Bingol University
Institute

Institute of Educational Sciences

Bingol University

85

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yabancılara Türkçe öğretiminde özel yazmanın yazma kaygısına ve yazma eğilimine etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı yabancılara Türkçe öğretiminde Özel yazmanın yazma kaygısına ve yazma eğilimine etkisinin incelenmesidir. Araştırmanın modeli, deneysel modellerden ön test – son test kontrol gruplu modeldir. Araştırmaya 2016 – 2017 eğitim öğretim yılında İzmir, Dokuz Eylül Dil Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde öğrenim görmekte olan C1 düzeyinde 68 öğrenci katılmıştır. Deney ve kontrol grubu yansız atama yoluyla seçilmiş, 36 öğrenci kontrol 32 öğrenci deney grubunu oluşturmuştur. Ardından dersleri aynı okutman tarafından yürütülen iki sınıftaki öğrencilere "Yazma Eğilimi Ölçeği" ve "Yazma Kaygısı Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışmanın sonunda deney grubunun yazma eğilimi ve yazma kaygısı düzeylerinde özel yazma uygulamaları öncesi ve sonrası arasında anlamlı farkın olduğu saptanmıştır.

TürkçeTürkçe eğitimiTürkçe öğretimi+5
Onur Taşdemir
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul matematik öğretmenlerinin zihnin geometrik alışkanlıklarının belirlenmesi ve derslerine yansıması

Bu çalışmada ortaokul matematik öğretmenlerinin zihnin geometrik alışkanlıkları ve derslerine yansıması sekizinci sınıf öğrencilerinin alışkanlıkları incelenerek araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma grubu İzmir ilinin Bergama ve Kınık ilçelerindeki MEB'e bağlı üç devlet ortaokulundaki 3 matematik öğretmeni ve toplamda 25 tane öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada öğretmen ve öğrenci seçimi, araştırmacı tarafından belirlenen iki ölçüt göz önüne alınarak seçilmiştir. Bu yönüyle araştırma, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemidir. Bu ölçütler; (i) öğretmenlerin öğrencilerini 5. sınıftan 8. sınıfa kadar eğitim-öğretim veren öğretmenler olması, (ii) öğrencilerin bir önceki yıl başarı ortalamalarının orta ve yüksek düzeyde olmasıdır. Öğretmenlerin üçü bayan olup, öğrencilerde ise toplamda 11 erkek ve 14 kızla çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması, çözümlenmesi ve yorumlanmasında nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Öğretmen ve öğrencilerle yapılan görüşmenin verileri klinik mülakatlarla toplanmıştır. Öğretmen ve öğrencilere zihnin geometrik alışkanlıklarının alt bileşenlerini içeren 8'er adet açık uçlu soru sorulmuştur. Araştırma sürecinde elde edilen veriler sorular bazında analiz edilmiş olup, her soru zihnin geometrik alışkanlıklarının bileşenlerine göre incelenmiştir. Veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin işlem yapmayı gerektiren soruları severek ve rahatlıkla çözebilirken genelleme ve keşfetmeyi gerektiren sorularda bu ilginin düşüp soruyu çözen sayısının düştüğü gözlemlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin kendi öğretmenlerinin gösterdiği şekilde çözüm yollarını takip ettiği görülmüş ve buna bağlı öğrencilerin bulguları arasında bazı gruplandırmalar olmuştur. Anahtar kelimeler: Zihnin geometrik alışkanlıkları, geometrik düşünme, geometri problemleri

