulanmıştır. Araştırma; bilim ve sanat merkezlerine devam eden ve etmeyen 12 yaş çocuklarından 126 kız, 159 erkek olmak üzere toplam 285 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilere, veri toplama aracı olarak, Uşaklı (2006) tarafından uyarlanan Çocuklarda Davranış Eğilimi Ölçeği (Children's Action Tendency Scale) ve Oral (2004) tarafından geliştirilen Ergenlikte Mizah Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda bilim ve sanat merkezlerine devam eden çocuklar ile ilköğretim okullarına devam eden çocukların; mizah ölçeğinden elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir fark olmadığı, ancak davranış eğilimleri ölçeğinin çekingenlik, saldırganlık ve atılganlık alt ölçeklerinden elde ettikleri puanlar arasında anlamlı bir fark olduğu bulunmuştur. Kız öğrencilerin davranış eğilimleri ölçeğinin ?saldırganlık?, ?çekingenlik? ve ?atılganlık? alt boyutlarından aldıkları ortalama puanlar ile erkek öğrencilerin ?saldırganlık?, ?çekingenlik? ve ?atılganlık? alt boyutlarından aldıkları ortalama puanlar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Mizah ölçeğinden aldıkları puanlar arasında da anlamlı fark bulunmamıştır. Annelerinin eğitim düzeyine göre; ilköğretime devam eden çocukların davranış eğilimleri ölçeğinin ?saldırganlık?, ?atılganlık? ve ?çekingenlik? alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olmadığı, ancak mizah ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Babalarının eğitim düzeyine göre; ilköğretime devam eden çocukların davranış eğilimleri ölçeğinin ?saldırganlık?, ?atılganlık? ve ?çekingenlik? alt boyutlarından aldıkları puanlar arasında anlamlı fark olmadığı, ancak mizah ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Katıldıkları sosyal etkinlik türüne göre; bilim ve sanat merkezlerine devam eden çocukların, davranış eğilimleri ölçeğinin ?saldırganlık? alt boyutundan aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olduğu ancak ?atılganlık? ve ?çekingenlik? alt boyutundan ve mizah ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Katıldıkları sosyal etkinlik türüne göre; ilköğretime devam eden çocukların, mizah ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı farklılık olduğu görülmüştür. Diğer yandan ?çekingenlik? ve ?atılganlık alt boyutlarında anlamlı farklılık bulunmazken, ?saldırganlık? alt boyutunda anlamlı farklılık saptanmıştır. Bu bulgular doğrultusunda şu önerilerde bulunulmuştur: Araştırma yapılan öğrenci grubu ilköğretim süresinin bitiminde mevcut değişkenler üzerinde yeniden araştırma yapılarak her iki araştırma karşılaştırılabilir. Üstün yetenekli çocuklar ve ilköğretime devam eden çocuklar ortaöğretim çağında da bu özellikler açısından karşılaştırılabilir. Yapılan araştırma Ankara ve çevre illeri içerisinde yer alan bilim ve sanat merkezleri ve ilköğretime devam eden öğrenciler üzerinde genişletilerek devam ettirilebilir.
Erken çocukluk dönemindeki üstün yetenekli çocukların belirlenmesinde ebeveyn, öğretmen ve uzman görüşlerinin karşılaştırılması
Bu araştırma, Bursa'da özel bir anaokuluna devam eden 3-6 yaş grubu 123 çocuk arasından üstün yetenekli olanları belirlemek ve belirleme işlemlerinin bu çocukları seçmede ne derece başarılı olduğunu tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Çalışmada; 2 aşamalı belirleme sistemi oluşturulmuştur. Birinci aşama, hem öğretmen hem de ailelerin üstün yetenekli olduğunu düşündüğü çocukları kaydetmeleri için AGP (Aile Gözlem Formu) ve ÖGP (Öğretmen Gözlem Formu), ikinci aşamada, aileleri ve öğretmenleri tarafından aday olarak gösterilen çocukların araştırmacı tarafından uygulanan UGP (Çoklu Zekâ Gözlem Formu) ile çocukların zekâ alanlarındaki yaşıtlarına göre üstün yeteneklilik durumlarını saptamak amacıyla kullanılmıştır. Gözlem formları toplam 123 öğretmen ve yine 123 anne-babaya uygulanmıştır.Araştırmanın 123 kişilik örneklem grubundan toplam 44 çocuk üstün yetenekli bulunmuş ve bunların 22'si kız, 22'si de erkektir.Aile gözlem puanı ile öğretmen gözlem puanı arasında orta düzeyde doğrusal bir ilişki vardır. Ancak uzman gözlem puanı boyutlarıyla anlamlılık düzeyi yoktur. Buna karşın öğretmen gözlem puanının uzman gözlem puanı boyutlarından dil boyutu, müzik boyutu ve kişilerarası boyutları açısından ilişkili olduğu gözlenmektedir. Öğretmen gözlem puanı ile uzman gözlem puanı boyutlarından matematik boyutu, görsel boyut, kinestetik boyut, doğa boyutu ve içsel boyut açısından ilişki bulunmamıştır.Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Çocuklar, Üstün Yetenek ve Üstün Yeteneğin Belirlenmesi
