
17
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretmen adayları ve Antalya'da görev yapan öğretmenelrin özyeterlik inançlarının karşılaştırılması
Bu araştırmanın amacı Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi son sınıf öğretmen adayları ile Antalya İli merkez ilçelerde ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerin öz-yeterlik algılarını karşılaştırmaktır. Araştırma genel tarama modelindedir. Bu amaç doğrultusunda öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının özyeterlik inançlarının yaş, cinsiyet, okul türü, sosyo-ekonomik çevre, eğitim durumu, branş ve öğretmen mevcudu değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlere ve aday öğretmenlere Tschanner- Mogan, Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından Türkçeye uyarlanan" Öğretmen Özyeterlik İnancı Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçek Öğrenci Katılımı", "Öğretim Stratejileri" ve "Sınıf Yönetimi" olmak üzere üç alt boyutu barındırmaktadır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon, ANOVA, t testi teknikleri kullanılmıştır. Ölçek Antalya ili merkez ilçelerde görev yapan 380 öğretmen ve Eğitim Fakültesi son sınıf öğretmen adayı arasından 216 öğretmen adayına uygulanmıştır. Elde edilen veriler SPSS for Windows 23.0 programı ile analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin cinsiyet, kıdem, eğitim durumu, sosyo kültürel çevre, okul mevcudu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık görülmezken; okul türü ve branş faktöründe anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının özyeterlik algıları öğretmenlere göre daha düşük olduğu tespit edilirken; cinsiyet ve eğitim durumu değişkenine göre özyeterlik algılarında anlamlı bir değişiklik olmadığı tespit edilmiştir.
Yükseköğrenimde barınma sorunu, Türkiyede öğrenci yurtları ve dünyadan örnekler
Bu çalışmada yükseköğrenime başlayan gençlerin en önemli problemlerinden barınma sorunu ve öğrenci yurtları ele alınmıştır. İlk planda göze çarpmayan barınma sorunu, aile ortamından uzakta bir yükseköğrenim programına başlamak söz konusu olduğunda, ilk andaki üniversite kazanma sevincinin ardından hemen kendini hissettirir.İnsanın barınma ihtiyacı tarihsel bir perspektiften incelenerek barınma biçimlerinin geçirdiği aşamalar irdelenmiştir. İlk çağlarda mağara ile başlayan insanın barınma serüveni, kulübe, çadır gibi aşamalardan geçerek günümüzde daha çok modern ?ev? anlayışı ile tanımlanmaktadır. Maslow' un İhtiyaçlar hiyerarşisinde güvenlik ihtiyacının karşılandığı en önemli faktör olan barınma aynı zamanda insanın mahremiyet ihtiyacına da cevap vermektedir.Üniversite öğrencilerinin önemli bir kısmının barınma sorununu çözdüğü yükseköğrenim yurtları, genellikle insanda kalabalık algısı uyandıran, mahremiyetin kısıtlı ve birçok hizmet ve eşyanın ortak kullanımda olduğu yerlerdir. Stresi artırarak başarıyı düşürme potansiyeli taşıyan sürekli kalabalık algısı, buna bağlı gelişen uyku ve uyum problemleri ile ortamın fiziksel yetersizlikleri; özellikle devlet yurtlarındaki katı kurallar ve kısıtlamalar, yurtların yeni bir anlayışla ele alınmasını gerekli kılmaktadır.Yükseköğrenim yurtları, dünyada birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de üniversitelerin gözetiminde ve desteğinde yönetilmelidir. Yurtlar öğrenciler için sadece bir geceleme yeri olarak değil, eğitimin bir parçası olarak görülmelidir. Bu bakış açısıyla eğitimde bütüncül yaklaşım hayata geçirilmiş olacak ve böylece gençler için daha zengin ve tatmin edici bir ortamda çok yönlü gelişme fırsatı da yaratılmış olacaktır.
Ortaokul ögretmenlerinin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındakı ilişki
Araştırmada ortaokul öğretmenlerinin duygusal emek davranışları ile iş doyumları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini; 2014-2015 öğretim yılında Aydın ili merkezinde bulunan kamu ortaokullarında çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem, tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 265 öğretmenden oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgi Formu, Duygusal Emek Ölçeği ve Minnesota İş Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin yapı geçerliliği için doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Verilerin analizinde, ANOVA, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Scheffe Testi kullanılmıştır. Öğretmenlerin iş doyumlarının duygusal emek davranışlarıyla ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizlerde anlamlılık .05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırmanın sonucunda, ortaokul öğretmenlerinin en çok yüzeysel rol yapma davranışı daha sonra samimi ve derinden rol yapma davranışı sergiledikleri ortaya çıkmıştır. Erkek öğretmenlerin derinden rol yapma davranışı düzeyleri kadın öğretmenlerden anlamlı şekilde daha yüksek çıkmıştır. 46 yaş ve üzerindeki öğretmenlerin derinden rol yapma davranışı düzeyleri daha yüksek düzeydedir Mesleğini seven öğretmenlerin samimi davranış düzeyleri mesleğini sevmeyenlerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Öğretmenlerini en çok içsel doyum sağladığı, bunu genel ve dışsal doyumun takip ettiği saptanmıştır. Erkek öğretmenlerin dışsal doyum düzeylerinin kadınlardan yüksek olduğu bulunmuştur. 5 yıl ve altı ile 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip olan öğretmenlerin içsel ve genel doyum düzeylerinin diğer kıdem düzeylerindeki öğretmenlerden anlamlı şekilde yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Mesleğini seven öğretmenlerin içsel, dışsal ve genel iş doyumu düzeyleri, mesleğini sevmeyen öğretmenlerden anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur.
