Bursa Technical University
Discipline

Forest Industry Engineering

Bursa Technical University

441

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

İç Anadolu'da peyzaj amaçlı ağaçlandırmalarda kullanılan bazı ibreli egzotik türlerin dona dayanıklılığı

Mavi servi, Mavi ladin, Batı ladini, Yayılıcı ardıç, Doğu mazısı ve Leylandi türleri, kurak-soğuk olan İç Anadolu Bölgesinde peyzaj amaçlı ağaçlandırma çalışmalarında sıklıkla kullanılan egzotik türlerdir. Bu nedenle, bu türlerin İç Anadolu Bölge'sine taşınmalarına rehberlik etmek için onların dona dayanıklılık limitlerinin bilinmesi gereklidir. Bu çalışmada, bu altı türün dona dayanıklılıkları belirlenmiştir. Bu amaçla türlerden bir yaşındaki sürgün örnekleri alınmıştır. Sürgünler 2020 Şubat ayında +4 (kontrol grubu) -5, -10-, 15, -20, -25, -30 ve -40 0C'deki düşük sıcaklıklara maruz bırakılmamıştır. Dondurma testleri sonrasında sürgünlerde meydana gelen zarar klorofil floresans (CF) ve görsel değerlendirme (kahverengileşme skorlaması) (GD) yöntemleri kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara doğrusal olmayan regresyon modeli uygulanarak türler için ölümün olduğu don dereceleri (LT50) tahmin edilmiştir. Sonuç olarak, çalışmamızda kullanılan türler arasında dona dayanıklılık bakımından farklar olduğu belirlenmiştir. CF ve GD yöntemleri birbirlerine oldukça yakın sonuçlar vermişlerdir. Bu nedenle, pratik bir bakış açısıyla Mavi servinin -20 0C, Mavi ladinin -37 0C, Batı ladininin -36 0C, Yayılıcı ardıçın -24 0C, Doğu mazısının -27 0C ve Leylandinin -22 0C'den daha soğuk minimum sıcaklıklara sahip alanlara dikilmemeleri tavsiye edilebilir.

ArdıçAvrupa ladiniKlorofil+2
Ergün Avşar
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı atık kağıtlar üzerinde bazı fonksiyonel kimyasal denemeleri

Kağıt, selüloz liflerinden üretilen ve geri dönüştürülebilen doğa dostu bir üründür. Bütün endüstriyel üretimlerde geri dönüşüm konusu son derece önemli olduğu için ciddi derecede hammadde sıkıntısı çeken kağıt endüstrisinde de kullanılmış kağıtların en yüksek oranda kazanılması ve en optimum şekilde tekrar kullanıma sunulması hayati öneme sahiptir. Atık kağıtlar içerdikleri lifler, dolgular, kimyasal bileşimler ve üretim sistemlerine göre birbirlerinden çok farklılık göstermektedirler. Bu nedenle atık kağıtların tekrar kazanılması süreçlerinde kaçınılmaz olarak kullanılacak katkı maddeleri ve kimyasallarla ilgili ciddi çalışmalar yapılması zorunluluktur. Atık kağıtlarda her döngüde lif mukavemetleri düşeceği için kesinlikle mukavemet artırıcı kimyasallar kullanılması kaçınılmazdır. Liflerin fiziksel ve mekaniksel zarar görmelerine bağlı olarak üretim sürecinde filtrasyon, formasyon, tutunma gibi işlemler değiştiği gibi nihai ürünlerde de mukavemet, hava geçirgenliği, yüzey düzgünlüğü gibi özelliklerde değişimler meydana gelir. Atık kağıtlarda renk değerlerini yükseltmek için yapılması gereken mürekkep giderme konusu ise çok daha karmaşık ve detaylı bir işlemler sürecidir. Hammadde özellikleri daha stabil olan primer liflerden oluşan kağıt hamurlarından kağıt üretim süreci nispeten daha az problem çıkarmaktadır. Ancak zamana ve kaynağın geldiği yere göre içerikleri, oranları son derece karışık ve değişken olan atık kağıtlardan kağıt üreten fabrikalarda süreçler çok daha belirsiz olmaktadır. Kontrol edilemez kopmalar ve fabrika duruşları büyük zararlara yol açmaktadır. Bundan dolayı atık kağıtların geri dönüşümünde daha fazla çeşittte kimyasalın daha hassas şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu çalışmada oluklu, ofis, gazete ve kuşe atık kağıtlarından 100 g/m2 gramajlarda Rapid Köth Estanid kağıt yapma cihazında çok sayıda el kağıtları üretilmiştir. Çalışmada her birinden ayrı setler olarak AKD, nişasta, %8 ve %20 katı madde içeriği bulunan poliakrilamitler hamura katılarak çok sayıda el kağıtları üretilmiştir. Lif, dolgu, kimyasal içerikleri birbirlerinden farklılık gösteren atık kağıt sınıflarının, kağıtçılıkta kullanılan en yaygın kimyasallarla etkileşimlerindeki değişkenlikler izlenmeye ve anlaşılmaya çalışılmıştır. Çalışmada, spesifik olarak sınıflandırılan atık kağıtlar ile vahşi toplama sonunda fabrikaya gelen karışık atıkların işlenmesinin zorluğu görülmüştür. Karışık kağıtlarda hamur özelliklerinin sabitlenmesi, üretim sürecinin kontrol altına alınması ve son ürün özelliklerindeki değişimlerin en az seviyede tutulmasının zor olduğu tekrar görülmüştür.

Atık kağıtGeri dönüşümMukavemet+2
Uğur Can Usta
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kızılçam (Pinus brutia) kabuk taneni ile modifiye edilmiş üre formaldehit tutkalının özellikleri

Bu çalışmada kızılçam kabuk taneni ile modifiye edilmiş üre formaldehit tutkalının performans özellikleri ortaya konulmuştur. Kızılçam kabuğundan tanen elde edilerek üre formaldehit tutkalına, tutkal katı maddesine oranla %5-50 arasında tanen katılarak üre formaldehit tutkalı modifiye edilmiş, tutkalın performans özellikleri yapılan çalışmalar sonucu ortaya konmuştur. Bu çalışmada kullanılan kızılçam kabuğu Konya/Karatay ilçesinde bulunan Or-San Orman Ürünleri firmasından tedarik edilmiştir. Bu çalışma kapsamında kızılçam (Pinus brutia) kabuk tozu örneği kullanılarak ekstraksiyon işlemi yapılmış ve toz tanen elde edilmiştir. Kızılçam toz tanen örnekleri üre formaldehit tutkalına, tutkal katı maddesine oranla %5-50 arasında tanen eklenerek modifiye tutkal grupları elde edilmiştir. Üretimi yapılan modifiye tutkal örneklerinin viskozite, katı madde miktarı, jel süresi, pH ve tutkalda serbest formaldehit tayini yapılmıştır. Tüm tutkal örneklerinin ıslak ve kuru dayanım değerlerini ortaya koymak için kayın kaplama kullanılarak lap shear çekme dayanımı testleri gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda son olarak modifiye tutkalların FT-IR analizleri ve yapışma hattının mikroskobik görüntüleri alınarak analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda üretilen modifiye tutkal grupları arasında tanen kullanım oranı arttıkça tutkal viskozitesinin arttığı görülmüştür. Tanen oranı %50 olan U11 modifiye tutkal grubunda viskozitenin en yüksek değer olan 3741cP'ye çıktığı görülmüştür. Modifiye tutkalda tanen miktarı arttıkça jelleşme süresinin de arttığı gözlemlenmiştir. Tanen oranı %15 olan U4 modifiye tutkal grubunda jelleşme süresi 340 sn olarak kaydedilmiştir. Modifiye edilmiş tutkalın serbest formaldehit tayini sonuçları incelendiğinde tanen oranının artması genel olarak tutkaldaki formaldehit miktarında azalma olduğunu göstermektedir. Fakat formaldehit miktarındaki azalmanın düzenli bir şekilde olmayıp, dalgalanmalar şeklinde olduğu görülmektedir. Yapılan lap shear çekme testlerinde en yüksek kuru dayanım değerine sahip üre formaldehit tutkalıdır. Üre formaldehit tutkalına en yakın kuru dayanım gösteren modifiye tutkal grupları sırasıyla U4, U2 ve U3 grupları olduğu görülmüştür. Islak dayanım değerlerine bakıldığında ise en yüksek ıslak dayanıma değerine ticari üre formaldehit tutkalı sahiptir. Islak dayanım değerlerinde üre formaldehit tutkalına en yakın performans gösteren modifiye tutkal örnekleri sırasıyla U4, U2 ve U3 tutkal grupları olduğu görülmüştür. Sonuç olarak modifiye tutkalın serbest formaldehit oranının üre formaldehit tutkalından önemli oranda düşük olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kabuk, formaldehit, tanen, modifiye tutkal, kızılçam

Fenol formaldehitGallotanenKabuklar+3
Kadir Yeşiltepe
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Otokopi kağıtlarının mürekkep giderme etkinliğinin incelenmesi

Tarih boyunca, bilgi depolama ve aktarımında önemli bir yere sahip olan kağıt, ilerleyen teknolojiye rağmen çeşitli amaçlar için hayatın her kademesinde yer almakta, giderek tüketimi ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Kâğıt endüstrisinde hammadde problemini azaltmak ve/veya gidermek için, sürdürülebilir ormancılık faaliyetlerinden daha ziyade, sürdürülebilir geri dönüşüm yöntemlerini geliştirmek daha uygun olmaktadır. Bu sayede ormansızlaşma, çevre kirliliğinin önlenmesi ve tüketicilerin çevre bilincinin gelişmesi noktasında büyük ilerlemeler kaydedilmektedir. Geri dönüşümde arzu edilen kağıdın elde edilebilmesi için atık kağıt üzerindeki baskı mürekkepleri ve kağıt yapımı sırasında olumsuzluk oluşturan diğer maddelerin uygun yöntemle uzaklaştırılması gerekmektedir. Bu tez çalışmasında Bursa Renkvizyon Matbaa'da tek yüzeylerine baskı işlemi yaptırılan, A4 boyutlu ofis kağıtları grubuna giren kendinden kopyalı ''Üç Yaprak Sistemi'' otokopi kağıtlarına laboratuarda hızlandırılmış ısıl yaşlandırma ve iklimlendirme işlemi yapılmış; ön denemelerle belirlenen optimum proses şartları ve kimyasal madde konsantrasyonları kullanılarak hamurlaştırılan kağıt hamurlarının mürekkebi yıkama ve flotasyon yöntemleri ile giderilmeye çalışılmış ve bu yöntemlerin; hamurun mürekkep giderme etkinliği, fiziksel direnç ve optik özellikleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Elde edilen analiz ve testlere göre flotasyon yöntemiyle mürekkebi giderilen proseslerde artan flotasyon süresinin ilk 13 dakikasına kadar hamurun optik ve fiziksel değerlerinde yükselme olduğu ancak bu dakikadan sonra fazla bir yükselme olmamakla birlikte bazı proseslerde düşüş kaydedilmiştir. Mürekkep giderme etkinliği IE700; BH (Beyaz Hamur)'de % 90.35, SH (Sarı Hamur)'de % 79 ve YH (Yeşil Hamur)'de % 79.4'e ulaşırken, yıkama yöntemiyle mürekkebi giderilen proseslerde bu değerler sırasıyla % 94.66, % 79.91 ve % 82.12 olarak tespit edilmiştir. İşlemler sonunda kağıt, kağıt hamuru, flotasyon çamuru ve atık su analizleri yapılarak sonuçlar yorumlanmaya çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Atık Kağıt Geri Dönüşümü, Yıkama ve Flotasyon İşlemi ile Mürekkep Giderme, IE700 Etkinliği

Atık kağıtKarbonsuz kopya kağıdıKağıt endüstrisi+1
Yalçın Kocabey
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kızılçam (Pinus brutia Ten.) kabuğunun katalitik pirolizi

Ülkemizde ve dünyada birçok enerji türü kullanılmaktadır. Biyokütle enerjisi de günümüzde kullanılan enerji türlerinden bir tanesidir. Piroliz, biyokütle kaynağını havasız ortamda bırakıp ısıl işlem uygulanması sonucu katı, sıvı ve gaz olarak kimyasal bozundurma işlemidir. Piroliz sonucu üretilen biyoyağlar da biyoyakıt ve biyoenerji olarak kullanılabilmektedir. Bu çalışmada materyal olarak dünyada en geniş yayılış alanı Türkiye'de olan kızılçamın (Pinus brutia Ten.) kabuğu biyokütle kaynağı olarak seçilmiştir. Sabit yataklı reaktörde 100 ml/dk azot akış hızı ve 10 °C/dk ısıtma hızında yavaş piroliz tekniği kullanılarak katalizörlü ve katalizörsüz ortamda piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. Balıkesir ve Çanakkale çevresinde büyük yatakları olan halloysit piroliz işleminde ilk kez katalizör olarak kullanılmıştır. Ülkemizden yurtdışına işlenmeden ihraç edilen bu kimyasal maddenin piroliz sıvı ürün verimine etkisi araştırılarak ülkemiz ekonomisi için bir katma değere sahip olabileceği değerlendirilmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde 400, 450, 500, 550 ve 600 °C sıcaklıklarda piroliz yapılarak optimum piroliz sıcaklığı araştırılmıştır. Sıvı ürün veriminin en yüksek olduğu sıcaklık 500 °C olarak belirlenmiştir. Sıvı ürün veriminin en yüksek olduğu 500 °C sıcaklıkta katalitik piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. 250, 400, 600 ve 1000 °C'de kalsine edilmiş halloysit katalizöründen numunenin %5, 10, 15 ve 20'si kadar kullanılarak katalitik piroliz deneyleri gerçekleştirilmiştir. Halloysitin piroliz ürünlerinin verimi üzerine etkisi araştırılmıştır. Hammaddenin nem tayini, kül tayini, ekstraktif madde tayini, lignin tayini ve elementel analizi yapılmıştır. Elde edilen sıvı ürünlerin elementel, GC-MS ve FT-IR analizleri yapılarak karakterize edilmiştir. Elde edilen katı ürünün elementel analizi yapılmıştır. Bu çalışmada halloysit ile yapılan katalizörlü piroliz deneyleri sonucunda halloysitin piroliz sıvı ürün verimini %12,97-23,23 arasında arttırdığı tespit edilmiştir. Elde edilen sıvı ürünlerin ısıl değerleri 16,02-30,76 MJ/kg, katı ürünlerin ısıl değerleri 13,73-26,01 MJ/kg arasında olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sıvı ürünlerin GC-MS analizleri incelendiğinde etken madde olarak furfural, p-krezol, 3-furaldehit bileşenleri tespit edilmiştir. Halloysitin piroliz işleminde sıvı ürün verimini arttırması piroliz tesislerinde katalizör olarak kullanılabileceğini göstermiştir. Bu çalışma ülkemizde işlenmeden yurtdışına ihraç edilen halloysitin yurtiçinde kullanılarak ekonomik katma değer sağlayabileceği sonucunu göstermiştir.

Salih Kaya
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kızıçam (Pinus brutia)kabuk taneni eldesinde ekstraksiyon yöntemlerinin verim ve kimyasal bileşim üzerine etkisi

Bu çalışmada; ülkemizde büyük bir potansiyele sahip olan kızılçam (Pinus brutia) türünün kabuk tanen verimi ve bileşimi incelenmiştir. Ülkemizde kızılçamın yayılış gösterdiği Yalova ili bölgesindeki ağaçların kesilmesi ile oluşan kabuk artıklarından örnekler alınmıştır. Alınan bu örnekler ekraksiyon işlemlerine tabi tutularak ardından fenolik bileşik analizleri yapılmıştır. Bu analizler sonrasında elde edilen sonuçlar doğrultusunda ekstraksiyon yöntemleri birbiri ile kıyaslanmıştır. Kızılçam kabuk taneni için en yüksek verim ve tanen içeriği geleneksel yöntemlere kıyasla gelişmiş ekstraksiyon yöntemlerinde bulunmuştur. Mikrodalga destekli ekstraksiyon ve ultrases destekli ekstraksiyon kıyaslandığında ise aynı kabuk çözücü oranlarında mikrodalga destekli ekstraksiyonda daha yüksek verim değerleri elde edilmiştir. Solvent tüketimine bakıldığında en fazla solvent tüketim miktarı soxhlet ekstraksiyonu ve klasik sulu çözelti ekstraksiyonunda olmuştur. Bu ekstraksiyon yöntemlerinin uzun ekstraksiyon süresi ihtiyacı gelişmiş ekstraksiyon yöntemlerine göre dezavantajıdır. Günümüzde çevre dostu biyo bazlı materyallerin üretiminde kullanımı gün geçtikçe artmaktadır. Ekstraksiyon aşaması yenilenebilir biyopolimerin üretiminde kritik önem taşır. Klasik sulu çözelti ekstraksiyonu sırasında yüksek ekstraksiyon sıcaklığı ve uzun ekstraksiyon süresi ekstrakt verimini artırırken, kabuk tanenlerinde oksidatif etki, kondenzasyona, termal bozunmaya ve yüksek safsızlık gibi olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. Bu çalışma kapsamında yapılan ekstraksiyon yöntemlerinin kızılçam kabuk taneni ekstraksiyonunda kullanılması ile ekstraksiyon aşamasının iyileştirilerek yüksek verim ve saflığı, daha az solvent ve kimyasal kullanmak ve düşük enerji tüketimi değerlerine ulaşılması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Ekstraksiyon, tanen, kızılçam kabuğu, ultrases, mikrodalga, fenolik bileşik.

Başak Atılgan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tanen katkılı üst yüzey işlem maddesinin ahşabın dış ortam koşullarına karşı dayanıklılığına etkisi

Çalışmanın amacı, doğal dayanıklılığı az olan sarıçam odun örneklerinin hızlandırılmış dış ortam koşullarının bozundurucu faktörlerine karşı dayanımını tanen katkılı su esaslı akrilik şeffaf bir üst yüzey işlem maddesi ve opak boya ile iyileştirmektir. Çalışmada, su esaslı akrilik şeffaf ve opak üst yüzey işlem maddesine katkı maddesi olarak ilave edilecek 3 farklı tanen çözeltisinden en etkili tanen çeşidi ve gerek duyulan en düşük tanen miktarı belirlenmiştir. Tanen olarak valeks, mimoza ve kızılçam kabuk taneni değişik konsantrasyonlarda üst yüzey işlem maddelerine katılmıştır. Ardından örnek yüzeylerine 200g/m2 ve 3 kat olacak şekilde fırça ile uygulama yapılmıştır. Üst yüzeyi kaplanan örnekler ile kontrol örnekleri, 1512 saat boyunca hızlandırılmış yaşlandırma testine tabi tutulmuş, test süresince belirli aralıklarla yüzeylerin renk, parlaklık, yüzey pürüzlülük ölçümleri ve makroskopik açıdan değerlendirilmesi gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar kontrol örneklerine göre kıyaslanmıştır. Çalışma sonucunda, kontrol örneklerinde erozyon, çatlama ve çarpılmalar görülürken, yüzeyi kaplanan örneklerde bu deformasyonlar gözlenmemiştir. Tüm örneklerin yüzeyleri koyulaşmış, parlaklığı kaybolmuş ve yüzeyler daha pürüzlü hale gelmiştir. Üst yüzeyi kaplanan örnekler kontrol örneklerine kıyasla araştırılan parametreler bakımından daha iyi sonuçlar vermiştir. Renk ölçümleri, yüzeylerin renk stabilitesi için tanenlerin yüksek konsantrasyon seviyelerinde olması gerektiğini göstermiştir. Ancak üst yüzey işlem maddesinde tanen konsantrasyonu arttıkça parlaklık değişimi ve pürüzlülük de artmış ve bu özellikler olumsuz yönde etkilenmiştir. Şeffaf üst yüzey işlem maddesi için en umut verici sonuçlar valeks ve kızılçam taneninde bulunmuştur. Opak boyanın kendisi hızlandırılmış dış ortam test faktörlerine karşı oldukça iyi dayanım sergilemiş ve bu tip bir boya için herhangi bir UV absorbe edici kimyasal maddeye gerek duyulmadığı gözlenmiştir. Sonuçlar, ucuz ve çevre dostu doğal antioksidan madde olarak tanenlerin şeffaf üst yüzey işlem maddelerine katılan pahalı inorganik UV absorbe edicilere alternatif olabileceğini göstermiştir.

