Doğuş University
Discipline

Communication Sciences

Doğuş University

344

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında medya temalı filmler

Medya, gerçekliği kendi süzgecinden geçirip yeniden üreten bir yapıdır. Medya bu yeniden üretim esnasında bir yandan da toplumu manipüle etmekte ve var olduğu sistemin dinamiklerini sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Küreselleşen dünyada bilgiye ulaşmak kolay ve zahmetsizdir. Fakat bilginin gerçekliğine/doğruluğuna ulaşmak için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. "Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken hakikate ulaşmak neden zordur" sorusunun cevabını aramak, bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Çalışmada gerçekliğin yeniden üretimi ve inşasının dayandığı temeller ele alınmaktadır. Gerçeklik, gerçeğin yeniden üretimi, devletin ideolojik aygıtı olarak medya, manipülasyon, rızanın imalatı, post-truth ve yellow journalism kavramları üzerine bina edilen bu çalışmada, amaçlı örneklem yoluyla seçilen 1984, The Post ve V for Vendetta filmleri gerçeğin üretimi ve yeniden inşası bağlamında ideolojik çözümleme metoduyla analiz edilmiştir. İdeoloji ve ideolojinin dayandığı temeller çerçevesinde filmler ele alınmıştır. Sonuç olarak gerçekliğin medya yoluyla sürekli yeniden üretildiği görülmüştür. İncelenen filmlerde gerçekliğin manipüle edildiği gözlemlenmektedir.

FilmGerçeklikMedya+4
Ferzan Aydar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

TV programlarının sunumunda artırılmış gerçeklik teknolojisinin kullanım örnekleri

Günümüz dünyasında teknolojinin her geçen gün gelişmesi insanları birçok teknolojik alet kullanımına sürüklemiştir. Bu bağlamda gelişen ve gelişime açık bulunan artırılmış gerçeklik teknolojisinin televizyon programlarına katkısı, programların sunum şekillerinde yaşanan değişim ve sanal nesneler ile birlikte oluşan etkileşimli hikâye anlatımına odaklanarak, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle üretilmiş televizyon programlarının örnekleri bu tezin çıkış noktasını ve konusunu oluşturmaktadır. Araştırmanın evreni, günümüzde yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanılan artırılmış gerçeklik teknolojisidir. Çünkü seçilen evren ne kadar güncel ve gelişime açık olursa incelemeler o kadar verimli bir hal almış olacaktır. Araştırmanın örneklemini ise "ölçüt örnekleme" yoluyla seçilen artırılmış gerçeklik teknolojisinin teknik olarak uygulanabildiği 'haber programı, haber bülteni, spor bülteni, hava ve yol program' türleri oluşturmaktadır. Nitel bir çalışma yürütüldüğü için veri toplama aracı olarak literatürde daha önceden var olan çalışmalar incelenmiş ve mevcut çalışmalardan farklı olarak televizyon programlarında kullanılan artırılmış gerçeklik teknolojisi örnekleri çözümlemeler yoluyla analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, artırılmış gerçeklik teknolojisi kullanan televizyon programlarının sunum şekillerinde değişimlerin meydana geldiği, televizyon programlarında sesli bir şekilde yapılan sunumların görseller ile canlandırmaları yapılarak anlatımın desteklendiği, bu teknolojiyle birlikte program sunucularının sanal nesneler ile etkileşimde bulunduğu, program sunucularının program sunumları esnasında bu teknoloji ile üretilen sanal nesnelere tepkiler vererek program sunumunu gerçekleştirdiği ve bu durumun da gerçeklik hissiyatı uyandırdığı ve bu teknolojiyle oluşturulan sanal nesnelerin veya grafiklerin televizyon programlarında kullanılması, sunucu tarafından sunulan bilgilerin anlaşılırlığını kolaylaştırdığı tespit edilmiştir.

Aşkınsal gerçeklikTeknolojiTeknoloji kullanımı+2
Talip Taş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Filistin-İsrail arasındaki savaşın Filistin sinemasındaki temsili

"Filistin ile İsrail Arasındaki Savaşın Filistin Sinemasındaki Temsili" adlı tez çalışmasında İsrail'in Filistin halkına karşı göstermiş olduğu baskı ve zulümlerin, Filistin sinemasındaki temsillerini incelemeyi amaçlamaktadır. Birinci bölümde Filistin tarihi ve Filistin sinema tarihi ele alınmıştır. Filistin tarihine giriş yapılıp 1948 savaşı merkeze alınarak öncesi ve sonrası toplumsal hareketliliklere değinilmiş, intifada hareketleri ile işgal altında yaşam mücadelesi veren Filistin halkının bağımsızlık süreci işlenmiştir. Bu bağlamda siyasi etkenlerin gölgesinde gelişen Filistin sineması dört bölüme ayrılarak incelenmiştir. Tez çalışmasının ikinci bölümünde Filistin sinemasında öne çıkan yönetmenler ve film anlayışları incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Paradise Now, 3000 Nights ve 200 Meters filmleri savaşın somut gerçekliğini oluşturan hapishaneler, sınırlar ve canlı bomba unsurları bağlamında ele alınarak filmler analiz edilmiştir.

FilistinFilistin sinemasıFilistin sorunu+3
Eyup Koçaslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kartal Tibet sinemasında toplumsal meseleler

Türk siyasal hayatında darbeler ve askeri müdahalelerin 1960'lardan 2000'li yıllara kadar uzayan biçimleri, sinema filmleri için de önemli bir kaynak teşkil etmiştir. Toplumsal sorunları kendi filmlerinde ele alan yönetmenler, Türk Sinemasında önemli meselelere dikkat çekmiş, Kartal Tibet bu anlamda önemli filmler üretmiştir. Kartal Tibet sinemasında toplumsal sorunların neler olduğunu ortaya koyan bu çalışmanın amacı, sinema ile toplumsalın, toplumcu-gerçekçiliğin filmlerdeki bağlantıları analiz etmektir. Çalışmada Türkiye'de yaşanan değişim ve dönüşümler sonucu ortaya çıkan toplumsal meselelerin "Sultan (1978), Zübük (1980), Gurbetçi Şaban (1985), Öğretmen (1988), Gülen Adam (1990)" filmleri üzerinden yansımaları ele alınmıştır. Kartal Tibet'in yönetmenliğini yaptığı bu filmlerde eleştirel bir dil kullanıldığı gözlenmiş, izleyiciyi güldürürken düşündürmeyi amaçlayan yapımlar üretildiği görülmüştür. Gecekondu ve yoksulluk sorununa değinen Sultan filmi, siyasal değişimlerin neden olduğu geleneksel ve modern arasında nasıl davranacağını bilemeyen halkın işlerini kendi koydukları kurallar ile halledişlerini işleyen Zübük filmi, ekonomik nedenler sonucu iç ve dış göçün yaşandığı yıllarda dış göç olgusunu işleyen Gurbetçi Şaban filmi, köyde öğretmen olarak çalışan ve bolluk içinde yaşayan Hüsnü öğretmenin zorunlu olarak şehre göç etmesi beraberinde gelen zor, yoksul bir yaşamı izleyiciye aktaran Öğretmen filmi ve doğduğu günden beri her olaya gülen Şaban'ın yoksulluk karşısındaki duruşu, gecekondulaşma, arazi rant sorununun anlatıldığı Gülen Adam filmi, dönemin toplumsal yaşamı ile ilgili izleyiciye ve geleceğe dönem hakkında birçok bilgi sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında filmlerin incelemesinde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiş ve yorumlanmıştır.

SinemaSosyal olaylarSosyal sorunlar+3
Ayşegül Şahin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli üniversiteli öğrenciler örneğinde: Suriyelilere yönelik televizyon haberlerinin alımlanması

Araştırmada, Fırat Üniversitesinde eğitim gören Suriye uyruklu 10 üniversite öğrencisine Ankara – Altındağ haberlerinin alımlanmasına yönelik olarak, öğrencilerin görüşlerini araştırmak amacıyla nitel araştırma yöntemlerinden Fenomoloji(Olgubilim) kullanılmıştır. Araştırma iki boyutta ele alınmıştır. Araştırmanın ilk boyutunda Ankara Altındağ olayı sonucundaki haberlerin alımlanmasına yönelik olarak katılımcılar için öncelikli 3 ölçüt belirlenmiştir. İkinci boyutta ise televizyon haber kanallarının seçilmesinde de yine ölçüt örneklem kullanılarak Stuart Hall'ün kodlama kod açımı kuramına bağlı kalarak tematik yayın yapan 3 televizyon kanalı seçilmiştir. Araştırma amacı kapsamında Hall'ün kodlama kod açımı kuramından destekle haber kanallarının yayın politikası da dikkate alınarak 'A Haber' – CNN Türk' ve 'Halk TV' kanalları araştırma kapsamına dâhil edilmiştir. Çalışmada Fırat üniversitesine kayıtlı Suriye uyruklu öğrencilerin olması ölçütü dikkate alınarak, aktif olarak Fırat üniversitesine kayıtlı 10 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış ve veriler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda Suriyeli üniversite öğrenciler tarafından haberlerde ilk olarak Muhalif-Karşıt okuma, daha sonra Müzakereli- Tartışmalı okuma ve en az olarak Egemen-Hâkim okuma yapıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Suriye, Haber, Ötekileştirme, Irkçılık

HaberlerSuriyelilerTelevizyon+2
Gökçe Güler
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dönüşüm ve yerel medya: Elâzığ'da yerel medyanın dijitaleşmesi

Günümüzde yeni iletişim ortamları ve teknolojileri hayatlarımız için dönüm noktası olmuştur. Hayatımızın her alanına hızlı bir şekilde girip uyum sağlayan yeni medya, sadece bireylerin hayatının merkezine yerleşmemiş, kamusal ve özel birçok alanda etkinlik göstermiştir. Kişisel bilgisayarlar ve akıllı telefonlar ile insanların ayrılmaz parçası haline gelen yeni medya, geleneksel medya sürecini köklü bir biçimde değiştirmiş ve dönüştürmüştür. Bu süreç ile ortaya çıkan en önemli noktalardan biri, yeni medya teknolojileri ile geleneksel kitle iletişim araçlarının tek yönlü akış mantığının değişmesi ve karşılıklı iletişime imkân veren yeni bir ortamın şekillenmesidir. Böylece pasif konumdaki okuyucu/izleyici/dinleyiciler bu süreçlere aktif bir şekilde katılım gösterebilmektedir. Ayrıca yeni medya temelli platformlar istenilen içeriğe istenilen zamanda ulaşabilmeyi mümkün kılmaktadır. Bu sayede bu platformlarda faaliyet gösteren yayıncı kuruluşlar, içeriklerini daha kısa zamanda daha çok insan ile paylaşma imkânı bulmaktadır. Bu platformlar gün geçtikçe daha hızlı bir şekilde gelişmekte ve medya sektörüne hâkim olan bir yapıya kavuşmaktadır. Yayıncı kuruluşlar da faaliyetlerini bu platformlara taşımayı her geçen gün daha fazla önemsemektedir. Bu bağlamda, yayıncılık alanında yaşanan bu değişimleri yerel medyanın dönüşümü üzerinden incelemek ve anlamlandırmak ayrı bir önem kazanmaktadır. Bu tezde yerel medya kuruluşlarının sürekli gelişen yeni medya teknolojilerine adapte olma süreçlerine ve bu mecralarda yürüttükleri yeni faaliyetler temelinde yerel medya pratiklerinin nasıl bir dönüşüm geçirdiğine odaklanılmaktadır. Yapılan inceleme Elazığ ili yerel medya kuruluşlarının üzerinden gerçekleştirilmektedir. Elazığ yerel medya kuruluşlarının dijital dönüşüm süreçlerine nasıl adapte oldukları, bu dijital dönüşüm ile birlikte yeni medya platformlarını nasıl kullandıkları ve bu platformlar sayesinde faaliyet alanlarını nasıl genişlettikleri incelenmektedir. Bu bağlamda, çözümleme için Elazığ ilinde yayın yapan Fırat Gazetesi, Günışığı Gazetesi, Kanal 23 ve Kanal Fırat olmak üzere iki yerel gazete iki de televizyon kanalı ele alınmıştır. Bu medya kuruluşlarının web siteleri ve sosyal ağ sayfaları incelenerek bir çözümleme gerçekleştirilmiştir. İnceleme sonucunda yeni medya temelli mecraların genel anlamda yayıncılık anlayışını değiştirdiği ve bu değişimin yerel medya kuruluşlarında da belirgin bir biçimde karşılık bulduğu görülmüştür. Yerel medya kuruluşlarının yeni medya mecralarını önemsedikleri ve bu mecraları etkin bir biçimde kullanarak izlerkitlelerine ulaşma çabası içinde oldukları gözlemlenmiştir.

ElazığElektronik dönüşümSayısal dönüşüm+4
Enes Arifoğlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de iletişim fakültesi radyo televizyon sinema bölümlerinin ders müfredatlarındaki sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırma ile Türkiye'de Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dallarında görev yapan öğretim elemanlarının, Türkiye'de Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ve bu sorunların çözümüne ilişkin görüşlerinin belirlenmesi; belirlenen sorunlara çözüm önerileri getirilmesi ve öğretim elemanlarının Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlara ilişkin görüşlerinin kişisel özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin saptanması amaçlanmıştır. Tarama modeli esas alınarak yapılan araştırma, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye'de 16 Üniversitenin İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Sinema Anabilim Dalında görev yapan 218 öğretim elemanı üzerinde gerçekleştirilmiş olup evrenin % 65'inden kullanılabilir veri elde edilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen, bir ve ikinci bölüm toplam 24 maddeden, üçüncü bölüm Radyo Televizyon Sinema Programlarında uygulanan 14 dersin saat, içerik ve içeriğin uygulanmasının yeterli görülüp görülmemesine yönelik 'Radyo Televizyon Sinema Programlarının Uygulanmasında Karşılaşılan Sorunlar Anketi'nde toplanmıştır. Araştırmada, verilerin çözümlenmesi aşamasında, araştırma amaçları doğrultusunda, frekans, yüzde ve non parametrik istatistik tekniklerinden kay kare (X2) den yararlanılmıştır. İstatistiksel çözümlemeler; "Statistical Package For The Social Science" SPSS 22.0 Windows paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, ankete katılan radyo televizyon sinema anabilim dallarında görevli öğretim elemanlarının kendi kişisel özelliklerine ilişkin görüşlerinde; yabancı dil seviyesi yazma-okuma ile sınırlı kaldığı, yurtiçi ve yurt dışı makale, kitap sayısı hiç olmayanlar ile az sayıda olanların çoğunlukta olduğu anlaşılmıştır. Öğretim elemanlarının Türkiye'de iletişim fakülteleri radyo televizyon sinema anabilim dalları ve karşılaştıkları sorunlara ilişkin görüşlerinde ise, üniversite yöneticilerinin bu bölüme karşı bakış açılarının olumsuz olduğu, fakülte bütçesinden radyo televizyon sinema programına ayrılan bütçenin ve fiziki mekânların yetersiz olduğu, kütüphanelerin olmadığı ama ihtiyaç duyan öğretim elemanlarının çoğunlukta olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının branşlaşmayı çok gerekli görmelerine karşın katılımcıların bir kısmı sosyal bilimlerin dışında diğer alanlarından mezun olduğu, radyo televizyon sinema anabilim dallarından mezun olan öğrencilerin hem akademik hem de medya sektörü anlamda niteliklerinin "yetersiz" olduğu sonuçlarına varılmıştır. Öğretim elemanlarının, Türkiye'de iletişim fakülteleri radyo televizyon sinema anabilim dallarında uygulanan branş derslerin saat, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeylerine ilişkin görüşlerinde de genel olarak Kurgu, Kamera, Haber Toplama ve Yazma, Sinema, Fotoğrafçılık, Belgesel, Tv'de Program Yapımı, Radyo Program Yapımı gibi derslerin saat olarak yetersiz, içerik ve içeriğin uygulanabilme düzeyinin ise çok yetersiz olduğu, Medya Okuryazarlığı, Araştırma Yöntemleri derslerinin saat ve uygulanabilme düzeylerinin yetersiz olduğu sonuçlarına varılmıştır.

