
913
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
2-etilhekzil esterlerinin yeni geliştirilen yöntemle sentezi, yapısal karakterizasyonu, yağlayıcılık özelliklerinin incelenmesi
Metal işleme sırasında gerçekleşen olumsuzlukları ortadan kaldırmak için kullanılan metal işlem sıvıları oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Metal işlem sıvıları, içerisinde bulunan çeşitli katkı maddeleri sayesinde metal işlemede kolaylık sağlamaktadır. Sektörün gelişmesi ve çevreci yaklaşımın artması ile metal işlem sıvılarının içerikleri her geçen gün değişmekte ve gelişmektedir. Metal işlem sıvısından beklenen en önemli özellik aşınmayı, korozyonu, bakteri ve mantar oluşumunu engellemesidir. Bunun yanında çevreye duyarlı ekolojik kesme sıvılarının üretilmesi önem kazanmıştır. Metal işlem sıvılarında su-yağ karışımı ürünler kullanılmaktadır. Su, soğutma görevini sağlarken; yağ ise yağlama, aşınma, korozyondan koruma gibi fonksiyonları yerine getirmektedir. Yapılan bu çalışmada 2-etilhekzil alkol ve bazı karboksilik asit türevlerinin alüminyum hidroksit matrisine hapsolmuş paladyum nanopartiküllerinin (PdAlO(OH) NPs) etkisinde ve ısıl şartlarda 2-etilhekzil 4-(dimetilamino)benzoat, 2-etilhekzil salisilat, 2-etilhekzil benzoat, 2-etilhekzil 4-metoksi sinnamat gibi ester türevleri elde edilmiştir. Sentezlenen 2-etilhekzil ester türevleri 1H/13C-NMR ve IR analizleri ile karakterize edilerek elde edilen her bir ürünün asit numarası ve sabunlaşma sayısı testleri yapılmıştır. Sentezlenen her bir esterle farklı konsantrasyonlarda (%2, %4 ve %6) hazırlanan formülasyonlar için viskozite testi ve yağlayıcılık testi yapılmıştır. Oluşturulan formülasyonlar ile endüstriyel olarak kullanılabilecek metal işlem sıvıları elde edilmiştir.
Üsküdar Şehit Ahmet Paşa Sıbyan Mektebi ve restorasyon çalışmaları
Üsküdar geçmişten günümüze önemli bir ticari merkezdir. Özelliklede 16.-17. yüzyılda bu durum en üst noktaya ulaşmış ve hanların, kervansarayların, limanların bol olduğu bir semt haline dönüşmüştür. 18. yüzyıla gelindiğinde Batılaşma ile birlikte semtin dokusunda değişimlerin başladığı, semt sakinlerinin sosyal durumunun değişim gösterdiği görülmüştür. Üsküdar'ın, yapı çeşitliliği ve mimari üslup farklıklarıyla Osmanlı mimarisinin yüzyıllık bir belgeseli gibi olduğu görülmektedir. Bu yapısal çeşitlik içerisinde Osmanlı döneminde yapılmış olan ve Üsküdar bölgesinde yer alan 71 adet sıbyan mektebi de bulunmaktadır. Mektepler Osmanlı mimarisinin kullanıcı esaslı uyguladığı bir mimari programa sahip, genellikle camilere yakın veya bir külliyenin parçası olarak ya da tek yapı olarak inşa edilmiş düşük bütçeli eğitim yapılarıdır. Tek yapı olarak mahalle arasında inşa edilen günümüze ulaşan mektep sayısı oldukça azdır. 18. Yüzyıl, akımlarından biri olan lale devri dönemine ait özgünlüğünü koruyan yapı sayısı oldukça azdır. Bu dönemi temsilen seçilen Şehit Ahmet Paşa Sıbyan Mektebinin restorasyon çalışmaları kapsamında çok yönlü inceleme ve değerlendirme imkânı oluşmuştur. Bu çalışma sekiz bölümdür. Birinci bölümde tezin amacı, ikinci bölümde mekteplerinin tarihçeleri, mekteplerinin dönemin sosyal yaşantısı içinde yeri ve önemleri, eğitim öğretimdeki etkinlikleri ve çevreleri ile olan uyumlarından bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde ise tez konusu mekteple aynı dönemde yapılan mektepler listelenerek günümüze ulaşan Valide-i Cedid ve