Yapılandırmacı yaklaşıma göre okulöncesi öğretmenlerine verilen hizmet içi eğitimin öğretmen-çocuk ve öğretmen-ebeveyn ilişkilerine etkisi
Bu araştırma, yapılandırmacı yaklaşıma göre okulöncesi öğretmenlerine verilen hizmet içi eğitimin öğretmen-çocuk ve öğretmen-ebeveyn ilişkilerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini Kastamonu ilinde bulunan 44 anaokulu-ana sınıfı öğretmeni, 176 okulöncesi eğitime devam eden 4-6 yaş arası çocuk ve 352 (176 anne-176 baba) ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmada bilgi toplamak için (a) ?Kişisel Bilgi Formu?, (b) ?Öğretmen Görüşleri Belirleme Anketi?, (c) ?Öğretmen-Çocuk İlişkileri Ölçeği?, (d) ?Öğretmen-Ebeveyn İlişkileri Ölçeği?, (e) ?Ebeveyn-Öğretmen İlişkileri Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmada öntest-sontest kontrol gruplu model kullanılarak bir deneysel uygulama gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler kovaryans (ANCOVA) ile analiz edilmiştir.Deney ve kontrol grubundaki katılımcıların demografik özelliklerine göre ölçek puanları arasındaki farkların anlamlılığını test etmede, iki grup söz konusu ise Mann Whitney U testi, üç ya da daha fazla grup var ise Kruskal Wallis testi uygulanmıştır.Analiz sonuçları, hizmet içi eğitim programının sonucunda Öğretmen-Çocuk İlişkileri Ölçeği sontest ortalama puanları arasında anlamlı farkın olmadığını (p>.05) buna karşın hizmet içi eğitim programı sonucunda Öğretmen-Ebeveyn İlişkileri Ölçeği sontest ortalama puanları arasındaki farkın (p<.05), Ebeveyn (Anne)-Öğretmen İlişkileri Ölçeği sontest ortalama puanları arasındaki farkın (p<.01), Ebeveyn (Baba)-Öğretmen İlişkileri Ölçeği sontest ortalama puanları arasındaki farkın (p<.05) ve Öğretmen Görüşleri Belirleme Anketi sontest ortalama puanları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p<.05).Bu bulgular sonucunda bu tür hizmet içi eğitim programlarının farklı modellerle desteklenerek yaygınlaştırılması ve eğitim programlarına ailelerin de dahil edilmesi önerilmektedir.
İlköğretim dördüncü sınıf öğrencilerinin empatik beceri düzeylerinin ana baba tutumları ve özsaygı ile ilişkisi
Bu araştırmada, ilköğretim 4. sınıf öğrencilerinin empatik beceri düzeyleri ile cinsiyet, doğuş sırası, anne-baba öğrenim düzeyi, ailenin gelir düzeyi, anne-baba tutumları ve özsaygı ilişkisi incelenmiştir.Araştırmanın örneklemini, 2006-2007 eğitim-öğretim yılında Ankara il merkezinde bulunan 3 resmi ilköğretim okulunun 4. sınıfında öğrenim gören 417 öğrenci oluşturmaktadır.Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, Çocuklar İçin Empati Ölçeği (Bryant, 1982), Ana-Baba Tutum Ölçeği (Polat, 1986) ve Coopersmith Özsaygı Ölçeği (Coopersmith, 1967) kullanılmıştır.Toplanan veriler, SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmada t-Testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA)'nın parametrik olmayan karşılığı Kruskall-Wallis H Testi, Mann-Whitney U Testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı tekniği kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, kız öğrencilerin empatik beceri düzeylerinin, erkek öğrencilere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Doğuş sırası ile empati arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Araştırmada annenin öğrenim durumuna göre empatik beceri puanı en düşük olan grup, annesi okur-yazar olmayan öğrencilerdir. Empatik beceri puanı en yüksek olan grup ise annesi yüksek okul ya da üniversite mezunu olan öğrencilerdir. Babanın öğrenim durumu ile empatik beceri puanları arasında ise anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Gelir düzeyine göre empatik beceri puanı en düşük olan grup, kendilerini alt gelir düzeyinde algılayan öğrencilerdir; Empatik beceri puanı en yüksek olan grup ise kendilerini orta gelir düzeyinde algılayan öğrencilerdir. Empati ile anne-baba tutumları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, anlamlı ve negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur. Empati ile