Erzincan Binali Yıldırım University
Faculty

Faculty of Theology

Erzincan Binali Yıldırım University

6

Archived Theses

6

DOIs Assigned

100%

DOI Rate

Archived Theses

6 Theses
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Hıristiyanlık ve Budizm'de kurtarıcı figürler: İsa ve Maitreya'nın eskatolojik rolleri üzerine bir karşılaştırma

Budizm ve Hıristiyanlıktaki kurtarıcı figürleri inceleyen bu çalışma, her iki inanç sistemindeki kurtarıcı beklentilerini Maitreya ve İsa figürleri üzerinden karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Araştırma, Budist geleneklerde kurtuluş anlayışı ve gelecek Buddha beklentisi bağlamında önemli bir yer tutan Maitreya ile Hıristiyanlıkta merkezî bir konuma sahip olan İsa figürünün eskatolojik rollerini, benzerlik ve farklılık ekseninde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden literatür taraması ve doküman analizi teknikleri kullanılmıştır. Bu doğrultuda, Budizm’in temel doktrinel literatürü ile Hıristiyanlık geleneğine ait kutsal kitap verileri, Karşılaştırmalı Dinler Tarihi yöntemi ile ele alınmıştır. Yapılan karşılaştırmalı analizler sonucunda Maitreya’nın dönemsel, İsa’nın ise ebedî bir iyileştirme misyonu üstlenerek insanlığa yeni bir düzen vadettiği tespit edilmiştir. Buna karşın, kurtarıcı figürlerin bulundukları inanç sistemi içerisindeki zaman algısı önemli bir ayrışmayı beraberinde getirmektedir. Hıristiyan inanç yapısındaki doğrusal zaman tasavvuru İsa’yı nihai kurtuluşu gerçekleştirme bağlamında bir yargıç kimliğine büründürürken Budizm’deki dairesel zaman algısı Maitreya’ya dönemsel bir öğretmen sıfatı atfetmektedir. Sonuç olarak bu çalışmada farklı coğrafi ve kültürel alanlara ait olan Budist ve Hıristiyan geleneklerinin, insanlığın kriz dönemlerine yönelik benzer eskatolojik anlatılar ve bunun sonucunda ortak beklenti ve umutlar ürettiği görülmektedir. Ancak bu benzerliklerin yanı sıra söz konusu gelenekler hem doktrinel düzlemdeki temel yapıları hem de kurtuluş planının gerçekleşmesi bağlamında üstlendikleri misyonları bakımından önemli farklılıklar arz etmektedir.

Dinler TarihiBudizmHıristiyanlık+2
Tuğçe Erden
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
60
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.290
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Erich Fromm'un sahip olmak ve olmak ayrımının ahlak felsefesi açısından değerlendirilmesi

Bu tez, Erich Fromm’un “sahip olmak” ve “olmak” kavramları çerçevesinde modern toplumun ahlaki yapısını felsefi açıdan incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, insan değerinin sahip olunan nesneler, statü ve başarı üzerinden belirlenmesinin bireysel ve toplumsal ahlaki yaşam üzerindeki etkileri Fromm’un varoluşsal yaklaşımı bağlamında ele alınmıştır. Bu kapsamda sahip olmak ve olmak yönelimlerinin insanın kendisiyle, diğer insanlarla ve dünyayla kurduğu ilişkilerde ortaya çıkardığı ahlaki sonuçlar değerlendirilmiştir. Araştırmada betimleyici ve çözümleyici yöntemlerden yararlanılarak Fromm’un ilgili kavramlara ilişkin görüşleri incelenmiş; söz konusu varoluş yönelimlerinin özgürlük, üretkenlik, sorumluluk, sevgi ve yabancılaşma üzerindeki etkileri çözümlenmiştir. Sahip olmaya dayalı yaşam biçiminin insanı mülkiyet, tüketim ve tahakküm ilişkileri üzerinden tanımlamasının yol açtığı ahlaki sorunlar ortaya konulmuş; olmak yöneliminin ise üretkenlik, özgürlük ve kendini gerçekleştirme ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra modern toplumda tüketim kültürü, rekabet ve başarı odaklı yaşam anlayışının insanın benlik algısı ve ahlaki tercihleri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Fromm’un olmak yöneliminin bu sorunlara karşı eleştirel ve insancıl bir alternatif oluşturma imkânı tartışılmıştır. Sonuç olarak Fromm’un yaklaşımının kavramsal sınırları ve iç gerilimleri eleştirel biçimde değerlendirilmiş; sahip olmak ve olmak ayrımının çağdaş ahlaki sorunların anlaşılmasına yönelik açıklayıcı imkânları ortaya konulmuştur. Bu bağlamda çalışmada, insanın değerini sahip olduklarıyla değil, üretkenliği, özgürlüğü ve ilişkileri ve sorumluluk bilinciyle temellendiren bir ahlak anlayışının önemi vurgulanmıştır.

