
20
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Yükseköğretim lisans öğrencilerinin eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme ve iletişim becerilerinin incelenmesi
Amaç: Araştırmanın temel amacı yükseköğretim lisans öğrencilerinin iletişim becerileri, eleştirel düşünme becerileri ve yaratıcı düşünme becerilerinin düzeyleri belirlenmesidir. Bunun yanında sınıf düzeyi faktörü incelenerek üniversitenin öğrencilerin söz konusu üç beceriye dair gelişiminin saptanması hedeflenmiştir. Öğrencilerin ders alma durumu da incelenerek iletişim becerileri, eleştirel düşünme beceriler ve yaratıcı düşünme becerilerine dair derslerin verimliliği tespit etmek amaçlanmıştır. Cinsiyet, sınıf düzeyi, ders alma durumu, fakülte, üniversite değişkenlerini inceleyen araştırma farklı değişkenleri ele almasından alanyazına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Yöntem: Bu çalışmada nicel olup, ; İletişim Becerileri Ölçeği, Marmara Yaratıcı Düşünme Becerileri Ölçeği, Marmara Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçeği kullanılmıştır Araştırma örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında öğrenim gören Konya ilinden Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi, Eskişehir ilinden Eskişehir Osmangazi Üniversitesi kapsamındaki sağlık bilimleri, eğitim, edebiyat, fen, turizm, iktisadi ve idari bilimler, ilahiyat fakültesi öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın nicel analizleri SPSS 21 programı kullanılarak, normal dağılım gösteren veriler için bağımsız t-test ve ANOVA; normal dağılım göstermeyen veriler için Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri uygulanmıştır. Bulgular: İletişim becerileri alt boyutlarından etkin dinleme ve sözel olmayan iletişim ve iletişim ilkeleri ve temel becerileri, eleştirel düşünme becerileri alt boyutlarından açık fikirlilik, yaratıcı düşünme becerileri alt boyutlarından cesaret alt boyut puanları cinsiyet değişkenine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. İletişim becerileri alt boyutlarından iletişim ilkeleri ve temel beceriler alt boyutu, eleştirel düşünme becerileri ölçeği alt boyutlarından kanıt arama ve akıl yürütme alt boyutu, yaratıcı düşünme eğilimleri alt boyutlarından olan; öz disiplin, cesaret, şüphe etme ve esneklik alt boyutlarının sınıf düzeyi bakımından farklılaştığı görülmektedir. Araştırmada lisans öğrencilerin devam etmiş oldukları fakülte ile söz konusu üç beceri arasında farklılık olup olmadığına bakılmış, İletişim Becerileri Değerlendirme ölçeği iletişim ilkeleri ve temel beceriler ve kendini ifade etme alt boyutlarında, eleştirel düşünme becerilerinden yargıya ulaşma ve kanıt arama alt boyutlarında, yaratıcı düşünme becerileri alt boyutlarından, yenilik arama alt boyutu, öz disiplin, şüphe etme, esneklik, cesaret boyutlarının öğrencilerin devam ettikleri fakülte değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. İletişim becerilerini 1. sınıfta olma ve 4. sınıfta olma durumuna göre fakülte bazında ele alarak incelediğimizde; turizm fakültesine devam eden öğrencilerin İletişim Becerileri Değerlendirme ölçeği alt boyutlarından kendini ifade boyutunda 4. sınıfların puanlarının 1. sınıfların puanlarından daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Eleştirel düşünme becerileri ölçeğinde de 1. ve 4. sınıf olması bakımından turizm, iktisadi ve idari bilimler fakültesinde farklılaşma tespit edilmiştir. Yaratıcı düşünme becerileri ölçeğinde de iktisadi ve idari bilimler fakültesi ve fen fakültesinde öğrencilerin 1. ve 4. sınıf olma durumuna göre farklılık tespit edilmiştir. Öğrencilerin ders alma durumuna göre iletişim becerileri, eleştirel düşünme becerileri ve yaratıcı düşünme becerileri alt boyutu düzeyleri incelendiğinde de anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada iletişim becerileri, eleştirel düşünme becerileri ve yaratıcı düşünme becerileri alt boyutları arasında da anlamlı düzeyde ilişkiler tespit edilmiştir. Aynı zamanda da araştırmada incelenen üç becerinin birbirini yordayan alt boyutları tespit edilmiştir. Bunun yanında üniversiteler arasında araştırmada incelenen üç becerilerin alt boyutlarında farklılıklar tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda; araştırmada incelenen üç beceriye dair üniversite müfredatlarının gözden geçirilmesi, bu becerilere yönelik dersleri zorunlu ve uygulamalı hale getirilmesi, eğitimcilere de seminerler ve eğitici eğitimleri verilmesi iletişim becerileri, yaratıcı ve eleştirel düşünme becerileri gelişimine katkı sağlayacaktır. Araştırma farklı örneklem gruplarında yapılarak sonuçları karşılaştırılabilir. Anahtar kelimeler: Eleştirel düşünme, İletişim becerileri, Yaratıcı düşünme, 21. yüzyıl becerileri
Yükseköğretimde akademik liderlik, örgütsel adalet, örgütsel etik iklim arasındaki ilişkinin incelenmesi.
Bu araştırmanın amacı, İç Anadolu 'da yer alan bir devlet üniversitesi bünyesindeki öğretim üyelerinin görüşlerine göre akademik liderlik, örgütsel adalet ve örgütsel etik iklimi arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktadır. Bu çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama ve nedensel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 yılında İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan bir devlet üniversitesinde belirlenen fakültelerde görev yapan 1280 akademisyen, örneklemini ise belirlenen fakültelerde küme örneklemi yoluyla seçilen 704 akademisyenden oluşmaktadır. Bu araştırmanın veri seti Akademik Liderlik ölçeği, Örgütsel Adalet ölçeği ve Örgütsel Etik İklim ölçeklerinin kullanılmasıyla toplanmıştır. Veriler SPSS 27.0 istatistik programının kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda akademisyenlerin yüksek düzeyde akademik liderlik, orta düzeyde örgütsel adalet ve etik iklim algısına sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırmada akademik liderlik, örgütsel adalet ve etik iklim algılarını belirleyen tüm boyutların birbirleri ile pozitif yönde ilişkilerinin olduğu görülmüştür. Akademik liderliğin etik iklimi pozitif yönde etkileyerek % 55. 5' ini açıkladığı, örgütsel adalet algısını ise yine pozitif etkileyerek %33. 9 düzeyinde açıkladığı belirlenmiştir. Bu araştırma, akademik liderliğin örgütsel etik ve örgütsel adalet açısından belirleyici bir faktör olduğunu göstermiş, akademik liderliğin örgütsel etik iklimi ve örgütsel adalet üzerine etkiye sahip olduğunu ortaya koymuştur. Profesyonel gelişimin, yükseköğretim kültürünün ve yükseköğretim yönetiminin bu dinamiklerdeki rolleri üzerinde odaklanarak, kurumlar örgütsel etik ve adaleti güçlendirmek için stratejiler geliştirebilirler. Bu sonuçlar, akademik liderlerin ve yükseköğretim yöneticilerinin kurumsal etik değerleri güçlendirmek için odaklanmaları gereken alanları belirlemelerine yardımcı olabilir. Anahtar kelimeler: Akademisyen, Akademik liderlik, Örgütsel adalet, Örgütsel etik iklim, Nicel araştırma