Final okullarında çalışan öğretmenlerin okulun örgüt kültürü tipine ilişkin görüşleri - Samsun, Bursa, Florya, Final Okulları örneği -
Bu araştırmada İstanbul Florya, Samsun, Bursa Final Okulları'nda görev yapan öğretmenlerin okulun örgüt kültürü tipine ilişkin görüşleri ve bu görüşlerin yaş, cinsiyet, kıdem, aynı okulda çalışma süresi, öğrenim durumu ve çalıştıkları öğretim kurumu (okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim) alanına göre değişiklik gösterip göstermediğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Okul kültürü tipleri olan rol kültürü, destek kültürü, başarı kültürü ve güç kültürü tiplerinden hangisinin daha güçlü olduğu demografik boyuttaki değişkenlere göre incelenmiştir.Araştırma 2009-2010 eğitim-öğretim yılı güz döneminde İstanbul Florya, Samsun, Bursa Final Okullarında görev yapan 179 öğretmen üzerinde uygulanmış toplanan 176 anketin 52 tanesi değerlendirme dışı bırakılmış, 124 anket değerlendirmeye alınmıştır.Araştırmada Erkmen ve Ordun (2001) tarafından geliştirilen ?Örgüt Kültürü Ölçeği? uygulanmıştır. Araştırmada verilerin çözümlemesinde istatistiksel analiz için SPSS For Windows 15,0 programı kullanılmıştır. Frekans, yüzde, standart sapma, normal dağılımlar için Kolmogorov ? Smirnov dağılım testi, verilerin karşılaştırılmasında iki grup durumunda Mann. Whitney U testi, gruplar arası karşılaştırmalarda Kruskal Wallis testi kullanılmıştır.Öğretmenler okul kültürü tipi yaklaşımlarından en çok güç kültürü yaklaşımını benimsemektedir. Bunu sırasıyla başarı ve rol kültürü yaklaşımları izlemektedir. Öğretmenlerin en az benimsedikleri yaklaşım ise destek kültürüdür.
Devlet okullarında çalışan rehber öğretmenlerin okul yönetimleri ile yaşadıkları sorunlar
Yüksek Lisans Tezi, Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı Tez Danışmanı: Doç. Dr. Ramazan GÖK Haziran 2024, 49 sayfa. Bu çalışmada devlet okullarında çalışan rehber öğretmenlerin okul yönetimleri ile yaşadıkları sorunları belirlemek hedeflenmiştir. Bu doğrultuda farklı okullarda çalışan rehber öğretmenlerin görüşlerine başvurulmuştur. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ili Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinde görev yapmakta olan 12 rehber öğretmenden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler çözümlenirken araştırmacı tarafından anlam ve içerik açısından kategorize edilmiş ve benzer anlam ve içerikteki cevaplar bu kategorilere dâhil edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre rehber öğretmenler ile okul yöneticileri arasında sağlıklı bir iş birliği ve anlayışın oluşturulması, rehberlik hizmetlerinin kalitesini ve öğrencilere olan etkisini doğrudan artıracaktır. Sonuçlar ayrıca okul yöneticilerinin, rehber öğretmenler ve psikolojik danışmanlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Yöneticilerin daha fazla farkındalık kazanmaları ve eğitim almaları, profesyonel ve etik davranışlarını artıracak ve tüm çalışanlar için daha adil ve destekleyici bir çalışma ortamı oluşturulmasına yardımcı olabilecektir. Bu durumda, okulun genel atmosferinin iyileştirmesi ve eğitim hizmetlerinin kalitesinin artırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Rehber öğretmen, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, okul yönetimi
Eğitim örgütlerinde dijital liderlik ve örgütsel bilgelik ilişkisi
Bu çalışma eğitim örgütlerinin örgütsel bilgeliğe ulaşmasında dijital liderlik rolünün olup olmadığını belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada birden fazla değişken arasındaki etkileşim belirlenmeye çalışıldığı için araştırma nicel araştırma modellerinden ilişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilmiş bir çalışmadır. Araştırma kapsamında dijital liderlik ve örgütsel bilgelik ölçeği geliştirme çalışması yapılmıştır. Dijital liderlik ölçeği dijital dönüşüm, dijitalleşme, uzaktan ve hibrit eğitim olmak üzere üç boyuttan oluşmaktadır. Örgütsel bilgelik ölçeği ise iletişim, proaktif yönetim anlayışı, okul iklimi, motivasyon ve etkili okul olmak üzere beş boyuttan oluşmaktadır. Araştırmanın evreni 2021-2022 Eğitim öğretim yılında Türkiye'de görev yapan 57104 okul müdüründen oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise 2021-2022 Eğitim öğretim yılında Türkiye'de görev yapan 605 okul müdüründen oluşmaktadır. Araştırmanın sonucunda hem dijital liderlik ve alt boyutlarında hem de örgütsel bilgelik ve alt boyutlarında cinsiyet, öğrenim durumu, çalışılan kademe, yöneticilikteki kıdem, Avrupa Birliği (AB) dijital yeterlik düzeyi demografik değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Çalışılan hizmet bölgesi demografik değişkenine göre ise örgütsel bilgeliğin iletişim ve proaktif yönetim anlayışı boyutlarında anlamlı bir farklılık oluştuğu belirlenmiştir. Dijital liderliğin eğitim örgütlerinin örgütsel bilgeliğini arttırmakta rolü olduğu ortaya konmuştur. Aynı zamanda dijital liderliğin örgütsel bilgeliğin proaktif yönetim anlayışı, motivasyon, okul iklimi ve etkili okul alt boyutlarında olumlu yönde rolü olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Eğitim örgütleri, Dijital liderlik, Örgütsel bilgelik
