Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Discipline

Public Finance

Bilecik Şeyh Edebali Üniversity

895

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Swot-Ahp bütünleşik yöntemi ile e-fatura sisteminin değerlendirilmesi: Bilecik ili örneği

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojileri alanındaki gelişmeler, internetin yaygınlaşmasına yol açmıştır. İnternetin yaygınlaşması ve devlet kurumlarında da kullanılmaya başlanılmasıyla E-Fatura uygulamaları da yaygınlık kazanmıştır. EFatura uygulamaları ticarette mükelleflere faturalama süreçlerinde verimlilik ve maliyet avantajı sağlamıştır. Geleneksel yöntemlerle düzenlenen kâğıt faturalar, kişilere ve kurumlara iş gücü, posta, depolama gibi maliyetler yaratmaktadır. Bütün bu maliyetlerin yanı sıra kâğıt faturanın sahtesinin düzenlenmesi, kaybolması vb. nedenlerden dolayı vergi kayıp ve kaçaklarına yol açabilmesi vergi gelirlerini de olumsuz etkilemektedir. Tüm bu maliyetlerin, vergi kayıp ve kaçaklarının önüne geçilebilmesi amacıyla fatura işlemlerinin tamamının elektronik ortamlara aktarılması yoluna gidilmiş ve e-fatura uygulaması 397 Sayılı VUK Genel Tebliği ile mevzuatımızda yerini almıştır. GİB tarafından yayımlanan 421 ve 416 sayılı VUK Genel Tebliğleri ve çeşitli sirkülerler ile de daha önce yayımlanmış tebliğe ilişkin düzenlemeler yer verilmiştir. Bu çalışmanın amacı, e-fatura uygulamasını SWOTAHP bütünleşik yöntemleriyle değerlendirip, bu yöntemler sonucunda elde edilen bulgulardan faydalanarak e-fatura uygulamasının daha verimli hale getirilebilmesi için en iyi stratejiyi belirlemektir. E-faturayla ilgili literatür taraması yapılıp bunun yanında uzman ve akademik görüşler alınarak Bilecik'teki e-faturanın mevcut durumu SWOT analizi yöntemi ile değerlendirilmek için 29 soruluk anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu Bilecik Vergi Dairesinde çalışan alanında uzman kişilere uygulanmış ve 5'li likert ölçeğine göre ortalaması 4'ün üzerinde olan sorular SWOT'un kriterlerini belirlemiştir. Daha sonra bu kriterler dikkate alınarak e-fatura uygulamasının durumun iyileştirilmesi için stratejiler oluşturulmuştur. Çok kriterli karar verme yöntemlerinden biri olan AHP yöntemiyle SWOT analizinde elde edilen kriterler ve stratejiler ikili olarak birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmalar sonucunda tehditlerin diğerlerine oranda daha yüksek bir ağırlığa sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sonrasında AHP yöntemi kullanılarak belirlenen stratejiler birbirleriyle ikili olarak karşılaştırıldıktan sonra ağırlığı en yüksek olan strateji belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: E-fatura, SWOT, AHP, ÇKKV

Analitik hiyerarşi süreciBilecikElektronik fatura+3
Burcu İnan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mükelleflerin yerel vergilere bakış açısı: Eskişehir ili örneği

Devletler sunduğu kamu hizmetlerinin finansmanında kamu gelirlerini kullanır. Türkiye Cumhuriyeti'nde kamu gelirleri içerisindeki en önemli payı kanunlarla ödenmesi zorunlu kılınmış olan vergiler almaktadır. Ancak ödenmesi zorunlu kılınmış olsa da vergiler mükelleflerin gelirlerini azaltan bir etmen olduğundan mükelleflerin vergileri bir yük olarak görmeleri ve vergiye olumsuz bakmaları olasıdır. Vergilere olumsuz bakılması sonucunda da mükellefler vergi ödememek için kanuni veya kanundışı yollara başvurabilirler. Bu nedenle vergi sistemleri oluşturulurken, etkin ve çağdaş bir vergi sistemi için mükelleflerin vergi hakkındaki görüşleri dikkate alınmalıdır. Bu şekilde oluşturulacak vergi sistemiyle mükelleflerin vergiye gönüllü uyumu da artacaktır. Türkiye Cumhuriyeti'nde çoğu vergi türünü merkezi yönetimler toplarken bazı vergi türleri ve gelirleri belediyelere bırakılmıştır. Bu çalışmanın amacı da mükelleflerin belediyelere bırakılmış olan yerel vergilere bakış açılarını ölçmek ve bakış açılarının demografik özellikler ile belediye hizmetlerini beğenme durumuna göre değişiklik gösterip göstermediğini analiz etmektir. Eskişehir ilinde yapılan alan araştırması sonuçlarına göre mükelleflerin yerel vergi bilincinin ve yerel vergi ahlakının yüksek olduğu söylenebilir. Anket ile toplanan cevapların dağılımları incelendiğinde ise mükelleflerin çoğunluğunun vergi cezaları, sık sık çıkartılan vergi afları, vergi oranları ve belediyelerin mali yapısıyla ilgili oluşturulan ifadelere katılmış oldukları, vergi adaletiyle ilgili oluşturulan ifadelere ise katılmadıkları görülmüştür. Vergi sistemiyle ilgili ifadeler incelendiğinde de ifadelere katılmayanlar veya kararsız kalanlar çoğunluğu oluşturmuştur. Ayrıca mükelleflerin bazı ifadelere verdikleri cevapların demografik özelliklere ve belediye hizmetlerini beğenme durumuna göre değişiklik gösterdiği görülmüştür. Bu durum yerel vergilere bakışta demografik özelliklerin ve sunulan kamu hizmetini beğenme durumunun etkili olduğunu göstermektedir.

Bakış açısıBelediyelerGelirler+6
Bülent Koyuncu
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki vergi indirimlerinin etkinliği: Beyaz eşya sektörü örneği

Vergi teşvikleri gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin, ekonomik refahını arttırmak amaçlı tercih ettikleri en önemli maliye politikası araçlarından biridir. Türkiye'de belirli dönemlerde, belirli sektörlere teşvik politikaları uygulanmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de uygulanmakta olan vergi teşvik politikalarından, Beyaz Eşya Sektörüne uygulanan Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) teşvikinin beyaz eşya satış rakamlarına olan etkisi incelenmiştir. 2008 ve 2019 yılları arası beyaz eşya sektöründeki ürünlerin satış rakamları ile bu yıllar arasında ÖTV teşviki uygulanan ayların, satış oranlarında büyüme ve daralma yönünde etkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuca göre, teşvikin uygulandığı aylar beyaz eşya sektöründe genel olarak büyüme meydana getirdiği, teşvik dönemi olup da büyüme olmayan aylarda ise sektördeki daralmayı küçülttüğü ortaya çıkmıştır. Teşvikin uygulandığı ve en çok canlanma sağlanan yıl 2017 yılı olmuştur. 2017 yılındaki fazla büyümeden kaynaklı, 2018 yılı teşvik uygulanan aylar, diğer uygulanan aylara göre daha başarısız olan yıl olmuştur.

Beyaz eşya sektörüVergi indirimiVergi politikası+3
Emine Taştemir
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de verilen vergi teşvikleri ve bunların ekonomiye etkisi: Otomotiv sektörü örneği

Otomotiv sektörü, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde birden çok sektör ile ilişkili olduğundan dolayı kritik bir öneme sahiptir. Ülkemizde de özel bir öneme sahip olan otomotiv sektörü, orta vadeli programlar içerisinde yer alan makroekonomik politikalarda öncelikli sektör olarak değerlendirilmekte ve çeşitli vergi politikaları ile desteklenmektedir. Bir maliye politikası aracı olarak kullanılan vergi teşvikleri, her ülkenin sosyo- ekonomik yapısı, gelişmişlik düzeyi ve makroekonomik hedeflerine uygun olarak farklı şekillerde uygulanmaktadır. Vergi teşvikleri, bir sektörün gelişmesi, Ar-Ge faaliyetlerinin arttırılması, üretim ve istihdam hacminin genişletilmesi, ihracatın arttırılması ve dolayısıyla ülke ekonomisine katkı sağlaması amacıyla verilebileceği gibi, bölgesel dengesizliklerin giderilmesi, yatırım hacminin arttırılması amacıyla da verilebilmektedir. Türkiye'de otomotiv sektörünü kapsayan vergi teşvikleri genel olarak, otomotiv pazarında meydana gelen daralmalar neticesinde gündeme gelmektedir. Daralmanın yaşandığı dönemlerde sağlanan vergisel avantajlar ile tüketicilerin taleplerini ve dolayısıyla satış miktarları arttırılarak daralmanın meydana getirdiği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır. Çeşitli makroekonomik değişkenlere bağlı olarak otomotiv sektörünün daralması ile birlikte uygulanan vergi teşvik politikaları, uygulandıkları dönem itibariyle satış miktarlarını ve otomotiv pazar payının artmasına katkı sağlayarak sektör üzerinde olumlu etkiler yaratmıştır. Anahtar Kelimeler: Otomotiv Sektörü, Vergi Teşvikleri, Vergi İndirimi, Satış Miktarı

Ekonomik etkiOtomotiv sektörüSatış etkisi+5
İlknur Korkmaz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Mükelleflerin vergi yüküne bakış açısı: Trabzon ili örneği

Vergiler devletler adına kamu hizmetlerinin finansmanı için en önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır. Müdahaleci devlet anlayışının gelişmesiyle beraber devletlerin faaliyet alanları her geçen gün genişlemiştir ve bu duruma paralel olarak bireyler ve genel toplum üzerindeki vergi yükü artış göstermiştir. Artan vergi yükü vergiden duyulan rahatsızlığı arttırırken kamu hizmetlerinin finansmanını zora sokmuştur. Bu çalışma Türkiye'nin vergi yükü bakımından OECD ve diğer dünya ülkelerinde oldukça alt sıralarda yer almasından hareketle; bu durumun toplum nezdinde ne ölçüde geçerli olduğunu ve zihinlerindeki vergi yükü düzeyinin istatistiki verilerle ne derecede uyumlu olduğunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Trabzon ilinde ikamet eden 407 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Elde edilen bulgular nesnel istatistiki veriler ile toplumun vergi psikolojisinin birbirinin tam zıttı olduğunu göstermektedir. Bu durumun ortaya çıkmasında Türkiye'de kişi başına düşen milli gelirin OECD ülkelerine kıyasla düşük olması ve toplam vergi yükünün dağılımı gibi faktörlerin etkili olduğu görülmektedir.

AlgıOECD ülkeleriTrabzon+5
Hakan Kurucan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinde etkinlik sorunu: İstanbul ve Bursa illeri örneği

Ülkemizde 1980 yılından sonra yaşanan önemli değişikliklerle beraber büyük yerleşim yerlerinde özel yönetim biçimleri getirilmiştir. 1984 yılında çıkarılan KHK ile beraber İstanbul, Ankara ve Bursa şehirleri Büyükşehir belediyeleri olmuştur. 1984 yılından günümüze kadar Büyükşehir belediyeleri sayısı 30'u bulmuştur. Yaşanan göç, nüfus artışı ve farklı sorunlarla beraber Büyükşehir Belediyeleri kaynakların etkin olarak kullanılmasında sorunlar yaşamaktadır. Sorunların çözülmesi açısından çıkarılan kanunlarla mali ve idari yapı desteklenmeye çalışılmıştır. Büyükşehir Belediyeleri ülkemizin dörtte üçünü yönetmektedir. İdari ve mali özerkliğe sahip olan Büyükşehir Belediyeleri yönetsel açıdan finansman kaynaklarını etkin ve verimli kullanmalıdır. Çalışmamızda İstanbul ve Bursa Büyükşehir Belediyelerinin 2016 ve 2018 yılları arasında gelir ve gider bütçeleri kullanılarak fonksiyonel etkinlikleri değerlendirilmiştir.

BelediyelerBursaBursa Büyükşehir Belediyesi+7
Batuhan Yıldırım
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi aflarının vergi uyumuna etkisi: Bilecik ili örneği

Vergi, devletlerin en önemli gelir kaynaklarından birisini oluşturmaktadır. En önemli gelir kaynağı olması gerekçesiyle verginin toplanabilmesinde mükelleflerin vergiye uyum sağlamaları büyük önem arz etmektedir. Devletin tarihsel süreç içerisinde sık sık başvurduğu vergi afları da vergi uyumunu doğal olarak etkilemektedir. Çalışmanın konusunu geçmişten günümüze çıkarılan vergi aflarının vergi uyumuna ne yönde etki ettiğinin Bilecik ilinde tespit edilmesi oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında, Bilecik ilindeki Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler, vergi idaresi çalışanları ve vergi mükellefleriyle mülakat yapılmıştır. Literatür incelendiğinde, vergi aflarının vergi uyumuna etkisi kapsamında birçok çalışma bulunmakla beraber Bilecik ili kapsamında yapılan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışmaya, Bilecik ilinde bulunan vergi idaresi çalışanları, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve mükellefler dahil edilerek mükelleflerin vergi aflarına karşı uyumlarının ne yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Vergi uyumunun artırılması vergi gelirlerinin de artması sonucunu doğuracağı için çalışmamız önem arz etmektedir. Bu çalışma, Bilecik ilindeki mükelleflerin vergi afları sonrasında vergiye karşı uyum davranışlarının ne yönde şekillendiğine ilişkin bir kaynak oluşturulacaktır. Çalışmamızın literatüre katkısı bu yönde olmakla birlikte, literatürde vergi aflarının vergi uyumuna etkisi hususunda vergi idaresi çalışanları, serbest muhasebeci mali müşavirler ve vergi mükellefleriyle yapılan mülakat neticesinde sonuçlarını karşılaştıran bir çalışmaya da rastlanmaması çalışmamızın özgün yanlarından birisini oluşturmaktadır.

