Eskişehir Teknik Üniversitesi
Discipline

Environmental Engineering

Eskişehir Teknik Üniversitesi

975

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Pirit ve sentetik demir sülfür kullanılarak sulu çözeltilerden Cu(II), Cd(II) ve Pb(II) giderimi

ÖZETYÜKSEK LİSANS TEZİPİRİT VE SENTETİK DEMİR SÜLFÜR KULLANILARAK SULUÇÖZELTİLERDEN Cu(II), Cd(II) ve Pb(II) GİDERİMİArzu ÖZVERDİFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2005, Sayfa : 78Alaşımları ve bileşikleri halinde çok yaygın olarak kullanılan bakır, kadmiyum vekurşun su kirliliğine neden olan önemli ağır metallerdendir. Sularda +2 oksidasyonbasamağında bulunan bu metal iyonlarının toksik özellikleri nedeniyle sulardan uzaklaştırılmasıgerekir.Ağır metal iyonları sulu ortamlardan kimyasal çöktürme, iyon değiştirme, ters osmoz,sementasyon, solvent ekstraksiyonu gibi değişik yöntemlerle giderilirler. Ancak bu yöntemlerinbazı dezavantajları nedeniyle, son yıllarda ağır metal iyonlarının adsorpsiyon teknikleriylegiderilmesi yoğun bir şekilde araştırılmaktadır.Bu çalışmada, sentetik demir sülfür ve doğada bol bulunan ve bakır üretim prosesininbir yan ürünü olarak açığa çıkan piritle sulu ortamlardan kurşun, kadmiyum ve bakır iyonlarınınuzaklaştırılması araştırılmıştır. Bu amaçla, sulu ortamdan sözü edilen ağır metal iyonlarınıngiderilmesi üzerine, çözelti başlangıç pH'sı, adsorbent dozu, temas süresi, ortam sıcaklığı,başlangıç metal konsantrasyonu gibi parametrelerin ve ortamda bulunan organik maddelerinetkisi incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar adsorpsiyon izotermlerine uygulanmış ve söz konusumateryallerin adsorpsiyon kapasiteleri hesaplanmıştır.Yapılan deneyler sonucunda, her iki adsorbentle de kurşun, bakır ve kadmiyumgideriminin pH, sıcaklık, adsorbent dozu ve temas süresine önemli oranda bağlı olduğuThis document was created by Print2PDFhttp://www.software602.combelirlenmiştir. Sentetik demir sülfür ile her üç metalde de özellikle pH 2'de H2S oluşumundandolayı yüksek giderme verimleri elde edilmiştir.100 mg/l konsantrasyonundaki bakır iyonlarını sulu ortamlardan sentetik demir sülfürve piritle gidermek için, en uygun pH, adsorbent dozu ve temas süresinin sentetik demir sülfüriçin pH 6, 5 g/l ve 45 dk, pirit için ise yine pH 6, 5 g/l ve 120 dk olduğu tespit edilmiştir. Buşartlarda, sentetik demir sülfürle ortamdaki bakırın % 97.8, piritle ise % 47.51'i giderilmiştir.Başlangıç 100 mg/l konsantrasyonundaki Cd(II) çözeltilerinde maksimum gidermeveriminin, pH'sı 6 olan çözeltilerde, 120 dk'lık temas süresi sonunda ve 20 g/l'lik aynıadsorbent dozunda sentetik demir sülfür için % 65.8, pirit için ise % 34.2 olduğu belirlenmiştir.Sentetik demir sülfür ve piritle en etkin Pb(II) giderme verimi pH 5'de 3 g/l adsorbentdozu ve 60 dk'lık temas süresi sonunda elde edilmiştir. Bu şartlarda, sentetik demir sülfürleortamdaki Pb(II)'nin % 99.5'i, piritle ise % 95.8'i giderilmiştir.Sıcaklığa bağlı olarak adsorpsiyon verimlerinin arttığı, organik madde varlığı vebaşlangıç metal konsantrasyonun artmasıyla da azaldığı tespit edilmiştir.Sentetik demir sülfür ve piritle bakır, kadmiyum ve kurşun adsorpsiyonunun Langmuirve Freundlich adsorpsiyon izotermlerine uyduğu belirlenmiştir. Sentetik demir sülfür ve piritinher üç metali adsorplama kapasitesinin Pb(II)>Cu(II)>Cd(II) sırasında azaldığı belirlenmiştir.25C'de sentetik demir sülfürün kurşun, bakır ve kadmiyum iyonlarını adsorplama kapasitesisırasıyla 120.48; 41.49 ve 3.05 mg-metal iyonu/g sentetik demir sülfür olurken, piritin 133.33;18.48 ve 2.08 mg-metal iyonu/g pirit olduğu hesaplanmıştır.Kurşun hariç, sentetik demir sülfürün adsorpsiyon kapasitesi piritten yüksek olmasınarağmen, desorplanan metal konsantrasyonları TCLP (Toksisite Belirleyici Liç Metodu) limitdeğerlerinin üzerinde olmuştur. Ayrıca, adsorpsiyon işlemi sonrasında oluşan katı atıklarauygulanan TCLP testine göre, pirite ait Cu(II) ve Cd(II) ve sentetik demir sülfüre ait Cd(II) vePb(II) adsorpsiyon kalıntılarının çevreye doğrudan atılmaması ve stabilize edilmesi gerekenatıklar olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Ağır metal adsorpsiyonu, ağır metal giderme, adsorpsiyon izotermleri,desorpsiyon, TCLP.This document was created by Print2PDFhttp://www.software602.com

Arzu Özverdi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek renk ve düşük bulanıklığa sahip suların çözünmüş hava flotasyonuyla arıtılması

Bu çalışmada renkli ve düşük bulanıklıktaki ham suyun (sentetik su) arıtımı için laboratuar ölçekli kesikli flotasyon düzeneğinin performansı deneysel çalışmaların sonuçları ile araştırılmıştır. Deneyler alum dozajı 10-50 mg/L ve pH değeri 4-7 arasında değiştirilerek yapılmıştır. Katyonik polielektrolit ilavesinin koagülant dozajına (alum) ve bulanıklığa etkisi belirlenmiştir. Flotasyon deneyleri içinkesikli flotasyon hızı Vf = 4 m/sa, 8 m/sa, 19 m/sa ve 40 m/sa değerlerinde bulanıklık verimi saptanmıştır. Ayrıca optimum doygunluk basıncı, flokülasyon süresi ve geri devir oranı belirlenmiştir. En uygun laboratuar ölçekli kesikli flotasyon işletme şartları: 30 mg/L A12(S04)+ 0.20 mg/L katyonik polielektrolit dozajı, pH 6.3, Vf= 8 m/sa, basınç 450 kPa flokülasyon süresi 10 dakika, geri devir oranı %10 olarak belirlenmiştir. Bu şartlarda kesikli flotasyon deney düzeneğinde bulanıklık %95 (çıkış suyunda 0.50 NTU), DOM %85 (çıkış suyunda 0.58 mg/L) oranında giderilmiştir. Ayrıca DAF ünitesi Vf = 19-40 m/sa gibi yüksek hızlarda işletilebilir olduğu halde iyi sonuçlar saptanmıştır. Böylece renk ve bulanıklık giderimi için DAF prosesinin uygunluğu elde edilen yüksek verimlerle ispatlanmıştır. Anahtar kelimeler: Çözünmüş hava flotasyonu (DAF), yüksek flotasyon hızı, humik asit, su arıtımı, koagülasyon, flokülasyon VIII

Bedriye Öner
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi çıkış suyu ile arıtma çamurundaki parazit (helmint) yumurta düzeyleri

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ ELAZIĞ BELEDİYESİ ATIK SU ARITMA TESİSİ ÇIKIŞ SUYU İLE ARITMA ÇAMURUNDAKİ PARAZİT (HELMİNT) YUMURTA DÜZEYLERİ Mustafe TEPE Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2005. Savfa : 43 Bu çalışma, Elazığ Ur nde belediye atıksu arıtma tesisinde üretilen arıtılmış atık su ile arıtma çamurunda çevre ve halk sağlığım tehdit eden ve tarımsal amaçlı kullanımı sınırlayan parazit helmint yumurta tipleri ile yoğunluk düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Haziran 2004-Mayıs 2005 tarihleri arasında Elazığ Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisi çıkış sulan ile arıtma çamuru örneklerinde parazit (helmint) yumurta düzeyleri belirlenmiştir. Her ay on kez alınan kompozit çıkış suyu örneği ile arıtma çamur örneği bir yıl boyunca incelenmiştir. Analiz sonuçlarına göre çıkış suyu örneğinin % 45.83'ünde ve çamur kurutma yatağı örneğinin % 73. 33 'ünde ve nihai alan çamur örneğinin ise %27.5'inde parazit (helmint) yumurtası bulunmuştur. Kompozit numunelerden çıkış suyu ile çamur kurutma yatağı arıtma çamurunda, 1 Trematod yumurtası (Dicrocoelium spp.), 2 Cestod yumurtası ( Moniezia spp. ve Taenia saginata), 8 Nematod yumurtası {Trichuris spp., Strongyloides spp., Nematodirus spp., Toxocara spp., Taxascaris spp, Strongylidae spp, Ascaris spp, Bunostomıım spp.) ve nihai alan çamurunda ise 2 Nematod (Strongyloides, Ascaris spp.) ve 1 Cestod yumurtası yumurtası (Taenia saginata) bir yıl süresince tespit edilmiştir. Bu çalışmaya göre, gerek su ve gerekse çamur örneklerinde belirlenen parazit (helmint) yumurta düzeylerinin tarımsal amaçlı kullanılacak atıklar için belirlenen yönetmeliklerdeki deşarj kriterlerinin üstünde olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler : Atık su arıtımı,Helmint yumurtaları, Çıkış suyu, Arıtma çamuru VI

Mustafa Tepe
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Anaerobik/anoksik ardışık kesikli reaktörde biyolojik fosfor giderimi

ÖZET DOKTORA TEZİ ANAEROBIK/ANOKSÎK ARDIŞIK KESİKLİ REAKTÖRDE BİYOLOJİK FOSFOR GİDERİMİ Engin GÜRTEKİN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2005, Sayfa : 171 Bu çalışmada iki tane anaerobik/anoksik ardışık kesikli reaktör kurulmuştur. Bu reaktörlerden biri asetatla, diğeri glikozla beslenmiştir. Her iki reaktörde, çamur yaşının, hidrolik bekleme zamanının etkisi ve anaerobik kademedeki pH ile fosfor salimim ve fosfor salınımının karbon bağlanmasına oranı arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu çalışmalar neticesinde, asetat ve glikozun anaerobik/anoksik reaktörde biyolojik fosfor giderimine etkisi de bulunmuştur. Asetatla beslenen reaktörde; KOİ giderme verimi 20 günlük çamur yaşında % 94, 15 günlük çamur yaşında % 93, 10 günlük çamur yaşında % 90 ve 5 günlük çamur yaşında % 89'dur. PO4-P giderme verimi; 20 günlük çamur yaşında % 74, 15 günlük çamur yaşında % 78, 10 günlük çamur yaşında % 87 ve 5 günlük çamur yaşında % 39'dur. Bu sonuçlardan, asetatla beslenen reaktörde çamur yaşının KOİ giderme verimine etkisinin olmadığını göstermektedir. PO4-P giderme verimi açısından 10 günlük çamur yaşı (SET A3) optimum olarak bulunmuştur. Glikozla beslenen reaktörde; KOİ giderme verimi, 20 günlük çamur yaşında % 92, 15 günlük çamur yaşında % 91, 10 günlük çamur yaşında % 91 ve 5 günlük çamur yaşında % 90'dır. PO4- P giderme verimi; 20 günlük çamur yaşında % 45, 15 günlük çamur yaşında % 55, 10 günlük çamur yaşında % 51 ve 5 günlük çamur yaşında % 25'dir. Bu sonuçlardan, glikozla beslenen reaktörde çamur yaşının KOİ giderme verimine etkisinin olmadığını göstermektedir. PO4-P giderme verimi açısından 15 günlük çamur yaşı (SET G3) optimum olarak bulunmuştur. Asetatla beslenen reaktörde; KOİ giderme verimi, 12 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 91, 16 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 91, 24 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 92 ve 8 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 90'dır. PO4-P giderme verimi; 12 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 87, 16 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 79, 24 saatlik hidrolik XIIIbekleme zamanında % 73 ve 8 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 79'dur. Bu sonuçlardan, asetatla beslenen reaktörde hidrolik bekleme zamanının KOİ giderme verimine etkisinin olmadığını göstermektedir. P04-P giderme verimi açısından; 12 saatlik hidrolik bekleme zamanı (SET A3) optimum olarak bulunmuştur. Glikozla beslenen reaktörde; KOİ giderme verimi, 12 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 91, 16 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 91, 24 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 91 ve 8 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 90 'dır. PO4-P giderme verimi; 12 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 55, 16 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 57, 24 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 47 ve 8 saatlik hidrolik bekleme zamanında % 33 'dür. Bu sonuçlardan, glikozla beslenen reaktörde hidrolik bekleme zamanının KOİ giderme verimine önemli ölçüde bir etkisinin olmadığını göstermektedir. PO4-P giderme verimi açısından; 16 saatlik hidrolik bekleme zamanını (SET G5) optimum olarak bulunmuştur. Çamur yaşı ve hidrolik bekleme zamanının NH4-N giderimine de önemli bir etkisi gözlenmemiştir. Asetatla beslenen reaktörde, hidrolik bekleme zamanının 8 saatten 24 saate artmasıyla fosfor salınımı ve bağlanması artmıştır. Ancak, fosfor gideriminde artış gerçekleşmemiştir. Glikozla beslenen reaktörde ise, 16 saatlik hidrolik bekleme zamanının altında ve üstünde fosfor giderimi, fosfor salınımı ve bağlanması miktarlarında düşüş gözlenmiştir. Her iki reaktörün anaerobik kademesinde pH'daki artışla birlikte fosfor salınımı ve fosfor salınımının karbon bağlanmasına oranının artığı gözlenmiştir. Reaktörlerden biri asetat ve diğeri glikozla beslenerek bunların fosfor giderimindeki etkisi de bulunmuştur. Gerek çamur yaşı gerekse hidrolik bekleme zamanının etkisinin incelendiği her iki reaktördeki verimler değerlendirildiğinde, glikozla biyolojik fosfor gideriminin gerçekleştiği, ancak asetatla beslenen reaktörle karşılaştırıldığında daha düşük olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, anaerobik ortamda fosfor salınımı gözlenmiş ve bu anoksik ortamda fosfor alımıyla orantılı bir şekilde gerçekleşmiştir. Anahtar Kelimeler : Anaerobik/anoksik, biyolojik fosfor giderimi, çamur yaşı, hidrolik bekleme zamanı. XIV

