Düzce University
Discipline

Department of Educational Sciences

Düzce University

4,259

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algılarının incelenmesi: Nitel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algılarını ortaya çıkarmaktır. Aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili ne gibi uygulamalar yaptığını, uygulamalar esnasında ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını ve bunları nasıl çözdüklerini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma, nitel bir çalışma olup, çalışmada nitel araştırma desenlerinden yaşanmış bir olguyu betimlemeye yarayan fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu farklı illerde görev yapan 40 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, toplamda 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, öğretmenlerle yapılan yüz yüze ve online görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen görüşme verileri, içerik analizi yöntemiyle temalar şeklinde düzenlenmiştir. Bulgular sunulurken ortaya çıkan her bir temaya ait veriler tabloda gösterilmiş, daha sonra başlıklar halinde bu temalar alıntı gösterilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sorularının ortaya koyduğu cevaplar sonucunda 7 başlık belirlenmiş ve sonuçlar detaylıca incelenmiştir. Öncelikle katılımcıların kız ve erkek öğrencilerine dair tanımlamalarına, kız ve erkek öğrencilerinden rol, özellik ve sorumluluk anlamındaki beklentilerine ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden ne anladıkları konularına verdikleri yanıtlar incelenerek okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algıları ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algıları olumlu olsa da, öğrencilerine dair tanımlamalarının ve beklentilerinin toplumsal cinsiyete dair kalıp yargıları içerdiği görülmektedir. Daha sonra, okul öncesi öğretmenlerine sınıf içinde veya dışında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek yaptıkları uygulamalar sorulmuş, öğretmenlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili başlı başına uygulamalar yapmaktan ziyade, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek davranış geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlere toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık kazandırmak amacıyla veli ve öğrencilerine ne gibi uygulamalar yaptıkları, herhangi bir uygulama yapmayan öğretmenlere ise uygulama yapsalardı bu konuyla ilgili ne gibi uygulama yapacakları sorulmuş, yaptıkları uygulamalar ve uygulama önerileri ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkan sonuç; uygulama yapmayan öğretmenlerin uygulama önerileri sundukları görülmüş ancak bunları hayata geçirmedikleri görülmüştür. Son olarak, okul öncesi öğretmenlerine toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yaptıkları uygulamalarda ne gibi sorunlar yaşadıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm önerileri getirdikleri sorulmuş, bunun sonucunda birçok öğretmen herhangi bir problem yaşamadığı ifade etmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kalıp yargı, cinsiyetçilik.

Hayrunisa Işıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cinsel istismara yönelik okul temelli önleyici programlar: Bir meta-analiz çalışması

Bu meta-analiz çalışması ile okul çağındaki çocuklara yönelik okul temelli önleyici programlarının etkililiğinin incelenmesi amaçlanmaktadır. İncelenen önleme programları, çocuklara cinsel istismar durumlarını tespit etmenin, bunlara tepki vermenin önemini ve bir sonraki adımda ne yapmaları gerektiğini öğretmek için çeşitli teorilerden faydalanmaktadır. Toplam 2246 çalışma değerlendirilmiş ve 26 Randomize Kontrol Gruplu araştırmanın çalışmaya dahil edilme kriterlerini karşıladığı tespit edilmiştir. Bu çalışmalar Ocak 2012 ile Aralık 2022 tarihleri arasında İngilizce ve Türkçe olarak yayımlanmıştır ve okul çağındaki çocuklar (6-18 yaş) için hazırlanmış okul temelli önleyici programlarının sonuçlarına odaklanmaktadır. Kapsamlı bir analiz yapabilmek için aşağıdaki veri tabanları dahil edilmiştir: Web of Science, Scopus, PsycINFO, Ovid, ERIC ve Türk Tez Merkezi (YÖK-TEZ). İncelenen çalışmalar, cinsel istismara yönelik çeşitli önleyici programların, çocukların potansiyel olarak güvenli olmayan durumlar hakkındaki bilgi ve farkındalıklarını ve bu durumlara verdikleri tepkileri geliştirmedeki etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Meta-analiz sonuçları bakımından, incelenen bu müdahaleler bilgi, tutum ve davranışları önemli ölçüde etkilemiştir. Bu çalışmalarda, web tabanlı, mobil uygulamalar ve yüz yüze oturumlar gibi çeşitli formatlarda sunulan kişisel güvenlik programları, cinsel bilgi programları ve koruyucu davranış programları da dahil olmak üzere farklı müdahale yöntemleri kullanılmıştır. Moderatör değişkenler için Analog ANOVA analizi yapılmıştır. Bilgi düzeyi ölçümleri için ilkokul-ortaokul öğrencisi olmanın ve alınan oturum sayısının 3-4 arasında olmasının etki büyüklüğünü artırdığı gözlenmiştir. Tutum-davranış düzeyi ölçümleri için ise müdahalenin didaktik anlatım veya yüz yüze anlatım gibi klasik yöntemler ile verilmesi ve oturum sayısının 5 ila 7 arasında olmasının etki büyüklüğünü artırdığı gözlenmiştir. Bu meta-analiz çalışması, okullarda verilen cinsel istismara yönelik önleyici programlarının önemini ve bu konu hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiğini vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Cinsel istismar, okul-temelli önleyici programlar, meta-analiz, önleyici rehberlik

Mehmet Aykut Erk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Nicel bir çalışma olan araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evreni, Düzce ili merkez ve ilçelerinde bulunan resmi ortaokullarda görev yapan Türkçe, matematik, fen bilgisi öğretmenleri oluşturmaktadır. Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden alınan verilere göre Düzce merkez ve ilçelerde 140 Türkçe, 125 matematik, 118 fen bilgisi öğretmeni görev yapmaktadır. Araştırma kapsamında kullanılan ölçekler Google Form üzerinden online ortama aktarılarak araştırma evreninin tamamına ulaşılmaya çalışılmış ve 127 Türkçe, 111 matematik, 83 fen bilgisi öğretmeninin araştırma kapsamında görüşleri alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kovaç (2011) tarafından geliştirilen "Sınıf Yönetiminde Öğretim Liderliği Ölçeği", Petrides ve Furnham (2001) tarafından geliştirilen ve Deniz, Özer, Işık (2013) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Duygusal Zekâ Ölçeği Kısa-Formu" ve araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmış olup, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışları arasındaki ilişkiyi bulmak için Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı hesaplanmış ve bu ilişkinin istatiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri ile sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeylerinin demografik değişkenlere göre istatiksel olarak farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Levene's Testi, Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis-H Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, katılımcıların duygusal zekâ düzeyleri yaş, mesleki kıdem ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Bununla birlikte katılımcıların sınıf yönetiminde öğretim liderliği davranışlarını sergileme düzeyleri yaş ve mesleki kıdem değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterirken, cinsiyet ve branş değişkenine göre istatiksel olarak anlamlı farklılık tespit edilememiştir.

Duygusal zekaOrtaokul öğretmenleriSınıf yönetimi+3
Muammer Gökhan Torun
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları

Bu araştırmanın amacı, "Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının" ne düzeyde olduğunu tespit etmektir. Veri toplama aracı olarak Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilen Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın modeli, nicel araştırma paradigması içinde yer alan ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada örgütsel adalet, dağıtımsal adalet, işlemsel adalet ve etkileşimsel adaletin demografik değişkenlerle (cinsiyet, yaş, kıdem, kurumdaki görev süresi) ilişkisi incelenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini 559 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Kolayda örnekleme yöntemi ile 269 sınıf öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri analizleri için LISREL ve SPSS programları kullanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin yüksek düzeyde örgütsel adalet algısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adaletin alt boyutlarında olan dağıtımsal adalet, işlemsel adalet ve etkileşimsel adalet algıları da yüksek düzeydedir. Sınıf öğretmenlerinin örgütsel adalet ölçek toplamı, dağıtımsal adalet ve etkileşimsel adalet algılarının cinsiyet, kıdem ve kurumdaki görev süresi ile anlamlı bir farklılık olmadığı, yaş ile anlamlı bir farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin işlemsel adalet algılarının cinsiyet, yaş, kıdem ve kurumdaki görev süresi ile anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.

Adalet algısıSınıf öğretmenleriÖlçekler+2
İbrahim Çetin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine, eğilimlerine ve çevresel tutumlarına etkisi

Bu araştırmanın amacı farklı yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerine, eleştirel düşünme eğilimlerine ve çevreye ilişkin tutumlarına etkisini araştırmaktır. Araştırmada nicel araştırma desenlerinden biri olan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 öğretim yılında Batı Karadeniz bölgesindeki bir Anadolu Lisesinde ve dört farklı sınıfta öğrenim görmekte olan 114 dokuzuncu sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Toplam altı adet dokuzuncu sınıf bulunan Anadolu Lisesinde dört sınıf rastgele seçilmiş ve rastgele birinci deney grubu, ikinci deney grubu, üçüncü deney grubu ve kontrol grubu olarak atanmıştır. Üç deney ve bir kontrol grubunda bulunan öğrenciler hem cinsiyet, yaş, anne ve baba eğitim durumu gibi demografik özelliklerin dağılımı açısından hem de eleştirel düşünme becerisi, eleştirel düşünme eğilimi ve çevresel tutum açısından birbirine denktir. Araştırmada birinci deney grubunda eleştirel düşünme beceri temelli yaklaşımla öğretilirken, ikinci deney grubunda içerik temelli eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı ile öğretilmiştir. Ayrıca üçüncü deney grubunda karma eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı kullanılmıştır. Kontrol grubu öğrencileri ise öğretim programı kapsamında uygulanmakta olan derslere devam etmiş ve ekstra hiçbir eleştirel düşünme öğretimi almamışlardır. Araştırmada veriler Eleştirel Düşünme Testi, UF/EMI Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği ve Çevresel Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Beceri temelli, içerik temelli ve karma yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerini ve eğilimlerini anlamlı bir şekilde geliştirdiği görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerinde ve eğilimlerinde anlamlı bir gelişme görülmemektedir. Üç farklı eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı öğrencilerin eleştirel düşünme becerilerini geliştirmede güçlü düzeyde etkilidir. Lise öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimlerini geliştirmede ise beceri temelli eleştirel düşünme öğretimi güçlü, içerik temelli eleştirel düşünme öğretimi orta ve karma eleştirel düşünme öğretimi düşük düzeyde etkilidir. Bunun yanı sıra lise öğrencilerinin eleştirel düşünme becerilerinin yükseltilmesinde en başarılı öğretim yaklaşımı beceri temelli yaklaşımdır. Beceri temelli eleştirel düşünme öğretim yaklaşımını sırasıyla karma öğretim yaklaşımı ve içerik temelli öğretim yaklaşımı takip etmektedir. Son testler bakımından bu üç yaklaşım arasındaki fark istatistiki olarak anlamlıdır. Ayrıca öğrencilerin eleştirel düşünme eğilimlerini geliştirmede beceri temelli eleştirel düşünme öğretimi, hem içerik temelli hem de karma eleştirel düşünme öğretimine kıyasla daha etkilidir. Çevre eğitimi kapsamında içerik temelli ve karma yaklaşımlarla yürütülen eleştirel düşünme öğretiminin lise öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarını anlamlı bir şekilde geliştirdiği görülürken, kontrol grubu öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarında anlamlı bir gelişme görülmemektedir. Ayrıca iki eleştirel düşünme öğretim yaklaşımı da öğrencilerin çevreye ilişkin tutumlarını geliştirmede güçlü düzeyde etkilidir. Bunun yanı sıra lise öğrencilerinin çevreye ilişkin tutumlarını geliştirmede içerik temelli eleştirel düşünme öğretimi karma yaklaşıma kıyasla daha etkilidir.

Eleştirel düşünceLise öğrencileriTutum ölçekleri+4
Ali Orhan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Deprem bölgesinde görev yapan psikolojik danışmanların bilinçli farkındalık temelli öz-bakımları ile psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişki

Bu araştırmada, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay ilindeki MEB' e bağlı kurumlarda görev yapan psikolojik danışmanların bazı demografik özelliklerine ve bazı deprem yaşantılarına göre psikolojik dayanıklılıklarının farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak ve bilinçli farkındalık temelli öz-bakımlarının psikolojik dayanıklılıkları ile ilişkisini incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2024-2025 Eğitim-Öğretim Yılında Hatay ilinde MEB' e bağlı kurumlarda görev yapan 358' i kadın, 185' i erkek olmak üzere toplam 543 psikolojik danışmandan oluşmuştur. Çalışma grubuna, uygun/ kolay ulaşılabilir örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleriyle ulaşılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Temelli Öz-Bakım Ölçeği ve Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ile toplanmıştır. Veriler, Ocak-Mart 2025 aylarında Google Forms aracılığı ile çevrimiçi ortamda toplanmıştır. Toplanan veriler, SPSS 22.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde, t-Testi, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Standart Çoklu Regresyon Analizi teknikleri kullanılmıştır. Analiz sonucunda, psikolojik danışmanların psikolojik dayanıklılıklarının cinsiyet, medeni durum ve çocuk sahibi olma durumuna göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Deprem sonrası sahada psikolojik destek çalışmalarına katılan psikolojik danışmanların psikolojik dayanıklılıkları, böyle bir çalışmaya katılmayanlara göre daha yüksek bulunmuştur. Birinci dereceden yakın kaybı yaşayanların, böyle bir kayıp yaşamayanlara göre psikolojik dayanıklılıklarının daha düşük olduğu gözlenmiştir. Ancak, deprem anında depremin yaşandığı 11 ilden birinde olup olmama, afetlerden etkilenenlere yardım amaçlı eğitim (süpervizyon, konsültasyon vb.) alıp almama ve depremin ardından kendilerinin psikolojik destek alıp almama durumlarına göre psikolojik dayanıklılıkları arasında farklılık bulunmamıştır. Bilinçli farkındalık temelli öz-bakımın alt boyutları ile psikolojik dayanıklılık arasında düşük ve orta düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Bilinçli farkındalık temelli öz-bakımın alt boyutlarının hepsi birlikte, psikolojik dayanıklılığın toplam %38' ini yordamaktadır. Bu alt boyutların yordamadaki önem sırası; öz-duyarlık ve amaç, destekleyici ilişkiler, destekleyici yapı, bilinçli farkındalık, bilinçli farkındalığa dayalı rahatlama ve fiziksel bakımdır. Alt boyutların her birinin tek başına psikolojik dayanıklılığı yordama gücüne bakıldığında, fiziksel bakım ve bilinçli farkındalığa dayalı rahatlama alt boyutlarının psikolojik dayanıklılığı anlamlı olarak yordamadığı bulunmuştur. Çalışmada ulaşılan bulgular, literatür çerçevesinde yorumlanarak öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, bilinçli farkındalık temelli öz-bakım, psikolojik danışmanlar, afetlerde psikolojik destek.

