
1,052
Archived Theses
2
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
İlköğretim okul müdürlerinin insan kaynaklarını yönetme yeterlilikleri Çaycuma ilçesi örneği
Bu çalışma, ilköğretim okul müdürlerinin insan kaynaklarını yönetme yeterliliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmada tarama metodu kullanılmıştır. Araştırmanın evreni Zonguldak ili Çaycuma ilçesindeki resmi ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerdir. Veriler anket uygulaması ile toplanmıştır. Zonguldak ili Çaycuma ilçesinde bulunan 29 ilköğretim okulundaki 284 öğretmene uygulanan anketlerin 278 adedi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada okul müdürlerinin insan kaynaklarını yönetme yeterlilikleri kendilerine bağlı öğretmenler tarafından değerlendirilmiştir. Araştırmada anket aracılığıyla toplanan veriler bilgisayar ortamına girilerek istatiksel olarak analizi Windows SPSS-15 programı ile yapılmıştır. Deneklere ilişkin kişisel bilgiler frekans ve yüzde ile çözümlenmiştir. Verilerin analizinde ?İlköğretim okul müdürlerinin insan kaynaklarını yönetme yeterlilikleri? ölçeğinde yer alan sorularla ilgili öğretmen görüşleri arasında anlamlı farklılığın olup olamaması ile t testi ve tek yönlü varyans analizi uygulaması yapılmıştır. Elde edilen bulgular tartışılarak önerilerde bulunmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin değer tercihleriyle kaynaştırmaya yönelik tutumları arasındaki ilişinin incelenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin değer tercihleriyle kaynaştırmaya yönelik tutumları arasındaki ilişkinin karşılaştırılması planlanmıştır. Araştırma; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular, Tartışma ve Yorum, Sonuç ve Öneriler olmak üzere altı ana bölümden oluşmaktadır. Literatür bölümünde değerler ve kaynaştırma üzerine kapsamlı alan taraması yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2012-2013 eğitim-öğretim yılında İstanbul ili Pendik ilçesindeki resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturan öğretmenlerin 211 tanesi erkek, 328 tanesi kadın öğretmenler olmak üzere toplam 539 öğretmenden oluşmuştur. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişişel Bilgi Formu , Kaynaştırmaya Yönelik Tutum Ölçeği (yazar tarafından geliştirilen) ve Schwartz Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde, SPSS 15,0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizi bağımsız grup t testi, tek yönlü varyans analizi(ANOVA), post-hoc Scheffé testi, non-parametrik Kruskal Wallis-H testi, Mann-Whitney-U testi, Pearson Çarpım Moment Korelasyon analizi kullanılmış olup, manidarlık p>0,05 düzeyinde sınanmıştır. Araştırma ile okullardaki öğretmenlerin değer tercihleri ile kaynaştırmaya yönelik tutumlarının birbirini etkileyip etkilemediği araştırılmış ve bu amaca ilişkin bulgular cinsiyet, yaş, medeni durum, mesleki kıdemi, mezun olunan bölüm, sınıftaki öğrenci sayısı, sınıftaki kaynaştırma öğrenci sayısı, özel eğitim alma durumu, özel eğitimi aldıkları yer, engelli öğrenciyle ve engel türüne göre çalışma, kaynaştırma eğitimi verme, kaynaştırma eğitimi verme süresi, engelli çocuk sahibi olma değişkenleri açısından ortaya konmuştur. Son olarak; Değer tercihleri ile kaynaştırma tutumları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin değer tercihleri ile kaynaştırmaya yönelik tutumları arasında istatistikî olarak anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Anahtar Kelimeler: Değer Tercihi, Kaynaştırma Eğitimi, İlkokul
Okullardaki değişimin gerçekleşmesinde karşılaşılan engeller
Ekonomik gelişmeler, yapısal ve sosyal sorunlar, teknoloji alanındaki yenilikler dünyayı değişime zorlayan en önemli etkenlerdir. Hayatın her alanında değişime ayak uyduramayan kuruluşlar yok olmaya mahkûmdur. Ülkeler ve onların gelecekleri olan okullar daha parlak bir gelecek için değişime gereken önemi vermek zorundadırlar. Ancak bu şekilde varlıklarını sürdürebilirler. Ülkeler adına daha iyi bir gelecek için daha modern ve yeniliklere ayak uydurabilmiş eğitim kurumlarının, öğretmenlerin, öğrencilerin ve hatta öğrenci velilerinin bulunması şarttır. Okullarda değişime engel olan faktörlerin tespiti için yapılan bu araştırmanın evrenini Düzce ili merkezinde bulunan devlet ve özel okullar oluşturmaktadır. Örneklem grubunu ise bu okullarda görev alan 267 öğretmen oluşturmaktadır. Bu araştırma, okullarda değişimin ve yeniliklerin uygulanmasını engelleyen faktörleri öğretmen algılarına dayalı olarak ortaya çıkarmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizinde; aritmetik ortalama, t testi, tek yönlü Varyans analizi ve Scheffe testi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, tablolaştırılarak yorumlanmıştır.