özsaygı arasındaki ilişkiler incelendiğinde ise anlamlı ve pozitif bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Okul öncesi eğitim kurumlarina devam eden alti yaş çocuklarinin sosyal uyum becerileri ile anne-babalarinin empatik becerileri arasindaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden altı yaş çocuklarının sosyal uyum becerileri ile anne-babalarının empatik becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2006-2007 eğitim yılında Ankara il merkezi Yenimahalle ilçesinde bulunan anasınıflarına devam eden 180 çocuk ve bu çocukların anne ve babaları oluşturmuştur. Araştırmaya ilişkin verilerin toplanabilmesi amacıyla; anne-babalara ve çocuğa yönelik bilgileri içeren ?Genel Bilgi Formu?, çocukların sosyal uyum becerilerini ölçmek amacıyla ?Sosyal Uyum ve Beceri Ölçeği?; anne-babaların empatik beceri düzeylerini belirlemek amacıyla ?Empatik Beceri Ölçeği-B Formu ( EBÖ-B Formu )? kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 15 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde frekans ve yüzdelik dağılımlar ile iki gruplu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, ikiden fazla gruplu karşılaştırmalarda Kruskall-Wallis testi kullanılmıştır. Ayrıca değişkenler arasında ilişkiye de korelasyon analizi ile bakılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 0,05 kullanılmış olup, p<0,05 olması durumunda anlamlı farklılığın olduğu, p>0,05 olması durumunda anlamlı farklılığın olmadığı vurgulanmıştır.Araştırma sonucunda, anne-babalarının empatik becerileri puanları yükseldikçe, okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden altı yaş çocuklarının sosyal uyum beceri puanlarının da yükseldiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca anne babaların öğrenim düzeylerinin yüksek olması,çocukların okul öncesi eğitime devam etme süresi gibi değişkenlerin çocukların sosyal uyum becerilerini olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: Sosyal uyum, anne-baba, empati, empatik beceri.
Ankara il merkezindeki iş okullarında 1. ve 4. sınıfa devam eden zihinsel engelli çocukların annelerinin kaygı ve sosyal destek düzeylerinin karşılaştıkları problemlere göre incelenmesi
Bu araştırma, zihinsel engelli çocuğu olan annelerin kaygı ve sosyal destek düzeylerinin karşılaştıkları problemlere göre incelenmesi amacıyla planlanmıştır.Çalışmada, tam örnekleme modeli kullanılmıştır. Ankara il merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı İş Okullarında 1. ve 4. sınıfa devam eden zihinsel engelli çocuğu olan toplam 151 anne örneklemi oluşturmuştur.Araştırmada veri toplamak amacıyla annelere araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan, annelere ilişkin bilgiler ve problemlerini içeren sorulardan oluşan ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?Anket Formu?, Akkök tarafından geliştirilmiş ?Özel Gereksinimli Çocuğu Olan Anne-Babaların Kaygı ve Endişe Düzeyini Ölçme Aracı (K.E.Ö.A.)? ve Kaner tarafından geliştirilmiş olan ?Aile Destek Ölçeği (ADÖ)? kullanılmıştır.Elde edilen veriler, SPSS 12.0 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. 2 gruplu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, 3 ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda Kruskall-Wallis Testi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiye Spearman Korelasyon Analizi ile bakılmıştır. Anlamlılık seviyesi olarak 0,05 ve0,01 kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, 1. sınıfta çocuğu olan annelerin kaygı seviyelerinin, 4. sınıfta çocuğu olan annelerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Her iki grupta da kaygının Ailenin Yaşamına Getirdiği Sınırlılıklar, Ömür Boyu Bakım ve Aileye Getireceği Zorluklar alt boyutlarında yüksek olduğu bulunmuştur. 4. sınıfta çocuğu olan annelerin Kişisel Ödül Eksikliği ve Fiziksel Sınırlılıklar puanlarının, 1. sınıfta çocuğu olan annelerden daha yüksek, 1. sınıfta çocuğu olan annelerin Bilişsel Bozukluk alt boyutundaki puanlarının ise 4. sınıfta çocuğu olan annelerden daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. 4. sınıfta çocuğu olan annelerin sosyal destek puanları incelendiğinde, Duygusal Destek, Bakım Desteği ve toplam Sosyal Destek puanlarının, 1. sınıfta çocuğu olan annelerden daha düşük olduğu saptanmıştır.
