
514
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında Düzce ili Merkez ilçesinde bulunan Yeşiltepe, Aydınpınar ve Hürriyet Ortaokulları çalışmanın evrenini oluşturmuştur. Okulların seçiminde tabakalı örneklem tekniği ile basit tesadüfi yöntem kullanılmıştır. 8. sınıfta öğrenim gören 331 öğrenci örneklemi oluşturmakta ve evreni temsil ettiği düşünülmektedir. Bu araştırma "Nicel Yöntem"de olup "İlişkisel Tarama Modeli"nde tasarlanmıştır. Belirlenen okulların 8. sınıf öğrencilerine anket uygulaması 22.09.2020 ile 20.10.2020 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formunun yanında Konuşma Kaygısı Ölçeği ( Keşaplı ve Çifci, 2017), Dijital Oyun Bağımlılığı Ölçeği (Hazar ve Hazar, 2017), Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği (Özgenel, Canpolat ve Ekşi, 2019), Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği - Kısa Versiyonu (Şata ve Karip, 2017) kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 22 programı ile yapılmıştır. Araştırmada kullanılan ölçme araçlarının normallik dağılımına uygun olup olmadığı Kolmogorov-Smirnov Testi ile değerlendirilmiş ve ölçeklerin analizi için ikili grupların karşılaştırılmasında parametrik testlerden Bağımsız Örneklemler T Testi, ikiden fazla grubun ortalamalarının karşılaştırılmasında Tek Yönlü Anova Testi ve farklı puan değerine sahip değişkenlerin karşılaştırılmasında Spearman Korelasyon Testi kullanılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasındaki ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin konuşma kaygıları; cinsiyet, anne baba eğitim seviyesi, sahip olunan dijital araç sayısı, dijital araçları kullanım süreleri ve başarı değişkenleri bakımından incelenmiştir. Araştırma sonucunda ortaokul öğrencilerinin konuşma kaygıları ile dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arasında pozitif yönlü ilişki saptanmıştır. Dijital oyun, sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılıkları arttıkça konuşma kaygılarının da arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Konuşma Kaygısı, Dijital Oyun Bağımlılığı, Sosyal Medya Bağımlılığı, Akıllı Telefon Bağımlılığı
Bireysel emeklilik sistemindeki katılımcıların memnuniyet ve güven algılarının incelenmesi
Bireysel Emeklilik Sistemi, ülkemizde son zamanlarda yönetmelik ve mevzuat değişiklikleri ile teşvik edilen bir sistem olmuştur. 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle, katılımcıların katkı payı ödemeleri üzerinden, %25 devlet desteğinin verilmesi ile sistemin katılımcı sayısı her geçen gün artmıştır. Katılımcı sayısının artırılması adına yapılan bütün uygulamalar incelendiğinde, sistemin sağlam bir mevzuat yapısına sahip olduğu ve bununda güven oluşturduğu görülmektedir. Bu güven ve sistemin sağlamış olduğu karlılık ise müşteri memnuniyetini oluşturmada oldukça etkili bir unsur olarak değerlendirilebilir. Kurumların, varlığını ve karlılığını sürdürmesi için müşteri güveninin ve müşteri memnuniyetinin sağlanması adına çok daha fazla çaba harcaması gerekmektedir. Müşteri güveninin ve memnuniyetinin sağlanması durumunda, sadık bir müşteri kitlesine sahip olmak mümkün olacaktır. Günümüzde müşterilerin uzun vadede işletme bağlılığını sürdürmesi, geçmiş ile kıyaslanamayacak kadar çok zorlaşmıştır. İşletmeler arası rekabette müşteri bağlılığı belirleyici bir kriter olmaktadır. Değişken eğilimler gösteren müşteriler ise kendilerini memnun edecek mal ve hizmeti oldukça fazla alternatif arasından seçmektedir. Bu noktada, seçim kriteri de farklılaşmaktadır, kimisi için maliyet, kimisi için prestij değeri, kimisi için karlılık kimisi için güven etkili bir kriter olmaktadır. Aynı zamanda tüm bu kriterler müşteride memnuniyette oluşturmalıdır; çünkü ancak o zaman sadık müşteriler ortaya çıkacaktır. Bu noktadan hareketle bu çalışmada, Bireysel Emeklilik Sistemi katılımcılarının güven ve memnuniyet algıları incelenmiştir. Müşteri güveninin müşteri memnuniyeti sağlamadaki etkisinin de ele alındığı çalışmada, demografik özelliklere göre müşteri güveninin ve müşteri memnuniyetinin farklılık gösterip göstermeyeceği de araştırılmıştır. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı çalışmada, anket tekniği ile birincil veriler toplanmıştır. Türkiye'de Bireysel Emeklilik Sisteminde katılımcı olan toplam 6.908.478 kişiden kolayda örnekleme yöntemi ile toplam 384 kişilik örneklem oluşturulmuştur. Toplanan veriler SPSS 24.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcıların güven ve memnuniyet algılarının ortanın biraz üzerinde olduğu görülmüştür. Ayrıca müşteri güveni müşteri memnuniyetini pozitif olarak etkilemektedir. Güvenin alt boyutu olan doğruluk ve dürüstlüğün müşteri memnuniyeti üzerinde anlamlı bir etkisi olmazken, yardımseverlik ve yeterliliğin olumlu bir etkisi vardır. Ayrıca araştırmaya katılanların demografik özelliklerine göre de memnuniyetleri ve güvenleri farklılık göstermektedir.