Ahşap kaplamaPolimer kaplamaYüzey kaplama
Ferhat Arıcan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kağıt fabrikası atık sularındaki boyar maddenin lignoselülozik malzemeden üretilmiş aktif karbon ile giderilmesi

Bu çalışmada; Bursa ilimizde fazla miktarda tüketilen kestane meyvesinin atık kabuklarından laboratuvar ortamında farklı parametrelerde üretilen aktif karbon ile atık kağıt fabrikası sularında bulunan boyar maddelerin giderilmesi denenmiştir. Her fabrikanın ve her farklı prosesin atık suları birbirinden farklı olduğundan fabrika atık suyundaki boyar maddeyi simüle etmek amacı ile metilen mavisi ile çözeltiler hazırlanmış ve bu çözeltiler farklı parametrelerde hazırlanmış aktif karbon örnekleri ile arıtılmaya çalışılmıştır . Kestane kabuğu örnekleri Bursa ilimizde faaliyet gösteren kestane şekeri üretim fabrikalarından temin edilmiştir ve fabrikada herhangi bir kimyasal işlem görmemiştir. Alınan bu örnekler öğütüldükten sonra farklı kombinasyonlarla fosforik asit ile muamele edilmiş ve ardından farklı sıcaklıklarda piroliz işlemine tabi tutulmuştur. Piroliz işlemi sonrası katı ürün verimi, termal analizler, atık su temizleme verimi, adsorbans %'leri , sem ve ftır analizleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlere göre kestane kabuğunun kül oranı %2 olarak belirlenmiştir. Kestane kabuğunun düşük kül oranına sahip olması, kolay depolanabilir olması, maliyetinin düşük olması(fabrika atığı) gibi nedenlerden dolayı aktif karbon üretimine uygun olduğu düşünülmektedir. Üç farklı sıcaklıkta gerçekleştirilen karbonizasyon işlemi sonrasında sıcaklık arttıkça katı ürün veriminin azaldığı tespit edilmiştir. Ancak 1:2 oranında fosforik asit ile aktifleştirilen örnekler, aynı sıcaklıkta 1:1 oranında fosforik asit ile aktifleştirilen örnekler ile kıyaslandığında asit oranı arttıkça katı ürün verimininde arttığı gözlemlenmiştir. FTIR analizleri sonucunda, hammaddede tespit edilen aromatik yapıdaki bağların karbonizasyon ve aktivasyon işlemleri sonucunda bozunduğu tespit edilmişir. Aktif karbon numunesinin yüzeyinde, adsorpsiyon için önemli olan karboksilik, fenol ve alkol gruplarına ait olan C-O ve C-CH bağlarının bulunduğu tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar ışığında kestane kabuğundan üretilen aktif karbonun, kağıt fabrikası flotasyon atık sularında kullanılabilir olduğu düşünülmektedir. Adsorpsiyon sonrası Spektrofotometre ile dengeye ulaşmış çözeltilerin miktarları belirlenmiş ve en iyi birim adsorpsiyon kapasitesi 450°C sıcaklık 1:2 oranında fosforik asit oranı ile aktifleştirilmiş aktif karbon örneğinin verdiği testip edilmiştir. En düşük birim adsorbsiyon sahip olan örneğin ise 500°C sıcaklıkta 1:1 oranında fosforik asit ile aktifleştirilmiş aktif karbon numunesinin verdiği görülmüştür.

Granüler aktif karbon
Emrecan Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Temizlik kağıdı üretiminde toz oluşumunun azaltılması

Temizlik kağıtları tüketicide hijyen sebebi ile yüksek algıya ve hassasiyete sahip ürünlerdir. Mamul ürünün toz ihtivası tüketicide hijyen koşularını sağlamadığı algısını yaratmakta olup, bobin müşterisinde ise tozun varlığı konfeksiyon tesisi verimliliklerini olumsuz etkilemektedir. Üretim esnasında oluşan toz, temizlik kağıdı makinasında ve konfeksiyon tesisinde emiş sistemleri ile uzaklaştırılmasına rağmen sürtünmenin etkisi ile hem üretim sahaları içerisine dağılarak işçi sağlığı, iş güvenliği riski yaratmakta hem de nihai ürüne kadar gidebilmektedir. Tozun üretim hattında azaltılması üzerine mekanik ve kimyasal olarak çeşitli çalışmalar yapılmış ve bu konudaki araştırmalar devam etmektedir. Şirketin ana problemlerinden biri olan tozlanmaya çözüm arama amacı ile TUBİTAK 1501 (Proje no: 3160107) projesi olarak gerçekleştirilen bu çalışmada dövme işlemi ve farklı kimyasal maddelerin kullanımı ile toz oluşumunun azaltılması detaylı olarak araştırılmıştır. Projede, şirkette en fazla üretilen ve tozlanma nedeni ile müşteri şikayetlerine neden olan tuvalet kağıdı üretimlerine odaklanılmıştır. Ağartılmış kraft hamuru ve mürekkebi giderilmiş hurda ofis kağıt hamurlarının karışımlarından üretilen tuvalet kağıtları ve üretim süreçleri seçilmiş olup, kağıt yüzeyinde ve ortamda oluşan tozlanmanın en az %50 azaltılması hedeflenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında elyafın rafinörlerde dövme esnasındaki mekanik işlemin hem kağıt makinası hem de konfeksiyon tesisindeki tozlanmaya etkisi araştırılmıştır. Farklı rafinör bıçak dizaynlarının kırıntı elyaf ve tozlanma üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise azaltılan kırıntı elyafın farklı içerik ve bağlanma mekanizmalarına sahip kimyasallar ile elyafa bağlanması ile üretim hatlarındaki etkilerinin izlenmesine devam edilmiştir. İlk aşama sonunda üç kalite için mekanik etkinin yarattığı kırıntı elyafın ortalamada %36, yüzey tozlanmasında %18, kağıt makinası kapalı ortam toz miktarında %18 ve konfeksiyon tesisi kapalı ortam tozlanmasında %46 azalttığı tespit edilmiştir. İkinci aşama sonunda kimyasal kullanımında selülozlu olarak seçilen ürünlerden biri üretimden kalktığı için selüloz ve geridönüşümlü olmak üzere ürün sayısı ikiye indirilmiştir. İki kalite için kırıntı elyafın ortalamada %78, yüzey tozlanmasında %32, kağıt makinası kapalı ortam toz miktarında %10 azalttığı, konfeksiyon tesisi kapalı ortam tozlanmasında ise gofraj etkisi ile arttığı tespit edilmiştir. Kağıt makinasında gerçekleştirilen mekanik ve kimyasal çalışmaların konfeksiyon tesisi sonunda oluşan nihai üründeki etkisi incelendiğinde, uygulanan gofraj işlemi esnasında kağıtta yeniden tozlanma oluşumuna neden olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın devam ederek üçüncü aşamada konfeksiyon tesisi etkisinin incelemesinin devam etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Ebru Hezer
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dimetiloldihidroksietilenüre reçinesi modifikasyonunun kavaktan üretilen paralel şerit kerestelerin fiziksel ve mekanik özelliklerine etkisi

ÖZET Dünyanın pek çok yerinde artan çevresel baskılar nedeniyle çevre dostu yöntemler kullanılarak ahşap malzemenin kullanım süresinin artırılması ile ilgili çalışmalar daha önemli olmaya başlamıştır. Ahşap koruma endüstrisindeki son trend, dimetiloldihidrosietilenüre'ninde dahil olduğu çevre dostu ahşap koruma yöntemleri kullanımıdır. Tekstil endüstrisinde buruşmazlık ve boyutsal sabitlik sağlamak için kullanılan dimetiloldihidroksietilenüre (DMDHEU) orman endüstrisinde ticari başarı kazanmıştır. Ancak bu kimyasal madde ile paralel şerit kerestenin (PŞK) modifikasyonu, fiziksel ve mekanik özellikleri henüz araştırılmamıştır. Tez çalışmasının amacı, ülkemizde hızlı gelişen melez kavak odunundan (I-77/51) (Populus deltoides) soyma kaplama şeritlerinin DMDHEU reçine ile modifiye edildikten sonra melamin formaldehit tutkalı ile basınç ve sıcaklık uygulanarak PŞK üretilemesi ve PŞK'nin fiziksel ve mekanik özelliklerinin incelenmesidir. En iyi sonuçlar %5 ağırlıkça atrımda gerçekleşmiştir. DMDHEU modifikasyonu bazı fiziksel özelliklerde artışa, ancak mekanik özelliklerde düşüşe neden olmuştur. Bu çalışmanın bulguları, ahşap kompozitlerde DMDHEU kullanımını artırmaya yönelik bilgi sağlayabilir Anahtar kelimeler: Kavak, dimetiloldihidroksietilen üre (DMDHEU), melamin formaldehit, paralel şerit kereste, kimyasal modifikasyon.

Özgür Suna
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fıstıkçamı kabuk taneni ve valeks taneni ile hazırlanan biyotutkalların özelliklerinin belirlenmesi

Bu yüksek lisans tez çalışmasında tanen tutkallarının formaldehit içeren sentetik alternatifleri ile karşılaştırmalı olarak çeşitli performans özellikleri araştırılmıştır. Araştırmada, genellikle atık konumunda bulunan fakat önemli bir odun dışı orman ürünü kaynağı olan kabuk ve meşe palamudunun potansiyelinin ortaya konması hedeflenmiştir. Bunun için fıstıkçamı kabuk taneni ve meşe palamudu kadehinden elde edilen valeks taneni kullanılarak üretilen tanen tutkallarının bazı özellikleri belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan meşe palamudu kadehleri Manisa ilinde faaliyet gösteren AR-TU Kimya ve Ticaret A.Ş.'den, fıstıkçamı kabukları ise Bergama bölgesindeki orman işletmelerinin kesim artıklardan temin edilmiştir. Çalışma kapsamında önce kadeh ve kabuk örneklerinden su ile tanen ekstraksiyonu gerçekleştirilmiştir. Kabuk ve kadeh tozları etil alkol ve saf su kullanılarak ekstrakte edilmiştir. Ekstraksiyon çözeltileri süzülmüş ve elde edilen sulu tanen çözeltileri buharlaştırılarak uygun katı madde oranına getirilmiştir. Elde edilen sıvı tanen çözeltileri sekiz çeşit sertleştirici ile değişik oranlarda reaksiyona sokularak biyotutkal üretim denemeleri yapılmıştır. Sentezlenen biyotutkalların jelleşme zamanı, viskozite, pH, yoğunluk, katı madde oranı ve yapışma direnç kuvvetleri, mimoza ticari taneni ve ticari üre formaldehit tutkalı ile karşılaştırılmıştır. Tüm tutkal örneklerinin ıslak ve kuru yapışma kuvvet değerlerini belirlemek için 3 mm kalınlığındaki kayın kaplamalardan lap-shear örnekleri hazırlanmıştır. Son olarak biyotutkalların TGA ve FTIR analizleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda üretilen biyotutkallara ait en yüksek pH değerinin sertleştirici olarak tris (hidroksimetil) nitrometan kullanılan örneklere ait oluduğu belirlenmiştir. Viskozite değerleri incelendiğinde ise valeks taneni biyotutkallarının hegzamin kullanılan formülasyonlarında yüksek viskozite görülmüştür. Fıstıkçamı tanen biyotutkallarında ise yüksek viskoziteden ötürü formaldehit ve paraformaldehit kullanılan örneklerde jelleşme gerçekleşmiştir. En yüksek jelleşme zamanı 1800 sn. ile fıstıkçamı taneninin benzaldehitli formülasyonuna aitken, en düşük jelleşme zamanı formaldehit kullanılan fıstıkçamı biyotutkalında 55 sn. olarak kaydedilmiştir. Yapılan testler ticari UF tutkalına en yakın kuru yapışma direncinin fıstıkçamı biyotutkalının formaldehitli formülasyonunda olduğunu ortaya koymuştur. Paraformaldehit kullanılarak hazırlanan fıstıkçamı biyotutkal örneğinin ıslak çekme direnci ise UF tutkalından daha yüksektir. Valeks biyotutkalları ıslak dayanım göstermemiş olup en yüksek kuru yapışma dayanımı valeks ticari taneninde gözlenmiştir. Son olarak, üretilen biyotutkalların termal olarak UF tutkalından daha kararlı olduğu termogravimetrik analizler ile ortaya konmuştur.

Ekim Elçin Soytürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çeşitli odun türlerinin dış ortam koşullarında ultraviyole ışınlarına karşı dayanımlarının belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, endüstriyel öneme sahip 16 farklı odun türü örneğinin dış ortamda UV ışınları başta olmak üzere bozundurucu faktörlerin etkilerine karşı doğal dayanıklılığının yapay ve gerçek alan denemeleri ile belirlenmesidir. Ayrıca yapay yaşlandırma deneyleri ile gerçek alan denemeleri arasında modelleme oluşturularak, hızlandırılmış yaşlandırma test cihazında bekletilme süresinin doğal koşullarda kaç ay/yıla eş değer olduğu belirlenmiştir. Bu amaçla, adi ceviz, dişbudak, kiraz, meşe, akçaağaç, tik, mazel, beli, limba, anigre, tulipe, sapelli, amerikan cevizi ve okaliptüs, kayın ve çam örnekleri laboratuvar koşullarında 340 nm dalga boyuna sahip UVA lambaların etkisine 1512 saat yaşlandırma testine maruz kalmaktadır. Örnekler aynı zamanda 1 yıl boyunca toprakla teması olmadan Bursa dış ortam koşullarının etkisine maruz bırakılmıştır. Hızlandırılmış yaşlandırma test örneklerinin 1512 saat sonrasında ΔL* değerleri incelendiğinde, tik ve amerikan cevizi örnekleri dışında diğer tüm test örneklerinde negatif yönde değer göstermiştir. Tüm test örneklerinde renk değişimi ilk saatlerde etkili bir şekilde görülmektedir. En fazla koyulaşma tulipe örneğinde ölçülmüş aynı zamanda en fazla toplam renk değişimi yine tulipe test örneğinde belirlenmiştir. 1512 saat sonunda en az toplam renk değişimi beli test örneklerinde ölçülmüştür. Doğal yaşlandırma test örneklerinde ise en fazla koyulaşma çam test örneğinde, en fazla toplam renk değişimi yine çam test örneğinde tespit edilmiştir. 393. gün sonunda en az renk değişimi amerikan cevizi test örneğinde ölçülmüştür. Genel olarak iki yaşlandırma metoduna ait test örneklerinin parlaklık değerlerinde azalma, yüzey pürüzlülüğü değerlerinde ise test süresi boyunca artış meydana gelmektedir. Hızlandırılmış yaşlandırma uygulanan test örneklerinin FT-IR analiz sonuçları incelendiğinde, ilk saatlerde bozunmanın hızlı bir şekilde yaşandığı ve genel olarak 168. saatten sonra ligninin tamamen yok olduğu görülmektedir. Doğal yaşlandırma test örneklerinin FTIR sonuçlarına göre ise 153. günden sonra lignin piki kaybolmaktadır. Hızlandırılmış yaşlandırma ve doğal yaşlandırma testinde toplam renk değişimi değerlerinin regresyon modellerinde dişbudak, kayın, akçaağaç, kiraz, meşe, çam, mazel, amerikan cevizi, tulipe ve anigre için denklemlerin açıklayıcılıkları yüksektir. Okaliptus, adi ceviz, limba, tik ve beli için denklemin açıklayıcıkları orta düzeyde elde edilmiştir. Sapelli için denklemin açıklayıcılığı düşük bulunmuştur.

Şebnem Sevil Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tanenlerin doğal bir ahşap koruyucu madde olarak antifungal özelliklerinin değerlendirilmesi

Çalışmanın amacı, az dayanıklı bir ağaç türü olan sarıçam odununun biyolojik dayanımının tanen ekstraktifleri ile iyileştirilmesidir. Çalışma iki kısımda incelenmiştir. İlk kısımda, odun örnekleri %5 ve %10 konsantrasyondaki mazı, sumak, kebraho, mimoza ve valeks tanenleri ile emprenye edilmiştir. Sonrasında bu örneklerin, 7 farklı çürüklük yapan Basidiomycetes ve renklenme/küflenme yapan Ascomycetes- Fungi imperfecti mantarlarına karşı biyolojik dayanımı araştırılmıştır. Çalışmanın birinci kısmında tanenler, esmer çürüklük mantarlarına karşı iyi bir dayanım özelliği sergilerken, beyaz çürüklük mantarı T. versicolor'a karşı gerek yıkanmış gerekse yıkanmamış örneklerde herhangi bir biyolojik bir dayanım sağlanamamıştır. Yıkanma deneyi ile tanenin odundan önemli ölçüde yıkandığı tespit edilmiştir. Tanenler, Ascomycetes- Fungi imperfecti mantarlarına karşı herhangi bir biyolojik dayanım göstermemiş aksine mantar saldırılarını teşvik etmiştir. Bu kısımdaki çalışmalarda en iyi biyolojik dayanımı sağlayan tanen kebraho olarak bulunmuştur. Çalışmanın 2. kısmında yıkanma problemini en aza indirgemek için fiksatör kullanımı hedeflenmiştir. Örnekler önce %0,5, %1, %2, %3 ve %5 konsantrasyondaki kebraho taneni ile emprenye edilmiş ardından %0,25, %0,5, %1, %1,5 ve %2,5 konsantrasyondaki bakır 2 sülfat, çinko klorit, nano ZnO ve nano CeO2 ile emprenye edilmiştir. Yıkanmış ve yıkanmamış örnekler esmer ve beyaz çürüklük mantarlarının saldırısına maruz bırakılmış ve fiksatörün etkinliği tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca yıkanma sularının zehirlilik etkisi de araştırılmıştır. Çalışmanın ikinci kısmında T. versicolor mantarına karşı en iyi sinerjik etki tanen+ nano çinko ve seryum oksitte; C. puteana mantarına karşı ise en iyi sinerjik etki tanen+bakır II sülfat ile nano seryum oksitte sağlanmıştır. Söz konusu metallerin tanen ile kombinasyonunda düşük konsantrasyon seviyelerinde yıkanma da azaltılmış ve oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiştir.

Ayşegül Günaydın
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çam kökü ekstraksiyon reçinesinin distilasyonu ve kimyasal karakterizasyonu

Doğal reçine, başta kimya, boya, kâğıt, kozmetik, ilaç sektörü ile kauçuk ve lastik sanayi olmak üzere pek çok sektörde kullanılan oldukça önemli bir silvikimyasal üründür. Bütün dünyada sentetik reçine tüketimine getirilen kısıtlamalar sektörü biyobozunur ürünlere yönlendirmektedir. Sentetik reçineler fiziksel olarak doğal reçineye benzese de doğal reçinenin kimyasal içeriğini yakalayamamakta ve tam anlamıyla ikame edilememektedir. Buna ek olarak; sentetik reçineler hem insan sağlığını hem de doğayı tehdit etmektedir. Doğal reçinenin kritik önemini anlamış ülkeler bunu işleyip ve neredeyse tamamen türevlendirerek endüstriyel olarak katma değerli bir ürüne dönüştürerek iç ve dış pazarda kullanmakta ve bundan önemli kazançlar sağlamaktadır. Türkiye reçine üretimine uygun kızılçam ormanları ile dünyada ilk sıralarda olmasına rağmen, bugün ticari anlamda doğal ham reçine üretimi istenilen miktarlarda değildir. Ayrıca ülkemizde kolofan ve terebentin üretilmemekte olup tamamen ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Bu tez kapsamında çam kökü ekstraksiyon reçinesinden dört farklı distilasyon işlemi uygulanarak terebentin ve kolofan elde edilmiştir. Her dört yöntemle de elde edilen terebentin ve kolofan fazlarının miktarları hesaplanmıştır ve en fazla terebentin %25,29 oranında su buharı altında vakumlu distilasyon yöntemiyle elde edilmiştir. Terebentin fazındaki uçucu bileşenler Gaz Kromatografi (GC) ve Kütle Spektroskopisi (MS) cihazı kullanılarak karakterize edilmiştir. Terebentin etken maddesi α-Pinene olarak tespit edilmiştir ve en yüksek α-Pinene miktarı %84,07 olarak su buharı altında vakumlu distilasyon yöntemiyle elde edilen terebentinde bulunmuştur. Terebentinde en fazla bulunan beş uçucu bileşen sırasıyla; α-Pinene, Camphene, β-Pinene, α-Terpinolene ve α-Terpinene olarak bulunmuştur. Kolofanda asit sayısı, sabunlaşma sayısı, alkolde çözünmeyen madde miktarı, kül miktarı, renk ekseni ve yumuşama noktası belirlenmiştir. Analizler sonucunda; asit sayısı 169,11 ile 174,53 arasında; sabunlaşma sayısı 174,14 ile 180,83 arasında bulunmuştur. Asit ve sabunlaşma sayısında en düşük değerler adi distilasyon yönteminde, en yüksek değerler ise su buharı altında vakumlu distilasyon yönteminde bulunmuştur. Kolofanda alkolde çözünmeyen madde miktarı %0,03- %0,04 arasında bulunmuştur. Kül miktarı ise %0,026 ile %0,031 arasında bulunmuştur. Kolofan örneklerinin rengi kahverengi-amber arasında belirlenmiştir. Yumuşama noktası tayini sonucunda en yüksek değer 74,58 °C olarak su buharı altında vakumlu distilasyon yönteminde tespit edilmiştir. Kolofandaki reçine asitlerini belirlemek amacıyla GC-MS analizi uygulanmıştır. GC-MS analizi sonucunda kolofanda Abietik asit ve bunun türevleri olan Dehydroabietic asit ve Neoabietic asitin toplamının yaklaşık %50 oranında olduğu tespit edilmiştir. En fazla bulunan beş reçine asidi; Abietik asit ve türevleri, Palustric asit, Podocapric asit, Pimarik asit ve Levopimaric asit olarak bulunmuştur. Ekstraksiyon reçinesinin distilasyonu üzerine bir fizibilite analizi gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen disitilasyon yöntemleri için İç Verim Oranı Analizi, Net Bugünkü Değer Analizi ve Başabaş Noktası Analizi gerçekleştirilmiştir. Fizibilite analizleri sonucunda su buharı altında vakumlu disitilasyon yönteminin ekonomik olarak en uygulanabilir yöntem olduğu düşünülmüştür.