Orta okul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişki ve bir araştırma
Bu araştırma ortaokul öğrencilerinin insani değerleri ile okul tükenmişlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışma evreni 2014–2015 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Üsküdar İlçesinde bulunan ortaokul öğrencileridir. Örneklemimiz 500 kişiden oluşmaktadır.Araştırmada, ortaokul öğrencilerinin insani değerlerin sorumluluk, dostluk, arkadaşlık. barışçı olma, saygı, dürüstlük alt boyutlarında okul tükenmişliği ile ilgili ilişkisel boyutu üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucuna göre katılımcıların demografik özelliklerine bakıldığında; babaların en fazla lise düzeyinde en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları, annelerin en fazla ilkokul en az doktora düzeyinde eğitim aldıkları sonucuna varılmıştır.Katılımcıların babalarının mesleki durumu olarak en fazla işçi en az işsiz oldukları, annelerin ise büyük çoğunluğunun ev hanımı çok az bir bölümünün ise memur olduğu sonucuna varılmıştır. Aylık gelir durumlarının ise 2000 TL'nin üstünde olduğu tespit edilmiştir. İnsani değerler boyutunda cinsiyet, anne, baba eğitim, anne, baba meslek durumu ve aylık gelir bakımından bir farklılık görülmezken, sınıf düzeyinde insani değerlerin 6. Sınıfta en yüksek, 7. Sınıfta en düşük olduğu gözlenmiştir. Okul tükenmişliği boyutunda bakıldığında erkeklerin öğrencilerin tükenmişliklerinin kız öğrencilerden daha düşük olduğu, sınıf sayısı yükseldikçe okul tükenmişliğinin düştüğü gözlenmiştir. Babaların eğitim durumunda anlamlı bir fark gözlenmezken annelerin eğitim durumlarında yüksek lisans mezunlarının okul tükenmişlikleri düzeyinin düşük, doktora öğrencilerinin okul tükenmişlik düzeyinin yüksek olduğu gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İnsani Değerler, Okul Tükenmişliği, Ortaokul Öğrencileri
İlköğretim sınıf öğretmenlerinin yönetici olma eğilimleri: Esenyurt örneği
Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin yöneticilik eğilimlerini belirlemektir. Bu amaçla, Esenyurt İlçesi ilköğretim okulları arasından tesadüfi örneklem yöntemiyle seçilen 12 okuldan 145 öğretmenden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak, Aksu (2003) tarafından geliştirilen 20 maddeli Likert tipi beşli bir ölçek kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde SPSS 13 kullanılmıştır. Maddeler kişisel eğilim ve genel eğilim alt ölçeği olmak üzere iki faktör altında toplanmıştır. Araştırmanın en önemli bulgusu, katılımcıların kişisel ve genel olarak yönetici olma eğiliminde olmalarıdırAnahtar Sözcükler: İlköğretim öğretmenleri, yöneticilik, eğilim
İlköğretim okulu yöneticilerinin toplantı yönetimi yeterliklerine ilişkin öğretmen algıları (İstanbul ili, Kağıthane ilçesi örneği)
Yöneticiler madde ve insan kaynaklarını etkin şekilde kullanmak ve örgütsel hedeflere kısa yoldan ulaşmak için toplantılardan etkili bir şekilde yararlanmak durumundadırlar. Demokratik yönetim anlayışının vazgeçilmez bir parçası olan toplantılar, örgütsel yaşama işlerlik kazandıran her bir yönetsel sürecin işleyişinde kullanılabilecek değerli bir araçtır. Bu aracın başarıyla kullanılabilmesi ise büyük oranda yöneticilerin toplantı yönetimi konusundaki yeterliklerine bağlıdır.Bu araştırmada, ilköğretim okulu yöneticilerinin toplantı yönetimi yeterliklerinin öğretmen algılarına göre hangi düzeyde olduğunun belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi, İstanbul ili Kağıthane İlçesi ilköğretim okullarında görev yapmakta olan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 261 öğretmenden