
5
Archived Theses
5
DOIs Assigned
100%
DOI Rate
Archived Theses
Hıristiyanlık ve Budizm'de kurtarıcı figürler: İsa ve Maitreya'nın eskatolojik rolleri üzerine bir karşılaştırma
Budizm ve Hıristiyanlıktaki kurtarıcı figürleri inceleyen bu çalışma, her iki inanç sistemindeki kurtarıcı beklentilerini Maitreya ve İsa figürleri üzerinden karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Araştırma, Budist geleneklerde kurtuluş anlayışı ve gelecek Buddha beklentisi bağlamında önemli bir yer tutan Maitreya ile Hıristiyanlıkta merkezî bir konuma sahip olan İsa figürünün eskatolojik rollerini, benzerlik ve farklılık ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, Budizm’in temel doktrinel literatürü ile Hıristiyanlık geleneğine ait kutsal kitap verileri, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi yöntemi ile ele alınmıştır. Yapılan karşılaştırmalı analizler sonucunda Maitreya’nın dönemsel, İsa’nın ise ebedî bir iyileştirme misyonu üstlenerek insanlığa yeni bir düzen vadettiği tespit edilmiştir. Buna karşın, kurtarıcı figürlerin bulundukları inanç sistemi içerisindeki zaman algısı önemli bir ayrışmayı beraberinde getirmektedir. Hıristiyan inanç yapısındaki doğrusal zaman tasavvuru İsa’yı nihai kurtuluşu gerçekleştirme bağlamında bir yargıç kimliğine büründürürken Budizm’deki dairesel zaman algısı Maitreya’ya dönemsel bir öğretmen sıfatı atfetmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada farklı coğrafi ve kültürel alanlara ait olan Budist ve Hıristiyan geleneklerinin, insanlığın kriz dönemlerine yönelik benzer eskatolojik anlatılar ve bunun sonucunda ortak beklenti ve umutlar ürettiği görülmektedir. Ancak bu benzerliklerin yanı sıra söz konusu gelenekler hem doktrinel düzlemdeki temel yapıları hem de kurtuluş planının gerçekleşmesi bağlamında üstlendikleri misyonları bakımından önemli farklılıklar arz etmektedir.
Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak ayrımının ahlak felsefesi açısından değerlendirilmesi
Bu tez, Erich Fromm’un “sahip olmak” ve “olmak” kavramları çerçevesinde modern toplumun ahlaki yapısını felsefi açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, insan değerinin sahip olunan nesneler, statü ve başarı üzerinden belirlenmesinin bireysel ve toplumsal ahlaki yaşam üzerindeki etkileri Fromm’un varoluşsal yaklaşımı bağlamında ele alınmıştır. Bu kapsamda sahip olmak ve olmak yönelimlerinin insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkilerde ortaya çıkardığı ahlaki sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırmada betimleyici ve çözümleyici yöntemlerden yararlanılarak Fromm’un ilgili kavramlara ilişkin görüşleri incelenmiş; söz konusu varoluş yönelimlerinin özgürlük, üretkenlik, sorumluluk, sevgi ve yabancılaşma üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Sahip olmaya dayalı yaşam biçiminin insanı mülkiyet, tüketim ve tahakküm ilişkileri üzerinden tanımlamasının yol açtığı ahlaki sorunlar ortaya konulmuş; olmak yöneliminin ise üretkenlik, özgürlük ve kendini gerçekleştirme ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra modern toplumda tüketim kültürü, rekabet ve başarı odaklı yaşam anlayışının insanın benlik algısı ve ahlaki tercihleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Fromm’un olmak yöneliminin bu sorunlara karşı eleştirel ve insancıl bir alternatif oluşturma imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak Fromm’un yaklaşımının kavramsal sınırları ve iç gerilimleri eleştirel biçimde değerlendirilmiş; sahip olmak ve olmak ayrımının çağdaş ahlaki sorunların anlaşılmasına yönelik açıklayıcı imkânları ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışmada, insanın değerini sahip olduklarıyla değil, üretkenliği, özgürlüğü ve ilişkileri ve sorumluluk bilinciyle temellendiren bir ahlak anlayışının önemi vurgulanmıştır.
