
11
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yiyecek içecek işletmelerinde uyku yoksunluğunun çalışanların iş memnuniyetine ve işe bağlılığına etkisi
Bu araştırma yiyecek içecek işletmesinde çalışanların uyku yoksunluğunu ve uyku kalitesini ölçmek, günlük uyku sürelerini incelemek, uyku eksikliğine bağlı sorunları araştırmak, uyku sorunlarının performans düzeyini, iş doyumunu ve işe bağlılıklarını etkileyip etkilemediği sorularını incelemek amacıyla yapıldı. Ayrıca yaşam standartlarının uyku kalitesi üzerine ne denli etkide bulunduğu araştırıldı. Bu çalışmanın örneklemini oluşturmak için Ege bölgesinde faaliyet gösteren 30 farklı işletmede 150 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket uygulandı. Araştırmanın yürütülmesi için gerekli olan verileri toplamak amacı ile iki form kullanıldı. Birinci kısımda çalışanların bazı sosyo-demografik özellikleri ile ilgili form kullanıldı. İkinci kısımda ise Pittsburgh Uyku Kalitesi Ölçeği (Pittsburgh Sleep Quality Index /PSQI), Utrecht İşe Bağlılık Ölçeği (Utrecht Work Engagement Scale /UWES-9) ve Diener, Emmons, Larsen ve Griffin'in 1985 yılında yaşam doyumunu belirleyebilmek amacıyla geliştirdikleri "The Satisfaction With Life Scale" -Yaşam Doyumu Ölçeğinden uyarlanmış 4 soru (İşimi severek yapıyorum, ideallerime yakın bir iş hayatım var, iş koşullarım mükemmel, işimden memnunum) dan oluşturulmuş ölçek kullanılmıştır. (işi istekle yapma davranışı) Verilerin istatistiksel analizinde SPSS 25.0 programı kullanıldı. Çalışma kapsamında ilk olarak verilerin nasıl bir dağılım gösterdiği incelendi. Bunun için her bir ölçeğe ilişkin betimsel istatistiklerden ortalama, mod, medyan ve çarpıklık değerleri incelenip ve daha sonra elde edilen sonuçlar kutu grafiği ile desteklendi. Ölçeğin yapı geçerliğine ilişkin faktör analizi gerçekleştirebilmek amacıyla verilerin faktör analizine uygunluğunun test edildiği Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) analizi ile Barlett'in Küresellik Testi uygulandı. Ölçeğin yapı geçerliğini sağladığının belirlenmesinin ardından güvenirliğine ilişkin delil sunmak amacıyla Cronbach alfa katsayısı hesaplandı. Puanlar arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla t-testi uygulandı. Ayrıca yiyecek içecek işletmesi çalışanlarının uyku kalitesi ölçüldü. Çalışanların öznel uyku kalitesi ile işi istekle yapma davranışı, iş doyumları, işe bağlılıkları arasında ne düzeyde bir ilişki olduğu araştırıldı. Bununla beraber uyku yoksunluğunun ve kalitesinin, işi istekle yapma davranışı, iş doyumu ve iş bağlılığı ile olan ilişkileri bu çalışmadan yola çıkılarak daha önceki araştırmaların ışığında tartışıldı. ANAHTAR KELİMELER: Yiyecek İçecek İşletmeleri, Uyku Yoksunluğu, Uyku Kalitesi, İş Doyumu, İşe Bağlılık.