Ahmediye Külliyesi Mekteplerinin tez konusu mektep ile dönemsel analizleri yapılmıştır. Dördüncü bölümde restorasyon kavramı, ülkemizdeki tarihçesi, günümüzdeki mevzuatlar hakkında bilgi verilerek bir yapının onarımının aşamaları şemalar ile anlatılmıştır. Beşinci bölümde ise tez konusu mektebin tarihçesi, konumu, restitüsyona ışık tutacak bilgi-belgeler ve geçmişteki onarımları aktarılmıştır. Altı, Yedi ve Sekizinci Bölümlerde ise 2013 yılında yapılan uygulama, revizyona gidilmesi, yeniden projelendirme süreci, restitüsyon verileri, ilke kararları, müdahele biçimleri, yöntemleri ve restorasyonunda kullanılan teknolojiler incelenerek benzer özelliklere sahip diğer sıbyan mektepleri için de uygulanabilecek bir restorasyon uygulama modeli ortaya konulmuştur. Bunların sonucunda Sıbyan Mektebinin yeniden Kuran kursu olarak hizmete açılış süreçleri ile ilgili bilgiler de verilmiştir
Yapı çeliğinden T profili imalatinda MAG kaynağinda distorsiyonun sonlu elemanlar metoduyla analizi
Kaynak teknolojisinde ortaya çıkan gelişmeler, kaynaklı birleştirmenin sanayi sektöründe artarak yaygınlaşmasına neden olmuştur. Kaynaklı birleştirmelerde termal analizlerinin yapılarak modellenmesi ve davranışlarının belirlenmesi mühendislik tasarım sürecinde önemli bir aşamadır. Genel yapı ve yapılan imalat özellikleri hakkında fikir sahibi olabilmek, araştırmak ve geliştirmek için sonlu elemanlar yöntemi en uygun çözümdür. Çalışmada kullanılan malzeme S355J2+N olup, yüksek mukavemetli yapısal çeliktir. Genel olarak mühendislik ve inşaat endüstrilerinde yaygın olarak kullanılır. Otoyol köprüleri, kaldırma ekipmanları ve liman ekipmanları gibi birçok alanda karşımıza çıkmaktadır. S355J2+N malzemesi ile kaynak işleminin kaynak bölgesine uyguladığı ısıl çevrim, bu bölgenin içyapısını değiştirmekte ve mikroyapısını etkilemektedir. Bu sorunları önceden belirlemek önemlidir. Önceden belirleme deneyerek yanılma sürecini de kapsadığından yüksek maliyet ve uygulama zamanı gerektirir. Bu sebeple sonlu elemanlar yöntemi üreticilere fayda sağlamakta kaynak işlemi sırasında oluşabilecek problemlerin önüne geçmede ek önlemler alınmasını öngörebilmektedir. Bu çalışmada, günümüzde yaygın olarak kullanılan birleştirme yöntemlerinden biri olan gazaltı kaynak işleminin çelik yapı imalatında kullanılan T profilinin imalatında kullanılması ve termal analizlerin sonlu elemanlar analizi (FEA) kullanılarak simülasyonunu gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, alaşımsız yapı çeliği olan S355J2+N malzemesinin özelliklerinden ve çeliklerin soğuma sırasındaki oluşan içyapılarından hakkında bilgi verilmiştir. Kullanılan gazaltı kaynak yöntemi ele alınarak avantaj ve dezavantajlarından bahsedilmiştir. Sonlu elemanlar yöntemiyle ısı transferi analizi tanıtılmış ve daha önce yapılan literatür çalışmaları incelenerek kaynaklı yapılardaki çarpılmaların analizi üzerine yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Sonlu elemanlar analizi ve deneysel çalışmalar neticesinde elde edilen veriler karşılaştırılmıştır. Proses parametrelerinin kaynak sonrası çarpılmaya etkisi incelenmiştir. Sonuçlar incelendiğinde deneysel çalışma sonuçları ile sonlu elemanlar yönteminin sonuçlarının birbirine yakın olduğu tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Distorsiyon, MAG kaynağı, Sonlu elemanlar yöntemi, S355J2+N
Kablo tahrikli bir çizim robotunun tasarımı ve optimizasyonu