Yöneticilerin stresle başa çıkma sürecinde dini başa çıkmanın rolü
Bu araştırmanın temel amacı yöneticilerin yaşadığı stresi ve bu stresin sonuçlarıyla başa çıkma sürecinde dini inancın rolünü anlayabilmektir. Araştırmada kapsamında nitel yöntem tercih edilmiş ve fenomenoloji deseninden yararlanılmıştır. Kartopu veya zincirleme örnekleme olarak da adlandırılan örnekleme yöntemi kullanılarak Düzce Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren 10 işletmeden toplamda 25 yöneticiye ulaşılmıştır. Veri toplama yöntemi olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak, yüz yüze ve online görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizine tabi tutularak karma yöntem kodlaması ile kodlanmıştır. Yapılan analiz sonucunda 485 kod elde edilmiştir. Bu kodlar 33 kategori altında toplanmış ve temelde 6 tema (stres algısı, stres kaynakları, stresin sonuçları, başa çıkma, dini başa çıkma, dinin hayattaki yeri) ortaya çıkmıştır. Temalar arasındaki ilişkiler incelendiğinde, dini inancın hayattaki yerinin stres algısı, stresin sonuçları ve stresle başa çıkma yöntemleri üzerinde etkili olduğu tespit edilmiştir. Yani bireyin dini inancının hayatındaki yeri stres algısını etkilemekte bu da dolaylı yoldan nelerin strese neden olabileceğine yönelik algısını etkilemektedir. Bununla birlikte dini inancın hayattaki yeri stresin sonuçlarını yorumlama aşamasında önemli bir etkiye sahip olmakla birlikte, stresle başa çıkma sürecine de etki etmekte ve dini başa çıkma yöntemlerini ortaya çıkarmaktadır. Stresin kaynakları da direkt olarak stresin meydana getirdiği sonuçlara yönelik algıyı etkilemektedir. Stresin sonuçlarına yönelik algı ile başa çıkma arasında karşılıklı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Şöyle ki stres sonucuna yönelik algı ile tercih edilen başa çıkma yöntemi arasında ilişki olduğu gibi hangi başa çıkma yönteminin tercih edildiği de sonucun nasıl algılanacağına etki edebilmektedir. Stres kaynakları ve sonuçları ile ilgili elde edilen bulgular literatürle genel hatlarıyla uyum sağlamaktadır. Bu araştırmada özellikle yöneticiler örneklemi üzerinden dini başa çıkma üzerinde durulmuştur. Literatürden farklı olarak kişinin dini ritüellerini tam ve zamanında yapamaması strese sebep olan bir etken olarak belirtilmiştir. Literatürde dini ritüellerin yapılmasının kişiler üzerindeki etkileriyle ilgili araştırmalar bulunsa da düzenli gerçekleştirilen ritüellerin eksikliği durumunda ortaya çıkan durumlarla ilgili herhangi bir ifadeye rastlanmamıştır.
