Baskent University
Discipline

Sağlık Kurumları İşletmeciliği Anabilim Dalı

Baskent University

28

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

28 Theses
Master'sOpen AccessTR

Paket ameliyatlardan laparoskopik kolesistektominin hizmet maliyetlerinin belirlenmesi ve but-sut fiyatlarıyla karşılaştırılması

Sağlık hizmetlerinin önemli sunucularından biri olan hastanelerin varlıklarını sürdürebilmeleri her şeyden önce sağlık bakım hizmetlerini en düşük maliyetle, maksimum nicelikte üretmelerine ve kaynaklarını etkin bir biçimde kullanmalarına bağlıdır. Hastane işletmelerinde verilen sağlık bakım hizmetlerinin maliyetini hesaplamak hem hastaneler hem de hizmeti satın alan kurumlar için çok önemlidir.Bu araştırmada Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından paket fiyat kapsamında ödenen ve son yıllarda safra taşı hastalığının tedavisinde dünyada ve ülkemizde başarıyla uygulanan laparoskopik kolesistektomi ameliyatının maliyetinin belirlenmesi amaçlanmıştır.2007 yılı içinde Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Kliniğinde laparoskopik kolesistektomi ameliyatı olan hastaların retrospektif olarak tıbbi kayıtları ve maliyetleri dosyalardan ve elektronik ortamda tutulan verilerden sağlanmış, çalışmaya uygun 143 olgu seçilerek maliyet analizleri yapılmıştır. Maliyet gruplandırılması yapıldıktan sonra çıkan sonuçlar benzer çalışmalarla ve Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alan fiyatlarla karşılaştırılıp yorumlanmıştır.

Maliyet analizi
Muzaffer Gökhan Eminsoy
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

On grup hastalık için maliyet etkililik çalışmalarının sistematik incelemesi

Dünyada bugün yaklaşık 20000 dergi ve her yıl yayınlanan 2 milyon makalebulunmaktadır. Araştırma sonuçları kimi zaman birbirini destekler gibi görünse de kimizaman birbiriyle çelişmektedir. Bu değişkenlik nedeniyle tek bir araştırmaya dayalıuygulama kararları tehlikeli olabilmektedir. Dolayısıyla, belli bir konu üzerinde yapılmışaraştırmaların sonuçları klinik uygulamalarda kullanılmadan önce titizlikledeğerlendirilmelidir. Amacımız araştırmacılara klinik uygulamalar hakkında kararvermeden önce en iti kanıt kaynağı olabilecek yüksek kaliteli makaleleri yakalamaktır.Kanıta dayalı uygulama sürecinin temeli olan en iyi kanıtı bulma, sistematikinceleme yaparak gerçekleşir. Bu tezde metodoloji olarak sistematik inceleme seçilmişTürkiye'ye yük olabilen 10 hastalık grubu seçilerek, hastalıklar için kullanılan sağlıkteknolojilerini değerlendiren maliyet etkililik konularına odaklanılmıştır.Çalışmamızda Cochrane Çalışma Grubunun metodolojisi temel alınarak 2000-2008 yılları arasındaki maliyet etkililiğe konu olan randomize kontrollü klinik çalışmalargöz önüne alınarak 10 hastalık grubu için 94 tam metin makale seçilmiştir.Diabetes Mellitus hastalığında incelenen 3 makalede farklı metotlarda farklımüdahalelerin maliyet analizleri yapılmıştır. Uygulanan sağlık teknolojisinin hastayaverdiği fayda QALYs ve kurtarılan yaşam yılı ve önlenen komplikasyonlu gebelikcinsinden ölçülmüştür. Böylelikle saptanan maliyetler QALY başına veya kurtarılan yaşamyılı başına veya önlenen komplikasyonsuz gebelik başına olan maliyetleridir. Çalışmalarrandomize kontrollü çalışmalar olup, uyarlanan sağlık teknolojilerinin fayda vemaliyetlerini tespit etmeleri açısından gücü yüksek makalelerdir.Pulmoner hastalıklarla ilgili randomize kontrollü çalışma olup, etkililik ölçü birimidoğal mortalite veya morbidite olan ve maliyetleri hesaplanmış, sağlık teknolojisininyarattığı faydayı ölçemeye yönelik 1 makale seçilmiştir. Etkililik ölçü birimi QALYs'dir.Maliyetler QALY başına hesaplanmıştır.IVRuhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan sağlık teknolojilerinin fayda vemaliyetlerini ölçme amaçlı 2008 tarihli bir makaleye rastlanmıştır. XR kullanımının faydadeğerini ölçmek için QALYs birimi kullanılmış ve sonuçlar 2 yıllık QALY başına maliyetitemsil etmektedir. Kendi grubu içinde gücü yüksek bir makale olup iyi klinik uygulamalarakılavuz olabilir.Kas iskelet hastalıkları için taranan 2000-2008 yılları arasındaki randomize klinikkontrollü çalışmalardan maliyet etkililiğe konu olan 4 çalışma tespit edilmiştir. İlk 3çalışmada sağlık teknolojisinin faydalarını değerlendirme açısından kullandıkları birimlerQALYs ve maliyet etkililik açısından değerlendirmeleri ise QALY başına maliyetcinsindendir. Her üç çalışmada yüksek örnekleme sahip gücü yüksek makalelerdir. Sonçalışmada ise kullanılan sağlık teknolojisinin faydasını değerlendirmek adına kullanılançıktı birimi önlenen düşme sayısıdır. Maliyetler önlenen düşme sayısı açısındandeğerlendirilmiştir.Taranan makalelerde Nörolojik hastalıklar içinde belirlenen kriterlere göre 2000yılında yayınlanmış bir makaleye rastlanmaktadır. Sağlık teknolojisi ilaç olarak belirlenmişve fayda değeri QALYs cinsinden ölçülerek relaps başına maliyetler tespit edilmiştir.MedLine taramalarında kardivasküler sistem hastalıklarına yönelik çok fazlamakale olmasına rağmen kriterlerimize uygun 3 makale saptanmıştır. Her 3 makaledeetkililik ölçü birimi QALYs'dir. Maliyet etkililik analizlerinde QALY başına maliyethesaplanmıştır. Örneklemleri yüksek ve randomize klinik çalışmalar maliyet etkililikkonusunda gücü yüksek makalelerdir.Bütün bu bilgilere dayanarak araştırmacılara yol göstermek amacıyla maliyetetkililik analizlerine ait olan Randomize Kontrollü Çalışmalar incelenmiş ve sonuçlarsentezlenmeye çalışılmıştır. Kanıta dayalı uygulamalar için seçilen 10 hastalık grubundakimaliyet etkililik çalışmalarının gücü yüksek olarak tespit edilmiştir. Yapılan taramalardada görüldüğü gibi farklı pek çok hatta çelişkide olan pek çok çalışmaya rastlanmaktadır.Ancak literatürden bilgiler aktarılırken özellikle de iyi klinik uygulamalara kanıt olabilecekçalışmaların saptanabilmesi için sistematik incelemelerin yapılması gerekliliği bu tezdeortaya konmaktadır.

Okan Okumuş
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Tip 2 diyabet için maliyet etkililik çalışmalarının sistematik olarak incelenmesi

Hızla yayılan, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen ve beraberinde pek çok mali yükü de getiren hastalıklardan birisi de `modern epidemik' olarak adlandırılan diyabettir. Diyabetli hastaların %90ını Tip 2 diyabet vakaları oluşturmaktadır ve bu hastalık, hem gelişmiş batı toplumlarında hem de gelişmekte olan ülkelerde sıkça görülen ve beraberinde diyabetle-ilişkili pek çok komplikasyonu getiren ve sağlık hizmetlerini ödeyen kişi ve kuruluşlara ve de hükümetlere milyonlarca (bazı durumlarda milyarlarca) dolarlık sağlık yükü getiren bir hastalıktır.Hem yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi hem de ciddi bir mali yük getirmesi nedeniyle, diyabet ve komplikasyonları tedavisinin getirdiği ekonomik yükün azaltılması öncelikli bir amaç haline gelmiştir. Bu nedenle maliyet etkililik çalışmaları, gelecekteki olası sağlık bütçelerini düzenlemeye çalışan ülkeler açısından büyük bir önem taşır. Bu alanda yapılan her maliyet etkililik çalışması bu maliyetleri kontrol etmek isteyenler için bir rehberlik hizmeti de sunar.Bu alanda konu ile ilgili yayınlanmış akademik çalışmaların belirli sistematik kriterler çerçevesinde incelenmesi, hem bu alanda yapılan çalışmaları takip etmek ve güncel bilgileri yakından izleme olanağı sunar hem de mali kararlar alınmasının öncesinde karar-vericiler açısından bilgilendirici ve yönlendirici bir rol oynar..Tip 2 diyabetin maliyet etkililiğinini sistematik olarak incelenmesini hedefleyen bu çalışma üç temel kavram üzerine kurulmuştur; sistematik inceleme (systematic review), maliyet etkililik (cost-effectiveness) ve Tip 2 Diyabet (type 2 diabetes).Bu çalışma beraberinde getirdiği sınırlılıklarıyla birlikte, Tip 2 diyabetin maliyet etkililiğini sistematik olarak incelemeyi hedeflemiş ve bu konuda literatür taranmıştır. Çalışmanın bu alanda inceleme yapanlar ve karar mercileri açısından bilgilendirici ve yönlendirici olacağı düşünülmektedir.Anahtar kelimeler: maliyet etkililik, Tip 2 diyabet, sistematik inceleme, analiz.