Bu tez çalışmasında, düzlemsel kablo kontrollü bir çizim robotu için geometrik optimizasyon yapan bir sistem önerilmiş ve bu sistemin çalışması sırasında parametrelerin belirlenebilmesi için kullanıcı ara yüzü tasarımı gerçekleştirilmiştir. Önerilen bu sistem, kullanıcıdan aldığı örnek bir resim ve robot mekanizmasının köşe nokta sayısı için; o resmin çizilebilmesini sağlayacak robotun optimum geometrik tasarımını önermektedir. Sistem, geliştirilen ara yüzü kullanarak giriş olarak, çizilmesi istenilen resmi ve kablo kontrollü robot için istenilen köşe noktası sayısını almaktadır. Devamında bu bilgileri kullanarak giriş resminin çizilebilmesini sağlayacak olan robot mekanizmasının kablo uzunluklarını ve kabloların kaleme bağlantı noktalarını optimize etmekte, çıkan sonuçlara göre optimum mekanizmayı önermektedir. Optimizasyon aracı olarak Genetik Algoritma (GA) kullanılmıştır. Önerilen sistemin test edilmesi amacıyla sekiz farklı resim ve her resim için beş farklı köşe nokta sayısı girilerek geometrik optimizasyon yapılmış ve elde edilen sonuçlar karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.
Kriyojenik işemlerin %3,5 NaCI ortamındaki AA5083-H111 alaşımının korozyon davranışı üzerine etkisinin araştırılması
Alüminyum; yüksek mekanik direnci, elektriksel ve ısıl iletkenliği, yüksek korozyon direnci ve diğer metallerle kıyaslandığında daha düşük ağırlığa sahip olması sebebi ile son yıllarda kullanımı oldukça artan bir metaldir. Bu özellikleri sayesinde alüminyum, birçok endüstride tercih edilen ve bu endüstrilerde farklı kullanım alanlarına sahip bir metaldir. Kriyojenik işlem; diğer ısıl işlemlerle kıyaslandığında daha ekonomik olan ve aynı zamanda, uygulanan metale göre değişim göstermekle birlikte, metallerin çeşitli mekanik özelliklerini iyileştirmede oldukça etkili bir ısıl işlemdir. Bu yöntem son zamanlarda alüminyum için uygulanmaya başlanmıştır. Korozyon; özellikle denizcilik sektöründe kontrol edilmesi zor ve aynı zamanda önlem alınması gereken bir oksidasyon mekanizmasıdır. Bu sektörde özellikle korozyon direnci diğer alaşımlara göre daha yüksek olan alüminyum alaşımları tercih edilmektedir. Alüminyum alaşımlarının korozyon dirençleri kıyaslandığında AA5083-H111 alaşımının korozyon direnci diğer alaşımlara göre daha yüksektir. Bu sebeple AA5083-H111 alaşımı denizcilik sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı; -80 °C sığ kriyojenik işlem uygulanan AA5083-H111 alaşımının korozyon mekanizmasını araştırmak ve uygulanan bu işlemin metalin yüzey sertliği üzerindeki etkisini gözlemlemektir. Çalışmada; 6 mm kalınlığındaki AA5083-H111 alaşımına 10, 24, 36, 48 ve 72 saat -80 °C'de sığ kriyojenik işlem uygulanmıştır. Kriyojenik işlem öncesi ve sonrasında alaşımın korozyon mekanizması %3,5 NaCl ortamında Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi (EIS) yöntemi ile araştırılmıştır. Alaşımda meydana gelen sertlik değerleri brinell sertlik ölçümü yöntemi ile analiz edilmiştir. Ayrıca Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Atomik Kuvvet Mikroskobu (AFM) ve Optik Profilometre (OP) teknikleri kullanılarak korozyon deneyleri sonrası alaşımın yüzeyinde meydana gelen morfolojik değişimler gözlemlenmiştir. Elde edilen bulgular incelendiğinde, sığ kriyojenik işlemin %3,5 NaCl çözeltisi içerisindeki AA5083-H111 alaşımının korozyon direncini iyileştirme konusunda yeterli etkiyi gerçekleştiremediği görülmüştür.