Kur'ân-ı Kerîm'e göre insanın sorumluluğu ve samimiyet ile ilişkisi
Allah Teâlâ, Kur'ân'da, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettiğini ancak onların bu emanetin sorumluluğundan çekindikleri için kabul etmediklerini, bu yükümlülüğü insanın kabul ettiğini bildirmektedir. Dolayısıyla sorumluluğu Cenâb-ı Hakk'ın insana teklif ettiği ve onun da yüklendiği bu büyük emanetin hakkını vermek olarak ifade etmek mümkün görünmektedir. Dolayısıyla insanın varoluş gayesinin temelini oluşturan sorumluluk, kişinin dinî ve dünyevî hayatını şekillendirmesine imkân sağlayan önemli bir duygudur. Kişinin hem dünya hem de ahiret hayatına yönelik olumlu katkı sağlayan sorumluluk bilinci, dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden en önemli hasletlerden biridir. Söz konusu ideale ulaşmak bireyin dinî ve sosyal hayatta yerine getirmekle sorumlu olduğu vazifelerini bu bilinç doğrultusunda ihlâs ve samimiyet üzere gerçekleştirmesiyle mümkündür. Böylece kişi sorumluluk bilinciyle hareket etmek suretiyle toplumda erdemli bireylerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Bu bilince sahip olmayan kişinin ise hevâ ve heveslerinin peşinden giderek kendisine fayda sağlamadığı gibi aynı zamanda içinde yaşadığı topluma da zarar verebilecek davranışlarda bulunması söz konusu olabilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bazı mü'minlerin sorumluluk bilincine aykırı şekilde hareket ettiklerinde hem onların hem de tüm toplumun birtakım sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Nitekim Uhud Savaşı'nda bazı kimselerin sorumluluk bilinciyle örtüşmeyecek şekilde hareket etmeleri, bazılarının da görev yerlerini terk etmeleri onlarca Müslümanın şehit olmasına sebeb olmuştur. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.) bunun neticesinde yaralanmış ve çok zor durumda kalmıştır. İşte İslâm'ın ilk dönemlerinde yaşanan bu olay, bazı kimselerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmediğinde büyük felaketlerle yüzleşmek zorunda kalacağımıza dair bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Bu sebeple kişinin sorumluluk bilinci ve samimiyet duygusuyla hareket etmesi hem bireysel hem de toplumsal bakımdan büyük önem arz etmektedir. Cenâb-ı Hakk'ın kullarından istediği, kendisinin tek yaratıcı olarak kabul edilmesi, zâtına ortak koşulmaması ve samimiyetle ibadet edilmesi, insanların sorumluluklarını yerine getirmeleri ve ahiret için hazırlık yapmalarıdır. Kişi bu görevlerini içtenlikle yerine getirdiği takdirde ideal anlamda Rabbine kul olabilmektedir. Aksi halde dünyada birtakım zorluklarla karşılaşabileceği gibi ahirette de azap görebilir. Bu itibarla araştırmamızda sorumlulukların samimiyet ile ilişkisi ele alınarak sorumlulukları içtenlikle yerine getirmenin ideal bir mü'min olma, erdemli bir hayat sürme ve ahiret hayatına hazırlık yapma hususundaki önemli etkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Elde edilen bilgilerden çıkarılan sonuca göre kişi bütün inanç, söz, fiil ve davranışlarında içten ve samimî olmalı, gösteriş ve yapmacık davranışlardan uzak durmalıdır. Yaratıcıya kulluğun ve ahlâklı bir insan olmanın temel ölçütü; ihlâslı olmaktır. Dinin samimiyet olarak tanımlanması bu ölçütü doğrulamaktadır. Kişi, Rabbine ve diğer varlıklara hatta kendi nefsine karşı samimiyet ve içtenlikle hareket etmek suretiyle hayatını daha anlamlı hale getirme fırsatını yakalayabilecektir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Sorumluluk, İhlâs, Samimiyet.