Ders programlarıRadyo-Televizyon ve Film BölümüÖğretim elemanları+2
Recep Altay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Komediden drama Türk sinemasında dini karakter imgesi

Sinemada dini karakterler imgesinin tiplemeye dönüştürülmesi hayatımızın her alanında yer almaktadır. Sinema ise propagandanın vazgeçilmez araçlarından biridir. Çünkü televizyonla birlikte sinema, aynı anda daha çok kişiye ulaşabilme olanağına sahiptir. Sinemanın bu özelliğinden dolayı dini karakter imgesi insanlara anlatılırken çoğu zaman kötü karakterli ve olumsuz olarak yansıtılmıştır. Bu çalışma, dini karakter imgesinin Türk sinemasında ki durumunu, sinema yapıtlarında tiplemeye dönüştürürken nasıl kullanıldığını anlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu amaçtan yola çıkılarak öncelikle din ve sinema ilgili temel kavramlar ele alınmıştır. Ardından da Türkiye'deki din ve sinema tarihi süreci, daha sonra ise dini karakter imgesinin Türk sinemasına yansıması irdelenmiştir. Bu amaçla aynı zamanda Türk sinemasında 1970-2015 yılları arasında yapılmış ana konusunu dini karakter tiplemesinin oluşturduğu filmler, bu filmlerde dini karakter tiplemesinin sunumu ve bu bilgiler ışığında Türk sinemasının dinin karakter tiplemesine karşı tutumu incelenmiştir. Konusu dini karakter imgesi üzerine kurulmuş filmlerde 'dini karakter' ya da karakterlerin temsil ediliş biçimlerine göre Türk sinemasının dini karakter imgesine karşı tutumunun analizi bu çalışmanın temel dayanağını oluşturmaktadır. Buradan hareketle; dini karakter imgesinin Türk sinemasında nasıl temsil edildiği, dini karakter tiplemesine yönelik nasıl bir tutum gösterdiği ve zamanla bu temsillerin ve yaklaşımların değişiklik gösterip göstermediği gibi problemlere çalışma kapsamında yanıtlar aranmıştır. Bu çalışma kapsamında araştırılan örnek filmlere dayanarak, Türk sinemasının 70'li yılların sonuna kadar genel olarak dini karakter imgesine alaycı, menfaatçi ve çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi seven bir karakter olarak ele alınmıştır diyebiliriz. Fakat 2000'li yıllarla beraber bu tutumda bir yumuşama gerçekleşmemiştir. Türk sinemasında dini karakter imgesinin 2000'li yıllara kadar gelen süre içinde "menfaatçi" (çıkarcı, komik, paragöz, vs.) olarak dinin dışında ve olumsuz bir şekilde kullanılmıştır. 2000'li yıllarda ana konusu dini karakter olan filmlerinde dini karakter imgesinin ideal karakter bir tip olarak ele alınmamıştır. Dini karaktere olan bakış açıcı olumlu bir yönde ilerleme kaydetmemiştir. Din adamını çıkarcı, menfaatçi olarak gösterilmemiştir fakat basiretsiz, ikna etme becerisi olmayan, şaşkın bir tip olarak gösterilmiştir.

Din adamlarıDinsel imgePropaganda+2
Ümmü Bozkurt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Multimedya uygulamalarının yabancı dil öğrenmedeki rolü: Örnek bir interaktif CD önerisi

Hızla gelişen teknoloji, günümüzde hayatın her alanını önemli ölçüde etkilemekte ve değiştirmektedir. Gelişen teknolojiye bağlı olarak değişen ve gelişen alanlardan biri de eğitimdir. Daha nitelikli bir eğitim için günümüzde bilgisayar teknolojilerine, eğitim alanında daha sık ve etkin olarak yer verilmektedir. Fen Bilimlerinden, Sosyal Bilimlere, Güzel Sanatlardan, dil öğrenimine kadar eğitim alanında teknoloji etkili bir şekilde değerlendirilmektedir. Teknoloji, eğitim alanında çoğunlukla bilgisayarlar aracılığı ile kullanılmaktadır. Öğretimde bilgisayarların kendine bir yer edinmesi ile birlikte Multimedya uygulamalar da eğitim hayatında yerini almıştır. Teknolojinin eğitimdeki yadsınamaz yerine karşılık bu alandaki en büyük sorun teknolojiye dayalı eğitim materyali hazırlama konusudur. Teknolojiye dayalı bir eğitim materyali hazırlamak amacıyla yapılan bu çalışmada, öncelikle öğrenmeye etki eden etkenler, öğrenme ilkeleri ve stratejileri ve öğretme teknikleri ile ilgi literatür incelenmiştir. Daha sonra yabancı dil öğretimi ve yabancı dil öğretiminde kullanılan strateji, teknik, yaklaşım ve yöntemler hakkında kaynak taraması yapılmıştır. Son olarak da öğretim teknolojileri ve multimedya sistem konusu taranarak, bu çalışma kapsamında hazırlanan örnek multimedya uygulamada dikkat edilmesi gereken hususlar saptanmıştır. Hazırlanan materyalin konusu ülkemizde ki pek çok akademisyenin önünde büyük bir engel teşkil eden, yabancı dil (İngilizce) öğrenimi olarak seçilmiştir. "YDS İçin Resimli Bağlaçlar Sözlüğü" adı verilen, bu multimedya uygulamasında Türkiye'de yapılan Yabancı Dil Sınavında daha önceden sorulan sorular dikkate alınarak tez çalışmasının uygulama bölümünde yer alan 53 adet bağlaç belirlenmiştir. Daha sonra seçilen bağlaçlar kelime öğretim yöntemleri ve grafik tasarım ilkeleri doğrultusunda görselleştirilmiştir. Bilgisayar ortamında hazırlanan görsellerin hikâyeleri seslendirilerek, etkileşimli bir multimedya uygulaması yapılmıştır. Çalışmanın çıktısı interaktif CD haline getirilmiştir. "YDS İçin Resimli Bağlaçlar Sözlüğü" adlı bu çalışma ile YDS'ye hazırlanan akademisyen ve akademisyen adaylarının İngilizce Bağlaçların Türkçe anlamlarını öğrenmeleri hedeflenmiştir. Ayrıca çalışmanın dil öğretimi için hazırlanacak teknoloji temelli eğitim materyalleri için yardımcı kaynak olması amaçlanmıştır. Bu araştırma ile yapılan uygulama çalışması, bundan sonra yapılacak benzer araştırmalar için bir öneri sunmaktadır.

CDCD teknolojileriMultimedya+4
Tuğba Adıgüzel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türk komedi sinemasında "Öteki" erkekliğin temsili

Bu tez çalışmasında, toplumsal cinsiyet çerçevesinde "öteki erkek" olgusunun Türk Sineması içerisinde komedi türündeki filmlerde nasıl temsil edilip işlendiği incelenmektedir. Öncelikle toplumsal cinsiyet olgusu feminist eleştiri ekseninde ve kültür çerçevesinde ele alınmıştır. Sonrasında hegemonik erkekliğin, eril tahakküm, iktidar, beden sosyolojisi, erkeklik unsurları ile ilintisi tartışılmıştır. Akabinde ise "öteki erkek" olgusunun ne olduğunu anlayıp açıklamak için homofobi, dişilleştirme, marjinalize etme gibi unsurlarla ilişkisi ortaya koyulmuştur. Çalışmada, öteki erkeğin temsili filmsel anlatı içerisinde sorgulanmaktadır. Bunun için Türk Sineması'nda 2000 yılı sonrasında çekilmiş olan komedi türündeki Vizontele, G.O.R.A., Recep İvedik filmleri uygun görülmüştür. Film çözümlemelerinde, derinlemesine analiz yöntemi kullanılarak "öteki erkek" karakterler ve tiplemelerinin temsil ediliş biçimleri ve mizah unsuru olarak nasıl konumlandırıldıkları incelenmiştir. Ayrıca "öteki erkek" olgusunun cinsel kimlik ve tercihle olan ilişkisine de dikkat çekilmiştir. Anahtar Kelimeler: Toplumsal Cinsiyet, İktidar, İdeoloji, Kültür, Hegemonik Erkek, Öteki Erkek, Türk Sineması, Mizah.

Cinsel kimlikErkeklikHegemonik erkeklik+7
Mustafa Çetinkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mobil reklam uygulamalarının kullanıcıların satın alma davranışına etkisi: Elazığ ili örneği

Mobil iletişimin gelişimi, internetin hayatın her alanında kullanılmaya başlaması, tüketicilerin ihtiyaçlarına daha kolay ulaşmalarına neden olmuştur. Mobil cihazların internetle buluşmasıyla birlikte pazarlama alanında yeni ve kişisel bir alan ortaya çıkmıştır. İşletmeler tüketicilere kolaylıkla erişebilme imkanı sağlamıştır. Toplu ve kişisel haberleşmeyi sağlayan telekomünikasyon sektörü, bilinen pazarlama alanının dışına çıkarak Mobil pazarlama imkanına alt yapı sağlamıştır. Mobil pazarlama, işletmelerin hedef kitleleri ile mobil cihazlar üzerinden iletişime geçmek amacıyla gerçekleştirdikleri bir interaktif uygulama olarak tanımlanmaktadır. Firmalar mobil pazarlama uygulamalarını kullanarak hedef kitleye daha rahat ulaşma imkanı bulmaktadırlar. Doğrudan pazarlama imkanı sağlaması, maliyeti düşük olması, hızlı, ölçülebilir olması ve özelleştirilebilir olması nedeniyle kullanılmaktadır. Çalışmada mobil iletişim araçları kullanılarak yapılan pazarlama yöntemini kullanıcıların satın alma davranışlarını incelemesi üzerine yapılmıştır. Bu çalışmada, gelişen teknoloji ve işletmeler için önemli olan mobil pazarlama ve uygulamaları, mobil reklamcılık konseptleri olan mobil reklamcılık afiş reklamlarına karşı kullanıcı tutumları, demografik veriler ve akıllı telefon kullanımı açısından incelenmiştir. Bu amaçla Elazığ'daki akıllı telefon kullanıcıları, mobil uygulamalarını kullanırken, Banner reklamlarına yönelik tutumlarını ve tutumlarının alt boyutlarını belirlemek ve tutumlardaki farklılıkları göstermek için Elazığ'da akıllı telefon kullanıcıları üzerinde çalışmaktadır. Mobil uygulama içi gösterim (banner) reklamlarına yönelik tüketici tutumlardan oluşan 29 soruluk Likert ölçekli anket kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği ve geçerliliği farklı 375 tüketici üzerinde yapılmıştır. Çalışmada SPSS 21 programından yararlanılarak sonuçlar bulunmuştur. Öğrenim düzeyi, Meslek, Mobil uygulama kullanma sıklığı değişkenleri mobil uygulama içi mobil gösterim (banner) reklamlara karşı tutumlarında farklılık göstermiştir. Gelir düzeyi değişkenine ise mobil gösterim (banner) reklamlara karşı tutumlarında farklılık görülmemiştir. Anahtar kelimeler; Mobil cihazlar, pazarlama, banner reklamlar, satınalma davranışı

Banner reklamlarıCep telefonuElazığ+5
Mustafa Tulgar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Gazete ve dergi reklamlarında tipografi kullanımı ve tasarım farklılıkları

Bu tez çalışmasında Gazete ve Dergi Reklamlarında Tipografi Kullanımı Ve Tasarım Farklılıkları başlığı altında, gazete ve dergilerde aynı markalı ürün veya hizmetlerin reklam sayfasında hangi yönden değişiklikler gösterdiği araştırılmıştır. Gazete ve dergilerde aynı dönem içerisinde yayınlanmış aynı marka altında bulunana sekizi gazetelerden sekizi ise dergilerden alınan onaltı reklam Ayrancı (2009)'nın "Grafik Eğitiminde Dergi İçi Reklam Tasarımlarının Görsel Bütünlüğünün Sağlanmasında Tipografik Unsurların Yeri" isimli yüksek lisans tezinde kullanmış olduğu grafiksel çözümleme formu kullanılarak analiz edilmiştir. Grafiksel çözümleme formu; tasarımda bütünlüğün sağlanmasında önemli olan yazı font ilişkisi, aralık (espas), oran – orantı, denge, ritim, vurgulama ve devamlılık başlıklarından oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularına bakıldığında; gazete ve dergilerde yayınlanan ve aynı ürün özelliklerini taşıyan reklamlarda farklılıklar olduğu, tasarımlardaki vurgunun ve tonlamanın farklılaştığı, tipografik unsur oluşturan başlık ve sonrasında gelen metinlerin gazete ve dergilerde hedef kitle beklentilerine göre değişkenlikler gösterdiği gözlemlenmiştir. Alt başlıkların başlıklara göre daha az önemsendiği, metnin okunurluğunu etkileyecek şekilde küçük puntolarla kullanıldığı görülmüştür. Tasarımların genelinde oran orantı kriterleri uygun tutulmuş, vurgulama ise slogan ile sağlanmıştır. Çalışmalar tipografik olarak incelendiğinde espasların ve satır aralıklarının uygun bir şekilde ayarlandığı görülmüştür. Kompozisyon düzenlemesi bakımından dergi reklamları gazete reklamlarından daha özgün, tasarımsal olarak daha sanatsal olduğu görülmüştür. Gazete reklamlarında ise daha detaycı bir anlayış hâkimdir. Araştırmanın sonucuna göre incelenen gazete ve dergi reklamlarında yukarıda bahsi geçen tasarım ilkelerine fazla uyulmadığı, tipografik açıdan bakıldığında ise tipografik enstrümanların görsellerin gerisinde kaldığı sonucuna varılmıştır. Buradan yola çıkarak tipografik materyallerin daha farklı ve çarpıcı şekilde kullanılması gerektiği düşünülmektedir. Gazete ve dergilerde tipografik tonlamanın önemsenerek, font seçiminin vurgu etkisi göz önüne alınarak yapılması gerektiği, dergilerde denge ve ritim, gazetelerde ise yoğun ve sıkışık tasarımlardan uzaklaşılması gerektiği, görsel bütünlük sağlanarak tasarımların klasik yapıdan kurtarılıp daha modern bir yapıya kavuşturulması gerektiği düşünülmektedir.