Üniversite öğrencilerinin akademik öz yeterlik, üniversite mezuniyeti beklentileri ve akademik erteleme davranışlarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, yükseköğretimde öğrenimine devam eden öğrencilerin akademik öz yeterlik, üniversite mezuniyet beklentileri ve akademik erteleme algılarını çalışmanın problem durumu doğrultusunda araştırmaktır. Sonuçlar neticesinde, lisans öğrencilerinin öz yeterlik düzeyleri, akademik erteleme ve mezuniyet beklentileriyle ilişkili faktörlerin belirlenmesi ve çalışmanın doğrultusunda, bu davranış şekillerine yönelik yorum getirebilmektir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nde 4 yıllık lisans programlarında öğrenim gören öğrencilerden çevrim içi yolla toplanmıştır. Verileri top- lamak için Akademik Öz Yeterlik Ölçeği, Üniversite Mezuniyet Beklentileri Ölçeği ve Tuckman Akademik Erteleme Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Öğrencilerin cinsiyet, sınıf ve okudukları bölümler arasında farklılık bulunmamıştır. Öğencilerin akademik öz yeterlikleri orta, akademik ertelemeleri orta ve üniversite mezuniyet beklentileri yüksek düzeydedir. Akademik öz yeterlik, akademik erteleme ve üniversite mezuniyet beklentileri düzeyleri bakımından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Akademik öz yeterlik ile akademik erteleme davranış düzeyleri arasında negatif yönde orta düzey; üniversite mezuniyet beklentileri arasında pozitif yönde düşük düzey ilişki bulunmaktadır. Öğrencilerin akademik erteleme davranış düzeyleri ile mezuniyet beklentileri arasında ise negatif yönde düşük düzey bir ilişki bulunmaktadır. Lisans öğrencilerinin akademik öz yeterlik, akademik erteleme ve mezuniyet beklentilerinde cinsiyet, fakülte ve sınıf düzeyi değişkenleri açısından farklılaşma yoktur. Öğrencilerin akademik öz yeterlikleri ile erteleme davranışlarında arasında negatif korelasyon bulunmaktadır. Öğrencilerin akademik öz yeterliklerinin güçlendirilmesi ile akademik erteleme davranışlarının azalabileceği yorumu yapılabilir. Ayrıca üniversite mezuniyet beklentilerinin yükselmesi de akademik öz yeterliklerin yükselmesi ve akademik erteleme davranışlarının düşmesiyle de kısmen ilişkilidir. Lisans öğrencilerinin disiplinli ve düzenli çalışmaları ve yüksek akademik öz yeterliğe sahip olması için fakülte ve bölümlerde destekleyici çalışmalar yapılması, yüksek mezuniyet beklentileri oluşması için de öğrencilerin kariyer planlamalarına yardımcı olacak etkinlikler düzenlenmesi faydalı olabilir. Ayrıca bu konuyla ilgili olarak farklı değişkenler kullanılarak araştırma konusu çeşitlendirilebilir.
Öğretim elemanlarının zihinsel iş yükü, teknostres ve mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı; öğretim elemanlarının maruz kaldıkları teknostres faktörleri, algıladıkları zihinsel iş yükü ve mesleki tükenmişlikleri arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Nicel bir araştırma yaklaşımı benimsenen bu çalışmada, araştırma kapsamındaki değişkenler arası ilişkiyi inceleyen bir korelasyonel araştırma yürütülmüştür. Araştırmanın verileri iki devlet üniversitesindeki farklı fakülte, yüksekokul ve bunlara bağlı bölümlerde görev yapmakta olan öğretim elemanlarından toplanmıştır. Verilerin toplanmasında araştırma kapsamında hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile Teknostres Ölçeği, CarMen-Q Zihinsel İş Yükü Ölçeği ve Maslach Tükenmişlik Envanteri-Eğitimci Formu'ndan yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi, araştırmaya katılım gösteren toplam 368 öğretim elemanından elde edilen veri seti üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde, değişkenler arasındaki ilişkileri hesaplayabilmek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Teknostres faktörleri ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkide algılanan zihinsel iş yükünün aracı rolü, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ile analiz edilmiştir. Aracılık etkisinin anlamlılığını belirlemek için ek olarak bootstrap analizi yapılmıştır. Değişkenlerin demografik özelliklere göre değişiminin tespitinde ise parametrik testlerden t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda teknostres faktörleri ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkide algılanan zihinsel iş yükünün aracı role sahip olduğu görülmüştür. Teknostres faktörlerinin öğretim elemanlarının mesleki tükenmişlikleri üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu tespit edilmiştir. Benzer biçimde teknostres faktörlerinin öğretim elemanlarının zihinsel iş yükü algıları üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Öğretim elemanlarının zihinsel iş yükü algılarının da mesleki tükenmişlikleri üzerinde pozitif yönlü ve anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadın katılımcıların mesleki tükenmişliğinin erkek katılımcılardan anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Teknostres faktörleri ve zihinsel iş yükü puanlarının ise cinsiyete göre anlamlı bir fark oluşturmadığı görülmüştür. Yaş gruplarına göre, 51 yaş üstü katılımcılarda teknostres faktörleri puanlarının 31-40 yaş grubundan yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretim elemanlarının mesleki tükenmişlik puanlarının ise artan yaşla birlikte düştüğü görülmüştür. Zihinsel iş yükü puanları ile yaş değişkeni arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Mesleki kıdem yılına göre yapılan incelemede, teknostres faktörleri puanlarının mesleki kıdem yılı değişkenine göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Algılanan zihinsel iş yükü mesleki kıdem yılına göre anlamlı şekilde farklılaşmazken; 21 ve üstü mesleki kıdem yılı grubundaki katılımcılarda mesleki tükenmişlik puanlarının, tüm alt mesleki kıdem yılı gruplarından düşük olduğu bulunmuştur. İdari görevde bulunan öğretim elemanlarının teknostres faktörleri ve zihinsel iş yükü puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu; mesleki tükenmişliklerinin ise idari görevde bulunmayanlara göre anlamlı düzeyde düşük olduğu tespit edilmiştir. Sınıf değişkenine göre yapılan incelemede araştırma görevlilerinin zihinsel iş yükü algısının öğretim görevlilerinden, mesleki tükenmişliklerinin ise öğretim üyelerinden anlamlı düzeyde yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretim elemanları üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada, teknostres faktörleri ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişkide algılanan zihinsel iş yükünün aracı role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretim elemanlarının teknostres faktörleri, zihinsel iş yükü ve mesleki tükenmişlik puanlarının çeşitli kişisel özelliklere göre farklılaştığı tespit edilmiştir.
