Gazi University
Department

Department of Economics

Gazi University

78

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde doğrudan yabancı yatırımları berlileyen etkenler ve Türkiye uygulaması

Günümüzde doğrudan yabancı yatırımlar özellikle gelişmekte olan ülkeler için çok önemli bir sermaye kaynağıdır. Bu yatırımlar sermaye sağlamanın yanı sıra büyümeyi, istihdamı, işgücü verimliliğini, ihracatı olumlu yönde etkiler ve yatırım yapılan ülkeye teknoloji, teknik bilgi, yönetim ve pazarlama bilgisi getirir.Bu çalışmanın amacı Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde olan Türkiye için doğrudan yabancı yatırımları etkileyen faktörleri tespit etmektir.Uygulanan ekonometrik analizde Türkiye'ye doğrudan yabancı yatırımların girişinde etkili olduğu düşünülen faktörler test edilmiştir. Bu kapsamda kullanılan değişkenler: Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, dışa açıklık oranı, döviz kuru, sivil özgürlükler skoru ve kukla değişken olarak 2003 yılında çıkartılan 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunudur.Yapılan ekonometrik analiz ve sonuçları detaylı bir şekilde analiz ve sonuç bölümlerinde değerlendirilmiştir.

Avrupa BirliğiDoğrudan yabancı sermaye yatırımlarıEkonometri+5
İlknur Ayhan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Küresel gıda krizi nedenleri etkileri ve uygulanan politikaların etkinliği

2006 yılından itibaren hızla artmaya başlayan gıda fiyatları 2008 yılının haziran ayında son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu durum özellikle yoksul ülkeleri olumsuz olarak etkilemiş ve gıda güvenliği olarak adlandırılan tehlikeye atmıştır. 1,5 yıl içerisinde 100 milyondan fazla insan açlıkla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum pek çok insanı etkilediği için gıda krizi veya gıda fiyat krizi olarak adlandırılmıştır.Gıda krizinin pek çok sebebi vardır. Artan dünya nüfusu, yüksek petrol fiyatları, değişen tüketim kalıpları, tarım sektöründeki altyapı sorunları, spekülatif yatırımlar bu sebeplerin bazılarıdır. Sebeplerin etkileri üzerinde bilim adamları arasında tam bir uzlaşma sağlanamamış olsa da, dünyada özellikle yoksul ülkeleri etkileyen bir gıda krizinin olduğunu herkes kabul etmektedir. Bu sebeplerin dışında gıda krizinin en büyük sebebi satın alım gücünün olmaması başka bir ifade ile yoksulluktur.Gıda krizi özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeleri etkilemiştir. Özellikle bu ülkelerde yaşayan yoksul insanlar daha fazla desteğe ve yardıma ihtiyaç duymuşlardır. Gıda krizi sebebiyle artan kamu harcamaları bütçe açıklarına sebep olmuş ve bu ülkeler de bütçe açıklarından kurtulabilmek için uluslararası desteğe ihtiyaç duyar hale gelmişlerdir.Birleşmiş Milletler, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, FAO yoksul ülkelere yardım eden başlıca uluslararası kuruluşlardandır. Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gıda krizinin etkilerini azaltmak için milyarlarca dolarlık fon yaratmış olmalarına rağmen politika ve önlemlerinin gıda krizine yol açtığı yönündeki eleştirilerle de karşı karşıya kalmışlardır.Bir ülke Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun yardımına ihtiyaç duyarsa onların kurallarına göre uymak zorundadır. Bu kurallara göre devletin ekonomideki payı azaltılmalı, özelleştirme özendirilmeli, gıda yardımları ve tarım teşvikleri azaltılmalı, ithalatın önündeki engeller kaldırılmalıdır. Bu gibi koruyucu tedbirlerin kaldırılması, ülkedeki işsizliği ve yoksulluğu ciddi şekilde arttırmıştır. Üretilen tarım ürünleri miktarı ve gıda alımını sağlayan gelir düzeyinde önemli azalmalar meydana getirmiş ve gıda krizi özellikle yoksul ülkelerde yıkıcı etkiler yaratmıştır.Anahtar Sözcükler1.Gıda Krizi2.Gıda Güvenliği3.Açlık4.Uluslararası Para Fonu5.Dünya Bankası

