Atatürk University
Institute

Institute of Graduate Studies in Social Sciences

Atatürk University

305

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Tez
Master'sOpen AccessTR

İzmir Çeşme (Merkez) ve Alaçatı'daki Osmanlı Dönemi mezar taşları

Çeşme Musalla Mahallesi Merkez Mezarlık, Çeşme Hacı Mehmet Ağa Cami Haziresi ve Alaçatı Memiş Ağa Cami Haziresi'ndeki Osmanlı dönemi mezar taşları tezimizin konusunu oluşturmaktadır. 18.- 19. ve 20 yüzyılın ilk yarısına ait Osmanlı dönemi mezar taşları, Çeşme'nin tarihi açısından da tarihi öneme sahip birer kaynak teşkil etmektedir. Batı Anadolu mezar taşlarıyla ortak özelliklere sahip mezar taşları, dönemin başlıkları, form ve süslemeleriyle de dikkat çeker. Tarihi açıdan büyük önem taşıyan ve çok fazla bilinmeyen bu mezar taşları, mezarlıklardaki yerlerinde kendi sonlarını beklemektedir. Tez çalışmamızda toplamda 205 mezar taşı değerlendirmeye alınmıştır. Mezar taşlarının en erken tarihlisi 1716M, en geç tarihlisi Cumhuriyet dönemine ait 1930 tarihli mezar taşıdır. İncelenen mezar taşlarında 108'i erkek mezar taşıdır. Erkek mezar taşlarından 95'i başlıklı olup diğer 13 mezar taşının başlıkları kırık ve bulunmamaktadır. Kadın mezar taşlarından 79'u sağlam olup 5'inin başlıkları kırık durumdadır. Baş taşları bulunmayan 13 adet ayak taşları tek başlarına değerlendirilmiştir. Tez çalışmamızda mezar taşlarını; teknik ve malzeme, mezar tipi, mezar taşı tipi, başlık tipolojisi, süsleme özellikleri ve mezar taşı yazıları olarak altı ana başlık altında inceleyip değerlendirdik. Süslemelerde kullanılan motifler, naturalist ve Barok üslubun etkisi altında kadın mezar taşlarını süslediği kadar erkek mezar taşlarını da süslediği görülmektedir. Süslemelerde en çok bitkisel motifler kullanılmıştır. Bunun yanında nesneli motifler, geometrik motifler, mimari bezemeli motifler kullanılmıştır. Kitabeler Sülüs, Celi Süslüs, Ta'lik, Celi Ta'lik, Nesih ve Rık'a hatla yazılmıştır. Süslemeleri ve kitabeleriyle sanat tarihi açısından büyük değer taşıyan mezar taşları, tarih boyunca Türk toplumunda ölüme ve ölen şahısa verilen değerin somut örnekleridir. Çeşme mezar taşlarında da son dönem bu kültürel uzantının örneklerini görmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Çeşme, Alaçatı, Mezar taşı, Süsleme, Kitabe.

Mezar kitabeleriMezar taşlarıOsmanlı Dönemi+6
Bircan Uluer
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
10
DoctorateOpen AccessTR

Yeni socius kavramsallaştırmaları

Bu çalışmanın amacı, sosyolojinin inceleme nesnesi olarak kabul edilen modern toplumun, ekonomik ve siyasal kurumsal ve bilimsel alanlarla iç içeliğini göstermek ve bu durumun socius'un norm üretici etik bağlamını göz ardı ettiğini, sosyologların ve filozofların 'toplum' kavramsallaştırmalarından hareketle tarihsel seyri içinde ortaya koymaktır. Socius'un içinden doğan diğer tüm insansal oluşumlar (yapıntılar) gibi ekonomi ve siyaset kurumlarının da birer socius formu olduğunu göstererek, sosyal olanı ve dolayısıyla sosyolojinin şimdiye kadar göz ardı edilen inceleme nesnesini, açıkça ortaya koymayı amaçlamaktadır. Sosyolojinin etimolojik kökeninden hareketle inşa edilen sosyoloji biliminin (socius-logos), modern toplumlarla sınırlandırılması, günümüzdeki kimi socius biçimlerini tarihin dışında göstermektedir. Aynı zamanda sosyolojinin post veya küresel gibi kavramsallaştırmalarla aşılma girişimleri modern toplumun sonunu savlaması dolayısıyla sosyolojinin kendisini yok edici niteliktedir. Sosyolojinin socius üzerine üretilen sözler olarak genişletilmesi geleneksel, modern, postmodern ve küresel toplumları hatta sivil ve siyasal toplumları da kapsayan bir birlik formu olarak gösterilmek suretiyle başarılı sayılabilecektir. Ayrıca socius formu, sosyolojinin hem inceleme nesnesinin kapsam ve derinliğini sergileyebilecek hem de bu alanları sosyal teoriye konu kılabildiği için antropolojik, siyasal ve ekonomik alanların dışında sosyal olana özgün olarak kavramsallaştırabilecektir. Yine bunlarla beraber socius üzerine söylenen sözlerin-logosun, epistemolojik zenginliğinin gösterilmesi ile pozitivist yaklaşımların sosyolojiyi kısıtlayan doğası aşılabilecektir. Çalışmanın ilk bölümünde socius ile ilgili kavramsal ve kuramsal çerçeve belirlenmiştir. Sonraki bölümlerde Antikçağ Yunan'dan başlayarak günümüz postmodern toplum kuramsallaştırmalarına kadar toplum üzerine fikir üretmiş düşünürlerin socius imgelerine ulaşılmıştır.