Transhümanizm bağlamında insan fiilleri: Kader ve irade problemi
Bu çalışma, transhümanizm çağında insanın kaza, kader, irade ve sorumluluk anlayışının İslam kelâmı açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, klasik ve çağdaş kelâm literatürü ile transhümanizm, yapay zekâ ve insan geliştirme teknolojilerine ilişkin güncel çalışmalar karşılaştırmalı ve analitik bir yaklaşımla incelenmiştir. Bu kapsamda, kaza ve kader anlayışı ile transhümanizmin temel iddiaları ve insan tasavvuru değerlendirilmiştir. Transhümanizmin ortaya çıkardığı kelâmî problemler kaza, kader, irade ve insan sorumluluğu bağlamında analiz edilmiştir. Ayrıca teknolojik müdahalelerin insan iradesi, fiilleri ve teklif ehliyeti üzerindeki muhtemel etkileri ele alınarak, insanın teknolojik imkânlar karşısındaki tercihleri ve sorumluluğu kelâmî açıdan değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda teknolojik gelişmelerin insanın imkânlarını genişletmekle birlikte dinî ve ahlâkî sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, transhümanizmin insanın geleceğine ilişkin iddialarının İslam kelâmının kaza, kader, irade ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, insanın geleceğinin yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden değil, insan onuru, ahlâkî değerler ve ilahî irade ekseninde ele alınmasının gerekliliği ortaya konulmuştur.
Kur’ân kıraatlerinin semantik ve edim bilimsel analizi: Tefsir ve modern dilbilim kesişiminde bir inceleme
Tezin amacı evrensel bir hitap niteliği taşıyan Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılmasında kıraat farklılıklarının metinsel yapısını nasıl etkilediğini pratik bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Klasik tefsîr literatüründe sıklıkla tartışılan kıraat farklarının, âyetlerin anlam dünyasında meydana getirdiği daralma, genişleme veya yön değiştirme gibi semantik sonuçların pratik anlam bilimsel yöntemlerle incelenmesi çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu problem, kıraat ve anlam bilim ilişkisinin Kur’ân tefsîrinde anlam çözümlemesine yönelik disiplinlerarası yöntemsel bir çerçeve sunup sunamayacağını belirlemek gayesiyle seçilmiştir. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemi önde tutulmuş olup, dokümantasyon veri toplama tekniği benimsenerek Kur’ân tefsîri eserleri, modern ve klasik anlam bilim yaklaşımları ile sahih kıraat rivâyetleri üzerinden karşılaştırmalı doküman analizi yapılmıştır. Analiz sürecinde özellikle eşzamanlı-artzamanlı anlam bilim, bilgi yapısı (k-odak ve s-odak dinamikleri), edim bilim ve bileşimsel analiz teorisi gibi yöntemler merkeze alınarak âyetler tahlil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, farklı kıraat vecihleri arasında anlamı bozan bir tenâkuz bulgusuna rastlanılmamıştır. Aksine bu durum ihtilâf-ı tenevvü kapsamında lafzın sınırları içinde kalarak metne başka açılar katmaktadır. Bu farklılıklar, âyetlerdeki fıkhî, kelâmî, ahlâkî ve psikolojik mesajları estetik bir biçimde netleştirmektedir. İlahî vahyin lafzî naklini muhafaza eden kıraat ilmi ile metnin anlam katmanlarını deşifre eden anlam bilimin entegrasyonu, Kur’ân’ın i’câzının ve evrensel mesajının doğru bir şekilde anlaşılması için teorik ve pratik bütünlük sağlar.
Yahudilerin seçilmişlik doktrini karşısında Kur'an'ın tavrı
Bu çalışma, Yahudi inancında temel bir yer tutan “seçilmişlik doktrini”nin tarihsel ve teolojik arka planını inceleyerek, Kurʾân’ın bu inanca karşı ortaya koyduğu tutumu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yahudiliğe göre İsrailoğulları’nın Tanrı tarafından seçilmiş bir topluluk olduğu inancı, tarih boyunca dini metinlerde önemli bir yer edinmiştir. Bu doktrin, zaman içinde farklı yorumlara konu olmuş ve özellikle üstünlük iddiası bağlamında başka inanç sistemleriyle çatışmalara da neden olmuştur. Kurʾân-ı Kerîm, geçmiş ümmetlerin tutumlarını hem eleştirel hem de öğüt verici bir dille aktarırken, Yahudilerin seçilmişlik anlayışına dair dikkat çekici tespitlerde bulunmaktadır. İman, salih amel ve adalet gibi evrensel ölçütleri vurgulayarak üstünlüğün soy değil, takva temelli olduğunu bildirmektedir. Bu bağlamda tezde; ilgili Kurʾân âyetleri ışığında Yahudilerin tarihsel tavrı ile Kurʾân’daki yaklaşım karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Çalışma, klasik tefsir kaynakları, tarihsel belgeler ve modern akademik literatür taranarak hazırlanmış, seçilmişlik doktrinine dair Kurʾâni perspektif kapsamlı bir şekilde ortaya konmuştur.