
5,240
Archived Theses
15
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Ebvabü'l-Cinan (İnceleme-metin-dizin)
Bu çalışma, yazma eserlerin dil, kültür ve edebiyat tarihi açısından önemini vurgulamak ve Türkoloji alanına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmıştır. Yazma eserler, geçmişten günümüze aktarılan dil verileri, edebî zevk ve kültürel etkileşimler hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu bağlamda, özellikle transkripsiyon, dil incelemesi ve dizin çalışmalarıyla günümüz araştırmalarına kazandırılan eserler, Türk dili ve edebiyatı çalışmalarına büyük bir zenginlik katmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmada 1709 yılında tarihî Yarkent şehrinde Çağatay Türkçesi ile kaleme alınan ve Tataristan Kazan Üniversitesi Oryantal El Yazmaları Koleksiyonu Türk-Tatar El Yazmaları bölümüne kayıtlı olan Ebvâbü'l-Cinân adlı yazma eser, Arap harflerinden Latin harflerine aktarılmış ve transkribe edilmiştir. Ayrıca, eserin dil özellikleri yazım, ses bilgisi ve şekil bilgisi açısından detaylı bir şekilde incelenmiş, dizin çalışması ile metindeki kelime hazinesi ortaya konmuştur. Eserin yazım, ses ve biçim bilgisi açısından değerlendirilmesi, dönemin dil yapısının anlaşılmasına katkı sağlamaktadır. Metnin Latin harflerine aktarımı ve transkripsiyon yöntemiyle bilimsel olarak erişilebilir hâle getirilmesi, hem tarihî Türk dili araştırmaları hem de Çağatay Türkçesi çalışmalarına önemli bir kaynak sunmayı hedeflemektedir.
Yunus Emre'nin eserlerinde söz varlığı
"Yunus Emre'nin Eserlerinde Söz Varlığı İncelemesi" isimli bu çalışmada Yunus Emre'nin Divân'ı ve Risâletü'n-Nushiyye adlı eserleri incelenmiştir. Çalışmanın temelini bu eserlerde yer alan isim türündeki sözcükler oluşturmaktadır. Çalışmanın amaçları, Yunus Emre'deki isimleri ayrıntılı bir şekilde incelemek, şairin düşünce yapısı hakkında fikir sahibi olmak, eserlerden hareketle dönemin kültürel, siyasî ve sosyal yaşamını anlamak, şairin kullandığı sözcük çeşitliliğini ortaya koymak ve bu isimlerin metin bağlamındaki anlamlarına değinmektir. Bu doğrultuda, eserlerdeki isim türündeki sözcükler betimleme (tasvirî) yöntemi ve istatistikî yöntemle ele alınmıştır. Elde edilen veriler ışığında Yunus Emre'nin söz varlığı unsurları yorumlanmış ve şairin kullandığı sözcüklerin zenginliği ortaya konulmuştur. Çalışma giriş bölümü, materyal ve metod bölümü, inceleme bölümü ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, Yunus Emre'nin hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgiler verilmiştir. Materyal ve metod kısmında ise çalışmanın amacı, yöntemi ve sınırlılıkları ortaya konulmuştur. Üçüncü bölüm, çalışmanın ana unsurunu teşkil eden inceleme kısmıdır; bu bölümde kelimeler tematik başlıklar altında değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, söz varlığının diğer unsurları başlığı altında atasözleri, deyimler, kalıp sözler, ikilemeler ve fiiller ele alınmıştır. Beşinci bölümde, elde edilen sayısal veriler tablolar aracılığıyla sunulmuştur. Sonuç bölümünde ise genel değerlendirmelere yer verilmiştir.
Yenibütün şiir hareketi
1980 sonrasının siyasi ve ekonomik koşulları yeni bir insan tipinin ortaya çıkmasına neden olur. Bireyselliği önceleyen ve tüketim odaklı bu insan tipinin sanat algısında da değişimler görülmektedir. Bu dönemde değişimlerin yol açtığı farklı estetik yönelimler görülür. Çağın yansıması olan görüşlerin yanı sıra; bireyin metaya dönüştürülmesine karşı bir duruş sergileyen estetik yönelimler de dikkat çeker. Bu yönelimler arasında "Yenibütün: Kendini Biriktiren Bireyin Şiiri" başlığını taşıyan manifesto ile Hüseyin Haydar, Metin Cengiz, Seyyit Nezir, Tuğrul Keskin ve Veysel Çolak 1980 sonrası Türk şiirine yeni bir yol açarlar. Manifestonun karşılaştığı kabul ve retler ile hem Broy dergisinde hem de dönemin diğer edebiyat dergilerinde tartışılan bir konu olur. Darbe sonrası dönemde toplumcu şiirin durağanlaştığı düşünülse de Yenibütüncü şiir Marksist estetik çerçevesinde şiiri ve insanın toplumsal ilişkilerini konu edinir. Bu noktada şiir manifestosu ile birey-toplum ilişkileri, siyasî değişimlerin bireye ve şiire etkisi açıklanabilir bir niteliğe sahiptir. 1988'de yayımlanan manifestonun toplumsal değerlendirmelerinin kendi dönemi ile sınırlı olmadığını söylemek mümkündür. Bu çalışmada Yenibütün poetikasının incelenmesiyle bu hareketin 1980 sonrası şiirinin gelişimine katkıları üzerinde durulmuştur. Şiir hareketinin oluşumunda dergiciliğin etkisi, manifesto çıkışlarının edebiyat açısından önemi açıklanmıştır. Yenibütün şiirinin tematik ve yapısal değerlendirmelerine yer verilmiştir. Yenibütün Şiir Hareketi'nin edebiyat tarihimizdeki yerini belirlemek amaçlanmıştır.
Türk halk edebiyatında anne motifi
Edebiyatımızın yaşayan bir dalı olan Türk halk edebiyatı değişim ve yeniliklere ayak uyduran dinamik bir yapıya sahiptir. Ait olduğu toplumu yansıtan Türk halk edebiyatı; zengin ürün çeşitliliği ile toplumun gelenek ve göreneklerini, kültürünü, inanç ve değerlerini kuşaktan kuşağa aktaran bir köprü işlevi görmektedir. Bir taraftan yalın ve açık bir dille toplumun her kesimine hitap eden Türk halk edebiyatı ürünleri aynı zamanda sembollerle örülü derin anlamları ihtiva etmektedir. Bu ürünlerde yer alan birçok unsur, başka bir anlamı ifade etmede bir araç, sembol olarak kullanılmaktadır. Bu sebeple Türk halk edebiyatı ürünlerini tam olarak anlayabilmek ve verdiği mesajları gelecek kuşaklara aktarabilmek; görünenin arkasındaki manayı çözebilmeyi ve bu ürünleri farklı bakış açılarıyla okumayı gerekli kılmaktadır. Bir canlıyı dünyaya getirebilme yetisiyle insanlık tarihinin başlangıcından bugüne dek değerini ve önemini koruyan hatta dünya hayatı sona erinceye kadar bu değer ve öneminden bir şey kaybetmeyecek olan anne ise toplum ve kültür için oldukça kıymetli olan halk edebiyatı ürünlerinde oldukça mühim bir yere sahiptir. Olumlu ve olumsuz özellikleriyle hemen her metinde yer alan anne, yalnız çocuğu biyolojik olarak dünyaya getiren bir birey değil; çocuğu besleyen, büyüten, koruyan, eğiterek yaşama tutunmasını sağlayan, aile içi ilişkileri düzenleyerek aile birliğini dolayısıyla toplum düzenini koruyan bir güce sahiptir. Aklı, sabrı, cesareti, fedakârlığı ile hem çocuk hem de toplumun geleceğini inşa eden anne; reddeden, iten, ilgi ve sevgiden mahrum bırakan olumsuz özellikleriyle çocuğun dolayısıyla da toplumun kimliği üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. En eski dönemlerden beri Türk topluluklarında kutsal kabul edilip saygın bir konuma oturtulan anne; dinî, psikolojik, sembolik ve daha birçok açıdan değerlendirilebilecek çok yönlü ve zengin bir motiftir. Çok yönlü ve detaylı bir araştırmayı gerektiren bu çalışma sonucunda Türk halk edebiyatının hemen her türünde yer alan annenin birey ve toplum üzerinde oldukça etkili olduğu, yalnız biyolojik (fiziksel) bir varlık olmanın ötesinde kolektif hafızada bir arketip ve sembol olarak da derin anlamlar taşıdığı tespit edilmiştir.
Âşık Paşa'nın Garib-nâme mesnevisinde söz varlığı
Dil, farklı özelliklere sahip temel unsurdur. Bu temel unsurun önemli tanımlarından söz varlığı ise, bir dilin söz dağarcığıdır. Bugünün söz varlığını belirlemek, dilin canlı şahitliğinde mümkünken tarihî dönemlerin söz varlığını belirlemede yazılı eserlere başvurulmaktadır. Şairin eserinde kullandığı söz varlığı unsurları; sanatçı kimliği ve birikimini yansıtmasının yanında eserin yazıldığı dönemin dili, zihniyeti, sosyolojisi, psikolojisi, folkloru gibi pek çok yönüne de ayna olmaktadır. Âşık Paşa'nın 14. yüzyıla ait mesnevisi Garib-nâme'nin söz varlığının ortaya çıkarılması amacıyla yapılan bu çalışma Giriş, İnceleme ve Sonuç bölümünden oluşmaktadır. Giriş'te Âşık Paşa'nın hayatı ve eserlerinden bahsedilmiş, Garib-nâme ile ilgili genel bilgi ve çalışmalar verilmiştir. İnceleme bölümlerinde mesnevinin söz varlığında yer alan kelimeler, sıklık, köken, tür ve anlam yönünden çeşitli başlıklar altında incelenmiş; deyim ve ikilemeler de örnek kullanımlarıyla açıklanmıştır. Eserin söz varlığı ile ilgili çıkarımlar ise Sonuç bölümünde sıralanmıştır. Âşık Paşa'nın döneminin, zihniyetinin ve sanatçı kişiliğinin ifadesi olan söz varlığı tespit edilmiştir. Şairin eserinde farklı ve Türkçe kökenli kelime kullanımının fazla olduğu, deyim ve ikilemelerden de yararlandığı belirlenmiştir.
Klasik Türk şiirinde varlık ve birlik düşüncesinin yansımaları
İnsanlık tarihi kadar eski olan varlık meselesi, düşünürler tarafından sürekli sorgulanmaya tabi tutulmuştur. Semavî dinler, farklı inanışlar ve filozoflar tarafından ortaya konan görüşler, ontolojik olarak varlığın mahiyetini nitelendirmekle beraber mevcudatın yaratıcı karşısındaki konumunu da ele almış, irdelemiştir. Felsefi, dinî ve tasavvufî düşünce çerçevesinde hazırlanan bu çalışmada varlık ve birlik anlayışının klasik Türk şiirindeki yansımaları üzerinde durulmuştur. Muhtelif felsefî akımlar, mistik oluşumlar ve tasavvufun varlığa bakışı ifade edildikten sonra varlığın birliği (vahdet-i vücûd) nazariyesi İbnü'l-Arabî'nin bakış açısıyla ele alınarak varlığın boyutlarının klasik Türk şiirindeki yansımaları üzerinde durulmuştur. Varlık ve birlik kavramlarının üstün "sevgili" imajıyla yansıtıldığı klasik Türk şiirindeki sembol, metafor ve teşbihler geleneksel şerh yöntemiyle izah edilmiştir. Varlık ve birlik kavramlarından hareketle varlığın birliği nazariyesinin klasik Türk şiirine etkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu çalışma 14-19. yüzyılları kapsayacak şekilde 15 divan ile sınırlandırılmıştır. Bahsi geçen divanlar varlık ve birlik kavramları çerçevesinde taranmıştır. Taranan beyitler arasında konuyla doğrudan alakalı olanlar seçilerek yorumlanmıştır. Bu çalışmayla felsefî ve dinî alanda sürekli tartışılan varlık, birlik kavramları ve tasavvuf kültüründeki varlığın birliği (vahdet-i vücûd) nazariyesinin klasik Türk şiirinde nasıl işlendiği ortaya konulmuştur. İbnü'l-Arabî ve takipçilerinin sistemleştirdiği varlığın birliği öğretisinin klasik Türk şiirinde ne şekilde değerlendirildiğini tespit etme imkânına ulaşılmıştır.