Engin Gürtekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Tanelendirme/yoğunlaştırma sistemi ile çamurun susuzlaştırılması

ÖZET YÜKSEK LÎSANS TEZİ TANELENDİRME/YOĞUNLAŞTIRMA SİSTEMİ İLE ÇAMURUN SUSUZLAŞTIRILMASI Hatice ERDEM Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2005, Sayfa : 47 Bu çalışmada, çamur susuzlaştırma ve bertarafı ile ilgili problemleri ortadan kaldırmak için son yıllarda geliştirilmiş olan bir tanelendirme/yoğunlaştırma sistemi kullanılarak evsel atıksu çamurunun susuzlaştırılabilirliği incelenmiştir. Bu sistemdeki şartlandırma işleminde demir(in)klorür ve alum, susuzlaştırma işleminde ise polimer kullanılmıştır. Susuzlaştırma çalışmalarında laboratuar ölçekli bir deneysel düzenek kullanılmıştır ve susuzlaştırma verimi; kapiler emme süresi (CST), özgül filtre direnci (SRF) ve filtrasyon süresi (FS) parametreleri ile değerlendirilmiştir. Tanelendirme/yoğunlaştırma sisteminden geçirilmiş çamurun su içeriğinin pH=7'de %94 iken pH=2.5'de %75.5 değerine kadar düştüğü dolayısıyla en düşük su içeriği değerine pH=2.5'de ulaşıldığı tespit edilmiştir. Sistemin şartlandırma kademesinde çamur öncelikle demir(ITI)klorür ve alum kullanılarak ayrı ayrı şartlandırılmış ve bu deneylerden elde edilen sonuçlar demir(in)klorürün çamur şartlandırma işleminde alumdan daha etkili olduğunu ve aluma kıyasla daha iyi susuzlaştınlabilirlik sağladığını göstermiştir. Daha sonra, deneyler bu iki koagülantın belirli oranlarda karıştırılması suretiyle gerçekleştirilmiş ve en iyi şartlandırmanın FeCl3/alum=l/4 oranında meydana geldiği bulunmuştur. Elde edilen bu bulgular gözönünde tutulduğunda, şartlandırma işleminde bu koagülantların 1/4 oranında karıştırılarak kullanılmasının alum veya FeCVün tek basma kullanılmasından daha iyi bir susuzlaştırma verimi sağladığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, tanelendirme/yoğunlaştırma sistemi ile yapılan susuzlaştırma işleminin klasik susuzlaştırma teçhizatları kullanılarak yapılan susuzlaştırma işlemi kadar iyi olduğu ve hatta kullanılan kimyasal tipine bağlı olarak daha da iyi verim sağladığı görülmektedir. Anahtar Kelimeler : Tanelendirme/yoğunlaştırma sistemi, çamur, susuzlaştırma, şartlandırma, kapiler emme zamanı, özgül filtre direnci, filtrasyon süresi VIII

Hatice Erdem
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
DoctorateOpen AccessTR

Güneş ışığı, sıcaklık ve mikroorganizmaların bazı pestisitler üzerine etkilerinin araştırılması

XIV ÖZET Doktora Tezi GÜNEŞ IŞIĞI, SICAKLIK VE MİKROORGANİZMALARIN BAZI PESTİSİTLER ÜZERİNE ETKİLERİNİN ARAŞTIRILMASI Yakup CUCİ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2005, Sayfa: 143 Bu çalışmanın birinci kısmında, Elazığ'da da yaygın olarak kullanılan chlorpyrifos ve tebuconazole e pestisit konsantrasyonlarında güneş ışığı, sıcaklık ve UV ışığı etkisi ile meydana gelen kaybolma ve buharlaşma miktarları laboratuar şartlarında incelenmiştir. Bu amaçla, farklı başlangıç konsantrasyonlarında hazırlanan pestisit çözeltileri ağzı açık ve kapalı erlenlere bırakılmış ve zamanla pestisit konsantrasyonunda meydana gelen değişiklikler gözlenmiştir. Her iki pestisite UV ışığının üzerindeki etkisi, pestisitin başlangıç konsantrasyonu ile değişmesine rağmen, sıcaklık ve güneşe oranla az bulunmuştur. Chlorpyrifosta insektisitinin konsantrasyonu en fazla 40 °C altında yapılan çalışmalarda azalma göstermiştir. 40 °C'de kapalı kapta yapılan deneylerde ise chlorpyrifos başlangıç konsantrasyonunu %29.34 azalmıştır. Tebunconazole fungusitinin konsantrasyonu da en fazla 40 °C'de yapılan analizlerde değişiklik göstermiştir. Burada tebuconazole enin konsantrasyonu başlangıç konsantrasyonua göre %46.87 azalmıştır. Pestisitin başlangıç konsantrasyonu arttıkça UV'nin pestisit konsantrasonunda meydana getirdiği değişim miktarı da azalmaktadır. Sıcaklık arttıkça her iki pestisitin kayıp miktarı artmasına rağmen 90 gün sonunda bile tamamen kayıp gerçekleşmemiştir. Güneş etkisinde elde edilen kayıplar UV altında gerçekleşen kayıp miktarından fazladır. Güneş, sıcaklık ve UV etkisinde yapılan çalışmalarda tebuconazole ede elde edilen kaybolma miktarları chlorpyrifosun kaybolma değerlerinden daha düşük bulunmuştur. Çalışmanın ikinci kısmında ise, pestisitlerin P. putida ve P. fluorescens bakterileri ile biyodegradasyonu kesikli karıştırmalı reaktörlerde incelenmiştir. Substrat olarak seçilen glukoz pestisiteXV ek karbon kaynağı olarak kullanılmıştır. Deneylerde serbest P. putida ve P. fluorescens ile kesikli sistemde başlangıç pH'ı, sıcaklık ve başlangıç pestisit konsantrasyonu gibi parametrelerin substrat tüketim ve mikroorganizma üretim hız ve verimliliklerine etkileri araştırılmış ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Optimum pH' ı; chlorpyrifos için 8, tebuconazole için ise 6,5; her iki pestisit için sıcaklık 30 °C ve başlangıç pestisit konsantrasyonu 50 mg/L olarak belirlenmiştir. Bu şartlarda; chlorpyrifosun P. putida ile biyodegradasyonunda elde edilen maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0.0395 sa"1, pestisit tüketim hızı ise 1.51 mg/g Lmo.sa olarak, P. fluorescens ile biyodegradasyonunda elde edilen maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0.043 sa"1, pestisit tüketim hızı ise 1.69 mg/g k.mo.sa olarak bulunmuştur. Tebuconazolenin P. putida ile biyodegradasyonunda elde edilen maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0.0298 sa"1, pestisit tüketim hızı ise 1.598 mg/g k.mo.sa olarak, P. fluorescens ile biyodegradasyonunda elde edilen maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0.0305 sa"1, pestisit tüketim hızı ise 1.604 mg/g k.mo.sa olarak bulunmuştur. 50 mg/L pestisit konsantrasyonundan daha yüksek konsantrasyonlarda aşın toksik bileşen inhibisyonunun etkili olduğu gözlenmiş, bu durumda mikroorganizmanın büyüme kinetiğini Eş. 3.7, Eş. 3.12 ve Eş. 3.10 ile verilen rekabetsiz, rekabetli ve kısmi rekabetti toksik bileşen inhibisyonunun tanımladığı bulunmuş ve bu eşitliklerin doğrusal olmayan regresyon metodu ile çözülmesi sonucunda; Chlorpyrifos, P. putida için maksimum mikroorganizma üreme hızı (jv,^; 0.054 sa"1, doygunluk sabiti (Ks); 3.62 mg/L ve inhibisyon sabiti, (Kr); 171.71 mg/L olarak; tebuconazole için maksimum mikroorganizma üreme hızı (u ^ ); 0.074 sa"1, doygunluk sabiti (Ks); 149.53 mg/L ve inhibisyon sabiti, (Ki); 158.39 mg/L olarak; Chlorpyrifos, P. fluorescens için maksimum mikroorganizma üreme hızı (Umax); 0.062 sa"1, doygunluk sabiti (Ks); 0.016 mg/L ve inhibisyon sabiti, (KO; 6.15 mg/L olarak; tebuconazole e fungusiti için maksimum mikroorganizma üreme hızı (u^); 0.064 sa"1, doygunluk sabiti (Ks); 408.01 mg/L ve inhibisyon sabiti, (Ki); 429.99 mg/L olarak bulunmuştur. Bu çalışma; tebuconazolenin hem P. putida hem de P. fluorescens 'a toksik bileşen inhibisyonunun çok daha etkili olduğunu, her iki pestisitin biyodegradasyonu için P. fluorescens ' in P. putidd'âm daha uygun bir mikroorganizma olduğunu göstermiştir. Anahtar kelimeler: Chlorpyrifos, tebuconazole, UV ışığı, sıcaklık, güneş ışığı, biyodegradasyon, P. putida, P. fluorescens.

Yakup Cuci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kadmiyum (II) ve bakır (II) iyon karışımlarını içeren atıksuların Pseudomonas putida'ya biyoakümülasyonu

ÖZET Yüksek Lisans Tezi Kadmiyum (Q) ve Bakır (D) iyon Karışımlarını içeren Atıksulann P. putida' ya Biyoakümiilasyonn Gulden Gültekin Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2005, Sayfa : 89 Bu çalışmada; kadmiyum (D) ve bakır (II) iyonlarım ayrı ayrı ve birlikte içeren üreme ortamında P. putida' nın üremesi kesikli kanştırmalı reaktörde başlangıç pH' sı, sıcaklık, başlangıç metal iyon konsantrasyonu ve başlangıç glikoz konsantrasyonu gibi çeşitli üreme parametrelerinin etkileri araştırılmıştır. Kesikli kanştırmalı reaktörde, kadmiyum (H) ve bakır (D) iyonlarının tek tek bulundukları ortamda P. putida 'run üretilmesinde optimum başlangıç pH' lan sırayla 4,5 ve 3,0; kadmiyum (H) ve bakır (II) iyonlarının ikili karışımlarla eşit konsantrasyonlarını içeren ortamda pH=3,5 olarak bulunmuştur. P. putida, kadmiyum (H) iyonlarının bulunduğu ortamda 30°C de, bakır (H) iyonlarının bulunduğu ortamda 25°C de ve her ikisinin eşit konsantrasyonlarda bulundukları ortamda optimum 30°C de ürediği belirlenmiştir. Metal iyonlarının tek tek bulundukları üreme ortamında başlangıç metal iyon konsantrasyonları 50 mg/L olarak; eşit konsantrasyonlarda birlikte bulundukları üreme ortamında ise başlangıç metal iyon konsantrasyonları 5 mg/L olarak alınmıştır. Kadmiyum (H) ve balar (D) iyonlarının tek tek ve birlikte bulundukları koşullarda optimum glikoz konsantrasyonu 20 mg/L olduğu gözlenmiştir. Kadmiyum (H) ve balar (E) iyonlarının tek tek bulundukları ortamda P. putida 'nın bu metalleri maksimum giderme verimi sırayla % 67,4 ve % 44,68 olduğu bulunmuşken; metal konsantrasyonunun artmasıyla verimin sırayla % 30,49' a ve % 28,04' e azaldığı; her iki metalin eşit konsantrasyonlarda birlikte bulunduğu ortamda verimin kadmiyum (D) iyonu için % 30,34'den metal konsantrasyonunun artmasıyla % 10,87' e, bakır (H) iyonu için % 24,12'den % 7,49' a düşmğS görülmüştür. Anahtar KelimeÜr : Bioakümülasyon, üreme kinetiği, P. putida, ağır metal XI

Gülden Gültekin
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Lahana atıklarının kompostlanması ve elde edilen kompostun toprakta parçalanma süreci

ÖZETYÜKSEK LİSANS TEZİLAHANA ATIKLARININ KOMPOSTLANMASI ve ELDE EDİLEN KOMPOSTUNTOPRAKTA PARÇALANMA SÜRECİNalan TOPÇUFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2006, Sayfa : 46Bu çalışmada lahana atıkları kompostlanmış ve elde edilen kompostun topraktaparçalanma süreci incelenmiştir.Kompostlama sonucunda lahana atıklarının uçucu katı madde içeriği % 92,07'den %88,13'e düşmüştür ve TKN içeriği % 1,72'den % 2,21'e artmıştır. Selüloz içeriği ise prosessonunda başlangıç değerlerine göre artmıştır. Lahana atıklarının selüloz içeriği % 24,4'den %34,2'ye artmıştır. Toplam koliform bakteri miktarı kompostlama süresince azalmıştır.İnkübasyon periyodu esnasında kompostlanmış örneklerdeki maksimum C mineralizasyonunun,inkübasyonun ilk günlerinde meydana geldiği tespit edilmiştir. Elde edilen kompostta ağır metalkonsantrasyonlarının standartların altında olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada, kompostlamasüresince atığın uçucu katı madde parçalanma kinetikleri de belirlenmiştir. Uçucu katı maddeparçalanma hız sabiti 0,0354 gün-1 (R2=0,94) olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Aerobik kompostlama, Lahana atıkları, Parçalanma, Mineralizasyon.