Uluslararası öğrencilerin kültür şoku, öz-yeterlik, yaşam doyumu ve uyum stratejileri: Bir karma yöntem araştırması
Bu araştırmada uluslararası üniversite öğrencilerinin kültür şoku, öz-yeterlik, yaşam doyumu ve uyum stratejilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bir devlet üniversitesinde gerçekleştirilen araştırmada karma iç içe geçmiş tek durumu çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında, 13 uluslararası öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Nitel verileri analiz etmek için NVivo paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında ise nicel veri toplamak için anket kullanılmıştır. Nicel veriler SPSS-20 paket programı ile farklı betimsel ve çıkarımsal istatistikler kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, uluslararası öğrencilerin tercihlerini etkileyen faktörlerine ilişkin yanıtlarına bakıldığında 'burs kazanma' uluslararası öğrencilerin Türkiye'yi tercihlerinde en önemli faktör olduğunu belirtmişlerdir. İkinci olarak uluslararası öğrencilerin kişisel deneyimlerine ilişkin öğrencilerin ilk aşamasında çoğunda, heyecan duygusunun ön planda olduğu gözlemlenmiştir. Üçüncü amaç olarak çoğu öğrenci Oberg (1960) tarafından tarif edilen şekilde kültür şoku yaşadıklarını belirtmişlerdir. Dördüncü olarak bütünsel değerlendirildiğinde uluslararası öğrencilerin öz-yeterlik düzeyleri yüksek olduğu söylenebilir. Beşinci olarak uluslararası öğrencilerin sosyo-kültürel süreçlere uyum düzeylerine bakıldığında zorlandıkları şeklinde görüş bildirmektedirler. Altıncı olarak öğrencilerin yaşam doyum düzeylerine bakıldığında yaşam doyum düzeylerine ilişkin orta ya da kısmen katılıyorum şeklinde görüş bildirmektedirler. Bu çalışmanın yedinci amacı olarak öz-yeterliğin, öğrencilerin Türkiye'de kalma süreleri ve sosyo-kültürel süreçlere uyumlarında yaşadıkları genel kültür şokuna önemli bir yordayıcı olarak görülmektedir. Sekizinci ise öğrencilerin sosyo-kültürel süreçlere uyumların, öğrencilerin yaşam doyumlarında önemli bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Son olarak da uluslararası öğrenciler tarafından kültürel farklılıklar ve şoklarla başa çıkmak için önerilen stratejiler şöyle ifade edilmiştir: Yabancı ve Türk arkadaş edinilmeli, iyimser olunmalı, çaba gösterilmeli, dile hâkim olunmalı, turistik yerlerde gezilmeli, yurt dışına çıkmadan önce iyi hazırlanmalı, lisansüstü seviyede eğitim için yurt dışına çıkılmalı, siyasete hiç karışılmamalıdır.
COVID-19 sürecinde okulların algılanan durumları ve eğitim paydaşlarının değişen rolleri
Araştırmanın kuramsal çerçevesinde hayatımızı etkileyen Covid-19, Covid-19 ile beraber ilan edilen pandeminin eğitim üzerindeki etkileri, eğitimin alt sistemi olan ve kapatılan okulların eğitim paydaşları tarafından algısı, Covid-19 döneminde önlem olarak alınan uzaktan eğitim sisteminin getirilmesiyle meydana gelen eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sorgulanması, eğitim paydaşlarının Covid-19 ile beraber okulda olduğu gibi değişime uğrayan ya da yeni tanımlanan rollerinin saptanmasına cevaplar aranmıştır. Bu araştırmanın amacı; Covid-19 ile birlikte meydana gelen pandemi sürecinde sosyal alanlarda alınan kısıtlama kararları doğrultusunda okulların yüz yüze eğitime kapatılmasıyla beraber okulların mevcut durumu ve eğitim paydaşlarının rollerinde meydana gelen değişimleri birçok yönüyle (okul algısı, fırsat ve imkan eşitliği, öğretmenlik mesleği, okulun amaçları) ele almak ve bu süreçte eğitim paydaşlarının yaşadıkları sorunları ortaya koymak ve bundan sonraki süreçler için uygulayıcılara öneriler sunmaktır. Kişilerin içinde bulundukları pandemi süreciyle ilgili içinde yaşadıkları ancak farkında olmadıkları deneyimlerini derinlemesine inceleyebilmek adına araştırmada nitel yöntem kullanılmış olup araştırma olgu bilim (fenomenoloji) deseninde hazırlanmıştır. Bu araştırma toplumun bir düzenleyicisi ve alt sistemi olan okulun eğitim paydaşları tarafından önemini vurgulamakla beraber, eğitimin temel ilkesi olan eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sağlanamamasının getirdiği olumsuz sonuçları ortaya koymak ve öneriler getirmek, okulun merkezinde bulunan öğretmenin toplum üzerinde Covid-19' dan önce fark edilemeyen önemi ve Covid-19 süreciyle beraber öğretmenlere verilen yeni rollerin saptanması ve bu bağlamda eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin vurgulanması açısından önemlidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Antalya ili merkez ilçelerinden seçilen Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı'nda bulunan özel ve resmi liselerdeki yöneticiler, öğretmenler, öğrenim görmekte olan öğrenciler ve veliler oluşturmaktadır. Çalışma örnekleminin oluşturulmasında maksimum çeşitlilik dikkate alınmıştır. Çalışma örnekleminde yer alan okul ve katılımcıların seçiminde ise seçkisiz olmayan örnekleme