Yağmur Baytar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Babası ile olumlu/olumsuz ilişkisi olan tek ebeveynli ön ergenlerin aile içi ilişkilerine yönelik kurgularının repertuar ağı tekniği ile incelenmesi

Bu çalışmada babası ile ilişkileri olumlu veya olumsuz olan tek ebeveynli ön ergenlerin aile içi ilişkilerini ne şekilde kurguladıkları repertuar ağı tekniği ile incelenmiştir. Bu çalışmanın amacı; tek ebeveynli ailelerde büyüyen ön ergenlerin babalarıyla kurdukları olumlu ya da olumsuz ilişkilerin aile içi dinamikleri nasıl etkilediğini, özellikle de çocukların zihinsel kurguları aracılığıyla bu ilişkileri nasıl algılayıp anlamlandırdıklarını ortaya koymaktır. Araştırma grubu 2025–2026 eğitim öğretim yılında Hatay ili Payas ilçesindeki üç ortaokulda öğrenim gören ve ebeveynleri boşanmış olan 65 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilere Kişisel Bilgi Formu, Ergen Boşanma Sonrası Yaşama Uyum Ölçeği ve Leuven Algılanan Ana Babalık Ölçeği uygulanmış; her iki ölçekten de tutarlı biçimde en yüksek puanları alan beş öğrenci "baba ilişkisi olumlu", en düşük puanları alan beş öğrenci ise "baba ilişkisi olumsuz" grup olarak seçilmiştir. Ölçek uygulanan öğrencilerin 37'si kız, 28'i erkek olup yaş ortalaması 14,3'tür; Repertuar Ağı Tekniği uygulanan 10 katılımcının ise 6'sı kız, 4'ü erkek olup yaş ortalaması 13,8'dir. Bu çalışma, nitel vaka analizi yaklaşımıyla yürütülmüş olup betimsel ve çoklu vaka çalışması olarak yapılandırılmıştır. Vaka çalışmalarının doğası gereği amaç, istatistiksel genelleme yapmak değil, sınırlı sayıdaki olguyu derinlemesine inceleyerek kuramsal açıklamalar geliştirmektir. Bu nedenle araştırma, dış geçerlikten ziyade iç geçerliliğe odaklanan idiyografik bir karakter taşımakta ve elde edilen bulgular bir evrene genellenemese de analitik genelleme yoluyla ilgili kurama katkı sunmayı hedeflemektedir. Çalışmada, Repertuar Ağı görüşmeleri aracılığıyla her katılımcının aile içi ilişkilere ilişkin bilişsel temsilleri ortaya çıkarılmış; kişisel yapıların belirlenmesi, elementlerin karşılaştırılması ve bu yapıların öz kimlik grafiği üzerinde konumlandırılması yoluyla veriler kapsamlı biçimde analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular babasıyla ilişkisini olumsuz algılayan ön ergenlerin büyük çoğunluğunun baba ile karşılıklı ilişkilerini, boşanma öncesi ve sonrasını ve ebeveynler arası ilişkiyi çoğunlukla mesafe, çatışma, ihmal ve güvensizlik gibi olumsuz kişisel yapılarla temsil ettiklerini; öz kimlik grafiğinde boşanma ve baba ile ilgili elementlerin birbirine yakın, "tanıdığım en iyi baba" ve "ideal baba–çocuk ilişkisi" elementlerinden ise belirgin biçimde uzak konumlandığını göstermiştir. Buna karşılık, babasıyla ilişkisini olumlu algılayan ön ergenlerde baba ile karşılıklı ilişki, ebeveynler arası ilişki ve boşanma sonrası sürecin kabul, ilgi, destek ve iş birliği gibi daha olumlu yapılarla kurgulandığı; "babanın seninle ilişkisi", "senin babanla ilişkin", "tanıdığım en iyi baba" ve "ideal baba–çocuk ilişkisi" elementlerinin öz kimlik grafiğinde birbirine yakın kümelendiği görülmüştür. Temel bileşenler analizi ve elementler arası Öklid uzaklık katsayıları, olumlu ilişki grubunda baba figürünün benlik ve ideal ilişki temsillerine yapısal olarak daha entegre olduğunu, olumsuz ilişki grubunda ise boşanma ve baba ile ilgili temsillerin bilişsel düzeyde ayrışma ve kırılganlık ekseninde örgütlendiğini ortaya koymuştur. Anahtar kelimeler: Ön ergenlik, tek ebeveynli aile, repertuar ağı tekniği, aile içi ilişki kurguları, kişisel yapılar kuramı

Yasin Emre Güney
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesine ilişkin yönetici,öğretmen ve öğrenci görüşleri

Sosyal adalet, toplumdaki zenginlik, fırsat, güç ve ayrıcalık kriterlerinde adalet veya eşitlik arayışı olarak adlandırılmaktadır.Eğitimde sosyal adalet ise, herkesin yeteneğine ve ihtiyacına göre eğitim almasıdır. Eğitimdeki sosyal adalet arayışının temelinde de kaynak ve fırsat eşitliği yatmaktadır. Bu araştırmanın amacı, okullarda yönetici, öğretmen ve öğrencilerin sosyal adalete yöneliktutumlarının araştırılıp sosyal adaleti geliştirmek için neler yapıldığını belirlemek ve sosyal adaleti geliştirmek adına daha neler yapılabileceğini ortaya koymaktır.Bu araştırma okullardaki sosyal adaleti geliştirmek için çözüm önerilerinin ortaya konulmasının daha sonra yapılacak olan çalışmalara yol gösterici olması açısından önemli görülmektedir. Araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür.Amaçlı örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi seçilmiştir.Gaziantep merkez Şahinbey ve Şehitkâmil ilçe sınırları içinden seçilen okullardan 10 yönetici, 10 öğretmen ve 10 öğrenci olmak üzere toplamda 30 bireyin görüşlerine başvurulmuştur.Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Araştırma bulguları, oluşturulan tematik çerçeveye bağlı olarak seçilen tema ve araştırmanın alt problemleri doğrultusunda kodlanmıştır. Daha sonra veriler içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırmada okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılmaktadır problemine bağlı olarak "Adil davranım,pozitif ayrım,dezavantajlı grupları maddi manevi destekleme,işbirliği,fırsat eşitliği gibi uygulamaların yapıldığı bulgularına ulaşılmıştır.''Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir" problemine bağlı olarak: ''Öncelikle üst düzey yöneticilerin ve okul yöneticilerinin daha adil davranma, pozitif ayrımcılığın daha belirgin olmalı, öğrencilere ve öğretmenlere tam anlamıyla bir fırsat eşitliği sağlanmalı, öğrenciler arasında kültürel, cinsiyet veya sosyoekonomik bir ayrım yapılmamalı ve yeni nesillerin daha adil olabilmesi için öğrencilere sosyal adalet konusunda rehberlik yapılmalı" bulgularına ulaşılmıştır.1.Okullarda Sosyal Adaletin Geliştirilmesi için Neler Yapılmaktadır problemine ilişkin sonuçlar:Pozitif ayrımcılığın yapıldığı,maddi yardımların yapıldığı,derslerde sosyal adaletin vurgulandığı,demokrasi bilincinin oluşturulmaya çalışıldığı,okullarda fikir alışverişinin yapıldığı" gibi sonuçlara ulaşılmıştır.2.Okullarda sosyal adaletin geliştirilmesi için neler yapılabilir problemine ilişkin sonuçlar:''Mevcut yasa ve yönetmeliklerin sosyal adaletin geliştirilmesi için yetersiz kaldığı,ücretler daha adil bir şekilde düzenlenmeli,pozitif ayrım daha belirgin olmalı,dezavantajlı gruplar daha fazla desteklenmeli" sonuçlarına ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Sosyal adalet, Eğitim, Fırsat eşitliği

Eğitim kurumlarıFırsat eşitliğiSosyal adalet+3
Şükrü Akkuş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin kaygı düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı olarak geliştirilen kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerine etkisini incelemektir. Çalışmaya ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim görmekte olan 16 öğrenci ile başlanılmıştır. Ancak izleme ölçümü deney grubunda altı kontrol grubunda altı olmak üzere toplam 12 öğrenci ile tamamlanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Karaceylan-Çakmakçı (2004) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çocuklarda Anksiyete Bozukluklarını Tarama Ölçeği (ÇABTÖ) kullanılmıştır. Araştırmada deney grubundaki öğrenciler haftada iki oturum olacak şekilde toplam sekiz oturumdan oluşan bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programına katılırken kontrol grubundaki öğrencilerle herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Araştırmada ön-test, son-test ve izleme ölçümlü, deney ve kontrol gruplu 2x3'lük split-plot karışık desen kullanılmıştır. Araştırmanın bitiminden altı ay sonra izleme ölçümü gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde gruplar arası farkın anlamlılığını test etmek amacıyla Mann-Whitney U testi ile grup içi farkın anlamlılığını test etmek için ise Friedman testlerinden yararlanılmıştır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda deney grubundaki deneklerin ÇABTÖ'den almış oldukları genel kaygı ortalamalarında ve yaygın anksiyete bozukluğu, ayrılık kaygısı ve sosyal kaygı alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında uygulama sonrasında anlamlı bir azalma görülmüş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Deney grubundaki bireylerin panik bozukluk/somatik belirti ve okul fobisi alt boyutlarından almış oldukları puan ortalamalarında ise anlamlı bir azalma görülmemiştir. Öte yandan kontrol grubundaki deneklerin ise yalnızca genel kaygı ortalamalarında anlamlı bir azalma meydana gelmiş ve bu azalma izleme döneminde de devam etmiştir. Elde edilen bulgular; araştırmacı tarafından geliştirilen çocuklara yönelik bilişsel davranışçı yaklaşıma dayalı kaygıyla başa çıkma programının çocukların kaygı düzeylerini azaltmada etkili olduğunu göstermektedir.

Başa çıkmaBilişsel davranışlarEğitim programları+5
Aykut Kul
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Evli bireylerde bağlanma stilleri ve aldatma eğilimlerinin transaksiyonel analiz kuramındaki baskın ben durumları açısından incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı evli bireylerin aldatma eğilimleri ve bağlanma stillerinin baskın ben durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Bu çalışmada ayrıca bağlanma stilleri ve aldatma eğiliminin farklı demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmada bağımsız değişkene (baskın ben durumu) göre bağımlı değişkenlerin (bağlanma stilleri ve aldatma eğilimi) farklılık gösterip göstermediğinin incelenmesi temel amaç olduğu için betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma kapsamında en az bir yıldır evli olan çiftlerden veri toplanmıştır. Veri toplama sürecinde Demografik Bilgi Formu, Aldatma Eğilim Ölçeği, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II ve Ben Durumları Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS.25 programı ile yapılmıştır ve araştırma problemleri için Bağımsız Örneklem t Testi ve Tek Yönlü ANOVA kullanıştır. Aldatma eğiliminin demografik değişkenlere göre incelenmesi sonucunda erkeklerin aldatma eğilimi kadınlara göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Fakat aldatma eğiliminin evlilik süresi, evlenme biçimi ve çocuk sahibi olma durumlarına göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur. Bağlanma stilleri ile demografik değişkenlerin incelenmesi sonucunda ise hem kaygılı bağlanma hem de kaçınan bağlanma stili cinsiyet, evlilik süresi ve evlenme biçimi değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Fakat kaçınan bağlanma stili çocuk sahibi olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermiştir. Çocuk sahibi olan evli bireylerin kaçınan bağlanma stiline ait puan ortalamaları çocuk sahibi olmayan bireylerin kaçınan bağlanma stiline ait puan ortalamalarından anlamlı bir şekilde yüksek bulunmuştur. Aldatma eğilimi baskın ben durumlarına göre incelendiğinde ise baskın doğal çocuk ben durumuna sahip evli bireyler, baskın koruyucu ebeveyn ve baskın yetişkin ben durumuna sahip bireylere göre daha yüksek aldatma eğilimine sahip olduğu görülmüştür. Diğer ben durumları açısından anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Kaygılı bağlanma stili puanlarının baskın ben durumları açısından incelenmesi sonucunda ise baskın eleştirici ebeveyn ben durumu ve baskın koruyucu ebeveyn ben durumuna sahip evli bireylerin kaygılı bağlanma puan ortalamaları baskın yetişkin ben durumuna sahip bireylerden yüksek bulunmuştur. Kaçınan bağlanma stilinde ise baskın uygulu çocuk ben durumunun, baskın doğal çocuk ve baskın yetişkin ben durumundan daha yüksek puan ortalamasına sahip olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular bağlanma stilleri ve aldatma eğilimlerinin daha iyi anlaşılmasına ve baskın ben durumlarına göre nasıl farklılaştığına dair bulgular sağlamıştır. Alanyazındaki çalışmalar ışığında araştırmada elde edilen bulgular yorumlanmıştır. Bulgular doğrultusunda hem teorik hem de pratik alanda öneriler sunulmuştur.

Aldatma eğilimiBaskın ben durumlarıBağlanma+7
Kübra Kaba
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerin bağlanma stilleri ve anne baba tutumlarının affetme esnekliğine etkisi

Bu araştırmanın temel amacı yetişkinlerde bağlanma stilleri ve anne baba tutumlarının affetme esnekliği üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırmanın bir diğer amacı da yetişkinlerde bağlanma stilleri, anne baba tutumları ve affetme esnekliğinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmada bağlanma stilleri ve anne baba tutumları bağımsız değişken; affetme esnekliği ise bağımlı değişken olarak incelenmiştir. Bağımlı ve bağımsız değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye yönelik olduğundan nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 384 kadın (%83.7), 75 erkek (%16.3) olmak üzere toplam 459 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler Covid-19 salgını nedeniyle online olarak toplanmıştır. Katılımcılara ölçekler, oluşturulan Google form üzerinden ulaştırılmıştır. Araştırmanın evreni Türkiye'de yaşayan, yetişkin bireylerden oluşmaktadır. Uygun örnekleme yöntemiyle gönüllülük esasına dayalı olarak katılımcılara ulaşılmıştır. Araştırmada veriler, Kişisel Bilgi formu, Affetme Esnekliği, Çocuk Yetiştirme Tutumları ve Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri II ölçekleri kullanılarak elde edilmiştir. Veriler Pearson momentler çarpım korelasyon katsayısı, bağımsız gruplarda t testi, ANOVA ve çoklu hiyerarşik regresyon analizi yöntemleriyle analiz edilmiştir. Verilerin analizi için uygun istatistik paket programı kullanılmıştır. Affetme esnekliğinin alt boyutlarını tanıma, içselleştirme ve uygulama; bağlanma stillerinin alt boyutlarını kaygı ve kaçınma; anne baba tutumlarının alt boyutlarını ise anne ve babadan algılanan kabul/ilgi/sevgi ve sıkı denetim/kontrol boyutları oluşturmaktadır. Yapılan analizler sonucunda affetme esnekliğinin tanıma, içselleştirme ve uygulama alt boyutlarında cinsiyet, yaş ve ilişki durumuna bağlı bir farklılığın olmadığı bulunmuştur. Affetme esnekliğinin tanıma ve içselleştirme alt boyutunda eğitim durumuna göre anlamlı farklılaşmaların olduğu, tanıma alt boyutunda lise eğitimi alanlara oranla lisansüstü eğitim alanların lehine; içselleştirme alt boyutunda ise lise ve lisansüstü eğitim alanlar arasında lisansüstü lehine anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Affetme esnekliğinin tanıma alt boyutunda baba sıkı denetim kontrol boyutuyla ilişkisi bulunmazken, kaçınma ve kaygılı bağlanma stilleriyle negatif; anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumları ile pozitif ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Affetme esnekliğinin içselleştirme alt boyutunda anne kabul/ilgi/sevgi, anne sıkı denetim/kontrol ve baba sıkı denetim/kontrol ile ilişki bulunmazken, kaçınma ve kaygılı bağlanma tarzı ile negatif; ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumu ile ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Affetme esnekliğinin uygulama alt boyutunda kaçınma ve baba sıkı denetim/kontrol ile ilişki bulunmazken, kaygılı bağlanma tarzı, anne sıkı denetim/kontrol tutumu arasında negatif yönlü, anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi tutumu boyutlarıyla ise pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Yapılan hiyerarşik regresyon sonuçlarına göre ise; kaygılı bağlanma boyutunun, anne baba tutumlarından anne kabul/ilgi/sevgi ve baba kabul/ilgi/sevgi ile affetme esnekliği tanıma, içselleştirme ve uygulama arasındaki pozitif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Kaygılı bağlanma boyutunun, anne baba tutumlarından anne sıkı denetim/kontrol ile affetme esnekliği tanıma ve uygulama arasındaki negatif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyinin anlamsızlaştığı bulunmuştur. Kaçıngan bağlanma boyutunun, anne kabul/ilgi sevgi ile affetme esnekliği tanıma ve uygulama boyutu; baba kabul/ilgi/sevgi ile affetme esnekliği tanıma, içselleştirme ve uygulama boyutu ile arasındaki pozitif ve anlamlı ilişkiye dahil edildiğinde açıklama düzeyinin düştüğü bulunmuştur. Kaçıngan bağlanma boyutu, anne baba tutumlarından anne sıkı denetim/kontrol ile affetme esnekliği tanıma arasındaki negatif ve anlamlı ilişkiye eşlik ettiğinde yordama düzeyini anlamsızlaştırdığı bulunmuştur. Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kavramlar: Affetme, Affetme esnekliği, Anne baba tutumları, Bağlanma stilleri.