Bilgi kullanma alışkanlıklarıGeometriGeometri öğretimi+6
Arife Tolga
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin algılarına göre Avrupa Birliği projelerinin okula katkı düzeyi ile okul müdürlerinin liderlik stilleri arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği projelerinin okula katkı düzeyi ile okul müdürlerinin liderlik stilleri arasındaki ilişkinin Ankara İli ortaokul öğretmenlerinin algılarına göre incelenmesidir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini 2016-2017 eğitim ve öğretim yılında Ankara İlinde yer alan en az bir AB projesi yürütmüş ortaokullarda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında "Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği" ve "AB Projeleri Katkıları Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda AB projesi yürütülen okullardaki öğretmenlerin bu projelerin katkılarına ilişkin algılarının olumlu olduğu görülmüştür. Öte yandan bu algıların öğretmenlerin cinsiyetine ve öğrenim düzeyine göre farklılık göstermediği gözlenmiştir. Öğretmen algıları kıdem yılına göre incelendiğinde, ölçeğin kurumsal gelişim boyutunda 6-20 yıl arasında kıdeme sahip öğretmenlerin algılarının 21 ve üzeri yıl kıdeme sahip öğretmenlere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine kurumsal gelişim boyutunda Türkçe, matematik, fen bilimleri, sosyal bilgiler, yabancı dil ve görsel sanatlar branşlarında görevli öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık oluşmuştur. Her iki değişken açısından, kişisel/mesleki gelişim, sosyal gelişim, yabancı dil öğrenme ve kültürel gelişim boyutlarında ise anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır. Ayrıca, ölçeğin kurumsal gelişim boyutunda AB proje faaliyetlerine katılım gösteren öğretmenler lehine anlamlı bir farklılık oluştuğu saptanmıştır. Okul müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin sonuçlar incelendiğinde öğretmenlerin en yüksek düzeyde katılım gösterdikleri boyutun dönüşümcü liderlik olduğu, en düşük ortalamanın ise serbestlik tanıyan liderlik boyutunda gerçekleştiği görülmüştür. Diğer taraftan, öğretmenlerin görev yaptıkları okulların müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin algılarının, ölçeğin dönüşümcü liderlik ve etkileşimci liderlik alt boyutlarında erkekler lehine daha yüksek olduğu izlenmiştir. Öğretmenlerin görev yaptıkları okulların müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin algıları ölçeğin dönüşümcü liderlik, serbestlik tanıyan liderlik ve etkileşimci liderlik alt boyutlarında mesleki kıdeme göre anlamlı bir farklılık oluşmamıştır. Ayrıca, müdürlerin liderlik stillerine ilişkin öğretmen algıları branşa göre incelendiğinde ölçeğin dönüşümcü liderlik, serbestlik tanıyan liderlik ve etkileşimci liderlik alt boyutlarında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Benzer biçimde, AB projesi yürütülen okullardaki öğretmenlerin görev yaptıkları okulların müdürlerinin liderlik stillerine ilişkin algıları, ölçeğin dönüşümcü liderlik, serbestlik tanıyan liderlik ve etkileşimci liderlik alt boyutlarında öğrenim düzeyine göre anlamlı bir fark oluşmamıştır. AB projesi yürütülen okullardaki öğretmenlerin AB projelerinin okula katkılarına ve okul yöneticilerinin liderlik stillerine ilişkin algıları arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği ve AB Projeleri Katkıları Değerlendirme Ölçeği'ne ait alt boyutlar arasındaki ilişki incelendiğinde, en yüksek korelasyon değerinin yabancı dil öğrenme alt boyutu ile dönüşümcü liderlik alt boyutu arasında olduğu, en düşük ilişkinin ise etkileşimci liderlik alt boyutu ile kurumsal gelişim alt boyutu arasında olduğu görülmüştür. Ayrıca, araştırma kapsamında yapılan çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda dönüşümcü liderlik ve serbestlik tanıyan liderlik alt boyutlarının AB projelerinin okula katkı düzeyini anlamlı biçimde yordadığı görülmüştür. Buna karşın etkileşimci liderlik boyutunun AB projelerinin okula katkı düzeyinin anlamlı bir yordayıcısı olmadığı saptanmıştır.

Avrupa BirliğiDönüşümcü liderlikErasmus+7
Vefa Bardakcı
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu lisesi öğretmenlerinin algılarına göre anadolu lisesi okul müdürlerinin liderlik stilleri ile kullandıkları çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişki

Bu çalışmada; Anadolu Lisesi öğretmenlerinin algılarına göre okul müdürlerinin liderlik stilleri ile kullandıkları çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişkinin ne düzeyde olduğunun belirlenerek literatüre katkıda bulunmak amaçlanmıştır. Araştırma betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2016-2017 eğitim öğretim yılında İzmir ili ve ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi Anadolu Liselerinde çalışan 4792 öğretmen oluşmakta olup, araştırmanın örneklemini 430 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırmada veriler, Rahim (1983) tarafından geliştirilip, Gümüşeli (1994) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Çatışma Yönetim Stilleri Ölçeği'' ile Bass (1985) tarafından geliştirilip, Aksu (2014) tarafından Türkçe'ye uyarlanan ''Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği'' kullanılarak elde edilmiştir. Katılımcılardan elde edilen verilerin girişi, SPSS 17.0 aracılığıyla yapılmış; araştırma verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi, t-testi, kruskal wallis, pearson korelasyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre: Öğretmenlerin, okul müdürlerinin dönüşümcü liderlik stiline ilişkin algı ortalaması (=67,41), sürdürümcü liderlik stiline ilişkin algı ortalamaları (=41,59) ve serbest bırakıcı liderlik stiline ilişkin algı ortalamaları ise (=13,62) 'dir. Öğretmenlerin cinsiyetine göre, okul müdürlerinin sürdürümcü liderlik özelliklerine ilişkin algıları kadın öğretmenlerin lehine; mesleki kıdemlerine göre dönüşümcü ve sürdürümcü liderlik puanları 16-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin lehine anlamlı olarak farklılaşırken; öğretmenlerin medeni durum, eğitim düzeyi ve branş değişkenlerine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin, okul müdürlerinin çatışma yönetim stratejilerine göre tümleştirme yöntemi algı ortalaması (=22,87), uzlaşma yöntemi (=21,23), kaçınma yöntemi (=18,76), ödün verme yöntemi (=16,37) ve hükmetme yöntemi ise (=12,75)'dir. Öğretmenlerin eğitim düzeyine göre okul müdürlerinin çatışma yönetim stratejilerinden hükmetme yöntemi eğitim enstitüsü mezunu öğretmenlerin lehine; uzlaşma yöntemi 16-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin lehine anlamlı olarak farklılaşırken,öğretmenlerin cinsiyetine, medeni durumlarına ve branş değişkenlerine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin, okul müdürlerinin liderlik stilleri ile kullandıkları çatışma yönetim stratejileri arasındaki ilişkiye ilişkine algılarında tümleştirme, ödün verme ve uzlaşma stratejileri ile dönüşümcü, sürdürümcü ve serbestlik tanıyan liderlik stilleri arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde; kaçınma stratejisi ile dönüşümcü, sürdürümcü ve serbestlik tanıyan liderlik stilleri arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde; hükmetme stratejisi ile dönüşümcü, sürdürümcü ve serbestlik tanıyan liderlik stilleri arasında negatif yönde ve düşük düzeyde ilişki mevcuttur.

Anadolu liseleriEğitim yönetimiLiderler+7
Mustafa Yaylalı
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin açılar ve üçgenler ile ilgili kavram imgeleri