KavramsallaştırmaSosyal düşünceSosyalleşme+4
Arif Kala
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Felsefe ve Kur'an açısından düşünme

Din ve felsefe karşılıklı ilişki ve etkileşim içindedir. Evreni ve kendini anlama ve anlamlandırma ihtiyacı içinde olan biri düşünmek ve gerçeğe ulaşmak için çaba göstermek zorundadır. İşte din, tam bu ihtiyaç içerisinde kıvranan insana rehberlik etmek, doğru düşünme yollarını göstermek, düşünmesini ve aklını doğru kullanmasını engelleyen durumları ve yaşantıları görmesini sağlamak, üzerinde düşünmesi gerekenleri işaret etmek amacıyla yüksek bilinç sahibi Tanrı'nın elçileriyle insanlara sunduğu yoldur. Genel anlamda kutsal kitapları özel anlam da ise Kur'an'ı okumak Tanrı'nın buyruklarını öğrenmek amacıyla gerekli olduğu gibi varoluşumuzu anlamlandırmak için de temel kaynamağımızdır. Felsefw tarihinin ünlü düşünürlerinin düşünme tanınlarından ve yöntemlerinden yola çıkarak ele aldığımız bu çalışmanın amacı Kur'an'ın üzerinde durduğu 'düşünme' eyleminin anlamını ayetleri felsefi bir bakışla irdeleyerek tespit etmektir. Araştırmanın birinci bölümünde Kur'an'ın ne olduğu yine Kur'an'dan ayetlerle açıklanmış, ikinci bölümünde düşünmenin batı felsefesinde ve İslam felsefesinde yer alan tanımları sunulmuş üçüncü bölümde ise bu tanımlarla Kur'an ayetleri ilişkilendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise yaratıcının Kur'an'sda belirttiği anlamda düşünemiyor oluşumuzun düşünmeyi bilmeyişimizden kaynaklandığı belirtilmiştir.

DüşünmeFelsefeKur'an-ı Kerim+2
Sezen Subaşı Yuca
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Finansal risk yönetiminin firma değeri üzerine etkileri: BİST sınai ve alt sektörlerinde bir uygulama

Firmaların maruz kaldıkları finansal risklerin olumsuz etkilerinin azaltılması, firma karlılığının ve firmanın rekabet gücünün artırılmasına ne kadar katkı yaptığının tespit edilmesi finansal literatürde önemini koruyan konular arasındadır. Finansal riskleri iyi yönetebilen firmaların firma değerlerinin daha yüksek olacağı beklenmektedir. Finansal riskleri yönetmenin firmalara bir maliyeti olmasına rağmen bu riskleri yönetmenin firma değeri üzerinde sağlayacağı önemli katkıdan dolayı firmalar bu maliyetlere katlanmaktadırlar. Firmalar için finansal riskleri yönetmenin ilk aşaması, firmaların faaliyet gösterdiği sektöre, ekonomik konjonktüre göre maruz kaldıkları finansal risklerin belirlenmesidir. Firmaların maruz kaldıkları risklerin doğru bir şekilde belirlenebilmesi için firmaların kapsamlı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Buna rağmen, detaylı incelemeler için muhasebe kayıtlarının yeterince kapsamlı olmaması finansal analizlerde zorluklar yaşanmasına ve firmaların maruz kaldıkları risklerin yanlış belirlenmesine neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, firmaların üstlendikleri finansal risklerin yönetilmesinin firma değeri üzerinde anlamlı bir etkisinin olup olmadığı noktasında daha sonra yapılacak çalışmalara yol göstermektir. Bu amaç doğrultusunda sekiz farklı sektöre uygulanan finansal analizler sonucunda firmaların taşıdığı risklerin sektörel olarak, firma değeri üzerindeki etkilerinin farklılık gösterip göstermediği araştırılmıştır. Sekiz farklı sektör için uygulanan panel veri modellerinin, BIST Metal Ana sektörü hariç diğer tüm sektörlerde anlamlı olduğu gözlemlenmiştir. BIST Sınai, BIST Gıda, içecek, BIST Kimya, petrol, plastik, BIST Orman, kağıt basım ve BIST Taş, toprak sektörleri için sermaye riski ve BIST Metal eşya, makina, BIST Orman, kağıt basım ve BIST Taş, toprak sektörleri için piyasa riski ile firma değeri arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, BIST Kimya, petrol, plastik, BIST Metal eşya, makina ve BIST Orman, kağıt basım sektörleri için likidite riski ile firma değeri arasında negatif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: finansal risk, firma değer, firma getirisi

