
75
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Büyük Selçuklular için söylenmiş Arapça şiirler
Tez konusu, büyük Selçuklu döneminin devlet adamları için söylenmiş Arap şiirine odaklanıyor. Araştırma, konunun özüne girmeden önce, büyük Selçuklular dönemindeki siyasi ve kültürel durumları gözden geçirip Abbasi dönemiyle karşılaştırır, ardından Cahili dönemden Selçuklu dönemi, özellikle büyük Selçuklu süresine kadar Arap şiirinin gelişimi ele almaktaadır. Selçuklu döneminde Arap şiiri bazı kitaplarda gördüğümüz gibi bir gerilemeye tanık olmadı. bu dönemin Arap edebiyatın gelişmesinin önemli bir parçası olduğu sonuçlanmaktadaır.
Korece ve Türkçe reddetme söz eylemlerinin karşılaştırılması
Kişiler birbirleri ile iletişim kurarken yalnızca bilgi alışverişinde bulunmayı değil, aynı zamanda dinleyici üzerinde bir etki yaratmayı da amaçlamaktadır. Söz eylem kuramını geliştiren Austin (2020), bildirimde bulunma, betimleme yapma gibi işlevlerin dilin yalnızca bir kısmını oluşturduğunu ve aynı zamanda sözlerle bir şeylerin yapıp-edilebileceğini ortaya koymuştur. Reddetme söz eylemleri yüz tehdit edici özelliğe sahiptir ve sosyal statü, yaş ve cinsiyet gibi faktörlere bağlı olarak farklı şekillerde kullanılmaktadır. Dolayısıyla reddetme eylemi uygun şekilde gerçekleştirilmediğinde kişilerarası ilişkide olumsuz etkileri bulunabilmektedir. Bu tezde, Korece ve Türkçede kullanılan reddetme eylemleri, söz eylem kuramı açısından ele alınmıştır. Korece ve Türkçe reddetme söz eylemlerine ait veriler, "Good Doctor (굿 닥터 /gus dag-teo/)" ve "Crash Landing On You (사랑의 불시작 /sa-lang-ui bul-si-jag/)" isimli Kore TV dizileri ve "Good Doctor (굿 닥터 /gus dag-teo/)" isimli Kore TV dizisinin uyarlaması olan "Mucize Doktor" ve "Leyla ile Mecnun" isimli Türk TV dizilerindeki diyaloglar analiz edilerek elde edilmiştir. Analiz sonucunda elde edilen veriler, Chesterman (1998)'de yer alan "ayrımsal işlevsel çözümleme" yönteminden faydalanılarak karşılaştırılarak Korece ve Türkçe reddetme söz eylemleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konmuştur. Korece ve Türkçedeki reddetme stratejilerinin kullanım sıklığı ve reddetme eyleminin gerçekleştirilmesinde hiyerarşik ilişkilere bağlı olarak kullanım oranları ortaya konmuştur. Buna ek olarak veri incelemesi sonunda literatürde belirtilmemiş üç adet yeni reddetme stratejisi tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Korece, reddetme, söz eylem, edimbilim
El-Câḥiẓ'in risalelerinde içerik, dil ve üslup
Bu çalışmanın amacı, Arap Edebiyatının güçlü kalemlerinden biri olan Ebû 'Usmân 'Amr b. Baḥr el-Câḥiẓ'in risalelerinin içerik, dil ve üslup özellikleri açısından incelenip irdelenerek bilime ve edebiyata olan katkılarını tespit etmektir. el-Câḥiẓ'in kırk iki risalesinin incelendiği bu çalışmada; Şu'ûbiyye, taassup, siyasetin ilkeleri, siyasî gruplar, ahlâk, belâgat, toplum, kelam ilmi, reddiyeler, hilafet meselesi, şahsi meseleler ve nübüvvet konusu olmak üzere 12 içeriğe yer verilmiştir. Bu bağlamda el-Cahiz'in yaşadığı dönem açısından ele alınan her bir konu ile ilgili risalelerinden örnekler verilerek değerlendirmeler yapılmıştır. el-Câḥiẓ'in Arap Edebiyatı nesrine olan katkılarına ışık tutabilmek amacıyla, risalelerinde öne çıkan dil ve üslup özellikleri tespit edilerek örnekleriyle birlikte sunulmuş, ayrıcalıklı üslubunun bir bütün olarak görülebilmesi amacıyla da seçilen risalelerinden bir kısmı Türkçeye tercüme edilmiştir. Çalışma sonucunda el-Câḥiẓ'in bazı risalelerinin; münâfere, çevrenin insan üzerindeki etkisi, tabiat ve siyaset felsefesi konularında kaleme alınan ilk eserler arasında olduğu tespit edilmiştir. Realist bir yazar olarak risalelerinde siyasî-mezhepsel ihtilafları ve toplumu olduğu gibi yansıtması açısından Abbasî toplum hayatına ışık tuttuğu görülmüştür. Kendine özgü felsefi bakış açısıyla, kullandığı ilmî yöntemlerle, içeriklerinin çeşitliliğiyle, ayrıcalıklı üslubu ve belâgatiyle Arap Edebiyatı nesrinin gelişimine sağladığı katkılar ortaya konulmuştur.
Qing hanedanının son döneminde (1861-1908) İmparatoriçe Cixi'nin Çin modernleşmesindeki rolü
Qing Hanedanı son döneminde yaşayan İmparatoriçe Cixi, Çin tarihinde önemli bir konuma sahiptir. 1861 yılında Xinyou darbesinin ardından 1908 yılına kadar 48 yıl boyunca üç kez yönetim gücüne sahip olmuştur. İmparatoriçe Cixi'nin yönetimde bulunduğu dönem, benzetme yapacak olursak geminin su almaya başladığı, Cixi'nin ise bu geminin kaptanı olduğu dönem olarak kabul edilir. Afyon savaşlarının ardından Çin, modernleşme yolculuğunun zorunlu olduğunu anlamıştır. Kendini güçlendirme hareketi, yüz gün reformları ve Qing sonu yeni düzen adı verilen reform hareketleriyle modernleşme yolunda üç fırsat yakalamıştır. İmparatoriçe Cixi, bu modernleşme sürecinde en üst yönetim gücüne sahip olan kişi olarak Çin modernleşmesinde önemli bir rol oynamıştır. Cixi'nin reform karşıtı olmadığı bilinse de muhafazakâr yapısıyla gelenek içinde reform yapmaya çalışarak modernleşme sürecini yavaşlatmıştır. Bu sebeple de Qing imparatorluğunun çöküşünü hızlandırmıştır. Bu çalışmada, Qing döneminin son yarım yüzyılında başlayan reform hareketlerinde ve Çin'in erken modernleşme sürecinde İmparatoriçe Cixi'nin rolü incelenmiştir.
Mirza Athar Beg'in Sıfır Se Eyk Tak romanında postmodern unsurlar
Postmodernizm 1960'lardan günümüze kadar olan dönemi belirtir. Postmodernizmin önemli anları arasında soğuk savaş ve sonrasındaki etkiler, çok kültürlülüğün veya etnik çeşitliliğin artan kabulü ve teknolojinin, özellikle televizyon ve bilgisayarların yükselişi yer alır. Toplumu derinden etkileyen bu olaylar edebiyat alanına da yansımıştır. Urdu edebiyatında Mirza Athar Beg; üstkurmaca, metinlerarasılık, parodi, pastiş ve ironi gibi postmodern unsurları romanlarında kullanan postmodern yazarlardan biridir. Yazar kullandığı dil oyunlarıyla Sıfır Se Eyk Tak adlı romanını postmodern roman estetiğine dahil etmiştir. Athar Beg, romanda kronolojik olmayan parçalı bir anlatım tarzıyla okurun ilgisini çekmektedir. Bu çalışmanın amacı, postmodernizmin belirli unsurlarının Mirza Athar Beg'in Sıfır Se Eyk Tak adlı eseri üzerindeki etkilerini incelemektir. Çalışmada, ilk olarak Urdu edebiyatının gelişim süreci ve postmodernizm kavramı ile ilgili teorik bilgiler ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra postmodern edebiyatın özellikleri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu bilgiler ışığında Mirza Athar Beg'in Sıfır Se Ey Tak eserinde postmodern anlatının özellikleri açıklanmaya çalışılmıştır.