Dergi reklamlarıDergilerGazete reklamları+4
Mehmet Kerem Taner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tanıtım film yapım sürecinde insansız hava araçlarının kullanımı: Elazığ iline yönelik örnek bir uygulama

Büyük kitlelerin sinematografik öyküleri gerçek ziyaret deneyimi ile ilişkilendirmesi sonucunda, film kaynaklı turizmin hızla moda haline geldiği bir dönemde yaşıyoruz. Başka bir deyişle insanlar ekranda gördüğü yerler hakkında bilgilenirken, o bölgeleri tanımaya yönelik daha etkin tutumlar geliştirmektedir. Bu duruma film veya görsel kaynaklı turizm denilebilir. Hedefler bakımından, filmler veya diğer görsel içerikler yalnızca varış noktasına kısa vadeli turizm geliri sağlamakla kalmaz aynı zamanda uzun vadeli getiriler de sağlar. Ancak film kaynaklı turizme giderek artan ilgiye rağmen, bu konu ne yazık ki ülkemizde araştırmacılar ve akademisyenler tarafından çok az ilgi görmüştür. Çalışmamızda, bu alana daha fazla dikkat çekilmesi için literatürdeki araştırma ve uygulamalar incelenmiş ve bir hedef kitle için ilgi çekici yerler yaratmada tanıtım filminin faydaları vurgulanmıştır. Film turizminde havadan görüntülemenin hedefe sağladığı yararlar irdelenerek, örnek bir tanıtım uygulamasında bu veriler kullanılmıştır. Uygulama, bir insansız hava aracıyla yapılarak çekim sırasında kullanılan teknikler hakkında elde edilen bulgular sunulmuştur.

FilmTanıtımTanıtım filmleri+4
Yıldırım Tutuş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ ili kamu ve özel hastaneleri örnekleriyle sağlık kurumlarında halkla ilişkiler uygulamaları

Yönetim anlayışı ve hedef kitle konusunda kompleks bir yapıya sahip olan hastanelerin, iyi bir yönetim politikası belirleme ve hedef kitlede olumlu tutum oluşturma konusunda hassasiyet göstermeleri gerekmektedir. İyi bir yönetim politikası belirlemede ve hedef kitlenin desteğini sağlayarak olumlu tutum oluşturmada halkla ilişkilerin rolünü incelemek önemlidir. Bu çalışmada, hastanelerde yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin hasta ve yakınlarının hastane tercihlerine etkisini ve kamu ve özel hastanelerde yapılan halkla ilişkiler faaliyetlerinin farklarını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Fırat Üniversitesi Hastanesi ve Elazığ Özel Medicalpark Hastanesi meslek profesyonelleri ve random (şans-kura) yöntemiyle seçilen 400 hasta oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında meslek profesyonellerine 14 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu, hastalara ise 47 sorudan oluşan anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS analiz programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, hastanede yürütülen halkla ilişkiler faaliyetlerinin yüksek oranda hastaların tercihini etkilediği görülmüştür. Araştırmada ulaşılan bir diğer sonuç ise hastane tercihinde görsel-işitsel bilgi kaynaklarından gazete, radyo, televizyon, billboard, sosyal medya ve internet' in cinsiyet değişkenine göre büyük oranda anlamlı farklılık gösterdiği, yaş, öğrenim durumu ve hastaneye gitme sıkılığı değişkenine göre kısmen anlamlı farklılık gösterdiği, aylık gelire ve sosyal güvenceye göre anlamlı bir farklılık göstermediği görülmüştür. Araştırmada meslek profesyonellerine yapılan yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda ise, özel hastanenin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürüttüğü görülürken, üniversite hastanesinin halkla ilişkiler faaliyetlerini profesyonel olarak yürütmediği görülmüştür.

Devlet hastaneleriElazığHalkla ilişkiler+2
Ayşe Albay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Alternatif kamusal alan üretiminde sosyal medyanın gücü: İşçi sendikaları üzerine bir inceleme

Son yıllarda internet ve internet aktivizminin gücü tartışılmakla beraber toplumsal hareketler bazında işçi sendikaları ve sınıf temelli eylemlerin internet kullanımları online aktivizm açısından tartışılabilir niteliktedir. İnternetin beraberinde gelişen sosyal medya, aynı zamanda sanal bir kamusal alan niteliği de oluşturduğu tartışmalar arasındadır. Sanal bir kamusal alanın oluşması toplumsal hareketlerin de sanal alandan reel alana taşınması anlamına gelmektedir. Sosyal medyanın kitle iletişimi gibi geniş bir iletişim ağı oluşturma potansiyeli de olduğundan sanal tartışma ve uzlaşma alanı niteliği taşımaktadır. Sosyal medyanın toplumsal hareketler ve aktivizme nasıl yer açtığı bu sendikaların paylaşımları üzerinden belirlenmiştir. Sosyal medyanın toplumsal hareketlerde ve alternatif kamusal alan üretimindeki potansiyelini ortaya çıkarmak için Türkiye'deki dört önemli sendikalardan DİSK, KESK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ konfederasyonları incelemeye alınmıştır. Bu çalışma, alternatif medyanın, sınıf temelli ve demokratik bir platform sağlamasında bu dört sendikanın twitter sitelerinin rollerini ve sendikal hareketlerin güçlendirilmesi açısından potansiyelleri incelenmiştir. Bu bağlamda bu çalışma, sosyal medya aktivizminin alternatif bir kamusal alan yaratmadaki potansiyelini tartışmaktadır. İşçi sendikalarının twitter hesapları üzerinden yürütülen çalışmada; sosyal medya kullanımı, hangi durumlarda yoğun kullanıldığı, hangi konularda paylaşımlar yapıldığı ve paylaşımların yoğunlukları kategoriler şeklinde içerik çözümlemesi yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kamusal Alan, İnternet, Sosyal Medya, Aktivizm, İşçi Sendikaları

AktivizmGüçKamusal alan+3
Halime Kök
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon dizilerinde milliyetçi söylemlerin yeniden üretimi: İsimsizler, Savaşçı ve Söz dizileri örneği

Medyanın egemen ideolojiyle olan ilişkisi kitle iletişim araçlarının ilk ortaya çıktığı andan itibaren tartışılmıştır. Ülkelerin siyasi, ekonomik, toplumsal gelişmeleri medya içeriklerinin benzer doğrultuda değişmesine ve medyanın egemen ideolojinin bir aracı haline gelmesine neden olmuştur. Özellikle son iki yıl içinde Türkiye'de yaşanan siyasi gelişmelere bağlı olarak, televizyon anlatılarında milliyetçilik içerikli yayınlarda artış olduğu göze çarpmaktadır. Bu tez çalışmasında Türkiye'de farklı televizyonlarında kanallarında, aynı dönemlerde başlayan milliyetçilik ve terörle mücadele konularını içeren televizyon dizilerindeki milliyetçi söylemin nasıl, yeniden üretildiğini göstermek amaçlanmış ve bu amaç doğrultusunda üç farklı televizyonda yayınlanan ana fikri milliyetçilik olan İsimsizler, Söz ve Savaşçı dizileri incelenmiştir. İnceleme sonucunda örneklem olarak seçilen dizilerde, milliyetçilik içeren ve egemen ideolojiye ait söylemler olduğu, ayrıca söz konusu dizilerde geçen olaylarla güncel siyasi olaylar arasında benzerlikler olduğu tespit edilmiştir.

Dizi filmMilliyetçilikSöylem+2
Şule Yenigün
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurum kimliği ve kentlerin markalaşma süreçleri (Antalya örneği)

Bir şehrin hedeflerinin ve vizyonunun belirlenmesi ve marka kent oluşturma çabaları kent markalaşması olarak ifade edilir. Bireylerin kent hakkındaki algıları ve düşünceleri ise kent imajı olarak adlandırılır. Kentlerin markalaşma sürecinin ilk basamağını kurumsal kimlik belirleme unsuru oluşturur. Kentlerin markalaşma sürecinde belirlediği kimlik bileşenleri çeşitlendirilerek yerel, ulusal ve uluslararası alanda yapılacak reklamlarla tanıtılmalı, insanlarda farkındalık oluşturulmalı ve bireylerin kente yönelik talepleri attırılmalıdır. Bu çalışmanın amacı, kent imajı oluşturulmasında etkili unsurları ve yeterlilik dereceleri arasındaki farklılıkları belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye'nin önemli turizm ve kültür merkezi kentlerinden biri olan Antalya ilinin stratejik politikalar eşliğinde marka kent formülasyonu, kurumsal kimlik çerçevesinde gelecek vizyonu, marka kent ve çevre analiz, marka kent ve sosyo-kültürel analiz, iş çevresi ve kurumsal kimlik oluşturma çabaları, iç pazarlama fonksiyonları ile marka kent oluşturma, örgütlü çalışmalar ve var olan marka sürecini etkinleştirme çabaları, kurumsal kimlik ve marka kent oluşturma sürecinde olumlu ve olumsuz süreçler, marka kent oluşturulmasında iletişim hedefleri ve logo analizi gibi içerik analizi yapılarak kent imajı oluşturma sürecinde etkili olan unsurlar belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Antalya, kültürel ve doğa turizmi kenti markalaşması sürecinde yüksek potansiyeli olan bir kent olup marka kent imajını geliştirerek daha ileri boyutlara taşıyabileceği belirlenmiştir. Antalya ili marka kent imajının beklenilenin aksine düşük olduğu ve turizm kenti imajını geliştirebilmek için kentin görünen değerlerinin yanı sıra görünmeyen değerlerini de günyüzüne çıkarması gerekmektedir. Bu sayede turizm kenti imajı güçlenecek ve turizm gelirleri katlanarak ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunacaktır. Anahtar Kelimeler: Kent İmajı, Marka Kent, Kurumsal Kimlik, Antalya, Turizm

AntalyaKurumsal kimlikMarka+3
Yusuf Görgülü
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ulus-devlet, milliyetçilik ve basın: Self-determinasyon bağlamında Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarının Türk basınındaki temsili

Self-determinasyon, kendi kaderini tayin etme hakkı 20. Yüzyıl da Avrupa'da uygulanmaya başlayan bir olgu olup, kimi halklar devlet ayrılma yoluyla bağımsızlık kazanmak amacıyla, kimileri de özerklik kazanmak için kullanmaya çalışmışlardır. Bu bağlamda da konumuzu oluşturan Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarını self-determinasyon bağlamında ele almak mümkündür. Günümüzde medya tüm geçerliliğini ve gücünü artırarak sürdürmektedir. Bu durum haber medyasına, haber basınında da görülmektedir. Basın en güçlü işlevlerinden biri temsil yoluyla gerçekliği yeniden üretmektir. Bu noktada bu çalışma da yakın zamanda gerçekleştirilmiş olan Kuzey Irak ve Katalonya referandumlarının self-determinasyon bağlamında Türk basınında nasıl ele alındığı incelenecektir. Türk basınının bu iki referanduma nasıl yaklaştığı, self-determinasyon bağlamında ele alıp almadığı, referandumları hangi kavramlar üzerinden değerlendirdiğini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Ayrıca medyanın milliyetçiliği yeniden üretim noktasında nasıl temsiller gerçekleştirdiği üzerinde durulmuştur. Bu inceleme seçilmiş olan Cumhuriyet, Sabah, Habertürk, Hürriyet ve Bianet gazeteleri üzerinden gerçekleşmiştir. Bunun yanında elde edilen veriler yöntem olarak içerik ve söylem çözümlemesi yöntemiyle analiz edilmiştir.

BasınGazetelerKatalonya+6
Sezer Yıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mahremiyet ve ınstagram mahremiyetinin insanın yaşam olgusuna etkileri

Mahremiyet kavramı insanlığın var oluşundan beri bir ihtiyaç ve tartışma konusu olagelmiştir. Ait olunan kültür veya zaman göre farklılık gösteren mahremiyet kavramı, teknolojik değişimler ve sanal mecraların bireylerin kullanımına sunulmasıyla birlikte bu alanda yaşanan değişimler ve dönüşümler yapılan çalışmalara konu olmuştur. Bireylerin sosyal ağlara olan ilgisinin beğenilmek, takdir görmek, dikkat çekmek, takip etmek ve edilmek gibi isteklerin karşılanma arzusundan kaynaklandığı olarak açıklanabilmektedir. Sosyal ortamlarda kendini teşhir etme ve teşhir edilenleri gözetleme davranışı bireyler arasında farklılık gösterebilmektedir. Fakat sosyal ağ kullanıcılarının bu ortamlarda neden niçin ne şekilde var oldukları farklılık gösterse de sanal ortamın kullanıcılara sunduğu alternatifler noktasında o ya da bu şekilde tüketici konumundaki bireyler ortak paydada birleşebilmektedir: gözetleme ve gözetlenme. Tüm bunlar ile birlikte mahremiyet anlayışlarında değişme, şeffaflaşma ve yok olma etkileri görülmektedir. Bu bireysel davranışların ve kişide uyandırdığı merak duygusunun, mahremiyet anlayışları üzerindeki etkileri, Instagram platformu üzerinden kişisel varoluş amaçlarını yönlendirme durumları dikkati çekmektedir. Tüm dünya gibi Türkiye'de de oldukça fazla kullanıcı olan sosyal medya araçlarından olan Instagram, bu çalışmada mahremiyet algısı üzerinden ele alınarak kullanıcıların Instagramı ne sıklıkla ve ne zamandır kullandığı, mahremiyet kavramının ne ölçüde bilindiği ya da bilinen ile olması gereken mahremiyet anlayışının neler olduğu üzerine yoğunlaşılmıştır. Fırat Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan öğrenciler ile yapılan anket çalışması, genel tarama modeli ve 5'li likert ölçeği ile ölçümlenmiş sorulara yanıt veren 412 katılımcıya uygulanarak görüşleri alınmış ve SPSS programı kullanılarak elde edilen veriler yorumlanmıştır.