tekniklerinden amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışmada araştırma sorularına ilişkin verilen cevaplar betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler, sonrasında belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edinilen bulgulara göre, 2019 Mart ayından itibaren tüm dünyayı etkileyen Covid-19 bireylerin özellikle sosyal hayatını kısıtlaması yönünde etkilemiş ve bireylerin kendilerini koruma altına alma, bu durumdan kurtulma gibi kaygı oluşturacak davranışlara ittiği saptanmış genel olarak tüm paydaşları olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Sosyal bir kurum olarak okulların Covid-19 sürecinde eğitim paydaşları tarafından mecaz yoluyla metaforik algılarına ulaştığımız genel sonuç, okulların "online" kavramı ile örtüştürülmesidir. Bu da bize uzaktan eğitimin bireyler tarafından teknoloji alt temelli algılandığını göstermiştir. Ancak bunun yanında eğitim paydaşlarının başka bir çoğunluğu ise yük, özlem, sosyalleşememek, değişim gibi olumsuz tutumlarını belirtmişlerdir. Covid-19'un eğitime yön vermesi ile birlikte okulların Covid-19'dan önce ve Covid-19 sürecinde nasıl algılandığının anlaşılabilmesi için karşılaştırmalı olarak sorulan soruların en çarpıcı bulgusu okulların Covid-19'dan önce eğitim yuvası, her şey, sevdiğim bir yer, düzen, yardımcı kuruluş olarak adlandırılırken Covid-19 sürecinde ise taban tabana zıt ifadelerle: " Benim gözümde okul yok, verimli olmayan işlevsiz bir yer, öğrencisiz boş bir alan, Eğitim yuvası değil artık, okul kültüründen uzak bir yer."ifadeleri kullanılarak eğitim paydaşları üzerinde toplumsal düzen, sosyalleşme, kültürel değerlerin aktarıcısı olarak okulların zihinlerde olumsuz algılandığı ve yok edildiği görülmüştür. Covid-19 sürecinde teknoloji temelli bir eğitim sistemi olan uzaktan eğitimin sorgulanması sonucu paydaşlar bu eğitim sisteminde öğretim sürecinin kısmen, okulun diğer amaçları olan sosyalleşme, hayata yön verme, toplumsal değerlerin öğretimi, akran iletişimi, denetim ve ölçme değerlendirme gibi amaçlarını gerçekleştiremediğini ifade ettikleri saptanmıştır. Eğitim sürecinde deneyimlerini aktaran uzmanlar olarak okulun temel taşı olan öğretmenlerin, okulun yönetimini sağlayan yöneticilerin, milli eğitim tarafından her yıl belirlenen programlar dahilinde okullarının türlerine göre yaptıkları eğitim planlamalarına ek olarak öğrencinin sağlığını koruma, sağlık bakanlığı ve emniyet müdürlükleriyle irtibat halinde olma, öğrencileri derslere dahil edebilmek için çeşitli iletişim kanallarından gruplar kurarak velileri bilgilendirme, yeni eğitim sistemi için teknolojik materyaller hazırlama gibi meslek tanımlarında olmayan yeni sorumluluklar edindikleri saptanmıştır. Eğitimde özel ve resmi olmak üzere iki farklı kurumun olması özel okullarda öğrencilerden alınan ücret karşılığında müfredat programları dışında verilen seçmeli ders seçeneklerinin farklılığı ve öğrencilerle birebir ilgilenilmesi açısından okul ve sınıf mevcutlarının azlığından kaynaklanan eğitim, Covid-19 sürecine kadar toplumun sosyal sınıfları arasında sadece imkanlar dahilinde tercihe dayalı bir uygulama olsa da Covid-19 ile birlikte özel okullarla resmi okullar arasında yapılan uygulamaların farklılığı sebebiyle sosyal sınıflar arasındaki makasın iyice açıldığını ortaya koymuştur. Sosyal şartları kısıtlı ve ekonomik durumu düşük olan velilerin öğrencileri bu süreçte evlerinde internet erişimine sahip olamamakla beraber hatta bazılarının evinde televizyon dahi olmadığı için hiçbir eğitim kaynağına ulaşamadığı, özel okullarda okuyan öğrencilerin ise hem internet erişimi ile ilgili bir sorun yaşamadığı hem de öğrencilere birebir danışmanlık hizmeti sağlandığı, her öğrencinin ayrıca eksikleri tespit edilerek etüt uygulamaları yapıldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar, özel ve resmi okullarda eğitim gören öğrenciler arasında imkân ve fırsat eşitliği ilkesine ters düşen durumları ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular ve literatür taraması sonucu uygulayıcı ve araştırmacılara sunulan önerilerden bazıları şunlardır: Uzaktan eğitim sürecinde teknolojik aksaklıklardan kaynaklanan sebepler yüzünden her öğrencinin eğitime aynı koşulda ulaşamaması sebebiyle öğretim süreci ve müfredat programlarıyla ilgili oluşan eksikliklerin tamamlanabilmesi için milli eğitim tarafından sistemli ve planlı olarak yeni eğitim-öğretim sürecine dahil edilebilecek ek çalışmalar düzenlenmesi; mesleki ve teknik liselerin uygulamalı dersleri uzaktan öğretim sisteminde hiçbir koşulda yapılamadığı için bu liselerdeki öğrenciler mesleki yeterliliğe ulaşamamıştır. Bu sebeple bu öğrencilere küçük gruplar halinde planlamalar yaparak akşam dersleri ya da hafta sonu atölye çalışmalarının planlaması uygulayıcılara önerilirken araştırmacılara ise şu öneride bulunulmuştur: "Bu çalışma kendini ifade edebilecek erişkin grup olan lise öğrencileri ile yapılmıştır. Bu çalışma ilkokuldaki eğitim paydaşları ile karma yöntem kullanılarak da yapılabilir."
Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki (Burdur ili Bucak ilçesi örneği )
Bu çalışmanın amacı, öğretmenlere görüşlerine göre okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın evrenini 2015- 2016 eğitim-öğretim yılında Burdur ili Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu 897 öğretmen oluşturmaktadır. Bucak'ın küçük bir ilçe olması sebebiyle ve daha kapsamlı bir sonuca ulaşmak için örneklem seçimine gidilmeyerek evrenin tümüne ulaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla ölçekler Burdur İli Bucak ilçesindeki resmi okullarda görev yapan kadrolu öğretmenlerin hepsine araştırmacı tarafından ulaştırılmıştır. Çalışmada iki farklı ölçek kullanılmıştır. Bunlardan birincisi; "Liderlik Davranışları Ölçeği", ikincisi "Örgütsel Bağlılık Ölçeği"dir. Ölçeklerin uygulanması 2016 Haziran ayı içerisinde tamamlanmıştır. Araştırmanın her alt problemi ile ilgili aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri bulunmuştur. Verilerin analizleri için t-testi, tek yönlü varyans analizi, anlamlı ilişkinin sebebini anlayabilmek için Tukey ve Dunnett's C testi ile Pearson Korelasyon Katsayısı tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin görüşlerine göre okul yöneticileri orta düzeyde liderlik davranışı göstermektedirler. Bu görüşler arasında görev yaptıkları okul türüne ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Araştırmaya katılan öğretmenler örgütlerine bağlı olduklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında okullarındaki hizmet süresine, görev yaptıkları okul türüne, mezun oldukları fakülteye ve öğrenim durumlarına göre anlamlı farklılık vardır. Okul yöneticilerinin liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeyleri arasında pozitif, yüksek ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
İlkokul öğretmenlerinin iş yaşam kalitesine ilişkin algıları ile iş doyum düzeyleri arasındaki ilişki (Balıkesir İli merkez ilçeler örneği)
İlkokul öğretmenlerinin iş yaşam kalitesine ilişkin algı düzeyleri ile iş doyum düzeyleri arasında bir ilişki olup olmadığını öğretmenler görüşü doğrultusunda belirlemek bu araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini Balıkesir ili merkez ilçeleri Altıeylül ve Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı resmi ilkokullarda görev yapan 1558 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verileri "İş Yaşam Kalitesi" ve "Minessota İş Doyum" ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma kapsamında verileri analiz etmede doğrulayıcı faktör analizi, betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma, ortanca), ilişkisiz örneklemler t testi, tek yönlü varyans analizi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi istatistiksel teknikleri kullanılmıştır. Veri analizinde SPSS 25 ve LISREL 8.2 programlarından yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular öğretmenlerin en çok iş yaşamında stres davranışına katıldığını göstermektedir. Öğretmenlerin iş yaşam kalitesine ilişkin görüşlerinde cinsiyet, mesleki kıdem, hizmet süresi ve branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenlerin iş doyumları yüksektir. İş doyum ve dışsal doyum puan ortalamaların cinsiyet değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Yaş, cinsiyet, mesleki kıdem, görev yaptıkları okuldaki hizmet süresi, eğitim düzeyi ve alan değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmamıştır. İş yaşam kalitesi ile iş doyumu arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Örgütsel narsisizm ve örgütsel güven arasındaki ilişkinin özel okullar ile devlet okulları açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, örgütsel narsisizm ile örgütsel güven arasındaki ilişkiyi tespit etmek, bu ilişkiyi özel okullar ve devlet okulları açısından incelemektir. Çalışma 2019 yılı içerisinde yürütülmüş olup araştırma örneklemini, Rize ilinde bulunan çeşitli özel okullar ve devlet okullarında görev yapan 345 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada nicel araştırma türlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda örgütsel narsisizm ve örgütsel güven arasında pozitif yönlü orta düzeyli bir ilişki tespit edilmiş, özel okullar ile devlet okulları açısından özel okullar lehine anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Çalışmada özel okullar açısından örgütsel narsisizm ile cinsiyet arasında anlamlı farklılık bulunmamışken, devlet okulları açısından cinsiyet ile örgütsel narsisizm arasında anlamlı farklılık bulunmuş, erkeklerin örgütsel narsisizm algısının kadınlara göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Son olarak evli ve deneyimli öğretmenlerin, örgütsel narsisizm algısının daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Özel okul, devlet okulu, örgütsel narsisizm, örgütsel güven, öğretmenler