Diabetes mellitusMaliyetMaliyet analizi+1
Serap Baytar
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık reformlarının eğitim hastanelerinin performansına etkileri

2000'li yılların başlarında Sağlık Bakanlığı ?Sağlıkta Dönüşüm Programı? olarak adlandırılan yeni bir programı uygulamaya koymuştur. Bu program Türk sağlık sisteminin yapı ve işleyişini yeniden düzenlemeyi amaçlamıştır. 2003 yılında Hükümet tarafından uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programı, Türk sağlık sistemindeki tüm yapısal yetersizliklere ve sorunlara (örneğin genel sağlık sigortası, sağlık hizmetlerine erişim ve hizmet kalitesi) çözüm aramaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programının temel ögeleri şu şekilde sıralanabilir: 1) Planlayıcı ve düzenleyici Sağlık Bakanlığı yapılanması, 2) Tüm Türkiye vatandaşlarını tek bir çatı altında toplayan genel sağlık sigortası sisteminin kurulması, 3) Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılarak, toplumun hizmetlere daha kolay ulaşabilmesini ve kolay kullanabilmesini sağlama, 4)Sağlık personelinin bilgi ve beceri düzeylerinin geliştirilmesi ve personel motivasyonunun yükseltilmesi, 5) Etkili ve kaliteli bir hizmet sunumu için kalite güvence ve akreditasyon sisteminin kurulması, 6) Sağlık sistemini destekleyecek bilim ve eğitim kurumlarının tesis edilmesi, 7) Akılcı ilaç kullanımı, tıbbi araç ve malzemelerin etkili kullanımının sağlanması, 8) Etkili bir sağlık bilgi sisteminin kurulması yoluyla veriye dayalı karar verme sürecinin oluşturulması.Rekabetin yoğunlaştığı, gelirlerin giderek azaldığı bir dönemde, hastanelerin ekonomik performansının yükseltilmesi yaşamsal öneme sahiptir. Böyle bir ortamda yaşamını devam ettirebilmek için hastane yöneticileri, hızla değişen koşullara uyum sağlamak için yeni stratejiler geliştirmek zorundadırlar.Verimlilik analizleri, sağlık reformlarının sonuçlarını değerlendirmede sıklıkla kullanılan araçlardır. Veri Zarflama Analizi, benzer kurumların, örneğin hastane kümesi veya okul kümesinin verimliliğini ölçmede kullanılan matematiksel programlama teknigidir. Zaman içinde verimlilikteki değişimi ölçmek için Malmquist indeks hesaplanmıştır.Bu çalışma 2003 yılında uygulamaya konulan Sağlıkta Dönüşüm Programının eğitim hastanelerinin verimliliğine olumlu etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. 2002-2004 yılları arasında hastanelerde toplam faktör verimliliği yaklaşık % 20 artış göstermiştir. Ayrıca aynı dönemde hastanelerde girdi israfları ve üretilmeyen çıktı miktarlarında da önemli azalışlar sağlanmıştır.

Hastane yönetimiHastanelerHastaneler-üniversite+6
Adnan Torgay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Vagal nerve stimulator için ekonomik değerlendirme analizi

Tıbbi literatürde ?nöral implant (neural implant)? olarak isimlendirilen ?beyin pili?; cerrahi girişimle cilt altına yerleştirilerek, hastalık veya travmaya bağlı olarak deformasyona uğrayıp işlevselliğini kısmen kaybetmiş sinirleri, insan nörofizyolojisine uygun yapay tedavi pulslarıyla depolarize ederek tekrar aktif hale getiren bir klinik araçtır.Beyin pilleri günümüzde epilepsi, depresyon ve alzheimer hastalığı tedavisi için vagus sinir stimülatörü, solunum yetmezliğinde diyafram pacemaker frenik sinir stimülatörü ve Parkinson hastalığı ile distoni tedavisinde derin beyin stimülatörü olarak uygulanmaktadır.Epilepside kullanılan VNS'nün Sağlık Uygulama Tebliğine göre sadece Eğitim Araştırma Hastaneleri ve Üniversite Hastanelerinde uygulanması halinde; Psikiyatri, Nöroloji (çocuk/erişkin), Beyin Cerrahisi branşlarının birlikte bulunduğu heyet raporuna istinaden, Sosyal Güvenlik Kurumunca bedeli karşılanmaktadır.Amacımız refraktor epilepsi hastalarında geri ödemeye kabul edilen vagal sinir stimülator takılmış hastalarla, tıbbi tedavilerine devam edilen hastalar için maliyet analizi yapılarak, vagal sinir stimülatörün, Türkiye'de geri ödeme kurumu olan Sosyal Güvenlik Kurumuna yükünü tespit etmektir.Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu 2007 yılından beri yapmış olduğu sağlık reformları ile hemen hemen tüm vatandaşları genel sağlık sigortası kapsamına almıştır. Bünyesinde kurmuş olduğu tüm hastalarını kayıt altına alan MEDULA kayıt sistemi sayesinde 2008 yılından beri tüm sağlık kurumlarına başvuran genel sağlık sigortalılarını geri ödeme kurumu olarak takip etmektedir. Bu çalışmada MEDULA üzerinden kayıt altına alınmış, 2009 yılında sağlık kurumlarına başvuran 1004 refraktör epilepsi hastası incelenmiştir. Aynı zamanda Türkiye'de piyasaya arz edilen tüm tıbbi cihazlar, uluslararası geçerli ürün numarası GS1 ve HIBBC tanımladığı kurallara göre ürünler üzerinde bulunan ve ürünün izlenebilirliğini sağlayan tekil barkodla fiyat ve katalog bilgilerinin yer aldığı standart veri setinde tanımlanmış tıbbi cihaz yönetmelikleri, GMDN ve UNSPSC kodlarına göre gruplanmıştır. Ulusal Bilgi Bankasından vagal sinir sitümülatörleri için GMDN kodu na eşlenen tüm ürünlerin barkodları seçilmiş Medula dan bu barkodlu ürünün kullanıldığı hastalar tespit edilmiştir.Araştırmamızda VNS tedavisi görmüş 65 hasta ile ilaca dirençli olan ve tedavisi halen ilaç ile devam eden 77 hastanın gerçek verilerine erişilmiştir. VNS tedavisi gören hastaların yıllık ortalama hasta başı toplam maliyeti 25.868,70 TL ve ilaç tedavisi gören hastaların yıllık ortalama hasta başı toplam maliyeti 36.613,00 TL olarak değerlendirilmiştir.

Epilepsi-genelSosyal güvenlik sigortalarıVagus siniri
İrfan Tuncay Alkan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal Güvenlik Kurumu açısından hemodiyaliz tedavisi ekonomik yükü

Uluslararası kabul edilmiş tanımlarda kronik böbrek hastalığı (KBH), böbreklerde üç aydan daha uzun süreli yapısal ve işlevsel anormalliğinin bulunması olarak tanımlanmaktadır (National Kidney Foundation, 2002; Zoccali ve diğerleri, 2010). Kronik böbrek hastalığı, şiddetine göre beş evrede değerlendirilir. Bu evrelere göre; Evre 5 ve Renal Replasman Tedavisi başlanmış ise veya Glomerüler Filtrasyon Hızı 5 ml/dakika altında olması durumunda hastalık, son dönem böbrek yetersizliği (SDBY) olarak değerlendirilir (Zoccali ve diğerleri, 2010; Winearls, 2003). KBH'nın önlenmesi ve/veya erken evrelerde yakalanarak SDBY'ne ilerleyişin yavaşlatılması oldukça önemlidir (McClellan ve diğerleri, 1997; Hsu, Chertow, 2000; Çınkır, 2011). RRT'nin başlanmasının gecikmesi, RRT'den sağlanacak yararları olumsuz etkilemektedir. Dolayısıyla KBH hem hastanın yaşam kalitesine getirdiği yük ile hem de finansal olarak devlete, sağlık kurumlarına ve topluma yük getirmesi ile gündemdedir. Genel sağlık sigortası uygulamasına geçilmesi ile birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu tek ödeyici kurum olmuştur. RRT olarak hemodiyaliz tedavisinin Sosyal Güvenlik Kurumuna olan yükünü tespit etmek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Hastalık Maliyeti Metodolojisi kullanılarak yapılan çalışmada hemodiyaliz tedavisinin ortalama 1 yıllık hasta maliyeti SGK perspektifinden 26.937,70 TL bulunmuştur.AnahtarKelimeler: SDBY, RRT, Hemodiyaliz Hasta Maliyeti, SGK

HastalarMaliyetMaliyet analizi+6
Halil Akçe
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tokat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde kademeli dağıtım yöntemi ile maliyet analizi üzerine bir uygulama

Araştırmanın amacı, Tokat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin maliyet muhasebesi tekniği olarak kademeli dağıtım yöntemi kullanılarak, klinik işlem maliyet rakamlarına ulaşılabileceğini ortaya koymaktır. Bu yolla, sağlık yöneticilerine finansal planlama, performans denetimi, kalite ve geliştirme çalışmalarında katkı sağlamaktır. Araştırma geçmişe dönük olarak tıbbi, idari, mali ve teknik verilerin incelenmesi ve değerlendirilmesi yoluyla yürütülmüştür. Kademeli dağıtım uygulaması ile entegre klinik, acil kliniği, radyoloji ve diş protez laboratuarı ünitelerinde gerçekleşen faaliyetler çeşitli yönleri ile değerlendirilmiş, ulaşılan maliyet bilgileri SGK SUT verileri ile karşılaştırılarak, birimlerim kar-zarar durumları tespit edilmiştir. Yapılan çalışmada, entegre kliniklerde zarar durumunun ortaya çıktığı, acil kliniği, diş protez laboratuvarı ve radyoloji bölümlerinde ise yapılan işlemlerde kar elde edildiği tespit edilmiştir.

