
9
Archived Theses
1
DOIs Assigned
11%
DOI Rate
Discipline
Üniversite yaşaminda serbest zaman aktiviteleri: Öğrenci tercihleri ve ilgilenim düzeyleri
This study analyzes university students' leisure choices and their engagement in various recreational activities, emphasizing the influence of socio-demographic factors such as age, gender, and academic field on their participation. A survey of 368 students from Tokat Gaziosmanpaşa University was executed, and the gathered data were examined by descriptive statistics and correlation tests. The results indicated that the predominant age group of respondents was 20–24 years, with females constituting 56.3% of the overall sample. The research highlighted physical activity, social connections, and rest as the predominant leisure pastimes among students. A considerable percentage of students (56.8%) indicated participating in physical activities sporadically, demonstrating a distinct preference for group activities rather than individual pursuits. Subsequent analysis revealed that socio-demographic factors, including student club membership and the frequency of physical activity participation, significantly impacted students' choices, highlighting the intricate relationship between personal attributes and environmental contexts in influencing leisure behavior. The study emphasized that students' access to and perceptions of campus leisure areas significantly impacted their involvement rates, indicating that the availability and quality of facilities directly affect engagement levels. Moreover, disparities were noted in the favored activities among various demographic groups, suggesting that age, gender, and faculty affiliation substantially influence leisure preferences and the overall university experience. These insights are essential for university administrators and legislators, as they highlight the necessity of developing and executing inclusive and flexible leisure programs that address the varied requirements of the student population. By providing diverse recreational options and ensuring accessibility, universities can support the mental and physical well-being of students while also fostering social connections and community development, which are essential for academic and personal growth. This study enhances the understanding of leisure behavior among university students and offers a framework for creating strategic interventions to foster a balanced and rewarding campus experience.
Spor yöneticiliği öğrencilerinde kariyer farkındalıkları ve kariyer kararı verme yetkinlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırma, spor yöneticiliği bölümünde öğrenim gören öğrencilerin mesleki kariyer farkındalıkları ile kariyer kararı verme yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi ve bu yapıların çeşitli demografik, akademik ve çevresel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde yürütülen çalışmada betimsel ve ilişkisel tarama modelleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, farklı üniversitelerin spor bilimleri fakülteleri ile beden eğitimi ve spor yüksekokullarında öğrenim gören spor yöneticiliği öğrencileri oluştururken, örneklemini 2024–2025 eğitim öğretim yılında öğrenim gören 468 spor yöneticiliği öğrencisi (192 kadın, 276 erkek) oluşturmaktadır. Veriler, demografik bilgi formu, Mesleki Kariyer Farkındalığı Ölçeği ve Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği aracılığıyla toplanmış ve SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlendikten sonra bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Pearson korelasyon analizi sonuçları, mesleki kariyer farkındalığı ile kariyer kararı verme yetkinliği arasında genel olarak pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. İlişkilerin düzeyi, alt boyutlara göre farklılık göstermekte olup; mesleki kariyer farkındalığının iş–meslek bilgisi, kendini tanıma, kariyer tercihi ve kariyer planı oluşturma yolları alt boyutlarının, kariyer kararı verme yetkinliğinin çoğu alt boyutu ile orta düzeyde; mesleki konuları takip etme alt boyutunun ise düşük düzeyde ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Ayrıca mesleki kariyer farkındalığı toplam puanı ile kariyer kararı verme yetkinliği toplam puanı arasında pozitif yönlü, istatistiksel olarak anlamlı ve yüksek düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca sınıf düzeyi, akademik başarı, bölümü tercih etme nedeni, üniversitelerde sunulan kariyer hizmetlerine ilişkin algı, kişilik özellikleri ile bölüm uyumu, belge sahibi olma ve iş deneyimi gibi değişkenlerin bu yapılar üzerinde anlamlı farklılıklara yol açtığı belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, spor yöneticiliği öğrencilerinin kariyer gelişim süreçlerinin çok boyutlu bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymakta; elde edilen bulguların spor yöneticiliği eğitiminin niteliğinin artırılması, üniversitelerde kariyer hizmetlerinin geliştirilmesi ve öğrencilerin kariyer planlama süreçlerinin desteklenmesine yönelik uygulamalara veri temelli katkı sunması beklenmektedir.