Ana-baba tutumuBağlanmaBağlanma stilleri+4
Hira Nur Koç
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Orman programı uygulanan okullarla uygulanmayan okullardaki öğrencilerin çevreye karşı tutumlarının ve orman programına yönelik öğrenci görüşlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Orman Programı uygulanan ve uygulanmayan ilkokullarda öğrenim gören öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının ve orman programına yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmada nicel boyutta betimsel tarama modeli, nitel boyutta ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini ilkokul öğrencileri oluşturmuş, örneklem ise Orman Programı'nın uygulandığı ve uygulanmadığı okullardan seçilen toplam 679 öğrenci ile sınırlandırılmıştır. Nicel veriler Demir (2016) tarafından geliştirilen "İlkokul Öğrencilerine Yönelik Çevre Tutum Ölçeği" aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Nicel bulgular, öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının cinsiyet, okulun bulunduğu bölge, anne-baba eğitim düzeyi ve okul öncesi eğitim alma durumuna göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca Orman Programı'nın uygulandığı okullarda öğrencilerin çevreye yönelik tutumlarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Nitel bulgular ise öğrencilerin ormanların canlı yaşamı ve çevre için önemine ilişkin farkındalık geliştirdiklerini, geri dönüşüm ve doğa koruma gibi konularda bilinç kazandıklarını ve programın uygulanmadığı okullarda öğrencilerin bu tür bir programın hayata geçirilmesini talep ettiklerini göstermiştir. Orman Programı'nın öğrencilerin çevreye karşı tutumlarının güçlendirilmesinde ve çevreye yönelik olumlu davranışların geliştirilmesinde etkili olduğu görülmüştür. Çalışma bulguları, çevre eğitiminin özellikle ilkokul düzeyinde sistematik ve uygulamalı olarak verilmesinin öğrencilerin ekolojik bilinçlerinin gelişimine önemli katkılar sağladığını ortaya koymaktadır.

Melike Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Bilgi işlemsel düşünme becerisine yönelik program tasarımının geliştirilmesi ve etkililiğinin değerlendirilmesi

21. yüzyıl becerileri arasında yer alan bilgi işlemsel düşünme her bireyin sahip olması gereken bir beceri olarak tanımlanmakta ve önemi çeşitli çalışmalarla ifade edilmektedir. Bu beceri, öğrencilere kazandırılması için öğretim programlarında yerini almaya başlamıştır; ancak bu eğitimi verecek öğretmenlerin de bu beceriye ve bu beceriyi aktarma yetkinliğine sahip olması gerekmektedir. Literatürde bilgi işlemsel düşünme becerisini kazandırmak üzere hazırlanmış ve sadece bilişim teknolojileri alanında olmayan program tasarımına rastlanmamıştır. Bu araştırma ilgili alandaki eksikliğe katkıda bulunmak için öğretmen adaylarına bilgi işlemsel düşünme becerisini kazandırmayı amaçlamıştır. Bunun için bilgi işlemsel düşünme becerisinin kazandırılmasına ilişkin program tasarımının hazırlanması, uygulanması ve etkililiğinin değerlendirilmesi planlanmıştır. Bu çalışmada yeni ürünler tasarlamayı amaçlayan, yenilikçi bakış açısına sahip, değişikliklerin yer aldığı döngüleri içeren tasarım tabanlı araştırma yöntemi seçilmiştir. Tasarım tabanlı araştırmaya göre arzulanan sonuç elde edilene kadar araştırma sürecine devam edilir. Bu çalışmada bilgi işlemsel düşünme becerisi için program geriye dönük model ile tasarlanmış ve ilk çalışma grubuna uygulanmıştır. Uygulama sonunda elde edilen veriler değerlendirilerek program tasarımı güncellenmiş ve başka bir çalışma grubuna uygulanmıştır. İkinci uygulamadan elde edilen veriler de değerlendirilerek program tasarımına son hali verilmiştir. Çalışma grubu vakıf üniversitesinde öğrenim gören sınıf öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencilerinden gönüllü olan 11 öğrenciden oluşmaktadır. İlk uygulamada beş öğretmen adayı, ikinci uygulamada altı öğretmen adayı yer almıştır. İlk uygulama hafta içi her gün olmak üzere toplamda dokuz gün boyunca 40 saat sürerken, ikinci uygulama hafta sonları toplamda sekiz gün-dört hafta sonu olmak üzere toplamda 52 saat devam etmiştir. Programdaki etkinlikler sınıf öğretmenliği göz önünde bulundurularak çeşitli konu alanlarında olmasına ve günlük yaşamdan örneklerin yer almasına özen gösterilmiştir. Bilgi işlemsel düşünme becerilerini ölçmek için bilgi işlemsel düşünmenin boyutlarını içeren beceri testi eğitim öncesi ve sonrasında uygulanmış, değerlendirilmesi için analitik rubrik geliştirilmiştir. Ayrıca eğitimi bitirme koşulu olarak öğretmen adaylarından bilgi işlemsel düşünmenin iki ana boyutu için bitirme projeleri istenmiştir. Bu projeleri de değerlendirebilmek için yine analitik rubrik geliştirilmiştir. Programın değerlendirilmesine ilişkin eğitim süresince etkinlik değerlendirme formları kullanılırken, eğitim sonunda öğretmen adaylarıyla görüşme yapılmıştır. Ayrıca program tasarımı için farklı alanlardan uzman görüşü alınarak da değerlendirilmiştir. Tüm sürecin içinde yer alması ve tasarım tabanlı araştırmanın doğası gereği araştırmacının aynı zamanda uygulayıcı olması nedeniyle araştırmacı günlüğü tüm süreci betimlemek için kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre katılımcıların bilgi işlemsel düşünme becerilerinde eğitim sonrasında artış olmuştur. Problem çözme, sorgulama, analitik düşünme becerilerinde gelişme olduğunu, meslek yaşamlarında bilgi işlemsel düşünmeyi kullanabileceklerini, buna ilişkin etkinlikler hazırlayabileceklerini, bu alanda çalışanlarla işbirliği yapabileceklerini ifade etmişlerdir. Katılımcılar, aldıkları eğitimi anaokulundan başlamak üzere her eğitim düzeyinden bireyin alması gerektiğini, günlük yaşamdan örnekleri içermesi yönüyle anlaşılır olduğunu, ancak algoritmalarda zorlandıklarını belirtmişlerdir. Tüm elde edilen verilere göre bilgi işlemsel düşünme becerisi için iki aşamada hazırlanan program tasarımının çalışma grubunda etkili olduğu görülmüş ve bu tür eğitimlerin yaygınlaşmasına ilişkin öneriler sunulmuştur.

Aday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünmeEtkililik+4
Özlem Üzümcü
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Benzerlikler ve farklılıklar stratejisinin sosyal bilgiler dersinde öğrenci başarısı üzerinde etkililiğinin değerlendirilmesi

Bu çalışmanın temel amacı Marzano'nun etkili öğretim stratejilerinden benzerlik ve farklıkları belirleme stratejisinin 2017-2018 eğitim öğretim yılı Sosyal Bilgiler dersi ünitelendirilmiş yıllık planına göre 6. Sınıf "Ülkemizin Kaynakları" ünitesinde öğrencilerin başarısına etkisinin olup olmadığının incelenmesidir. Araştırmada çalışmanın amaçlarına ulaşmak için yöntem olarak deneysel model belirlenmiştir. Çalışma, Gaziantep'te bulunan bir özel okulda uygulanmıştır. Çalışma grubunu 6. sınıflardan deney ve kontrol grubu öğrencileri olarak iki şube oluşturmaktadır. 5 hafta olmak üzere planlanan "Ülkemizin Kaynakları" ünitesinde eğitim öncesi ön-test, eğitim sonrası son-test ve eğitimden 6 hafta sonra kalıcılık testi uygulanmıştır. Ayrıca öğrencilerin SOLO taksonomi düzeyine göre değişimlerinin belirlemek için eğitim öncesi ve sonrası açık uçlu sınav uygulanmıştır. Çalışma için bir deney ve bir kontrol grubu bulunmaktadır. Başarı ölçümleri de dikkate alındığında 2x3 deneysel tasarım kullanılmıştır. Ön-test, son-test ve kalıcılık sınav puanları karşılaştırmak için tekrarlı ölçümler testi kullanılmıştır. Test sonuçlarına göre Deney ve kontrol gruplarının ön-test puanlarına göre son-test ve kalıcılık testlerindeki gelişimleri istatistiksek olarak anlamlılık düzeyindedir. Deney ve kontrol grubun arasındaki farklılaşma ise istatistiksel olarak anlamlılık düzeyinde değildir. Açık uçlu sınav analizlerine göre ise öğrencilerin cevapları SOLO taksonomiye göre farklı düzeylerdedir. Tek yönlü yapı ve çoklu yönlü yapıda daha fazla cevap bulunmaktadır. Öğrencilerin ön sınav ve son sınav cevaplarının değişimi incelendiğinde ise daha üst yapılara geçiş olmakla birlikte daha alt yapılara da geçişler gözlemlenmiştir. Deney ve kontrol gruplarındaki aynı kalma ve değişme oranlarına göre kontrol grubunda değişkenlik daha az iken deney grubunda değişkenlik daha fazla olmuştur. Yapılan etkinlikler öğrencilerin bilişsel farkındalık düzeylerini artırdığı söylenebilir.

BenzerlikEtkili öğrenme yöntemleriEtkililik+7
Cevahir Duman
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında yaşanılan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki

Örgütler insanların oluşturduğu küçük birer toplumsal örnekler olarak düşünülebilir. Hızla değişen ve gelişen dünyada örgütün ilerleme gösterebilmesi için örgüt içindeki üyelerin etkili iletişim içinde olması, örgütü ilgilendiren her konuda fikirlerini çekinmeden dile getirmeleri gerekebilir. Sessizlik örgütün gelişim ve değişimini engelleyen en önemli etmenlerden biridir. Fikirlerini dile getiremeyen üyelerin bulunduğu ve etkili iletişimin hâkim olmadığı örgütlerde örgütsel sessizlik durumu meydana gelebilir. Bununla birlikte dünyadaki farklı toplumların farklı kültürlere sahip olması gibi, her bir örgütün de kendine has farklı bir kültürü vardır. Kültür, örgütün çevresinde yaşanan çeşitli değişikliklere karşı ayakta kalmasını ve varlığını sürdürmesini sağlayan en önemli örgütsel unsurdur. Nihai amacı ayakta kalmak ve her gelişmeye uyum sağlamak olan örgütlerin sahip olduğu kültürler örgütsel sessizlik gibi durumlardan etkilenebilir ve bu etki örgütün gelişimine yansıyabilir. Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim kurumlarında yaşanan örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişkiyi öğretmenlerin görüşlerine göre belirleyebilmektir. Örgütsel sessizlik ile okul kültürü arasındaki ilişki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin cinsiyet, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdem değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırmanın evrenini Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında görev yapan 859 öğretmen, örneklemini ise Düzce ili Merkez ilçedeki 23 devlet okulunda görev yapan 402 öğretmen oluşturmaktadır. Düzce ili Merkez ilçedeki genel liselerin tümü araştırmaya dahil edilmiş olup ölçme aracının uygulandığı öğretmenler kolay örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla Likert türü olan Örgütsel Sessizlik ölçeği ile Okul Kültürü ölçeği kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS programında analiz edilmiştir. Örgütsel sessizliğin okul kültürü üzerindeki rolü ve ilişkisinin öğretmenlerin cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla bağımsız gruplar t-testi, çalıştıkları okul türü ve mesleki kıdeme göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla tek yönlü varyans analizi (ANOVA), örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi ve örgütsel sessizliğin okul kültürünü ne düzeyde yordadığını belirlemek için ise regresyon testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlar şu şekilde özetlenebilir: Düzce ili Merkez ilçede bulunan ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre örgütsel sessizlik ve okul kültürü arasında düşük düzeyde negatif anlamlı ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin örgütsel sessizlik ve alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutları ile okul türü arasında anlamlı bir fark belirlenmemiştir. Örgütsel sessizlik alt boyutlarından örgüt yararına sessizlik alt boyutu ile mesleki kıdem arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin okul kültürü ve tüm alt boyutlarına dair görüşleri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir fark yoktur. Okul kültürü tüm alt boyutları ile okul türü değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Okul kültürü değişkeninin destek kültürü alt boyutu dışındaki diğer alt boyutları ile mesleki kıdem değişkeni arasında anlamlı fark belirlenmiştir. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile başarı kültürü, destek kültürü negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlar ile bürokratik kültür arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Örgütsel sessizlik görev kültürünün anlamlı bir yordayıcısı değildir. Anahtar Sözcükler: Örgütsel Sessizlik, Okul Kültürü, Öğretmenler, Lise

Lise öğretmenleriOkul kültürüOrtaöğretim kurumları+4
Fatma Karaca Güzel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Yabancı Diller Yüksekokulu kalite standartlarının belirlenmesi ve akreditasyon model önerisi

Bu araştırmanın amacı, (i) üniversitelerdeki Yabancı Diller Yüksekokulu'nun (YDY) akreditasyonuna temel oluşturan kalite standartlarının belirlenmesi, (ii) bu standartların önem ve gerçekleşme düzeyine ilişkin öğrenci ve öğretim elemanı görüşlerinin belirlenmesi ve (iii) YDY'lerin akreditasyonu için bir model önerisinin geliştirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda, bu çalışma üç ana bölümde ele alınmıştır. Araştırmanın birinci bölümünde Delphi tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve 70 adet YDY kalite standardı önerisinden oluşan anket kullanılmıştır. Bu standart önerilerine ilişkin birinci Delphi oturumunda 47, ikinci Delphi oturumunda ise 35 panelistten nicel ve nitel veriler alınmıştır. Verilerin analizinde, uzlaşma ölçütü olarak frekans dağılımı, medyan ve çeyrekler açıklığı temel alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Tabakalı örnekleme yöntemi temel alınarak, Türkiye'deki üniversiteler URAP toplam puan değerlerine göre kategorilere ayrılmış ve farklı kategorilerdeki üniversitelerin YDY'lerindeki 638 öğrenci ve 258 öğretim elemanı araştırmaya katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırma kapsamında belirlenen YDY kalite standartlarının sadeleştirilmiş versiyonlarından oluşan "öğrenci ve öğretim elemanı anketleri" kullanılmıştır. Verilerin analizinde; aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t-testi ve ANOVA kullanılmıştır. Araştırmanın üçüncü bölümünde Delphi tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından geliştirilen ve YDY akreditasyon model önerisine ilişkin 67 adet ifadeden oluşan anket kullanılmıştır. Bu ifadelere ilişkin birinci Delphi oturumunda 34, ikinci Delphi oturumunda ise 27 panelistten nicel ve nitel veriler alınmıştır. Verilerin analizinde, uzlaşma ölçütü olarak frekans dağılımı, medyan ve çeyrekler açıklığı temel alınmıştır. Araştırmanın birinci bölümünün sonucunda, YDY'lerin akreditasyonu sürecinde temel alınabilecek ulusal kalite standartları Delphi panelistlerinin görüş, eleştiri ve önerileri doğrultusunda, ulusal dinamikler dikkate alınarak ve zengin görüş birliğine dayalı olarak belirlenmiştir. Belirlenen standartların, uluslararası standartlarla büyük oranda uyumlu olduğu, fakat bazı farklılıkların ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmanın ikinci bölümünün sonucunda, YDY kalite standartlarının tamamının öğrenciler ve öğretim elemanları tarafından oldukça önemli bulunduğu görülmüştür. Akreditasyonu olan kurumlarda görev yapan öğretim elemanlarının YDY kalite standartlarını daha önemli buldukları görülmüştür. Ayrıca, öğretim elemanlarının performans değerlendirme, sürekli iyileştirme ve kalite kültürüne ilişkin standartları, diğer standartlara göre nispeten biraz düşük düzeyde önemli bulduğu görülmüştür. Kalite standartlarının YDY'lerde gerçekleştirilme düzeyine ilişkin olarak, 70 adet standart ifadesinden yalnızca 6'sının YDY'lerde tamamen karşılandığı, 51'inin büyük oranda karşılandığı ve 13'ünün ise kısmen karşılandığı belirlenmiştir. Buna göre, YDY'lerin geliştirilmeye açık yönlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğretim elemanı görüşlerine göre, akreditasyonu bulunan YDY'lerde standartların gerçekleşme düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın üçüncü bölümünün sonucunda, YDY'leri akredite etmek üzere faaliyet gösterecek kuruluşun yapılanmasını, genel işleyişini ve akreditasyon sürecini betimleyen 7 alt-başlık altındaki 73 adet ifade, panelistlerin görüş, eleştiri ve önerileri doğrultusunda oldukça yüksek düzeyde görüş birliğine dayalı olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen öneriler ise şu şekilde sıralanabilir; YDY'lerin akreditasyonu sürecinde bu araştırmanın birinci bölümünde belirlenen ulusal kalite standartları temel alınabilir. YDY öğretim elemanları arasında kalite ve sürekli iyileştirme kültürü oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılabilir. Son olarak, Türkiye'de YDY'lerin akreditasyonu alanında faaliyet yürütecek ulusal bir akreditasyon kuruluşunun işleyişinde, bu araştırmanın üçüncü bölümünde belirlenen akreditasyon modeline ilişkin ifadeler temel alınabilir.

