
1,258
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sinop Orman Bölge Müdürlüğü saf sarıçam meşcerelerinde farklı uzaktan algılama verileri kullanılarak bazı meşcere parametrelerinin modellenmesi
Bu çalışmada, Sinop Orman Bölge Müdürlüğünde yayılış gösteren saf sarıçam meşcerelerinde bazı meşcere parametreleri (meşcere orta çapı, meşcere üst boyu, meşcere ağaç sayısı, meşcere göğüs yüzeyi ve meşcere hacmi), yaprak alan indeksi, topraküstü biyokütle ve karbon değerleri ile aktif (Sentinel-1) ve pasif (Sentinel-2, Landsat 8 OLI ve dron) algılayıcılara ait görüntülerden elde edilen veriler arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi (ÇRA) ve yapay sinir ağları (YSA) teknikleri ile modellenmiştir. Çalışmada toplam 184 adet örnek alan alınmıştır. Her bir örnek alana ilişkin klasik orman envanter ölçümleri yapılmış ve her bir örnek alan için bazı meşcere parametreleri, topraküstü biyokütle ve karbon değerleri hesaplanmıştır. Bununla birlikte her bir örnek alan için Sentinel-1 görüntüsü için geri yansıtım ve bant yansıma değerleri ile Sentinel-2, Landsat 8 OLI uydu ve dron görüntüleri için reflektans, vejetasyon indis ve tekstür değerleri hesaplanmıştır. Örnek alanlara ilişkin yersel ve uzaktan algılama verileri ÇRA ve YSA teknikleri ile modellenmiştir. Uygulanan modelleme teknikleri ile meşcere göğüs yüzeyi için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,84, Test R2=0,77), meşcere hacmi için Landsat 8 OLI 135° tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,83, Test R2=0,77), meşcere orta çapı için Sentinel-2 7x7 pencere boyutu tekstür ve ÇRA tekniği (Model R2=0,83, Test R2=0,81), meşcere ağaç sayısı için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,81, Test R2=0,69), meşcere üst boyu için Sentinel-2 5x5 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,71, Test R2=0,68), yaprak alan indeksi için Sentinel-2, 5x5 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,74, Test R2=0,32), topraküstü biyokütle için Sentinel-2, 9x9 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,82, Test R2=0,75) ve topraküstü karbon için Sentinel-2, 15x15 pencere boyutu tekstür ve YSA tekniği (Model R2=0,89, Test R2=0,77) ile en başarılı modeller bulunmuştur. Aynı zamanda dron görüntülerinden elde edilen vejetasyon indis verileri ile en başarılı modeller meşcere göğüs yüzeyi (R2=0,40) ve meşcere üst boy (R2=0,44) için bulunmuştur. Bununla birlikte dron görüntülerinden elde edilen reflektans değerleri ile en başarılı model (R2=0,32) meşcere göğüs yüzeyi için bulunmuştur.
Üçpınar (Ilgaz-Ankara) Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları
Ormanlık sahalardan çıkacak olan ürünlerden yarar sağlamak için orman alanlarını en iyi şekilde yönetmek ve süreklilik ilkesine uymak aynı zamanda ekolojik dengeyi bozmamak temel ilkedir. Türkiye ağaç türleri bakımından zengin coğrafyaya sahiptir ve değişik yetişme ortamlarına ev sahipliği yapmaktadır. Saf ormanların yanında, değişik türlerin bir arada bulunduğu farklı kuruluş özelliklerine sahip ormanlara sahiptir. Birden fazla ağaç topluluğunun yer aldığı meşcerelerden faydalanmak için mescereye katılan ağaç türü ekonomik değere sahip olması bakımından önem taşımaktadır. Bu sebeple hem günümüzdeki ormancılık faaliyetlerine ışık tutmak ve devamında, özellikle karışık ormanların devamlılığını gerçekleştirebilmek için, bitki sosyolojisi yöntemleri kullanılarak Üçpınar Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları ve bunların çeşitli silvikültürel özellikleri saptanmaya çalışılmıştır. Çalışma kapsamında 13 meşcere kuruluşu belinlenmiş, bu meşcereler silvikültürel özellikler bakımından değişiklikler arz etmektedir. Karışıma en çok katılan tür Sarıçam'dır. Sarıçam türünü sırasıyla Anadolu Karaçamı, Kazdağı Göknarı ve Titrek kavak izlemiştir. Tespit edilen 13 meşcere kuruluşunun 10'u orman amenajman planı ile paralellik göstermiştir. En geniş göğüs yüzeyi Saf Anadolu Karaçam'ında en az Kavak-Sarıçam meşceresindedir. Sarıçam, meşcerenin üst ağaç katında varlık göstermiştir. Bunu Anadolu Karaçamı ve Göknar ağaç türleri takip etmektedir. En kalın çaplar (52Anahtar Kelime: Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü = Ilgaz Forest Management Directorate ; Meşcereler = Stands ; Vejetasyon = ; Çankırı-Ilgaz = Çankırı-Ilgaz
Ilgaz Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları üzerine araştırmalar
Ormanın kuruluşundan gençleştirilmesine kadar geçen sürede ormanda yapılacak müdahale ve işletmenin tümünde ekolojik koşullara uygun davranmak gerekmektedir. Ormanların yetiştirilmesinde ve işletilmesinde temel hedef, bu ekosistemin dengesini ve devamlılığını bozmadan, var olan yetişme ortamı koşullarının elverdiği ölçüde en yüksek miktarda, kalitede ve çok yönlü olarak orman ürünlerinden faydalanmaktır. Silvikültürel çalışmalar, meşcerelere göre değişiklik gösterir. Her meşcerenin belirli özelliklere sahip bir kuruluşu vardır ve bu kuruluş, kendi içinde tamamen homojen olmasa bile, yine de ana nitelikleriyle bir diğer meşcerenin kuruluşundan önemli farklılıklar gösterir. Bu nedenle, silvikültürde öncelikle meşcerenin kuruluşu ortaya konur ve daha sonra o meşcere için uygulanabilecek olan silvikültürel işlemler önerilir. Bu amaçla Ilgaz Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları ve bunların çeşitli silvikültürel özellikleri saptanmıştır. Alınan örnek alanlarda ağaçların yaş, çap, boy, dal miktarları, kapalılıkları ölçülmüştür. Araştırma alanında 11 adet örnek alanda çalışılmıştır ve 6 adet farklı meşcere kuruluşu tespit edilmiştir. Karışıma en çok katılan tür Karaçam daha sonra Sarıçam ve Göknar'dır. Hektarda en fazla ağaç türü Göknar meşcere kuruluşundadır. En kalın çaplar Karaçam meşcere kuruluşlarında tespit edilmiştir. Hacim bazında ise Karaçam+Sarıçam meşcere kuruluşu en fazla hacme sahip olan alandır. Göknar meşcerelerindeki bireylerin gövdeleri düzgün ve dalsızdır. Karaçam meşcere kuruluşlarındaki ağaçlardaki bazı yaşlı bireylerin gövdelerinde bozukluklar mevcuttur. Elde edilen verilere göre yapılacak olan silvikültürel müdahalelerin her meşcere için ayrı ayrı ve doğaya uygun şekilde yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Ormancılıkta farklı ölçüm cihazları kullanarak sayısal arazi yüzeyinin hesaplanması ve cihaz performanslarının karşılaştırılması (Çerkeş örneği)
İnsanoğlu kadimden bu yana sürekli olarak bilgiye ihtiyaç duymuştur. Her alanda öne çıkan bu istek ölçme ve fotogrametri alanında da kendini göstermiştir. Bir alanın büyüklüğü, bir objenin eni, boyu ve yüksekliğinin ölçülmesi teknik olarak sürekli değişim göstermiştir. Günümüz teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşmasıyla ölçme ve fotogrametri alanında önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmeler içerisinde küresel konumlandırma cihazları yersel, havasal ve uydu üzerinden kullanılmak üzere sürekli bir değişim göstermişlerdir. Özellikle yirmibirinci yüzyıl başlarından itibaren Global Positioning System (GPS), mobil telefon, Global Navigation Satellite System (GNSS)- Continuously Operating Reference Station (CORS) ve İnsansız Hava Aracı (İHA) günlük pratik ölçmelerde inşaat, madencilik, havacılık, tarım, orman vb. alanlarda hızla kendine yer bulmuştur. Bu çalışmada farklı ölçüm hassasiyetlerine sahip topoğrafik ölçme cihazlarından GPS, GNSS-CORS, mobil telefon ve İHA cihazları aynı büyüklükteki alan üzerinde ölçüm yapılarak ölçüm süresi, hassasiyet ve haritalandırma açısından kıyaslanmıştır. Ayrıca yaygın olarak başvurulan uzaktan algılama veri seti olan uydu verisi üzerinden aynı alan için sayısal yükseklik değerleri Google Earth yazılımı ortamında hesaplatılarak haritalandırılmıştır. Elde edilen bu farklı ölçüm verileri aynı düzlemde kıyaslamaya tabi tutulmuş ve sonuç olarak Real-time kinematik (RTK) özellikli GNSS-CORS ve RTK-İHA cihazlarının yüksek hassasiyette veri sağladığı ve bunu sırasıyla RTK donanımı olmayan İHA, Google Earth veri seti, mobil telefon ve GPS cihazıyla yapılan ölçüm değerlerinin takip ettiği tespit edilmiştir. Çalışmada ulaşılan sonuçlara bakılarak yüksek hassasiyet ve kısa zamanda ölçüm yapılmasını gerektiren çalışmalarda İHA kullanımının daha etkin olduğu hassasiyetin ikinci planda tutulduğu çalışmalarda ise GPS, Google Earth ve mobil telefonla yapılan ölçümlerin kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.
Tabiat parkları trekkıng parkurlarının belirlenmesinde uzaktan algılama ve insansız hava aracı kullanım olanaklarının değerlendirilmesi (Afyon-Akdağ Tabiat Parkı örneği)
Doğa ile buluşma, yenilenme ve tazelenme ihtiyacı geçmişten bu yana insanoğlunun düzenli olarak gerçekleştirdiği faaliyetlerdendir. Özellikle son yıllarda kentleşmenin hızla artmasıyla birlikte doğaya olan ihtiyacı giderek artırmıştır. Yakın zamanda tüm dünyayı etkileyen Covid-19 salgını sonrasında yaşam hareketliliği en düşük seviyeye düşmüş ve doğal alanlara olan ihtiyaç daha da artarak devam etmiştir. Türkiye'de planlama bakımından Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'ne bağlı faaliyet gösteren tabiat parkları insanların doğa ile güvenle buluşmalarının sağlandığı alanlardandır. Devlet eliyle faaliyetler yürüten birimlerde merkezi planlama ve planlama deneyimlerinin uygulamaya aktarılması daha verimli olmaktadır. Bu çalışmada tabiat parklarında trekking planlaması ihtiyacı duyulan alanlarda alternatif güzergahların ortaya konması için Uzaktan Algılama (UA) veri setleri ile İnsansız Hava Aracı (İHA) cihazlarından elde edilen veri setleri kullanılarak Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yardımıyla uygulayıcı, plan yapıcı ve karar vericiler için kullanılabilecek bir analiz ortamının ifade edilmesi amaçlanmıştır. Bu bağlamda çalışma alanına ait Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) ve arazide İHA cihazı ile gerçekleştirilen uçuşlar sonrası elde edilen Sayısal Arazi Modeli (SAM) veri setleri kullanılarak yükseklik ve eğim kriterlerine ait veriler üretilmiştir. Ayrıca, bu çalışmada çok kriterli karar verme sürecinde yollara ve derelere olan uzaklık kriterleri kurumdan temin edilerek toplam dört kriter ile trekking uygunluk haritaları üretilmiştir. Elde edilen trekking uygunluk haritaları kullanılarak çalışma kapsamında üç farklı trekking rotası SYM ve SAM veri setleri bağlamında değerlendirilmiştir. Tabiat parklarında CBS yardımıyla ortaya konacak trekking güzergahı planlama çalışmalarında, planlama amacına ve lokasyon bilgilerine bağlı olarak yüksek hassasiyetli İHA veri setlerinin kullanımının avantajlar sağlayacağı düşünülmektedir.