Borsa İstanbulEndüstri sektörüFinansal risk+5
Ömer Binici
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Faaliyete dayalı bütçelemeye yönelik faaliyete dayalı maliyetleme ve bir üretim işletmesinde uygulama

Günümüzde hızla değişen iş kurallarında işletmelerin nadir kaynakları daha etkin şekilde kullanmak için uygun makinelere sahip olmaları gerekmektedir. İşletmeler bu makinalarla, yalnızca kaynakları etkin şekilde dağıtmayı değil, ideal bir yönetim anlayışının geliştirilmesini ve desteklenmesini de hedeflemelidirler. Ancak geleneksel işletme bütçelerinin günümüz koşullarında kendilerinden beklenen faydaları sağlayamadığı ve ihtiyaçlara cevap vermediği ifade edilmektedir. Bu noktada günümüz bütçe yönetim uygulamalarında mevcut olan anlayış, bütçelerin yönetim aracı olarak kullanılmasında yetersiz kalmaktadır. Zira geleneksel bütçeler, genellikle önceden belirlenen finansal sonuçlara ulaşmak için faaliyetlerin yürütülmesine odaklanan bir araç konumundadır. Geleneksel bütçelerin dezavantajlarını ortadan kaldırmak amacıyla ortaya konulan faaliyet dayalı bütçeleme yaklaşımı, herhangi bir faaliyet dönemine ilişkin olarak istenilen çıktının elde edilebilmesi için ihtiyaç duyulan kaynakların miktarını belirleyen bir tahmin modelidir. Faaliyet dayalı bütçeleme yaklaşımı klasik bağlamda bütçe hazırlama sürecindeki gibi sadece finansal verilerin değerlendirilmesi ile sınırlı olmayıp, aynı zamanda operasyonel verilerin değerlendirilip, sonuçlarının analizine olanak sağlayan bir yapı sunmaktadır. Bu çalışmadaki uygulama örneği özellikle, modelin uygulama evrelerini ayrıntılı şekilde gösterdiği, kaynakların bütçelenmesinde değişken ve sabit genel üretim giderlerini ayrı olarak ele aldığı için değerli bilgiler sunmaktadır. Bu amaçla çalışmada öncelikle, faaliyet dayalı maliyetleme, faaliyet dayalı yönetim ve faaliyet dayalı bütçelemeye ilişkin literatür incelemesi yapılmıştır. Bu çerçevede, söz-konusu faaliyet dayalı maliyetleme ve faaliyet dayalı bütçelemenin yapısı, uygulama süreçleri, avantaj ve dezavantajları açıklanmıştır. Sonrasında farklı bir faaliyet dayalı bütçeleme modeli oluşturmaya yönelik kavramsal bir model ortaya konulmuş ve söz-konusu modelin işleyişi, bir üretim işletmesinin verileri esas alınmak suretiyle gösterilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma ile ortaya konulan faaliyete dayalı bütçeleme modelinin, işletme yönetiminin maliyet kontrolü ve performans değerlemesi amaçlarını gerçekleştirmede yol gösterecek etkin bir yapı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylece, işletme yöneticilerinin bütçeleme ve planlama konularına faaliyet dayalı bakış açısı kazanmaları yönünde önemli bir katkı sağlanmış olacaktır.