GözetimMahremiyetSosyal medya+3
Özlem Dalkıç Örs
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon ve sosyal medyadaki temsiller bağlamında 'şöhret kültürünün değişimi

Küreselleşmeyle birlikte medya, iletişim ve kültür anlamında gelişmeler yaşanmıştır. Kitle iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve yeni medyanın ortaya çıkışı milenyum çağından itibaren dönüşümü getirmiştir. Dolayısıyla kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı farketmeksizin her meslekten her insanın şöhretleştirilmesi yayınlanan programlar, yapılan paylaşımlar, sosyal medya siteleri ve performans programları aracılığıyla hızlı ve kolay hale gelmiştir. Şöhretler kapitalleşmeyle birlikte toplumsal hayatta etkin ve özendirici bir rol üstlenmektedir. Bu bağlamda sadece şöhretler değil medya da toplumsal hayat ve şöhret üretiminde önemli bir unsur olarak görülmektedir. Geleneksel medyada içerik medya aracıları ve profesyoneller tarafından oluşturulurken, yeni medyada içerik üretimi bizzat kullanıcıları yani sıradan bireyler tarafından üretilmektedir. Günümüzde şöhret üretim mekanizması olarak sosyal medya sıradan insana, çok kısa sürede şöhret olabilme imkânı sunmaktadır. Şöhret olan sıradan insanlar toplumdaki diğer bireyler için de örnek oluşturmaktadır. Günümüzde sosyal medyanın etkisiyle şöhret sahibi olabilmenin geleneksel medyaya göre daha hızlı, daha kolay ve özellikle bir çaba gerektirmeden gerçekleştiği görülmektedir. Bu çalışma, kavram olarak şöhretin ve birey olarak şöhretli insanın ilkel dönemden, küreselleşme çağına kadar geçen süreçte hangi aşamalardan geçtiğini, hangi değerlere nasıl atfedildiğini ve kimleri temsil ettiğini örnekler çerçevesinde incelemektedir. Şöhret olgusunun geleneksel medyadan yeni medyaya uzanan dönüşümü araştırılmaktadır. Şöhret ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında araştırmacılar şöhretin tarihsel gelişimini geleneksel medya üzerinden irdelemişlerdir. Yapılan bu çalışmada geleneksel medyada şöhretlerin birer yetenek sonucu meşhur oldukları görülmekte, şöhretin devamlılığı ve kalıcılığı için başarının sürdürülmesi gerekmektedir. Tüm bu süreç uzun zaman ve çabalar sonucu oluşmaktadır. Ancak yeni medyada şöhret olabilme süreci geleneksel medyada gereksinim duyulan unsurların tersine işlemektedir. Yapılan bu çalışma sonucunda geleneksel medyada şöhret olmuş kişilerin farklı kitle iletişim araçlarını kullanarak şöhretin devamlılığını sağladıkları görülmüştür. Bu durum edebiyattaki metinler arası geçişe benzemektedir. Yani medyalar arası geçiş ile ünlü kişiler farklı mecraları kullanarak şöhretin devamlılığını sağlamışlardır. Yeni medyada da aynı durumdan bahsetmek mümkün hale gelmiştir. Günümüzde bireylerin, sosyal medya veya diğer paylaşım siteleri üzerinden kazandıkları şöhreti devam ettirmek adına, sinema, radyo, televizyon gibi iletişim araçlarının en az birinde yer aldıkları görülmektedir. Geleneksel medyada bir kanal sahibi olmak zaman ve sermaye gerektiren bir meslek olurken, sosyal medyada paylaşım siteleri üzerinden bir kanal sahibi olmak anlık ve sermaye gerektirmeyen bir meslek haline geldiği görülmüştür. Öyle ki geleneksel medyadan yeni medyaya kadar geçen tarihsel süreçte yaşanan gelişmeler, Andy Warhol'un "Bir gün herkes 15 dakikalığına şöhret olacak" sözünü defalarca doğrulamış, hatta şöhret üretiminin günümüzde anlık olarak gerçekleşmesinin mümkün hale geldiği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Şöhret, Sosyal Medya, Televizyon, Facebook, Twitter, Youtube

FacebookSosyal medyaTelevizyon+2
Müberra Nesibe Bayram
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon dizilerine karşı alternatif medya kullanımı olarak internet dizileri üzerine bir çalışma : "Abzüğürt" dizisi örneğinde

Kitle iletişim araçlarını, toplumun dönüştürülmesi ve yeniden şekillendirilmesinde en büyük etkenlerden biri olarak gören iktidar erki, 90'lı yıllara kadar daha çok haber içeriklerine müdahale yolunu denerken, 90'lı yıllardan itibaren özellikle televizyonun toplum üzerindeki etkisinin daha iyi anlaşılmasının ardından, eğlendirme işlevine yönelik çalışmalar başlatmış ve bunun sonucunda da farklı eğlendirme örnekleri ortaya çıkmıştır. Toplumun dönüştürülmesi amacıyla yola çıkan kapitalist sistem, insanların en büyük eğlencesi haline gelen dizileri hedef almış ve özellikle 2000'lerden itibaren tamamen kendi sisteminin kontrolü altına almıştır. Tamamen izleyici bağımlılığı üzerine bir yayın politikası güden televizyon dizileri, 70'lerden itibaren, gerek konu, gerek oyunculuk, gerek çekim yapılan fiziksel alanlar, gerekse de sahnelerde kullanılan dekor ve kostümler olmak üzere, izleyicinin olabildiğince dikkat edeceği unsurlar ortaya çıkarmaya çalışmış, izleyiciyi etkileyerek, merak unsuru ile birlikte sürekliliğini sağlama amacını büyük bir titizlikle uygulamaya başlamıştır. Tabi bu durum, zaman içerisinde dizi maliyetlerinin gittikçe yükselmesi sonucunu doğurmuştur. Televizyon dizilerinin bu kadar eleştirilmesi, insanları doğal olarak bir alternatif aramaya yönlendirmektedir. Son dönemlerde pek çok konuda olduğu gibi, dizi konusunda da televizyonun alternatifi yine internet ortamı olmaktadır. Önceleri bağımsız yapımcılar veya televizyona dizi kabul ettiremeyen bazı ekipler tarafından üretilen içeriklerin internette yayınlanması ile başlayan, sonradan sadece internette yayınlanmak için üretilen içerikler ile devam eden, en sonunda ise internette bu içeriklerin düzenli bir şekilde yayınlanmasını sağlamak amacıyla kurulan internet platformları ile zirveye ulaşan bu alternatif, 'internet dizisi' olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışma ile televizyon dizileri ile internet dizileri arasındaki farkların, bir internet dizisi uygulaması da yapılarak net bir şekilde ortaya konulması hedeflenmektedir. Yine aynı zamanda, ilerleyen dönemlerde bu alanda yapılacak çalışmalar için de akademik bir kaynak oluşturulması amaçlanmıştır.

Alternatif medyaDizi filmDiziler+3
Mehmet Yılmaz Atila
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bilim kurgu, ideoloji ve aile: Hollywood sinemasında ideolojik bir anlatı unsuru olarak aile

Aile, toplumun en küçük kurumu olmakla birlikte neslin devamlılığını sağlamasıyla büyük kurumların da temeli konumundadır. Toplumsal örgütlenme biçimi olarak ailenin devamlılığı devletlerin de örgütlenmesinde büyük önem taşır. Bu nedenle ailenin biçim ve içerik olarak şekillenmesinde sahip olduğu kültürel kodlar kadar dönemin egemen ideolojileri de etkili olmaktadır. Değişen ekonomik koşullar, aileyi temel fonksiyonlarından uzaklaştırıp sistemin devamlılığını sağlayan bir kurum haline getirmektedir. Ailedeki değişim onu üreme, üretme ve tüketme fonksiyonuyla kapitalist ideolojinin aracı haline dönüştürmektedir. Hollywood bilim kurgu sineması, gerçeği ve dünyayı yeniden üreterek yansıtırken kendine özgü anlatım tarzıyla ideolojisini üretmektedir. Teknoloji ve bilimin fantastik hikayelerle bir araya getirildiği bilim kurgu sineması, ideolojinin basit ve sıradan şeyler üzerinden inşa edildiği bir türü ifade etmektedir. Bilim kurgu filmleri, bilimsel gerçekleri manipüle ederek kültürel kalıplar içinde yeniden anlamlandırmaktadır. Anlatının kahramanlık kadar kültürel yapıya, aile ve çocuk gibi günlük hayatın olaylarına dayanması, aile ve ideoloji ilişkisinin ne olduğu sorusunu ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmanın en temel amacı bilim kurgu sinemasında ideoloji ile aile arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Hollywood bilim kurgu sinemasının, içerisinde aile ögesi barındıran; E.T. the Extra-Terrestrial (1982), Artificial Intelligence: AI (2001), War of the Words (2005), Interstellar (2014), Blade Runner 2049 (2017) filmleri aile ve ideoloji bağlamında çözümlenmek üzere amaçlı örneklem esasına göre seçilmiştir. Belirlenen filmler göstergebilimin aşamalarından olan dizisel ve dizimsel yöntem kullanılarak çözümlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Aile, İdeoloji, Hollywood, Sinema, Bilim Kurgu

AileBilim-kurguHollywood+2
Tülay Ertan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim becerilerinin incelenmesi

Araştırmanın amacı, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim becerilerinin yaş, cinsiyet, medeni durum, iç denetçilik kadrosundaki toplam çalışma süresi, öğrenim durumu, mezun olduğu fakülte ve çalışmakta olduğu kurumun bütçe türü değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Araştırmaya, Maliye Bakanlığı Bütçe Mali Kontrol Genel Müdürlüğünce, 2014 yılı nisan-mayıs aylarında İzmir'de gerçekleştirilen Kamu İç Denetçileri Eğitim Programı'na katılan değişik 221 Kamu İdaresine atanmış toplam 798 iç denetçiden bu araştırmayı kabul eden 521 tanesi katılmıştır. Araştırmaya katılan personelin iletişim beceri düzeyleri Ersanlı ve Balcı (1998) tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri ile ölçülmüştür. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında IBM SPSS Statistics 21 paket programı kullanılmıştır. Bağımsız iki grup ortalaması karşılaştırmalarında t– testi, ikiden fazla grup ortalaması karşılaştırmalarında ise tek yönlü varyans analiz testi ve scheffe testi kullanılmıştır. Bu çalışmada anlamlılık düzeyi 0.05 olarak alınmıştır. Araştırma bulgularına göre, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin iletişim beceri düzeyinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkenine bağlı olarak, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin (46-55) yaş grubunda olanların, (36-45) yaş grubunda ve (56-65) yaş grubunda olanlardan daha yüksek duygusal, davranışsal ve genel iletişim becerilere sahip olduğu, zihinsel iletişim becerilerinde ise anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Cinsiyet değişkenine bağlı olarak, Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinden kadın personelin, erkek personelden daha yüksek duygusal, davranışsal ve genel iletişim becerilere sahip olduğu, zihinsel iletişim becerilerinde ise anlamlı farklılık olmadığı bulunmuştur. Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinden çalışmakta oldukları kurumun bütçe türü, mahalli idare bütçesi grubunda olanların zihinsel, davranışsal ve genel iletişim becerilerinin, özel bütçe grubunda ve genel bütçe grubunda olanlardan daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Duygusal iletişim becerilerinde ise, anlamlı farklılık bulunmamıştır. Türkiye'de görev yapan kamu iç denetçilerinin, medeni durum, iç denetçilik kadrosundaki toplam çalışma süreleri, öğrenim durumları ve mezun oldukları fakülte değişkenlerine bağlı olarak, iletişim becerilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklara ulaşılamamıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

DenetçilerKamu denetimiİletişim+2
Ayhan Serttaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Romanın başlangıcı Pikareksin sinemadaki uyarlaması: Dünya sinemasında Şarlo, Türkiye sinemasında Şaban

Sinemanın, sanatın diğer alanları ile olan ilişkisine değinen birçok çalışma yapıldı ve yapılıyor. Bu çalışmada, edebiyat ile doğrudan ilişkili olan sinemanın, modern romanın başlangıcı olarak adlandırılan Pikaresk roman ile ilişkisini incelemek ve aralarındaki bağı kuran, dünya sinemasında ve Türkiye sinemasında ilk örnekleri tespit etmek amaçlanmıştır. Pikaresk romanın başkarakterine Pikaro karakter denir. Sinemada Pikaro karakterin ilk örneğinin Şarlo ( Chaplin) olduğu varsayımına dayanan bu çalışmada Türkiye sinemasındaki örneğinin de Şaban karakteri ile Kemal Sunal olduğu düşünülerek, bu iki karakterin filmleri karşılaştırmalı şekilde incelenmeye çalışılmıştır. Pikaro karakterin dahil olduğu sosyal tabakanın ve güldürü öğesini sıklıkla kullanarak başına gelen tuhaflıklarla toplum eleştirisi yaptığı bilinen Pikaresk romanın sinemadaki örnekleri üzerinden çözümlemeler yaparak iki sanat arasındaki ilişkinin çözümlenmesi esas alınmıştır.

Chaplin, CharliePikareskRoman+4
Şafak Rüzgar Soyaslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımları: içerik, alışkanlıklar, trendler bağlamında karşılaştırılmalı analizi

Medya kavramı günümüzde sosyal medya ve internet olarak anlaşılmakta, iletişim de bu yolla yapılmaya çalışılmaktadır. İnternetin ve sosyal medya ağlarının yaygınlaşması ile birlikte kişilere zaman ve ortamda ayrı, onlara bağımlı olmayan bir iletişim imkanı verirken, günlük hayatta kolaylıklar sağlaması ve kişilerin sosyalleşmesine olanak vermiştir. Yeni iletişim araçları bilgiye daha geniş bir yelpazeden kolayca ulaşmaya ve bilgiyi birbirlerine göndermeye izin vermekte ve iletişimi hızlandırmaktadır. Sosyal medya insanların haberleri ve bilgiyi paylaşma, keşfetme ve okuma tarzlarındaki değişimler olarak sunulmuş ve bunun sonucunda daha da yeni, herkesin anlayacağı, yazının uzun uzun yazılarak insanları sıkmayacağı, bir sembolle birçok şeyin anlatılacağı yeni bir dil meydana getirmişlerdir. Yeni iletişim teknolojilerinin günden güne gelişmesi ile yazılı ve sözlü kültür yavaş yavaş etkisini kaybederek yerini yeni bir dil olan emojilere bırakmışlardır. İlk çağlarda bireylerin iletişim kurmak veya mesaj iletmek amacıyla mağara duvarlarına çizdiği resimlerle iletişim kurmaya, bir şeyler paylaşmaya çalışması günümüze kadar sürekli yeni teknolojilerin gelişip, hıza ayak uydurmaları sonucu emojiler oluşturulmuş, böylece en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. Çalışmanın amacı, sosyal medyada üniversite öğrencilerinin emojileri kullanmalarına yönelik tutumlarını yansıtmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve İnönü Üniversitesi'nde öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımlarına ilişkin görüşlerini yansıtabilmek amacıyla "Sosyal Medya Emoji Kullanımı Görüş Anketi" ve anket formuna ve sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin detaylı bilgiler elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanmış "Sosyal Medyada Emoji Kullanımı Görüş Formu" kullanılmıştır. Tezde karma araştırma yöntemi uygulanmıştır. Araştırmanın nicel kısmında, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerini tespit etmek amacıyla tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinin yansıtılması amacıyla görüşme (mülakat) tekniği kullanılmıştır. Öğrenciler arasından gönüllü seçilen 100 öğrenci ile açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu aracılığıyla görüşmeler yapılmıştır. Böylelikle sosyal medyada emoji kullanımının günlük hayatta sağladığı kolaylıklar, emoji kullanım amaçları, emoji kullanımının sosyal çevreyle iletişime etkisi, emojilerin yüz yüze iletişim tercihine olan görüşleri ve emoji kullanımının olumsuz yönlerine ilişkin görüşleri hakkında detaylı bilgiler elde edilmesi sağlanmıştır. Araştırma sonucuna göre, üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin olumlu görüşlerinin yanı sıra olumsuz görüşlerinin de olduğu görülmüştür. Genel olarak bakıldığında üniversite öğrencilerinin sosyal medyada emoji kullanımına ilişkin görüşlerinden olumlu yönlerinin olumsuz yönlerine göre daha fazla olduğu tespit edilmiştir.