Eldivan (Çankırı) karaçam orman alanında zarar yapan çam keseböceği [Thaumetopoea wilkinsoni Tams (Lepidoptera: Notodontidae)]'nin biyolojisi ve zarar durumu
Eldivan (Çankırı) karaçam orman alanında yürütülen ve Ülkemizin önemli orman zararlılarından biri olan Çam Keseböceği [Thaumetopoea wilkinsoni Tams (Lepidoptera: Notodontidae)]'nin biyolojisinin ve zarar durumunun ortaya konulmasının amaçlandığı bu çalışma 2021 ve 2022 yılları arasında yürütülmüştür. Nisan ayında yapılan arazi gözlemlerinde, ÇKB larvalarının henüz karaçam ağaçları üzerindeki keselerde bulunduğu, keseler içerisindeki ÇKB larvalarının Mayıs ayında birbiri ardına sıralı halde çam ağaçlarından pupa olmak üzere toprağa indikleri belirlenmiştir. ÇKB ergileri feromon tuzaklar kullanılarak tespit edilmiştir. 2021 yılında ilk kez 19.08.2021 günü (4 kelebek/tuzak); 2022 yılında ise 06.08.2022 günü (1,3 kelebek/tuzak) feromon tuzaklarda kelebek yakalanmıştır. Feromon tuzaklardaki en yüksek yakalanmalar ise 2021 yılında 16.09.2021 günü (42 kelebek/tuzak), 2022 yılında ise 29.08.2022 günü (27,3 kelebek/tuzak) gerçekleşmiştir. Feromon tuzaklarda tespit edilen en son ÇKB ergini yakalanmaları ise 2021 yılında 21.10.2021 günü (2,3 kelebek/tuzak), 2022 yılında ise 03.10.2022 günü (6 kelebek/tuzak) tespit edilmiştir. Buna göre 2021 yılında 63 günlük periyod boyunca tuzak başına ort. 187 adet, 2022 yılında ise 61 günlük periyot boyunca tuzak başına 112 adet ÇKB ergini yakalanmıştır. Buna göre ÇKB erginlerinin yaklaşık 2 ay boyunca arazide bulunabileceği ortaya konulmuştur.
Berdan baraj havzası'nın morfometrik özelliklerinin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ile belirlenmesi
Bu tez çalışmasının amacı, Berdan Baraj Havzası'nın Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ile morfometrik özelliklerinin incelenmesidir. Bu çalışmada sayısal topografya haritaları kullanılarak Sayısal Yükseklik Modeli (SYM) oluşturulmuştur. SYM üzerinden havza karakteristikleri ve morfometrik haritalar elde edilmiştir. Havzanın çevresi 215,49 km, alanı 953 km2, havzanın uzunluğu 58,44 km, ana akarsu uzunluğu 59,47 km olarak belirlenmiştir. Havzanın en yüksek noktası 3507 m, en alçak noktası 40 metredir. Havzada 3160 m'den yüksek araziler %0,75, 1428 m'den alçak araziler %53,77'dir. Havzada %0-5 derece eğim sınıfı 113 km2 (%11,78), %25+ eğim sınıfı ise 288 km2 (%30,29)'dir. Havzanın bakı durumu incelendiğinde güneydoğu %18, kuzeybatı %7, düz alanlar ise %1'lik kısmı oluşturmaktadır. Havzanın arazi kullanım durumuna bakıldığında 463 km2 (%48,58)'si orman arazisidir. Havza yönetim çalışmalarının temelini ön etüt incelemeleri oluşturmaktadır. Bu araştırma ile Berdan Baraj Havzası'nın bazı morfometrik özellikleri ortaya konmuştur.
Devlet orman işletmelerinde mesleki yeterlilik sürecinin değerlendirilmesi (Kastamonu örneği)
Türkiye'de Mesleki Yeterlilik Kurumunun faaliyete geçmesi ve akabinde bazı mesleklerde ulusal mesleki yeterlilik belgelerinin zorunlu hale gelmesi ile ormancılık faaliyetlerinde bulunan bir kesimin belgelendirilme süreci gündeme gelmiştir. Buradan hareketle bu çalışmada; Türkiye ormancılığında önemli bir yere sahip olan orman üretim işçilerinin ulusal mesleki yeterlilik belgesi ile belgelendirilmesinden sonraki süreçte orman idaresi görevlilerinin orman üretim işçileri ile ilgili gözlemlerine bağlı olarak gelişimlerini ortaya koymayı amaçlanmıştır. Bu amaçla Kastamonu ilinde faaliyette bulunan orman işletme müdürlüklerinde ve bölge müdürlüğünde görev yapan orman mühendisi, orman endüstri mühendisi ve orman muhafaza memurlarının katılımı ile bir anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler betimleyici yüzde ve frekans analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler hem meslek gruplarına hem de katılımcıların cinsiyetlerine göre değerlendirilmiştir. Genel olarak; katılımcılar ulusal mesleki yeterliliklerden "orman üretim işçiliği" yeterliliğini bilmektedir. Katılımcılar, ulusal mesleki yeterlilik belgesine sahip orman üretim işçilerinin emvali sürütme, yükleme ve boşaltma işlerine göre, ağaç kesme ile ilgili birimde genel anlamda yeterli olduklarını düşünmektedir. Buna karşılık orman üretim işçilerinin, ulusal mesleki yeterlilikte zorunlu birim olan iş sağlığı ve güvenliği, çevre koruma ve iş organizasyonu ile ilgili olarak daha az yeterli oldukları tespit edilmiştir. Katılımcılar ulusal mesleki yeterlilik sürecine genel anlamda inanmakta ve ormancılığa olumlu katkıları olacağını düşünmektedirler. Ulusal mesleki yeterlilik belgesi ile belgelendirme sürecinin istenilen amaca ulaşabilmesi için, orman üretim işçiliği için eğitimlerin verilmesi, belgelendirme sonrası ise kurumun mevzuatında yapacağı düzenlemelere bağlı denetimler ile ormancılık faaliyetlerinin nitelikli işgücü ile gerçekleştirilmesi sağlanabilir.
Ormanlık alanda farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçlarına ait arazi ölçümlerinin karşılaştırılması (Ilgaz örneği)
Bu çalışma, ormancılık alanında farklı sensör boyutlarına sahip insansız hava araçları (İHA) kullanarak arazi ölçümlerinin karşılaştırılmasını incelemektedir. Ormancılık, ağaçların büyümesi, orman yangınları ve ormancılık faaliyetlerinin takibi gibi çeşitli konuları içeren önemli bir sektördür. İHA cihazları ormancılık alanında kullanılan geleneksel ölçüm yöntemlerine alternatif olarak giderek daha fazla benimsenmektedir. Bu çalışmada, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazları kullanılarak elde edilen aynı alana ait arazi ölçümleri karşılaştırılmıştır. Çalışmanın amacı, farklı sensör boyutlarına sahip İHA cihazlarının ormancılık sektöründe ihtiyaç duyulabilecek ölçümleri yapma yeteneklerini ve ölçüm hassasiyetlerini karşılaştırmaktır. Sensör boyutlarındaki farklılıklar, elde edilen verilerin doğruluğu, çözünürlüğü ve kullanılabilirliği üzerinde etkili olmaktadır. Bu nedenle farklı sensör boyutlarının arazi ölçümleri üzerindeki etkilerini belirlemek için deneysel üç farklı yaklaşım kullanılmıştır. Bu çalışmada İHA cihazlarından elde edilen Sayısal Arazi Modeli (SAM) veri setlerinin kıyaslamasında paired t-testi kullanılarak yapılan değerlendirmede istatistiki açıdan farklı olarak nitelendirilen ölçüm sapmaları tespit edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen sonuçlar ışığında düşük maliyetli ve daha hassas ölçüm yapabilen RTK özellikli İHA cihazlarının kullanımının daha uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Bu bilgiler ile ormancılık faaliyetlerinin etkinliğini artırmak ve ormancılıkta daha etkin yönetim için teknolojik ortamın avantajlarından faydalanmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.
Çam keseböceği [Thaumetopoea pityocampa (Den.&Schiff.)]'nin yumurta parazitoiti Ooencyrtus pityocampae Mercet. (Hymenoptera: Encyrtidae)'nın alternatif konukçuları ile laboratuvar koşullarında Graphosoma lineatum (L.) (Hemiptera: Pentatomidae) üzerindeki biyolojisi
Bu çalışmada Çam Keseböceği [Thaumetopoea pityocampa (Den.&Schiff.)]'nin önemli yumurta parazitoiti olan Ooencyrtus pityocampae (Mercet) (Hymenoptera: Encyrtidae)'nın Graphosoma lineatum (L.) (Hemiptera: Pentatomidae) yumurtalarındaki etkinliği ve parazitlenme süresinin etkisi ele alınmıştır. Çalışmada 25±1°C sıcaklık ve %65±5 neme ve 16:8 aydınlık: karanlık koşullarında iklim odasında yürütülmüştür. Değişik sürelerde (24, 48 ve 72 saat) parazitlenmeye maruz bırakılan yumurtalarda parazitoitin bir dölünü tamamladığı süreler (gün), yumurtaların parazitlenme oranları (%) ve yumurtadan çıkış noktaları belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre; G. lineatum yumurtası parazitlendikten hemen sonra, yumurta kabuğunun dışına uzanan ort. 0,560±0,155 mm uzunluğundaki dikenimsi yumurta sapı (egg-stalk)'nın geliştiği ve yumurtanın parazitlendiğini de gösteren önemli bir parametre olduğu anlaşılmıştır. O. pityocampae'nın, G. lineatum yumurtaları üzerindeki gelişimini/bir dölünü yaklaşık 15-19 günde tamamladığı; G. lineatum'un ise bir dölünü yaklaşık 7-8 günde tamamlayıp 30 gün boyunca yumurta bıraktığı saptanmıştır. Aynı çalışmada parazitlenme oranları esas alındığında, konukçu yumurtalarının 24, 48 ve 72 saat boyunca O. pityocampae erginlerine sunulması durumunda, parazitlenme oranlarının yüksek oranlarda (%94,03-%99,38) gerçekleştiği anlaşılmıştır. Parazitoit gelişme süreleri değerlendirildiğinde, parazitlenmiş konukçu yumurtalarından en erken parazitoit çıkışlarının (14,97±0,447 gün) 48 saat süre ile parazitlenmeye maruz bırakılanlarda gerçekleştiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak, O. pityocampae'nın G. lineatum yumurtaları üzerinde kitle yetiştirilmesi düşünüldüğünde; hem parazitlenme oranının yüksek olması ve hem de parazitoitin kısa sürede gelişmesi bakımından 48 saatlik sürenin uygun olabileceği kanısına varılmıştır.