Yükseköğretime devam eden engelli öğrencilerin ölçme değerlendirme süreçlerine ilişkin deneyimlerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, yükseköğretime devam eden engelli öğrencilerin ölçme değerlendirme süreçleri ile ilgili deneyimlerini kendi görüşlerine dayalı olarak incelemektir. Yöntem: Eskişehir'de yükseköğretime devam eden engelli öğrencilerin ölçme değerlendirme sürecine ilişkin deneyimlerinin incelendiği bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi kolay erişilebilir ve amaçlı örnekleme yolu ile oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Eskişehir'de bulunan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi'nde öğretimine devam eden engelli öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmada verileri toplamak için açık uçlu sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi için içerik analiz tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi ile elde edilen verilerle araştırmanın ana temaları ve alt temaları oluşturulmuştur. Bulgular: Araştırmanın bulguları yükseköğretime devam eden engelli öğrencilerin ölçme ve değerlendirme sürecinde çoğu öğrencilerin düzenlemelere ihtiyaç duyduklarını göstermektedir. Bu düzenlemeler engelli öğrencilerin engel türlerine göre farklılık göstermektedir. Katılımcıların yanıtlarına göre ölçme değerlendirme sürecinde yapılan düzenlemeler ek süre, okuyucu-işaretleyici desteği, ayrı ortamda sınava girme, fiziksel düzenlemeler, punto büyütme, görsel içerikten muafiyet, işitme cihazı telefona bağlama, sınavı bilgisayarda yazma olarak saptanmıştır. Araştırmada katılımcılar için yapılan düzenlemelere karşı sınıf arkadaşlarının ve görevlilerin tepkilerinin genellikle olumlu olduğu ve yardım amaçlı yaklaşımlar ile karşı karşıya kaldıkları veya herhangi bir tepki ile karşılaşmadıkları görülmüştür. Araştırmada engelli üniversite öğrencilerinin ölçme değerlendirmede düzenlemelere gereksinim duyarsa bunu kendi çabalarıyla öğretim üyelerine ve diğer görevlilere ilettikleri, çoğunlukla taleplerine uygun düzenlemeler gerçekleştirilse de bunun daha formal yolla yapılması gerektiğini düşündükleri ve kendileri için gerçekleştirilen düzenlemeler hakkında herhangi bir tepki ile karşılaşmadıkları belirlenmiştir. Sonuç ve Öneriler: Sonuç olarak engelli üniversite öğrencilerinin ölçme değerlendirme süreçlerinde çoğunlukla düzenlemelere ihtiyaç duydukları görülmektedir. Fakat bu düzenlemeler için engelli öğrencilerin kendilerinin çabaladığı ve düzenlemelerin Eskişehir'de bulunan üç üniversitenin ikisinde formal yolla yapılmadığı görülmektedir. Bu yüzden de engelli üniversite öğrencilerinin ölçme ve değerlendirme süreçlerinde onların ihtiyaç duyduğu düzenlemelerin üniversitelerde bulunan Engelli Öğrenci Birimleri tarafından belirlenerek uygulamaya dönüştürülmesi önerilebilir. Ayrıca farklı üniversitelerdeki öğrencilerin deneyimlerinin incelendiği farklı araştırmaların gerçekleştirilmesi önerilebilir.
Çevrimiçi öğrenme ortamlarında sosyal buradalığa ilişkin akademisyen ve öğrenci görüşlerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın genel amacı, araştırma kapsamındaki akademisyenlerin ve öğrencilerin çevrimiçi sosyal buradalığa ilişkin görüş ve deneyimlerini ortaya çıka-rarak, çevrimiçi derslerin tasarımında ve uygulanması sırasında soyal buradalık kav-ramının göz önünde bulundurulup bulundurulmadığını anlamaya çalışarak uzaktan eğitim sisteminin daha nitelikli bir şekilde uygulanması için nasıl önlemler alınması gerektiğini tespit etmektir. Ayrıca, uzaktan ve çevrimiçi eğitim sisteminin kalitesi de sorgulanmaktadır. Bu amaçlar doğrultusunda, Türk Yükseköğretim sistemi içerisinde üniversitelerde öğretim elemanlarının uzaktan eğitim yöntemiyle yürütecekleri dersleri tasarlarken sosyal buradalık oluşturma amacıyla nasıl bir ders tasarımı oluşturması gerektiğinin ortaya çıkarılması bu araştırmanın temel amacıdır. Yöntem: Bu araştırma nitel bir çalışma olup durum çalışması olarak desenlen-miştir. Durum çalışması deseni, nicel ölçümlerle tam olarak yakalanamayan sosyal buradalık kavramının kapsamlı bir şekilde incelenmesine olanak sağlamıştır. Çalışma 2022-2023 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde yürütülmüş olup, çalışma grubunu ise Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğtim Fakültesinde aktif olarak çalışan 11 öğretim elemanı ve aynı fakültede öğrenim gören 101 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanarak içerik analiziyle çözümlenerek kod, kategori ve temalar oluşturulmuştur. Bulgular: Araştırmanın bulgularına göre öğretim elemanlarının çoğu çevrimiçi derslerde çeşitli yöntem ve teknikler kullanarak sosyal bulunuşluk yaratmaya çalıştık-larını belirtmişlerdir. Ancak derslerde yaşanan teknik ve sistemsel aksaklıklardan, sınıf mevcutlarının kala-balık olmasından, öğrencilerin motivasyon eksikliğinden ve öğretim elemanlarının çevrimiçi derslerin tasarımına ilişkin yeterli bilgi ve donanıma sahip olmamalarından ötürü derslerini sosyal buradalık yaratma adına yapılandırma konusunda zaman zaman zorluk çektiklerini belirtmişlerdir.Öğrencilerden elde edilen bulgular göz önünde bu-lundurulduğunda öğretim elemanlarının tek düze ders anlatımından çok öğrencileri ders içerisinde aktif tutacak, birbirleriyle etkileşime geçirecek, eğlenceli ve interaktif derslerin onları çevrimiçi derslere karşı daha fazla motive edeceği konusunda hem fikir olduklarını vurgulamışlardır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonuçlarına göre, uzaktan ve çevrimiçi ders ve-recek öğretim elemanlarının derslerini yapılandırırken sosyal buradalık yaratma konu-sunda birçok kavramı yerine getirmeye çalıştığı görülmektedir. Ancak derslerin daha interaktif hale gelmesi adına, öğrenci ve öğretim elemanlarının ses ve görüntülerini ders esnasında mutlaka açık tutmaları gerektiği, öğrencilerden beklenilen sorumluluk-ların ve davranışların dönem başlarında yazılı olarak açık ve net ifadelerle belirtilmesi gerektiği, öğretim elamanı ve öğrenciler arasında iletişimsel sorunların ortadan kalk-ması ve öğretim elemanlarının daha ulaşılabilir olması gerektiği, öğrenciye verilen ödev veya çalışmaların daha fazla işbirliği içeren çalışmalar olması gerektiği böylelik-le öğrencilerin kendilerini yüz yüze sınıf ortamındaymış gibi rahat hissedebilecekleri ve bu durumun öğrencilerin çevrimiçi derslere olan ilgi ve motivasyonunu arttıracağı sonucuna varılmıştır. Bu araştırma doğrultusunda yapılacak diğer çalışmalarda nicel verilerden yararlanılarak daha kapsamlı bir çalışma gerçekleştirilebilir. Anahtar kelimeler: yükseköğretim, çevrimiçi öğrenme, uzaktan öğrenme, sorgulama topluluğu modeli, sosyal buradalık