EmojilerSosyal ağlarSosyal medya+2
Maşide Karaca
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Medya okuryazarlığının toplumsal karşılığı üzerine amprik bir çalışma (Elazığ ili özelinde akademisyenler ile vatandaşlar arasında karşılaştırmalı bir analiz)

Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde kitle iletişim araçlarının işlevleri artmakta ve kullanımı çeşitlenmektedir. Bu çeşitliliğe ayak uydurmak zorunlu bir hal almakla birlikte medya tarafından gönderilen yazılı, sözlü, işitsel iletileri zararlı ve yararlı ayrımına tabi tutarak almak medya iletilerinin bilinçli tüketimi konusunda önemlidir. Bu bilince medya okuryazarlığı donanımıyla erişmek mümkündür. Medya okuryazarlığı medya iletilerini doğru algılayabilecek donanıma sahip olma ve bu iletileri eleştirel bir bakış açısıyla yorumlama yetkinliğidir. Medya tarafından hedef kitleye gönderilen iletiler üzerinde kontrol sağlama gücüne sahip olan medya okuryazarlığı çocuk, genç, yetişkin, yaşlı fark etmeksizin toplumu oluşturan her birey için oldukça önem arz etmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı Elazığ ili özelinde bilgi düzeyi bakımından iki farklı kesimi temsil eden akademisyenler ile vatandaşların medya okuryazarlığı bilinci, medya okuryazarlığından haberdar olma durumları ve medya okuryazarlığı kavramını yaşamlarında ne kadar uyguladıkları konusunda karşılaştırmalı analizlerini yaparak medya okuryazarlığının toplumsal karşılığını ortaya çıkarmaktır. Yapılan araştırma nicel araştırma yöntemiyle yürütülmüştür. Çalışma 2018-2019 yılı Elazığ ilinde yaşayan 384 vatandaş ve Fırat Üniversitesinde çalışan 200 akademisyene rastgele (yansız) örneklem yoluyla yapılan yüz yüze anket çalışmasıyla ortaya konulmuştur. Elazığ ili özelinde akademisyenler ile vatandaşlar arasında karşılaştırmalı analizin yapıldığı anket çalışmasında, araştırmanın başlangıcında ortaya konulan hipotezler, test edilmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22. programına girilerek değerlendirilmiş ve yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda değer atfedilebilecek önemli bilimsel veriler elde edilmiştir. Bu bağlamda; medya okuryazarlığının bilinirliği, farkındalığı, düzeyi ve gündelik yaşam patriğindeki uygulanabilirliği belirgin ve açık farklar olmamakla birlikte yüzdelik dilimler açısından vatandaşlara oranla akademisyenlerde daha yüksek olduğu ve iki kesim (değişken) arasındaki (kay kare) X2 çözümlemesinde medya okuryazarlığının toplumsal karşılığının entelektüel düzlemde daha baskın olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

AkademisyenlerElazığKarşılaştırmalı analiz+2
Merve Barut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Din ve tüketim kültürü ilişkisi: İslami moda dergileri üzerine bir inceleme

Kapitalizm ve bunun sonucunda ortaya çıkan "tüketim kültürü" birçok alanda kendisini göstermektedir. Günümüzde tüketim kültürü ile aynı çizgide olması zor gözüken manevi unsurlar dahi tüketilebilir bir nesne, bir meta olarak karşımıza çıkmaktadır. Medya ürünleriyle aktarılan tüketim kültürünün dünyası, insanları yaşam tarzlarına göre konumlandırmaktadır. Toplumsal konum, yaşam tarzı ve kimlik sunumuna ilişkin değerler, medya ve reklamlar aracılığıyla mal ve hizmetlerle ilişkilendirilmekte ve ürünlerin tüketimiyle bu simgesel değerlere sahip olunacağına vurgu yapılmaktadır (Dağtaş ve Erol, 2009: 168). Bunun işleyişine bir örnek olarak İslami moda dergileri gösterilebilir. İslami moda dergileri konusunda çeşitli ve farklı bakış açılarıyla ele alınan çalışmalar yapılmıştır. Ancak yeteri kadar bir literatüre sahip değildir. Kitle iletişim araçlarının basılı bir organı olan dergiler, iletişim disiplini açısından önemli bir çalışma alanı olmaktadır. 1990'lı yıllarda yapılmaya başlanan tesettür defileleri, tesettür giyimin bir moda nesnesi haline gelmesinin sac ayağını oluşturmaktadır. 2000'li yıllarda ise, güzellik, bakım ve giyinmeye kadar dindar ve muhafazakâr kadınlar için birçok şey üreten bir sektör kendini göstermektedir (Meşe, 2015:147). 2011 yılında ise ilk İslami moda dergisi olan Âla Dergisi ile İslami moda dergisi furyası başlamıştır. Beraberinde birçok İslami moda dergisi çıkmış fakat belirli nedenlerle yayım hayatına son vermiştir. Günümüzde belirli periyodlar ile düzenli bir şekilde çıkan Aysha ve Modanisa dergileri çalışmamız için örneklem oluşturmaktadır. Bu dergilerin örneklem olarak alınmasının sebebi, hem düzenli bir şekilde çıkması ve halen devam etmesi, hem de içerik olarak çalışmamıza uygunluğu nedeni ile seçilmiştir. Dergilerde din, tüketim, reklam, tesettür, moda konularının ne ölçüde yer aldığı içerik olarak yeniden şekillendirilen dindar kesimin yaşam tarzı ve giyiminin nasıl yeniden şekillendiği, seküler bir moda dergisinden farkı olup olmadığı bakımından içerik analizi yapılmış ve göstergebilimsel analiz yöntemi ile incelenmiştir. Dergilerin lüks tüketime özendirdiği, din konusunda kaygılarının olmadığı, kullanılan mankenlerin, hem tesettürlü hem de başı açık fakat her ikisinin de oldukça bakımlı ve modern görünümleri gibi nedenlerden dolayı İslami moda dergilerinin seküler bir moda dergisinden pek farkı olmadığı sonucuna varılmıştır.

DergilerDinDindarlık+6
Tülay Cengiz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kent kimliği ve logo üzerine bir araştırma: Valilik logoları örneği

Kentler geçirdikleri tarihsel evreler incelenmeden geleceğe yönelik adım atmanın mümkün olmadığı mekanlardır. Kente dair yeni planlar yapmak, yeni bir temel oluşturmak tarihsel doğasını ve tarihin kazandırdığı kimlik ögelerini ortaya çıkarmakla mümkündür. Nitekim günümüzde kentler hala tarihsel unsurlarla ve kültürle şekillenmektedir. Doğal çevre faktörleri, kültürel ve kalıcı ögeler bir kenti diğerlerinden ayırmakta, onu tanım¬layıp nitelemektedir ve kimi zaman da adlandırmaktadır. Teknolojik gelişmelerin sağladığı olanaklarla kültürel ögelerin birleşimi kentin gelişimine katkı sağlayabilmektedir. Kent kimliği, özelde ise görsel kimlik mimarlık kadar grafik tasarım açısından iletişim bilimlerinin de alanına girmektedir. Kente ait görsel ögeler kente kimlik kazandırmak, kentin sahip olduğu kimliği korumak ve geliştirmek açısından önem taşımaktadır. Kentlerin, karmaşık bir toplumun güçlü bir sembolü olduğu düşünülecek olursa, görsel iletişim araçları bu güçlü sembolü öne çıkararak anlamı daha da güçlendirecektir. Bu anlamda kent logoları, simgesel anlamlarının, yani ilk bakışta gözle görülen ve dikkat edilen kimliklerinin üstünde ve ötesinde bir etkiye sahiptir. Kentin şekillenmesi ve tasarımı planlanırken, kentin geleceğine hizmet edecek, kimliğini ve misyonunu bütünleştirecek görsel tasarımlara sahip olması bir zorunluluk olmaktadır. Nitekim yeni bir kent yapısını ortaya çıkaran iletişim ve enformasyon çağı, altyapıdan daha önemli noktaya gelen imajların ve görselliğin egemenliğinde oluşmaktadır. Bu noktada günümüzde kullanılan kent logolarının kent kimliği ögelerini ve görsel kimlik amaçlarını ne ölçüde karşıladığı sorusu önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı kent logolarının kent kimliği ögelerini ve görsel kimlik amaçlarını ne ölçüde karşıladığını ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'den 38 valilik logosu, içerdiği tarihi ve kültürel ögeler göz önünde bulundurularak amaçlı örnekleme göre seçilmiştir. Belirlenen logolar öncelikle Barthes'ın göstergebilimsel yönteminde kullanılan düz anlam (denotatif), yan anlam (konotatif) düzeyinde ve kullanılan renkler yönüyle analiz edildikten sonra Perry ve Wisnom'ın ifade ettiği görsel kimlik amaçları dikkate alınarak, tasarım ilkeleri ve kent kimliği bağlamında çözümlenmiştir.

Görsel iletişimGösterge bilimKent kimliği+3
Nur Efser Ulubay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak sosyal medyanın kullanılması

Bütünleşik pazarlama iletişimi, iletişim kanallarının sağladığı pek çok avantajın bir arada kullanılarak başat pazarlama yöntemlerinin ötesine geçmeyi amaçlayan çeşitli faaliyetlerden oluşmaktadır. Yeni bilgi teknolojileri ve sosyal medyanın gelişimi bütünleşik pazarlama iletişimi faaliyetlerini daha da geliştirmiş ve hem firmalar hem de tüketiciler bakımından oyunun kurallarını değiştirmiştir. Özellikle firmalar ve tüketiciler arasındaki diyaloğun gelişmesi bu sürecin en önemli sonuçlarından biridir. Bu nedenle günümüzde bütünleşik pazarlama iletişiminin anlaşılabilmesi bakımından temel pazarlama karmasının yanında sosyal medya ve ona dayalı olarak gelişen diyalog olanaklarının da analiz edilmesi gerekmektedir. Bugün piyasada faaliyet gösteren firmaların çeşitliliği, bütünleşik pazarlama iletişimine odaklanan çalışmaların belli sektörel örnekler üzerinden hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda çalışmada bütünleşik pazarlama iletişiminin günümüz gelişkin sosyal medya ortamında aldığı yeni biçimlerin analiz edilebilmesi bakımından telekomünikasyon sektörü örnek olarak seçilmiştir. Telekomünikasyon sektörünün çalışmanın temel analiz alanı olarak belirlenmesinde, bu sektörün giderek büyüyen özelliği ve sosyal medya tekniklerini kullanmada var olan gözle görülür yoğunluğu etkili olmuştur. Araştırmada Türkiye'de telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone Türkiye telekomünikasyon şirketlerinin bütünleşik pazarlama iletişimi aracı olarak sosyal medyayı kullanma tercihleri incelenmektedir. Bu bağlamda çalışmada; reklam, halkla ilişkiler, satış geliştirme, sponsorluk, sosyal sorumluluk çalışmaları bütünleşik pazarlama iletişimi açısından değerlendirilmekte ve ek olarak sosyal medyanın diyalojik iletişim ilkelerini bütünleşik pazarlama iletişiminin bir parçası olarak konumlandırmadaki rolü analiz edilmektedir. Çalışmada yöntem olarak içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Bu kapsamda anılan firmaların sosyal medya üzerinden gerçekleştirdikleri bütünleşik pazarlama faaliyetleri ve diyalojik iletişimin bu sürecin içerisindeki rolü içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırmada kurumların Facebook sayfalarında paylaştıkları gönderilerin içeriklerin analizi sonucunda kurumların daha çok reklam ve satış geliştirme amacıyla sosyal medyayı kullandıkları belirlenmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türk Telekom ve Turkcell'in sosyal medya arayüzleri diyalojik iletişim ilkeleri açısından başarılı bulunmuştur. Vodafone Türkiye'nin ise sosyal medya arayüzünün diyalojik iletişim ilkeleri bakımından yeterli düzeyde olmadığı tespit edilmiştir.

Bütünleşik pazarlamaDiyalojik iletişimPazarlama+3
Gülşah Akto
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodernizm ve kimlik perspektifinde distopiktelevizyon dizileri: Black Mirror örneği

Postmodernizmin başlangıcı kabul edilen II. Dünya Savaşı sonrası hızla ilerleyen teknoloji insanlar için bir araçtan çok amaca dönüşmektedir. Bireyler teknolojinin bir kölesi haline gelmiş, isteyerek ya da istemeyerek bir sisteme dâhil olmuşlardır. Var olan veya oluşan sisteme dâhil olan bireyler tek tipleşmeye başlamış ve sisteme ayak uydurmak zorunda olduklarından kendi kimliklerinden ödün vermek zorunda kalmışlardır. Artık insanlar kendileri gibi değil, kendilerinden beklenen kişilik gibi davranmaya başlamıştır. Zamanla değişen ve gelişen dünyada insanların her geçen gün artan teknoloji bağımlılığının ilerde yol açacağı felaketleri konu eden distopya temalı diziler de git gide artmaktadır. Bu çalışmanın amacı postmodernizm kültürünün etkisiyle insanların yaşadığı kimlik değişiminin, distopya senaryoları çerçevesinde televizyon dizilerinde nasıl işlendiğini, hangi özellikleri barındırdığını, konunun nasıl sunulduğunu incelemektir. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini "Black Mirror" dizisinin konuya ilişkin olarak seçilen altı (6) bölümü oluşturmaktadır. Yapılan incelemelerden elde edilen sonuçlara göre, teknolojinin şuan göz ardı edilmiş olan kötü etkilerine karşı, bilişsel yabancılaştırma imgeleriyle, insanların gelecekte bir robot gibi ya da teknoloji ile ayrılmaz bir bütün olacağı, kendi kimliklerinden uzaklaşacakları, tek tipleşmenin artacağı, insanların teknolojiyi değil teknolojinin insanları yöneteceği, bireyler arasında müthiş bir güvensizlik ortamının oluşacağı tasvir edilmiştir. Ancak bu süreçte insanların; ahlaki ve insansı yönde değişimine yönelik bir çözüm önerisi sunulmamıştır. Anahtar Kelimeler: Postmodernizm, kimlik, distopya, televizyon dizileri

Black MirrorDistopyaDizi film+4
Gizem Çıtak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Simülasyon ve dijital kitle süsü: Çok oyunculu çevrimiçi mobil oyunlar üzerine bir analiz

Mobil oyunların günümüzdeki konumu, "oyun" kavramının gerçekliğini sorgulatan olumsuz etkiler içermektedir. Oyun ile birey arasındaki ilişki ve bunu belirleyen birtakım ihtiyaçlar, zaman içerisinde değişime uğramış ve teknoloji ile dönüşen yaşam tarzımızda oyunlar basit bir "vakit öldürme" aracı olmaktan çıkmıştır. Boş zamanın mobil oyunlar ile anlamsızlaştığı bu süreçte oyun ve gerçeklik arasındaki hiyerarşik ilişkiler tersine dönmüştür. Mobil oyunların gerçekliği tehdit edercesine kuşatması ve insan ile kurduğu ilişki sonucunda ortaya çıkan etkiler, hem mobil oyunların realitesini ortaya koymakta hem de bu etkilerden etkilenen bireylerin konumunu gözler önüne sermektedir. Bu amaç çerçevesinde yapılan çalışmada oyun kavramı ve oynama ihtiyaçları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada mobil çevrimiçi rol yapma oyunu olan Lineage 2 Revolution dünyasına gözlemci olarak girilerek oyunsal eylemler deneyimlenmiş; oyunsal eylemlerin insan yapısında bulunan oynama ihtiyaçlarını sabote edişi ve değişen oyun yapısı, Baudrillard'ın Simülasyon Kuramı ile analiz edilmiştir. Ayrıca Kracauer'in Kitle Süsü kavramından hareketle birey ve oyun arasındaki ilişki ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Oyunlar, Simülasyon, Dijital Kitle Süsü, Çevrimiçi Mobil Oyunlar, Lineage 2 Revolution