Erich FrommAhlakSahip Olmak ya da Olmak
Abdulmuttalip Koçak
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
61
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.287
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Transhümanizm bağlamında insan fiilleri: Kader ve irade problemi

Bu çalışma, transhümanizm çağında insanın kaza, kader, irade ve sorumluluk anlayışının İslam kelâmı açısından nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş, klasik ve çağdaş kelâm literatürü ile transhümanizm, yapay zekâ ve insan geliştirme teknolojilerine ilişkin güncel çalışmalar karşılaştırmalı ve analitik bir yaklaşımla incelenmiştir. Bu kapsamda, kaza ve kader anlayışı ile transhümanizmin temel iddiaları ve insan tasavvuru değerlendirilmiştir. Transhümanizmin ortaya çıkardığı kelâmî problemler kaza, kader, irade ve insan sorumluluğu bağlamında analiz edilmiştir. Ayrıca teknolojik müdahalelerin insan iradesi, fiilleri ve teklif ehliyeti üzerindeki muhtemel etkileri ele alınarak, insanın teknolojik imkânlar karşısındaki tercihleri ve sorumluluğu kelâmî açıdan değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda teknolojik gelişmelerin insanın imkânlarını genişletmekle birlikte dinî ve ahlâkî sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, transhümanizmin insanın geleceğine ilişkin iddialarının İslam kelâmının kaza, kader, irade ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, insanın geleceğinin yalnızca teknolojik ilerleme üzerinden değil, insan onuru, ahlâkî değerler ve ilahî irade ekseninde ele alınmasının gerekliliği ortaya konulmuştur.

TranshümanizmYapay ZekâKaza ve kader+2
Fahrettin Yılmaz
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
102
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.277
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Mutaffifîn sûresinde belâgat uygulamaları - Zemahşerî, Râzî ve İbn Âşûr bağlamında

Kur’ân-ı Kerîm’i doğru şekilde anlamaya ve yorumlamaya çalışan araştırmacıların öncelikle Kur’ân ilimlerine vakıf olmaları gerekmektedir. Zira ayetlerin farklı yönlerden incelenmesini sağlayan bu ilimler ilahî muradın daha iyi anlaşılmasını sağlamaktadır. Kur’ân ilimleri arasında dil ve belâgatla ilgili çalışmalar ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü Kur’ân’da yer alan edebî sanatların tespit edilmesi ayetlerin anlamının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır. Bu doğrultuda yapılan çalışmalar, Kur’ân’ın daha doğru anlaşılmasını sağlamıştır. Bu araştırmanın amacı Mutaffifîn sûresindeki belâgî unsurları belirlemek ve bunların ayetlerin anlamına nasıl katkı sağladığını incelemektir. Bu amaçla, belâgat kaidelerini ele alan dil âlimlerinin eserlerinden ve tefsirlerinde Kur’ân’ın edebî yönüne önem veren müfessirlerin görüşlerinden yararlanılmıştır. Özellikle Zemâhşerî, Râzî ve İbn Âşûr'un tefsirleri esas alınmıştır. Gerek görülen yerlerde diğer tefsircilerin görüşlerine de yer verilmiştir. Çalışmada Mutaffifîn sûresi meânî, beyân ve bedî‘ ilimleri açısından incelenmiş ve sûrede yer alan belâgat unsurları ayetler içerisinde değerlendirilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda Mutaffifîn sûresinde birçok belâgat sanatının yer aldığı görülmüştür. Bu sanatların ayetlerde anlatılmak istenen anlamı güçlendirdiği ve verilmek istenen mesajın daha iyi anlaşılmasına katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca Zemâhşerî, Râzî ve İbn Âşûr’un ayetlerde yer alan belâgat unsurlarına dair görüşleri ele alınmıştır. Böylece belâgat sanatlarının sadece edebî bir özellik olmadığı, ayetlerin anlamının açıklanmasında da önemli bir yere sahip olduğu görülmüştür.