Gastronomi alanında yeni bir kavram: Gastrodiplomasi
Yiyecekler, insan hayatının devamı için gerekli olan en temel ihtiyaçlardan biridir. Fakat günümüzde sadece hayatta kalmak için tüketilen bir gereksinim olmasının yanı sıra ülkelerin diplomasisinde de önemli bir güç olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumun doğal sonucu olarak mutfaklar ülkelere, politikalarının belirlenmesi ve yön verilmesi konusunda yardımcı olmaktadır. Terim olarak ilk defa 2002 yılında Tayland'ın yiyecek ve mutfak sanatını dünyaya tanıtmak için kamu diplomasisi kampanyasının anlatıldığı "food as ambassador" adlı makalede kullanılan gastrodiplomasi uygulamaları ülkelerin mutfakları aracılığıyla uluslararası ilişkilerde kullandığı diplomatik bir silahtır. Günümüzde bu amaçla yola çıkan ülkelerin, tanıtımlarını kendilerine özgü mutfakları ile gerçekleştirme yoluna gittikleri dikkat çekmektedir. Şu ana kadar incelenen çalışmalarda gastrodiplomasi stratejisini uygulayan ülkelerin; diğer kültürlerle iyi ilişkiler kurma olasılıklarının yüksek olduğu, ülke imajlarının iyileştiği, turizm, gastronomi, ekonomi ve politika alanlarında yüksek kazanımların ortaya çıktığı gözlemlenmektedir. Bu nedenle Türkiye'nin sahip olduğu zengin mutfak ve yemek kültürünü bu kapsamda değerlendirmesinin uluslararası ilişkilerin gelişmesinde ve iyileştirilmesinde katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Konunun öneminden yola çıkarak belirlenen çalışmanın amacı; diplomasinin alt dallarından biri olan gastrodiplomasi kavramını ve önemini turizm ve gastronomi alanında gündeme getirmektir. Ayrıca uluslararası düzeyde yeni bir kavram olması nedeniyle özellikle Türkiye'de akademik alanda farkındalık yaratarak literatürde yerini almasını sağlamaktır. Bu çalışma kapsamında Tayland, Malezya, Peru, Güney Kore, Japonya Tayvan, Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Norveç, İsveç, Avustralya ve Türkiye'deki gastrodiplomasi uygulamalarına yer verilmektedir. Gastrodiplomasi kavramı, kapsamı ve dünya genelinde yapılan uygulamaları ikincil veri toplama tekniklerinden olan literatür taraması yapılarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taraması sonucunda sektöre ve akademiye çeşitli önerilerde bulunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Gastronomi, Diplomasi, Gastrodiplomasi
Türkiye'deki coğrafi işaretli gastronomik ürünlerin içerik analizi kapsamında incelenmesi
Coğrafi işaret, belirli bir niteliği veya ünü nedeniyle kökeni bulunduğu coğrafi alanla özdeşleşmiş ürünleri gösteren işarettir. Başka bir deyişle coğrafi işaret, bir ürünün üretildiği bölgenin kültürel, geleneksel ve beşerî kaynaklarının karakteristik özelliklerini yansıtan semboller olarak da tanımlanabilir. Çalışmanın amacı, Türkiye'de Şubat 2025 tarihine kadar tescil edilen coğrafi işaretli gastronomik ürünleri detaylı bir şekilde analiz ederek, bu ürünlerin belirli temalar çerçevesinde nasıl dağıldığını ortaya koymaktır. Araştırmada, Türk Patent ve Marka Kurumu verileri, yerel kalkınma ajansları, belediyeler ve ticaret odaları tarafından yayımlanan raporlarda 1697 coğrafi işaretli ürün incelenmiş ve araştırma konusu kapsamına giren 1385 ürün coğrafi işaretli ürün üzerinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi tekniği uygulanmıştır. Analizler MAXQUDA 24 programı ile yapılmıştır. Analiz sonucunda, coğrafi işaretli gastronomik ürünler içerisinde en fazla tescil alan kategoriler; çorbalar ve yemekler, işlenmiş/işlenmemiş meyve, sebzeler ile mantarlar ve fırıncılık, pastacılık mamulleri olarak öne çıkmıştır. Ayrıca çalışmada, coğrafi işaretli fırıncılık ve hamur işlerinde en yaygın pişirme yöntemi olarak taş fırın kullanıldığı, ayrıca tandır ve sac gibi geleneksel pişirme tekniklerinin de hala tercih edildiği tespit edilmiştir. Coğrafi işaretli böreklerde en sık kullanılan ana malzeme %31 ile dana kıyma olup, bu durum kırmızı etin Türk mutfağındaki önemli yerini göstermektedir. Ayrıca, coğrafi işaretli tatlılarda en yaygın ana malzeme %24 ile ceviz içi olup, tahin, inek sütü ve üzüm pekmezi gibi malzemeler tatlı çeşitliliğine önemli katkılar sağlamaktadır. Coğrafi işaretli peynirlerde ise en yaygın kullanılan ana malzeme inek sütü olup, koyun, keçi ve manda sütü de bölgesel çeşitlilik oluşturmaktadır. Ayrıca coğrafi işaretli ürünlerde 2020 sonrası dönemde tescil sayısında artış gözlemlenirken, kamu kurumlarının bu süreçte belirleyici bir rol oynadığı görülmüştür. Bu bağlamda belediyeler ve ticaret odalarının aktif rolü sürdürülmeli ancak sivil toplum kuruluşları ve özel teşebbüslerin de sürece dahil edilmesi sağlanarak tescil başvurularındaki rolü arttırılabilir.