Nalan Topçu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Ferrokrom ark fırın baca tozunun çevresel karakterizasyonu ve stabilizasyonu

ÖZETYÜKSEK L SANS TEZFERROKROM ARK FIRIN BACA TOZUNUN ÇEVRESEL KARAKTER ZASYONUVE STAB L ZASYONUÜlkü BULUTFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2006 Sayfa: 68Yapılan bu çalışmada, paslanmaz çelik ana hammaddesi olan ferrokrom üretimindeoluşan ark fırın baca tozunun (AFBT), değişik şartlar altındaki çözünürlük özellikleri ve TCLPtestiyle kirlilik potansiyeli incelenmiş ve kirletici bileşenler belirlenerek örneğe değişikstabilizasyon/solidifikasyon işlemleri uygulanmıştır. Ayrıca, elde edilen tüm stabilize/solidifiyeürünlerin de benzer şartlardaki çözünürlük özellikleri ve kirlilik potansiyelleri incelendi.Çözünürlük deneylerinde, çinko ve krom hariç AFBT'dan çözünen diğer metalikbileşenlerin konsantrasyonunun tayin limitlerinin altında kaldığı belirlendi. Ancak, krom veçinko pH, temas süresi ve sıvı/katı oranına bağlı olarak farklı konsantrasyonlarda çözeltiyegeçti. TCLP testiyle AFBT'den çözünen krom konsantrasyonunun müsaade edilen maksimumkonsantrasyon değeri olan 5 mg/l'nin üzerinde ve 9.8 mg/l olduğu bulundu. TCLP testsonuçlarına göre, AFBT'nin önemli bir kirletici potansiyeline sahip zararlı bir atık olduğusonucuna varıldı.AFBT'nin stabilizasyon/solidifikasyonu için, Portland çimentosu, Portland çimentosu-FeSO4, Portland çimentosu-kum, Portland çimentosu-kum-FeSO4, uçucu kül ve uçucu kül-FeSO4 karışımları kullanılmış ve aşağıdaki sonuçlar elde edilmiştir:Yalnızca Portland çimentosu kullanıldığında, katyonik formdaki metaller stabilizeolmasına rağmen, numunedeki Cr(VI)'nın Portland çimentosu ilavesine bağlı olarakdeğişmediği ve çözünür kromat formunda kaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, AFBT'nin puzzolanözelliğe sahip olmamasından dolayı yapısal sağlamlığın da zayıf olduğu görülmüştür. Portlandçimentosu-FeSO4 karışımı ile yapılan stabilizasyon/solidifikasyon deneylerinde, artan Portlandçimentosu ve FeSO4 miktarıyla Cr(VI) stabilizasyon etkinliği artmıştır. Optimum Portlandçimentosu ve FeSO4 dozu sırasıyla, % 30 ve AFBT'nın Cr(VI) içeriğine göre Cr(VI)'nın Fe(II)ile indirgenme stokiometrisinden hesaplanan stokiometrik miktarın 5 katı olduğu belirlenmiştir.ncelenen şartlarda etkin bir AFBT stabilizasyonu sağlanmasına rağmen, dayanıklı yekpare birkalıntı elde edilememiştir.AFBT'yi hem stabilize ve hem de solidifiye etmek için, Portland çimentosu-kum vePortland çimentosu-kum-FeSO4 karışımları ile deneyler yapıldı. Yalnızca Portland çimentosu-kum karışımıyla beklenilen Cr(VI) stabilizasyonu elde edilemedi. Ancak, en iyi stabilizasyonAFBT'ye 5 stokiometrik miktar FeSO4, % 30 Portland çimentosu ve % 16 kum karışımı ilaveedildiğinde sağlanabildi.Uçucu kül ve uçucu kül-FeSO4 karışımlarının kullanıldığı stabilizasyon/solidifikasyondeneylerinde sonuçların Portland çimentosu ve Portland çimentosu-FeSO4 karışımı için eldeedilen sonuçlara benzer olduğu bulundu.Anahtar Kelimeler: Ferrokrom, ark fırın baca tozu, krom(VI), stabilizasyon, solidifikasyon,TCLP.

Ülkü Bulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Hazar Gölü su kalitesinin araştırılması

ÖZETYÜKSEK LİSANS TEZİHAZAR GÖLÜ SU KALİTESİNİN ARAŞTIRILMASIFatih ÇOBANFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2006 Sayfa: 89Yapılan bu çalışmada 2005 Nisan- 2006 Mart arasındaki bir yıl boyunca Hazar Gölü' nün 9örnekleme noktasındaki farklı beş derinlikten aylık olarak alınan su numuneleri fiziksel ve inorganikkimyasal, organik ve bakteriyolojik parametreler açısından incelenmiştir. Mevsimsel değişimleraraştırılarak atıksular ve diğer kaynakların göl suyuna etkisi irdelenmiştir. Ayrıca göldeki mevcut subütçesindeki değişimlerde yıl boyunca izlenmiştir.Sıcaklık ve çözünmüş oksijen parametrelerinde derinliğe bağlı olarak mevsimsel değişimlergözlenirken diğer parametrelerde bu değişimler gözlenmemiştir. Bazı parametrelerde bölgesel bazdafarklı sonuçlar elde edilmiştir. İncelenen bütün parametreler ayrı ayrı değerlendirilerek göl suyununkalitesi belirlenmeye çalışılmıştır. Hazar Gölü'nün, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği dikkatealındığında, fiziksel ve inorganik kimyasal parametreler açısından II.-III. Sınıf, organik parametreleraçısından II. Sınıf, bakteriyolojik parametreler açısından I.-II. Sınıf su kalitesi grubuna girdiğianlaşılmıştır.Elde edilen sonuçlar daha önceki yıllarda yapılmış olan çalışmalarla karşılaştırılarak HazarGölü'nün geleceği açısından bir takım öneriler sunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Hazar Gölü, su kalitesi, su seviyesi

Fatih Çoban
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Pamuklu tekstil endüstrisi atıksularındaki rengin foto-fenton prosesiyle giderimi

ÖZETYüksek Lisans TeziPAMUKLU TEKSTİL ENDÜSTRİSİ ATIKSULARINDAKİ RENGİN FOTO-FENTON PROSESİYLE GİDERİMİCerrah DEMİRCİFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2007, Sayfa: 47Bu çalışma fenton ve foto-fenton sistemleri kullanılarak indigo boyası kullanan tekstilatıksuyundan renk ve KOİ, TOK ve AKM giderimini incelemek için yapılmıştır. Tüm deneylerlaboratuar ölçekli sistemde gerçekleştirilmiştir. İlk pH, reaksiyon süresi gibi farklı reaksiyonparametrelerinin etkileri ve indigo kot boyası atıksuyunun oksidasyonu üzerinde Fe+2 ve H2O2konsantrasyonlarının etkisi tayin edilmiştir. Etkili sistem şartları Fe/H2O2 oranı 1/13 ve pH 2,8olarak bulunmuştur. Fenton ve foto-fenton sistemleri için en uygun karıştırma süreleri sırasıyla120 ve 60 dakika olarak bulunmuştur. Fenton ve foto-fenton sistemleri giderme verimlilikleriarasında bir kıyaslama yapılmıştır. Foto-fenton sistemleri ile TOK, KOİ ve renk giderimiyaklaşık olarak sırasıyla yüzde olarak 61,49-73,95, 91-98,48 ve 99,35-99,90 elde edilmiştir.Fenton sistemiyle yaklaşık olarak TOK' un %55,86-69,42, KOİ' nin %87,04-91,84 ve rengin%97,26-99,23'ü giderilmiştir. AKM her iki sistem de etkili bir şekilde giderilmiştir. Her ikisistemin çıkış suyundaki TDS ve sülfat konsantrasyonları artmıştır.Anahtar kelimeler: Fenton; foto-fenton; renk verimi; indigo; tekstil endüstrisi; atıksu.VI

Cerrah Demirci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Kayısı çekirdeğinden elde edilen aktif karbonla sulardan fosfat ve bakır(II) giderimi

ÖZETYüksek Lisans TeziKAYISI ÇEKİRDEĞİNDEN ELDE EDİLEN AKTİF KARBONLA SULARDANFOSFAT VE BAKIR(II) GİDERİMİH. Suda EKİCİFırat ÜniversitesiFen Bilimleri EnstitüsüÇevre Mühendisliği Anabilim Dalı2007, Sayfa: 74Bu çalışmada, zirai bir atık olan kayısı çekirdeği kabuğundan hem karbonizasyon hem deaktivasyon/karbonizasyon prosesi kullanılarak aktif karbon elde edilmiş ve elde edilen aktif karbonunsulu çözeltilerden fosfat ve bakır(II)'yi adsorplama kapasiteleri incelenmiştir. Karbonizasyon işlemi500, 600 ve 700 ºC olmak üzere üç farklı sıcaklıkta gerçekleştirilmiştir. Aktifleştirme maddesi olarakZnCl2'ün kullanıldığı Aktivasyon/karbonizasyon işleminde ise sıcaklık olarak 600 ºC seçilmiştir.Maksimum BET yüzey alanı 342 m2/g olarak bulunmuştur. pH, adsorbent dozu, temas süresi,başlangıç çözelti konsantrasyonu ve sıcaklığın etkisini belirlemek için yapılan deneylerde fosfat içinen uygun pH, 6, temas süresi 240 dakika ve optimum adsorbent dozu 6 g/l olarak bulunurken Cu(II)için en uygun pH, 6, temas süresi ise 120 dk ve optimum adsorbent dozu 5 g/l olarak bulunmuştur.Sıcaklık artışına bağlı olarak fosfatın giderme etkinliğinin arttığı Cu(II)'nin giderme etkinliğinin iseazaldığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Langmuir ve Freundlich izotermlerine uygulanmıştır.25-45 ºC sıcaklık ve 10-100 mg/l konsantrasyon aralığında kayısı çekirdeğinden elde edilen aktifkarbon ile fosfat giderimi Langmuir izoterminden ziyade Freundlich izotermine uygunluk gösterirken,25-45 ºC sıcaklık ve 30-150 mg/l konsantrasyon aralığında kayısı çekirdeği aktif karbonu ile bakır(II)gideriminin Freundlich izoterminden çok Langmuir izotermine uyduğu belirlenmiştir. Kayısıçekirdeğinden elde edilen aktif karbonun, 25 ºC'de fosfat ve Cu(II) adsorplama kapasitesi sırasıyla9,96 ve 24,39 mg/g olarak hesaplanmıştır. Adsorpsiyonun fosfat için endotermik, Cu(II) içinekzotermik olduğu ve her iki adsorpsiyonun kendiliğinden gerçekleştiği bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Kayısı çekirdeği; aktif karbon; fosfat ; bakır (II) ; adsorpsiyon.

Halime Suda Ekici
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı pestisitlerin Ralstonia eutropha ile gideriminin incelenmesi

Bu çalışma da, pestisitlerin R.eutropha bakterisi ile biyodegradasyonu kesikli karıştırmalı reaktörde incelenmiştir. Substrat olarak seçilen glukoz pestisite ek karbon kaynağı olarak kullanılmıştır. Deneylerde serbest R.eutropha ile kesikli sistemde başlangıç pH'ı, sıcaklık ve başlangıç pestisit konsantrasyonu gibi parametrelerin substrat tüketim ve mikroorganizma üretim hız ve verimliliklerine etkileri araştırılmış ve birbirleriyle karşılaştırılmıştır. Optimum sıcaklık 20 °C ve başlangıç pestisit konsantrasyonu 2 mg/L'de, optimum pH fenvalerate için 7, lambda c. için 6'dır. Bu optimum şartlarda fenvalerate için maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0,088 sa-1, pestisit tüketim hızı 0,0483 mg/g k.mo.sa olarak, lambda c. için maksimum mikroorganizma özgül üreme hızı 0,0878 sa-1, pestisit tüketim hızı 0,0408 mg/g k.mo..sa olarak bulunmuştur. 2 mg/L pestisit konsantrasyonundan daha yüksek konsantrasyonlarda aşırı toksik bileşen inhibisyonunun etkili olduğu gözlenmiştir. Deneylerde kesikli sistemde substrat inhibisyonunun gözlenmediği durumda mikroorganizmanın büyüme hızı substarat derişimine bağlı olarak Monod Eşitliği ile ifade edilmiştir. Bu şartlarda; fenvalerate pestisitinin R.eutropha bakterisi ile biyodegradasyonunda elde edilen substrat doygunluk derişimi KS= 1,371 mg/L, lambda c. pestisitinin R.eutropha bakterisi ile biyodegradasyonunda elde edilen substrat doygunluk derişimi KS= 0,8540 mg/L olarak bulunmuştur. Sonuçlar R.eutropha bakterisinin her iki pestisitin biyodegradasyonunda çok etkili olmadığını göstermiştir. Anahtar Kelimeler: R.eutropha, Fenvalerate, Lambda c., Biyodegradasyon, pH, Sıcaklık, Başlangıç pestisit konsantrasyonu.

İrem Özdemir Atay
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

NH3 içeren atık su ile SO2 giderimi

Endüstriyel proseslerde, gaz emisyonlarının düsürülmesi yani temiz üretim, sürdürülebilir kalkınma için önemli bir gereksinimdir. SO2 gibi gaz haldeki kirleticilerin temel emisyon kaynagı fosilli yakıtların yakılmasıdır ve günümüzde bir çok ülkede temel enerji kaynagı olarak kullanılan kömür, en büyük atmosferik kirlilik kaynagıdır. Amonyak yıkama ile yakıt gazının temizlenmesi, gaz haldeki kirleticileri uzaklastırmak için kullanılan proseslerden biridir. Bu prosesle SO2 etkili bir sekilde uzaklastırılabilir ve bu prosesten olusan yan ürünler, tarımda ve gazı geri kazanma için kullanılabilir. Bu çalısmada NH3 içeren atıksu ile baca gazından SO2 giderimi arastırılmıstır. Bu amaçla farklı konsantrasyonlarda ve sıcaklıklarda SO2 içeren gaz bacaya verilmis, degisik konsantrasyonlarda amonyak içeren atıksu spreylenerek bu atıksuların SO2'i giderimleri tespit edilmistir. pH, sıcaklık, konsantrasyon gibi parametrelerin SO2 giderme verimi üzerindeki etkisi incelenmistir. Yapılan bu çalısmalar sonucunda yüksek NH3 konsantrasyonu ve düsük giris sıcaklıgında daha etkili giderme veriminin oldugu bulunmustur.(Giris sıcaklıgı 100 º C, NH3 konsantrasyonu 328.1 mg/L, SO2 konsantrasyonu 1000 ppm) Elde edilen bu sonuçlar NH3 içeren atıksuların SO2 gideriminde kullanılabilmesi açısından önemli olacaktır. Anahtar Kelimeler : Atıksu, SO2, NH3, Yıkama, Giderme Verimi

Atık suYıkama
Mehtap Ekinci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ kenti evsel atıksularında bulunan azot bileşiklerinin mevsimsel değişiminin araştırılması