Analitik kimya
Naile Angın
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye orman ürünleri sanayinin alt sektörler ve iller bakımından etkinliklerinin belirlenmesi

Günümüz dünyasında organizasyonların hedeflerine ulaşabilmeleri için kaynaklarını etkin bir biçimde kullanmaları gerekmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle pazar koşulları değişim göstermiş, organizasyonlar için bilişim ve iletişim teknolojileri vazgeçilmez birer unsur haline gelmiştir. Bu durum, yoğun rekabet içerisinde olan organizasyonların rakiplerine üstünlük sağlayabilmesi için performans değerlendirmelerini ön planda tutmalarına yol açmıştır. Performans ölçümlerinde karar verme birimlerinin (KVB) girdilerin kullanarak çıktıya dönüştürülmesi sonucunda elde edilen değerlerinin kıyaslanması ile mümkün olmaktadır. Girdi ve çıktı değerlerinin farklı ölçü birimlerinde olmasına rağmen aynı formülde birleştirilebilmesi performans ölçümünün pozitif yönlerinden en önemlisi olup, bir diğeri ise aynı parametre için organizasyonun farklı çalışma alanlarının kıyaslanmasına olanak sağlamasıdır. Performansın bir boyutu olan etkinlik kavramı açısından bakıldığında, etkin olan çalışma alanı "1,00" veya %100 üzerinden ölçümlendirilirken, etkin olmayan çalışma alanları ise etkin olan çalışma alanlarının aldığı değerden düşük değerler ile ölçümlendirilmektedir. Bu çalışmada Türkiye orman ürünleri sanayinde yer alan 17 alt sektör ve sektörün yaklaşık %90'ını kapsayan 16 ilin etkinlik analizleri karşılaştırılmalı olarak klasik Veri Zarflama Analizi (VZA) yöntemi ile etkin olan KVB'lerin sıralaması ise Süper Etkinlik (SE) yöntemi ile belirlenmiştir. Analizde veri seti olarak kullanılmak üzere alt sektörlerin etkinliklerinin belirlenmesinde 3 girdi ve 2 çıktı olmak üzere toplam 5 değişken, illerin etkinliklerinin belirlenmesinde ise 2 girdi ve 2 çıktı olmak üzere 4 değişken seçilmiştir. Klasik VZA modellerinde girdi ve çıktı odaklı olmak üzere 4 model, benzer şekilde SE modellerinde girdi ve çıktı odaklı olmak üzere 4 model olmak üzere toplamda 8 model ile analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmada etkin olan alt sektörler ve illerin tespit edilmesi ve etkin olmayan alt sektör ve illerin etkin olabilmesi için öneriler sunulması amaçlanmaktadır. Bu kapsamda hazırlanan hipotezlere cevaplar aranmaktadır. Alt sektörler bakımından klasik VZA modellerine göre ağaç ve ağaç ürünleri imalat sanayinden 1 alt sektör, kağıt ve kağıt türevleri imalat sanayinden 3 alt sektör ve mobilya imalat sanayinden 4 alt sektör olmak üzere toplam 8 alt sektör etkin çıkmaktadır. SE modellerine göre birinci sıradaki alt sektör kağıt ve kağıt türevleri imalat sanayinde, ikinci ve üçüncü sıradaki alt sektörler ise mobilya imalat sanayinde yer almaktadır. İller bakımından klasik VZA modellerine göre Kayseri, Sakarya ve Tekirdağ etkin çıkmaktadır. SE modellerinden toplam etkinlik modeline göre iller sırasıyla Kayseri, Sakarya ve Tekirdağ olarak sıralanmıştır. Teknik etkinlik modeline göre ise Kocaeli ve Bursa illeri de sıralamaya dâhil olmaktadır.

Doğan Memiş
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bir mobilya fabrikasında süreç analizi ve süreç iyileştirme

Değişen ve her geçen gün gelişen dünyada müşteri talep ve beklentilerini yerine getirerek müşteri memnuniyetini sağlamak firmaların en önemli amaçlarından bir tanesi, müşteri memnuniyeti ise firmaları başarıya ulaştırabilecek en önemli araçlardan biridir. Rekabet koşullarının sürekli değiştiği ve rakiplerin sürekli arttığı rekabetçi piyasada, firmalar sürdürülebilirliğini sağlamak ve başarıya ulaşabilmek için süreçlerini dinamik tutmalıdır. Bir sürecin iyileştirilebilmesi için o sürecin analiz edilmesi gerekmektedir. Bu noktada ise sürecin performansını etkileyen etmenlerin belirlenmesinde ve ortadan kaldırılmasında yalın üretim tekniklerinden faydalanılmaktadır. Bu çalışmada; literatürde bulunan süreç analizi ve süreç iyileştirme yöntemlerinin ışığında, bir mobilya firmasında süreç analizi ve süreç iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Müşterilerden gelen 8 aylık arıza bildirimleri incelenmiş, hataların çözümü için çalışmaya paketleme bölümünden başlanılmıştır. Final kalite kontrol bölümünün tespit ettiği 9 aylık hatalar raporlanmış ve hangi hata türüne öncelikle yoğunlaşılması seçiminde pareto analizi kullanılmıştır. Belirlenen hataların A3 yöntemiyle mevcut durumu analiz edilerek, balık kılçığı diyagramı ve 5N1K yöntemiyle hataların kök nedeni analizleri yapılmıştır. İMM (ilk madde ve malzeme) deposunda planlanan yenileme ve geliştirme çalışmalarında İMM depo ve diğer depolarda 5S çalışmaları yapılmıştır. Depo süreçleri analiz edilerek adresleme, kanban hazırlama gibi proseslerin sürelerinin azaltılması amacıyla süreç iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Sonuçta, final kalite kontrol bölümünde tespit edilen farklı malzeme kullanılması hatası (61 adet) balık kılçığı diyagramı yöntemiyle insan, makine, malzeme ve metot kaynaklı meydana geldiği, eksik malzeme kullanılması hatası (62 adet) 5N1K kök neden analizi yöntemiyle paketleme öncesi proseslerden, malzeme deponun modül kanban hazırlamasından ve örümcek adamın istifleri karıştırmasından meydana geldiği tespit edilmiştir. İMM depo tamamen yenilenerek 4600 olan adres sayısı 3 katına çıkarak yaklaşık olarak 14000'e ulaşmıştır. Yüz ölçümü olarak depo alanı 875 m²'den, 1650 m²'ye çıkartılmıştır. Malzemeler çeşitli kriterlere göre gruplanarak adresleri belirlenmiştir. Bu adresleme sayesinde kanban hazırlama süresinde %33 oranında iyileştirme sağlanmıştır. Metal profil deposunda arabalı sistemden konveyörlü sisteme geçilerek depolama alanında %6 oranında iyileştirmeler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak, paketleme bölümünde meydana gelen hataların diğer proseslerden süregeldiği saptanmıştır.

Ahşap endüstrisiOrman endüstrisi
Veli Çelik
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Biyolojik ekstrakt içerikli uyarıcı pasta hazırlanması ve akma reçine üretiminde kullanılması

Ülkemizde reçine üretimine elverişli türler, özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgesinde başta kızılçam (Pinus brutia Ten) ve sahil çamı (Pinus pinaster) olmak üzere yüksek reçine oranı olan zengin ibreli ağaç envanterimiz bulunmaktadır. Ancak ne yazık ki ülkemizde reçine üretimi son derece kısıtlı olup, ilgili sanayiler bu kalemde dışa bağımlı durumdadırlar. Kullanım alanlarının genişliği ile de dikkat çeken reçinedeki terebentinden; dezenfektan parfüm, yapıştırıcı, böcek ilaçları, zamk, temizlik kimyasal katkıları ve tekstil katkı kimyasallarına kadar çok sayıda ürün elde edilmektedir. Kolofandan, kâğıt, sabun, deterjan, kozmetik, boya, vernik, kauçuk ve yüzey parlatma endüstrisinde de faydalanılmaktadır. Planlamadaki yetersizlikler, üretim metotlarının geliştirilememesi, ürün kalitesinin yükseltilememesi ve yüksek maliyetler gibi sebeplerle ülkemizde reçine üretimi istenilen ölçüde yapılamamaktadır. Akma reçine üretiminde kullanılan uyarıcı nitelikteki kimyasallar, çoğunlukla verimi arttırmak ve yara donmasını geciktirmek için tatbik edilmektedir. Terebentinin uçarak açık yaraların hızla donması ve reçine akışının durması reçine üretiminde istenmeyen bir durumdur. Bu durumda yaraların işçiler tarafından tazelenmesi ve stimulant (uyarıcı kimyasal) uygulamasının tekrar tekrar yapılması gerekir ki bu doğal olarak işçilik maliyetlerini yükseltmekte ve bu alana yatırımı engellemektedir. Asit pasta metodunda kullanılan asitli kimyasalların işçi ve çevre sağlığına zararlı etkileri bulunmaktadır. Ayrıca asitli bileşenler reçine kanallarını tahrip ederek kanallarda reçine birikmesine (çıralanma), koyu kırmızı renk oluşmasına neden olduğu bilinmektedir. Çıralanma reçine üretildikten sonra sanayide kullanılacak odunun kalitesini olumsuz etkilemektedir. Bu çalışmada kullanılan kızılçam zararlısı olan kabuk böcekleri, Orthotomicus erosus (Akdeniz çam kabuk böceği) ve Ips sexdentatus'un (Oniki dişli çam kabuk böceği) ergin bireyleri Balıkesir Orman Bölge Müdürlüğü'nde yürütülen bir çalışmadan temin edilmiştir. İbreli ağaç zararlısı olan kabuk böcekleri ağaçlara arız oldukları ve reçine salgısını tetikleyebildikleri doğal ortamlarında saldırdıkları ağaçların yakınlarına kurulan türe has feromon tuzaklarına çekilerek toplanmış ve kısa sürede laboratuvar ortamına getirilerek toz haline getirilmiştir. Kabuk böcekleri kullanılarak yeni bir biyolojik pasta üretilmiş ve kızılçam ağaçları üzerinde açık yaralar üzerinde uygulanarak reçine salgısına etkileri gözlemlenmiştir. Kabuk böcekleri kullanılarak hazırlanan ekstrakta, etil alkol ve gliserol katkısı ile biyolojik katkılı stimulant 3 farklı konsantrasyonda hazırlanarak standart asit pasta ile verim, safsızlık, terebentin yüzdesi, terebentinde GC-MS analizi ve kolofan örneklerinde FTIR analizi gerçekleştirilerek reçine ve bileşenleri kimyasal içerik karakterizasyonu karşılaştırması yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda biyolojik pasta formülasyonlarının kullanılmasıyla ticari asit pasta örneklerinde görülen yaralı bölgeyi çok tahrip edip koyu kırmızı renk oluşumunun görülmediği, reçine verim sonuçlarında biyolojik pasta kullanılan örneklerde pozitif artışlar olduğu, biyolojik pasta formülasyonunda kullanılan gliserinin başarılı sonuçlar verdiği, reçine safsızlığı için reçine üretimi yapılacak alanların işletme amacına uygun şekilde hazırlanması gerektiği görülmüştür. GC-MS analizleri sonucunda üç farklı stimulant tipinde, terebentinde en fazla bulunan bileşenler α-pınene, delta3-carene, 2-β-pınene, limonene, alpha-terpineol, camphene ve caryophyllene olarak bulunmuştur. Kabuk böcekleri ile geliştirilen biyolojik pastanın geleneksel ticari asit pasta yerine kullanabileceğine inanılmaktadır. Kabuk böceklerinin feromon tuzaklarda toplanması ve faydalı bir ürüne dönüştürülmesi çalışmanın dikkat çeken diğer önemli ve inovatif çıktısı sayılabilir. Bununla birlikte bu çalışmanın konu hakkında çok sayıda ve detaylı yeni araştırmalara da yol açabileceğine inanılmaktadır.

Zuhal Karademir
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ham reçineden AlCl3 eşliğinde doğal terpen-rosin fenolik reçinelerin sentezi ve karakterizasyonu: Sıcaklığın etkisi

Reçine, başta kimya, kağıt, kozmetik, boya ve ilaç sektörü olmak üzere birçok farklı sektörde kullanılan oldukça değerli bir odun dışı orman ürünüdür. Türkiye, reçine üretimine elverişli kızılçam ormanlarına sahip olmasına rağmen yeteri kadar reçine üretimi yapılamamakta ve üretilen reçine piyasaya türevlendirilmeden ham olarak sunulmaktadır. Reçine ihtiyacı tamamen ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Gelişmiş birçok ülke reçineyi endüstriyel ürünlere dönüştürerek ekonomik olarak kazanç sağlamaktadır. Reçinenin yapısında bulunan terpenler yenilenebilir biyo-esaslı malzemeler için önemli bir potansiyel oluşturmaktadır. Özellikle kimya sektöründe birçok reaksiyonda başlatıcı olarak kullanılmaktadır. Günümüzde kullanılan sentetik reçinelerin çevreye verdiği zararlı etkileri ve kullanımına getirilen kısıtlamalar sebebiyle biyobozunur malzemelere ilgi ve talep giderek artmaktadır. Petrokimyasal ürünler yerine reçine gibi doğal ve çevreye uyumlu ürünler kullanılması hem çevreye hem de insan sağlığına olumlu yönde katkılar sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında, Balıkesir-Edremit'teki kızılçam ağaçlarının köklerinden ekstraksiyon yöntemiyle elde edilen ham reçine (CWR) ve damıtma ürünü terebentin kullanılarak reçinenin bir türevi olan terpen-rosin fenolik reçine sentezi gerçekleştirilmiştir. Farklı beş sıcaklıkta (40 °C, 50 °C, 60 °C, 70 °C ve 80 °C) üretilen deney örnekleri üzerinde sıcaklık etkisi incelenmiştir. Üretim safhasına geçmeden önce ham reçine distilasyon ile terebentin ve kolofana ayrılmış ve gaz kromotografi - kütle spektroskopisi (GC-MS) cihazı ile karakterize edilmiştir. GC-MS analiz sonuçlarına bakıldığında, terebentin yapısında bulunan 4 baskın bileşen sırasıyla α-pinen (%71,60), limonen (%9,11), kamfen (%8,3) ve β-pinen (%3,14) olarak tespit edilmiştir. Kolofanın yapısında ise en çok bulunan dört baskın bileşen sırasıyla dehidroabietik asit (%26,25), abietik asit (%10,06), podokarpik asit (%5,4) ve dihidroisopimarik asit (%5,01) olarak bulunmuştur. Terpen-rosin fenolik reçine örneklerinde, FTIR (Fourier-dönünüşümlü kızılötesi spektroskopisi) analizi, asit sayısı, sabunlaşma sayısı, yumuşama noktası ve renk tayini yapılmıştır. Analizler sonucunda; asit sayısı 104,11 ile 90,79 arasında; sabunlaşma sayısı 141,05 ile 105,07 arasında bulunmuştur. En yüksek asit sayısı 50 °C'de üretilen örnekte bulunurken en düşük asit sayısı 80 °C'de üretilen örnekte bulunmuştur. En yüksek sabunlaşma sayısı 50 °C'de üretilen örnekte bulunurken en düşük asit sayısı 60 °C'de üretilen örnekte bulunmuştur. Yumuşama noktası 70,80 ile 79,00 °C arasında bulunmuştur. En yüksek yumuşama noktasının 40 °C'de üretilen örneğe ait olduğu görülmüştür. Örneklerin rengi koyu-kahverengi-amber olarak tespit edilmiştir. En yüksek verim ise %82,16 ile 60 °C'de üretilen örnekte bulunurken en düşük verim 50 °C'de hazırlanan örnekte %79,90 olarak bulunmuştur. FTIR analizinde, kuvvetli bir şekilde kendini gösteren C-H ve karbonil (C=O) gerilme pikleri ile C=C gerilme titreşim pikleri gözlemlenmiştir. Karakteristik fenol bantları gözlemlenmiştir.

Merve Genç
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilyalarda kullanılan muadil birleştirme elemanlarının kalite gereksinimleri bakımından karşılaştırılması

Gelişen teknoloji ile kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen, yenilikçi ve modern mobilya trendleri Türkiye ile birlikte tüm dünyayı etkisi altına almıştır. Öyle ki, kalite ve estetik anlayışını yukarılara taşımak isteyen mobilya üreticileri, ürünleri üzerinde katma değer yaratabilecek her fırsattan faydalanmak istemektedirler. Bu fırsatlardan birisi de dünyada kabul görmüş marka ve kalite algısına haiz, Alman veya Avusturya menşeili mobilya aksesuar üreticilerinin ürünlerini tercih etmek olmuştur. Böylelikle ulusal ve/veya uluslararası pazarda rekabet avantajı yaratmanın ve daha kaliteli işler yapmanın imkânı doğmuştur. Zira mobilya üretiminde aksesuarın ithal yahut yerli olması durumu, yapılan işin niteliğine de etki etmektedir. Yukarıdaki anlatıdan hareketle, bu çalışmada Türkiye mobilya sektöründe önemli yeri olan firmaların kullandığı bir takım muadil birleştirme elemanları kalite gereksinimleri bakımından karşılaştırılmıştır. Bunu yaparken mobilya aksesuar endüstrisinde kullanılan ve benzer özelliklere sahip olan ray ve menteşe sistemlerinin fiziksel özellikleri ile kaliteleri kıyaslanmıştır. Bu kıyas oluşturulurken sektörün önde gelen üç büyük firmasının ray ve menteşe sistemlerine ait veriler toplanmış ve teknik özellikleri incelenmiştir. Gizlilik anlaşması gereği isimleri rumuzlarla değiştirilen bu üç firmanın teknik özellikleri bakımından kıyaslanan ürünleri geleneksel/modern raylar ve geleneksel/modern menteşeler olmak üzere dört farklı alt başlıkta toplanmıştır. Ayrıca menteşelerin niteliklerinin sınıflandırılması için açılma açısı, kapak kalınlığı, tas mesafesi, tas derinliği, derinlik ayar aralığı, bini ayar aralığı, yükseklik ayar aralığı, kalite sertifikası olmak üzere sekiz farklı karşılaştırma kriteri kullanılmıştır. Yine rayların niteliklerini sınıflandırmak adına bas aç özelliği, bas aç frenli özelliği, tam ve kısmi açılım özelliği, frenli kapanma özelliği, yanal ayarı, yükseklik ayarı, kullanılabilir maksimum ahşap kalınlığı, çekmece rayı uzunlukları, kalite sertifikası, taşıma kapasitesi, montaj tipi olmak üzere on bir farklı karşılaştırma kriteri kullanılmıştır. Çalışmada üç büyük markanın modellerinin karşılaştırmalı biçimde yorumlanması süreci çizelgeler üzerinden gösterilmiş, ayrıca bütüncül bir değerlendirme yapabilmek adına literatür taraması ve uzman görüşü yöntemine de başvurulmuştur. Böylelikle tüketicilerin bu ürünler hakkında ön bilgi sahibi olmalarının yanı sıra ürünlerin estetik ve temel fonksiyonlarının ötesine geçerek, tüm performans özelliklerini daha geniş bir açıdan görebilmelerine olanak sağlanmıştır.