İlköğretim okullarında toplam kalite yönetimi uygulamlarına ilişkin müdür ve öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
IIÖZBu araştırma, Diyarbakır ili merkezinde bulunan lköğretim okullarında, Toplam KaliteYönetimi uygulamalarına ilişkin müdür ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemek amacıylayapılmıştır.Araştırma evrenini, 2004-2005 öğretim yılında, Diyarbakır il merkezinde bulunanlköğretim okullarında görevli müdür ve öğretmenler oluşturmuştur. Araştırmanın örnekleminiise 44 müdür ve 922 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmaya katılan müdür ve öğretmenlere?Kişisel Bilgi Formu? ile birlikte 43 maddelik ?Toplam Kalite Yönetimi Uygulamaları Ölçeği?uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilerin çözümlenmesi, SPSS (StatisticalPakcage for the Social Science) For Windows 12.0 programından yararlanılarak yapılmıştır.Verilerin analiz ve yorumunda, t-testi, varyans analizi(one-way) ve scheffé testindenfaydalanılmıştır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır.Verilerin analizi sonucunda özetle şu sonuçlar elde edilmiştir:1. Mezuniyet değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür algıları arasında anlamlı fark saptanmazken, öğretmen algıları arasında anlamlıfark bulunmuştur.2. Kıdem değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür ve öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmuştur.3. Cinsiyet değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin müdür ve öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.4. Kademe değişkenine göre, ilköğretimdeki Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarınailişkin öğretmen algıları arasında anlamlı fark bulunmamıştır.5. lköğretim okullarında görev yapan müdür ve öğretmenlerin Toplam Kalite Yönetimiuygulamalarına ilişkin genel algıları arasında anlamlı fark saptanmıştır. Yöneticilerin genel algıortalaması 3,36 ?orta? derecede, öğretmenlerin genel algı ortalaması ise 2,50 ?az? derecedebulunmuştur.6. lköğretim okullarında görev yapan müdür ve öğretmenlerin Toplam Kalite Yönetimiuygulamalarına ilişkin algılarının ortalaması ise 2,93 olarak bulunmuştur. Bu sonucu genelolarak ele aldığımızda ?orta? dereceyi göstermektedir.
Atatürk araştırma merkezlerinin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşlerinin değerlendirilmesi
Araştırmanın genel amacı; Atatürk Araştırma Merkezlerinin (ATAM) amaca bağlı olarak, öncelikle omurgasında laiklik ve ulusallığın yer aldığı Cumhuriyetin kuruluş felsefesi olarak Atatürk bilinci ve ATAM'ne benzer paydaş kuruluşlar, ATAM'nin üniversite sistemi içinde kuruluş ve evrim öyküsü, güncelde ATAM'nin araştırma, öğretim ve sürekli eğitim işlevleri teorik olarak çözümlenmiş; akabinde bu işlevler temelinde ATAM'nin kurumsal etlkililiği Dicle Üniversitesi örneğinde öğretim üye görüşleri bağlamında üç alt bölüm halinde bir bakıma hipotez testine tabi tutulmuştur.Araştırmanın evrenini 2006-2007 eğitim döneminde Dicle Üniversitesine bağlı değişik birimlerde çalışan öğretim üyeleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise aynı popülasyondan rastgele yöntemle seçilen 103 öğretim üyesinden oluşmuştur.Araştırma betimleme yöntemi ile yapılmış bir alan taraması niteliğinde olup; ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri ortaya konmuştur. Teorik konular, kaynak taramasıyla ve ATAM ziyaretlerinde yapılan ikili görüşmeler sonucunda, ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri, Dicle Üniversitesi öğretim üyelerine uygulanan anket ve bunların SPSS 12.0 programında değerlendirilmesi sonucunda belirlenmiştir.Verilerin çözümlemesi sonucunda öğretim üyelerinin ATAM'nin kurumsal etkililiğine ait görüşlerinin x= 3,43 ile ?katılıyorum? seviyesinde olduğu sonucuna varılmıştır. ATAM'nin kurumsal etkililiğine ilişkin öğretim üyesi görüşleri cinsiyet, kıdem, ünvan ve fakülte değişkenleri açısından değerlendirildiğinde istatistiksel olarak anlamlı bir farka rastlanmamıştır.Varılan ortak sonuç; öğretim üyelerinin ATAM'nin kurumsal etkililiğine ait görüşleri her ne kadar x= 3,43 ile ?katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiş ise de, ?ATAM'nin önemli bir paydaş olarak öğrenci benliğinde eğitsel dönüştürme gücü oldukça sınırlıdır.? önermesine katılımlarının x=3,66 ile ?Katılıyorum? seviyesinde olması, Atatürk Araştırma Merkezlerinin kurumsal etkililiklerini gerşekleştirme çabalarının tüm faaliyet alanlarını kapsayacak şekilde tüm iç ve dış paydaşlar tarafından akademik, hukuksal ve finansal yönlerden desteklenmesi gerektiğidir.
Akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarına ilişkin öğretim üyesi görüşlerinin değerlendirilmesi Dicle Üniversitesi örneği
Araştırmanın genel amacı; akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarını Dicle Üniversitesi örneği itibariyle öğretim üyesi görüşleri bağlamında betimlemektir. Bu genel amaca bağlı olarak araştırmada, teorik temellendirmenin yapıldığı birinci bölümünde dilin doğası ve eğitsel vizyonu, dil öğrenmede serbest ve zorunlu eğitim duruşları, ana dil ve farklı dil öğreniminin ayırt edici nitelikleri, Türk yükseköğretim sisteminde serbest-zorunlu farklı dil öğretim yaklaşımları ve akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımaları yazılı veriler ışığında irdelenmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde ise farklı dil zorunluluğunun bilişsel-psikomotor ve duyuşsal-toplam benlikteki yansımalarının sonuçlarına ulaşılmıştır.Betimsel yöntemle yapılmış bir alan taraması niteliğinde olan bu araştırmada, örnekleme alınan Dicle Üniversitesi örneğinde akademik kariyer sisteminde farklı dil zorunluluğunun eğitsel yansımalarının bilişsel-psikomotor ve duyuşsal-toplam benlik düzlemlerine ilişkin öğretim üyesi görüşleri bu araştırmanın bağımlı değişkeni, öğretim üyesi görüşlerinin farklılaşmasına neden olduğu düşünülen öğrenim alanı, cinsiyet, öğrenim düzeyi ise bağımsız değişkeni olarak kabul edilmiştir.Araştırmada elde edilen veriler, SPSS 12.0 programından yararlanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında t-testi ve varyans analizi (one-way)'den yararlanılmış, anlamlılık düzeyi 0.05 olarak kabul edilmiştir. Araştırmanın teorik temellendirme ve hipotez testinin gerçekleştirildiği iki aşamasından sonra elde edilen kritik bulgular; öğretim üyelerinin ?İnsan bilinci, tarihsel varlık alanına çıkmış ve çıkacak tüm dil becerilerini öğrenme zekasına sahiptir.? tarzındaki soruya ait düşünceleri (X= 4.2832) ile ?kesinlikle katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiştir. ?Dilin insan varoluşundaki rolü genel geçer kabullerin aksine oldukça sınırlı bir etkiye sahiptir .? tarzındaki soruya ait düşünceleri ise (X= 2.5433) ile ?katılıyorum? seviyesinde tespit edilmiştir. Dolayısıyla öğretim üyelerinin, farklı bir dili öğrenirken sorun yaşamadığı, fakat bu sürecin zorunlu tutulması ve bilimin farklı dille sınırlandırılması nedeniyle dil öğrenmeyi yüzeysel koşullanmalar biçiminde deneyimlediği kanısına varılmıştır.Anahtar Sözcükler: Akademik Kariyer Sistemi, Farklı Dil Zorunluluğu, Eğitsel Yansıma
Atatürk'ün eğitimci kişiliği
Büyük önder Atatürk'ün gerçekleştirerek Türk Milleti'ne hediye ettiği büyük devrimlerinden, üzerinde en çok durduğu ve önem verdiği konu millî eğitim olmuştur. Kurtuluş Savaşı'nın başlarında, Atatürk, 23 Nisan 1920'de kurduğu ve başkanı olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) hükümetinde millî kelimesini sadece iki bakanlığın başına getirmiştir; ?Millî Eğitim ve Millî Savunma Bakanlıkları?.Kurtuluş savaşının parlak bir askeri zaferle sonuçlandığı ilk günlerde, Türk ve yabancı gazetecilerin ?İşte memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz?? sorusuna Atatürk, ?Maarif vekili olmak ve millî irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir.? cevabını vermiştir. Ulu önder daima muhafaza ettiği bu fikrini birçok yerde tekrar ederek ?Eğer Cumhurreisi olmasam, Maarif vekili olmak isterim? demiştir.Atatürk'ün eğitim konusunda yaptığı devrim ani olarak verilmiş bir kararın sonucu değildir. Atatürk yüzyıllar boyu süren ve ulusumuzu uçurumun kenarına getiren felaketlerin sebeplerini ve bunların eğitimle olan ilişkilerini çok iyi tahlil etmiş ve sonuca ulaşmıştır. Samsun'a vardığı andan itibaren yaptığı çalışmaların ağırlık noktasını eğitim teşkil etmiştir. Kurtuluş savaşının başından ölümüne kadar geçen sürede hiçbir askeri harekât, siyasi ya da askeri buhran, Atatürk'ün Türk ulusunun eğitim seviyesini yükseltmek ve çağdaş uygarlık yoluna ulaşmak için giriştiği çabalarını engelleyememiştir.O, kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde millî eğitimi hem uygulama açısından hem de kuramsal açıdan ele almıştır. Bu nedenle Atatürk, kısa zamanda çok işler yapma mecburiyetinde olma bilinci ve sorumluluğuyla, Türk milletinin sosyal bünyesine uyabilecek çeşitli görüşlerden yararlanarak, Türkiye'nin eğitim sorunlarını çözecek bir senteze gitmeyi tercih etmiştir.