Ana sınıfı öğretmenlerinin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlilik algılarının belirlenmesi
Araştırmada, Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilköğretim okullarının anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlilik algılarının belirlenmesi, genel amaç olarak belirlenmiştir. Ayrıca okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlilik algılarının öğretmenlerin yaş, mezun olduğu okul ve mesleki kıdem durumlarına göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir.Araştırmanın evrenini Ankara ili merkez ilçelerinde ilköğretim okullarının bünyesindeki anasınıflarında görev yapmakta olan ana sınıfı öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin ?Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarında Öğretmen Yeterlilik Algılarını Belirleme Ölçeği?nin geçerlilik güvenirlilik çalışması için örneklem Ankara ili merkez ilçelerden Yenimahalle, Çankaya, Etimesgut, Sincan, Altındağ, Keçiören, Mamak ilçelerine bağlı okul öncesi eğitim kurumlarından rondom tekniğiyle 468 öğretmen olarak belirlenmiştir. ?Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarında Öğretmen Yeterlilik Algılarını Belirleme Ölçeği?ni oluşturmak için literatür taraması yapılarak 82 madde oluşturulmuştur. Ölçek bu haliyle 6 alan uzmanının görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri alındıktan sonra likert tipi derecelendirme ölçeğine göre uzmanların her bir maddeye verdikleri puanlar toplanmış ve çıkan değer uzman sayısına bölünmüştür. Madde puanı dördün altında olan 11 madde ölçekten çıkarılmıştır. 71 maddeden oluşan ölçeğin geçerlilik güvenirlilik çalışması yapılmıştır. Belirlenen örneklem grubuna ?Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarında Öğretmen Yeterlilik Algılarını Belirleme Ölçeği? uygulanmıştır. Ancak 400 öğretmen ölçeği doldurmuştur. Diğer öğretmenler veri kaybıdır. Ölçeğin SPSS 13.0 paket programında faktör analizi yapılmıştır. Ölçeğin geçerlik çalışmasında Screee Plot eğrisi 8 faktörlü yapıyı göstermiş ve madde yükü .50 den küçük olan maddeler atılmıştır. Açıklanam toplam varyans %65.7'dir. Ölçeğin genelinin güvenirliği için hesaplanan Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .89 olarak hesaplanmıştır. Analiz sonucunda 33 maddeden oluşan ?Ana Sınıfı Öğretmenlerinin Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarına İlişkin Yeterlilik Algılarını Belirleme Ölçeği? elde edilmiştir.Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü tarafından sekiz merkez ilçeden 65 ilköğretim okulunda uygulama izni verdiğinden dolayı; Ankara ilinde Yenimahalle, Çankaya, Keçiören, Etimesgut, Altındağ, Sincan, Gölbaşı, Mamak' merkez ilçelerindeki ilköğretim okullarının bünyelerinde çalışan 196 ana sınıfı öğretmeni, okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlilik algılarını belirlemek için, örneklem grubunu oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak ?Kişisel bilgi formu? ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Ana Sınıfı Öğretmenlerinin Okuma Yazmaya Hazırlık Çalışmalarına İlişkin Yeterlilik Algılarını Belirleme Ölçeği? kullanılmıştır. Araştırmada 173 ana sınıfı öğretmeni ölçeği doldurmuştur. Diğer öğretmenler veri kaybıdır. Araştırma bulgularının yorumlanmasında 0.05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır.Araştırmada anasınıflarında görev yapan öğretmenlerin okuma yazmaya hazırlık çalışmalarına ilişkin yeterlilik algılarında öğretmenin yaşının, mesleki kıdeminin ve mezun olduğu okul türünün anlamlı bir farklılık yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır (P>0.05). Bulgular ışığında öğretmenlere, ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Okumaya hazırlık, görsel algı, işitsel algı, dikkat, bellek.
Resimli hikaye kitaplarıyla verilen dramatik etkinlik uygulamalarının altı yaş çocuklarının bakış açısı kazanımlarına etkisinin incelenmesi
Bu araştırma, bakış açısı kazanımına yönelik resimli hikâye kitaplarıyla verilen dramatik etkinlik uygulamalarının altı yaş çocuklarının bakış açısı kazanımlarına etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, deney grubundaki 40 çocuk, kontrol grubundaki 30 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada, deney grubu çocuklarına, günlük eğitim programlarının bir parçası olarak 12 hafta boyunca, haftada üç gün, en az 20'şer dakikalık dramatik etkinlik eğitim programı uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise günlük eğitim programlarının uygulanmasına devam edilmiştir. Araştırmada veriler ?Genel Bilgi Formu? ve ?Bakış Açısı Alma Testi? ile toplanmıştır. Bu araştırmada veriler SPSS15 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Değerlendirmelerde, frekans ve yüzdesel dağılımların yanında iki gruplu karşılaştırmalar ve ön test-son test karşılaştırmaları yapılmıştır. İki gruplu karşılaştırmalarda verilerin normal dağılmamasından dolayı Mann-Whitney U testi, ön test-son test karşılaştırmalarında ise Wilcoxen İşaret testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, dramatik etkinlik eğitim programlarının uygulandığı deney grubundaki çocukların bakış açısı kazanımlarında, Bakış Açısı Alma Testi ile tüm alt faktörlerinde anlamlı bir farklılığın olduğu belirlenmiştir (p<0,05). İstatistiksel işlemler sonucunda elde edilen bulgulara göre resimli hikâye kitaplarıyla verilen dramatik etkinlik eğitim programının çocukların bakış açısı alma becerisini olumlu yönde etkilediği ortaya çıkmıştır. Grupların başlangıçta bakış açısı alma testine ilişkin ön test puanları aynı düzeyde olduklarını gösterirken uygulama sonrasında deney ve kontrol grubunun puanlarının farklılaştığı görülmektedir. Araştırma sonucunda; resimli hikâye kitaplarıyla verilen dramatik etkinlik eğitim programlarının çocukların bakış açısı alma becerisi kazanmalarını olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Dramatik Etkinlik, Resimli Hikâye Kitapları, Bakış Açısı, Okul Öncesi Eğitim.