Marka nefreti ile tüketicilerin kişilik özellikleri arasındaki ilişkinin irdelenmesi: Futbol taraftarları üzerine bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, marka nefreti ile tüketici kişilik yapısı arasındaki ilişkinin irdelenmesidir. Araştırmanın evrenini Antalya ilinde yaşayan 18 yaş ve üzeri futbol taraftarları oluşturmaktadır. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmış olup, veriler online anket yöntemiyle elde edilmiştir. Toplamda 405 anket değerlendirmeye alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen verilere frekans analizi, faktör analizi, korelasyon analizi, regresyon analizi, farklılık analizleri uygulanmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda marka nefreti değişkeni dört boyut, tüketici kişilik yapısı değişkeni onbir boyut ortaya çıkmıştır. Marka nefreti boyutları, olumsuz ağızdan ağıza iletişim, şikayet, kaçınma ve protesto boyutlarından oluşmaktadır. Kişilik yapısı boyutları, soytarı, kahraman, asi, sihirbaz, bilge, aşık, vatandaş, kaşif, masum, bakıcı ve kral boyutlarındna oluşmaktadır. Yapılan korelasyon analizi sonucunda marka nefreti boyutları (olumsuz ağızdan ağıza iletişim, şikayet, kaçınma ve protesto) ile kişilik yapısı boyutları arasında düşük düzeyde anlamlı, pozitif (asi, bilge, bakıcı) ve negatif (vatandaş, kaşif, aşık) ilişkilerin var olduğu görülmektedir. Yapılan regresyon analizi sonucunda kişilik yapısı boyutlarının (asi, bilge, bakıcı, kaşif ve vatandaş) marka nefreti üzerinde etkisi olduğu saptanmıştır. Son olarak uygulanan t-testi ve tek yönlü ANOVA analizlerinde katılımcıların tüm demografik özellikleri ile kişilik yapısı ve marka nefreti boyutlarına yönelik algıları arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır.
İşin anlamının prososyal örgütsel davranışa ve hayatın anlamına etkisi
Anlam arayışı insanın varlık sahasına girdiği andan itibaren başlayan bir süreç, bir etkileşim, bir dayanak noktası oluşturma gayreti olarak ele alınabilir. Bu süreç içerisinde karşımıza çıkan en önemli faktörlerden biri de muhakkak bireyin yaşamsal faaliyetlerinin devamlılığı için sahip olması gereken işidir. İnsan ömrünün üçte birinin uykuda geçtiği varsayıldığında, geriye kalan zamanının yarısı yada daha fazlası iş ortamında geçmektedir. Bu bağlamda işin kendisi ve iş ile ilgili ortaya konulan performans ister istemez insanın anlam arayışında da önemli bir yere sahiptir. Bu kapsamda gerçekleştirilen araştırmanın temel amacı; çalışan bireylerin işin anlamlılığına yönelik algısının hayatın anlamı üzerindeki etkisini incelemektedir. Bununla birlikte günümüz işletme yöneticileri her geçen gün çalışanlarına yönelik beklentilerini artırmakta, kendilerinden ekstra birşeyler vererek şirketlerinin ve işlerinin performanslarını artırmalarını arzu etmektedir. Böyle bir arzunun yerine gelebilmesi için öncelikle çalışanların işlerinde anlam bulmaları ve işlerini sahiplenmeleri gerektiği düşünülmektedir. Dolayısıyla araştırmanın diğer bir amacı çalışan bireylerin işin anlamlılığına yönelik algısının prososyal örgütsel davranış üzerindeki etisini incelemektir. Bu doğrultuda araştırma nicel yöntem çerçevesinde yürütülmüş ve veri toplama tekniği olarak anket kullanılmıştır. Araştırma evreni Düzce şehir merkezinde çalışanlar olarak belirlenmiş ve evrenin tamamına ulaşmanın zorluğu nedeniyle örnekleme yöntemine gidilmiştir. Araştırmanın örneklemini ise evrende yer alan 600 çalışan oluşturmaktadır. Örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırma kapsamında ölçeklere yönelik açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri gerçekleştirilmiş, hipotezlerin test edilmesi noktasında çok değişkenli regresyon analizlerinde faylanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öncelikle prososyal örgütsel davranış ölçeğinin Türkçe diline uyarlanması sağlanmış ve ölçeğin rol tanımlı prososyal örgütsel davranış, prososyal örgütsel davranış ve bireysel prososyal davranış olmak üzere orjinaline uygun 3 boyut altında temsil edildiği tespit ve teyit edilmiştir. Hipotezleri test etmeye yönelik analiz sonuçlarına göre hayatta anlam varlığına pozitif yönde etki eden değişkenler anlamlı iş, tevazu ve iş ilişkileri şeklinde sıralanırken, hayatta anlam arayışına etki eden değişkenin işte anlam arayışı olduğu tespit edilmiştir. İşin anlamlılığı ile prososyal örgütsel davranışlar arasındaki ilişkiler ele alındığında anlamlı iş, tevazu ve iş ilişkilerinin rol tanımlı prososyal örgütsel davranışlara pozitif yönde etki eden önemli değişkenler olduğu tespit edilmiştir. Benzer şekilde aynı değişkenlerin prososyal örgütsel davranışlara da pozitif yönde etki ettiği tespit edilmiştir. Ayrıca işin anlamlılığını niteleyen tüm değişkenlerin (anlamlı iş, tevazu, iş ilişkileri, işte anlam arayışı) prososyal bireysel davranışı pozitif yönde etkilediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla işin anlamlılığının hayatın anlamı ve prososyal örgütsel davranışa etki ettiğine yönelik hipotezler teyit edilmiştir. Hakeza bireylerin hayatlarındaki anlam arayışlarında ve anlamı güçlendirme gayretlerinde yaptıkları işe yönelimlerinin önemli tahmin ediciler olduğu, bununla birlikte bahsi geçen değişkenlerin çalışanların prososyal örgütsel ve bireysel davranış gösterme eğilimlerine de yön verdikleri iddiası teyit edilmiştir.