Ill ÖZET Yüksek Lisans Tezi ELAZI? KENTİ EVSEL ATIKSULARINDA BULUNAN AZOT BİLEŞİKLERİNİN MEVSİMSEL DE?İŞİMİNİN ARAŞTIRILMASI Gülşad USLU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1993, Sayfa: 54 Bu çalışmada, "Elazığ Kenti Evsel Atıksularında Bulunan Azot Bileşiklerinin Mevsimsel Değişimi" araştırılmıştır. Elazığ kenti evsel atıksularınm deşarj edildiği noktadan alman atıksu örneğinde fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Atıksu örneğinin analizinde standart metodlardan yararlanılmış ve elde edilen sonuçlar, istatistiksel olarak değerlendirilerek azotlu bileşiklerin mevsimsel değişimi incelenmiştir. Yapılan çalışma Elazığ kenti evsel atıksularım karakterize etme bakımından önem taşımaktadır. Çalışmaların sonucunda elde edilen veriler değerlendirildiğinde, azotlu bileşiklerin mevsimlere bağlı olarak değişim gösterdiği belirlenmiştir. Keban Baraj Gölü'ne verilen evsel atıksular, bitki besin maddeleri bakımından gölü olumsuz yönde etkilemektedir. Atıksularm, ağır metal yönünden gölü kirletici etkileri olmadığı fakat bununla beraber evsel atıksularm ihtiva ettiği mikroorganizmaların göl kirliliğinde büyük önem taşıdığı belirlenmiştir. Göle giren mikroorganizmalar, su canlılarını ve dolayısıyla da besin zincirini olumsuz yönde etkileyerek gölün ekolojik dengesini bozabilmektedir. Gerekli tedbirler alınmadığı taktirde, şimdi olmasa bile ileride Keban Baraj Gölü, organik bir kirlilikle karşı karşıya kalacaktır. ANAHTAR KELİMELER: Evsel atıksu, azotlu bileşikler, nitrat, nitrit, amonyak, nitrifîkasyon, denitrifikasyon, göl kirliliği

Atık suAzotlu bileşiklerDenitrifikasyon+6
Gülşad Uslu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Keban baraj gölü Uluova bölgesinin bitki besin maddeleriyle yüklenmesinin incelenmesi

Ill ÖZET Yüksek Lisans Te2i KEBAN BARAJ GÖLÜ ULOÜVA BÖLGESİNİN BİTKİ BESİN MADDELERİYLE YÜKLENMESİNİN İNCELENMESİ Yusuf SAATÇİ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilİm Dalı 1993, Sayfa 72 Bu çalışmada. Keban Baraj Gölü Uluova Bölgesi'nin bitki besin maddeleriyle yüklenmesi araştırılarak geleceğe yönelik tahminlerde bulunulmuştur Bu amaçla golün en yoğun kulanılan kısmı olan Uluova Bölgesi'nde uç istasyondan su örnekleri alınarak incelendi. Ayrıca basta Murat Nehri olmak Üzere, yağış, evsel atıksular, hayvansal atıklar, tarım alanları ve ormanlık araziler ût kırsal alanlardan yüzey akış ile baraj gölüne ulaşan besi maddesi yükleri tesbit edilmiştir. Keban Baraj golü uluova Bölgesinde yapılan araştırmalar neticesinde golde biriken azot ve fosforun kritik yükün üzerinde olduğu sonucuna varılarak. bitki besin madeleri yüklerinin azaltılabilmesi için gerekli önlemlerin alınması amacıyla çeşitli öneriler sunulmuştur. ANAHTAR KELİMELER: Bitki Besin Maddeleri, Ötrofikasyon, Kirlilik Yükü, Vollenveider Metodu.

Bitki besin maddeleriElazığ-UluovaKeban Barajı+4
Yusuf Saatçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1993
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ kenti evsel atık sularında bulunan fosfor miktar ve formlarının mevsimsel değişiminin araştırılması

Bu çalışmada "Elazığ Kenti Evsel Atıksularında Bulunan Fosfor Miktar ve Formlarının Mevsimsel Değişimi" araştırılmıştır. Elazığ Kenti kanalizasyon sularının Haringet Çayı'na deşarj edildiği noktadan alınan su örnekleri üzerinde standart metodlar kullanılarak yapılan kimyasal analizlerden elde edilen sonuçlar fosfor miktar ve formlarının mevsimlere bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Evsel atıksuların içerdiği bu kirleticilerin Keban Baraj Gölü' nü bitki besin maddeleri bakımından olumsuz yönde etkilememesi için evsel atıksu tasfiye tesisinin işletilmesi esnasında fosfor bileşiklerine önem verilmesi zorunludur. ANAHTAR KELİMELER: Evsel atıksu, fosfor, toplam fosfor, inorganik fosfor, ortofosfat, göl kirliliği, tasfiye verimleri.

ElazığEvsel atık suFosfor+1
Mehmet Atab Alçiçek
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1994
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de göl kirliliği ve göllerin trafik seviyelerinin belirlenmesinde uygun bir matematiksel modelin seçimi

Bir gölün trofik düşeyinin tahmin edilebilmesi, göl ile ilgili planlama ve aşın beslenme durumunda eski durumuna döndürme çalışmalan için gereklidir. Göller geleneksel olarak üç trofik sınıftan birisine dahil edilirler: Oligotrofik güller besin maddesi açısından fakir, ötrofik göller zengin olup, mezotrofik göller bu iki sınıfın arasında yer alırlar. Bu üç sınıf arasındaki sınırlar gelişigüzel seçilmiştir. Dolayısıyla göl sımflandırmalan sübjektiftir. Bu çalışmada fosfor yükleme modelleri arasında en çok kullanılanların Türkiye göllerini sınıflandırmadaki uygunluklan araştmlmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Bitki Besin Maddeleri., ötrofikasyon, Trofik indeks Matematiksel Modeller, Göl Kirliliği.

Göl kirliliğiGöllerMatematiksel modeller+2
Kenan Alpaslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Adsorbsiyon yöntemi ile baca gazından kükürt dioksitin giderilmesi

ÖZET Yüksek Lisans Tezi SORPSİYON YÖNTEMİ ÎLE BACA GAZINDAN KÜKÜRT DİOKSİTİN GİDERİLMESİ Mehtap DEMİR Fırat üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1995, Sayfa: 34 Kış aylamda, yerleşim yerlerindeki hava kirliliği önemli bir sorun olarak görülmektedir. Kirliliğin en önemli nedeni ısı üretmek amacıyla tüketilmekte olan yakıtlardır. Sıvı ve katı yakıtların kimyasal yapısında bulunan yanar kûkürtün yanması sonucu, yanar kükürtün iki katı miktarda kükürt dioksit kent atmosferine yayılmaktadır. Bu çalışmada, atmosfere yayılan kükürt dioksit miktarını azaltmak amacıyla, soba ve ısı kazanlarında yakılan yakıttan oluşan kükürt dioksitin baca gazından adsorbsiyonu için kuru sabit yataklı filtre denenmiştir. Sorpsiyon maddesi olarak kireç taşı, mermer tozu ve uçucu kül kullanılmıştır. Kükürt dioksitin sorpsiyonu üzerinde, sorpsiyon maddesinin kolon uzunluğunun ve kolona giren kükürt dioksit miktarın etkisi 90 °C'lik kolon sıcaklığı altında araştırılmıştır. Çalışmanın sonunda, sorpsiyon maddesi olarak kullanılan uçucu külün sorpsiyon üzerinde daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hava kirliliği, kükürt dioksit, adsorbsiyon, kükürt giderme.

AdsorpsiyonBaca gazıHava kirliliği+1
Mehtap Demir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Kum filtrelerinde deneysel olarak bulunan yük kayıplarının teorik modellerle uygunluğunun araştırılması

İÜ ÖZET Yüksek Lisans Tezi KUM FİLTRELERİNDE DENEYSEL OLARAK BULUNAN YÜK KAYIPLARININ TEORÎK MODELLERLE UYGUNLUĞUNUN ARAŞTIRILMASI Halil HASAR Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1997, Sayfa: 61 Filtrasyon deneylerinde gözlemlenenler, genellikle yük kaybı ve süzüntu konsantrasyonları ile sınırlıdır. Bunlara bağlı olarak, deneysel olarak absolut spesifik birikinti değerlerinin hesaplanması mümkün iken, bulk spesifik birikinti değerlerinin hesaplanması yük kaybı modellerini kullanmak suretiyle mümkündür. Bir çok önceki çalışmada, bulk faktörü olarak adlandırılan bir terim kullanılmıştır. Bulk faktörü ile absolut spesifik değerleri arasında yapılan matematiksel çarpma işlemi sonucunda, bulk spesifik birikinti değerleri hesaplanmıştır. Alternatif olarak, bazı araştırmacılar, Kozeny'e ait yük kaybı modelini kullanarak bulk faktör ile absoiut spesifik birikinti arasındaki değişimi elde etmişlerdir. Fakat şimdiye kadar elde edilen bulk faktör değişimlerinin tamamen teorik olduğu görülmektedir. Bu çalışma, geliştirilen bir bilgisayar programı ile deneysel olarak elde edilen verilerin birleştirilmesine dayanan yeni bir yöntem sunmaktadır. Ayrıca bu yöntemle en uygun yük kaybı modelinin Camp'e ait yük kaybı denklemi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Filtrasyon, yük kaybı, absolut spesifik birikinti, bulk spesifik birikinti bulk faktör

FiltrelemeFiltrelerKum filtreleri+1
Halil Hasar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1997
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ yöresinde kullanılan bazı pestisidlerin sudaki kalıntı durumunun incelenmesi

Bu çalışmada, Elazığ yöresinde son yıllarda kullanılmaya başlanan acephate ve phorate pestisitlerinin UV ışığı ve buharlaşma etkisiyle kalıntı durumları incelendi. Bu amaçla, acephate ve phorate insektisitleri karanlık ortamda iki farklı sıcaklığa ve UV ışığının etkisine maruz bırakıldı. Günlük olarak analizlenen pestisit kalıntıların zamanla meydana gelen kaybolma miktarları ortaya kondu. Phorate'ın sıcaklıkla çok az buharlaşarak azaldığı, sıcaklıkla beraber (30 °C) uygulanan UV ışığının etkisinde phorate daha hızlı bozunarak daha az kalıntı bıraktığı tespit edildi. Acephate'ın özellikle 40 °C'de ve açık ortamda az kalıntı bıraktığı, kapalı ortamda ve 30 "C'de acephate'ta çok az bozunma gözlenmiştir. 30 "C'de UV ışığının etkisiyle acephate'de maksimum bir kayıp gözlenmiştir. Açık ortamda ve 40 "C'de bulunan acephate dördüncü günden itibaren yaklaşık tamamı bozunarak metabolitine dönüşmüştür. ANAHTAR KELİMELER: İnsektisit, Acephate, Phorate, Bozunma, ve UV Işığı, Kalıntı

AcephateElazığMorötesi ışınlar+2
Yakup Cuci
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitkisel yağ sanayii atıksularının karakterizasyonu ve arıtılabilirliği

ÖZET DOKTORA TEZİ BİTKİSEL YAĞ SANAYİİ ATIKSULARININ KARAKTERİZASYONU VE ARITILABİLÎRLİĞI Yusuf SAATÇİ Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1999, Sayfa : 84 Bitkisel yağ sanayi, en önemli sanayi sektörlerinden biridir. Tarımsal endüstrinin bir parçası olarak bitkisel yağ üretimi, çevre kirliliğine önemli düzeyde katkıda bulunmaktadır. Türkiye'de bitkisel yağ sanayi atık sularının arıtımı ve karakterizasyonu üzerinde birçok çalışma yapılmıştır. Fakat bu endüstri tarafından üretilen atık suların yapısı, miktarı ve atık yükleri ile arıtım alternatifleri yetence incelenmemiştir. Bu çalışmada, Elazığ'da bulunan Karadeniz Birlik Doğan Erdil Yağ Fabrikası, bu sektörün bir örneği olarak seçilmiştir. Fabrikanın üretim metodu değerlendirilmiş ve fabrika atık sularının karakterizasyonu incelenmiştir. Çalışmanın ilk aşamasında ayrı ve birleşik ham çıkış sularının kalitesi araştırılmıştır. Pilot ve laboratuar ölçekli modeller kullanılarak fiziksel, kimyasal ve biyolojik arıtma alternatifleri denenmiştir. Bu çalışmalar esas alınarak arıtma işlemleri ve proseslerin en verimli kombinasyonu belirlenmiştir. Sonuçlar ÇHF sisteminde KOİ'nin %17.65-69.12, yağ-gres gideriminin ise % 28.50-76.32 düzeyinde olduğunu göstermiştir. Sonuçlar ayrıca asit ile emülsiyon kırma ve kireç ile koagülasyon prosesinde KOİ ve yağ-gres gideriminin sırası ile % 63.19-80.66 ve % 76.95-83.38 arasında değiştiğini gösterdi. Alum ile koagülasyonda % 88.14-92.99 oranında KOİ ve % 69.89-92.11 oranında yağ-gres giderildiği haldeII demir (IH) klorür kullanımı ile %. 94.66-96.25 oranında KOİ ve % 93.81-96.16 yağ- gres giderilmiştir. Alum ile koagülasyonda elde edilen arıtma verimi alum-kil kullanımı ile % 94.66-95.37 KOİ ve % 96.88-97.78 yağ-gres değerlerine yükseltildi. Yağ kapanı çıkışından alman atıksuların ÇHF-YAHÇY'nda arıtılması ile KOİ ve yağ-gres sırası ile %85-91 ve % 82-88 oranında uzaklaştırıldı. Sonuç olarak Elazığ'da bulunan Karadeniz Birlik Doğan Erdil Yağ Fabrikası atıksuları yağ kapanı-ÇHF-YAHÇY-AÇ arıtım zinciri ile arıtıldığında çıkış suyu kalitesi, Türkiye'deki Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği'nin bitkisel yağ sanayii atıksuları için belirlediği standartlara ulaşabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bitkisel yağ sanayi, Atıksu, Arıtım, Yağ kapanı, Çözünmüş hava flotasyonu, Koagülasyon, Aktif çamur, Yukarı akışlı havasız çamur yatağı.