oluşmaktadır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen 32 maddelik ?Toplantı Yönetimi Yeterliklerini Belirleme Ölçeği? ile toplanmıştır. Ölçek ?görev liderliği?, ?katılım yönetimi?, ?süreç liderliği?, ?hazırlık? ve ?grup dinamiğini yönetme? olarak adlandırılan 5 alt ölçekten oluşmaktadır. Alt ölçeklerin Alpha güvenirlik katsayıları 0.75 ile 0.96 arasında değişmektedir.Verilerin analizinde normal dağılım özelliği gösteren (n>30) gruplar için Bağımsız Gruplar T Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Scheffe ve Tamhane's T2 testleri, normal dağılım özelliği göstermeyen gruplar için (n<30) ise Kruskal Wallis testi ve Mann Whitney-U testi kullanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; yöneticilerin, toplantı yönetimi yeterliklerinin öğretmenler tarafından genel olarak yeterli düzeyde algılandığı; görevin başarılmasına yönelik toplantı yeterliklerinin daha fazla, buna karşılık sürecin yürütülmesine yönelik yeterliklerinin daha düşük algılandığı tespit edilmiştir.Anahtar kelimeler: İlköğretim okulu yöneticisi, toplantı yönetimi, yeterlik, öğretmen algısı
ilköğretim okulu yöneticilerinin bilgisayar tutumları ve eğitimde bilgisayar kullanımına yönelik karşılaştıkları sorunlar(Samsun ili örneği)
Eğitim, insan yetiştirme, geliştirme ve düzene koyma sanatıdır. Ülkemizin ihtiyacı olan nitelikte insan yetiştirmek sağlam bir eğitim temeliyle gerçekleşebilir. Yeniliğe açık ve kendini geliştiren bir eğitim sisteminde yüzyılın en önemli icadı olan blgisayarlar şüphesizki ilk sıralarda yer almaktadır. Çağımızda yönetim ve eğitim anlayışı artık geleneksel anlayıştan sıyrılarak teknolojik bir yönetim ve eğitim anlayışına doğru kaymaktadır. Okul yöneticileri; internet üzerinden yazışmalarını yürütmekte, öğrenci dosyaları hazırlamakta, öğretmenler; tahta yerine projeksiyon kullanmakta ve yazılım programlarıyla derslerini işletmektte, ders notlarını bilgisayar aracılığı ile iligi kişilerle paylaşabilmektedirler. Ancak okullarda bilgisayar kullanımı, kullanıcıları ve kullandırıcıları yani yöneticiler çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Bu araştırmada eğitimde bilgisayar kullanımında yöneticilerin eğitimde bilgisayar kullanımında yaşadıkları sorunlar ve bilgisayar tutumları belirlenmeye çalışılmıştır. Böylece bu sorunlarla ilgili önlemler alınarak eğitim sisteminin gelişiminin önü açılarak sorunların büyümeden çözüme kavuşması sağlanacaktır
ISO 9001:2000 kalite belgesi alan ilköğretim okullarının toplam kaliteye bakış açısı
Bu araştırma ISO 9001:2000 kalite belgesi alan ilköğretim okullarının toplam kaliteye bakış açılarını tespit etmek amacıyla yapılmıştır.Araştırma İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan Ümraniye ve Üsküdar ilçelerinde ki ilköğretim okullarında görev yapan 70 idareci ve öğretmen üzerinde mayıs-haziran 2008 tarihleri arasında resmi izin alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma için toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Anket 25 sorudan oluşmaktadır.Araştırmada ISO 9001:2000 kalite belgesi alan ilköğretim okullarında toplam kaliteye bakış açılarının incelenmesinde yaş, cinsiyet, Okuldaki konum, toplam çalışma yılı, okuldaki çalışma yılı, toplam kalite eğitimi alması, aldığı toplam kalite eğitim türü, toplam kalite ile ilgili okuduğu yayın ve çalıştığı kurumun ISO 9001:2000 kalite belgesini alma süresi gibi farklılıklar incelenmiştir.Araştırma sonuçları %(yüzde), t-testi, Anova(Tek yönlü varyans analizi), scheffe testi yapılarak yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda toplam çalışma yılı ve öğrenim durumuna göre istatistiksel olarak anlamlılık bulunmuştur.