BenzetimGrup oyunuKitle sporu+6
Hamza Yarar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Siyasal partilerin halkla ilişkiler çalışmaları ve seçmen memnuniyeti (Elazığ ili örneği)

Siyasal halkla ilişkiler, siyasal iletişim sürecinin en demokratik yöntemlerinden biridir. Bu demokratik sistem içerisinde ise ikna kavramı oldukça önemlidir. Demokratik sistemin ikna unsuruna dayanmasından dolayı halka verilen önem de zamanla anlaşılmıştır. Halka verilen önemin anlaşılması sonucu siyasal iletişim süreci de değişmiş ve siyasal halkla ilişkiler faaliyetleri oldukça sık yapılmaya başlanmıştır. Siyasal halkla ilişkiler faaliyetlerinin sık yapılmasıyla birlikte seçmenler ile siyasal partiler arasında karşılıklı iletişime dayalı bir süreç ortaya çıkmıştır. Özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesiyle beraber seçmenlerin de artık siyasal sürece aktif olarak katılmasının önü açılmıştır. Böylece siyasal aktörler, seçmenlere gerekli bilgileri aktarırken; seçmenler de duygu, düşünce, istek ve beklentilerini siyasal aktörlere iletebilme olanağına sahip olmuştur. Yapılan bu çalışmayla yeni iletişim teknolojileri başta olmak üzere kitle iletişim araçlarıyla yapılan siyasal halkla ilişkiler çalışmalarının seçmenlerin duygu, düşünce, tutum ve davranışları üzerindeki etkisi ölçülmeye çalışılmıştır. Çalışmaya Elazığ'da yaşayan 1.127 örneklem kitlesi dahil edilmiştir. Elde edilen sonuçlar istatiksel olarak SPSS 25.0 programı ile ölçülmüş ve veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmanın yapılması sonucunda elde edilen en önemli bulgu, siyasal partiler ile seçmenler arasında iletişim yetersizliğinin mevcut olduğudur. Bu çalışmayla siyasal aktörlerin, seçmenlere kendilerini yeterince tanıtmadığı; seçmenlerin de siyasal aktörlerle iletişim kurmada yeterince çaba sarf etmediği tespit edilmiştir.

ElazığHalkla ilişkilerKitle iletişim araçları+5
Yeşim Şener
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yeni medyanın kamu hizmeti yayıncılığında yarattığı değişimler: TRT ve yeni medya ilişkisi

1980 sonrası süreçte yaşanan gelişmeler medya alanında köklü dönüşümlere yol açmıştır. Radyo ve televizyon yayıncılığında yaşanan değişimler de bu gelişmeler temelinde ortaya çıkmıştır. Neo-liberal politikalar, deregülasyon uygulamaları ve teknolojik gelişmeler bir yandan radyo ve televizyon yayıncılığı sektörüne yönelik özel girişimciliğin kapılarını aralarken, diğer yandan da geleneksel yayıncılığın dönüşüm geçirmesine yol açmıştır. Yayıncı kuruluşlar dijitalleşmenin ve internet teknolojilerinin sağladığı olanaklarla bir taraftan geleneksel radyo ve televizyon yayıncılığı faaliyetlerini yeniden şekillendirirlerken, diğer yandan da bu faaliyetlerini yeni medya mecralarına yaygınlaştırarak farklı biçimlerle destekleme ve geliştirme sürecine girmişlerdir. Bu süreçte ortaya çıkan en temel değişim beklentisi, yeni medya teknolojileri sayesinde geleneksel kitle iletişim araçlarının tek yönlü akış ve yayma mantığını, karşılıklılığı içerecek bir niteliğe dönüştürme noktasında ortaya çıkmıştır. Böylece pasif konumdaki izleyici veya dinleyicilerin de yayıncılık faaliyetlerinin aktif katılımcıları olarak yeniden konumlandırıldıkları bir süreç başlamıştır. Dijital ortamlar ve yeni medya platformları istenilen içeriğe istenildiği zaman ulaşabilmeyi mümkün kılar hale getirirken, bu mecralar yayıncı kuruluşların yeni tür alanlarda farklı türden içerikler üretmelerini de gerekli hale getirmiştir. Bu araçlar veya platformların hızla genişlemesi ve gün geçtikçe daha girift bir yapıya bürünmesi ile yayıncı kuruluşların faaliyetlerini bu mecralara yaygınlaştırma eğilimlerinin belirginleşmesi, yayıncılık alanını bu temel gelişmeler üzerinden inceleme ve anlamlandırma gerekliliğini de ortaya çıkarmaktadır. Bu kapsamda, tezde kamu hizmeti yayıncılarının sürekli gelişen yeni medya teknolojilerine uyumlanma biçimleri ve bu mecralarda yürüttükleri yeni faaliyetler temelinde TRT'nin yaşadığı dönüşümlere odaklanılmaktadır. Bir kamu hizmeti yayıncısı olarak TRT'nin dijital medya mecralarına nasıl uyum sağladığı, bu mecralar aracılığıyla faaliyet alanlarını nasıl genişlettiği, yeni faaliyet alanlarında kamu hizmeti yayıncılığı ilkelerini ne derece ön plana çıkardığı ve tecimsel kuruluşlardan ne gibi farklılıklar sergilediği incelenmektedir. Bu bağlamda, çözümleme için temel olarak TRT'nin web siteleri ele alınmıştır. İnternet tabanlı sistemlerin genel anlamda yayıncılığı değiştirdiği, tek yönlü bilgileri ve içerikleri yaymaktan ziyade, diyalogu ve katılımı ön plana çıkaran yeni bir yayıncılık biçimini ortaya çıkardığı bilinmektedir. Dolaysıyla bu araştırmada, web sitelerinin TRT'nin geleneksel yayıncılık biçimini nasıl yeniden şekillendirdiği ve değiştirdiği de incelenmiştir. Bu anlamda, çalışmanın amacı; Türkiye'de yeni medyanın kamu hizmeti yayıncılığında yarattığı değişimleri TRT ve yeni medya ilişkisi bağlamında ele alarak bir değerlendirmeye tabii tutmaktır. Bu düşünceden yola çıkarak kuruma ait olan kanalların web sayfaları içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve elde edilen veriler yayıncılığın dönüşümü ve kamu hizmeti yayıncılığına dair kuramsal tartışmalar üzerinden değerlendirmeye tabi tutulmuştur. İnceleme sonucunda TRT'nin web sayfaları aracılığıyla faaliyetlerini sürekli genişlettiği, bu mecraları alandaki konumu, görünürlüğü ve erişilebilirliği açısından önemsediği ve bu faaliyetlerinde kamu hizmeti yayıncılığı ilkelerini dikkate alma çabası gösterdiği yönünde bulgulara ulaşılmıştır.

DeğişimKamu hizmetleriMedya+6
Harun Furkan Yağbasan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık iletişimi bağlamında "Uzman TV, Sağlık TV, E-Doktor TV" web sitelerinin incelenmesi

Sağlık iletişimi disiplini son yıllarda çoğu ülkede olduğu gibi Türkiye'de de giderek önem kazandı ve bu kapsamda yapılan çalışmalara ağırlık verildi. Sağlık alanındaki bilgi ihtiyacının karşılanması için günümüzde pek çok farklı kaynaklar kullanılmaktadır. Yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile şüphesiz bu kaynakların en sık kullanılanları arasında internet ve sosyal medya araçları gelmektedir. İnsanların sağlıkla ilgili bilgi ihtiyaçlarını arasında internet ve sosyal medya araçlarını kullanarak karşılıyor olması da sağlıkla ilgili bilgi sunanları da bu araçları kullanmaya yöneltmektedir. Son dönemlerde bu araçlar he iki kesim tarafından da aktif olarak kullanıldığı için akıllarda sunulan her bilginin güvenilir ve geçerli olup olmadığı sorusu oluşmaktadır. Bu da literatürde sağlık okuryazarlığı kavramını doğururken, kullanıcılar da kirli enformasyondan uzak tutularak doğru ve güvenilir bilgiye erişim sağlayabilsinler diye bu kavram doğrultusunda eğitilmeye çalışılmıştır. Buradan hareketle çalışmada henüz çok genç bir disiplin olan Sağlık İletişimi'nin internet medyasında nasıl yer aldığını tespit etmek, belirlenen Uzman Tv, E-Doktor Tv, Sağlık Tv web sitelerinin sağlık iletişimine ve sağlık okuryazarlığına nasıl katkı sağladığını incelemek amaçlanmıştır. İnceleme kapsamında gösterge bilim ve hermeneutik analiz yöntemlerine başvurularak sonuca ulaşılmıştır.

MedyaSağlık iletişimiSağlık okuryazarlığı+6
Müzeyen Anlı
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de televizyon endüstrisinin temel yapılanışı bağlamında sağlığın işlenişi

Günümüzde teknolojinin getirdiği yenilikler ile birlikte birçok kitle iletişim aracı mevcut olsa da televizyon halen kitlelere ulaşmaktaki rolünü korumaktadır. Bu nedenle insanların en temel hakkı olan sağlıkla ilgili bilgi almaları konusunda da önemli bir yere sahip olmayı sürdürmektedir. Televizyonun bu konumu sağlık konularının ilgi çekici olması gerçeğiyle birleştiğinde sağlık programlarının televizyon kanalları tarafından önemsendiği ve yoğun bir biçimde üretildiği bir ortam karşımıza çıkmaktadır. Bu programlar, özellikle, medyanın bilgilendirme işlevi temeline dayandırılmakta ve insanların sağlık konusunda bilgilendirilmelerinin temel amaç olduğu ön plana çıkarılmaktadır. Ancak, sağlık programlarının televizyon endüstrisinin hâkim ticari yapılanışı içinde üretildikleri dikkate alındığında bilgilendirme işlevinin de sorgulanır bir hale dönüştüğü görülmektedir. Bu bağlamda, tezin konusunu televizyon endüstrisinin hâkim ticari yapısı temelinde televizyondaki sağlık programlarında sağlığın sunumunun gerçekleşme biçimleri oluşturmaktadır. Televizyon programcılığının yapılanış ve işleyiş biçimlerinin sağlığın sunumunu şekillendirmede önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir. Bu çerçevede, televizyonda sağlık programlarının şekilleniş biçimleri temelinde sağlık konusunun işleniş ve sunum biçimleri analiz edilmektedir. Çalışmada, temel olarak, televizyon endüstrisinin yapılanış biçim ve mantığının sağlık programlarını bilgilendirmeden ziyade endüstrinin hâkim eğlence kodlarını ön plana çıkaran bir yapılanış biçimine yönlendirdiği ileri sürülmektedir. Bu durumun, sağlık programlarının birbirine benzer yapılanış biçimlerinde ve bu programlarda sağlık konularının sunuluş biçimlerinde karşılık bulduğu savunulmaktadır. Bu bağlamda, çalışmada temel olarak Doktor Geldi, Dr. Feridun Kunak Show, Sağlık Zamanı ve Kendine İyi Bak programları üzerinden gerçekleştirilen içerik analizi temelinde karşılaştırmalı bir inceleme yapılmıştır. Bu programların temel yapılanış ve sağlık konusunu ele alış biçimleri analiz edilerek televizyonda bu konuda hâkim bir işleyiş mantığının olup olmadığı sorgulanmıştır. Seçilen programlar sağlık konusundaki hâkim işleyişin ticari yayıncılık yapan kanallardan kamu yayıncılığına kadar televizyon sektöründe karşımıza çıkan tüm alanlara yayıldığını göstermeye aracılık etmektedir. Televizyon endüstrisi program içeriklerini birbirine benzetmektedir. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlık İletişimi, Medya, Televizyon, Sağlık Programları

Endüstri politikalarıEndüstrileşmeSağlık+6
Ömer Gündüz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyon haberlerinde nesnellik ve magazinleşme dikotomisi: Magazinleşme kıskacındaki haber paradoksallığına üniversite öğrencilerinin bakış açısı (Fırat Üniversitesi örneği)

Televizyon yayın hayatına başladıktan günümüze kadar olan süreçte insan hayatının ayrılmaz bir parçası olmakta, görsel ve işitsel özellikleri nedeniyle insanların olup biteni anlaması, çevresinden haberdar olması açısından bir kurum haline dönüşmektedir. Teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte ekonomik, sosyal ve politik gelişmelerde de televizyon önemli bir rol üstlenmektedir. İnsan, var olduğu ilk andan itibaren haberle ilgilenmiş ve dünyada neler olduğunu hep merak etmiştir. Televizyonculuğun en önemli programları arasında habercilik vardır. Aynı zamanda yayınlandığı kurumun prestiji olarak da kabul edilen haber bültenleri izlenme oranlarının en yoğun olduğu saatlerde yayınlanır ve toplum üzerinde yoğun etkisi vardır. İnsanın gördüğüne inanması ve televizyonun bunu sağlaması nedeniyle gündem oluşturma ve yaratmada en önemli iletişim biçimlerinden biri televizyon haberciliğidir. Günümüzde toplumsal yaşamın bir yansıması olan televizyon, rahatlama, sorunlardan kaçış ve eğlenme ihtiyacı olan bireyin bu duygusunu televizyon haberciliği ile gidermektedir. Bu noktada karşımıza en önemli bozulma olarak magazinleşme olgusu çıkmaktadır. En ciddi haberde bile karşımıza çıkan bu olgu sebebiyle televizyon haberleri ciddiyetten uzaklaşmakta magazinleşmiş öğelere büründürülen içeriksiz bültenler ortaya çıkmaktadır. Hazırlanan çalışmanın konusu haber içeriğinin ya da sunumunun magazinleşmesi sorunsalıdır. Haber, toplumun siyasal, ekonomik, kültürel değerlerinden bağımsız olarak yapılamaz. Bu yüzden oluşturulacak içerik bu değerlere bağlı olarak oluşturulmaktadır. Bu noktada haberde nesnellik olgusu gerçeği olduğu gibi yansıtma durumunda eksik kalmaktadır. Haberi oluşturacak muhabir, haberi hem toplumun değerlerinin hem çalıştığı kurumun politikasının hem de kendi düşüncelerinin süzgecinden geçirerek yazmaktadır. Haberciliğin ana ilkelerinden olan nesnellik olgusu burada işlevini yitirmekte ve bir ikileme yol açılmaktadır. Bu ikilem, haberin haber sayılabilmesi için nesnel olması gerektiği ve yine haberin izlenebilmesi için içeriğin magazinleşmiş olarak sunulması gerektiği fikridir. Çalışmada haberde nesnelliğin dikotomisi ve içinde bulunduğu paradoks durum kavramsal olarak incelenmiş ve Fırat Üniversitesi öğrencileri örnekleminde anket çalışması yapılmıştır. Bu araştırma ile yapılan anket çalışmasında, magazinleşmiş televizyon haberleri hakkında bireylerin düşüncelerini öğrenmek ve konu üzerinde dikkat çekmek amaçlanmıştır.