Hastane yönetimiMaliyetMaliyet analizi+1
Ahmet Düha Koç
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Nadir hastalık maliyet analizi üzerine bir çalışma: Multiple myelom

Multipl Myelom (MM) yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ancak tedavi seçenekleri olan bir hastalıktır. MM tedavi protokollerinde bulunan sağlık teknolojilerinin kullanımı ile prevelansı oldukça az olmasına rağmen maliyeti yüksek olan bu hastalığın Sosyal Güvenlik Kurumuna olan yükünü tespit etmek bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır.MM maliyet çalışması Türkiye'de tedavi olan bir hasta için ortalama değer üzerinden hesaplanmış ve halihazırda tedavide kullanılan tüm sağlık teknolojileri dikkate alınmıştır. Tedavi basamakları birinci evre, ikinci evre ve üçüncü evre olmak üzere hesaplanmıştır. Tüm evrelere ait hesaplamalar ödeyici perspektifinden yapılmış olup, Sağlık Uygulama Tebliği ekleri kullanılmıştır. Ayrıca ilaç fiyatları kamu indirimleri ile yansıtılmıştır. MM tedavi protokolüne göre ortalama olarak bir hastanın tanı aldıktan sonra 1 yıllık maliyeti SGK perspektifinden 53.684,56 TL'dır.

Beyoğlu HastanesiHastalarMaliyet+5
Mehmet Ali Alpaslan Şenay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Osteoporozun ekonomik yükü

Osteoporoz, düşük kemik kütlesi ve kemik dokusunun mikroyapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması ile karakterize sistemik bir hastalıktır. Osteoporoz kemiğin dayanıklılığını azaltarak frajilitesini arttırmakta ve günlük yaşam aktiviteleri sırasında minimal travmalarla kırık oluşmasına neden olmaktadır. İnsan ömrünün uzaması ile birlikte görülme sıklığı artan ve kişinin yaşam kalitesini bozan kronik hastalıklardan birisi olan osteoporoz, önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Osteoporozun en önemli komplikasyonu kırıklardır ve özellikle kalça kırıkları artmış morbidite ve mortalite ile sonuçlanmaktadır. Dolayısıyla osteoporoz hem hastanın yaşam kalitesine getirdiği yük ile hem de finansal olarak devlete, sağlık kurumlarına ve topluma yük getirmesi ile gündemdedir. Osteoporozda medikal tedavi yaklaşımları ile kırıkların önlenmesi, kemik mineral yoğunluğunun arttırılması, hastalığa bağlı belirtilerin iyileştirilmesi ve hastanın yaşam kalitesinin arttırılması hedeflenmektedir. Kemik yoğunluk ölçüm sonuçları kişisel risk faktörleri ile birlikte değerlendirilerek ilaç tedavisi konusunda hekim tarafından karar verilmektedir. Ülkemizde osteoporoz tedavisinde pekçok sağlık teknolojisi bulunmaktadır. Bu analizde sağlık teknolojilerinden Raloksifen, Risedronat, Alendronat ve İbandronat değerlendirilmiştir. Yapılan tüm hesaplamalar Geri Ödeme Kurumu perspektifinden yapılmış olup, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ekleri kullanılmıştır. Ayrıca ilaç fiyatları kamu indirimleri ile yansıtılmıştır. Ortalama yıllık tüm ilaç maliyetleri, yan etki maliyetleri, poliklinik-izleme maliyetleri ile klinik maliyetleri toplamı Risedronat için 351,37 TL, Raloksifen için 390,49 TL, Alendronat için 278,07 TL, İbandronat için 331,3 TL olarak tespit edilmiştir. Geri Ödeme Kurumu osteoporoz ve benzeri hastalıklarda oluşan ekonomik yükün azaltılabilmesi ve hastalık oluşmadan önce koruyucu önlemlerin artırılabilmesi amacıyla çalışmalar başlatmalıdır. Çalışmalar özellikle eğitim, bilinçlendirme ve beslenme alışkanlıklarına ait tüketimin sağlanması alt başlıklarını içermelidir. Yapılacak bu çalışmalarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile bu bakanlıklara bağlı kuruluşlara büyük sorumluluklar düşmektedir.

EkonomiOsteoporozSosyal güvenlik
Mehmet Ali Acar
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimlerce kullanılan elektronik kayıt sisteminin değerlendirilmesi bir vakıf üniversitesi hastanesi örneği

Sağlık sektöründe yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte hasta kayıtlarının elektronik ortamda tutulması ve saklanması da bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Elektronik tıbbi kayıtlar bir kişiye ait, onun yaşamı boyunca aldığı sağlık bakım hizmetlerini, sağlık durumunu ve sağlığıyla ilgili her türlü veriyi içeren ve elektronik ortamda tutularak korunan kayıtlar olarak tanımlanmaktadır. Bu yönüyle elektronik tıbbi kayıtların, hasta bakımı, tıbbi araştırmalar, bilimsel çalışmalar, sağlık kurumları yönetimi, adli tıp, finansal yönetim ve halk sağlığı açısından önemi tartışılmaz bir gerçektir. Bu doğrultuda bu çalışmanın amacı sağlık sektörünün en önemli hizmet sunucusu konumundaki hekimlerin elektronik tıbbi kayıt sistemine yönelik görüşlerinin değerlendirilmesidir. Çalışmada Ankara?da faaliyet gösteren bir vakıf üniversitesi hastanesinde görev yapan 30 hekimin hastanede kullanılan elektronik tıbbi kayıt sistemini kullanımları ve algılamaları incelenmiştir. Çalışma sonucunda araştırmaya katılan hekimlerin özellikle hastanın sorunlarını gözden geçirme, laboratuar test sonuçlarına ulaşma ve radyolojik inceleme isteklerini yapma faaliyetlerinde elektronik tıbbi kayıt sistemini kullandıkları belirlenmiştir. Araştırmaya katılan hekimlerin büyük çoğunluğu elektronik kayıt sisteminin iş verimlerini artırdığını düşünmektedir. Ayrıca hekimlerin %70?i hastanede kullandıkları elektronik kayıt sisteminin program tasarımını ve uygulanışını tatmin edici bulmaktadır. Çalışmada ayrıca hekimlerin bakış açısıyla elektronik tıbbi kayıt sisteminin avantaj ve dezavantajları da ortaya konulmuştur. Çalışmanın bulgularına dayanılarak hastane yöneticilerine ve elektronik tıbbi kayıt sistemi yazılımı yapan firma yöneticilerine yönelik öneriler sunulmuştur. Hastane yöneticileri ve elektronik tıbbi kayıt sistemi yazılımı yapan firma yöneticileri sistemi pasif bir veritabanı, veri toplama formları ile yaratılabilecek bir hasta kayıt sistemi ya da tıbbi kayıtların sadece elektronik ortama kaydedilmesinin ötesinde hastanın yaşam boyu tıbbi bilgilerinin saklandığı bir yapı olarak düşünmelidirler. Anahtar Kelimeler: Sağlık Bilgi Sistemi, Elektronik Tıbbi Kayıt, Hekimler

Bilgisayarlı kayıt sistemiDoktorlarHastaneler+6
Seda Cihan
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sağlık sektöründe sermaye yapısı: Özel sağlık sektöründe sermaye yapısı ve finansal performans ilişkisi