Matematik doğası gereği birikimli bir bilim dalı olduğu için bir kavramın eksik ya da yanlış öğrenilmesi, diğer kavramları öğrenmede sıkıntılara yol açmaktadır. Matematikte açı ve üçgen gibi temel kavramların iyi öğrenilmesi, diğer geometrik kavramların da temelini oluşturmaktadır. Geometrik kavramların somut karşılıkları olsa dahi öğrenciler bu kavramların soyut yapısını kavramada yani kavram imgeleri oluşturmada farklı düşünceler üretebilirler. Bu kavramlar zihinde oluşturulurken resimler, özellikler ve süreçler ile bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde ilişkilendirilir (Tall ve Vinner, 1981). Bu araştırma açık uçlu sorulardan oluşan nitel çalışmadır. Araştırmada öğrencilerin bakış açılarına ulaşmak yani zihninden geçenleri açığa çıkarmak için görüşme yöntemi kullanılmıştır (Patton, 2014). Bu çalışmada ortaokul öğrencilerinin açılar ve üçgenler ile ilgili kavram imgelerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Kavram imgelerini ortaya çıkarmak için çalışmada veri toplama aracı olarak hazırlanan açık uçlu sorulardan oluşan iki kapsamlı görüşme formu geliştirilmiştir. Bunlar, temelde açılar ve üçgenlerden oluşan iki görüşme formudur. Açı imgelerini belirleme formu ve üçgenler imgelerini belirleme formu olarak hazırlanan formlar 5- 8. sınıfların kazanımlarına paralel olacak şekilde oluşturulmuştur. Her grup için uygulanan form, kendinden bir alt sınıftaki grubun sorularını kapsayacak biçimde hazırlamıştır. Ayrıca bu formlar uygulandıktan sonra seçilen öğrenci gruplarıyla materyal kullanılarak üçgen imgelerini belirleme etkinliği yapılmıştır. Bu etkinlik çalışmasından elde edilen veriler ile birlikte öğrencilerin yazılı olarak verdikleri cevapların altında yatan nedenler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın örneklemi, bireylerin çeşitliliği göz önünde bulundurularak maksimum çeşitlilik örneklemi ile oluşturulmuştur. Böylelikle olabildiğince farklılık gösteren öğrencilerin zihinlerinde oluşturdukları kavram imgeleri doğruları ve yanlışları ile ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. 5., 6., 7. ve 8. sınıflardan seçilen toplam 105 öğrenci başarı bakımında maksimum çeşitliliği sağlayacak biçimde seçilmiştir. Öğrencilere uygulanan formlardan ve etkinlikten elde edilen bulgular Tall ve Vinner'ın (1981) kavram tanımı ve kavram imgesi çerçevesinde incelenmiştir. Tüm bunlar veri olarak toplanıp analizi yapılmıştır. Çalışmada toplanan verilerden, öğrencilerin zihinlerinde açılar ve üçgenler ile ilgili pek çok kavram imgesi olduğu ortaya çıkmıştır. Geometri konularının temelini oluşturan açı kavramı ile ilgili olarak öğrencilerde açının bir şekil olduğu veya açının ölçüsü olduğu imgelerine sıkça rastlanmıştır. Açı kavramı ile ilgili ortaya çıkan imgelerin, üçgen kavramı ile ilişkili olduğu görülmüştür. Ayrıca üçgen kavramında öğrencilerin üçgenin duruşu ve yönüne odaklanıp üçgen olma şartlarını göz ardı ettikleri saptanmıştır. Çalışma sonucunda, öğrencilerin açılar ve üçgenleri daha önceden öğrendikleri geometrik kavramlar ile ilişkilendiremedikleri ve bu durumun öğrencilerin zihinlerindeki kavram imgelerine yansıdığı görülmüştür. Öğrencilerin, ders anlatımındaki veya ders kitaplarındaki örneklerden kaynaklanan yanlış imgelere sahip oldukları söylenebilir. Ayrıca matematiksel dilin yanlış kullanımının geometrik kavramların öğretimini sınırladığını söylemek mümkündür. Bu nedenle derslerde matematiksel dilin doğru kullanımı, özellikle kavram öğretiminde önemli bir yere sahiptir. Anahtar Kelimeler: Açı, üçgen, kavram, kavram imgesi.

GeometriGeometri öğrenmeGeometrik biçimler+7
Tuğba Şengül Akdemir
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerine uygulanan laboratuvar güvenliği mesleki gelişim seminerlerinin etkileri: Laboratuvar güvenliği bilgi düzeyleri