Esranur Betül Bakır
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Varlık fonu ve Türkiye uygulamaları

Varlık Fonları emtia ya da emtia dışı gelirlerden oluşan fonlardır. Petrol zengini ülkelerin emtia gelirlerinin fazla olan kısımlarını değerlendirmek ve kaynaklarını çeşitlendirmek için kurulmuşturlar. Çünkü petrol ve doğalgaz rezervleri gelecekte tükenecek ve sadece gelir kaynağı petrol ve doğalgaz olan ülkeler ekonomik krizler yaşayacak ve refahları azalacaktır. Petrol zengini olan ülkeler bunu önlemek için fazla gelirlerini farklı sektörlere aktararak bunu önlemeye çalışmaktadırlar. Aynı şekilde emtia dışı varlıklardan elde edilen gelirlerin fazla kısmını değerlendirmek için ülkeler varlık fonu kurmuşturlar. Bütün bu fonların ortak özelliği elde ettikleri gelirlerin fazla kısımlarını değerlendirmek amacıyla kurulmuş olmalarıdır. Varlık fonlarının kuruluş amaçları ve hangi kaynaklardan beslendiklerini inceleyerek Türkiye Varlık Fonu'nun kurulması ile ülke ekonomisine etkileri incelenmiştir. Yine aynı şekilde Türkiye Varlık Fonu'nun kaynakları, denetimi ve gelecekte yapacağı yatırımlar incelenmiştir. Bilindiği üzere Türkiye bütçe açığı olan bir ülkedir. Türkiye'nin bütçe açığı vermesine rağmen, varlık fonu kurmasının etkileri de incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Varlık Fonları, Türkiye Varlık Fonu, Denetim

FonlarTürkiye Varlık FonuVarlık fonları
Ekrem Doğan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de sigorta şirketlerinin vergilendirilmesi

Günlük yaşamın beraberinde getirdiği riskin telafisi sigortacılık anlayışı ile giderilmeye çalışılmaktadır. Bu telafi sigorta akdi ile başlamakta ve beraberinde fon oluşturma kapasitesi ile daha da güçlenmektedir. İleri düzey bir sigortacılık anlayışı ve buna bağlı olarak sunacağı kaliteli hizmetler beraberinde ekonomiyi genişletecektir. Genişleyen ekonomi, ülke vatandaşları başta olmak üzere sosyal faydaları artmış kişiler olacaktır. Sigortacılık anlayışının olmadığı bir ekonomi düşünüldüğünde sigortacılığın vermiş olduğu güven duygusu ve oluşturacağı genişletici etki hiç gerçekleşmeyecektir. Dolayısıyla istihdamı arttırıcı etkisi olan sigortacılık anlayışının bu olumlu etkisinin fark edilmesi üzerine önemini katlayarak dünya ekonomisinde kendine yer edinmiştir. Gelişmiş dünya ülkelerinde ayrı öneme sahip olan sigorta sektörü ülkemizde henüz yeni yeni bir yatırım alanı olarak görülmeye başlamıştır. Riskin satın alınması ile başlayan bu süreç gelişmiş ülke olma yönünde yeni bir dönemin miladı niteliğindedir. Sigorta şirketleri karşılıklı olarak iki tarafında üstlendikleri poliçe ile bu akdi gerçekleştirir ve riskin paylaşılması mantığına dayanır. Sigorta şirketleri sundukları birtakım hizmetlerin fiyatı olarak müşterilerinden prim adı altında para toplamaktadır. Toplanan bu primler kanunda belirtilen vergiyi doğuran olay kapsamında ise Türk Vergi Sistemi kapsamında vergiye tabi olacaktır. Çalışmamızda sigorta şirketlerinin mükellef olarak sayıldığı doğrudan ödenen ya da dolaylı ödenen vergiler ve son olarak fonlar başlığı adı altında alınan tutarlar incelenecektir. Söz konusu vergiler vergi alacaklısı tarafından bazı indirimlere tabi tutulmuş çeşitli açılardan teşvik sayılabilecek hükümler ile kolaylıklar sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak ekonomimizin ihtiyaçlarına tam cevap veremeyen sigorta sektörü bu kısıtlı teşvikler ile desteklenmek yerine sonuç ve öneriler bölümünde belirttiğimiz hususları değerlendirmedir.

Banka ve sigorta muameleleri vergisiSigorta kurumlarıSigorta şirketleri+3
Ebülfez Taşdemir
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık harcamalarının milli gelire etkisi ve Bilecik ili özelinde Türkiye'de sağlık harcamaları

Sağlık, kişi ve toplumların hem fiziksel hem de zihinsel olarak iyi halde olmaları, bu durumun onlar için sürdürülebilir olması ve korunması olarak tanımlanabilir. Sağlıklı bir toplum için ülke ekonomilerinde sağlık hizmetlerine önem verilmesi gerekmektedir. Sağlık, insanların ve ülkelerin kalkınmalarında önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Kişilerin ve toplumların sağlıklı olabilmesi için, ülke ekonomilerinin güçlü ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Bu noktada ülke ekonomisi, sağlık harcamaları ve beşeri sermaye arasında etkili bir ilişki olduğu söylenebilir. Sağlıklı birey ve toplumların üretime ve ekonomiye katkıları pozitif yönde olurken, hastalık halinde olan ve bu duruma bir alternatif sunamayan ülke ekonomilerinin negatif yönde ilerlediği söylenebilir. Bu noktada beşeri sermayenin ülke ekonomileri ile ilişkisini açıklayan içsel büyüme modelleri konu hakkında daha detaylı bilgi sahibi olmamıza yardımcı olacaktır. Bu çalışmanın amacı, sağlık ekonomisi ve sağlık harcamalarının incelenmesi, sağlık harcamaları ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme yapılırken kişi başı gayri safi yurt içi hâsıla (KBGSYH), il kişi başına GSYH değerleri, hastane sayısı, hekim sayısı, 100.000 kişi başına hastane yatak sayısı gibi sağlık göstergelerinden faydalanılmıştır. Çalışmada, Türkiye verilerinden hareketle Bilecik İl'i sağlık sektörü ile çözümlemesi yapılarak, elde edilen istatistiki verilerle birlikte Bilecik İl'i sağlık ve ekonomik büyümesi arasında karşılaştırma ve değerlendirmeleri yapılmıştır. Daha sonra analiz bölümüne geçilerek, il kişi başı GSYH değerleri ile 81 ilin, hastane yatak sayısı, uzman doktor sayısı, hemşire sayısı, diş hekimi sayısı ve sağlık memuru sayılarının panel veri ekonometrisinde sabit etkili model ile incelemesi yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında Eviews 9 programı kullanılmıştır.

BilecikEkonomik etkiGayri safi yurtiçi hasıla+5
Gül Kaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırımlarda vergisel teşvikler: Güneydoğu Anadolu bölge değerlendirmesi Şırnak ili örneği

Türkiye'de, ekonomik büyüme ve kalkınmayı hızlandırmak için bazı faaliyetler teşvik kapsamına alınmıştır. Tezin uygulama yeri olan Şırnak ili de, bulunduğu yatırım teşvik bölgesi itibari ile büyük ölçüde yatırım teşvikleri alan bir bölgede yer almaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Şırnak ilinde faaliyette bulunan firmaların geçmişte ve şimdi yürürlükte olan teşviklerden ne kadar yararlandıkları, Şırnak'ta bulunun firmaların teşviklere bakış açılarını ve teşviklerden yararlandıktan sonra firmaların davranışlarında ne gibi değişiklikler olduğunu tespit etmektir. Araştırma kapsamında 146 firma olup, hazırlanan anketler direkt olarak görüşme neticesinde yanıtlanmıştır. Verilerin analizinde Spss 23.0 programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda firmaların çoğunlukla istihdam ve ihracat teşviklerinden yararlandıkları tespit edilmiş olup, ilgili teşvikleri daha çok pazarlama ve nitelikli işgücünde kullandıkları ortaya konulmuştur. Firmaların, teşviklerden yararlandıktan sonra personel sayısında, karlılığında, ihracat hacminde, nitelikli işgücü sayısında, satışlarında ve toplam borçlarında olumlu gelişmeler yarattığı görülmüştür.

Güneydoğu Anadolu bölgesiTeşviklerVergi teşvikleri+3
Şemsettin Yüce
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Opsiyon işlemlerinin vergilendirilmesi

Opsiyonlar Türev ürün piyasaları çerçevesinde ele alınır. Türev ürün, bugünden üzerinde anlaşmaya varılan bir ürünün gelecekteki teslimatını öngören işlemlerdir. Opsiyon işlemleri de bu mantığa dayanır. Opsiyon sözleşmeleri, sözleşmeyi satın alan kişiye gelecekteki bir tarihte öncesinden anlaşılan fiyat, miktar ve nitelikteki varlığı alma veya satma hakkını bugünden veren sözleşmelerdir. Opsiyonu alan taraf bu hakkı elde etmek için satıcıya belli bir miktar bedel öder bu bedele opsiyon primi denir. Opsiyonlar organize piyasalarda işlem görürler, bu piyasaların başlıca özellikleri sözleşme unsurlarının standart olması ve takas odası garantisinin verilmesidir. Ülkemizde opsiyonlar yaygın bir kullanım alanı bulamamışlardır. Bunun en önemli sebepleri arasında sistemin karmaşık bir yapıya sahip olması, yeterince tanıtımın yapılmaması ve vergilendirilmesi açısından vergi sistemimizde uzun yıllar boşluk bulunması sayılabilir. Türk Vergi Sistemi'nde yer alan Geçici 67. maddeye kadar vergilendirilmesi konusunda açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yatırımcılar tarafından opsiyonlar genellikle risk yönetimi, arbitraj, spekülasyon ve getiri amaçlı kullanılmaktadırlar. Bu çalışmada opsiyon piyasalarının ortaya çıkış evreleri, tarihsel gelişimi, amaçları incelenmektedir. Kapsam çerçevesinde türev ürün kavramı, gelişimi, tarihçesi ve piyasanın özellikleri anlatılmıştır. Son bölümde opsiyonların hukuki boyutu anlatılmış, opsiyon işlemlerinin vergisel açıdan incelemesi yapılmış ve Türkiye'de etkin kullanılması ile ilgili önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler:Opsiyon, Takas Odası, Opsiyon Primi, Vergi, Risk Yönetimi.

OpsiyonOpsiyon piyasalarıOpsiyon sözleşmeleri+3
Burcu Sağlam
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

OECD ülkeleri ile Türkiye'de ar-ge faaliyetlerinin teşvikine yönelik vergisel uygulamalar ve bunların karşılaştırılması

Günümüzde teknolojinin gelişmesi ile araştırma ve geliştirme faaliyetleri daha kolay yürütülmektedir. Ülkeler daha fazla rekabet gücü elde edebilmek için araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yoğunlaşmaktadır. Ekonomide katma değer yaratan araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile Ar-Ge faaliyetlerinin bir amacı olan uluslararası rekabet üstünlüğü elde edilebilir. Araştırma ve geliştirme faaliyetleri, bilime katkıda bulunulmasına, yeni ürün, bilgi, sistem ve süreçlerin elde edilmesine, teknolojik gelişmelerin sağlanmasına, ekonominin iyileşmesine ve bunun sonucunda refah seviyesinin artmasına katkıda bulunmaktadır. Ülkemizde araştırma ve geliştirme faaliyetlerine yönelik yürütülmekte olan vergisel teşvikler ve OECD ülkeleri ile Türkiye'de bu faaliyetlere yönelik uygulanan vergisel teşviklerin mukayesesi yapılmıştır. Birinci bölümde Ar-Ge kavramı incelenmiştir. İkinci bölümde Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergisel teşviklerle ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Üçüncü bölümde ise OECD ülkelerinde ve Türkiye'de Ar-Ge faaliyetlerine yönelik vergisel teşvikler incelenerek karşılaştırmalar yapılmıştır.

