Master'sOpen Access

Kur'ân-ı Kerîm'e göre insanın sorumluluğu ve samimiyet ile ilişkisi

2021
0 views
0 downloads
Advisor: Dr. Öğr. Üyesi Kadri Ziyaettin Coşan

Abstract (TR)

Allah Teâlâ, Kur'ân'da, emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettiğini ancak onların bu emanetin sorumluluğundan çekindikleri için kabul etmediklerini, bu yükümlülüğü insanın kabul ettiğini bildirmektedir. Dolayısıyla sorumluluğu Cenâb-ı Hakk'ın insana teklif ettiği ve onun da yüklendiği bu büyük emanetin hakkını vermek olarak ifade etmek mümkün görünmektedir. Dolayısıyla insanın varoluş gayesinin temelini oluşturan sorumluluk, kişinin dinî ve dünyevî hayatını şekillendirmesine imkân sağlayan önemli bir duygudur. Kişinin hem dünya hem de ahiret hayatına yönelik olumlu katkı sağlayan sorumluluk bilinci, dünya ve ahiret mutluluğunu temin eden en önemli hasletlerden biridir. Söz konusu ideale ulaşmak bireyin dinî ve sosyal hayatta yerine getirmekle sorumlu olduğu vazifelerini bu bilinç doğrultusunda ihlâs ve samimiyet üzere gerçekleştirmesiyle mümkündür. Böylece kişi sorumluluk bilinciyle hareket etmek suretiyle toplumda erdemli bireylerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Bu bilince sahip olmayan kişinin ise hevâ ve heveslerinin peşinden giderek kendisine fayda sağlamadığı gibi aynı zamanda içinde yaşadığı topluma da zarar verebilecek davranışlarda bulunması söz konusu olabilmektedir. Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde bazı mü'minlerin sorumluluk bilincine aykırı şekilde hareket ettiklerinde hem onların hem de tüm toplumun birtakım sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Nitekim Uhud Savaşı'nda bazı kimselerin sorumluluk bilinciyle örtüşmeyecek şekilde hareket etmeleri, bazılarının da görev yerlerini terk etmeleri onlarca Müslümanın şehit olmasına sebeb olmuştur. Hatta Hz. Peygamber (s.a.s.) bunun neticesinde yaralanmış ve çok zor durumda kalmıştır. İşte İslâm'ın ilk dönemlerinde yaşanan bu olay, bazı kimselerin sorumluluklarını layıkıyla yerine getirmediğinde büyük felaketlerle yüzleşmek zorunda kalacağımıza dair bir örnek olarak karşımızda durmaktadır. Bu sebeple kişinin sorumluluk bilinci ve samimiyet duygusuyla hareket etmesi hem bireysel hem de toplumsal bakımdan büyük önem arz etmektedir. Cenâb-ı Hakk'ın kullarından istediği, kendisinin tek yaratıcı olarak kabul edilmesi, zâtına ortak koşulmaması ve samimiyetle ibadet edilmesi, insanların sorumluluklarını yerine getirmeleri ve ahiret için hazırlık yapmalarıdır. Kişi bu görevlerini içtenlikle yerine getirdiği takdirde ideal anlamda Rabbine kul olabilmektedir. Aksi halde dünyada birtakım zorluklarla karşılaşabileceği gibi ahirette de azap görebilir. Bu itibarla araştırmamızda sorumlulukların samimiyet ile ilişkisi ele alınarak sorumlulukları içtenlikle yerine getirmenin ideal bir mü'min olma, erdemli bir hayat sürme ve ahiret hayatına hazırlık yapma hususundaki önemli etkisini ortaya koymak hedeflenmiştir. Elde edilen bilgilerden çıkarılan sonuca göre kişi bütün inanç, söz, fiil ve davranışlarında içten ve samimî olmalı, gösteriş ve yapmacık davranışlardan uzak durmalıdır. Yaratıcıya kulluğun ve ahlâklı bir insan olmanın temel ölçütü; ihlâslı olmaktır. Dinin samimiyet olarak tanımlanması bu ölçütü doğrulamaktadır. Kişi, Rabbine ve diğer varlıklara hatta kendi nefsine karşı samimiyet ve içtenlikle hareket etmek suretiyle hayatını daha anlamlı hale getirme fırsatını yakalayabilecektir. Anahtar Kelimeler: Kur'ân, Tefsir, Sorumluluk, İhlâs, Samimiyet.

Author

Dr. Ayhan Gür

How to Cite

Ayhan Gür (Yüksek Lisans Tezi). Kur'ân-ı Kerîm'e göre insanın sorumluluğu ve samimiyet ile ilişkisi, 2021, Düzce University.

License

Tüm Hakları Saklıdır

This work is shared under the specified license terms.

More theses from Düzce University