
202
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Oleuropein ve sisplatin'in nöroblastom hücreleri üzerine etkisi
Nöroblastom (NB), tüm çocukluk çağı kanserlerinin % 8-10'unu oluşturur. Sisplatin (cis-diaminedichloroplatinum II; CDDP) çocukluk çağı ve erişkin dönemdeki birçok farklı insan kanserinin tedavisinde kullanılan yan etkileri bulunan bir kemoterapötiktir. Zeytin yaprağında bulunan Oleuropein'in (OLE) mezotelyoma ve malign melanom gibi kanser hücrelerinde hücre canlılığını azaltıcı etkisi daha önce gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı iyi prognostik SH-SY5Y N-MYC(-) ve kötü prognostik KELLY N-MYC(+) nöroblastom hücrelerinde ve fibroblast hücrelerinde (PSİ2 12S6), OLE'nin tek başına ve CDDP kombinasyonu ile olası anti-proliferatif etkisi ve apoptotik hücre ölümüne yol açıp açmadığının belirlenmesiydi. PSİ2 12S6, SH-SY5Y ve KELLY hücrelerine OLE (500uM) ve CDDP (50uM) uygulanmıştır. CDDP, OLE ve OLE-CDDP kombinasyonu uygulanarak apoptotik hücre ölümleri Akım sitometrik olarak belirlenmiştir. OLE'nin PSİ2 12S6 fibroblast hücrelerinde canlılığı azaltıcı ve apoptotik etkileri saptanmıştır. SH-SY5Y ve KELLY hücrelerinde OLE tek başına özellikle canlılığı azaltmış ve apoptotik etki göstermiştir. OLE'nin nöroblastomda anti-proliferatif etki mekanizmalarının in vitro ve in vivo çalışmalarla değerlendirilmesi gerekmektedir.
Hafif kognitif bozukluk olgularında göz hareketleri
Amaç: Bu tez çalışması, Hafif Kognitif Bozukluk (HKB) tanısı alan hastalarda meydana gelen sakkadik ve kognitif bozuklukları sağlıklı gönüllüler ile karşılaştırmalı olarak araştırmayı amaçlamıştır. Yöntem: Çalışmada HKB tanısı alan 14 amnestik HKB, 8 amnestik olmayan HKB ile 17 sağlıklı gönüllü yer almıştır. Katılımcılara nöropsikolojik test göz hareketi kayıtlaması uygulanmıştır. Göz hareketi kayıtlaması kızıl ötesi teknoloji ile gerçekleştirilmiştir. Gözün sakkad paradigmaları olan hız, latans ve tepki süresi kaydedilmiştir. Bulgular: Amnestik HKB tanılı hastaların prosakkad ve antisakkad sakkad tepki sürelerinde anlamlı düzeyde uzama gözlenmiştir. Aynı şekilde sakkadik hız ortalamaları için yapılan ikili karşılaştırmalarda gruplar arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Doğru yapılan sakkad sayısı antisakkad paradigması için amnestik HKB tanılı hastalarda anlamlı düzeyde düşük bulunmuştur. Nöropsikolojik test puanları gruplar arasında incelendiğinde anlamlı düzeyde farklılıklar göstermiştir. Benzer şekilde, nöropsikolojik test ve sakkad değerleri ikili karşılaştırmasında gruplar arasında ilişkiler bulunmuştur. Sonuç: HKB tanılı hastaların göz hareketlerinin kognitif işlevler ile ilişkili olabileceği gözlenmiştir. Literatür bilgilerini doğrulayacak şekilde göz hareketlerinde bozulmaların amnestik HKB'de sağlıklı gönüllülere göre daha fazla olduğu saptanmıştır. Bu açıdan, gelecek çalışmaların büyük örneklem sayısı ve boylamsal teknik ile çalışılması daha anlamlı veriler sunabilecektir.