Birleşmiş MilletlerDünya BankasıEkonomi+5
Ahmet Ümit Sucu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Uluslararası insan kaynakları yönetiminde iç kontrol etkinliği, ALSTOM ve NCR örneğinde uygulanması

Günümüzde oldukça önemli bir yer tutan iç kontrol sisteminin özellikle uluslararası şirketlerin insan kaynakları yönetimi bölümlerinin liderliğinde, merkez ve merkeze bağlı bulunan ülkelerdeki iç kontrol mekanizmalarının etkinliği, uygulanmasının önemi ve bunların insan kaynakları yönetimi ile ilişkisinin belirlenerek, iç kontrol sistemindeki eksikliklerin giderilmesi için insan kaynakları çatısı altında toplanması ve firmalarda etkin bir şekilde uygulanabilir olması amaçlanmaktadır.Tez, enerji ve bilişim sektörleri içerisinde insan kaynakları ve iç kontrol alanını kapsayarak, uluslararası firmalar olan ALSTOM ve NCR örnekleri çerçevesinde Türkiye'de kurumsallaşma hedefleri olan firmaların üzerine çıkarımlarda bulunulmasını sağlamaktadır. Araştırmada ALSTOM ve NCR firmalarının Türkiye'de faaliyet gösteren organizasyonlarından faydalanılmıştır.Bu araştırma, kesitsel ve tanımlayıcı ağırlıklıdır. Araştırma uluslararası NCR ve Alstom firmalarında 01.03.2008 ile 01.09.2008 tarihleri arasında mülakatlar halinde uygulanmıştır.İç kontrol sisteminin güvenilir, sağlam, temelleri şirket gelişme politikasıyla doğru orantılı, çağa ayak uydurabilir, rutin olmayan işleyişler karşısında cevap vermeye hazır olmasının şirketin devam sürecini pozitif yönde etkileyip rekabet gücünü arttıracağı söylenebilir. İnsan kaynaklarında yapılacak iyi bir organizasyonla tüm departmanların ve bunlara bağlı çalışan personelin iç kontrolü sağlanıp organizasyonlar daha etkin ve faydalı hale getirilebilir. Periyodik olarak yapılan kontrollerde disiplinin sağlanması ve görevlerin tam olarak yerine getirilmesini, eksik bulunan işlevlerin tamamlanmasını sağlayacaktır.

BilişimBilişim sektörüDenetim+5
Ferruh Basku
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kayıtdışı ekonomi-ölçülmesi- Türkiye'deki boyutları ve sonuçları

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde 1970 lerden sonra yoğun biçimde hız kazanan kayıt dışı ekonomi, son 30 yılda ciddi boyutlara ulaşmış konunun araştırılarak çözümlenmesi acil ihtiyaç haline gelmiştir.Kayıt dışı kavramı, tanımı bile sorun olmuş konuyla ilgili araştırmacıların öncelikleri ve ilgili oldukları bilim alanına göre araştırmalar yapılmış ve isimlendirilmiştir. Gizli ekonomi, saklı ekonomi, marjinal ekonomi, kara ekonomi, yer altı ekonomisi vs. gibi.Kayıt dışı ekonomi, genel olarak kamu otoritesinin bilgisi dışında kalan her türlü ekonomik işlem olarak tanımlanabilir.Kayıt dışı ekonomini büyümesinde başlıca dört olgunun; gelir düşüklüğü, ekonomik eşitsizlik, devletin güçsüzlüğü ve milli ahlak zayıflığının önemli ölçüde etkisi vardır.Konusu suç olan yasadışı faaliyetlerde `üretim' yasalara aykırı gelişirken kayıt dışı ekonomide `gelir' yasalara aykırı şekilde cereyan etmektedir. Kara parayla mücadele aynı zamanda kayıt dışılıkla mücadele demek olmakla birlikte mücadele şekilleri tamamen bir birinden farklıdır.Kayıt dışı ekonomi, adı üstünde her hangi bir kayda tabi tutulmadığından ekonomide bıraktığı izlerden hareketle çeşitli yöntemler geliştirilerek (anket, vergi incelemeleri, istihdam, parasal, karma yöntemler vs.) tahmin edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye'de konuyla ilgili farklı yıllarda farklı yöntemlerle çalışmalar yapılmış, ortalama %30-40 oranında oldukça yüksek kayıt dışılık tespit edilmiştir.Kayıt dışı ekonomiyi önlemek için yasalar, gelişen şartlara uygun, ihtiyaçlara cevap verebilen bir şekle bürünmelidir. Kurumlar arası koordinasyon ve iletişim, veri sistemi oluşturulmalı ve geliştirilmelidir. Vergi idaresi ile denetim, sosyal güvenlik kurumu ve diğer tüm kurumlar etkin hale getirilmelidir. Çalışma şartları hafifletilmeli, maliyetler, düşürülmelidir. Ekonomi nama yazılı hale gelmeli, bankacılık sektörü aracılığıyla kayıt altına alınmalıdır. Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele edilmeli, eğitim seviyesi yükseltilmeli, vergi bilinci yerleştirilmeli hatta kampanyalar düzenlenmelidir. Sosyal yapıdan kaynaklanan (nüfus artışı, göç, kentleşme, işsizlik vs) sebeplerin önüne geçilmelidir. Ancak ülke şartları göz önünde bulundurularak oluşturulacak ve ciddiyetle uygulanacak stratejik plan ve programlar çerçevesinde 5-10 yıl süre zarfında başarılı olunabilecektir.