Eğitim fakültesi öğrencilerinin iyi oluş algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Amaç: Bu araştırma, eğitim fakültesi öğrencilerinin iyi oluş algılarının demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemeyi amaçlamaktadır. Üniversite öğrencilerinin iyi oluşlarına ilişkin veriler analiz edilmiş ve bu iyi oluş halleri ile demografik değişkenler arasındaki ilişki değerlendirilmiştir. Yöntem: Bu çalışma, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi eğitim fakültesi öğrencilerinin iyi oluş algılarının demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. 2023-2024 bahar döneminde, 380 öğrenci üzerinde betimsel tarama modeli ile yapılan araştırmada, Warwick- Edinburgh Zihinsel İyi Oluş Ölçeği kullanılmış ve veriler SPSS 26 programında analiz edilmiştir. Araştırma, öğrencilerin iyi oluşları ile demografik değişkenler arasındaki ilişkileri anlamlılık düzeyinde değerlendirmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma bulguları, eğitim fakültesi öğrencilerinin psikolojik iyi oluş algılarının bazı demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiğini ortaya koymuştur. Cinsiyet, akademik başarı ve büyüme yeri değişkenlerinde anlamlı bir farklılık görülmezken; yaş, anne-baba eğitim durumu ve gelir durumu gibi faktörlerde farklılık saptanmıştır. Anne ve baba eğitim seviyesi düşük olan öğrencilerin daha yüksek iyi oluş seviyelerine sahip olduğu, düşük gelir grubundaki öğrencilerin ise üst gelir grubundakilere kıyasla daha yüksek iyi oluş puanlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu durum, iyi oluşun sosyo-ekonomik faktörlerden ziyade bireyin algıları ve kanaatkarlığıyla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Sonuçlar, öğrencilerin bütüncül bir iyilik halini desteklemek için eğitim yöneticileri ve eğitimcilerden fiziksel, ruhsal ve sosyal destek sağlamalarını önermekte ve psiko-eğitim programlarının bu süreçte etkili olabileceğini vurgulamaktadır. Anahtar kelimeler: Demokrafik değişkenler, Eğitim fakültesi, Psikolojik iyi oluş
Üniversite hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce öz yeterlikleri ile yabancı dil öğrenmeye yönelik tutumlarının çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı yükseköğretim kurumlarındaki İngilizce hazırlık sınıfı öğrencilerinin İngilizce öz yeterlik algıları ile yabancı dil öğrenimine yönelik tutumlarını cinsiyet, mezun olunan lise türü, Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) puan türü ve günlük yabancı dil kullanım süreleri değişkenlerine göre incelemek ve öz yeterlik algılarıyla yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaktır. Ayrıca bu amaç doğrultusunda elde edilen bulgulara göre çeşitli çıkarım-larda bulunmak ve öneriler sunmaktır. Yöntem: Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veriler Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulunda eğitim gören lisans öğrencilerinden yüz yüze ve uzaktan çevrimiçi olarak toplanmıştır. Katılımcılardan veri toplamak için kişisel bilgi formu, İngilizce öz yeterlik ölçeği ve yabancı dil öğrenmeye yönelik tutum ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların İngilizce öz yeterlik algılarına ve yabancı dil öğrenmeye dönük tutumlarına ilişkin ölçeklerden elde edilen veriler parametrik testlerden bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Pearson korelasyon katsayısı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Öğrencilerin İngilizce öz yeterlik algıları yüksek düzeydedir. Cinsiyet değişkenine göre kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. YKS puan türü değişkenine göre Yabancı Dil alanı öğrencilerinin İngilizce öz yeterliği Sayısal ve Eşit Ağırlık alanı öğrencilerinden daha yüksektir. Mezun olunan lise türü değişkenine göre Anadolu Lisesi mezunu öğrencilerinin İngilizce öz yeterliği Fen-Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu İHL mezunu öğrencilerinin öz yeterliğinden daha yüksektir. Günlük yabancı dil kullanım süresi değişkenine göre günlük 2 saatten fazla yabancı dil kullanan öğrencilerin İngilizce öz yeterlikleri günlük 1-2 saat arası ve günlük 1 saatten az yabancı dil kullanan öğrencilerin öz yeterliğinden daha yüksektir. Öğrencilerin yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları yüksek düzeydedir. Cinsiyet değişkenine göre kız öğrencilerin tutumu erkeklerden daha yüksektir. YKS puan türü değişkenine göre Yabancı Dil alanı öğrencilerinin yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları Sayısal ve Eşit Ağırlık alanı öğrencilerinden daha yüksektir. Mezun olunan lise türü değişkenine göre Anadolu Lisesi mezunu öğrencilerinin yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları Fen-Sosyal Bilimler Lisesi ve Anadolu İHL mezunu öğrencilerinin tutumlarından daha yüksektir. Günlük yabancı dil kullanım süresi değişkenine göre günlük 2 saatten fazla yabancı dil kullanan öğrencilerin tutumları günlük 1-2 saat arası ve günlük 1 saatten az yabancı dil kullanan öğrencilerin tutumlarından daha yüksektir. Öğrencilerin İngilizce öz yeterlik algı düzeyleri ile yabancı dil öğrenmeye dönük tutum düzeyleri arasında güçlü düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Sonuç ve Öneriler: Öğrencilerin İngilizce öz yeterlik algıları yüksek düzeyde-dir. Öğrencilerin öz yeterlik algıları cinsiyete göre farklılık göstermemektedir, ancak YKS puan türü, mezun olunan lise türü ve günlük yabancı dil kullanım süresi değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Öğrencilerin yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları yüksek düzeydedir. Öğrencilerin yabancı dil öğrenmeye dönük tutumları cinsiyet, YKS puan türü, mezun olunan lise türü ve günlük yabancı dil kullanım süresi değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Öğrencilerin İngilizce öz yeterlik algı düzeyleri ile yabancı dil öğrenmeye dönük tutum düzeyleri arasında güçlü düzeyde pozitif yönlü ve anlamlı bir korelasyon vardır. Öğrencilerin İngilizce öz yeterliklerini geliştirmek için onları eTwinnig veya Erasmus+ gibi İngilizceyi aktif olarak kullanabilecekleri uluslararası projelere yönlendirmek önerilebilir. Erkek öğrencilerin yabancı dil öğrenmeye yönelik tutum düzeylerini artırmak için bu öğrencilere yönelik teknoloji, dijital oyunlar ve ilginç spor branşları ile ilgili çeşitli eğitim materyalleri ve ders içerikleri geliştirilebilir. Kız öğrenciler ile erkek öğrenciler arasında rekabeti teşvik edici yarışmalar, oyunlar ve ödül sistemi gibi uygulamalar düzenlenebilir.
Özel eğitim bölümü öğretim elemanlarının öğretim tasarımına dönük görev analizi yaklaşımlarının incelenmesi
Özet Özel Eğitim Bölümü Öğretim Elemanlarının Öğretim Tasarımına Dönük Görev Analizi Yaklaşımlarının İncelenmesi Ebru KOVAÇİ Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yükseköğretimin Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Mehmet ERSOY 2024 Amaç: Bu araştırmanın amacı özel eğitim bölümü öğretim elemanlarının öğretim tasarımına dönük görev analizi yaklaşımlarını derinlemesine incelemektir. Öğretim tasarımına dönük görev analizi konusunda öğretim elemanlarının rolleri, sorumlulukları, görev analizine yükledikleri anlam, yaşantıları ve öngördükleri örnek bir görev analizi yapısına dair görüşleri ele alınmıştır Yöntem: Araştırma bu yönüyle ve sıklıkla çalışılmamış olan bir konuya değinmekte olup, keşfedici durum çalışması biçiminde desenlenmiştir. Katılımcılar iki ayrı devlet üniversitesinde görev yapmakta olan 32 özel eğitim alanında görev yapan öğretim elemanıdır. Araştırmada araştırmacılar tarafından geliştirilen Demografik Bilgi Formu ve Öğretim Tasarımına Dönük Görev Analizi Yaklaşımları Görüşme Formu kullanılmıştır. Demografik bilgi formuyla katılımcı kitlesinin genel karakteristikleri ortaya konulmuş olup, görüşme formu ile toplanmış verilerin çözümlenmesinde ise içerik analizinden yararlanılmıştır. Bulgular: Araştırma amacı doğrultusunda, özel eğitim alanında görev yapan öğretim elemanlarıyla görüşmeler yapılmış, öğretim tasarımına dönük görev analizi türü olarak işlevsel ve hiyerarşik analiz türü yapılarını sıklıkla önermişlerdir. Ortaya iş birliğinin benimsendiği görev analiz türü modeli çıkmıştır. Sonuç ve Öneriler: Öğretim tasarımına dönük görev analizinin özel eğitim alanında incelenmesi sonucunda, özel eğitim öğretim elemanlarının belirtilen görev analiz türlerinin kullanımına yönelik tavsiyeler verilmiştir. Anahtar kelimeler: İçerik analizi, görev analizi, öğretim tasarımı, özel eğitim, yükseköğretim.