Orhun yazıtları temelinde Türkiye türkçesi ve Kırgız türkçesinin karşılaştırmalı istem dil bilgisi
İstem dil bilgisi, yeni bir söz dizimsel inceleme metodudur. İstem dil bilgisi, yabancılara Türkçe öğretimi başta olmak üzere, sözlük bilimi, lehçeler arası aktarım ve söz dizimi çalışmaları gibi pek çok alana yeni bakış açıları kazandırabilecek dil bilgisel bir kuramdır. İstem incelemelerinde önemli fakat yaygın olmayan alanlardan birisi karşılaştırmalı istem çalışmalarıdır. Bu doğrultuda, özellikle Türk lehçeleri üzerine yapılmış karşılaştırmalı bir istem dil bilgisi çalışmalarının sınırlı oluşu, bu tez çalışmasının çıkış noktası olmuştur. Bu tez çalışmasında Türkçenin tarihi ve çağdaş dönemlerinin karşılaştırmalı istem dil bilgisi ele alınmıştır. Orhun yazıtları, Türkiye Türkçesi ve Kırgız Türkçesi olmak üzere eş zamanlı bir söz dizimsel karşılaştırma yapılmıştır. Tezin odak noktası, Orhun yazıtları, Türkiye Türkçesi ve Kırgız Türkçesi arasındaki söz dizimsel ilişkiler ve aralarındaki söz dizimsel farklardır. Modern bir söz dizimsel inceleme modeli olan istem yaklaşımı, karşılaştırmalı olan bu çalışma için güncel ve geçerli dil bilgisel metottur. Orhun yazıtlarında yer alan fiillerin, Türkçenin tarihî ve çağdaş dönemlerinde meydana gelen istem farklılıklarının tespit edilmesi ve bu farklılıkların sebeplerinin açıklanması bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, Orhun yazıtları temelinde 237 fiilin dil verileri incelenmiştir. Tezin kapsam ve sınırlılıklarına bağlı olarak 237 fiilin 32'si çalışmaya dâhil edilmiş ve incelemeye tabi tutulmuştur. Yapılan incelemeler sonucunda Orhun yazıtları ve Türkiye Türkçesi arasında %66 benzerlik oranı, Orhun yazıtları ve Kırgız Türkçesi arasında %69'luk bir benzerlik oranı tespit edilmiştir. Türkiye Türkçesi ve Kırgız Türkçesinde ise bu oran %87 olarak tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, tez çalışmasına dâhil edilen 32 fiil ve 38 anlam değişkesinin söz dizimsel yapıları tespit edilmiş ve var olan söz dizimsel istem farklılıkların olası sebepleri üzerinde durulmuştur.
Tunceli yöresi geleneksel oyun ve eğlenceleri
Oyunlar; genellikle çocuklar bazen de yetişkinler tarafından eğlenmek, hoş vakit geçirmek amacıyla ortaya konan kendine has kuralları ve eğitici yönü olan eylemlerdir. Özellikle oyunlar çocukları toplumsal bir düzene hazırlamak, onlara bazı kuralları öğretmek, onların yeni bir kavramı ve olguyu içselleştirmelerini sağlamak için oynanır. Oyunlarda gönüllülük, isteklilik esastır. Her oyunun kendine has yapısı ve kuralları vardır. Çocuk oyunları; çocukların fiziksel, ruhsal ve sosyal yönlerini geliştiren eylemler ve küçücük dünyalarında onlara yeni ufuklar açan rehberlerdir. Oyunların kökenine doğru gidildiğinde Şamanizm'e kadar dayandığı görülür. Oynanan her oyunun kendi kuralları olduğu gibi bir de oynandığı coğrafya içinde kendine has ritüelleri vardır. Tunceli yöresi gerek coğrafi şartları gerek zorlu iklim koşulları gerekse daha kapalı (göç almayan) bir toplum olması sebebiyle çocuk oyunlarının fazlaca oluştuğu ve günümüze kadar çok değişmeden devamlılığını koruduğu yörelerden biridir. Halk oyunları/dansları; ülke, bölge, yöre veya şehirlerin gerek kullanılan müzik aletleri, gerek figürleri, gerek kıyafetleri ile toplumsal yapısını içinde taşıyan en güzel kültürel zenginliklerinden birisidir. Türk halk oyunlarının geneline bakıldığında Orta Asya ve İslam kültürünün etkisinde oluştuğu görülmektedir. Çocuk oyunlarında olduğu gibi halk danslarının da kökeni Şamanizm'e kadar götürülür. Şaman kültürünün ve tabiat kültünün hâlâ tazeliğini koruduğu Tunceli ilinde halk dansları önemli bir yere sahiptir. Hem yarım ay veya daire şeklinde çekilen halaylar hem de semahlar Tunceli halkının inançlarından izler taşıdığını gösterir. Bunun yanında halk oyunları, insanların yaşamış oldukları bölgelerdeki yaşam tarzlarını da yansıtırlar. Coğrafi şartlar, yetiştirilen ürünler, o yöreye has hayvanların figürleri, aşklar, ağıtlar halk oyunlarında kendine yer bulmaktadır. Köy seyirlik oyunları; insanoğlunun tabiatla, evrenle ve birbirleriyle olan mücadelelerinin, dünyayı anlamlandırma çabalarının sonucu oluşmuş teatral oyunlardır. Şamanizm ve mitoloji beşiğinde ortaya çıkmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. Beşikten başlayan erginleşme yolculuğunda, uğradığı her toplumun kültürünü, inancını, sosyal hayatını yanına alarak küçük bir kartopuyken bir çığa dönüşerek yoluna devam etmiştir. Köy seyirlik oyunları kültürel bir zenginlik olmasının yanı sıra toplumu eğitme ve düzene sokma, bilgilendirme, yönlendirme konularında önemli bir göreve sahiptir. Tunceli bölgesi köy seyirlik oyunları geçmişle bugün arasında köprü kuran; eski halk inançlarının, inanışlarının, yaşam biçimlerinin bugüne taşındığı oyunlardır. Farklı etnik ve sosyal grupların bir araya gelmesi sonucu oluşan topluluğa yurt olmuş Tunceli, kültürel kodlarında aynı zamanda birçok inancın ve inanışın da izlerini taşır. Tüm bu farklılıklar ışığında Şamanizm'in ve eski Türk inanışlarının izleri de halk bilimi ürünlerinde görülmektedir. Ancak çeşitli nedenlerle Tunceli'nin ahenkli yapısının ortaya konduğu kültürel miras gün yüzüne henüz tam olarak çıkarılmamıştır. Yazılı çalışmalar sınırlı sayıda kalmıştır. Son yıllarda Tunceli'de yoğunlaşan derleme çalışmalarıyla bu problem ortadan kaldırılmaktadır. Bu çalışmada, Tunceli kültür mozaiğinin parçaları olan çocuk oyunları, halk dansları ve köy seyirlik oyunları saha çalışması yapılarak kaynak kişilerden derlenmiş, hepsi kendi içinde değerlendirilmiş ve incelenmiştir. Çalışmayla unutulmaya yüz tutmuş bu zengin mirasın gelecek kuşaklara aktarılmaya çalışılması amaçlanmıştır. Vatanın ve milletin devamlılığı için gelecek nesillere bırakılacak en güzel miras kendi ata kültürleridir. Anahtar Kelimeler: Tunceli, Çocuk Oyunları, Halk Dansları, Köy Seyirlik Oyunları, Eğlence
Sözlü kültür hazinesi Acıpınarlı Aşık Kara Musa
Kültür, insanoğlunun maddi ve manevi olarak ürettiği her şeydir. Kültürün sözlü ortamda icra edilip, sözlü ortamda aktarılmasıyla da sözlü kültür oluşur. Sözlü kültür, yazılı kültürün temelini oluşturur. Geleneksel kültür sözlü ortamda yaratılır, sonra yazıya dökülür. Bu yönüyle yazılı kültür, sözlü kültürün çok daha sonra yazıya dökülmüş halidir. Sözlü kültür aktarımında sözlü kültürü taşıyan özel şahsiyetler olmuştur. Aşıklar bu özel şahsiyetlerin başta gelenlerindendir. Aşıklar, tarihsel süreçte birtakım değişikliklere uğrayarak günümüzde son halini almıştır. Türk kültüründe önceleri hem şiir söyleyen hem de dini lider görevini yürüten Şaman; İslamiyet'in kabulünden sonra dinî vasıfları azaltılarak şaman-ozana, daha sonra ise ozana dönüşmüştür. Türklerin Müslümanlaşması, dergâhlarda eğitim almalarıyla dervişlerin etkinliğinin artmasıyla ozanlar dervişe, bu dervişler de zamanla aşığa dönüşmüşlerdir. Bu âşıklardan biri de Çorum'un merkez köylerinden Acıpınar köyünde yaşayan, yörede Âşık Kara Musa olarak bilinen Musa Yıldız'dır. Kara Musa, sözlü kültür kaynağıdır. Çok güçlü bir hafızaya sahip olup yüzlerce şiiri ezbere bilmektedir. Derlemeyi yaptığımızda Seksen dört yaşında olmasına rağmen birçok şiir açıklamasıyla birlikte derlenmiştir. Kara Musa sadece şiir değil Kur'an-ı Kerim'i ve Hurufiliği de bilmektedir. Bu yönüyle söylediği dini içerikli şiirlerin açıklamalarını da yapmaktadır. Çalışmamızda Kara Musa'nın hayatı, dünya görüşünü ve onun gözünden Fuzuli, Hatayi, Kul Himmet, Nesimi, Pir Sultan Abdal, Virani, Yemini'nin şiirleri incelenmiştir. Çalışmamızda derleme ve ortam özellikleri göz önüne alınarak, Kara Musa'nın ezberindeki yedi ulu ozana ait şiirler ve menkıbeler kayda aktarılıp analiz edilmiştir. ANAHTAR KELĠMELER: Sözlü Kültür, ÂĢıklık, Kara Musa, Alevilik,Yedi Ulu Ozan
Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye II. cilt (Transkripsiyon-inceleme-madde başı indeksi)
Bu çalışmamızda XIX. yüzyılın Osmanlı Sahası önemli lügatlerinden olan, Ahmed Rıfat'ın eseri "Lugat-ı Tarihiyye ve Cografiyye"nin ikinci cildinin transkripsiyonu yapılmıştır. XIX. yüzyılda Osmanlı Sahası Sözlük çalışmalarında önemli bir yeri olan bu sözlüğün ikinci cildi alfabetik düzenine göre "B-P-T-S̱" harflerini içermektedir. Bu sözlükte tarih ve coğrafya başta olmak üzere, matematik, kimya, fizik ve din bilimleri kavramları da açıklanmaktadır. Ansiklopedi niteliği taşıyan bu eser, Osmanlı Devleti'nin edebi ve kültürel yapısı alanında çalışacaklara da kaynaklık etmiş olacaktır. Ayrıca bu çalışmamızda, ''Şekil Bilgisi'' isim çekim ekleri ve isim yapım ekleri, Karahanlı Türkçesi, Harezm-Kıpçak Türkçesi, Çağatay Türkçesi, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki kullanımları ile önce ayrı ayrı tablolarda gösterilip daha sonra karşılaştırmalı tabloda verilmiştir. Sonra değerlendirme yapılıp metinde geçen örnekler verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda, Eski Anadolu Türkçesi, Osmanlı Türkçesi ve Türkiye Türkçesi'ndeki isimlere gelen çekim ve yapım eklerindeki dönemsel gelişim ve değişim örneklerle takip edilerek ortaya konulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Tarih, Coğrafya, Ansiklopedi, Lugat, Ahmed Rıfat,ġekil Bilgisi
Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler
Cengiz Aytmatov'un romanlarında tipler model şahısa uygun olanlar ve model şahısa tezat tipler olarak kendi içinde beş ayrı başlık altında incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Cengiz Aytmatov, Sovyet ve Kırgız Edebiyatı, Tip ve Model Şahıs
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi'nde iç Egeden bir kent: Karahisâr-ı Sâhib
"Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâmesi'nde İç Egeden Bir Kent: Karahisâr-ı Sâhib" adlı tez, Seyyâh-ı Âlem Evliyâ Çelebi'nin "Şefaat Ya Resulallah" diyececeği yerde "Seyahat Ya Resulallah" dediği meşhur rüyasının ardından başladığı seyahatinin neticesinde ortaya koyduğu on ciltlik eseri olan Seyahatnâme'nin dokuzuncu cildinde yer alan Karahisâr-ı Sâhib adlı yerleşim yerinin, Evliyâ Çelebi'nin kendi döneminde kaleme aldığı şekli ile bugünkü durumunun karşılaştırılması esasına dayanır. Öncelikle Afyonkarahisar'ın coğrafi ve ekonomik özellikleri ile kısaca tarihinden bahsedilerek başlanılan tezin devamında, Karahisâr-ı Sâhib'in anlatıldığı ilgili bölümün Osmanlıca metni, transkripsiyonu ve günümüz Türkiye Türkçesine çevrimi yer almaktadır. Devamında "Afyonkarahisar'ın Bugünkü Durumu" başlığı altında ise Evliyâ-yı bî riyâ b. Derviş Muhammed Zıllî'nin bu yerleşim yeri hakkında yazdıkları ile bugünkü durumu geniş bir şekilde (kale, camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, bedestenler, türbeler, ilçeler) kıyasa tabii tutulmuştur. Ayrıca ilgili metnin daha iyi anlaşılıp daha iyi aktarılmasına yardımcı olmak için, metinde anlamlarını vermeyi uygun gördüğümüz sözcükler, "kelimeler ve kavramlar" ve "sözlük" başlığı altında açıklanarak, anlaşılmanın kolaylaştırılması hedeflenmiştir. Anahtar Kelimler: Ege Bölgesi, İç Ege Bölümü, Karahisâr-ı Sâhib (Afyonkarahisar), Seyahatnâme, Evliyâ Çelebi
Necati Tosuner hayatı, sanatı ve romancılığı
Türk Edebiyatı'na yazdığı öykülerle adım atan Necati Tosuner, kendine has söyleyiş tarzıyla edebiyatımızda farklı bir yer edinir. Bu farklılığı eserlerinde kullandığı dil ve anlatımla yakalayan yazarın, öykünün yanı sıra roman, tiyatro, deneme gibi edebi türlerde de ürün ortaya koyduğu görülür. Çocukken geçirdiği kazanın tesirinde kalan yazar, bireysel konulara yönelir. Türkiye'nin siyasi gündeminden etkilenerek zamanla toplumsal konularda da eser vermeye başlar. Bu sebeple Necati Tosuner'in ilk romanlarında bireysel temalı konular işlenirken, daha sonraki romanlarında toplumsal temalı konuların işlendiği görülür. Bu çalışmada, Necati Tosuner'in romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanların yapısı incelenirken Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışma iki bölüme ayrılmıştır. Birinci bölümünde Necati Tosuner'in hayatı, sanatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın romanları yapı bakımından incelenmiştir. Romanlar sırasıyla; zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil ve anlatım, bakış açısı, tema başlıkları altında değerlendirilmiştir. Bu çalışma yapılırken konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Necati Tosuner, Roman, Yapı.