Altay Şirvanlı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Zıvanalı birleştirmelerde dayanıklılığın yoğunlaştırılmış masif malzeme ile iyileştirilmesi

Bu çalışmada, dayanımı düşük olan kavak odunlarının yoğunlaştırılarak, mobilya endüstrisinde dayanıksız olduğu için tercih edilmeyen kavak odunun dirençli hale getirerek mobilya endüstrisi için katma değeri yüksek bir ürün olarak sunulması amaçlanmıştır. Bu amaç ile kavak odunları %10, 20, %30 oranlarında yüzey yoğunlaştırılması yapılmış olup, çerçeve konstrüksiyonlarında sıklıkla kullanılan gürgen odunu ile eğilme direnci, elastikiyet modülü ve liflere paralel basma direnci gibi bazı mekanik özellikleri karşılaştırılmıştır. Ayrıca, gürgen ve kavak odunlarından elde edilen T-tipi zıvanalı ve domino birleştirmelerin moment kapasitesi de karşılaştırılmıştır. Domino birleştirmelerde gürgen, kavak ve yoğunlaştırılmış kavak odunları kullanılmıştır. Gürgen odunun eğilme direnci 100,86 N/mm2 ve elastikiyet modülü 11211,22 N/mm2 iken kavak odununda bu değerler sırasıyla 56,22 N/mm2 ve 5775,65 N/mm2 bulunmuştır. Kavak odunun yoğunlaştırma miktarı %10 olduğunda 67,58 N/mm2 ve 7906,07 N/mm2, %20 olduğunda 74,90 N/mm2 ve 7873,47 N/mm2 ve %30 olduğunda ise 66,64 N/mm2 ve 7043,38 N/mm2'dir. Liflere paralel baralel basma direncinde de gürgen odunu 52,45 N/mm2 iken kavak odunu için 29,30 N/mm2 bulunmuştur. Yoğunlaşma miktarı %10 olduğunda liflere paralel basma direnci 32,75 N/mm2, %20 olduğunda 38,19 N/mm2 ve %30 olduğunda ise 43,17 N/mm2'dir. Yoğunlaştırma oranı %20 iken eğilme direnci, %10 iken elastikiyet modülünde yoğunlaştırmanın etkisi en fazladır. Liflere paralel basma direncinde ise %30 yoğunlaştırma miktarında gözlemlenmiştir. Yoğunlaştırma etkisinin en yüksek olduğu durumlarda bile kavak odunun mekanik özellikleri gürgen odununun daha düşüktür. T-tipi birleştirme örneklerinde gürgen odunundan yapılan zıvanalı birleştirmelerin moment kapasitesi (259,49 N.m) en yüksek iken yine bu odundan yapılan domino birleştirmenin moment dayanımı (194,53 N.m) onu takip etmektedir. Yoğunlaştırma etkisinin en fazla görüldüğü domino birleştirme ise 186,19 N.m ile %20 yoğunlaştırma oranıdır ve kavak odunundan yapılan zıvanalı birleştirmelerden (175,56 N.m) daha yüksek moment kapasitesine sahiptir. Yapılan çalışma sonuçlarına kavak odununun yoğunlaştırma etkisi hem masif malzemede hem de mobilya birleştirmelerinde %20 yoğunlaştırma miktarının uygun olduğunu göstermiştir. Ancak, bu yoğunlaştırma miktarınında bile dayanım özelliklerinin gürgen oduna göre daha düşük bulunmuştur. Yine de %20 yoğunlaştırılmış kavak odunu kullanılan domino birleştirmenin moment kapasitesi gürgen odunu kullanılan domino birleştirmelerinin moment kapasitesi ile arasında istatiksel bir fark olmaması, çalışma çıktılarının başarılı olduğu ve yoğunlaştırma ile mobilya birleştirmelerinin dayanımının iyileştirilebilidği gösterilmiştir. Anahtar kelimeler: Yoğunlaştırılmış odun, T-tipi mobilya birleştirme, Domino birleştirme, Zıvanalı birleştirme, Odunun mekanik özellikleri, Mobilya mekaniği,

Ahşap mobilya
Gizem Sayar
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geri dönüşüm ABS'den yanmaya dayanıklı odun polimer kompozit üretimi

Bu çalışmada, lignoselülozik malzeme olarak mobilya firması atığı olan testere tozlarından alınmış kayın odun unu ve termoplastik polimer olarak da yine mobilya firmasından atık olarak temin edilmiş ABS polimeri kullanılarak ekstrüzyon yöntemiyle odun plastik kompozitleri üretilmiştir. Sıcak presleme ile levha ürertimi gerçekleştirilen OPK malzemenin performans özellikleri belirlenmiştir. Odun plastik kompozitlerin (OPK) performanslarını iyileştirmek için uyumlaştırıcı ve yangın geciktiriciler kullanılmış, ve levha üzerindeki etkileri incelenmiştir. Birinci kısımda uyumlaştırıcı takviyesi yapılarak odun plastik kompozitler üretilmiştir. Üretilen kompozit malzemelerin termal, mekanik ve fiziksel özellikleri üzerinde yapılan çalışmalar sonucunda yanmaya dayanıklı ABS ahşap polimer kompozit üretiminde orman endüstri atıklarından elde edilen odun unu ve atık ABS'nin alternatif hammadde kaynağı olarak başarılı bir şekilde değerlendirilebileceği gösterilmiştir. Yangın geciktirici ilavesiyle kontrol örneklerinin daha iyi yanmazlık özellikleri kazandırdığı belirlenmiştir. Ayrıca, borlu bileşikler (BB) ve amonyum polifosfat (APP) yangın geciktirici olarak da odun plastik kompozit (OPK) üretiminde değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmında mekanik dayanımın yüksek olduğu uyumlaştırıcı içermeyen numune gruplarına yangın geciktirici eklenerek üretilen odun polimer kompozitler üzerinde analizler yapılmış ve yangın geciktirici malzemelerin, numunelerin yoğunluk miktarını, su alma ve kalınlık artışı miktarlarını az da olsa arttırdığı görülmüştür. Ayrıca, yangın geciktirici malzemelerin, odun unu içermeyen numunelerde çekme, eğilme direncinin ve çekme, eğilme elastikiyet modülünün bir miktar artmasını sağlarken, odun unu içeren numunelerde ise az miktarda olmasına rağmen bir düşüş yaşandığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak, yapılan analizler ve testler ışığında atık ABS matrisli ve atık odun unu takviyeli yanmaz bir kompozit malzemenin üretilebileceği ortaya konmuştur. Bu çalışma, çevre kirliliği, atık dönüşümü ve alternatif malzeme ihtiyacı gibi konuların önemine dikkat çekmiş ve sürdürülebilirlik ile geri dönüşümün önemini vurgulamıştır.

Geri dönüşümKompozit malzemelerOrman endüstrisi
Barbaros Vatansever
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğal terpen-rosin fenolik reçinenin çevreci bir yaklaşımla sentezi ve yapay sinir ağları ile modellenmesi

Günümüzde artan çevre ve sağlık kaygıları, tüketicilerin doğal malzeme ve kaynaklara olan ilgisini artmıştır. Bununla birlikte, dünyada sentetik kimyasalların tüketimine getirilen kısıtlamalar sektörü zorunlu olarak biyobazlı ürünlere yönlendirmektedir. Doğal reçine, polimerleşmeye ve türevlendirilmeye uygun zengin monomer içeriği sebebiyle kağıt, yapıtırıcı, boya gibi birçok endüstride kullanılmaktadır. Bu tezde, çam köklerinin ekstraksiyonuyla elde edilen doğal reçinenin terpence zenginleştirilmesi ve ardından fenol ile muamele edilmesiyle katma değeri yüksek, ülkemiz için yeni ve yerli bir reçine türevi olan; terpen-rosin fenolik reçinenin (TRPR) sentezlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca nihai ürünün fiziksel ve kimyasal özelliklerinin karakterize edilmesi ve ithal edilen ürünler yerine ikamesi hedeflenmektedir. Sentez reaksiyonlarında özgün olarak, çevreci ve tekrar kullanılabilir ion-exchange bir katalizör olan Amberlyst15 kullanılmıştır. Bununla birlikte, farklı hammade oranı (terpen/doğal reçine), sıcaklık (50-80°C) ve basınç (1-4 atm) parametreleriyle üretilen TRPR örneklerinin kimyasal yapısı Fouirer Transform Infrared Spektroskopi (FTIR), Nükleer Manyetik Rezonans (NMR) ve Jel Geçirgenlik Kromatografisi (GPC) analizleri ile incelenmiş ve sentez reaksiyonlarının başarıyla gerçekleştiği görülmüştür. Sentezlenen TRPR örneklerinin, renk skalası, yumuşama noktası, asit ve sabunlaşma sayıları tespit edilmiştir. Karakterizasyon verilerine göre deneysel parametrelerin optimizasyonu için Yapay Sinir Ağı (ANN) modellemesi uygulanmıştır. ANN modellemesi 3 girdi (basınç, sıcaklık ve terpen/doğal reçine oranı) ve 4 çıktı (reaksiyon verimi, asit sayısı, sabunlaşma sayısı ve yumuşama noktası) ile tasarlanmıştır. TRPR üretimi girdi ve proseslerinin çevreye olan etkilerini değerlendirmek amacıyla Yaşam Döngüsü Analizi (YDA) gerçekleştirilmiştir. Dahası, Türkiye'de TRPR üretiminin yatırım yapmaya değer olup olmadığı ekonomik fizibilite analizi yapılarak değerlendirilmiştir. En yüksek TRPR verimi (%84,79) 80°C'de ve 3 atm'de 1/2 terpen/doğal reçine oranı ile elde edilmiştir. TRPR örneğinin ortalama molekül ağırlığı (Mw) ise 560 g/mol bulunmuştur. Ayrıca, TRPR'nin yumuşama noktası 40°C ile 80°C arasında bulunmuştur. TRPR örneklerin asit sayısının 90,55-149,33 mg KOH/g, sabunlaşma sayısının ise 100,12-167,79 mg KOH/g arasında değiştiği gözlemlenmiştir. YDA sonuçlarına göre, TRPR üretim sürecinin çoğunlukla abiyotik tükenme (138091,6 kg Sb eq) ve karasal toksisite (3,90E+12 kg 1,4-DB eq) kategorilerinde çevresel etkileri olduğu tespit edilmiştir. Ekonomik fizibilite göstergelerine göre yatırımın geri dönüş süresi 0,32 yıl olarak bulunmuştur. Tüm bulguların ışığında, TRPR'nin kağıt, mürekkep ve yapıştırıcı endüstrisinde kullanım için daha çevreci ve ekonomik bir ara ürün alternatifi olacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Doğal reçine, Tekrar kullanılabilir katalizör, Terebentin, Terpen rosin fenolik reçine, Yapay sinir ağları, Yaşam döngüsü analizi

Naile Angın
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kent donatıları üretim tesislerinde gürültü ölçümü ve uygulamaları

Türkiye'de ve tüm dünyada etkili olan Kovit-19 pandemi süreci insanları kapalı alanlardan ziyade rahat nefes alabilecekleri, yeterli oksijen ve sosyal mesafenin sağlanabildiği açık alanlara rağbet etmelerine sebep olmuştur. Bu taleple birlikte mevcut durumda bile öneme sahip olan kent parklarının ehemmiyetini arttırmış ve bank, kameriye, piknik masası, çardak vb. kent donatılarının üretimine daha fazla yönelmeye sebep olmuştur. Bu araştırmada kent donatısı üretim tesislerinde makine bazlı, bölgesel ve kişisel gürültü maruziyetlerini tespit ederek bölgesel ses haritası çıkarılıp hem bölgesel hem de çalışanlar üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Kent donatılarının üretildiği tesislerde Orman endüstri makineleri ve el aletleri kullanılmaktadır. Bu makineler ve el aletleri kullanımı sonucunda tesis içerisinde gürültü oluşmaktadır. 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanununda işletmelerdeki gürültü üst sınırı 85dB(A) olarak belirlenmiştir. Bu sınır aşıldığı zaman kişisel koruyucu donanım (KKD) kullanılması gerekmekte ve gerekli tedbirlerin alınmaması sonucu işitme kaybı, sinirlilik, odaklanma problemi ve iş kazası ve kalıcı meslek hastalığı oluşabilmektedir. Bu çalışma ile işletme içerisinde kullanılan makineler tespit edilerek makinelerin çıkarmış oldukları gürültü seviyeleri, kişisel maruziyetler ve bölgesel ses seviyeleri ölçülerek çalışanların gürültüden korunmasının sağlanması ve sonucu olacak olan meslek hastalığı ve iş kazası risklerini ortadan kaldırmak olacaktır. Anahtar kelimeler: İş güvenliği, Gürültü maruziyeti, Meslek hastalığı, Mobilya üretimi

Taha Işık
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Geopolimer bağlayıcılı liflevha geliştirilmesi ve bazı değişkenlerin levha özellikleri üzerine etkisinin incelenmesi

Son yıllarda çimentonun neden olduğu sera gazı emisyonunun azaltılmasına yönelik pek çok araştırma yapılmaktadır. Yapılan çalışmaların sonucunda düşük CO2 emisyonu, yüksek mekanik ve dayanıklılık özellikleri nedeniyle, üçüncü nesil çimento olarak kabul edilen geopolimerler, Portland çimentolarına (PC) alternatif olarak kullanılabilecek çevre dostu bir ürün olarak görülmektedir. Bu tez çalışmasında, yapı endüstrisinde kullanılabilecek geopolimer bağlayıcılı liflevhaların (GBL) geliştirilmesi amaçlanmaktadır. İki bölümden oluşan çalışmada, 1. bölümde cam lifi, kenevir lifi ve life ön işlem (%1 NaOH, sıcak su) uygulanarak üretilen çimentolu liflevhalar üretilmiştir. Üretilen çimentolu lif levhalarda 1,3 g/cm3 hedef yoğunluk belirlenmiştir. 1/4 odun lifi-çimento oranı ve odun-çimento uyumsuzluğunun giderilmesi amacıyla %5 CaCl2 kullanarak, 350 mm x 300 mm x 10 mm boyutlarında tek tabakalı çimentolu liflevhalar üretilmiştir. 42,5 CEM II çimento tipi ve %100 çam lifi ile üretilen levhalar 2-3 N/mm2 basınç altında 24 saat kürlendikten sonra 28 gün süreyle % 65 rutubet ve 21 °C sıcaklıkta bekletilerek kondisyonlanmıştır. Üretilen levhalardan standartlarda belirtilen ölçülerde test örnekleri hazırlanarak, yoğunluk, 24 saatteki su alma miktarı (SA) ve kalınlığına şişme (KŞ), eğilme direnci (ED), eğilmede elastikiyet modülü (EM) ve iç yapışma direnci (İYD) belirlenmiştir. Örnekler üzerinde ayrıca Fouirer Transform Infrared Spektrofotometre (FTIR), X-ray Fluorescence (XRF), X-ray Diffraction (XRD) ve Scanning Electron Microscobe (SEM) analizleri yapılmıştır. 2. bölümde çimento yerine bağlayıcı olarak 2.5:1 oranında sodyum silikat ve 12 M sodyum hidroksitten oluşan alkali aktivatör karışımı, metakaolin (MK) ve uçucu kül (UK) karışımı ile geopolimer sentezlenmiştir. Ardından optimum lif oranı belirlenmesi için %20, 10 ve 5 oranında lif ilavesi ile geopolimer bağlayıcılı lif levhalar (GBL) üretilmiştir. %5 Lif oranı belirlendikten sonra optimum kürleme için üretilen levhalar 100 ºC 6 saat, 60 ºC 24 saat ve 28 gün oda koşullarında bekletilmiştir. %5 odun lifi ve 60 ºC kürleme sıcaklığının belirlenmesinin ardından, 350 mm x 300 mm x10 mm boyutlarında kalıpta, çimentolu liflevha üretimi ile aynı prosedürde levhaların tamamı üretilmiştir. 3. bölümde geopolimer sentezi yüksek fırın cürufu (YFC) kullanılarak yapılmıştır. Sodyum hidroksit ve silikat oranları, sodyum hidroksit molaritesi, lif oranı belirlenmesi 2. Bölümde oluşturulan çalışma deseni ile yapılmıştır. Kürleme 40 ºC 6 saat ve 25 ºC 24 saat olarak yapılmıştır. Optimum kürleme 40 ºC belirlenmiştir. Levhalar 1. Ve 2. bölümde belirtilen boyutlarda üretilmiştir. 1., 2. Ve 3. bölümde üretilen tüm kompozit malzemelere, matris içindeki lif miktarının %3, 6 ve 9 oranında cam lifi ve kenevir lifi eklenmiş, ve levha özelliklerine etkisi incelenmiştir. Çalışmada, gruplar arası yoğunluk değerleri hedef yoğunluğa (1,3 g/cm3) yaklaşık değer bulunmuştur. En yüksek yoğunluk değeri ÇBL örneklerindedir. Sırasıyla YFC ve UK ile sentezlenen GBL örnekleri gelmektedir. Eğilme direnci bulguları arşılaştırıldığında, her bir levha için standart karşılanmıştır (ortalama ÇBL 9 N/mm2, GBL (UK) 7 - 9 N/mm2 ,GBL (YFC) 8 - 9 N/mm2). En yüksek elastikiyet modülü yüksek fırın cürufu ile sentezlenen GBL örneklerden elde edilmiştir (ortalama 5315 N/mm2). Her bir levhanın İYD sonuçları standartı karşılamaktadır. Her bir gruptan elde edilen levhaların hidrofobik özllikte olduğu, TGA sonuçları değerlendirildiğinde malzemenin termal kararlığının olduğu bulunmuştur. Isıl iletkenlik değerleri tüm gruplarda standartı karşılamaktadır. Elde edilen verilerde (fiziksel ve mekanik özellikler) istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığını bulmak için ANOVA testi yapılmıştır. ANOVA testi IBM SPSS Statistics programında General Linear Model opsiyonu içerisinde yer alan Univariate analizi ile yapılmıştır.

Şebnem Sevil Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hibrit çapraz lamine kerestelerinin deneysel ve numerik analizi

Bu çalışma, farklı odun türleri ve katman kalınlıklarının hibrit çapraz lamine kereste (ÇLK) panellerin yapısal performansı üzerindeki etkilerini deneysel ve nümerik yöntemlerle incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Uludağ göknarı, ladin ve kavak türleri kullanılarak homojen ve hibrit ÇLK konfigürasyonları oluşturulmuş; bu panellerin mekanik özellikleri detaylı olarak analiz edilmiştir. Deneysel testler kapsamında eğilme direnci, elastikiyet modülü, kayma modülü, vida tutma kapasitesi, yuvarlanma kesme dayanımı, basma dayanımı ve bindirme kayma dayanımı gibi kritik parametreler ölçülmüştür. Elde edilen sonuçlar, ladin odununun özellikle eğilme direnci, elastikiyet modülü, basma dayanımı ve vida tutma kapasitesi açısından diğer türlere kıyasla üstün performans sergilediğini ortaya koymuştur. Göknar ve kavak odunları ise daha düşük yoğunluk ve mekanik özelliklere sahip olmakla birlikte, hibrit panellerde uygun kombinasyonlarla mekanik performans iyileştirilebilmiştir. Katman kalınlığı, özellikle dış katmanlarda kullanılan malzemenin kalınlığı, panellerin eğilme direnci ve kayma modülü gibi mekanik özelliklerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. 20 mm dış katman kalınlığına sahip paneller, 18 mm kalınlığa göre genellikle daha yüksek mekanik dayanım ve rijitlik değerleri sunmuştur. Ayrıca, hibrit katman dizilimlerinin panellerin hafiflik ve mekanik performans açısından optimizasyonuna olanak sağladığı belirlenmiştir. Tahribatsız muayene yöntemiyle elde edilen dinamik elastikiyet modülü değerleri, homojen panellerde statik ölçümlerle yüksek uyum gösterirken, hibrit panellerde ölçüm noktaları arasındaki varyasyonun önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir. Bu durum, farklı odun türlerinin mekanik uyumsuzluğu ve katman geçiş bölgelerinin dalga yayılımı üzerindeki etkisiyle açıklanmıştır. Sonlu elemanlar yöntemiyle yapılan nümerik analizler, özellikle homojen 18-18-18 mm katman kalınlığına sahip panellerde deneysel sonuçlarla yüksek uyum göstermiştir. Ancak, 20-14-20 mm gibi asimetrik kalınlığa sahip hibrit panellerde deneysel ve nümerik sonuçlar arasındaki farklar belirgin şekilde artmıştır. Bu durum, nümerik modellerin malzeme heterojenliği, katman geçişleri ve yapısal asimetrileri tam anlamıyla yansıtamadığını göstermektedir. Araştırma, hibrit ÇLK sistemlerinin yapısal performansını artırmak için uygun odun türü kombinasyonlarının ve katman kalınlıklarının seçilmesinin önemini vurgulamaktadır. Ayrıca, nümerik modellemelerde malzeme ve geometrik heterojenliklerin daha detaylı ele alınmasının gerekliliği ortaya konmuştur. Sonuç olarak, hibrit ÇLK paneller, sürdürülebilir ve verimli yapı malzemesi olarak ahşap yapı sektöründe geniş uygulama potansiyeli taşımaktadır.