Sermaye yapısı firmaların varlıkları ve nakit akışları üzerindeki hakları temsil eder ve firma yapısının belirlenmesini sağlar. Geniş anlamda sermaye yapısı, firmanın tüm sermaye maliyetinin başlı başına etkileyici bir etkeni olup, yatırımcıların uzun vadeli borçları ve öz sermayelerinin beklenen getiri oranlarını temsil eder. Finans yöneticisinin amacı firmanın değerini ortakları açısından maksimum kılmak olduğu için firmanın ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılayacak sermaye yapısını oluşturmaktır yani optimum sermaye yapısına ulaşmaktır. Optimal sermaye bileşimine ulaşabilmek için, işletmeler çeşitli analizler yaparak sermaye kombinasyonları oluştururlar. Sermaye yapısı kararları ülkemizde ve tüm dünyada işletmeler için yaşamsal kararları ifade eder. Sermaye yapısı kararlarıyla ilgili sorunlar; firmaların finansal kaynaklarının türleri, oranlarının ne olacağı, ağırlıklarının zaman içindeki değişimleriyle ilgilidir. İşletmelerin oluşturduğu optimal sermaye bileşimleri; firma gelirlerinin artışını, rekabetçi ortamlara karşı koyabilmeyi, işletme performansı ve karlılığının yükselişini sağlayacaktır. Dolayısıyla işletmenin sermaye yapısı analizi işletmenin finansal başarısı için şarttır. Bu çalışmada; Türkiye?de özel sağlık sektöründe faaliyet gösteren özel hastanelerin, ilaç firmalarının ve medikal firmaların sermaye yapılarını ve finansal göstergelerini belirlemek, özel sağlık sektöründe sermaye yapısı ve ile finansal performans arasındaki ilişkiyi tespit etmek ve sermaye yapısı durumuna göre şirketleri profillendirmek amaçlanmıştır. 2002-2011 yılları arasında T.C. Merkez Bankası?nda verisi bulunan tüm özel hastaneler, medikal firmalar ve ilaç firmaları bu çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Çalışmada, örneklem çekilmeden analize elverişli verilerin tamamı kullanılmıştır. Özelsağlık kurumlarının sermaye yapılarını belirlemek için oran analizi; sermaye yapısı ve finansal performans arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için kikare bağımsızlık testi ve son olarak sermaye yapısına göre şirketlerin profillendirilmesi için veri madenciliği yöntemlerinden CHAID Karar Ağacı yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre çalışma kapsamında yer alan 526 firmanın 297?sinin (% 56,4) sermaye yapısı risksiz: 229?u (% 43,5) riskli sermaye yapısına sahiptir. Yine bu 526 firmanın 140 tanesi (% 26,6) kötü finansal performans sergilerken, 386 tanesi (%73.4) iyi finansal performans sergilemiştir. Özel sektördeki firmaların tümü dikkate alınarak yapılan analizlerde finansal performans ile sermaye yapısı arasında istatistiksel açıdan önemli bir ilişki bulunmuştur. Firmalar ayrı ayrı değerlendirildiğinde bu ilişkinin özel hastaneler ve medikal firmalar için geçerli olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, CHAID Karar Ağacı ile özel sağlık sektöründe yer alan firmaların finansal profilleri; sermaye yapısının riskli olma ve olmama durumuna göre 10 farklı profilde ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada sermaye yapısı riskli olan ve sermaye yapısı riskli olmayan firmaların profilleri belirlenmiştir. Sermaye yapısı; risk, karlılık ve sermaye maliyeti ilişkilerine göre belirlenir ve her işletme sermaye yapısını oluştururken bu üç unsuru göz önünde bulundurur. Araştırma sonuçlarına göre riskli firmaların risk düzeylerini düşürmek istemeleri durumunda risksiz firmaların profillerini ve finansal göstergelerini dikkate alarak benchmarking yapmalarını önerebiliriz.

Ezgi Ünal
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Özel sağlık sektöründe inovasyon: Özel sağlık sektöründe inovasyon ve finansal performans ilişkisi

Sağlık sektörü, tüketici gereksinimleri ve teknolojideki hızlı değişimden en çok etkilenen sektörler arasındadır. Bu değişim ürün kullanım sürelerini kısaltmakta, hizmet kalitesini artırmakta ve piyasaya yeni ürünlerin ve hizmetlerin sürülmesini hızlandırmaktadır. Piyasaya sürülen yeni hizmet ve ürünlerin yanı sıra mevcutların bileşimine yeni özellikler ekleme ve bileşimini değiştirme yollarıyla piyasaya yenilenmiş hizmet ve ürünler de sunulmaktadır. Firmaların ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini değiştirmeleri ve yenilemeleri süreci ?yenilik? ya da ?inovasyon? olarak adlandırılmaktadır. Firmalar için inovasyon, verimliliği ve karlılığı arttırdığından, yeni pazarlara girilmesini ve mevcut pazarın büyütülmesini sağladığından çok önemli bir rekabet aracıdır. Verimli, karlı ve rekabet gücü yüksek firmaların faaliyet gösterdiği ekonomiler kalkınır, gelişir ve küresel ölçekte rekabet avantajı kazanır. Dolayısıyla, ülkeler için inovasyon, istihdam artışını, sürdürülebilir büyümeyi, toplumsal refahı ve yaşam kalitesini garantileyen en önemli faktördür. İnovasyonun değişimi, öğrenmeyi ve başarıyı beraberinde getiren yapısı ile birlikte riskli bir iş olduğu da yadsınamaz bir gerçektir. Bu riskler daha çok maddi değer, zaman ve itibar kaybı gibi riskler olarak kendini gösterirken sağlık sektöründe inovasyon, insan hayatını tehdit eden riskleri de gündeme getirmektedir. Ancak yinede inovasyon sağlık sektörü için yaşamsal bir öneme sahiptir. Sağlık sektöründeki yenilik ve ilerlemeler insan hayatı ve yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Nüfusun artması ve giderek yaşlanması sonucunda hastalık yapısı ve buna bağlı olarak da sağlık bakım ihtiyaçları değişmesi, bunun yanı sıra gelir seviyesinin yükselmesi, teknolojik ilerlemeler ve toplumun tamamının kapsanmasını hedefleyen sağlık sigortası sistemlerinin tüm ülkelerde giderek yaygınlaştırılması, daha iyi sağlık hizmetine olan talebi artırmakta ve böylece de özel sağlık sektörünün önünü açmaktadır. İnovasyonun amacı yeniliğe yönelmenin yanında rekabet avantajı kazanmak dolayısıyla da güçlü ve başarılı bir organizasyon olarak finansal performansı artırmaktır. Bu çalışmada; Türkiye?deki özel sağlık sektöründe gerçekleştirilen inovasyon faaliyetlerinin belirlenmesi, özel sağlık sektöründeki firmaların finansal durumlarının değerlendirilmesi, özel sağlık sektöründeki inovasyon faaliyetleri ile finansal performans arasındaki ilişkinin tespit edilmesi ve inovasyon durumuna göre şirketlerin profillendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamına T.C. Merkez Bankası?nda 2002-2011 yılları arasında verisi bulunan tüm medikal şirketler, ilaç firmaları ve özel hastaneler alınmıştır. Çalışmada, örneklem çekilmeden, analize elverişli verinin tamamı kullanılmıştır. İnovasyon faaliyetlerini belirlemek için firmaların inovasyon durumlarına göre tanımlayıcı istatistikleri alınmış; finansal performans durumu için oran analizi; inovasyon ve finansal performans arasındaki ilişkinin tespit edilmesi için kikare bağımsızlık testi ve son olarak inovasyon durumuna göre şirketlerin profillendirilmesi için veri madenciliği yöntemlerinden CHAID Karar Ağaçları yöntemleri kullanılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda; özel sağlık sektöründe bulunan özel hastaneler, ilaç firmaları ve medikal firmaların likidite, sermaye yapısı, etkinlik ve karlılık durumları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında yer alan özel sağlık sektörünün temsil eden 526 firmanın % 88,4'ünün (465 firma) inovatif faaliyet göstermezken % 11,6?sının (61 firma ) inovatif faaliyet göstermekte olduğu, inovatif firmaların % 7,4'ünün (39 firma) finansal performansının iyi olduğu, inovatif faaliyet göstermeyen firmaların ise % 66?sının (347 firma) finansal performansı iyi olduğu tespit edilmiştir. Özel sektördeki firmaların tümü dikkate alınarak yapılan analizlerde finansal performans ile inovasyon arasında istatistiksel açıdan önemli bir ilişki bulunamamışken medikal firmaların finansal performansı ile inovasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, CHAID Karar Ağacı ile özel sağlık sektöründe yer alan firmaların finansal profilleri; inovatif olma ve olmama durumuna göre 10 farklı profilde ortaya koyulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre özel sağlık sektörünün inovasyon faaliyetlerine yeterince önem vermediği ve medikal firmalar hariç inovasyona bağlı olarak bir finansal performans gelişimi göstermediği tespit edilmiştir. Özel sağlık sektörünün Ar-Ge departmanlarına daha çok kaynak ayırması, gelişen ve değişen teknolojiyi takip etmeleri ve inovasyon konusuna daha da eğilmeleri şarttır. Çalışmada ayrıca, inovatif olmayan firmaların benchmarking tekniği ile inovatif firmaların profillerini dikkate alarak finansal stratejiler geliştirmesi de önerilmektedir.

Yenilik
Ceren Toprak
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Yaşlılarda yaşam kalitesi ve yaşlılık algısı: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi örneği