1940-1960 toplumcu gerçekçi şairlerin hapishane temalı şiirleri
Bu çalışmada, 1940'dan 1960'a toplumcu çizgide eser veren şairler konu edilmiştir. Bu şairlerin, kapalı bir mekân olan hapishaneyi konu edindiği şiirlerin tahlilleri yapılırken amaçlanan; hapishanenin şairin gözünden nasıl görüldüğü ifade etmek ve ona yüklediği anlamın ne olduğunu yansıtmaktır. Çalışmadaki şair kadrosu, bu dönemde yaşayan ve araştırma yapan herkesin ortak olarak ismini belirttiği, müstakil şiir kitapları bulunan ve toplumcu çizgide eserlerini veren isimlerden oluşmaktadır. 1940-1960 toplumcu gerçekçi şairlerde hapishanenin değerlendirildiği tez dört bölümdür: Birinci bölümde toplumcu gerçekçiliğin Rusya'daki gelişimi, bu anlayıştaki sanat-sanatçı kavramı ve toplumcu gerçekçiliğin Türkiye'deki gelişim seyri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde Türkiye'de kırk kuşağı kadrosuna yer verilmiştir. Üçüncü bölümde mekân kavramına ve tezin ana mekânı olan hapishaneye değinilerek ayrıntılı bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise kırk kuşağı içinde yer alan ve incelenmesine karar verilen şairlerin, hapishane mekânlı şiirleri tahlil edilmiştir.
Attilâ İlhan'ın romanlarında ve anılarındaki halk bilimi unsurları
Attilâ Ġlhan, mensubu bulunduğu ulusun değerlerini yapıtlarında en iyi Ģekilde yansıtan yazarlardan biridir. Halk kültürünün de bir ulusun asıl karakterini oluĢturduğu söylenebilir. ÇalıĢmamızda, halk kültürünü ve halk yaĢamını yapıtlarında ustalıkla kullanan Türk Yazını‟nın büyük yazarlarından Attilâ Ġlhan‟ın, halk bilimi unsurlarını romanları ve anılarında ne ölçüde kullandığını incelenmeye çalıĢılmıĢtır. Birinci Bölüm‟de yazarın yaĢamı hakkında bilgi verildi. Ġkinci Bölüm‟de, yapıtlarındaki halk edebiyatı unsurlarını ve yazarın yapıtlarındaki kullanım Ģekillerini incelenildi. Üçüncü Bölüm‟de ise yapıtlardaki halk bilimi unsurlarını ve kullanımlarını ele alınmıĢtır. Ġncelediğimiz yapıtlarda bulduğumuz bütün unsurları toplayarak bilimsel yöntemlere göre sınıflandırıldı. Bu yapıtlarda, halk kültürü unsuru ile ilgili olarak alınan pasajlar, yapıtlardaki sayfa numaraları ile verildi. Sonuç olarak Ģu söylenebilir ki; Attilâ Ġlhan yazar kimliğiyle, Türk‟ün yaĢadığı dönemleri, coğrafyayı ve halkın kültürünü yapıtlarında çok sayıda unsuru kullanarak ustalıkla iĢlenildiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Attilâ Ġlhan, halkbilimi, roman, anı
Yozgatlı Hüznî Dîvânı gazeller bölümü incelemesi [bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Yozgatlı Hüznî Dîvânı Gazeller Bölümü İncelemesi [Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük] adlı çalışmanın amacı, günümüzde klasik Türk şiirinin şekil, anlam ve beslendiği kültürel mirasa uzak kalınması nedeniyle bu eserlerin anlaşılması ve yorumlanmasında ortaya çıkan birtakım zorlukları ortadan kaldırıp bu eserlerin daha geniş kitlelerce okunup anlaşılabilmesini sağlamaktır. Söz konusu çalışmayı oluştururken; Dîvân'ın söz varlığını tespit etmek, şâirin üslubu ve edebî kimliği hakkında bilgiler elde etmek, gazellerin anlamlarına hâkim olmak ve bu bilgilerle ilgili sistematik verilere sahip olmak amaçlanmıştır. Metinlerin kolayca sistemleştirilerek anlaşılabilmesini sağlayan Tebdiz Projesi -Türk Edebiyatı Metinleri Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü- üzerinden hazırlanan çalışmada; Yozgatlı Hüznî Dîvânı'nda yer alan gazellerdeki sözcük ve terkiplerin bağlamsal anlamları belirtilerek metnin kapsamlı bir dökümü yapılmıştır. Ayrıca sözcüklerin sözlüklerde yer almayan anlamları da tespit edilmiştir. Yedi bölümden oluşan çalışmamızda birinci bölüm Dîvân'ın şâiri Yozgatlı Hüznî'nin hayatı ve edebî kişiliği, ikinci bölüm dil ve üslup özellikleri, üçüncü bölüm meşhur şahsiyetler, dördüncü bölüm kelimelerin anlam açısından değerlendirilmesi, beşinci bölüm dînî ve tasavvufî kavramlar, altıncı bölüm şekil incelemesi, yedinci bölüm ise tespitler ve yazım önerileridir. Çalışmanın asıl kısmı olan sözlük bölümünde de, metinde yer alan tüm sözcükler bağlamdaki yerleri ve işlevleriyle alfabetik olarak sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hüznî, Hüznî Dîvânı, Bağlamlı Dizin, İşlevsel Sözlük.
Reşat Nuri Güntekin'in Yeşil Gece; Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Nur Baba; Refik Halit Karay'ın Kadınlar Tekkesi romanlarındaki dini motifler
Din, toplu halde yaşayan *insanlara karmâşık toplumsal düzen içerisinde bireylere yol göstermek ve insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamalarını temin etmek için Allah tarafından Peygamberler vasıtasıyla gönderildiği ilahi düzendir. Din, insanın ruhi yapısında var olan inanma arzusunun toplumsal yansımasıdır. Başlangıcı insanlık tarihi kadar eskilere uzanan din, o günden bugüne kadar her dönemde şahısları ve halkları tesir altına alan en önemli etkenlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinden bugüne gelen zaman zarfında herhangi bir dini benimsemeyen toplum mevcut değildir. İnsanlığı son derece yakından ilgilendiren dinin toplumsal yaşama etkileri de yabana atılamayacak derece çoktur. Toplumları şekillendiren din, insanlar tarafından çeşitli biçimlerde ifade edilmektedir. Din ile toplum arasında ilişkilerin karşılıklı etkileşim halinde olmasıyla dini semboller oluşmaktadır. Dini sembollerle bireyler; inançlarını, dinî düşüncelerini, dinî yaşayış biçimlerini en güzel biçimde yansıtmaktadırlar. İşte, bu araştırmanın konusu da, Türk edebiyatının önemli yazarları Reşat Nuri Güntekin'in "Yeşil Gece", Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Nur Baba", Refik Halit Karay'ın "Kadınlar Tekkesi" romanlarındaki dini motiflerin neler olduğu ve bu dinî ifadelerin Türk Edebiyatı açısından ne şekilde sembolize edildiğidir. Anahtar Kelimeler: Din, Dini Motif, Dini Gelenekler, Toplum.
Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'ndaki mitolojik öğeler
Mitolojik inançlar bir milletin asli karakterini teşkil eder. Bir milletin mitolojik kültürü; o kültüre ait değer yargılarını, dini tecrübelerini, davranış modellerini, ahlaki derslerini bize gösterir. Mitoloji insan yaşamının temelinden beslenen olağanüstülüklerden oluşur. Bu bakımından mitlerin gerçek olduğuna inanılır. Sagımbay Orozbak Uulu da içinden çıktığı toplumun inanç unsurlarını destanda en iyi şekilde yansıtmıştır. Bu çalışmada Manas Destanı'nın Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı'nda mitolojik unsurların ne ölçüde kullanıldığı incelenmiştir.Çalışmamız giriş dahil yedi bölümden oluşmuştur. Girişte destan ve Manas Destanı hakkında bilgi verilmiştir. Manas Destanı üzerinde çalışan bilim adamlarının çalışmalarına yer verilmiştir. Destancının (Sagımbay Orozbak Uulu) hayatı anlatılmıştır.Sonra mitolojik unsurlar ve kullanımları ele alınmış ve bu unsurların kapsamı açıklanmıstır. Sırasıyla göksel, yer altı ve yer ile ilgili iyelerden bahsedilmistir. Hayvanlar ile ilgili iyeler gruplandırıp açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak inanmalar adlı bölümde destanda geçen farklı mitolojik tipler tespit edilmiştir. Bu tiplerin özelliklerine temas edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Manas Destanı, Sagımbay Orozbak Uulu Varyantı, Mitoloji.