Halil Karatay
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Hibrit tutkal formülasyonlarının geliştirilmesi ve yonga levhada performans özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada ahşap panel sektöründe levha üretimi için kullanılan kızılçam odunlarından elde edilen ve atık olarak kullanılan kabukların değerlendirilerek biyobazlı tutkallar üretilmesi amaçlanmıştır. Biyobazlı tutkallarla ticari üre formaldehit (UF) tutkalı ile belirli oranlarda karıştırılarak 16 mm kalınlığında yonga levhalar üretilmiştir. Çalışmada kullanılan kızılçam (Pinus brutia) kabukları Kastamonu Entegre Ağaç San. (KEAS) Balıkesir tesislerinden temin edilerek biyobazlı tutkal için ekstraksiyon işleminde kullanılmıştır. Yonga levha üretiminde kullanılan UF, parafin, sertleştirici ve odun yongaları KEAS Gebze tesislerinden temin edilmiştir. Atık durumda bulunan ve bertaraf maliyeti oluşturan, elektrostatik filtre sonrası ortaya çıkan katran malzemesi KEAS Gebze tesisinden temin edilmiştir. Katran malzemesinin tutkal içerisine belirli oranlarda katılabilmesi için toluen, aseton, ethanol gibi çözücülerde çözünebilme imkanları araştırılmıştır. Tutkal formülasyonlarının modifikasyonu için p-toluen sülfonik asit (PTSA), heksametilentetramin (HMTA), furfuril alkol (FA), gluteraldehit (GA) kimyasalları kullanılmıştır. Tutkal performansının ölçülebilmesi için pH, viskozite, katı madde tayini, yüzey gerilimi, lap shear, FTIR, SEM, TGA, DSC, XRD gibi karakterizasyon çalışmaları yapılmıştır. Üretilen levhaların performansını ölçmek için ise fiziksel ve mekanik testler yapılmıştır. Bu testlerin dışında tanen tutkallı levhaların yanma performansını test etmek amacıyla, Bursa Teknik Üniversitesi (BTU) laboratuvarlarında bulunan test düzeneği ile TS EN ISO 11925-2 standartına göre yanma testleri gerçekleştirilmiştir. Yapılan test neticesinde, tutkal içerisine tanen katılmasının, levhaların yanma özellikleri üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Hibrit tutkallar ile üretilen levhaların formaldehit tayini için perfaratör yöntemine göre test yapılmıştır. Ekstraksiyon sonrası üretilen tanen tutkalının katı maddesi %40 olarak ölçülmüştür. Ekstraksiyon verimi %26,34, stiasny sayısı ise 72,41 olarak tespit edilmiştir. Biyobazlı tutkal içerisindeki anorganik madde oranını hesaplamak için kül tayini yapılmış ve ortalama olarak %4,46 olarak bulunmuştur. Tanen tutkalından UF tutkalı içerisine %5-10-20 oranlarında, katran malzemesinden ise %1-3-5 oranlarında katılarak hibrit tutkal formülasyonları oluşturulmuştur. Tutkal testleri ve üretilen levhaların test değerleri incelendiğinde UF tutkalına en yakın fiziksel ve mekanik sonuçlar TUF ve TUG levhalarından elde edilmiştir. UF tutkalı ile üretilen levhaların çekme testi sonucu 0,88 N/mm2, FA ile üretilen TUF levhalarında 0,80 N/mm2, GA ile üretilen TUG levhalarında ise 0,78 N/mm2 olarak tespit edilmiştir. Formaldehit testi sonucu en düşük değer %100 tanen tutkalı ile elde edilmiştir. Tutkal formülasyonları içerisindeki tanen katılım oranı arttıkça formaldehit test değerlerinin düştüğü görülmüştür. Katran malzemesinin çözünmesi, tutkal içerisinde homojen dağılmasında zorluklarla karşılaşılmıştır. Katran malzemesi kullanılarak üretilen levhaların performans özelliklerinde düşük değerler elde edilmiştir. Katranın tutkal formülasyonları içerisinde katkı malzemesi olarak kullanılmasının uygun olmadığı ortaya konulmuştur. Tanen katılım oranı arttıkça levhaların fiziksel ve mekanik değerlerinin bir miktar azaldığı ancak P2 sınıfı test değerlerini sağladığı tespit edilmiştir.

Hasan Işık
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı kabuklardan hazırlanan tanen biyotutkalının yonga levha üretiminde kullanılması ve performans özellikleri

Odun kompozitlerinin üretimi esas olarak üre formaldehit (UF), fenol formaldehit (PF) ve melamin üre formaldehit (MUF) gibi petrokimyasal bazlı ve formaldehit içeren tutkallara dayanır ve bunlar belirli koşullar altında sağlık ve çevre için sorunlar oluşturabilir. Bu çalışmanın amacı, genel olarak yenilenebilir bir tanen bazlı tutkalların yonga levha üretiminde kullanım potansiyelini ortaya çıkarmaktır. Bu tez çalışmasında, biyobazlı tanen tutkalı üretimi yapılmıştır. Biyotutkal sentezinde kullanılan tanenler Kastamonu Entegre A.Ş'nin Balıkesir Fabrikası'nda ortaya çıkan endüstriyel atık kızılçam (Pinus brutia) kabuğu ve Bursa Karacabey Bölgesinde bulunan Endüstriyel Ağaç Tasarımı ve Ticaret A.Ş'nin (ENAT) hammadde deposundaki atık sahil çamı (Pinus pinaster) kabuklarından elde edilmiştir. Kabuk örneklerinden tanen ekstraksiyonu için sıcak su, sodyum sülfit+sodyum karbonat, üre ve boraks çözeltileri ile belirlenen oranlarda ekstraksiyon çalışmaları yapılmıştır. Daha sonra elde edilen sulu tanen çözeltilerinde stiasny sayısı ve tanen verim değerleri belirlenmiş, %40'lık tanen çözeltilerinin tanen katı maddesi, viskozite, pH ve yoğunluk gibi özellikleri ortaya konulmuştur. Sonraki aşamada kızılçam ve sahil çamı taneni kullanarak biyotutkal üretimleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen biyotutkalın özelliklerini ortaya koymak için tutkal katı maddesi, jel zamanı, viskozite, pH ve yoğunluk değerleri belirlenmiştir. Biyotutkal örneklerinde yapısal karakterizasyon amacıyla FTIR analizi, termal stabilite özelliklerinin belirlenebilmesi için Termogravimetrik Analiz (TGA) ve kürlenme prosesini aydınlatmak için Difransiyel Taramalı Kalorimetre Cihazı (DSC) kullanılmıştır. Buna ek olarak karakterizasyon amacıyla biyotutkallarda yüzey gerilimi ve yapışma performans özellikleri lap shear testi ile belirlenmiştir. Bunların yanında toz tanen ve kürlenmiş biyotutkal örneklerinde kristalografik özelliklerini belirlemek amacıyla XRD analizleri yapılmıştır. Kabuk sulu tanen çözeltilerinde yapılan tanen verim değelerinde en yüksek verim %23,72 ile kızılçam sodyum sülfit ekstraksiyonunda, en düşük verim değeri ise 6,11 ile sahil çamı örneğinin su ekstraksiyonunda belirlenmiştir. Stiasny sayısı değerlerinde ise en yüksek %107,65 ile kızılçam üre tanen çözeltisinde belirlenmiş iken, en düşük ise %74,12 ile kızılçam sülfit tanen çözeltisinde belirlenmiştir. Biyotutkal özellikleri belirlendikten sonra her biyotutkal örneği ile kalınlığı 16 mm olan 640 kg/m3 yoğunluklu yonga levha üretimi yapılmıştır. Üretilen levhaların fiziksel ve mekanik özellikleri belirlenmiştir. Aynı zamanda levhalarda formaldehit emisyon değeri, temas açısı, biyotutkal ahşap yüzey etkileşimi için ışık mikroskobu (LM) ile görüntüleme, mikroyapısal karakterizasyon amacıyla taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile görüntüleme ve son olarak levha örneklerinin yanma dayanım değerleri ortaya konulmuştur. Test sonuçları incelendiğinde kızılçam ve sahil çamı biyotutkalları ile üretilen levhalara ait rutubet değerleri en yüksek kızılçam sülfit biyotutkalı (KSB) ile üretilen levhalarda belirlenmiş iken, en düşük değer ise sahil çamı üre biyotutkalı (SÜB) ile üretilen levhalarda bulunmuştur. Genel olarak üç tabakalı yonga levha standartlarında verilen rutubet değelerini biyotutkallardan sadece SÜB ile üretilen levhalar sağlamış iken, ona en yakın ise kızılçam üre biyotutkalı (KÜB) ile üretilen levhalarda belirlenmiştir. Tüm biyotutkallar ile üretilen levhalarda su alma oranları standart değerlerini karşılarken, kalınlık artımı (2 saat şişme) değerlerinde ise KÜB ve sahil çamı sülfit biyotutkalı (SSB) ile üretilen levhalar hariç diğer levhalarda yüksek değerler elde edilmiştir. Levhaların yoğunluk dağılımları incelendiğinde gruplar arasında istatistiksel bir fark bulunamamıştır. Mekanik test sonuçlarına göre eğilme direnci ve elastikiyet modülü değerleri arasındaki ilişkide, UF'ye en yakın değerler KÜB levha örneğinde bulunmuştur. Yüzey sağlamlığı değerleri üzerine etkisinde ise en yüksek değer KÜB levha örneğinde belirlenmiştir. Çekme direnci değerlerinde, kontrol grubu UF'ye en yakın sonuç KÜB ile üretilen levhalarda ortaya konulmuş iken, KÜB'den sonra en yüksek değerler sırası ile SSB, SÜB, KSB ve KB levha örneklerinde bulunmuştur. Levhalarda formaldehit emisyonu tüm biyotutkallarda düşük (iyi) sonuçlar verirken, ticari UF'de en yüksek (kötü) formaldehit emisyon değerleri görülmüştür. Bunlara ek olarak levhalarda temas açısı, ışık mikroskobu ile görüntüleme, SEM ve yanma dayanımı gibi çalışmalarda yapılmıştır. Temas açısı test sonuçlarına göre en yüksek temas açısı UF'den sonra KÜB örneğinde bulunmuştur. Işık mikroskobu ile görüntüleme ve SEM analiz sonuçlarına göre UF ile birlikte KÜB ve SSB örnekleri ile üretilen levhalarda daha iyi penetrasyon özelliklerinin görüldüğü ortaya konulmuştur. Yanma dayanımı sonuçlarına göre alev yüksekliği tüm biyotutkallar ile üretilen levhalarda UF'ye göre daha düşük bulunmuştur.

Özkan Cırrık
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Erken okul çağı çocuklarının duyusal gelişimleri için ahşap ürün tasarımı

Bu tez çalışmasında, erken okul çağındaki (6–12 yaş aralığında) çocukların duyusal gelişim süreçlerini desteklemek amacıyla, pedagojik, psikolojik ve tasarım odaklı ilkeleri bir araya getiren algı odaklı bir ürün tasarımı geliştirilmiştir. Duyusal gelişim, bu yaş grubundaki çocukların bilişsel, sosyal ve duygusal becerilerinin temelini oluşturmaktadır. Özellikle oyun ve öğrenme süreçlerindeki çoklu duyusal uyaranlara verdikleri tepkiler, gelişimsel ilerlemelerini doğrudan etkilemektedir. Bu kapsamda çalışma, kullanıcı merkezli bir yaklaşım özümsenerek Tasarım Odaklı Düşünme metodolojisi temelinde empati kurma, problem tanımlama, fikir üretme, prototipleme ve değerlendirme olmak üzere beş aşamalı bir süreç uygulanmıştır. Veri toplama sürecinde, çocuklar ve öğretmenler ile ön anket, yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan veriler, çocukların duyusal tercihlerine, çevresel uyaranlara verdikleri tepkilere ve ürünle etkileşim alışkanlıklarına dair bir çok açıdan bakılarak bir analiz yapılmasını sağlamıştır. Geliştirilen ürün, kahon müzik enstrümanı özelliği entegre edilmiş sekizgen formlu bir masa ve aynı özellikli oturaklardan oluşmaktadır. Tasarımda ahşap ana malzeme olarak tercih edilmiştir. Oturakların oturma yüzeylerinde şişe mantarından minder kullanımı ile dokunsal oturma yüzeyleri ve uzun süreli kullanımda hava deliklerinden lavanta kokusu çıkması için yerleştirilmiş olan küçük lavanta keseleri dahil edilmiştir. Böylece çokduyulu bir etkileşim alanı oluşturulmuştur. Alt yüzeylerinde tekerlekler bulunan oturakların, masa altına yapboz mantığıyla yerleştirilmesi aynı zamanda yüzeylere çizilmiş eşlenen grafikler ise çocukların görsel eşleştirme ve dikkat gelişimi gibi becerilerini desteklemeye yöneliktir. Tasarımın değerlendirme aşamasında, ürünün işlevsel, estetik, pedagojik ve ergonomik kriterlere uygunluğu gözlemlerle ve araştırmalar ile analiz edilmiştir. Aynı zamanda güvenlik, kullanıcı konforu ve materyal dayanımı gibi unsurlar da dikkate alınmıştır. Tasarlanan ürün, çocukların aktif katılımını, sosyal etkileşimini ve duyusal uyarılma düzeyini artırmaya yönelik olarak tasarlanmış olup, sınıf içi uygulamalarda, oyun alanlarında ve eğitim destek programlarında kullanılabilecek potansiyele sahip olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, duyusal ihtiyaçlara dayalı kullanıcı odaklı tasarım ilkeleriyle şekillendirilmiş yenilikçi bir prototip sunarak, çocuklara yönelik eğitim materyali tasarımı alanında hem literatüre katkı sunmayı hem de gelecek araştırmalara metodolojik bir örnek teşkil etmeyi hedeflemektedir.

Ece Acaroğlu Bilal
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Isıl işlemli ahşabın yanmaya karşı dayanımının arttırılması

Isıl işlemli ahşap keresteler alışveriş merkezi, villa, otel inşaatı gibi lüks yapılarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla daha çok ısıl işlem görmüş ayous, çam, dişbudak, ladin ve iroko ahşap malzeme tercih edilmektedir. Isıl işlemli ahşap malzemeler boyutsal stabilite, mantar-böcek dayanımı, düşük denge rutubet miktarı gibi önemli avantajlara sahiptir. Ancak ahşap yanabilen bir malzemedir. Ülkemizde ahşap sektöründe, bu malzemeler için yanmayı geciktiricilerin kullanılmasının önemi; 2023 yılında İzmir'de bir sitede ve 2025 yılında Kartalkaya'da bir otelde çıkan yangın sonrasında daha da artış göstermektedir. Ülkemiz yapı endüstrisinde ısıl işlemli ahşap ürünler yaygın olarak kullanılmakta olup bu ürünler dış ortam uygulamalarında üst yüzey maddeleri ile birlikte kullanılmaktadır. Ancak ahşap ve ahşap malzemenin dış ortam koşullarında daha dayanıklı hale gelmesini sağlayan üst yüzey koruyucular, malzemeyi yanmaya karşı dayanıklı hale getirememektedir. Bugün ülkemiz ahşap yapı endüstrisinin en önemli konularından biri de ısıl işlemli ahşabın yanmaya karşı dayanımının arttırılmasıdır. Bu çalışmada, belirtilen probleme yönelik bir çözüm önerisi araştırılmıştır. Bu çalışmanın amacı, dış ortam koşullarında yaygın olarak kullanılan ısıl işlemli çamın, fosfat esaslı bir yanmayı geciktirici madde ile muamele edilmesi ve ardından üst yüzey koruyucu maddeler kullanılarak dış ortamın bozundurucu faktörlerine ve yanmaya karşı dayanıklı hale getirilmesidir. Bu amaçla endüstriyel bir tesiste ısıl işleme tabi tutulan çam odunu örnekleri %5, %10, %17 ve %20 konsantrasyonlarda emprenye edilmiş, ardından dış cephe için geliştirilen yüzey koruyucu üst yüzey madde ile kaplanmıştır. Muamele edilen örneklerin yarısı AWPA E11 standardı esas alınarak yıkanma testine tabi tutulmuştur. Örneklerin yanmaya karşı dayanımı TS EN ISO 11925-2 standardına göre aleve doğrudan maruz kaldığında tutuşabilirlik seviyesinin belirlenmesi ile incelenmiştir. Test örnekleri, endüstriyel olarak uygulanan ticari bir yanma geciktirici maddesi ile işlenmiş referans örnekler ile kıyaslanmıştır Sonuç olarak, emprenye edilen tüm örneklerin kontrol örneklerine kıyasla yanmaya karşı dayanımı arttırdığı, tek başına üst yüzey işlem maddesinin çok fazla etki sağlamadığı, emprenye edilen gruplar içinde %17 konsantrasyonlu stok çözeltinin en iyi sonucu verdiği, konsantrasyon azaldıkça yanmaya karşı dayanımın azaldığı, emprenye edilen örnekler ile referans örnekler arasında önemli bir farklılık görülmediği ve hatta bazı parametreler açısından %17 konsantrasyonun referans maddeden daha iyi sonuçlar verdiği tespit edilmiştir. Nemli ve su ile temas eden kullanım yerleri için üst yüzey uygulaması ve emprenye işleminin birlikte kullanılması önerilmektedir.

Vahit Eşener
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kavak kaplamalardan alternatif kontrplak üretimi

Bu çalışmada, I-77/51 kavak soyma kaplamaları kullanılarak alternatif kontrplak üretmek ve üretilen malzemenin fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkilerini araştırmaktır. Araştırma kapsamında, FF tutkalı kullanılarak 7, 9 ve 11 katlı levhalar üretilmiştir. Üretilen levhaların pres basıncı 8 kg/cm2 ve pres sıcaklığı 125 °C sabit tutularak presleme süresi ise yaklaşık olarak 1 mm/dk olarak belirlenmiştir. Levha taslağı hazırlanırken; 7 katlı levhalar için;7 katlı kontrplak,7 katlı alternatif kontrplak ve 7 katlı KTK 3 farklı levha, 9 katlı levhalar için; 9 katlı kontrplak, 9 katlı alternatif kontrplak-I, 9 katlı alternatif kontrplak-II ve 9 katlı KTK 4 farklı levha, 11 katlı levhalar için ise; 11 katlı kontrplak, 11 katlı alternatif kontrplak ve 11 katlı KTK 3 farklı levha olacak şekilde, 10 farklı levhada kaplama yönlendirme kombinasyon çalışması yapılmıştır. Üretilen levhaların fiziksel özelliklerinden yoğunluğu TS EN 323 (1999), su alma miktarının belirlenmesi TS EN 317 (1999), kalınlık artımlarının belirlenmesi TS EN 317 (1999; mekanik özelliklerinden eğilme direnci testleri TS EN 310 (2010), elastikiyet modülü TS EN 310 (2010) ve yapışma direnci TS EN 314-1 (1998) standardına göre belirlenmiştir. Levha gruplarında yoğunluğu en yüksek 9 katlı alternatif kontrplak-I'de 0,51 kg/cm3, pres süresi armasıyla levhaların yoğunluğu artmıştır. Su alma 2 saatte en az 7 KTK, 24-48-72-96-120 saate 9 katlı alternatif kontrplak-I, deney numunelerinin su alma sonuçlarına bakıldığında birbirinin yerine kullanılabileceğini gösterir. Kalınlığına şişme 2 saatte en az 11 KTK, 24-48-72-96-120 saate 7 KTK en az sonuçlar vermiştir. Su alma değerleriyle paralellik göstermektedir. Levhaların mekanik özellik sonuçları ise eğilme direnci ve elastikiyet modülü levhalarda kaplamaların paralel yönde yönlendirme sayısının armasıyla artığı elde edilmiş ve en yüksek değerler 7-9-11 katlı KTK'lerde bulunmuştur. Bu kombinasyonlarda en yüksek yapışma direnci değeri ise 9 KTK'de belirlenmiştir. Elde edilen test sonuçlarına göre; alternatif kontrplak mekanik özellikler bakımından kontrplaktan daha yüksek KTK'ye ise daha yakın değerler verdiği görülmüştür. FF tutkalı ile üretildiğinden rutubetli ve dış kullanım alanlarında tutkal türü açısından önerilmektedir.