l_p uzayında Riesz-Euler totient matrisinin etki alanı ve kompakt operatörler
Bu tez çalışmasında, özel bir alt üçgensel matris olan Riesz-Euler totient matrisinin L_p (1≤p<∞) dizi uzayı üzerindeki matris etki alanı kullanılarak yeni bir Banach dizi uzayı tanımlanacaktır. Daha sonra bu uzayın alpha,beta,gamma dualleri belirlenecek ve bu uzay üzerinde tanımlı çeşitli matris operatörleri karakterize edilecektir. Son olarak nonkompaktlık ölçüsü yardımıyla bu uzay üzerindeki bazı matris dönüşümlerinin kompakt olması için taşıması gereken şartlar belirlenecektir.
Azometin içeren yeni polimerik mikrokürelerin sentezi ve antimikrobiyal özellikleri
Tez çalışmasında, polimer bağlı tris(2-aminoetil)amin, o-ftalaldehit ve metal tuzlarının reaksiyonu ile yeni azometin içeren polimerik mikroküreler (AMP-Phatal, AMP-Phatal-Pt, AMP-Phatal-Ni, AMP-Phatal-Mn, AMP-Phatal-Cu ve AMP-Phatal-Co) elde edildi. Polimerlerin yapıları spektroskopik teknikler (element analizi, FT-IR, SEM-EDX, TG-DTA, UV-GB, GPC ve manyetik duyarlılık ölçümü) ile belirlendi. Polimerik mikrokürelerin antimikrobiyal aktiviteleri hastalık etkeni patojenik bakterilere ve mayaya karşı Well-difüzyon yöntemi ile değerlendirildi.
Derin öğrenme tabanlı nesne tespit algoritmaları ile hisse senedi al-sat karar destek sisteminin modellenmesi
Finansal alanda yatırım gerçekleştiren tüm yatırımcıların ana hedefi, bir yatırım enstrümanını düşük fiyattan alıp yüksek fiyattan satış yaparak kar elde etmektir. Bu bakış açısı çerçevesinde çalışma kapsamında, hisse senedi piyasası, parite analizi, endeks analizi ve diğer borsaların hisse analizinde, kısacası mum grafiği oluşturulan tüm yatırım enstrümanları için kullanılabilecek etkili bir "Al-Sat" karar destek modeli tasarlanmıştır. Nesne tespit tabanlı çalışan bu model tasarımı hem finansal hem de bilimsel olan iki yönlü farklı bakış açısıyla tasarlanan yenilikçi bir model yaklaşımdır. Çalışmada BIST hisse senetlerine ait 2D mum grafik verileri kullanılmıştır. Grafikler iki ayrı veri seti şeklinde etiketlenmişlerdir. İlk olarak 550 adet 2D mum grafik üzerinde 10000 adet veri etiketlemesi gerçekleştirilmiş ve YoloV3 Veri Grubu-1 (VG-1) ile eğitilmiştir. Ardından veri seti 20000 adete çıkarılmıştır. Hazırlanan bu 20000 adet etiketli veri seti üzerinden rastgele 10000 etiketli veri seçilmiştir. Yeni oluşturulmuş 10000 adet etiketli veri seti VG-2 olarak isimlendirilmiş ve YoloV3, YoloV4, Faster R-CNN, SDD algoritmaları ile eğitilmişlerdir. Seçilen bu dört algoritma için gerçekleştirilen eğitimler sonucu elde edilen başarım sonuçları değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme için üç farklı senaryo düzenlenmiş olup, tüm bu senaryolardan iyileştirilmiş veri seti ile eğitilmiş YoloV3 VG-2 algoritması en başarılı sonuçlara sahiptir. Gerçekleştirilen karşılaştırmalı test senaryoları sonucunda YoloV3 VG-2 modeli,%98 nesne tespiti başarısı sağlamıştır. Bununla birlikte tespit edilen nesne sınıfı için %100 doğru tahmin başarısı ve altı aylık periyotta %89,84 kazanç getirisi sağladığı gözlemlenmiştir. Gözlemlenen bu kazanç başarısında herhangi bir ek parametre kullanılmamıştır. Sonuç olarak final model olarak belirlenen YoloV3 VG-2 mum grafik görünümü oluşturulabilen tüm yatırım enstrümanları için bir karar destek modeli olarak uygulanabilir.