Simav ilçesi halk bilimi ürünlerinde eski Türk inançlarının izleri
Simav ilçesinde bulunan halk bilimi ürünlerinin, eski Türk inançları ile ilişkisini ortaya koymayı hedefleyen bu çalışmanın amacı, yöredeki mevcut inanışların geçmişten bugüne seyri sırasındaki değişimlerini, çeşitlenmelerini ve bugünkü durumlarını açığa çıkarmaktır. Araştırmada Simav ilçesi merkezi ve merkeze bağlı bir belde ile altı köy esas alınmıştır. Araştırmada gözlem ve mülakatlar neticesinde elde edilen bilgiler ışığında yöredeki inanışlar, uygulamalar, törenler, ayinler vb. hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur. Çalışma üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Türklerin dini, iyeler ve kamlık hususunda bilgiler verilerek yöredeki inanışlardan örneklere yer verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü oluşturan insan hayatında önemli törenler ve inançlar başlığı altında geçiş ve bereket törenlerine değinilmiştir. Araştırmanın son bölümünde diğer inanç ve uygulamalar başlığı altında hayvanlara, uğur, uğursuzluk kavramlarına, rüya, renk, halk takvimi ve halk hekimliği konularına dair uygulamalara değinilerek, yörede tespit edilen işlemlerle eski Türk inançlarının ilişkileri ortaya koyulmuştur. Türk inançları içerisinde yer alan inanmaların, yörede uygulanan pek çok pratikte sürdürüldüğü, tören ve ayinlerde eski inanç sistemlerinde var olan işlemlere başvurulduğu gözlemlenmiştir. Hıdrellez ve yağmur duası işlemlerinden, geçiş törenlerinde gerçekleştirilen işlemlere, hastalıkların sağaltmasından, tabiat, evren ve tanrı tasavvuruna dair inanmalarda eski Türk inançlarının izlerinin etkisinin sürdüğü sonucuna varılmıştır. Araştırma içerisinde bahsi geçen inançlar ilçe merkezinde devamlılığını her geçen gün kaybederken, köylerdeki varlıklarının daha canlı oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi Ürünleri, Simav, Eski Türk İnançları, Geçiş Dönemleri, Halk Kültürü.
Nuri Pakdil'in hayatı-eserleri ve hayatı ekseninde tiyatrolarının incelenmesi
Nuri Pakdil, yazılarıyla olduğu kadar Edebiyat dergisi ile de çevresini yetiştirmiş Türk Edebiyatının önemli üstadları arasında yer alır. Bütün hayatı boyunca yaşadıklarını hep en üst duyarlılıkla hissetmiş, insanın modern çağda duyarsızlaşmasına da yine en üst seviyede tepki göstermiştir. Onun bütün yönü Mutlak Öğretiye doğru olmuş ve bu öğretiden uzaklaştıran her unsuru bütün eserleriyle gözler önüne sermiştir. Bu tezin amacı Nuri Pakdil'in bütün hassaslıklarının toplamı olan hayatını, eserlerini ve bu hayatının yansıması olan eserlerinden tiyatrolarını incelemektir. Tiyatro, ona göre temelinde 'eylem' olduğu için bütün türlerden üstündür. İnsanlığı devrim ateşine yönlendiren eserlerinin yanında bu sözlerini eyleme dönüştüren tiyatroları da tezimizin önemli bir bölümüdür. Bu nedenle tezin ilk bölümünde Nuri Pakdil'in çocukluğundan başlayarak ömründeki aile, çevre, eğitim ve iş hayatı anlatılır. Yazmaya başlama sürecinden günümüze kadar geldiği nokta aktarılır. İkinci bölümde bütün eserleri türlerine göre gruplandırılarak incelenir. Eserlerin dış yapılarından, basımlarına, sayfa sayılarından, genel konularına ve eserlerdeki önemli sözlerine kadar incelemesi yapılır. Her eser hakkında diğer önemli sanatçıların görüşlerine de yer verilir. Üçüncü bölümde Nuri Pakdil'in tiyatroları ele alınır. Öncelikle tiyatro kavramı tanımlanmaya çalışılır, tiyatronun gelişimi ve türleri hakkında bilgi verilir. Bu bilgiler ışığında Nuri Pakdil'in tiyatrolarının hangi tiyatro tarzında olduğuna da açıklık getirilmeye çalışılır. Bütün yazarlarda olduğu gibi Nuri Pakdil'in de sözleri hayatından bağımsız değildir. Bu nedenle eserlerine ve tiyatrolarına hayatı ekseninde açıklık getirilmeye çalışılır. Anahtar Kelimeler: Kudüs, Anne, Mutlak Öğreti, Yabancılaşma, Eylem, Devrim, Umut, Deneme, Sessizlik, Edebiyat Dergisi, Absürt Tiyatro.
Ahmed Sûzî ve Sülûk-Nâme'si
Ahmed Sûzî, XVIII. yüzyılın son çeyreği ile XIX. yüzyılın ortalarına kadar geçen sürede Sivas yöresinde yaşamış mutasavvıf bir şairdir. Halvetiyye tarikatının bir kolu olan ve atası Şeyh Şemseddîn-i Sivasî'nin kurduğu Şemsîyye / Sivasîyye dergâhında otuz yıl boyunca irşat postuna oturarak çevresindekileri aydınlatmaya çalışmıştır. Hayatı boyunca hiç evlenmeyen Ahmed Sûzî, ömrünü etrafındaki insanları aydınlatmaya ve peygamberlerin açmış olduğu irşat yolunu açık tutmaya adamıştır. Hem atasının kurduğu Şemsîyye / Sivasîyye dergâhında verdiği vaazlar, hem de yetiştirdiği talebeler ve verdiği eserlerle bu mukaddes amaca hizmet etmeye çalışmıştır. Ahmed Sûzî'nin eserlerden biri de Sülûk-nâme isimli eseridir. Ahmed Sûzî, bu eseri ile Allah yoluna sülûk eden ve onun rızasını kazanmak isteyen insanlara rehber olmaya çalışmıştır. Bu yolda karşılaşabilecekleri zorlukları ve düşebilecekleri tuzakları önceden haber vererek onları uyanık tutmaya çalışmaktadır. Kısacası seyr ü sülûk boyunca salikin uyması gereken adaplar ve yerine getirmesi gereken şartlar ayrıntılı olarak ele alınmış ve açıklanmıştır. Üç bölümden oluşan tezimizin ilk bölümünde, Ahmed Sûzî'nin yaşadığı dönemin sosyo-ekonomik, dinî ve tasavvufi durumunu ele aldık. Birinci bölümde, Ahmed Sûzî'nin ailesini ve doğumunu, ilmi serüvenini, tasavvufa intisabını, mensubu olduğu tarikatın genel özelliklerini ve etkisi günümüze kadar devam eden yetiştirdiği halifelerini ele aldık. İkinci bölümde, Sülûk-nâme isimli eserinin incelemesini yaparak bu eserde ifade edilen tasavvufi kavramları açıklamaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise Sülûk-nâme isimli eserinin transkripsiyonlu metni ve Günümüz Türkiye Türkçesine çevirisine yer verdik. Tezimizin sonunda ise Sülûk-nâme'nin kolay anlaşılabilmesi için sözlük ve metnin tıpkıbasımından örneklere yer verdik. Anahtar Kelimeler: Ahmed Sûzî, Sülûk-nâme, Halvetilik, Şemsîyye / Sivasîyye, Seyr ü sülûk.
British Library or 4129 numaralı yazma şiir mecmuası (İnceleme-metin)
Bu çalışmada İngiltere British Library'de bulunan 4129 numarada kayıtlı şiir mecmuasının transkripsiyonlu metni sunulup eser üzerinde incelemelerde bulunulmuştur. Mecmuanın tanımı ile birlikte bunun edebiyat tarihindeki yeri ve önemi anlatılmıştır. Daha sonra 116 varaklık araştırma konusu olan mecmua ile ilgili bilgiler verilmiştir. Gazellerin çoğunlukta olduğu ve 408 şiir içeren bu mecmuada, kasîde, terciè-bend, tahmis, muhammes ve müseddes nazım şekilleri de bulunmaktadır. Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Klasik Türk Edebiyatında mecmua ve nazîre ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde çalışma konusu olan mecmuanın şekil ve muhtevasına dair incelemelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde ise mecmuanın divanlarla karşılaştırmalı metni ve sonuç yer almaktadır. Anaftar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua Geleneği, Şiir Mecmuaları, Nazîre.
Konya mânileri üzerine bir araştırma ve tasnif çalışması
Mâniler, Türk toplumu tarafından en çok sevilen ve kullanılan tür olarak anonim halk edebiyatının mahsulleri arasında yerini almışlardır. Bu durumdan hareketle mâniler, sözlü geleneğin en önemli taşıyıcıları olmuşlardır. Selçuk Üniversitesi Türk Halk Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin kurulduğu günden bu yana Konya vilayetindeki derlemelerden büyük oranda yararlanarak yaptığımız araştırmaları, "Konya Mânileri Üzerine Bir Araştırma ve Tasnif Çalışması" adlı yüksek lisans tezimizde ortaya koyduk. Bu yaptığımız çalışma, Konya'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı ile ilgili tanımlar verilmiş, mânilerin tarihi gelişimi incelenmiş, mâni türü ile ilgili teknik ve teorik bilgiler aktarılmıştır. Mânilerin muhtevasında yer etmiş hemen hemen tüm konular incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasnifler ve çalışmalara yer verilmiştir. Anonim Halk Edebiyatı ürünlerinden olan türkü, ağıt, ninni, halk hikâyesi, destan, fıkra, masal, bilmece, tekerleme, dua, beddua, deyim ve atasözleri ile mâninin ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde ise Konya'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş, derlenmiş Konya mânileri üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Şekil, konu, hazırlanış ve uygulanışlarına göre üç ana başlıkta tasnif edilmiş mâniler çeşitli örneklerle sunulmuştur. Sonuç olarak; ek metinlerle belirtilen kısımda, mânilerin içerisinde geçen arkaik sözcükler basit bir mâni sözlüğü yapılarak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise tezimizde kullandığımız kaynakçalar üç kısma ayrılmıştır. Bu üç kısımdan ilki kitap bibliyografyası, ikincisi sanal ağ kaynakçası, üçüncüsü ise kaynak kişileri ve mahsulleri derleyen şahısları verdiğimiz kaynakçadır. Anahtar Kelimeler: Anonim, Konya, Mâni, Tasnif.
