
73
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İkdâm'da edebî ve kültürel faaliyetler (1925-1926)
Yayın hayatına 2. Abdülhamid döneminde, 5 Temmuz 1894 tarihinde başlayan İkdâm gazetesinin çalışmamıza konu olan yılları 1925-1926'dır.Tezimizin inceleme konusunu oluşturan 1925-1926 yılları, Türk toplum hayatında köklü değişimlerin yaşandığı bir süreçtir ve İkdâm gazetesi bu süreç içerisinde basın yayın hayatında, uzun süreli varlığı ile sütunlarında yer verdiği yazılar ile Cumhuriyet döneminde de oldukça önemli bir yer edinmiştir. Türkçülük çizgisinde yeniden şekillenen Türk toplumunun prensiplerine uygun doğrultuda bir yayın hayatı sürdüren İkdâm gazetesinin incelenmesi dört kısımda gerçekleşmiştir. Birinci kısımda Cumhuriyet dönemine gelinceye kadar Türk toplum hayatında önemli bir unsur olan modernleşme sürecine genel hatları ile değinilmiştir ve Cumhuriyetin ilk yıllarında bu modernleşme cereyanının basın ve yayın hayatına etkisine değinilmiştir. Tezimizin birinci kısmını teşkil eden birinci bölümde İkdâm gazetesi iki kısımda incelenmiştir: şekil ve muhteva. Gazetenin şekil özelliklerinin incelendiği kısımda İkdâm'ın tanıtımı, yayınlanma süreci, kimlik bilgileri, mizanpaj, teknik özellikleri üzerinde durulmuştur. İkinci kısımda İkdâm'ın 1925-1926 yılları içerisindeki muhteva özelliklerinin bir değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci bölümü ise İkdâm'ın tahlilî ve alfabetik fihristi oluşturmaktadır. Bu kısımda tüm yazıların kronolojik ve alfabetik tasnifi yapılmıştır. Tahlilî fihristte yazar adı, soyadı, yazının adı, süreli yayın numarası, hicrî, rumî, miladî takvim, sayfa numarası, yazının türü ve görsel malzeme bilgilerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise İkdâm gazetesinde yer alan edebi, sanatsal, sosyal, siyasi, kültürel, eğitim hayatı ile ilgili yazılara "Seçilmiş Metinler" başlığı altında yer verilmiştir. Dördüncü bölüm, sonuç kısmı ile sonlandırılmıştır.
Kudret Ayşe Yılmaz'ın eserleri üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, romancı hüviyetinin yanı sıra sinema ve tiyatro eserleri sahnelenen, dergi kurarak yöneticiliğini idame ettiren, biyografik eser, hikâye ve masal türündeki yapıtlarıyla Türk edebiyatının güçlü ve genç kalemlerinden Kudret Ayşe Yılmaz'ın sanatı ve eserleri incelenmiştir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sanat anlayışı hakkındaki saptamalara ve üçüncü bölümde ise eserlerin tahlili üzerine geniş ve detaylı bir değerlendirme yapılmıştır. Sonuç kısmında eserlerin genel değerlendirmesine yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Kudret Ayşe Yılmaz, Sanat, Edebiyat, Roman, Hikâye, Biyograf
Metafor ve metonimi kuramına göre eski Türk yazıtlarında kavram alanı ilişkileri
Türk dilinin en eski metinleri olan eski Türk yazıtları, birtakım anlamlandırma problemlerine, sınırlı sayıda konu alanına ve söz varlığına sahip olmasına rağmen içerdiği öğeler bakımından çok çeşitli kavram alanı ilişkileri ile daha geniş bir söz ve anlam varlığına işaret etmektedir. Söz varlığı unsurlarının anlamsal yapılanması, birtakım kavram ve kavram alanı ilişkilerine bağlı olarak gelişmektedir. Dolayısıyla alanlar ile bu alanların birbiriyle olan ilişkilerinin hangi zihinsel süreçlere göre gerçekleştiğinin belirlenmesi aynı zamanda mecazlı düşüncenin ve sözlük birimsel anlamın oluşma yollarının ortaya çıkartılması anlamına gelmektedir. Bu fikirden hareketle, çalışmada, eski Türk yazıtlarındaki söz varlığı unsurları, bilişsel dil bilimin temel konularından olan kavramsal alan, metafor ve metonimi kuramlarına göre ele alınmıştır. Bu çerçevede sözcük anlamlarının işaret ettiği alanlar arasında iki temel ilişki tipi söz konusudur. Bunlardan ilki, en genel biçimiyle aynı alan içerisinde bir kavram veya varlığa referansla başka bir kavrama erişim olarak kabul edilen metonimidir. Diğeri ise farklı alanlar arasında bir alandan başka bir alana haritalanma olarak bilinen metafor ilişkisidir. Buna göre öncelikle eski Türk yazıtlarındaki sözcükler biçim bilimsel analizle kelime ailelerine göre gruplandırılmıştır. Daha sonra sözcük aileleri ile sözcük ailesi oluşturmayan diğer sözcüklerin yazıtlarda işaret ettiği kavramlar/varlıklar arasındaki metafor ve metonimi ilişkileri tespit edilerek sınıflandırmaya tabi tutulmuştur. Böylece eski Türk yazıtlarının söz varlığı unsurlarındaki anlamsal yapılanmanın yolları ve metinlerdeki mecazlı düşünce yapısı ortaya konulmuştur.
Füsun Akatlı'nın eleştirileri üzerine bir inceleme
Türk edebiyatının dikkat çeken eleştirmenlerinden Füsun Akatlı, 1970li yıllardan itibaren vefatına kadar (2010) eleştiri yazıları kaleme almaya devam etmiştir. Eleştirmenliğinin yanı sıra denemeci ve akademisyen olan Füsun Akatlı, çeşitli derlemeler, editoryal çalışmalar ve çeviriler de yapmıştır. Bu çalışmada, edebiyat sahasına eleştirileriyle etki etmiş ve yetkinliği edebiyat çevrelerince kabul edilerek pek çok edebiyat yarışmasında jürilik yapmış ve ödül kazanmış Füsun Akatlı'nın eleştirel denemeleri üzerine bir inceleme yapılması amaçlanmıştır. Bu bağlamda eleştirmenin yazdığı kitapların yanı sıra söyleşi, röportaj vb. yazıları da araştırmaya dahil edilerek inceleme kapsamına alınmıştır. Tezin giriş bölümünde eleştiri, eleştiri ve deneme, eleştiri ve felsefe ilişkilerinden bahsedilmiş ve bu geçişken ilişkiselliğin Füsun Akatlı'nın eleştiri anlayışı üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Birinci bölümde Türk edebiyat tarihinde edebî eleştirinin serüveni ve Füsun Akatlı'nın eleştiri tarihindeki yeri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Füsun Akatlı'nın yaşam öyküsü, eserleri, eleştiri ve eleştirmen hakkında görüşleri incelenmiştir. Çalışmanın ana gövdesini oluşturan üçüncü bölümde Akatlı'nın eleştirileri öykü, roman ve şiir olmak üzere üç türe göre sınıflandırılarak çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla önce Akatlı'nın türler ve türlerin eleştirisine yönelik görüşleri ardından da bu görüşler çerçevesinde kaleme aldığı eleştiri yazıları incelenmiştir.Tezin sonuç bölümünde ise araştırmanın ortaya koyduğu verilerle eleştirmenin eleştirel denemeleri ile ilgili tespitlere yer verilmiştir.
Necmi Onur'un hikâye ve romanlarında yapı ve tema
Hikâye ve roman, geçmişten beri toplumumuzun bizzat yaşadığı olayların kurgusal anlamda ele alındığı türlerdir. Bu çalışmada eserlerinde toplumun sorunlarına değinen Necmi Onur'un 1956-1992 yılları arasında kaleme aldığı hikâye ve romanları hem yapı hem de tema bakımından belirtilen ölçütlere uygun bir şekilde ayrıntılı olarak incelendi. Tezin birinci bölümünde hikâye ve romanın gelişimi hakkında bilgi verilir. Çalışmanın ikinci kısmında yazarın yaşamı ve yaşamı etrafında şekillenen edebi kişiliğinden bahsedilmektedir. Ardından hayatı boyunca yazmış olduğu eserleri hakkında kısaca bilgiler sunulmaktadır. Çalışmanın üçüncü kısmında hikâyeler ve romanlar yapı ve tema bakımından ayrıntılı bir biçimde incelenmiştir. Hikâye ve romanların hem yapısal hem tematik yönden incelenmesinin yapıldığı çalışmada, Necmi Onur'un eserlerinde bahsettiği bireylerin toplumsal ve sosyal anlamda yaşadığı eşitsizlikler, karakterlerin cinsellik anlayışı ve köylünün yaşamak zorunda kaldığı hayatın sınırlılıkları farklı bir üslupla ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmında ise hikâye ve romanların dil ve üslup incelemesi yapılmıştır. Necmi Onur'un yapıtlarında başvurduğu teknikler örneklerle incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Necmi Onur, hikâye, roman, yapı, tema, cinsellik, kadın.