Düzce ili fındık bahçelerinde Aamerikan beyazkelebeği Hyphantria cunea (Drury) (Lepidoptera:Arctiidae)'nın bulaşma oranı, popülasyon takibi ile biyolojik mücadelesinde doğal düşmanlarının belirlenmesi
Bu çalışmada Düzce ili fındık bahçelerinde Amerikan beyazkelebeği, Hyphantria cunea (Drury) (Lepidoptera:Arctiidae)'nın bulaşma oranı, popülasyon takibi ile biyolojik mücadelesine yönelik doğal düşmanlarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmalar 2019 yılında yürütülmüştür. Hyphantria cunea'nın ergin popülasyon takibi için iki farklı lokasyonda belirlenen bahçelere birer adet Robinson tipi ışık tuzağı kurulmuş ve hasada kadar haftada bir kontrol edilerek tuzakta yakalanan kelebeklerin sayımı yapılmıştır. Zararlının Haziran ve Ağustos aylarında olmak üzere yılda iki tepe noktası oluşturduğu ve iki döl verdiği saptanmıştır. Zararlının bulaşma oranının belirlenmesi için yapılan gözlemlerde Düzce ilinin iki ilçesi hariç tüm ilçelerde fındık bahçelerinin zararlı ile bulaşık olduğu ve bulaşma oranının % 66,6 oranında olduğu tespit edilmiştir. Hyphantria cunea'nın biyolojik mücadelesine yönelik doğal düşmanlarının belirlenmesi için sahadan toplanan zararlı ile bulaşık örnekler laboratuvarda kültüre alınmış ve çıkış yapan bireyler kaydedilerek teşhisleri yapılmıştır. Hyphantria cunea'nın parazitoidleri olarak Trichogramma brassicae Bezdenko (Hymenoptera: Trichogrammatidae), Chouioia cunea Yang (Hymenoptera: Eulophidae), Baryscapus sp. (Hymenoptera:Eulophidae), Apanteles hyphantriae Riley (Hymenoptera: Braconidae), Hyposoter sp. (Hymenoptera: Ichneumonidae), Pales pavida Meigen (Diptera: Tachinidae), Exorista larvarum (L.) (Diptera: Tachinidae); preadatörleri olarak Chrysoperla carnea (Steph.) (Neuroptera: Chrysopidae) ve örümcekler tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Amerikan Beyazkelebeği, Biyolojik mücadele, Düzce, Fındık, Hyphantria cunea (Drury)
Yeni keten tohumu yağı graft kopolimerlerin sentezi ve karakterizasyonu
Bu tez kapsamında, keten tohumu yağı otooksidasyona uğratılarak otookside polimerik keten tohumu yağı (PKY) elde edildi. Otooksidasyon işlemi gün ışığı altında, hava oksijeni ile oda sıcaklığında gerçekleştirildi. Elde edilen PKY, tersiyer bütil akrilat (tBA) ve metil akrilat (MA) monomerleri ile ayrı ayrı serbest radikal polimerizasyonuna (SRP) uğratıldı ve PKY-g-PtBA ve PKY-g-PMA graft kopolimerleri sentezlendi. Polimerizasyon kinetiği incelendi. Elde edilen graft kopolimerlerin yapısal karakterizasyonları; nükleer manyetik rezonans (1H NMR), fourier transform infrared spektrofotometre (FT-IR), jel geçirgenlik kromatografisi (GPC) ile incelendi. Termal karakterizasyonları ise; termal gravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) teknikleri kullanılarak incelendi.