Araştırma-geliştirmeOECD ülkeleriTeşvikler+3
Behiye Yaşar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu alacaklarının korunmasında hükümsüz sayılan tasarruflar ve tasarrufun iptali davası

Kamu alacaklarının tahsilinde egemenlik gücünü kullanan devlet, kamu alacaklarını hızlı ve etkin bir şekilde tahsil etmek için bir takım önlemler almaktadır. Bu önlemlerden birisi de 6183 Sayılı AATUHK kanunda da açıklandığı gibi bazı tasarrufların hükümsüz sayılmasını içermektedir. Kamu alacağının koruma yöntemlerinden biri olan bu yöntem, kamu alacağının tahsilinde cebren uygulanabileceği gibi yine alacağın tahsilinde bu alacağı müşkül kılabilecek özelliği bulunan bazı tasarruf edinişlerini de göz önüne alarak geçersiz sayabilmektedir. Kamu alacakları tahsil edilirken bir koruma metodu olarak kullanılan bu yöntem, diğer koruma yöntemlerinde olduğu gibi ortak amaca hizmet etmekte; borçluların alacaklılardan mal kaçırmasını engellemek ve kötü niyetli olarak yapmış oldukları hukuki işlemlerin hükümsüz sayılarak, alacağın temin edilmesini sağlamaktır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kamu alacakları ile ilgili genel açıklamalara yer verilmiştir. İkinci bölümde kamu alacaklarını korumaya yönelik metotlar incelenmiştir. Üçüncü bölümde tasarrufun iptali davası ele alınmış olup iptal davasında taraf sıfatı, kanun yolları, yargılama harç ve giderleri tasarrufun iptali davasının sonuçları incelenip mahkeme kararları örnekleri ile sonuçlandırılmıştır.

Alacak yönetimiHükümsüzlükKamu alacakları+4
Abdullah Duran
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon dizilerinin Bilecik ili turizm ve ekonomisine etkisi

Toplumda yaygın ve egemen olan popüler kültür ile kitle iletişim araçlarına yönelim artmıştır. Kitle iletişim araçları çağımızda insan hayatını etkileyen, fikirlerini ve tercihlerini değiştiren temel kültür odağı haline gelmiştir. Özellikle televizyon ve televizyon dizilerinde görülen hayatlar, mekanlar ve kişiler, bireylerin satın alma, beğeni ve destinasyon tercihlerini doğrudan etkilemektedir. Bu çalışmada, Bilecik görselleri bulunan ve Osmanlı tarihini anlatan Diriliş Ertuğrul dizisinin il ekonomisine ve turizmine olan etkisi incelenmiştir. Bir televizyon dizisi vasıtasıyla yaşanan turizm aktivitesi, kültürel ekonomi ve kültür turizmi ile ilişkilendirilmiş, 2014 yılı baz alınarak yerli ve yabancı turistin yapmış olduğu konaklama sayısı incelenmiştir. Ayrıca Şeyh Edebali ve Ertuğrulgazi türbe alanlarında yüz yüze 153 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Bilecik, 2015 yılı itibariyle (Diriliş Ertuğrul dizisinin başlamasıyla) hem iç turizm hem de dış turizm faaliyetlerinde hareketlilik yaşamıştır. Anket çalışmasından elde edilen sonuçlara göre ise Diriliş Ertuğrul dizisi Bilecik'e olan ziyaretleri olumlu yönde etkilemiştir. Ancak stratejik konumuna rağmen Bilecik'teki imkânların sınırlı olması, var olan ilginin belirli bir derecede kalmasına neden olmuştur.

BilecikDizi filmEkonomik etki+6
İsminaz Çınar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının kurulmasının vergi denetimi ve tahsilatı ilişkisine etkisi

İçinde bulunduğumuz çağ itibariyle, ülkemiz gibi piyasa ekonomisinin geçerli olduğu ülkelerde kamunun başlıca gelir kaynağı olan vergi, daha da önem kazanmaktadır. Bu durum vergi idaresi çerçevesinde, vergi denetimi ve tahsilatını öne çıkarmaktadır. Ülkemizde vergi denetimi alanında yaşanan son köklü değişim ise, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulunun kurulması ile gerçekleşmiştir. Çalışma ile; vergi denetimi alanında gerçekleşen değişimin, geniş bir bakış açısıyla vergi denetimi ile tahsilatı ilişkisine nicel etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda vergi denetimi idaresi ve gelir idaresinin 2000-2018 yılları arasındaki 19 yıllık verileri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; Vergi Denetim Kurulunun kuruluşu ile amaçlanan niceliksel vergi denetimi oranlarına henüz ulaşılamadığı, hem vergi denetimi hem de vergi tahsilatına ilişkin göstergelerdeki düşüş ivmesinin devam ettiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Vergi, Vergi Denetimi, Vergi Tahsilatı, Vergi Denetimi ile Tahsilatı İlişkisi, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı

Gelir İdaresiVergi Denetim Kurulu BaşkanlığıVergi denetimi+2
Cemal Demirkol
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yatırım teşvik politikaları: Türkiye açısından etkinliklerinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi

Bölgeler arasındaki gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak için kullanılan temel araçlardan biri yatırım teşvik politikalarıdır. Türkiye'de de geri kalmış bölgelerin kalkındırılmasını sağlamak amacıyla, her bölgenin gelişmişlik düzeyine göre farklı şekillerde yatırım teşvik politikaları uygulanmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, Türkiye'de uygulanmakta olan yatırım teşvik politikalarının 2010 - 2018 yılları kapsamında 81 il için performans sıralamasını yapmaktır. Çalışmada yöntem olarak çok kriterli karar verme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Öncelikle Entropi yöntemi ile kriter ağırlıklandırılması yapılmıştır. Ardından TOPSİS, VİKOR ve MOORA yöntemleri ile illerin performans sıralaması yapılmıştır. Son olarak tek bir sıralama elde etmemizi sağlayacak Borda sayım yöntemi kullanılmıştır. Analizde kullanmak için toplam yatırım teşvik belge adedi, toplam sabit yatırım, toplam istihdam, GSYH, kişi kaşına GSYH, genel bütçe vergi gelirleri ve kredi dağılımları olmak üzere 7 adet kriter belirlenmiştir. Sonuç olarak, analizin kapsadığı dokuz yıl boyunca en önemli kriterin genel bütçe vergi gelirleri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen sonuçlara göre 2010 - 2018 yılları arasında yatırım teşviklerinin en çok ve en az etkiyi gösterdiği illerin benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Bu doğrultuda en iyi performansı gösteren illerin İstanbul, Ankara, Kocaeli, İzmir ve Bursa gibi gelişmiş iller olduğu bulunmuş; öte yandan en kötü performansı gösteren iller ise Bayburt, Hakkari, Ardahan, Tunceli ve Gümüşhane gibi geri kalmış iller olmuştur. Anahtar Kelimeler: Teşvik, Yatırım Teşviki, Çok Kriterli Karar Verme, Entropi, TOPSİS, VİKOR, MOORA, Borda Sayım Yöntemi

MOORA yöntemleriTOPSISTeşvik politikaları+4
Burcu Güvercin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre vergileri ekonomik büyüme ve CO2 emisyonu arasındaki nedensellik ilişkisi: Ampirik bir uygulama

İklim değişikliği, sera gazı emisyonları, özellikle karbondioksit (CO2) ile kritik bir küresel sorun olarak ortaya çıkmıştır. Buna yanıt olarak, dünyanın dört bir yanında ülkeler karbon emisyonlarını azaltmak ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı desteklemek için çeşitli politika önlemlerini araştırmaktadır. Bu önlemler arasında karbon vergisi uygulamaları, karbon emisyonlarının dışsal maliyetlerinin içselleştirilmesi ve emisyon azaltımlarının teşvik edilmesi için ekonomik bir araç olarak ön plana çıkmıştır. Bu tez, ampirik bir analiz yoluyla çevre vergisi politikaları, ekonomik büyüme ve CO2 emisyonları arasındaki nedensel ilişkiyi araştırmaktadır. Çalışmada, Türkiye ile seçili AB ülkelerindeki (Almanya, İtalya, Fransa) çevre vergilerinin etkisini değerlendirmek için ekonometrik yöntemlerden yararlanılmıştır. Çalışmada, bu değişkenler arasındaki ilişkiler tespit edildikten sonra, iklim değişikliğini hafifletmenin ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmenin bir yolu olarak çevre vergisi politikalarının etkinliği ve sonuçları hakkında bilgi sunulması amaçlanmaktadır. Bu çalışmada, çevre vergisi politikalarının ekonomik göstergeler ve karbon emisyonları üzerindeki etkilerine ilişkin kanıta dayalı sonuçlar sunularak, mevcut literatüre katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Sonuçların, iklim değişikliğini azaltma çabalarıyla ilgilenen politika yapıcılar, araştırmacılar ve paydaşlar için değerli bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışmadan elde edilen bulgular, çevresel hedefleri ekonomik kalkınma hedefleriyle dengeleyen etkili ve adil iklim politikaları tasarlamak için önemli olacaktır.

Çevre vergisi
Hilal Dedemen Özkan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ülkeleri için büyüme, kalkınma ve vergi gelirleri ilişkisinin panel veri analizi yöntemi ile incelenmesi

Vergi, toplumu oluşturan bireyler ve kurumlar tarafından, devletin kamu harcamalarını karşılamak amacıyla iktisadi güçlerine göre belirlenen zorunlu ekonomik birim ya da değerlerin, karşılıksız olarak kamuya transfer edilmesidir. Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Maastricht anlaşması çerçevesinde ekonomik ve parasal bir birlik oluşturmuştur. Fakat, üye ülkelerin kamu kesimlerinin büyüklüğü, kamunun gelir-gider dengesi ve buna bağlı olarak maliye politikası uygulamaları farklılaşabilmektedir. Sürdürülebilir ve yüksek bir büyüme hedefi için maliye politikaları önemli bi rol üstlenmektedir. Bu doğrultuda çalışma AB ülkeleri için vergi gelirleri ile ekonomik büyüme ve kalkınma arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda tezin ampirik bölümü 27 AB ülkesi için 2009-2021 döneminde dolaysız/dolaylı vergiler kişi başına düşen GSYİH, insani gelişmişlik endeksi, sürdürülebilirlik endeksi arasındaki ilişkiyi panel veri analizi kullanarak incelemiştir. Veriler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığı Westerlund eşbütünleşme testi ile tespit edilmiştir. Dinamik panel veri modelinin sonuçları yazınla uyumlu olarak dolaylı/dolaysız vergilerin büyüme ile pozitif yönlü bir ilişkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ancak dolaylı vergilerin etkilerini gösteren katsayının daha yüksek bulunması, dolaylı vergilerin ekonomik büyüme üzerindeki etkisinin nispi olarak daha fazla olduğunu göstermektedir.

Selim Can Çakır
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 salgınının Türkiye'de devlet bütçesi üzerine etkisi

Çin'in Wuhan kentinde meydana gelen ve kısa süre içerisinde tüm dünyaya yayılan Covid-19 Salgını, solunum yolu rahatsızlığı olarak meydana gelmiş ve birçok ülkede sayısız ölüme sebep olmuştur. Virüsün merkezi Çin olmasına rağmen en az etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye tarihinin en eski dönemlerinden günümüze kadar enflasyon sorunu ile uğraşması vealt yapı sorunu yaşaması gibi kronik sebeplerinin var olması, COVID-19 Salgınından etkilenme oranı diğer ülkelere kıyasla yüksek olmaktadır. COVID-19 Salgının yıkıcı etkilerinin yalnızca sağlık alanında olmaması bu durumun eski düzenine gelmesini zorlaştırmaktadır. COVID-19 Salgınının öncesine kadar durum karşılaştırmalarında ekonomi başta olmak üzere diğer sektörlerde de bu alanları etkileyen farklı olaylar baz alınırken şu an için COVID-19 Salgını, tüm sektörler için aynı başlıkta yer almakta ve COVID-19 Salgını öncesi ve sonrası ayrımını oluşturmaktadır. İlk virüsün çıktığı günden, günümüze kadar geldiğimiz zaman yaklaşık 5 yıl geçtiğini görmekteyiz. Uzun bir zaman gibi olsa da ekonomi alanında gösterdiği yıkıcı etkileri hala devam etmektedir. Çalışmanın genelinde COVID-19 Salgın öncesi dönem olan 2019 yılı ve COVID-19 Salgını kısıtlamalarının kalkmasıyla eski düzene dönmeye başladığımız 2024 yılları arası yer almaktadır. Sonuç olarak bu dönemler arasında kamu harcamalarında yüksek oranlar seyredilmiştir. Enflasyon ve işsizlik gibi durumlar ortaya çıkmıştır. Covid-19 salgının küresel boyuttadır fakat diğer ülkeleri etkilemesi aynı ölçüde olmamıştır. Bu sebeple Türkiye'de yaşanan ekonomik krizi yalnızca COVID-19 Salgınının varlığına mal etmek doğru olmayacaktır.