Sağlıklı kişilerde ayak bileğine uygulanan iki farklı eksternal destek yönteminin propriyoseps iyon ve denge üzerine etkilerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı sağlıklı kişilerde farklı eksternal tespit (bantlama ve elastik bandajlama) yöntemlerinin propriyosepsiyon ve denge üzerine olan etkilerinin incelenmesidir. Yöntem: Araştırmamız kesitsel bir çalışmadır. Araştırmaya Dokuz Eylül Üniversitesi fizik tedavi ve rehabilitasyon Yüksek Okulunda eğitim gören 74 öğrenci alınmıştır. Her öğrenciye iki farklı eksternal tespit uygulanmıştır. Eksternal tespit yöntemleri uygulanmadan önce propriosepsiyon iki değerlendirme yöntemiyle ölçülmüştür: 1. telefon tabanlı goniometre, 2, evrensel goniometre kullanılarak test edilmiştir. Dengeleri de, Star Excursion Balance testi kullanarak değerlendirilmiştir. Propriosepsiyon ve denge 4 kez değerlendirilmiştir, eksternal tespit uygulamadan önce, eksternal tespit uyguladıktan 20 dakika sonra, eksternal tespit uyguladıktan 24 saat sonra (hemen çıkarılmadan önce), ve eksternal tespit hemen çıkarıldıktan sonra (24 saat sonra çıkarılmıştır) yapılmıştır. Katılımcılar alınma kriterlerine uyan gönüllü bireylerden oluşmuştur. Katılımcılar için bir veri kayıt formu oluşturulmuştur. Veri kayıt formu; demografik bilgiler, ve ayak bileği propriosepsiyon ve denge değerlendirme kısmından oluşmaktadır. Bulgular: Her iki grupta (bandajlama grubu ve bantlama grubu) eksternal tespit kullandıklarında, eksternal tespit 20 dakkika uyguluduktan sonra, eksternal tespet 24 saat uyguluduktan sonra (hemen çıkarılmadan önce), ve eksternal tespet hemn çıkarıldıktan sonra (24 saat sonar çıkarılmıştır), standart hata değerleri arasında dört ROM açısını destekler anlamlı farklılıklar olduğunu bulduk P <0.05. İki grubun karşılaştırılmasında, bant ve bandaj kullanımının tamamı boyunca propriosepsiyon düzeldi; Dört ROM açısında deney sırasında (eksternal tespit kullanırken 24 saat sonra) iki grup arasında anlamlı bir farklılık vardı, çünkü mutlak hata, bantlama grubunda P <0.05'de daha yüksekti. Diğer durumlarda gruplar arasında (eksternal tespit kullanmadan önce, eksternal tespit kullanırken 20 dakika sonra ve eksternal tespit kaldırdıktan hemen sonra) arasında standart hata değerleri birbirine yakın olduğu için tüm pozisyonlar için anlamlı farklar yoktu P> 0.05. Destek kullanmadan önce, eksternal tespit kullanırken 20 dakika sonra, eksternal tespit kullanırken 24 saat sonra ve hemen çıkardıktan sonra, dört durum ile dış normal değerlere ulaşma mesafesi her iki grupta (bandajlama grubu ve bantlama grubu) karşılaştırıldığında, dış desteğin çıkarılması durumuna kıyasla (eksternal tespit kullanırken 20 dakika sonra ve eksternal tespit kullanırken 24 saat sonra) normal ulaşma mesafeye değerleri arasında, sekiz farklı yönde anlamlı farklılıklar olduğunu bulduk (Dış destekleri kullanmadan önce) P <0.05. Eksternal tespit kullanırken 20 dakika sonra normalize edilmiş ulaşma mesafesinin bu örnekte en yüksek olduğunu ve en iyi düzelmenin lateral ve posteriolateral yönlerde olduğunu bulunmuştu, en az düzelmenin medial yönde olduğunu bulduğumuzda, bu iyileşmeler anlamlıydı P <0.05 Sonuç: İki grubun kıyaslanmasında, bandın ve bandajın tümü kullanım sürecin boyunca propriosepsiyon ve denge düzeldi. Normalleştirilmiş ulaşma mesafesi değerleri birbirine yakın olduğu için P> 0.05, diğer durumlarda gruplar arasında (eksternal tespiti kullanmadan önce, eksternal tespiti kullanırken 20 dakika sonra, eksternal tespiti kullanırken 24 saat sonra ve eksternal tespiti çıkardıktan hemen sonra) sekiz yönde anlamlı bir fark bulunmadı. Anahtar Kelimeler: Ayak Bileği, Band, Bandaj, Ayak Bileği Burkulması, Denge, Propriosepsiyon.