Osmangölü (Ilgaz) Orman İşletme Şefliği'ndeki Meşcere Kuruluşları üzerine araştırmalar
Ormanın kuruluşundan gençleştirilmesine kadar geçen sürede ormanda yapılacak müdahale ve işletmenin tümünde ekolojik koşullara uygun davranmak gerekmektedir. Ormanların yetiştirilmesinde ve işletilmesinde temel hedef, bu ekosistemin dengesini ve devamlılığını bozmadan, var olan yetişme ortamı koşullarının elverdiği ölçüde en yüksek miktarda, kalitede ve çok yönlü olarak orman ürünlerinden faydalanmaktır. Silvikültürel çalışmalar, meşcerelere göre değişiklik gösterir. Her meşcerenin belirli özelliklere sahip bir kuruluşu vardır ve bu kuruluş, kendi içinde tamamen homojen olmasa bile, yine de ana nitelikleriyle bir diğer meşcerenin kuruluşundan önemli farklılıklar gösterir. Bu nedenle, silvikültürde öncelikle meşcerenin kuruluşu ortaya konur ve daha sonra o meşcere için uygulanabilecek olan silvikültürel işlemler önerilir. Bu amaçla Ilgaz Orman İşletme Şefliği'ndeki meşcere kuruluşları ve bunların çeşitli silvikültürel özellikleri saptanmıştır. Alınan örnek alanlarda ağaçların yaş, çap, boy, dal miktarları, kapalılıkları ölçülmüştür. Araştırma alanında 7 adet örnek alanda çalışılmıştır ve 5 adet farklı meşcere kuruluşu tespit edilmiştir. Karışıma en çok katılan tür Göknar daha sonra Sarıçam ve Karaçam'dır. Hektarda en fazla ağaç türü Göknar meşcere kuruluşundadır. En kalın çaplar Karaçam meşcere kuruluşlarında tespit edilmiştir. Hacim bazında ise Karaçam meşcere kuruluşu en fazla hacme sahip olan alandır. Göknar meşcerelerindeki bireylerin gövdeleri düzgün ve dalsızdır. Karaçam meşcere kuruluşlarındaki ağaçlardaki bazı yaşlı bireylerin gövdelerinde bozukluklar mevcuttur. Elde edilen verilere göre yapılacak olan silvikültürel müdahalelerin her meşcere için ayrı ayrı ve doğaya uygun şekilde yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü'nde yapılan bazı sıklık bakımı çalışmalarının değerlendirilmesi
Bu çalışma kapsamında, Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Eldivan İşletme Şefliği ve Çankırı İşletme Şefliği sınırları içerisinde bulunan doğal ve yapay yolla gelmiş olan Karaçam meşcerelerinde uygulanmış olan sıklık bakımı müdahalelerinin, meşcerenin artım ve büyümeye etkisi araştırılmıştır. 2013-2020 yıllları arasında sıklık bakımı müdahalesi görmüş ve görmemiş alanların çap ve boy artımı üzerindeki değerler karşılaştırılmıştır. Bu gaye ile, belirlenen örnek meşcerelerden 20x20=400 m2 olacak şekilde örnek alanlar alınmıştır. Alınan örnek alanlardaki çap ve boy değerleri ölçülerek istatistiksel olarak analizleri yapılmıştır. Eldivan şefliğinden alınan 10 adet örnek alanda yapılan ölçümler ve istatistiksel analizler sonucunda sıklık bakımı yapılmış 1 ve sıklık bakımı yapılmamış 2, 5 ve 6, 7 ve 8, 9 ve 10 numaralı örnek alanlarda % 95 önem düzeyinde hem çap hemde boy bakımından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bu alanlarda sıklık bakımı müdahalesi görmüş alanların lehine sonuçlara varılmıştır yani çap ve boy bakımından artımlar olmuştur. Ancak 3 ve 4 numaralı örnek alanda sadece çap bakımından anlamlı farklılık bulunurken boy bakımından bir farklılık bulunmamıştır. Çankırı şefliğinden alınan 10 adet örnek alanda yapılan ölçümler ve istatistiksel analizler sonucunda sıklık bakımı müdahalesi görmüş 11 ve müdahale görmemiş 12, 13 ve 14, 17 ve 18 numaralı örnek alanlarda % 95 önem düzeyinde hem çap hem de boy bakımından sıklık bakımı müdahalesi görmüş alanların lehine anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Ancak, 19 ve 20 numaralı örnek alanda sadece çap bakımından anlamlı farklılık bulunurken boy bakımından bir farklılık bulunmamıştır. 15 ve 16 numaralı örnek alanlarda ise hem çap hem de boy bakımından % 95 önem düzeyinde herhangi bir farklılık tespit edilmemiştir. Çalışma kapsamında sıklık bakımı müdahalelerinin zamanında ve uygun şiddette yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/b maddesi uygulamaları ve sonuçları (Amasya ili örneği)
Bu çalışma, Amasya ili sınırları dâhilinde bulunan orman arazilerinin ne kadarlık kısmının 2/B madde uygulamalarına konu edildiği, bu uygulamaların yapıldığı alanlarda ormana ve 2/B uygulamalarına ilişkin algı ve uygulama sonuçlarının ne olduğuna yönelik tespitler ile karşılaşılan sorunlara çözüm önerileri sunmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışma, anket yöntemi kullanılarak 400 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler tablolaştırılmış ve grafikler hazırlanmıştır. Ayrıca, seçilen değişkenler ile Ki-Kare analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda Amasya ili 2/B uygulamaları tamamlanmış Aksalur, Bayat, Alakadı, Yassıçal, Yenice, Ümük, Karataş, Yuva, Damudere, Dadıkavakçayırı, Ormanözü, Ziyaret, Çiğdemlik, Aydınca, Durucasu, Ardıçlar, Mahmatlar, Beldağı, Şeyhsadi, Musa, Karsan, Elittekke ve Akyazı köylerinde vatandaşın 2/B uygulamaları hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı ancak 2/B arazilerini tarımsal faaliyetlerinde kullandığı, yatırım aracı olarak gördüğü, ata topraklarına sahip çıktığı düşüncesinin hâkim olduğu, gelecek nesillere miras bırakmak istedikleri, gerektiğinde de bu yerler için değerinden fazla ödeme yapma isteğinde oldukları ve geçmişteki tarih değişikliklerini dikkate alarak gelecekteki uygulamalar için beklenti içinde oldukları tespit edilmiştir. Orman varlığı açısından bir tehdit unsuru olan bu algı ve beklentilerin değiştirilmesi adına 2/B uygulamalarına esas olan tarih değişikliklerine son verilmesi, yönetişim ve halkla ilişkilere yönelik eksikliklerinin kitle iletişim araçları giderilmesi ve toplumun orman algısının geliştirilmesi önerilmektedir.
Korunan alan yönetiminde katılımcılık: Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı örneği
Çalışmada, ülkemizdeki korunan alanların genel sorunlarının yanı sıra, korunan alanlarda katılımcı ve yerinden yönetim ilkesi benimsenerek, yapılacak koruma ve geliştirme uygulamalarının, çok parçalı bir tarihi milli park olan ve 2015 yılında ilan edilen, Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı örneği üzerinde uygulamaya yönelik tespitler ve çözüm önerileri sunmak hedeflenmiştir. Bu hedef doğrultusunda, Türkiye'deki korunan alanlar, katılımcı yönetim ve halk katılımı konuları değerlendirilmiştir. Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı Uzun Devreli Gelişme Planının ve Tarihi Milli Park'ın yönetim ve uygulamalarının katılımcı yönetime uygunlu araştırılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı yönetim sisteminin katılımcı yaklaşımlara uygunluğunun değerlendirilmesi için, yöre halkı ve milli park ziyaretçileri ile yüz yüze görüşme yöntemi ile anket çalışması yapılarak alandaki katılımcı yönetim anlayışı değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda Sakarya Meydan Muharebesi Tarihi Milli Parkı'nda katılımcı yönetimin etkin şekilde uygulanması için öneriler geliştirilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Sakarya Meydan Muharebesi, Tarihi milli park, Korunan alan, Katılımcı yönetim
Batı Karadeniz Bölgesi aynı yaşlı saf doğu kayını (Fagus orientalis Lipsky.) meşcerelerinin çeşitli iklim senaryolarına göre meşcere özelliklerinin tahmini ve simülasyonu
Bu çalışmada, ülkemizde önemli bir yayılışa sahip olan asli ağaç türümüz Doğu Kayınının (Fagus orientalis Lipsky.) çeşitli meşcere özelliklerinin farklı iklim senaryolarına göre tahmin edilmesi ve bu özelliklerin simülasyonlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan Bolu, Kastamonu, Zonguldak ve Sinop Orman Bölge Müdürlüklerinin idari sınırları içerisinde yayılış gösteren aynı yaşlı, doğal, saf ve müdahale görmüş, farklı sıklıktaki Doğu Kayını meşcerelerinde, büyüme ve artım özelliklerindeki değişkenliği yansıtacak şekilde farklı meşcere yaşı, verim gücü ve meşcere sıklıklarından alınmış olan toplam 240 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Bu veriler kullanılarak, doğrusal olmayan bir regresyon model yapısında çeşitli tek ağaç ve meşcere özellikleri ile birlikte yıllık ortalama sıcaklık ve yıllık toplam yağış gibi iklim özelliklerini içeren uzaklıktan bağımsız tek ağaç kabuklu çap artımı modeli, lojistik fonksiyona dayanan tek ağaç kuruma modeli, Gompertz (1825)'in doğrusal olmayan model yapısına dayanan meşcere ağaç sayısı modeli ve Schnute (1981) modeline dayanan genelleştirilmiş boy denklemi geliştirilmiştir. Bu modellerden, R yazılım dilindeki "GenSa" paketi kullanılarak, ağaçların çap artımında etkili olan bağımsız değişkenleri içeren doğrusal olmayan regresyon model yapısında yeni bir uzaklıktan bağımsız tek ağaç artım modelinin geliştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında geliştirilen tüm bu alt modellerin büyüme simülatörü sisteminin bir elemanı olarak eş zamanlı olarak çalıştırılabilmesi için, Visual Basic programlama dili kullanılarak, MS Excel programı altındaki Visual Basic Application (VBA) ile bir program oluşturulmuştur. Geliştirilen büyüme simülatörü ile bu alt modellerin birlikte eş zamanlı çalıştırılması sağlanarak örnek alanların 2027, 2032, 2037, 2042, 2047, 2052, 2057, 2062, 2067, 2072, 2077, 2082, 2087, 2092, 2097 ve 2102 yıllarındaki 5 yıllık periyotlarla 16 farklı dönem için meşcere hacmi, göğüs yüzeyi, orta çap, meşcere biyokütlesi ve meşcere karbonu özelliklerinin simülasyon değerleri, Worldclim 2.1'den geleceğe ait iklim senaryolarının veri setleri kullanılarak HadGEM3-GC31-LL küresel iklim modelinin 3 farklı iklim senaryosuna (SSP 126, SSP 245 ve SSP 585) göre tahmin edilmiş ve simülasyon değerleri elde edilmiştir. Bu çalışmada simüle edilen meşcere özellikleri ile iklim özelliklerinde SSP 126, SSP 245 ve SSP 585'ten oluşan iklim senaryolarına göre 0,05 önem düzeyi ile anlamlı farklılıklar belirlenmiş; bu farklılığa ilişkin homojen alt gruplar değerlendirildiğinde; SSP 245 ve SSP 585 iklim ii senaryolarının, meşcere özellikleri bakımından aynı grupta ve benzer olduğu, SSP-126 iklim senaryosunun ise diğer iklim senaryolarına göre daha yüksek değerde meşcere özelliklerine sahip olduğu belirlenmiştir.
Kütahya ilinde bulunan saf ve karışık karaçam ormanlarında değişen humus tiplerinin morfo-fonksiyonel sınıflandırma ile belirlenmesi
Kütahya ili sınırları içerisinde yer alan ve karışık karaçam ormanlarında humus formlarının dağılımı belirlenmiştir. Humus formlarının dağılımı meşcere gelişim çağı ve karışımı ile değişmiştir. Tüm alanlarda amphi humus tipi baskındır. Orman türü ile ilgili olarak, sonuçlarımız saf karaçam ormanlarında gelişim çağlarına göre Eumacroamphi, Leptoamphi ve Pachyamphi formu baskın iken, Karaçam-Kayın ormanlarında Eumacroamphi, Karaçam-Sarıçam ormanlarında Eumesoamphi baskın formlar olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak humus formlarının dağılımını etkileyen en önemli faktörler ağaç türü, toprak pH'sı ve toprak faunasıdır. Elde edilen veriler karaçam ormanlarında Amphi humus formunun hakim olduğu saf karaçam meşcerelerinde OH(organik horizon) horizonunun inceliğinden dolayı Leptoamphi (OH < 1 cm) ile Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm) humus formu, karaçam-kayın ve karaçam-sarıçam karışık meşcerelerinde göreceli kalın OH horizonu nedeni ile Eumesoamphi (OH < 3 cm) ve Pachyamphi (OH ≥ 3 cm) humus formları olduğu belirlenmiştir. Yapılacak diğer çalışmalarda yükselti basamaklarına göre humus formunun belirlenerek özellikle iklimin humus formları üzerindeki etkisi belirlenmeli ayrıca ölüörtü katmanlarının kimyasal içerikleri de belirlenerek humus formu ile ölüörtü katmanlarının kimyasal yapısı hakkında bilgiler elde edilmelidir.
Çamkoru tabiat parkı ve civarı karayosunu florasına katkılar
Yapılan bu çalışmada; Çamkoru Tabiat Parkı ve civarından (Ankara) toplanan 200 karayosunu örneğinin; mikroskop altında teşhis edilmesi sonucunda; 11 familya ve 23 cinse ait 60 takson (tür, alt tür ve varyete seviyesinde) tespit edilmiştir. Takson sayısı bakımından en zengin 5 familya sırasıyla: Grimmiaceae (19) Pottiaceae (8), Brachytheciaceae (8), Bryaceae (8), Orthotrichaceae (5). Takson sayısı bakımından en zengin 5 cins: Grimmia (10), Schistidium (8), Orthotrichum (5), Brachythecium (4) ve Ptychostomum (4) olarak bulunmuştur. Akrokarp taksonlar (45) floranın %75'lik kısmını temsil ederken, pleurokarp taksonlarda bu oran (15) %25'dir.Bu bulgular ışığında; Türkiye için ilk defa kaydı verilen taksonlar şunlardır: Schistidium marginaleH.H. Blom, Bedn.-Ochyra & Ochyra, Schistidium obscurumH.H. Blom, Köckinger & Ignatova. Türkiye'den ikinci defa kaydı verilen takson ise: Schistidium brunnescens Limpr.'dir.
Yerüstü kömür ocağı ve çevresinin çölleşme eğiliminin değerlendirilmesi: Çankırı/Kayıçivi köyü
Çankırı ili Korgun ilçesi Kayıçivi Köyünde metrük (terk edilmiş) bir maden sahasını kapsayan çalışma sahası 178 ada ve 151 parsel de yer almaktadır. Çankırı iline yaklaşık olarak 30 km mesafe de bulunan kömür ocağı 5,8 hektar büyüklüktedir. Bu çalışmada, faaliyet sonrası maden sahalarında meydana gelen verimsiz ve kötü bir görünüm sergileyen alanların farklı kullanımlara olanak sağlaması için yeniden düzenlenerek doğaya tekrar kazandırılması amaçlanmıştır. Çalışma alanından alınan topraklar analizler sonucunda değerlendirilmiştir. Toprak tekstürü Killi yapıya sahiptir. Kömür madeninin kireç (CaCO3) içeriği bakımından değerlendirildiğinde kireçsiz sınıfına girmektedir. Çalışma alanının toprakları organik madde bakımından zengindir. Toprakların pH değerleri hafif asidik özellik göstermektedirler. Çalışma alanı topraklarının tamamı tuzsuzdur. Çalışma alanında Akdeniz ülkeleri çölleşme kriter ve göstergelerinin belirlenmesi için geliştirilmiş olan DIS4ME (Desertification Indicator System for Mediterranean Europe) sistemi tarafından öngörülen çölleşme kriter ve göstergeleri kullanılarak çölleşme riski hesaplanmış ve çölleşme riski değeri ortalaması 7,46 ile yüksek risk sınıfına girmektedir. Alanda yapılacak olan rehabilite çalışmaları sonucunda çölleşme riskinin düşürülebileceği sonucuna varılmıştır.