Farklı okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin mesleki doyumlarının ve tutumlarının incelenmesi
Bu araştırma, farklı okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin mesleki doyumlarının ve tutumlarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, ilköğretime bağlı anasınıfında, bağımsız anaokulunda ve özel anaokulunda çalışan 300 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veriler ?Kişisel Bilgi Formu?, ? Okul Öncesi Öğretmen Tutum Ölçeği? ve ?Mesleki Doyum Ölçeği? ile toplanmıştır. Bu araştırmada veriler SPSS 12 paket programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler normal dağılım göstermediği için, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda Kruskall-Wallis H testi ile, iki gruplu karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi ile karşılaştırılmıştır. Bunun yanında değişkenler arasındaki ilişkiler ise Korelasyon analizi ile test edilmiştir. Anlamlılık seviyesi olarak 0,05 kullanılmıştır.Araştırma sonucunda, mesleki doyum ölçeği alt boyutları ile kurum türü, öğrenim durumu, yaş, mesleki kıdem, öğretmenlerin okuldaki çalışma süresi, okuldaki çocuk sayısı ve çocukların yaşı açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Kurum türü açısından özel anaokulunda çalışan öğretmenlerin mesleki doyumlarının daha yüksek olduğu, aynı zamanda 18-25 yaş arasında olan ve 1-10 yıl mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin mesleki doyumlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir.Öğretmen Tutum Ölçeği alt boyutları ile kurum türü, kıdem, sahip olunan çocuk sayısı, kurumdaki çocukların yaşı, kurumdaki çocuk sayısı, öğretmenlerin kurumdaki çalışma süresi değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu saptanmıştır. Özel anaokulunda çalışan öğretmenlerin demokratik tutum puanlarının daha yüksek olduğu ve 1-10 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin de demokratik tutum puanlarının yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğunluğunun demokratik öğretmen tutumuna sahip olduğu belirlenmiştir.Mesleki doyum ölçeği ve öğretmen tutum ölçeği alt boyutları arasındaki ilişkiye bakıldığında kurum türü, öğrenim durumu, yaş ve kıdem değişkenleri açısından olumlu bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ortaya çıkan sonuçlara göre öğretmenlerin mesleki doyum puanları arttıkça demokratik tutum puanlarının da olumlu yönde arttığı saptanmıştır.