Popülasyonun yaşlanması dünya çapında daha çok gözlenmeye başlanan bir olgudur. Birleşmiş Milletlerin 2003 yılındaki tahminlerine göre, toplumların en yaşlı grubunun genel yaşlı grubuna oranında dramatik bir artış gözlemlenecek ve 80 yaşından yaşlı insan sayısı 2000 yılında 69 milyon iken, 2050 de beşe katlanarak 377 milyona erişebilecektir "Yaşam Kalitesi" Dünya Sağlık Örgütü'nün, Dünya Sağlık Örgütü Yaşam Kalitesi Grubu tarafından, kişinin yaşamını, yaşadığı kültür ve değerler çerçevesinde ve hedef, beklenti, standartlar ve tecrübe edilen sıkıntılar açısından nasıl algıladığı olarak tanımlanmıştır. (WHOQOL Group, 1993, 1995) Bu çalışmada, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi polikliniklerine başvuran örnek bir yaşlı grubun yaşam kalitesi algısının ve yaşlanma algısının değerlendirilmesi hedeflenmiştir Yaşam kalitesi ve yaşlanmaya yönelik tutum arasındaki ilişki de bu çalışmada açıklanmıştır. Bu nicel ve tanımlayıcı çalışma sayesinde Türkiye'deki yaşlı yetişkinlerin yaşam kalitesi ve yaşlanma bulgularına olan tutumu açıklanmıştır. Çalışmanın verileri Dünya Sağlık Örgütünün Yaşlı Yetişkinler Modülünden ve DSÖ'nün yaşlılık algısı anketinden toplanmıştır İstatistiksel olarak t testi ve varyans analizi kullanılarak ölçümlerin demografik karakteristiklerin değişimine göre karşılaştırılması sağlanmıştır. Anket Başkent Üniversite Hastanesi polikliniklerine başvurmuş ve çalışma için gönüllü olmuş 65 yaş üstü rastgele seçilmiş 200 bireye uygulanmıştır. Sonuçta yaşam kalitesi ve yaşlanma algısı arasında bir doğru orantı olduğu gözlemlenmiştir. Yaşam kalitesi ölçüleri ve yaşlanma algısı ölçüleri arasında da gözlemlenebilir bir ilişki vardır. Yaş ve cinsiyet psikososyal kayıp ölçütü için doğrudan etkiliyken, eğitim seviyesi ise psikososyal gelişmişlik, fiziksel değişiklikler ve total yaşlanma algısı skorlarında ciddi bir etkendir. Buna ek olarak, eğitim seviyesi üniversite düzeyinde olan katılımcıların ortalama skorları ise daha yüksektir. Bir hastalığın varlığı ise fiziksel değişim ve total yaşlanma algısı skorlarında ciddi bir etkendir. Yaşama koşullarındaki değişim ise fiziksel değişim skoruyla bir korelasyon göstermektedir. Bu çalışmanın sonuçları, aile hekimlerine başvuran yaşlıların yaşam kalitesi ve yaşlanma algısı açısından değerlendirilerek daha iyi bir birinci basamak sağlık hizmeti sunulmasında ve bu zor konuda yeni politikalar geliştirilmesinde kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Yaşlılık, yaşam kalitesi, yaşam algısı

AlgıYaşamYaşam kalitesi+1
Fisun Sözen
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da bir vakıf Üniversitesine bağlı semt polikliniğine başvuran hastaların tamamlayıcı sağlık sigortasına bakış açılarının değerlendirilmesi

Sosyal güvenlik, bir ülkede yaşayan tüm insanları ve çalışma yaşamını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen temel bir sistemdir. Sosyal güvenlik sisteminde gerçekleştirilen reformlar sonucunda genel sağlık sigortası oluşturulmuştur. Genel Sağlık Sigortası kişilerin ekonomik gücüne ve arzulu olup olmadığına bakılmaksızın, ortaya çıkacak hastalık riskine karşı, toplumun bütün fertlerinin sağlık hizmetlerinden yaygın ve etkin bir şekilde yararlanmasını sağlayan, sağlık sistemidir. Ancak genel sağlık sigortası modeli sunmuş olduğu temel teminat paketi ile optimal sağlık beklentilerini karşılamaya yetmemektedir. Tamamlayıcı sağlık sigortasının devreye girmesiyle genel sağlık sigortası da sağlıklı bir şekilde işleyebilecektir. Tamamlayıcı Sağlık Sigortası Sosyal güvenlik kurumu tarafından kapsama alınmayan ya da kapsama alındığı halde genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler tarafından ilave ücret ödemesi gerektiren sağlık hizmetlerini, özel sigorta aracılığı ile sigorta kapsamına almaktır. Tamamlayıcı sağlık sigortası ile vatandaşların kolay erişebileceği nitelikli sağlık hizmeti seçenekleri artacaktır. Bu çalışmanın amacı, Ankara'da Bir Vakıf Üniversitesine Bağlı Semt Polikliniğine Başvuran Hastaların sosyo-demografik özellikleri, sağlık sorunları ve sağlık harcamaları çerçevesinde tamamlayıcı sağlık sigortasına bakış açılarının tespit edilmesidir. Veri toplamak için Sigorta Şirketi anketleri derlenerek oluşturulan anket 278 hastaya uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS 18.0 paket programı kullanılarak bilgisayara girilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda araştırmaya katılan kişilerin büyük ölçüde tamamlayıcı sağlık sigortasının farkında olmadıkları, farkında olan kişilerin ise önemli bir bölümünün tamamlayıcı sağlık sigortasına sıcak bakmadığı belirlenmiştir. Tamamlayıcı sağlık sigortasına bu yaklaşımın en önemli nedeni, sigorta şirketlerine duyulan güvensizlik ve yeterli tanıtımın yapılmaması olarak belirlenmiştir. Türkiye'de Tamamlayıcı sağlık sigortası uygulamasına geçilmeden önce, yapılan bu çalışmanın Türkiye genelinde daha büyük bir örneklemle genişletilmesi Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile ilgili yasal ve pratik düzenlemelerin geliştirilmesinde yararlı olabileceği düşünülmektedir.

HastalarPolikliniklerSağlık sigortası+2
Gülay İnce
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

KOAH'lı hastalarda atak nedeni ile hastane yatışlarının maliyet analizi: Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi örneği

Kronik Obstrüktif Akciğer hastalığı (KOAH) tüm dünyada kişiler ve toplumların ekonomik yükünün önemli bir parçasını oluşturan önemli bir mortalite ve morbidite nedenidir. KOAH önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen tekrarlayan semptomlar ve akut alevlenmelerle karakterizedir. 2010 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde KOAH maliyeti 50 milyar dolar olarak tahmin edilmiştir. Maliyet hastalığın şiddeti ile artmaktadır ve hastane yatışı maliyetin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. KOAH'ın Türkiye'deki mortalite ve morbiditesinin ekonomik maliyeti henüz iyi bilinmemektedir. Literatürde Ülkemizde KOAH'lı hastaların hastane yatışının ekonomik yükünü yansıtan birkaç bölgesel çalışma vardır. Bu çalışmada, KOAH akut ataklı hastaların yaklaşık hastane yatış maliyetini ortaya koymayı amaçladık. Ayrıca, hastane yatış maliyetini etkileyen faktörleri de ortaya koymayı hedefledik. Bu amaçla 1 Ocak 2011-31 Aralık 2013 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne yatırılan KOAH atak'lı hastalar (n:90) retrospektif olarak çalışmaya dahil edildi. Bütün hastaların yaş, cins, hastanede yatış süresi gibi demografik özellikler kaydedildi. Ayrıca hastaların grip aşısı öyküsü, aldıkları antibiyotik tedavileri, mekanik ventilasyon uygulaması ve yoğun bakımda kalışları kaydedildi.

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHastalar+5
Gaye Ulubay
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Bir vakıf üniversitesi hastanesi örneğinde minör yanık travmasının ayaktan tedavi hizmetleri ve maliyet analizi

Yanıklar, teknolojik ilerlemelerle birlikte insanoğlu için önemli bir ölüm nedeni olmaya devam etmiştir. İnsanlık tarihi boyunca yaşanan yanık ve yangın deneyimlerinin önemli bir kısmı basit tedbirlerle önlenebilecek olaylardan kaynaklanmıştır. Yanık bakımı ve tedavisi pahalı bir süreçtir. Günümüzde yanık tedavi maliyeti ile ilgili yapılan çalışmaların sayısı sınırlıdır.Minör yanıklar tedavisi ayaktan yapılan yanıklardır. Bununla birlikte, neden oldukları ağrı ve işlev kayıpları ile kişisel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyecek sonuçlar doğurabilirler. Modern yaklaşımda, sadece ağır yanık hastalarının değil minor yanıklı hastaların da özgün tedavilerinin uzmanlaşmış sağlık ekipleri tarafından kaliteli bir şekilde yürütülmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla minor yanıkların da maliyet-etkin bir şekilde tedavisi gündeme gelmiştir. Bu çalışmanın amacı bir vakıf üniversitesi hastanesinde yanık tedavi ünitesinde ayaktan tedavisi yapılan minor yanık olgularının tedavi maliyetini ortaya koyarak, yanık travmasında etkili olan faktörlerin maliyetle ilişkilerini incelemek ve maliyeti arttıran nedenleri, bu nedenlerden yola çıkarak kaliteli hizmet ve maliyet ilişkisini irdelemektir. Bu amaçla Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Yanık Tedavi Ünitesi Ayaktan Bakım ünitesine başvuran hastalardan 1 Ocak 2014-30 Haziran 2014 tarihleri arasında hastanemize başvuru yapan toplam 240 hasta incelenmiştir. Hastaların yaşı, cinsiyeti, yanma nedenleri, yanık vücut yüzey alanları, yanık derinlikleri, yapılan işlem sayısı, pansumanda kullanılan ilaç-malzemeler ve son pansumana kadar yapılan işlem tutarları, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen fiyatlar, hastane tarafından belirlenen fiyatlar ve Türk Tabipler Birliği kılavuzluğunda belirlenen fiyatlar temel alınarak taranmış ve hesaplanmıştır. Çalışmamızın bulgularına göre, hastanemizde ayaktan yanık tedavi hizmetinde dünyaca kabul edilen minör yanık kriterlerine uyulduğu ve bu nedenle hastanın yaşı, cinsiyeti, yanık nedeni ve toplam yanık alanının ayaktan tedavi maliyetini etkilemediği sonucuna varılmıştır. Ayaktan tedavi maliyetini etkileyen faktörlerin yanık derinliği, yapılan işlem sayısı ve işlem cinsi olduğu belirlenmiştir.