Kara paraKayıt dışı ekonomiTürk ekonomisi+1
Nurcan Tekece
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

İMKB endeksindeki oynaklığın ekonometrik olarak modellenmesi ve İMKB ile bazı uluslararası borsa endeksleri arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Çalışmanın birinci amacı, İMKB Ulusal 100 endeksi getiri oranlarının oynaklık yapısını modellemektir. Ayrıca, çalışmaya konu olan dönemlerde Türkiye'de yaşanan iki kriz dönemi (1999-2001 krizi ve 2008 küresel ekonomik krizi) ayrı ayrı ele alınarak bu dönemlerde İMKB getirilerinin oynaklık yapısı incelenmiştir. İlgili ana dönem ve iki alt dönem için İMKB getirilerinin oynaklığı, koşullu değişen varyans modelleri ile incelenmiştir.Çalışmanın ikinci amacı ise, İMKB ile bazı uluslararası borsa endeksleri arasındaki ilişkilerin belirli bir dönem için ortaya çıkarılmasıdır. Bu bağlamda çeşitli ekonometrik analiz tekniklerinden faydalanılmıştır. Endekslerin ölçekleri farklı olduğundan ortak bir ölçek belirlemek için endekslerin logaritmik formları analizde kullanılmıştır. İlk olarak endekslerin durağanlığı, birim kök testleri ile belirlenmiş ve tüm endekslerin birinci mertebede I(1) durağan oldukları görülmüştür. Daha sonra Engle-Granger İki Aşamalı Eştümleşim Testi kullanılmış ve İMKB endeksinin Bovespa ve Merval endeksleri ile eştümleşik ilişkiye sahip olduğu saptanmıştır. Engle-Granger yöntemi ile eştümleşik ilişkilerin saptandığı iki model için hata düzeltme modelleri kurulmuş ve kısa-uzun dönem arasındaki dengesizliğin kaç gün içerisinde ortadan kalkacağı (ya da sistemin kaç günde dengeye geleceği) belirlenmiştir. Buna göre, İMKB ile Bovespa için kurulan hata düzeltme modelinde hata düzeltme katsayısı negatif ve istatistiksel olarak anlamlı bulunurken, İMKB ile Merval için kurulan hata düzeltme modeli ise anlamsız bulunmuştur.Bunun yanısıra, endeksler arasındaki nedensel ilişkilerin yönünün tespit edilmesi amacı ile Granger Nedensellik Testi kullanılmış, İMKB ile diğer borsaların birbirleri üzerindeki etkilerini incelemek amacı ile de Vektör Otoregresif Modelinden (VAR) yararlanılmıştır.