Ebrar Meryem Alim
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de üçüz açık hipotezinin geçerliliği

1980'li yıllardan itibaren Türkiye ekonomisine damga vuran ve bir çok araştırmacı tarafından konu teşkil eden bütçe açığı ve cari açık bileşenleri literatürde ikiz açık hipotezi olarak tanımlanmıştır. Birtakım araştırmacı ve bilim adamı ikiz açık hipotezinin Türkiye için geçerli olduğunu savunurken birtakım araştırmacılar ise ikiz açık hipotezinin geçerli olmadığını test ve analizlerle literatüre sunmuştur. Söz konusu açığın geçerli olup olmadığı tartışılmaya devam ederken ikiz açık hipotezini oluşturan bütçe açığı ve cari açık bileşenlerine yeni bir kavram olan yatırım-tasarruf açığı da eklenerek üçüz açık hipotezi ortaya atılmıştır. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de üçüz açık hipotezinin 2000-2023 yılları verileri kullanılarak ekonometrik analiz yardımıyla geçerli olup olmadığını test etmektir. Çalışma duraganlık testleri, birim kök testleri, ARDL modeli ve hata düzeltme modelleri ile desteklenmektedir. Elde eilen bulgulara göre, Türkiye'de 2000-2023 yılları arasında ikiz açık hipotezi geçerli iken; üçüz açık hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Emine Kartal
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bütçe açıkları ile enflasyon arasındaki ilişkinin analizi

Bütçe açıklarının ülkelerin makroekonomik değişkenleri üzerindeki etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Bütçe açıklarının oluşumuna etki eden faktörler; askeri nedenler, büyüme, politikalarının etkisi, dış nedenler, dönemsel, ekonomik krizler, doğal afetler ve savaşlar, finansal ekonomik nedenler, faiz oranlarının etkisi, kamu harcamalarının gelirden fazla olması, kamu sektörünün genişlemesi, kayıt dışı ekonomi, KİT kayıpları, konjonktürel mali disiplinsizlik ve gelir yönetiminin verimsizliği, parasal nedenler, politik nedenler, siyasi tercih olarak bütçe açığı, sosyal harcamalardaki artış, sosyal nedenler ve nüfus artışı, sübvansiyonlar, piyasa finansmanı, yapısal ve kurumsal gibi nedenlerdir. Bütçe açıkları sorunu görülen ekonomilerde bütçe açıklarının fiyatlar genel seviyesi üzerine etkisi son yıllarda pek çok araştırmaya konu olmuştur. Genel bir ifade ile dengeli bütçe, ekonomik büyüme, finansal istikrar, düşük faiz oranları ve döviz kurları gibi kavramlar fiyat istikrarının sağlanmasıyla oluşmaktadır. Son yıllarda ülkelerin uyguladığı ekonomi politikalarının sonucu karşısında ortaya çıkan bütçe açıkları, hazinelerin bütçe açıklarını nasıl para basarak ya da yurt içi ve yurt dışından borçlanma yoluyla finanse ettiğini ortaya koymuştur. Ancak para basarak elde edilen finansman yöntemi ekonomide enflasyon oluşmasına sebep olmuştur. Türkiye'de 2006-2024 yılları arasında analiz edilen bütçe açıklarının finansman yöntemi olarak iç ve dış borçlanma seçildiği görülmektedir. Devam etmekte olan bütçe açıkları daha fazla iç ve dış borçlanma gereksinimi doğurmuş ve beraberinde bütçe dengesizlikleri, enflasyonda artışa, refah düzeylerinde düşüşe bunun beraberinde ilerleyen dönemlerde ekonomik krizlere yol açmasına sebep olmuştur. Buna göre; merkez bankasının temel amacı olarak bilinen fiyat istikrarını sağlamak için maliye politikası ile para politikasının koordine edilerek tutarlı bir politika oluşturulması gerekmektedir. Bu çerçevede, bütçe disiplini sağlansa dahi, para politikasındaki gevşeklik ve eşgüdümsüz para ve maliye politikaları nedeniyle fiyatlar genel düzeyi yüksek seviyelerde kalabilecektir. Bu durumda, fiyatlar genel seviyesini yeniden düşürmek daha da maliyetli olabilir.

Nazhanım Cihantimur
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu gelirleri ve kamu harcamaları hipotezi granger nedensellik testi: Türkiye örneği 2006-2024

Ekonomik düzenin sürekli değişkenlik göstermesi, ülkelerin varlıklarını sürdürebilmek için devletlerin sorumluluklarının artmasına neden olmaktadır. Ancak devletlerin en temel sorumluluğu, halkın ihtiyaçlarını karşılamak olarak tanımlanmaktadır. Kamu gelirleriyle finanse edilen kamu harcamalarının sürdürülebilirliğini sağlamak açısından bütçe dengesi kritik bir öneme sahiptir. Kamu gelirlerinin kamu harcamalarını aşması durumu bütçe fazlası, kamu gelirlerinin kamu harcamalarının gerisinde kalması ise bütçe açığı olarak ifade edilmektedir. Bütçe açığının oluştuğu durumlarda, kamu harcamalarının yeterli düzeyde gerçekleştirilememesi, halkın refah seviyesinde düşüşlere neden olabilir ve bu durum kamu güvenini zedeleyerek ekonomi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Bu bağlamda, çalışmada kamu gelirleri ve kamu harcamaları arasındaki dengenin sağlanmasında hangi unsurun öncelikli olduğu (harcamaların mı yoksa vergilendirmenin mi önce geldiği) araştırılmış; bu kapsamda vergi-harcama, harcama-vergi, mali senkronizasyon ve kurumsal farklılık hipotezlerinin hangisinin geçerli olduğu sınanmıştır. Çalışmada, Türkiye'nin 2006-2024 yılı ve sonrası kamu gelirleri ve kamu harcamaları verileri hem toplam düzeyde hem de alt kalemler bazında ( vergi gelirleri, cari harcamalar, yatırım harcamaları, faiz harcamaları ve faiz hariç bütçe giderleri ) tercih edilmesinin temel nedeni, Türkiye de 2005 yılında mali yapıda gerçekleştirilen yeniliklerdir. 2005 yılında kabul edilen ve 2006 yılında tam anlamıyla yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol kanunu, kamu maliyesinde şeffaflık, hesap verilebilirlik ve etkinlik gibi unsurların güçlenmesine zemin hazırlamıştır. Bunun yanı sıra 2005 yılı, geçiş süreci olduğu için, fiyat istikrarı ve nominal değerlerde oluşabilecek sapmaların en aza indirilmesi amacıyla 2006 yılı sonrası dönem esas alınmaktadır. Ayrıyetten Avrupa Birliği müzakere sürecinin 2005 yılında başlaması ve bu süreçte mali raporlama, bütçe disiplini ve kamu harcamaları alanında gerçekleştirilen yeniliklerin etkilerini gözlemlemek ancak belirli bir süre geçmesi ile mümkün olacaktır. Bu nedenler doğrultusunda çalışmamızın veri seti 2006 - 2024 yıllarını kapsamaktadır. Analiz sonuçları, Türkiye'de 2006-2024 dönemi için harcama-vergi hipotezinin geçerli olduğunu ortaya koymaktadır.

Seher Açıkgöz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Davranışsal iktisat perspektifinden vergi kaçakçılığı ve risk algısının vergi uyumuna etkisi; Türkiye Almanya karşılaştırması

Bu çalışma, davranışsal iktisat perspektifinden vergi kaçakçılığı ve risk algısının vergi uyumuna etkisi; Türkiye-Almanya karşılaştırması olarak ele almaktadır. Geleneksel iktisat teorileri, bireylerin karar verme süreçlerini sadece mantıklı seçimlerle açıklamada yetersiz kaldığında, davranışsal iktisat, bireylerin psikolojik, sosyal ve bilişsel etmenler tarafından şekillenen karar alma mekanizmalarını dikkate alarak vergi kaçakçılığını anlamaya yardımcı olmaktadır. Araştırmada, bireylerin vergi uyumundaki itici güçleri ve kaçakçılık eğilimleri; risk algısı, ceza korkusu, etik değerler ve sosyal normlar çerçevesinde incelenmiştir. Türkiye ve Almanya'nın ekonomik yapısı, vergi sistemleri, denetim ile ceza mekanizmaları ve sosyal değerlerindeki farklılıklar dikkate alınarak, her iki ülkedeki vergi mükelleflerinin davranışları ve risk algıları detaylı bir şekilde karşılaştırılmıştır. Bu çalışmada, nicel veri analizi ve literatür incelemesinin yanı sıra saha araştırmaları ile elde edilen bulgular kullanılmıştır. Sonuçlar, risk algısının vergi uyumunu anlamak için önemli bir unsur olduğunu göstermektedir. Bireylerin algıladığı denetim etkisi, ceza miktarı ve yakalanma olasılığı, vergi kaçakçılığına olan tutumlarını önemli ölçüde etkilemektedir. Almanya örneğinde, yüksek vergi uyumu ile risk algısının vergi kaçakçılığını azalttığı görülürken, Türkiye'de sosyal normlar ve etik değerlerin yanı sıra ekonomik unsurların da vergi davranışlarını şekillendirmede önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Bu çalışma, vergi politikalarının oluşturulmasında davranışsal iktisat ilkelerinin göz önüne alınması gerektiğini vurgulamakta ve ülkeler arasındaki farklılıkları dikkate alarak daha etkili vergi denetimi ve teşvik stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, davranışsal unsurların vergi uyumu üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılması, vergi gelirlerini artırmak ve kayıtdışı ekonomiyle mücadelede yeni politikaların oluşturulması açısından önemli bir referans sunmaktadır.

Davranışsal ekonomiVergi kaçakçılığıVergi psikolojisi+1
Sümeyye Gürbüz
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Vergilemede eşitlik ilkesinin Anayasa Mahkemesi kararları çerçevesinde analizi

Vergilemeye ilişkin ilkelerin dayanağını Anayasa'nın 73. maddesi oluşturmaktadır. Ancak vergi sadece son yüzyılda var olan bir kavram değildir. Vergilerin ortaya çıkışı tarihsel olarak oldukça eski dönemlere dayanmaktadır. Nitekim küçük bir topluluk bile olsa kamuya ilişkin ortak giderlerin varlığı her zaman söz konusudur. Bu ortak giderlerin karşılanma biçimi, kabilelerden beyliklere, devletlere ve imparatorluklara kadar uzanan süreçte kurumsal bir dönüşüm geçirmiştir. Bu süreçte genelde temeli ağır yüklü, eşit olmayan ve adaletsiz vergilemeye dayanan bir takım ayaklanmalar ile yönetimlere karşı demokratik sınırlandırmalar başlatılmıştır. Anayasal hareketler geliştikçe buna bağlı olarak vergi hukuku da gelişmiştir. Vergi kanunları oluşturulurken yasa koyucuların dikkate alması gereken vergileme ilkeleri temel hak ve özgürlüklerin de bir tezahürü olmalıdır. Bu ilkeler ise klasik ilkeler ve modern ilkeler olarak ayrılmaktadır. ÇalıĢmada, Anayasa'nın genel olan, hukuk devleti, sosyal devlet ve hukuki güvenlik ilkeleri ve vergi ile ilgili olan 73. maddesine dayanan vergilendirme ilkeleri açıklanacaktır. Bu çalışmanın amacı Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarda vergilerde eşitlik ilkesinin nasıl ele alındığının incelenmesidir. Birinci bölümde vergilerin anayasal temellere dayanmasının tarihsel süreci, ikinci bölümde Anayasa'nın genel ilkeleri ile anayasal temellere dayanan vergilendirme ilkeleri, üçüncü bölümde ise genel olarak yargı sisteminden bahsedilecek, Anayasa Mahkemesinin kuruluş ve işleyişi ele alınacaktır. Akabinde kamu yararı kavramı ve eşitlik ilkesi çerçevesinde mahkemenin verdiği kararlar incelenecektir.