Serbest zaman ilgilenimi ve iş doyumu: Yaşam koçları üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, rekreasyonel fiziksel aktivitelere düzenli katılan yaşam koçlarında serbest zaman ilgilenimi düzeyi ile iş doyum düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu düzeylerde çeşitli demografik değişkenlere göre oluşan farklılıkları test etmektir. Araştırmanın katılımcı grubunu, kolayda örneklem yöntemi ile belirlenen 382 yaşam koçu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Serbest Zaman İlgilenim Ölçeği (SZİÖ) ve İş Doyum Ölçeği (İTÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde ölçüm araçlarının iç tutarlılığını incelemek için Cronbach Alpha güvenirlik katsayısı hesaplanmıştır. Veri setinin çoklu normallik dağılımı göstermesi nedeniyle, katılımcıların demografik özelliklerine göre serbest zaman ilgilenimleri ve iş doyumlerini karşılaştırmak için MANOVA, t-Test, ANOVA ve Pearson Korelasyon testleri uygulanmıştır. Gruplar arasındaki farklılıkları belirlemek için ise TUKEY testi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında; MANOVA test sonuçlarına göre sadece "gelir" ve "fiziksel aktiviteye düzenli katılım" değişkenlerine göre SZİÖ toplam puanlarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Yapılan t-Test sonucunda herhangi bir değişkene göre İTÖ toplam puanlarında anlamlı bir fark bulunamazken, ANOVA sonuçlarına göre sadece "fiziksel aktiviteye haftalık katılım sıklığı" değişkenine göre İTÖ puanlarında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. SZİÖ ve İTÖ puanları arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için yapılan Pearson Korelasyon testine göre SZİÖ ve İTÖ arasında düşük ve pozitif yönde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak, katılımcıların çeşitli demografik özelliklerine göre serbest zaman ilgilenim düzeylerinin değiştiği ve fiziksel aktivitelere karşı ilgi düzeydeki artışın işten duydukları memnuniyetin de artmasında önemli olduğu söylenebilir.
Outdoor rekreasyon aktivitelerine katılan bireylerin heyecan arama düzeyleri ve boş zaman tatminlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı outdoor rekreasyon etkinliklerine katılan bireylerin heyecan arama düzeyleri ve boş zaman tatminlerinin bireysel değişkenlere göre incelenerek kavramlar arasındaki ilişkilerin ortaya konulmasıdır. Çalışma nicel araştırma paradigması temelinde tarama araştırması olarak tasarlanmış olup 228 denek çalışmada gönüllü olarak yer almışlardır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Heyecan Arayışı Ölçeği ile Boş Zaman Tatmin Ölçeği kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 26 Paket Program kullanılmış olup yüzde, frekans ve çapraz tablolama analizlerine ek olarak hipotez testleri olarak bağımsız örneklem t testi, Pearson Korelasyon analizi ve Basit Doğrusal Regresyon analizleri kullanılmıştır. Sonuç olarak erkek katılımcıların heyecan arama düzeylerinin ve fizyolojik boş zaman tatmin düzeylerinin kadın katılımcılardan yüksek olduğu, yaş ile heyecan arama arasında negatif düşük bir korelasyon olduğu buna karşılık yaş ile dinlenmeye yönelik boş zaman tatmini arasında pozitif düşük bir korelasyon olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca heyecan arayışı ile boş zaman tatminine yönelik tüm faktörler arasında pozitif düşük veya orta düzeyde korelasyonlar tespit edilirken, heyecan arayışının boş zaman tatmininin yordayıcısı olduğu anlaşılmaktadır.
Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu çalışma, Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin internet kullanım alışkanlıkları ile giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumları arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış olup, bu model mevcut bir durumu olduğu gibi betimleyerek analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma grubunu, 2024-2025 akademik yılında Bayburt Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi'nde öğrenim gören farklı bölümlerdeki öğrenciler oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak iki bölümden oluşan bir ölçek formu kullanılmıştır. İlk bölümde demografik bilgilerin yer aldığı kişisel bilgi formu, ikinci bölümde ise Çar ve arkadaşları (2022) tarafından geliştirilen "Giyilebilir Teknolojik Spor Ürünlerine Yönelik Tutum Ölçeği (GTSÜYTÖ)" ve Özeren ve Akpınar (2016) tarafından geliştirilen "İnternet Kullanım Alışkanlıkları Ölçeği (İKAÖ)" kullanılmıştır. Dijital çağda internetin yaygın kullanımı ve giyilebilir teknolojilerin spora entegrasyonu, sporcuların performanslarını artırmada önemli bir rol oynamaktadır. Giyilebilir teknolojik spor ürünleri, profesyonel sporcuların yanı sıra öğrenciler ve amatör sporcular için de antrenman ve müsabakalarda kritik bir destek aracı haline gelmiştir. Bu çalışmada Literatürde, internetin bilgiye erişimdeki rolü incelenmiş ancak bu alışkanlıkların giyilebilir spor teknolojilerine olan tutumları nasıl şekillendirdiği yeterince detaylandırılmamıştır. Bu çalışma, öğrencilerin internet kullanım sıklığı ve amaçlarının, giyilebilir teknolojilere yönelik tutumlarını nasıl etkilediğini analiz ederek bu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Araştırma bulguları, cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu, spor yapma sıklığı ve internet kullanım amacı gibi değişkenlerin giyilebilir teknolojilere yönelik tutumlar üzerinde anlamlı bir etkisi olduğunu göstermektedir. Bireysel spor yapan, düzenli fiziksel aktivitede bulunan ve uzun süreli internet kullanıcılarının giyilebilir teknolojilere daha olumlu yaklaştığı belirlenmiştir. Ayrıca, internet kullanım süresi ve amacı, giyilebilir teknolojik spor ürünlerine yönelik tutumları doğrudan etkilemektedir
Spor karakterinin öz yeterlilik üzerindeki yordayıcı rolü: Spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencileri üzerine bir araştırma
Bu araştırma, spor karakterinin öz yeterlilik üzerindeki yordayıcı rolü: spor yapan ve yapmayan ortaokul öğrencileri üzerine bir araştırma yapmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nicel araştırma yöntemine dayalı olarak tarama modeli ile yürütülmüştür. Çalışmanın evrenini, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde bulunan ortaokul öğrencileri oluşturmuştur. Örneklem ise basit rastgele örnekleme yöntemiyle belirlenmiş olup, toplam 200 öğrenciden elde edilen veriler değerlendirilmiştir. Veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Spor Karakter Ölçeği ve Öz Yeterlilik Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma gibi tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra bağımsız gruplar t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, spor yapan öğrencilerin spor karakter özellikleri ve öz yeterlilik düzeylerinin spor yapmayaöğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet ve sınıf düzeyi gibi demografik değişkenlere göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Sonuç olarak, spor yapan öğrencilerin spor karakter özellikleri ve öz yeterlilik düzeylerinin spor yapmayan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, spor yapma durumu ile öğrencilerin spor karakterleri ve öz yeterlilik düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Elde edilen sonuçların, sporun öğrencilerin gelişimi açısından önemine dikkat çektiği ve okul sporlarının teşvik edilmesine yönelik eğitim politikalarına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.
Sekiz haftalık temel voleybol antrenman programının öğrencilerin dikkat, konsantrasyon ve rekreatif motivasyon düzeylerine etkisi
ÖZET Bu araştırmanın amacı, Gümüşhane'nin Şiran ilçesinde ilköğretim ve ortaöğretim düzeyindeki öğrencilere uygulanan sekiz haftalık temel voleybol antrenman programının dikkat, konsantrasyon ve rekreatif motivasyon düzeylerine etkisini incelemektir. Deneysel desen kullanılan araştırmada, deney ve kontrol gruplu ön test-son test yöntemiyle nicel veri toplanmıştır. Örneklem, daha önce voleybol eğitimi almamış ve rastgele seçilen 100 öğrenciden oluşmaktadır. Katılımcılar 50'şer kişilik deney ve kontrol gruplarına ayrılmıştır. Araştırmanın başında her iki gruba D2 Dikkat Testi ve Rekreasyonel Egzersize Motivasyon Ölçeği (REMÖ) uygulanmıştır. Deney grubuna haftada iki gün olmak üzere sekiz hafta süren temel voleybol antrenman programı uygulanırken, kontrol grubuna herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Program sonunda testler tekrar uygulanmış ve veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, deney grubunda dikkat, konsantrasyon ve rekreatif motivasyon düzeylerinde anlamlı artışlar olduğunu göstermiştir. Bu sonuç, düzenli fiziksel aktivitenin çocuk ve gençlerin bilişsel ve motivasyonel gelişiminde önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Ayrıca yaş, cinsiyet, eğitim durumu ve spor geçmişi gibi demografik değişkenler açısından gruplar arasında anlamlı fark görülmemiştir. Bu çalışma, temel spor programlarının fiziksel olduğu kadar bilişsel ve psikolojik gelişime de katkı sağladığını göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Dikkat, Konsantrasyon, Rekreatif, Motivasyon, Voleybol