İlköğretim okullarındaki yönetici ve öğretmenlerin örgüt kültürünü algılama düzeyleri: Büyükçekmece örneği
Örgütsel kültür, örgütün kendine has kimliğini oluşturan ve örgütü diğer örgütlerden farklı kılan varsayımlar, değerler ve sembolleri ifade eder. Örgüt kültürü, örgüt üyelerine farklı bir kimlik veren ve örgüte bağlanmasına yardımcı olan ve örgüt üyeleri tarafından paylaşılan özümsenmiş değişkenleri ortaya koymaktadır. Araştırmanın amacı İlköğretim okullarındaki yönetici ve öğretmenlerin kurumlarındaki kültüre ilişkin algılarının saptanması araştırılmıştır. Araştırmada genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Ölçme aracı olarak Şişman tarafından (2002) önceden geliştirilmiş olan ?Okul Kültürü Ölçeği?nden yararlanılmıştır. İstanbul ili Büyükçekmece ilçesinde görevli 30 yönetici ve 331 öğretmen araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Bu öğretmen ve yöneticilerden ölçek yöntemi ile bilgiler toplanmış ve SPSS 13 programı yardımı ile değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular sonucunda öğretmen ve yöneticilerin kurumlarındaki kültüre ilişkin algıları ile ilgili sonuçlarda katılımcıların kurum kültürünün yerleşmesine yönelik ?çoğunlukla? katıldıkları belirlenmiştir. Araştırmada, kurum kültürünü algılama düzeyleri yöneticilerin öğretmenlere göre daha yüksek çıkmıştır.
İlköğretim okulu yöneticilerinin liderlik tarzları ile yetki devretme düzeyleri arasındaki ilişki
Bu çalışmada, ilköğretim okulu yöneticilerinin liderlik tarzları ile yetki devretme düzeyleri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma örneklemi, İstanbul ilinin Kadıköy, Kağıthane ve Şişli ilçelerinde görevli öğretmenler arasından tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 312 gönüllü katılımcıdan oluşmuştur. Araştırmada iki ölçek kullanılmıştır. Bass tarafından geliştirilen (1999) ?Çok Faktörlü Liderlik Ölçeği?, Korkmaz (2003) tarafından Türk kültürüne uyarlanmıştır. Ölçek 7 alt boyuttan oluşmakta ve alt boyutların Alpha güvenirlik katsayıları 0.66 ile 0.88 arasında değişmektedir.Short (1992) tarafından geliştirilen ?Okul Paydaşları Yetki Devri Ölçeği?, 6 alt boyuttan oluşmakta ve alt boyutların, Alpha güvenirlik katsayıları 0.68 ile 0.87 arasında değişmektedir. Ölçeğin Türkçeye çevrilmesi araştırmacı tarafından gerçekleştirilmiştir (2008). Ölçeğin dil eşdeğerliliğini sağlamak için Wilcoxon testi uygulanmış ve iç tutarlılığını belirlemek için madde-toplam korelasyonları incelenmiştir. Kültürlerarası farklılıklarda maddelerin alt boyutlara dağılımının değişmesi nedeniyle ölçek, açımlayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur.Araştırmada liderlik ve yetki devri alt boyutları, cinsiyet, görev, eğitim durumu ve kıdem bağımsız değişkenlerinden nasıl etkilendiklerini tespit edebilmek amacıyla çeşitli analizlere tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde normal dağılım özelliği gösteren gruplar için bağımsız gruplar t testi, tek yönlü varyans analizi, LSD ve Tamhane's T2 testleri, normal dağılım