Yağmur Kıvanç
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi hukukunda şirket birleşmeleri: Sorunlar ve çözüm önerileri

Şirketlerde verimliliğin ve karlılığın artırılması, küresel rekabette varlıklarını sürdürebilmeleri için giderek daha önemli hale gelmiştir. Bu kapsamda artan rekabet şartlarına uymak amacıyla gerek yerel gerekse uluslararası düzeyde yeniden yapılanma faaliyetleri giderek artmaktadır. Yeniden yapılanma ölçek ekonomilerinden faydalanmak amacıyla birleşme yoluyla olabileceği gibi, üretim ve yönetimde verimliliğin ve şirketlerin pazar şartlarına hızla uyumunu sağlaması açısından bölünme yoluyla da olabilmektedir. Birleşme ve bölünmenin yanı sıra hisse değişimi kısmı bölünme gibi yeniden yapılanma modelleri de son yıllarda artan bir şekilde uygulama alanı bulmaktadır. Ülkemizde de son yıllarda artan yabancı sermaye yatırımları nedeniyle gerek yerel düzeyde gerekse uluslararası düzeyde yeniden yapılanma faaliyetleri giderek artış göstermiştir. Konu gerek Kurumlar Vergisi Kanununda gerekse Türk Ticaret Kanunun'da AB mevzuatına paralel bir şekilde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Çalışmanın amacı birleşme, bölünme, hisse değişimi ve tür değişimi gibi yeniden yapılanma modellerinin vergi kanunları türk ticaret kanunu AB birleşme direktifi açısından ayrıntılı olarak incelemek bu düzenlemeler arasındaki farlılık ve benzerlikleri ortaya koymak ve ortaya çıkan ve çıkabilecek sorunlar hakkında çözüm önerileri sunmaktır. Çalışmada öncelikle birleşme kavramsal olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Birleşme bölünme gibi yeniden yapılanma modelleri ekonomik ve hukuki kavram olarak ne anlama geldiği ana hatlarıyla açıklanmıştır. İkinci bölümde ise AB hukukunda yer alan birleşme direktifi, direktif kavramının tanımı ve AB hukuk içerisindeki yeri de açıklanarak, irdelenmiş, birleşme direktifini AB içerisinde yaslaşması ve uygulama süreci açıklanmıştır. Üçüncü bölümde yeni TTK kapsamında birleşme, bölünme, hisse değişimi ve tür değişimi müesseseleri açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ise çalışmamızın ana bölümü olan vergi hukukunda şirket birleşmeleri buna paralel olarak devir, bölünme, tür değiştirme ve hisse değişimi işlemleri detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

BirleşmelerTürk vergi hukukuVergi Hukuku+2
Salih Bayram
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kurallı maliye politikasının eleştirisi Maastricht kriterlerinin analizi

Mali kuralları savunanlara göre, mali kurallar maliye politikası üzerinde bürokrat ve politikacıların neden olduğu olumsuzlukların önlenmesini amaçlamaktadır. Maliye politikasını kısa vadeli çıkar ilişkilerinden arındırmayı amaçlayan mali kurallar sayesinde maliye politikası uygulaması yalınlaşacak ve mali disiplinin sağlanmasına yardım edecektir. Mali kuralların yansız olması ve mali kuralların ulusal ve uluslar arası düzeyde yasal teminat altına alınacak olması maliye politikası uygulamasını güçlendirecektir. Kamu açık ve borç sorununa çözüm olarak önerilen mali kurallar seksenli yıllardan sonra popülerlik kazanmıştır. Bu gün pek çok ülkede mali kurallar uygulanmaktadır. Söz konusu örneklerin en kapsamlılarından biri Maastricht kriterleridir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümlünde mali kuralların teorik arka planı incelenecektir. İkinci bölümde mali kural uygulaması örneği olan Maastricht kriterleri AB iktisadi bütünleşmesi çerçevesinde ele alınacaktır. Son bölümde ise Maastricht kriterleri üzerinden mali kuralların beklenen etkiyi oluşturup oluşturamadığı incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Mali Kural, Maastricht Kriterleri, Maliye Politikası

Maastricht AnlaşmasıMali kuralMaliye politikaları
Çağdaş Bektaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

2007 küresel krizi çerçevesinde Avrupa'da meydana gelen borç krizi ve Türkiye'nin kamu mali dengeleri üzerine yansımaları

2007 yılında Amerika'da konut piyasasında başlayan krizin reel ekonomiyi etkisi altına alması ve tüm sektörlere yayılması sonucunda mortgage krizi küresel bir kriz haline gelmiştir. Kredi kuruluşlarının büyük Amerikan mortgage sağlayıcılarının kredi notlarını düşürmesi ve Amerika'da başlayan finansal karmaşa sonucunda Amerika'nın mortgage destekli tahvillerini elinde bulunduran Avrupa ülkeleri bu durumdan etkilenmiştir. Avrupa Birliği'nin tek para sistemine geçişiyle Euro Bölgesi'ne dahil olan ülkelerin ortak bir para politikası izlemesinin bir sonucu olarak borçlanma maliyetleri düşmüş ve bu durum Euro Bölgesi ülkelerini kamu maliyelerini döndürmek için borçlanmaya sevk etmiştir. Amerika'nın finans krizinin giderek derinleşmesiyle kredi notu vermede daha titiz davranmaya başlayan uluslararası kredi kuruluşlarının, ekonomik belirsizlikler neticesinde Yunanistan'ın kredi notunu düşürmesiyle Yunanistan'ın borçlanmasının maliyeti artmıştır. Yunanistan'ın yaşamış olduğu ekonomik sorunlarının, Avrupa Birliği tarafından ülkenin kendi dinamikleri içerisinde çözüleceğinin düşünülmesiyle krize müdahalede geç kalınması sonucunda kriz giderek derinleşmiştir. Kriz öncesi dönemde Avrupa Birliği'nde bazı ülkelerin yaşadığı ekonomik dengesizliklerin dikkate alınmaması sonucunda Yunanistan'ın akabinde İrlanda, Portekiz, İspanya ve İtalya da krize girmiştir. Avrupa'nın krizinin ticaret ortaklarını etkileyip etkilemediği sorusu çerçevesinde ihracatının ve ithalatının yarısından fazlasını Avrupa Birliği üyesi ülkelerle gerçekleştiren Türkiye'nin, krizden etkilenip etkilenmediği araştırılmış ve kriz döneminde Avrupa Birliği üyesi ülkelere yaptığı ihracatın azalması ve aynı dönemde ithalatının artması ile cari açığında artış gözlenen Türkiye'nin, daha önceki krizlerden çıkardığı dersler sayesinde almış olduğu önlemlerle krizin etkisini en aza indirmeyi başarabildiği gözlemlenmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin derin krizde olduğu ve ekonomik anlamda daraldığı dönemlerde Türkiye ekonomisi büyüme kat etmiştir. Bu anlamda küresel krizin etkisi ile Avrupa'da görülen borç krizinin Türkiye'yi diğer ülkelere kıyasla etkilemediğini söylemek mümkündür.

Borç kriziEkonomik kriz 2008Kamu maliyesi+1
Ezgi Bahçe
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal bütçe anlayışı ve gelir dağılımını sağlamadaki rolü: Türkiye analizi

Sosyal bütçe, sosyal kamusal gelir ve harcamalar ile kişilerin yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen bütçelemedir. Bu bütçelemenin iki yönü bulunmaktadır. Birincisi, sosyal harcama ile sosyal kamusal gelirden meydana gelen bir sosyal muhasebe sistemi olmasıdır. İkincisi; sosyal adalette, sosyal bütünleşmede, işsizlikle mücadelede, adil gelir dağılımının sağlanmasında, yaşam kalitesinin arttırılmasında ve yoksullukla mücadelede kullanılan orta vadeli plan olmasıdır. Sosyal bütçe kapsamında sosyal refah, beşeri sermaye, eğitim, sosyal güvenlik, sosyal sermaye, barınma, sürdürülebilir çevre, sağlık, istihdam, dinlenme, din ve kültür bulunmaktadır. Sosyal bütçenin gelir ve harcama olarak iki yönü bulunmaktadır. Sosyal bütçenin gelir kısmını sosyal kamusal gelir oluşturmaktadır. Sosyal kamusal gelirin toplanmasında; vergi adaleti, kayıtdışı ekonomi, vergi harcamaları etkili olmaktadır. Sosyal harcamalar kapsamında eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve istihdam harcamaları bulunmaktadır. Sosyal bütçenin teorik temeli yaşam kalitesine dayanırken uygulama yönünü sosyal refah devleti meydana getirmektedir. Sosyal bütçe yaklaşımları arasında günümüzde cinsiyete duyarlı bütçeleme, katılımcı bütçeleme ve çocuklara yönelik bütçeleme bulunmaktadır. Gelir dağılımında adalet, üretim faktörlerinin milli gelirden aldığı payların adil olmasını ifade etmektedir. Adil gelir dağılımının sağlanması devletlerin makro ekonomik amaçlarından biridir. Bu amacın gerçekleştirilmesinde en önemli araç sosyal bütçedir. Çalışmanın ilk bölümünde gelir dağılımı kavramı ve teorik çerçevesi, ikinci bölümde sosyal bütçenin teorik, kavramsal ve uygulama yönü üzerinde durulmuştur. Çalışmanın son bölümünde Türkiye'deki sosyal bütçe anlayışının sosyal ve ekonomik gelişimi ile adil gelir dağılımı üzerindeki etkileri seçilmiş ülkelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sosyal Bütçe, Sosyal Harcama, Gelir Dağılımı, Adil Gelir Dağılımı.

BütçeBütçe politikalarıGelir dağılımı+2
Güngör Özcan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de katma değer vergisinde ihracat istisnası ve ekonomiye etkisi

Günümüzün küresel dünyasında ülkelerin hedefledikleri büyümeye ulaşabilmek için uyguladıkları dış ticaret politikalarından birisi; ihracatı teşvik politikalarıdır. Söz konusu teşvik politikalarının başında vergi teşvikleri gelmektedir. Vergi teşvikleri içinde dikkat çeken en önemli uygulama ihracata yönelik KDV iadesi uygulamasıdır. Türkiye'nin de uygulamış olduğu bu vergi teşvikinin etkinliği konusunda henüz bir deneysel çalışma mevcut değildir. Bu çalışmanın amacı, ihracatta KDV iadesinin, ihracata etkisini deneysel bulgular çerçevesinde analiz etmektir. İhracatta KDV istisnası uygulaması AB'ye üye ülkeler gibi Türk KDV Sisteminde de yer alan önemli bir istisna türüdür. İhracatta KDV istisnasının ihdas edilme amacı; ihracatçıların uluslararası piyasalarda rekabet gücünün arttırılması yoluyla ihracatı teşvik etmektir. Söz konusu istisna AB'ye üye ülkeler ve Türkiye'de ihracatı teşvik politikası kapsamında düzenlenmiş olan mali(vergisel) teşvikler içinde yer almaktadır. Ayrıca gerek AB üyesi ülkelerde gerekse Türkiye'de uluslararası mal ve hizmet hareketleri için varış ülkesi prensibinin benimsenmiş olması, söz konusu mal ve hizmetlerin tüketilecekleri ülkede vergilendirilmelerini gerekli kılmakta, dolayısıyla ihracat ve ihracat benzeri işlemler KDV istisnasına tabi tutulmaktadır. İhracatta KDV istisnası iade hakkı doğuran istisnalar (tam istisna) içinde olup, söz konusu istisna kapsamındaki ihracat işlemlerinin ve ihracat benzeri işlemlerin gerçekleştirilmesi için satın alınan mal ve hizmetlere, yapılan harcamalara ilişkin ödenmiş olan KDV ihracatçılara iade edilmektedir. Bu uygulama itibariyle AB Ortak KDV Mevzuatı ve Türk KDV Mevzuatı arasında tam bir uyum sağlanmış bulunmaktadır.

Ekonomik etkiKatma değer vergisiTürk ekonomisi+6
Güzin Şenol
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türk bankacılık sektöründe işlem vergileri

Banka kelimesi İtalyanca 'banco' kelimesinden Türkçe'ye geçmiş; sermaye, para ve kredi üzerine her çeşit işlemleri yapan ve düzenleyen; kişilerin, devletin ve işletmelerin finansal anlamda ihtiyaçlarını karşılayan iktisadi kuruluş olarak tanımlanmaktadır. Türkiye'de bankacılık faaliyetleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlamış ve günümüze kadar gelişmeler göstererek gelmiştir. Günümüz Türk bankacılık sektöründeki bankalar, Bankalar Kanunu hükümlerine tabi olarak varlıklarını devam ettirmektedirler. Finansal kesimde fon akımlarına aracılık eden bankalar günümüz ekonomisinde oldukça büyük paya ve öneme sahiptirler. Türk bankacılık sektörü üzerinde fazla sayıda ve karmaşık yapıda vergi ve benzeri yükümlülükler bulunmaktadır. Vergi gelirlerine ihtiyacı olan devlet için bankalar değişmez ve büyük kaynaklardır. Bankaların vergi ve benzeri yükümlülüklerinin bazıları müşterilere yansıtılırken büyük bir kısmı da bankalar üzerinde kalmaktadır. Bu yükümlülükler içindeki işlem vergileri fon akımlarına aracılık eden bankalar açısından maliyet olarak görülmektedir. Bankalar tarafından maliyet unsuru olarak görülen işlem vergilerinin bankalar üzerindeki etkileri de önem taşımaktadır. Türkiye'de uzun yıllardır bu konuda çalışmalar yapılıyor olsa da hali hazırda aynı işlem vergileri aynı kanunlarla sektör üzerinde önemli etkilere sebep olmaktadır. Anahtar kelimeler: Banka, Bankacılık, Vergilendirme, İşlem vergileri.