Laboratuvar ortamı, aktif öğrenme süreçlerinin ele alındığı, öğrencilerin bilimsel süreç kavramlarını işe koştuğu fen bilimleri dersinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Günümüz koşullarında teorik bilimlerin somut uygulamalara dönüştürülebilmesi, laboratuvarların etkin bir şeklide kullanımı ile mümkün olabilmektedir. Fen Bilimleri derslerinde gerçekleşen bilişsel öğrenme, laboratuvar kullanımı ile duyuşsal ve devinişsel öğrenme ile desteklenmektedir. Son yıllarda ilköğretim programlarında yaşanan gelişmelere bakıldığında, fen alanında pek çok konu, kazanım, değerlendirme süreçlerinde değişikliğe gidilmesine rağmen laboratuvar uygulamalarının her programda yer aldığı ve fen bilimleri dersinin işlevsel bir bütünü olduğu anlaşılmaktadır. Ancak ders içeriği bakımından laboratuvar ortamının etkili bir şeklide kullanımı ve öğrencilerin laboratuvar araç gereçleri ile çalışma süreçleri bir takım problemlerin de ön plana çıkmasında etkili olmuştur. Ülkemizde özellikle son yıllarda okul laboratuvarlarında yaşanan kaza haberleri incelendiğinde yaşanan olumsuzlukların daha çok laboratuvar güvenliğine yönelik hatalı uygulamalardan kaynaklandığı dikkati çekmektedir. Laboratuvar güvenliği, fen bilimleri eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Laboratuvar güvenliğinin sağlanmasında en önemli görev fen bilimleri öğretmenlerine düşmektedir. Bu süreçte öğretmenin laboratuvar güvenliğine ilişkin bilgi, beceri ve tutum kazanmasında laboratuvar güvenliği eğitimlerinin gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Yapılan çalışmada fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliği konusundaki bilgi düzeylerinin araştırılması; bu bilgi düzeylerine bağlı olarak mesleki gelişim seminerlerinin içeriğinin oluşturulması ve mesleki gelişim seminerleri aracılığı ile fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliği konusunda bilgi düzeylerinin arttırılması hedeflenmiştir. Belirlenen hedefler doğrultusunda laboratuvar güvenliğine yönelik ihtiyaç analizi kapsamında araştırmacı tarafından geliştirilen "Laboratuvar Güvenliği Ölçeği" uygulanmış ve elde edilen veriler ışığında laboratuvar güvenlik eğitimi modülleri hazırlanmıştır. Modül içeriklerinde kimyasalların kullanımı, etiketlenmesi, depolanması ve atıkların bertarafı, laboratuvar araç gereç kullanımı, cam malzeme kullanımı, yangın durumu, elektriksel kaynaklı kazalar, biyolojik tehlikeler, kişisel koruyucu ekipman ve ilkyardım uygulamalarına yönelik eğitimler yer almaktadır. Mesleki gelişim seminerleri, toplam sekiz modül halinde hazırlanan kitapçık eşliğinde görsel sunum ve aktif öğrenme öğretme etkinlikleri aracılığı ile öğretmenlere aktarılmıştır. Hazırlanan eğitim etkinlikleri var olan öğretim programında yer alan konu ve deneyler dikkate alınarak planlanmıştır. Laboratuvar güvenliği mesleki gelişim seminerlerinin etkilerini araştırmak üzere tek bir gruba ön test son test uygulaması gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir iline bağlı devlet okulları ve özel okullarda görevli 33 fen bilimleri öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, öğretmenlerin laboratuvar güvenliğine yönelik gelişimlerini tespit etmek için araştırmacı tarafından hazırlanan "Laboratuvar Güvenliği Bilgi Testi", ve öğretmenlerin laboratuvar güvenliğine yönelik görüşlerini daha detaylı bir şekilde saptayabilmek amacıyla yine araştırmacı tarafından hazırlanan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre; mesleki gelişim seminerleri öncesi ve sonrası fen bilimleri öğretmenlerinin laboratuvar güvenliğine yönelik bilgi düzeylerindeki değişim puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin bilgi düzeylerindeki değişim puanlarının demografik özellikler bakımından anlamlı bir farklılık göstermediği de araştırmanın bulguları arasında yer almaktadır. Araştırmanın ürünleri, hazırlanan laboratuvar güvenliği kitabı, çeşitli konferans, sempozyum ve seminerler yoluyla yaygınlaştırılmaktadır. Araştırmadan elde edilen sonuçların, fen bilimleri derslerine ait uygulamaların yapıldığı laboratuvarların daha güvenli ve etkili alanlar haline getirilmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylelikle okullarda sıklıkla rastlanan laboratuvar güvenliği boyutlarının göz ardı edilmesi sonucu oluşan kazaların azaltılması hedeflenmektedir.