Elmastraşzâde Mustafa Hilmî'nin 2. dîvânı (İnceleme-metin)
Bu çalışmayla 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış âlim, mutasavvıf ve musikişinas bir şâir olan Elmastraşzade Mustafa Hilmî'nin ikinci dîvânını tanıtmak ve Türk Edebiyatına kazandırmak amaçlanmıştır. 48 varaktan ibaret olan bu dîvân Marmara Üniversitesi Kütüphanesi Nadir Eserler Bölümü'nde T 819.1 HİL numarasıyla kayıtlıdır. Aşk, musiki, Allah ve Hz. Muhammed sevgisi ağırlıklı konuları oluşturmaktadır. Diğer konular dünyanın geçiciliği, zamanının bozukluğu vs.dir. Kadirî tarikatine mensup şâirin şiirleri bu tarikatten izler taşır. Şiirleri, gerek dil ve üslûp gerekse edebî sanatlar bakımından dîvân şiirinin genel özelliklerini yansıtmaktadır. Çalışmamız üç ana bölümden oluşmaktadır. Girişte, Hilmî'nin yaşadığı dönem olan XIX. yüzyılın sosyal, idârî ve edebî ortamının genel özelliklerini belirtmeye çalıştık. Birinci bölümde Hilmî'nin hayatına, edebî kişiliğine ve eserlerine âit bilgilere yer verdik. İkinci bölümde Dîvân'ı ana hatlarıyla şekil, muhteva ve dil açısından incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Dîvân'ın transkripsiyonlu metnini verdik. Anahtar kelimeler: Dîvân Edebiyatı, Dîvân Şiiri, Hilmî
Ahmet Rasim'in Yeni Usul Muallim-i Sarf adlı dilbilgisi kitabı
Dil; insanların isteklerini, beklentilerini, hissettiklerini kısacası duygu ve düşüncelerini ifade etmelerinde önemli bir rol oynayan unsurdur. Dil, toplumun devamlılığını sağlar, toplumların kültürünün nesilden nesile aktarılmasında belirleyici bir işlev üstlenir. Bu nedenle eğitim ve öğretim sürecinde dil eğitimine özellikle önem verilir. Dil eğitiminin önemli basamaklarından birini de dilbilgisi konusu oluşturur. Dilbilgisi alanında çalışmalar yapan, bu alanda eser veren yazarların sayısı oldukça fazladır. Bu konuda birçok eser meydana getiren yazarlardan biri de Ahmet Rasim'dir. Bu çalışmada; Ahmet Rasim'in hayatına değinilerek birkaç baskısına daha rastlanan ve içlerinde en hacimlisi olan "Yeni Usul Muallim-i Sarf" adlı eser, çeviri yazıya aktarılmıştır. Çalışmanın sonuna dilbilgisiyle ilgili terimler dizini de eklenmiştir. Böylece eserde geçen dilbilgisi terimleri açıklanarak bugüne kadar bu konuyla ilgili yazılmış sözlüklerin söz varlığına bir katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dilbilgisi, Dilbilgisi Terimleri, Ahmet Rasim, Yeni Usul Muallimi Sarf
Remzî Dîvânı(İnceleme-metin)
Çalışmamızda XVI. yüzyıl dîvân şâirlerinden olan Bursalı Remzî Çelebi'nin hayatı, sanatı ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilerek, Dîvân'ın çeviri yazısı ve incelenmesi yapılmıştır. Bu çalışma bir giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın Giriş bölümünde şâirin yaşadığı dönem genel hatlarıyla ele alınmış ve edebiyatımızda "Remzî" mahlasını kullanan diğer şâirler hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde şâirin adı, mahlası, doğum yeri, doğum tarihi, memleketi, ailesi, eğitim hayatı ve hocası, mesleği, vefatı, kabri ve hayatıyla ilgili diğer bilgiler ele alınmıştır. Daha sonra edebî şahsiyeti ele alınarak şâirin dil ve üslûbu hakkında bilgi verilip onu etkileyen şâirler ve diğer şâirlerle olan ilişkileri değerlendirilmiştir. Ardından Dîvân hakkında bilgi verilip nüsha tanıtımı ve nüshanın imlâ özellikleri aktarılmıştır. İkinci bölümde ise; eserin şekil ve muhteva yönünden incelenmesi yer almaktadır. Özellikle eserin en hacimli kısmını oluşturan gazellerde kullanılan vezinler, gazelleri oluşturan beyit ve mısra sayıları tablolar halinde gösterilmiştir. Diğer nazım şekilleri hakkında da detaylı şekilde bilgi verilmiştir. Eserin muhteva özellikleri içinde ise; din, tasavvuf, sosyal hayat, efsâneler ve rivayetler, şahsiyetler, tipler, milletler, ülkeler, şehirler, eserler, hayvanlar, bitkiler, kokular, âşık ve sevgili gibi konular değerlendirilmiştir. Ardından eserde kullanılan edebî sanatlar, atasözleri ve deyimler incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde metnin tesisinde dikkat edilen hususlar belirtilerek Dîvân'ın çeviri metni verilmiştir. Yaptığımız bu çalışma ile hakkında bilimsel olarak müstakil bir çalışma bulunmayan Remzî'yi ve onun bilinen tek eseri olan Dîvân'ını Türk edebiyatı tarihine kazandırmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: XVI. Yüzyıl, Remzî, Bursa, Dîvân Edebiyatı, Dîvân Edebiyatı Şairleri
XIX.yüzyıl klâsik Türk şiirinde mevsimler
Bünyesinde ihtiva ettiği edebi ve kültürel değerle birlikte, Klasik Türk şiirinin en önemli özelliklerinden biri de, çevresinde var olan birçok unsura sanatsal bir kimlik büründürerek, onu şiir malzemesi yapmasıdır. Dış dünyaya kapalı olduğu düşünülen bu kadim şiir geleneğinin böyle bir yapıya sahip olması önemli bir özelliktir. Şairlerin, değişik hayaller içinde düşündüğü ve konu edindiği unsurlardan biri de mevsimlerdir. Mevsimleri gerçek, mecaz ya da terim anlamlarıyla birlikte düşünen Divan şairleri, böylelikle bir benzetme ilgisi kurmuşlardır. Bahar, yaz, sonbahar, kış; ağaç, çiçek, bağ, bahçe gülzar; ay, yıl gece, gündüz, seher gibi unsurlar âşık, sevgili, rakip üçlüsünün hikâyesini tabiat özelinde oluşturan kavramlardır. Bu çalışmada XIX. yüzyıl Klasik Türk şiirinden hareketle mevsimler ve mevsimsel unsurlar ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Şiiri, Mevsim, Zaman, Tabiat
Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi
Türk edebiyatı içinde postmodern çizgide özgün roman anlayışıyla tanınan Nedim Gürsel'in, yazma işini var olma biçimi şeklinde nitelendiren bir sanatkâr olduğu görülür. Romanlarındaki doğu / batı sentezinde önemli yer tuttuğu görülen görsel ögelerin bu ilgisinin bir sonucu olduğunu söylemek mümkündür. Yazarın, romanlarını küçük bir dünyada kurguladığı görülürken insan ve mekân ilişkisine psikolojik bir boyut kazandırdığı görülür. Bu çalışmada, Nedim Gürsel'in romanlarında yapı ve tema incelemesi yapılmıştır. Yapı ve tema incelemesinde Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili (Teori ve Uygulama) kitabı esas alınmıştır. Bu kapsamda çalışmanın birinci bölümünde Nedim Gürsel'in hayatı, yazın yaşamı ve eserleri aktarılmıştır. İkinci bölümde romanlarındaki yapı başlığında romanların her biri için ayrı ayrı değerlendirmeler yapılmıştır. Romanlar, zihniyet, yapı, olay ve olay örgüsü, kişiler, zaman, mekân, dil anlatım ve bakış açısı başlıkları altında incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise, Nedim Gürsel'in romanlarındaki tema başlığı altında romanların teması, kadın ve cinsellik, tarih, şiddet ve ölüm, mitoloji ve dinsel öğeler, başkaldırı, özgürlük ve yalnızlık olarak belirlenmiştir. Romanlar değerlendirilirken betimsel tarama tekniği de kullanılmıştır. Bu kapsamda konuyla ilgili daha önceden yazılan kitaplar, makaleler, tezler ve internet kaynakları taranmıştır. Anahtar Kelimeler: Nedim Gürsel, Roman, Yapı, Tema.
Kütahya Alevî-Bektaşî geleneğinde nefes, düvaz ve mersiyeler
Türkler İslamiyeti kabul etmeden önce başta Gök Tengricilik olmak üzere Budizm, Manihizm, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi birçok dine mensup olmuşlardır. Bu dinlere ait kültür özelliklerini, bir kısım adet ve ritüelleri İslamiyeti kabul ettikten sonra dahi terk etmemişlerdir. Devam eden süreçte bu kültür emarelerini İslamiyete adapte ederek, hayatlarına devam etmişlerdir. Yine Alevilik ve Bektaşiliğin oluşumunda Yesevilik, Hurufilik, Babailik, Kalenderîlik, Rafizilik gibi tarikatların etkisi görülmektedir. Kütahya Alevi- Bektaşi nüfusunun yoğun olduğu bu şehirde zengin Halkbilim metinlerine ulaşabilmekteyiz. Kütahya İlinde merkez ilçede 14 Alevi-Bektaşi yerleşim biriminde diğer 12 ilçede ise 14 adet yerleşim biriminde yaptığımız araştırmalarda 10 tane Ocak merkezini inceleme altına aldık. Katıldığımız cem törenlerinde nefes, düvaz ve mersiyeleri sözel doku ve sosyal çevre ve şartlar açısından değerlendirme fırsatı bulduk. Araştırmamıza kaynaklık eden Ocaklar: Sarı İsmail Sultan, Seyyid Ali Sultan, Pir Ahmet Efendi, Cemal/Kemal Sultan, Işık Çakır, Hüseyin Gazi, Koçubaba, Sucaettin Veli, Hamza Şeyh, Ali Koç Baba'dır. Anahtar Kelimeler: Hz. Ali, Cem töreni, Kütahya Alevîliği, Nefes, Performans Teori
Adalet Ağaoğlu'nun tiyatroları
Türk toplumu için Cumhuriyet dönemi ile pek çok alanda olduğu gibi tiyatro ve oyun yazarlığı konusunda da bir kurumsallaşma süreci başlar. Bu yeni yönetim şekli aynı zamanda reformist bir devlet politikası ve tamamen batılı bir kültür anlayışına sebep olur. Türk tiyatro yazarları içerisinde önemli bir yeri olan Adalet Ağaoğlu, yaşadığı döneme eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşan tutumu, üst düzey sanatçı duyarlılığı ve aydın kimliği ile modern Türk kadınının tiyatro sahnesindeki sesi olur. Kaleme aldığı eserlerinde politika, sanat, gelenek, günlük hayat, evlilik, köyden kente göç gibi çok çeşitli konuları dile getirmeye çalışan yazar, bunu bireyden topluma doğru ilerleyen bir tiyatro dili ile sağlar. Adalet Ağaoğlu, toplumun farklı kesimlerinden kişilere yer verdiği uzun ve kısa oyunları ile eserlerine yakın dönemi konu edinen yazarlar arasında zikredilir. Bu çalışmada, sanat hayatında yetmiş yıllık bir deneyime sahip olan Adalet Ağaoğlu'nun Türk tiyatrosundaki yeri ve oyun yazarlığındaki önemi anlatılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Yazar, Hayat, Tiyatro
Iğdır yöresi bayatı geleneği
Mâni, Anonim halk şiirinin önemli bir cephesini teşkil eder. Mânilerimizde Türk gelenek-görenekleri, Türkçenin söz varlığı ve kültür hazinesi saklıdır. Halkın duygusunu, inancını, acısını, zevkini nakşettiği bu ürün asırlar boyu sözlü gelenek sayesinde varlığını sürdürmüştür. Ilıman bir iklim özelliğine sahip olan ve doğa güzelliği ile Doğunun Çukurova'sı olarak adlandırılan Iğdır, millî kültürümüz açısından da son derece zengin bir geçmişe sahiptir. Üzerine pek araştırma yapılmayan Iğdır mânilerini hem yazılı ortama geçirmek hem de bu mâniler üzerine bilimsel çalışma yaparak bilim dünyasına katkıda bulunmak için bu çalışmayı başlattık. Bu yaptığımız çalışma Iğdır'da derlenmiş mâniler ile sınırlıdır ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın birinci bölümünde Türk halk edebiyatında mâni kavramı verilmiş, mânilerin tarihi süreci incelenmiş, araştırmacıların mâni üzerine yaptıkları tasniflere yer verilmiş ve Iğdır mânilerinin diğer anonim halk edebiyatı türleri ile ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde Iğdır'da mâni söyleme geleneği değerlendirilmiş ve derlenen Iğdır mânileri konu, hazırlanış- uygulanış ve şekil bakımından olmak üzere üç ana tasnife tabi tutulmuştur. Üçüncü bölümde ise Iğdır mânileri içerik olarak incelenmiş ve halk bilim unsurları tespit edilmiştir. Sonuç olarak; derlenen mâniler üçüncü dizeleri baz alınarak alfabetik bir şekilde sıralanmış ve mânilerin içerisinde geçen arkaik kelimelerden bir sözlük oluşturularak anlamlandırılmaya çalışılmıştır. En son kısımda ise kaynakça, yazılı ve sözlü olmak üzere iki kısımdan oluşturulmuştur. Anahtar Kelimeler: Iğdır, Anonim Halk Şiiri, Mâni, Tasnif.