The examination of the relationship between academics' perceptions of organizational climate, social network and their well-being
Purpose: The main purpose of the study is to examine the relationship between academics'organizational climate and social network with their well-being. Within this general purpose, whether organizational climate predicting on academics' well-being was detected. Method: The relational model is used for the research. The universe of the research includes the academics' working in Eskişehir province and the sample consists of 422 academics from three different universities in Eskişehir during 2023-2024 fall and spring semesters. The data were obtained by appling psychological climate scale, social network tendencies scale, social relationship element scale and psychological well-being scale. Descriptive statistics; including normal distribution, reliability test, t-test, one-way analysis of variance, correlation and multiple regression analyzes were performed on the obtained data using SPSS 27 statistical programme. Results: Six of the psychological climate dimensions which are autonomy, cohesion, trust, support, recgonition and innovation have a low positive meaningful relationship with academics' psychological well-being. Only two of the psychological climate dimensions that are pressure and fairness have a negative low relationship with the psychological well-being. Psychological climate and social network tendencies have a low positive relationship with academics' psychological well-being. Academics' perceptions of psychological climate positively predict their psychological well-being. The findings reveal that the variables of psychological climate and social network tendencies can explain 18% of the psychological well-being scores of academic staff. Conclusion and Suggestions: According to the results of the research, a significant positive relationship was found between the psychological climate perceptions of the academic staff and their psychological well-being. In accordance with social network results are found to be at a medium level. For this reason, it is suggested that the factors affecting the psychological climate and social network perceptions of academics should be examined and the psychological well-being of academics can be increased by implementing ethical and fair policies among the discourses, decisions and practices of higher education institutions both administratively and organisationally.
Üniversite öğrencilerinin çevrimiçi teknolojilere yönelik özyeterlik algılarının demografik değişkenler açısından incelenmesi
Amaç: Bu araştırmanın amacı, uzaktan eğitimle öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin çevrimiçi teknolojilere yönelik özyeterlik algılarının demografik değişkenler açısından üniversiteler arasında farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesidir. Yöntem: Nicel araştırma yaklaşımıyla ve betimsel bir kimlikte gerçekleştirilen bu araştırma bir tarama modeli biçiminde yürütülmüştür. Araştırmanın amacı ve araştırma soruları doğrultusunda, tarama modeli bünyesinde ele alınacak alt model olarak ise ilişkisel tarama modeli belirlenmiştir. Araştırmanın verileri Anadolu Üniversitesi ve Dicle Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan 2389 katılımcıdan çevrimiçi olarak gönderilen Demografik Bilgi Formu ve Çevrimiçi Teknolojilere Yönelik Öz Yeterlik Algısı Ölçeği (ÇTYÖ) yoluyla toplanmıştır. Ölçeğin bu araştırma kapsamında tespit edilen iç tutarlılık katsayısı .97'dir. Ayrıca gerçekleştirilen AFA (Açımlayıcı Faktör Analizi)'nde varyans açıklayıcılığı % 62.12 bulunmuştur. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen istatiksel çözümlemeler parametrik test koşullarının sağlanmasıyla t-testi ve ANOVA olarak uygulanmıştır. Bulgular: Araştırmada çevrimiçi teknolojilere yönelik özyeterlik puanlarının genel olarak yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Özyeterlik bağlamında ortalama puanların öğrenim görülen alan değişkeninde tüm örneklem üzerinde yapılan incelemede sayısal içeriği daha fazla olan programlarda öğrenim gören öğrencilerin lehine, uzaktan eğitimle ilişkili önceden kurs alıp almama değişkenine göre önceden kurs alanların lehine, üniversite türü değişkenine göre Anadolu Üniversitesi lehine, cinsiyet değişkeninde erkek katılımcılar lehine ve çalışma durumu değişkeninde çalışan katılımcıların lehine anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Öte yandan medeni durum değişkenine göre bekar katılımcıların özyeterlik puan ortalaması daha yüksek olmakla birlikte, istatiksel açıdan anlamlı farklılık bulunmamıştır. Her iki üniversite için karşılaştırmalı olarak yapılan analizlerde öğrenim görülen programlar değişkeni bazında yapılan incelemede üniversiteler özelinde yapılan ANOVA testleri sonucunda üniversiteler arasında farklı bulgular ortaya çıkmıştır. Benzer şekilde bağımsız değişkenlerin toplam varyansa etki derecelerinde farklı bulgular orta çıkmıştır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucunda uzaktan eğitimle önceden kurs alıp almama, cinsiyet, çalışma durumu, öğrenim görülen program ve üniversite türü değişkenleri bazında özyeterlik puanlarının istatiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Buna ek olarak cinsiyet, çalışma durumu ve genelgeçer değişkenlerden nispeten farklı olan uzaktan eğitimle önceden kurs alıp almama değişkenlerinin toplam etki büyüklüğünün yüzde 84 olarak çıkması bu üç değişkenin özyeterlik algısının açıklanmasında tahmin edilenden daha yüksek bir öneme sahip olduğunu göstermektedir. Söz konusu üç değişkenin yüksek varyans açıklayıcılığına sahip olmasının belirlenmiş olması, genel itibarıyla bu değişkenlerin özyeterlikle ilgili araştırmalarda önde gelen ve önemli araştırma değişkenleri olduklarının ortaya konmasını sağlamıştır. Cinsiyet değişkenine göre yapılan incelemede erkeklerin lehine istatiksel olarak anlamlı bulunması cinsiyet değişkeninin öneminin süregelmekte olduğu şeklinde yorumlanmıştır. Bu kapsamda araştırmacılara yönelik olarak, söz konusu önde gelen üç değişkenin yanı sıra anlamlı farklılık bulgusu içermeyen değişken bazında da konuyu daha derinlemesine ele almak amacıyla nitel araştırma desenlerinin kullanılması önerilmektedir. Önceden kurs alıp almama durumu değişkenine göre yapılan inceleme sonucunda söz konusu değişkenin geçmiş deneyimleri içerdiği göz önünde bulundurularak, özyeterlik bağlamında önemli derecede yararlı olabileceği değerlendirilmektedir. Yükseköğretim yöneticileri ve uygulayıcılarına yönelik olarak, kurum yöneticilerinin farklı programlardaki özyeterlik farklılıklarına odaklanarak, çevrimiçi teknolojilere yönelik özyeterlik farkındalığını artıracak etkinlikler düzenlemeleri önerilmektedir.