AkreditasyonKaliteKalite standartları+4
Orhan Ataman
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalet algıları(Siirt ili örneği)

Bu araştırma ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalete dair algılarını saptamayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel ve nicel yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 2015- 2016 eğitim ve öğretim yılında Siirt iline bağlı ortaokullarda çalışan 68 yönetici ve 276 öğretmen katılmıştır. Araştırmının nicel boyutunda katılımcıların örgütsel adalet algıları "Örgütsel Adalet Ölçeği" ile belirlenmiştir. Verilerin analizi SPSS programı ile yapılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise 2017 - 2018 eğitim ve öğretim yılında Siirt iline bağlı ortaokullarda çalışan 22 yönetici ve 44 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak örgütsel adalet algıları derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır. Araştırmada, yöneticilerin ve öğretmenlerin örgütsel adalet algıları kıdem, cinsiyet, medeni durum, branş değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmadığı belirlenmiştir. Ancak öğretmen ve yöneticilerin örgütsel adaletin işlemsel adalet alt boyutu ve etkileşimsel adalet alt boyutlarında yöneticilerin lehine istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştrmada, ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının oluşmasında ders yükü, ders programları, nöbet, kutlama ve anma programları gibi etkinliklerdeki iş ve işlemlerin etkili olduğu belirlenmiştir. Araştırmada katılımcılar okuldaki iş ve işlemlerle ilgili kararların alınmasında ve uygulanmasında; eşitlik, adalet, hakkaniyet, sevgi, saygı ve istişare gibi değerlerin ii yaşatılarak örgütsel adalet algısının geliştirilebileceğini belirtmişlerdir. Araştırmada ayrıca örgütsel adaletin okul iklimi üzerinde etkili olduğu, öğretmenlerin çalışma motivasyonu, örgütsel bağlılıkları, istek ve performansları ile ilişkili olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle okulun başarısını ve misyonunu gerçekleştirmesinde örgütsel adaletin oldukça önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Adalet, örgütsel adalet, dağıtımsal, işlemsel ve etkileşimsel adalet

AdaletAdalet algısıOrtaokullar+4
Mesut Çeçen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

NLP perspektifinde hayatboyu öğrenmede karşılaşılan sorunların incelenmesi

Yaşam devam ettiği sürece ayakta kalmak için değişmek, öğrenmek, uyum sağlamak gerekir. Daha önceki yıllarda kursların azlığı, ulaşım, sosyalleşmesinin az olmasından dolayı yetişkinlerin zorunlu eğitim dışında eğitime ya da eğitim içerikli kurslara katılması oldukça zordu. Günümüze yaklaştıkça imkânların artması, sosyalleşmenin yaygınlığı nedeniyle bilgiye daha kolay ulaşabilmektedir. Kurs alınacak yerlerin artması da büyük bir etkendir. Yetişkin eğitimlerine ulaşmak daha kolay olurken bu defa kişiye göre özel engeller devreye girmektedir.Bu sebepler incelendiğinde zaman kısıtlaması,çevrenin etkisi,düşük özgüven,finansal kısıtlamalar ve özellikle ailevi sorumluluklar etkili olmaktadır. Bu sorunları sınıflandırmak ve çözüm sunmak için NLP teknikleri faydalı olacaktır.NLP kişilerin algılarını değiştirebilmeleri için birçok teknik ve bakış açısı sunmaktadır. Bu tekniklerden birisi de Gregory Bateson tarafında ileri sürülen değişim mantıksal düzeyleridir (Dilts, 1999). Değişimin mantıksal düzeyi altı basamaktan oluşmaktadır. Bunlar çevre, davranış, yetenek, inanç ve değerler, kimlik ve amaç basamaklarıdır. Her bir basamak için farklı sorular oluşturularak ölçek haline getirildi.Demografik özelliklere göre değişimin mantıksal düzeyi tek tek analiz edildi.T-test ve anova uygulandı.Sonuçta katılımcıların %92 'si eğitim almaya isteklidir.Çalışmamızda katılımcıların %11,1'i kendisini hiçbir basamakta engellenmiş görmez iken %89 'u kendisini en az bir basamakta engellenmiş hissetmektedir.Katılımcıların sorun yaşadığı en yüksek basamak;yetenek-inanç ve değerler basamağında olmaktadır.NLP teknikleri kullanılarak çözüm üretilmesi sağlanacaktır.

Eğitim sorunlarıNörolinguistik programlamaYaşam boyu öğrenme+2
Sema Karabulut
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okullarda örgütsel maneviyatın artırılmasına ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırmanın temel amacı, okullarda örgütsel maneviyatı etkileyen faktörleri tespit ederek örgütsel maneviyatın eğitim kurumlarında artırılması için yapılması gerekenler konusunda öğretmen görüşlerinin incelenmesidir. Türkiye'de bu konuda yapılmış ilk çalışma olduğu; örgütsel maneviyatın okullarda çalışma atmosferini olumlu etkileyeceği düşünülmektedir. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma desenlerinden biri olan durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep ili Şehitkâmil ilçesindeki ortaokullarda çalışan öğretmenler oluşturmaktadır. Yapılan nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemiyle çalışma grubu belirlenmiştir. Öğretmenlerin okullarda örgütsel maneviyatı etkileyen faktörlerin araştırılması ve bu faktörlerin geliştirilmesine yönelik yapılacakların saptanması amacıyla 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Şehitkâmil ilçesine bağlı resmi yirmi ortaokulda görev yapan kırk öğretmenle görüşme yapılmıştır. Veri toplama aşamasında görüşme formu kullanılmış ve veriler içerik analizi metoduyla incelenmiştir. Beş ana tema ve yirmi alt tema elde edilmiştir. Bunlar; örgütsel değerler, görev aşkınlığı, işi anlamlı bulma, fedakârlık ve güven duygusudur. Araştırma sonucunda okullarda örgütsel maneviyatın nasıl arttırılabileceği konusunda en çok dile getirilen konular; "Okullarda samimiyetin, işbirlikli öğrenmenin, İnanç ve değerlere önem vermenin, aidiyet duygusunun, ruhsal liderliğin, pozitif enerjinin, maneviyat gelişiminin, yardımlaşmanın, paylaşmanın vb. olması gerektiği" şeklindedir. Elde edilen bu sonuçlar, öğretmenlerin okullarda örgütsel maneviyatını artırmak için yapılması gerekenler ve bunların nasıl yapılacağı raporlaştırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Maneviyat, Örgütsel Değerler, Eğitim Kurumları, Nitel Araştırma.

DeğerlerEğitim kurumlarıManevi faktörler+4
Ömer Çoban
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özelliklerinin evlilik doyumu ve bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi

Bu araştırmada, farklı meslek gruplarındaki evli bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumu arasındaki ilişki ve narsisistik kişilik özelliklerinin bazı kişisel değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ilinde çeşitli kurumlarda avukat, akademisyen, doktor, mühendis ve öğretmen olarak çalışan 261 evli bireyden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Narsisistik Kişilik Envanteri", "Evlilik Yaşam Ölçeği" ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Bağımsız Örneklem t-testi ve Pearson Korelasyon Katsayısı yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, araştırmaya katılan bireylerin narsisistik kişilik özellikleri ile evlilik doyumları arasında orta düzeyde, negatif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bazı kişisel değişkenler açısından yapılan analizler sonucunda ise narsisistik kişilik özellikleri ile yaş, algılanan gelir düzeyi, meslek ve eş mesleği değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunurken; cinsiyet, kardeş sayısı, anne-baba öğrenim durumu ve algılanan anne-baba tutumu değişkenleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Yaş değişkenine göre 20-27 yaş aralığındaki bireylerin, 28-31 yaş aralığındaki bireylere oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Gelir düzeyini yüksek olarak algılayan bireylerinde daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde olduğu bulunmuştur. Bunun yanı sıra araştırmaya katılan avukatların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin akademisyen ve öğretmenlere oranla daha fazla olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Bununla beraber doktorların narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin de öğretmenlerden fazla olduğu belirlenmiştir. Eşi doktor, mühendis veya avukat olan bireylerin ise eşi öğretmen olanlara oranla daha fazla narsisistik kişilik özelliği gösterme eğiliminde oldukları bulunmuştur. Ayrıca eşi avukat olan bireylerin narsisistik kişilik özelliği gösterme eğilimlerinin eşi diğer meslek grubundaki herhangi bir mesleğe sahip bireylerden de daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Evli çiftlerEvlilikEvlilik doyumu+4
Gülçin Gürsel Özkan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Affetme odaklı duygu düzenleme psikoeğitim programının ergenlerin affetme ve duygu düzenlemelerine etkisi

Bu araştırmanın amacı, ergenlere yönelik geliştirilen Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programının katılımcıların affetme eğilimleri ve duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırma, karma yöntem deseninde yürütülmüş olup hem nicel hem de nitel verilerden yararlanılmıştır. Çalışma grubunu, Adana ili Yüreğir ilçesindeki bir Anadolu lisesinde öğrenim gören 9. ve 10. sınıf öğrencileri arasından seçilen 30 öğrenci (15 deney, 15 kontrol) oluşturmaktadır. Deney grubuna 10 oturumluk Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programı uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Veri toplama aracı olarak Çocuk ve Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği ve Ergenler İçin Affetme Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca, nitel veriler odak grup görüşmeleri ve oturum içi formlar aracılığıyla toplanmıştır. Nicel bulgular, programın ergenlerin bastırma stratejilerini anlamlı düzeyde azalttığını, yeniden değerlendirme stratejisi üzerinde ise anlamlı bir değişim yaratmadığını göstermiştir. Bununla birlikte katılımcıların affetme düzeylerinde anlamlı bir artış kaydedilmiş, öfkeyi sürdürme eğilimlerinde azalma ve empati becerilerinde gelişim gözlenmiştir. İntikam alma eğiliminde ise belirgin bir değişim saptanmamıştır. Nitel bulgular, öğrencilerin programı faydalı, öğretici ve günlük yaşamda uygulanabilir bulduklarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Affetme Odaklı Duygu Düzenleme Psikoeğitim Programının ergenlerin duygusal farkındalıklarını artırarak işlevsel duygu düzenleme stratejileri geliştirmelerine ve affetme becerilerini güçlendirmelerine katkı sağladığı görülmektedir. Programın özellikle okul temelli psikososyal destek çalışmalarında uygulanabilir ve genişletilebilir bir müdahale modeli sunduğu düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Affetme, duygu düzenleme, psikoeğitim, ergenlik, empati

Seda Seviniş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Çevrimiçi bir sosyal medya ağının okul öncesi öğretmenlerinin mesleki gelişimi açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, kullanımı günden güne artarak devam etmekte olan sosyal medya platformlarından birisi olan Facebook'un okul öncesi öğretmenlerinin mesleki gelişimleri açısından incelenmesidir. Bu amaca yönelik, Facebook üzerinde okul öncesi öğretmenlerinin bulunduğu bir grup, belirli ölçütler dikkate alınarak seçilmiştir. Seçilen "TÜM ANASINIFI ÖĞRETMENLERİ" adlı grupta paylaşılan gönderi ve yorumlar veri doyumuna erişene dek kaydedilmiş, 16 günlük verinin yeterli olduğuna karar verilmiştir. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması desenine ait araçsal durum çalışmasından yararlanılarak yapılmıştır. İlgili gruptan, toplam 433 gönderinin ve 5003 yorumun analizleri Nvivo programı ile yapılmıştır. Ayrıca grupta üye olarak bulunan 40 öğretmenle yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerle görüşme çevrimiçi olarak grup üzerinden yapılmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerden ve ilgili grupta yapılan gönderilerden ve yorumlardan elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. İlgili grupta yapılan gönderilerden ve yorumlardan toplanan verilerin analizinde önce düşük düzeyli kodlama ile kodlanmış ve sonucunda 722 adet kod ortaya çıkmıştır. Düşük düzeyli kodlardan ortak amaca hizmet ettiği belirlenen kodlar bir araya getirilerek, 158 koda indirgenmiştir. Bu kodlar ise 4 tema (a) öğrenme süreci, b) mevzuat işleri c) beğeni –etiketleme- takdir- takip-teşekkür-sitem, d) eğitim dışı) ve 14 alt tema altında toplanmıştır. Araştırmaya ilişkin geçerlik ve güvenirlik çalışmasında nitel araştırmalarda kullanılan aktarılabilirlik, inandırıcılık, onaylanabilirlik ve güvenilebilirlik ölçütlerini sağlamak için alanyazındaki tekniklerden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin en çok öğrenme sürecine dair paylaşımlarda bulundukları, öğretmenlerin özellikle belirli gün ve haftalar ile ilişkilendirilmiş etkinlikler ve materyaller üzerine fikir alışverişi yaptıkları görülmüştür. Yönetmelik ve resmi duyurular ile ilgili öğretmenlerin gruptan faydalandıkları tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra öğretmenlerin grup içerisinde yaptıkları paylaşımlara karşın birbirlerine teşekkür, takdir ettiği yargısına varılmıştır. Görüşme yoluyla öğretmenlerden elde edilen verilerin analizi neticesinde ise, öğretmenlerin grupta en çok etkinlikleri takip ettikleri, mesleki gelişimlerine yeni etkinlikler öğrenip sınıflarında uygulayarak katkı sağladıklarını düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak incelenmiş olan bu grubun öğretmenin mesleki gelişimine faydalı olduğu gözlenmiştir.