Füruzan'ın hikayelerinde kadınlar
Bu çalışmada, Çağdaş Türk edebiyatı hikâyecilerinden Füruzan'ın hikâyelerindeki kadın kahramanlar incelenmiştir. Yazarın hikâyelerinin hemen hepsinde kadınlar ve kız çocukları ana kahraman olarak karşımıza çıkar. Bunun yanında genel bir manzara içinde dahî kadın sorunlarına yer verilir. Bu sebeple Füruzan'ın hikâyelerindeki kadınların irdelenmesi gerektiğine karar verilmiş ve tez çalışması bu doğrultuda şekillenmiştir. ''Parasız Yatılı'', ''Kuşatma, ''Benim Sinemalarım'', ''Gül Mevsimidir'', ''Gecenin Öteki Yüzü'' ve ''Sevda Dolu Bir Yaz'' adlı hikâye kitaplarındaki kadınlar, tezin üçüncü bölümünde yaşları, maddi durumları, statüleri, çalışma durumları gibi çeşitli yönlerden incelenmiştir. Tezin bu bölümü, kadınların yaşları göz önünde bulundurularak beş başlıkta incelenmiş ve aynı yaş grubunda bulunan kadınlar ve kız çocukları da başka benzerlikler açısından gruplandırılmıştır. Tezde, hikâyelerde yer alan kadınlar tüm yönleriyle ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Füruzan, Hikâye, Kadın, Kız Çocukları, Anne.
Gedizli Azmi'nin Kitâb-ı Hiyel adlı Eseri
Kütahya şehrine bağlı Gediz'de asıl ismi "Murad" olan "Azmi" tarafından kaleme alınmış "Kitâb-ı Hiyel" adlı eser Klasik Türk Edebiyatının hikâye geleneği açısından gayet mühimdir. Nakli hikâyelerin yanı sıra Azmi'nin bizzat şahitlerinden duyduğu anlatılara ve olay mahalli Türkiye olan hikâyelere sahip olan bu eserin ilim dünyasına kazandırılması, edebiyatın yanında tarih ve sosyoloji alanları için de faydalı olacaktır. Çalışmamızda Klasik Türk Edebiyatındaki mensur hikâye geleneği hakkında bilgi verildi, Azmi'nin hayatı ve eserlerine değinildi, daha sonra "Kitâb-ı Hiyel" hakkında bilgi verilip eserin metni transkripsiyon alfabesiyle aktarıldı. Sonuç bölümündeyse kısa bir değerlendirme yapıldı. Anahtar Kelimeler: Azmi, Kitâb-ı Hiyel, Klasik Türk Edebiyatı, Mensur Hikâye.
Tezkiretü'l-Evliyā (inceleme-metin-dizin)(1b-50b)
Tez çalışmamızın konusu, Feridüddîn Attar tarafından Farsça yazılmış Teźkiretü'l-Evliyâ adlı eserin aynı ad ile Türkçeye tercümesi yapılan, 1528 tarihinde Muhammed Herevi/Hirevi tarafından istinsah edilen, Amerika Kongre Kütüphanesi Mansuri Koleksiyonu No. 3 de kayıtlı bulunan nüshasının dil özelliklerini incelemedir. Tamamı 325 varaktan oluşan bu nüshanın 1b-50b varakları arası, çalışmamız kapsamını oluşturmaktadır. 16. yüzyılda istinsah edilen ve Eski Anadolu Türkçesinin gramer özelliklerini taşıyan Teźkiretü'l-Evliyâ'nın giriş bölümünde; tezkirecilik ve biyografi yazma geleneği üzerinde durulmuş daha sonra Türk Edebiyatındaki evliya tezkireleri, Feridüddîn Attar'ın hayatı, eserleri ve edebî kişiliğine değinilmiştir. Ayrıca eserin çalışmamızla ilgili nüshalarına da yer verilmiştir. Eserin gramer özelliklerinden dikkat çekici bazı unsurlar maddeler halinde sıralanmış ve son olarak çalışmanın önemi ve izlenen yöntem açıklanmaya çalışılmıştır. Birinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın ses bilgisi ve şekil bilgisi hususiyetlerini içeren inceleme kısmı yer almaktadır. Bu bölümde metinde geçen kelimelerin uğradığı fonetik hadiseler ve kelime yapıları metinden örnekler verilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde, Tezkiretü'l-Evliyâ'nın çeviri metni yer almaktadır. Çeviri aşamasında nüshada tespit edilen yazım hataları düzeltilmiş ve dipnotta gösterilmiştir. Üçüncü bölüm metnin dizinini ve sözlüğünü oluşturan kısmı içerir. Bu bölümde metinde geçen bütün kelimeler anlam farklılıkları da ayırt edilerek maddeler halinde verilmiştir. Kelimelerin hangi dile ait olduğu parantez içerisinde belirtilmiştir. Çalışmanın sonunda; sonuç bölümüne, çalışmada yararlanılan kaynaklara ve eserin tıpkıbasımına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Tezkiretü'l-Evliyâ, Eski Anadolu Türkçesi, Feridüddîn Attar, Kongre Kütüphanesi Nüshası, Muhammed Hirevi/Herevi.
Özbekçe Nasrettin Hoca fıkralarının söz dizimi
"Özbekçe Nasrettin Hoca Fıkralarının Söz Dizimi İncelemesi" adlı tez orijinal adı "Kadimiy Afandi Latifaları" olan ve 87 fıkradan oluşan Özbek Türkçesi ile yazılmış eseri incelemiştir. Muhammed Amin, Alimcan Coraoğlu, Celaleddin Coraoğlu tarafından hazırlanan "Kadimiy Afandi Latifaları" yeni Türk alfabesine göre çeviri yazı biçimi de verilerek Özbek Türkçesi'nden Türkiye Türkçesi'ne aktarılmıştır. Bu çalışma, kelime grupları, yargı grupları ve cümle çeşitleri olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde metinden örnekler alınarak kelime grupları üzerinde çalışılmıştır. Kelime grupları bölümü, isim tamlaması, sıfat tamlaması şeklinde devam eden on beş başlıktan meydana gelmiştir. İkinci bölümde metinden hareketle yargı grupları; yüklem, özne, nesne diye devam eden toplam dört başlıkla ortaya konulmuştur. Son bölüm olan üçüncü bölümdeyse yine metinden alınan örneklerle cümle çeşitleri verilmiştir. Burada da yüklemin türüne göre, anlamlarına göre, yüklemin yerine göre ve yapılarına göre cümleler başlıkları altında sınıflandırma yapılmıştır. Devamında isim ve fiil cümleleriyle ilgili özellikler, ardından tablolar verilmiştir. Her üç bölümde de alınan örneklerin yanında ilgili konunun hem Özbek hem Türkiye Türkçesi'nde nasıl görüldüğü maddeler halinde verilmiştir. Bu üç bölümden sonra ise orijinal metnin çeviri yazı metni ve arkasından Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış şekli verildi. Yapılan bu çalışma ile Özbek Türkleri'ne ait ve daha önce Türkiye'de üzerinde çalışılmamış olan "Kadimiy Afandi Latifaları" Türkiye Türkçesi'ne aktarılmış; kelime, yargı grupları ve cümle çeşitleri bakımından incelenmiş oldu. Çalışma sırasında ulaşılan neticeler tezin sonuç bölümünde belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Nasrettin Hoca, Özbek Türkçesi, Türkiye Türkçesi, Söz Dizimi, Kelime Grupları, Yargı Grupları, Cümle Türleri.
Menâkıb-ı Eşref-zâde'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Eşrefoğlu Rûmî, XV. yüzyıl dînî-tasavvûfî Türk edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden birisidir. Tarihî kaynaklarda onun hayatı hakkında yeteri kadar bilgi olmasa da Menâkıb-ı Eşrefzâde bu konuda önemli bir kaynaktır denilebilir. Bursalı Abdullah Veliyyüddin tarafından kaleme alınan bu eser, Eşrefoğlu Rûmî'nin hayatını, menkıbelerini, yetiştirdiği talebelerini, kendisinin ve halifelerinin çeşitli kerâmetlerini anlatır. Bu bakımdan tarihî bir kaynak özelliği taşıyan Menâkıb-ı Eşrefzâde dînî-tasavvûfî Türk edebiyatı açısından önemli görüldüğünden, bu çalışmada onun söz varlığının ortaya çıkartılması amaçlandı. Bu amaç doğrultusunda bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük çalışması yapılmaya karar verildi. Sözlük hazırlanırken TEBDİZ veritabanına Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin transkripsiyonlu metni yüklendi. Ardından metin içerisindeki kelimeler bağlama uygun olarak anlamlandırıldı. Bu çalışma ile Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin sözvarlığı ve mana dünyası ortaya çıkartılarak XVII. yüzyılın sözlüğünün oluşturulmasına katkı sağlanması hedeflenmiş olup bir kültür varlığı daha araştırmacıların istifâdesine sunulmaya çalışılmıştır. Çalışma, giriş dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında ise Türk edebiyatında menâkıb türüne genel bir bakış başlığı altında menkıbe ve menâkıbnâme edebiyatı hakkında genel bilgiler verildi. Birinci bölümde Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin yazarı, konusu, yazılış sebebi ile alakalı bilgiler verilip ele alınan eser hakkında yapılan diğer çalışmalara yer verildi. İkinci bölümde ise Menâkıb-ı Eşrefzâde hakkında daha ayrıntılı inceleme yapılması amaçlandı. Bu amaçla eser içinde yer alan şahıs isimleri, tasavvuf terimleri, kerâmet motifleri, şiirler ve mecaz anlam taşıyan kelime grupları çıkartılarak bunlar hakkında gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Çalışmanın ekler kısmı ise Menâkıb-ı Eşrefzâde'nin TEBDİZ projesi kapsamıyla oluşturulan Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğüne ayrılmıştır.
Artvin ili Murgul ilçesi folkloru (metin- inceleme)
Folklor yani halkbilimi; bir coğrafyanın, yörenin, ülkenin maddi ve manevi her türlü kültürel değerlerini kapsamına alır. Bu ürünleri çeşitli metotlarda değerlendirip analiz eder ve yorumlar. Artvin İli Murgul İlçesi Folkloru (Metin- İnceleme) isimli çalışmamızın konusu, ilçenin maddi, manevi kültürel değerlerini yansıtan mahsullerinin tespiti ve bunların incelenmesidir. Çalışmamızın birinci bölümünde Murgul'un coğrafi konumu, Artvin ile bağlantılı tarihi seyri, sosyal yapısı, ekonomik ve idari durumu, nüfusu genel bir şekilde ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci bölümünde ilçeden derlenen halk edebiyatına ait manzum ve mensur ürünlere yer verilmiştir. Sınıflandırılan ürünler, birinci mısraların ilk harfleri esas alınarak alfabetik olarak sıralanmıştır ve incelenmiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde canlı ve cansız varlıklarla ilgili inanmalara yer verilmiştir. Dördüncü bölümünde halk hekimliği, beşinci bölümünde halk oyunları, altıncı bölümünde çocuk oyunları ve yedinci bölümünde halk mutfağı ile ilgili ürünler ele alınmıştır. Derleme yapılan Murgul ilçesine dair kapsamlı bir araştırma yapılmadığı için çalışmamızın amacı, ilçeye yönelik yapılabilecek araştırmalara ve dil çalışmalarına ışık tutmasıdır. Anahtar Kelimeler: Folklor, Derleme, Halk Edebiyatı, Artvin, Murgul.