Dilbilim açısından Çince ve Türkçenin sözdizimsel karşılaştırması
Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi kuramlarıyla Çince ve Türkçenin sözdizimsel karşılaştırması yapılmadan önce, tezin birinci bölümünde iki dili daha iyi anlayabilmek ve aralarındaki temel farklılıkları görebilmek için dilbilimsel özellikleri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda iki dilin biçimbilimsel, sesbilimsel ve sözdizimsel yapıları analiz edilmiştir. İkinci bölüm tezin asıl konusunu oluşturmaktadır. İlk önce Üretici Dönüşümsel Dilbilgisi akımının temel kuramları olan öbek yapı kuralları ve dönüşümler üzerinde durulmuştur. İki dilin öbek yapıları ve dönüşümleri analiz edilmiştir. Noam Chomsky kuramlarının ikinci aşamasını oluşturan Standart Kuram, üçüncü ve sonrasındaki dördüncü aşamasını oluşturan Yönetim ve Bağlama Kuramı yine bu temel kuramlar olan öbek yapı ve dönüşümler üzerinedir. Her aşamada bu temel kuramlar geliştirilmiş biçimiyle sunulmuştur. Standart Kuram çerçevesinde dönüşümler üzerinde durulmuştur. İki dilin dönüşümlerdeki derin ve yüzey yapı kavramları analiz edilmiştir. Ardından Yönetim ve Bağlama Kuramı'nın alt kuramları olan Aşamalı-X Kuramı, Taşıma Kuramı, Yönetim Kuramı, Rol Kuramı, Bağlama Kuramı, Denetleme Kuramı, Durum Kuramı ve Sınırlama Kuramı ışığında Çince ve Türkçedeki benzer ve farklı yapılar incelenmiştir. Yönetme ve Bağlama Kuramının alt kuramlarından biri olan Aşamalı–X Kuramında derin yapı ile bağlantılı olan öbek yapı kurallarının yeni biçimi işlenmiştir. Taşıma Kuramı dönüşümler ile ilgilidir. Bu nedenle Çince ve Türkçede tümce içinde yer alan öğelerin nasıl bir konumdan başka bir konuma taşındığı analiz edilmiştir. Yönetim Kuramı, tümce kurucuları arasındaki yapısal ilişkileri düzenlemesi nedeniyle sözlüksel bilgileri sunan Rol Kuramı ile birlikte ele alınmıştır. Rol Kuramı çerçevesinde iki dilde yer alan sözlüksel birimlerin anlambilimsel özellikleri üzerinde durulmuştur. Bağlama Kuramı çerçevesinde her iki dilde gönderim özelliği taşıyan öğeler ile gönderim kaynaklarının ilişkilendirilmesi üzerinde durulmuştur. Durum Kuramı iki dilde yer alan adların tümcedeki konumlarına göre neden farklı biçimbilimsel görünümler sergiledikleri konusunu içermektedir. Denetleme Kuramı derin yapıdaki boş kategoriler olan adıllar ile ilgilidir. Adılın görünümleri üzerinde durulmuştur. Sınırlama Kuramında taşımanın yeri ile ilgilidir. Birden fazla sınırlama budağını geçen bir taşımanın olup olmadığı karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
Japon yazı sistemi ve interaktif öğretimi
Bu tezde Japon yazı sistemin interaktif öğretimini ne şekilde yapılabileceği konusu üzerinde durulmuştur. Belirlenmiş olan en sık kullanılan kanjilerin öğrenicilere ne şekilde aktarılacağı çalışmanın temel problemi olarak görülmüştür. Eğitim, haber ve internet kaynaklarından elde edilen listeler bu çalışmanın veri tabanını oluşturmuştur. Listeler ortak olan ve olmayan kanjilerin belirlenmesi için karşılaştırılmış, elde edilen verilere göre en sık kullanılan ve 100 kanjiden oluşan yeni bir liste belirlenmiştir. Bu liste öğrenicilere video dersleri şeklinde interaktif ortamda aracılığıyla verilmiş ve derslerin sonunda değerlendirmeler yapılmıştır. Sonuç olarak öğrenicilerin bireysel öğrenme kapsamında kendi hızlarında, yer ve zaman gözetmeksizin en sık kullanılan kanjileri okuyup anlamlarını öğrendikleri belirlenmiştir.
Cebrâ İbrâhîm Cebrâ'nın hayatı, eserleri ve El-Ġurefu'l-Uḫra adlı romanının incelenmesi
Roman hikâyeden daha uzun bir hacimde yazılan edebi eserdir. İlk ortaya çıktığında sıradan görülen bu tür zaman geçtikçe edebi değerini kazandı. Roman türü Arap edebiyatına ilk kez tercüme yoluyla girmiştir. Eğitim için Avrupa ülkelerine giden aydınlar orada bu türü görüp Arap edebiyatına da kazandırmak istemişlerdir. Batı dillerinde yazılan romanlar tercüme edilmiş daha sonra bu türde eserler kaleme alınmıştır. Modern Arap edebiyatının önemli şahsiyetlerinden biri olan Cebrâ İbrâhîm Cebrâ Filistinli, çok yönlü bir edebiyatçıdır. Cebrâ Filistin, İngiltere, Irak ve Amerika gibi farklı ülkelerde yaşamış ve hayatının çoğunu Irak'ta geçirmiştir. Farklı ülkelerde yaşaması onun pek çok yabancı eserle tanışmasına imkân sağlamış ve o da bu eserleri Arap dünyasına tanıtmak için tercüme faaliyetlerinde bulunmuştur. Filistinli olan yazarın yaşadığı ortam onun edebi kişiliğini şekillendirmiştir. Vatanından sürgün edilmiş olmanın etkilerini hep omuzlarında taşımıştır. Hikâye, roman, şiir, çeviri ve eleştiri gibi çeşitli alanlarda eserler veren yazarın toplam yedi romanı bulunmaktadır. el-Ġurefu'l-Uḫrâ (Diğer Odalar) Cebrâ'nın kaleme aldığı beşinci romandır. Eser ilk kez 1986 yılında basılmıştır. Yazar bu romanı gerçeküstü niteliklerle süsleyerek diğer romanlarından farklı bir tarzda kaleme almıştır. Ana karakter kendini kaybetmiş biri olarak karşımıza çıkar, diğer karakterler de farklı kişiler olarak görünür. Roman Binbir Gece Masallarını anımsatan bir hikâye ile başlar. Yazar bu eserde bir nevi Arap geleneği ile Batının anlatım tekniğini sentezlemiştir.
الاستثناءات النحوية في النثر العربي القديم
As a linguistic term, the "exception" or "necessity" rule is defined as poetry that does not conform to rhyme or meter, a deviation from the norm in poetry. While this is considered normal in poetry, its occurrence in prose has sparked some debates. Linguistic deviations (exceptions) based on grammatical necessity have long been associated with poetry by many scholars and have generally been thought of exclusively in relation to poetry. It has been accepted that these necessities are only related to poetry based on the explicit evidence drawn from early linguists' explanations. However, delving into the discussions and expressions of these linguists reveals that the necessity in poetry is a more dominant aspect of their expertise and demonstrates that it is not an absolute domain. In this research, the subject of grammatical necessity and the possibility of this necessity existing not only in poetry but also in some ancient Arabic prose genres such as secî and proverbs have been discussed, attributing this phenomenon to several reasons such as the prevalence of usage, the need for harmony, and the development of prose through techniques like rhyme and repetition, similar to poetry. The study presents both supporting and opposing views on the subject, attempting to objectively examine the evidence from both sides. Ultimately, the conclusion drawn is that necessity can occur not only in poems but also in certain prose genres. Grammar, Arabic Grammar, Exception, Necessity, Prose
Arap Baharı sürecinde Suriye'de bir propaganda aracı olarak şiir, Abdulbâsit Sârût örneği
Bu tezde, Suriye devriminde Abdulbâsit Sârût'un şiirlerini bir propaganda aracı olarak nasıl kullandığı incelenmiştir. Çalışmada, Sârût'un şiirlerinin dil, biçim ve tema yönünden analiz edilerek bu şiirlerin devrim sürecindeki etkisi ve rolü değerlendirilmiştir. Sârût, şiirleri aracılığıyla devrimci mesajlarını ileterek halkı motive etmiş ve direnişi teşvik etmiştir. Araştırma kapsamında, Arap Baharı öncesi Arap ülkelerinin ve Suriye'nin siyasi ve toplumsal yapısına değinilmiş, Sârût'un hayatı ve devrimdeki rolü detaylandırılmıştır. Sârût'un şiirlerinde sıkça vurgulanan özgürlük, adalet, direniş ve dayanışma temaları, halkın devrimci ruhunu canlı tutmada önemli bir yer edinmiştir. İnternet ve sosyal medya aracılığıyla yayılan bu şiirler, devrimin kilit propaganda araçlarından biri haline gelmiştir. Sonuç olarak, Sârût'un sade ve etkili dili, şiirlerinin geniş halk kitlelerince benimsenmesine ve devrim sürecinde kalıcı bir etki yaratmasına olanak sağlamıştır. Bu çalışma, Sârût'un şiirlerinin Suriye devrimindeki rolünü ve edebi eserlerin toplumsal hareketlerdeki gücünü vurgulamaktadır.
'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih hayatı ve şiiri
Şiir, insanoğlunun var oluşundan bugüne önem arz etmektedir. İnsanoğlu şiire ehemmiyet atfetmekte ve duygularını şiirle ifade etmeye özen göstermektedir. Öyle ki okuması yazması olmayan insanlar bile şiirlerle duygularını ifade etmeyi tercih etmektedirler. Şiir, her toplumda mühim bir yere sahip olduğu gibi Arap toplumunda da önem arz etmektedir. Cahiliye Dönemi'nden beri şiir için Arapların divanı denmekte ve bu söz şiirin Arap toplumundaki kıymetini ortaya koymaktadır. Arap ülkelerinden olan Yemen'de de şiir önemlidir. Yemen'in değerli şairlerinden birisi de 'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih'dir. Bu çalışma, 'Abdü'l-'Azîz el-Mekâlih'in hayatı ve edebi eserlerini incelemektedir. el-Mekâlih, Yemen'in edebi ve kültürel sahasında önemli bir figür olarak kabul edilmekte ve şiirleriyle Arap edebiyatına önemli katkılarda bulunmaktadır. Çalışmada, el-Mekâlih'in şiirlerinin tematik ve üslupbilim analizi yapılmış, onun edebi mirası ve Arap edebiyatındaki yeri değerlendirilmiştir. el-Mekâlih'in şiirlerinde sosyal ve siyasal meseleler de işlenmekte olup, Yemen'in tarihsel ve kültürel zenginliklerini yansıtan anlamlar ve imgeler de bulunmaktadır. Şiirlerinde genellikle şiirin unsurlarını modern tekniklerle harmanlayarak, duygusal ve toplumsal bir içerik sunmaktadır. el-Mekâlih genç yaşında başladığı şiir hayatı boyunca önemli eserler vermiştir. Onun şiirleri, sosyal ve politik değişimlere ışık tutmakta ve edebi anlamda derinlik sunmaktadır. el-Mekâlih'in eserlerinin, gelecek nesiller için de önemli bir ilham kaynağı olacağı ve Arap edebiyatına olan katkılarının uzun yıllar devam edeceği öngörülmektedir.