Bankacılık sektörüBankalarTürk bankacılık sektörü+3
Gökçe Baykara
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Demografik dönüşümün Türk Sosyal Güvenlik Sistemine etkisi

Dünya nüfusu giderek yaşlanmaktadır. Demografik dönüşüm adı verilen bu kavram, 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının giderek artması şeklinde ortaya çıkmaktadır. Bu durumu etkileyen iki parametre ise, doğuşta yaşam beklentisinin artması ve doğurganlık hızının azalmasıdır. Nüfus yapısında meydana gelen bu değişim ülkeler için bir takım sorunları beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başında ise, yaşlı nüfus artışının sosyal güvenlik sistemlerinin yapısını bozması ve açık vermelerine sebep olması gelmektedir.Bu çalışmada, demografik dönüşümden başta Türkiye olmak üzere ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerinin ne ölçüde etkilendiği ortaya koyulmuş ve bu sorun karşısında alınabilecek önlemlere yer verilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde demografik dönüşüm kavramı açıklanmış ve ülkelerin söz konusu dönüşümden ne ölçüde etkilendiklerini ortaya koymak için istatistik ve projeksiyonlara yer verilmiştir. İkinci bölümde, sosyal güvenlik sistemlerinin tarihsel gelişimi ile modern sosyal güvenlik sistemlerinin işleyişi hakkında bilgiler verilmiş ve seçilmiş ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerinin işleyişi ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Dünya ülkelerinin sosyal güvenlik sistemlerinin demografik dönüşümden ne ölçüde etkilendiği değerlendirilmiş, bu sorun karşısında alınan önlemler ortaya koyulmuş ve Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemi ayrıntılı olarak incelenerek yapılan sosyal güvenlik reformu çalışmalarına yer verilmiştir.Sonuç itibariyle; demografik dönüşümün özellikle gelişmiş ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerini olumsuz etkilediği ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde ise yakın gelecekte bu sorunla karşı karşıya geleceği anlaşılmıştır. Bu bağlamda, yapılan sosyal güvenlik reformu çalışmalarının önemi ortaya koyulmuş ve bu konuda önerilere yer verilmiştir.

Demografik değişkenlerDemografik yapıDönüşüm+6
Tarık Zeki Yılmaz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Devletin girişimcilik desteklerinin Türkiye girişimcilik ekosistemi üzerine etkisi

1970'ler ve 1980'lerde yaşanan ekonomik krizler hantal üretim yapılarına sahip büyük firmaları önemli ölçüde etkilerken, küçük firmalar esnek üretim kabiliyetleri sayesinde bu krizlere hızlıca adapte olmuşlardır. Küçük firmaların bu başarısı, karar alıcıların dikkatini girişimcilik alanına yöneltmiştir. Son yıllarda önemi iyice anlaşılan girişimciliğin, ekonomik büyümenin ve katma değer yaratımının temel tetikleyicisi olduğu tezi tüm çevrelerde kabul edilir hale gelmiştir. Bu yeni anlayışla birlikte hükümetler, finansa erişim, eğitim, iş yapma kolaylığı gibi alanlarda çeşitli girişimcilik politikaları uygulamaya başlamışlardır. Bu politikaların temel hedefi girişimcilik tabanını genişleterek daha fazla insanın kendi işine sahip olmasını sağlamak ve yenilikçi girişimlerin sayısını artırmaktır. En önemli girişimcilik politikalarından birisi girişimcilerin finansa erişimini kolaylaştırmaktır. Bu politika, finansal piyasaların derinliğini artırarak girişimcilerin yararlanabileceği sermaye araçlarını oluşturmanın yanında, girişimcilerin projelerinin teknik ya da finansal olarak doğrudan fonlanması şeklinde de yapılabilir. Çalışmada girişimcilikle ilgili temel kavramlar verilmiş, Türkiye'de devletin girişimcilik alanına yaklaşımı ele alınmış ve 26 Düzey 2 bölgesi bazında mekânsal bir analiz yapılarak Türkiye'nin girişimcilik performansı ortaya konulmuştur. Ayrıca devletin girişimcilik destekleri incelenerek bu desteklerin ve kişi başı ödenen vergi, kişi başı tasarruf oranı gibi diğer bazı değişkenlerin girişimcilik ekosistemine ne derece ve nasıl etki ettiği ekonometrik bir yöntem yardımıyla tespit edilmiştir. Modellerdeki girişimcilik ekosistemi, yeni firma kurulma oranı ve kendi işinin sahibi olanların oranı üzerinden sayısallaştırılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Türkiye'de son yıllarda devletin girişimciliğin öneminin farkına vardığı ve bu kapsamda politikalar geliştirerek destek programları oluşturduğu gözlemlenmiştir. GEM, GEDI gibi girişimcilik alanında çalışan uluslararası kurumların değerlendirmelerine göre Türkiye'nin girişimcilik performansı her geçen yıl artmaktadır. Bununla birlikte çalışmada yapılan mekânsal analizin sonuçlarına göre Türkiye'deki bazı bölgelerin girişimcilik faaliyetleri için cazibe merkezi haline geldiği bazı bölgelerin ise bölgesel kitlenme sorunu yaşadığı tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmada oluşturulan ekonometrik modelin sonuçlarına göre TÜBİTAK TEYDEB destekleri ve kişi başı bankalardaki tasarruf mevduatı artışı girişimcilik ekosistemini olumlu etkilerken kişi başı ödenen vergi oranının yükselmesi girişimcilik performansını olumsuz etkilemektedir. Anahtar Kelimeler: Girişimcilik, Yeni girişimler, Girişimcilik Politikası, Türkiye Girişimcilik Ekosistemi, Devlet Yardımlarının Etkinliği

Devlet yardımıEkosistemGirişimcilik+1
Halit Duran
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Elektronik ticaretin vergilendirilmesinde yaşanan sorunlar ve vergi denetimine etkileri

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler hayatımıza birçok konuda yenilikler getirdiği gibi ticaret konusunda da birçok yeniliğe ve değişikliğe yol açmıştır. Bu alanda yaşanan en büyük gelişme olarak internet gösterilebilir. İnternetin gelişmesiyle birlikte internet üzerinden gerçekleştirilen ticari faaliyetler artmış ve e-ticaret kavramı daha çok duyulmaya başlanmıştır. En basit anlamda elektronik ortamda gerçekleşen ticari faaliyetler olarak nitelendirilen e-ticarette, ülkeler arasındaki sınırlar ortadan kalmakta ve alıcı ile satıcıların yüz yüze gelmesine gerek kalmamaktadır.E-ticaretin yaygınlaşmasıyla birlikte bu ticaretin vergilendirilmesinde sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. E-ticaretin vergilendirilmesine yönelik sorunların en önemlilerinden birisi elektronik ortamda gerçekleşen işlemlerinin takibinin neredeyse imkansız olmasıdır. E-ticarette yaşanan diğer bir sorun ise gelirin elde edildiği yerin ve niteliğinin belirlenmesi, mükellefiyetin belirlenmesi ve matrahın tespitidir.Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmelerle birlikte gelir idareleri e-ticaretin vergilendirilmesinde yaşanan sorunların çözümüne yönelik olarak denetim ve kayıtların düzenlenmesi amacıyla çalışmalar yapmaktadırlar. Elektronik ortamda gerçekleşen e-ticaret faaliyetlerinin denetimi oldukça güçtür. Vergi kayıp ve kaçaklarını en düşük seviyede tutmak için bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanarak yeni denetim teknikleri geliştirmek gerekmektedir. Bununla birlikte konu ile ilgili uluslararası düzenlemelerin takibi de son derece önemlidir. Çalışmanın amacı; e-ticarette vergi denetiminin etkinliği ile olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirmektir. Ayrıca çalışmada e-ticaretin vergi denetimini olumsuz etkilediği tezi irdelenmiş ve neticede mevcut teknoloji ile e-ticaretin vergilendirmeyi olumsuz etkilediği tezine varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Elektronik Ticaret, Vergi Denetimi, Elektronik Denetim

DenetimElektronik ticaretFinans+5
Fatih Çavdar
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türk vergi yargı sisteminde yürütmenin durdurulması

Devletin en önemli gelir kaynağı olan vergiler kamu hizmetlerinin finansmanı için önemli bir araçtır. Devlet verginin tam ve hızlı olarak ödenmesini sağlamaya çalışır. Devlet vergi gelirlerini elde ederken, farklı evrelerden oluşan karmaşık vergisel işlemler tesis eder. Bununla birlikte, devlet daha fazla kamu hizmeti sunabilmek için daha çok vergi gelirlerini maksimize etmek isteyecek, vergi mükellefleri ise mümkün olduğunca az vergi ödemek isteyeceklerdir. Bu vergisel süreçte devlet ile şahıslar arasında uyuşmazlıklar çıkabilecektir. Vergi yargısının görevi bu tür uyuşmalıklarındaki hukuki dengeyi kurmaktır.Vergi mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlar, davacılar aleyhine ileride doğabilecek zararların oluşmasını koruma altına almaktır. Bu çalışmada vergi yargısında yürütmenin durdurulması müessesesi incelenmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde, Türk vergi yargısı sistemi hakkında bilgiler verilmiş, ikinci bölümde yürütmenin durdurulması kararlarının özellikleri ve yürütmenin durdurulması kararı verilebilmesi için usule ve esasa ilişkin şartlar incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde yürütmenin durdurulması kararlarının yerine getirilmesi ve idarenin veri yargısı tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararlarını uygulamamasından doğan sorumluluğu incelenmiştir.

Türk vergi hukukuTürk vergi sistemiVergi hukuku+4
Yavuz Güllü
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de teknolojinin gelişiminde kamu politikalarının rolü

Dünyada yaşamın her alanına entegre edilmiş teknoloji ve teknolojinin çıktısı olan ürünlere olan ilgi giderek artmaktadır. Yapısal bir dönüşüm sürecine giren ekonomilerde fiziki sermayenin payı giderek azalmış ve yerini bilim ve teknoloji almaya başlamıştır. Bilim ve teknolojiyi üretebilen ülkeler daha hızlı bir ekonomik kalkınma gerçekleştirmekte ve refah düzeylerini yükseltmektedirler. Ayrıca küreselleşme süreci ile birlikte ülkeler arasındaki rekabet düzeyi artmıştır. Bu süreçte rekabeti etkileyen en önemli unsur teknoloji olmuştur. Bu anlamda bilim ve teknolojinin sürekli geliştirilmesi gerekmekte ve bu gelişimi yönlendirecek teknoloji politikalarının önemi giderek artmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde öncelikle teknoloji ve ilgili kavramlar teorik olarak incelecek ve çeşitli yaklaşımlar içerisinde teknolojinin yerine değinilerek ekonomi üzerindeki etkileri ele alınacaktır. İkinci bölümde teknoloji geliştirme süreci içerisinde teknoloji politikaları ve teknoloji politikalarının uygulanma gerekçeleri incelenecektir. Ardından teknolojik gelişim ve kamu maliyesi etkileşimi çeşitli yönleriyle ele alınacaktır. Üçüncü bölümde ise Türkiye'de teknoloji geliştirme faaliyetlerine yönelik uygulanan politikalar ve teşvik mekanizmaları incelenecektir. Ayrıca çalışmada çeşitli göstergeler ile Bazı AB ülkeleri ve Türkiye karşılaştırılarak değerlendirilecektir.

Devlet politikalarıTeknolojiTeknolojik gelişmeler+2
Yunus Emre Özayrancı
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatiflerde ceza sorumuluğu

Kooperatif, insan ihtiyaçlarının karşılıklı yardımlaşma yoluyla giderilmesini sağlamak ve ortakların çıkarlarını korumak amacıyla oluşturulan ekonomik kuruluştur. Kooperatifler insanların ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle ve en az maliyetle karşılamak amacıyla, ortaklarının karşılıklı güvenlerine dayalı olarak kurulan tüzel kişilerdir. Kooperatifler hem kişilerin tek başlarına yapmaya güçlerinin yetmediği işleri bir araya gelerek yapmaları sağlar hem de toplumun kalkınmasına katkıda bulunur.Tüzel kişiliğini kazanmış ve iktisadi hayatta faaliyet sürdüren kooperatifin faaliyetleri kapsamında genel kurulun tabii üyesi olan ortaklar, yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, kooperatif müdürleri ve kooperatif memurları ceza yaptırımı içeren bazı kanunlara muhatap kılınmıştır.Çalışmamızda, kooperatif kavramı, kooperatiflerin tarihsel gelişimi, kooperatiflerin kuruluşu, kooperatif organları, ceza sorumluluğu ve temel ilkeleri genel hatları ile incelenmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan kooperatiflerde ceza sorumluluk türleri ise ayrı bir bölümde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda tanımlanan suç türleri ayrı ayrı Yargıtay İçtihatları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde irdelenmiştir.Bu tez çalışması ile; ülkemizde henüz gelişme aşamasında olan kooperatif kurumunun yönetim, denetim ve genel kurul üyelerinin cezai sorumluluklarına ilişkin temel cezai normları Yargıtay içtihatları ile birlikte ortaya konulması, sorumlu üyelerin bilinçlenmesini sağlayarak böylece kooperatifçilik faaliyetlerinin daha çok gelişmesine katkı sağlanması amaçlanmıştır.