Aktif ve pasif uydu görüntüleri kullanılarak saf karaçam meşcerelerinde topraküstü karbonun tahmin edilmesi (elekçamı orman işletme şefliği örneği)
Bu çalışma Sinop Orman Bölge Müdürülüğü, Boyabat Orman İşletme Müdürlüğü, Elekçamı Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf karaçam meşcerlerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında toplam 247 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Envanter verilerinden yararlanılarak her bir örnek alan için topraküstü karbon (TÜK) değerleri hesaplanmıştır. Her bir örnek alan için Landsat 5 TM bant yansıma ve vejetasyon indis, ALOS-PALSAR uydu görüntüsüne ait HH ve HV polarizasyonlarından parlaklık ve geri yansıtım ile örnek alanlara ilişkin eğim, bakı ve yükselti değerleri hesaplanmıştır. TÜK değerleri ile yukarıda açıklanan değişkenler arasındaki ilişkiler çoğul regreyon analizi ile modellenmiştir. Toplam 14 adet model geliştirilmiştir. Geliştirilen model başarıları incelendiğinde, Landsat 5 TM vejetasyon indis, ALOS-PALSAR parlaklık ve geri yansıtım değişkenleri ile eğim, bakı ve yükselti değerlerinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde belirtme katsayısı (R_düz^2=0.655; Sy.x=0.18147) elde edilmiştir.
Orman suçlarında toplumsal algı (Çankırı ili örneği)
Orman suçları, orman kaynaklarının sürdürülebilirliğini ve toplumun refahını tehdit eden önemli bir sorundur. Bu çalışma, Çankırı ilinde orman suçları ve bu suçlara ilişkin yaptırımlara dair halkın algısını ve bilgi düzeyini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ana materyalini, Çankırı il merkezinde 400 katılımcı ile yüz yüze yapılan anketler oluşturmaktadır. Veriler SPSS 22 programı kullanılarak analiz edilmiş ve Ki-Kare testi ile belirli değişkenler arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Anket sonuçları, katılımcıların çoğunluğunun ormanların korunması gerektiği konusunda hemfikir olduğunu, ancak devlet denetimini yetersiz bulduğunu göstermektedir. Ayrıca, ormancılıkla ilgili kurumların toplumu bilgilendirme konusunda yetersiz kaldığına dair yaygın bir algı bulunmaktadır. Orman suçları ve yaptırımlarına ilişkin bilgi düzeyi ise genel olarak düşük seviyededir. Eğitim düzeyi, orman suçları ve yaptırımları hakkında bilgi sahibi olmada etkili bir faktör olarak öne çıkmaktadır. Çalışma bulguları, Çankırı ilinde orman suçları ve yaptırımlarına ilişkin farkındalığın artırılması ve toplumun bilinçlendirilmesi için daha etkili stratejilere ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Özellikle eğitim seviyesi düşük olan ve kırsal kesimde yaşayan vatandaşlara yönelik bilgilendirme çalışmaları önem taşımaktadır. Ayrıca, orman idaresinin denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması ve caydırıcı yaptırımların uygulanması da orman suçlarının önlenmesinde önemli adımlar olacaktır.
Kralkızı baraj havzası (Diyarbakır) erozyon kontrol çalışmalarının değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı 2013-2017 yılları arasında yürütülen 'Kralkızı Baraj Havzası Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Uygulama Projesi'nin başarı durumunun değerlendirilmesidir. Uygulanan bu havza ıslah projesi kapsamında ağaçlandırma, toprak ve su koruma, yaban hayatı geliştirme ve kırsal kalkınmaya yönelik çalışma faaliyetlerinin, 2024 yılı itibari ile değerlendirilmesi yapılmıştır. Projenin başarılı ve başarısız yönleri irdelenmiştir. Araştırmada, dikilen fidanların fizyolojik ve morfolojik özellikleri ibreli ve yapraklı türler olarak incelenmiştir. Toprak ve su korumaya yönelik yapılan toprak işleme çalışmaları değerlendirilmiştir. Ayrıca yörede kırsal yöneticiler, yerel halk ili yüz yüze görüşmeler yapılarak projenin bugün ki durumu hakkında bilgiler elde edilmeye çalışılmıştır. Proje alanına dikilen kızılçam, antepfıstığı, kızılçam, meşe ve lavanta dikildiği, fidanların genel olarak başarılı olduğu gözlemlenmiştir. Kuraklık ve olumsuz toprak özellikleri fidan kurumalarına neden olmuştur. Bölgesel olarak derin topraklı ve nispeten nemli alanlarda fidan tutuma başarısı daha yüksektir. Marjinal sahalarda toprak işleme ve fidan dikimi başarısız olmuştur. Yöre halkı projeden oldukça memnun olduklarını ifade etmişlerdir. Yine aynı zamanda kaçak otlatma yapıldığını belirtmişlerdir. Proje değerlendirmesini sonunda tam alanda toprak işleme ve toplu fidan dikimi yerine detaylı etütler sonucunda kısmı alanda çalışmanın ekolojik ve ekonomik başarıyı artıracağı anlaşılmıştır. Yine sahanın koruma altına alınması ile biyoçeşitliliğe önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.
Solucan gübresinin sarıçam (Pinus sylvestris L.) fidanlarının gelişimi üzerine etkisi
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, Çankırı Kenbağ Orman Fidanlığı'ndan temin edilen 1+0 yaşlı tüplü sarıçam (Pinus sylvestris L.) fidanları kullanılmıştır. Deneme hazırlanan 4 [1-Kontrol (%70 Toprak + %20 Torf +%10 pomza), 2- SG1 (%67,5 Toprak + %2,5 Solucan Gübresi + %20 Torf + %10 pomza), 3-SG2 (%65 Toprak + %5 Solucan Gübresi + %20 Torf + %10 pomza), 4-SG3 (%60 Toprak + %10 Solucan Gübresi + %20 Torf + %10 pomza] farklı yetiştirme ortamında 40 tekerrürlü olarak (toplam 160 adet saksıda) tesadüf parselleri deneme desenine göre yürütülmüştür. Deneme 11/03/2022 tarihinde kurulmuş olup, 29/10/2022 tarihinde sökümler (vejetasyon başlangıç ve bitiş süresi esas alınmış) gerçekleştirilmiştir. Denemenin sonunda ilk fidan boyu uzunluğu ile son fidan boyu uzunluğu arasındaki fark ve ilk kök boğazı ölçümü ile son kök boğazı ölçümü arasındaki fark istatiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Diğer taraftan fidan yaş ve kuru ağırlığı ile kök yaş ve kuru ağırlığı da istatiksel olarak önemsiz bulunurken fidan kök uzunluğu ile klorofil-a, klorofil-b, klorofil-a+b, karotenoid ve yaprak nisbi nem içeriği istatiksel olarak önemli bulunmuştur. Sonuçlar incelendiğinde yetiştirme ortamına solucan gübresi uygulanırken doz ayarının yapılması gerektiği belirlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarının gelecekte yapılacak benzer çalışmalara altlık oluşturacağı öngörülmektedir.
Ağaç hacim tahminlerinin çok değişkenli uyarlanabilir regresyon eğrileri tekniği ile elde edilmesi
Bu çalışmada, Ülkemizin önemli sahip türlerinden olan Sarıçam (Pinus sylvestris L.)'ın Giresun Orman Bölge Müdürlüğü, Koyulhisar Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Sisorta Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yer alan sarıçam meşcerelerindeki ağaçların hacimlerini tahmin etmek üzere tek girişli ve çok girişli ağaç hacim modelleri Çok Değişkenli Uyarlanabilir Regresyon Eğrileri Tekniği kullanılarak geliştirilmiştir. Bu çalışmada ağaçların toplam gövde hacimlerini tahmin etmek üzere kullanılan MARS modellerinin geliştirilmesinde R yazılım dili (R Core Team 2017) ile kodlanmış "Earth" paketi kullanılmış ve eğitimler geliştirilmiştir. Yapılan eğitimler ile tek girişli MARS modeline ilişkin başarı ölçütleri; OMH= 0.06617, HKOK= 0.10524, HKOK%= % 16.93902, AIC= -181.787, BIC= -128.592, Bias= 5.12x10-9, Bias%= % 8.25x10-7, THY= % 9.74x10-7, OMHY= % 10.6510 ve R2= 0.9736 olarak elde edilirken, çift girişli MARS modeline ilişkin başarı ölçütleri ise; OMH= 0.03665, HKOK= 0.06932, HKOK%= % 11.15764, AIC= -216.238, BIC= -163.043, Bias= 4.28x10-6, Bias%= % 0.00069, THY= % 0.00099, OMHY= % 5.8994 ve R2= 0.9885 olarak hesaplanmıştır. Ağaç hacim denklemlerinin geliştirilmesinde geleneksel bir yöntem olan çoğul regresyon modelleri göre daha başarılı sonuçlar verdiği belirlenen MARS modelleri ile hem tek girişli hem de çift girişli hacim tahminlerine ilişkin giderek artan pozitif eğrisel gelişimi gösteren ve bu böylece beklenen büyüme kanuniyetleri ile uyumlu sonuçlar veren bir trend ortaya konulmuştur. Böylece MARS modellerinin başarı durumları yanında büyüme kanuniyetleri ile de çelişmeyen tahminler sunabildiği sonucuna varılmıştır. MARS modellerinde önemli bir konu olan düğüm noktaları da tek girişli tahminlerinde 23 cm, 31 cm ve 38 cm değerleri olarak elde edilirken, çift girişli MARS modeli ile elde edilen ağaç boyu için 12.0815 m'lik boy düğüm noktası ve 19 cm, 32 cm ve 42 cm'lik çap düğüm noktaları elde edilmiştir.
Saf sedir meşcerelerinde landsat 8 olı uydu görüntüsü kullanılarak topraküstü biyokütlenin tahmin edilmesi (Kaş Orman İşletme Müdürlüğü örneği)
Bu yüksek lisans tezi kapsamında gerçekleştirilen çalışmanın amacı, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Kaş Orman İşletme Müdürlüğü plan sınırları içinde kalan saf sedir meçcerelerinde topraküstü biyokütlenin Landsat 8 OLI uydu görüntüsü kullanılarak tahmin edilmesidir. Bu doğrultuda, amenajman planlarının güncellenmesi ile yerleri sistematik olarak belirlenmiş 618 adet örnek alan kullanılmıştır. Yersel ölçümlerle koordinatları belirlenen bu örnek alanlar, Landsat 8 OLI uydu görüntüsüne aktarılmıştır. Ardından, örnek alanlara ait bant reflektans, vejetasyon indis değerleri ve tekstür değerleri hesaplanmıştır. Bant reflenktans, tekstür ve vejetasyon indis değerleri arasındaki ilişkilerin incelenmesinde çoklu regresyon analizi kullanılmış ve topraküstü biyokütle miktarlarıyla olan modellemeleri ortaya konulmuştur. Elde edilen bulgular incelendiğinde, bağımsız değişken olarak kullanılan Bant2, Bant5 ve Bant7'nin regresyon denklemi ile topraküstü biyokütle arasında R²=0,186- Sy,x=78,5729; NBR, VIS123, SARVI ve ND32'nin bağımsız değişkenlerin olduğu regresyon denklemi ile topraküstü biyokütle arasında R2 =0,181, Sy,x=77,5853 bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca, bağımsız değişken olarak Bant2 3x3 COR, Bant3 5x5 M, Bant4 7x7 CON, Bant5 9x9 HOM, Bant6 9x9 DİS ve Bant7 9x9 ENT tekstür özelliklerinin kullanıldığı regresyon modelleri ile topraküstü biyokütle arasında R2=0,453- Sy,x=66,9189 güçlü ilişkiler tespit edilmiştir. Yapılan çalışmalar incelendiğinde tekstür özelliklerinin topraküstü biyokütle tahminlerinde yüksek doğrulukla sonuç verdiği görülmektedir.