Oğuz grubu Türk yazı dillerinde sıfat ve zarflarda derecelendirme
Sıfatlar ismin önüne gelerek ismi niteleyen sözcüklerken zarflar, fiilin önüne gelerek fiili durum, tarz, yer, yön ve zaman bakımından sınırlayan sözcüklerdir. Sıfatlar bir ismin niteliğini belirtirken, o niteliğin derecesini de belirtebilirler. Aynı şekilde zarflar da fiillerin anlamını sınırlandırır ve o hareketin nasıl, ne şekilde gerçekleştiğini belirtirken bunun azlık veya çokluğunu çeşitli biçimlerde derecelendirerek ifade edebilirler. Bu çalışmada Oğuz grubunda yer alan Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmen Türkçesi, Gagavuz Türkçesi gibi lehçelerimizde sıfat ve zarfların nasıl derecelendirildiği incelenmiş ve derecelendirme yöntemleri belirlenmeye çalışılmıştır. Derecelendirme eklerle yapılan, tek kelimeyle yapılan, en az iki kelimeyle yapılan ve kelime grubu halinde olmak üzere dört alt başlık altında incelenmiştir. Eklerle yapılan derecelendirmede, " +Ik/ + Uk, – gylt, +den de, + CIk/ +CUk, + CAnA , + CAk, + CAğIz, + CA, +Ak, +Aç, + mI/ + mU, + mAn, + ja/ + je, + jyk/ + jik, Imsov,+ ımtıl ( azaltma) – mtyk/ - mtik, - ymtyk/ - imtik, - umtyk/ - ümtik, + mtı+ rak ( azaltma), + ( I) msI/ + ( U) msU, + şın (azaltma), sowult, + rAk" ekleri kullanılmıştır. Tek kelimeyle yapılanda ise, en, çok, daha, hayli, az, hüyt, birazcık, qeder, tünd, tüys, zil vs. kelimeleri kullanılırken birden fazla kelimeden oluşanlar da ise, az çok, az- maz, bir iki defe, bir qeder, son derece, bir hayli, hedden artıq vs. kullanılmıştır. Kelime grubu halinde yapılan derecelendirmelerde tekrarlara, pekiştirmelere durum ad eklerine, isim tamlamasına yer verilmiştir. Derecelendirme sıfat ve zarfların önemli konularından birini oluşturur. Bu tezde de derecelendirme konusu işlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Derecelendirme, Sıfat, Zarf, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi, Türkmenistan Türkçesi, Gagavuz Türkçesi
1990'dan günümüze Türkiye ve Azerbaycan edebiyatlarının karşılıklı etkileşimi
1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan cumhuriyeti bağımsızlık sürecinin ilk yıllarından itibaren dil, tarih, kültür ve din gibi ortak değerleri paylaştığı Türkiye Cumhuriyetine yönelmiştir. İki ülke arasında ilim, kültür, eğitim, ekonomi, savunma alanında çok sayıda anlaşma imzalanmıştır. 1990'dan sonra Azerbaycan'ın bağımsızlığa kavuşması ile 20. yüzyılın başlarında iki ülke edebiyatları arasındaki yakınlaşma süreci bırakıldığı yerden devam etti ve hızla gelişti. Azerbaycan ve Türkiye edebiyatları arasında etkileşimi ortaya çıkarmak amacı ile 1990 yılından sonra Türkiye'de Azerbaycan edebiyatı ile ilgili yazılan kitapları, makaleleri ve çeviri eserleri ve Azerbaycan'da Türkiye edebiyatı üzerine yapılan çalışmalar ve Azerbaycan Türkçesine aktarılan Türkiye edebiyatına ait eserleri inceledik. 1990'dan sonra her iki ülkede yapılan çalışmaları, halk edebiyatı, divan edebiyatı, edebi ilişkiler ve yeni edebiyat üzerine yapılan araştırmalar olarak ayrı gruplarda ele aldık. Bu araştırma sonucunda hem Türkiye'de, hem de Azerbaycan'da araştırmacıların kardeş ülke edebiyatını hangi yaklaşımla ele aldıkları, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra durumun ne kadar iyiye gittiği ve hangi eksikliklerin var olduğu ile ilgili genel bir düşünce oluşturduk. 1990'dan sonra edebiyatlar arası etkileşimde en önemli unsur olan kitap yayını alanında başarılı adımlar atılmış, Türkiye'de Azerbaycan edebiyatı ile ilgili çok sayıda eser yazılmış, Azerbaycan edebiyatından çevirilerin yayınlanmasına başlanmıştır. Aynı zamanda Azerbaycan'da da Türk edebiyatı araştırmaları hızlanmış ve çok sayıda eser Azerbaycan Türkçesine aktarılarak yayınlanmıştır. Sovyetler Birliği döneminde neşredilen eserler Latin alfabesine aktarılmıştır. Tüm bu gelişmeler doğal olarak edebi etkileşimi etkilemektedir. 20. yüzyılın başlarında olduğu kadar olmasa da Türk edebiyatının Azerbaycanlı şair ve yazarlarının düşüncesini, edebi dilini, üslubunu, tekniğini etkilemesinden bahsetmek mümkündür. Azerbaycan okurları Türkiye edebiyatını ilgi ile okumakta ve takip etmektedirler. Azerbaycan edebiyatının Türkiye'de tanıtılması yolunda önemli adımlar atılmasına rağmen giderilememiş eksiklikler vardırAnahtar sözcükler:1.Azerbaycan edebiyatı, Edebi ilişkiler,2.Edebi etkileşim,3.Türk-Azeriİlişkileri,4.Perestroykadan sonra
Destan öğretiminde film kullanımının ortaöğretim Türk edebiyatı derslerindeki akademik başarıya etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim onuncu sınıf ?Türk Edebiyatı? dersi ?Destan Dönemi Türk Edebiyatı? ünitesinin öğretiminde, filmle öğrenme etkinliklerinin öğrencilerin akademik başarıları üzerindeki etkisini belirlemektir.Nitel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmamız, Zonguldak iline bağlı Karadeniz Ereğli ilçesinde bulunan Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesi onuncu sınıf Türk Edebiyatı dersinde yürütülmüştür. Fen şubelerinden rastlantısal yolla biri deney (N=15), diğeri de kontrol (N=15) grubu olarak iki sınıf seçilmiştir.Deney grubu Türk Edebiyatı dersinde ?Destan Dönemi Türk Edebiyatı? ünitesindeki İlyada Destanı konusuna ilişkin olarak seçilen ve süreye göre kısaltılan filmi seyrederken, kontrol grubu geleneksel öğretim uygulamalarına (düz anlatım-soru cevap) devam etmiştir. Dersin sonunda her iki gruptaki öğrenciler de destana ilişkin hazırlanan soruları cevaplandırmışlardır. Aynı sorular bilgilerin kalıcılığının yoklanması amacıyla bir ay sonra her iki gruba da yeniden sorulmuştur. Cevapların içerik analizi; sözcük, karakter, cümle birimleri kapsamında daha önceden belirlenmiş kavramlara göre kodlamaların yapılmasıyla gerçekleşmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara dayalı olarak, deney grubunun ilk ve ikinci uygulamalarındaki akademik başarı puanı kontrol grubuna göre yüksektir. Filmle öğretimin akademik başarıya, bilgilerin kalıcılığına, öğrencinin sahip olduğu kelime hazinesini harekete geçirmeye katkısı olduğu bulunmuştur.
Üst düzey yöneticilerin Türk dili ve edebiyatı eğitimleri doğrultusunda konuşma özellikleri
Bu araştırmada, üst düzey yöneticilerin Türk dili ve edebiyatı eğitimleri doğrultusunda sahip oldukları konuşma özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, öğretim programında belirtilen konuşma eğitimine yönelik içeriğin ve gerçekleştirilen uygulamaların üst düzey devlet yöneticilerinin konuşma özellikleri aracılığıyla gerçek hayata ve alana yansımasını belirlemek amacıyla alan araştırması biçiminde desenlenmiştir. Araştırmanın veri toplama ve gözlem aşaması 02.04.2009 ? 23.08.2011 tarihleri arasında Ankara'da bulunan on kamu kurumunda gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları; bakan, başbakan veya cumhurbaşkanı tarafından (üçlü kararname ile) atanan müsteşar, müsteşar yardımcısı, genel müdür ve başkan olarak görev yapan on üst düzey kamu yöneticisidir.Araştırma, iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, üst düzey yöneticilerin konuşma eğitimi alıp almama durumları, yöneticiler için konuşmanın önemi, kendi konuşmalarında gördükleri eksiklikler ve yeterliliklerine yönelik düşünceler belirlenerek yöneticilerin sahip olması gereken konuşma özelliklerine ilişkin görüşleri saptanmıştır. Üst düzey yöneticilerin, bir yöneticinin sahip olması gereken konuşma özelliklerine ilişkin görüşleri; planlama özellikleri, anlatım özellikleri ile çalışanla iletişim sürecinde kullanılan konuşma özellikleri başlıkları altında sınıflandırılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında, ilk aşamada belirlenen özelliklerin söz konusu yöneticiler tarafından toplantı konuşmalarında kullanım biçimleri ve düzeyleri ele alınmıştır. Elde edilen bulgular; üst düzey yöneticilerin konuşma özellikleri, planlama ve anlatım özellikleri ile çalışanla iletişim sürecinde kullandıkları konuşma özellikleri olmak üzere üç boyutta incelenmiştir.Üst düzey yöneticilerin konuşma özelliklerini belirlemeye yönelik yapılan bu araştırma sonucunda, çalışanın mesleğe başlama ve ilerleme sürecinde etkili olması, kurumun kamuya tanıtılması ve kurum hakkında olumlu bir imaj yaratılması, yöneticinin ise çalışanla iletişim kurması ve prestij kazanması açısından konuşma özelliklerinin doğru kullanımının önemli olduğu ancak yöneticilerin eğitim öğretim sürecinde bu konuda yeterli eğitim almadıkları belirlenmiştir.Üst Düzey yöneticilerin konuşmalarını planlama özelliklerine ilişkin bulgular doğrultusunda, yöneticilerin konuşmanın planlanması açısından yeterli olmadıkları; anlatım özelliklerine ilişkin bulgular doğrultusunda, yöneticilerin anlatım özelliklerini kullanmaları açısından ele aldıkları konuya hâkim oldukları ancak ifade etmekte yeterli olmadıkları; iletişim sürecinde kullandıkları konuşma özelliklerine ilişkin elde edilen bulgular doğrultusunda ise yöneticinin iletişim özellikleri açısından belirlenen kriterlere uygun bir konuşma gerçekleştirmediği sonucuna ulaşılmıştır.Üst düzey yöneticilerin sahip oldukları konuşma özellikleri açsından kendilerini yeterli gördükleri ve ?iyi? şeklinde niteledikleri tespit edilmiştir. Ancak incelenen toplantı konuşmalarından hareketle, yöneticilerin konuşmayı planlama özellikleri, anlatım özellikleri ve iletişim sürecinde dil kullanım özelliklerine yeterli düzeyde hâkim olmadıkları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Konuşma, Konuşma Eğitimi, Konuşma Özellikleri, Üst Düzey Yönetici
Türk tasavvuf şiirinde sayıların sırrı
Bu araştırma, Türk tasavvuf divan şiirinde sayı sembolizminin işlevlerini, tarihsel süreç ve şairler arası farklılıklarını dikkate alarak sistematik bir biçimde incelemektedir. Çalışma kapsamında, XIII. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar yaşamış on altı mutasavvıf şairin divanları ele alınmış ve sayıların kullanımına ilişkin bulgular tablolar aracılığıyla görselleştirilmiştir. Her yüzyıl kendi iç dinamiği ve kültürel bağlamı çerçevesinde değerlendirilmiş, şairlerin sayı sembolizmini kullanım biçimleri ve anlam derinliği tablolar ile sunulmuştur. Ayrıca yüzyıllar arası karşılaştırmalı analizler yapılarak sayıların zaman içindeki değişimi, yoğunluğu ve şiirsel işlevleri ortaya konmuştur. İncelenen Divanlarda özellikle "2", "4", "7", "40" ve "1000" gibi sayılar; iki âlem, dört unsur, mânevî mertebeler, kemal basamakları ve rahmet anlayışının şiirsel yansımaları olarak öne çıkmıştır. Çalışma, sayıların yalnızca sembolik bir unsur olmadığını, aynı zamanda şairlerin tasavvufî öğretisini okura aktarmada ve bireysel irfan sürecini anlamlandırmada merkezi bir araç olduğunu göstermektedir. Böylece araştırma, Türk tasavvufî divan şiirinde sayı sembollerinin hem biçimsel hem içeriksel işlevini, yüzyıllar boyu değişen eğilimleriyle karşılaştırmalı ve özgün bir perspektifte ortaya koymakta; klasik edebiyat geleneğinde sayıların anlam derinliğine ilişkin sistematik bir katkı sunmaktadır.