الشواهد الشعرية التي حكم عليها ابن هشام بالضرورة في كتابه أوضح المسالك (دراسة وصفية وتحليلية)
The study of poetic necessity is one of the fundamental topics in the principles of grammar, which had a significant impact on grammatical disputes among scholars. This study has two aspects: foundational and applied. The foundational aspect focuses on defining the term "necessity," mentioning the scholarly disagreements about it, and presenting the predominant opinion that defines it as: "what is found in poetry that has no equivalent in prose, contrary to those who restrict it by saying the poet had no alternative." It clarifies Ibn Hisham's choice in defining it, aligning with the predominant opinion. The applied aspect primarily examines Ibn Hisham AlAnsari's book "Awdaḥ al-Masalik ila Alfiyyat Ibn Malik" and his other grammatical works, aiming to extract Ibn Hisham's choices regarding the necessity in poetic evidence that deviates from linguistic rules. The study includes sixty-six poetic evidences judged by Ibn Hisham as necessary either explicitly or implicitly. These evidences are categorized into fifty-eight related to branches of grammar and eight related to morphology. The study clearly elucidates Ibn Hisham's views, sometimes referencing his other works, mentioning scholarly disagreements, their evidence, and identifying the most credible views. The study is not concerned with the general concept of necessity but specifically with what Ibn Hisham explicitly addressed in his book "Awdaḥ al-Masalik.
Adonis'in şiirlerinde metinlerarasılık yöntemi olarak gönderge
Arap edebiyatı gerek nazım ve gerekse nesir türünde hayli geniş bir mirasa sahiptir. Özellikle şiir türünde Cahiliye döneminden günümüze kadar binlerce şair yetişmiş, çok kaliteli şiirler söylenmiş ve yazılmıştır. Arap edebiyatında yirminci yüzyılda yetişmiş ve önemli şiirler yazmış şairlerinden biri de daha çok Adonis adıyla bilinen Ali Ahmed Said Esber'dir. Adonis, geleneksel Arap şiirine yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşım getirerek, Arap edebiyatında değişiklikler yapmış bir şairdir. Adonis'in şiirlerinde sıkça rastlanan temalar arasında doğa, metafizik, mistik ve mitolojik unsurlar bulunmaktadır. Eserlerinde kullandığı imgeler, semboller ve metaforlar onun derin düşünce yapısını ve entelektüel birikimini yansıtır. Bu çalışma, çağdaş Arap şiirinin önemli isimlerinden biri olan Adonis'in şiirlerini, bir metinlerarasılık yöntemi olan gönderge bağlamında ele alıp incelemektedir. Çalışmanın giriş kısmında genelde Arap şiiri özelde ise Suriye şiiri hakkında birtakım genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Adonis'in hayatı ve edebi kişliği ele alınmıştır. İkinci bölümde öncelikle metinlerarasılığın kuramsal çerçevesi hakkında bilgiler verilmiş ardından Adonis'in şiirleri, metinlerarası tekniklerin en sık kullanılanlarından biri olan gönderge yöntemi açısından ele alınmıştır. Çünkü şair, dini, tarihi, edebi ve mitolojik göndermeler yaparak, eski ve yeni metinler arasında bir diyalog kurar. Adonis'in şiirlerinde yer alan dini göndergeler, onun felsefi ve mistik yönlerini ortaya koyar. Çalışmada ayrıca şairin bu göndergeler vasıtasıyla şiirini, yapısal ve içeriksel açıdan nasıl zenginleştirdiği tespit edilmeye çalışılmıştır.
واقعيّةُ الحدث والبُعد الاجتماعي في الرواية السوريّةبعد عام 2015
The aim of this study is to explore the sources of realism in the contemporary Syrian novel after 2015, in light of the tragedy and war. Realism is a doctrine that originated in the West and has had a clear influence on Arabic literature in general. Most writers have tended to depict life with its misery, hardship, wars, customs, and traditions, as well as its blessings and prosperity. Arab writers, especially in Syria, have been able to convey the subtleties of this reality to a great extent. This study addresses the topic of realism in the novels of Syrian writers by examining a group of the most famous novels written during the Syrian revolution, representing various forms of realism: the countryside, the city, the homeland, exile, the diaspora, asylum, and so on. These novels present - almost - different narrative experiences of Syrian writers, as they are limited in time between 2015 and 2023, which gives a nearly complete picture of the patterns of realism and their connotations in his novels. In this thesis, I followed a methodology based on description and analysis, through which I concluded that the contemporary Syrian writer was able to employ the features of realism accurately and convincingly in conveying his ideas and the concerns of his people and presenting them to the Arab reader in a realistic and accurate manner.
الظواهر البلاغية وأثرها في بناء المعاني الصوفية في شعر ابن الفارض
This study aims to examine the rhetorical phenomena in Ibn al-Fāriḍ's poetry as central instruments in constructing Sufi meanings and shaping the spiritual experience that characterizes his poetic discourse. As one of the foremost poets of Islamic mysticism, Ibn al-Fāriḍ distinguished himself by transforming language into a medium capable of carrying profound spiritual significations; thus, rhetoric becomes an essential component in the architecture of his mystical vision. The research analyzes rhetorical devices—particularly metaphor, simile, figurative expression, metonymy, and Qur'anic allusions—to reveal how these tools function in expressing Sufi concepts such as annihilation (fanāʾ), union (ittiḥād), divine love, and spiritual manifestations. The study investigates the relationship between linguistic form and spiritual meaning, demonstrating that rhetoric is not merely ornamental but operates as a foundational mechanism that generates and deepens mystical significance. The significance of the research lies in its methodological approach, which integrates rhetorical analysis with Sufi studies. It contributes to critical and literary scholarship by clarifying the impact of stylistic elements on Sufi meaning, and by presenting an analytical model that can be applied to other mystical texts. Moreover, by examining Ibn al-Fāriḍ's poetry through a holistic lens—encompassing both rhetoric and spirituality—the study offers an original contribution to the field. The choice of topic is motivated by several factors: the distinguished status of Sufi poetry within Arabic literature; Ibn al-Fāriḍ's unique ability to merge profound spirituality with elevated rhetoric; and the limited number of analytical, application-based studies that address the role of rhetoric in conveying Sufi meanings in his work. Additionally, exploring the relationship between rhetoric and mystical meaning enables readers and researchers to perceive the spiritual experience more deeply and illustrates how language can serve as a vehicle for expressing the highest levels of human ecstasy. The central problem of the research may be formulated as follows: How do rhetorical devices in Ibn al-Fāriḍ's poetry influence the expression and performance of Sufi meanings? This main question is further broken down into sub-questions concerning the stylistic and rhetorical characteristics of his poetry, the role of metaphor and other figurative devices in expressing mystical concepts, the effect of rhetoric on conveying spiritual experience to the reader, and whether Ibn al-Fāriḍ employs distinctive rhetorical techniques compared with other Sufi poets. Thus, the study seeks to uncover the profound rhetorical structure underlying Ibn al-Fāriḍ's poetic discourse, to demonstrate how this structure shapes the mystical experience, and to show how language and spirit merge harmoniously within the poetic framework.
Abdulganî en-Nablusî ve gezi edebiyatı bağlamında El-Hadratu'l-Unsiyye Fi'r-Rihleti'l- Kudsiyye adlı eseri
Araştırmamızda Osmanlı dönemi Arap Edebiyatında önemli bir yeri olan Abdulganî en-Nablusî'nin hayatı, eserleri, ilmi kişiliği ve "el-Hadratu'l-unsiyye fi'r- rihleti'l-Kudsiyye" adlı eseri çerçevesinde yaptığı seyahati edebi bir şekilde incelemeye çalıştık. Araştırmamız bir giriş, iki bölüm, sonuç, Kudüs'e yapmış olduğumuz seyahat sonucunda çektirdiğimiz fotoğraflar ve kaynakçadan meydana gelmektedir. Giriş bölümünde; gezi edebiyatı ve Osmanlı dönemi Arap edebiyatı kavramlarını kısaca açıklamaya çalıştık. Birinci bölümde, en-Nablusî'nin hayatı, kişisel yönü, ilmî kişiliği ve eserleriyle beraber en-Nablusî'nin edebi yönü, onu etkileyen şahsiyetleri, tasavvuf anlayışı ve kaleme almış oluğu eserleri ele aldık. İkinci bölümde, en-Nablusî'nin dini bir gezisinin semeresi olan "el- Hadratu'l-unsiyye fi'r-rihleti'l-Kudsiyye" adlı eseri çerçevesinde, toplamda kırk beş gün süren, Dimeşk'ten başlayan ve Kudüs'le devam eden seyahatnamesini inceledik. en-Nablusî'nin bu seyahatnamesinde, gezip gördüğü, ziyaret ettiği yerlerin önemine ve bu seyahatte ele almış olduğu birçok şiirine yer verdik. Ayrıca, bu eser çerçevesinde gelişen seyahati, edebi yönden de inceleyerek, eser çerçevesinde Arap dilinde şiirin ve nesrin bu dönemde hangi durumda olduğunu göstermek için eseri, dil ve üslup açısından da kısaca incelemeye çalıştık. Fotoğraflar bölümünde (Ekler bölümünde) ise; Dicle Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü (DUBAP) desteği ile Kudüs'e yapmış olduğumuz seyahat esnasında çektirdiğimiz fotoğraflara yer verdik. Anahtar Sözcükler en-Nablusî, Seyahat, Arap Edebiyatı, Dimeşk, Kudüs,
Safiyyuddîn el-Hillî'nin el-Kâfiyetu'l-Bedî'iyyesi
Bu çalışmada, Arap edebiyatında, bedîiyyâtın ne olduğu ve nasıl ortaya çıktığı açıklanmaya çalışıldı. Bu konudaki görüşlere yer verildi. Sonrasında Safîyyuddîn el-Hillî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri incelendi. Bedîiyyât türünde nazmedilen ilk kaside olanSafîyyuddînel-Hillî'nin el-Kafîyyetu'l-Bedî'iyye fî'l-Medaihi'n-Nebeviyye adlımanzumesi, şekil ve içerik bakımından incelendi. Bu kasidedeki her beyitin ihtiva ettiği bedîî sanatlarının lugat ve terim manaları açıklandı. Her beyit, içerdiği sanata örnek verildi. Çalışmanın sonuna ise bu kaside ve Türkçe tercümesieklendi. Anahtar Sözcükler Arap edebiyatı, bedîiyye, bedîiyyât, Safiyyuddîn el-Hillî, el-Kafîyyetu'l-Bedî'iyye, bedîî sanatları
Modern dönemde nahivdeki yenilik hareketleri
Nahiv ilmi, Arapçayı hatalardan korumak ve yabancı milletlerin Araplara karışmasından sonra Arapları, dil yanlışlarından uzak tutmak duyarlığından doğmuştur. Zamanla bu ilim dalı, başka ilimlerden etkilenmiş; derken karmaşıklık, hem nahvi hem onun metodunu ağır aksak yürür hale getirmiştir. Öyle ki nahvin zorluğu ve manevra alanının daraldığına dair araştırmacıların şikâyet sesleri yükselmiştir. Bundan dolayı nahvin yenilenmesi, kolaylaştırılması, karmaşıklıktan ve kusurlardan kurtulması hakkında önceki dilbilimcilerin yaptığı birçok çalışma olmuştur. Onlardan en önemlisi, İbn Madâ el-Kurtubî'nin çalışmasıdır. Modern çağda farklı bölgelerde olmak üzere birçok çalışma yapılmıştır. Söz konusu çalışmalar, çeşitli amaçlar güden, farklı ve birbiriyle çelişik metotlar formatında yapılmıştır. Bazı çalışmalar, nahiv kültürüne saldırmayan ve geleneksel muhafazakâr çizgiyi takip eden çalımalardır. Onların en meşhuru İbrâhîm Mustafâ'nın; diğeri ise modern Batı dil araştırmalarından etkilenen Temmâm Hasan'ın çalışmasıdır. Bu araştırma, nahiv alanında yapılan modern çalışmaların en önemlilerini incelemektedir. Aynı şekilde, yenilikçi nahiv çizgisinden uzak, araştıranları bıktıran, öğretmen ve öğrencilerin nefretini kazanan geleneksel nahve, alternatif olmayı amaçlayan çalışmaları incelemektedir.