Egzersiz bağımlılığında sosyal görünüş kaygısı ve kişiliğin etkisi
Amaç: Bu Araştırmanın amacı Egzersiz bağımlılığı ile sosyal görünüş kaygısı ve kişilik arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu kapsamda, kişinin egzersiz alışkanlıklarına bağımlılık düzeyleriyle sosyal görünüşlerine ilişkin kaygıları ve kişilik eğilimleri arasındaki etkileşimlerin incelenmesi hedeflenmektedir. Ayrıca egzersiz bağımlılığı semptomlarının farklı gruplarda (bağımlı, bağımlı olmayan ve bağımlılık riski taşıyan) nasıl farklılıklar gösterdiğini ortaya konulması amaçlanmaktadır. Özellikle dış görünüşe dair kaygılar ve nevrotiklik ya da mükemmeliyetçilik gibi kişilik eğilimleri, bağımlılık düzeyini artıran temel psikososyal etmenler olarak değerlendirilmektedir. Yöntem: Araştırma kapsamında Egzersiz Bağımlılığı Ölçeği-21, Sosyal Görünüş Kaygı Ölçeği ve Temel Kişilik Özellikleri Ölçeği kullanılmıştır. Muş ilinde bulunan fitness merkezlerindeki bireylerin egzersiz bağımlılığında sosyal görünüş kaygısı ve kişiliğin etkisini inceleyen araştırmaya %61,8 (252) erkek %38,2 (156) kadın olmak üzere toplamda 408 gönüllü birey katılım sağlamıştır. Katılımcıların kullanılan ölçekler kapsamında kişilik özellikleri, Kas Dismorfik Bozukluğu Envanteri (KDBE) toplam puanı ve egzersiz bağımlılığı arasındaki yol katsayıları, yapısal eşitlik modelinde değişkenlere ait determinasyon katsayıları, korelasyon katsayıları, ile doğrudan ve dolaylı etki değerleri JAMOVI programı kullanılarak incelenmiş ve istatistiksel anlamlılık düzeyi (p<0.05) olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Elde edilen bulgular genel olarak, egzersiz bağımlılığının yalnızca fiziksel performans veya yaşam tarzı değişkenleriyle değil, aynı zamanda kişilik özellikleri ve beden algısı gibi psikolojik faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç: Bu bağlamda, egzersiz ortamlarında görev yapan antrenör ve spor psikologlarının kişilik farklılıklarını dikkate alan programlar geliştirmesi, sağlıklı egzersiz alışkanlıklarının desteklenmesi açısından yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Egzersiz bağımlılığı, Fitness, Kişilik, Sosyal görünüş
Curling sporcularının duygusal zekâ düzeyleri ile karar verme stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, curling sporcularının duygusal zekâ düzeyleri ile karar verme stratejileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada, nicel yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmaya 2024-2025 yılı arasında Curling branşında aktif olarak mücadele eden 54'ü erkek ve 63'ü kadın olmak üzere toplam 117 lisanslı sporcu gönüllülük esasına göre çalışmaya dâhil edilmiştir. Araştırmaya katılan sporcuların karar verme stillerinin belirlenmesinde "Karar Verme Stratejileri Ölçeği (KVSÖ)" kullanılmıştır. Duygusal zekâ düzeylerini ölçmek için Duygusal Zekâ Ölçeği (DZÖ) ve araştırmacı tarafından oluşturulmuş kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, IBM SPSS Statistics 26 paket programına aktarılmış ve istatistiksel analizler bu program aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Kategorik değişkenler frekans dağılımlarıyla, sayısal değişkenler ise tanımlayıcı istatistikler (ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum) ile verilmiştir. Ölçeklerin güvenirlik düzeyini belirlemek amacıyla Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayısı kullanılarak hesaplanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Kolmogorov-Smirnov testi ile test edilmiştir. Grup karşılaştırmalarında Bağımsız Örneklem T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) kullanılmış; anlamlı farklılıkların tespitinde Tukey testi uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler ise Pearson Korelasyon Katsayısı ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, sporcularının karar verme stratejileri puanı ile duygusal zekâ puanı arasında düşük düzeyde negatif yönde anlamlı doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. Bu durum, duygusal zekâ düzeyi yüksek olan sporcuların daha sağlıklı ve etkili kararlar alma eğiliminde olduğunu, duygusal zekâ düzeyi düşük olanların ise karar verme süreçlerinde zorluk yaşayabileceğini göstermektedir. Dolayısıyla sporcuların duygusal farkındalıklarının artırılması, duyguları anlama ve düzenleme yeteneklerinin geliştirilmesi, karar verme becerilerine olumlu yönde katkı sağlayabileceği söylenebilir. Anahtar Sözcükler: Curling, Duygusal Zekâ, Karar Verme Stratejileri