Kültürel kimlik bağlamında Eskişehir yöresel mutfağının incelenmesi
Günümüzde önemi gittikçe artan yöresel mutfak kavramı, bir bölgenin yerel halkı tarafından bölgeye özgü pişirme yöntemleri ile hazırlanan yiyecek ve içecekleri ifade etmektedir. Somut olmayan kültürel mirasın bir parçası olan yöresel mutfak ürünleri, aynı zamanda bulunduğu bölgenin kültürel kimliğini de yansıtmaktadır. Destinasyonlar, sahip oldukları yöresel yemekleri ön plana çıkararak destinasyona çekicilik kazandırmakta ve bölgenin kültürünü deneyimlemek isteyen turistler de bu doğrultuda yöresel lezzetleri tatmaktadır. Gastronomi turizmi ise bölgeye çeşitli katkılar sağlamakta ve yiyecek içecek işletmeleri de bu amaçla yöresel yemekleri menülerinde kullanmaktadır. Türkiye'nin her bölgesinde köklü bir mutfak kültürü bulunmaktadır. Eskişehir de sahip olduğu göçmen nüfusun etkisi ile zengin bir yöresel mutfağı bünyesinde barındırmakta ve bu nedenle Eskişehir mutfağının incelenmesi önem arz etmektedir. Konunun öneminden yola çıkılarak hazırlanan bu çalışmada; Eskişehir mutfak kültürü incelenmekte ve Eskişehir ili yöresel mutfağı; genel yapısı, mevsimsel hazırlıkları, mutfak mimarisi ve araç gereçleri ile birlikte ele alınmaktadır. Eskişehir mutfağında özel günlerde yapılan geleneksel uygulamalar detaylı olarak sunulmakta ve son olarak da Eskişehir mutfağında öne çıkan yöresel yiyecek ve içecekler ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir. Eskişehir ilinde bulunan yiyecek içecek işletmelerinde yöresel mutfak ürünlerinin ne düzeyde yer aldığının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın anakütlesini Eskişehir'de faaliyet gösteren 1. sınıf restoranlar oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yönteminden yararlanılmış ve Eskişehir ilinde bulunan toplamda 12 tane 1. sınıf restoran ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucuna göre, 9 restoranda yöresel yemeklerin hiç yer almadığı, 3 restoranın ise menülerinde yöresel yiyecek ve içeceklere sınırlı düzeyde yer verdiği bilgisine ulaşılmıştır. Çalışmanın sonunda sektöre ve akademiye öneriler getirilmiştir.