Eğitim teknolojisiMesleki gelişmeOkul öncesi öğretmenler+4
Onur Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

2013 okul öncesi eğitim programının karakter eğitimi açısından değerlendirilmesi

Okul öncesi dönem çocuğun karakterinin büyük bir kısmının şekillendiği, gelecekte nasıl bir kişi olacağının temellerinin atıldığı kritik bir dönemdir. Bu nedenle de bu dönemde çocuğa verilecek olan karakter eğitimi ve eğitimin niteliği büyük bir önem arz etmektedir. Bu çalışmanın genel amacı, okul öncesi eğitimi karakter eğitimi bağlamında analiz etmektir. Üç aşamalı olarak gerçekleştirilen çalışmada ilk olarak 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı ve 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabı ile 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitabı karakter eğitimi açısından analiz edilmiştir. İkinci aşamada 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının analizinden çıkarılan karakteristik özelliklerin gerçekleşme ve önem düzeyine yönelik öğretmen görüşleri belirlenmiştir. Üçüncü aşamada ise yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla okul öncesi öğretmenlerinin, karakter eğitimine ilişkin görüşlerinin neler olduğu saptanmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel veri yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi, desen olarak da açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim - öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ilçesindeki resmi, bağımsız anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "2013 Okul Öncesi Eğitim Programı, 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabı, 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitapları", araştırmacı tarafından geliştirilen anket ve yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında dökümanlar ve yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Anket formundan elde edilen veriler ise SPSS paket programıyla betimleyici istatistikler belirlenerek analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; 2013 Okul Öncesi Eğitim Programında en fazla dikkatli, yetenekli, yaratıcı ve bağımsız karakter özelliklerine yer verildiği saptanmıştır. Yine 2013 Okul Öncesi Eğitim Programı ile 2013 Okul Öncesi Eğitim Programları Etkinlik Kitabının ve 2018 Okul Öncesi Etkinlik Kitabının karakter eğitimi açısından uyumlarının olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenlerine göre, programdan çıkarılan kırk yedi karakteristik özelliğin önem düzeylerinin bir özellik hariç çok önemli olarak görüldüğü; yine bu karakteristik özelliklerin gerçekleşme düzeylerinin ise iki özellik haricinde yüksek gerçekleşme düzeyinde olduğu bulunmuştur. Yarı yapılandırılmış görüşme sorularından elde edilen sonuçlarda, okul öncesi öğretmenlerinin karakter eğitimini sıkça değer eğitimi ile karıştırdıkları; okul öncesi dönem çocuklarına verilmesi gereken karakter özelliklerinin başında saygı, sevgi ve dürüstlük özelliklerinin geldiği; karakter eğitimini etkileyen en önemli faktörün aile ve daha sonra da okulun bulunduğu çevre olduğu tespit edilmiştir. Görüşme sorularından elde edilen bir diğer sonuç ise karakter eğitiminin mevcut okul öncesi eğitim programına ek kazanımlar aracılığıyla eklenmesidir. Öğretmenlerin ise karakter eğitimi hakkında çeşitli hizmetiçi eğitimlerle bilgi sahibi olmalarının sağlanması gerektiği sonucu da bir diğer görüşme verileri sonucu olarak bulunmuştur. Sonuç olarak; okul öncesi dönemde karakter eğitimi uygulamalarının önemi ve neler yapılması gerektiği konusunda araştırmacılara, uygulayıcılara ve politika yapıcılara yönelik öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Okul Öncesi Eğitim Programında Karakter Eğitimi, Okul Öncesi Karakter Eğitimi, Karakter, Karakter Eğitimi.

Eğitim programlarıKarakterKarakter eğitimi+3
Evrim Kocalar
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Investigating the digital readiness for academic engagement of international university students

"Tell me and I forget, teach me and I remember, involve me and I learn." Benjamin Franklin. Digital technologies are well known for active involvement of learners in the teaching learning process, so digital competence is essential for the university students at any level for both their academic success and for use in their respective careers. The purpose of this study was to investigate digital readiness of international university students for academic engagement. It was conducted at Gaziantep University on international students from Africa, America, Asia and European continents studying at different faculties like education, medicine, theology, engineering and law among others and at different years of study. A quantitative descriptive survey involved 288 students (64.2% male and 35.8% female), questionnaires in 3 different languages i.e. Arabic, English and Turkish language were administered. The instrument contained 17 items derived from Hung and Kim (2018) DRAE scale having 5 subscales; digital media awareness, digital tool application, information seeking skills, information sharing behaviour and digital application usage. The findings revealed that to a large extent the international university students are ready for the digital technologies' utilization in the academic field. Despite the fact that there were some deficiencies at the digital media awareness and digital tool application subscales. The findings showed that there were significant differences (p≤0.05) in participant's gender, geographical region, year, level and faculty of study groups. The researcher recommended provision of extra digital technology related lessons to students, political stability in the Middle East region and increased access to digital technology by students at high school to prepare them their usage at university level. Keywords: Digital readiness, Student engagement, International University students

Academic self-efficacyComputer assisted educationReadiness+5
Rahhamanı Kange
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal temasa dayalı grup rehberliği programının mülteci öğrencilere yönelik tutuma etkisi

Bu çalışmanın amacı, Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programının, yerleşik durumdaki ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumları üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışmada yarı deneysel desen türlerinden "öntest- sontest deney ve kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 12 ortaokul öğrencisi (7 kız, 5 erkek) ve kontrol grubunda 12 ortaokul öğrencisi (6 kız, 6 erkek) olmak üzere 24 ortaokul öğrencisi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine, araştırmacı tarafından hazırlanan "Gruplar Arası Temas Kuramına Dayalı Grup Rehberliği Programı" uygulanmıştır. Kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerine ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak "Mülteci Öğrencilere Yönelik Tutum Ölçeği (MÖYTÖ)" kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Friedman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda gruplar arası temas kuramına dayalı grup rehberliği programına katılan ortaokul öğrencilerinin, mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği öntest, sontest ve izleme puan ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve sontest ve izleme puan ortalamalarının öntest puanlarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek olduğu; kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin öntest, sontest ve izleme puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı bulunmuştur. Deney ve kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin mülteci öğrencilere yönelik tutum ölçeği son test ve izleme puanları ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı ve deney grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin sontest ve izleme puan ortalamalarının, kontrol grubunda yer alan ortaokul öğrencilerinin puan ortalamalarından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde yüksek çıktığı görülmektedir. Anahtar kelimeler: Gruplar arası temas, mülteci, tutum, ortaokul öğrenciler, grup rehberliği programı.

Yılmaz Girgin
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanlık ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ kullanımı: Sistematik bir derleme

Bu sistematik derleme, psikolojik danışman eğitimi ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ (YZ) uygulamalarının kullanımını inceleyen 2019–2025 yılları arasında yayımlanmış 21 çalışmayı kapsamaktadır. Scopus, ERIC, Web of Science ve TR Dizin veri tabanlarında yapılan taramalara; ulusal/uluslararası hakemli makaleler ile yüksek lisans ve doktora tezleri dahil edilmiştir. Bulgular, ChatGPT, Claude ve Gemini türü YZ araçlarının danışman eğitiminde üç temel işlev üstlendiğini göstermiştir: (a) rol yapma pratiği için simüle danışan sağlama, (b) nesnel ve açıklayıcı geri bildirim üretme ve (c) sanal danışman/süpervizör rolü yapma. Nicel bulgular, empati, yansıtıcı dinleme ve diğer temel danışmanlık becerilerinde tutarlı gelişmeler bildirmiştir. Terapötik becerilerde küçükten orta düzeye kadar gelişmeler arasında raporlanmış; öz-yeterlik puanları anlamlı biçimde artmış ve empati düzeylerinde iyileşme görülmüştür. Öğrenci deneyimleri genel olarak olumlu olup, çalışmalarda %85'e varan memnuniyet oranları, azalan kaygı ve artan özgüven dikkat çekmiştir. Bununla birlikte stajyerler, sözel olmayan iletişimin eksikliği ve zamanla aşırı idealize edilmiş YZ yanıtları gibi sınırlılıklara vurgu yapmıştır. YZ uygulamalarının etkililiği, öğretim bağlamına göre değişmiştir. Net performans kriterleri olan öğretilebilir becerilerde ve çoklu haftalara yayılan uygulamalarda daha güçlü kazanımlar elde edilirken; karmaşık terapötik yargılar için bulgular daha değişken kalmıştır. YZ'nin nesnel geri bildirimleri yüksek performans doğruluğu sağlamış olsa da duygusal nüanslarda daha düşük puanlar gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda, kendilik yansıtma süreçleri doğrudan YZ geri bildiriminden daha güçlü öz-yeterlik artışları üretmiştir. Genel olarak bulgular, YZ'nin özellikle acemi danışmanlar için temel danışmanlık becerilerini geliştiren, erişilebilir ve ölçeklenebilir bir tamamlayıcı araç olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, insan odaklı pedagojinin yerine geçmekten ziyade, onunla dengeli bir entegrasyon içinde kullanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Yapay zekâ, psikolojik danışman eğitimi, sistematik derleme, simüle danışan, otomatik geri bildirim, beceri eğitimi

Meryem Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Suriyeli çocuklara yabancı dil olarak Türkçe öğreten "öğreticilerin" öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı Suriyeli çocuklara Türkçe öğreten "öğreticilerin" yabancı dil olarak Türkçe öğretmeye dayalı öz yeterlik algılarını cinsiyet, yaş, mezun olunan lisans programı, okul türü, mesleki kıdem, Türkçe öğretimi sertifikasına (TÖMER) sahip olma, lisans programlarında Yabancılara Türkçe Öğretimi (YDT) dersi alma durumlarına göre incelemek ve öğreticilerin alanla ilgili görüşleri ile öğretim uygulamalarını ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 ve 2018-2019 eğitim öğretim yılları arasında Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi (PICTES) Projesi kapsamında Gaziantep ilinde görev yapan 305 Türkçe öğreticisi oluşturmaktadır. Çalışmada karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında veri toplama aracı olarak Şahin ve arkadaşları (2013) tarafından geliştirilen "Türkçeyi Yabancı Dil Olarak Öğretmeye Dayalı Öz Yeterlik Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmında ise gönüllü 12 Türkçe öğreticisi ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; Öğretmenlerin öz yeterlik algılarının cinsiyet, yaş, mezun olunan lisans programı ve Türkçe öğretimi sertifikası alma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklı olduğu ancak meslek kıdemi, okul türü ve yabancılara Türkçe öğretimi dersi alma değişkenlerine göre anlamlı düzeyde farklı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, öğreticilerin sosyal entegrasyon anlayışlarının tek taraflı uyum olduğu görülmüştür. Öğreticilerin dört temel beceriyi öğretirken ana dili öğretim etkinliklerine benzer etkinlikler kullandıkları saptanmıştır.

Dil öğretimiMesleki yeterlilikSuriyeliler+7
Zeynep Uğurlugelen
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde yalnızlık ve internet bağımlılığı arasındaki ilişki: Bilişsel çarpıtmaların aracı rolü

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinde yalnızlık ve internet bağımlılığı arasındaki ilişkide ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların aracı rolünü ortaya koymaktır. Çalışmaya Gaziantep Üniversitesi Eğitim Fakültesinde 2017- 2018 eğitim-öğretim yılında eğitim alan farklı bölümlerden 412 öğrenci katılmıştır. Araştırmada Kişisel Bilgi Formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği, İnternet Bağımlılığı Ölçeği ve Kişilerarası İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerin çalışma grubuyla olan yapı geçerliliğini test etmek amacıyla Keşfedici Faktör Analizi ve Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Verilerin analizi sürecinde betimsel istatistiklerle birlikte t testi, ANOVA, Yapısal Eşitlik Modellemesi ve en son aracılık için de Sobel Testi uygulanmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde; cinsiyete göre yalnızlık, internet bağımlılığı ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların "yakınlıktan kaçınma" alt boyutunda erkeklerin daha fazla puan aldıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyine göre ise anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Sosyo-ekonomik düzey değişkenine göre bakıldığında düşük sosyo-ekonomik düzeye sahip bireylerin kendilerini daha fazla yalnız algıladıkları, daha fazla internet bağımlılığına yatkın oldukları ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların "yakınlıktan kaçınma" boyutundan daha fazla puan aldıkları tespit edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde yalnızlık ile internet bağımlılığı ve kişilerarası ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. İlişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmaların yalnızlık ve internet bağımlılığı ilişkisinde kısmi aracı rolü olduğu bulunmuştur.

BağımlılıkBilişsel çarpıtmaEğitim psikolojisi+6
Safa Demir
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticileri ile öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenleri

Bu araştırmanın amacı, okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışmaların nedenlerini tespit etmeye çalışmaktır. Araştırma, 2020-2021 öğretim yılında Düzce İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 42 resmi ortaöğretim okulunda çalışan kolayda örneklem yoluyla seçilen 257 okul yöneticisi ve öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup araştırmanın verileri "Eğitim Kurumlarında Yöneticilerle Öğretmenler Arasındaki Çatışma Nedenleri Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin normallik analizi yapılmış ve verilerin normal dağılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; okul yöneticilerinin ve öğretmenlerin çatışma nedenleri puanlarının demografik değişkenleri arasındaki farklara ilişkin bulgular için "Mann Whitney-U" ve "Kruskal Wallis" gibi Non-parametrik testler uygulanmıştır. Ayrıca çatışma, genel hizmetleri alanı, işgören hizmetleri alanı, eğitim öğretim hizmetleri alanı ile hizmet alanlarının maddesel nedenleri puanlamaları analizleri yapılmıştır. Araştırma sonuçlara göre, okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenlerine ilişkin algıları yüksek düzeydedir. Okul yöneticileri ve öğretmenler arasında yaşanan çatışma nedenleri, cinsiyet, eğitim düzeyi, okul türü ve kurumdaki çalışma süresine göre anlamlı olarak farklılaşma görülmemiştir. Kurumdaki göreve göre çatışma nedenleri algıları, okul yöneticilerinin eğitim öğretim hizmetleri alanında öğretmenlere göre daha yüksektir. Mesleki kıdeme göre çatışma nedenleri algıları 15-21 yıl çalışma süresi olan okul yöneticisi ve öğretmenlerin daha yüksektir. Çatışma nedenlerinin maddesel incelenmesinde okul yöneticilerin en çok öğretmenlerin haftalık ders programları nedeniyle ve boş geçen derslerin doldurulması nedeniyle öğretmenlerle çatışma yaşadığı, öğretmenlerin ise en çok eğitim araç gereç yetersizliği nedeniyle ve öğretmenlerin ödüllendirilme süreci nedeniyle okul yöneticileri ile çatışma yaşadığı tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

Eğitim yönetimiMesleki çatışmaOkul yöneticileri+4
Duygu Arslan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Evliliğe yüklenen anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun aracı rolü

Bu araştırmada, evliliğe yüklenen anlam, yalnızlık, umutsuzluk ve bazı değişkenler (cinsiyet, yaş, romantik ilişki durumu) açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 348 kadın ve 219 erkek olmak üzere 567 bireyden oluşmaktadır. Evliliğe yüklenen anlam ile ilgili veriler "Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği" (Özabacı ve diğ., 2018), yalnızlık ile ilgili veriler "UCLA Yalnızlık Ölçeği Kısa Formu" (Doğan ve diğ, 2011), umutsuzluk ile ilgili veriler "Beck Umutsuzluk Ölçeği" (Seber, 1991) ile toplanmıştır. Araştırmanın hipotezleri doğrultusunda araştırma verileri Pearson Korelasyon Analizi ve Bağımsız Gruplar t Testi kullanılarak analiz edilmiş olup evliliğe yüklenen anlam ve yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde aracılık rolünün olup olmadığı aracı model kullanılarak test edilmiştir. Araştırma sonucunda, evliliğe yüklenen pozitif anlam ile negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk arasında negatif yönde, yaş ile arasında pozitif yönde istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur. Aynı zamanda test edilen aracı modelde, evliliğe yüklenen pozitif ve negatif anlam ile yalnızlık arasındaki ilişkide umutsuzluğun kısmi aracı role sahip olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte evliliğe yüklenen anlamın cinsiyete göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüş ve evliliğe atfedilen pozitif anlamın kadınlarda erkeklere göre daha yüksek; negatif anlamın ise kadınlarda erkeklere göre daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yalnızlığın ve umutsuzluğun cinsiyete göre anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüştür. Erkeklerin yalnızlık ve umutsuzluk düzeyleri kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Bununla birlikte evliliğe yüklenen pozitif anlam, bireyin romantik ilişki durumuna göre istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşmış olup evliliğe yüklenen pozitif anlamın romantik ilişkisi olan bireylerde olmayanlara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık ve umutsuzluk ise bireyin romantik ilişki durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmamıştır. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik, evliliğe yüklenen pozitif anlam, evliliğe yüklenen negatif anlam, yalnızlık, umutsuzluk.