Yarı kurak bölgelerde serpantin topraklarda çölleşme eğiliminin değerlendirilmesi: Korgun/Alpsarı örneği
Çölleşme, özellikle yarı kurak bölgelerde çevresel sürdürülebilirlik için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu nedenle, risk altındaki alanların doğru bir şekilde belirlenmesi ve korunması önem arz etmektedir. Bu çalışma, Çankırı İli Korgun İlçesi Alpsarı Göleti çevresindeki serpantinli toprakların fiziksel ve kimyasal özelliklerini analiz ederek bölgenin çölleşme eğilimini değerlendirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Araştırma kapsamında, çölleşme üzerinde etkili olan toprak özellikleri, iklim verileri (yağış, sıcaklık), bitki örtüsü ve topografik fakörlere ilişkin göstergeler kullanılmıştır. Çalışmada, çölleşme risk değerleri (ÇR) 3,33 ile 6,04 arasında değişmiş ve ortalama 5,09 olarak hesaplanmıştır. Çölleşme riski orta düzeyde değişkenlik göstermiştir. Çevresel duyarlı alan indeksi (ÇDAI) ise 1,37 ile 1,52 arasında değişim göstermiş ve ortalama 1,44 olarak ölçülmüştür. Bu değerler, alanın kritik hassasiyet seviyesinde olduğunu ve serpantinli toprakların doğal özelliklerinin, yarı kurak iklim koşullarıyla birleşerek bölgedeki çölleşme ve erozyon riskini artırabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bitki örtüsünün korunması ve yenilenmesi, eğim kontrolü, suyun etkin yönetimi, tuzluluk ve besin yönetimi gibi öneriler, bölgedeki çölleşme ve erozyon riskini azaltmaya yönelik temel stratejiler olarak belirlenmiştir. Ayrıca, sürekli izleme programlarının oluşturulması ve yerel halkın toprak koruma konusunda bilinçlendirilmesi, bu hassas alanların korunmasına katkı sağlayacaktır. Bu çalışma, serpantinli toprakların çevresel hassasiyetini ve çölleşme eğilimlerini anlama açısından önemli bir veri seti sunmaktadır.
Tatlıçay Havzasının (Çankırı) erozyon duyarlılık değerlendirmesi
Bu çalışmada, Yenilenmiş Evrensel Toprak Kaybı Eşitliği (YETKE/RUSLE) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) yöntemler kullanılarak, Tatlıçay Havzasında toprak erozyon haritası çıkarılmıştır.Sonuç olarak, YETKE yönteminin yağış ve yüzey akışaşındırma enerjisi, toprak erozyon duyarlılığı, eğimuzunluğu ve dikliği ve bitkisel örtü ve ürünyönetimi degişkenleri hesaplanarak, ilgili su toplama havzasına gelmesi olası ortalamatoprak miktarı (ton ha-1 yıl-1) belirlenmiştir. Araştırma, yıllık ortalama 410 mm yağışın, özellikle şiddetli yağışlar sırasında, yıllık 35 MJ mm ha⁻¹ h⁻¹ R faktörü ile toprak erozyonunu şiddetlendirdiği belirlenmiştir. Dik yamaçlar, 0 ile 25 arasında değişen LS faktörünü artırarak bazı bölgeleri daha savunmasız hale getirmektedir. Bölgedeki çeşitli toprak tipleri, ortalama 0,034 olan K faktörü ile erozyon duyarlılığını etkilemektedir. Yoğun bitki örtüsü, C faktörünü 0,01'e düşürerek erozyon riskini azaltırken, yönetilemeyen alanlar C faktörü 1'e kadar çıkabilmekte ve böylece erozyona daha hassas hale getirmektedir. R, K, LS, C ve P faktörlerinin entegrasyonu, havzada yıllık ortalama hektar başına 39,60 ton ha⁻¹ yıl⁻¹ toprak kaybını ortaya koymuştur. Havzanın %92'sinde çok hafif, %7'sinde hafif, %0,18'inde orta, %0,02'sinde şiddetli ve %0,003'ünde çok şiddetli erozyon olduğu belirlenmiştir. Elde edilen verilerhavzanın su erozyonuna karşı hassas olduğunu göstermiştir.
Türkiye'de odun hammaddesi üretim tüketim ilişkileri ve ormanların sürdürülebilirliğinin oyun teorisi yaklaşımıyla analizi: Nash dengesi uygulaması
Doğal kaynaklara, özellikle de enerji ve hammaddeye olan bağımlılık, artan taleple birlikte ormanlar üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Ormanların sürdürülebilir kullanımı hem çevresel bütünlüğün ve hem de sosyo-ekonomik dengenin korunması için hayati önem taşımaktadır. Tarihi süreçte, enerji krizleri, artan fosil yakıt maliyetleri ve doğal kaynakları yönetmedeki zorluklar, ormancılık politikalarını önemli ölçüde etkilemiştir. Son yıllarda, yükselen enflasyon ve artan ithalat maliyetleri yerli odun hammaddesine olan talebi daha da artırmıştır. Bu durum, Türkiye'nin doğal ormanları üzerindeki bu artan baskı daha sürdürülebilir orman yönetimi politikalarına doğru bir yönelimi gerekli kılmıştır. Bu tez, stratejik karar vermeyi metodolojik bir araç olan oyun teorisini kullanarak, Türkiye ormanlarının en iyi koşul ve akılcı kullanımını temsil eden Nash dengesini/dengelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Türkiye ormanlarının sürdürülebilir yönetiminden sorumlu olan Orman Genel Müdürlüğü birinci oyuncu olarak konumlandırılırken, odun hammaddelerinin başlıca tüketicisi olan Orman Ürünleri Sanayi ikinci oyuncu olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışma, her iki oyuncu için stratejilerin ve buna karşılık gelen getirilerin belirlenmesi yoluyla, Türkiye'nin orman kaynaklarının korunmasına ve etkili yönetimine katkıda bulunmak amacıyla sürdürülebilir ormancılık politikaları kapsamında bir Nash dengesinin nasıl sağlanabileceğini araştırmaktadır. Bulgular, çeşitli bölge ve işletme müdürlükleri arasında esneklik faktörlerinin de dahil edilmesiyle, belirlenen altı farklı stratejinin farklı kombinasyonlarının, Türkiye ormancılığındaki optimum üretim miktarını belirlemede Nash dengesi olabileceğini göstermektedir. Bu Nash dengesi ile özellikle, üretim/artım oranının %16,6 ile %50 arasında kalmasının doğal ormanlardan hammadde üretiminde, daha sürdürülebilir orman işletmeciliği yapılabileceği belirlenmiştir.
Kütahya ili karaçam ormanlarında bakının humus tipleri üzerine etkisi
Kütahya ili sınırları içerisinde yer alan karaçam ormanlarında farklı bakının humus formlarının dağılımı üzerine etkisi belirlenmiştir. Humus formlarının dağılımı meşcere gelişim çağı ve bakı ile değişmiştir. Tüm alanlarda amphi humus tipi baskındır. Orman türü ile ilgili olarak, sonuçlarımız saf karaçam ormanlarında gelişim çağlarına göre Eumacroamphi, Leptoamphi ve Pachyamphi formunun baskın olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak humus formlarının dağılımını etkileyen en önemli faktörler ağaç türü, toprak pH'sı ve toprak faunasıdır. Elde edilen veriler karaçam ormanlarında Amphi humus formunun hakim olduğu kuzey ve güney bakılar arasında humus tipleri bakımından farklılık olduğunu göstermiştir. Kuzey bakıdaki karaçam meşcerelerinde, Çkb ve Çkc gelişim çağında Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm), Çkd gelişim çağında ise Eumesoamphi (OH <3 cm) belirlenirken güney bakıda Çkb gelişim çağında Eumesoamphi (OH <3 cm), Çkc gelişim çağında Leptoamphi (OH < 1 cm), Çkd gelişim çağında ise Eumacroamphi (OH ≥ 1 cm) humus tipi belirlenmiştir. İleride yapılacak çalışmalarda ölüörtü korizonlarının kimyasal yapıları ile meşcere gelişim çağı, kapalılık ve yetişme ortamı arasındaki ilişkiler belirlenmelidir.
Kentlinin biyolojik çeşitlilik algısı: Ankara ili örneği
Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekolojik, sosyo-ekonomik, politik ve kültürel dinamiklerin bir kombinasyonunu içeren çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreçte gelir düzeyi, eğitim seviyesi, kaynaklara olan ihtiyaç, kaynak kullanım ve tüketim alışkanlıkları, toplumsal algı ve farkındalık, yerel geleneksel bilgi gibi faktörler belirleyici bir rol oynamaktadır. Bireylerin ve toplumun biyolojik çeşitlilik konusundaki duyarlılığı, koruma çabalarının etkinliğini doğrudan etkilemektedir. Bu tez çalışması kapsamında, Ankara ili örneğinde toplumun biyolojik çeşitlilik algısı yüz yüze anket yöntemiyle incelenmiştir. Anketler aracılığıyla, 400 katılımcıdan toplanan veriler, bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik algısının cinsiyet, yaş, gelir düzeyi ve eğitim durumu gibi sosyo-demografik değişkenlere bağlı olarak anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Bulgular, yaş arttıkça bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik bilgi ve ilgilerinin arttığını, gelir düzeyindeki artışın ise bireylerin daha bilinçli ve duyarlı bir yaklaşım sergilemesine katkı sağladığını göstermektedir. Ayrıca, eğitim seviyesi arttıkça bireylerin, doğrudan koruma tedbirlerinden ziyade bilinçlendirme çalışmalarının daha etkili olduğu yönünde görüş bildirdiği görülmüş, dolayısıyla, koruma tedbirlerinin artırılmasından ziyade toplumun bilinçlendirilmesine doğru evirilen bir yönelim olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ankara ili özelinde, bireylerin biyolojik çeşitliliğe yönelik algısını ortaya koyan bu çalışma bulguları, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik stratejiler geliştirilirken dikkate alınması gereken başlıca faktörlerin; cinsiyet, yaş, eğitim seviyesi ve gelir gibi sosyo-demografik faktörler olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bölgede, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmaların etkililiğinin arttırılması için bu faktörlerin ayrı ayrı ele alınması ve bu doğrultuda planlamaların yapılması önerilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Orman, toplum, algı, biyolojik çeşitlilik, Ankara
Farklı yıllarda toplanan bazı Anadolu karaçamı (Pinus nigra arnold.) orijinlerine ait tohumlarda erken kuraklık testi
Bu çalışmada, Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arnold.) tohumlarında farklı su stresi seviyelerinin çimlenme değerlerine olan etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla, Denizli ve Kütahya orijinlerinden elde edilen tohumlar üzerinde tohumların morfolojik özellikleri (bin dane ağırlığı ve rutubet yüzdesi) ile çimlenme yüzdesi (ÇY), oransal çimlenme yüzdesi (OÇY) ve çimlenme hızı (ÇH) değerleri analiz edilerek kuraklığa dayanıklı orijinlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Tohum morfolojik özelliklerine ait bulgularda, Denizli orijininin bin dane ağırlığının 15.2-22.9 gr. arasında, rutubet yüzdesinin ise %6.5-8.3 arasında değiştiği; Kütahya orijininin bin dane ağırlığının 20.4-23.7 gr. ve rutubet yüzdesinin %8.1-9.3 aralığında olduğu belirlenmiştir. Tohumlara uygulanan su stresi seviyeleri Polietilen Glikol (PEG)-6000 solüsyonu ile 0, -0.2, -0.4, -0.6 ve -0.8 MPa olarak düzenlenmiştir. Çimlenme testleri, üç farklı saklama süresi (2, 4 ve 8-9 yıl) boyunca gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler varyans analizi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçları, su stresi seviyesi arttıkça çimlenme yüzdesi, oransal çimlenme yüzdesi ve çimlenme hızında bir azalma olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle -0.6 MPa ve üzeri su stresi seviyelerinde bu azalmaların belirginleştiği anlaşılmıştır. Orijinler arasında çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) bakımından su stresi seviyelerinde istatistiksel farklılıkların bulunduğu belirlenmiştir. Ancak, saklama süresinin çimlenme değerleri (OÇY ve ÇH) üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Denizli ve Kütahya orijinlerinin su stresine verdikleri tepkiler benzer olsa da, Kütahya orijinine ait tohumların Denizli orijinine kıyasla daha yüksek ÇY ve OÇY değerleri sergilediği belirlenmiştir. Bu bağlamda, Kütahya orijini kuraklık stresine daha dayanıklı olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışma, Anadolu karaçamı orijinleri arasında kuraklığa dayanıklılık bakımından tür içi bir varyasyon olduğunu ortaya koymaktadır. Kuraklığa daha dayanıklı olduğu belirlenen orijinlerin, kurak ve yarı kurak bölge ağaçlandırmalarında kullanılması önerilmektedir.