Enderunlu Vâsıf Divanı'nda İstanbul ve İstanbul yaşantısı
Mahallileşme ve sosyal hayat, Enderunlu Vâsıf'ın sanatkârlığına ilham kaynağı olan bir konudur. Vâsıf, mahallileşme üslubunun tesirinde kalıp bu minvalde hacimli bir divan vücuda getirmiştir. Bu tez çalışmasında İstanbul'unVâsıf'ın şiirindeki yeri ve işlevi, hangi açılardan şiire konu edildiği ve nasıl yansıdığı araştırılmıştır. İstanbul yaşantısının Vâsıf'ın şiirinde hangi özellikleriyle yer aldığı, İstanbul yaşantısına dair unsurlar, ilişkilendirilen unsurlar örnek şiir ve beyitler yoluyla ortaya konmaya çalışılmıştır. Şairin şiirinde yerli unsurlara sıklıkla yer vererek divan şiirinin klasik çizginin dışına çıkıp değişime dair ipuçları sunduğu ayrıca dikkate alınmıştır. Osmanlıya beş yüz yıl kadar payitahtlık yapan İstanbul'un gezinti ve eğlence yerleri, zevk ve aşkları, halkın günlük yaşantısına ışık tutan mahalli öğeler çalışmada işlenen başlıca konulardır. Bununla birlikte Osmanlı toplum hayatında var olan âdet-gelenek ve inanışlar, sanat erbâbı ve çeşitli meslekler, yeme-içme kültürü, giyim-kuşam, bayındırlık faaliyetleri gibi unsurların mahallileşme ile olan ilişkisi de değerlendirilmiştir. Böylece bu çalışmayla, İstanbul yaşantısının XVIII. yüzyıl divan şiirindeki yeri Enderunlu Vâsıf Divanı örneğinden hareketle tespit edilerek konuya açıklık getirilmeye çalışılmıştır.
ÖSS'de sorulan Türkçe sorularının taksonomik açıdan değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, ÖSS'de sorulan Türkçe sorularını, konularına ve Bloom taksonomisine göre sınıflandırmak; ayrıca soruların hangi konulardan sorulduğunu ve bu konularla bilişim basamakları arasında nasıl bir ilişki olduğunu tespit etmektirAraştırmanın evreni, ÖSS'de sorulmuş Türkçe sorularıdır. Araştırmanın Örneklemini 1999 - 2005 yılları arasında sorulmuş 314 soru oluşturmuştur. Çalışma örneklemini oluşturan Türkçe soruları, http://www.osym.gov.tr adresinden alınmıştır.ÖSS'de 1999 yılından 2005 yılına kadar yedi yılda toplam 314 Türkçe sorusu sorulmuştur. En çok soru ?paragrafın yorumu?ndan (104 soru) sorulmuş, en az soru ?anlatım teknikleri?nden (11 soru) sorulmuştur. Paragrafın yorumu konusundan sorulan soru sayısı toplam soru sayısının yaklaşık üçte biri kadardır. Cümlede anlam ve paragrafın yorumu konularından sorulan soruların toplamının, toplam soru sayısının yarıdan fazlası(% 51.3) olduğu görülmüştür.1999 yılından 2005 yılına toplam 314 sorunun bilişsel basamaklara göre dağılımı ise şöyledir: En çok soru (134) analiz basamağında, en az soru (3) bilgi basamağında sorulmuştur. Kavrama düzeyinde sorulan soru sayısının, toplam soru içindeki payı % 29.2'dir. Analiz basamağında sorulan soru sayısı, toplam soruların üçte birinden daha fazladır (% 42.7). Bu sonuçtan da anlaşılacağı gibi, özellikle kavrama ve analiz yeteneğine sahip öğrenciler, ÖSS'de daha başarılı olmaktadır.Üst düzey bilişsel basamakları (analiz, sentez, değerlendinme) ölçen soru sayısının (193) toplam soru sayısına (314) oranı % 61'dir. Bu oran yeterli gözükse de üst düzey soru sayısının, kendi içindeki dağılımının çarpık olduğu görülmüştür. Analiz basamağından 133 soru sorulmuş; ama sentez basamağından sadece 16, değerlendirme basamağından ise 44 soru sorulmuştur.Anahtar kelimeler: Türkçe soruları, Türkçe öğretimi, soruların sınıflandırılması, ÖSS, ölçme, değerlendirme.
Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine çatı ekleri
Yapılan araştırmada öncelikle fiilde çatı kavramı ele alınmış ve bu konudaki tasnif çalışmaları üzerinde durulmuştur. Çatı eklerinin zaman içinde uğradığı değişimleri tespit etmek amacıyla Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine uzanan süreçte çatı eki almış fiiller incelenerek bunların arasından işlev kaybına ve kaymasına uğramış olanlar tespit edilmiştir. İşlev kaybına veya kaymasına uğramış her fiil, kendinden önceki ve sonraki dönemlerdeki halleri ile karşılaştırılarak açıklanmaya çalışılmıştır. ?lAn-, +lAt- +lAş- ekleri ile kalıplaşan fiiller ise Orhun, Uygur, Karahanlı ve Türkiye Türkçesi dönemleri olmak üzere dört başlık altında ayrıca listelenmiştir.
Türkiye ve İngiltere'de edebiyat öğretimi
?Türkiye ve İngiltere'de Edebiyat Öğretimi? adlı bu çalışmada Türkiye ve İngiltere'de edebiyat öğretimi öğretim programı, ders kitapları, yaklaşımlar, yöntem ve teknikler ile sınıf içi uygulamalar esas alınarak değerlendirilmiştir. Araştırmada modern yöntemlerle anlatılan edebiyat dersindeki başarı oranını geleneksel yaklaşımlarla anlatılan edebiyat dersindeki başarı oranı ile karşılaştırarak edebiyat öğretimi için en uygun yaklaşımı tespit etme amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini Ankara (Bahçelievler Deneme Lisesi, Alparslan Lisesi, Çağrıbey Anadolu Lisesi ve Gazi Çiftliği Lisesi'ndeki 9, 10, 11 ve 12. sınıflardan 160 öğrenci ve 4 öğretmen), Londra ve Liverpool' (Holly Lodge Girls College ve Notre Dame Catholic College KS4'teki 80 öğrenci ve 2 öğretmen) oluşturmaktadır.Öğrenciler iki gruba ayrılmıştır. Bir gruba geleneksel yaklaşımla ders anlatılmış, diğer gruba modern yaklaşımlarla ders anlatılmıştır. Derste kullanılan yaklaşım, teori, strateji, yöntem ve teknikler dört hafta gözlenmiş ve kaydedilmiştir. Ders değerlendirmeleri için üç test kullanılmıştır: ön-test, son-test ve kalıcılık testi. Toplanan veriler SPSS 12 programı ile çözümlenmiştir. Kamera kayıtları ve gözlem formları ise nitel yöntemle değerlendirilmiştir.Giriş bölümünde çalışmanın amacı, önemi ve sınırlılıklarına, varsayımlara, konu ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir.Kavramsal çerçevede teorik bilgiler ile Türkiye ve İngiltere'de ortaöğretimin ve edebiyat öğretiminin tarihçesine yer verilmiştir.Bulgu ve yorumlarda eğitim sistemi ve orta öğretim, öğretim programı, teori, yaklaşım, strateji, yöntem ve teknikler, ders kitapları ve materyalleri ile sınıf içi uygulamalar Türkiye ve İngiltere'de karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır.Sonuç bölümünde her iki ülkede edebiyat öğretiminin değerlendirmesi yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur.Anahtar kelimeler: Edebiyat eğitimi, İngiltere, Türkiye, eğitim, eğitim sistemi ve ortaöğretim, edebiyat öğretimi, öğretim programı, teori, yaklaşım yöntem, teknik, ders kitabı, sınıf içi uygulamalar.
Kuantum biliminin getirdiği yenilikler ışığında ruhsal zekânın edebiyat eğitiminde kullanılması
Bu çalışmanın temel amacı, günümüzde önemli bir kavram olan ruhsal zekâyı bilimsel yönleriyle ele almak ve edebiyat eğitimindeki yerini belirlemektir. Bu nedenle öncelikle zekâ kavramı ve bu alandaki farklı yaklaşımlar incelenmiş; beynin çalışma biçiminden yola çıkılarak üç temel zekâ kavramı (akıl, duygusal ve ruhsal zekâ) açıklanmıştır. Daha sonra kuantum biliminin verilerinden hareketle ruhsal zekânın dil ve edebiyat ile olan bağı kurulmuştur.Araştırma grubu, Ankara il merkezinden bulunan ortaöğretim okullarındaki 540 10. sınıf öğrencisini ve bu öğrencilerin derslerine giren 31 Türk Dili ve Edebiyatı dersi öğretmenini kapsamaktadır. Öğrencilerin ruhsal zekâyı kullanma (bütünü görme) becerilerini ölçmek amacıyla farklı türde metinlerine dayalı sorular sorulmuştur. Aynı zamanda örneklem grubundaki öğrencilere öğretmenlerinin belirtilen davranış ve teknikleri sergileyip sergilemedikleri sorularak öğretmenlerinin bu konudaki davranışlarının tutarlılığı test edilmiştir. Toplanan veriler SPSS 11.5 (Statistic Package For Social Science) programı kullanılarak değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin Özel Beceri Anketindeki sorulara verdikleri cevaplar ile aynı konuda öğrenci görüşleri arasında anlamlı düzeyde farklılık görülmüştür. Bu sonuç, öğretmenlerin belirtilen davranış ve teknikleri uyguladıklarını veya bunların uygulanması gerektiğini düşündüklerini; ancak, öğrencilerin öğretmenlerini bu konuda eksik veya yetersiz gördükleri şeklinde yorumlanmaktadır.Araştırma grubu sınırlı olmasına rağmen fikir vermesi açısından aynı metin uygulamasını yaptığımız İtalyan öğrencilerin de ruhsal zekâyı kullanma becerilerinin düşük seviyede olduğu görülmüştür.Anahtar Kelimeler: zekâ, ruhsal zekâ, kuantum fiziği, bütüncül (holistik) mantık, derin yapı, edebiyat eğitimi.