EvlilikEvlilik ilişkisiUmutsuzluk+2
Kübra Dombak
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel bağlılığı, iş doyumu ve hizmetkar liderlik

Bu araştırmanın amacı, okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranış düzeyleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve iş doyum düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın yöntemi, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu; Sakarya ilinde, ilköğretim düzeyindeki okullarda, 2021-2022 eğitim öğretim yılında görev yapmakta olan 504 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama kısmında; "Kişisel Bilgiler Anketi", "Okul Müdürlerinin Hizmetkar Liderlik Davranışları Ölçeği", "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" ve "İş Doyum Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 23.0 istatistiksel paket programı kullanılmıştır. Normallik testi sonucunda, çarpıklık ve basıklık değerlerine göre verilerin normal dağılım gösterdikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda; okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları ve iş doyumları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki bulunmuştur. Hizmetkar liderlik ile örgütsel bağlılık ve iş doyumu alt boyutları arasında da anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Örgütsel bağlılık alt boyutlarından devam bağlılığı alt boyutu ile diğer alt boyutlar arasındaki ilişkinin negatif yönlü olduğu, diğer tüm alt boyutların birbirleriyle olan ilişkisinin pozitif yönlü olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Hizmetkar liderlik davranış düzeylerinin branş değişkenine göre farklılaştığı, örgütsel bağlılık düzeylerinin mesleki kıdem ve branş değişkenlerine göre farklılaştığı ve iş doyumu düzeylerinin cinsiyet ve branş değişkenlerine göre farklılaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır.

Hizmetkar liderlikLiderlikÖlçekler+4
Yunus Emre Akın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rolleri ile kullandıkları güç kaynakları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rolleri ile kullandıkları örgütsel güç kaynakları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma nicel bir araştırmadır ve araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Düzce ilinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi liselerde görevli öğretmenler oluşturmaktadır. Düzce il merkezi ve ilçelerinde bulunan 49 lisede 1615 öğretmen görev yapmaktadır. Ölçekler, çevrimiçi araçlar üzerinden katılımcılara uygulanmış ve 340 öğretmenden veri alınmıştır. Katılımcılara demografik bilgi içeren kişisel bilgi formumun ardından Şahin, Uğur, Dinçel, Balıkçı ve Karadağ'ın (2014) Türkçe' ye uyarladığı "Dağıtımcı Liderlik Ölçeği" ile Altınkurt ve Yılmaz'ın (2013) geliştirmiş olduğu "Okullarda Örgütsel Güç Ölçeği" uygulanmıştır. Ölçek geliştiricilerden ölçekleri araştırmada kullanabilmek adına izin alınmıştır. Verilerin analizi için SPSS 25.0 programı kullanılmış olup, okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rolleri ile kullandıkları örgütsel güç kaynakları arasındaki ilişkiyi bulmak için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır. Okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rollerinin ve kullandıkları örgütsel güç kaynaklarının demografik değişkenlere göre istatistiksel olarak farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için; tek yönlü varyans analizi, bağımsız örneklem t testi, post hoc ve Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rollerini gerçekleştirme düzeylerinin öğretmen algılarına göre yüksek seviyede olduğu görülmüş, dağıtımcı liderlik rollerini gerçekleştirme düzeylerinin öğretmenlerin yaş, eğitim durumu, kıdem, okul türü değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterirken; cinsiyet, branş, okul yöneticisi ile çalışılan süre değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemiştir. Araştırmanın bir diğer sonucu okul yöneticilerinin örgütsel güç kaynaklarından en yüksek seviyede uzmanlık gücünü en az seviyede ise zorlayıcı gücü kullandıklarıdır. Okul yöneticilerinin kullandıkları örgütsel güç kaynaklarına ilişkin öğretmen görüşlerinin; eğitim durumu, kıdem, okul türü, okul yöneticisi ile çalıştığı süre değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterirken, cinsiyet, yaş, branş değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Araştırma sonucunda okul yöneticilerinin dağıtımcı liderlik rollerini gerçekleştirme düzeyleri ile okul yöneticilerinin kullandıkları örgütsel güç kaynakları düzeyi arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Güç türleri ve dağıtımcı liderlik arasında ise; yasal güç ile pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki söz konusudur. Dağıtımcı liderlik ile ödül gücü arasında pozitif yönlü orta düzeyde anlamlı bir ilişki, zorlayıcı güç ile negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki, uzmanlık gücü ile pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki, karizmatik güç ile de yine pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Sözcükler: Dağıtımcı Liderlik, Örgütsel Güç Kaynakları

Dağıtımcı liderlikEğitim yönetimiGüç kaynakları+4
Betül Türkseven Dübüş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde yaşanan problemler ve öğretmenlerin mesleki tükenmişliği

2019 yılı Aralık ayında başlayıp 2022 yılının ilk aylarına kadar devam eden Covid -19 küresel salgının, bu süreci yaşayan küçük büyük her bireyde kalıcı etki bıraktığı göz ardı edilemez bir gerçektir. Yakın tarihte eşi görülmemiş ölümcül bir tehdit, bütün dünyayı etkisi altına aldı ve dünya genelinde neredeyse zarar görmeyen bir sektör kalmadı. Eğitim sistemleri de bu süreçte en çok zarar gören alanlardan birisidir. Salgının başlangıcında virüsün bulaşıcılığını ve salgının yayılımını azaltma amacıyla uygulanan kısıtlamalar, eğitim faaliyetlerinin durmasına sebep olmuştur. Salgının bertaraf edilmesinin zaman alacağı anlaşılınca eğitim faaliyetlerini sürdürebilmek için alternatif bir çözüm yolu olarak uzaktan eğitim yöntemi uygulanmaya başladı. Bu araştırmada salgın sürecindeki uzaktan eğitim sürecinde yaşanan problemlerin belirlenmesi ve bu problemlerin öğretmenlerin mesleki tükenmişliği ile ilişkisinin tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenleri kapsamaktadır. Araştırmaya gönüllülük esasına göre 261'i kadın, 218'i erkek olmak üzere toplam 479 öğretmen katılmıştır. Veri toplama aracı, uzaktan eğitim sürecinde yaşanan problemleri belirleme ölçeği, kişisel bilgiler formu ve mesleki tükenmişlik envanteri eğitici formu olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Veriler SPSS 23 paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve elde edilen sonuçlar neticesinde uzaktan eğitim sürecinde yaşanan problemleri tespit eden beş alt faktörden oluşan 29 soruluk bir ölçek geliştirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda salgın sürecindeki uzaktan eğitim faaliyetlerinde yaşanan problemlerin öğretmenlerin mesleki tükenmişliğini artırdığı, diğer yandan kişisel başarıyı da düşürdüğü belirlenmiştir. Araştırmada mesleki kıdemi 5 yıl ve altı olan öğretmenlerin daha yüksek kıdeme sahip öğretmenlere göre uzaktan eğitim sürecinde daha fazla problem yaşadığı, bu nedenle mesleki kıdemi düşük olan öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin kıdemli öğretmenlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca temel eğitim branşı öğretmenlerinin sayısal ve sözel branş öğretmenlerine göre daha az problem yaşadıkları ve mesleki tükenmişlik seviyelerinin de sayısal ve sözel branş öğretmenlerinden düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Salgının bitmesine rağmen uzaktan eğitim faaliyetlerinin devam edeceği gerçeğinden hareketle, elde edilen sonuçlar sayesinde uzaktan eğitim faaliyetlerindeki eksikliklerin tamamlanması; hataların düzeltilmesi ve uzaktan eğitimden yüksek verim alınması için bu çalışmanın yol gösterici olması hedeflenmektedir.

TükenmişlikUzaktan eğitimÖlçekler+1
Bilal Azizoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul yönetici ve öğretmenlerinin görüşlerine göre ilkokulların yönetişim düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, ilkokul yönetici ve öğretmenlerinin görüşlerine göre ilkokullardaki yönetişim düzeyini incelemektir. Araştırmada, betimsel nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde yer alan 116 resmi ilkokulda görev yapan 3536 öğretmen ve 153 okul yöneticisi oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında basit seçkisiz örneklem yöntemine göre seçilen 24 ilkokulda görev yapan 50 yönetici ve 530 öğretmen oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, Aslan (2016) tarafından geliştirilen "Eğitim Örgütlerinde Yönetişim Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, betimsel istatistiklerden "aritmetik ortalama", "standart sapma"; parametrik analiz tekniklerinden "t-testi" , "tek yönlü varyans analizi (ANOVA)" ve "Post Hoc çoklu karşılaştırmalar testi"nden yararlanılmıştır. Elde edilen verilerle, araştırmaya katılan öğretmenlerin ve yöneticilerin değerlendirmelerinin, cinsiyet, mesleki kıdem ve sendikaya üyelik değişkenlerine bağlı olarak farklılık gösterip göstermediği test edilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgulara göre ölçek geneli ve alt boyutlarda demografik özelliklerin bazılarına göre anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Yönetici ve öğretmenlerin görüşlerine göre ilkokulların yönetişim düzeyi yüksektir. Yöneticilerin ilkokulların yönetişim düzeylerine ilişkin görüşleri ise öğretmenlerinkinden daha yüksektir.

Eğitim kurumlarıEğitim yönetimiYöneticiler+5
Bayram Gül
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoksulluk kültürünün öğrencilerin eğitim yaşantılarına ve gelişim alanlarına yansımalarının incelenmesi (Annelerin deneyimleri)

Bu araştırmanın temel amacı yoksul annelerin yaşantıları, deneyimleri ve aile öykülerine dönük anlatılarından hareketle yine onların bakış açısıyla, çocukların gelişim düzeyleri ve akademik yaşantılarında yoksulluk kültürünün etkilerini incelemektir. Bu çalışma yoksulluk kültürünün çocukların gelişim alanları ve akademik başarısına etkisine dair gerçeklikleri, yoksul annelerin deneyimlerine göre tanımlamayı, yorumlamayı ve onların baktığı yerden görerek anlamlandırmayı amaçladığı için, nitel araştırma geleneği içerisinde yer alan fenomenoloji-olgubilim modeliyle yürütülmüştür. Çalışma grubunun seçilmesinde homojen (benzeşik) örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcılar Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde 2022 yılı için belirlenen aylık net 4.253 TL'lik asgari ücretin altında gelirle yaşayan ve eğitim kurumlarına devam eden çocuğu olan gönüllü 10 anneden oluşmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde tematik analiz metodu kullanılmış, anlatılarda ne söylendiğine ne anlatıldığına odaklanılmış, tematik içeriklere tümevarımsal bir yaklaşımla ulaşılmıştır. Bulgular kadın yoksulluğu ve gündelik hayata yansımaları, kadınların yoksullukla mücadelede kullandıkları çözüm yolları, annelerin deneyimlerine göre yoksulluk ve eğitim, içselleştirilmiş yoksulluk kültürü ve eğitim olmak üzere belirlenen dört tema başlığı altında yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda annelerin, çocuklarının fiziksel, bilişsel ve davranışsal gelişimlerini sağlıklı olarak tamamlayabilecek kaynaklara ulaşmak için mücadele ettikleri, sosyoekonomik seviyelerindeki düşüklüğün öğrencilerin eğitim yaşamlarını olumsuz etkilediği ancak bazı çocukların dezavantajlı yaşam şartlarının getirdiği zorlukların üstesinden gelebilecekleri aracı kaynaklar özellikle annelerin beceri ve gücü vasıtasıyla başarılı olabildikleri görülmüştür.

Akademik başarıEğitim yaşantıları memnuniyetiGelişim+4
Döndü Sağlam
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

5. sınıf bilişim teknolojileri ve yazılım dersi öğretmen rehber kitabının etkinlik tasarım prensipleri çerçevesinde değerlendirilmesi

Bu araştırmada 5. Sınıf Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi öğretmen rehber kitabındaki etkinliklerin, etkinlik tasarım prensiplerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla nitel araştırma yöntemine göre desenlenen çalışmada döküman incelemesi yoluyla öğretmen rehber kitabında yer alan 121 adet etkinlik, etkinlik tasarım prensiplerine göre incelenmiştir. Bu bağlamda etkinliklerin Özmantar ve Bingölbali'nin (2009) belirlediği; etkinliğin amacı, sınıf yönetimi, etkinliğin birden fazla başlangıç noktasına sahip olması, etkinlik kapsamında kullanılacak araçlar, etkinlik uygulanmasında öğretmen ve öğrenci rolleri, öğrencilerin ön bilgileri, öğrenci zorluk ve yanılgıları, ölçme ve değerlendirme ve etkinliklerin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken esneklik prensiplerine göre analizleri yapılmıştır. Bilişim Teknolojileri ve Yazılım dersi öğretmen rehber kitabındaki etkinliklerin tasarımında genel olarak; etkinliğin amacı, sınıf yönetimi, öğrenci ön bilgileri, öğretmen ve öğrenci rolleri, etkinlik kapsamında kullanılacak araçlar gibi prensiplerin yer aldığı tespit edilmiştir. Ancak ölçme değerlendirme, öğrenci zorluk ve yanılgıları ile etkinliğin birden fazla başlangıç noktasına sahip olması prensiplerine etkinlik tasarımında yeterince dikkat edilmediği tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Etkinlik Tasarım Prensipleri, Etkinlik Temelli Öğretim, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım

Bilişim teknolojileri ve yazılım dersiDers kitaplarıEtkin öğrenme yöntemleri+7
Esra Gençer Kayahan
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile eğitim programının annelerin ebeveynlik davranışlarına ve çocuklarında gözlenen davranış problemlerine etkisi

Bu araştırma ADDT'ye dayalı Aile Eğitim Programının annelerin ebeveynlik davranışları üzerindeki etkisini ve annelerin çocukların da algıladıkları davranış problemleri üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlanmıştır. Çalışmaya çocukları ilkokula devam eden 28 anne katılmıştır. Katılımcılardan 14 anne deney grubunu oluştururken 14 anne kontrol grubunu oluşturmaktadır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarına Alabama Ebeveyn Davranışları Ölçeği ve Conners' Anababa Derecelendirme Ölçeği uygulanmıştır. Öntest ölçümlerinin ardından deney grubunda yer alan anneler ile 7 oturumdan oluşan Akılcı Duygusal Aile Eğitim Programı gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubu ile herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Deney grubu ile uygulamaların bitiminden 1 hafta sonra sontest ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde 2x2 yönlü varyans analizi tekniği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda aile eğitim programına katılan annelerin çocuklarında bu eğitim programına katılmayan annelerin çocuklarına göre annelerin çocukları için algıladıkları davranış problemlerinde önemli düzeyde azalma olduğu annelerin işlem öncesine göre kendi ebeveynlik rollerine ilişkin olumlu tutum ve davranışların arttığı olumsuz tutum ve davranışların azaldığı görülmektedir.