Lütfullah Koca
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Suları kirleten yağların temizlenmesindelignoselülozik atıklardan üretilmiş selüloz bazlımodifiye süngerlerin kullanılması

Artan endüstriyel faaliyetler ve petrol sızıntıları, su ekosistemleri için ciddi bir tehdit oluşturan yağ kirliliğini önemli bir çevre sorunu haline getirmiştir. Bu çalışmanın amacı, sürdürülebilir ve düşük maliyetli bir çözüm olarak lignoselülozik atıklardan selüloz bazlı, modifiye edilmiş süngerler üretmek ve bu süngerlerin sudan yağ temizleme performansını değerlendirmektir. Bu kapsamda, tarımsal ve orman endüstrisi atıkları gibi yenilenebilir kaynaklardan elde edilen selüloz lifler, kriyojenik dondurma ve liyofilizasyon yöntemleri kullanılarak üç boyutlu gözenekli bir sünger yapısına dönüştürülmüştür. Üretilen süngerlerin yüzey özelliklerini iyileştirmek ve hidrofilik karakterlerini hidrofobik hale getirmek amacıyla steoril klorit ile esterifikasyon reaksiyonu gerçekleştirilmiştir. Bu kimyasal modifikasyon ile süngerlerin suyu itme yeteneği artırılmış, yalnızca yağları seçici biçimde adsorplama özelliği kazandırılmıştır. Malzemelerin yapısal, morfolojik ve kimyasal özellikleri Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), temas açısı ölçümleri ve yüzey enerjisi analizleri ile detaylı olarak karakterize edilmiştir. FTIR analizleri, modifikasyon sonucunda sünger yüzeyinde yeni fonksiyonel grupların oluştuğunu doğrulamış; SEM görüntüleri ise malzemenin gözenekli yapısını ve liflerin düzgün dağılımını ortaya koymuştur. Temas açısı testleri, modifiye süngerlerin su ile temas açısının 140°'nin üzerine çıktığını, yani süngerin süperhidrofobik özellik kazandığını göstermiştir. Modifiye selüloz süngerler, motor yağı, bitkisel yağ, dizel, toluen gibi farklı yağ ve kimyasallarla yapılan adsorpsiyon deneylerinde test edilmiştir. Süngerlerin kendi ağırlıklarının 12 ila 17 katı arasında değişen oranlarda yağ emebildiği ve bu kapasitenin tekrarlanan kullanımda da büyük ölçüde korunduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, süngerler mekanik sıkma ve düşük devirli santrifüj işlemleri ile on döngüye kadar rejenerasyona uğratılmış ve adsorpsiyon performanslarında %85'in üzerinde verimlilik korunmuştur. Bu sonuçlar, lignoselülozik atıklardan üretilen selüloz süngerlerin yalnızca çevre dostu ve ekonomik değil, aynı zamanda yüksek performanslı bir yağ tutucu malzeme olduğunu göstermektedir. Elde edilen bulgular, bu tür malzemelerin petrol sızıntılarının temizlenmesinde ve endüstriyel atık suların arıtılmasında geleneksel yöntemlere kıyasla etkili ve sürdürülebilir bir alternatif oluşturabileceğini ortaya koymaktadır.

Atık su arıtmaEndüstriyel atık suEvsel atık su+3
Emrecan Arpacı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Myrtus communıs l. (Mersin) bitkisinin uçucu yağ ve meyve ekstraktlarının bitkisel drog olarak kullanımının araştırılması

Son yıllarda sentetik ürünler, kimyasal maruziyetler ile teknolojinin getirdiği radyoaktif ve manyetik kirlilik gibi çevresel sorunlar giderek sağlık endişelerini artırmaktadır. Bu gibi zararlardan korunmak ve sağlıklı yaşam çözümlerine ulaşmak amacıyla tüm dünyada bitkisel ürünlere yöneliş öne çıkmaktadır. Türkiye'nin doğal bitki florasında geniş yayılımları bulunan tıbbi ve aromatik bitki olan Myrtus communis L. (mersin) bitkisinin kullanımı ve değerlendirilmesi önem kazanmaktadır. Bu tez kapsamında sağlığa olumlu etkileri olabilecek meyve ekstraktı ile zenginleştirilmiş Myrtus communis bitkisinin biyoaktivitesinin araştırılması ve bir drog olarak kullanım potansiyelinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla bitkinin doğal yetişme alanı olan altı farklı ilden (Hatay, İzmir, Isparta, Bursa, Sinop, Mersin) temin edilen bitkinin yapraklarından mikrodalga destekli ekstraksiyon yöntemi ile uçucu yağ elde edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri GC-MS (Gaz Kromatografisi-Kütle Spektroskopisi) yöntemi ile karakterize edilmiştir. Myrtus communis L. meyve örnekleri hidroalkolik ekstraksiyona tabi tutulmuştur. Her bir bölgenin meyve ekstraktları için -80°C ve 0,05 bar altında liyofizasyon yolu ile kurutma işlemleri gerçekleştirilmiştir. Meyvelerin, fenolik ve flavonoid içeriklerinin belirlenmesi için toplam fenolik içeriği (TPC) ve toplam flavonoid içeriği (TFC) analizleri gerçekleştirilmiştir. Antioksidan aktivite belirlenmesi için bakır (II) iyonu indirgeme (CUPRAC) yöntemi ve difenil 2-pikril hidrazil (DPPH) serbest radikalleri giderme aktivitesi yöntemi uygulanmıştır. Meyve ekstrakt örneklerinin fenolik madde içeriklerinin belirlenmesi amacıyla Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) yöntemi kullanılmıştır. Yaprak uçucu yağları ve meyve ekstrakt örneklerinde antimikrobiyal aktivite analizleri gerçekleştirilmiştir. Yaprak uçucu yağ verimleri bölgelere göre %0,161-0,808 arasında farklılık göstermiştir. Tüm bölgelerin uçucu yağlarında en fazla bulunan üç ana bileşen; 1,8-sineol, α-pinen ve linalool olarak tespit edilmiştir. Meyve ekstraktlarında bulunan TPC tayini, gallik asit eşdeğeri (GAE) olarak 206,42-161,08 mg/g arasında bulunmuştur. TFC tayininde ise kateşin eşdeğeri (CE) olarak 26,77-23,42 mg/g ekstrakt şeklinde ölçüm sonuçlarına ulaşılmıştır. Bölgeler arasındaki farklar açısından DPPH yöntemiyle IC50 inhibisyon değeri (aktiviteyi %50 azaltan ekstrakt) sonuçları ile CUPRAC yöntemi Troloks eşdeğer konsantrasyon (TEAC) sonuçları benzer bulunmuştur. Her iki yöntemde en yüksek aktivite sırasıyla Bursa, Isparta ve Sinop örneklerinde görülmüştür. Kromatografik ölçümlerde gallik asit (GA), kateşin (CE), epigallo kateşin 3-gallat (EGCG) içerikleri bölgelere göre farklı seviyelerde görülmekle birlikte GA içeriği (67,76 mg/mL) en yüksek Bursa, CE ve EGCG içerikleri ise (sırasıyla 347,54 ve 13,35 mg/mL) en yüksek Isparta ve İzmir örneklerinde tespit edilmiştir. Antibakteriyel analizlerde tüm bölgelerin uçucu yağ örneklerinde S. aureus ATCC 25923 bakterisine karşı antibakteriyel aktivite yüksek (duyarlı zon çapı (+/++); 12,16-15,2 mm) bulunmuştur. Bu bulgular ışığında bitkinin meyve ekstraktı ve yapraklarından elde edilen drog materyalinin hem antioksidan aktivitesi hem de fenolik bileşen içeriği yüksek, fitoterapide kullanılabilecek sağlık ürünü hedefini karşılayabileceği ortaya konmuştur. Anahtar kelimeler: Myrtus communis, Ekstraksiyon, Uçucu yağ, Flavonoid, Antioksidan, Fitoterapi.

Aromatik bitkilerBitkiler-tıbbiOdun dışı orman ürünleri+1
Belkıs Yaşa
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı fiziksel risk etmenlerinin mobilya üretim sektöründe farklı işletme ölçeği düzeyinde incelenmesi: Bursa ili örneği

Mobilya endüstrisi sektörü, yüksek düzeyde katma değer oluşturma potansiyeline karşın iş sağlığı ve güvenliği açısından önemli riskler taşımaktadır. Bu araştırmada, Türkiye mobilya endüstrisinde önemli payı bulunan Bursa ili özelinde olmak üzere mikro, küçük ve orta ölçekli mobilya işletmeleri çalışma alanı olarak belirlenmiştir. Çalışma, her bir işletme ölçeği düzeyinde 10 farklı işletme olmak üzere toplam 30 işletmede gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, her bir işletme düzeyinde kullanılmakta olan makineler ve üretim hatları için gürültü, titreşim, toz ve aydınlatma fiziksel risk faktörlerine ilişkin veriler, farklı değişkenler bazında yerinde ölçüm yöntemiyle kayıt altına alınmıştır. Ulaşılan veriler, işletme ölçeği, üretim hattı, ölçüm konumu, makinelerin boşta veya yükte olma durumu ve kullanılan makine değişkenlerine göre fiziksel risk sınır değerleri ve değişkenlerin birbirine göre istatiksel düzeyde anlamlı farklılaşması yönünden analizlere tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlar, gürültü düzeyi bakımında en riskli işletme grubunun küçük ölçekli işletmeler olduğunu ortaya koymuştur. Diğer yandan, üretim hattı bakımından marangozhane hattı riskli bulunurken, riskin özellikle tespit edilen 5 farklı makine düzeyinde yüksek olduğu belirlenmiştir. Titreşim düzeyi bakımından en riskli işletme grubu mikro ölçekli işletmeler olarak belirlenmiştir. Titreşim yönünden riski en yüksek üretim hatları marangozhane ve döşeme hattı olarak tespit edilmiştir. Makine ölçeğinde, 10 farklı makine titreşim bakımından en riskli makineler olarak öne çıkmıştır. Çalışma sonuçları, orta ölçekli işletmelerin toz bakımından en yüksek düzeyde risk barındırdığını göstermiştir. Üretim hatları arasında boyahane ve marangozhane en riskli hatlar olarak öne çıkmıştır. İşyeri ortamına yayılan toz miktarı bakımından 13 farklı makine en yüksek riskli makineler olarak belirlenmiştir. Diğer yandan, işletme ölçeğinin büyümesi ile işletmede ölçülen aydınlatma düzeyi arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir. Makine bazında en düşük aydınlatma düzeyinde 13 farklı makinenin bulunduğu görülmüştür. Sonuçlar, mobilya endüstrisi sektöründe fiziksel risk faktörlerine yönelik daha fazla önlem alınması gerektiğini göstermiştir.

Erhan Öztürk
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı bölgelerde ve dikim aralıkları ile tesis edilmiş bazı kavak klonlarının odun kalitesinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenmesi

Bu doktora tez çalışmasının amacı İzmit ve İpsala yörelerinde farklı dikim aralıkları ile tesis edilmiş kavak klon denemelerinde, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkilerinin tahribatlı ve tahribatsız test yöntemleri ile belirlenme olanaklarının araştırılmasıdır. Tez çalışması kapsamında İzmit ve İpsala/Edirne'de 3x4 m, 3x3 m, 3x2 m ve 3x1,5 m dikim aralıkları ile tesis edilmiş olan 2 farklı melez kavak klonu (I-214 ve I-45/51) ve 3 farklı Populus deltoides klonu (I-77/51, S.307-26 ve 89.M.060) ağaçlandırmaları deneme alanları olarak belirlenmiştir. Bu klonlardan 89.M.060 kavak klonu Türkiye'de geliştirilen bir klon olması bakımından özel önem arz etmektedir. Seçilen deneme alanlarındaki bütün dikili ağaçlar üzerinde stres dalga yöntemi kullanılarak liflere paralel ses iletim hızı ve dinamik elastikiyet modülü ölçümleri yapılmıştır. Göğüs yüksekliğinden alınan artım kalemleri üzerinde fraktometre cihazı ile radyal eğilme direnci ve liflere paralel basınç direnci testleri gerçekleştirilmiştir. Yine her bir ağaçtan alınan artım kalemlerinde yıllık halka genişlikleri ölçülmüştür. İzmit yöresinden dikili haldeki ölçümleri tamamlanan ağaçlardan her bir klon ve her bir dikim aralığı için bulunduğu deneme alanının ortalamasını yansıtan 5 adet ağaç deneme ağacı olarak kesilmiştir. Kesilen ağaçlardan 0.30-2.30 m gövde yüksekliği arasından 2 metrelik tomruk kısımları tahribatlı laboratuvar testleri için alınmıştır. İligili TSE standartlarına göre hazırlanan örneklerde yoğunluk, daralma (radyal ve teğet), eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, liflere paralel basınç direnci ve dinamik eğilme direnci değerleri ölçülmüştür. Ölçülen tüm değerlere ilişkin tanımlayıcı istatistikler ve yöre, klon ve dikim aralığının odun özellikleri üzerine etkisi istatistiki testlerle ortaya konulmuştur. Ayrıca, tahribatsız-Fraktometre, tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı testler arasındaki ilişkilerin ortaya konulması için regresyon analizi yapılmıştır. Genel olarak, tahribatsız, tahribatlı ve artım kaleminde yapılan testlerde P. deltoides klonlarının (S-307-26, I-77/51 ve 89.M.060) melez kavak (I-214 ve I45/51) klonlarına göre daha yüksek değerler verdiği, dikim aralığının odun kalitesi üzerine etkisinin istatistiki olarak anlamlı olduğu fakat dikim aralığı arttıkça artan ya da azalan bir ilişki olmadığı, İpsala yöresi tahribatsız ve Fraktometre ölçümlerinde elde edilen değerlerin İzmit yöresine göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Tahribatsız-tahribatlı ve fraktometre-tahribatlı ölçüm sonuçları (dinamik eğilme direnci hariç) arasında doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu, tahribatsız ölçüm sonuçları ile fraktometre eğilme direnci arasındaki ilişkilerin zayıf bir ilişki olduğu buna karşın fraktometre basınç direnci ile arasındaki ilişkinin doğrusal ve arttıkça artan kuvvetli bir ilişki olduğu belirlenmiştir.

KarakavakMasif ağaç malzemeler
Hüseyin Akkılıç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sodyum bikarbonat (NaHCO3) ile yüzeyleri aşındırılan ve emprenye edilen bazı odun türlerinde doğal yaşlandırma işleminin fiziksel ve mekanik özelliklere etkisi

Eko sistemde orman kaynakları hızla azalmakta ve ağaç malzeme en üst seviyede korunarak daha geniş alanlarda kullanımının sağlanması zorunluluk haline gelmiştir. Bu yüzyılda, zarar verici faktörleri değiştirerek ve ekosistemin evrimsel ortamının ekolojik yapısını daha doğal koruma yöntemleriyle koruyarak, yeni koruma malzemeleri onarıcı ekolojinin temelini oluşturmaktadır. Ahşap malzemenin gerek tarihi yapılarda ve gerekse çok çeşitli alanlarda kullanılabilmesi için teknolojik, üst yüzey vb. çok çeşitli testlerin/analizlerin yapılması gerekmektedir. Bu nedenlerle çalışma sürecinde dört odun türü Sarıçam (Pinus sylvestris L.), Doğu Ladini odunu (Picea orientalis (L.) Link.), Kestane odunu (Castanea sativa Mill.), Meşe odunu (Quercus petraea Lieble) tercih edilmiş ve doğal yaşlandırma (24 Aylık periyot) işlemi öncesinde kondisyonlanan tüm deney örnekleri çeşitli basınçlarda (1; 2 ve 3 atü) aşındırma ile yüzeyde ondülasyon oluşturarak; %5; %7 ve %9 çözelti derişimlerinde sodyum bikarbonat (NaHCO₃) ile vakumlu basınç yöntemi/emprenye işleminin gerçekleştirilmesinin ardından su bazlı boya/vernik uygulaması yapılmıştır. Deney paneline yerleştirilen gerek kontrol ve gerekse test örnekleri 24 aylık doğal yaşlandırma periyodunun akabinde üst yüzey işlem testleri (renk, parlaklık), mekanik özelliklerden eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, basınç direnci deneyleri gerçekleştirilmiştir. Deney sonuçlarına göre emprenye öncesi ve emprenye sonrasında çözeltilerin pH ve yoğunluklarında değişme olmamıştır. Emprenye işlemi uygulamasından sonra ahşap malzemede % tutunma miktarı (ahşabın toplam kuru ağırlığına göre kalan katı madde miktarı) tutunma miktarının en yüksek olduğu ladin odununda %7 Sbc 3 atü (%32,46), tutunma miktarı en düşük meşe odunda %9 Sbc (%5,22) 1 atü'de gerçekleşirken; kontrol örneklerinde ışıklılık (L*) değeri en yüksek sarıçam odununda (47,32), en düşük meşede (39,84), test örneklerinde ışıklılık (L*) değeri en yüksek kestane odununda (44,34), en düşük olarak meşede (39.84); kırmızı-yeşil renk (a*) değeri kontrol grubunda en yüksek değer sarıçam odununda (10,37), en düşük kestane odununda (8,69), kırmızı-yeşil renk (a*) değeri test örneklerinde en yüksek değer kestane odununda (7,11), en düşük ladin odununda (6,62); sarı-mavi renk (b*) değeri kontrol örneklerinde en yüksek değer sarıçam odununda (22,15), en düşük meşe odununda (17,21), sarı-mavi renk (b*) değeri test örneklerinde en yüksek değer kestanede (14,28), en düşük meşe odununda (12,86); doğal yaşlandırma periyodu (0-12 Ay Farkı) sonrası toplam renk değişim (∆E*) değeri en yüksek sarıçam odununda (12,15), en düşük meşe odununda (8,09); doğal yaşlandırma periyodu sonrası kontrol grubunda en yüksek parlaklık değeri ladinde (18,98), en düşük sarıçam odununda (15,71); doğal yaşlandırma periyodu sonrası test örneklerinde en yüksek parlaklık değeri kestane odununda (8,32), en düşük sarıçam odununda (5,94) gerçekleşmiştir. Mekanik özelliklerde en yüksek basınç direnci değeri meşe odununda 2 atü'de (87,61 N/mm²), en düşük ladin odununda 3 atü (31,17 N/mm²); en yüksek eğilmede elastikiyet modülü değeri meşe odununda 1 atü'de (12809 N/mm²), en düşük eğilmede elastikiyet modülü kestane odununda 3 atü (7893N/ mm²); eğilme direnci değeri en yüksek meşe'de (169,25 N/mm²), en düşük ladin'de (123,66 N/mm²) gerçekleşmiştir. Odunun anatomik yapısı, tüm parametreler (aşındırma, emprenye, üst yüzey, mekanik özellikler) üzerinde etkili olmuştur.

Sodyum bikarbonatSürdürülebilir çevreYüzey aşınması
Dursun Kemal Bayraktar
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi (TR42 düzey 2 bölgesi örneği)

Orman ürünleri sektöründe iş kazaları ve meslek hastalıkları önemli bir sağlık ve güvenlik sorunudur. Bu bakımdan orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışanların risk alma davranışlarını anlamak, bu tür sorunların giderilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada amaç, orman ürünleri sektöründe çalışanların risk alma davranışlarını etkileyen faktörleri Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) kullanarak ortaya koymaktır. Çalışma kapsamında mavi yakalı (işçi) ve beyaz yakalı (yönetici) çalışanların risk alma davranışları, çalışanlara ait bireysel faktörler (riske yönelik tutum, bilişsel önyargı ve risk algısı), organizasyonel faktörler (güvenlik iklimi, iş stresi ve güvenlik eğitimi) ve işyeri faktörleri (çalışma koşulları ve kişisel koruyucu ekipman kullanımı) başlıklarında ele alınmıştır. Çalışanların risk alma davranışlarının analizinde araştırmacı tarafından geliştirilen anketten yararlanılmış ve TR42 Düzey 2 Bölgesinde (Düzce, Bolu, Sakarya, Kocaeli ve Yalova) orman ürünleri sanayisinde faaliyet gösteren 64 işletmede 687 çalışana uygulanmıştır. Çalışanlara ait bireysel, organizasyonel ve işyeri faktörleri ile risk alma davranışı arasındaki ilişkiyi belirlemek için 10 hipotez oluşturulmuştur. Oluşturulan bu 10 hipotezi tanımlayan bir araştırma modeli geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, oluşturulan bu 10 hipotezden 7'sinin kabul edildiği; organizasyonel ve işyeri faktörlerinin çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir negatif etkiye sahip olduğu ve bu faktörlerin iyileştirilmesiyle risk alma eğiliminin azalacağı bulunmuştur. Bireysel faktörlerin ise, çalışanların risk alma davranışları üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Bu çalışma, sektör yöneticilerine ve karar vericilere işletmelerde iş güvenliği performanslarının iyileştirilmesi için ne tür bir yol izlenmesi gerektiği noktasında yardımcı olabilir.