Hatırlanabilir yemek deneyimleri: Sokak yemekleri
Bu tez çalışmasının amacı hatırlanabilir sokak yemekleri deneyimleri ve bu deneyimlerin hatırlanabilir olmasında etki olan unsurların gömülü kuram yaklaşımı ile derinlemesine anlaşılmasıdır. Nitel araştırma deseni çerçevesinde gömülü kuramın ilkelerine uygun olarak araştırma süreci yürütülmüştür. İstanbul' da ve Didim' de yaşayan toplam 25 kişi ile derinlemesine görüşme yapılarak veri toplanmıştır. NVivo 10 nitel veri analizi yazılım programından yararlanılarak veri analizi gerçekleştirilmiştir. Veri analizi açık, eksenel ve seçici kodlama aşamalarıyla yapılmıştır. Kodlama sonucunda kategoriler ve temalara ulaşılarak kavramsal bir yapı sunulmaya çalışılmıştır. Hatırlanabilir sokak yemekleri deneyimi ana teması altında iki temaya ulaşılmıştır. İlk tema hatırlanabilir sokak yemekleri deneyimlerinde etkili olan unsurlar; lezzet, birliktelik, koku, mutluluk, hijyendir. İkinci tema ise hatırlanabilir sokak yemekleri deneyiminin etkileri; olumlu etki ve olumsuz etkidir. Bunlar içerisinden lezzet, birliktelik ve mutluluk unsurlarının diğer unsurlara kıyasla hatırlanabilir sokak yemekleri deneyimlerinde etkisinin daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sosyal fizik kaygısının hedonik, liminoid, organik ve sezgisel yeme tutumlarıyla ilişkisi
Bu çalışma ile sosyal fizik kaygısının bireylerin tatil döneminde sergiledikleri hedonik, liminoid, organik ve sezgisel yeme tutumları üzerindeki etkilerini ve aşılama teorisi bazlı mesajların (destekleyici-çürütücü) sezgisel yeme tutumu ile ilişkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Günlük yaşamdan farklı olarak tatillerde bireylerin yeme davranışlarının psikolojik, sosyal ve çevresel faktörlerle şekillenebileceği göz önünde bulundurularak, sosyal fizik kaygısının ve aşılama mesajlarının yeme tutumu üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Bu doğrultuda üç hipotez geliştirilmiş ve yapılan analizler ile desteklenme durumları değerlendirilmiştir. Bu çalışma için nicel bir enstrüman geliştirilmiş ve katılımcılara senaryo temelli bir araştırma tekniği uygulanmıştır. Bunun için tatilde bulundukları varsayımı ile aşılama teorisi bazlı sosyal mesajlar içeren iki farklı senaryo hazırlanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen katılımcılara (N = 453), senaryoları içeren anket formları fiziksel (yüz yüze katılım) ve elektronik olarak sunulmuştur. Anketler aracılığıyla, katılımcıların sosyal fizik kaygısı, hedonik, liminoid, sezgisel ve organik gıda yeme tutumları ile yeme miktarına ilişkin veriler toplanmıştır. Ayrıca, aşılama teorisine dayalı sosyal mesajların sezgisel yeme tutumuna etkileri incelenmiştir. Veriler, SPSS-29 istatistik paket programı ile analiz edilmiştir. Demografik değişkenlerin dağılımı frekans analizi ile incelenmiş, ölçeklerin güvenilirliği Cronbach Alfa katsayısı ile değerlendirilmiştir. Faktöriyel yapılar faktör analizi ile test edilmiş, bu analiz öncesinde KMO ve Barlett'in Küresellik Testi uygulanmıştır. İki senaryo örneklemi arasındaki demografik farklar Chi-Square analiziyle, sezgisel yeme tutumuna verilen cevaplar ise bağımsız T-testi ile değerlendirilmiştir. Sosyal fizik kaygısı ile yeme tutumları arasındaki ilişkiler korelasyon ve ANOVA analizleriyle incelenmiş, bulgular hipotezlerin desteklenip desteklenmediğini ortaya koymuştur. Sonuçlar, sosyal fizik kaygısının özellikle sezgisel ve duygusal yeme tutumlarını olumsuz etkilediğini, aşılama teorisi bazlı sosyal mesajların ise kısıtlayıcı ve duygusal yeme davranışlarını olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, kilo memnuniyetsizliğinin hedonik yeme tutumlarını artırdığı, sosyal fizik kaygısının ise bireylerin yeme tutumlarını önemli ölçüde etkilediği saptanmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Sosyal Fizik Kaygısı, Hedonik Yeme Tutumu, Sezgisel Yeme Tutumu, Liminoid Yeme Eğilimleri, Organik Gıda Yeme Tutumu.