Yükseköğretimde yabancı uyruklu öğrencilerin kültürel uyum süreçlerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Amaç: Bu çalışma, Eskişehir'de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin geçirdiği kültürel uyum süreçlerini çeşitli değişkenler açısından incelemek üzere gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, öğrencilerin sosyal öz-yeterlik, cinsiyet, çalışma durumu, sınıf düzeyi, geldikleri kıta ve kültürel ilgi derecelerine ilişkin algılarının, kültürel uyum puanlarını nasıl etkilediğini değerlendirmektir. Araştırmanın bir diğer amacı da öğrencilerin geldikleri andan itibaren yaşantıları ve genel olarak Türkiye'ye uyum süreçlerini değerlendirmeleri yoluyla niteliksel bir bakış açısıyla nicel bulgulara destek sağlamaktır. Yöntem: Bu araştırma, Eskişehir'de bir devlet üniversitesinin farklı bölümlerinde öğrenim görmekte olan 478 yabancı uyruklu lisans öğrencisinin kültürel uyum süreçlerini nicel bir araştırma yaklaşımıyla ele almıştır. Bu yönüyle tarama modelinde ele alınan çalışmada maksimum çeşitlilik ve ulaşılabilir örnekleme yöntemleri ile yapılmıştır. Araştırma verilerinin elde edilmesinde bu tez kapsamında geliştirilen Kültürel Eğilimler Anketi ve Batır (2017) tarafından geliştirilen ve Cronbach Alpha güvenirlik karsayısı .88 bulunan Kültürel Uyum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğe güncel bir açımlayıcı faktör analizi (AFA) uygulanmış olup yapı geçerliği tekrar sınanmıştır. Güncel formda .97 bulunan güvenirlik verilerinin yanı sıra açıklanan varyans ise %62.12 olarak bulunmuştur. Araştırma verilerinin çözümlenmesinde ise verilerin parametrik test koşullarını sağlaması üzerine, t-testleri ile ANOVA testleri uygulanmıştır. Bulgular: Kültürel uyum puan ortalamalarının 41,63 olarak orta düzeyde bulunduğu örneklem grubunun puanlarının sosyal yeterlik, kültürel ilgi, çalışma durumu, sınıf düzeyi ve gelinen kıta değişkenlerine göre anlamlı farklılık içerdiği bulunmuştur. Buna karşın kültürel uyum puanlarının cinsiyete göre ise anlamlı farklılık içermediği ortaya çıkmıştır. Söz konusu bulguların yanı sıra, kültürel eğilimler anketinde yer alan açık uçlu soruya verilen yanıtlardan hareketle, genel olarak kültürel uyum süreçlerindeki izlenimlerinin olumlu bir bakış açısıyla yansıtıldığı söylenebilir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma katılımcılarının kültürel uyumlarının cinsiyet değişkeni haricinde önemli değişkenler açısından anlamlı farklılık içermesi söz konusu olmuştur. Daha fazla katılımcıyla, Türkiye'nin farklı coğrafi bölgelerindeki gerek devlet gerek özel üniversiteler nezdinde benzer araştırmalar gerçekleştirilmesi önerilmektedir.
Teknoloji kullanımına yönelik öğretim elemanlarının görüşleri: Türkiye Ve Endonezya örneği
Bu araştırmanın amacı, Türkiye ve Endonezyadaki öğretim elemanlarının teknoloji entegrasyonuna ilişkin algılarını ortaya koymaktır. Bu doğrultuda yükseköğretimde teknoloji kullanımına yönelik iki ülke arasındaki benzerlik ve farklılıkları belirlemek hedeflenmiştir. Araştırmada, nitel desenlerden durum çalışması yaklaşımı benimsenmiştir. Çalışmanın katılımcı grubunu, Türkiye ve Endonezya'daki üniversitelerde sınıf eğitimi alanında ders veren öğretim elemanları oluşturmaktadır. Çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenmiştir. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır ve betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, Türkiye ve Endonezya'daki öğretim elemanıları eğitim teknolojilerine, özellikle de kaliteyi, verimliliği ve öğrenmeye erişimi artırma potansiyeline sahip olması açısından olumlu yaklaşmaktadır. Bununla birlikte, teknoloji halen geleneksel öğretim yöntemlerinin yerini alan bir unsurdan ziyade, bu yöntemleri destekleyen tamamlayıcı bir araç olarak değerlendirilmektedir. Eğitim olanakları ve altyapı gibi etkenler teknoloji entegrasyonunu kolaylaştırıcı faktörler arasında yer alırken; teknik yetersizlikler ve kurumsal hazırlık eksiklikleri dijital dönüşüm sürecinin önündeki başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır. Bu bağlamda, yükseköğretim kurumlarının dijital altyapıyı güçlendirmesi, öğretim elemanlarına yönelik mesleki gelişim olanakları sunması ve tüm bölgelerde teknolojiye eşit erişimi sağlaması gerekmektedir. Ayrıca, eğitimde insani değerleri koruyabilmek adına, teknoloji ile insan etkileşimini dengeleyen pedagojik yaklaşımların benimsenmesi ve dijital dönüşüm sürecini kapsayıcı ve sürdürülebilir kılacak politikaların teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Türkiye ve Endonezya'daki öğretim elemanları genel olarak eğitim teknolojilerine olumlu bakmaktadır, ancak bu teknolojilerin uygulanması, özellikle Türkiye'de sınırlı altyapı, finansman ve sürekli eğitim ihtiyacı nedeniyle hala kısıtlıdır. Öğretim elemanları tarafından teknoloji, insan etkileşimine dayalı geleneksel öğretim yöntemlerini güçlendiren bir tamamlayıcı olarak görülmektedir. Bu nedenle, her iki ülkede de yükseköğretimin dijital dönüşümünü teşvik etmek için dijital altyapı yatırımlarının artırılması, sürdürülebilir hizmet içi eğitimlerinin geliştirilmesi, finansal destek ve gerçekçi uygulama stratejileriyle uyumlu politikaların geliştirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Eğitim teknolojisi, Öğretim elemanı görüşleri, Yükseköğretim, Türkiye, Endonezya
Üniversite öğrencileri ve toplumsal cinsiyet konulu lisansüstü tezlerin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada Türkiye'de şu ana kadar, yükseköğretimde, toplumsal cinsiyet ve üniversite öğrencileri üzerine yapılmış araştırmaları konu alan lisansüstü tezlerin doküman inceleme yöntemiyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Doküman inceleme yöntemi kullanılarak yapılan çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan konuyla ilgili tezlere YÖK veri tabanından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler akademik yayın inceleme formuna göre analiz edilmiştir. Bulgular: Toplumsal cinsiyet algısı ve üniversite öğrencilerini konu alan lisansüstü tezlerin günümüze kadar toplam sayısının 70 olduğu bunlardan 63 tanesinin yüksek lisans 7 tanesinin ise doktora olduğu görülmüş olup bu konuyla ilgili ilk tezin 2007 yılında yayınlandığı en fazla sayının ise 2022 yıllında olduğu belirlenmiştir. Tezlerin üniversite türüne göre dağılımına bakıldığında devlet üniversitelerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Tezlerin büyük bir çoğunluğunda nicel yöntemin tercih edildiği çok az sayıda tezde nitel yöntem ve karma yöntem kullanıldığı saptanmıştır. Nicel yöntemin daha fazla kullanılmasına bağlı olarak veri toplama araçlarında da nicel veri toplama araçlarının daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir. Tezlerdeki ölçek puanlarına bakıldığında öğrencilerin toplumsal cinsiyet algılarının olumlu yönde ortaya çıkmış olup tezlerde kullanılan çeşitli değişkenlerden cinsiyet ile ölçek arasında anlamlı farklılığın belirgin olduğu diğer değişkenler için ise genellemeye varacak kadar istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Toplumsal cinsiyet konusu ile ilgili benzer problemlerin daha fazla çalışıldığı aynı zamanda çalışmalarda kullanılan değişkenlerin homojen yapıda ve az sayıda örneklem üzerinde araştırıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda örneklem sayısı artırılarak ve daha heterojen yapıda gruplarla aynı konunun farklı yönlerinin araştırılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Yükseköğretim, Lisansüstü tezler, Toplumsal cinsiyet, Üniversite öğrencileri, Nitel araştırma