Aktiviteye dayalı bütçelemeAktiviteye dayalı muhasebeMaliyetleme+2
Asadolah Moradı Berenj Abad
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Zülfü Livaneli'nin "Serenad" ve Tanja Dückers'in "Hımmelskörper" adlı tarihsel romanlarında toplumsal bellek

Bu çalışmada Zülfü Livaneli'nın "Serenad" ve Tanja Dückers'in "Himmelskörper" adlı tarihsel romanları toplumsal bellek çerçevesinde incelenmiştir ve karşılaştırılmıştır. Giriş bölümünde toplumsal bellek edebiyatından bahsedilmiştir. Almanya'da İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye'de ise seksenli yıllarda ortaya çıkan toplumsal bellek edebiyatının ortaya çıkış evreleri ve nedenleri açıklanmıştır. Bu çalışma giriş, altı ana bölüm, sonuç, kaynakça ve eklerden oluşmaktadır. Birinci bölümde Erinnerungsliteratur/Toplumsal Bellek Edebiyatının özellikleri, ikinci bölümde Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi, genel çerçevede edebiyat ve tarihsel romanın genel özellikleri kuramsal çerçevede açıklanmıştır. Üçüncü bölümde "Himmelskörper" ve "Serenad" adlı tarihsel romanlarının özeti verilmiştir ve romanların yazarları ve okuyucu yorumları karşılaştırılmıştır. Dördüncü bölümde romanların ben-anlatıcı figürleri, beşinci bölümde romanlardaki gerçek ve kurmaca unsurları, altıncı bölümde romanlardaki anlatı sanatı karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise toplumsal bellek romanlarının tabulaşmış tarihi gerçekleri gündeme taşıyarak tarihi gerçeklerin yeniden değerlendirilebileceği ve bu şekilde tarihsel tabuların yıkılabilineceği yönünde bir saptamada bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Serenad, Himmelskörper, Toplumsal Bellek, Tarihsel Roman, Väterliteratur

Alman edebiyatıDückers, TanjaKarşılaştırmalı edebiyat+5
Filiz Kayalar
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Nietzsche'de ahlak, din ve felsefe eleştirisi

Bu çalışmada bir 19. yüzyıl filozofu olan Nietzsche'nin ahlaka, dine ve felsefeye yönelttiği eleştiriler ele alınmaya çalışılmıştır. Nietzsche, çağına karşı yapmış olduğu toptan bir karşı çıkış ile tanınmıştır. O; çağındaki akılcılığa, felsefe tarihinin geleneksel metafizik anlayışlarına, modern dünyanın yerleşik ahlakî değerlerine ve Hristiyanlığa yönelttiği eleştiriler ile adından söz ettirmiştir. Nietzsche'ye göre Platon'dan beri entelektüalist bir çizgide ilerleyen insanlık, salt akılcı bilgiye önem vererek yaşama sırtını çevirmiştir. Her alana yayılan ve bütün felsefe tarihinde kendini hissettiren akılcılık, insanlığın tek yönlü beslenmesine, tek taraflı ilerlemesine sebep olduğu için Nietzsche'ye göre insanlık, yakalandığı bu amansız entelektüalizm hastalığından kurtulmalıdır. Çünkü insanlık, salt doğruluk peşinde koşarken göçüp gitmektedir. Onun için durmadan değişen bir evrende salt doğruluk diye bir şey olamaz. Bu çerçevede Nietzsche'ye düşen, aşkın bir dünyaya ait hakikatler ile uğraşmaktan ziyade yaşanan dünyanın gerçeklerini ön plana çıkarmaktır. "Yaşam nedir, yaşamın anlamı nedir?" diye sorulduğunda ise Nietzsche, yaşamı güç istenci olarak tanımlamaktadır. Nietzsche için canlı olanın, yaşayanın bulunduğu her yerde güçlü olmaya yönelmiş bir istek vardır. İnsanın asıl istediği de daha güçlü olma arzusudur. İnsanı insan yapan da bu güç istencidir. Yaşamı güç istenci olarak tanımlayan Nietzsche'ye göre zamanın ahlakı ve Hristiyanlığın değerleri güç istencinin önünde bir engeldir. Nietzsche için amaç yaşamaksa bu yaşam güç istenci ile değerler yaratmak ve bu yaratılan değerlere göre yaşamak olmalıdır. Oysa Hristiyan geleneği ve Batı insanının değerleri, insanların zayıflıklarını ön plana çıkararak, acıma duygusunun hâkim olduğu bir anlayışı savunmaktaydı. Böyle bir yaşam acıyı değerli görür, bedeni küçümser, eşitliği savunur, başarıya karşı çile çekmeyi ister. Buna karşın Nietzsche güç istemi ile harekete geçen üstinsanı, yani çağının her türlü kokuşmuş değerlerinin karşısında duran ve çağında geçerli olan iyi ve kötünün ötesine geçebilmeyi başaran, kendisini aşan ve yeni değerler yaratan insanı, kucaklar.