Ayaktan tedaviHastaneler-üniversiteMaliyet+4
Ayşe Ebru Abalı
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da faaliyet gösteren tıbbi cihaz firmalarının Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hakkındaki görüşleri

Günümüzde sağlık sektöründe yaşanan gelişmeler ile birlikte tıbbi cihaz sektörü de her geçen gün gelişmekte ve teknolojik olarak ileri gitmektedir. Tıbbi cihazlar ve tıbbi malzemeler sağlık sektöründeki en önemli yapı taşlarındandır. Tıbbi malzeme veya tıbbi bir ürün olmadan hastanelerde hasta tedavisinin yapılamayacağı bilinen bir gerçektir. Tüm dünya sağlık sektörünün yapı taşı olan tıbbi ürünleri üretmek ve satmak için çaba harcamaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT), tıbbi malzeme bedellerinin hangi tedavilerde ödeneceği ve bu bedellerin ne kadarının karşılanacağı belirtilmektedir. Malzeme bedellerinin istenilen şekilde karşılanmaması, tıbbi cihaz firmalarınca birçok soruna neden olmaktadır. Çalışmanın amacı; Ankara'da üretici veya ithalatçı konumunda bulunan tıbbi cihaz firmalarının Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hakkındaki görüşlerinin belirlenmesidir. Veri toplamak için 5 sayfa ve 18 sorudan oluşan bir anket formu kullanılmıştır. Çalışma 1 Kasım 2014 ile 9 Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler SPSS 18.0 paket programı kullanılarak bilgisayara girilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda, Ankara'da faaliyet gösteren tıbbi cihaz firmalarının Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hakkındaki görüşleri ve yorumları toplanmış, ardından analiz edilmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda firmaların büyük bir çoğunluğu Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlandırmalarından memnun olmadığını belirtmiştir. Yapılan bu çalışmanın Türkiye genelinde daha fazla firmaya ulaşılarak genişletilmesi ile Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) ile ilgili yasal ve pratik düzenlemelerin geliştirilmesinde yararlı olabileceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Uygulama Tebliği, Tıbbi Cihaz Sektörü, Tıbbi Malzeme Bedellerinin Geri Ödenmesi.

FirmalarSağlık Uygulama TebliğiSağlık hizmetleri+3
Gülçin Asil Yılmaz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumları işletmeciliği lisans programlarının müfredatlarının incelenmesi

Sağlığın ve dolayısıyla sağlık kurumlarının hayatımızdaki yeri tartışılamayacak kadar önemlidir. Tek amacı insan hayatı olan sağlık kurumlarını diğer işletmelerden ayıran birden fazla özelliği vardır. Bu özelliklerden en önemlisi, sağlık kurumunda çalışan kişilerin profesyonel meslek sahibi olmaları gerektiğidir. Böylesi önemli bir kurumun yönetilmesi, elbette profesyonel kişiler tarafından yapılmalıdır. Sağlık kurumları yöneticiliğine meslek olarak bakıldığında çok fazla yetkinlik gerektiren, profesyonellik ve özel bir eğitim alınması gerekliliği açık bir şekilde ortadadır. Ülkemizde özellikle son zamanlarda sağlık kurumları yöneticiliği eğitimine verilen önem ile üniversitelerde lisans ve lisansüstü eğitim program sayıları artmıştır. 2004 yılında sadece 2 üniversitede bulunan sağlık kurumları yöneticiliği programları (sağlık kurumları işletmeciliği, sağlık yönetimi, sağlık idaresi), 2014 yılına gelindiğinde Kıbrıs'taki üniversiteler de dâhil 46 üniversitede bulunmaktadır. Bunların %54' ü devlet üniversitesidir. Ülkemizde sağlık kurumları yöneticiliği programlarına farklı puan türlerinde öğrenci alıp, farklı fakültelerde ve sağlık yüksekokullarında eğitimi verilmektedir. Programların isminde ve bulundukları fakültelerde bir standart olmadığı gibi eğitim müfredatında da standart yoktur. Bu yüzden Amerika ve Kanada'da sağlık yönetimi alanında lisans eğitimi veren kurumların akreditasyonunu değerlendiren CAHME (Sağlık Yönetimi Eğitimi Akreditasyon Komitesi) 'nin alan ile ilgili gereksinimler çerçevesinde müfredatla ilgili temel kriterleri baz alınarak Türkiye'deki müfredatlar değerlendirilmiştir. Değerlendirmeye müfredatına ulaşılabilen 33 üniversite dahil edilmiştir. Müfredat değerlendirmesine göre, programın isim ve bulundukları fakültelerdeki farklılık müfredata yansımamıştır. Ayrıca üniversite müfredatlarına verilen puanlara göre 33 üniversiteden 14'ü standartlara uygun müfredata sahip olmadığı gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Sağlık Kurumları Yöneticiliği Eğitimi

Ders programlarıEğitimEğitim programları+6
Sema Dalkılıç
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Veri madenciliği ile tıbbi cihaz bakım karar modeli

Tıbbi cihazlar, ilaç sektörü ile birlikte Sağlık Sektörü'nün vazgeçilmez bileşenlerinden birisidir. Dünya'daki teknolojinin sürekli gelişmesi ile paralel olarak tıbbi cihazlar da sürekli değişime uğramaktadır. Günümüzde yüksek katma değerli bir sanayi kolu haline gelen ve sağlık endüstrisinin önemli bir girdisini oluşturan tıbbi cihazlar sektörü yaşamla ilgili bir sektör olması nedeniyle diğer sektörlerden farklı ele alınmalıdır. Yaşamsal faaliyetleri yerine getiren tıbbi cihazların bakım onarım kararlarının doğru verilmeme nedeni ile ortaya çıkabilecek arızalar birkaç gün dahi olsa maddi zararın yanısıra hastaların teşhis ve tedavisinde gecikmelere yol açabilmektedir. Tıbbi cihazların bakım onarım kararlarında optimum çözümlerin üretilmesi doğru veri ve doğru karar yöntemlerinin kullanılması ile mümkündür. Günlük hayatımızda yaptığımız her işlem sonucu oluşan çok büyük miktarda veri bulunmaktadır ancak büyük miktardaki veriden elde edilen anlamlı bilgi çok azdır. Büyük miktardaki veriden gerekli bilgilerin elde edilebilmesi için yeni teknikler ve yazılımlar geliştirilmektedir. Bu noktada veri madenciliği, bu veri yığınları içerisinden anlamlı ve işe yarar bilgi çıkarmayı sağlayan disiplinlerarası bir yaklaşımdır. Bunu yaparken, istatistik başta olmak üzere, veritabanı teknolojisi, makine öğrenimi, yapay zeka ve görselleştirme alanlarından yararlanmaktadır. Bu tezin amacı, tıbbi cihazlar için en uygun bakım-onarım periyodunu Veri Madenciliği ile belirlemektir. Çalışmada Veri Madenciliği yöntemlerinden Apriori Algoritması kullanılmıştır. Veriler, bakım-onarım esnasında doldurulan formlardaki bilgilerin Open Up Time sistemine girilmesi ile elde edilmiştir. A-priori algoritmasının uygulanmasında tüm veri seti yerine, ön-analiz sonucu birliktelik kuralı çıkarımı sağlayan değişkenler kullanılmıştır. A-priori algoritması sadece kesikli değişkenlere uygulanabildiği için sürekli değişkenler de kesikleştirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Karar Destek, Veri Madenciliği, Tıbbi Cihaz

Bakım onarım sistemiBakım onarım takip sistemiKarar verme modelleri+2
Kamil Berkay Gökgöz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da özel bir psikiyatri hastanesinde ortalama yatış sürelerinin değerlendirilmesi

Psikiyatri hastalarına sunulan tedavinin daha sağlıklı koşullarda planlanması ve ülkemizin sağlık politikalarının biçimlendirilmesi için psikiyatri kliniklerinin yatak kapasitelerinin ve yıllık hasta yatışının bilinmesi önemlidir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de örnek bir psikiyatri hastanesi olan Boylam Psikiyatri Hastanesi'nde en sık görülen hastalıklara sahip hastaların ortalama yatış sürelerini belirlemektir. Çalışmanın evrenini 2009-2014 yılları arasında Boylam Psikiyatri Hastanesi'nde yatarak tedavi gören tüm hastalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise aynı tarihler arasında en sık yatışı yapılan psikiyatri hastalıkları tanısı almış 526 hasta olarak belirlenmiştir. Çalışmada, 5 yıllık (2009-2014) bir dönem boyunca yatılı hasta olarak psikiyatri hastanesine giriş yapan ve taburcu olan hastaların kayıtlarına geriye dönük (retrospektif) analiz uygulanmıştır. Çalışmada hastanede birinci yatış süresi ortalama 21,85 ±19,20 gün olarak bulunmuştur. En yüksek yatış süreleri ortalamaları 36-55 yaş grubunda gerçekleşmiştir. Kadınların tüm ortalama yatış süreleri daha uzundur ancak yapılan analizde sadece ikinci yatış süresi ortalamaları arasındaki farklılık istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. SGK kapsamında olan hastaların tüm ortalama yatış süreleri SGK kapsamında olmayanlara göre daha yüksektir. Yatış sayısı daha fazla olan hastaların toplam yatış süresi ortalamaları da daha fazladır. Şizofreni hastalarında birinci yatış süresi ortalama 36 olarak saptanmış olup bu sayı diğer hastalıklara oranla en yüksek oran olarak çıkmıştır. Depresyon, mani, OKB, uyuşturucu ve uyarıcı kullanımı tedavisi ve anksiyete bozukluğu tedavisinde görülen ortalama yatış süreleri birbirlerine çok yakın olup, genelde 21-25 hasta yatış günü olarak belirlenmiştir. En kısa yatış süresi olarak ise opiyat (eroin) kullanımı gözlemlenmiş, bu hastalığın ortalama yatış süresi ise 15,26 gün olarak saptanmıştır. Bununla birlikte hastalıklar arasındaki yatış süresi farklılıkları istatistiksel olarak da anlamlı bulunmuştur. Bu çalışmada, özel bir psikiyatri hastanesinin yataklı servis hizmetlerinin sonuçları ortaya konularak, hem hastanemizin gelecek yıllarının verimli olmasını sağlayacak bir altyapı planlamasının ilk adımları atılmış, hem de ülke genelinde yürütülen ruh sağlığı hizmetlerinin iyileştirilmesi çabalarına küçük de olsa bir katkı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: psikiyatri hastanesi, ortalama yatıĢ süresi, psikiyatrik hastalıklar,Ankara.