Üniversite öğrencileri ve toplumsal cinsiyet konulu lisansüstü tezlerin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmada Türkiye'de şu ana kadar, yükseköğretimde, toplumsal cinsiyet ve üniversite öğrencileri üzerine yapılmış araştırmaları konu alan lisansüstü tezlerin doküman inceleme yöntemiyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Doküman inceleme yöntemi kullanılarak yapılan çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan konuyla ilgili tezlere YÖK veri tabanından ulaşılmıştır. Elde edilen veriler akademik yayın inceleme formuna göre analiz edilmiştir. Bulgular: Toplumsal cinsiyet algısı ve üniversite öğrencilerini konu alan lisansüstü tezlerin günümüze kadar toplam sayısının 70 olduğu bunlardan 63 tanesinin yüksek lisans 7 tanesinin ise doktora olduğu görülmüş olup bu konuyla ilgili ilk tezin 2007 yılında yayınlandığı en fazla sayının ise 2022 yıllında olduğu belirlenmiştir. Tezlerin üniversite türüne göre dağılımına bakıldığında devlet üniversitelerinin daha fazla olduğu belirlenmiştir. Tezlerin büyük bir çoğunluğunda nicel yöntemin tercih edildiği çok az sayıda tezde nitel yöntem ve karma yöntem kullanıldığı saptanmıştır. Nicel yöntemin daha fazla kullanılmasına bağlı olarak veri toplama araçlarında da nicel veri toplama araçlarının daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir. Tezlerdeki ölçek puanlarına bakıldığında öğrencilerin toplumsal cinsiyet algılarının olumlu yönde ortaya çıkmış olup tezlerde kullanılan çeşitli değişkenlerden cinsiyet ile ölçek arasında anlamlı farklılığın belirgin olduğu diğer değişkenler için ise genellemeye varacak kadar istatistiksel olarak anlamlı sonuçlar ortaya çıkmadığı tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Toplumsal cinsiyet konusu ile ilgili benzer problemlerin daha fazla çalışıldığı aynı zamanda çalışmalarda kullanılan değişkenlerin homojen yapıda ve az sayıda örneklem üzerinde araştırıldığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda örneklem sayısı artırılarak ve daha heterojen yapıda gruplarla aynı konunun farklı yönlerinin araştırılması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Yükseköğretim, Lisansüstü tezler, Toplumsal cinsiyet, Üniversite öğrencileri, Nitel araştırma
Öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük algıları ile psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük algılarıyla psikolojik iyi oluşları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırmada ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Eskişehir ili üniversitelerinin öğretim elemanları, örneklemini ise Eskişehir'deki üç farklı üniversiteden 345 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Veriler, örgütsel ikiyüzlülük ve psikolojik iyi oluş ölçeklerinin uygulanması ile elde edilmiştir. Elde edilen verilere, SPSS 26 istatistik programı kullanılarak betimsel istatistikler, normal dağılım, güvenirlik testi, ttest, tek yönlü varyans analizi, korelasyon ve çoklu regresyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülüğün birinci, ikinci ve üçüncü alt boyutları, örgütsel ikiyüzlülük toplam algıları ile psikolojik iyi oluş algıları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Uygulamalardaki tutarsızlıklar boyutunda olumsuz ve düşük düzeyde anlamlı ilişkiye ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük toplam puanları ile sözlerin tutulması, iç yapı ve çevre arasındaki uyum, uygulamalardaki tutarsızlıklar puanları arasında yüksek düzeyde pozitif yönde anlamlı ilişkilere ulaşılmıştır. Öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük algıları öğretim elemanlarının psikolojik iyi oluşlarını olumsuz yönde yordamaktadır. Bulgular, örgütsel ikiyüzlülük bağımsız değişkeninin öğretim elemanlarının psikolojik iyi oluş puanlarının %19'unu açıklayabildiğini ortaya koymaktadır. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonucuna göre, öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük algıları ile psikolojik iyi oluşları arasında negatif yönlü anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Bu sebeple öğretim elemanlarının örgütsel ikiyüzlülük algılarını etkileyen faktörlerin incelenmesi, yükseköğretim kurumlarının gerek liderlik gerekse örgütsel olarak söylemleri, kararları ve uygulamaları arasında tutarlı politikaları hayata geçirerek öğretim elemanlarının psikolojik iyi oluşlarının arttırabileceği önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Yükseköğretim kurumları, Örgütsel ikiyüzlülük, Psikolojik İyi oluş, Öğretim Elemanları
Yükseköğretimde uzaktan tezsiz yüksek lisans eğitimine ilişkin öğrencilerin ve akademisyenlerin görüşlerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitim yoluyla ders veren akademisyenlerin ve tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitimle ders alan tezsiz yüksek lisans öğrencilerinin, yükseköğretimde uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buradan hareketle, tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitime yönelik memnuniyeti, olumlu ve olumsuz eleştirileri ortaya koyarak öğrencilerin ve akademisyenlerin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olarak desenlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Eskişehir'de uzaktan eğitim yoluyla tezsiz yüksek lisans eğitimi alan 17 öğrenci ve Eskişehir'de tezsiz yüksek lisans programlarında uzaktan eğitim yoluyla ders veren 8 akademisyen oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir ve analiz sonuçlarında temalar, kategoriler ve kodlar oluşturulmuştur. Bulgular: Katılımcı öğrencilerin yüksek lisans eğitimlerinde bölüm tercihlerini büyük bir kısmının kişisel gelişim için yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğrencilerin çoğunluğu uzaktan eğitimin avantajlarından bahsederek özellikle zaman, derslerin kayıt altına alınmasına vurgu yapmışlardır. Benzer şekilde katılımcı akademisyenlerin geneli de uzaktan eğitimin zaman ve derslerin kayıt altına alınması açısından avantajlı olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan tezsiz yüksek lisans öğrencileri, uzaktan eğitimin dezavantajlarının daha çok kısıtlı etkileşim (akademisyenler-öğrenciler, öğrenci-öğrenci etkileşimi), teknik problemler ve iletişim problemleri olduğunu ifade etmişlerdir. Akademisyenler ise daha çok kısıtlı etkileşim (akademisyenler-öğrenciler, öğrenci-öğrenci etkileşimi) olmasını, iletişim problemleri ve ölçme değerlendirme sürecini uzaktan eğitimin dezavantajları olarak vurgulamışlardır. Öğrencilerin çoğunluğu ve akademisyenlerin bir kısmı yüksek lisans derslerinin yüz yüze olmasını tercih etmektedir. Katılımcı öğrenciler, derslerin içeriğini yararlı ve yeterli bulmaktadır. Akademisyenlerin çoğunluğu derslerin içeriğinin uygun olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunluğunun teknik sorunlarla karşılaştığına ulaşılmıştır. Diğer yandan, araştırmaya katılan akademisyenlerin ise daha çok sınıf kontrolü sorunuyla karşılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Öğrenciler ve akademisyenlerin büyük bir kısmı uzaktan eğitimin avantajlarının zaman ve derslerin kaydedilmesi, dezavantajlarının ise kısıtlı etkileşim ve iletişim olduğunu belirtmiştir. Akademisyenlerin ve öğrencilerin çoğunluğu derslerin içeriğine yönelik olumlu görüş bildirmiştir. Hem öğrenciler hem de akademisyenler daha çok derslerin işlenişine yönelik önerilerde bulunmuştur. Ders yönetim sistemi üzerinden öğrenciler ve akademisyenler daha sık mail ve toplu mail yoluyla iletişim kurarak senkron olarak aktif şekilde platform kullanılması önerilebilir.