Orman ürünleriRisk alma davranışıYapısal eşitlik modelleme
Muhammet Çil
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Nanoteknolojik ambalaj kağıdı ve karton üretiminde enzimatik/kimyasal ön muamele yöntemlerinin ürün performans özellikleri üzerine etkisinin araştırılması

Türkiye'de birçok tarımsal ürüne ait atıklar hasat sonrası tarlada çürümeye bırakılmakta veya yakılmaktadır. Oysaki sürdürülebilir bir tarım, atıkların etkin bir şekilde bertarafı ile mümkündür. Son yıllarda tarımsal atıklar birçok alanda değerlendirilebilir hale gelmiştir. Bunlardan biri de nanoteknoloji alanındaki uygulamalardır. Bu çalışmanın amacı; buğday saplarından mikrofibrillenmiş selüloz/nanofibrillenmiş selüloz ve okside mikrofibrillenmiş selüloz/okside nanofibrillenmiş selüloz elde ederek, bu ürünlerin ambalaj kağıdı ve karton üretiminde ortaya çıkan ve maliyetlere ciddi etkisi görülen yurtdışı kaynaklı kimyasal ürünler yerine kullanılarak atık kağıt liflerinden daha üstün özelliklere sahip ambalaj kağıdı ve karton üretimini gerçekleştirmektir. Bu kapsamda ana hammadde kaynağı olan buğday saplarının bir dizi pişirme ön denemesi ile lif üretim metoduna karar verilmiştir. Optimum pişirme işlemi sonrasında elde edilen lifler, klorit ağartma yöntemi ile delignifikasyona ardından enzimatik ve oksidasyon ön muamelelerine tabi tutularak homojenizasyon kademesinde mikro ve nano boyuta indirgenmişlerdir. Elde edilen mikro ve nanoselülozlardan optimum olarak belirlenen ürünler, fluting kağıt ile mihver karton üretimlerinde bünyeden veya yüzeyden (size press kısmında) eklenerek kullanılmıştır. Çalışma kapsamında elde edilen kağıtların; mekanik, fiziksel ve drenaj özellikleri ilgili standartlara göre belirlenmiştir. Metodolojik açıdan ve maliyet açısından optimum olarak belirlenen nanoselüloz ve ticari nanoselüloz kullanılarak üretilen kağıtların test sonuçları karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; enzimatik muamelede selülaz enziminin hemiselülaz enzimine nazaran ve oksidasyon işlemlerinde ise 2,2,6,6-tetrametilpiperidin-N-oksil'in (TEMPO) N-hidroksi ftalimit (PINO) ve periyodat oksidasyonlarına nazaran daha fazla etkili olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan homojenizasyon işleminden sonra elde edilen sonuçlar lifsel yapının tamamen değiştiğini ve liflerin homojen bir şekilde nano boyuta indirgendiğini ortaya koymuştur. Optimum nanoselüloz ve ticari nanoselülozun (P-CNF) kağıt hamur liflerine bünyeden ve yüzeyden ilavesi ile kağıtların mekanik özellikleri geliştirilmiş olup drenaj özellikleri olumsuz yönde etkilenmiştir. Bunun yanı sıra kağıt hamur liflerine yapılan optimum CNF ve P-CNF ilaveleri sonucunda fiziksel özelliklerde düşüş meydana geldiği gözlemlenmiştir.

Enzimatik hidrolizKağıt hamuruKağıt üretimi+2
Selva Sertkaya
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motiflerin CNC ahşap işleme olanakları kullanılarak modern yapılarda uygulanması: Amasya Mehmet Paşa cami örneği

Artvin ilinde bulunan modern mimaride yapılan Şehitlik köyü camisine, tamamı mermer olan Amasya Mehmet Paşa minberi ve mimari motifleri örnek alınarak ahşap işlemeler uygulanmıştır. Ahşap süsleme tekniklerinin detaylı bir şekilde uygulandığı bu eserdeki işlemlerin çoğu CNC ile yapılmıştır. Yapıdaki tüm ahşap işlemelerde masif paneller ve kereste kullanılmıştır. Kabartmalar, grift hatlar ve bitkisel motifler yoğun kullanılmıştır. Tezin 2. ve 3. bölümlerinde daha çok tarihi ve kültürel mimari yapılardaki motifler, analizleri, çizimleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Genel olarak Türk-islam kültüründen etkilenen cami anlayışı dönem dönem farklılıklar göstermiştir. Anadolu Selçuklu, erken-klasik-geç Osmanlı dönemi ve çağdaş dönem ile farklı çizgiler bulunmaktadır. Bilgisayar destekli üretimin önemli parçası olan CNC ile çalışmalar yapılmıştır. Modern mimaride yapılan bu esere, tarihi kültürel değere sahip erken dönem Osmanlı motiflerini barındıran işlemeler ve inşasının yanı sıra günümüz CNC teknolojisini kullanarak çalışmalar yapılmıştır. Bu tez çalışması kapsamında ağaç türlerine göre CNC parametreleri, en uygun ağaç türünü, yüzey pürüzlüğü ve ahşap malzemenin ıslanabilirlik dereceleri, parametrelere göre harcanan elektrik enerjisi ve işlem süresi belirlenmiştir. Ağaç türleri olarak iroko, sapelli, ceviz, dişbudak ve ladin kullanılmıştır. CNC parametreleri olarak 3 farklı bıçak çapı (3, 6 ve 9 mm), 3 farklı devir hızı (12000,15000 ve 18000 d/dk) ve 3 farklı kesme hızı (3000, 6000 ve 9000 mm/dk) belirlenmiştir. En düşük yüzey pürüzlülük değeri İroko örneklerinden elde edilmiştir. En düzgün yüzey 6 mm çaplı bıçakla elde edilirken, yine 15000 d/dk işlem gören örneklerden ve 3000 mm/dk kesme hızında daha kaliteli yüzeyler oluşmuştur. Islanabilirlik değerlerine bakıldığında ladin, dişbudak ve sapelli türleri, ceviz ve irokodan daha iyi sonuçlar vermiştir. Dişbudak ve Ceviz örneklerinin işlenirken diğer ağaç türlerine göre birim zamanda daha fazla elektrik tüketimine neden olduğu tespit edilmiştir.

AmasyaCNC frezelemeIslanabilirlik+3
Evren Osman Çakıroğlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ülkemizdeki coğrafi iklim bölgelerine göre denge rutubet miktarı haritasının çıkarılması

Türkiye'deki coğrafi iklim bölgelerine göre en çok kullanılan ağaç malzemelerin Denge Rutubet Miktarlarının belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ülkemizdeki 7 farklı coğrafi iklim bölgesini kapsayacak şekilde 9 farklı il seçilmiş ve ülkemizde ahşap sektöründe en çok tercih edilen 6 farklı ağaç türü deneme kapsamında ele alınmıştır. Örnekler 1 yılı kapsayacak şekilde, 4 farklı mevsimde belirlenmiş olan illere bırakılmış ve her grup bırakıldıktan 1 ay sonra örnekler hava almayacak şekilde paketlenip denge rutubet miktarı tayini için Kastamonu Üniversitesi Orman Fakültesi Laboratuvarına getirilmiştir. Burada standartlara uygun şekilde Denge Rutubet Miktarı tayinleri belirlenmiştir. Örneklerin denge rutubet miktarları bina içi ve yağmurdan arındırılmış bina dışı olacak şekilde iki ayrı sonuç ile ele alınmıştır. Sonuç olarak tüm iklim bölgeleri ele alındığında ve tüm ağaç türlerine bakıldığında bina içi denge rutubet miktarı ağaç türlerinde farklı olmak üzere %11,5 – 5,9 arasında bulunmuş, bina dışında ise; %12,4 – 7,3 arasında bulunmuştur. İklim bölgelerine ve ağaç türlerine göre sonuçlar farklılıklar göstermektedir.

GrafiklerGüneş ışığıSıcaklık haritası+2
Halil İbrahim Akdi
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lif levha zımpara tozunun üretimde değerlendirilmesi

Teknolojinin gelişmesine bağlı olarak orman ürünleri sektöründe levha üretimi de artış göstermektedir. Buna paralel olarak lif levha fabrikasında açığa çıkan zımpara tozu atığı da artmış olup 600 m³/gün üretim yapan bir fabrikanın zımpara tozu atığı yaklaşık 25 ton/Gün'dür. Fabrikada söz konusu atık yakılarak enerji üretiminde değerlendirilmektedir. Bu çalışmada, atıl durumda bulunan zımpara tozunun orman ürünleri endüstrisinde levha sektörüne kazandırılması amaçlanmıştır. Ayrıca yakılmayarak atmosfere salınmadığı için karbon emisyonunun azaltılmasına da katkı sağlamaktadır. Fabrika şartlarında çeşitli odunsu kaynaklardan üretilen lifler ile MDF levhası zımpara tozları değişik oranlarda karıştırılarak 10 mm kalınlığında lif levha (MDF) üretimi laboratuvar ortamında gerçekleştirilmiştir. Üretilen levhalardan elde edilen örnekler üzerinde standartlara uygun olarak teknolojik özellikleri incelenmiştir. Sonuçta, levha içerisindeki MDF zımpara tozu oranı arttıkça direnç özelliklerinde belirgin bir azalma meydana gelmiştir. Ancak zımpara tozu atıklarının lif levha üretiminde % 50 orana kadar kullanılması mümkün olup standartlara uygun olduğu tespit edilmiştir.

Kompozit levhalarKompozit panellerLifli kompozitler+2
Vural Doğan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Orman kesim artıklarından Mikrodalga Ekstraksiyonu Yöntemi (MEY) ile Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) kullanılarak elde edilen biyoaktif bileşenlerin karakterizasyonu

Günümüzde orman kesim artıkları birçok ürünün hammadde ihtiyacını karşılamakta önemli bir potansiyel olarak görülmektedir. Doğada bırakılması halinde oluşturacağı olumlu etkilerle birlikte en önemli sakınca da olarak, büyük bir potansiyelin atıl kalması yanında, kuruduklarında oluşturacakları yüksek miktarlardaki biyokütlenin yangın risklerini artırmasıdır. Orman ağaçlarının yıllık sürgün ve dallarının ekstraktif bileşenleri ve karakterizasyonu ile ilgili çalışmalar bulunmasına karşın son zamanlarda geliştirilen çevre dostu, enerji, maliyet ve zaman açısından etkili yeni çözücü ve ekstraksiyon yöntemlerinin geliştirilmesiyle biyokütle bileşiminin kalitatif ve kantitatif olarak ne şekilde bir değişim göstereceği, farklı çözücülerin bu değişime etkilerinin araştırılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada karaçam (Pinus nigra), meşe (Quercus robur), göknar (Abies nordmanniana) ve kayın (Fagus orientalis) ağaçlarının ibre, yaprak ve sürgünlerinden oluşan orman kesim atıklarından, Mikrodalga Destekli Ekstraksiyon Yöntemi (MEY) ile farklı Derin Ötektik Çözücüler (DÖÇ) ve organik çözücüler kullanılarak elde edilen ekstrakt ve uçucu yağların karakterizasyonu ve antimikrobiyal aktiviteleri gerçekleştirilmiştir. Uçucu bileşenlerin analizi GS-MS-SPME analizi, uçucu olmayan bileşenlerin tayini ise LC-MS/MS analizleri ile yapılmıştır. Elde edilen her bir ekstraktın şeker ve organik asit içeriği HPLC analizi ile belirlenmiştir. Ekstraksiyon öncesi ve sonrası yaprak yüzeyleri, SEM (Taramalı Elektron Mikroskobu) ile görüntülenmiştir. Elde edilen ekstraktların, toplam fenolik, flavonoid ve antosiyanin madde miktarları standart metodlar ile belirlenmiştir. Ekstrakt ve uçucu yağların antioksidan aktivitelerini belirlemek için DPPH, ABTS ve CUPRAC analizleri gerçekleştirilmiş süpürme, trolox ve IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca, ekstrakt ve uçucu yağların, Staphylococcus aureus, Escherichia coli, Candida albicans, Pseudomonas aeruginosa ve Bacillus cereus suşlarına karşı disk difüzyon yöntemi ile antimikrobiyal aktiviteleri de belirlenmiştir. Ekstraksiyon işlemi sonucunda, derin ötektik çözücülerin kullanıldığı ekstraktların verimleri %29,56-72,57 aralığında bulunmştur. Karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçlarının yapraklı yıllık sürgünlerinde, uçucu bileşen analizine göre sırasıyla %14,19; %14,42; %17,76 ve %25,80 ile en yüksek oranları veren 1R-α-pinene bileşenine rastlanmıştır. LC-MS/MS analizi ile ekstraktlarda tespit edilen 23 bileşen içerisinde; en yüksek sonuçları şikimik asit ve kateşi̇n bileşenleri vermiştir. Şikimik asit de 263,203 µg/L ile en yüksek değeri veren etanol+Kç; kateşi̇n için ise 11,495 µg/L ile en yüksek sonucu veren etanol+M numuneleri olmuştur. Döç-3+K numunesi 195,948 g/L turanoz; döç-3+K numunesi ise 82,393 g/L maltoz ile ekstraktlar içerisindeki en yüksek şeker içeriğini vermiştir. Toplam fenolik madde içeriği bakımından metanol ve etanol çözücülerinden elde edilen ekstraktlar sırasıyla 77,238-237,637 mg/L ve 183,316-242,436 mg/L aralığındaki değerlerle en yüksek içeriği vermiştir. Toplam flavonoid madde içeriği bakımından da benzer şekilde en yüksek sonuçları 68,072-192,517 mg/L ve 153,628-222,114 mg/L aralığında değerler veren sırasıyla metanol ve etanol çözücülerden elde edilen ekstraktlar olmuştur. Toplam antosiyanin madde içeriğinde ise aseton+M ve metanol+M sırasıyla 1,920 mg/L; 0,818 mg/L ile en yüksek içeriğin görüldüğü ekstraktlar olmuştur. IC50 değerlerine göre, DPPH analizinde sırasıyla 5,18 mg/L ve 7,72 mg/L değerlerine veren aseton+K ve etanol+M; ABTS analizinde sırasıyla 1,79 mg/L ve 8,82 mg/L sonuçlarını veren döç-1+K ile saf su+G ekstraktları en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermiştir. CUPRAC analizinde ise etanol+K ve metanol+M ekstraktları sırasıyla 116,077 mg/L ve 111,311 mg/L ile en yüksek trolox sonucunu vererek en yüksek antioksidan aktiviteyi göstermişlerdir. Tüm numuneler içerisinde en yüksek antibakteriyel aktiviteyi, B. cereus'a karşı 15 mm'lik zon oluşturan etanol+G ekstraktı göstermiştir. Sonuç olarak yüksek verimlerin elde edildiği derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktların, odunun ana bileşeninde, degradasyonundan kaynaklı yüksek şeker içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Organik çözücülerden elde edilen ekstraktların derin ötektik çözücülerden elde edilen ekstraktlara göre daha düşük verim göstermelerine rağmen yüksek polaritede olmaları sebebiyle bitkide fenolik bileşenleri çözme kabiliyetinin daha iyi olduğu düşünülmektedir. Fenolik bileşenlerce zengin olan ekstraktların yüksek antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktivitede oldukları tespit edilmiştir. Endüstriyel alanda kullanımı yaygın olan karaçam, meşe, göknar ve kayın ağaçların yapraklı yıllık sürgünlerinden çevre dostu, daha az enerji ve süre kullanımı ile elde edilen ekstraktların antioksidan, antibakteriyel ve antifungal aktiviteleri bakımından farmakolojide, kozmetik sanayisinde ve takviye gıda olarak kullanılabileceği önerilmektedir. Bu sayede endüstriyel orman kesim artıklarının özellikle sağlık sektöründe değerlendirilmesi ile, hem orman kesim artıklarının geri dönüşümle değerlendirilerek yangınlar için büyük risk oluşturan önemli bir etmenin ortadan kaldırılabilmesi hem de toplumun doğal ve organik esaslı ürün kullanımına yönelik talebinin karşılanmasında katma değerli ürünlerin üretiminde rahatlıkla değerlendirilebilir.

Didem Verep
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Çeşitli nano malzeme ile güçlendirilmiş odun esaslı levhaların karakteristik özelliklerinin belirlenmesi