Baristalığın X, Y ve Z kuşaklarına göre algılanan imaj farklılıkları
Bu çalışmanın amacı, baristaların algılanan imajlarının X, Y ve Z kuşaklarına göre ölçülüp farklılıklarının ortaya konulması ve mukayese edilmesi yoluyla tanımlamaktır. Bu anlamda mevcut çalışmada imaj kavramı, kavram olarak kahve ve baristalık mesleği, X, Y ve Z kuşaklarının özellikleri ve farkları ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini Kuşadası'nda yaşayan halk oluşturmaktadır. 422 kişiye uygulanan anket, 19 ifadeden oluşmaktadır. Elde edilen ifadedeler paket program ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda X, Y ve Z Kuşaklarından elde edilen faktörler farklılık göstermektedir. Çalışmaya ek olarak, baristaların algılanan imajlarının katılımcıların eğitim düzeylerine göre farkı ölçülerek analiz edilmiştir. Sonuç olarak, baristaların algılanan imajlarının X, Y ve Z Kuşaklarına göre ve katılımcıların eğitim düzeylerine göre farklılık gösterdiği ortaya konulmuştur. Katılımcılara 'Daha önce bir coffeeshopta (kahve dükkanı) bulundunuz mu?' sorusu katılımcılara yöneltilmiştir. Soruya ''Hayır'' cevabı veren kişiler değerlendirilmeye alınmamıştır. Böylelikle araştırma için 389 anket değerlendirmeye alınmıştır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Algılanan İmaj, Kuşak Kavramı, Barista.
Yiyecek içecek işletmelerinde yaşanan olumsuz eylemlerin çalışan sadakatine etkisi: Mübadele kuramı yaklaşımı
Bu çalışmanın amacı mübadele algısını, çalışanların olumsuz eylem algıları ve çalışanların sadakat algılarıyla ilişkilerini tespit etmektir. Mevcut çalışmada mübadele algısı, olumsuz eylem algısı ve çalışanların sadakat algısı ele alınmıştır. Araştırma örneklemini Kuşadası ve Söke'de yiyecek içecek işletmelerinde çalışan 385 kişi oluşturmaktadır. Çalışanlara 44 ifadeden oluşan anket uygulanmıştır. Anket dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm mübadele ölçeği, ikinci bölüm çalışan sadakati ölçeği, üçüncü bölüm olumsuz eylem ölçeği ve dördüncü bölüm demografik özellikler bölümüdür. Elde edilen bu veriler paket programla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda mübadele ölçeği ve olumsuz eylemler ölçeğinin faktörlerinde farklılık görülürken çalışan sadakati ölçeğinin faktörü Hamburg ve Stock'un (2001) çalışmasıyla aynıdır. Ortaya atılan hipotezlerden 9 tanesi desteklenmemiştir. Elde edilen sonuçlarda mübadele olumsuz eylemleri etkiler, mübadele çalışan sadakatini etkiler ve olumsuz eylemler çalışan sadakatini etkiler sonucuna ulaşılmıştır.
Görsel yemek hikâyesi ve niyet: Planlı davranış teorisi
Bu araştırma, Planlı Davranış Teorisi yemek secim niyetini, görsel yemek hikâye anlatımının kullanılması durumunda, nasıl etkilemektedir. 400 adet anket analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler ve modelde yer alan hipotezler, korelasyon, Anova ve çoklu regresyon analizi kullanılarak test edilmiştir. Yapılan ölçüm sonuçlarının güvenirliğe ve geçerliliğe sahip olduğu görülmüştür. Araştırmadan çıkan sonuçlara göre, görsel yemek hikâye anlatımının tutumun, öznel normun ve algılanan davranışsal kontrol, yemeği seçmeye yönelik niyete olumlu ve pozitif yönde etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Algılanan davranışsal kontrolün görsel hikâyesi bulunan yemeği seçmeye yönelik davranışsal niyete en yüksek oranda etki ettiği, tutumun ikinci sırada ve öznel normun en düşük etkiye sahip olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Yiyecek içeceklerde otantiklik: Yerel halk ve turist bakış açısının karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı yerel halkın ve yerli yabancı turistlerin otantiklik bakış açısını karşılaştırmaktır ve değerlendirmektir. Bu anlamda mevcut çalışmada; otantiklik kavramı, turizmde otantiklik kavramı, yiyecek içeceklerde otantiklik anlayışı, yerel halk ile turistlerin yerel yiyecek algıları ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini Kuşadası'nda yaşayan yerel halk ve turistler oluşturmaktadır. 200 turist ve 200 yerel halk olmak üzere 400 kişiye 17 ifadeden oluşan anket uygulanmıştır. Elde edilen ifadeler paket program ile analiz edilmiştir. Analizler sonucunda yerel halk ve turist örneklemlerinden elde edilen faktörler farklılık göstermektedir. Aynı zamanda yerel halk ile turistlerin otantiklik bakış açısında herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. Katılımcılara aynı zamanda 'Sizce otantiklik nedir?' ve 'Sizce bir yemeği otantik yapan nedir?' soruları yöneltilerek verilere betimleyici içerik analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda yerel halk ile turistlerin otantiklik bakış açılarında farklılık olmadığı ancak içerik analizinde elde edilen kodlarda farklılık olduğu sonucu elde edilmiştir.