الرمزيّة في الشعر العربيّ الحديث "محمّد الماغوط" أنموذجاً
The research based on the study of symbolism in Arabic poetry and adopts "Mohammed Al-Maghout" as a sample for the application of the study; it uses Al-Maghout's poems as a guide to show the symbolic elements in his poetry. The research identified symbolism by showing its origin and meanings in dictionary, and its meanings according to the terminology. In addition to figure out symbolism through the Arabic literature periods, or whether it had roots in those periods. The research expands to look for symbolism in the modern era, as a modern literary doctrine, looking for what brought about, what is its influence on literature, and looking at the reasons of the emergence of the symbolic doctrine, what is the doctrine and what are its most important characteristics and forms. The research assumes "Mohammed al-Maghout" as a literary figure, and analyses the elements and features of symbolism in his poetry and showing examples of symbolism in his poems. The study ends with the result that symbolism appeared in ancient Arabic poetry, but not as the formal shape, and by the coming of the modern era, symbolism has achieved the literary form and attributes of the doctrine.
الخطاب الشعري الصوفي في العصر العثماني
This paper deals with the Sufi Literature in the Ottoman Period, where it included a historical introduction about the political and the cultural situation of the Arab society shortly before and during the Ottoman authority. In the first chapter about the religious devotion, Sufism, its birth date, and the linguistic etymology and Jargon for each Level. In the second chapter about the moral deep for the Sufi Literature, how the symbol of wine and woman have been used in their poetical poems to refer to Allah who is their endless beloved. In addition, I indicated to the Dialectic Sufi theories such as the Sufi reality, Sufism, Unity of creation and unity of witness, and the scholars opinions about that and their response to those who rejected them. In the third chapter, about explaining the nature of "prophetic Praise", its birth date and development. Moreover, its relation to Sufism, the prophetic reality, and the Mohammedan light. Later, in this study, I came out to some results and recommendations, and I tried to give answers to many questions such as clarifying the general meaning of Sufism concept, its initial beginning for this literature, grand scholars, writers, and poets. In the study conducted on the Sufi Literature in the Ottoman Period, which can be reached during the study period, significant results have been reached according to the purpose of the study.
Katibi`nin hayatı ve kasidelerinin tahkikli metni
XV. yüzyıl Fars şairlerinden Kâtibî-i Nîşâbûrî (öl. 838-839/1434-1435)'nin hayatı ve edebi kişiliği ile beraber, onun kasidelerinin tahkikli metni, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Hazırlanan tahkikli metin, Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin Külliyâtı'nın İstanbul Üniversitesi kütüphanesi FY 504 numaralı nüshası, istanbul Üniversitesi kütüphanesi FY 1322 numaralı nüshası ve Topkapı sarayı kütüphanesi R 990 numaralı nüshasından ibaret olan üç nüshadaki kasideler bölümünün karşılaştın İmasından meydana gelmiştir. Buna ek olarak okuyucuya kolaylık sağlaması bakımından metin içerisinde geçen kimi şahıs ya da yer adlan ile bazı isim ve terkiplere metin içerisinde kısa açıklamalarda bulunulmuş ve metnin sonuna indeks ilave edilmiştir. Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin şiirlerinin yayıma hazır hale getirilmesi, tarih boyunca karşılıklı yoğun kültür etkileşimine sahne olan Türk ve İran kültürü üzerinde büyük etkiler bırakan ve ortak kültür ve tarih mirasımızı oluşturan Timurlular dönemine ait olup; edebi, tarihi ve toplumsal yaşamın özelliklerini günümüze aktarmak ve edebi bir değeri, yeni verilerle diriltmek bakımından önem arz etmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Kâtibî-i Nîşâbûrî'nin hayatına dair gerekli bilgileri ihtiva etmekle beraber, onun şiirleri içinden kasidelerini yayıma hazırlayıp ilim ve edebiyat dünyasına kazandırmak suretiyle katkıda bulunmayı amaç edinmiştir.
Nizami-yi Gencevi`nin Mahzenü`l-Esrar mesnevisine Osmanlı sahasında yazılmış Türkçe nazireler
Bu çalışmada, XII. asır İran şairlerinden Nizamî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l- Esrâr adlı didaktik eserine Osmanlı sahası içerisinde yazılmış Türkçe nazireler toplu bir şekilde incelenmiştir. Tez, bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde İran edebiyatının Klasik Türk Edebiyatına etkileri anlatılmış; ayrıca Eski İran ve Türk Edebiyatlarında Hamse yazıcılığı ve Nazire edebiyatı konusu incelenmiştir. Birinci bölümde, Nizamî-yi Gencevî'nin hayatı, edebi kişliği ve eserlerine yer verilmiş ve Hamse' sindeki mesnevilerin özetleri yer almıştır. İkinci bölümde ise Nizamî'nin Mahzenü'l-Esrâr mesnevisine yazılmış Türkçe nazireler incelenirken, önce nazire yazarının kısaca hayatı ve eserleri anlatılmış, daha sonra da nazirenin genel özellikleri başlığı altında, nazire ile ilgili bilgiler verilmiştir.
Klasik dönemde Arap diline giren Farsça sözcükler
Klasik Dönemde Arap Diline Giren Farsça Sözcükler" adlı tezimizbir giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır.Girişte Arapça-Farsça etkileşimi ve bunda etkili olan faktörlerhakkında bilgi verilmiştir.Birinci bölümde Dahûl ve muarreb kavramları ve bu konudakiçalışmaların tarihçesi işlenmiştir.İkinci bölümde klâsik dönem Arap dilini günümüze ulaştıran temelkaynaklar yani klâsik Arap şiiri, Kur'ân ve hadisler ile bunlara geçen Farsçasözcükler hakkında bilgi verilmiştir.Üçüncü bölümde klâsik dönemde Arap diline giren Farsça sözcükleralfabetik sıraya göre anlamlarıyla birlikte verilmiş ve Farsça oluşlarıylailgili kaynaklar belirtilmiştir.Sonuçta çalışma özet bir şekilde değerlendirilmiştir
Ahmed el-Hâşimi'nin el-Kavaidu'l-Esâsiyye li Lugati'l-Arabiyye adlı eserin metod açısından incelenmesi
Şâh Kâsım Tebrîzî'nin Süleymânnâme isimli eseri (metin-inceleme)
Bu çalışmada XVI. Yüzyılın başlarında İran'dan Osmanlı topraklarına gelen ve burada Kanunî Sultan Süleymân adına eser telif etmiş şairlerden biri olan Şâh Kâsım Tebrîzî'nin (ö. 1539) hayatı ve Farsça kaleme aldığı Süleymânnâme olarak bilinen eseri ele alınmıştır. Süleymâniye Kütüphanesi, Ayasofya ve Hekimoğlu Ali Paşa koleksiyonlarında yer alan nüshalarından hareketle tenkitli metin çalışması yapılan eser muhteva ve şekil bakımından değerlendirilmiştir. Eser, ikincil kaynaklarda birbirine yakın dönemlerde yaşamış Osmanlı müelliflerinden Abdurrahman Gubârî ve Kireççizade Mahmud Gubârî'ye ait olarak gösterilmiştir. Ayrıca bazı çalışmalarda farklı eserler bu eserin nüshası sayılmış ya da eser nüshaları başka eser olarak kabul edilmiştir. Bu tezde söz konusu karışıklık ve belirsizlikler giderilmeye çalışılmıştır. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümü bahsedilen eserin müellifine dair problemlerin çözümüne ayrılmıştır. İkinci bölümde eser dil ve üslup açısından analiz edilerek tarih ilminde ifa ettiği değer incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise eserin tenkitli metin neşri yer almaktadır.