Fen bilgisi dersiFen bilgisi eğitimiGüvenlik+7
Simge Akpullukçu
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları öğrenme güçlükleri

Geometride önceki konulara ilişkin kavram ve becerilerin bir sonraki konuya aktarılması önemlidir. Dönüşüm geometrisinin anlaşılmaması diğer konuların tam olarak kavranmasını engelleyecektir. Bu araştırmanın amacı ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde karşılaştıkları güçlükler ve sahip oldukları kavram yanılgılarının belirlenmesidir.Araştırma 2015-2016 eğitim- öğretim yılında İzmir ili merkez ilçesi Buca ilçesinden basit rastlantısal örnekleme yöntemi ile seçilen 5 resmi ortaokulda öğrenim gören 312 tane ortaokul yedinci sınıf öğrencisi ile 250 sekizinci sınıf öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğrenme Güçlüğü Anketi" ve "Görüşme Protokolü" uygulanmıştır.Çalışmada hem nitel hem de nicel tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları güçlükleri ortaya çıkarabilmek için veri toplama aracı olarak literatür taraması yapılarak ve matematik öğretim programı temel alınarak bir öğrenme güçlüğü belirleme anketi hazırlanmıştır. Hazırlanmış olan anket örneklemdeki öğrencilere uygulanmıştır. Uygulanan anketten elde edilen bilgiler doğrultusunda 30 öğrenciye (15 yedici sınıf ve 15 sekizinci sınıf öğrenci olmak üzere) hazırlanan görüşme protokolündeki sorular sorulmuştur. Araştırma bulgularında ortaokul öğrencilerinin dönüşüm geometrisinde yaşadıkları güçlüklerin çok fazla olduğu gözlemlenmiştir. Öğrencilerin şeklin simetri doğrusu ile kesişmediği durumlarda yatay ve dikey doğruda başarılı oldukları fakat eğik doğruda başarısız oldukları görülmektedir. Öğrencilerde dönme konusunda, öteleme ve yansımaya göre daha zor hatırladıkları görülmektedir. Koordinat ekseninde öteleme ve yansıma ile şekilleri çizebilirken, dönmede şekilleri çizerken zorlandığı görülmektedir. Öğrenciler ötelemede ve yansımada kavramsal sorularda, işlemsel sorularda dönmeye göre daha başarılıdırlar. Öğrencilerin dönüşüm geometrisinde her sınıf düzeyinde güçlük yaşadığı görülmüş ve güçlüklerin içinde kavram yanılgılarının erken yaşlarda oluştuğu ve sonrasında kaldırılmasının zor olduğu görülmüştür.Sonuç olarak; dönüşüm geometrisinde öğrencilerin yaşadıkları güçlüklere dair ulaşılan bulguların eğitimcilere ve program geliştirme uzmanlarına yol göstereceği ve bu bulguların öğrenme güçlüklerini gidermek üzerine yapılacak çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.

GeometriHilbert-Huang DönüşümüKavramsal öğrenme+6
Tuğba Bazan
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 8.sınıf öğrencilerinin matematiksel ispata yönelimlerinin yapay sinir ağı modeli kullanılarak incelenmesi