Yönetici öğretmen aile iletişim ve işbirliği aracı geçerlilik güvenirlilik çalışması ve okul öncesi eğitim kurumlarındaki yönetici, öğretmenler ile aileler arasındaki iletişim ve işbirliğinin yönetici öğretmen aile bakış açısına göre incelenmesi
Bu araştırma, ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı?nın geçerlilik güvenirlilik çalışmasını yapmak ve okul öncesi eğitim kurumlarındaki yönetici, öğretmenler ile aileler arasındaki iletişim ve işbirliğinin, okul öncesi eğitim kurumlarında görev alan yöneticiler, öğretmenler ve çocuğu okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden ailelerin bakış açısına göre incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın evrenini Ankara'nın merkez ilçelerinde alt ve üst sosyo- ekonomik düzeyde bulunan ilköğretime bağlı anasınıflarında görev alan yöneticiler, anasınıfı öğretmenleri ve bu kurumlarda çocuğu anasınıfına devam eden aileler oluşturmuştur.Araştırmanın örneklemini, görülme sıklığı, duyarlılık ve kitle büyüklüğü dikkate alınarak Basit Rastgele Örnekleme varsayımı altında; 69 yönetici, 240 anasınıfı öğretmeni ve 1200 aile oluşturmuştur. Ayrıca her anasınıfı öğretmeni 5 aileye ilişkin form doldurduğu için öğretmen form sayısı da 1200 olarak gerçekleşmiştir.Araştırmada veri toplama aracı olarak; demografik bilgilere ait soruların yer aldığı ?Yönetici Kişisel Bilgi Formu?, ?Öğretmen Kişisel Bilgi Formu?, ?Aile Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır. Değişkenlere bağlı olarak karşılaştırma yapmak amacıyla, ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim ve İşbirliği Aracı (Yönetici Formu)?, ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim ve İşbirliği Aracı (Öğretmen Formu)?, ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim ve İşbirliği Aracı (Aile Formu)? olmak üzere araştırmacı tarafından geliştirilen 3 ayrı form kullanılmıştır.?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı?nın uygulanmasıyla elde edilen veriler kullanılarak geçerlilik ve güvenirlilik analizleri ve değişkenlere bağlı karşılaştırmalar yapılmıştır.?Kişisel Bilgi Formlarındaki? bilgilerin frekans ve yüzdesel gösterimleri tablolar halinde verilmiştir.Araçların geçerlik-güvenirlik testleri olarak ?Faktör Analizi? ve ?Cronbach Alpha? katsayıları hesaplanmıştır. Elde edilen puanların iki gruplu karşılaştırmalarında normal dağılması durumunda parametric testlerden ?Student t? testi , normal dağılmaması durumunda ise ?Mann-Whitney U? testi kullanılmıştır.Üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda, puanların normal dağılması durumunda parametric testlerden ?Anova? testi, normal dağılmaması durumunda ise? Kruskall-Wallis? testi kullanılmıştır.Uygulanan testlerin değerlendirilmesinde anlamlılık derecesi olarak 0.05 alınmıştır.Araştırma sonucunda;12 maddeden oluşan ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı (Yönetici Formu)? faktör yük değerlerinin tek faktör üzerinde toplandığı ve maddelerin faktör yük değerlerinin 0,257 ve üzerinde olduğu görülmektedir. İç tutarlılık Kuder Richardson 20 nin genişletilmiş hali olan Cronbach Alfa formülü ile 0,892 hesaplanması ile güçlü bir iç tutarlılığı olduğu saptanmıştır. 56 maddeden oluşan ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı (Öğretmen Formu)? nun güvenirlik katsayısı 0,982 olarak hesaplanmıştır. 62 maddeden oluşan ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı (Aile -Öğretmen Formu)? nun güvenirlik katsayısı 0,982 olarak hesaplanmıştır. 13 maddeden oluşan ?Yönetici Öğretmen Aile İletişim Ve İşbirliği Aracı (Aile ?Yönetici Formu)? maddelerinin faktör yük değerlerinin 0,610 ve üzerinde olduğu, iç tutarlılık Kuder Richardson 20 nin genişletilmiş hali olan Cronbach Alfa formülü ile 0,948 hesaplanmış olup güçlü bir iç tutarlılığı olduğu saptanmıştır.Yöneticilerin aileler ile olan ilişkilerine bakış açılarının; yaş gruplarına göre istatistiksel olarak anlamlı farklılığın (p<0.05) olduğu, öğrenim durumları ve okul öncesi eğitim kurumunun bulunduğu bölgenin SED ` ine göre istatistiksel olarak anlamlı (p>0.05) farklılığın olmadığı saptanmıştır.Öğretmenlerin aileler ile olan ilişkilerine bakış açılarının; yaş gruplarına, öğrenim durumlarına, mesleki kıdemlerine, anne baba eğitimi ile ilgili ders alma durumlarına, okul öncesi eğitim kurumunun bulunduğu bölgenin SED ` ine göre istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) farklılığın olduğu saptanmıştır.Ailelerin öğretmenlerle olan ilişkilerine bakış açılarının; çalışma durumlarına, mesleklerine, ?Okul aile işbirliği? çalışmalarından memnun olma durumlarına , ?Aile katılımı? çalışmalarından memnun olma durumlarına, okul öncesi eğitim kurumunun bulunduğu bölgenin SED ` ine göre istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) farklılığın olduğu, yaşları ve öğrenim durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı (p>0.05) farklılığın olmadığı saptanmıştır.Ailelerin yöneticilerle olan ilişkilerine bakış açılarının; öğrenim durumlarına, çalışma durumlarına, mesleklerine, ?Okul aile işbirliği? çalışmalarından memnun olma durumlarına, ?Aile katılımı? çalışmalarından memnun olma durumlarına, okul öncesi eğitim kurumunun bulunduğu bölgenin SED ` ine göre istatistiksel olarak anlamlı (p<0.05) farklılığın olduğu, yaşlarına göre istatistiksel olarak anlamlı (p>0.05) farklılığın olmadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler : Okul Öncesi Eğitim, İletişim, İşbirliği, Aile Katılımı