Birleşik Arap Emirlikleri'nde modern kısa öykünün doğuşu ve gelişimi
Körfez ülkelerinde petrolün keşfiyle gelen ekonomik rahatlık, eğitim ve kültür alanlarına etki ederek toplumun gelişmesini sağlamış ve bu durum, edebî çevrenin oluşmasına katkıda bulunmuştur. Tezimizde Körfez ülkelerinden Birleşik Arap Emirlikleri ele alınmaktadır. "Birleşik Arap Emirlikleri'nde Modern Kısa Öykünün Doğuşu ve Gelişimi" başlıklı yüksek lisans tezimizde, Birleşik Arap Emirlikleri'nin sosyal, siyasi ve kültürel yapısı ışığında, ülkenin tanık olduğu önemli edebî gelişmeler hakkında bilgi verilmiştir. Akabinde Birleşik Arap Emirlikleri'nde kısa öykünün geçirdiği aşamalara yer verilerek bu alanda öne çıkan kısa öykü yazarları, edebî kişilikleri ve eserleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır.
Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i Ebrâr Mesnevisi ve Nizâmî'nin Mahzenü'l Esrâr'ı ile karşılaştırılması
Bu çalışmada X/XVI. yüzyıl şairlerinden Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i ebrâr isimli mesnevîsi incelenmiş ve nazire olarak yazıldığı Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ile karşılaştırılması yapılmıştır. Eserin tashihli metni hazırlanırken Köprülü Yazma Eser Kütüphanesi Hacı Ahmed Paşa koleksiyonunda 294 demirbaş numarası ile kayıtlı tek nüshadan faydalanılmıştır. Çalışma bir giriş ile beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Şemsî-yi Bağdâdî'nin yaşadığı döneme genel bir bakış; ikinci bölüm Manzar-i ebrâr'ın incelenmesi, üçüncü bölüm Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ve ona yazılmış nazireleri içermektedir. Dördüncü bölümde Nizâmî-yi Gencevî'nin Mahzenü'l esrâr'ı ile Şemsî-yi Bağdâdî'nin Manzar-i ebrâr adlı eserinin karşılaştırılması yapılmış ve beşinci bölümde Manzar-i ebrâr'ın tashihli metnine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nazîre, Nizâmî, Şemsî, Manzar-i ebrâr, Mahzenü'l esrâr.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî ve el-'Udde 'İnde Kulli Şidde adlı eseri (İnceleme-tahkik)
Çalışmamız, Ebu'l-Bekâ el-Kefevî'nin El-'Udde 'İnde Külli Şidde fî Şerhi Kasîdeti'l-Bürde isimli eserinin tahkikidir. Kefe'de doğduğu, uzun yıllar burada yaşadığı ve aslen de Kefeli olduğu için "Kefevî" nisbesini alan müellif, XVII. yüzyıl Osmanlı döneminde yaşamış Kırım Türk'ü bir âlimdir. İlk olarak Kefe'de müftülük yapmış sonrasında ise çeşitli beldelerin yanında İstanbul'da da kadılık yapmıştır. Bazı kaynaklar müderrislik yaptığından bahsetmiştir. Ebu'l-Bekâ özellikle Hanefî mezhebi olmak üzere fıkıh alanında geniş bilgiye sahipti. Geniş bilgisi sebebiyle kendisine ilmiye teşkilatının en üst mertebesi olan Mevlevi (Molla) kadısı unvanı verilmişti. Bunun yanında Arap dili alanında büyük bir bilgi birikimine sahip olduğu bilinmektedir. Nitekim günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan ve birçok tefsir yazarının başvurduğu bir kavram sözlüğünün sahibidir. Tahkikini yaptığımız bu eserde müellif, Kasîde-i Bürde'yi sözlük, sarf, nahiv, belâgat ve dinî ilimler çerçevesinde sade bir dil ile açıklamaktadır. Yapılan bu çalışmayla eser tanıtılmış, nüshalardaki hatalar düzeltilip eksiklikler tamamlanarak okuyucuya eksiksiz bir metin sunulmaya çalışılmıştır.
Seyfî-yi Buhârî'nin Farsça Dîvânı
Bu çalışma, Timurlular Dönemi İran şairlerinden Seyfî-yi Buhârî'nin Farsça Dîvânının edisyon kritikli metnini ve bu metnin incelenmesini içermektedir. Çalışma metni hazırlanırken İran Meclis Kütüphanesi'nde, İstanbul'daki Millet Yazma Eser Kütüphanesi Ali Emiri koleksiyonu Farsça Yazmalar bölümünde, Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Laleli ve Nuruosmaniye koleksiyonlarında, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi Farsça Yazmalar Bölümünde ve TBMM Kütüphanesi Mikrofilm Bölümünde yer alan toplam altı nüshadan faydalanılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Seyfî-yi Buhârî'nin yaşadığı dönemin siyâsî, sosyal ve edebî durumuna değinilmiştir. İkinci bölüm müellifin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler ihtivâ etmektedir. Üçüncü bölümde Seyfî-yi Buhârî'nin Dîvân'ında kullanılan vezinler ve Dîvânının muhtevâsı belirtilmiş, nüshaların tanıtımı yapılmış, Dîvânda bulunan edebî sanatlardan örnek beyitler getirilmiş ve dil ve imlâ özellikleri ile metnin oluşturulmasında izlenen yol hakkında bilgiler sunulmuştur. Dördüncü bölümde ise eserin edisyon kritikli metnine yer verilmiştir.
İran çocuk ve gençlik edebiyatı
Bu çalışmanın amacı, İran'da çocuk ve gençlik edebiyatının nasıl gündeme geldiğini ve hangi tarihi süreçlerden geçip günümüzdeki halini aldığını tespit edebilmektir. Bu tarihi sürecin ortaya çıkabilmesi için İran coğrafyasında oluşturulan kadim metinlerde ve İslam'dan sonra telif edilen Klasik Fars edebiyatı eserlerinde çocuk ve gençlerin yer alışının incelenmesine ve araştırılmasına önem verilmiştir. Bu çalışmamızda önem verilen bir diğer amaç ise çocuğun tarihsel süreç içerisinde yaşadığı kültürel ortam ve aldığı eğitim hakkında bilgi verilerek günümüzdeki İranlı çocuk ve gençlerin aldığı modern eğitimin kültürel köklerini göstermektir. İran çocuk ve gençlik edebiyatını tarihi seyri çerçevesinde anlayabilmek için ortaya çıkardığımız bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İslam öncesi ve sonrası dönemlerde yaşayan çocuk ve gençlerin sosyal, kültürel ve eğitim durumları göz önüne alınarak çalışılan birinci bölüm beş kısma ayrılmıştır. Bunların ilk iki kısımda seçilen kadim metinler ve klasik Fars edebiyatı eserlerinde çocuk simasının izleri yakalanmaya çalışılmış, diğer üç kısımda da çocuk edebiyatının temellerinin atıldığı, gündeme geldiği ve çocuk eksenli kitapların yazılmaya başlandığı dönemlerin tespit edilmesine çalışılmıştır. İkinci bölümde İran çocuk ve gençlik edebiyatı türlerinin sınıflandırılması yapılmış ve bu kısımlar örnek metinlerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde ise çocuk ve gençlik edebiyatı alanında eser veren belli başlı İranlı yazarların hayatı ve kitapları hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca ulaşabildiğimiz on üç İranlı çocuk ve gençlik yazarı ile röportaj yapılmış ve bu röportajların Türkçe metinleri bu kısıma eklenmiştir. İranlı yazarlarla yaptığımız röportajlardaki amacımız onların hedef kitlelerindeki çocuğa nasıl bir bakış açılarının olduğunu görmek ve İran'da çocuk ve gençlik edebiyatının gelişmesindeki etkili olan unsurların bilgisine yazarların dilinden ulaşabilmektir.
Cezayir'de dilbilim çalışmaları ve Abdurrahman el-Hac Salih
Bu tez çalışmamız, Cezayir'deki dilbilim çalışmalarını ve 20. yüzyılda modern Arap dilbilim çalışmalarıyla kendisinden söz ettiren Cezayirli dilbilimci Abdurrahman el-Hâc Sâlih'i ele almaktadır. Abdurrahman el-Hâc Sâlih, klasik dönem çalışmalarını özgün Arap dilbilimini inşa etmek için bir mihenk taşı olarak görmektedir. Arap nahvi ve Batı kaynaklı çalışmaları objektif olarak ele alması hem Arap mirasını değerlendirmesi hem de modern Arap dilbilim teorilerine ışık tutması açısından önemlidir. Çalışmamızda Batı'da temelleri atılan dilbilimin Cezayir'de ortaya çıkışı, dilbilimcilerin babası olarak anılan Abdurrahman el-Hâc Sâlih'in dil olgusuna bakışı ve bu alandaki çalışmaları incelenmiştir. Araştırmamızın birinci bölümünde dilbilimin tanımı, konusu, amacı, alt dalları, Arap dilinde dilbilim karşılığında kullanılan kavramlar ve Arap dünyasındaki dilbilim çalışmaları yer almaktadır. İkinci bölümünde Osmanlı ve Modern dönem Cezayir'inde dilbilim çalışmaları, Cezayir'in önde gelen dilbilimcileri ve Cezayir'de Arap diline dair faaliyet gösteren kurumlar hakkında bilgi verilmektedir. Çalışmamızın son bölümünde ise Abdurrahman el-Hâc Sâlih'in hayatı, eğitimi, görev ve sorumlulukları, öğrencileri ve eserleri hakkında bilgi verildikten sonra dilbilim alanında yaptığı çalışmalar ele alınarak Arap dilbilimine katkısı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dilbilim, Modern, Arap, Cezayir, Abdurrahman el-Hâc Sâlih.