Matematik eğitimi literatürü incelendiğinde eğitimin üst kademelerinde bireylerin ispat süreçlerini inceleyen çalışmaların yer aldığı görülmektedir. Ortaöğretim kademesinde ispata dayalı ders işlemek konusu ise çeşitli tartışmalara yol açmaktadır ve buna dair öğretmenlerin görüşlerinin alındığı çalışmalar da mevcuttur. İspat konusunun önemi akademik çalışmalarda vurgulanmaktadır. Öğretmenlerin görüşünün alındığı Kaplan ve Özdemir'e (2014) ait bir çalışmada, ispata dayalı etkinliklerde bulunmadan önce soruların hazırlık aşamasında öğrencilerin öğrenme stillerine bakılması gerektiği; ancak bu şekilde kalıcı öğrenmenin sağlanabileceği vurgulanmaktadır. Bunun yanında yapay sinir ağları modeli konusuna dair çeşitli alanlarda çalışmalar bulunsa da, eğitim alanında, özellikle matematik eğitimi alanında, yer alan çalışmaların sayısı azdır. Dolayısıyla bu araştırmada genel amaç yapay sinir ağı modelini matematik eğitiminde kullanmak olsa da, asıl amaç; öğrencilerin matematiksel ispat çeşitlerine yönelimleri ile sahip oldukları öğrenme stilleri arasındaki ilişkiyi yapay sinir ağı modeli yardımıyla gösterebilmektir. Ayrıca ispat çeşitlerine yönelimler ile öğrenme stilleri arasındaki ilişkiyi daha derinlemesine incelemek için yapay zeka temeliyle oluşturulmuş SOM-Ward kümeleme algoritması kullanılmıştır. İspat konusundaki yararlanılacak olan ispat yöntemleri Harel ve Sowder'a (1998) aittir ve matematiksel yargılar Liu'nun (2013) yapmış olduğu çalışmadaki sorulardan uyarlanmıştır. Öğrenme stilleri konusundaki sınıflandırma Kolb'a (1984) ait olan sınıflandırmadır. Yapay sinir ağları modelinin yapısı Yörek ve Uğulu (2015) çalışmasındaki modeli referans alarak belirlenmiştir. Bu çalışmada nitel veri toplama sürecinde amaçlı örnekleme olarak ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Yapay sinir ağı modelinin eğitilmesi sürecinde ileri beslemeli geri yayılımlı ağ yapısı kullanılmıştır. Çalışmada öğrencilere, önermeler hakkında sorulan açık uçlu soruları ve öğrenme stilleri envanterini cevaplandırmaları için, bir ders süresi verilmiştir. Veri toplama aracı olarak, öğrencilerin-kendilerine en yakın önermeden en uzak olan önermeye doğru-sıralama oluşturmalarının istendiği ve sıralama biçimlerinde yatan sebeplerin istendiği açık uçlu sorulardan oluşan dört farklı matematik alanından birer soru geliştirilmiştir. Öğrencilerin sözel ifadelerinden yararlanarak sahip oldukları öğrenme stilleri tahmin edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca öğrenme stili envanterindeki sonuçlarla tahmini öğrenme stilleri birleştirilmiştir. Yapay sinir ağı modelinin eğitilmesi süresince, girdi olarak öğrencilerin önermeleri kullanarak oluşturdukları sıralamalar kullanılırken; çıktı olarak tahmini öğrenme stilleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, modelin ürettiği sonuçlar ile tahmini öğrenme stilleri arasında tutarlılık yeterince gözlenmiştir. Tümevarımsal önermeleri ilk sıralara koyan öğrencilerin genellikle yerleştiren öğrenme stiline sahip oldukları, algısal önermeleri koyan öğrencilerin genellikle özümseyen öğrenme stiline sahip oldukları, cebirsel önermeyi koyan öğrencilerin bazılarının özümseyen bazılarının ayrıştıran öğrenme stillerine sahip oldukları ve görsel önermeyi koyan öğrencilerin genellikle değiştiren öğrenme stiline sahip oldukları görülmüştür. Ek olarak ayrıştıran öğrenme stiline sahip öğrencilerde diğer öğrenme stillerine sahip öğrencilerden zıt olarak kız oranının erkek oranından fazla olduğu görülmüştür.

Kanıta dayalı uygulamalarMatematikMatematik eğitimi+6
Aygül Kunt
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğretmen ve yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeylerini belirlemek ve bu düzeylerin çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymaktır. Araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Gaziemir ilçesinde bulunan resmi ve özel ortaokullarda görev yapan öğretmen ve yöneticiler oluşturmuştur. Nicel araştırma için örnekleme yapılmamış, tam sayım araştırması yapılmıştır. Nitel araştırmanın örneklemini ise 24 öğretmen ve yönetici oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "Öğretmen ve Yöneticilerin Örgütsel Bağlılıklarına İlişkin Görüşme Formu" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde aritmetik ortalama, standart sapma, t- testi, ANOVA ve LSD Testi kullanılmıştır. Araştırmanın istatistiksel analizleri SPSS programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Nitel araştırma verileri ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın bulguları şu şekilde özetlenebilir: Öğretmen ve yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeyleri yaş gruplarına, medeni durumlarına, kıdemlerine ve çalıştıkları okulun büyüklüğüne göre önemli bir farklılık göstermezken, cinsiyetlerine, okuldaki görev sürelerine, unvanlarına, branşlarına, öğrenim durumlarına, kadro durumlarına, görev yaptıkları okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyine ve görev yaptıkları ilçede ikamet edip etmemelerine göre bazı boyutlarda farklılaşmaktadır. Öğretmen ve yöneticilerin örgütsel bağlılık düzeyleri görev yaptıkları okulun türü ve fiziki şartlarını yeterli bulup bulmamalarına göre ise ölçek genelinde ve tüm boyutlarda önemli faklılık göstermektedir. Nitel araştırma sonucunda da örgütsel etkenlerin örgütsel bağlılık üzerinde kişisel etkenlerden daha belirleyici olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Ortaokul, Öğretmen, Yönetici