İhsan Oktay Anar'ın romanlarında halk kültürü unsurlarının tespiti ve incelenmesi
Halk kültürü, bir milletin geçmişini geleceğe bağlayan maddi ve manevi değerler bütünüdür. Bu değerler, folklor ürünlerini meydana getirir. Folklor ürünleri halkın inanışlarını, arzularını, sevinç ve üzüntülerini ifade eden milli sanat yapıtlarıdır. İnsan unsurunun ön planda olduğu bu yapıtlardan masallar, destanlar, efsaneler, türküler, halk hikâyeleri; halk inançları, selam şekilleri, el sanatları, giyim-kuşam, mimari vb. daha birçok malzeme diğer edebiyat türleri için konu teşkil eder. Bu türlerden biri romanlardır. Türk edebiyatının değerli yazarlarından İhsan Oktay Anar, diğer romancılar gibi halk kültürüyle yakın ilişki içerisinde olmuş ve bu kültüre ait malzemeyi alarak yeni bir görüş ve düşünüşle romanlarında kullanmıştır. Bu çalışmada, eserlerinde folklorik unsurlar açısından zengin malzeme ile karşılaştığımız İhsan Oktay Anar'ın romanları, halk bilimi unsurlarına göre incelenmiştir. Yazarın romanlarındaki Halk Bilimi unsularını iki ana başlık altında gruplandırabiliriz. İlk grubu, anonim halk edebiyatı başlığı altında mitoloji, destan, efsane, masal, halk hikâyesi, meddah, kalıplaşmış sözler, halk şiiri ve tekke tasavvuf edebiyatı ürünleri oluşturur. Bunlardan özellikle mitoloji, destan, efsane ve masal diğer unsurlara göre ön plana çıkar. Yazar mitleri, destanları, efsaneleri, masalları ve kutsal metinleri genellikle montajlama tekniğiyle romanlarda kullanır. İkinci grup, dil ve anlatım, formel sayılar, geçiş dönemleri, inanışlar, halk sanatları ve zanaatları, oyun, halk mutfağı, giyim-kuşam, halk müziği ve halk mimarîsini oluşturur. Bu unsurlar, halk yaşamıyla paralellik gösterir.
Osman Çeviksoy'un eserlerinde halk bilimi unsurlarının tespiti
Halk bilimi hayatımızın hemen hemen her alanında geniş bir yer tutmaktadır. İnsanoğlu yaşadığı kültürün en önemli taşıyıcısı olarak halk bilimi unsurlarını hayatının her aşamasında kullanır. Kültür ve toplum birbirinden ayrılmayan iki önemli ögedir. Hayatın her aşamasında kültür etkisi derinden derine sezilir. İki unsur iç içe geçerek bir bütün oluşturur. Kültürün en önemli ögesi halktır, kültür halk ile şekillenir ve yoğrulur. Çalışmamızda Osman ÇEVİKSOY'un eserlerinde bulunan halk bilimi unsurları incelenmiştir. Osman ÇEVİKSOY'un hem öğretmen, hem yazar kişiliği, Almanya'da (Türk işçi Çocuklarına) Türk kültürü dersleri öğretmenliği yapmış olması da ayrıca iki kültürün kıyaslanması konusunda ışık tutacaktır. Çalışmamızın ilk bölümünde Osman ÇEVİKSOY'un hayatı, edebi kişiliği ve Halk kültürünün çağdaş kültüre etkisi incelenmiştir. İkinci kısımda ise; yazarın öykülerinde ve romanlarında halk bilimi unsurlarını inceleyerek, kültür hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Halk Bilimi, Ritüel, Halk Edebiyatı, Gelenek, Öykü
İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 numaralı şiir mecmuasının ʿMecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi'ne (MESTAP) göre tasnifi ve transkripsiyonlu metni
Arapça cem' kökünden türeyen mecmua kelimesi anlam bakımından dağınık şeyleri bir araya getirmek, toplamak, derlemek, biriktirmek ve tertip etmek anlamlarına gelmektedir. Mecmua kelimesini edebî bir ıstılah çerçevesinde ele aldığımızda, farklı şahıslara ait metinlerin ya da şiirlerin, bir araya getirilmek suretiyle, oluşturulan eserler bütünü anlamına gelmektedir. Mecmuaları günümüzdeki edebiyat dergileri veya seçilmiş şiirlerden oluşan kişisel 'şiir defterleri' olarak da görebiliriz. Günümüzdeki antolojilerin vasıflarını taşıyan bu eserler, derleyicisinin şahsi zevklerini, inanışlarını, devrinin dil özelliklerini ve edebî eğilimlerini de yansıtan niteliktedir. Şiir mecmuaları klāsik Türk edebiyatını tahlil ve tahkik etmede kaynaklık eden önemli eserlerdir. Arap harfli metnini günümüz harflerine aktardığımız bu mecmua, İBB Atatürk Kitaplığındaki Bel_Yz_K1339 katalog künyeli şiir mecmuasıdır. Mecmuanın Elîfîzāde Feyzullāh tarafından derlendiği belirlenmiştir. Araştırmamız mecmuanın ortaya çıkışı ve geniş bir tanıtımının yapıldığı ve mecmuaya dair muhtelif bilgilerin yer aldığı ve de bunların yanı sıra Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) kapsamıyla alākalı hususları içeren giriş bölümü ile birlikte toplam üç bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde; nüshā özelliği ve tertibi, mecmuanın ihtivā ettiği şairler, hayatları ve şiir sayıları, şiirlerin nazım şekilleri ve ölçüleri, muhteva bilgisi ve müstensihin tanıtımı yer almaktadır. İkinci bölümde, mecmuanın MESTAP'a göre tasnif edilmiş metni, üçüncü bölümde ise, mecmuanın transkripsiyonlu metni, tezin sonuç kısmı, mecmuanın tıpkıbasımı ve dizinine yer verilmiştir. Anahtar Kelimler: Klāsik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Antoloji, Şiir
Esîf Sıdkî Dede Divanı'nın mevlevîlik unsurları açısından incelenmesi
Bu çalışmada, 18. yüzyıl Tavşanlı Mevlevîhânesinin kurucusu ve aynı zamanda mutasavvıf şair Esîf Sıdkî Dede'nin "Esîfî Dîvânı" olarak bilinen eseri, Mevlevîlik unsurları açısından incelenmiştir. Esîf Sıdkî Dede 1698 ya da 1699'da Kütahya'nın Tavşanlı kasabasında doğmuştur. Esîf ve Sıdkî mahlaslarını kullanmıştır. Asıl adı Mehmed (Muhammed) olan şair, Halveti tarikatına mensup Bicaroğlu Arslan Bey ailesindendir. Aldığı eğitimler sonrasında Halveti olan Esîf Dede daha sonra Sâkıb Dede'ye intisap ederek Mevlevî olmuştur. Bir süre Sâkıb Dede'nin hizmetinde bulunduktan sonra Tavşanlı'da bir zaviye açarak burada şeyhlik yapmış ve burada vefat etmiştir. Mevlevî olan şairler bilindiği üzere düşüncelerini tarikat geleneği çerçevesinde şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Bu gelenek birçok tarikatta görülmekle birlikte Mevlânâ'nın tüm dünyaca kabul görmüş şair kişiliğinin etkisiyle Mevlevîliğin en ayırt edici özelliği olmuştur. Mevlevî şairler Mevlevîlik felsefesini şiir yoluyla ifade etmişlerdir. Esîf Dede divan sahibi Mevlevî şeyhler arasındadır. Bu çalışmada öncelikle Mevlânâ ve Mevlevîlik konusu ele alınmış ardından "Esîf Divanı"nda Mevlevîlik unsurları araştırılmış ve Dîvân'da Mevlevîlik unsurları tespit edilmiştir. Dîvân gazel, murabba ve müseddes nazım şekilleriyle yazılmış yüz seksen yedi manzumeden oluşmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen Dîvân şekil ve muhteva açısından incelendikten sonra Mevlevîlik unsurları incelenmiştir. Dîvân içerisinde kırk sekiz adet Mevlevî felsefesini yansıtan terim tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mevlânâ, Mevlevîlik, Tasavvuf, Esîf Sıdkı Dede, Dîvân, Esîfî Dîvânı, Tavşanlı Mevlevîhanesi
Yabancılara Türkçe öğretiminde metin uyarlama ve Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" hikayesinin 2 seviyesine göre uyarlanması
Yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi amaçlı ders kitabı ve akademik pek çok kitap basılmıştır. Ancak öğrenciler yardımcı materyallere ihtiyaç duyduğunda, alanda basılan kaynaklar yetersiz kalmaktadır. Özellikle okuma ve anlama beceresine katkıda bulunacak kaynaklar azdır. Bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenenler için özgün metinleri uyarlamada kullanılacak yöntemler açıklanmıştır. Bir uyarlama örneği olarak, özgün bir metin olan "Pazarlık" hikâyesi A2 seviyesine göre uyarlanarak çalışmada verilmiştir. Çalışmanın evrenini Memduh Şevket Esendal'ın hikâyeleri, örneklemini Memduh Şevket Esendal'ın "Pazarlık" isimli hikâyesi oluşturmaktadır. Tarama yöntemiyle A2 seviyesine uygun olmayan dil bilgisi yapıları ve sözcükler tespit edilmiştir. Bu yapılar ve sözcükler Avrupa Dilleri Ortak Çerçeve Metninde belirlenen seviyelerin kazanımları ve İstanbul Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitapları, , Yedi İklim Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Türkçe Ders Kitapları, Yeni Hitit Yabancılar İçin Türkçe Temel Seviye Ders Kitabı ve Gazi TÖMER Yabancılar İçin Türkçe A1 ve A2 Ders Kitaplarında yer alan dil bilgisi kuralları dikkate alınarak uyarlanmıştır. Bu setlerde ayrıca okuma öncesi, okuma sırası, okuma sonrası yapılan etkinlikler incelenmiş, uyarlanan metin için etkinlik örnekleri hazırlanmıştır. Yeni Türk Edebiyatı eserlerinin yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde kullanılması Türk Edebiyatının ve Türk kültürünün yakından tanınmasına olanak sağlamaktadır. Bu çalışma ile ayrıca Yeni Türk Edebiyatının farklı kültürlerde de tanınması amaçlanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Metin uyarlama, yabancılara Türkçe öğretimi, yeni Türk edebiyatı, Memduh Şevket Esendal, okuma metinleri.
Tezkiretü'l-Evliya tercümesi (100b-140b) dil incelemesi
Tezkiretü'l-Evliya, İran tasavvuf şairi Feridüddin Attâr tarafından 1200-1230 yıllarında Farsça yazılmış bir eserdir. Eser evliyaların, şeyhlerin yaşamlarını kerametlerini, fikir dünyalarını, hâllerini konu edinmektedir. Dini konuları ele almasından dolayı bu eser özellikle Türklerin yazı diline geçmesiyle birlikte dini yönden halkı aydınlatmak için birçok kez farklı kişilerce Anadolu Türkçesine tercüme edilmiş önemli bir eserdir. Yurt içi ve yurt dışındaki kütüphanelerde tercümeleri mevcuttur. Üzerinde çalıştığımız Tezkiretü'l-Evliya adlı eser de, Aydınoğlu Mehmet Bey döneminde yapılan tercümenin Amerikan Kongre Kütüphanesi (Library of Congress) Mansuri Koleksiyonu (Mansuri collection) Turkish Manuscript No.3'te kayıtlı bulunan nüshasıdır. 1528 yılında Muhammed Hirevi tarafından intinsah edilen bu nüshanın 100b-140b yaprakları üzerinde yaptığımız çalışma giriş, dil özellikleri, transkripsiyonlu metin ve dizin-sözlük bölümünden oluşmaktadır. Girişte Feridüddin Attar'ın hayatı, ve eserleri, Tezkiretü'l-Evliya adlı eser, bu eserin tercümeleri, mütercimleri ve eserin nüshaları hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde Eski Anadolu Türkçesinin dil özelliklerini taşıyan eserin imlası, ses bilgisi ve şekil bilgisi incelenmiş ve metinden verilen örneklerle açıklanmıştır. Üçüncü bölümde eserin günümüz alfabesine transkripsiyonlu çevirisi yapılmıştır. Çeviri yaparken gerekli görülen yerlerde cümlenin bağlamından hareketle düzeltmeler yapılmış ve dipnotta gösterilmiştir. Dördüncü bölümde ise dizin-sözlük yer almaktadır. Bu bölümde eserde geçen bütün kelimeler alfabetik sıraya göre dizinlenmiştir. Ayrıca eserin söz varlığını ortaya koymak için kelimelerin metinde geçen anlamları verilmiş ve yabancı kelimelerin ait oldukları dil belirtilmiştir. Eserin incelenen bölümünün tıpkıbasımı tezin sonuna eklenmiştir.