Multipl skleroz hastalarında gövde stabilizatör kas kuvveti ve enduransının solunum parametreleriyle ilişkisi
Multiple Skleroz Hastalarında Gövde Stabilizatör Kas Kuvveti ve Enduransının Solunum Parametreleriyle İlişkisi Amaç: Multipl Skleroz (MS) hastalarında gövde stabilizatör kas kuvveti ve enduransının solunum parametreleriyle ilişkisini incelemek ve sağlıkla ilgili yaşam kalitesi, fonksiyonel düzey ve yorgunluk düzeyi ile ilişkisini karşılaştırarak yorumlamaktır. Yöntem: 21 MS hastası; Expanded Disability Status Skala (EDSS) skorlarına göre Grup A (0Anahtar Kelime: Fiziksel dayanıklılık = Physical endurance ; Kas kuvveti = Muscle strength ; Multipl skleroz = Multiple sclerosis ; Solunum = Respiration ; Solunum fizyolojisi = Respiratory tract physiology ; Solunum fonksiyon testleri = Respiratory function tests ; Solunum kasları = Respiratory muscles ; Yaşam kalitesi = Quality of life ; Yorgunluk = Fatigue
Ölüm reseptörü ile WNT/β-katenin sinyal yolağı arasındaki ilişkinin zebra balığı modelinde araştırılması
Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı, embriyonik gelişim sırasında hücre bölünmesinde, hücre kaderinin belirlenmesinde, doku homeostazisinin sürekliliğinde ve çeşitli doku ve organların rejenerasyonunda önemli rollere sahiptir. Wnt/β-katenin sinyal iletimi regülasyonu ile ilgili bu güne kadar birçok araştırma yapılmış olmasına rağmen, hala tamamiyle anlaşılmış bir yolak değildir. Bu çalışmada öncelikle, Wnt/β-katenin sinyal iletiminin yeni hedef genlerini ortaya çıkarmak için, Wnt sinyali aktive ve inhibe edilmiş zebrabalığı embriyolarından elde ettiğimiz toplam RNA'nın yeni nesil RNA dizileme (RNA seq) verisini analiz ettik. Daha sonra, bilinen Wnt/β-katenin sinyali hadef genlerin bazılarının aynı zamanda geri bildirim yoluyla düzenleme kapasitesine de sahip olması özelliğinden yararlanarak, analizimizden elde ettiğimiz aday hedef genlerin içinde yer alabilecek potansiyel yolak düzenleyicilerinden birini ortaya çıkarmayı ve moleküler düzeyde karakterize etmeyi hedefledik. Çalışmamız, Tümör Nekroz Faktörü Reseptörü (TNFR) süper ailesi üyesi olan nradd geninin ekspresyonunun artan ve azalan Wnt/β-katenin aktivitesine bağlı olarak, sırasıyla, arttığını ve azaldığını göstermektedir bu da nradd geninin bir Wnt hedef geni olduğunu ve RNAseq sonuçlarını doğrulamaktadır. Ayrıca çalışmalarımız, nradd geninin hem bir Wnt/β-katenin hedef geni hem de yolağın bir geribildirim inhibitörü olduğunu göstermiştir. Nradd geninin, Wnt/β-katenin sinyal iletimini gerek kültüre edilmiş hücrelerde gerekse zebrabalığı embriyolarında baskıladığını ve zebrabalığı embriyolarında apoptozu tetiklediğini çalışmalarımız göstermektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağındaki bozukluktan dolayı oluşan hastalıklarda tedavi amacı olarak kullanılabilecek yeni terapötik hedefler geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Anahtar kelimeler: Wnt/β-katenin sinyali, ölüm reseptörü(nradd), zebrabalığı, apoptoz, TNFR
Hastaya özgü fonksiyonel skala'nın (the patient-spesific functional scale) Türkçe'ye uyarlanması, boyun ağrılı hastalarda geçerlilik ve güvenilirliği