Sürdürülebilir gastronomi çerçevesinde Aydın ili yöresel mutfağının incelenmesi
Kıt kaynakların kontrolü konusunda yeterli önlemlerin alınamaması, küresel ısınma, çevre kirliliği gibi olayların yaşanması, tüketim alışkanlıkları ve küreselleşmeyle birlikte olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Söz konusu bu sorunlara çözüm olma iddiası ile ortaya atılan ve aynı zamanda kalkınma anlayışını ön planda tutan sürdürülebilirlik kavramı, günümüzde önemli bir yere sahiptir. Sürdürülebilirlik felsefesinin benimsendiği birçok alanda olduğu gibi, gastronominin sürdürülebilirliği de dikkat çeken güncel konulardandır. Sürdürülebilir gastronomi kapsamında, yeme-içme kültürünün devamlılığı, var olan kaynakların ve değerlerin korunması, gelecek nesillere aktarımı oldukça önem arz etmekte ve bu yöresel yemek kültürünün korunması ile sağlanabilmektedir. Yöresel ürünler bölgenin kimliğini tanımlamakta; bölgenin kültürünü, yeme-içme alışkanlıklarını, tarihini, coğrafi özelliklerini ve geleneklerini de kapsamaktadır. Ulusal alanda yeteri kadar tanınmayan yiyecek-içeceklerin uluslararası alanda tanınması ve ziyaretçi çekmesi mümkün değildir. Konunun öneminden yola çıkılarak hazırlanan bu çalışmada; Aydın ili mutfak kültürü, geleneksel yemekleri ve yemek ritüelleri ile ilgili bir derleme yapılması amaçlanmaktadır. Bununla birlikte Aydın ilinde faaliyet gösteren yiyecek-içecek işletmelerinde bu yemeklerin ne kadar yer aldığı ile ilgili durum tespiti yapılmaktır. Ayrıca elde edilen bulgular sürdürülebilir gastronomi kapsamında incelenmektedir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Veriler, nitel veri toplama yöntemlerinden; literatür taraması ve görüşme yöntemi ile elde edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formu, literatür taraması sonucunda araştırmacı tarafından, yiyecek-içecek alanında uzman akademisyenlerin görüşü alınarak oluşturulmuştur. Görüşme formu demografik özellikler, işletme özellikleri ve 12 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın evrenini Aydın ilinde bulunan yiyecek-içecek işletmeleri oluşturmaktadır. İşletme sayısı ve sınıfı, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan verilere göre belirlenmiştir. Bu verilere göre Aydın ilinde faaliyet gösteren "Turizm İşletme Belgesi" ne sahip 9 restoran ve "Basit Konaklama Belgesi" ne sahip 9 restoran olmak üzere toplamda 18 restoran örneklem gurubuna dahil edilmiştir. Bu restoranlardan beşi tamamen kapanmış (faaliyet göstermiyor), biri tadilat nedeniyle kapanmış, biri geçici olarak kapanmış ve biri ise görüşmeye katılmamıştır. Dolayısıyla bu 8 restoran ile görüşme sağlanamamış, örneklem grubunun %55,55'ini oluşturan diğer 10 restoran ile görüşme yapılabilmiştir. Araştırmaya dahil edilen restoranların yöneticileri ile 16.10.2024 – 10.11.2024 tarihleri arasında yüz yüze görüşülmüştür. Katılımcılardan dördü işletmeci (işletme sahibi), biri işletme müdürü, biri yiyecek-içecek müdürü, biri muhasebeci, ikisi aşçıbaşı ve biri aşçıbaşı yardımcısı olmak üzere on kişi ile görüşülmüştür. Araştırma süreci sonunda elde edilen veriler betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu çalışmada, literatüre katkı sağlamakla birlikte topluma, kamuya ve sektöre önerilerde bulunulmuştur.