Türk edebiyatında didaktik eğilim
Öğretme ve öğrenme insanoğlunun dünyaya adımını attığı andan itibaren onun hayatına önce eylemsel, sonra da kavramsal olarak girmiştir. Zaman geçtikçe bu eylemlerin değeri artmış, insanlar onlar hakkında düşünmeye başlamışlardır. İnsanoğlu nasıl öğreniyor ve öğretiyor? Bu işler en iyi nasıl yapılıyor? Nelere dikkat edersek daha iyi öğrenir ve öğretiriz?İşte, insanoğlunun bu sorunsalına ?Türk Edebiyatında Didaktik Eğilim? adlı çalışmada edebiyat penceresinden bakılmaya çalışılmıştır. Edebiyat; bilgi alışverişinde, kültüre ait sosyal ve siyâsal birikimlerin ve bilgilerin aktarımında nasıl bir görev üstlenmiştir ve bu görevi nasıl ifâ etmiştir?Hepimizin de bildiği gibi eğitim ve öğretim okul denilen mekânı sınır kabul etmez. Şartlarına uygun her şeyi kendine vasıta edebilir. Bu noktada edebiyatın eğitim ve öğretime vasıtalığı kabul etmesi, didaktik edebiyatı doğurmuştur. Didaktik edebiyat ise çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerini bünyesinde özümseyerek insanların eğitim ve öğretimlerine katkıda bulunmuştur.Bu çalışmada; Türk edebiyatındaki didaktik eserlerin hangi yöntem ve teknikleri benimseyerek, hangi amaçları güderek, nasıl bir strüktür ve sistematikle, kimleri hedef alarak oluşturulmuş olduğu incelenmiş ve didaktik eserlerimizin eğitim ve öğretime olan katkısı izah edilmeye çalışılmıştır.Danışman: Yrd.Doç.Dr. M.Kayahan ÖZGÜLSayfa Sayısı: 389Anahtar Kelimeler: Didaktik, Didaktik Edebiyat, Didaktik Analiz.ÖZETORTA ÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR EĞİTİMİ ANA BİLİM DALITÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALITÜRK EDEBİYATINDA DİDAKTİK EĞİLİMFeyza GÜRBÜZYüksek Lisans TeziÖğretme ve öğrenme insanoğlunun dünyaya adımını attığı andan itibaren onun hayatına önce eylemsel, sonra da kavramsal olarak girmiştir. Zaman geçtikçe bu eylemlerin değeri artmış, insanlar onlar hakkında düşünmeye başlamışlardır. İnsanoğlu nasıl öğreniyor ve öğretiyor? Bu işler en iyi nasıl yapılıyor? Nelere dikkat edersek daha iyi öğrenir ve öğretiriz?İşte, insanoğlunun bu sorunsalına ?Türk Edebiyatında Didaktik Eğilim? adlı çalışmada edebiyat penceresinden bakılmaya çalışılmıştır. Edebiyat; bilgi alışverişinde, kültüre ait sosyal ve siyâsal birikimlerin ve bilgilerin aktarımında nasıl bir görev üstlenmiştir ve bu görevi nasıl ifâ etmiştir?Hepimizin de bildiği gibi eğitim ve öğretim okul denilen mekânı sınır kabul etmez. Şartlarına uygun her şeyi kendine vasıta edebilir. Bu noktada edebiyatın eğitim ve öğretime vasıtalığı kabul etmesi, didaktik edebiyatı doğurmuştur. Didaktik edebiyat ise çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerini bünyesinde özümseyerek insanların eğitim ve öğretimlerine katkıda bulunmuştur.Bu çalışmada; Türk edebiyatındaki didaktik eserlerin hangi yöntem ve teknikleri benimseyerek, hangi amaçları güderek, nasıl bir strüktür ve sistematikle, kimleri hedef alarak oluşturulmuş olduğu incelenmiş ve didaktik eserlerimizin eğitim ve öğretime olan katkısı izah edilmeye çalışılmıştır.Danışman: Yrd.Doç.Dr. M.Kayahan ÖZGÜLSayfa Sayısı: 389Anahtar Kelimeler: Didaktik, Didaktik Edebiyat, Didaktik Analiz.ÖZETORTA ÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR EĞİTİMİ ANA BİLİM DALITÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALITÜRK EDEBİYATINDA DİDAKTİK EĞİLİMFeyza GÜRBÜZYüksek Lisans TeziÖğretme ve öğrenme insanoğlunun dünyaya adımını attığı andan itibaren onun hayatına önce eylemsel, sonra da kavramsal olarak girmiştir. Zaman geçtikçe bu eylemlerin değeri artmış, insanlar onlar hakkında düşünmeye başlamışlardır. İnsanoğlu nasıl öğreniyor ve öğretiyor? Bu işler en iyi nasıl yapılıyor? Nelere dikkat edersek daha iyi öğrenir ve öğretiriz?İşte, insanoğlunun bu sorunsalına ?Türk Edebiyatında Didaktik Eğilim? adlı çalışmada edebiyat penceresinden bakılmaya çalışılmıştır. Edebiyat; bilgi alışverişinde, kültüre ait sosyal ve siyâsal birikimlerin ve bilgilerin aktarımında nasıl bir görev üstlenmiştir ve bu görevi nasıl ifâ etmiştir?Hepimizin de bildiği gibi eğitim ve öğretim okul denilen mekânı sınır kabul etmez. Şartlarına uygun her şeyi kendine vasıta edebilir. Bu noktada edebiyatın eğitim ve öğretime vasıtalığı kabul etmesi, didaktik edebiyatı doğurmuştur. Didaktik edebiyat ise çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerini bünyesinde özümseyerek insanların eğitim ve öğretimlerine katkıda bulunmuştur.Bu çalışmada; Türk edebiyatındaki didaktik eserlerin hangi yöntem ve teknikleri benimseyerek, hangi amaçları güderek, nasıl bir strüktür ve sistematikle, kimleri hedef alarak oluşturulmuş olduğu incelenmiş ve didaktik eserlerimizin eğitim ve öğretime olan katkısı izah edilmeye çalışılmıştır.Danışman: Yrd.Doç.Dr. M.Kayahan ÖZGÜLSayfa Sayısı: 389Anahtar Kelimeler: Didaktik, Didaktik Edebiyat, Didaktik Analiz.ÖZETORTA ÖĞRETİM SOSYAL ALANLAR EĞİTİMİ ANA BİLİM DALITÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ÖĞRETMENLİĞİ BİLİM DALITÜRK EDEBİYATINDA DİDAKTİK EĞİLİMFeyza GÜRBÜZYüksek Lisans TeziÖğretme ve öğrenme insanoğlunun dünyaya adımını attığı andan itibaren onun hayatına önce eylemsel, sonra da kavramsal olarak girmiştir. Zaman geçtikçe bu eylemlerin değeri artmış, insanlar onlar hakkında düşünmeye başlamışlardır. İnsanoğlu nasıl öğreniyor ve öğretiyor? Bu işler en iyi nasıl yapılıyor? Nelere dikkat edersek daha iyi öğrenir ve öğretiriz?İşte, insanoğlunun bu sorunsalına ?Türk Edebiyatında Didaktik Eğilim? adlı çalışmada edebiyat penceresinden bakılmaya çalışılmıştır. Edebiyat; bilgi alışverişinde, kültüre ait sosyal ve siyâsal birikimlerin ve bilgilerin aktarımında nasıl bir görev üstlenmiştir ve bu görevi nasıl ifâ etmiştir?Hepimizin de bildiği gibi eğitim ve öğretim okul denilen mekânı sınır kabul etmez. Şartlarına uygun her şeyi kendine vasıta edebilir. Bu noktada edebiyatın eğitim ve öğretime vasıtalığı kabul etmesi, didaktik edebiyatı doğurmuştur. Didaktik edebiyat ise çeşitli öğretim yöntem ve tekniklerini bünyesinde özümseyerek insanların eğitim ve öğretimlerine katkıda bulunmuştur.Bu çalışmada; Türk edebiyatındaki didaktik eserlerin hangi yöntem ve teknikleri benimseyerek, hangi amaçları güderek, nasıl bir strüktür ve sistematikle, kimleri hedef alarak oluşturulmuş olduğu incelenmiş ve didaktik eserlerimizin eğitim ve öğretime olan katkısı izah edilmeye çalışılmıştır.Danışman: Yrd.Doç.Dr. M.Kayahan ÖZGÜLSayfa Sayısı: 389Anahtar Kelimeler: Didaktik, Didaktik Edebiyat, Didaktik Analiz.
Babadağlı İbrahim Efendi ve Terceme-i Gülistan adlı eseri (İnceleme-metin-dizin)
İranlı meşhur müellif Sa'dî-i Şîrâzî'nin Gülistân adlı eserini tercüme eden mütercimlerden biri Babadağî İbrâhîm b. Abdullâh'tır. Mütercimin Terceme-i Gülistân adını verdiği bu eserini 18. yüzyılın başında kaleme almıştır. Tercüme usulü olarak meâlen tercüme yöntemini seçen Babadağî İbrâhîm Efendi, Gülistân'ın tamamını tercüme etmiştir. Bu çalışma, "Giriş" haricinde beş bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde tercüme hakkında bazı bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde, Sa'dî-i Şîrâzî'nin hayatı, eserleri, sanatı, Gülistân'ı ve Türk edebiyatında Gülistân tercümeleri hakkında bilgiler verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Babadağî İbrâhîm b. Abdullâh'ın hayatı ve eserleri incelenmiştir. Üçüncü bölümde Terceme-i Gülistân'ın nüshası, sebeb-i telifi ve tercüme usulü üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde metin kurulurken dikkat edilen hususlar yazıldıktan sonra Terceme-i Gülistân'ın hafif transkripsiyonlu metni verilmiştir.
Genel liselerin ikinci sınıflarında okutulan edebiyat ders kitaplarının semantik boyutu üzerine bir inceleme
Arastırmada lise 2. sınıf edebiyat kitaplarında yer alan metinler semantik açısından degerlendirilmistir. Amaç Türk dilinin ögretiminde metinler yoluyla Türkçenin anlam boyutuna dikkat çekmektir. Ders kitaplarından rasgele seçilmis metinlerdeki belirgin anlam özellikleri, kelimeler arası anlam iliskileri, anlama dayalı edebî sanatlar gösterilmistir. Geleneksel anlambilim çalısmaları genellikle kelime düzleminde gelismistir. Bu çalısmada metinler öncelikle kelime anlamı açısından incelenmistir. Farklı dönemlere ve sanatçılara ait metinlerdeki anlam özellikleri, dil ögretiminde önem kazanmaktadır. Arastırma sonucunda 1) Lise 2. sınıf edebiyat ders kitaplarından seçilmis metinlerin anlam özellikleri ortaya konmaya çalısılmıstır. 2) Dil ögretiminde, dil adını verdigimiz büyük yapının iç özelliklerinin, anlam boyutunun önemi gösterilmeye çalısılmıstır. 3) Ülkemizde Batı'ya göre daha az çalısma alanı bulan anlam konusunun Türk dili ve edebiyatı ögretiminde daha genis yer tutması gerekliligine dikkat çekilmistir. 4) Metnin kavranması ve dil ögretimi açısından ders kitabından sonra en önemli araç olarak gördügümüz sözlüklere dikkat çekilmistir. Ögretmen ve ögrenci açısından sözlük kullanma alıskanlıgının önemi belirtilmistir.
Medeniyet, kültür, Türk Dili Edebiyatı ve estetik eğitimcisi olarak Nihad Sâmi Banarlı
Nihad Sâmi Banarlı; edebiyat tarihçisi, yazar, şâir ve edebiyat öğretmenidir. (1907- 1974) Banarlı, öğretmen olarak okullarda kültürlü ve sağlam karakterli gençler yetiştirmiş, öğretmenlik deneyimleri sonucunda Türk çocuğuna edebiyatını, dilini, millî kimliğini benimsetip sevdirmiştir. O, öğrenciler ve Türk gençleri için kaleme aldığı ilmî, millî, pedagojik ve estetik bir anlayışın ürünü olan edebiyat ders kitapları ile gençlere millî şuur kazandırmıştır. Eğitim faaliyetleriyle kültürel, toplumsal, sosyal ve ahlâkî değerlere sahip nesiller yetiştirmek istenir. Edebiyat eğitimi, bir toplumun kullandığı dili ve bu dilin oluşturduğu kültürü vererek millî şuurun oluşmasında katkı sağlamaktadır. Edebî birikimimizi güzel örneklerle tanıtmak ve onun karakteristik özelliklerini, tarafsız bir yaklaşımla değerlendirmek gençlerin estetik eğitimi bakımından da önem taşır. Eğitim ve kültür birbiriyle doğrudan ilişkili iki alandır. Kültür, bir toplumun meydana getirdiği maddî ve mânevî birikimdir. Kültürü meydana getiren ögeler arasında edebiyat, mîmârî, mûsıkî vb. sanat dalları da yer alır. Millî kültür ise; bir millete kimlik kazandıran, diğer milletlerle arasındaki farkı belirlemeye yarayan, tarih boyunca meydana getirilen o millete ait maddî ve manevî değerlerin uyumlu bir bütünüdür. Kültürün unsurları arasında yer alan sosyal terbiye, insanların sosyal adâp ve terbiye doğrultusunda eğitilip yetiştirilmesi; insanlara toplumun en güzel edep ölçülerinin ve toplumsal sorumluluk duygusunun kazandırılmasıdır. Banarlı da, yazılarıyla sosyal terbiye konusuna dikkat çekmiş; bazı sosyal sorunlar için çözüm önerileri sunmuştur. Bu çalışmada, Banarlı'nın görüşlerinden yola çıkılarak kültür-medeniyet, sosyal terbiye, Türk dili edebiyatı ve estetik eğitiminden iyi bir sonuç elde etmek için nelerin yapılması gerektiği konusu üzerinde durulmuştur. Sonuç olarak; Banarlı'nın, kültür-medeniyet ve millî kültürün eğitimle ilişkisine bununla birlikte Türk dili edebiyatı ve estetik eğitimine dâir görüşlerinin eğitimdeki yeri ve önemi nedir? sorusuna cevap aranmıştır.
İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY. 3510 numaralı şiir mecmuası (1a-49b) (İnceleme-metin ve MESTAP'a göre tasnifi)
Tez çalışmasında, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi TY. 3510 numara ile kayıtlı mecmuanın transkripsiyonlu metni oluşturulmuş ve Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)'a göre tasnifi yapılmıştır. Diğer mecmulardan farklı olarak bir mersiye dışındaki tüm şiirler Koca Ragıb Paşa'ya aittir. Altmış sekiz varaktan oluşan mecmuanın 1a ve 49b varakları tezin konusunu oluşturmuş, 50a-68a varakları atasözü ve deyimlerden oluştuğu için teze dahil edilmemiştir. Mecmuada Koca Ragıb Paşa'ya ait bir telhisat ve Es-Seyid Âta'ya ait daha önce yayımlanmamış bir mektuba da yer verilmiştir. Mecmuada yer alan ve daha önce yayımlanmamış mektup, muhteva açısından değerlendirilmiş ve yine daha önce herhangi bir yerde yayımlanmamış iki şiirin şerhine de yer verilmiştir. Mecmuada 204 şiir yer almaktadır. Bu şiirlerin on dört tanesi Farsça yazılmış, Farsça yazılan bu şiirler latinize edilerek teze dahil edilmiştir. Ekseriyetle gazel nazım şekli kullanılmıştır. Bunun yanında kaside, mersiye, muhammes, tahmis, kıt'a ve matla nazım şekilleri de kullanılmıştır. Bu çalışma, giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Girişte, mecmuanın tanımı, sınıflandırılması ve tarihsel süreçteki oluşumu ve gelişimine değinilmiştir. Birinci bölümde, tez konusu olan mecmuanın şekli, muhtevası, daha önce yayımlanmamış mektup ve iki şiirin değerlendirmesi; ikinci bölümde mecmuada şiirleri bulunan şairlerin kısa biyografik bilgilerine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde transkripsiyonlu metin; dördüncü bölümde ise Mecmuların Sistematik Tasnif Projesi (MESTAP) tablosu ve sonuç yer almaktadır." ANAHTAR KELİMELER: mecmua, Koca Ragıp Paşa, gazel, MESTAP
Liselerde eleştirel düşünme eğitimi
Liselerde Eleştirel Düşünme EğitimiAbdulkerim KARADEN ZÖZETAraştırmamızın amaçları; Türkiye'de eleştirel düşünme eğitiminin ne düzeydeolduğunu tespit etmek, öğretmen tutumlarının öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerineetkisini ortaya koymak ve eleştirel düşünme eğitiminin liselerde nasıl gerçekleştirilebileceğinedair yeni tekliflerde bulunmaktır.Bu amaçla öncelikle eleştirel düşünmenin tanımı yapılmış, eleştirel düşünmenin altbasamakları diye nitelendirebileceğimiz eleştirel okuma ve eleştirel dinleme kavramlarıüzerinde durulmuş, eleştirel düşünme ile diğer düşünme sistemleri mukayese edilmiş veliselerde eleştirel düşünme eğitiminin nasıl olması gerektiğine dair yeni tekliflerdebulunulmuştur. Ayrıca eleştirel düşünmenin öğrencinin eğitimindeki yeri belirlenmeyeçalışılmıştır.Araştırmanın temelini teşkil eden anket çalışması, 2005-2006 öğretim yılında,Kırşehir ilinde yer alan Kırşehir Lisesi, Yusuf Sıdık Demir Anadolu Lisesi ve Hacı FatmaErdemir Anadolu Lisesi'nde görev yapan 100 öğretmenden elde edilen verilerlegerçekleştirilmiştir.Eğitimde, öğrencilere eleştirel düşünme becerisinin kazandırılmasında öğretmenlerebüyük bir görev düşmektedir. Eleştirel düşünebilen bireylerin yetiştirilebilmesi için eğitimsisteminin öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirecek şekilde düzenlenmesi veöğretmenlerin eleştirel düşünme eğitimi ile ilgili yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalarıgerekmektedir. Bu nedenle araştırmamızda, öncelikle, eğitim sistemimizin eleştirel düşünmeeğitimi için yeterli olup olmadığını tespit etmek ve öğretmenlerin öğrencilere eleştireldüşünmeyi kazandırmaya yönelik tutum ve görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır.
Türkiye Türkçesi ve Kırgız Türkçesinin kelime grupları bakımından karşılaştırılması
Türkçenin uzun bir tarihî geçmişe sahip olması ve çok geniş bir coğrafyaya yayılması, çeşitli tarihî, siyasî ve iktisadî gelişmeler, onun birçok kola ayrılmasına sebep olmuştur. Bu ayrılmalar, genel olarak lehçe ve şive seviyesindedir. Uzun yıllar hem coğrafî, hem de siyasî olarak Türkiye Türkçesinden uzak kalmak zorunda bırakılan diğer Türk lehçelerini konuşanlar, son on yıldaki gelişmeler sonucunda birbirleriyle karşılaşmak, birbirlerini anlamak imkânına kavuşmuştur. Bu noktada, karşılıklı olarak lehçeleri araştırma, benzerlik ve farklılıkları belirleme ihtiyacı da ortaya çıkmıştır. Bu ihtiyaçtan yola çıkılarak yapılan bu çalışmada, Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi kelime grupları bakımından karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma yapılırken, iki lehçenin gramer kitaplarından faydalanılmış, benzerlik ve farklılıklar edebî metinlerden seçilmiş örnek kelime grubu ve cümlelere dayandırılmıştır. Karşılaştırma sonucunda, ikisi de Türkçenin birer lehçesi olan Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi arasında, kelime grupları seviyesinde şu sonuçlar ortaya çıkmıştır : 1. Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi, Türkçenin kelime dizilişinde en eski dönemlerden beri devam eden "Yardımcı unsur başta, asıl unsur sonda bulunur." ve "Yardımcı unsur tâbi olan, asıl unsur ise tâbi olunandır." şeklindeki değişmez kuralları korumuşlardır. 2. Türkiye Türkçesi ile Kırgız Türkçesi kelime gruplarının yapısı bakımından, birkaç özellik dışmda, farklılık göstermezken, Türkiye gramerciliği ile Kırgızistan gramerciliği arasında, kelime grubu anlayışı ve kelime gruplarını inceleme yöntemleri açısından farklılıklar bulunmaktadır. Her iki lehçe arasındaki anlayış ve yöntem farklılıkları arasında, birbirlerini tamamlayacak nitelikte olanları da vardır.
Türkiye Türkçesinde çekim edatları ve çekim edatı olarak kullanılan isimler
Türkiye Kumukları ağzı ses ve şekil bilgisi
Mustafa İbni Muhammed Ankaravi Yasin suresi tefsiri
Hatiboğlu'nun Bahrü`l-Hakayık'ı (Transkripsiyon)
Yunus Emre Divanı (inceleme-metin) (2 cilt)
Eyyühe'l-Veled tercümesi
İmam Gazali tarafından kaleme alındıktan sonra tüm İslam coğrafyasında haklı bir şöhret kazanan, pek çok nüshası bulunan, başka dillere tercüme edilen Eyyühe'l-Veled adlı eser, Türkler arasında da çok sevilmiş, bu yüzden de Arapça bilmeyenler rahatça okuyup anlasın diye Türkçeye tercüme edilmiştir. Biz bu çalışmamızda, İmam Gazali'nin hayatını, eserlerini ve eserler üzerinde yapılmış çalışmaları ortaya koyduk. Eserin transkripsiyonlu (çeviri-yazı) metnini yazıp sözlük-dizin kısmını da oluşturduktan sonra, edindiğimiz bu bilgiler ışığında da eserin imla özelliklerini tespit ettik ve eserin ruhuna uygun olan emir-istek kipli cümleleri metindeki sırasına göre yazdık.
Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet Yazmaları O.0103 numarada kayıtlı şiir mecmuası (inceleme-metin)
Mecmualar eski Türk edebiyatının temel taşlarından biridir. Bu denli öneme sahip olan mecmualardan biri olan Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet Yazmaları O.0103 numarada kayıtlı olan şiir mecmuası, çalışmamızda incelenmiştir. Mecmuada yer alan 33 şairin çoğunluğu 16. yüzyılda yaşamıştır. Toplam 320 şiirin yer aldığı mecmuada en çok şiiri bulunan şairler; Ümîdî, Sāʽî, ʽAzîzî ve Misālî'dir. Mecmuanın orta kısmı genel olarak gazel ağırlıklı olmakla birlikte kaside, tarih ve müfret gibi diğer nazım biçimleri de kullanılmıştır. Mecmuanın derkenar (haşiye) kısmında ise çoğunlukla kasideler bulunmaktadır. Mecmuada orta kısım ve derkenar müstakil olarak kendi içinde bir bütün oluşturmaktadır. Bu nedenle mecmuanın metin kısmı hazırlanırken öncelikle orta kısım tamamen okunduktan sonra derkenarda yer alan şiirlere yer verilmiştir. Bu çalışmada yer alan ve divanı bulunan şairlerin hem divanında hem de mecmuada bulunan ortak şiirler karşılaştırılmış tespit edilen farklılıklar dipnotta belirtilmiştir. Ayrıca yine mecmuada olup divanı olmayan şairler veya şairlerin divanında bulunmayan şiirler makale, tez gibi akademik içerikli diğer çalışmalarda taranarak bulunan farklılıklar yine dipnotta belirtilmiştir. Şairlere, şiirlere, vezinlere ve nazım biçimlerine yer verilen tablolar, grafikler hazırlanmıştır.