Saf kızılçam meşçerelerinde sentinel-2 uydu görüntüsü kullanılarak bazı meşçere parametrelerinin tahmin edilmesi (serik orman işletme şefliği örneği)
Bu çalışmanın amacı, Antalya Orman Bölge Müdürlüğü, Serik Orman İşletme Müdürlüğü, Serik Orman İşletme Şefliği sınırlarında yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde bazı meşcere parametrelerinin Sentinel-2 ve GEDI (Global Ecosystem Dynamics Investigation) uydu görüntülerinden hesaplanan değişkenlerle tahmin edilmesidir. Çalışmada toplam 188 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verileri kullanılarak her bir örnek alana ilişkin meşcere hacmi, göğüs yüzeyi, meşcere ağaç sayısı ve orta çap hesaplanmıştır. Örnek alanlara ilişkin Sentinel-2 uydu görüntüsünden bant reflektans ve vejetasyon indis değerleri, GEDI verisinden ise meşcere örtüsü yüksekliği verileri hesaplanmıştır. Daha sonra meşcere parametreleri ile uydu görüntülerinden elde edilen veriler arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Elde edilen model sonuçları incelendiğinde, meşcere hacmi için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0,345) vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde, benzer şekilde meşcere göğüs yüzeyi için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0,285) vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde, meşcere ağaç sayısı için en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0.288) bant reflektans ve vejetasyon indis verilerinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde ve meşcere orta çapı için ise en iyi model belirtme katsayısı (R_düz^2=0.169) bant reflektans, vejetasyon indis ve GEDI verisinin bağımsız değişkenler olarak yer aldığı modelde bulunmuştur. Bu çalışmada meşcere parametrelerinin tahminine yönelik geliştirilen modellerin model belirtme katsayılarının düşük olduğu görülmüştür.
Saf kızılçam meşcerelerinde topraküstü biyokütle ile yaprak alan indeksi arasındaki ilişkilerin modellenmesi (Sarıyayla orman işletme şefliği örneği)
Bu çalışma, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü, Anamur Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Sarıyayla Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada toplam 257 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verilerinden yararlanılarak her bir örnek alanın topraküstü biyokütle (TÜB) değeri Şahin (2015) tarafından saf kızılçam meşcereleri için geliştirilen tek girişli denklem kullanılarak hesaplanmıştır. Buna ek olarak (ocak ayı hariç) Sentinel-2 uydu görüntüleri kullanılarak her bir ay için yaprak alan indeksi (YAİ) görüntüleri üretilmiştir. Daha sonra her bir örnek alan, YAİ görüntüleri üzerine aktarılarak her bir ay için örnek alanlara ait YAİ'ye ilişkin maksimum, minimum, ortalama, toplam, değişim aralığı ve standart sapma değişken değerleri hesaplanmıştır. TÜB ile her bir ay ve tüm aylara ilişkin elde edilen YAİ değişkenleri arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Toplam 12 adet çoğul regresyon modeli geliştirilmiştir. Aylara göre geliştirilen çoğul regresyon modellerine ilişkin model belirtme katsayısı 〖(R〗^2) 0,10 ile 0,178 arasında değişmektedir. Buna karşın tüm aylara ilişkin verilerin yer aldığı modelde ise R^2 değeri 0,444 olarak bulunmuştur. Bu çalışma kapsamında geliştirilen regresyon modellerinin saf kızılçam meşceleri için kullanılabilir seviyeye ulaşabilmesi, bu amaç doğrultusunda yapılacak daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir.
Anadolu karaçamı meşcereleri için orman vejetasyon simülatörü'nün (OVS) geliştirilmesi: çakü araştırma ve uygulama ormanı örneği
Bu çalışmada, Ülkemizde önemli bir yayılışa sahip olan asli ağaç türümüz Anadolu Karaçamının ((Pinus nigra Arn. subsp. pallasiana (Lamb.) Holmboe) ÇAKÜ Araştırma ve Uygulama Ormanı'ndaki meşcerelerinin çeşitli özelliklerinin tahmin edilmesi amacıyla Orman Vejetasyon Simülatörünün geliştirilmesi ve bu simülatöre ilişkin uygulamaların güncel ve yaygın kullanım alanı olan MS Excel programı altında çalışan Visual Basic Application (VBA) ile kodlanmış bir program yardımıyla gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, Şenyurt vd. (2017) tarafından 2016 yılında ölçülmüş 61 adet örnek alan verisi kullanılmış, geçmişi 1973 yıllında geliştirilen Prognosis simülatörüne dayanan ve Amerika Birleşik Devletleri'nin tamamında ve Kanada'nın da belli bölgelerinde yaygın bir kullanım alanı bulmuş Orman Vejetasyon Simülatörünün (Forest Vegetation Simulator, FVS) modelleme yaklaşımı esas alınmıştır. Tek ağaç çap artım değerlerini tahmin eden bir uzaklıktan bağımsız tek ağaç çap artım modelini temel alan (çekirdek model) bir yaklaşımla, ayrıca ağaçların kuruma durumunu ortaya koyan bir lojistik model ile meşcere ağaç sayısı modeli ve ağaçların çap-boy ilişkilerinin tahmin edilmesine ilişkin alt modeller geliştirilmiş, bu geliştirilen alt modellerin bir arada eş zamanlı kullanımı ile simülatörün çalışması sağlanmıştır. Uzaklıktan bağımsız çap artım modelinin tüm parametreleri en az p<0.05 düzeyinde anlamlı olan bu modelin başarı ölçüt değerleri; Hata Karelerin Ortalamasının Karekökü (HKOK), 0.8140 cm; Yüzde Hata Kareler Ortalamasının Karekökü (HKOK%), % 38.4578; Yüzde Ortalama Hata (Bias%), %0.2614 ve Belirtme Katsayısı (R2), 0.7044 olarak elde edilmiştir. Çalışma alanındaki Anadolu Karaçam meşcerelerinin çeşitli özelliklerini tahmin etmek üzere 2016'dan itibaren 10 yıl ara ile 2026, 2036, 2046, 2056, 2066, 2076, 2086 ve 2096 yıllarında olmak üzere 8 farklı periyot için meşcere özelliklerinin simülasyonları elde edilmiştir.
Eskişehir ilinde arazi kullanımının zamansal değişimi ve açık maden sahalarının ekosisteme etkileri
Bu çalışma Eskişehir İlinde arazi kullanımının zamansal değişimi ve Eskişehir arazisinde açık maden sahalarının ekosisteme etkilerini ortaya koymaya çalışmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma alanı olarak seçilen Eskişehir tarihi, doğası, kültürel ve sosyal ortamı, eğitim ve sanayi durumu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile ön plana çıkan Türkiye'nin önemli şehirlerinden biridir. Eskişehir'in yaklaşık %40' ı tarım, %30' u orman ve %20' si mera arazilerinden oluşmaktadır. Eskişehir yer altı kaynakları bakımından oldukça zengin bir bölge olarak değerlendirilmektedir. İlin önemli yer altı kaynakları arasında bor, manyezit, lületaşı gibi bazı madenler ile içme suyu olarak da kullanılan kalabak suyu ve çeşitli hastalıklara iyi geldiğine inanılan jeotermal kaynaklar bulunmaktadır. Çalışmada genellikle literatür taraması sonucu elde edilen veriler ve ilgili kurumlardan yüz yüze görüşmeyle veya internet sitelerinden temin edilen güncel bilgiler tezde kullanılmıştır. Çalışma, uydu görüntüleri, coğrafi bilgi sistemleri (CBS) ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak arazi kullanım sınıflarını analiz etmekte ve mekânsal boyutlarını ortaya koymaktadır. Çalışmada özellikle tarım alanları, ormanlık bölgeler ve madencilik faaliyetlerinin kapsamı ile bu faaliyetlerin doğal ekosistemlere olan etkileri ele alınmaktadır. Sonuç olarak madenlerin arama, çıkarma, işletme ve sonrası dönemleri ile kullanımları sırasında ortaya çıkabilen olumsuz durumların, ekosisteme ve canlı hayatına etkileri göz önüne alınarak konunun çözümü için çeşitli öneriler sunulmakta, madencilik faaliyeti sonrası rehabilitasyonun önemi vurgulanmakta ve maden sahalarının ekosisteme yeniden kazandırılması için izlenebilecek yollar önerilmektedir.
CBS ve uzaktan algılama kullanılarak acıçay havzasının taşkın riski değerlendirmesi
Bu çalışmanın amacı, Çankırı Acıçay havzasındaki taşkın riskini CBS ve uzaktan algılama teknikleri kullanarak değerlendirmektedir. Havza, 67 442 hektarlık bir alanı kaplamaktadır ve toplam uzunluğu 753760 metre olan 4452 adet akarsu içermektedir. Yükseklik 700 metreden en yüksek noktada 2000 metreye kadar değişmektedir. Tekrarlayan bir doğal afet olan taşkınlar hem insan yerleşimlerini hem de ekosistemleri tehdit ederek bölgede önemli zorluklara yol açıyor. Bu riskleri ele almak için mekânsal veriler ve hidrolojik modeller, yağış modellerini, arazi eğimlerini ve yükseklik değişimlerini, ayrıca arazi kullanım modellerini ve hidrolojik parametreleri analiz etmek için ArcGIS'e entegre edildi. Uzaktan algılama, özellikle bitki örtüsü sınıflandırması ve zamansal izleme için ek bilgiler sağlamıştır. Havzada kritik faktörlerin üst üste bindirilmesi yoluyla yüksek riskli alanları belirlenmiştir. Havza bazlı etkili taşkın yönetimi stratejilerine uygun tehlike alanları ve alınabilecek önlemler ortaya konmuştur. Bu araştırma, yerel ve havza bazında sel ve taşkın risk alanlarının belirlenmesi ile önlem alınması gerekli bölgeleri ortaya koymuştur. Planlamacıların havzada alacakları sel ve taşkın önlemlerine yol gösterici sonuçlar üretilmiştir
Çankırı yöresi anadolu karaçamı [pinus nigra J.F. arnold ssp. pallasiana (lamb.) holmboe] ağaçlandırma sahalarında aralamanın ekofizyolojik etkileri
Bu çalışma, Çankırı Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan, 35 yaşındaki Anadolu karaçamı (Pinus nigra J.F. Arnold subsp. pallasiana) ağaçlandırma meşcerelerinde, farklı şiddetlerde uygulanan aralama müdahalelerinin (kontrol, ılımlı ve kuvvetli) bazı morfolojik ve fizyolojik parametreler üzerindeki kısa vadeli etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, morfolojik özellik olarak çap ve boy ile bu özelliklerin mevsimsel artım değerleri; fizyolojik özellik olarak ise şafak öncesi ve gün ortası su potansiyeli (Ψpd, Ψmd) ile fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) parametreleri değerlendirilmiştir. Arazi çalışmaları 2023 yılı içerisinde gerçekleştirilmiş; morfolojik ölçümler Nisan ve Ekim aylarında, fizyolojik ölçümler ise Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında yapılmıştır. Bulgulara göre, çap ve çap artımı üzerinde aralama şiddetinin anlamlı etkileri gözlenmiş, özellikle ılımlı aralama (A2) uygulamasında en yüksek çap artımı değerleri tespit edilmiştir. Boy ve boy artımı değerleri ise kısa vadede aralama şiddetinden etkilenmemiştir. Su potansiyeli ölçümlerinde, Ψpd parametresi aylar arasında anlamlı fark göstermiş ancak aralama derecelerine bağlı farklılıklar ortaya çıkmamıştır. Gün ortası Ψmd değerlerinde ise hem ay hem de aralama faktörü bakımından istatistiksel fark belirlenmemiştir. Fotosentetik verimlilik (Fv/Fm) değerleri tüm gruplarda sağlıklı bitki sınırları içinde kalmış; ancak aylar arasında mevsimsel etkilere bağlı anlamlı değişimler gözlemlenmiştir. Aralama derecelerine göre Fv/Fm farklılıkları ise istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen veriler, kısa vadede özellikle morfolojik büyüme göstergelerinde (çap artımı) aralama müdahalelerinin etkili olabileceğini; ancak fizyolojik göstergelerin çevresel koşullardan daha güçlü biçimde etkilendiğini ortaya koymuştur. Ayrıca çalışmanın yapıldığı alanın yapay meşcere olması, önceden bir kez aralama geçirmiş olması ve belirli aralıkla tesis edilmesi gibi faktörler, bireyler arası rekabetin başlangıçtan itibaren sınırlı olmasına ve müdahale sonrası tepkilerin bazı parametrelerde daha az belirginleşmesine neden olmuş olabilir.
Tatlıçay Deresi (Çankırı) su kalitesinin mevsimsel değişimi
Bu araştırmanın amacı Tatlıçay deresi suyunun su kalitesi parametrelerinin mevsimsel değişiminin araştırılmasıdır. Böylece suyun kullanım amaçlarının uzun dönemli planlanmasında veri alt yapısı oluşturulacak, planlamacılara öneriler belirlenecektir. Tatlıçay, Çankırı ili merkezinden geçerek Acıçay deresine birleşmektedir. Tatlıçay sulama ve rekreasyon amaçlı olarak kullanılmaktadır. Akarsuyun havzasında yerleşim, tarımsal faaliyetler, sanayi tesisleri, ormanlık alanlar ile şiddetli erozyona uğramış bölgeler bulunmaktadır. Tüm bu havza karakteristiklerine bağlı olarak akarsuyun debisi mevsimsel olarak büyük değişiklikler gösterebilmektedir. Bu durum su kalitesi özelliklerini doğrudan etkilemektedir.