Bu tez çalışmasında; toz formunda 18-50 nm tane boyutlarında olan, Magnezyum oksit (MgO), Çinko oksit (ZnO) ve Silisyum dioksit (SiO2) nano katkı malzemeleri %1, %3 ve %5 olarak üç farklı oranda, Üre formaldehit (UF) ve Melamin üre formaldehit (MUF) tutkalları içerisine katılmıştır. Nano katkı maddelerinin, yapı malzemesi olarak kullanılan yönlendirilmiş yongalevha (OSB)'nin fiziksel özelliklerinden olan; 24 saat suda kalınlık şişmesi, formaldehit ve rutubet içeriği, boyutsal değişim, yanma direnci, esmer çürüklük mantarına karşı dayanım, ısı geçirgenliği, termogravimetrik analiz (TGA) ısı özellikleri incelenmiştir. Aynı zamanda nano katkı malzemesinin levha içerisinde şerit yongalar üzerinde dağılım özellikleri SEM mikroskopu ile araştırılmıştır. Mekanik direnç değerlerinden; çekme, eğilme, eğilmede elastikiyet modülü ve çekme-makaslama değerleri incelenmiştir. Çalışmada, OSB üretimi için Karaçam (Pinus nigra A.) ve Kızılçam (Pinus burutia T.) odunu yongaları (flake) karışık olarak, Kronospan orman ürünlerinden temin edilmiştir. Levhaların üretiminde kullanılan tutkallar; %60'lik üre formaldehit (UF) tutkalı, %60'lık, melamin içeriği %5 olan melamin üre formaldehit (MUF) tutkalı Kronospan Orman Ürünleri firması tutkal fabrikasından temin edilmiştir. Her bir tutkal çeşidi için tutkal; katı tutkal miktarı kuru yonganın %11 olarak verilmiştir. Formaldehit emisyon değerini azaltmak için kullanılan %50 konsantrasyonlu catcher kimyasalı Kronospan orman ürünleri tutkal fabrikasından temin edilmiştir. Catcher katı miktarı, katı tutkal miktarına oranı %5 olacak şekilde tutkal içerisine ilave edilmiştir. Sertleştirici olarak %20 sulu çözeltili amonyum klorür Kronospan orman ürünlerinden temin edilmiş ve tutkal içerisine, katı sertleştirici miktarı, katı tutkal miktarı oranı %2 olacak şekilde katılmıştır. Su itici özelliğinde olan %50 konsantrasyonda parafin emülsiyonu Mercan parafin firmasından sağlanmıştır. Parafin emülsiyonu, sıvı olarak tutkal içerisine tüketim oranı katı parafin miktarı kuru yongaya oranla %1 olacak şekilde karıştırılmıştır. Üretilen nano katkısız ve nano katkılı numuneler üzerine ilgili standartlarda belirtilen ebatlara uygun olarak deney numuneleri hazırlanmış ve deneyleri gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler SAS 9,4 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Çalışma sonucunda; UF ve MUF tutkalına katılan nano katkı maddelerinin herbiri için numune yoğunluk ortalama değerleri hedeflenen yoğunluk ve tolerans değerleri arasındadır. UF tutkalı ve MUF tutkalı içerisine katılan MgO nano katkı malzemesi oranı arttıkça eğilme, elastikiyet ve çekme mukavemet değerinde düşüş, fiziksel özelliklerden 24 saat suda şişme ve formaldehit değerinde artış tespit edilmiştir. Mekanik değerlerdeki düşüş, kalınlık şişme ve formaldehit değerlerindeki artışın UF tutkalında MUF tutkalına göre belirgin olarak daha fazla olduğu görülmüştür. MUF tutkalı ile üretilen nano katkısız kontrol numunelerinde ve nano katkılı numunelerde formaldehit emisyon değeri düşüş göstermiştir. Formaldehit değerindeki düşüşün melamin içeriğinin etkisinden olduğu düşünülmektedir. Mukavemet deneyleri sonuçlarına göre; ZnO ve SiO2 nano katkı maddelerinin mukavemetlere olumlu etki ettiği görülmektedir. Fiziksel özelliklerden yanma deneyleri incelendiğinde ZnO nano katkı maddesinin yanma süresi üzerine olumlu etki ettiği, yapı mazemesi olarak numunenin ısı yalıtım özelliği bakımından önemli olan ısı geçirgenlik deneyi sonucuna göre SiO2 katkı oranı arttıkça ısı iletkenlik değerinin azaldığı görülmektedir. Numunelerin boyutsal genişleme deneylerinde boy ve ende genişleme, daralma ve kalınlık artışları incelenmiştir. Deney sonuçları, numunenin üst ve alt yüzey şerit yongalarının üretim yönüne doğru ve üretime dik olarak kesiliş yönüne doğru olarak yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; %30 nem 20°C sıcaklıktan %65 nem 20°C sıcaklık şartlarına geçişlerde üretim yönüne dik yönde boyutsal değişimlerde boy, en ve kalınlık artışlarında önemli bir fark görülmemiştir. %65 nem 20°C sıcaklıktan %85 nem 20°C sıcaklık şartlarına geçişlerde üretim yönüne doğru değişimlerde önemli bir fark yok iken üretim dik yönde boyutsal değişimlerde numune eninde meydana gelen değişimin daha az olduğu ve numune eninde en az genişleme UF tutkalı SiO2 %3 katkı oranında ve MUF tutkalı nano katkısız numunelerde olduğu görülmektedir. Numunelerin boyutsal daralma deneylerinde boy ve ende daralma ve kalınlıklarda azalış incelenmiştir. Deney sonuçları numunenin üst ve alt yüzey şerit yongalarının üretim yönüne doğru ve üretime dik olarak kesiliş yönüne göre yorumlanmıştır. Analiz sonuçlarına göre; %85 nem 20°C sıcaklıktan %65 nem 20°C sıcaklık şartlarına gelindiğinde şerit yonga serilme yönleri üretim yönüne dik olarak kesilen numunelerin enlerinde daralma oranının daha az olduğu ve bunun UF tutkalı SiO2 %1, MUF tutkalı nano katkısız numuneler ve MgO %5 katkı oranınlı numunelerde olduğu görülmektedir. %65 nem 20°C sıcaklıktan %30 nem 20°C sıcaklık şartlarına gelindiğinde ise üretim yönüne ve üretime dik olarak kesilen numunelerin boy, en ve kalınlıkta azalma oranlarında önemli bir farkılılığın olmadığı görülmektedir. Isı geçirgenlik özelliğinin belirlendiği deney sonuçlarına göre; en düşük ısı iletkenliği değerinin MUF tutkalı SiO2 nano katkısı %5 oranında olduğu görülmektedir. Isı geçirgenlik süresinin az olduğu grupların ise UF tutkalı nano katkısız numunelerinde, MUF tutkalı SiO2 nano katkılı %1,%3 oranında ve MUF tutkalı MgO nano katkısı %5 oranında olduğu görülmektedir. Termal ısı özelliklerin belirlendiği TGA testi analiz sonuçlarına göre; her iki tutukal grubu arasında nano katkısız numunelerde ve nano katkılı numunler arasında önemli bir fark bulunmamıştır. Yangın tepki deneylerinde nano katkı maddelerinin OSB'nin yanma özelliklerine olumsuz bir etkisinin olmadığı görülmüştür. Yangın tepki deneylerinde alev yüksekliğinin her grup ve nano katkı maddeleri için standartın belirlediği sınır değeri geçmediği gözlemlenmiştir.

Kadir Doğan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cam lifi takviyeli fenol formaldehit tutkalı ile üretilmiş kayın kontrplakların vidalama tork performanslarının belirlenmesi

Yapılan çalışmada genelde dış mekanlarda, yapı malzemesi olarak kullanılan kontrplakların düşük maliyetli cam lifi ilavesi ile geliştirilen mekanik özelliklerinin vidalama torkları üzerine etkileri ortaya konulmuştur. %3-5 rutubette 600x600 mm ebatlarında ve 2 mm kalınlığında temin edilen kayın kaplamalar kullanılan bu çalışmada, fenol formaldehit tutkalına 25 µm ve 10 µm olmak üzere 2 farklı boyutta toz halde e-tipi cam lifinin %10, 20 ve 30 oranlarında ilave edilmesi ile 7 katmanlı kayın kontrplaklar elde edilmiştir. Elde edilen kontrplaklardan 500x500 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile vidalama tork değerlerinin belirlenmesi testi yapılmıştır. 50x50 mm boyutlarında kesilen test örnekleri ile yoğunluk, denge rutubet miktarı, kalınlığına şişme, çekme-makaslama ve yüzeye dik çekme testleri yapılmıştır. Bahsi geçen testler için ayrı ayrı iki faktörlü varyans analizi (ANOVA) yapılmıştır. Testlerin ANOVA sonuçlarına göre ikili etkileşimlerin 0,05 anlamlılık düzeyine göre anlamlı çıktığında ikili etkileşimin en küçük anlamlı fark değeri (LSD) analizi yapılmıştır. Sonuçlara göre ikili etkileşimin anlamlı çıkmadığı durumlarda ise faktörlere ayrı ayrı LSD analizi yapılarak karşılaştırmalar yapılmıştır.

Gökhan Kayacık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Orman ürünleri endüstrisinde kalite iyileştirme tekniklerinin incelenmesi; Düzce ili örneği

Bu çalışmanın amacı, kalite iyileştirme tekniklerinin orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde uygulanabilirliğini değerlendirmek ve konu hakkında işletmelerin görüşlerini almaktır. Bu amaçla Düzce ilinde orman ürünleri sektöründe faaliyet gösteren 42 işletme çalışma kapsamına alınmış, işletme temsilcileri ile yüz yüze görüşülerek anket çalışması yapılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS ortamında sayısallaştırılarak, istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda; işletmelerin %50'sinin mobilya sektöründe faaliyet gösterdiği, %35,7'sinin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladığı, %42,9'unun kısmen uyguladığı sonucuna varılmıştır. İşletmeler tarafından en çok uygulanan kalite iyileştirme tekniğinin beyin fırtınası tekniği olduğu belirtilmiştir. Ayrıca; "ürünlerin kalite düzeylerinin artması" ve "müşteri memnuniyetinin artması" için işletmelerin kalite iyileştirme tekniklerini uyguladıkları belirlenmiştir.

Zafer İlçi
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Orman ürünleri endüstrisinde faaliyet gösteren firmalara ait risk analizlerinin karşılaştırılması: Düzce ili örneği

İş sağlığı ve güvenliği her geçen gün gerek kanunlarla gerekse de artan çalışan bilinci ile daha da önem kazanmaktadır. İş sağlığı ve güvenliği konusunda çıkarılan her kanun ve uygulama çalışanların daha güvende çalışması adına yapılmaktadır. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hem kamu hem de özel sektörde faaliyette bulunan tüm işletmelerin risk değerlendirmesi ve iş sağlığı ve güvenliği konularında çalışmalar yapmasını zorunlu hale getirmektedir. Yapılan bu çalışma ile Düzce ilinde 4 farklı sektörde faaliyette bulunan 4 farklı işletmede L Tipi Matris Metodu kullanılarak risk değerlendirmesi yapılması amaçlanmış ve elde edilen sonuçların karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma kapsamında ulaşılan işletmeler mobilya, ahşap oyuncak, kaplama ve orman ürünleri-kereste alanlarında faaliyet göstermektedirler. Çalışma kapsamında irdelenen 4 işletmede Covid-19 ile alakalı olarak belirlenen riskler çıkarıldıktan sonra 10 risk başlığı belirlenmiştir. Bu risk kategorilerinde toplam 2014 risk tespit edilmiştir. Belirlenen bu risklerin 43 tanesinin önemsiz risk, 54 tanesinin olası risk, 655 tanesinin önemli risk, 1232 tanesinin esaslı risk ve 30 tanesinin de tolerans gösterilemez risk oldukları saptanmıştır. Çalışma kapsamında risk değerlendirmesi sonucunda yapılan iyileştirmeler sonucunda 2014 riskin 1666 riske indirildiği görülmüştür. Çalışma başında belirlenen 30 adet tolerans gösterilemez riskin ve 1232 adet esaslı riskin tamamen ortadan kaldırıldığı ya da daha az risk içeren duruma indirildiği belirlenmiştir. Çalışma kapsamında belirlenen 655 önemli riskin gerekli düzenlemeler sonucunda 52 önemli risk sayısına indirildiği belirlenmiştir.

Gülşah Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı odun çürüklük mantarlarının antagonistik mantarlar ile biyolojik kontrolü

Ahşap malzemede zarar yapan en önemli biyolojik faktörlerden birisi odun çürüten mantarlar olup bu faktörlerle mücadelede geçmişten günümüze en fazla kullanılan yöntem kimyasal korumadır. Ancak özellikle çevresel baskılardan dolayı bilim adamları alternatif koruma yöntemleri üzerinde çalışmalar yürütmektedir. Bu çalışmanın amacı, odun çürüklük mantarına karşı bazı antagonist mantarın biyolojik kontrol ajanı olarak değerlendirme potansiyelinin araştırılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, Trametes versicolor, Trametes hirsuta, Stereum hirsutum, Coniophora puteana, Neolentinus lepideus ve Postia placenta, çürüklük mantarlarına karşı Trichoderma harzianum, Trichoderma viride, Aspergillus niger ve Penicillium brevicompactum mantarlarının antagonist etkileri araştırılmıştır. Çalışma ilk olarak agar ortamında ikili kültür karşılaştırması yapılarak engelleme oranları tespit edilmiş, sonrasında ise odun blokları üzerinde çürüklük testi yapılarak antagonist mantarların performansı karşılaştırılmıştır. Çalışma sonucunda, Trichoderma cinsine ait türlerin çürüklük mantarları üzerinde oldukça etkili bir performansa sahip olduğu, engelleme oranını %76-%99 a yükselttiği ve ağırlık kayıplarını ise %1,9-%5,8 oranına indirdikleri tespit edilmiştir. Engelleme oranları dikkate alındığında antagonistlerin en çok etki oranına P. placenta, en az etki oranına ise S. hirsutum türleri üzerinde olduğu ortaya çıkmıştır. Elde dilen sonuçlara göre laboratuvar ortamında agar ve odun blokları üzerinde bazı antagonistlerin çürüklük mantarı üzerinde oldukça etkili bir biyolojik kontrole sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Ancak bu çalışmaları desteklenmek amacıyla dış alanda özellikle toprakla temas eden yerlerde bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Anahtar Sözcükler: Ağırlık kaybı, Antagonist mantarlar, Biyolojik kontrol, Çürüklük mantarı, Engelleme oranı, Odun koruma

Selim Hınçal
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kaizen yaklaşımıyla bir orman ürünleri işletmesinde süreç iyileştirme

Ülkemizde her geçen gün artan rekabet koşulları ve ihracat gereksinimi sebebiyle işletmelerde kalite ve maliyet ön plana çıkmaktadır. Orman ürünleri işletmelerinde kalite iyileştirme ve maliyeti düşürmenin yolu sürekli iyileştirme çalışmaları ile büyük ölçüde sağlanabilmektedir. Orman ürünleri sektöründe sürekli artan rekabet koşullarında; daha sağlam, daha katma değerli ve özellikle formaldehit salınımının düşük tutulduğu, insan sağlığına daha az zarar veren ihracat ürünlerinin satışı artarak devam etmektedir. Bu artışın karşılanabilmesi için işletmelerde sürekli iyileştirme çalışmaları yapmak en büyük ihtiyaçlar arasındadır. İşletmelerde kalite çemberleri, beyin fırtınası, 5S çalışmaları gibi çalışmalarla sürekli iyileştirmeler sağlanabilmektedir. Yapılan bu çalışma ile İstanbul Sanayi Odası tarafından her yıl yayınlanan ilk 500 işletme içerisinde ilk 50 sanayi işletmeleri içerisinde yer alan bir orman ürünleri sanayi işletmesinde Kaizen yaklaşımı ile süreç iyileştirme çalışması yapılmıştır. İşletme bünyesinde yonga levha tesisinde gerçekleştirilen bu çalışmada ihracat üretimlerinde kullanılan melamin üre formaldehit tutkalı sonrasında tutkal hatlarının tıkanması sorunu araştırılmıştır. Çalışma kapsamında kalite çemberlerinden beyin fırtınası tekniği ile çözümler geliştirilmiştir. Tutkallama bölgesinde yapılan bazı kimyasal hatların revizyonu yapılmış ve kullanılan ekipmanların da yedeklenmesi sağlanmıştır. Çalışmanın hayata geçirilmesiyle birlikte üretimde aylık ortalama 360 dakika olan duruş süresi 10-15 dakikalara kadar düşürülmüştür. Üretim de aylık ortalama 441 m³ kapasite kazancı sağlanmıştır. Tutkallama bölgesinde çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ergonomik risk analizinde de %50 den fazla kazanç elde edilerek özellikle iş kazası ve stres faktörleri azaltılmış, iş temposu ise arttırılmıştır.

Batuhan Sağlam
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yongalevha üretiminde kalıp ayırıcı kimyasal kullanımının levhanın teknolojik özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada günümüzde levha üretimlerinde kullanılan kalıp ayırıcı kimyasalın yongalevha üretiminde çeşitli miktarlarda kullanılarak, üretim parametrelerine, levhanın fiziksel ve mekanik özellikleri üzerine etkisi incelenmiştir. Bu amaçla 18 mm kalınlığında ve 630 kg/m³ yoğunluğundaki yongalevha üretiminde sırasıyla alt ve üst tabakalara 0, 5, 10, 15, 20 ve 25 g/m² olacak şekilde kalıp ayırıcı kimyasal kullanılmıştır. Laboratuvar testleri Kastamonu Entegre A.Ş.'nin Gebze yongalevha fabrikası laboratuvarında TS EN standartlarına uygun şekilde gerçekleştirilmiştir. Levhanın fiziksel özelliklerinden; yoğunluk, rutubet, su alma oranı, kalınlık artım oranı ve yüzey absorbsiyonu testleri yapılırken, mekanik özelliklerden; eğilme direnci, eğilmede elastikiyet modülü, yüzeye dik çekme direnci, vida tutma direnci ve yüzey sağlamlığı direnci değerleri belirlenmiştir. Bununla beraber üretim parametresi olarak da verilen kimyasal miktarının pres üretim hızına etkisi değerlendirilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, kalıp ayırıcı kimyasal katılımı ile yüzey absorbsiyon değeri, eğilme direnci ve eğilmede elastikiyet modülü arasında belirgin bir etkileşim tespit edilmiştir. Aynı zamanda üretime hızlanabilme kabiliyeti sağlayarak yongalevha üretim kapasitesinde önemli bir artış sağlamıştır. Aynı zamanda yongalevha üretim bandında oluşabilecek yapışmaları minimize ederek, levha kalitesine olumlu etki sağladığı görülmüştür.

Ali Furkan Duran
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir fidanlık işletmesinde pazarlama başarısına etki eden unsurların karar destek sistemleriyle irdelenmesi

Bu tez çalışmasında, fidanlık işletmelerinde pazarlama başarısını etkileyen temel faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörlerin karar destek sistemleri aracılığıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Artan kentleşme, peyzaj uygulamalarındaki yaygınlık ve çevresel duyarlılıkla birlikte fidanlık sektörü, stratejik bir üretim alanı haline gelmiştir. Sakarya ili ve bağlı ilçelerinde (Sapanca, Arifiye, Serdivan) yürütülen saha araştırmaları sonucunda sektör uzmanlarıyla gerçekleştirilen anket verileri analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında, saha çalışmaları ve uzman görüşleri doğrultusunda belirlenen dokuz pazarlama kriteri (fidan kalitesi, bitki pasaportu, ürün çeşitliliği, sürdürülebilirlik, ulaşılabilirlik, güvenilirlik, fiyat uygunluğu, ödeme kolaylığı, nakliye hizmeti) çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinden AHP ve TOPSIS ile değerlendirilmiştir. AHP yöntemiyle kriter ağırlıkları belirlenmiş, en yüksek ağırlık %19 ile "fidan kalitesi" kriterine verilmiştir. Bu bulgu, kalite odaklı üretimin sektördeki pazarlama başarısı üzerindeki etkisini açıkça ortaya koymaktadır. TOPSIS yöntemiyle işletme türlerinin karşılaştırılması sonucunda, büyük ölçekli özel fidanlıkların pazarlama açısından en ideal profil olduğu tespit edilmiştir (C* = 0,96985). Kamuya ait küçük ölçekli işletmelerin ise en düşük başarı düzeyine sahip olduğu gözlemlenmiştir (C* = 0,21374). Araştırma sonuçları, özel sektör işletmelerinin pazarlama stratejilerinde daha başarılı olduğunu ortaya koymakta ve kamu işletmelerinde bu yönde iyileştirici adımlar atılması gerektiğine işaret etmektedir. Bu bağlamda çalışma, fidanlık sektöründe stratejik karar verme süreçlerinin bilimsel temellere dayandırılmasına katkı sunmayı hedeflemektedir.

Çiğdem Takır Özdemir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mobilya eğitiminde karşılaşılan sorunların üç farklı eğitim programında irdelenmesi (Düzce ili örneği)

Mesleki ve teknik eğitim, ülkelerin ekonomik kalkınmasına ve istihdam politikalarına doğrudan etkileri nedeniyle üzerinde yoğun tartışmaların yaşandığı bir eğitim türüdür. Özellikle ülkemiz gibi genç işgücü potansiyeline sahip ülkelerde mesleki eğitimin önemi çok daha ön plana çıkmaktadır. Yapılan bu çalışma ile Düzce ili için oldukça önemli bir sektör olan ve çok sayıda kişiye istihdam sağlayan mobilya sektörü üzerine eğitim veren farklı düzeyde (ortaöğretim, önlisans ve lisans) eğitim kurumlarındaki öğrencilerin eğitsel sorunlarının belirlenmesi, gelecek beklentilerinin ve meslek algılarının ortaya çıkarılması hedeflenmektedir. Çalışmada, 3 farklı eğitim düzeyinden yani ortaöğretim düzeyinde meslek liselerindeki mobilya ve dekorasyon bölümlerinde okuyan öğrencilerden, önlisans düzeyinde yüksekokullarda yer alan mobilya ve dekorasyon bölümü öğrencilerinden ve lisans düzeyinde de orman endüstri mühendisliği ile ağaç işleri endüstri mühendisliği bölümleri öğrencilerinden veri elde edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada veri elde etme aracı olarak araştırmacılar tarafından literatüre bağlı kalınarak hazırlanan anketten yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında üç farklı eğitim düzeyinden toplam 247 öğrenciye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler irdelendiğinde ilgili bölümlerde ağırlıklı olarak (%89,1) erkek öğrencilerin olduğu belirlenmiştir. Katılımcı öğrencilere göre ilgili bölümleri seçmelerinde en etkili faktör ailelerinin yönlendirmesidir. Eğitim kademesi yükseldikçe öğrencilerin bilgisayar destekli tasarım yapma becerilerinin arttığı ancak üretim becerilerinin azaldığı belirlenmiş ve bu durumlar istatistiksel olarak da ilişkili tespit edilmiştir. Katılımcı öğrencilere göre eğitim kademesi yükseldikçe ders materyallerinde de iyileşmelerin olduğu ancak fiziki alan yetersizliğinin arttığı görülmüştür ve bu durumlarında istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlenmiştir. Yapılan istatistiksel değerlendirmelerde teorik-pratik uyumun iyi olmamasında eğitim kademesi arttıkça sorunların arttığı belirlenmiştir. Eğitim kademelerine göre mesleki öğrenme noktasında en istekli olan grup önlisans öğrencileri olurken, lise düzeyinde mesleği öğrenme isteği diğer eğitim kademelerine göre en düşüktür. Ancak, lisans ve önlisans düzeyindeki öğrencilere göre mezun oldukları bölümle ilgili bir işte çalışmayı daha yüksek oranda isteyenlerin lisans mezunu oldukları tespit edilmiştir.

Zehra Gürel
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00