İlköğretim denetmenlerinin etik davranışlarına ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi Diyarbakır ili örneği
Arastırmanın genel amacı, ilkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin ögretmen görüslerini Diyarbakır ili örneginde egitim düzeyi / cinsiyet / kıdem / bulunulan kademe degiskenleri itibariyle betimlemektir. Bu genel amaca baglı olarak öncelikle etigin dogası, egitim denetimi etigi, Türk egitim sisteminde güncel etik durus ve ilkögretim denetmenlerinin etik davranısları kuramsal olarak çözümlenmis; sözkonusu kuramsal hazırbulunusluluk baglamında ögretmen görüsleri ilkögretim denetmenlerinin ders denetimi bazında etik duyarlılıgına iliskin bireysel ve genel egilimler alt soruları itibariyle çözümlenmistir. Arastırmanın evrenini, 2006-2007 ögretim yılında Diyarbakır il merkezinde bulunan Milli Egitim Bakanlıgı'na baglı 89 resmi ilkögretim okulunda görevli 2800 ögretmen olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemini ise, random yöntemiyle seçilen 40 ilkögretim okulundaki 880 ögretmen olusturmaktadır. Bu okullarda 880 ögretmene anket uygulanmıs, ancak 837'si arastırmaya katılmıstır. Arastırmaya katılan deneklerin evreni temsil etme oranı % 29.8' dir. Verilerin toplanmasında arastırmacı tarafından gelistirilen 41 maddeden olusan anketten yararlanılmıstır. Arastırma sonucundan elde edilen verilerin çözümlenmesi, SPSS (Statistical Package for the Social Science) for windows 9.0 programından yararlanarak yapılmıstır.Verilerin analizi ve yorumunda yüzdelik, t-testi, varyans analizi (one-way) ve scheffé testinden yaralanılmıstır. Anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıstır. Hipotez testi sonucunda ulasılan kritik bulgular sunlardır; ? lkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin ilkögretim ögretmenlerinin görüsleri arasında egitim düzeyi, cinsiyet ve bulunulan kademe degiskenlerine göre anlamlı fark saptanmamıstır. Mesleki kıdem degiskenine göre ise, 6-10 yıl ile 21 yıl ve üzeri çalısan ögretmenlerin görüsleri arasında anlamlı fark saptanmıstır. ? Genel olarak arastırmaya katılan ögretmenlerin ilkögretim denetmenlerinin etik davranıslarına iliskin görüslerine bakıldıgında ?orta derece? de katıldıkları saptanmıstır. Ögretmenlerin, etik davranıslardan ? herhangi bir gruba üyeliklerini simgeleyen takıları (rozet, kravat ignesi vb.) takmaz? ifadesine en çok katıldıkları, diger taraftan ?denetim zamanını önceden haber verir? ifadesine ise en az düzeyde katıldıkları saptanmıstır.
İlköğretimde güncel denetim duruşunun öğretmenlik bilincini uyandırma yeterliliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin değerlendirilmesi
Arastırmanın genel amacı; ilkögretimde güncel denetim durusunun ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin, farklı degiskenlere baglı olarak ögretmen görüsleri dogrultusunda Siirt örnegi ile sınırlı olacak sekilde betimlemektir. Bu baglamda arastırmanın birinci bölümünde Türk egitim sisteminde ilkögretimde güncel denetim durusunun yapısı hakkında kuramsal çözümlemeye yer verilmistir. Arastırmanın ikinci bölümünde ise Siirt örneginde alandan toplanan ögretmen görüsleri dogrultusunda ilkögretimde güncel denetim durusunun ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin güncel profilin ortaya konması üzerinde durulmustur. Arastırma, Siirt l merkezinde 2005-2006 egitim-ögretim yılında ilkögretim okullarında görevli bulunan 280 sınıf ve diger brans ögretmenlerini kapsamaktadır. Arastırmada; danısmanım Prof. Dr. Hasan AKGÜNDÜZ tarafından gelistirilen 24 maddelik veri aracı kullanılmıstır. Bu baglamda öncelikle Siirt il merkezindeki ilkögretim okullarından alınan veriler kayıt altına alınmıs, daha sonra kaydedilen veriler, SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmistir. Verileri analiz etmek için frekans, yüzde dagılımı ile Independent?Sampels T testi kullanılmıstır. Anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıstır. Hipotez testi sonucunda ulasılan kritik bulgular; ögretmenlerin bilissel/psikomotor, duyussal/toplam benlik davranısları yönü ile ilkögretimde güncel denetim durusunun, ögretmenlik bilincini uyandırma yeterliligine iliskin olarak dönüstürücü gücünün oldukça sınırlı oldugu, süreç içinde ögretmenlerin karara katılma düzeylerini kısıtladıgı, korku egemen bir etkinlik görünümünde oldugu, sonuç odaklı, kosullamaya baglı ödül ve cezaya dayandıgı, genelde kontrol edici niteliginin agır bastıgı, dıs odaklı denetim ihtiyacını artırdıgı, etkisel niteliklere dayalı rehberlik agırlıklı denetimin öznel ve nesnel bilesenleri ile dönüstürücü gücü olan yapılanmanın beslendigi bir denetim sisteminin olusturulması gerçegini isaretlemektedir.