Atık su arıtmaElazığEndüstriyel atık su+1
Yusuf Saatçi
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadmiyum (11), Kurşun (11) ve Bakır (11) iyonlarının R.arrhizus'un üreme kinetiğine etkisi ve adsorpsiyonu

Ill ÖZET Doktora Tezi KADMİYUM (II), KURŞUN (II) VE BAKIR (II) İYONLARININ İL arrhizus » un ÜREME KİNETİĞİNE ETKİSİ ve ADSORPSÎYONU Gûlşad USLU Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 1999, Sayfa: 235 Bu çalışmada; kadmiyum (E), kurşun (E) ve bakır (E) iyonlarını ayn ayn ve birlikte içeren üreme ortamında R. arrhizus' un üremesi kesikli kanştarmalı reaktörde başlangıç pH' sı, sıcaklık, başlangıç metal iyon derişimi ve başlangıç sakkaroz derişimi gibi çeşitli üreme parametrelerinin etkileri araştırılmıştır. Kesikli kanştırmaîı reaktörde, kadmiyum (II), kurşun (II) ve bakır (E) iyonlarının üreme ortamında tek tek bulunduğu koşullarda, optimum pH sırasıyia 3,5, 4,0 ve 4, 5 olarak saptandı. Bu metal iyonlarının tek tek butunduidan koşullarda R. arrhizus' un üremesi üzerine sıcaklık etkisinde optimum sıcaklıklar sırasıyla 30 °C, 25 °C ve 30 °C dir. Metal iyonlarının birlikte bulundukları koşullarda ise, optimum sıcaklık 30 °C olarak bulunmuştur. Metal iyonlarının tek tek bulundukları üreme ortamında başlangıç metal iyon derişimîeri 50 mg/L olarak; eşit derişimlerde birlikte bulundukları üreme ortamında ise başlangıç metal iyon derişimîeri 10 mg/L olarak alınmıştır. Kadmiyum (IX), kurşun (E) ve bakır (E) iyonlarının tek tek ve birlikte bulundukları koşullarda optimum sakkaroz derişimi Sq= 30 g/L olarak saptanmıştır. Ayrıca herbir metal iyonu için ayn ayn kimyasal oksijen ihtiyacı tayinleri yapılarak mikroorganizma ve başlangıç metal iyon derişimlerine göre kimyasal oksijen ihtiyacının değişimi araştırılmıştır. Başlangıç metal iyon derişimi arttıkça mikroorganizma derişiminin azaldığı,IV kimyasal oksijen ihtiyacının ise arttığı gözlenmiştir. Metal iyon derişimlerinin artmasıyla mikroorganizma derişiminin azalması metal iyonlarının R. arrhizııs' un üremesi üzerine inhibisyon etkisi yapmasından kaynaklanmaktadır. Ağır metallerden kadmiyum (II), kurşun (II) ve bakır (II) iyonlarının hem metaliyonları bulunan ortama alıştırılmadan (sıfır metal iyonlu ortam) hem de metal iyonları içeren ortama alıştırılarak (50 mg/L metal iyonu içeren ortam) üretilip inaktif hale getirilmiş R. arrhizus' a adsorpsiyonu kesikli düzende çalışan karıştırmak bir tepkime kabında araştırılmıştır. Bu adsorpsiyon çalışmalarında; ilk adsorpsiyon hızı ve mikroorganizmanın metal alma etkinliğim etkileyen parametreler olarak; başlangıç pH1 sı, sıcaklık, başlangıç metal iyon derişimi ve mikroorganizma derişimi seçilmiştir. Kesikli karıştırmak reaktörde, kadmiyum (E), kurşun (II) ve bakır (II) iyonlarının hem metalsiz ortamda hem de metalli ortamda üretilen R. arrhizus ' a adsorpsiyonu için optimum pH değerleri sırasıyla 5.0, 4,5 ve 5,5 olarak saptandı. Bu metal iyonlarının her iki durumda da mikroorganizmaya adsorpsiyonunda optimum sıcaklık 30 °C dir. Optimum mikroorganizma derişimi 0,25 g/L ve optimum başlangıç metal iyon derişimi 100 mg/L olarak bulunmuştur. Kadmiyum (II), kurşun (II) ve bakır (II) iyonlarının hem metalsiz hem de metali! ortamda üretilip kurutulan R. arrhizus' a adsorpsiyonunun Freundlich ve Langmuir izotermlerine uyduğu gözlendi Çalışılan metal iyonları için, adsorpsiyon kapasiteleri ve dereceleri Freundlich ve Langmuir izotermleri kullanılarak hesaplandı. Bu izotermlerinden bakır (E) iyonlarının metalsiz ve metalli ortamda üretilen R. arrhizus ' a adsorpsiyonunda adsorpsiyon kapasite ve derecesinin kurşun (II) ve kadmiyum (II) iyonlarının adsorpsiyon kapasite ve derecesinden daha yüksek olduğu gözlendi Metal iyonlarının metalsiz ve metalli ortamda üretilen R. arrhizus' a adsorpsiyon kapasiteleri karşılaştınldığmda, metalsiz ortamda üretilen R. arrhizus ' un daha yüksek adsorpsiyon kapasitesine sahip okluğu gözlendi Anahtar Kelimeler; Üreme kinetiği, R. arrhizus, ağır metal, adsorpsiyon, özgül üreme hızı

AdsorpsiyonAğır metallerBakır+3
Gülşad Uslu
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
1999
00
DoctorateOpen AccessTR

Batık membran-aktif çamur sistemlerinin arıtma kapasitesinin geliştirilmesi ve modellenmesi

II ÖZET DOKTORA TEZİ BATIK MEMBRAN-AKTİF ÇAMUR SİSTEMLERİNİN ARITMA KAPASİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ VE MODELLENMESİ Halil HASAR Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2001, Sayfa : 129 Bu çalışmada, batık membran aktif çamur sisteminde evsel atıksularin arıtımı incelenmiş, sistem hidrolik açıdan modellenmiş ve çamurun reolojik özellikleri belirlenmiştir. Çalışma sonucunda, çıkış suyunun toplam KOİ (T-KOİ) konsantrasyonu genellikle 5-25 mg/1 arasında değişmiş ve 0.03-0.04 kg T-KOİ/Gün arasındaki yüksek organik yüklerde T-KOİ giderimi % 98'in üzerinde gerçekleşmiştir. Sistemi besleyen evsel atıksuyun inert KOİ konsantrasyonu 3-10 mg/1 arasında değişirken, sistemdeki mikroorganizmalar tarafından inert bileşiklerin üretilmesi ve zamanla birikmesinden dolayı bu değer çıkış suyunda 5-20 mg/l'ye yükselmiştir. Toplam fosfor, sürekli havalandırmanın yapıldığı periyotlarda 1 mg/l'nin altında, havalandırmanın aralıklarla yapıldığı ve anoksik şartların oluştuğu periyotlarda ise daha yüksek olmuştur. Çıkış suyunda askıda katı madde (AKM) ve toplam koliform bakteriye rastlanmaması, bu parametrelerin gideriminin %100 düzeyinde gerçekleştiğini göstermiştir. Bulanıklık %97- 99.8 düzeylerinde giderilmiştir. Sistemde, genellikle toplam Kjeldahl Azotu (TKN) giderimi %87.8-99.1 ve amonyum azotu giderimi ise %89.4-99.8 arasında gerçekleşmiştir. Çıkış suyunun nitrat konsantrasyonu, sürekli havalandırmanın yapıldığı periyotlarda 8.2-26.8 mg/l'ye yükselirken, aralıklı havalandırmanın yapıldığı ve anoksik şartların oluştuğu periyotlarda ise 2.4 mg/l'ye kadar düştüğü tespit edilmiştir.III Sistemdeki MLVSS/MLSS oranı ortalama olarak 0.76 bulunmuştur. Uzun çamur yaşı ve inert madde birikiminin sistemdeki canlılık aktivitelerini % 50 oranında azalttığı belirlenmiştir. Sistemdeki çamurun akış özellikleri Newtonian, Bingham ve Ostwald de Vaele modellerine göre değerlendirilmiş ve en uygun modelin Ostwald de Vaele modeli olduğu belirlenmiştir. Sıcaklığın artışına bağlı olarak çamurun kayma gerilmelerinin ve gözlenen viskozitenin düştüğü görülmüştür. Ayrıca, gözlenen viskozitenin katı madde içeriğinin artışına bağlı olarak da arttığı tespit edilmiştir. Membranın toplam direncine ait matematiksel modellemede; filtrasyon süresi, transmembran basıncı ve süzüntü hacmine bağlı olarak lineer olmayan regresyon modeli esas alınmış ve lineer hale dönüştürüldükten sonra lineer çoklu regresyon modeline göre çözüm yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aktif Çamur, Batık Membran, Evsel Atıksu, Matematiksel Model, Çamur Reolojisi

Aktif çamurEvsel atık suMatematiksel modeller+3
Halil Hasar
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2001
00
Master'sOpen AccessTR

Yüksek organik madde içeren atık suların havasız çamur yataklı reaktörlerde arıtılması

ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ YÜKSEK ORGANİK MADDE İÇEREN ATIKSULARIN HAVASIZ ÇAMUR YATAKLI REAKTÖRLERDE ARITILMASI Sibel ASLAN Fırat Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Mühendisliği Anabilim Dalı 2002, Sayfa 77 Havasız çamur yataklı reaktörler, gıda/meşrubat, içki ve ziraat gibi çeşitli endüstrilerden gelen yüksek güçteki atıksuların arıtımı için giderek artan şekilde uygulanmaktadır. Havasız çamur yataklı reaktörler, mekanik bir karıştırma ve reaktör dışında bir çökeltme birimine ihtiyaç göstermeyen, ilk yatırım maliyeti nispeten düşük ve yapısı oldukça basit bir havasız arıtma prosesidir. Verimliliği, yatırım ve işletme maliyetlerinin düşük ve işletilmesinin kolay olması gibi sebeplerle, özellikle gelişmekte olan ülkeler için uygun bir atıksu arıtma alternatifi olarak görünmektedir. Bu çalışmada aynı cins ve çapta iki reaktör kullanılmıştır. Alıştırma devresi boyunca sentetik atıksu geri devrettirilmiştir. Reaktörlerin giriş ve çıkışından alınan numunelerde pH, KOİ, TKN, TP, TKM, AKM, UKM ve alkalinite analizleri, numune alma musluklarından alman numunelerde ise T AKM ve UAKM analizleri yapılmıştır. Çeşitli organik yük, hidrolik yük ve hidrolik bekleme zamanlarında elde edilen arıtma verimi ve oluşan metan gazı miktarı incelenmiştir. Aynı zamanda bu parametrelerin gaz-katı-sıvı ayırımına olan etkisi incelenerek, en iyi ayırımın gerçekleşmesi için gerekli olan optimum şartlar araştırılmıştır. Anahtar Kelimeler : Havasız Çamur Yataklı Reaktörler, Granülasyon, Yüksek Organik Madde İçeren Atıksular, Gaz-Katı-Sıvı Ayırımı

Anaerobik arıtmaAtık suAtık su arıtma+2
Sibel Aslan
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Science
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel kaynaklı atık yağlar ve değerlendirme yöntemleri

Endüstriyel yağlar sanayinin hemen her alanında kullanılan teknolojinin vazgeçilmez girdilerindendir. Teknoloji gelişimine paralel olarak ta alet, araç, motor, makine gibi donanımlarda kullanılan yağların aynı oranda gelişmesi beklenmektedir. Bu anlamda endüstride kullanılan yağlara daha dayanıklı ve daha işlevsel olabilmeleri için kimyasallar ilave edilmektedir. Ancak belirli bir kullanım süresi sonunda fonksiyonlarını yitiren yağlar atık durumuna geçmekte ve içerisindeki kimyasallar dolayısı ile çevre ve insan sağlığı için tehlikeli sınıfına girmektedir. Temizlemenin en düşük maliyetinin kirletmemek olduğu düşüncesi ile 2004 yılı içerisinde ?Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği? yürürlüğe girmiş ve uygulanmaktadır. Endüstriyel yağ tüketimi her geçen gün artarken alınacak önlemlerin ve uygulamaların önemi de o derece artmaktadır. Yönetmelik ile birlikte üç kategoriye ayrılan yağların geri kazanılması, yüksek dereceli fırınlarda ilave yakıt olarak kullanılmaları bu ikisinin mümkün olmadığı durumlarda ise bertaraf tesislerinde zararsız hale getirilmeleri amaçlanmaktadır. Geri kazanma yönteminin hem hammadde tasarrufu, hem ithalat rakamlarının azaltılması, hem istihdam yaratması hem de çevre kirliliğini önlemesi amacı ile v en uygun yöntem olduğu düşüncesi içerisinde hazırlanan bu çalışmada, Türkiye'nin durumu gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Madeni yağ, atık yağ, atık yönetimi, geri dönüşüm

Atık değerlendirmeAtık yönetimi
Yücel Yurtseven
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Bisfenol A'nın mixed metal oksit ve boron doped diamond elektrotlar kullanılarak anodik oksidasyon ile mineralizasyonu

Bu çalışmada BPA (BPA) nın Mixed Metal Oxide (MMO) ve Boron Doped Diamond (BDD) elektrotlar kullanılarak anodik oksidasyon ile mineralizasyonu araştırıldı. Anot elektrot materyalinin mineralizasyon seviyesine etkisini görebilmek için anotta 5 MMO ve BDD oluşan farklı tipte 6 elektrot kullanıldı. Mineralizasyon seviyesi deneyin başında ve sonunda BPA çözeltisinin toplam organik karbon (TOK) değeri ölçülerek takip edildi. Çalışma iki aşamada gerçekleştirildi. Birinci aşamada elektrot tipinin TOK giderme verimine etkisi 3 farklı akım yoğunluğunda araştırıldı. İkinci aşamada ise en etkili anot elektrot seçilerek, akım yoğunluğu, karıştırma hızı, elektrotlar arası mesafe, BPA konsantrasyonu ve elektrolit (fosforik asit) konsantrasyonu gibi parametrelerin TOK giderme verimi üzerine etkileri araştırıldı. Ayrıca TOK giderimi için harcanan elektrik miktarına bağlı olarak Spesifik Enerji Tüketimleri (SEC) hesaplandı. BDD elektrot 125 mA/cm2 akım yoğunluğunda 180 Dakika sonunda % 100 TOK giderme verimi ile BPA 'nın tamamını mineralize etmeyi başardı. PtO2 elektrot aynı akım yoğunluğu ve süre sonunda % 42.61, diğer MMO elektrotlar ancak ortalama % 35'lik bir giderme sağladı. Çalışma sonunda; Akım yoğunluğunun artışı ile TOK giderme veriminin arttığı, Karıştırma hızını arttırmanın verimde en fazla % 6'lık bir artış sağladığı, BPA 'nın konsantrasyonunu arttırmanın verimi düşürdüğü ve elektrolit miktarının 8 kat artırılmasının verimi yaklaşık % 10 arttırdığı görüldü.