Câhiliye ve Emevî dönemleri yağmacı şairlerin şiirlerinin karşılaştırılması
دراسة مقارنة لشعر الصعاليك في العصر الجاهلي والعصر الأموي. الصعلوك في اللغة هو الفقير الذي لا يملك من المال ما يعينه على أعباء الحياة، كان الصعاليك إحدى طبقات المجتمع الذين ألقي الضوء على نشاطهم الأدبي في العصر الجاهلي على الرغم من سلوكياتهم وتشردهم، وتلاشت تلك الطائفة في عصر صدر الإسلام، ثم عادت للظهور في العصر الأموي بصورة حديثة، فلم يقتصر نشاطها على السلب والنهب، بل تعدى ذلك إلى الانضمام إلى الحركات السياسية التي نشأت في العصر الأموي والثورة على الدولة، وتناولت هذه الدراسة أدب الصعاليك في العصرين الجاهلي والأموي من حيث البنية والمحتوى. اُتُّبع في هذه الدراسة المنهج الوصفي الكيفي، وقد سعينا إلى الاطلاع على الدراسات التي تناولت تراث الصعاليك الشعري، ثم بدأنا بجمع مادة البحث، لنوضح مفهوم الصعلكة والفتك، وأسباب ظهورها في العصر الجاهلي وامتدادها إلى العصر الأموي، والوقوف على أشعار الصعاليك في العصر الجاهلي والعصر الأموي، والمقارنة من حيث البنية والمحتوى الشعري، وبيان أوجه التشابه والاختلاف في البنية والمحتوى الشعري لدى صعاليك العصرين الجاهلي والأموي. وكان من أهم نتائج هذه الدراسة أن سبب ظهور الصعلكة هو الظلم والحرمان اللذان عانى منهما صعاليك الجاهلية والأموية، وظهر ذلك في أشعارهم، ومن النتائج أيضاً ظهور موضوعات شعرية استحدثها صعاليك العصر الأموي لم تكن موجودة عند صعاليك الجاهلية، نتيجة نشأة ظروف مختلفة عن العصر الجاهلي، أشهرها وصف السجون. وكذلك ظهر اختلاف في اللغة والألفاظ بين شعر شعراء الصعاليك في العصرين المدروسين نتيجة العوامل الدخيلة، كما تبين أن أشعار صعاليك الأموية طبعت بأغلب الصفات التي كانت عند صعاليك الجاهلية، فجاءت أشعار الصعاليك في العصرين الجاهلي والأموي في الغالب على شكل مقطوعات، كما أهملت فيها المقدمات الطللية، ووصف الرحلة، والتشرد، والصحراء، وكذلك اتصفت تلك الأشعار بالوحدة الموضوعية. الكلمات المفتاحية: العصر الجاهلي، العصر الأموي، الصعاليك، شعر، مقارنة.
Osmanlı ilim hayatının gelişmesinde Mısır'ın rolü (1300-1550)
Osmanlı düşünce hayatı İslâm medeniyeti içerisinde uzun bir dönemi kapsar. Bununla beraber bu alan henüz yeterince incelenmiş değildir. Birçok önemli Osmanlı âlimi Kâhire'ye ilim tahsili için seyahat etmişlerdi. Dâvûd el-Kayserî, Molla Fenârî ve Alâuddîn er-Rûmî bu âlimlerden ilk akla gelenlerdir. Erken dönem Osmanlı âlim tipi Râzî mektebine ve Ekberî geleneğe bağlıydı. Naklî ilimlerin ön plana çıktığı Mısır muhitinde Râzî mektebinin kökenlerini bulmak buraya giden Osmanlı ulemâsını anlamak için önemli bir anahtardır. Mısır'da Şeyhûniyye Medrese-Hankâhı Anadolu kökenli âlimlerin toplandığı en önemli mekanların başında geliyordu. Bâbertî ve Mübârekşâh'ın öğrencileri burada Râzî mektebine uygun bir ilmî anlayışta yetiştiler ve bu mektebi Osmanlı'ya getirdiler. Ekberî gelenek dışında erken dönemde Mısır kökenli Zeyniyye tarikatı da âlimler arasında yaygındı. Anadolu kökenli olmayan âlimler içerisinde İbnü'l-Cezerî ve Molla Gürânî gibi meşhur isimler Kâhire'de ders alıp Osmanlı muhitinde etkili olmuşlardı. Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ın fethi sonrasında buradan âlimleri ve zanaatkarları İstanbul'a getirmesi modern dönemde taraflı bir tarih anlatısının parçası oldu. Ancak İstanbul'a gelen âlimler burada uzun süre kalmamış, Kanuni döneminde geri dönmüşlerdi.
Emîr Humâyûn-i İsferâyinî'nin Farsça Divanı [Metin-inceleme]
Emîr Humâyûn-i İsferâyinî hicrî dokuzuncu yüzyılda yaşamış Fars şairlerindendir. Şiirlerinde Humâyûn mahlasını kullanmıştır. Emîr Humâyûn, Akkoyunlulardan Sultan Yakub'un himayesine girmiş ve Sultan'ın vefatına kadar Akkoyunlu sarayında kalmıştır. Çalışmamızda Emîr Humâyûn'un bilinen tek eseri olan Divan'ını ele aldık. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm'de Emîr Humâyûn'un yaşadığı dönemi siyasî ve edebî açıdan ele aldık. İkinci Bölüm'de şairin hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine yer verdik. Emîr Humâyûn'un Farsça Divanının İncelenmesi adını taşıyan Üçüncü Bölüm'de, Divan'ın dil ve üslup özellikleri ile muhtevası hakkında bilgi verdikten sonra, Divan'ın tenkitli metnini oluştururken istifade ettiğimiz yazma nüshaları kısaca tanıttık. Dördüncü Bölüm'de şairin Divan'ının metnine yer verdik.
Muhammed el-'Arûsî el-Matvî ve et-Tûtu'l-Mur adlı romanının tahlili
Ele aldığı konular itibariyle döneminin ve toplumunun sorunlarını kurgusal bir çerçevede ele alan roman, Tunus'ta modern dönemde görülen edebî türler arasında etkin bir konuma sahiptir. Salih Suveysî el-Kayravânî, Mahmûd el-Mesʽadî, el-Beşîr Hurayyif, Muhammed el-ʽArûsî el-Matvî vb. isimler, modern Tunus romanının ilk örneklerini vererek bu türün sistemleşmesine katkı sağlayan isimler olmuşlardır. Ülkemizde modern Tunus edebiyatı ve bilhassa modern Tunus romanı hakkında yapılan çalışmaların sayısının az olması, bu yüksek lisans tezinin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Buradan hareketle bu çalışmada; modern Tunus edebiyatında görülen tiyatro, şiir, öykü ve roman gibi edebî türlerin tarihsel süreçlerine; ayrıca çalışmamızın ana konusu olan Muhammed el-ʽArûsî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine dair bilgilere ve söz konusu yazarın et-Tûtu'l-Mur adlı romanının yapısal ve teknik unsurlar bakımından edebî tahliline yer verilmiştir. Bu yüksek lisans teziyle modern Tunus romanının, ülkenin bağımsızlığını kazanmasının ardından görülen edebî hareketliliğe doğrudan katkı sağladığı sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Roman, Modern Arap Edebiyatı, Tunus, Muhammed elʽArûsî el-Matvî, et-Tûtu'l-Mur.
Kevkebî'nin Âyîne-i Dil adlı mesnevisi (Metin-inceleme)
Çalışmamızın konusunu XV. yüzyılın ikinci yarısında ve XVI. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış olan Kevkebî mahlaslı Alâuddîn-i Kirmânî'nin Hamse'si içinde yer alan ilk eseri Âyîne-i Dil adlı mesnevisi oluşturmuştur. Eserin metni, Ayasofya Kütüphanesi 3855 numarada kayıtlı nüsha ile İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi FY. 1398 numarada kayıtlı nüshanın karşılaştırılmasıyla oluşturulmuştur. Çalışmamız bir giriş ile dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Kevkebî'nin yaşadığı döneme genel bir bakış; ikinci bölüm, Kevkebî'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği; üçüncü bölüm, Kevkebî'nin Âyîne-i Dil Adlı Mesnevisi (inceleme); dördüncü bölüm, Kevkebî'nin Âyîne-i Dil Adlı Mesnevisi (metin) bölümlerinden ibarettir.
Modern Tunus edebiyatında kısa öykü ve 'Alî ed-Dû'âcî (1909-1949)'nin Sehirtu Minhu el-Leyâlî adlı öykü koleksiyonunun tahlili
Bu tezde, XVIIII. Yüzyılın reformist hareketleriyle karmaşık bir şekilde ortaya çıkan modern Tunus edebiyatı ve XX. yüzyıl başlarında tanık olduğu önemli edebî gelişmeler verilmeye çalışılmıştır. Fransa'nın ülkede uyguladığı politikalara karşı direniş gösteren ülkenin önde gelen aydın ve yazarlarının, bağımsızlık adına sesini duyurmak üzere kaleme aldıkları ürünler incelenmiştir. Yayın yoluyla edebiyatı araç olarak kullanmaları ve sanatsal değerde eserler ortaya koymaları üzerinde durulmuştur. Zamanla modern anlamda ortaya çıkan edebî türlerden tiyatro, roman ve özellikle de kısa öykünün geçirdiği aşamalara yer verilmiş ve öne çıkan öykü yazarları ve eserleri de ele alınmıştır. Modern Tunus'ta kısa öykünün en önemli temsilcilerinden olan 'Alî ed-Dûâcî'nin hayatı, edebî kişiliği ve eserleri hakkında bilgiler verilmiştir ve Sehirtu minhu el-Leyâlî adlı öykü koleksiyonunun tahliline yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Tunus Edebiyatı, Öykü, Kısa Öykü, Kısa Hikâye, 'Alî ed-Dûâcî
Arap dilinde temsili teşbih ve Kur'an'dan bazı örneklerin incelenmesi
Teşbih sanatı, Arap edebiyatı tarihinin en erken dönemlerinden günümüze kadar değerini koruyarak varlığını sürdüren en önemli söz sanatlarından biridir. Teşbih yoluyla hakkında bilgi sahibi olunmayan uzak anlamlı ifadeler yakınlaştırılır, soyut ifadeler ise somutlaştırılır. Böylece teşbih, etkileyici ve sihirli bir üslupla anlatımı kuvvetlendirir ve ifadeye üstünlük kazandırır. Teşbihin en önemli çeşitlerinden biri olan temsîlî teşbihte ise bu etkiler daha üstün bir şekilde görülür. Nitekim temsîlî teşbihte, diğer teşbih türlerinden farklı olarak hem müşebbeh ve müşebbehün bih, hem de vech-i şebeh birden fazla unsurdan oluşur. Bu bakımdan temsîlî teşbih ile, muhatabın zihninde adeta bir resim tablosu ya da bir tiyatro sahnesi canlanır. Bu nedenle temsîlî teşbih, etkili ve iz bırakan güçlü bir anlatım aracıdır. Çalışmamızda; teşbih ve teşbihin çeşitlerinden biri olan temsîlî teşbih ayrıntılarıyla ele alınacak gerek dini anlamdaki değeri gerek belâgat alanındaki üstünlüğü ve eşsizliğiyle Kur'an-ı Kerim'den örneklem olarak seçilen ayetlerdeki temsîlî teşbihler incelenecektir. Bu incelemede, örneklem olarak seçilen Türkçe mealler üzerinden, müfessir ve dilcilerin görüşleri ışığında, teşbihli ifadelerin kaynak dil ve hedef dil arasındaki mütekabiliyeti incelenecek ve mealler arasında karşılaştırma yapılarak çevirilerin edebi üslubu değerlendirilecektir. Anahtar Kelimeler: Teşbih, temsîl, temsîlî teşbih, Kur'an, meal, tercüme.