Amaç: Boyun ağrısı ile ilgili güncel klinik kılavuzlar değerlendirme sırasında hem klinik hem de hasta öz bildirimine dayanan ölçeklerinin kullanılmasını önermişlerdir. Hasta özbildirmine dayanan ölçekler arasında Boyun Özür Anketi (NDI) ve Hastaya Özgü Fonksiyonel Skala (PSFS) en yaygın kullanılan ve önerilen araçlardır. NDI'nın daha önce Türkçe dilinde geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapılmıştır. Çalışmamızın amacı daha önceden Türkçe dilinde validasyonu yapılmamış olan PSFS'nin geçerlilik ve güvenilirliğini belirlemektir. Yöntem: PSFS, güncel kılavuzlara göre Türkçe'ye (PSFS-T) çevrildi. Demografik bilgiler, yaşam kalitesi, boyun normal eklem hareket açıklığı, PSFS-T, NDI ve hastanın genel değişim algısı başlangıç değerlendirmesi sırasında kaydedildi. Test-tekrar test güvenilirlik analizleri için ilk 30 hasta telefonla arandı. Güvenilirlik analizleri için "Intraclass korelasyon katsayısı" (ICC) belirlendi. Geçerlilik analizleri için ise PSFS-T ve NDI arasındaki korelasyonlar incelendi. Bulgular: PSFS-T'nin final formu 110 (K: 77, E: 33) boyun ağrılı hastada değerlendirildi. PSFS-T'nin test-tekrar test güvenilirliği iyi düzeyde bulundu (ICC:0,85). PSFS-T ile NDI arasındaki ilişki orta düzeyde olarak belirlendi (p<0,05; rho:-0,578). Bununla birlikte, kitap/gazete okumak, temizlik yapmak ve ağır yük taşımak Türk boyun ağrılı hastalar tarafından günlük yaşam aktiviteleri sırasında en çok problem yaşanan ilk üç aktivite olarak bildirildi. Sonuç: PSFS-T boyun ağrılı hastalarda geçerli ve güvenilir bir sonuç ölçüm yöntemidir. Gelecek çalışmalar PSFS-T'nin farklı popülasyonlar üzerinde de geçerlilik ve güvenilirliğini üzerine odaklanmalıdır.
Purinerjik reseptörler ile WNT/β-katenin sinyal yolağı arasındaki ilişkisinin zebra balığı modelinde araştırılması
Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı, gelişimde, nöral büyüme, diferansiyasyonda ve rejenerasyonda önemli rollere sahiptir. Dolayısıyla, yolağın hatalı işleyişi pek çok kanser türüyle, kalıtsal hastalıkla ve nörodejeneratif bozuklukla ilişkilendirilmiştir. Bir çok çalışma yolak bileşenlerini aydınlatmasına rağmen yolağın ayrıntılı regülasyonu hala tam olarak bilinmemektedir. Wnt sinyal iletim mekanizmalarının ayrıntılı araştırılması yolağın hastalık oluşumundaki rollerini aydınlatacaktır. Bu çalışmada, sinaptik iletimde ve rejenerasyonda önemli rolleri olduğu bilinen purinerjik reseptörlerin Wnt/β-katenin yolağı ile bağlantısı araştırılmıştır. Yeni nesil RNA dizileme verileri arasından seçilen aday Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı hedef genleri olan zebrabalığı p2rx8 ve p2rx5 genlerinin gelişimsel süreçte rolleri araştırılarak p2rx5 geninin aşırı eksprese edildiğinde Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı aktivitesini engellediği ve gelişim sırasında somit oluşumu için gerekli olduğu tespit edilmiştir. Ardından tüm tanımlanmış P2X purinerjik reseptörlerinin aşırı ekspresyonunun Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı üzerindeki etkisi araştırılmış ve p2rx1, p2rx3a, p2rx5, p2rx7 genlerinin Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı aktivitesini engellediği hem zebrabalığı embriyolarında hem de iki farklı insan hücre hattında gösterilmiştir. Son olarak, purinerjik reseptörler ile Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı arasındaki ilişkinin erişkin zebrabalığı kuyruk rejenerasyonunda incelenmesi için Tg(hsp70l:p2rx3a:EGFP) ve Tg(hsp70l:p2rx7:EGFP) transgenik balıkları üretilmeye başlanmıştır. Bu çalışmayla birlikte nörodejeneratif hastalıklarda önemli rolleri olan purinerjik reseptörler ile Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı arasındaki ilişki, önemli bir rejenerasyon modeli olan zebrabalığında araştırılmış ve purinerjik reseptörlerin Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağı hedef genleri olduğu ve purinerjik reseptörlerin de geri bildirim yoluyla Wnt/β-katenin sinyal iletim yolağını düzenlediği gösterilmiştir. Bu bulgular ile Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıkların mekanizmalarının anlaşılmasına ve hedeflenen tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Kemoterapi alan hastalarda oral mukozit gelişme sıklığı ve risk faktörlerinin incelenmesi