Borsa endeksiEkonometrik modellerFiyat hareketi+1
Aytaç Alemdar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de terörizmin ekonomik kalkınmaya etkisi

Hedefe ulaşmada her yolu meşru sayan terörizm insanlık tarihi kadar eski bir olgudur. Dolayısıyla terörün amaç ve stratejisi zamanla teknolojik gelişim ve sosyo-ekonomik yapıya paralel olarak gelişmiş, tahrip ettiği toplumların dini-ırki-ekonomik ve sosyal yapısını ideolojisi doğrultusunda araç olarak kullanmış ve bu suretle kendisine finans kaynağı yaratmıştır. Terörizmin bu kadar önemli olduğu günlerde terörizm ile ilgili çalışmaların azlığı dikkat çekmektedir.Bu çalışmada, Türkiye'de il bazında terörizmin ekonomiye etkisi ele alınıp incelenmiştir. Çalışmada 1990-2007 yılları arasında dinamik panel veri metodu kullanılarak 67 il için terörizmin ekonomiye etkisi incelenmiştir.

EkonomiEkonomik etkiEkonomik kalkınma+4
Duygu Barutçu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de KOBİ'ler: Sorunlar ve çözüm önerileri

Türkiye ekonomisi dünya ülkelerinden kaynaklanan yoğun bir rekabet ortamının içerisindedir. Bu yoğun rekabet ortamından en fazla etkilenen kesim, hiç şüphesiz, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin (KOBİ), gelişen bu yeni yapılanmalara bütünleşmelerinin sağlanması ve rekabet güçlerinin artırılması gerekmektedir.Ülkemizdeki işletmelerinin hemen tamamı KOBİ'dir. Katma değerin %27'sini yaratan bu işletmeler %61'lik bir pay ile istihdamın ana kaynağını oluşturmaktadır. Ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olan KOBİ'ler çeşitli sorunlarla karşı karşıyadırlar. KOBİ'lerin bugün istihdam sağladığı oranda kredi ve teşviklerden yararlanamadığı, katma değerden yeterli payı alamadığı açıktır. KOBİ'lerin kurumsallaşma, katma değer, Ar-Ge, inovasyon, teknoloji, finansman sorunları ile de iç içedir.Küresel rekabetin ekonomiyi büyük ölçüde etkilediği 1980'lerden itibaren ölçek ekonomileri görüşüne alternatif olarak KOBİ'ler ikame edilmiştir. Dünyanın birçok ülkesinde küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerinin korunması ve geliştirilmesi için bu kesimin gereksinimi olan finansal, kurumsal ve teknolojik destekler veren kuruluşların mevcut olduğu ve KOBİ'lerin yasal düzenlemelerle korunduğu bilinmektedir.İstihdamda büyük yer tutan KOBİ'lerin gelecekte katma değerlerinin daha yüksek olması, ucuz kredi sağlaması için desteklenmeleri zorunluluktur. Rekabet alanında işletmelere büyük fırsatlar sağlayan Ar-Ge, teknoloji, tasarım ve inovasyon çalışmalarında önemli mesafeler alınmalıdır.

KOBİRekabetTürk ekonomisi
Serdar Yıldız
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Ulus devlet ve vergiler: Karşılaştırmalı tarihsel bir analiz

Ulus devlet kurulum süreçlerinde vergilerin oynadığı rolü inceleyen bu çalışmada, İngiltere, Fransa ve Almanya'yı kapsar şekilde Batı Avrupa ve Osmanlı/Türkiye ulus devlet kurulumlarındaki farklılıklar açıklanmaya çalışılmıştır. Karşılaştırmalı tarihsel sosyolojik bir yöntemden hareket etmekle birlikte çalışmada ulus devlet kurulumu ?sınıf temelli? mali sosyolojik bir bakışla incelenmiştir. Brenner'in siyasal birikim kavramından hareketle çalışmada ulus devlet kurulumundaki farklılıklar coğrafi, etnik ve kültürel nedenlerden ziyade ülkelerin sahip oldukları farklı sınıf yapılarının bir sonucu olarak ele alınmıştır.