ZemâhşerîRâzî ve İbn ÂşûrMutafifîn+2
Gamze Doğan
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
50
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.275
DoctorateCrossrefindexedOpen AccessTR

Kur’ân kıraatlerinin semantik ve edim bilimsel analizi: Tefsir ve modern dilbilim kesişiminde bir inceleme

Tezin amacı evrensel bir hitap niteliği taşıyan Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılmasında kıraat farklılıklarının metinsel yapısını nasıl etkilediğini pratik bir yaklaşımla ortaya koymaktır. Klasik tefsîr literatüründe sıklıkla tartışılan kıraat farklarının, âyetlerin anlam dünyasında meydana getirdiği daralma, genişleme veya yön değiştirme gibi semantik sonuçların pratik anlam bilimsel yöntemlerle incelenmesi çalışmanın ana amacını oluşturmaktadır. Bu problem, kıraat ve anlam bilim ilişkisinin Kur’ân tefsîrinde anlam çözümlemesine yönelik disiplinlerarası yöntemsel bir çerçeve sunup sunamayacağını belirlemek gayesiyle seçilmiştir. Yöntem olarak nitel araştırma yöntemi önde tutulmuş olup, dokümantasyon veri toplama tekniği benimsenerek Kur’ân tefsîri eserleri, modern ve klasik anlam bilim yaklaşımları ile sahih kıraat rivâyetleri üzerinden karşılaştırmalı doküman analizi yapılmıştır. Analiz sürecinde özellikle eşzamanlı-artzamanlı anlam bilim, bilgi yapısı (k-odak ve s-odak dinamikleri), edim bilim ve bileşimsel analiz teorisi gibi yöntemler merkeze alınarak âyetler tahlil edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, farklı kıraat vecihleri arasında anlamı bozan bir tenâkuz bulgusuna rastlanılmamıştır. Aksine bu durum ihtilâf-ı tenevvü kapsamında lafzın sınırları içinde kalarak metne başka açılar katmaktadır. Bu farklılıklar, âyetlerdeki fıkhî, kelâmî, ahlâkî ve psikolojik mesajları estetik bir biçimde netleştirmektedir. İlahî vahyin lafzî naklini muhafaza eden kıraat ilmi ile metnin anlam katmanlarını deşifre eden anlam bilimin entegrasyonu, Kur’ân’ın i’câzının ve evrensel mesajının doğru bir şekilde anlaşılması için teorik ve pratik bütünlük sağlar.

Kur’ânKıraatTefsîr+2
İsmail Hakkı Sezgin
Erzincan Binali Yıldırım University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2026
93
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.266
Master'sCrossrefindexedOpen AccessTR

Transhümanizm ve Yapay Zekâ Çağında İnsanın Dönüşümü ve Dinin Geleceği: Kelâmî Bir İnceleme

Bu çalışma, transhümanizm ve yapay zekâ çağında insanın dönüşümünü ve dinin geleceğine dair ortaya atılan yeni paradigma değişimlerini kelâmî bir perspektiften analiz etmeyi amaçlamaktadır. Klasik dini düşüncede insan belirli bir amaç doğrultusunda sabit bir öz yapıya sahip bir varlık olarak tasavvur edilirken, transhümanizm düşüncesi insanı teknoloji ve bilim sayesinde geliştirilebilen, tasarlanabilen ve yeniden inşa edilebilen bir varlık formuna indirgemektedir. Bu yaklaşım insanın biyolojik sınırlarının aşılabileceği düşüncesini savunmaktadır. Çalışmada, transhümanizm ideolojisinin tarihsel gelişim süreci ve düşünsel arka planı ele alınırken; Rönesans ve Reform hareketleri, Aydınlanma dönemi ve evrim teorisinin bu düşünce sisteminin gelişimine etkileri değerlendirilmiştir. Araştırmada ölümsüzlük, klonlama, zihin yüklemesi ve insan-makine bütünleşmesi, transhümanist iddiaların ruh, beden, yaratılış, ölüm ve ahiret gibi temel metafizik kavramlarla ilişkisi analiz edilmiştir. Bunun yanında deizm ve apateizm gibi çağdaş akımların ve Terasem gibi siber dinlerin din anlayışı üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Ayrıca yapay zekâ ve algoritmik sistemlerin ortaya çıkardığı “algoritmik hegemonya” kavramı üzerinden özgürlük, mahremiyet ve dindarlık ilişkisi değerlendirilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma transhümanizm ve yapay zekâ çağının insan, din ve toplum üzerindeki etkilerinin sadece teknolojik olmadığı, aynı zamanda ontolojik ve teolojik boyutları olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu süreçte teknolojinin insanın hizmetinde bir araç olarak kalması, insanın özgürlüğü, ahlaki sorumluluğu ve anlam arayışının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.

TranshümanizmYapay ZekâTeknolojik Tekillik+2
Arzu Bayram
Erzincan Binali Yıldırım University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2026
51
doi.org/10.71008/ebyu.thesis.2026.163