AhlakAhlak felsefesiDin felsefesi+3
Zeynep Kantarcı Bingöl
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kur'an'a göre edep

Kur'an, insanlara, dünya ve ahiret mutluluğuna erişebilmeleri için yol gösteren ve birbirleriyle olan ilişkilerinde müslümanların uymaları gereken esasları belirten ilahi bir kitaptır. Kur'an'ı Kerim, beşeri ilişkilerin gerekli kıldığı tüm ahlak esaslarını, kendi tabiriyle: "yaş ve kuru, her şeyi" içerdiğini bildirmektedir. Sosyal bir varlık ve mükellef olan insanın, Allah'a, peygamberlere, mukaddesata, diğer bütün mahlûkata karşı takınması gereken ahlaki ilkeler, yerine getirmesi gereken sorumluluklar açıkça bildirilmiştir. Baştan sona ahlak dini olan İslamiyette, önemli bir yer teşkil eden "edep" kavramını hem etimolojik ve ıstılahi açıdan, hem de Kur'an'da nasıl bir karşılığı olduğunu belirlemek açısından izah etmeye çalıştık.

AhlakAhlaki değerlerKur'an-ı Kerim+4
Mahmut Sami Delen
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Aristoteles ve Kınalızâde Ali'nin ahlak anlayışlarının karşılaştırılması

Bu çalışma, Aristoteles ve Kınalızâde Ali'nin ahlak anlayışları çerçevesinde, ortak ahlaki değerler etrafında yaşayabilme imkânını ve Aristoteles'in İslam ahlak felsefesi üzerindeki etkisinin boyutlarını ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda Aristoteles ve Kınalızâde'nin görüşleri şu üç başlık altında incelenmeye çalışılmıştır: (i) Ferdî ahlak. (ii) Aile ahlakı. (iii) Devlet ahlakı/Siyaset felsefesi. Bu başlıkların, içeriğini oluşturduğu tezimiz üç bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümde Aristoteles'in, ikinci bölümde Kınalızâde'nin görüşleri, bu başlıklar çerçevesinde ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise her iki filozofun görüşleri özellikle Aristoteles etkisinin hissedildiği başlıklar altında karşılaştırılmıştır. Yapılan değerlendirmeler sonunda, her iki filozofun da çok farklı bir zaman diliminde yaşamış olmaları ve aralarında dinî-kültürel büyük farklılıklar olmasına rağmen birçok konuda benzer görüşlere sahip oldukları görülmüştür. Bu benzerliğin sadece Aristoteles etkisi olarak değil, ortak bir takım ahlaki değerlere ulaşılabileceği şeklinde açıklanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahlak, Aristoteles, Kınalızâde Ali, Adalet, Aile, Devlet, Siyaset.

AhlakAhlak felsefesiAristoteles+3
Süleyman Taşkın
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Nietzsche'nin Platon eleştirisi

Platon ve Nietzsche'nin felsefe tarihindeki yeri ve önemini belirlemeyi, Nietzsche'nin Platon Eleştirisi'nin hangi alanlarda ve ne yönde olduğunu detaylı bir şekilde ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmamızda, ana hatlarıyla Platon ve Nietzsche felsefelerinin temel kavramları tanıtılmış, Nietzsche'nin genel olarak Platoncu felsefeye, özel olarak da Platon'a yönelik eleştirilerinden bahsedilmiştir. Nietzsche varoluşun anlamını arıyordu. Platon'a göre varoluşun amacı idealar dünyasına ulaşmaktı ve bu içgüdüleri yok sayarak sadece akıl aracılığıyla mümkün olabililirdi. Platon'un aksine Nietzsche, var olmanın insanın tüm içgüdüleriyle, duyularıyla birlikte diri ve özgür olması, bu dünyayı ve oluşun ebedi tekerrürünü olumlaması, yaşamın tüm yönleriyle onaylanması demek olduğunu düşünür. Ancak bu şekilde décadance halindeki insan aşılarak üstün insan'a ulaşılacaktır. Bu dünyanın dehşetine ve saçmalığına karşı varoluşa anlam kazandırmak ise sadece sanat ile mümkün olacaktır.

EleştiriFelsefeNietzsche, Friedrich Wilhem+1
Ebru Öner
Atatürk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00