Azerbaycan Türkçesinde isim cümleleri
Azerbaycan Türkçesinde isim cümlelerinin incelendiği bu çalışmada isim cümlelerinin yapısının ve kullanım sıklığının tespit edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla Azerbaycan edebiyatı yazarlarından olan Elçin Efendiyev'in Ağ Dävä (Ak Deve) adlı romanındaki isim cümleleri taranarak yüklemin zamanına, türüne, anlamına ve yerine göre cümleler tasnif edilmiştir. Ayrıca romandaki bazı isim cümlelerinin, cümledeki zamanından, tür ve anlamından farklı olarak Türkiye Türkçesine aktarılması gerektiği tespit edilmiş ve tasnifte belirtilmiştir. Çalışmada Azerbaycan Türkçesi ve Türkiye Türkçesinde isim cümlesi, ek-fiil konularıyla ilgili literatür taraması yapılarak araştırmacıların görüşlerine yer verilmiştir. Eserdeki isim cümleleri önce transkribe edilip sonrasında Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Belirlenen tasnife göre cümleler yerleştirilip çalışmanın sonunda cümlelerin metin içindeki kullanım sıklığı tablolar halinde verilmiştir. Böylece isim cümlelerinin Ağ Dävä romanı esasında Azerbaycan Türkçesindeki kullanım özellikleri ve sıklığı belirlenmiştir. Bu çalışma "Birinci Bölüm", "İkinci Bölüm" ve "Sonuç" tan oluşmaktadır. Çalışmanın sonunda da "Kaynakça" yer almaktadır.
Orhan Kemal'in "Bereketli Topraklar Üzerinde" adlı eserindeki birleşik yapılı cümleler üzerine bir inceleme
Dil, ortak kurallar oluşturarak milli kültürün taşıyıcısı rolünü üstlenir. Bir dilin fonetik, morfolojik ve sentaktik hususiyetlerinin tespiti, mevcut dilin kurallarının belirlenmesinde ve gelecek kuşaklara sağlıklı bir biçimde aktarılmasında önem arz eder. Mevcut dilin gelişim sahasında ortaya koyulan edebî eserler, önemli bir veri kaynağıdır. Bu noktadan hareketle araştırmanın örneklemi olarak Bereketli Topraklar Üzerinde adlı eser belirlenmiş ve sentaktik özellikleri açısından incelemeye tâbi tutulmuştur. Eser, içerik bakımından olduğu gibi dil ve üslup bakımından da dikkate değerdir. Yapılan literatür taraması sonucunda, Bereketli Topraklar Üzerinde başlıklı romandaki birleşik yapılı cümleler hakkında yapılmış bir sentaktik çalışma tespit edilememiştir. Bu nedenle, bu eser üzerine yapılacak çalışmanın alandaki mevcut bir boşluğu doldurması hedeflenmektedir. Çalışmanın amacı, Orhan Kemal'in adı geçen romanındaki birleşik cümleleri tespit etmek ve öğeleri bakımından incelemektir. Bunun yanında çalışma; başlıca gramer kaynaklarından hareketle Türk gramerinde cümlenin ne olduğu, yapı bakımından cümle tasniflerinin nasıl yapıldığı, birleşik cümlenin nasıl tanımlandığı ve birleşik cümlelerin nasıl tasnif edildiği hususlarını ve Orhan Kemal'in eserinde kullanılan birleşik yapılı cümlelerin incelemesini kapsamaktadır. Bu çalışma, dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Orhan Kemal'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri tanıtılmıştır. Bereketli Topraklar Üzerinde isimli eserin özeti verilmiş ve eser üzerine çeşitli görüşlere değinilmiştir. İkinci bölümde başlıca Türkçe gramer kitaplarındaki cümle tanımları ve yapı bakımından cümle tasnifleri tespit edilip aktarılmıştır. Üçüncü bölümde genel olarak dil bilimcilerin görüşlerine göre birleşik cümlenin ne olduğu, tasnifinin nasıl yapıldığı, tasnifinde birleştikleri ve ayrıldıkları noktaların neler olduğu üzerinde durulmuştur. Dördüncü bölümde ise eserde tespit edilen birleşik yapılı cümleler, "iç içe birleşik cümle, ki'li birleşik cümle ve şartlı birleşik cümle" olmak üzere üç kısımda tasnif edilmiş; bu cümleler öğeleri ve öğe dizilişleri bakımından incelenmiştir.
Abdullah Zühdü'nün Sara romanı üzerine bir inceleme
Abdullah Zühdü'nün Sara romanı, 1900 yılında Sabah gazetesinin 3643-3720 yılları arasında yetmiş tefrika halinde yayımlanmıştır. Yaptığımız araştırmalara göre, Abdullah Zühdü'nün Sara romanı bu zamana kadar kitap hâline getirilmemiştir. Bu çalışma, Sara romanı üzerine yapılan ilk incelemedir. Bu tezin amacı, Sabah gazetesinde tefrika hâlinde yayımlanan Sara romanını Türk edebiyatı tarihine kazandırmaktır. Özyeğin Üniversitesi tarafından yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen "Türk Edebiyatında Tefrika Roman Tarihi" (1831-1928) adlı proje, Sara romanının tespitinde faydalanılan temel kaynaktır. Bu tezde Sara romanı metni için "Türk Edebiyatında Tefrika Roman Tarihi" (1831-1928) adlı projenin Özyeğin Üniversitesi'ne ait dijital arşivinden ve Beyazıt Devlet Kütüphanesi'ndeki Sabah gazetesi koleksiyonundan faydalanılmıştır. Bu çalışmada, Sara romanı tematik açıdan incelenmiştir. Sara romanında aile, eğitim, evlilik, yasak aşk, para, müsriflik, zaaflar, aldanmak ve pişmanlık temaları tespit edilmiştir. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm "Abdullah Zühdü'nün Hayatı ve Eserleri", ikinci bölüm "Sara Romanının Tematik Açıdan İncelenmesi"dir.
Âşık Mah Turna'nın hayatı, edebi kişiliği ve şiirleri
?Âşık Mah Turna'nın Hayatı, Edebi Kişiliği ve Şiirleri? adlı bu çalışma bir giriş ve 3 bölümden oluşturuldu.Çalışmanın giriş bölümünde, Âşık Mah Turna'nın âşıklık geleneğindeki yerinin tespitini kolaylaştırmak amacıyla önce ?Türk halk şiiri ve âşıklık geleneği? ardından da ?Alevi-Bektaşi şiiri ve âşıklık geleneğindeki yeri? hakkında önemli bilgiler verildi.1. bölümde; Mah Turna'nın hayatı, âşıklığa başlaması, gezip gördüğü yerler ve karşılaştığı âşıklar hakkında tespitlerde bulunuldu. Yine bu bölümde edebi kişiliği başlığı adı altında şiirlerin iç ve dış yapısı değerlendirilerek özellikle onunla benzerlik gösteren saz şairleri ve âşıkların şiirleriyle karşılaştırma yoluna gidilip yorumlara yer verildi.2. bölümde; şiirlerde geçen halk edebiyatı motifleri ve dini-tasavvufi unsurlar tespit edilerek incelendi. Halk edebiyatı motifleri başlığı altında şiirlerde geçen halk hikâyesi kahramanları, bade içme ve rüya motifi, formel sayılar, kalıp sözler ve hayvanlar ayrıntılı bir biçimde Mah Turna'nın dörtlüklerinde geçen kullanımlarıyla örneklenerek anlatıldı. Alevi-Bektaşi geleneğinden yetişen ve bu geleneğin izlerini şiirlerinde büyük ölçüde taşıyan Mah Turna'nın şiirlerindeki dini-tasavvufi unsurlar tespit edilirken Alevi-Bektaşi inancında yer alan özel adlar ve kavramlar ele alındı.3. bölümde; Âşık Mah Turna'nın bugüne kadar yazmış olduğu 317 şiirine yer verildi. Bu şiirler, hece ölçüsüne göre sıralanırken 1 ve 2. bölümde yapılan incelemelerde gösterilen örnek dizelerin kolay bulunabilmesi için numaralandırma yapılarak çalışmada istatistiksel bir yöntem kullanıldı. Çalışmanın sonunda ise Türk edebiyatına bilimsel katkılarını ifade eden bir sonuç bölümü ile kaynakça ve dizine yer verildi.Anahtar Sözcükler: Âşık Mah Turna, Motif, Alevi-Bektaşi Geleneği, Âşıklık Geleneği.
Ortaöğretim Türk edebiyatı ders kitaplarında yer alan halk edebiyatı metinlerinin Türk edebiyatı öğretim programındaki kazanımlar açısından değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, ortaöğretim Türk edebiyatı ders kitaplarında yer alan halk edebiyatı metinlerinin, metinlere ait hazırlık ve metin altı sorularının, etkinlik çalışmalarının programda belirtilen kazanımlarla uygunluğunun ne düzeyde olduğunu saptamaktır.Çalışmanın giriş bölümünde, problemin durumu, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi ve araştırmanın sınırlılıkları yer almıştır.Çalışmanın birinci bölümünü kavramsal çerçeve oluşturmaktadır. Bu bölümde, halk edebiyatının öğretim programındaki yeri programın hareket noktası, seçilecek metinlerin tür ve nitelikleri bakımından değerlendirilmiştir.Çalışmanın ikinci bölümünde, araştırmada kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmanın modeli, evren ve örneklem, veri toplama tekniği ve verilerin analizine yer verilerek çalışmanın yöntemi açıklanmıştır.Üçüncü bölümde, örneklem olarak seçilen ders kitaplarında tespit edilen halk edebiyatı metinlerinin, metinlere ait hazırlık ve metin altı soruları ile etkinlik çalışmalarının programdaki kazanımlarla uygunluğunun ne düzeyde olduğu saptanmaya çalışılmıştır.Son olarak bulgu ve yorumlardan hareketle çalışmanın sonucu ve önerilere yer verilmiş, zengin bir kaynakça sunulmuştur.