Üniveriste öğrencilerinin portfolyoya dayalı değerlendirmenin üniversite öğrencilerinin akademik başarılarına ve bişilsel yaşam becerilerine etkisi
Son yıllarda eğitim alanında öğrencinin öğrenme sürecinde bireysel ve grup olarak göstermiş olduğu performansını değerlendirmede, alternatif değerlendirme teknikleri kullanılmaya başlanmıştır. Bu çalışma, ülkemizde oldukça yeni bir öğretim ve değerlendirme yöntemi olan portfolyoya dayalı değerlendirmenin Okulöncesi Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerine tanıtılması ve Öğretimde Planlama-Değerlendirme dersinde uygulanması, üniversite öğrencilerinin akademik başarılarına ve bilişsel yaşam becerilerine etkisini incelemek amacı ile yapılmıştır.Araştırmada, karışık desenin özel bir uygulaması olan öntest-sontest kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Desenin birinci faktörünü işlem grupları ( deney ve kontrol ), ikinci faktörünü ise, tekrarlı ölçümler (öntest, sontest) oluşturmuştur.Araştırmanın çalışma grubu, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Okulöncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı ?Öğretimde Planlama ve Değerlendirme? dersi II. sınıf öğrencilerinden portfolyo eğitimi alanlar deney grubu 25, klasik eğitim alanlar 27 kontrol grubu olmak üzere toplam 52 öğrenciden oluşmuştur.Araştırmanın verileri nicel ve nitel veri toplama araçları kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçlarının geliştirilmesinde madde analizi ve güvenirlik testi kullanılmıştır. Araştırmanın iki bağımlı değişkeni vardır. Birincisi genel akademik başarı, ikincisi problem çözme, yazma ve konuşma becerilerinden oluşan bilişsel yaşam becerileridir. Akademik beceriler için 5 seçenekli çoktan seçmeli test uygulanmıştır. Bilişsel yaşam becerileri ise, verilen iki problem durumuna getirilebilecek çözüm-önerilerinin yazıldığı metinler ve sunu üzerinden dereceli puanlama anahtarları (Analitik ve Bütünsel Rubrik) kullanılmıştır. Öğrencilerin sonuca ve sürece ilişkin değerlendirmelerini almak amacıyla Öz Değerlendirme Formu uygulanmıştır.Çalışmadan elde edilen nicel veriler, iki faktörlü ANOVA ve ilişkisiz örneklemler için t-testi kullanılarak test edilmiştir. Portfolyo Öz Değerlendirme'ye ilişkin veriler frekans ve yüzde, Bütünsel Puanlama Anahtarından elde edilen veriler için frekans ve yüzde ile aritmetik ortalama kullanılmıştır.Sonuçlar, portfolyoya dayalı değerlendirme sürecinin öğrencilerin akademik başarılarını artırmada anlamlı bir etkiye sahip olduğunu, portfolyoya dayalı değerlendirmenin öğrencilerin anılan bilişsel yaşam becerilerini artırmada klasik yönteme göre daha etkili olduğunu göstermektedir. Öz değerlendirme sonuçları da deney grubundaki öğrencilerin kendilerini mükemmele yakın düzeyde başarılı bulduklarını göstermektedir.Anahtar kelimeler: Portfolyoya Dayalı Değerlendirme, Öğretimde Planlama ve Değerlendirme, Üniversite Öğrencileri, Akademik Başarı, Bilişsel Yaşam Becerileri, Dereceli Puanlama Anahtarı (Rubrik), Öz Değerlendirme.
Ergenlerde arkadaşlık ilişkisi ile mizah duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Ergenlerde arkadaşlık ilişkileri ile mizah duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi.Bu araştırma, 14 yaş ergenlerin arkadaşlık ilişkisi ile mizah duygusu arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın örneklemini, Bolu il sınırları içerisinde il merkezi, ilçe ve köyde ilköğretim sekizinci sınıfta okuyan 14 yaş grubundaki 351 ergen oluşturmaktadır.Çalışmada, ergenlerin arkadaşlık ilişkisini ölçmek amacıyla Kaner (2002) tarafından geliştirilen ?Arkadaşlık İlişkisi Ölçeği?, mizah duygusunu ölçmek amacıyla Oral (2004) tarafından geliştirilen ?Ergenlerde Mizah Ölçeği? kullanılmıştır. Bu ölçeklere ek olarak, ergenlerin demografik bilgilerini elde edebilmek için araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırmaya katılan ergenlerin arkadaşlık ilişkisi ile mizah duygusu arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Ergenlerin cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası ve yerleşim birimi değişkenlerine göre arkadaşlık ilişkisinde anlamlı bir farklılık gözlenmemiş, aynı zamanda cinsiyet, kardeş sayısı, doğum sırası ve yerleşim birimine göre mizah duygusunda anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Bununla birlikte, yerleşim birimine göre arkadaşlık ilişkisi ve mizah duygusu arasındaki ilişki incelendiğinde ilde ve ilçede yaşayan ergenlerde mizah duygusu ile arkadaşlık ilişkisi arasında anlamlı bir ilişki görülmüştür. Köyde yaşayan ergenlerde ise mizah duygusu ile arkadaşlık ilişkisi arasında anlamlı bir ilişki gözlenmemiştir.Arkadaşlık ilişkisinin sadakat, bağlılık, güven ve özdeşim, kendini açma alt ölçekleri ile mizah duygusu arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir.