Amaç: Kemoterapi alan hastalarda oral mukozit gelişme sıklığı ve risk faktörlerini belirlemek üzere yapılmış tanımlayıcı bir çalışmadır. Yöntem: Araştırmaya, örnekleme dâhil olma kriterlerine uygun 150 hasta seçilmiş ve araştırma verileri her bir hastayla yüz yüze görüşülerek toplanmıştır. Hasta kemoterapi kürünü almaya geldiğinde (0.gün) "Hasta Tanılama Formu" kullanılarak bilgileri alınmış, ağız içi "Ağız Mukozasını Değerlendirme Formu" ile değerlendirilmiştir. Hasta diğer kürünü almaya geldiği 14. günde "Hasta Tanılama Formu-2" ile gerekli bilgileri tekrar alınmış, ağız içi "Ağız Mukozasını Değerlendirme Formu" ve ağız içi ağrı durumu da "Sayısal Ağrı Ölçeği" ile değerlendirilip veriler tekrar toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, Ki-Kare testi ve Lojistik Regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: Oral mukozit başlangıç günü 4.16 ± 2.13 gün, bitiş günü 8.72 ± 2.32 gün olarak tespit edilmiştir. Hastaların ağız bakımı yapma sıklığı ile oral mukozit gelişimi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu (p<0.05) bulunmuştur. Yapılan regresyon analizine göre önceki kanser tedavilerinde mukozit gelişme durumunun oral mukozit gelişimini 5.76 kat arttırdığı belirlenmiştir. Ağız bakım eğitimi alma durumu incelendiğinde ise ağız bakım eğitimi almanın oral mukozit gelişme riskini 2.49 kat arttırdığı tespit edilmiştir. Sonuç: Kemoterapi alan hastalarda ağız bakımı yapma sıklığının mukozit gelişimini azalttığı, mukozit öyküsü varlığının ve ağız bakım eğitimi almasının oral mukozit için risk faktörü olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Oral mukozit, risk faktörleri, kemoterapi, ağız bakımı.
Mesane kanserinde immunoterapiye yanıtta kanser kök hücrelerinin rolü
Mesane kanseri mesanenin en içte bulunan tabakasından köken alır. Sık rekürrenslerle karakterizedir. Rekürrenslerin ana kaynaklarından biri olarak CD44+ kanser kök hücreleri (KKH) düşünülebilir. Bacillus calmette guerin (BCG) mesane kanserlerinin tedavisinde altın standart haline gelmiş bir immunoterapi çeşidi olmasına karşın rekürrensler ile oldukça sık karşılaşılmaktadır. Bu bilgilerden yola çıkarak bu çalışmanın amacı mesane kanseri hücre kültürlerinde BCG tedavisi ile mesane kanseri kök hücreleri arasındaki ilişkiyi araştırmaktır. Bu çalışmada, farklı karakteristiklerdeki (T24, 5637 ve CLS439) insan mesane kanseri hücre hatları ve manyetik boncuk izolasyon yöntemi ile (Miltenyl Magtech) izole edilmiş, CD44+ fenotipindeki KKH 'leri kullanılmıştır. Mesane kanseri hücre hatları ve bunlardan izole edilmiş KKH'leri, 37 °C sıcaklıkta %5 CO2 içeren nemli ortamda komplet DMEM ve RPMI 1640 ortamlarında üretildikten sonra BCG, interferon alfa, interlökin 2 , mononükleer hücre ve kombinasyonları 24, 48 ve 72 saat süre ile uygulanmıştır. İlaç ve kontrol gruplarındaki apoptotik ve nekrotik hücre oranları tayin etmek için Anneksin V-PI testi uygulanmıştır. Uygulamalardan sonra RNA izolasyonu yapılarak, cDNA ya çevrim yapılıp Real Time PCR ile immün yanıtta görevli olan inflamatuar sitokinler ve reseptörleri PCR array yöntemi ile değerlendirilmiştir. Kantitatif olarak kat değişimleri değerlendirilmiştir. Genlerin ekspresyonlarının kat değişimleri gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Sitokin ve kemokin standart array (Biorad) de 84 gen RT-PCR ile kantitatif olarak analiz edildi. 