Muhammed Musa Tütün
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlat sazlıklarındaki, Phragmites australis (CAV.) trin. ex stend ve Typha angustifolia L. bitkilerinin ve bunları çevreleyen sedimentlerde ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi

Ağır metaller, çevrede bulunan bitki ve hayvan yaşamına yüksek düzeyde kalıcılık ve zehirlilik etkisi göstermesi nedeniyle en tehlikeli ve öncelikli kirletici maddelerden biri olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Ahlat Sazlıklarının baskın türleri olan Phragmites australis (kamış), Typha angustifolia (saz) ve Lythrum salicaria (hevhulma) bitki türleri ve bu bitkileri çevreleyen sedimentlerde ağır metal konsantrasyonlarının belirlenmesi üzerinde durulmuştur. Elde edilen sonuçlar ilesahada fitoremediasyon yöntemi uygulanarak sulak alanlardaki ağır metal kirleticilerinin bitki bünyesine alımı ve sucul ortamın kendini iyileştirme çabasının tespit edilmesi için yapılan çalışmalara katkı verilmesi amaçlanmıştır. Çalışmamızda bu bitkilerin ağır metal tolere edebilme kapasiteleri belirlenerek bölgedeki metal kirlilik seviyesi tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada kullanılan Phragmites australis, Typha angustifolia ve Lythrum salicaria bitkileri üzerinde: Mg, Cr, Mn, Fe, Ni, Cu, Zn, Cd, Pb ve Ca metallerini tolere edebilme kapasitelerine bakılmış ve bu bitkilerin metalleri akümüle etme seviyeleri belirlenmiştir. Toprak analizleri sonucunda Mg, Cr, Mn, Fe, Ni, Cu, Zn, Cd, Pb ve Ca elementlerinin ortalama konsantrasyonları sırasıyla 480.05, 2.285, 89.47, 1721.5, 2.707, 0.942, 6.611, 0.067, 1.07, 69.255mg kg-1 olarak tespit edilmiştir.

Yekda Erkan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık sızıntı sularından genleştirilmiş perlitle bazı ağır metallerin giderimi

Günümüzde arıtılması en zor atık suların başında gelen katı atık sızıntı suları içerdikleri organik ve inorganik kirleticiler sebebiyle yeraltı suyu ve toprak kalitesini etkilemekte buna bağlı olarak doğal yaşamı da tehdit etmektedir. Bingöl ilinde bulunan katı atık entegre tesisinden meydana gelen sızıntı suları yağışların artması ile biriktirilen havuzlardan taşmakta, yeraltı ve yüzeysel sulara karışarak Bingöl'deki halkın ve doğal yaşamın sağlığını tehdit etmektedir. Bu çalışmada doğal adsorban malzeme olan genleştirilmiş perlit (GP) kullanılarak katı atık sızıntı suyunda bulunan ağır metallerin giderim verimleri incelenmiştir. Deneyler laboratuvar ortamında mangan, bakır, nikel ve çinko ağır metal tuzlarında hazırlanan sentetik atıksulardan Mn+2, Cu+2, Ni+2 ve Zn+2 gideriminden elde edilen numunelerin analiz sonuçları adsorpsiyon izoterm modellerine uygulanmıştır. Sonuçlara bakıldığında çalışılan konsantrasyon ve adsorban madde miktarı değişkenlerinde genleştirilmiş perlit ile olan adsorpsiyonu Mn+2 ağırmetalinin R2=0.93 ile langmuir izotermine, Cu+2 ağırmetalinin R2=0.99 ile Langmuir izotermine, Ni+2 ağırmetalinin R2=0.91 ile Freundlich izotermine ve Zn+2 ağırmetalinin R2=0.97 ile Langmuir izotermine uyum sağladığı görülmüştür.

Ümit Korkutata
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Havuz suyunda klorlama sonucu oluşan dezenfeksiyon yan ürünlerinin izlenmesi ve halk sağlığına etkilerinin araştırılması Bitlis İsmail Eren Kapalı Yüzme Havuzu örneği

Yüzme popüler bir rekreasyonel aktivitedir. Halk tarafından yoğun olarak kullanılan havuzların hijyenik açıdan güvenli alanlar olması gerekmektedir. Havuzlarda hijyen dezenfeksiyon işlemi ile sağlanmaktadır. Klor, havuzların dezenfeksiyonunda en fazla kullanılan kimyasaldır. Klor sudaki doğal ya da insan faaliyetleri sonucu oluşan öncü bileşiklerle sürekli reaksiyona girerek kloraminleri (bağlı klor) ve klorlu organik dezenfeksiyon yan ürünlerini (DYÜ'ler) oluşturabilmektedir. Her havuzun kullanım ve işletme şartlarındaki değişiklikler ile yüzücülerin kültürel alışkanlıkları o havuzda oluşan DYÜ miktarının ve türlerinin değişimine neden olmaktadır. Literatürde THM'ler dışında diğer DYÜ'lerin havuz suyundaki konsantrasyonları ile ilgili çalışmalar sınırlıdır. Yapılan çalışmada Bitlis İli'nde mevcut İsmail Eren Spor Kompleksi yüzme havuzunda THM'ler, HAA'lar ve HAN'lar izlenmiş ve halk sağlığına etkileri değerlendirilmiştir.

Kapalı yüzme havuzları
Dilara Deniz Avşar
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Muş il merkezi içme suyu şebekesinde dezenfeksiyon yan ürünlerinin mevsimsel değişimlerinin izlenmesi ve halk sağlığına etkilerinin değerlendirilmesi

İçme suyu arıtımında kullanılan en yaygın ve en ucuz dezenfeksiyon yöntemi klorlamadır. Klor sadece suda bulunan parazit patojen mikroorganizmaları gidermemekte ayrıca ham su kaynaklarının yapısında bulunan doğal organik maddelerle (DOM), reaksiyona girerek insanlar üzerinde kanserojenik etkiler gösterebilen dezenfeksiyon yan ürünlerinin (DYÜ) oluşumlarına neden olmaktadır. Literatürde en bilinen ve en fazla oluşan yan ürün grupları trihalometanlar (THM'ler) ve (haloasetikasitler) HAA'lardır. Bir kısmı kanserojen olan DYÜ'lerin sudaki miktarlarının izlenmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmalar halk sağlığının korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın amacı Muş İl merkezine su sağlayan iki farklı şebekede HAA'ların mevsimsel ve mesafeye bağlı değişimlerinin izlenmesi ve halk sağlığına etkilerinin ortaya konmasıdır. Bu kapsamda 4 mevsimi içerecek şekilde örnekleme analiz çalışması yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar sularda DOM miktarının 1 mg/L seviyesinin altında olmasına rağmen HAA düzeyinin zaman zaman sınır değerlerin üzerine çıkabildiğini ve halk sağlığı yönünden risk teşkil edebileceğini göstermektedir. Anahtar kelimeler: Muş, HAA'lar, DYÜ'ler, Dezenfeksiyon, Klor

Adile Kılıç
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ahlat sazlığı (Bitlis) potansiyel kirlilik düzeyinin yerüstü su kalitesi bakımından araştırılması

Van Gölü'nün kıyısında bulunan Ahlat Sazlığı Türkiye'deki 46 adet "Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan"dan biridir. Birçok canlı türüne ev sahipliği yapan hem karasal ve hem de sucul eksosistemleri bünyelerinde bulunduran önemli sulak alanlarından biridir. Sürdürülebilirliğinin sağlanması ve gerektiğinde önlemlerin erken alınması büyük önem arz etmektedir. Bu nedenler, sulak alanlarda su kalitesinin düzenli olarak izlenmesini gerektirir. Ahlat Sazlığı'nda ilk defa yapılan bu çalışma; i) Su kalitesinin mevsimsel olarak değişiminin incelenmesi ii) Alana ait su kalite parametrelerinin alansal dağılımın belirlenmesi, iii) Elde edilen sonuçların bir takım ulusal ve uluslararası mevzuatlara göre kıyaslamaları yapılarak mevcut durumunun tespitinin yapılması amacıyla Kasım 2015-Ağustos 2016 dönemleri arasında olmak üzere toplamda 4 dönem 7 örnekleme noktasında izleme çalışması yapılmıştır. Bu kapsamda sazlıktan alınan yüzey sularında pH, sıcaklık, çözünmüş oksijen, elektriksel iletkenlik, bulanıklık, toplam çözünmüş madde, askıda katı madde, alkalinite, tuzluluk, toplam sertlik, sülfat, florür, klorür, kimyasal oksijen ihtiyacı, toplam azot, nitrat, nitrit, amonyum, toplam fosfor, toplam organik karbon, sodyum, potasyum, kalsiyum ve magnezyum gibi fiziksel ve kimyasal su kalite parametreleri ve bazı ağır metalleri analiz edilmiştir. Sonuç olarak; Ahlat Sazlığı su kalitesi çalışmasında söz konusu parametreler açısından genellikle sazlığın doğu kesiminden (AS-2 ve AS-5 noktaları) batı kesimine (AS-4 ve AS-6 noktaları) doğru alansal dağılım değerlerinde artış söz konusudur. Ülkemizde su kütlelerinin sürdürülebilirliği adına; havza bazında yapılan çalışmalar örnek alınarak bu alanın devamı ve korunması için fizikokimyasal kalite çalışmalarına ilaveten büyük çaplı biyolojik ve hidromorfolojik kalite unsurlarının da içinde olduğu ekolojik durumun, baskı ve etkilerin ve risk faktörlerinin ortaya konması ve bunlar için gerekli planlama ile önlemlerin alınması büyük önem arz etmektedir. Ulusal mevzuatlarımızdan "Yerüstü Su Kalitesi Yönetmeliği" ve "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği"ne göre birçok parametre açısından I. sınıf ve II. sınıf su kalitesi kapsamındadır. Anahtar Kelimeler: Ahlat Sazlığı, Su Kalitesi, Sulak Alan, Alansal Dağılım, Coğrafi Bilgi Sistem.

Doğal çevreEkoloji
Fatma Akyüz
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis katı atık tesisi çevresindeki bazı hiperakümülatör bitkilerin ağır metal içeriklerinin belirlenmesi

Günümüzde ağır metaller ile kirlenen toprakların temizlenmesinde (fitoremediasyon) hiperakümülatör bitkilerin kullanılması ve bu özelliğe sahip bitkilerin tespit edilmesi oldukça önemlidir. Bu çalışmada bazı bitkilerin bünyelerinde ağır metal biriktirebilme yetenekleri (hiperakümülatör) tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 2017 yılında Bitlis ili Güroymak ilçesi Tahtalı Köyü Bellektepe mevkiinde yer alan Katı Atık Entegre Bertaraf Tesisi çevresinde yetişen Hypericum scabrum, Achillea vermicularis, Anchusa azurea var. azurea, Malva sylvestris, Alkanna orientalis var. orientalis, Medicago sativa subsp. sativa türlerine ait örnekler toplanmıştır. Bu bitkilerinin kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi kısımları ile bu türlerin yetiştiği alanlardan alınan toprak örnekleri üzerinde çalışılarak, Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Demir (Fe), Mangan (Mn), Çinko (Zn), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Krom (Cr), Nikel (Ni) ve Kadmiyum (Cd) elementlerinin miktarları incelenmiştir. Alınan bu numunelerdeki ağır metal analizleri ICP-MS cihazı kullanılarak yapılmıştır. Toprak örneklerinde Mg, Cr, Mn, Fe, Ni, Cu, Zn, Cd, Pb ve Ca elementlerinin ortalama konsantrasyonları sırasıyla 297,58; 3,17; 97.24; 1864,96; 3,80; 1,32; 9,84; 0;08; 2,46; 32,04 mg kg-1 olarak tayin edilmiştir.

Nurfeşan Avcil
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Klorlama sonucu oluşan trihalometanların (THM) ve haloasetonitrillerin (HAN) dağıtım şebekesinde mevsimsel dağılımlarının incelenmesi: Muş il merkezi örneği

Bu çalışmanın amacı Muş İl merkezine 2 farklı depodan sağlanan içme suyunun dezenfeksiyon amacıyla klorlanması sonucu oluşan ve klorlu organik halojenler olarak isimlendirilen bazı dezenfeksiyon yan ürünlerden (DYÜ'ler) en fazla bulunan grup olan trihalometanlar (THM'ler) ve yeni ortaya çıkan yan ürünlerden haloasetonitrillerin (HAN'lar) konsantrasyonlarının mevsimsel değişiminin belirlenmesidir. Bir kısmı kanserojen özellik gösterebilen ve bir kısmı Muş içme suyu şebekesinde daha önce ölçülmemiş bu bileşiklerin miktarsal tespiti ile halk sağlığına olabilecek etkilerinin değerlendirilmesi çalışmanın önemini oluşturmaktadır. Elde edilen sonuçlar her iki şebekede de yeterli klorlama olmamasına ve TOK değerleri düşük olmasına rağmen toplam THM'lerin zaman zaman ülkemizde uygulanan 100 µg/L değerini aştığını ve risk teşkil ettiğini göstermektedir. Toplam HAN değerlerinin ise her iki şebekede 2 µg/L konsantrasyonunun altında kaldığı görülmüştür.