BağlılıkEğitim yönetimiOkul yöneticileri+5
Meryem Yılmaz Doğan
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Meslek lisesi elektrik elektronik teknolojisi öğrencilerinin laboratuvar çalışmalarında uygulama becerilerinin arttırılmasına yönelik bir eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim 10. Sınıf düzeyinde Elektrik-Elektronik ve Ölçme Dersi Laboratuvarı'nda yapılan deneylerde karşılaşılan problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin giderilmesine yönelik geliştirilecek bir eylem planının, öğrencilerin laboratuvar uygulama becerilerinin geliştirilmesine etkisinin incelenmesidir. Yapılan çalışmada araştırma modeli olarak "Uygulama/karşılıklı işbirliği/tartışma odaklı eylem araştırması" kullanılmıştır. Çalışmada ilk olarak öğrencilerin laboratuvar uygulamalarının kendilerine sağladıkları katkılarına yönelik görüşlerinin ortaya çıkartılması, laboratuvarda karşılaştıkları problemlerin belirlenmesi, en çok zorlandıkları uygulamaların neler olduğunun saptanması, öğretmenlerin uygulamadaki problemleri ve zorlandıkları uygulamaların belirlenmesi amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırmanın bu bölümündeki çalışma grubu Çarşamba M.T.A.L.'den 9 öğrenci, Ağcagüney Ç.P.A.L.'den 9 öğrenci ve 4 Elektrik Elektronik Teknolojisi öğretmeni oluşturmaktadır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları analizine göre bir eylem planı hazırlanmıştır. Araştırmanın deneysel bölümüne yönelik olan çalışma grubunu Samsun ili Çarşamba ilçesi Çarşamba Teknik ve Anadolu Meslek Lisesi, 10/D ve 10/F şubelerinde okuyan toplam 30 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilerin uygulama becerilerini ölçmeye yönelik yansız atama ile oluşturulan iki gruptan deney grubundaki 15 öğrenci, Adobe Flash CS5 programı ile hazırlanan animasyonlar, Proteus 8 programı ile hazırlanan simülasyonlar kullanarak bilgisayar ile deneme yapıp gerçek atölye ortamında elektronik devreler yapmıştır. Kontrol grubundaki 15 öğrenciye, Talim ve Terbiye Kurulu'nun 07.09.2005 tarih ve 324 sayılı Kararı ile kabul edilen Elektrik Elektronik ve Ölçme dersi öğretim programında belirtilen etkinlikler ile öğretim yapılıp, ilgili yöntem ve tekniklerle dersler işlenmiştir. Araştırmanın uygulama aşaması 2016 – 2017 eğitim öğretim yılının ilk döneminde, Ekim ve Kasım aylarında 6 hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak; "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formları" ve "Deney Gözlem Çizelgesi" kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS 15.0 programında, nitel veriler ise betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Elektrik Elektronik atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanılarak yapılan deney etkinliklerini gerçekleştiren deney grubu öğrencilerinin uygulama becerilerindeki gelişimin, klasik deney etkinliklerini uygulayan kontrol grubu öğrencilerine göre daha yüksek oranda gerçekleştiği ortaya konmuştur. Ayrıca deney grubu öğrencileri ile yapılan görüşmelerle animasyon ve simülasyon kullanılmasına yönelik kapsamlı görüşler elde edilmiştir. Bu çalışmanın, atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanımının, öğrencilerin uygulama becerilerinin gelişimi üzerine etkilerini ortaya çıkarması, öğrencilerin atölye uygulamalarında karşılaştıkları temel problemlerin giderilmesi açısından ilgili alan öğretmenlerine ve alanda çalışmak isteyen alan eğitimcilerine katkı sağlayan önemli bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma öğrencilerin atölye uygulamalarında animasyon ve simülasyon kullanımının uygulamalarda yaşanan problemlerin giderilmesi açısından önemlidir.

Atölye dersiBeceri kazandırmaDeneyler+7
Turgay Yaman
Bingol University · Institute of Educational Sciences
2017
00