DikotomiHaberlerMagazin+4
Nesrin Leman Torun
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

TV haberlerinde siyasi aktörlerin siyasal söylem inşası (2017 Referandum örneği özelinde)

Siyaset ve medya arasında rızaya ve çıkara dayanan girift ilişkilerin hâkim olduğu hep dile getirilmektedir. Bu algının inşasında kuşkusuz siyasi söylemlerin yansıtılmasına aracılık eden medyanın dahli yadsınamaz bir gerçektir. Mesajlarını meşrulaştırarak kitlelere ulaştırmak elbette siyasi aktörlerin temel çabasıdır ve medya bu anlamda hedefe götüren en önemli temel araçlardan biridir. Söz konusu bu statüko içerisinde var olmaya çalışan siyasi aktörlerin ise, ekonomik çıkarlara paralel olarak kendini hegomonik yapıya hizmet etmekten alıkoyamayan medyada yeni kimliklerle şekillendikleri söylenebilir. Bu iletişimsel ortamlarda yer alan söylemlerin çoğu zaman siyasilerin değil, medya aktörlerinin istediği doğrultuda muhataplarına ulaştığını söylemek reele yakın bir yaklaşımdır. Söz konusu bu savı sınamak bu araştırmanın temel sorunsalını oluşturmuş ve çalışma; kitle iletişim araçları içinde en etkini ve yaygını olma konumunu hala muhafaza eden ve tarafsızlık ilkesinin uygulandığı var sayılan bir araç olması nedeniyle 'televizyon haberleri' özelinden yürütülmeye çalışılmıştır. Mecliste grubu bulunan siyasi parti liderlerinin siyasal söylem inşalarının belirlenmesinde etkin olanı/olanları saptamak amacıyla; yoğun seçim propagandalarının yaşandığı dönemlerden biri olan "2017 Anayasa Değişikliği Referandumu" sürecindeki televizyon haberleri seçilmiştir. Araştırmada ele alınan 3 örneklem kanalının (ATV, FOX, Kanal D) seçim sürecinde 13 günlük zaman dilimindeki ana haber bültenleri deşifre edilmiştir. Elde edilen veriler; kavramsal ve kuramsal çerçevede irdelendikten sonra niteliksel araştırma yöntemi olan Van Dijk'in söylem çözümlemesi esas alınarak ve gerekli durumlarda niceliksel veriler için içerik analizi yöntemine de başvurularak analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışma ile medyadaki oligopolistik yapı içerisinde haber aktörlerinin, siyasal söylem inşası kontekstine dayalı metaforları ve netameli semantik içerikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak siyasi aktörlere dayalı haberlerin inşasında, haber aktörleri siyasi aktörleri istediği kimlikte yansıtabilir, savını destekler mahiyette değer atfedilebilecek önemli bulgulara ulaşıldığı ve çalışmada ortaya konulan hipotezlerin birçoğunun desteklendiği belirlenmiştir.

Alan değişikliğiHaberlerReferandum+6
Elvan Toprak Sarıtaş
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Muhammed (S.a.v) ve İletişim

Hz. Muhammed (s.a.v) peygamberlik görevi yanında iletişimsel açıdan da yüksek meziyetlere sahipti. Hz. Peygamber insani ve toplumsal özellikleri dikkate alarak, mesajlarını insanlara iletmiştir. Peygamber'in hayatında iletişimin olmadığı anlar yok denebilecek kadar azdır. O etkili iletişimi çok iyi kullanmıştır. Alıcının yaşını, zekâ durumunu, duygularını göz önünde bulundurarak iletişim kurmuştur. İslam dininin temelini atarken ve insanlara insanca yaşama idrakini kazandırırken, bir iletişim uzmanı hassasiyetiyle, bilgisiyle davranmıştır. Hz. Peygamber'in iletişim yaklaşımları insanları kendisine yaklaştırmış, söylediklerine ilgiyi arttırmıştır. O içinde yaşadığı toplumun bir ferdi olarak davranışlarıyla da insanlar için örnek olmuştur. Hz peygamber sadece inanan insanları değil, hangi dine mensup olursa olsun bütün insanları önemsemiş ve onlarla da özenle ve seviyeli bir biçimde iletişim kurmuştur. Bir peygamber olarak Hz. Muhammed'in gerek dini tebliğ ederken, gerekse muhatap olduğu hedef kitleyle iletişim kurarken uyguladığı yaklaşımları bu çalışmada irdeledik. Hz. Peygamber'in peygamberlik görevini yerine getirirken uyguladığı iletişim yöntemleri o günün insanında büyük etki yaptığı, tutum ve davranış değişikliğine sebep olduğu gibi, günümüz çağdaş toplumlar için de mesajlar barındırmaktadır. Bu çalışma, Hz. Peygamberin sözlü, sözsüz ve yazılı iletişim yöntemlerini, modern iletişim bilimi verilerinden de yararlanarak incelemeyi amaçlamaktadır.

Hz. MuhammedHz. Muhammed DönemiSözel iletişim+3
Hüseyin Toğrul
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk medyasında hukuk ihlalleri ve cezai müeyyidelerin hukuksal dayanakları

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde görülen baş döndürücü hızdaki gelişim ve değişim, insanların özel hayatlarına müdahale yöntemlerini de kolaylaştırmış ve oldukça çeşitlendirmiştir. Bu bağlamda basın, radyo, televizyon ve internet yolu ile kişilere ve mala karşı işlenen suçlarda önemli bir artış görülmeye başlanmıştır. Günümüzde toplumsal hayatı etkilemede dördüncü kuvvet sayılan medyadaki baş döndürücü hızlı gelişmeye paralel bir şekilde, insanın sadece ve sadece insan olması sebebiyle sahip olduğu en temel ve vazgeçilmez haklardan olan özel hayatın gizliliği ve diğer kişilik haklarının da ciddi şekilde korunması gerekmektedir. Bu da özel hayatın gizliliği, ifade ve iletişim özgürlüğü gibi kavramların karşı karşıya gelmesine neden olmaktadır. İnsanların düşünce ve ifade özgürlükleri ile haber alma özgürlüklerini rahatlıkla kullanabilme hakları nasılki medya sayesinde mümkün oluyor ise; medyanın da bu işlevini yerine getirirken hukuka uygun şekilde hareket etmesi gerekmektedir. Medya organları görevlerini ifa ederken hukuka uygun hareket etmez ise veya hukuka uygunluk sınırını aşar ise toplum ve devlet düzeninin korunması için çeşitli müeyyideler söz konusu olabilecektir.

CezaCeza yaptırımıCezai sorumluluk+7
Muhammed Emin Yalçınkaya
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Küfür ve argonun gündelik iletişimdeki yeri (Üniversite öğrencileri üzerinde bir alan araştırması)

Argo ve küfür her ne kadar kavram olarak soğuk, uzak durulması gereken, istenilmeyen bir durumu andırsa da günlük yaşamda hemen her kültürde kendine yer edinmiş ve iletişimin bir parçası haline gelmiştir. Böylelikle gerek bireyler arası iletişimde gerekse de kitle iletişim araçlarındaki kullanımına sıkça rastlanılmaya başlanmıştır. Bu yoğun kullanımına karşılık akademik anlamda yeterince incelendiğini söylemek pek mümkün değildir. Bu çalışmada günlük iletişimde argo ve küfür kullanımına dair tutumların ve bireyleri argo ve küfür kullanımına iten faktörler, üniversite öğrencileri özelinde incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Türkiye'nin yedi bölgesinden seçilen üniversitelere mensup öğrenciler üzerinde nicel bir araştırma yapılmıştır. Anket yöntemiyle toplanan verilerin sonuçlarına göre küfür ve argo kullanımının günlük iletişimin vazgeçilmez bir parçası olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

ArgoDilbilimGünlük yaşam+6
Ahmet Çiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Televizyonda yer alan gıda reklamlarının hedonik güdüleme bağlamında incelenmesi

Modern dönemde reklâmlar daha çok ürün hakkında bilgilendirme amacı taşımakta, ürünün özellikleri, fiyatı ve nereden temin edileceği ile ilgili bilgiler vermekteyken, postmodern dönemde reklâmların daha çok bireylerin duygularına seslendiği görülmektedir. Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, bu iki dönemde"tüketim"e yüklenen anlamların birbirinden farklı olmasıdır. Postmodern dönemde tüketim toplumu ile birlikte bireyler hedonizme yönlendirilmektedir. Bu yönlendirmede en etkin rol alan araçlardan biri medyadır. Medyada üretilen içeriklerle tüketim olgusuyla birlikte hedonizmi topluma aşılanmaktadır. Bunun en belirgin örnekleri tüketimi arttırmayı sağlayan reklâmlarda görülür. Reklâmlar, ağırlıklı olarak hedef kitlelerine tüketerek mutlu olabileceklerini öğütler. Bu çalışmada 2017 -2018 yılında televizyonda yer alan gıda reklâmlarının içerdiği hedonik iletiler incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Hedonizm, İhtiyaç, Televizyon, Gıda

Gıda ürünleriHedonizmMedya+3
Neşe Bayazıt
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kuzey Irak'ta Saddam rejimi sonrası sinema sektörünün yapılanması

Bu araştırmanın amacı Kuzey Irak'ta Kürt Sineması'nın varoluşundan günümüze kadar ki süre içerisindeki gelişimini bilimsel verilerle gözler önüne sermektir. Kuzey Irak sinemasının ortaya çıkısı ve bundan sonraki süreçlerde şekillenişi ve gelişimi incelenmiştir. Bu amaçla konuyla ilgili yazılmış Kürtçe, Arapça ve Türkçe kitap ve yayınlar araştırılmış, arşivlerden yararlanılmıştır. Araştırma ile Kuzey Irak Sinemasındaki gelişmeler kronolojik olarak verilmektedir. Gerek baas rejimi döneminde gerekse federal bölgede sinema alanındaki gelişmeler irdelenmiş olmaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi benimsenip, durum çalışması tekniği uygulanacak ve Kuzey Irak'taki sinema sektöründeki ekonomik yapılanma ve film üretim biçiminin analizi ortaya konulacaktır.

Kuzey IrakKürtlerSaddam Hüseyin+3
Ranjdar Rzgar Abdulrahman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Seçim kampanyalarında kullanılan sosyal medya stratejileri: 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimleri örneği

Yeni iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin en fazla etkilediği alanlardan biri olarak siyasal iletişimde, çeşitli dönüşümler yaşanmıştır. Siyasal iletişim alanında yeni iletişim teknolojilerinin kullanılmasıyla birlikte seçim kampanyaları farklı bir boyut kazanmıştır. Siyasi partiler ve liderler geleneksel medyanın çeşitli dezavantajlarıyla birlikte yüksek maliyet gerektiren yapısından kaynaklı olarak yeni iletişim teknolojilerinin avantajlarından faydalanma yoluna gitmişlerdir. Bu bağlamda sosyal medyanın eşzamanlı ve interaktif olmasının yanında yüksek maliyet gerektirmeyen yapısı siyasetçilerin bu alana yoğunlaşmasını sağlamıştır. Kısa zaman diliminde büyük kitlelere ulaşmayı mümkün kılan bu platform aynı zamanda karşılıklı iletişim imkanı da sağlamaktadır. Siyasal iletişimde geleneksel medyanın hedef kitleyi pasif bırakan yapısı sosyal medyanın interaktiflik özelliğiyle ortadan kalkmıştır. Siyasetçiler halka sosyal medya üzerinden çeşitli iletiler sunarken aynı anda geri dönüt alma şansına sahip olmuşlardır. Sosyal medyanın yüksek kullanıcı tabanlı olması ve insanları etkileme konusunda en önemli alanların başında gelmesi, seçim dönemlerinde siyasetçilerin bu araçlar üzerinden stratejik mesajlar yoluyla halkı ikna etme çalışmaları sürdürmelerine neden olmuştur. Seçim dönemlerinde yapılan seçim kampanyaları ve partilerin uyguladıkları seçim stratejileri seçim mücadelesinin bir parçası durumundadır. Partilerin uyguladıkları seçim kampanyalarının günümüz iletişim çağında sosyal medya araçlarından yararlanılmadan uygulanması olanaksızdır. Sosyal medya, siyasi partilerin ve siyasi liderlerin kendilerini ifade ettikleri, birbirleriyle etkileşime geçtikleri, seçmeni ikna etmeye çalıştıkları, kısacası siyasal iletişimin stratejik olarak sürdürüldüğü bir alan olmuştur. Bu tez çalışmasında 24 Haziran 2018'de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adayların seçim kampanyalarını sosyal medya araçlarından biri olan Twitter üzerinden ne şekilde sürdürdükleri, hangi stratejik mesaj içeriklerini hangi amaçlarla kullandıkları araştırılmıştır. Adayların kampanya dönemlerinde üstünde durdukları konular ve stratejilerinde genel olarak benzerlik olduğu görülmüştür. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı adaylarının halkı ikna etme teknikleri

CumhurbaşkanıKampanyaSeçim kampanyaları+3
Gülçiçek Tarkoçin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka imajı oluşturmada tanıtım filminin önemi (Diyarbakır iline yönelik örnek bir uygulama)

Son yıllarda popüler hale gelen marka kent kavramı, şehir yöneticilerinin ve akademisyenlerin en çok tartıştıkları konulardan biridir. Marka kent olgusu, kentlerin yaşanabilir yerler haline gelmesi ve kent sakinlerinin refah seviyesini artırmasının en önemli sonuçlarından biri olarak görülmektedir. İletişim çabalarının kentlerin markalaşma sürecinde oldukça önemli olduğu bilinmektedir. Bu iletişim faaliyetlerinden biri tanıtım faaliyetleridir. İletişim faaliyetlerinin en önemli ayağı ise tanıtım filmleridir. Şehir yöneticileri (Vali, Belediye Başkanı, Kaymakam) şehirlerini tanıtmak için birçok faaliyet yürütmektedirler. Neredeyse her şehir veya bölgede, kentlerin tarihi, kültürel ve doğal güzellikleri hakkında çeşitli fotoğraflar sunan en az bir tanıtım filmi vardır. Çalışma bu eksende Diyarbakır iline yönelik bir tanıtım filmi oluşturulmasına yönelik kurgulanmıştır. Bir kentin tanıtımına yönelik hazırlanan tanıtım film çalışmasının nasıl uygulanabileceği gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışma örneklemini ise Diyarbakır'ın markalaşmış tarihi ve kültürel unsurlarını görselleştirmeyi hedeflemektedir. Betimsel araştırmalar doğrultusunda literatür taramaları yapılarak Diyarbakır ilinin markalaşmış değerleri tespit edilmiş ve bu doğrultuda Diyarbakır iline yönelik bir tanıtım filmi hazırlanmıştır. Böylece şehirlerin marka kent imajına olumlu katkıda bulunmaya çalışmıştır. Ayrıca bu araştırmada çekim sırasında kullanılan teknikler hakkında bilgiler verilmiştir.