Aile eğitimiAkılcı duygusal eğitimAnne davranışı+7
Çiğdem Altuntaş
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki ve teknik eğitim politikalarının analizi: Öğretmen, okul yöneticisi ve sektör görüşleri

Bu araştırmanın amacı; Türk eğitim sistemindeki mesleki ve teknik eğitim politikalarının, mesleki ve teknik eğitim sisteminin iç ve dış paydaşlarının bakış açısından analiz edilmesidir. Mesleki ve teknik eğitim politikaları; yükseköğretime geçiş sistemi, mesleki eğitime yönlendirme, istihdam ve ekonomik büyüme, program türleri, modüler eğitim sistemi, staj uygulamaları, mesleki ve teknik eğitime yön veren kanunlar ve mesleki-teknik eğitim kurumları ile işletmeler arasında iş birliği konularında ele alınmıştır. Aynı zamanda mesleki ve teknik eğitim kurumlarının temel sorunları ve merkezi yönetimden beklentiler incelenerek ihtiyaç duyulan farklı politika alanları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırma, betimsel desende yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubu, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerinde bulunan mesleki ve teknik eğitim kurumlarında görev yapan 10 öğretmen ve 10 okul yöneticisi ile Gaziantep ilinde faaliyet gösteren 10 işletme temsilcisi olmak üzere 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örnekleme ve maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırma verileri, yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; mesleki ve teknik eğitim politikaları kapsamında yeni düzenlemeler yapılması beklenen birçok alan bulunmaktadır. Bu alanlar arasında; merkezi sınav sistemi, öğrenci profili, iş olanakları, eğitim personelinin nicelik ve niteliği, öğretim programları, mesleki ve teknik eğitim kurumlarına ayrılan bütçe, altyapı ve donanım, staj uygulamaları, yönlendirme çalışmaları, yükseköğretime geçiş sistemi ve okul-işletme iş birliği öne çıkmaktadır. Mesleki eğitimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için tüm paydaşların sürece katkı yapması ve sorumluluk alması beklenmektedir. Araştırmanın sonuçları, mesleki ve teknik eğitim sisteminin sorunları ve mevcut politikalar kapsamında tartışılmış ve bunun sonucunda mesleki ve teknik eğitimin iyileştirilmesine yönelik öneriler geliştirilmiştir. Anahtar kelimeler: Mesleki-teknik eğitim sistemi, mesleki-teknik eğitim politikaları, eğitim sistemindeki sorunlar

EğitimEğitim politikalarıEğitim sorunları+4
Yusuf Cice
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin mükemmeliyetçilik ve öz-duyarlık arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmaya 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ilinde farklı tür liselerde çalışan 310 öğretmen katılmıştır. Araştırmada 'Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği' ve 'Öz-duyarlık Ölçeği' kullanılmıştır. Araştırma verileri ANOVA, t testi ve Pearson Korelasyon analizi ile elde edilmiştir. Bulgulara bakıldığında; toplam mükemmeliyetçilik puanlarının cinsiyet ve medeni hal değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği görülmüştür. Erkek öğretmenlerin kadınlara göre; evli öğretmenlerin bekarlara göre daha mükemmeliyetçi oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Toplam öz-duyarlık puan ortalamalarında anlamlı farklılığa rastlanamamıştır. Mükemmeliyetçiliğin alt boyutlarına bakıldığında; 'düzen' alt boyutunda cinsiyet göre; 'hatalara aşırı ilgi' alt boyutunda; cinsiyet, yaş, medeni hal ve çalışma yılına göre 'ailesel eleştiri' alt boyutunda yaşa göre; 'kişisel standartlar 'alt boyutunda cinsiyete göre; 'davranışlardan şüphe' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öz duyarlığın alt boyutlarına bakıldığında; 'öz-sevecenlik' alt boyutunda yaş ve çalışma yılına göre; 'izolasyon' alt boyutunda branşa göre anlamlı farklılıklara rastlanmıştır. Öğretmenlerin mükemmeliyetçilikleri ve öz-duyarlıkları arasında pozitif ve düşük düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Öz-duyarlığın olumlu alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında negatif; öz-duyarlığın olumsuz alt boyutlarıyla, mükemmeliyetçilik ve mükemmeliyetçiliğin alt boyutları arasında ise pozitif düzeyde anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Mükemmeliyetçilik, öz-duyarlık, öğretmenler

Eğitim psikolojisiMükemmeliyetçilikÖz duyarlılık+1
Yazgülü Ayşe Özyurt Uysal
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk milli eğitim sisteminin temel sorunları üzerine öğretmen görüşleri

Bu çalışmada Türk milli eğitim sisteminin temel sorunları incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında görüşme yapılacak çalışma grubu amaçlı, ölçüt örnekleme yöntemlerinden kartopu veya zincir örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir Araştırmanın çalışma grubu olarak deneyimli ve tecrübeli olduğuna inanılan ve okul müdürleri tarafından örnek olarak gösterilen öğretmenler tercih edilmiştir. Bu nitelikleri taşıyan 20 öğretmenle görüşme yapılmış ve yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; öğretmenlerin mesleki gelişim sürecinde, yetiştirilmesinde ve özlük haklarında sorunların yaşandığı, yönetici yetiştirme sisteminin kurulamadığı ve yöneticilerin liyakate göre atanamadığı, eğitim öğretim sürecinin ezberci ve öğretmen merkezli bir anlayışla yürütüldüğü, merkezi sınavların eğitim öğretim faaliyetlerini olumsuz etkilediği, eğitim sistemi ve eğitim politikalarında yaşanan sık değişimlerin güven ve istikrar problemi oluşturduğu, öğretim müfredatları ve materyallerinin öğrenci ilgi ve ihtiyaçlarına cevap vermediği, 4+4+4 eğitim sistemi ve 12 yıllık kesintisiz eğitimin bir takım sorunlara yol açtığı, okulların fiziksel alt yapı ve donanım eksiklerinin devam ettiği, meslek liselerinin işlevini tam alarak yerine getiremediği, sınıf mevcutlarında yoğunluğun devam ettiği, eğitimde fırsat ve imkan eşitliğinin istenilen düzeyde olmadığı, ebeveynlerin çocukları ile iletişiminin sorunlu olduğu, öğrencilerde teknoloji bağımlılığının önlenemediği ve rehberlik ve yönlendirme sisteminin yeteri kadar işlevsel olmadığı yönünde sonuçlara ulaşılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda Türk eğitim sisteminin tespit edilen sorunlarına yönelik tüm eğitim paydaşlarının görüşlerinin dikkate alınarak etkili ve süreklilik arz eden reformların yapılmasına gerek duyulmaktadır.

Eğitim sistemiEğitim sorunlarıMilli eğitim+2
Okan Demir
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveyn stresinin ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi açısından incelenmesi

Ebeveyn stresinin, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişimi ve bazı demografik değişkenler açısından ilişkisinin incelendiği bu araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı betimsel bir araştırmadır.Araştırma kapsamında ergenlik döneminde çocuğu olan anne babaların ebeveynlik stresini ölçen geçerli ve güvenilir bir ölçme aracını literatüre kazandırmak amaçlanmıştır.Bu amaç doğrultusunda çalışmada öncelikle Abidin (2012) tarafından geliştirilen; Çekiç, Akbaş ve Hamamcı (2015) tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılarak Türkçeye kazandırılan Anne-Baba Stres Ölçeği-Kısa Formu (ABSÖ-KF)ergen anne babalarına uygulanarak geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır.Çalışma sonucunda ergen anne babaları için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı literatüre kazandırılmıştır.Bu araştırmanın evrenini Gaziantep ili merkez ilçelerinde bulunan çocuğu ergenlik döneminde olan anne ve babalar oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 292 anne ve 200 baba olmak üzere toplam 492 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplamak amacıyla Anne-Baba Stres Ölçeği -Kısa Formu (ABSÖ-KF), Demir ve Gündüz tarafından uyarlanan Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Kahraman (2016) tarafından geliştirilen Ebeveynin Çocuğuyla İletişimi Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır.Ebeveyn stresi, ebeveyn yetkinliği ve ebeveynin çocuğu ile iletişiminin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı SPSS 17.0 programı ile ölçeğin doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ise Lisrel 8.51 istatistik paket program ile gerçekleştirilmiştir. Aynı zamanda demografik değişkelerin ebeveyn stresi ve ebeveyn ergen iletişimini nasıl etkilediği incelenmiş ve ebeveyn yetkinliği ile ebeveyn ergen iletişiminin, ebeveyn stresinin %15,5 ini yordadığı bulunmuştur.

Aile içi iletişimAna-çocuk iletişimiBaba-çocuk iletişimi+5
Kader Karageyik
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de öğretmenlik meslek etik ilkelerinin uygulanmasına ilişkin okul müdürleri görüşleri

Bu çalışmanın amacı öğretmenlik meslek etiği ilkelerinin uygulanmasına ilişkin okul müdürleri tarafından, etik dışı davranışların betimlenmesi, davranışların nedenleri, bu davranışların önlenmesi için neler yapımasın gerektiği ve etik dışı davranışlarla karşılaştıklarında kendi uygulamalarının neler olduğuna ilişkin görüşlerinin ortaya konulmasıdır. Araştırmada nitel araştırmanın alt birimlerinden durum çalışması deseni ile ölçüt örnekleme ve kartopu örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Bu bağlamda Düzce ilinde görev yapan yöneticilik kıdemi en az on beş yıl olan 17 okul müdürü ile görüşme yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış form kullanılarak dört adet açık uçlu soru ve hazırlanan her bir sorunun altında katılımcının soruyu daha iyi anlamasına yardımcı olmak üzere alt sorular oluşturulmuştur. Katılımcılarla yapılan görüşmeler sonucu oluşturulan görüşme metinleri betimsel ve içerik analizi yaklaşımına göre analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilmiş bulguların analizi ile öğretmenler mesleğini icra ederken iletişim becerilerinde yetersiz oldukları, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz ardı ederek onları ahlaki yeterliliklerinden ziyade maddi olgulara göre değerlendirdikleri, ölçme değerlendirme faaliyetlerini mevzuata göre uygulamadıkları, mesleğini sevmediği ve ekonomik kaygılar içerisinde icra ettikleri, meslektaşlarına karşı olumsuz bakış açısı geliştirdikleri, onlarla sağlıklı iletişim kuramadıkları, velilerle iletişim sürecini sağlıklı yürütemediği, her şeyi okul yönetiminden beklediği ve işbirliği yapmadığı gibi etik dışı davranışları sergiledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin etik dışı davranış sergileme nedenleri ise kendilerini güncellemediği ve mesleki gelişimi sağlayamadığı, akademik ve pedagojik yeterliliğe sahip olmasına rağmen uygulamada yetersiz oldukları, ön hazırlığı olmadan derslere girdiği, öğrenciye rol model olma noktasında bilinçsizce yaklaştığı, öğrencileri ölçme değerlendirmede farklı bakış açısıyla not ile kontrol altına aldıkları, tüm paydaşlarına karşı sağlıklı iletişim kuramadığı, lisans eğitiminin uygulamaya dönük olmasından ziyade akademik bilgi boyutunda kaldığı, eğitim sistemindeki merkezi yapı değiştiğinde kişilere bağlı olarak eğitim politikalarının ve felsefesinin değiştiği, 657 sayılı devlet memurları kanunun öğretmenlerin üzerinde büyük bir koruyucu ve dokunulmazlık zırhı olarak görüldüğü, okul yöneticilerinin öğretmene karşı tutum ve davranışları adil olmadığı, mesleğe yeni başlayan öğretmenin rol model alacağı meslektaşının olmadığı, öğretmenin mesleğinin ona sağladığı maddi kazanç ile yetinmeyerek yaptığı iş karşılığında fazlasın bulamadığı için bencil kişilik yapısının geliştiği, öğretmenin sahip olduğu psikolojik sorunlarını mesleğine yansıttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Etik dışı davranışların önlemesine yönelik ise, öğretmenlerin mesleki gelişim yeterliliklerini tekrar gözden geçirilmesi, tüm paydaşları ile iletişim ve işbirliği içinde olması, öğretmen adaylarının mesleğe alınma sürecinde gözetilen kriterin yalnızca KPSS değil öğretmenlik mesleğini icra edecek kişiyi mesleğini yapma hevesi, psikolojik durum, insani değerler, akademik referans kapsamında değerlendirilmesi, okul idaresinin herkese eşit mesafede adil davranması, yasal düzenlemelerin işlerlik kazanması sonuçlarına ulaşılmıştır. Etik dışı davranışlarda okul müdürlerinin uygulamalarına yönelik bulgularda ise okul müdürleri, etik dışı davranışlar ile karşılaştıklarında durumu problem haline getirmemek adına üzerinde durmadan üstünü örtme eğilimi ile birlikte okul imajını zedelememe amacıyla iletişim ve ikna yoluna giderek yasal yollara başvurmadığı, somut olan etik dışı davranışların yasal yola başvurma durumuyla sonuçlandığını, yasal yollara başvurma kararını kendi ahlaki tutumları doğrultusunda değerlendirerek verdiğini, öğretmenin tarz ve tutumu, hatasında ısrarcı oluşu, etik dışı davranışların sürekli hale getirmesi okul müdürünün yasal yollara başvurma kararının etkileyen unsurlar olduğu sonuçları ortaya çıkmaktadır. Araştırmada elde edilen bulgular doğrultusunda etik ilkelerin varlığından haberdar olarak bu konuda farkındalık bilinci taşımak çoğu etik dışı davranışında önceden önüne geçmesine olanak sağlayacaktır. Eğitim politikalarını belirlerken ülkenin eğitim felsefesi anlayışından yola çıkarak kültürel değerleri de göz önünde bulundurup iyi düzenlenmiş bir hukuki çerçeve ile toplumsal beklentilere karşılık verebilecek etik ilkelerin benimsenmesi ve sürekli gelişen koşullarda güncellenmesi gerekmektedir. Ayrıca öğretmen mesleki anlamda yeterliliklerini sağlamış kendini mesleki anlamda geliştiren ve bu kutsal mesleğin ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiğinin bilincinde olmalıdır.

EtikEtik dışı davranışEtik kültür+7
Huzur Kurt
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

4-5 yaş çocukların annelerinin duygu sosyalleştirme davranışlarının anne çocuk ilişkisi ve çocukların sosyal becerileri üzerindeki rolünün incelenmesi

Bu çalışmada annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının, anne çocuk ilişkisi ve çocukların sosyal becerileri üzerindeki rolünü incelemek amaçlanmaktadır. Aynı zamanda annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının, anne çocuk ilişkisinin ve çocukların sosyal becerilerinin demografik değişkenlere (çocukların cinsiyeti, yaşı, kardeş sayısı, nesneye bağlanma durumu ve anne yaşı, eğitim durumu, çocuk psikolojisi ile ilgili yayın ve eğitimleri takip etme sıklığı) göre farklılaşma durumununun incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden "ilişkisel tarama yöntemi" kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 4-5 yaş çocuğu olan annelerden veri toplanmıştır. Veri toplama sürecinde annelerin ve çocukların demografik bilgilerini tespit etmek için "Kişisel Bilgi Formu", annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarını belirlemek için "Çocukların Olumsuz Duygularıyla Baş Etme Ölçeği", çocukların sosyal becerilerini tespit etmek için "Sosyal Beceri Geliştirme Sistemi-Derecelendirme Ölçeği Okul Öncesi Versiyonu Aile Formu" ve anne çocuk arasındaki ilişkiyi belirlemek içinse "Çocuk Anne-Baba İlişki Ölçeği Anne Formu", kullanılmıştır. Elde edilen verileri analiz etmek üzere SPSS.26 paket programı kullanılarak bağımsız örneklem t testi, tek yönlü ANOVA analizi, pearson korelasyon katsayısı ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonucuna göre annelerin bazı duygu sosyalleştirme davranışları çocukların yaşına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna, kardeş sayısına, nesneye bağlanma durumuna ve annelerin çocuk psikolojisi ile ilgili kaynakları takip etme sıklığına göre farklılaşmaktadır. Anne çocuk ilişkisi annelerin çocuk psikolojisi ile ilgili kaynakları takip etme sıklığına göre farklılaşmaktadır. Çocukların sosyal beceriler alt boyutları çocukların cinsiyetine, yaşına, annenin yaşına, annenin eğitim durumuna göre farklılık göstermektedir. Yapılan regresyon analizinde annelerin duygu sosyalleştirme davranışlarının anne çocuk arasındaki ilişkiyi ve çocukların sosyal becerilerini yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular literatürdeki çalışmalar dikkate alınarak tartışılmıştır. Bulgulardan yola çıkarak ileride yapılacak çalışmalar için, ebeveynler için ve alanda çalışan uzmanlar için öneriler sunulmuştur.