Hâkka suresinin Arap dili ve belâgatı açısından incelenmesi
Kur'ân-ı Kerîm'deki sûrelerin filolojik çalışmaları ilk dönemlere kadar dayanmaktadır. Zira tefsir çalışmaları hem dil ilimleriyle ilişki içindedir hem de lafız ve cümlelerdeki anlamı ortaya çıkarmaktadır. İmâm Mâturîdî'nin de dediği gibi "Tefsir, Kur'ân lafzı ile kastedilenin ne olduğunu kesin olarak bildirmektir." Belâgat ilmi ise, Arapçanın edebî mahsullerinin derlenmesi ile sanatlarının ortaya çıkmasında büyük rol oynamıştır. Bu çalışmada Kur'ân-ı Kerîm'in 29. cüzünde bulunan Hâkka sûresi ile ilgili filolojik bir çalışma yapılmıştır. Âyet-i Kerîmeler öncelikle lugavî manada tetkik edilmiş, kelimelerin asıl manası şerh edilip, muhtelif manalara da vukûfiyet sağlanmıştır. Nahiv ve belâgat çalışmalarında ise kelimelerin irâb özelliklerine ve edebî sanatlarına dikkat çekilmiştir. Anahtar kelimeler: Hâkka, Sûre, Filoloji.
Edhemî'nin Deh Hitâb adlı eseri (inceleme – metin)
Bu çalışmamızda Kanuni Sultan Süleyman dönemi şâirlerinden Edhemî'nin Deh Hitab adlı mesnevisini konu edindik. Bu mesnevinin Hacı Selim Ağa Yazma Eser Kütüphanesi Hüdai Efendi Koleksiyonu 1314 demirbaş numarasıyla kayıtlı tek nüshasını şekil ve içerik bakımından inceledik. Dört bölümden oluşan çalışmamızın giriş bölümünde bir nazım şekli olarak mesnevi türünü ele alıp şekil ve muhteva yönünden inceledik. Ardından çalışmamızın ilk bölümünde Edhemî'nin yaşadığı 16. yy. Osmanlı Sahası'nda mevcut siyasi ve edebi durumu aktardık. İkinci bölümde hayatı hakkında neredeyse hiçbir kaynakta bilgi bulunmayan Edhemî hakkında derinlemesine araştırma yaptık ve değerlendirmelerimizle birlikte elde ettiğimiz sonuçları aktardık. Üçüncü bölümde üzerinde çalışma yaptığımız nüsha ile ilgili bilgileri verdikten sonra Deh Hitab isimli mesneviyi inceledik. Dördüncü bölümde ise eserin metnine yer verip gerekli görülen yerlerde metin tamirini gerçekleştirdik.
Klasik dönem Arap edebiyatında otobiyografi: İbn Haldûn örneği
Asırlardır edebiyat alanındaki varlığını muhafaza ederek günümüzde de okuyucu kitlesinin ilgisini üzerine çekmeye devam eden otobiyografi, birtakım gelişim evrelerini tamamlayarak hâlihazırdaki modern kimliğine bürünmüştür. Arap edebiyatının modernleşme sürecinin öncesindeki yüzyıllarda bu türe ilgi duyan edebî şahsiyetler ve onların telif ettiği örnek eserler, otobiyografinin diğer edebî türler arasındaki konumunu güçlendiren ana faktörler olarak addedilmektedir. Ülkemizde bu türün klasik dönem Arap edebiyatında sahip olduğu değeri ifade etmeye çalışan herhangi bir çalışmanın bulunmayışı, bu yüksek lisans tezinin şekillenmesinde rol oynayan en önemli etkendir. Buradan yola çıkarak söz konusu çalışmada, otobiyografinin Arap dilinde mukabili olarak kullanılan kavramlara ve özelliklerine, bu türün klasik dönem Arap edebiyatında bulunduğu konuma, mezkûr türe örnek sayılabilecek eserlere imza atan müelliflere, onların otobiyografik eserlerine ve İbn Haldûn'un et-Taʻrîf bi İbn Haldûn ve Rıhletuhû Ğarben ve Şarken adlı eserinin yapısal ve teknik unsurlar aracılığıyla tahliline yer verilmiştir.
Necip Mahfûz'un Miramar ile Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı adlı romanlarında anlatıcı ve bakış açısı
Bu çalışmada, Modern Arap edebiyatının en önemli simalarından biri olan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Necip Mahfûz ile yazdığı eserlerle dünya edebiyatının önemli kalemleri arasında sayılan ve Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Orhan Pamuk'un seçilen eserleri tahlil edilecektir. Bu bağlamda Necip Mahfûz'un Miramar'ı ile Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı adlı romanları çalışmamızda ele alacağımız romanlardır. Belirlenen eserler bir anlatının şekillenmesinde rol oynayan başlıca etkenlerden anlatıcı ve bakış açısı yönünden incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Modern Arap Edebiyatı, Türk Edebiyatı, Karşılaştırmalı Edebiyat, Necip Mahfûz, Orhan Pamuk, Anlatıcı, Bakış Açısı, Anlatıbilim.
Seyyid Abdulkâdir Belhî'nin ''Kunûzu'l-Ârifîn'' adlı Farsça mesnevisi (inceleme-metin)
Bu çalışmamızda XIX ve XX. yüzyıl Osmanlı Devleti şâirlerinden Seyyid Abdulkâdir Belhî'nin Künûzü'l-ârifîn adlı mesnevîsini konu edindik. Bu mesnevînin Süleymaniye Kütüphanesi, Mevlânâ Müzesi Abdulbâki Gölpınarlı Kütüphanesi'nde mevcut olan iki nüshası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları tarafından basılan fotokopi nüshasını birbirleriyle karşılaştırarak eserin tenkitli metnini hazırladık eseri, şekil ve muhteva yönünden inceledik.
Endülüs Arap edebiyatında kadın şairler: Vellâde Bint Müstekfî-Billâh örneği
Vizigot İspanyası'nın zayıf durumu ve Tarık b. Ziyad ile ordusunun VIII. yüzyılda bu toprakları fethiyle beraber, uzun soluklu bir egemenlik hareketi başlamıştır. Bu fetihle birlikte bölgeye yerleşen Müslümanların sahip olduğu şiir ve edebiyat mirası da nesilden nesle aktarılmıştır. Çalışmamızda Endülüs Arap Edebiyatının özünü oluşturan şiir sanatı çerçevesinde kadın şairleri ele almış bulunmaktayız. Endülüs Arap Edebiyatında önemli şiirlere imza atan kadın şairlerin meşhur olanlarının hayatları ile şiirleri incelenmiş, seçkin şairlerden Vellâde bint Müstekfî-billâh'ın hayatı, şairlik kabiliyeti, bu konudaki bilgi birikimi, ilişkileri ve şiirleri geniş çapta ele alınmıştır. Ayrıca Türkçe ve yabancı dilde kaynaklara başvurularak Endülüs Arap Edebiyatı hakkında genel bir bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Endülüs, Şiir, Vellâde, Kadın Şairler
Abdullah et-Tâî ve Melâiketu'l-Cebeli'l-Ahdar adlı romanı
Bu çalışmayla, modern dönem edebiyatıyla tanışması sair Arap ülkelerine göre daha geç olan Uman edebiyatının genel hatları ile bu edebiyatın öncü isimlerinden Abdullah et-Tâî'nin ele alınması ve Melâiketu'l-Cebeli'l-Ahdar (Ahdar Dağı'nın Melekleri) adlı romanının incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda ilk bölümde; Uman edebiyatında yaşanan gelişmelerin arka planının daha kapsamlı şekilde anlaşılabilmesine zemin hazırlamak adına ülke tarihi, özellikle de 15. yy'daki Portekiz ve 19. yy'ın başlarında başlayan ve ortalarında güçlü şekilde hissedilen İngiliz sömürgesi ile 1970 sonrası bağımsızlık dönemleri ele alınmıştır. İkinci bölümde; Uman'da klasik dönemde edebiyatta yaşanan gelişmeler, bu dönemde etkili olan isimler ve eserler ile modern edebiyatın doğuşu, bu sürecin etkin faktörleri ve öne çıkan isimler incelenmiştir. Bu bölümde ayrıca modern Uman edebiyatında öne çıkan temalar ve bu temaların zaman içindeki değişimi açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise modern Uman edebiyatının öncü isimlerinden Abdullah et-Tâî'nin hayatı, eserleri, edebi kişiliği ve bu dönemde etkili olan kişi ve olaylar incelenmiştir. Buna müteakiben de çalışmanın ana eksenini oluşturan Melâiketu'l-Cebeli'l-Ahdar isimli roman; eseri oluşturan yapısal ve teknik unsurlar çerçevesinde klasik usulde tahlil edilmiştir. Anahtar kelimeler: Uman, Modern, Edebiyat, Abdullah, et-Tâî, Melâiktu'l-Cebeli'l-Ahdar.