Tatlıçay Havzasının CBS ve uzaktan algılama ile taşkın risk değerlendirmesi
Bu tez kapsamında Tatlıçay Deresi'nin karakteristik haritaları ve morfometrik ölçümleri Arc-GIS programı kullanılarak yapılmıştır. ArcGIS'te ölçümlerin gerçekleştirilmesinde kullanılan sayısal arazi modelleri USGS programlarından elde edilmiştir. Taşkın analizi için oluşturulan arazi modeli OPEN TOPOGRAPHY programında oluşturulmuş ve bu model hidrolik analizlerin yapılacağı HEC-RAS programına aktarılmıştır.Bu çalışma kapsamında Tatlıçay Deresi HEC-RAS programında 1D ve birleştirilmiş bir ve iki boyutlu (1D-2D) model olmak üzere iki farklı şekilde analiz edilmiştir. DSİ tarafından farklı tekrarlanma dönemlerindeki taşkın debileri hesaplanarak elde edilmiştir. Böylece Q25, Q50, Q100 ve Q500 olmak üzere farklı debiler belirlendi. HEC-RAS 1D sabit deşarjı için yakalanan Q25, Q50, Q100 ve Q500 deşarjları hidrolojik çalışmalardan her tekrarlanma yılı için elde edilen maksimum değerler alınarak elde edildi. Buna göre Q25 = 130,11 m3/s, Q50 = 165,62 m3/s, Q100 = 209,49 m3/s, Q500 = 290,73 m3/s olmak üzere dört farklı debi için bir çalışma yapılmıştır. HEC-RAS programındaki debilere bağlı olarak farklı senaryolar elde edilmiştir. HEC-RAS programındaki debilere bağlı olarak farklı senaryolar elde edilmiştir. Farklı debilere ait taşkın bölgelerinin sırasıyla 418.918,31 m², 463.787,77 m², 515.591,56 m² ve 593.909,37 m² olduğu tahmin edilmektedir.
Makine öğrenmesi ile uydu görüntüleri üzerinden mekansal ve zamansal değişimin bulut tabanlı google earth engine kullanılarak değerlendirilmesi (Zonguldak örneği)
Arazi örtüsü değişimlerinin tespiti ve izlenmesi, ekosistemlerin dinamiklerini anlamak ve doğal kaynakları etkin bir şekilde yönetmek için çok önemlidir. Özellikle Google Earth Engine (GEE) gibi platformlar aracılığıyla makine öğrenmesi tekniklerindeki son gelişmeler, arazi örtüsü sınıflandırmasının doğruluğunu ve verimliliğini önemli ölçüde artırmıştır. Bu çalışma, 2015 ve 2024 yılları için arazi örtüsünü haritalamak için GEE platformu içindeki Sentinel-2 görüntülerini ve Random Forest algoritmasını kullanmaktadır. Sonuçlar, öncelikle tarım ve kentsel alanların genişlemesinden kaynaklanan orman alanında 2015'teki 49.628,51 hektardan 2024'te 48.363,62 hektara bir düşüş olduğunu göstermektedir. Tarım arazileri 2015'teki 7.223,45 hektardan 2024'te 7.869,61 hektara çıkarken, aynı dönemde kentsel alanlar 8.516,49 hektardan 9.116,39 hektara çıkmıştır. En yüksek arazi örtüsü geçişi, 2.582,14 hektarlık bir değişimle ormandan tarım arazisine doğru gözlemlendi. Bu çalışma, makine öğrenimi ve uydu tabanlı verilerin entegrasyonu sayesinde son yıllarda arazi örtüsü sınıflandırmasının dinamik doğasını vurgulamaktadır. Bulgular, sürdürülebilir arazi yönetimi ve çevre koruma için sürekli arazi örtüsü izlemenin önemini vurgulamaktadır.
Karşıkent Orman İşletme Şefliği meşcerelerinde çap dağılım modellerinin geliştirilmesi
Bu çalışmada, Amasya Orman Bölge Müdürlüğü, Niksar Orman İşletme Müdürlüğü ve Karşıkent Orman İşletme Şefliği sınırları içinde bulunan meşcerelerde çap dağılım modellerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Farklı ağaç türlerinin yer aldığı eşit yaşlı saf ve karışık meşcerelerde, çap dağılımlarının 3 parametreli Weibull olasılık yoğunluk fonksiyonu ile modellenmesi hedeflenmiştir. Çalışmada, 706 örnek alanda toplanan 21.334 ağaç verisi kullanılarak çap dağılımlarına ait %25, %31, %50, %63 ve %95'lik yüzdelik dilimlere dayalı 5 farklı model geliştirilmiştir. Çap dağılımlarının başarılı bir şekilde modellenmesi için çeşitli parametre tahmin yöntemleri karşılaştırılmış ve model başarımını ölçmek için Ortalama Mutlak Hata (OMH), Hata Kareler Ortalamasının Kökü (HKOK), Bias, R², AIC ve BIC gibi istatistiksel kriterler kullanılmıştır. Sonuçlar, %50 ve %95'lik dilimlere dayalı yüzdelik yönteminin, diğer yöntemlere kıyasla en başarılı model olduğunu göstermiştir. Bu modelin hata payı düşük, açıklayıcılığı yüksek ve AIC/BIC değerleri de diğer modellere göre daha iyidir. Bu modele ait OMH değeri 37,34, HKOK değeri 73,91 ve BIAS değeri -6,40 olarak hesaplanmıştır. Bu değerler, modelin hata düzeyinin oldukça düşük olduğunu ve sistematik sapmanın minimum seviyede gerçekleştiğini göstermektedir. Ayrıca modelin R² değeri 0,818 olarak belirlenmiş olup, bağımlı değişkenin yaklaşık %81,8'lik kısmının bağımsız değişkenler tarafından açıklandığını göstermektedir. Bu oran, modelin yüksek açıklayıcılığa sahip olduğunu ifade etmektedir. Modelin AIC ve BIC değerleri sırasıyla 17869,44 ve 20743,38 olarak hesaplanmıştır. Bu değerlerin diğer modellere kıyasla düşük olması, söz konusu modelin hem veriye daha iyi uyum sağladığını hem de daha az karmaşık olduğunu göstermektedir.
Çap dağılımlarının derin öğrenme algoritmaları ile modellenmesi: Ilgın (Konya) yöresi Anadolu Karaçamı meşcereleri örneği
Bu çalışmada, Ilgın Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yayılış gösteren Anadolu Karaçamı meşcerelerinin çap dağılımlarının bir yapay zeka tekniği olan Derin Öğrenme Algoritmaları ile modellenmesi amaçlanmıştır. Konya Bölge Müdürlüğü, Ilgın Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan Ilgın, Akşehir ve Aşağıçiğil Orman İşletme Şefliklerinde yayılış gösteren saf Anadolu Karaçamı meşcerelerden alınmış 408 adet örnek alan verisi kullanılarak, 3 Parametreli Weibull ve 4 parametreli Johnson SB olasılık yoğunluk fonksiyonlarının parametreleri, maksimum olabilirlik yöntemi, çap dağılımlarının çeşitli yüzdelik ve moment değerleri ile bu moment ve yüzdelikleri birlikte içeren hibrid yöntemleri esas alan eşitliklere dayanan yöntemler ile hesaplanmıştır. Derin Öğrenme Algoritması (DÖA) olarak hiperbolik tanjant sigmoid tipinde aktivasyon tipi ve 100 adet nöron sayısı sabit tutulup; 3, 5, 7 ve 10 gizli katman seçenekleri olmak üzere 4 farklı gizli (ara) katman sayısı seçeneği ile birlikte aşırı uyum soruna bir çözüm olarak değerlendirilebilen 3 farklı hiper-parametre (öğrenme oranı, moment oranı ve erken durdurma) çeşidi değerlerinin özelleştirilmesini içerecek şekilde DÖA modellerinin eğitimleri gerçekleştirilmiştir. DÖA modellerinin çap dağılımlarında kullanımı değerlendirildiğinde; en başarılı olarak belirlenen %31 ve %63'lik yüzdelik değerleri ile parametreleri hesaplanan 3 parametreleri Weibull olasılık yoğunluk fonksiyonunun OMH değeri, 41.701 adet/ha; HKOK değeri, 57.486 adet/ha; HKOK% değeri, % 55.481; R2 değeri, 0.701; AIC değeri; 9590 ve BIC değeri; 11226 olarak elde edilmişken; en başarılı olarak belirlenen 7 ara katmana sahip 0.001 değeri ile Moment oranı (Moment rate) hiper-parametre özelleştirmesini içeren DÖA modelinin HKOK değerinin, 49.193 adet/ha; HKOK% değerinin, % 47.628; R2, 0,784; AI değerinin; 1905 ve BIC değerinin; 2239 olarak elde edildiği görülmektedir. Bu bakımdan, çap dağılımlarını modellemesinde Derin Öğrenme Algoritmalarının olasılık yoğunluk fonksiyonlarına göre daha başarılı sonuçlar verdiği değerlendirilebilir.
Mersin ili Çamlıyayla ilçesi kızılçam (Pinus brutia Ten.) doğal gençleştirme sahasında gençlik bakımlarının büyüme ve gelişmeye etkisi
Bu çalışmada, kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde uygulanan gençlik bakımlarının, fidanların büyüme performansına olan etkileri araştırılmıştır. Araştırma, gençlik bakımı yapılan (müdahale) ve yapılmayan (kontrol) alanlarda yürütülmüş olup, her biri 100 m² (10x10 m) büyüklüğünde toplam 10 deneme parselinde gerçekleştirilmiştir. Parsellerdeki bireylerin boy (cm) ve çap (cm) ölçümleri, Mart 20203 (vejetasyon dönemi başlangıcı) ve Kasım 2023 ve 2024 (vejetasyon dönemi sonu) aylarında olmak üzere üç farklı zamanda yapılmıştır. Ölçümler sonucunda elde edilen veriler, öncelikle normal dağılıma uygunluk açısından Shapiro-Wilk testi ile analiz edilmiştir. Ölçümlerin zamansal değişimleri, tekrarlanan ölçümlerde varyans analizi (Repeated Measures ANOVA) ile değerlendirilirken, bakım uygulanan ve uygulanmayan alanlar arasındaki farklılıkların belirlenmesinde bağımsız örneklem t-testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizlerde anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiş ve grafiksel değerlendirmeler kutu grafikleri ve çizgi grafikleri ile yapılmıştır. Sonuçlar, bakım uygulanan alanlardaki fidanların boy ve çap artımlarının, bakım yapılmayan kontrol alanlarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğunu göstermiştir. Bakım işlemlerinin yapılmadığı kontrol alanlarında ise gelişimin zayıf olduğu tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, kızılçam gençlik bakımlarının fidanların büyümesi üzerindeki olumlu etkileri bilimsel olarak ortaya konmuş olup, etkin bir gençlik bakımı programının uygulanmasının, meşcere sağlığı ve gelecekteki orman verimliliği açısından önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Saf kızılçam meşcerelerinde bazı meşcere parametreleri ile yaprak alan indeksi değerleri arasındaki ilişkilerin modellenmesi (Güngören Orman İşletme Şefliği örneği)
Günümüzde orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi, ekolojik, ekonomik ve sosyal-kültürel açılardan büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda, orman ekosistemlerinin yapısal özelliklerinin doğru, hızlı ve geniş alanlarda izlenmesine olanak sağlayan uzaktan algılama teknolojileri önemli bir araç haline gelmiştir. Bu çalışmanın amacı, Mersin Orman Bölge Müdürlüğü, Anamur Orman İşletme Müdürlüğü'ne bağlı Güngören Orman İşletme Şefliği sınırları içerisinde yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde bazı meşcere özelliklerinin, Yaprak Alan İndeksi (YAİ) değişkenleri kullanılarak tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Toplam 238 adet örnek alan verisi kullanılmıştır. Örnek alan verileri kullanılarak her bir örnek alanın meşcere ağaç sayısı (adet/ha), göğüs yüzeyi (m2/ha), hacmi (m3/ha) ve orta çapı (cm) hesaplanmıştır. Ayrıca her bir örnek alan için Sentinel-2 uydu görüntüsünden elde edilen YAİ'ye ilişkin değişken değerleri hesaplanmıştır. Daha sonra meşcere özellikleri ile YAİ değişkenleri arasındaki ilişkiler çoğul regresyon analizi ile modellenmiştir. Elde edilen model sonuçları incelendiğinde meşcere orta çapı ile istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmazken, meşcere ağaç sayısı ile R_düz^2=0,519; Sy.x=136,2 adet/ha, meşcere hacmi ile R_düz^2=0,377; Sy.x=74,7 m3/ha ve göğüs yüzeyi ile R_düz^2=0,112; Sy.x=15,5 m2/ha düzeyinde ilişkiler bulunmuştur. Çalışmadan elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, Sentinel-2 uydu görüntüsünden elde edilen YAİ değişkenlerinin özellikle meşcere ağaç sayısı ve hacmi gibi meşcere özelliklerin tahmininde anlamlı ilişkiler göstermesi, bu verilerin orman envanteri çalışmalarında destekleyici bir araç olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır.