Hastanede yatış süresiHastanelerPsikiyatri+4
Gönenç Köroğlu
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara'da bulunan hastanelerin yüksek teknolojili tıbbi cihaz alım sürecinin değerlendirilmesi

Hastaneler, hizmet endüstrileri içinde yer alsa da çok gelişmiş teknolojik ekipmanların kullanıldığı kurumlar haline gelmişlerdir. Tıbbi cihazlar ve ekipmanlar kaliteli ve verimli sağlık hizmeti sunumunun vazgeçilmez unsuru haline gelmiştir. Tıbbi cihazlar, sağlık kurumları açısından en önemli maliyet unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tıbbi cihaz satın alma kararları, aslında yatırım kararı olarak görülmelidir. Bu nedenle cihaz seçiminde yöneticilerin daha dikkatli davranmaları beklenmektedir. Bu tezin temel amacı, hastanelerde tıbbi cihaz seçiminde satın alma personelinin dikkat ettikleri hususların incelenmesidir. Araştırma evrenini Ankara ilinde bulunan 20 hastanenin satın alma biriminde çalışan personeli oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket yöntemi kullanılmış olup, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler ve ki kare testi kullanılmıştır. Araştırmada fiyat, kalite, kurulum kolaylığı, bilgi sistemine entegrasyon, marka, teknik servis ağı, ilave alan ihtiyacı, kaliteli hizmet sunumunu kolaylaştırma gibi faktörlerin satın alma kararlarında dikkate alındığı saptanmıştır.

HastanelerSatın almaSatın alma kararı+2
Gizem Ardıç Çetinkaya
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşlı bireylerin cepten sağlık harcamaları ve 2050 yılı için projeksiyon

Dünya nüfusu her geçen yıl biraz daha artmaktadır. Nüfus artışı beraberinde demografik yapı değişikliğini de getirmektedir. Nüfusun demografik yapısı, yaşlanma yönünde değişmektedir. Artan yaşlı nüfus; barınma, gıda, güvenlik ve sağlık gibi birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Yaşlanan nüfus, en çok sağlık hizmetleri için harcama yapmaktadır. Çalışmanın amacı, Türkiye'deki yaşlı nüfusun genel durumunu ortaya koymak, sözkonusu nüfusun yaptığı cepten sağlık harcamalarını belirlemek ve cepten sağlık harcamalarının mevcut durumu üzerinden 2050 yılı için projeksiyon yapmaktır. Çalışmada Türkiye İstatistik Kurumu'ndan elde edilen 2015 yılı Hanehalkı Bütçe Anketi Mikro Veri Seti kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemi 65 yaş üzeri 3.972 birey ve bu bireylerin yaşadığı 2.837 hane olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizinde bireylerin ve yaşadıkları hanelerin özellikleri ve tüketim harcamaları tanımlayıcı istatistikler ile ortaya konulmuştur. Analiz sonucunda en az bir bireyin 65 yaş ve üstü olduğu hanehalklarının cepten sağlık harcaması yıllık ortalama 720,99 TL olarak hesaplanmıştır. 2015 yılı için 65 yaş üstü bireylerin yaptığı toplam cepten sağlık harcaması ise 1.442.029.435 TL olarak hesaplanmıştır. Mevcut veriler üzerinden, TÜİK nüfus projeksiyonları çerçevesinde 65 yaş üzeri bireylerin toplam cepten sağlık harcaması, 2023 yılı için minimum 2.511.384.236 TL ve maksimum 3.406.321.123 TL ve 2050 yılı için ise minimum 12.603.230.255 TL maksimum 47.820.182.036 TL olarak tahmin edilmiştir. Demografik senaryolara gore tahmin edilen cepten sağlık harcaması projeksiyonları, demografik yaşlanmanın sağlık harcamalarının düzenlenmesi, devam ettirilebilmesi ve finanse edilebilmesi açısından gelecekte Türkiye için önemli bir sorun olabileceğini göstermektedir. Çalışma, sorunun çözümüne yönelik geliştirilen öneriler ile sonlandırılmıştır.

Demografik değişkenlerDemografik özelliklerHarcama sistemi+3
Zeynep Ruveyde Bozkaya
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Hasta bina sendromu, iş stresi ve yaşam kalitesi ilişkisi: Bir Vakıf Hastanesi örneği

Bu çalışmada, bir vakıf üniversitesi hastanesinde çalışanların hasta bina sendromu (HBS) yaşama durumları ile iş stresleri ve yaşam kalitelerini sosyodemografik özelliklerini dikkate alarak değerlendirmek ve aralarındaki ilişkiyi araştırmak amaçlanmıştır. Kesitsel tipte bir araştırma olup, evreni Ankara merkezli bir vakıf hastanesinin ana binasında çalışan 1228 kişiden oluşmaktadır. Örneklem büyüklüğü %5 hata payı ile %95 güven düzeyinde 293 kişi olarak hesaplanmıştır. Çalışmaya dahil edilmeyen üst düzey yöneticiler, akademik kadrodakiler ve doktorların dışındaki 374 işgören, gönüllü olarak çalışmaya katılmıştır. Araştırmanın verileri üç yöntem ile toplanmıştır. İlk aşamada anket formunun tasarlanmasına yardımcı olması amacıyla hastanede çalışan 8 kişilik bir grupla odak grup görüşmesi yapılmıştır. İkinci aşamada, çalışanların sosyodemografik verilerini, HBS semptomlarını, iş stresini ve yaşam kalitesini belirlemek amaçlı 82 sorudan oluşan bir anket uygulanmıştır. Üçüncü aşamada ise anket çalışması ile eş zamanlı olarak hastane binasının gürültü, ısı, nem ve aydınlatma düzeylerini belirlemeye yönelik deneysel ölçümler yapılmıştır. Bulgulara göre, katılımcıların %60,7'si çalışma ortamlarındaki gürültüyü, %69,0'ı bulaşıcı hastalık riskini fazla veya çok fazla; %56,9'u havalandırmayı, %70,6' sı pencereden alınan gün ışığını az veya çok az bulmaktadır. Gürültü düzeyleri tüm çalışma ortamlarında, ısı değerleri ise çalışma ortamlarının %66,6'sında kapalı çalışma ortamları için sınır kabul edilen limit değerlerin üzerinde ölçülmüştür. Birimlerin %87,5' inde rölatif nem seviyesi, %67,4 'ünde aydınlatma düzeyi, ideal sınırlar içindedir. Katılımcıların % 75,9'unda HBS tespit edilmiştir. En fazla yaşanan HBS semptomları, baş ağrısı (% 90.4), gözlerde yanma- batma (%74.9), yorgunluk-bitkinlik ( % 88.8 ), uyuklama ( %73.2 ) ve hoş olmayan koku hissi ( % 60.1 ) dir. HBS semptomları sebebiyle %46,5 oranındaki katılımcı doktora başvurmuş ve %20,3' üne hastalık tanısı konmuştur. Tanı konulan hastaların %21,5' sürekli ilaç kullanmaktadır. Kadınlar, erkeklere göre; bilgisayar veya elektronik cihazla çalışanlar, çalışmayanlaragöre, daha fazla HBS yaşamaktadır. Cinsiyet, bilgisayar veya elektronik cihazla çalışma, gürültü, aydınlatma, havalandırma ve bulaşıcı hastalık riski değerlendirmesi ile HBS ilişkisi, istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Katılımcıların yaşam kaliteleri, yaşam kalitesi ölçeğinin tüm alt boyutlarından aldıkları puan ortalamalarına göre yüksek olmakla birlikte, en düşük puanı genel sağlık boyutundan(41,6) almışlarıdır. HBS yaşayan katılımcıların yaşam kalitesinin, HBS yaşamayan katılımcılara göre tüm alt boyutlarda daha düşük; iş stresinin ise daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu sonuçlar doğrultusunda, yaşam kalitesi ve iş stresi ile HBS yaşama durumu arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0,05). Çalışma ortamı koşullarını iyileştirmek, çalışanların HBS semptomlarının, iş streslerinin azalmasında, yaşam kalitelerinin yükseltilmesinde, sağlık harcamalarının ve iş kayıplarının önlenmesinde etkili olacaktır.