Dağıtım şebekeleriEkolojik risk
Mücahit Sönmez
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de geri dönüşümü yapılan evsel katı atıkların çevresel, toplumsal ve ekonomik faydalarının incelenmesi: Eskişehir örneği

Bu çalışmada evsel katı atıkların geri dönüşü ile elde edilen toplumsal, çevresel ve ekonomik faydalar incelenmiştir. Dünya'da ve AB ülkelerinde evsel katı atık miktarları, bertaraf yöntemleri, geri dönüşüm yolları ve elde edilen ekonomik faydalar araştırılmış, Türkiye'deki mevcut durum ile karşılaştırma yapılmıştır. Örnek durum incelemesi için Eskişehir seçilmiştir. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve bağlı belediyelerdeki evsel katı atıkların miktarları, yönetimi ve geri dönüşüm uygulamaları, mevcut literatür, istatistikler ve belediyeden elde edilen veriler ile değerlendirilmiştir. Eskişehir'de 15 belediyede nüfusun %99,2'sine atık toplama hizmeti verilmektedir. Eskişehir'de 2018 yılında işletmeye alınan evsel atıklardan elektrik enerjisi üreten tesise ait bilgiler tez kapsamında incelenmiştir. Tesis her biri 1.4 MW elektrik enerjisi üreten 8 dizel motorun metan gazını yakarak ürettiği elektrik enerjisi ile 55.000 konuta elektrik sağlayacaktır. 10 yıllık işletim süresinin sonunda tüm yatırım belediyeye aktarılacaktır. Bu tesis ile belediyenin atıkların idaresi için gerekli maliyet ortadan kalkmış, üstelik kira alınmaya başlanmıştır. Geri dönüşüm alanında verim büyük oranda kaynağında ayrı toplamaya bağlıdır. Eskişehir Belediyesi bu konuda eğitim ve bilgilendirme kampanyaları yürütmektedir. Bu çalışmaların başarıya ulaşabilmesi ve kalıcı davranış oluşturabilmesi için çok yönlü ve sürekli devam ettirilmesi gerekmektedir.

Entegre katı atık
Halil Çetin
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nemrut krater gölü'nün sediment ve bazı sucul bitki örneklerinin ağır metal konsantrasyonlarının incelenmesi

Dünyamız pek çok tehditle karşı karşıyadır. En tehlikeli olanı çevre kirliliğidir. Su kirliliği ise çevre kirliliğinin bir parçasıdır. Sanayi ve endüstri atıkları, maden işletmeleri, doğal afetler gibi sebeplerle sulak alanlarımız geri dönüşümü olmayacak şekilde hızla kirlenmektedir. Bu kirleticilerden biri ise ağır metallerdir. Ağır metaller su ortamına doğal kaynaklardan ve insan faaliyeti sonucu karışmaktadır. Metal kirliliğinin çoğu endüstriyel faaliyetler neticesinde oluşmakta ve büyük bir bölümü sularda toplanmaktadır. Ağır metaller, su kaynaklarına, endüstriyel atıklar veya asit yağmurlarının toprağı ve dolayısı ile bileşimde bulunan ağır metalleri çözmesi ve çözünen ağır metallerin ırmak, göl ve yeraltı sularına ulaşmasıyla geçmektedirler. Çalışmamızda Phragmites australis ve Juncus inflexus gibi sulak alan türlerinin farklı organlarında (kök, gövde, yaprak ve çiçek) ve bu bitkilerin biriktirebildiği ağır metal konsantrasyonları ile bu bitkinin doğal olarak yetiştiği ortamlardan alınan toprak örnekleri üzerinde de çalışılarak, Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Demir (Fe), Mangan (Mn), Çinko (Zn), Bakır (Cu), Kurşun (Pb), Krom (Cr), Nikel (Ni) ve Kadmiyum (Cd) gibi elementlerinin miktarları ICP-MS cihazı kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır.

Ağır metaller
Nur Ceren Dizdaroğlu
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Biyogaz üretiminde kullanılan buğday samanının NaOH yerine Van gölü suyu ile ön muamelesinin değerlendirilmesi

Biyogaz üretiminde kullanılan substratlardan sindirimi zor olan lignoselülozik materyaller reaktör performansını olumsuz etkilemektedir. Bunların sindirimini kolaylaştırarak reaktör performansını arttırmak amacıyla çeşitli ön muamele yöntemleri uygulanır. Bu yöntemlerden biri olan alkali yöntemde, biyokütle (substrat) sodyum hidroksit gibi bazik bir çözelti ile ön muamele işlemine tabi tutulur. Bu çalışmada, lignoselülozik materyal olarak bölgede temini kolay ve bol bulunan buğday samanı tercih edilmiştir. Van Gölü suyunun, yüksek alkali özelliğe sahip olması nedeni ile NaOH'a alternatif olarak kullanılabilirliği bu kapsamda incelenmiştir. Ön muamele işleminde, buğday samanı beş gün boyunca NaOH'a (R4, R5, R6) ve Van Gölü suyuna (R1, R2, R3) maruz bırakılmış ve ardından aşı çamuru ile birleştirilerek biyogaz çıkışı sonlanana kadar izlenmiştir. Çıkan gaz miktarları R1= 2094,50 mL CH 4 , R2= 2171,97 mL CH 4 , R3= 481,22 mL CH 4 , R4= 325,66 mLCH4, R5= 2623,81 mLCH4, R6= 809,69 mLCH 4 olarak kaydedilmiştir.Verilere göre Van Gölü suyu, beklendiği gibi NaOH'a yakın bir performans sergilemiştir. Bu çalışma kapsamında yapılan ekonomik değerlendirmeye göre yapılmıştır. Biyogaz üretimi için lignoselülozik bir substrat olan buğday samanının ön muamelesinde Van Gölü suyunun, NaOH yerine kullanılmasının ekonomik olduğu sonucuna varılmıştır.

Biyogaz
Ezgi Piro
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili hava kirliliğinin toprak kirliliğine etkileri

Günümüzde gelişen kentleşme, artan nüfus ve endüstriyel faaliyetler hava kalitesini düşürmektedir. Hava kirliliğine neden olan gazlar, partikül madde ve çeşitli reaksiyonlarla ortaya çıkan etkileşim, hava kalitesi ve çevre kalitesine etkide bulunarak yaşam standardımızı düşürmektedir. Bitlis ili, coğrafi konumu sebebiyle yılın büyük bir bölümünü ağır kış şartları altında geçirmektedir. Bu sebeple, yoğun olarak fosil yakıt kullanımına ihtiyaç duymaktadır. Ulaşım açısından da bir uluslararası kavşak noktasındadır. Taşıt trafiği, hava kirliliği artışında etkili bir nedendir. Hava kirliliğini oluşturan gaz ve partikül emisyonları, kaynaktan belli bir mesafe kadar uzaklıkta yeryüzüne, toprak veya bitki örtüsüne düşmektedir. Bu sebeple çevre, insan ve canlı sağlığı hem doğrudan hem de dolayı yollarla etkilenmektedir. Bu çalışmada, Bitlis şehir merkezinden, GPS (Global Position System) cihazı yardımı ile belirlenen 19 farklı noktadan alınan toprak örnekleriyle, hava kirliliğinin toprak kirliliğindeki kirletici etkisi araştırılmıştır. Alınan toprak örnekleri, laboratuvar ortamında sıvı hale getirilerek içeriğindeki ağır metaller (Ni, Zn, Pb, Cu, Fe, Mn, Cd), Toprak Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğindeki değerler ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, kullanılan kömür miktarının atmosfere deşarj edilen emisyon envanteri ile çoklu lineer regresyon yöntemi kullanılarak karşılaştırılmıştır. Ayrıca, toprak kirliliğine olan etkileri incelenmiştir.

Ağır metal kirliliğiBitlisHava kirliliği+1
Elif Çelik
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili biyojeokimyasal anomalilerinin incelenmesi

Bitlis, konum bakımından stratejik öneme sahip bir ulaşım güzergâhında bulunduğundan dolayı çok fazla kirleticiye maruz kalmaktadır. Özellikle bulunduğu konumdan dolayı yapılan ulaşım faaliyetlerinde ortaya çıkan salınımlar bu kirliliğin artmasını önemli ölçüde etkilemektedir. Bölgedeki toprak ve üzerinde yetişen bitkileri, ayrıca ekolojik düzeni etkileyerek insan ve diğer canlıları risk altına almaktadır. Yapılan çalışmada Bitlis ilinin biyojeokimyasal anomalilerinin incelenmesi ve çevresel olarak yorumlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı analizlerde belirlenen ağır metallerin bölgedeki bitki ve toprak bünyesinde ne kadar bulunduğu saptanmaya çalışılmıştır. Bitki ve toprak örneklerinin bünyelerinde bulunan ağır metal miktarlarına bakılarak aralarındaki ilişki istatistiksel olarak seçilen bitkinin belirtgen bitki olduğu söylenebilir. Çalışmada öncelikle bölgede doğal olarak yetişen bitki tespit edilmiştir ve GPS ( Global Positioning System) yardımı ile konumu belirlenen bitkiler ve üzerinde yetiştiği topraklardan örnekler alınmıştır. 19 bitki, 19 toprak örneği toplamda 38 adet örnek toplanmıştır. Toplanan örnekler laboratuvar ortamında kimyasal analizleri yapılmıştır.

Ağır metal kirliliğiBitlisBiyojeokimya+1
Şeyma Ok Durhan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı bitki türleri kullanılarak evsel atık suların arıtımında örnek bir yapay sulakalan uygulaması

Bu çalışmada; Muş İli Merkez ilçesinde bulunan Muş Şeker Fabrikasının mevcutta var olan paket arıtma sisteminden çıkan evsel nitelikli atıksularını bahçe sulamasında kullanmak üzere yüzey altı akışlı yapay sulak alan sistemi kullanılmıştır. Yapay sulak alan sisteminin arıtma veriminin artırılması için su mercimeği, su sazları ve meyan kökü gibi farklı bitki türlerinin kullanıldığı bu sistemde, sistemin giderim performansına ait verimler hesaplanmıştır. Yapay sulakalan (YSA) giriş ve çıkış suyundan Sonbahar 2018, Kış 2018 ve İlkbahar 2019 dönemlerinde BOİ, KOİ, AKM, pH ve balık biyodeneyi parametrelerine ait ölçümler alınmıştır. Yapay sulakalan (YSA) giriş ve çıkış sularına ait ölçüm değerleri ile SKKY Tablo 21.1 ve Tablo 21.5 sınır değerleri baz alınarak kıyaslamaları yapılmıştır. Sonuç olarak; BOİ'de %43-53, KOİ'de %54-93 ve AKM'de %64-72 arasında giderim verimleri elde edilmiştir. pH için yüzde değişim % 6-12 arasında hesaplanmıştır. BOİ ve KOİ parametreleri için Yapay sulakalan (YSA) giriş değerleri sınır değerlerinin altında olup çıkış değerleri ise sınır değerlerin üzerindedir. AKM parametresi için Yapay sulakalan (YSA) giriş Kış 2018 dönemine ait değer hariç sınır değerlerinin üzerinde olup, çıkış suları ise sınır değerlerinin altındadır. pH değerleri sınır değerlerin arasındadır. Sonbahar 2018 döneminde ölçülen balık biyodeneyi giriş ve çıkış değerleri sınır değerin üzerinde tespit edilmiştir.

Doğal arıtma sistemleriEvsel atık suSu mercimeği
Selami Yiğit
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tatvan Limanı'nın yeşil liman kriterleri açısından değerlendirilmesi

Tatvan Limanı Van Gölü üzerinde doğal olarak korunaklı bir koyda yer almaktadır. İstanbul-İran demiryolu üzerinde bulunan Van Gölü üzerinden vagonlarla tren-feri taşımacılığı yapılmaktadır. 2018 yılında 323,5 milyon TL yatırımla eski feribotların yaklaşık 4 katı büyüklükte iki feribot inşa edilerek suya indirilmiştir. Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ve toplumda çevre duyarlılığının artması, kaynakların akılcı kullanımı, sürdürülebilir kalkınma ve gelişirken ortaya çıkacak çevresel sorunların azaltılmasına olan ilgi liman işletmelerinde Yeşil Liman uygulamalarını ortaya çıkarmıştır. Tatvan Feribot İşletme Müdürlüğüne yeşil liman özelliğini kazandırmak amacı ile 2019 yılında çalışmalar başlamıştır. Yeşil Liman etiketi için Çevre Yönetim Sistemi, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, Kalite Yönetim Sistemi gibi Entegre Yönetim Sistemlerinin liman işletmesindeki uygulamaları başlatılmıştır. Bu kapsamda limanın bütün eksiklikleri tespit edilerek idareye bildirimler yapılmış ve birçok eksiklik giderilmiştir. Atık kabul tesisinin yeni feribotlara göre revize edilmesi, atıksu deşarj konulu çevre izninin alınması, atık kabul tesisi lisans işlemlerinin yapılması, geçici atık depolama alanının revize edilmesi, ışıklandırma sistemlerinde sensörlü led sistemlerin tercih edilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik öz tüketim giderlerinin karşılanması sürecinde orta ve uzun dönemli olarak projelendirilmesi ve kaynak temininin yapılması gibi çalışmalar 2020 yılı içerisinde sonuçlandırılacak olur ise Tatvan Feribot İşletme Müdürlüğüne sürdürülebilir bir yeşil etiket kazandırılacaktır.

Mehmet Ilık
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sulu çözeltilerde bulunan boyar maddelerin genleştirilmiş perlit ile adsorpsiyon izoterm ve kinetiklerinin araştırılması

Endüstriyel işlemlerden sonra oluşan atık sularda birçok boyar madde bulanmaktadır. Bu boyar maddelerin çok az miktarı bile deşarj edildiği ortamın ekolojik dengesini tahrip etmektedir. Ayrıca bu boyar maddeler kolay olmayan fiziksel, kimyasal ve biyolojik birçok yöntemle giderilmektedir. Bunlara oksidasyon, ozonlama, membran filtrasyonu ve adsorbsiyon gibi yöntemler örnek olarak gösterilebilir. En yaygın kullanılan yöntem ise adsorbsiyon yöntemidir. Adsorbsiyon işleminde yapay veya doğal adsorbanlar kullanılmaktadır. Adsorbanlar; ceviz kabuğu, zeytin küspesi, badem kabuğu, mısır püskülü, aktif karbon, perlit, pomza gibi doğal ve yapay birçok adsorbant madde adsorbsiyon işleminde kullanılmaktadır. Bu çalışmada adsorban madde olarak genleşmiş perlit kullanılmıştır. Perlit, gözenekli, hafif ve camsı yapıya sahip genleşebilen volkanik bir kayaç türüdür. Genleştirilme işlemi ise perlitin 700-1200°C'lerde ısıtılmasıyla oluşur. Bu kayaçlar Türkiye'nin birçok bölgesinde yer almakta olup çeşitli alanlarda kullanılan bir malzemedir. Tarım, gıda, kimya sektöründe ve en çokta inşaat alanında kullanımı yaygın olan bir malzemedir. Çalışmamızda metilen mavisinin sulu çözeltilerde perlit ve genleşmiş perlit ile giderim verimlerinin izoterm ve kinetik modellerine uyumu incelenmiştir. Genleştirilmiş perlit Temkin izoterm modeline %99 uyum göstermiştir. Yapılan kinetik çalışmasında genleştirilmiş perlit yalancı ikinci kinetik modeline %99 uyum sağlamıştır.