Toprak kalitesi kavramı ve değerlendirilmesinde kullanılan yenilikçi yaklaşımlar (2010-2024)
Her bilimsel ilerleme, önceki araştırmalara dayanarak yaklaşımları geliştirmeye, boşlukları doldurmaya ve yeni bakış açıları keşfetmeye olanak tanır. Toprak da sürdürülebilirlik, toprağın korunması, çevre sağlığı ve gıda güvenliği açısından toprak kalitesinin izlenmesi son derece önemlidir. Toprak kalitesi terimini açıklamak için toprağın işlevlerini yeterince bilmek ve toprak özelikleri ile toprak kalitesi arasındaki ilişkiyi anlamak son derece önemlidir. Bu tez çalışmasında, toprak kalitesi kavramı ve 2010–2024 yılları arasında bu kavramın değerlendirilmesinde kullanılan yenilikçi yaklaşımlar kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Toprak kalitesi, tarımsal verimlilik, ekosistem sürdürülebilirliği ve çevresel sağlık açısından kritik bir göstergedir. Geleneksel değerlendirme yöntemlerinin yanı sıra, son yıllarda gelişen teknolojiler ve disiplinlerarası analiz teknikleri ile toprak kalitesinin daha doğru ve bütüncül bir şekilde belirlenmesi mümkün hale gelmiştir. Bu bağlamda tezde, biyolojik, kimyasal ve fiziksel göstergelere dayalı değerlendirme kriterleri ile uzaktan algılama, yapay zekâ, makine öğrenimi, coğrafi bilgi sistemleri (CBS), çok kriterli karar analizleri (MCDA) gibi teknolojik yeniliklerin toprak kalite analizlerine entegrasyonu ele alınmıştır. Ayrıca, karbon döngüsü, mikrobiyal çeşitlilik, biyoindikatör kullanımı ve toprak sağlığı indeksleri gibi yeni parametrelerin değerlendirmelerde nasıl kullanıldığı tartışılmıştır. Literatür taramasına ek olarak, belirli pilot bölgelerde yapılan uygulamalı analizlerle yeni yöntemlerin doğruluk ve etkinlik düzeyleri karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, toprak kalitesinin değerlendirilmesinde çok disiplinli yaklaşımların önemini ortaya koymakta ve sürdürülebilir toprak yönetimi stratejileri için bilimsel bir temel sunmaktadır.
Tekirdağ ili, Şarköy ilçesi'nin coğrafi bilgi teknolojileri kullanılarak heyelan duyarlılık haritasının hazırlanması
Tekirdağ İli, Şarköy İlçesi, jeolojik ve morfolojik yapısı heyelan afetleri bakımından oldukça hassas bir bölge olmakla beraber, pek çok heyelan afetine de maruz kalmıştır. Bu çalışmada Maden Teknik Arama Enstitüsü tarafından belirlenen 104 heyelan alanından elde edilen, litolojik, yükseklik, eğrisellik, bakı ve eğim bilgilerinden yola çıkılarak Şarköy İlçesi'nin heyelan duyarlılık haritası hazırlanmıştır. Çalışma kapsamında 104 heyelan alanı 1161 noktaya dönüştürülmüş, elde edilen bu noktaların %75'ine karşılık gelen 871 nokta haritanın oluşturulmasında, %25'ine karşılık gelen 290 nokta ise doğrulanmasında kullanılmıştır. Hazırlanan heyelan haritası heyelan duyarlılıklarına göre çok düşük, düşük, orta yüksek ve çok yüksek olarak 5 kategoriye ayrılmıştır. Hazırlanan heyelan duyarlılık haritasının doğrulanmasında kullanılan 290 nokta %72'si yüksek ve çok yüksek alanlara, %23'ü orta heyelan duyarlılığına sahip alanlara, %5'i ise düşük ve çok düşük heyelan duyarlılığına sahip alanlara karşılık gelmiştir.
Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak orman yangını risk haritalarının oluşturulması
Orman yangınları, ekolojik dengenin bozulmasına, biyolojik çeşitliliğin azalmasına ve insan yaşamı ile ekonomik faaliyetlerin ciddi biçimde zarar görmesine neden olan doğal afetlerdir. Bu durum, orman yangını risk analizlerinin bilimsel temellerle yürütülmesini ve karar vericilere rehberlik edecek mekânsal modellerin geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu çalışmada, Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS), uzaktan algılama teknolojileri, çok kriterli karar verme tekniklerinden yaygın olarak kullanılan Weighted Overlay Method (WOM) yaklaşımı kullanılarak orman yangını riski taşıyan alanların belirlenmesine yönelik bütüncül bir model geliştirilmiştir. Araştırma kapsamında seçilen çalışma alanında; eğim, arazi kullanımı, bitki örtüsü (NDVI), yola yakınlık, nüfus yoğunluğu, yangın geçmişi lokasyonal veriler olmak üzere altı farklı kriter değerlendirilmiştir. CBS ortamında yürütülen analizler sonucunda oluşturulan risk haritası, geçmiş yangın verileriyle %85,3 oranında örtüşme sağlayarak modelin güvenilirliğini göstermiştir. Bu kapsamlı yaklaşım, orman yangını yönetimi süreçlerinde karar destek sistemlerinin etkinliğini artırmakta ve sürdürülebilir orman ve çevre yönetimi açısından önemli katkılar sunmaktadır.
Coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama teknikleri kullanılarak orman depo yeri ihtiyacının karşılanması için lokasyon uygunluk analizi
Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) teknolojileri, çevresel kaynak yönetimi, doğal afet izleme, ekosistem takibi ve sürdürülebilir kalkınma için önemli araçlar olarak ortaya çıkmıştır. Bu teknolojiler, mekansal verilerin verimli bir şekilde toplanmasını, işlenmesini ve analiz edilmesini sağlayarak, karmaşık karar verme süreçlerinin doğruluğunu ve etkinliğini artırmaktadır. Ormanlarda, orman ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi öne çıkan bir amaç olmasının yanı sıra uygun depolama alanlarının belirlenmesi hem ekonomik verimlilik hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, Ankara Orman Bölge Müdürlüğü, Ilgaz Orman İşletme Müdürlüğü, Kurşunlu Orman İşletme Şefliği sorumluluk sahasında, orman depolama alanlarının yer seçim uygunluğunun belirlenmesinde CBS ve UA tekniklerinin kullanımı ve Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yaklaşımı çerçevesinde Analitik Hiyerarşi Süreci (AHS) uygulanan bu çalışmada, arazi kullanımı/örtüsü, eğim, yollara, korunan alanlara, yerleşim ve mevcut depolama alanlarına uzaklık olmak üzere toplam altı faktör üzerinden çevresel, lojistik ve sosyo-ekonomik faktörler birleştirilmiştir. Mekansal verilere Ağırlıklı Bindirme yöntemi uygulanarak, karar verme süreçlerini görsel olarak destekleyen uygunluk haritaları oluşturulmuştur. Elde edilen bulgulara göre, çalışma alanının yaklaşık %64,88'inin orman depolaması için oldukça uygun olduğunu, optimal yerlerin düşük eğim, yol ağlarına yakınlık ve hassas ekolojik alanlardan uzaklıkla karakterize edildiğini göstermiştir. Bu çalışma, sürdürülebilir orman yönetimi için CBS, UA ve AHS entegrasyonunun potansiyelini vurgulayarak orman kaynaklarının yönetiminde mekansal karar verme için sistematik bir yaklaşım sunmuştur.
Saf kızılçam meşcerelerinde uydu görüntüleri kullanılarak topraküstü biyokütlenin tahmini (Çetibeli orman işletme şefliği örneği)
Bu çalışmanın amacı, Muğla Orman Bölge Müdürlüğü, Marmaris Orman İşletme Müdürlüğü, Çetibeli Orman İşletme Şefliği sınırlarında yayılış gösteren saf kızılçam (Pinus brutia Ten.) meşcerelerinde topraküstü biyokütle miktarının Sentinel-2 uydu görüntülerinden hesaplanan değişkenlerle tahmin edilmesidir. Çalışmada toplam 156 adet örnek alan verisi kullanılmış, her bir örnek alanın topraküstü biyokütle miktarı hesaplanmış, Sentinel-2 uydu görüntüsünden bant reflektans, vejetasyon indis ve tekstür değerleri elde edilmiştir. Stepwise çoğul regresyon analizi ile geliştirilen dört farklı modelin performans değerlendirmelerinde düzeltilmiş belirtme katsayısı (R2düz) ve standart hata (Sy.x) kriterleri kullanılmıştır. Sadece bant reflektans verilerinin kullanıldığı Model 1'de R2düz =0,218 ve Sy.x=3,83; sadece vejetasyon indislerinin kullanıldığı Model 2'de R2düz =0,328 ve Sy.x=3,61;tekstür verilerinin kullanıldığı Model 3'te R2düz =0,550 ve Sy.x=2,91; bant reflektans, vejetasyon indis ve tekstür verilerinin birlikte kullanıldığı Model 4'te ise en yüksek başarı R2düz =0,605 ve Sy.x=2,72 olarak elde edilmiştir. Bu sonuçlar, tekstür özelliklerinin modele dahil edilmesinin tahmin doğruluğunu artırdığını ve uzaktan algılama verilerinin yersel ölçümlerle birlikte topraküstü biyokütle tahmininde etkin şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.
Orman yangını sonrası bozulan alanların yeniden bitkilendirilmesi: nallıhan ve bozyaka orman işletme şefliği örneği
Bu yüksek lisans tez çalışmasında, 2020 yılında çıkan orman yangını sonrası bozulan alanların yeniden ağaçlandırılması kapsamında, Ankara ili sınırlarında yer alan Bozyaka ve Nallıhan Orman İşletme Şeflikleri'nde alınan örnek alanlarda Anadolu karaçamı (Pinus nigra Arn.) fidanlarının gelişimi incelenmiştir. Araştırmanın amacı, farklı toprak işleme yöntemleri (teras ve dozer sürümü), yükselti basamakları (800–1350 m) ve bakının (kuzey, kuzeydoğu, güney, güneydoğu) fidan gelişimi üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. Bu kapsamda, toplam 30 Örnek Alan oluşturulmuş ve her bir alanda yer alan fidanların boy ve kök boğazı çap ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, fidan boyu ve çap verileri belirlenen örnek alanlara göre analiz edilmiş ve elde edilen veriler tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile test edilmiştir. Sonuçlara göre, Bozyaka Orman İşletme Şefliği'ndeki fidanlar, Nallıhan Orman İşletme Şefliği'ne kıyasla morfolojik olarak daha iyi gelişim göstermiştir. Özellikle kuzey bakıya sahip, 1100 m rakımdaki ve teras yöntemiyle işlenmiş alanlarda 2+0 yaşındaki fidanların daha iyi gelişim gösterdiği bulunmuş olup, fidanların boy ortalaması 62,02 cm, kök boğazı çapı ise 2,46 mm ölçülmüştür. Buna karşılık, dozerle işlenmiş, güneydoğuya bakan ve 1300 m üzeri rakımlardaki alanlarda gelişim değerleri oldukça düşük bulunmuştur. Çalışma, yangın sonrası ağaçlandırma uygulamalarında saha özelliklerinin dikkate alınarak planlama yapılmasının fidan gelişimi açısından kritik olduğunu ortaya koymuştur. Elde edilen sonuçların, benzer ekolojik koşullarda gerçekleştirilecek çalışmalara yol gösterici nitelikte olduğu düşünülmektedir.
Çamkoru DR. Fuat adalı araştırma Ormanı Mühendisliği'ndeki formica rufa L.'nın envanteri, ekolojisi ve habitatı
Bu yüksek lisans tez çalışması, Çamkoru Dr. Fuat ADALI Araştırma Ormanı Mühendisliği sınırları içerisinde yaşayan kırmızı orman karıncası (Formica rufa L.) türünün envanteri, ekolojisi ve habitat özelliklerini kapsamlı şekilde incelemektedir. Çalışmanın temel amacı, kırmızı orman karıncasının yuva dağılımını etkileyen meşçere yapısı, topoğrafik ve çevresel faktörleri ortaya koymak; yuva hacimlerini belirlemek ve bu türün orman ekosistemindeki ekolojik önemini vurgulamaktır. Elde edilen bulgular ile İstatistiksel değerlendirmelerde, yuva varlığı ile çeşitli çevresel faktörler arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır., yuvaların özellikle orta ve tam kapalılıkta, verimli meşcerelerde; gölgeli bakılarda, düşük eğimli ve yüksek rakımlı alanlarda daha yoğun olduğunu göstermiştir. Ayrıca, yuva hacminin en çok kapalılık, gelişim çağı, meşcere nitelikleri ve yükselti gibi faktörlerden etkilendiği tespit edilmiştir. Bu çalışma, Türkiye'de kırmızı orman karıncası ekolojisi alanında yapılan sınırlı sayıdaki araştırmaya anlamlı bir katkı sağlamanın yanı sıra, orman yönetimi ve biyolojik mücadele stratejilerinin geliştirilmesi için sağlam bir bilimsel veri tabanı oluşturmayı hedeflemektedir.