Mali sosyolojiUlus-devletVergi politikası+3
Mesut Sert
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Küreselleşme ve dış borçlar: Kırgızistan örneği

Bu çalışmanın amacı piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki Kırgızistan Cumhuriyetinin genel ekonomik değerlerini, ağırlıklı olarak dış borç yapısını incelemek, diğer HIPC ülkeleriyle kıyaslanarak(bu ülkelerin HIPC üyelik sonrası ekonomik durumunu araştırarak) ülkenin bu insiyatife ihtiyacı olup olmadığını ortaya koymaktır.İki kutuplu dünyadan tek kutuplu dünyaya geçildiğinden beri ?Küresel?, ?küreselleşme?, yeni dünya düzeni gibi terimlere daha sık karşılaşır hale gelinmiştir.1991 senesinde dünyanın ikinci kutubu olan Doğu Bloğu Sosyalist Sovyetler Cumhuriyetler Birliği dağıldığında Kırgızistan da egemen Kırgız Cumhuriyeti olmuştur.Aynı senede yeni bağımsız Kırgız Cumhuriyeti sosyalist sistemin yerine piyasa ekonomisine girişi başlatmıştır, yani geçiş ekonomisi sürecine girmiştir. Gittikçe daha hızlı gelişme gösteren küreselleşme sürecine ayak uydurmayı amaçlamıştır.Dış ticaret alanı sınırlamaları kalkmış, uluslararası organizasyonlara, kuruluşlara üye olmaya başlamış, ülkede özelleştirme önem kazanmıştır.Her sene açık veren bütçeye iç kaynaklar yetmemeye başlamış ve dış kaynaklara yönelinmiştir, ağırlıklı olarak dış borçlara.1991 senesinde sıfır borçla geçiş ekonomisine başlayan ülke 1993 senesinde ilk dış borcunu almıştır. 1999-2003 seneleri arası ülkenin toplam dış borcu GSYİH'sından büyük olmuştur, diğer seneler ise toplam dış borcu GSYİH'sının %60'ının altına inmemiştir.Kırgızistan'ın 2006 senesinde, her sene ağırlaşan borcundan dolayı, 1992 senesinde üyesi olduğu IMF ?Ağır Borçlu Fakir Ülkeler(ABFÜ)? İnsiyatifine girmesini istemiştir.IMF'nin ?Ağır Borçlu Fakir Ülkeler İnisiyatifi (HIPC Initiative)? IMF ve Dünya Bankası önderliğinde, resmi hükümetler ve hükümet dışı örgütlerin desteği ile birlikte 1996 yılında başlatılmış ve amacı kapsamı içindeki ülkelerin borçlarını makul düzeye indirmelerini sağlayarak, bu ülkelerin sürdürülebilir bir kalkınma sürecine girmelerine ve eğitim, sağlık gibi temel problemlerinin çözümüne yardımcı olmaktır. 2008 baharı itibarıyla HIPC insiyatifine tam üye 32 ülke bulunmaktadır.

Taban fiyat politikası
Davletkan Toigonbaeva
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Kollektif sendika hürriyeti

Kollektif sendika hürriyetinin özünü sendikaların varlıklarının ve faaliyetlerinin güvence altına alınması oluşturur. Kollektif sendika hürriyeti, sendikaların kuruluş ve işleyişlerinde bağımsız olmalarını öngörmesi nedeniyle çağdaş sendikacılık açısından önemlidir. Sendikaların kurulma,tüzüklerini düzenleme,yöneticilerini seçme, şube açma, üst kuruluşlar kurma, uluslararası kuruluşlara üye olma,faaliyetlerini yürütme, yönetim, etkinlik ve iş programlarını düzenleme serbestisi ile idari kararla faaliyetten men edilememe ve kapatılamaması bu hürriyet kapsamındadır.Kollektif sendika hürriyeti vazgeçilmesi mümkün olmayan ekonomik ve sosyal haklardan biri olarak pekçok uluslararası sözleşme ile sendika hürriyeti kapsamında güvence altına alınmıştır. Türkiye'de de kollektif sendika hürriyeti ulusal mevzuatta yer alan düzenlemelerin yanısıra uluslararsı belgelerde yer alan düzenlemeler çerçevesinde şekillenmektedir.

Sendika hakkıSendika hürriyetiSendikalar+2
Görkem Çakıroğlu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00