
3
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Türkiye'de saglık örgütlenmesinde degişim
Özellikle son 20 yılda, kamu yönetimi alanında en çok kullanılan kavram ?Değişim? kavramıdır. Küreselleşme, teknolojik gelişmeler, artan rekabet ve hızla değişen dünya düzeni, özel sektörü olduğu gibi kamu sektörünü de hızlı bir yeniden yapılanma zorunluluğuyla karşı karşıya bırakmıştır. Ülkemizde Cumhuriyet kurulduğundan bu yana ağırlıklı olarak kamu yönetimi reformlarına paralel bir seyir izleyen sağlık reformu girişimleri de yukarıdaki etkenlere uygun bir yapılanma arayışı içerisindedir. Ülkemizde sağlık örgütlenmesinde reform anlamındaki ilk değişimin, 1961 yılında hazırlanan 224 sayılı Sosyalizasyon kanunu ile başladığını söyleyebiliriz. Bu kanun 1960 Anayasasına uygun olarak sosyal devlet anlayışı temel alınarak hazırlanmış bir kanundur. Fakat sivil otoritenin ve tarafların katılımının sınırlı olduğu, ülkenin koşulları ve uygunluğunun da gerektiği gibi değerlendirilmeden kabul edildiği bu kanun istenildiği gibi başarılı olamamıştır. İlerleyen süreçte sağlık sektörüne ait problemler artarak devam etmiş finansal ve yönetimsel yeterlilik sağlanamamıştır. Ekonominin ve toplumun neo-liberal politikalarla dönüştürülmesi için 1980 yılı Türkiye de bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Sağlık dâhil tüm sektörler, 24 Ocak 1980 de alınan önemli ekonomik ve siyasal kararlardan etkilenmişlerdir. Küreselleşmenin dinamikleri doğrultusunda şekillenen sağlık reformları diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ağırlıklı olarak ?sağlıkta özelleştirme? olarak karşımıza çıkmaktadır. İMF, Dünya Bankası ve Dünya Sağlık Örgütünün stratejileri Türkiye'de de belirleyici olmuştur. Özellikle 2003 yılından sonra ivme kazanan, sağlık politikalarında köklü değişiklikler öngören sağlık reformu çalışmaları ?Sağlıkta Dönüşüm Programı? başlığı altında Türkiye gündemindeki yerini almıştır. Çalışmamızda; 1920 yılında kurumsallaşma çalışmalarıyla başlayan sağlık örgütlenmesindeki değişim dinamikleri ve süreç incelenmiş, nedenler ve sonuçları bilimsel olarak dünya ülkelerince kabul edilen ilkeler ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: 1)Değişim 2)Reform 3)Sağlık
Kırklareli'nde hastanelerinde çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumuna etkisi
Mülakat, sağlık sektöründe çalışan tıbbi sekreterlerin yaşadıkları iş-aile çatışmalarının iş doyumlarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, 7 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış mülakat formunda yer alan sorular, Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü, Kırklareli Devlet Hastanesi ve İlçe Devlet Hastanelerini oluşturan Lüleburgaz, Babaeski, Pınarhisar ve Vize Devlet Hastanelerinde çalışan 30 kadın tıbbi sekretere yöneltilmiştir. Mülakat sorularına verilen cevaplara içerik analizi yöntemi uygulanarak elde edilen veriler yorumlanmıştır. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde; tıbbi sekreterler iş süreçlerinin yoğun olduğu konusunda ortak görüş belirtmişlerdir. Görüşme yapılan tıbbi sekreterler, uzun çalışma sürelerinin varlığından söz ederek, mesai saatleri içerisinde yoğun iş temposundan kaynaklanan zihinsel ve bedensel yorgunluk sonucunda işten eve gittiklerinde ailelerine yeteri kadar vakit ayıramadıklarını ifade etmişlerdir. Mesai sonrası evlerine gittiklerinde çocuklarına yeterince ilgi gösteremediklerinden yakınmışlardır. Hafta içi yoğun geçirilen mesai saatleri sonrasında, hafta sonları veya izinli oldukları vakitleri dinlenmeye ayırdıklarını bundan dolayı çocuklarına gerekli zamanı ayırmakta güçlük çektiklerini ve onlardan gelen istekleri çoğu zaman karşılayamadıklarını dile getirmişlerdir.
Örgütsel vatandaşlık ve örgütsel sessizlik arasındaki ilişki: Bir alan araştırması
Bu çalışma, Kırklareli il sınırları içinde faaliyet gösteren devlet hastaneleri ile Kırklareli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde çalışan hemşirelerin örgütsel vatandaşlık davranışı ve örgütsel sessizlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Rekabet ortamının her geçen gün arttığı günümüzde, görev tanımlarının ötesinde, gönüllü olarak işletmelere katkı sunan, inisiyatif alabilen, çalıştığı kurumu ve işini sahiplenen çalışanlar, tüm sektörlerde olduğu gibi sağlık sektörünün de en önemli işletme faktörüdür. Günümüz işletmelerinde ve sağlık sektöründe örgütsel vatandaşlık davranışı kadar bir diğer önemli kavram da çalışan sesidir. Çeşitli sebeplerle sessiz kalmayı tercih etmiş ya da yönetsel kararlar ve idareciler tarafından sessizliğe itilmiş çalışanlar işletmeler için en önemli sorunlardan bir tanesidir. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği kullanılmıştır. Toplanan veriler IBM SPSS Statistics 21 programında analiz edilmiştir. Araştırmanın evreni 469 kişiden oluşmakta olup herhangi bir örneklem yöntemi kullanılmamıştır. Toplam 325 hemşirenin (%12,70'i erkek, %82,30'u kadın) katıldığı çalışmada katılım oranı %69,30 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca ÖVD ölçeğinin içsel tutarlık oranının %88,50, ÖS ölçeğinin içsel tutarlık oranı %82,50 olarak tespit edilmiştir. Yapılan korelasyon analizi sonucunda örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik düzeyi arasında anlamlı, ve negatif bir ilişki bulunduğu anlaşılmıştır (r: -0.176; p<0.01). Bu durum örgütsel vatandaşlık davranışı ile örgütsel sessizlik arasında ters yönlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Diğer bir ifade ile örgütsel vatandaşlık davranışı sergileyen bireylerin örgütsel sessizlik düzeyleri azalmaktadır. Bu ilişkiyi diğer yönden de okumak mümkündür. Buna göre ise, örgütsel sessizlik düzeyinin artması, çalışanın örgütsel vatandaşlık davranışı sergileme eğilimini azaltmaktadır.