KinetikMetilen mavisiPerlit+1
Necla Ekinci
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili ve çevresindeki kaynak sularının bazı mikrobiyolojik ve fizikokimyasal özelliklerinin araştırılması

Bu çalışma, Bitlis İlinde insani tüketim amaçlı kullanılan Başhan, Papşin, Kanimiyan, Seyit Bulağı, Altunkalbur, Çam Sitesi ve Mezra doğal kaynak sularının bazı fizikokimyasal ve mikrobiyolojik özelliklerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Kaynaklardan alınan su örnekleri, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmeliğinin (25730, 17.02.2005) numune alma usullerine göre, kurak (Eylül 2019) ve yağışlı (Mayıs 2020) dönemleri temsil edecek şekilde alınmış ve değerlendirilmiştir. Mikrobiyolojik analizler için, membran filtrasyon, yayma plaka ile dökme plak yöntemleri ve fizikokimyasal analizler için standart tayin metotları kullanılmıştır. Sonuç olarak: Mikrobiyolojik parametreler açısından, Seyit Bulağı, Altunkalbur, Başhan ve Mezra kaynaklarının koliform bakteri yönünden; Başhan, Papşin, Mezra ve Seyit Bulağı kaynaklarının Enterokok yönünden; Seyit Bulağı, Altunkalbur, Başhan ile Mezra kaynaklarının 22 °C'de toplam koloni sayısı yönünden ve bütün kaynakların Pseudomonas aeruginosa yönünden içme standartlarına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Fizikokimyasal parametreler açısından araştırılan kaynakların kullanıma uygun olduğu görülmüştür. Mikrobiyolojik açıdan kirlilik muhteva eden bu kaynakların ilgili kurumlarca periyodik olarak izlenmesi, kirlilik etmenlerinin engellenmesine yönelik iyileştirici çalışmaların yapılması ve bu konuda civar halkın bilgilendirilmesi gerektiği düşünülmekte ve önerilmektedir.

BitlisKaynak sularıSu kalitesi
Emrullah Urgan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ilinde tarımsal faaliyetlerde kullanılan bazı pestisitlerin toprak nematodları ve mikroorganizmaları üzerindeki etkilerinin araştırılması

Bu çalışma, Bitlis İli'nde tarımsal alanlarda yaygın bir şekilde kullanılan Pyridaben (%20, akarisit), Pendimethalin (330 g/l, herbisit), Penconazole (100 g/l, fungusit) ve Chlorpyrifos-methyl (227 g/l, insektisit) etkili pestisitlerinin hedef olmayan toprak nematod, aerob mezofil bakteri ile mikrofungus komüniteleri ve pH'sına etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, in-vitro şartlarında tekrarlı ölçümlerde varyans analizi yöntemine göre altı tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Belirlenen pestisitler, birer kg'lık toprak numunelerine, enjektör yardımıyla, önerilen dozda muamele edilmiştir. Yapılan varyans analizlerine göre Periyot×Muamele interaksiyonlarının sırasıyla pH, bitki paraziti ve fungivor nematodlar için önemli olduğu (P=0.007; P=0.008; P=0.000), omnivor-avcı, bakterivor ve toplam nematodlar için hem Periyot (P=0.000; P=0.000; P=0.000) hem de muamelelerin ana etkisinin istatistiksel olarak önemli olduğu (P=0.046; P=0.017; P=0.009) bulunmuştur. Profil analizlerine göre; pH'sın, özellikle Pyridaben muamelesinde artış gösterdiği; aerob mezofil bakteri sayısının, kontrol muamelesinde artmasına karşın tüm pestisit muamelelerinde azalma gösterdiği; mikrofungus sayısının, Penconazole muamelesinde artış göstermesine karşın diğer muamelelerde azaldığı; bitki paraziti, fungivor ve toplam nematod sayılarının tüm pestisit muamelelerinde azaldığı; omnivor-avcı ve bakterivor nematodların kısmen etkilendiği görülmüştür. Sonuç olarak; kullanılan pestisitlerin, çalışılan hedef dışı toprak parametreleri üzerinde, ilacın çeşidi ve dikkate alınan parametrelere göre az veya çok, olumlu veya olumsuz etkili olduğu saptanmıştır. Ek olarak, pestisit toksisite testlerinin mümkün olduğunca geniş kapsamda yapılması, üreticilerin kullandıkları pestisitlerin hedef dışı canlı ve faktörleri de etkileyebileceği hassasiyet ve bilincinde kullanılması gerektiği düşünülmekte ve önerilmektedir.

Bakteriler-aerobikNematodlarPestisitler+1
Ayşenur Güven
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bal kabağı kabuğundan sülfürik asitle (H₂SO₄) hazırlanmış biyokömür ile metilen mavisinin sulu çözeltilerden giderimi

Bu çalışma, metilen mavisi (MM) katyonik boyasının bal kabuğu kabağından sülfürik asitle hazırlanmış biyokömür (BKKB) üzerine adsorpsiyon davranışını araştırmayı amaçlamaktadır. Zirai bir atıktan düşük maliyetli bir adsorban oluşturmak amaçlanmış çok tabakalı yüzey alanı 3,92 m²/g olan biyokömür elde edilmiştir. Adsorban karakterizasyonu için yüzey alanına ek olarak kısmi ve elementel analizler ile FTIR analizi yapılmış, SEM görüntüleri alınmıştır. MM boyasının BKKB ile adsorpsiyonunu karakterize etmek için çözelti pH'sı, temas süresi, MM başlangıç konsantrasyonu ve adsorban dozu değişimlerinin etkileri incelenmiş ve orijinal çözelti pH'sında 1440 dakikalık temas süresi uygun bulunmuştur. Denge modellemesi sonuçları, Langmuir izoterminin, BKKB ile MM adsorpsiyonu için en yüksek r2 katsayısına dayalı olarak en uyumlu model olduğunu göstermiştir ki bu, tek tabakalı adsorpsiyonun baskın olduğunu göstermektedir. Langmuir izotermi ile maksimum adsorpsiyon kapasitesi de 208,33 mg g-1 olarak hesaplanmıştır. Kinetik modelleme sonuçları BKKB üzerine MM boyasının adsorpsiyon mekanizmasının kinetik davranışının yalancı 2. derece modeli ile daha iyi açıklanabileceğini göstermiştir. Elde edilen sonuçlar BKKB'nin MM uzaklaştırılmasında etkili bir adsorban olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğunu göstermektedir.

Demet Bal
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ilinden kaynaklanan ambalaj atığı miktarının belirlenmesi ve ekonomiye kazandırılması için alternatif yöntemlerin değerlendirilmesi

Dünya nüfusunun hızla artması ve ekonomik gelişmelerin buna paralel bir şekilde büyüme göstermesi ile tüketim artmıştır. Atık miktarlarında gözlenen artışın yanı sıra atığın komposizyonunda da değişikliğin yaşandığını görmek kaçınılmazdır. Sanayileşmenin günden güne artması, refah seviyesinin yükselmesi ve tüketim alışkanlıklarının buna bağlı olarak değişmesi ile birlikte üretilen atık türlerinde çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Katı atık yönetimi sürecinde atılacak ilk adım atık miktarını azaltıcı tedbirler olmalıdır. Yapılan çalışmada pilot bölge olarak seçilen Bitlis ilinde oluşan ambalaj atığı miktarının belirlenmesi, ekonomiye katkı sağlama amacıyla uygulanan güncel yöntemlerin değerlendirilmesi ve alternatif yöntemler üzerine öneriler getirilerek daha temiz bir çevreye katkı sağlanması hedeflenmiştir.

AtıklarÇevre ekonomisi
Selenbüke Mevce Kılınç
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Gemilerden kaynaklanan atıkların yönetimi Tatvan Van gölü feribot müdürlüğü örnek uygulaması

Bu çalışmada gemi taşımacılığında Van Gölü Feribot İskelesi incelenmiştir. Gemilerin özellikleri, gemilerden çıkan atıklar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yönetmeliklerine uygun bir atık kabul yönetiminin uygulanıp uygulanmadığı hususları değerlendirilmiştir. İşletme sahasında sıfır atık kavramının uygulanabilirliği tartışılmıştır.

Yunus Urfan
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bitlis ili ve ilçelerinde yeraltı suyu kaynaklarının su kalite parametreleri bakımından değerlendirilmesi

Yeraltı suları, Dünya üzerinde 1,5 milyar insan tarafından içme suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bu kaynaklar genel olarak içme, kullanma ve sulama gibi amaçlar için kullanıldıklarından dolayı, kalite bakımından iyi olması önem arz etmektedir. Bu çalışma kapsamında Bitlis İli ve İlçelerinde yeraltı suyunun (YAS), su kalite parametreleri bakımından değerlendirilmesi amacıyla Haziran 2019 - Eylül 2019 tarihleri arasında dönemsel incelemeler yapılmıştır. İncelemeler sonucu elde edilen su numunelerinde; sıcaklık, pH, elektriksel iletkenlik (Eİ) parametre değerleri yerinde (in-situ) ölçülmüştür. Geriye kalan diğer parametreler; Ca+2, Mg+2, Na+, K+, klorür (Cl-), sülfat (SO4-2), bikarbonat alkalinitesi (HCO3-), gibi anyon ve katyonlar laboratuarda ölçülmüştür. Sonuç olarak; Sıcaklık, genel itibariyle tüm örnekleme noktalarında yaklaşık olarak aynı değeri seyir etmekte ve SKKY (2004) sınır değerleri baz alındığında I. sınıf su kalitesi özelliği göstermektedir. EC değeri, bölgedeki örnekleme noktalarından sadece 3 tanesinde yüksek çıkmış olup, TS266(2005)'e göre ise B7,B21 ve B29 noktaları insani tüketim amaçlı kullanılmaya uygun değilken, diğer tüm noktalar insani tüketim amaçlı kullanılmaya uygun çıkmıştır. Bazı noktalarda klorür'ün yüksek çıkması, volkanik kayaçlara bağlanabilir. Ca+2, Mg+2, Na+, K+ değerleri ise, ölçülen Eİ değeri ile aynı değişimi gösterdiği tespit edilmiştir.

Rabia Buşra Kul
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çevresel etki değerlendirme (ÇED) kavramının Türkiye'deki gelişim sürecinin incelenmesi ve değerlendirilmesi

Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci, çevre sorunlarını tespit etme ve sorunların çözümünde en önemli ve önleyici yaklaşımlardan biridir. Mevzuat gereği çevre sorunlarına neden olabilecek tüm faaliyetler için kurum, kuruluş, işletmeler Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu hazırlamakla yükümlüdür. Bu yükümlülükle amaç çevre sorunlarını ortadan kaldırmak ya da en aza indirgemektir. Yapılan bu çalışmada 1993-2020 yılları arasında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) yönetmelikleri ve bu yönetmeliklerde yapılan revizyonlar incelenmiştir. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin daha etkin ve hızlı ilerlemesi için önerilerde bulunulmuştur. 1993'ten günümüze olan sayısal veriler ışığında değerlendirmeler yapılmış ve sürecin daha iyiye gitmesi için analizler yapılmıştır. Yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle beraber Avrupa Birliği (AB) standartlarına uyum olup olmadığı da irdelenmiştir. ÇED sürecinin daha iyi işlemesi için sorunların önceden tespit edilip, giderilmesi gerekir. Böylece zaman-maliyet açısından avantaj sağlanmış olur. Ülkemizin ÇED süreci ile ilgili temel hedefi, ülke ihtiyaçlarının gerçekçi bir şekilde karşılamak olmalıdır. Ülkemizde prosedür kısmında herhangi bir sıkıntı yaşanmazken, uygulama aşamalarında sıkıntıların çok olması dikkat çekmektedir. Bunlara ek olarak, olaylara bütüncül bakılarak sorunları tamamen ortadan kaldırmak amaçlanmalıdır.

Mevzuat
Ensar Ömer Çetin
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yeraltı sularında jeolojik süreçlerden kaynaklanan florür kontaminasyonu ve insan sağlığı üzerindeki etkileri

İnsanlar yaşamlarını sağlıklı bir şekilde idame edebilmek için sağlıklı ve kaliteli bir içme suyuna ihtiyaç duyarlar. Bu çerçevede su kalitesinin içme suları bakımından uygunluğu önemlidir. Dolayısıyla suda kaliteyi etkileyen parametreler sağlık açısından risklere sebep olmaktadır. Bu kapsamda özellikle volkanik kayaçların yoğun olarak bulunduğu Bitlis İli merkezi ve Güroymak, Tatvan, Ahlat ve Adilcevaz ilçelerine bağlı yerleşimlerde yeraltı sularında florür değerleri ve buna bağlı sağlık risklerinin araştırılması amaçlanmıştır. 2019 Haziran - 2019 Eylül aylarında 18-25 Haziran 2019 yağışlı dönem ve 17-18 Eylül kurak dönem dikkate alınarak 30 noktadan alınan su örneklerinde su sıcaklığı, pH, EC ve florür ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen veriler florür kirlilik indeks (FPI) değerlendirmesi, florür risk indeksi (FRI) ve kanserojen olmayan riski ifade eden toplam tehlike indeksi (THI) US EPA metoduna göre hesaplanmıştır. Sonuç olarak yapılan florür ölçümlerinde yağışlı dönemde en yüksek değer S19 (Toki 1) noktasında 2,02 mg/L olarak ölçülmüştür. Kurak dönemde ise en yüksek değer S15 (Örenlik1) noktasında 3,26 mg/L olarak ölçülmüştür. Ayrıca kurak dönemde florür değerleri yüksek çıkan S5 (Sarıkum1) noktasında 2,21 mg/L, S10 (Gölbaşı 1) noktasında 2,18 mg/L, S24 (Gölbaşı 4) noktasında 2,5 mg/L ve S28 (Kıyıdüzü1) noktasında 2,2 mg/L olarak ölçülmüştür. Bitlis ve ilçeleri için FPI ve FRI değerleri açısından durum yeraltı sularının kirlenmeye doğru gidildiği tespit edilmiştir. Sağlık riski bakımından florürün kanserojen etkisine rastlanmamıştır.

BitlisFlorürlerKalsiyum florür+2
Mevlüt Yılman
Bitlis Eren University · Institute of Graduate Studies
2022
00