7,32 mikrogram/ml dozda BCG ile IL-2 (1000IU/ml) ve mononükleer hücre (1000 hücre/ml) mesane kanseri hücrelerine en etkili olarak saptandı. Her üç hücre hattına ait KKH'lerine BCG ve kombinasyonlar uygulandığında, BCG tedavisi kanser hücreleri yanında KKH'lerine de sitotoksik etkili bulundu. Kanser hücreleri ile karşılaştırıldığında üç hücre hattına ait KKHlerinde CXCL5, CCL8 CNTF, CSF yüksek bulunmuştur. KKH ile karşılaştırıldığında kanser hücrelerinde, IL6, TNSFF11, FASLG, CXCL9 yüksek bulunmuştur. Tüm hücre hatlarında, BCG uygulaması CXCL5 ve LTB ifadeleri arttarken; CCL20 ve IL6 azalmıştır. BCG; IL2 ve MNH ile birlikte uygulandığında, CXCL10, CXCL5, IFNG artmış; ve CXCL12, IL6, TNSF11 azalmıştır. KKH üzerine BCG uygulaması ADIPOQ, CXCL10, XCL1 de artışa ve CCL8 de azalışa sebep olmuştur. BCG ile IL2 ve MNH kombinasyonu, bir çok kemokin ve sitokinin ifadesini azaltmıştır. BCG uygulaması mesane kanserinde bir çok sitokin ve kemokin ifadesini değiştirmektedir. Üç hücre hattında ve onların KKH' ları arasında ekspresyonlar farklıdır. Her olgunun immune modülasyonu kendi aralarında farklılıklar göstermektedir. Mesane KKH üzerine BCG temelli immünoterapinin etkinliğini MNH ve IL2 kombinasyonları azaltabilecektir. Bulgularımız, mesane kanserinde BCG tedavisi sonrasında rekürrenslerin nedeninin temel olarak KKH hipotezi ile açıklanamayacağını göstermektedir. Mesane kanseri yüzey epitelinin farklı loküslerinden gelişen sistemik bir hastalık olarak düşünülebilir. Bundan sonraki hedefimiz hastalardan elde edilen kanser hücreleri üzerinde BCG etkisini ex vivo değerlendirmektir. Anahtar Kelimeler: Mesane Kanseri, Basil Kalmet Guerin, Kanser Kök Hücreleri
İntravenöz kan alınan yetişkin hastalarda vibrasyon uygulamasının ağrı ve anksiyete üzerine etkisi
Amaç: Bu araştırma periferal intravenöz kan alınan yetişkin hastalarda vibrasyon uygulamasının ağrı şiddeti ve anksiyete düzeyine etkisini incelemek amacıyla yarı-deneysel, tanımlayıcı olarak planlanmıştır. Yöntem: Araştırmanın verileri Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkez Laboratuvarı Kan Alma Birimi' nde 01.06.2016-30.06.2016 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın örnekleminde 18-82 yaş arasında olan toplam 401 hasta yer almıştır. Gelişigüzel yöntemle seçilen 204 hasta uygulama, 197 kişi kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri "Görsel Kıyaslama Ölçeği" ve "Durumluk Kaygı Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Kan alma işlemi sefalik, bazilik ve elin dorsal yüzündeki venler tercih edilerek birimdeki hemşireler tarafından gerçekleştirilmiştir. Uygulama grubunda vibrasyon aracı olarak Buzzy® cihazı kullanılmıştır. Kontrol grubu hastalarda ise standart kan alma prosedürü uygulanmıştır. Ağrı puanları ve anksiyete düzeyleri araştırmacı tarafından hesaplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; ki-kare, Mann-Whitney-U ve Kruskall Wallis analizleri uygulanmıştır. Bulgular: Araştırma bulgularına göre; yetişkin hastalarda periferal intravenöz kan alma işlemi sırasında vibrasyon uygulamasının girişim sırasında hissedilen ağrıya (p=0.44) ve anksiyete düzeyine (p=0.718) etkisinin istatiksel olarak anlamlı olmadığı saptanmıştır. Sonuç: Yetişkin bireylerde kan alma işlemi sırasında vibrasyon uygulamasının hissedilen ağrı şiddetine ve anksiyete düzeyine etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı, fakat alternatif bir yöntem olarak hastaya sunulabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: periferal intravenöz kan alma, vibrasyon, ağrı, anksiyete