Yükseköğretimde uzaktan tezsiz yüksek lisans eğitimine ilişkin öğrencilerin ve akademisyenlerin görüşlerinin incelenmesi
Amaç: Bu araştırmada, tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitim yoluyla ders veren akademisyenlerin ve tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitimle ders alan tezsiz yüksek lisans öğrencilerinin, yükseköğretimde uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Buradan hareketle, tezsiz yüksek lisansta uzaktan eğitime yönelik memnuniyeti, olumlu ve olumsuz eleştirileri ortaya koyarak öğrencilerin ve akademisyenlerin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Yöntem: Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olarak desenlenmiştir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Eskişehir'de uzaktan eğitim yoluyla tezsiz yüksek lisans eğitimi alan 17 öğrenci ve Eskişehir'de tezsiz yüksek lisans programlarında uzaktan eğitim yoluyla ders veren 8 akademisyen oluşturmaktadır. Bu araştırma kapsamında verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir ve analiz sonuçlarında temalar, kategoriler ve kodlar oluşturulmuştur. Bulgular: Katılımcı öğrencilerin yüksek lisans eğitimlerinde bölüm tercihlerini büyük bir kısmının kişisel gelişim için yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğrencilerin çoğunluğu uzaktan eğitimin avantajlarından bahsederek özellikle zaman, derslerin kayıt altına alınmasına vurgu yapmışlardır. Benzer şekilde katılımcı akademisyenlerin geneli de uzaktan eğitimin zaman ve derslerin kayıt altına alınması açısından avantajlı olduğunu ifade etmişlerdir. Araştırmaya katılan tezsiz yüksek lisans öğrencileri, uzaktan eğitimin dezavantajlarının daha çok kısıtlı etkileşim (akademisyenler-öğrenciler, öğrenci-öğrenci etkileşimi), teknik problemler ve iletişim problemleri olduğunu ifade etmişlerdir. Akademisyenler ise daha çok kısıtlı etkileşim (akademisyenler-öğrenciler, öğrenci-öğrenci etkileşimi) olmasını, iletişim problemleri ve ölçme değerlendirme sürecini uzaktan eğitimin dezavantajları olarak vurgulamışlardır. Öğrencilerin çoğunluğu ve akademisyenlerin bir kısmı yüksek lisans derslerinin yüz yüze olmasını tercih etmektedir. Katılımcı öğrenciler, derslerin içeriğini yararlı ve yeterli bulmaktadır. Akademisyenlerin çoğunluğu derslerin içeriğinin uygun olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin çoğunluğunun teknik sorunlarla karşılaştığına ulaşılmıştır. Diğer yandan, araştırmaya katılan akademisyenlerin ise daha çok sınıf kontrolü sorunuyla karşılaştığı tespit edilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Öğrenciler ve akademisyenlerin büyük bir kısmı uzaktan eğitimin avantajlarının zaman ve derslerin kaydedilmesi, dezavantajlarının ise kısıtlı etkileşim ve iletişim olduğunu belirtmiştir. Akademisyenlerin ve öğrencilerin çoğunluğu derslerin içeriğine yönelik olumlu görüş bildirmiştir. Hem öğrenciler hem de akademisyenler daha çok derslerin işlenişine yönelik önerilerde bulunmuştur. Ders yönetim sistemi üzerinden öğrenciler ve akademisyenler daha sık mail ve toplu mail yoluyla iletişim kurarak senkron olarak aktif şekilde platform kullanılması önerilebilir.
Yükseköğretim yöneticilerinin kurumsal iletişimde sosyal medya kullanımı: Türkiye-Hollanda karşılaştırması
Amaç: Yükseköğretim kurumları, ana bileşenlerini insanların oluşturması nedeniyle iletişim akışının ve sosyalliğin yoğun olduğu yapılardır. İletişim şekilleri, hemen her kurumsal yapıda olduğu gibi yükseköğretim kurumlarında da dijital dönüşümün etkisi altına girmiştir. Sosyal medya kanalları, iletişimde en sık tercih edilen dijital platformların başında yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de ve Hollanda'da görev yapan yükseköğretim yöneticilerinin, kurumsal iletişimde sosyal medya kullanımına ve sosyal medya kanallarının iletişimdeki rolüne yönelik düşüncelerini yansıtmaktadır. Her iki ülkedeki yöneticilerin, kurumlarında dijital odaklı sosyalliği artırmaya yönelik önerdikleri yol haritaları incelenmektedir. Çalışmanın belirtilen süreçteki amacı, Türkiye'de ve Hollanda'da yükseköğretim kurumlarındaki iletişim sürecinde sosyal medya kullanımlarını karşılaştırmaktır. Yöntem: Çalışma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenme sürecinde ise içerik analizi işe koşulmuştur. Bulgular: Araştırmanın amacı ve hedefi doğrultusunda, her iki ülkeden yöneticilerle görüşmeler yapılmış, Hollanda'daki kurumların sosyal medya yönetiminde paydaşlar arası iş birliğine dayalı bir sistem benimsediğini ortaya koymuştur. Sonuç ve Öneriler: Yükseköğretim kurumlarına, dijital odaklı sosyalliği artırmaya yönelik tavsiyeler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Dijital dönüşüm, Sosyal medya kanalları, Kurumsal iletişim, Yükseköğretim yöneticileri
Yükseköğretim yöneticilerinin kurumsal iletişimde sosyal medya kullanımı: Türkiye-Hollanda karşılaştırması
Amaç: Yükseköğretim kurumları, ana bileşenlerini insanların oluşturması nedeniyle iletişim akışının ve sosyalliğin yoğun olduğu yapılardır. İletişim şekilleri, hemen her kurumsal yapıda olduğu gibi yükseköğretim kurumlarında da dijital dönüşümün etkisi altına girmiştir. Sosyal medya kanalları, iletişimde en sık tercih edilen dijital platformların başında yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de ve Hollanda'da görev yapan yükseköğretim yöneticilerinin, kurumsal iletişimde sosyal medya kullanımına ve sosyal medya kanallarının iletişimdeki rolüne yönelik düşüncelerini yansıtmaktadır. Her iki ülkedeki yöneticilerin, kurumlarında dijital odaklı sosyalliği artırmaya yönelik önerdikleri yol haritaları incelenmektedir. Çalışmanın belirtilen süreçteki amacı, Türkiye'de ve Hollanda'da yükseköğretim kurumlarındaki iletişim sürecinde sosyal medya kullanımlarını karşılaştırmaktır. Yöntem: Çalışma, nitel araştırma desenlerinden olgubilim çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Verilerin çözümlenme sürecinde ise içerik analizi işe koşulmuştur. Bulgular: Araştırmanın amacı ve hedefi doğrultusunda, her iki ülkeden yöneticilerle görüşmeler yapılmış, Hollanda'daki kurumların sosyal medya yönetiminde paydaşlar arası iş birliğine dayalı bir sistem benimsediğini ortaya koymuştur. Sonuç ve Öneriler: Yükseköğretim kurumlarına, dijital odaklı sosyalliği artırmaya yönelik tavsiyeler verilmiştir. Anahtar kelimeler: Dijital dönüşüm, Sosyal medya kanalları, Kurumsal iletişim, Yükseköğretim yöneticileri