CezaCeza hukukuCezai sorumluluk+1
Celal Yücel
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çok yıllı bütçeleme sistemi ve Türkiye değerlendirmesi

Bütçeler devletin belli bir süre içindeki gelir ve giderlerini tahmini olarak belirleyen, gelirlerin toplanmasına, giderlerin yapılmasına izin veren bir kanundur. Bütçede yer alan amaç ve hedeflere ulaşmak için zaman içerisinde değişik bütçe teknikleri geliştirilmiştir. Bunlardan birisi de bütçenin ve etkilerinin bir yıldan daha uzun süreli olarak analize tabi tutulmasını sağlayan çok yıllı bütçeleme uygulamasıdır. Çok yıllı bütçeleme yaklaşımının temel özelliği, mali yılın dışında iki veya üç yıllık gelir ve harcama tahminlerini kapsamasıdır. Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke mali disiplini sağlamak, kamu kaynaklarını etkin ve verimli bir şekilde kullanmak gibi nedenlerle, bütçe süreçlerini yıllık bütçe sürecinden çok yıllı bütçe sürecine taşımıştır. Ülke uygulamalarındaki farklılıklara rağmen bu ülkeler çok yıllı bütçeleme uygulamasından faydalar beklemektedir. Bu çalışmada, çok yıllı bütçeleme genel hatları ile ele alınmakta, bazı ülkelerde nasıl uygulandığı incelenmekte, sistemin Türkiye açısından değerlendirilmesi yapılarak, aksayan yanları ortaya koyulmakta ve nihayetinde söz konusu aksaklıklara yönelik çözüm önerileri sunulmaya çalışılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Bütçe Sistemleri, Çok Yıllı Bütçeleme, Orta Vadeli Harcama Sistemi

BütçelemeBütçeleme sistemleriÇok yıllı bütçeleme
Erkan Kılıçer
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Servet ve servet transferi üzerinden alınan vergilerin iktisadi analizi

Servet bir gerçek veya tüzel kişinin belirli bir anda sahip olduğu varlıklarının ekonomik değeridir. Kişiler bu servetlerini çeşitli sebeplerle edinirler. Bunlar; bugün yerine gelecekte tüketim, gelecekte yaşanacak hastalık ve yaşlılık benzeri risk unsurlarına karşı önlem almak ve yakınlarına miras bırakmak gibi sebeplerdir. Kişilerin servetlerini konu edinen vergilere servet vergileri denir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi tek bir vergiden ziyade bir vergi grubudur. Verginin kapsamına, sürekliliğine ve oranına göre farklı isimler alırlar. Bunlar; olağan-olağanüstü, sürekli-bir defaya mahsus, genel-özel servet vergileri gibidir. Neredeyse insanlık tarihi kadar eski olan servet vergileri geçmişten günümüze, özel servet oluşumunun olduğu hemen hemen her devlette uygulama alanı bulmuştur. Ancak zaman içerisinde önemli değişikliklere uğramıştır. Şöyle ki, bir zamanlar asli bir vergi olan servet vergileri devlet gelirlerinin önemli bir kısmını oluştururken günümüzde bu önemini yitirmiş, kamu gelirleri içerisindeki payı düşmüştür. Kamu gelirleri içerisindeki önemini yitirmesine rağmen vergi sitemi içerisinde yer alıyor olmaları, bu vergilere mali amaçtan ziyade sosyal ve ekonomik amaçlarla başvurulduğunu göstermektedir. Servet vergilerinin Türkiye'deki gelişimi diğer ülkelerle paralellik gösterir. Osmanlıdan günümüzde farklı isim ve özellikte servet vergisine başvurulmuştur. Günümüzde Türkiye'de servet üzerinden Motorlu Taşıtlar Vergisi ve Emlak Vergisi alınırken, servetin transferi üzerinden Veraset ve İntikal Vergisi alınmaktadır. "Servet ve Servet Transferi Üzerinden Alınan Vergilerin İktisadi Analizi" adlı tez çalışmamızda öncelikle servet ve servet vergisi kavramına değinilmekte, ardından servet vergilerinin ekonomik etkileri, tarihi gelişimi ve Türkiye uygulaması ele alınmaktadır. Anahtar Kelimeler: Servet Vergisi, Emlak Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi, Veraset ve İntikal Vergisi

Ekonomik analizEkonomik etkiEmlak vergisi+7
Önder Eken
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de özel tüketim vergisi uygulaması

Bu tez çalışmasının amacı, dolaylı bir vergi niteliğinde olan Özel Tüketim Vergisi'nin Türkiye uygulamasındaki yerini incelemek olup, uygulamayla ilgili sağlıklı değerlendirme yapılabilmesi için 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nun genel hatlarıyla incelenmesini ve uygulamada karşılaşılan sorunların anlaşılmasını sağlamaktır. Bu çalışmada, Türk vergi sisteminde 4760 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle uygulanmaya başlayan Özel Tüketim Vergisi'nin vergi gelirleri içerisinde ağırlıklı bir öneme sahip olduğu ancak vergiden beklenen sosyal ve ekonomik fonksiyonlara ilişkin düzenlemelere sistemde fazla yer verilmediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca temel olarak Özel Tüketim Vergisi'nin Türkiye uygulamasının konu alındığı bu çalışmada, uygulamada karşılaşılan sorunlar tespit edilerek, değerlendirme ve önerilerde bulunulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Özel Tüketim Vergisi, Özel Tüketim Vergisi Kanunu, Türk Vergi Sistemi.

Mali hukukTüketimTüketim vergileri+4
Müge Seda Ateş
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Bütçe politikaları perspektifinde mali alan incelemesi: Türkiye üzerine bir uygulama (1980-2015)

Küresel ekonominin günümüzde ülkeleri karşı karşıya getirdiği önemli konulardan biri, mali konularda hareket alanı oluşturabilme becerileridir. Ülkelerin mali sürdürülebilirlik ve ekonomik büyüme hedefleri bakımından başarılı olabilmeleri için bütçe politikalarında gerekli düzenlemeler yapması gerekmektedir. Bu çalışmada öncelikle bütçe politikaları ve mali alana ilişkin kavramsal çerçeve çizilmiş, sonrasında Türkiye'de 1980 yılından günümüze kadar uygulanan bütçe politikaları ve mali alan gelişimi incelenmiştir. Çalışmanın amacı, 1980-2015 dönemi için Türkiye'de mali alanı ampirik olarak analiz etmektir. Çalışmada kullanılan verilere ilk olarak yapısal kırılmaları göz ardı eden ve etmeyen birim kök testleri uygulanmış ve sonuçlar verilerin seviyelerinde durağan olmadığını göstermiştir. Bu nedenle değişkenler birinci farkları alınarak durağan bulunmuştur. Ardından değişkenler arasındaki eşbütünleşme ilişkisi Gregory-Hansen Eşbütünleşme testi kullanılarak incelenmiştir. Son olarak da uzun ve kısa dönem analizleri ile mali alan test edilmiştir. 1980-2015 döneminde Türkiye'de vergi yükünde meydana gelen artışların kamu harcamaları ve bütçe açığı arasındaki esnekliğin azalmasına neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre Türkiye'de mali alanın nasıl genişleyebileceğine ilişkin çözüm önerileri sunulmuştur.

Birim kökBütçeBütçe politikaları+5
Ayşe Atılgan Yaşa
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal refah devletinde sağlık harcamaları ve Türkiye'deki sağlık harcamalarının genel bir analizi: Giresun örneği

Sosyal refah, günümüzde küreselleşme ile beraber etkisi azalsa da, hiçbir zaman gündemden düşmeyen bir olgudur. 1942 yılında Beveridge Raporu ile başlayan anlayış, ekonomik krizler ve 2. Dünya Savaşı sonrası kendine devlet politikalarında daha fazla yer bulmuş ve gelişmiş medeniyet olma yolunda atılması gereken en önemli adımlardan biri olarak kabul görmüştür. Sosyal refah devletinin en önemli özellikleri; müdahaleci, düzenleyici ve geliri yeniden dağıtıcı olmasıdır. Sosyal refah devleti olmanın gereklerinden biri olan sağlık harcamaları hemen hemen tüm ülkelerde önemli harcama kalemlerinden birinioluşturmaktadır. 2010 yılında, Avrupa Birliği üye devletleri sağlık harcamalarına GSYİH içindeortalama olarak % 9 pay ayırmıştır ve gelişen teknoloji, nüfusun artması ve yaşam süresinin artması gibi nedenler sonucunda sağlık harcamaları artmaya devam edecektir. Çünkü, sağlık hizmetlerinde sosyal refah anlayışının en basit yansıması bile herkese sağlık hizmeti sunmadan geçmektedir.Sağlık politikalarının amacı ise; kaynağı olan insanın refahını yükseltmektir. Toplumu oluşturan bireylerin sağlığının iyileştirilmesi, toplumun da yaşam kalitesininin artmasına sebep olacaktır. Yaşam kalitesinin artması sağlık sektörünü de doğrudan etkileyecektir. Refah devletinin varlığını kanıtlayan daha iyi yaşama olgusu, sağlık harcamalarını da arttıracaktır.Anahtar Kelimeler: Sosyal Refah Devleti, Sağlık Harcamaları, Türkiye?deki Sağlık Harcamaları

GiresunKamu harcamalarıRefah devlet+4
Arzu Kurşun Ekiz
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Etkin bir mali yönetim aracı olarak kamuda hesap verme sorumluluğu ve kültür ilişkisi: Türkiye açısından bir analiz

1980'li yılların sonlarından itibaren hızlı bir şekilde gelişmeye başlayan iyi yönetişim anlayışıyla birlikte rekabet edebilirlik, etkinlik, verimlilik, katılımcılık, saydamlık ve hesap verebilirlik gibi kavramlar kamu sektöründe de önem kazanmaya başlamıştır. İyi yönetişimin ilkeleri arasında sayılan hesap verebilirlik kavramı oldukça geniş ve karmaşık bir yapıda olmakla beraber toplumdan topluma ve kültürden kültüre farklılıklar göstermektedir. Araştırmanın amacı hesap verebilirlik kavramının boyutları ve kültür kavramı çerçevesinde Türkiye'de hesap verebilirlikle ilgili mekanizmaların yürütücüsü olan kurumlarda mevcut hesap verebilirlik algısının ölçülmesidir. Araştırmada hesap verebilirlik ölçeği ve kültür ölçeği olmak üzere iki ana ölçme aracı ve bu ölçeklerin alt ölçekleri kullanılmıştır. Çalışma Türkiye'de hesap verebilirlik mekanizmasının düzenlenmesinden sorumlu olan Maliye Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı ve Sayıştay'daki üst düzey yöneticiler ile uzman ve uzman yardımcılarını hedeflemiştir. Yapılan araştırma çerçevesinde sorumluluk, saydamlık, kontrol edilebilirlik, yükümlülük ve cevap verebilirlik mekanizmalarının hesap verebilirliği pozitif yönde etkilediği, kurumsal kültür yapısının ise hesap verebilirlik üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Etkin bir hesap verebilirlik mekanizması için hesap verebilirlik boyutlarının kamu kurumlarında güçlü bir temele oturtulması gerektiği ve kültürün hesap verebilirlik üzerindeki negatif etkilerinin bertaraf edilmesi için gerekli önlemlerin alınması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamu Mali Yönetimi, Mali Yönetim, Hesap Verebilirlik, Kültür

DenetimFinansal yönetimHesap verebilirlik+5
Habip Demirhan
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi uyuşmazlıklarının çözümünde istinaf kanun yolu

Bu çalışmada, yargı alanında yeni bir uygulama olan istinaf kanun yolunun vergi uyuşmazlıklarının çözümündeki etkileri incelenecektir. Bilindiği üzere ilk derece mahkemelerinde dava ile ilgili karar verildikten sonra taraflar, bir üst mahkemede itiraz kanun yolunu kullanarak karara itiraz edebiliyorlardı. Bir üst mahkeme itiraz kanun yolunda ilk derece mahkemesinin kararını hukuki açıdan denetleyip, kısıtlı bir vaka incelemesi yaparak nihai kararını veriyordu. Burdan çıkan kararla taraflar tatmin olmaz ise karar temyize gidiyor, orada da yapılan hukuki denetleme sonucunda dava ile ilgili kesin karar veriliyordu. Bu durum ise hem dava sürelerinin uzamasına hem de Danıştay'da iş yükünün içinden çıkılmaz bir hale gelmesine neden oluyordu. 6545 sayılı Kanunun kabulü ile idari yargımıza nefes aldıracağı düşünülen istinaf sistemi, idari yargımızda yerini almıştır. İstinaf sistemi ile ilk derece mahkemesinden gelen kararlar hem hukuki açıdan denetlenecek hemde vaka tüm deliller tekrar incelenerek yeniden yapılacaktır. Getirilen bu yeni sistemin amacı, derece mahkemelerinde oluşabilecek hukuki aksaklıları istinaf aşamasında çözerek hem Danıştay'a giden dosya sayısını azaltmak hem de uzayan dava sürelerini ve adaletin geç tecelli etmesi problemlerinin önüne geçmektir. Anahtar Kelimeler: Vergi Uyuşmazlığı, Vergi Yargısı, İdari Kanun Yolları, İstinaf.