DiyarbakırFilmMarka+6
Şerife Adıyaman
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medya, kimlik ve mahremiyet: Geç ergen grupların sosyal medya kullanım alışkanlıklarının Elazığ örneğinde incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kimlik, mahremiyet ve sosyal medya kavramları çerçevesinde 15-19 yaş geç ergen grupların sosyal medyadaki kimlik ve mahremiyet kullanım pratiklerini incelemektir. Yapılan çalışmada kimlik kavramı teorik boyutları ile ele alınarak kavramın tarihsel akış içinde nasıl tanımlandığı, günümüzde nasıl yorumlandığı ve bireylerin kimlik inşalarına etki eden önemli süreçlerin neler olduğu çeşitli kuramlar çerçevesinde ele alınmıştır. Örneklemini 15-19 yaş grubu geç ergenlerin oluşturduğu araştırmada, bireylerin kimliklenme süreçlerinin bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkinlik ve yaşlılık dönemi olmak üzere sınıflandırıldığı ve bu sınıflandırmadaki en önemli dönemin ergenlik süreci olduğu belirtilmektedir. Bireyler ergenlik süreçlerinde yaşadıkları kimlik krizlerini başarılı bir şekilde atlattıklarında yetişkinliğe daha başarılı bir şekilde adım atmış olacaktır. Mahremiyet kavramının bireylerin hayatındaki yerine ve nasıl temsil edildiğine yönelik bulguların elde edildiği araştırmada özellikle ergen gençlerin mahremiyet tutumlarının daha çok aile kavramı üzerinden şekillendiği görülmektedir. Araştırma kapsamında yeni medya kavramı ve sosyal medya platformları ele alınıp bu kavramların bireylerin hayatına nasıl etki ettiği ve bireylerin kullanım alışkanlıklarını ne yönde etkilediği de tartışılmaktadır. 15-19 yaş grubu ergenlerin sosyal mecralardaki kimlik inşaları ve mahremiyet tutumları, ergen gençlerin ilk akıllı cihazlarını edinmeleri ardından başlamıştır. Yaş aralığı dikkate alındığında geç ergen yaş grubunun dijital yaşamın tüm kullanım pratiklerine sahip olduğu ve sosyal medya platformlarını bilinçli bir şekilde kullandıkları görülmektedir. Araştırma Elazığ ilinde yaşayan 15-19 yaş geç ergen grupları kapsamaktadır. Amaçlı örnekleme türlerinden kartopu örnekleme ile seçilen 30 kişiye görüşme formu yaklaşımına göre yarı yapılandırılmış bir form uygulanmıştır. Nitel veriler elde edilirken, betimsel araştırma deseni ve analizi benimsenmiştir ve bu kapsamda görüşme bulguları teorik çerçeve dahilinde betimlenmektedir. Araştıma bulgularından yola çıkılarak ergenlerin dijital yaşam ve temsillerinden hareketle sosyal medyadaki mahremiyet tutumları bilimsel bir çerçeve oluşturularak tartışılmaktadır.

ElazığErgenlerKimlik+4
Yagmur Mutlu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel iletişim tasarımı - tanıtım ve turizm bağlamında 360 derece sanal gezinti uygulaması: Harput örneği

Gelişen teknolojiye paralel olarak görsel tanıtımlar da her geçen gün önem kazanmakta ve tercih edilmektedir. Dijital fotoğrafçılığa yeni bir boyut kazandıran Sanal gezinti ile kullanıcıların internet, mobil ve CD/DVD ortamlarında üç boyutlu gezinti yapmasını sağlamaktadır. Tanıtıma ihtiyaç duyan her yer sanal turun kullanım alanına girmektedir. Sanal ortamda oluşturulan sanal mekânlar ile evden çıkmadan farklı ortamlar deneyimlenebilir. Fiziksel mekândan kaçış veya yeni bir dünyaya geçiş mümkün değil fakat sanal mekândan uzaklaşmak bir tuşla mümkündür. Bu geçişler sanal mekânlar için tasarlanan ara yüzlerle gerçekleşmektedir. Sanal gezintide yatay ve düşey eksenin tamamında gezme olanağı olduğundan fotoğrafa gerçeklik hissi vermektedir. Ayrıca sanal gezintiye bilgilendirme amaçlı kullanılan yazı ve medya uygulamaları görsel zenginliği arttırırken ziyaretçilerin mekân hakkında fikir sahibi olmasını sağlar. Görsel tanıtımların, özellikle sanal gezintilerin turizm sektöründe her geçen gün büyük bir pay alması, ne kadar gerekli bir tanıtım aracı olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ışığında araştırmanın amacı; görsel iletişim aracı olan sanal gezintilerin gerekli olduğu sektörler ve tanıtımındaki gerekliliğin nedenlerini belirlemektir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de tanıtıma ihtiyaç duyulan mekânların Sanal Gezintileri oluştururken, çalışma örneklemini ise Harput Sanal Gezintisi oluşturmaktadır.

Elazığ-HarputGörsel iletişimGörsel tasarım+7
İsmail Hakkı Toprak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Denizli'de İranlı mülteciler: Gündelik yaşam, iletişim ve toplumsal sorunların karşılaştırmalı analizi

21. yüzyılda ortaya çıkan göçler, her ne kadar ulus devlet sınırlarının müphem hale gelmeye başladığını gösterse de, göçlerle birlikte sınırları aşıp gelen ve her geçen gün daha fazla bir arada yaşadığımız ve karşılaştığımız yabancılara karşı, zihinlerimizdeki "biz" algısı daha da belirgin hale gelmektedir. "Biz" algısını oluşturan ve pekiştiren süreçler şüphesiz farklılıklar temelinde "ötekiliğin" meydana gelmesine kaynaklık etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma; sınırları aşarak içeri giren yabancının, başka bir deyişle "biz" ve "öteki" arasında yaşanan ilişkilerin ortaya çıkış bağlamlarını ele almaktadır. Bu bilgilerden hareketle çalışmanın temel amacı; İranlı mültecilerin Denizli ili özelinde bir "yabancı" olarak yaşadığı kültürel, dinsel ve cinsel kimliklerin etkisiyle gündelik rutinlerini nasıl sergiledikleri ve bu bağlamda ötekileştirme ve ayrımcılık ile dışlanmanın nasıl zuhur ettiğini, toplumsal aidiyet ve iletişim süreçlerinin nasıl olduğu ile Denizli halkının İranlı mültecilere karşı bakış açıları, gündelik yaşamda kurdukları temaslar, geliştirdikleri davranış düzeyleri ile algı ve tutumlarını anlamaktır. Çalışma kapsamında öncelikle araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme formu ile kartopu, maksimum çeşitlilik ve kuramsal doygunluk örnekleme kullanılarak ulaşılan İranlı mültecilerle görüşme ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Görüşme sürecine gözlem tekniği de dâhil edilerek süreci anlamlandırmaya yönelik girişimlerde bulunulmuştur. Bazı örneklem birimleriyle birden fazla görüşme yapılmış ve nihayetinde kuramsal doygunluk da gözetilerek İranlı örneklem birimleri 30 kişiden oluşturulmuştur. Araştırmanın bir diğer örneklemi olan Denizli halkından veri elde edebilmek ve süreci çift yönlü bir perspektiften okumak amacıyla, İranlı mültecilerin sayıca en yoğun yaşadıkları ilk üç mahallede anket uygulaması yürütülmüştür. Yine araştırmacı tarafından hazırlanan anket formu ile temsil düzeyi yüksek 431 kişiye ulaşılmış ve örneklem grubuna dâhil edilmiştir. Araştırma kapsamında İranlı mülteci örneklem birimlerinden elde edilen nitel veriler Gömülü Teoriye (Grounded Theory) göre analiz edilmiş, Denizli halkından elde edilen nicel veriler ise Betimsel Analize göre açıklanmıştır. Bu kapsamda çift yönlü bir perspektifle elde edilen araştırma bulguları; İranlı mültecilerin Denizli'de yabancı olarak adlandırılıp "öteki"ye dönüştüğünü, toplum tarafından ayrımcılılık dışlanma ve damgalanmalara maruz kalarak mekânsal olarak ayrıştırıldığı çalışmanın bulguları arasındadır. İranlı mülteciler ise söz konusu maruz kaldığı durumlar karşısında iletişimsel taktik ve stratejilerini geliştirdikleri ve her iki durum arasında gelgitler yaşadığı araştırma kapsamında edinilen başka bir bulgudur.

DenizliGöçmenlerGünlük yaşam+4
Hülya Kalkan Toprak
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Toplumsal cinsiyet ve kültürel dönüşümle birlikte erkek ve erkeklik temsilleri

Toplumsal cinsiyet kavramı feminizmin doğuĢundan beri onun alt dalı olarak ilerleyen günümüzde de baĢlı baĢına araĢtırılması ve tartıĢılması gereken bir konu olmuĢtur. Sadece kadın çalıĢmak tek elle alkıĢ çalma çabası olmasından dolayı erkeklik çalıĢmaları da feminizm doğrultusunda hız kazanmıĢtır. Kültürümüzün egemen düzenini oluĢturan erkeklik kavramı ile birçok değer yeniden inĢa edilmekte ve her geçen gün daha fazla güç kazanmaktadır. Günümüzde de toplumsal cinsiyet, kadın ve erkek olma kavramları toplumsal dönüĢümle birlikte farklı anlamlara bürünmektedir. Cinsiyetin toplum içerisindeki yeri kültür yapısı içerisindeki özelliklerine göre daha sivriltilerek seyirciye geçirmek ve bunu maddi kültür ile de desteklemek amaçlanmaktadır. Çoğu sinema filminde cinsiyet vurgu farklı Ģekilde yer bulmaktadır. Erkek ya da erkeklik temsilleri toplumsal süreçten etkilenerek ve değiĢerek verilmektedir. Bu çalıĢmada toplumsal cinsiyet kavramlarını feminizmle birlikte açıklayan kuramlara dayanarak, erkeklik kavramının zaman içindeki değiĢiminin Türk sinemasındaki yansıması örneklem olarak seçilen iki film üzerinden değerlendirilmiĢtir.ÇalıĢmada sinema mecrasında erkeklik olgusunun sunumu ile diğer kitle iletiĢim mecralarında farklılık olup olmadığı; gerçek hayat ve gündelik yaĢamda sinemada sunulanın aksine hegemonik erkeklik temsillerinin yansıması ve son olarak toplumsal yaĢamdaki değiĢimlerin etkisiyle baba figürüne yüklenmeye çalıĢılan yeni roller araĢtırma sorusu olarak belirlenmiĢ ve analiz edilmiĢtir

ErkeklerErkeklikKültür+7
Seda Gürtürk Demirel
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2000 sonrası Türk sinemasında taşranın yeniden inşası: Postmodern bir taşralı karakter olarak Recep İvedik

Modernliğin eleştirisi üzerine konumlanan postmodern düşünce modernizme bir başkaldırı olarak düşünülmektedir. Postmodern düşünce modernliği temsil eden olguları reddetmekte modernliğin dışladığı olguları ise geri çağırmaktadır. Postmodern kültür modernliğin belirlediği kentli ve rasyonel bireyin ve pozitivist bilimsel bilginin reddini savunmaktadır. Postmodernite bu anlamda modern kent kültürünü eleştirirken modernliğin dışında kalan taşrayı öne çıkarmaktadır. Bu çerçevede Türk sinemasında sürekli olarak işlenen taşra olgusu bazı değişimlerle beraber 2000 sonrasında yeniden ortaya çıkmıştır. Söz konusu bu durum postmodern kültür ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Türk sinemasının 2000 sonrasında en fazla izlenme oranına sahip Recep İvedik film serisi taşra-kent karşıtlığı ve postmodern kültür ile ilişkili gözükmektedir. Bu tez çalışması ile Recep İvedik film serisinin postmodern kavramlar ile çözümlenmesi amaçlanmaktadır.

PostmodernizmRecep İvedikSinema+2
Mahmut İlkay Yılmaz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital platformların kullanımlar ve doyumlar bağlamında alımlanması: Netflix ve BluTV örneği

Zamanla gelişen teknoloji bireylerin günlük hayattaki ihtiyaç ve beklentilerini değiştirmektedir. Özellikle internetin ortaya çıkması ve hızlı bir şekilde yayılmasıyla dijital platformlarda bulunun SVoD uygulamalar rağbet görmeye başlamıştır. Ücretli abonelik sistemine dayanan bu platformlara bireylerin hangi motivasyonla yöneldiği sorusu gündeme gelmiştir. Bu kapsamda Kullanımlar ve Doyumlar kuramı çalışmanın temel çerçevesini belirlemek için seçilmiştir. Bu doğrultuda SVoD platform da bulunan Netflix ve BluTV gibi uygulamaların bireyler tarafından nasıl alımlandığını açıklamak çalışmanın temel amacını teşkil etmektedir. Bu amaçla yapılan çalışmada, araştırmanın evrenini SVoD uygulama şeklinde hizmet veren Netflix ve BluTV kullanıcıları oluşturmaktadır. Ancak hedef örneklemin tamamına ulaşmanın mümkün olmadığından dolayı Türkiye'deki bütün Netflix ve BluTV kullanıcıları evren olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda basit tesadüfi örnekleme göre Twitter üzerinden #NetflixTürkiye ve #BluTV etiketlerini kullanan 1805 kullanıcıya anket soruları gönderilmiş ve geri dönüş yapan kullanıcılar arasından çalışmanın asıl örneklemi oluşturulmuştur. Bu kapsamda araştırmanın web tabanlı sosyal etkileşim platformu Twitter üzerinden yapılmasından dolayı çevrimiçi ortamın akışkan ve değişken yapısı hesaba katılarak 680 kullanıcıya ulaşılmıştır. Bu amaçla, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline başvurulmuş ve hazırlanan veriler anket formu ile internet televizyonu ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Ardından verilerin analiz edilmesi sürecinde ise lisanslı SPSS 22 programı kullanılarak 0.05 hata payı dikkate alınarak gerekli istatiksel işlemler yapılmıştır. Elde edilen bulgularda; sosyalleşme ve zaman geçirme, içerik, öğrenme ve bilgilenme, eğlence gibi 4 temel motivasyon tespit edilmiştir. Netflix ve BluTV Kullanım ve Doyum motivasyonları ile yaş ve cinsiyet değişkenleri arasında anlamlı bir farkın olmadığı önemli bulgular arasındadır. Yani bireylerin cinsiyetleri ile yaşları Netflix ve BluTV izlerken herhangi bir etki yaratmadığı aksine benzer şeklide doyuma ulaştıkları anlaşılmaktadır. Aynı zamanda Netflix ve BluTV Kullanım ve Doyum motivasyonları ile kullanım süresi arasında anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Ayrıca Netflix ve BluTV Kullanım ve Doyum motivasyonları ile hesap durumu arasında sosyalleşme ve zaman geçirme alt boyutu açısından anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Kullanımlar ve Doyumlar Kuramı, SVoD, Netflix, BluTV, Dijital Platformlar

BluTVDijital platformlarKullanımlar ve doyumlar+3
İsmihan Özmen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00