Turizm sektöründe üç boyutlu gıda baskısı ve gıda ürünlerinin pazarlanması
Günümüzde turizm sektöründe üç boyutlu baskı üretimi ile turistik pekçok ürün yazdırılmaktadır. Bu çalışmada da üç boyutlu gıda baskısının turizm sektöründeki yeri incelenmektedir. Çalışmanın amacı gıda baskısının ve gıda ürünlerinin pazarlama faaliyetleri boyutunda turizm sektöründe çalışanların üç boyutlu gıda baskısına yönelik algıları üzerine araştırmayı kapsamaktadır. Bu bağlamda nicel araştırma yöntemlerinden çevrimiçi olarak düzenlenen anket tekniği ile veriler toplanmıştır. Elde edilen veriler sonucunda katılımcıların bilgi sahibi oldukları zaman üç boyutlu gıda baskısına ait ürünleri daha fazla deneme, satın alma, tavsiye etme eğiliminde oldukları ve bu ürünleri daha az riskli buldukları anlaşılmaktadır. Katılımcılar bu teknolojinin hammadde fiyatlarını düşüreceğini, tüketicilerin bu yazıcılarla üretilen ürünleri fiyatına bakmaksızın satın alacağını, fiyatlarının diğer ürünlere göre daha ucuz olacağını, üreticiden bağımsız olarak fiyatlarının belirlenebileceğini, tutundurmasının kişisel olarakda yapılabileceğini, insanların kolaylıkla kendi markalarını yaratabileceklerini ve kitlesel dağıtımın sona ereceğini düşünmektedirler. Ayrıca 3B gıda yazıcıları Bulut Teknoloji, Nesnelerin İnterneti ve Robot Teknolojiler gibi diğer Endüstri 4.0 araçları ile uyumlu hale getirildiğinde yenilikler ve fırsatlar yaratabilir.
Dönüşümcü liderlik perspektifinden yenilikçi iş davranışının analizi: Otel işletmeleri üzerine bir araştırma
Bu çalışmanın amacı, turizm sektörünün önemli unsurlarından olan konaklama tesisleri içerisinde yer alan otel işletmeleri özelinde dönüşümcü liderlik bakış açısından yenilikçi iş davranışını incelemektir. Bununla birlikte, dönüşümcü liderliğin yenilikçi iş davranışı üzerinde etkisi üzerine değerlendirme yapılmasının yanı sıra otel işletmelerinde gerçekleşen yenilikçilik faaliyetlerini ortaya koymaktır. Literatürdeki teori ve uygulamaların sınırlılığından dolayı keşifsel ve tanımlayıcı araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı araştırmanın evrenini, İstanbul ilinde faaliyet gösteren Kültür ve Turizm Bakanlığı listesinde yer alan 5 yıldızlı otel işletmeleri oluşturmaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup araştırma verileri, yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ile elde edilmiştir. Araştırma sonucunda otel işletmesi yöneticilerinin dönüşümcü liderliğe en fazla yatkın oldukları boyutun bireysel destek boyutu olduğu saptanmıştır. Otel işletmeleri yöneticilerinin dönüşümcü liderliğe yatkınlık düzeylerinin en az olduğu boyutun ise ilham verici motivasyon olduğu belirlenmiştir. Yenilikçiliğe pozitif yaklaşan yöneticilerin otel işletmelerinde yenilikçilik faaliyetlerine; müşteri memnuniyeti oluşturma, teknolojiye ayak uydurma, etkin reklam ve pazarlama faaliyetleri yürütme, rekabet avantajı sağlama ve karlılığı artırma odaklı yaklaştıkları tespit edilmiştir. Yenilikçiliğe negatif yaklaşan otel yöneticilerinin ise yenilikçi faaliyetlerini riskli, yüksek maliyetli buldukları ve bütçe sınırlılıklarından ötürü yenilikçi faaliyetlere pozitif yaklaşmadıkları belirlenmiştir. 15 otel işletmesinde yenilikçilik faaliyetleri gerçekleştiği tespit edilmiştir. 