Salman Bey ile Dürratel Hanım hikayesi; üzerinde bir inceleme
Mekteb dergisi (1.cilt, 1891,1892) (tasnif, inceleme ve değerlendirme)
Rayımbek Batır (Dil incelemesi, sözlük; Harf çevirimi, Türkiye Türkçesine aktarımı cilt. 1-2
Bugün Kazakların çoğunluğu Kazakistan Cumhuriyetinde yaşamaktadır. Çinde, yenibağımsız olan Türk cumhuriyetlerinde ve Türkiyede yoğun olarak İstanbul'un Zeytinburnusemtinde yaşamaktadırlar.Kazakistanın nüfus sayısı yaklaşık onaltı milyondur. Kiril alfabesi kullanılmaktadır.Devlet memurluğu sınavlarında Kazakça sınavını geçmek ön şarttır. Kazakça; Kırgızca veTatarca gibi Türk lehçeleri Kıpçak Türkçesi grubu içerisinde yer alır. Bu lehçelerin dilözellikleri bir birine yakındır.Yüzde 47'si Müslüman, yüzde 44'ü Ortadoks, yüzde ikisi Protestan, diğerleri deyüzde yedidir. Kişi başna olan yıllık gelir 1999 yılı verilerine göre 1077 dolardır. Tahminenihracat on milyon dolar, ithalat ise yedi buçuk milyon dolardır. Para birimi Tenge (11 Nisan2001'de 1$=145,58 Tenge )'dir. 10 Aralık 1997'den itibaren başkent Akmola-Astana'dır. Yüzölçümü 2724900 km2'dir. Başlıca şehirleri; Almatı, Karaganda, Çimkent, Semipalatinsk,Pavlodar, Petropavlovsk, Cambul, Türkistan'dır. Limanları; Aktav ( Şevçenko ), Atırav (Guryev ), Öskeman ( Ust-Kamenogorsk ), Pavlodar, Semey'dir.Türkiye Türkçesi: Kazak Türkçesi Sesbilgisi Karşılaştırılması1. ş: s; Başta: Şeytan, saytan ; İçte: Yaşa-, jasa- ; Sonda: Aş, as. 2. ç: ş; Başta: Çadır,şatır; İçte: Açık, aşıq; Sonda: Ağaç, ağaş. 3. #y: #j; Başta: Yıl, jıl ; yine, jaña ; yukarı, joğarı. 4.#g: #k; Başta: Gir-, kir- ; göz, köz ; gülme-, külme-. 5. #d: #t; Başta: Dil, til ; diri, tiri ; dört, tört; dirsek, tisek. 6. Vğ: Vw; Sonda: Ağır, awır ; bağ, baw ; dağ, taw. 7. v, (#Ã): b, (/p/); Başta:Var-, bar- ; ol, bol- `olmak'. İçte: Kavuş-, qabıs-. 8. VpV: VbV; İçte: ipi, jibi ; sapı, sabı; tepiş-,tebis- ; tepe, töbe. 9. f: p ~ (#b); Başta: Fakir, paqır; İçte: Kefil, kepil. 10. Ã: ğ
Trabzon ili geleneksel giyim-kuşam kültürü üzerine bir inceleme
?Trabzon İli Geleneksel Giyim-Kuşam Kültürü Üzerine Bir İnceleme? adlı bu çalışmamızda Trabzon ilindeki geleneksek giyim-kuşam unsurları derlenmiş, sınıflandırılmış ve değerlendirilmiştir.Giriş bölümünde giyim-kuşam ile ilgili literatür bilgileri yer almakta ve giyim-kuşamın kültürel ve tarihsel gelişim süreci ile ilgili bilgi verilmektedir.Birinci bölümde, baş bölgesiyle; ikinci bölümde, bedenin üst kısmıyla; üçüncü bölümde, bedenin alt kısmıyla ve dördüncü bölümde, bedenin tümüyle ilgili giyim-kuşam unsurları ele alınmıştır.Bu değerlendirmeler yapılırken giyim-kuşam unsurlarında var olan motifler, çeşitli kataloglarda taranarak, daha önce nerelerde kullanıldığı ve daha önceki kültürlerle bağlantı taşıyıp taşımadığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Giysi, motif, yöresel
Sabahattin Ali'nin roman ve hikayelerinde kadın ve kadın eğitimi
Sabahattin Ali, Çağdaş Türk Edebiyatı için özgün bir isim; ?toplum için sanat? anlayışını benimsemiş, halkla bütünleşebilmiş bir yazar; gerçekçiliği, toplumcu eleştirici gerçekçiliğe taşımasından dolayı önemli bir aşamadır. İnsanları sınıfsal özellikleriyle ele alan Sabahattin Ali, toplumdaki haksızlıkları ve ezen-ezilen ilişkisini eserlerine aksettirebilmiş, masallarında ütopik bir dünya çizmiştir. Toplumdaki sorunları irdeleyen Sabahattin Ali, Türk Edebiyatı'nda köy ve kasaba hikâyecisi olarak yerini almıştır.Olması gerekeni değil, olanı anlatan Sabahattin Ali, Anadolu'yu mekân seçtiği eserlerinde kadını yoksulluğu, eğitimsizliği ve ezilmişliği ile ele alır. Kent yaşamının içinde ele aldığı kadın karakterleri ise olabildiğince kendini yetiştirmiş ve özgürdürler. Bu kadınlar eğitimlidirler, yaşamdaki seçimlerini kendileri yapabilirler.Sabahattin Ali, bir konferansında Anadolu'da kızların eğitiminin ihmal edilmiş olduğunu, küçük bir kesim olan aydın kadınların konumlarını yalnız kendilerine borçlu olduklarını, eğitimi her şeyden önce kadının istemesi gerektiğini vurgular.Eserlerinde kızların erken evlendirilmesi, eğitimsiz olmaları ya da eğitimi iyi bir koca için referans olarak görmeleri gibi konulara eğilir. Romanlarındaki kentli kadın karakterleri ile çağdaş bir kadın yaratmaya çalışır. Kadınları içinde bulundukları çevreyle birlikte ele alarak çevrenin karakter üzerindeki etkisini ortaya koyar. Maria karakteriyle tam anlamıyla feminist bir kadın çizer.Sabahattin Ali'nin hikâyelerine bakıldığında düşmüş kadınların toplumdaki konumlarını, yoksul Anadolu kadını ve kız çocuklarının yoksulluk yüzünden çektikleri acıyı, geleneklerin kadınların yaşamları üzerindeki belirleyici etkisini, maddiyatın kadını insancıllıktan uzaklaştırdığını toplumsal gerçeklerle birlikte ele aldığı görülür. Bunu yaparken okuyucuya da eleştirel bir bakış açısı kazandırır.Sabahattin Ali'nin eserleri okunduğunda eğitimin kadını daha özgür kıldığı sonucuna varılabilir. Bu, Sabahattin Ali'nin incelemesini gerektiren nedenlerden biridir. Yazar, güçlü ve zayıf, paraya düşkün, onuruna düşkün gibi karşıt karakterler ortaya koyarak kadın sorunsalı üstünde düşünmemizi sağlamıştır.
Peyami Safa'nın romanlarında kadın ve kadın eğitimi
ÖZETEdebiyatla yakından ilgilenen bir ailede dünyaya gelen Peyami Safa, edebiyat ve basın tarihimizde önemli bir yere sahiptir. Yaşadıkları, okudukları ve gözlemleri onun romanlarına çok boyutluluk katar. Bu da Peyami Safa'nın eserlerini hem içerik hem de yapı bakımından zengin kılar.Özel hayatında kadınlar tarafından çok beğenilen bir yazar olan Peyami Safa'nın kadınlara bakışı romanlarına yansır. Gazete ve dergi yazılarında kadın okuyucularından aldığı telefon ve mektuplardan sıkça bahseden Peyami Safa, gerçek hayatta karşılaştığı bu kadınları eserlerinde canlandırır.İncelediğimiz on dört romanda kadınların hayat görüşleri, toplumdaki rolleri, evlilik ve eğitim hakkındaki görüşleri, eğitim durumları, dış görünüş ve yaşadıkları mekânlar öne çıkmaktadır. Yazar da olsa erkek gözüyle kadınları anlatan Peyami Safa'nın düşüncelerinin yanında, romanlarda yer alan erkek kişilerin de kadınlar hakkındaki görüşlerine yer verdik.Berna Moran, Peyami Safa'nın Romanlarında İdeolojik Yapı başlıklı makalesinde şöyle bir yargıda bulunur: ?Tanzimat'tan bu yana yazarlarımız kadın konusunda kendi dönemlerindeki görüşleri aşmış ve yerleşmiş bazı inançları, âdetleri yıkmaya çalışmışlardı. Peyami Safa ise kadının toplumdaki yeri, görevi ve hakları konusunda tutucudur.? (Moran, 1998: 174) Moran, Bir Tereddüdün Romanı'ndan örnek vererek yargılarını sürdürür: ?Yazarın Vildan'a söylediklerinden olsun, bütün romanlarından olsun çıkan sonuç şu: Kadın erkekten aşağıdır; onun yeri evidir, görevi de ana ve iyi eş olmak.? (Moran, 1998: 174)Berna Moran'ın bu görüşünü desteklemek mümkün değil. Moran, düşüncelerine dayanak olarak, kadın kişilerin maddî özgürlüklerinin olmamasını gösterir. Oysa biliyoruz ki Peyami Safa, kadınların eğitimli olmalarını, her zaman bilgi peşinde koşmalarını ister. Kadın-Aşk-Aile adlı eserinde toplanan fıkralarında dedikoducu, eğlenceden başka bir şey düşünmeyen, özenti kadınları yerden yere vurur. Tabiî yazar, evliliği hizmetçilik olarak gören zihniyete de karşı çıkarak kızlara evliliğin de emek isteyen bir iş olduğunu söyler. Peyami Safa'nın üzerinde durduğu en önemli şey, ahlâktır. Kadınlar ahlâklarını koruyarak her türlü işin üstesinden gelebilirler.Peyami Safa, kadınları toplumun geleceği olarak görür. Toplumu ayakta tutan ve şekillendiren bireyleri kadın yetiştirdiğine göre kadınların eğitimine önem verilmelidir. Yazarın eğitimden kastı sadece yüksekokullar, üniversiteler bitirmek değildir. İyi bir ev hanımı, iyi bir anne olmak da eğitimli olmak demektir. Kadının görevi çocuklarına ahlakı ve gelenekleri öğretmektir. Aileyi ayakta tutan kadınlar toplumları göğe yükseltebileceği gibi yerin dibine de batırabilir.Sinem BEREKETLİ ERDOĞANMayıs, 2011
Makedonya'dan Türkiye'ye göç eden Türklerin geçmişten günümüze taşınmış olan kültürel unsurları
Osmanlı Devletinin yüzyıllarca hâkimiyeti altında bulundurduğu, uyguladığı iskân politikası ile Türk nüfusunun giderek artış gösterdiği Balkanlar ve bazı Balkan devletleri Osmanlı Devletinin ikinci Viyana kuşatmasıyla beraber başlayan yıkılma sürecinde büyük göçlere ve gelişmelere sahne olmuştur. Balkanlardan göç etmek zorunda kalan bir ailenin çocuğu olarak Osmanlı'nın yitik kültürünü ve gizli arka bahçesini gözler önüne seren bu kültür üzerine yazdığım tezimde yer alan derlemeler, resimler ve bu kültürü taşıyan kelimelerden oluşan sözlüğümle ortaya konulmaya çalışmıştır. Tezimin birinci bölümünde göç olgusunun getirmiş olduğu çokkültürlülük, etnik köken, aidiyet ve çifte vatandaşlık gibi unsurlara değinilmektedir. İkinci bölümde Balkan yarım adası tarihi, coğrafyası, göçlerin tarihi oluş şekilleri ve sebepleri hakkında bilgiler yer almaktadır. Üçüncü bölümde Makodanyalı göçmenlerin yaşamları, kültürü ve gelenek görenekleri hakkında detaylı araştırmalar sonucunda elde edilen resimler bulunmaktadır. Son bölüm ise konu ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı ve çeşitli derlemelere ve gözlemlere yer verilmektedir.