İlhan Engin romanlarının roman tekniği açısından çözümlenmesi
Çalışmaya konu olacak olan isim bulunmadan önce; çeşitli roman çözümleme kitapları, yazarlar hakkında hazırlanmış tezler ve ansiklopedik maddeler üzerinde araştırmalar yapılmış ve bu araştırmalar sonucunda çalışmaya konu olan isim İlhan Engin olarak belirlenmiştir. Bu ismin en önemli özelliği, daha önce hakkında çalışma yapılmamış olmasıdır. Bu çalışma İlhan Engin'in romanlarının roman tekniği açısından çözümlenmesi yoluyla hazırlanmıştır. Çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, yazarın hayatına ve eserlerine ayrılmıştır. İkinci bölümde ise roman çözümlemeleri mevcuttur. Çalışmaya konu olan sekiz roman bulunmaktadır. Bu romanlar çözümlenirken roman çözümleme teknikleri, kavramları ve ayrıntılarını içeren bir merkez kaynak kullanılmış ve her roman merkez kaynakta yer alan ölçütlere göre çözümlenmiştir. Bu çalışma, edebiyat sahasına ait olmasına rağmen, roman çözümleme aşamalarında gerektiği yerlerde tarih, psikoloji, sosyoloji ve dil bilimi gibi bilim dallarına da yönelim sağlanmış ve çalışmaya çok yönlü bir kimlik kazandırılmıştır. Çalışmanın amacı, İlhan Engin'i yazmış olduğu romanları ve romanlarının çözümlenmesi noktasında değerlendirmek ve bu yolla da yazarı Türk edebiyatına tanıtmaktır. Çözümlenen romanlarda her kavramın ve başlığın aynı oranda etki göstermediği görülmekle birlikte, yazarın romanlarını daha çok aşk, ayrılık, savaş ve göç gibi konular çerçevesinde kurguladığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İlhan Engin, Roman, Roman Tekniği, Roman Çözümleme, Türk Edebiyatı.
Azîzî Dîvânı ve İstanbul Şehrengizi'nin sözlüğü [Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük]
Kelime, bir ya da birkaç heceden oluşan dil birimleridir. Kelimeler cümle ya da cümle üstü birlikler içerisinde başka kelimelerle yan yana geldiğinde değişik anlam katmanları oluşturmaktadır. Bunun yanında tarihsel olarak da kelimelerin anlamları zamanla değişmiş ve bu değişme neticesinde eski edebî metinlerin anlamlandırılması bir hayli zorlaşmıştır. Bu çalışmada XVI. yüzyılın sıra dışı şairi olarak tavsif edilen Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi'nin bağlamlı dizini ve işlevsel sözlüğü hazırlanmıştır. Şairin şiirlerindeki kelimelerin diğer kelimelerle olan ilintisi tespit edilmiş ve ortaya çıkan zengin mana katmaları şiirdeki bağlama göre anlamlandırılmıştır. Bu çalışmada Azîzî'nin Dîvân'ı ve İstanbul Şehrengizi ele alınmış, Azîzî'nin kelimelere yüklediği anlamların en doğru şekilde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Böylece şairin kelimelerindeki anlamlar bağlamlı olarak incelenmiş, XVI. yüzyılın söz varlığına ve leksikoloji literatürüne katkı sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azîzî, Dîvân, İstanbul Şehrengizi, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, XVI. yüzyıl.
Türk dili meseleleri karşısında Oktay Sinanoğlu
Bu çalışmamızda Türk dilinin halen varlığını sürdürmekte olan ve gittikçe dilimize büyük zarar veren sorunlarını, bilim insanı olmasına rağmen kendini Türk diline ve milletine adamış Sayın Oktay Sinanoğlu'nun bakış açısına dayanarak ele almaya çalıştık. Çalışmamıza Oktay Sinanoğlu'nun Türk dili ile ilgili görüşlerini aktardığı kitaplarını, makalelerini, konuşma metinlerini derleyerek başladık. Giriş bölümünde, çalışmamızın kapsamı ile ilgili ayrıntılı bilgileri sunduk. Çalışmamızda, Oktay Sinanoğlu'nun hayatı ile ilgili bilgi verdikten sonra Sinanoğlu'nun kaleme aldığı ve dilimizde halen yaşanmakta olan sorunları 8 ana başlık altında, dil bilimcilerimizin de görüşleri ışığında topladık ve bu sorunlara ait çözüm önerilerine de ayrı bir bölümde başlık sırasına uyarak yer verdik. Çalışmamızda Türk diline zarar veren sorunların farkındalığını arttırma ve bu zarardan kurtulmak için yapılması gerekenleri Sinanoğlu'nun ve sayın dil bilimcilerimizin görüşlerinden yola çıkarak kaleme almayı ve böylece dil konusunda daha fazla farkındalık yaratmayı amaçladık. Anahtar Kelimeler: Türk dili, Türk dilinin sorunları, dil kirliliği, Oktay Sinanoğlu
Kâtib Çelebi'nin Fezleke'sindeki şair biyografileri
Kâtib elebi birçok alanda kaleme aldığı eserleriyle 17. yüzyılın en nemli ilim adamlarından biridir. Eserleri hem yaşadığı d neme ışık tutmuş hem de ünümüze kadar yapılan birçok çalışmada kaynak olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise Osmanlı tarihi ve Osmanlı biyo ra i eleneği hakkında çalışma yapanların başvurduğu eserlerinden biri de Fezleke'dir. Bu çalışmada Osmanlı biyo ra i eleneğinin nemli bir rneği olan Fezleke ele alınmıştır. Fezleke'deki şairlerin derli toplu bir şekilde edebiyat dünyasına kazandırılması amaçlanmıştır. Eser dikkatli bir şekilde incelenmiş ve 110 şair tespit edilmiştir. Tespit edilen şairler hakkındaki bil iler klasik kaynakların çoğuyla ve modern kaynakların bir kısmıyla karşılaştırılarak esere ori inallik kazandıran bil iler üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl Kâtib elebi Fezleke, şair biyografi.
Abdülkadir el-Bağdâdî'nin Şehnâme Lügati (inceleme-metin)
Sözlükler, bir dilin geçmişini, söz varlığını, kazandığı yeni anlamları, deyimleri, incelikleri, mecaz, terim ve gerçek anlamlarını geleceğe kazandıran ve geçmiş ile gelecek arasında köprü kuran dil hazineleridir. Sadece tek bir dilin barındırdığı kelime ve kelime grupları toplamını değil aynı zamanda başka dillerdeki karşılığını da barındırırlar. Bu nedenle dillerin yaşayabilmesi ve büyüyerek gelişebilmesi için sözlüklere ihtiyaç duyulur. Bu çalışma XVII. yy. âlimi, dil bilgini, seyyahı ve edebiyatçısı olan Abdülkadir el-Bağdâdî'nin Şehnâme Lügati'ni ihtiva etmektedir. Firdevsî'nin meşhur eseri Şehnâme'deki güç anlaşılan Farsça kelimelerin Türkçe karşılıkları bu sözlükte verilmektedir. Bu nedenle bugün mevcut olan sözlüklerde bile bulunmayan veya sadece bir kısmında bulunan kelimelere de bu sözlükte rastlanabilmektedir. Bu da esere ayrı bir değer katmaktadır. Kelimelerin madde başı verildikten sonra Arap harfli orijinal hali parantez içinde verilmektedir. Daha sonra madde başı açıklamaları transkripsiyon alfabesine göre ve o dönemde konuşulan, yazılan Türkçe'ye bağlı kalınarak latinize edilmiştir. Bu şekilde XVII. yy'ın söz varlığına da katkı sağlanacaktır. Ayrıca inceleme kısmında şahıslar, şahitler, arkaik unsurlar, gelenek ve adetler gibi sözlüğün gerçek değerini ortaya koyan unsurlar da tespit edilip, açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Abdülkadir, el-Bâğdadî, Şehnâme, Lügat, İnceleme, Metin.
Kütahyalı Rahîmî Dîvânı'ndan 51-100 . gazellerin şerhi
XVI. yüzyıl, Osmanlı Devleti'nin siyasi olarak oldugu gibi kültür alanında da enihtisamlı dönemidir. Bu yüzyılda dvân siirinin ustaları olan Fuzûl, Bâk, Rûh gibisâirler yetismistir.Rahm'nin dvândaki ikinci elli gazelin serhi konusunda esas aldıgımız eser,Prof. Dr. Ahmet MERMER'in Milli Kütüphane ve Süleymâniye Kütüphanelerindekieksik nüshalı divanından sonra British Museum'da tam nüsha halinde buldugu?Kütahyalı Rahîmî ve Dîvânı? adıyla yayımladıgı çalısmasıdır.Çalısmamızda Ali Nihat Tarlan'ın Fuzûlî Divânı Serhi, Prof. Dr. MuhammedNur Dogan'ın Fatih Divanı ve Serhi ile Prof. Dr. Halûk 9pekten'in Fuzûlî, Bâkî, Nef'îve Seyh Gâlib'in Hayatı, Sanatı, Eserleri adlı kitaplarındaki serh örneklerindenfaydalanarak nesre çevirme ve serh usûlünde bu eserlerin üslûbunu takip ettik. AyrıcaProf. Dr. Cemal Kurnaz'ın Hayali Bey Divanı'nın Tahlîli, Prof. Dr. 9skender Pala'nınAnsiklopedik Divan Siiri Sözlügü, Ahmet Talat Onay'ın Eski Türk EdebiyatındaMazmunlar, Prof. Dr. Süleyman Uludag'ın Tasavvuf Terimleri Sözlügü adlı eserleri deyararlandıgım kaynaklardan bazılarıdır. Gazelleri nesre çevirirken su yöntemiuyguladık:a. Anlamı herkes tarafından bilinmeyen kelimelerin tespit edilerek anlamlarınınbulunması ve özellikle beyitteki anlamlarına vurgu yapılarak sözlük kısmında verilmesib. 9lgili beytin nesre çevrilmesic. Mazmunlar hakkında bilgi verildikten sonra beyitteki mazmunlarınaçıklanmasıd. Son olarak da edebi sanatlar bulunmasıTez, iki bölümden olusmaktadır. 9lk bölümde Kütahyalı Rahm'nin hayatı,edeb kisiligi ve eseri verilmistir. 9kinci bölümde gazellerin serhleri verilmistir. Bubölümde anlamı tespit edilip nesre çevrilen beyitlerde geçen mazmunlar, edebi sanatlar,sâirin hayatına ait unsurlar ortaya konmustur.
Kütahya-Allıören köyü folklor örnekleri
Kütahya-Allıören Köyü Folklor Örnekleri adlı bu çalışma, Kütahya'nın Dumlupınar İlçesi'ne bağlı Allıören Köyü'ndeki anonim halk ürünleri, gelenek ve görenekleri ile genel manada kültürel dokusunu konu almaktadır.Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırma yöresinin tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri hakkında bilgi verilmiştir.İkinci bölümde anonim ürünlerden örnekler yer almaktadır. Manzum ürünlerden mani, türkü, duvaz, nefes, ninni, ağıt, bilmece, tekerleme; mensur ürünlerden masal, efsane, menkıbe, fıkra ele alınmış olup kalıplaşmış sözlerden atasözü, deyim, alkış, kargış ve yeminler yer almaktadır.Üçüncü bölümde Hayatın Geçiş Dönemleri başlığı altında doğum, sünnet, askerlik, evlenme ve ölümle ilgili inanç ve gelenekler bulunmaktadır.Dördüncü bölümde yöre halkının, çocuklar ve yetişkinler üzerinde uyguladıkları sağaltma pratiklerinden örnekler verilmiştir.Beşinci bölümde gündelik hayata dair inanışlar, altıncı bölümde ise dini hayata dair inanç ve gelenekler yer almaktadır.Gelenek ve görenekler bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli kültür miraslarıdır. Bu çalışmada, halkın düşünce ve duygularına tercüman olan bu ürünler derlenmeye çalışılmış ve böylelikle bu ürünlerin kalıcı olmasını sağlamak amaçlanmıştır.