KanunlarMali hukukUyuşmazlık+5
Furkan Kılınç
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk vergi sisteminde vergi erozyonuna yol açan uygulamalar ve vergilendirme ilkeleri bakımından değerlendirilmesi

Vergi matrahında çeşitli nedenlerle meydana gelen aşınmalara vergi erozyonu denir. Vergi harcaması kavramı 1960'lı yıllardan bu yana Kamu Maliyesi literatüründe kullanılmaya başlamıştır. Genellikle belirli ekonomik ve sosyal amaçlara ulaşmak için oluşturulan ve gelir kayıplarını içeren, normal, standart veya genel kabul görmüş bir vergi yapısından ayrılma olarak tanımlanır. Vergi muafiyetleri, istisnaları, indirimleri, ayrıcalıklı vergi oranları ya da vergi ertelemeleri başlıca vergi harcamalarıdır. Devletin izlediği maliye politikası ile amaçladığı hedeflerin gerçekleştirilmesine yönelik araçlardan birisidir. Bütçe dışı bir harcama olup, vergi kanunları tarafından oluşturan vergiyi hafifletici tedbirlerin tümüdür. Vergilendirme, kamu yararı gerekçesi ile kişilerin mülkiyetine el atma olarak tanımlanır. Vergi sisteminin mülkiyet hakkını zedelemesi hukuk devletiyle bağdaşmaz. Bu nedenle bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından vergi ilkelerine riayet edilmesi gerekir. Ülkemizde vergilendirme yetkisi yasama organına ait olup bu yetkinin genel sınırları Anayasa'nın 73. maddesinde yer alan bazı ilkeler ile çizilmiştir. Araştırmanın amacı Türk Vergi Sisteminde yer alan vergi harcamalarının vergi matrahında meydana getirdiği aşınmanın ölçülerek vergilendirme ilkeleri bakımından değerlendirilmesidir. Yapılan araştırma çerçevesinde vergi kanunlarıyla birlikte diğer kanunlarda çok fazla sayıda vergi harcamaları düzenlemelerine yer verildiği görülmüştür. Yapılan düzenlemelerin bazılarının vergilendirme ilkelerine aykırı olduğu tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda gelir kavramının yeniden tanımlanması ve beyan dışı bırakılan unsurların tekrar gözden geçirilerek sınırlandırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Vergi gelirlerinin arttırılmasına ve vergi tabanının genişletilmesine yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Vergi Erozyonu, Vergi Harcaması, Vergilendirme İlkeleri, Dolaylı Vergi, Dolaysız Vergi.

Dolaylı vergilerDolaysız vergilerErozyon+5
Hakan Bay
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk Anayasa Hukukunda anayasallık bloğu ve yargısal aktivizm

1961 Anayasası ile Türkiye?nin hukuk hayatına giriş yapan Türk Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 50 yıllık tarihinde verdiği kararlarla siyasi ve hukuki tartışmaların odağında yer almıştır. Tartışmalar ağırlıklı olarak verilen kararların hukuki mi, yoksa siyasi mi olduğu noktasında gerçekleşmektedir. Bu durum, esasında bir mahkeme olarak sorunlara hukuk çerçevesinde kalarak hukuki kararlarla çözüm üretmesi gereken Anayasa Mahkemesi?nin kurumsal niteliği ile ilgili polemikleri de beraberinde getirmektedir. Acaba Anayasa Mahkemesi hukuki mi, yoksa siyasi bir kurum mu?Bu soruya cevap verebilmek için çalışmanın birinci bölümünde, ?anayasa yargısının doğuşu ve yaygınlaşması?, ?anayasa yargısının doğuşunu hazırlayan sebepler?, ?anayasa mahkemelerinin yetki sınırının belirsizliği ve yargısal aktivizm? , ?anayasa yargısının demokratik meşruiyeti? ile ?Türk Anayasa Mahkemesi?nin kuruluşu? hususlarına yer verilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde ise Türk Anayasa Mahkemesi?nin anayasallık denetimi işlevini yerine getirirken kullandığı enstrümanlar ele alınmaya çalışıldı. Bu enstrümanlar, yasaların anayasa uygunluğunun denetiminde kullanılan ölçü normlardır. Anayasa Mahkemesi kararlarında da geçen ölçü normlar arasında ?anayasa?, ?Atatürk ilke ve inkılapları?, ?anayasanın başlangıç bölümü?, ?hukukun genel ilkeleri?, ?uluslararası hukuk kuralları? ile ?anayasa mahkemesi kararları? sayılabilir. Doktrinde bu ölçü normların tamamını kapsamak üzere ?anayasallık bloğu? ya da ?ölçü normlar bloğu? denilmektedir. Bu bölümde, bir taraftan bu kural ve ilkelerin ölçü norm olarak değerinin belirlenmesine, diğer taraftan bu kural ve ilkelerin ölçü norm olarak kullanılmasının Türk Anayasa Mahkemesi?nin aktivist tutumuna etkisi değerlendirilmeye çalışıldı. Anahtar Kelimeler: Aktivizm, Anayasa, Atatürk, Yargı

Anayasa MahkemesiAnayasa hukukuAnayasa yargısı+2
Aziz Yiğit
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki e-belediye uygulamalarının etkileri: Trabzon örneği

Bu çalışmanın amacı Türkiye?deki ve Dünya?daki e-belediye uygulamaları üzerinden e-belediye algısını ortaya koymak ve Trabzon belediyesi örneğinde vatandaşların e-belediye?den algıladıkları ve bekledikleri hizmet kalite boyutunu ortaya çıkarmaktır. Ayrıca halkın yönetim süreçlerine daha geniş katılımını sağlamak için bilgi ve iletişim teknolojilerinden ne ölçüde faydalandığını yani e-belediyecilik hizmetlerini ne ölçüde kullandığını ortaya koymaktadır.Birinci bölümde ilk olarak, e-devlet kavramının gelişim süreci ve karşılaşılan sorunlar anlatılmıştır. Daha sonra ise e-devlet kavramının yerel boyutu olan e-belediye kavramının nasıl ortaya çıktığı, özellikleri ve faydalarından bahsedilmiştir.İkinci bölümde ise, e-belediye kavramının yasal çerçevesi ele alınmıştır. Daha sonrasında Türkiye?deki ve Dünya?daki e-belediye uygulamaları incelenmiş ve e-devlet ve e-belediye uygulamalarının etkinlik göstergeleri ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde ise, Trabzon belediyesinin e-belediye uygulamaları incelenmiş ve bunun sonucunda Trabzon belediyesinin tam olarak e-dönüşüm sürecini tamamlamadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Daha sonrasında yapılan anket sonucunda elde edilen verilere göre Trabzon Belediyesinin e-belediye uygulamalarından yaklaşık % 10? luk bir kesimin faydalandığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca faydalanmayan vatandaşların ise % 67?sinin e-belediye uygulamalarından haberdar olmadığı görülmüştür. E-belediye uygulamalarından faydalanan kişilerin ise cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, gelir, meslek ve internet kullanım sıklıkları ile algılanan hizmet değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı ortaya çıkmıştır. Fakat alt ölçeklerde yaş, gelir ve internet kullanım sıklıklarında algılanan hizmet değerleri arasındaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: E-Belediye, E-Devlet, Yerel Yönetimler, Dünyada ve Türkiye?de E-Belediye Uygulamaları, Bilgi ve İletişim Teknolojisi

Belediye hizmetleriBelediyelerBilgi teknolojisi+6
Gökhan Çobanoğulları
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi harcaması uygulamaları ve etkilerinin analizi

Toplum ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlü olan devlet, kamusal amaçlarını gerçekleştirmek için bir takım araçlar kullanır. Buna göre, vergi harcamaları, devletin vergi sistemi yoluyla kullandığı bir maliye politikası aracıdır. Bu uygulamalar, vergi hukuku içerisine gizlenmiş durumdadırlar. Bir vergi hükmünün vergi harcaması olup olmadığını tespit etmek güçtür. Bu sorun nedeniyle, hesaplanması ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda sıkıntılar bulunmaktadır. Benzer şekilde, vergi harcaması ve bununla ilişkili kavramlar ülkeden ülkeye farklılıklar göstermektedir.Vergi harcamaları ile kamu harcamaları arasında benzerlikler ve farklılıklar bulunmaktadır. Benzerlikler nedeniyle vergi harcamaları kamu harcaması olarak da görülebilmektedir. Ancak vergi harcamaları kamu harcamalarından farklı uygulamalardır. Bütçede vergi gelirlerindeki azalma, vergi harcamalarının en net sonucudur. Vergi gelirlerindeki azalmaya rağmen vergi harcamaları bütçe denetimi dışında kalmaktadır. Son yıllarda ülkeler, mali saydamlık prensibi gereği vergi harcamalarını daha detaylı bir şekilde incelemeye çalışmaktadırlar.Ülkeler vergi harcamalarına ilişkin raporlar yayımlamaktadırlar. Bu raporlarda vergi harcamaları tahminleri yer almaktadır. Bazı ülkeler, diğerlerine göre, vergi harcamalarına yönelik daha detaylı bilgiler sunmaktadırlar. Bu ülkelerin raporlarında, vadesi dolan ve yeni uygulamaya konulan vergi harcamaları hakkında bilgiler verilmektedir. Ayrıca vergi harcamaları rakamlarının güvenilirlikleri hesaplanmaktadır. Diğer bazı ülkeler de, fonksiyonlarına ve vergi türlerine göre vergi harcamalarını tahmin etmektedirler.Kamu harcamaları ile gerçekleştirilebilecek bir amaç, vergi harcamaları tarafından da gerçekleştirilebilir. Bundan dolayı, vergi harcamaları ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Fakat vergi harcamalarının standart bir uygulaması yoktur. Bu nedenle, vergi harcamaları tanımlanmalı, belirlenmeli ve ekonomik sonuçları hesaplanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Vergi Harcaması, Kamu Harcaması, Bütçe, Mali Saydamlık

BütçeKamu harcamalarıMali saydamlık+2
Hümeyra Uğurlu
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Seçmenlerin siyasi tercihleri üzerinde vergilerin etkisi: Trabzon örneği

Bu çalışma seçmenlerin siyasi tercihlerini etkileyen faktörler arasında verginin yerini görmek amacıyla yapılmıştır. Trabzon?da tesadüfi örnekleme yöntemi ile belirlenen 384 kişi araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırmada verilerin toplanmasında yüz yüze görüşme yoluyla anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket formu; seçmenlere ilişkin demografik bilgiler, seçmenlerin siyasi tercihlerini etkileyen on faktör ve diğer faktörlere yönelik cümleler olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Seçmenlerin siyasi tercihlerini etkileyen diğer faktörlere yönelik cümlelere güvenilirlik ve faktör analizi uygulanmıştır. Çalışmada seçmenlerin siyasi tercihlerini etkileyen faktörlere yönelik görüşlerine ilişkin katılım durumlarına frekans analizi yapılmış, cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine bağlı farklılıkların belirlenmesi için t-testi uygulanmıştır. Yaş, eğitim seviyesi, aylık gelir, meslek değişkenlerine bağlı farklılıkların belirlenmesi için One-Way Anova testi yapılmış, farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığını tespit etmek için Tukey testi uygulanmıştır. Siyasi partilerin vergilere ilişkin uygulama ve vaadlerinin seçmenlerin siyasi tercihlerini dokuzuncu sırada etkilediği görülmüştür. Cinsiyet, eğitim seviyesi, aylık gelir ve meslek değişkenlerine göre; ?aile ve çevre?, ?vergi?, ?genel ekonomik görünüm? alt bölümlerinde istatistik açısından (p<0.05) düzeyinde anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Analiz sonuçlarına göre siyasi partilerin vergilere ilişkin uygulama ve vaadlerinin, seçmenlerin siyasi tercihlerini etkilediğini ancak uyma, geleneksellik ve güç temel kişisel değerlerinin etkilerinin öne çıkması dolayısıyla vergi faktörünün öncelik sıralamasında dokuzuncu sırada yer aldığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Seçmen, Siyasi tercih, Vergi

Seçmen davranışıSeçmenlerSiyaset+2
Yasemin Arıman
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de otomotiv sektörünün gelişmesi ve rekabet gücü kazanması açısından vergi politikalarının yeri ve önemi

Ülkemizde makroekonomik açıdan oldukça büyük önemi bulunan otomotiv sektörü açısından uygulanan vergi politikalarının sektörün gelişimi ve rekabet gücü kazanması açısından yeri ve önemi yasal mevzuat ve sektörün önde gelen firmalarının üst düzey yöneticileri ile yapılan anketler çerçevesinde analiz edilmiş olup, vergi politikalarının sektörün gelişmesi ev rekabet gücü kazanması açısından oldukça önemli bir yeri olduğu sonucuna varılmıştır. Vergi politikalarının dengesi hem sektörden elde edilen vergi gelirleri hemde sektörün gelişmesine yönelik sağlanan vergi teşvikleri açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Otomotiv Sektörü, Rekabet Gücü, Vergi Politikaları.

Otomotiv endüstrisiOtomotiv sektörüRekabet+3
Cem Üstüner
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00