Hasta bina sendromuHastanelerStres+3
Sevilay Özgürbüz
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de jüvenil idiopatik artritmaliyeti

JIA, bir veya daha fazla eklemde 6 hafta veya daha fazla süre için mevcut olan ve 16 yaş öncesinde başlayıp belirlenebilen bir nedeni olmayan artrit olarak tanımlanır. JIA, çocukluk çağının sık görülen kronik enflamatuar romatizmal hastalığıdır. Hastaların %50 kadarında erişkin yaşta da devam eder. JIA, kısa ve uzun dönem sonuçlarıyla hastalarda önemli oranda morbidite oluşturmaktadır. Tedavide uzun süreli hedef JIA hastalarında kronik enflamasyonu baskılayarak eklem deformitesini azaltmak ve çocukta normal büyüme ve gelişmeyi sağlayabilmektir. RF negatif poliartiküler JIA'de çocuklara tanı konur konmaz DMARDS başlanmalıdır. MTX tipik olarak ilk tercihtir, ancak etkisinin başlaması yavaş olduğundan enflamasyonu çabuk kontrol altına almak için kısa süreli oral steroidler, intravenöz metilprednisolon veya multipl IA steroid enjeksiyonları kullanılabilir. Hastaların çoğu MTX'a 6 ay içinde cevap verir, bu süre içinde tedaviye cevap vermeyenlerde anti-TNF ajanlar düşünülmelidir. RF (+) poliartiküler JIA olan çocuklar uzamış eroziv artrit riskinde artışa sahiptir. Tanı anında DMARDS başlanmalıdır. MTX etkilidir. Anti-TNF ajanların MTX ile kombine kullanımı tercih edilir, bunun kemik erozyonlarının engellenmesinde MTX'in tek başına kullanımına üstün olduğu gösterilmiştir. JIA tedavisinde erken yoğun tedaviye yani erken MTX kullanılmasına rağmen pek çok çocuk hasta erişkin dönemine kronik aktif hastalık ile girmektedir. Bu nedenle kronik sekel sıklığının azalması ve tam remisyon elde edilmesi amacıyla biyolojik ilaçlar JIA tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak biyolojik ilaçların kullanılması ile hastalık yükü ilaç boyutunda artmış ancak hastalığın aktivitesinin düşürülmesi konusunda ise başarı kazanılmıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan hastane maliyetlerinde ise düşüş yaşanmıştır. Bu çalışmanın amacı; nadir hastalıklardan biri olan pJIA hastalığının Türkiye'ye maliyetini belirlemektir. Geri ödeyici perspektifinden yapılan çalışmada sadece direkt maliyetlere odaklanılmış ve hasta başı yıllık maliyetler bulunduktan sonra aşağıdan yukarıya maliyetlendirme metodu ile prevelans verisi üzerinden Türkiye'ye genellenmiştir. Hasta başı yıllık toplam poliklinik maliyeti 545,5 TL, laboratuvar/görüntüleme maliyeti 97 TL, Toplam yatış/müdahale malieyti 529,8 TL, ilaç ve malzeme maliyeti 7.500,2 TL, komplikasyon maliyeti 1.754,1 TL olara belirlenmiştir. Toplam JIA direkt maliyeti hasta başı yıllık 10.426,6 TL 'dır JIA Türkiye maliyeti için TUİK verileri kullanılarak önce 0-17 yaş nüfus belirlenmiştir. Buna göre 22.920.422 çocuk nüfusu üzerinden ülkemizde Ozen (Ozen S. ve diğerleri, 1998:2445-9) tarafından yapılan çalışmaya dayanarak prevalans 100 binde 64 kabul edilmiştir. Bu verilere göre 14.670 JIA li çocuk bulunmaktadır. Hasta başı maliyetler prevalans verisine dayalı olarak hasta popülasyonuna genelleştirilmiştir. Toplam JIA Tükiye direkt tedavi maliyeti ise 152.948.526,10 TL'dır.

ArtritArtrit-jüvenilHastalık+6
Turan Şahan Sökmensüer
Baskent University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu çalışanları dini tutum ve sağlık algılarının sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisi: Kamu alan çalışması

Bu çalışma, kamu personellerinin dini tutum ve sağlık algısı düzeylerinin belirlenmesi ve bunların sosyo-demografik değişkenlerle ilişkisinin ortaya konulması amacıyla yapılmıştır. Çalışmayı Türkiye'nin Konya ilinde bulunan 10 kamu kuruluşunda görev yapan personeller oluşturmaktadır. Örneklem tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veri toplama tekniği olarak anket formu kullanılmıştır. Eksiksiz olarak yanıt verilen 456 anket değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin analizi; IBM SPSS 22 paket programında yapılmıştır. Personelin dini tutum algısı incelendiğinde; inanç algısı, ibadet algısı, etkilenme algısı, memnuniyet algısı faktörleri ve genel dini tutum algısı çok yüksek düzeyde bulunmuştur. Ayrıca personelin sağlık algısı faktörleri açısından; öz farkındalık algısı orta, sağlıklılık algısı, çaresizlik algısı ve genel sağlık algısı yüksek düzeyde belirlenmiştir. Personellerde kurum, unvan, çalışma statüsü, cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, mesleki deneyim, kurum kıdemi, aylık gelire göre, DTA ve SA faktörleri açısından gruplar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak personelin DTA ve SA demografik özelliklerine göre değişmektedir. Key words: Concept of Marriage, Turkish Dictionary, Etymology,Vocabulary, Culture.

AlgıDini davranışlarKamu personeli+5
Hasan Kayahan
Kirklareli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Engelli ve yaşlı bakım personellerinin tükenmişliği, iş yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu ilişkileri üzerine bir araştırma

Mevcut araştırma Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ illerinde engelli ve yaşlı bakım personeli olarak çalışanların tükenmişlik, çalışma yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu düzeylerinin çalışanların sosyo-demografik özelliklerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeyi ve aynı zamanda tükenmişlik, çalışma yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu algıları arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamıştır. 198 bakım personeline uygulanmış araştırmanın sonuçlarına göre; cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim durumu, çocuk sahibi olma, meslekte çalışma süresi, günlük çalışma saati ve çalıştıkları birim değişkenlerinin, çalışanların tükenmişlik, çalışma yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu üzerinde farklılık yaratmayan faktörler olduğu belirlenmiştir. Diğer yandan çalışanların işten ayrılma niyetinin tükenmişlik, çalışma yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu üzerinde farklılık yaratan, hizmet içi eğitim alma durumlarının ise yalnızca tükenmişlik ve çalışma yaşamı kalitesi üzerinde farklılık yaratan faktör olduğu tespit edilmiştir. Çalışanların tükenmişlik düzeyi ile çalışma yaşamı kalitesi ve yaşam doyumu algıları arasında negatif yönlü, çalışma yaşamı kalitesi ile yaşam doyumu algıları arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkiler saptanmıştır.

Bakım verenlerBakıma muhtaç kişilerSağlık personeli+7
Yalçın Sağlam
Kirklareli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık yöneticilerinde duygusal bağlılık ve iş güvenliği algısı

Bu çalışmanın amacı, sağlık yöneticilerinin duygusal bağlılık ve iş güvenliği algısı düzeylerini belirlemek ve bunların demografik değişkenlere göre değerlendirmesini yapmak ve duygusal bağlılık ile iş güvenliği algısı arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Kesitsel ve tanımlayıcı nitelikteki bu araştırmada evrenin tamamı hedeflenmiştir. Veriler anket formu ile toplanmıştır. Eksiksiz olarak yanıt verilen 163 anket değerlendirmeye alınmıştır. Verilerin analizi; SPSS 22.0 for Windows paket programında %95 güvenle yapılmıştır. Katılımcıların %11'i üst, %21,5'i orta, %67,5'i alt yöneticilerden oluşmaktadır. Yöneticilerin duygusal bağlılığı yüksek ve genel iş güvenliği algısı orta düzeyde belirlendi. Ayrıca yöneticilerin duygusal bağlılık ve iş güvenliği algısı ile cinsiyet, kurum, unvan, hastane kıdemi, çalışma şekli ve birim arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulundu. Yöneticilerin duygusal bağlılığı ile iş güvenliği algısı faktör ve ölçek genel puanları arasında pozitif yönde ve güçlü bir ilişki vardır. Sonuç olarak demografik özelliklere göre yöneticilerin duygusal bağlılık ve iş güvenliği algısı değişmektedir.

BağlılıkDuygusal bağlılıkGüvenlik+5
Meryem Örtlek
Kirklareli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında kriz yönetimi ve örnek bir uygulama

Bu çalışmanın amacı, sağlık kurumlarında kriz yönetiminde aktif rol alan sağlık çalışanlarının kriz yönetimine yönelik yaklaşımlarının ortaya konulmasıdır. Kesitsel, tanımlayıcı ve çıkarımsal nitelikteki bu araştırmada örneklem, kolayda örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Veriler anket formu ile toplanmıştır. Eksiksiz olarak yanıt verilen 248 anket değerlendirmeye alınmıştır. Katılımcıların KYÖ skorları ve alt boyutlarına verdikleri yanıtlar incelendiğinde; katılımcıların yaş, meslek, kriz yönetimi ile ilgili bir hizmet içi eğitim programına katılıp katılmama durumuna göre istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Sonuç olarak demografik özelliklere göre katılımcıların KYÖS değişmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık Çalışanı, Kriz Yönetim Ölçeği Skoru, Kriz Yönetimi Ölçeği

KrizKriz yönetimiSağlık kuruluşları+1
Bahar Atabay
Kirklareli University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00