7-18 yaş çocuk kanser hastaları için yaşam kalitesi değerlendirme ölçeğinin geliştirilmesi
?7-18 Yaş Gurubu Çocuk Kanser Hastaları İçin Yaşam Kalitesini Değerlendirme Ölçeği? nin geliştirilmesi, geçerlik ve güvenirlik çalışması.Bu araştırma hastalığa özgü olarak çocuk kanser hastalarının yaşam kalitesini değerlendirebilmek için ?7-18 Yaş Grubu Çocuk Kanser Hastaları İçin Yaşam Kalitesini Değerlendirme Ölçeğinin? geliştirilmesi, geçerliği ve güvenirliğinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırmanın verileri Ankara, Gazi, Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Pediatrik Onkoloji- Hematoloji Kliniklerinde kanser tanısıyla izlenen 101 çocuktan elde edilmiştir.Öncelikle literatür taraması yapılarak yaşam kalitesi ölçeklerinin ve hastalığa özgü yaşam kalitesi ölçeklerinin nitelikleri belirlenmiştir. Belirlenen nitelikler doğrultusunda hazırlanan ve 41 maddeden oluşan Çocuk Kanser Hastaları için Yaşam Kalitesi Ölçeği çocuk ve ebeveyn olmak üzere iki formu içermektedir.Sonra, Ölçeğin kapsam geçerliği için uzman görüşü alınmıştır.Oluşturulan taslak ölçek Ağustos-Aralık 2007 tarihleri arasında Ankara il merkezinde hizmet veren Ankara, Gazi Hacettepe Üniversite Hastaneleri Hematoloji - Onkoloji Kliniklerinde en az 1 aydır yatarak tedavi gören kanser hastası 101 çocuk ve ebeveynine uygulanmıştır.Ölçeğin yapı geçerliliği için faktör yapısının incelenmesinde Temel Bileşenler Analizi uygulanmış, analiz sonuçları başlangıçta oluşturulan faktörlerle uyuşmaması ve faktör sayısının 13 olması nedeniyle temel bileşenler analizinden vazgeçilmiştir. Örneklem kısıtlılığından dolayı faktör analizi da uygulanamamış olup ölçeğin tek faktörlü yapıda kullanılmasına karar verilmiştir.Ölçeğin güvenirlik çalışmaları kapsamında test tekrar test analizi için Bağımlı Gruplarda t Testi uygulanmış olup ölçeğin zamana göre değişmediği, bireyde kalıcı özellikleri ölçtüğü bulunmuştur. (Çocuk t=0,73, p=0,465; Ebeveyn t=0,89, p=0,373) Ölçeğin değişmezlik katsayısı Çocuk r=0,980; Ebeveyn r= 0,982 olarak belirlenmiştir.Madde toplam puan analizi madde toplam puan korelasyonları ve Pearson Momentler çarpımı Korelasyonları ile hesaplanmıştır. Madde analizi sonrasında Çocuk Taslak Ölçeği 33, Anne Taslak Ölçeği 32 maddeye düşürülmüştür. Çocuk Taslak Ölçeği İle Anne Taslak Ölçeği arasında anlamlı ve doğrusal bir korelasyon bulunmuştur( r= .736).Ölçeğin iç tutarlılık analizi için Cronbach alfa Katsayısına bakılmıştır.Çocuk Taslak Ölçeğinin Cronbach Alfa Değeri,881, Çocuk Taslak Ölçeğinin Cronbach Alfa Değeri ,860 bulunmuştur.Bu sonuç taslak ölçeği oluşturan maddelerin birbiriyle homojen, tutarlı olduklarını göstermektedir.Sonuç olarak ÇKHYKÖ'nün 7-18 yaş grubunda olan çocuk kanser hastaları için güvenirliği yüksek bir araç olup çocuk kanser hastalarının yaşam kalitesini değerlendirmede ve çocukları tanımada kullanılabilir.Anahtar Kelimeler: Yaşam kalitesi, çocuk, kanser, geçerlik, güvenirlik, ölçek geliştirme.