Elif şafak'ın romanlarında kadın ve eğitim
Türkiye Türkçesinde tasviri fiiller ve fonksiyonları
Nebire Gıymatdinova'nın hikayeleri ve hikayelerdeki eğitimle ilgili unsurlar
Bu çalışma, bugünkü Türk lehçeleri içinde Tatar Türkçesinin günümüzdeki temsilcilerinden biri olan yazar Nebire Gıymatdinova'nın 1993 yılında Kazan'da yayımlanan ?Sihérçé? adlı eserindeki hikâyeleri esas alınarak hazırlanmıştır. Sovyet döneminde doğmuş, ilk eserlerini vermiş ve hâlen yazarlığa devam eden Nebire Gıymatdinova vasıtasıyla, büyük sosyal değişiklikler ve ideolojik arayış dönemi yaşayan Modern Tatar Edebiyatının genel özellikleri, geçirdiği değişim tespit edilmeye çalışılmış, Tatar edebiyatında ?kadın? meselesine değinilmiş ve halk eğitimine çok önem veren yazarın hikâyelerindeki eğitimle ilgili unsurlar belirlenmiştir. Eserlerinin toplandığı on iki kitabın yazarı, aynı zamanda Tataristan'da çıkan İdil dergisinin başyazarı olan, ele aldığı kalıcı temalar ve onları işleyiş tarzıyla halk arasında ün kazanan Nebire Gıymatdinova'nın Türkiye'de tanınması amaçlanmıştır. Üç temel bölümden oluşan tezin birinci bölümünde yazarın hayatı, yazarı hazırlayan sosyal ve edebî çevre, yazar hakkında yapılmış çalışmalar ve XX. yüzyıl Tatar edebiyatının genel özellikleri çeşitli kaynaklara dayanılarak değerlendirilmiş, metinlerin dil özellikleri incelenmiştir. İkinci bölüm 9 hikâyenin Tatar Türkçesi ve Türkiye Türkçesi metinlerinden oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise hikâyeleri oluşturan 3120 kelimelik bir metin sözlüğü yer almaktadır
Nevres-i Kadim Divanı ve indeks
Vasfi Divanı'nın tahlili
XVI. Asır nazire mecmualarında şiirlerine sık sık rastlanılan Vasfı, tezkirecüer tarafından övülmeye lâyık bir şâir olarak tanıtılmaktadır. Ancak kaynaklarda şâirin hayati hakkında verilen bilgiler oldukça azdır. Çalışmamızın konusuna Vasfî Dîvâns'nın tahlili oluşturmaktadır. Bu çalışmada, Mehmed Çavuşoğlu'nun "Vasfı Dîvân -Tenkidli Basım-, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul 1980" adlı eseri esas alınmıştır. Vasfî Dîvânı "Din-Tasawuf", "Cemiyet", "İnsan", "Tabiat" adları altonda dört ana bölümde incelenmiş, şâirin şiirlerinde kullandığı unsurlar ve bu unsurları nerelerde, nasıl, hangi anlamlarda ve hangi ilişkiler içinde kullandığı tesbit edilmeye çalışılmıştır. Dîvân, bu dört ana başlık altında incelenmeden önce, şâirin hayatı, sanatı, dîvânda kullandığı atasözleri, deyimler, veciz ifadeler ve vezinler hakkında bilgi verilmiştir.
Cahit Zarifoğlu'nun şiirlerinde insan ve toplum
Cahit Zarifoğlu, şiirlerini zarifçe yazar. Onun şiirleri kendi iç dünyasını yansıtır. İnsana ve topluma bakış açısı da şairin düşünce felsefesi gibidir. İslamcı yapısı şiirinde örtülü bir şekilde tezahür eder. İnsanı iyi ya da kötü diye gruplandırırken bu yapıyı temel alır. Şairin çocuklara karşı ayrı bir duyarlılığı vardır. Çünkü o, çocukları toplumun geleceği olarak görür. Tüm çocuklar saf ve masumdur. Toplumun en küçük parçası olan çocukların yaradılışta Müslüman olduklarına inanır. Onları ebeveynleri bir kalıba sokar. Dünyanın herhangi bir ülkesinde zulüm gören çocukların feryadını şiirlerinden duyurur. Özellikle Müslüman çocukların gördüğü acıya tüm dünyanın seyirci kalıp susmasını kınar. Çocuklar; doğayla iç içe, analı-babalı, dedeli-nineli, oyun oynayarak, hayal kurarak yetiştiklerinde mutlu olurlar. Şair çocukların mutluluğunu oldukça önemser. Şiirlerinde çocukları gruplandırırken bunu kriter alır. Zarifoğlu'nun hayatında annesi çok önemli bir yere sahiptir. Şiirlerinde de anne olarak kadın ayrı bir değer görür. Olumlayarak anlattığı kadınlar, annedir ya da eştir. Sevgiliyken erkeğe acı veren kadın ancak erkeğinin yanındayken toplum içinde bir yer edinir. Onun şiirlerinde kadın tek başına bir öneme sahip değildir. Kadının misyonu; destekçisi olarak kocasının bir adım gerisinde bulunmak ve çocuklarına annelik yapmaktır. Modern hayattaki çalışan kadın imajını benimsemeyen şair, çalışan kadınların aile içindeki görevlerini yerine getiremeyeceğini savunur. Ataerkil aile düzenini benimseyen şairin şiirlerinde erkek, evin reisidir. Güçlü, kuvvetli, değerleri için savaşan, yüreği iman dolu, ailesini gözetip koruyandır. Hem fiziken hem ruhen sarsılmaz olarak anlattığı erkek tiplerinin olumsuz yönleri de vardır. Dünyayı karşısına alan erkek, onun şiirinde kadının aşkı karşısında eziktir. Şairin ince ruhu erkek tiplerine de yansır. Kadına şiddet uygulayan cani erkek tipini küçümseyerek anlatır. Bir erkeğin kadının naif ruhundan anlaması gerektiğini düşünür. Temelde çocuk, kadın ve erkekten oluşan toplum onun şiirinde genelde olumsuz bir çizgide yer alır. Çünkü toplum şaire göre İslami değerlerinden uzaklaştıkça yozlaşır. Modern hayatın toplumu dejenere ettiğini düşünür. Olumlayarak anlattığı toplum yapısı İslami kurallara göre, gelenekçi bir yaşam tarzıyla hayatını sürdürür. Bu çalışmamızın amacı insan ve toplumun Zarifoğlu'nun şiirlerine nasıl yansıdığını ortaya çıkarmaktır. Tümevarım yöntemini kullanarak çocuktan ebeveyne oradan da topluma doğru bir yol izledik. Genelde kapalı bir anlatıma sahip olan şair, hiçbir akıma dâhil olmadığından kendi kitaplarını okuyarak şiirlerini yorumladık. Çalışmamızı üç ana bölümde tamamladık. İlk bölümde Zarifoğlu'nun hayatı ve sanatına yer verdik. İkinci bölümde şiirlerine insanın nasıl yansıdığını irdeledik. Son bölümde de toplumun şiirlerinde nasıl yer aldığına değindik. Anahtar Kelimeler: Cahit Zarifoğlu, insan, Ģiir, toplum.
Şereflikoçhisar masallarının propp metoduna göre incelenmesi
Çağımızda teknolojinin hızlı bir şekilde ilerlemesi bizi biz yapan milli kültür unsurlarının saklanıp korunmasını güçleştirmektedir. Halk edebiyatı mahsulleri bu teknolojik gelişmeler sebebiyle kaybolmaya yüz tutmaktadır. Ankara‟nın uzak bir ilçesi olan Şereflikoçhisar, günümüzde halk kültürünün yaşatılmaya çalışıldığı bir bölgedir. Halk Edebiyatı sözlü mahsullerinden olan masal anlatma geleneği bölgede eskiden yoğun bir şekilde varlığını gösterirken günümüzde unutulmaya yüz tutmuştur. Dünya üzerinde masallar hakkında birçok çalışma yapılmıştır. Rus araştırmacı Vladimir Propp Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla olağanüstü masalların yapısını belirlemeye çalışmıştır. Peri masallarında bulduğu 31 fonksiyonu 100 kadar masala tatbik eden Propp, yeryüzündeki tüm masalların ortak bir yapıya sahip olacağını savunmuştur. Çalışmamızda bölgeden derleme yöntemi ile tespit ettiğimiz masalları Rus araştırmacı Viladimir Propp‟un Masalın Biçimbilimi adlı çalışmasıyla ortaya koyduğu Yapısalcı Kuram veya kendi adı ile anılan Propp Metoduna göre inceledik. Çalışmamızda Propp‟un 1985 yılında dilimize çevrilen Masalın Biçimbilimi adlı kitabını ve Propp Metodu‟nun Türk masallarına ilk uygulandığı çalışma olması sebebi ile Prof. Dr. Umay GÜNAY‟ın "Elazığ Masalları ve Propp Metodu" adlı doktora tezini esas aldık. Çalışmamızda Şereflikoçhisar‟daki masal anlatma geleneği ve oradan derlenenen masalların Vladimir Propp Metodu‟na göre incelenmesine yer verilmiştir.
Murat Menteş'in romancılığı
Murat Menteş, Çağdaş Türk Edebiyatında son zamanlarda önemli bir yer kazanan, bilenler tarafından kitapları çokça okunan bilmeyenler tarafından ise kitabevi raflarındaki kitap kapaklarına getirdiği yeni tarz ile ilgi çeken bir yazardır. Giriş kısmı ve altı ana bölümden meydana gelen bu çalışma Menteş'in eserleri üzerine yapılan ilk çalışmalardan olması itibariyle gelecekte yapılacak çalışmalara bir basamak olmayı amaçlar. Çalışmanın sınırlarını yazarın üç romanı oluşturur. Yedi adet kitabı bulunan Murat Menteş'in bu çalışmaya dâhil edilmeyen ikisi eseri şiir kitabı ve iki eseri de yazarın deneme kitaplarıdır. Bu çalışma; giriş, altı ana bölüm, sonuç, kaynakça ve röportajdan oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmanın daha iyi olacağı düşünülerek araştırmanın kuramsal bir çerçevesi oluşturulduktan sonra ikinci bölümde yazarın hayatı, edebi kişiliği ve eserleri tanıtılmaktadır. Üçüncü bölümde romanlarında yapı derinlemesine incelerek yazarın roman tarzı hakkında bir fikir edinilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde Murat Menteş'in romanlarını oluşturan temalar açıklanmaya çalışılarak beşinci bölümde yazarın romanlarında yer alan postmodern unsurlar incelenmiştir. Altıncı bölümde ise yazarın romanlarındaki dil kurgusu işlenerek yazarı dili üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ek kısmında yazar ile yapılan röportaja yer verilmiştir. Çalışmanın sonunda yazar ile yapılan röportajda kendisinin üslubu, ilk yazıları, şiir kitapları ve romanları hakkındaki sorulara verdiği cevaplara yer verilmiştir.
Cumhuriyet sonrası kadın şairlerde deniz algısı
Bu çalışmada, Türk edebiyatının Cumhuriyet sonrasındaki evresinde yazın hayatını sürdüren, edebî kimliklerini kabul ettirme mücadelesi veren beş kadın şairin, Didem Madak, Lale Müldür, Gülten Akın, Nilgün Marmara, Birhan Keskin'in yaşamı, sanat anlayışı ve seçili şiirleri ele alınmış, kavram ve imge olarak "deniz" ile ilgili kullanımları değerlendirilmiştir. Birinci Bölüm olan Giriş kısmında, şairlerin şiir anlayışlarını besleyen kadın kimliği hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci Bölüm'de, denizin kavram alanına, mitolojideki yerine ve insan için önemine değinilmiştir. Üçüncü Bölüm'de kadın şairlerin hayatına ve şiir evrenine dair bilgiler aktarılmıştır. Dördüncü Bölüm'de ise kadın şairlerin "deniz" imgesi içeren şiirlerinin tahlili, deniz algısı üzerinden yapılmıştır. Tezin Sonuç kısmında deniz algısının şairlerdeki ortaklıklarına ve farklılıklarına değinilmiş, genel değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Türk kadın şairler, şiir, deniz, imge.