Ana-çocuk ilişkisiAnnelerDuygu sosyalizasyonu+4
Şeyma Nur Yaslı
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin mesleki idealizmlerinin ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin örgütsel uyuma etkisi

Bu araştırmada öğretmenlerin mesleki idealizm düzeyleri ve örgütsel sosyalleşme düzeylerinin örgütsel uyuma etkisinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda kişisel bilgi formu aracılığıyla toplanan bazı demografik değişkenlerin öğretmenlerin mesleki idealizm düzeylerine, örgütsel sosyalleşme düzeylerine ve örgütsel uyum düzeylerine ilişkin algılarında anlamlı bir fark oluşturup oluşturmadığı da araştırmanın bir diğer önemli amaçlarından biridir. Araştırmanın örneklemini basit tesadüfi örneklem yöntemi ile belirlenmiş ve Düzce il merkezinde resmi okullarda çalışan 488 öğretmen oluşturmakta olup ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çevrimiçi yöntem ile toplanarak 4 ayrı ölçekten yararlanılmıştır. Öğretmenlerin demografik ve mesleki bilgilerini toplamak amacıyla "kişisel bilgi formu", Can, Yıldırım, Bedir ve Atalmış (2019) tarafından geliştirilen "İdealist Öğretmen Ölçeği", Erdoğan ve Dönmez (2019) tarafından geliştirilen "Örgütsel Sosyalleşme Ölçeği" ve Piasentin (2007) tarafından geliştirilmiş olan ölçekten esinlenerek Uçan (2019) tarafından oluşturulan "Örgütsel Uyum Ölçeği" araştırmada kullanılan ölçeklerdir. Öğretmenlerin mesleki idealizm, örgütsel sosyalleşme ve örgütsel uyum düzeylerinin hepsinin orta noktanın üzerinde yüksek seviyede olduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda öğretmenlerin demografik ve mesleki bilgi değişkenleri arasındaki farklar incelendiğinde; örgütsel sosyalleşme düzeylerinde cinsiyet, sendikaya üyelik durumu, okuldaki çalışma süresi değişkenlerinde, örgütsel uyum düzeylerinde ise okuldaki çalışma süresi, okullarındaki öğretmen sayısı, okulun bulunduğu çevrenin sosyoekonomik düzeyi değişkenlerinde anlamlı farklar tespit edilmiştir. Öğretmenlerin uyum düzeyini artırabilmek için, aynı okulda çalışma sürelerini uzatacak, okulların öğretmen sayılarını belli bir sınırda tutacak tedbirler alınabilir. Yapılan korelasyon testine ilişkin bulgularda öğretmenlerin mesleki idealizm düzeyleri ile örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasında, mesleki idealizm düzeyleri ile örgütsel sosyalleşme düzeyleri arasında ve örgütsel sosyalleşme düzeyleri ile örgütsel uyum düzeyleri arasında orta düzeyde anlamlı farklar tespit edilmiştir. Mesleki idealizm ve örgütsel sosyalleşme değişkenlerinin örgütsel uyum değişkeninin anlamlı yordayıcısı olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.

Grup uyumuMesleki inançMesleki tutum+6
Ali Gölmez
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen denetimlerinin öğretmen, okul müdürü ve eğitim müfettişi görüşlerine göre değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırmanın amacı devlet okullarında görev yapmakta olan öğretmenlerin, okul müdürlerinin ve müfettişlerin okul müdürlerinin öğretmen denetimi görevleri hakkındaki düşüncelerini ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Sakarya ilinde görev yapmakta olan öğretmenler, okul müdürleri ve müfettişler oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırmalarda sıklıkla tercih edilen örnekleme tekniklerinden biri olan amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Bu örnekleme tekniğinde araştırmacı tarafından evreni en iyi temsil ettiği düşünülen bireyler tercih edilmektedir. Araştırmanın katılımcıları okul müdürü tarafından denetlenmiş olan beş öğretmen, kendileri müfettiş tarafından denetlenmiş ve öğretmen denetimi gerçekleştirmiş beş okul müdürü ve beş müfettiştir. Veri toplama sürecinde yapılandırılmamış görüşme formu kullanılmıştır. Katılımcıların kendilerini rahat ifade edebilmeleri ve çok yönlü veri elde edebilmek amacıyla yapılandırılmamış görüşme formu tercih edilmiştir. Katılımcıların görüşleri kendi tercihleri doğrultusunda yazılı olarak veya ses kaydı yöntemi ile alınmıştır. Sonrasında ses kaydının transkipsiyonu gerçekleştirilmiş ve katılımcıların onayı alınmıştır. Katılımcıların beyanı içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Bulgular: Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenler; müdür ile sürekli iletişim halinde olmaları, müdürlerin kendilerini çok yönlü tanıması ve çalışmalarını yakından takip edebilmesi, sürekli rehberliğinden faydalanabilmesi gibi sebeplerle okul müdürlerinin öğretmen denetimini tercih etmektedirler. Okul müdürleri ise; öğretmen denetimi görevlerinin kendilerine güç ve otorite sağlaması, dış denetimin rehberlik yönünün yeterli olmaması ve strese sebep olması gibi sebeplerle okul müdürlerinin öğretmen denetimi faaliyetlerini olumlu bulmaktadırlar. Müfettişler ise okul müdürlerinin denetim alanında eğitim yeterliğinin olmaması, rehberlik konusunda yetkin olmadıklarını düşünmeleri ve kişisel ilişkilerden kaynaklanan taraflılığın denetime olumsuz etki edeceği düşünceleriyle okul müdürlerinin öğretmen denetimi faaliyetlerini olumsuz değerlendirmektedirler. Sonuç ve Öneriler: Eğitimin kalitesinin yükseltilebilmesi için denetim faaliyetleri ve etkinlikleri artırılmalıdır. Denetim faaliyetleri kontrolcü-yargılayıcı faaliyetten çok rehberlik sağlayıcı bir yapıya büründürülmelidir. Elde edilen verilere göre okul müdürleri ve öğretmenler denetime yönelik eğitime ihtiyaç duymaktadırlar. Gerekli yetkinliğin elde edilmesi için lisansüstü eğitimler, hizmet içi eğitimler, seminerler sağlanmalıdır. Okul müdürlerine teorik eğitimin yanı sıra pratik eğitimler sağlanmalıdır. Ayrıca ders denetimlerine ilişkin mevzuat güncellenmeli, standartlar belirlenmeli, yapılacak denetim faaliyetleri, bu faaliyetleri gerçekleştirme yöntem ve teknikleri, zamanı gibi detaylar açık şekilde ortaya konulmalıdır. Ödül ve ceza sistemi getirilerek öğretmenleri teşvik edici denetim uygulamaları yerleştirilmelidir. Anahtar Kelimeler: Denetim, öğretmen denetimi, okul müdürü denetimi, müfettiş denetimi

DenetimDers denetimiDers teftişi+7
İbrahim Kalkan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim eşitsizliklerinin sınıf içi pratiklere ve öğrencilerin gelişim alanlarına yansımaları

Toplumsal eşitsizlikler, toplumsal bir alan olan eğitim alanını da etkilemektedir. Eğitim alanının iki önemli aktörü olan öğrenci ve öğretmenler, söz konusu eşitsizliklerden yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Bu amaçla araştırmada eğitim eşitsizliklerinin sınıf içi pratiklere ve öğrenci gelişim alanlarına yansımaları incelenmiştir. Araştırma kapsamında 2021-2022 eğitim öğretim yılında Düzce ilinde çeşitli okul türü ve kademesinde görev yapan 25 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme formu ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmada toplanan veriler, içerik analizine ve yorumlayıcı fenomenolojiye tabi tutularak çözümlenmiştir. Araştırmada sınıf ortamında dezavantajlı konumda yer alan parçalanmış aile mensubu, engelli, gelişim geriliği olan, okul dışında çalışmak zorunda kalan, yoksul ve yoksun bırakılmış çocukların sınıf içi pratiklere katılımlarına ve gelişim alanlarındaki durumlarına odaklanılmıştır. Araştırma sonucunda dezavantajlı öğrencilerin ailelerinden miras edindikleri kümülatif sermaye hacminin yetersizliği nedeniyle sınıfa ve okula uyum sağlayamadıkları, düzen bozucu ve kural tanımaz davranışlar gösterdikleri, öğrenme-öğretme faaliyetlerine aktif katılamadıkları, akademik ve kişilik gelişim alanları başta olmak üzere tüm gelişim alanlarında akranlarına göre gelişim süreçlerinin negatif ve ağır seyrettiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlerin sınıf içerisinde eşitsizlikler ile mücadelede zorlandıkları da tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kültürel sermaye, kümülatif sermaye, toplumsal eşitsizlik, eğitim eşitsizliği, dezavantajlı öğrenciler

Dezavantajlı gruplarEğitici gelişim programıEğitim+6
Abdulgazi Kaymaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin görüşlerine göre kadın yöneticilerin etik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı 2020-2021 eğitim- öğretim yılında kadın yöneticilerin bulunduğu okullarda görev yapan öğretmenlerin görüşlerine göre kadın yöneticilerin etik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020- 2021 eğitim- öğretim yılında Kastamonu ilinde kadın yöneticilerin bulunduğu okullarda görev yapan 293 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada Yılmaz (2005) tarafından geliştirilen Etik Liderlik Ölçeği ve Meyer, Allen ve Smith (1993) tarafından geliştirilip Dağlı, Elçiçek ve Han (2018) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, kadın yöneticilerin etik liderlik özellikleri ile öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları arasında orta düzeyde, pozitif anlamı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. İklimsel etik değişkeninin örgütsel bağlılık ile anlamlı düzeyde bir ilişki verdiği görülmektedir. Bu yordayıcı değişkenler örgütsel bağlılık toplam varyansının %21'ini açıklamaktadır. Diğer bir ifadeyle kadın yöneticilerin etik liderlik özelliklerinin öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu söylenebilir. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin, kadın yöneticilerin etik liderlik özelliklerine yönelik görüşleri ile cinsiyet, medeni durum, kıdem yılı, branş, kadın yönetici ile çalışılan süre arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Ancak, yaş ve eğitim durumu değişkenleri ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır.

Etik liderlikKadın yöneticilerLiderlik+6
Elmas Merve Gürses
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile motivasyonları arasındaki ilişki

Bu araştırma; öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile motivasyonları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntem ve tekniklerinden betimsel-ilişkisel tarama modeli kullanılarak yapılmıştır. Araştırma örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan resmi ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde görev yapan 575 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplamak amacıyla Niehoff ile Moorman (1993) tarafından geliştirilen ve Polat (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği ile Uçar (2015) tarafından geliştirilen "Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin örgütsel adalet algı düzeyleri orta düzeyin üzerinde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin örgütsel adalet algı düzeyleri cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş ve kıdem yılı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin örgütsel adalet algı düzeyi ile çalışılan eğitim kademesi arasında anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmenlerin motivasyon düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin motivasyon düzeyleri cinsiyet, eğitim düzeyi, çalışılan eğitim kademesi, yaş ve kıdem yılı değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin örgütsel adalet algı düzeyi ile motivasyon düzeyleri arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki söz konusudur. Diğer bir bulguya göre ise öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının öğretmenlerin motivasyonunu anlamlı şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde uygulayıcılara ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur.

AdaletAdalet algısıMotivasyon+2
Muhammer Yüksel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde madde bağımlılığından korunmaya ilişkin özyeterlik ile akran baskısı, kendini ifade edebilme becerisi ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişki

Bu çalışmada; ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterliklerinin akran zorbalığına maruz kalma, duyguları ifade etme ve psikolojik sağlamlık düzeyleri ile ilişkisi araştırılmıştır. Bununla birlikte yordama düzeyi ve bazı değişkenlere ilişkin analizler yapılmıştır. Bu çalışma ilişkisel tarama türünde olup, araştırmanın örneklemi Gaziantep'te 2017-2018 eğitim-öğretim yılında öğrenim gören, 862 lise öğrencisinden oluşturulmuştur. Örneklem birimi seçkisiz örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veri toplamak amacıyla katılımcılara demografik özellikleri belirlemek için "Kişisel Bilgi Formu", "Akran Zorbalığını Belirleme Ölçeği", "Duyguları İfade Ölçeği", "Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "Madde Bağımlılığından Korunma Özyeterlik Ölçeği" uygulanmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi p<.05 ve p<.01 olarak kabul edilmiştir. Verilerin analizi sürecinde; Levene Homejenlik Testi, Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Analizi, t Testi, Tek Faktörlü Varyans Analizi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi, Bonferroni Testi, Tukey Testi ve Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda okul türü ve cinsiyetin ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterliklerini belirlemede önemli değişkenler olduğu; buna karşın sınıf düzeyinin, aile gelir düzeyinin ve aile bütünlük durumlarının belirleyici önemli değişkenler olmadığı bulunmuştur. Ergenlerin madde bağımlılığından korunma özyeterlikleri ile akran zorbalığına maruz kalmaları arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunurken; duyguları ifade etme düzeyleri ve psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca ergenlerin akran zorbalığına maruz kalmalarının, duyguları ifade etme ve psikolojik dayanıklılık düzeylerinin, madde bağımlılığından korunma özyeterliklerini anlamlı düzeyde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular ilgili literatürde tartışılmış, yorumlanarak sonuca bağlanmış ve önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Akran Zorbalığı, Duyguları İfade Etme, Psikolojik Sağlamlık, Madde Bağımlılığından Korunma Özyeterliği

Akran baskısıAkran zorbalığıBağımlılık+7
Emrah Tilim
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlıkları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Gaziantep ili Şehitkamil ve Şahinbey'de bulunan random yöntemiyle belirlenmiş 15 ilkokulda halihazırda görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin erken dönem uyumsuz şemalarının, kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlıkları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmadaki çalışma grubunu 2018 - 2019 eğitim ve öğretim yılında belirlenen ilkokullarda görev yapmakta olan 427 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların 234 kişisini Şehitkamil, 191 kişisini Şahinbey ilçesinde bulunan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Katılımcıların kişisel bilgilerine erişmek için ''Kişisel Bilgi Formu'', erken dönem uyumsuz şemalarının ölçülebilmesi için ''Young Şema Ölçeği-Kısa Form 3 (YŞÖ-KF3)'', yalnızlık düzeyinin ölçülmesi için ''UCLA Yalnızlık Ölçeği'', kişilerarası ilişki tarzlarını ölçebilmek için ''Kişilerarası Tarz Ölçeği (KTÖ)'' kullanılmıştır. Verilerin analizinde 't Testi' , 'Tek Yönlü ANOVA' ve 'Pearson Korelasyon Katsayısı' yöntemlerinden yararlanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, erken dönem uyumsuz şemalar ile kişilerarası ilişki tarzları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Erken dönem uyumsuz şemalar ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Kişilerarası ilişki tarzları ile yalnızlık düzeyleri arasındaki ilişkiye bakıldığında da pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Elde edilen bulgulardan hareketle; sınıf öğretmenlerinin uyumsuz şemalarının şiddeti arttıkça kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlık düzeyleri de artmaktadır, denilebilir. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgulardan hareketle okul psikolojik danışmanlarının okul idaresi, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve okul çevresi ile iş birliği içerisinde gerçekleştirebileceği eğitim ve etkinlikler sağlıklı çocukluk dönemi ve uyumlu ilişki tarzları ile bunun sonucu olarak yalnızlık düzeyinin azalması açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Erken Dönem Uyumsuz Şemalar, Yalnızlık, Kişilerarası İlişki Tarzları, Öğretmen

Erken dönem uyum bozucu şemalarEğitim psikolojisiGaziantep+4
Burçak Bozgeyik
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2019
00