10 otel işletmesinde ise; son 2 yıl içerisinde gerçekleştirilen bir yenilik faaliyetinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Yöneticiler, otel işletmelerinde gerçekleştirilen yenilikçi fikirlerin kaynağını sırasıyla; çalışanlar, yöneticiler, müşteriler, rakipler, tedarikçiler ve diğer olarak belirtmiştir. Yapılan analizler neticesinde otel işletmelerinde yenilikçi iş davranışının; öncüller, eylemler ve uygulama olarak üç aşamada gerçekleştiği belirlenmiştir. Otel işletmeleri yöneticilerinin yenilikçiliğe yaklaşımlarının dönüşümcü liderlik özellikleri bağlamında incelenmesinden elde edilen sonuçlar; yöneticilerin, dönüşümcü liderlik özellikleri gösterip göstermemeleri ile yenilikçiliğe yaklaşımları arasında hem pozitif hem de negatif anlamda açık ve belirgin bir ilişkinin olmadığını göstermektedir.
İslam hukukunda evliliğin sona ermesi bağlamında Talâk Sûresi'nin tahlili
Tez, giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, önemi, sınırlandırılması, yöntemi, literatürü ve sunumu hakkında bilgiler verildi. Birinci bölümde evliliğin sona ermesi ile ilgili konularda çok fazla detaya girmeden klasik ve günümüz kaynaklarından istifade ederek genel bilgiler verildi. İkinci bölümde ise tezimizin asıl konusunu teşkil eden İslâm hukukunda evliliğin sona ermesi bağlamında Talâk Sûresi'ni tahlil etmeye çalıştık. Başta Kur'ân ve Sünnet olmak üzere, klasik dönem İslâm kaynaklarından, günümüzdeki kaynaklardan istifade ederek konumuz hakkında tahliller yapıldı. Karşılaştırmalar yapılıp, farklılıklar veya benzerlikler ortaya konuldu. İçerik olarak talâk, talâkta ve ric'atta şahitlik, iddet, iddet esnasında kadının nerede kalacağı, boşanma durumunda erkek ve kadının çocuğun emzirilme konusundaki sorumlulukları, kadının iddet esnasında nafaka hakkı gibi konular değerlendirildi. Sonuç bölümünde genel değerlendirme ile araştırmamız tamamlandı. Anahtar Kelimeler: Talâk, Talâk Sûresi, İddet, Nafaka
Mostarlı Hasan Ziyâ'î Divânı'nda maddi kültür
XVI. yüzyıl Balkan şairlerinden olan Hasan Ziyai'nin Divanından hareket ederek içinde bulunduğu döneme ait olan ve şiirlerine yansıttığı maddi kültür ögeleri tespit edilmeye çalışıldı. Böylece Divan edebiyatının söylenenin aksine hayattan kopuk olmadığının; toplumun sosyal, kültürel, maddi, manevi ögelerinin şiire yansıtıldığı gösterilmek istendi. Çalışmada öncelikle belirlenen ögelerin tanımları verildi. Daha sonra bu ögelerle ilgili örnek beyitler tespit edilip şairin bu ögeleri divanında nasıl kullandığı incelendi. Bunu yaparken aynı zamanda belirlenen beytin nesre çevirisi ve açıklaması da eklendi. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde inşaat ögeleri başlığı altında barınma, korunma, dini-tasavvuf, iş ve ticaret, sağlık, temizlik gibi ögelerle birlikte ülkeler de incelendi. İkinci bölümde üretim ögeleri başlığını vererek içerisinde yiyecek-içecek, giyim-kuşam, günlük hayatta kullanılan eşya gösterilmeye çalışıldı. Bunlar dışında yazı ögeleri, savaş aletleri, müzik aletleri ve ulaşım araçları tespit edilip örnek beyitlere yer verildi. Üçüncü bölümde ise değerli taşlar ve madenler başlığıyla divanda kullanılan değerli taşlar, madenler ve para birimleri belirlendi.