Çağdaş Arap edebiyatında korku türü
İnsan hayatında önemli bir yere sahip olan korkunun edebiyat dünyasında ortaya çıkışı on sekizinci yüzyılın ikinci yarısı olarak kabul edilir. Batı edebiyatında Gotik akım ile başlayan bu edebi tür, kasvetli mekânlar, doğaüstü varlıklar ve olaylar gibi öğeleri kullanarak okurda korku hissini uyandırmayı hedeflemiştir. Korku edebiyatı zaman içinde gelişmiş ve etkisi Batıdaki ülkelerin dışına da sıçramıştır. Arap edebiyatında korku unsuru barındıran Binbir Gece Masalları gibi başyapıtlar olmasına rağmen korku türüne dâhil edilebilecek örnekler yirminci yüzyıl ve sonrasında verilmiştir. Tezimizde öncelikle korku kelimesinin tanımı ve edebiyattaki yeri ele alınmıştır. Daha sonra korku edebiyatının Batı edebiyatında ortaya çıkışı genel bir çerçeve içerisinde sunulmuştur. Son olarak korku türünün çağdaş Arap edebiyatında ortaya çıkışı işlenmiş ve öne çıkan yazarlar ve eserleri tanıtılmıştır.
İsim bahsi üzerinden Arapça ve İbrânice'nin mukayesesi
Arapça ve İbranice, Ortadoğu coğrafyasında ortaya çıkmış iki semavi dinin aktarıcısıdır. Bilindiği gibi Arapça İslam'ın, İbranice Yahudiliğin ilahi mesajını taşıma rolünü üstlenmiştir. Bu iki dil gerek İslam ve Yahudiliğin müntesipleri gerekse bu dinlere intisap etmeyenler tarafından büyük bir ilgiye mazhar olmuştur. Arapça ve İbranicenin taşıdığı dini misyonun dışında da ortak yönleri bulunur. Her iki dil köken bakımından Sami dil ailesi bünyesindedir ve bu dil ailesinin yaşayan önemli dilleri arasındadır. Aynı kökenden geldiği düşünülen diller biçim/yapı açısından benzerlik gösterir. Dolayısıyla Arapça ve İbranice yapı bakımından da benzerdir. Aynı çatı altında bulunan dillerin mukayeseli olarak araştırılıp incelenmesi dilbilimsel açıdan önemli veriler elde etmeye imkan verir. Buradan hareketle bu çalışmada Arapça ve İbranicenin ait olduğu Sami dil ailesi hakkında genel bilgi verilerek araştırmanın temelini oluşturmak hedeflenmiştir. Akabinde her iki dilin tarihi arka planı ele alınmıştır. Çalışmanın ana bölümünde ise söz konusu iki dil morfolojinin alt birimlerinden olan "isim" bahsi çerçevesinde ele alınmış ve mukayese edilmiştir. Ülkemizdeki akademik çalışmalarda kendine yeterince yer bulamayan İbranicenin, Arapça ile olan benzerlik ve farklılıkları isim bahsi üzerinden ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Sami Dil Ailesi, Mukayeseli Arapça, Mukayeseli İbranice, İsim
Leyla el-Osman ve Fethiyye Tehtâru Mevtehâ adlı öykü koleksiyonu
1900'lü yılların ortalarından günümüze dek gelen süreçte Modern Arap öyküsü, edebiyat alanında önemli gelişmeler kaydetmiştir. Aralarında 19 Haziran 1961 yılında bağımsızlığını elde eden Kuveyt'in de yer aldığı Körfez ülkelerinin 20. yy'inin son çeyreğinde bağımsızlıklarını kazanmış olmaları ve ekonomilerindeki hızlı yükseliş bu gelişimin tetikleyici unsuru olmuştur. Bu gelişimin edebiyat dünyasındaki yansımalarını çeşitli gazete ve dergilerde yayımlanan öykü ve diğer yazın türlerinde görmek mümkündür. Kuveyt özelinde sosyo-ekonomik değişimlerin Arap toplumu için yeni sayılabilecek bazı değerleri ve sosyal sorunları ortaya çıkardığı bilinmektedir. Tezimizde ele aldığımız Leyla el-Osman, bu konuları öykülerinde çarpıcı şekilde işlemesi ile ön plana çıkmaktadır. Leyla el-Osman'ın öykülerinde aşk ve kadın ana temalardır. Eserlerinde kadın kahramanlar kullanmayı tercih etmekte, aile içi ve dışında kadının rolünü eleştirel bir bakış açısı ile işlemektedir. Öykülerinde kadınların yaşamlarında erkeklerle aynı özgürlüğe sahip olduklarını savunan yazar toplumda erkeklerin otoritesini sorgular. O, öykülerinde toplumu yöneten eski ve kısıtlayıcı gelenekler nedeniyle kadınların bireysel ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayamamaları üzerinde durur. Kuveyt toplumunda petrol öncesi ve sonrası sosyo-kültürel duruma nitelikli bir şekilde ayna tutabilme kabiliyetinde olması nedeni ile tezimizde Leyla el-Osman'ın "Fethiyye Tehtâru Mevtehâ" adlı öykü koleksiyonunu inceledik. Bu çerçevede tezin birinci bölümünde Kuveyt'te modern öykünün gelişimine, ikinci bölümde yazarın hayatı ve edebi kişiliğine, üçüncü bölümde ise "Fethiyye Tehtâru Mevtehâ" adlı on üç öyküden oluşan koleksiyonun tahliline yer verdik. Tercüme ve tahlil yöntemlerinin kullanıldığı tezimizde yer alan öykülerde Leyla el-Osman kadın özelinde "insan gerçeği" üzerinde durmaktadır.
Alâaddin Musannifek ve Arap gramerindeki yeri
Bu araştırma Musannifek lakabı ile bilinen 15. yüzyıl Osmanlı âlimi Alâaddin Ali b. Muhammed b. Mes'ûd el-Bistâmî eş-Şahrûdî'nin (ö. 875/1470) Arap gramerindeki yeri konusunu incelemeyi hedeflemektedir. Bu konu Musannifek'in Sadeddîn et-Teftâzânî'nin (ö. 792/1389) İrşâdü'l-hâdî'si üzerine yaptığı er-Reşâd fî şerhi'l-irşâd ile Mutarrizî'nin (ö. 610/1213) el-Misbâh'ı üzerine yaptığı Şerhu'l-Misbâh adlı nahiv alanındaki şerhleri temel alınarak incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada nitel yaklaşım ile tarama yöntemi kullanılarak elde edilen bilgilere göre Musannifek'in illetler, izâfet, hâl, zarf ve hattâ edatı gibi bazı konuların üzerinde özellikle durduğu; nahiv konularını ele alırken ilgili görüşleri zikredip, tercihini Kur'ân, hadis, Arap kelâmı, icmâ, kıyas, istishâb ve istikrâ gibi nahiv usûlü delillerine dayanarak ortaya koyduğu ve genelde Basralılarla aynı kanaati paylaşmakla beraber bazı meselelerde daha güçlü delillere sahip olan Kûfelileri desteklediği ve bunun bir hakşinaslık olduğunu dile getirdiği görülmüştür. Sonuç olarak kelime ve ıstılahların doğru kullanılmasını önemsemesi, aklî izahlara geniş yer vermesi, muhalif görüşlere karşı sert eleştirel ifadeler kullanması, kendine özgü şerh yöntemi, dili, üslûbu, yaklaşımları ve tevilleri Musannifek'i Osmanlı nahiv şerh geleneğinin önemli temsilcilerinden biri haline getirdiği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Musannifek, Arap grameri, Şerh, er-Reşâd, Şerhu'l-Misbâh.
Türkiye Türkçesinde Farsça kökenli kelimeler
Bu araştırmada Türkiye Türkçesinde Farsça kökenli kelimeler incelenmiştir. Farsça ve Türkçe, çok eski dönemlerden bu yana karşılıklı ilişkiye ve etkileşime sahip iki dildir. Farsça, bugünkü Türkiye coğrafyasında Arapçadan sonra İslam dünyasının en önemli dili olarak uzun yıllar boyunca kullanılmış ve ilgi odağı olmuştur. Bugüne kadar Türkçe ile Farsça edebiyat etkileşimine dair birçok çalışma yapıldı. Ancak bu çalışmalarda Türkçe ve Farsça dillerinin etkileşimini konu alan çalışmaların yeterli olduğu söylenemez. Oysa günümüz Türkçesinde bin üç yüzü aşkın Farsça kökenli kelime mevcuttur. Bu kelimelerden türetilen diğer sözcük, deyim ve atasözleri göz önünde bulundurulduğunda ise bu sayı altı bini aşmaktadır. Aynı şekilde Farsçada da çok sayıda Türkçe kökenli sözcüğün varlığı söz konusudur. Türkçede kimi zaman Farsça kökenli bazı kelimeler, tıpkı Türkçe kökenli bir sözcük gibi kullanılmış ve bu kelimelerden Türkçe ve Farsça ekler yardımıyla yüzlerce kelime, kavram ve deyim türetilmiştir. Söz gelimi "can, ateş, para, yaban ve zor" sözcüklerinden sırasıyla 200, 90, 100, 80 ve 50 civarında sözcük türetilmiştir. Araştırmalar Türkçede kullanılan Farsça kökenli kelimelerin önemli bir kısmının etkileşim sonucu ses, yapı ve anlam değişimine uğradığını, hatta kimi zaman Farsçada hiç kullanılmayan yeni anlamlar kazandığını ve farklı yapılar kurduğunu göstermektedir. Bu araştırmada Türkiye Türkçesinde Farsça kökenli kelimelerin yapı, ses, anlam ve tür bakımından durumları ile kullanıldıkları alan ve kullanım biçimleri ele alınmıştır. Ardından Türkçedeki Farsça kökenli kelimelerden türetilen kelime, deyim ve atasözlerine yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Türkçe, Farsça, Diller arası etkileşim, Türkiye Türkçesinde Farsça kökenli kelimeler.