özelliği göstermeyen gruplar için ise Kruskal Wallis ve Mann Whitney-U testleri kullanılmıştır. Liderlik alt boyutları ile yetki devri alt boyutları arasındaki ilişki Pearson korelasyon katsayısı ile sınanmıştır.Araştırmada elde edilen bulgulara göre dönüşümcü liderlik ile yetki devri arasında kuvvetli bir ilişki bulunurken, sürdürümcü liderlik ile yetki devri arasında orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Serbest liderlik ile yetki devri arasında ise zıt yönlü zayıf bir ilişki tespit edilmiştir. Araştırmanın ana problemi kapsamında, liderlik tarzlarının yetki devretme düzeyini ne derecede açıkladığı da belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda, liderlik ölçeği bileşenlerinin bağımsız, yetki devretme düzeyinin ise bağımlı değişken olduğu bir regresyon denklemi oluşturulmuştur. Dönüşümcü liderlik bileşeni bu denkleme anlamlı katkısı olan tek bağımsız değişken olarak bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Dönüşümcü liderlik, sürdürümcü liderlik, serbest liderlik, yetki devri
Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri okul müdürlerinin yetiştirilme ve atanma süreçlerinin karşılaştırılması
Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Batılılaşma Hareketleri çerçevesinde, ?Eğitimde Reform? çalışmaları Türk nüfusun yoğunlukta olduğu coğrafi bölgelerle bugünkü Türk Cumhuriyetleri'ne de ?Ceditçilik? olarak yansımıştı.SSCB'nin bünyesinde geçirilen zaman dilimi içindeki eğitim yönetimi süreci ile bağımsızlıktan sonraki eğitim yönetimine ilişkin politikaların bilinmesi önem kazanmaktadır.Atatürk'ün 1933 yılında Türk Cumhuriyetlerinin önemine binaen işaret ettiği hususiyet;Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile dil,din,ırk,kültür,tarih birliği ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk Cumhuriyetlerini tanıyan ilk ülke olması sebebiyle eğitim alanında yapılan ve yapılacak olan çalışmaların amacına ulaşması için Azerbaycan,Kırgızistan,Türkmenistan,Özbekistan ve Kazakistan eğitim yönetimi uygulamalarının tanınmasına ihtiyaç duyulmuştur.Bu araştırmanın amacı;Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri (Azerbaycan,Kırgızistan, Türkmenistan,Özbekistan , Kazakistan) Okul Müdürlerinin Atanma ve Yetiştirilme Süreçlerinin ve bu süreçlerde izlenilen kriterlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesidir.Araştırmanın kapsamı;Türkiye,Azerbaycan,Kırgızistan, Türkmenistan,Özbekistan, ve Kazakistan Okul Müdürleridir.Betimsel yöntemle yapılan bu araştırmada; Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri ve diğer ülkelerdeki ilgili alan yazın;internet tarama,belgesel tarama ve mülakat tekniklerinden yararlanılmıştır.Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan,Kırgızistan, Türkmenistan,Özbekistan, ve Kazakistan Cumhuriyeti okul yönetimlerini etkileyen doğal ve sosyal faktörler karşılaştırıldığında;her altı ülkenin okul yönetimlerinin de bu faktörlerden etkilendiği görülmüştür.Yapılan araştırmada Türkiye Cumhuriyeti okul yöneticilerinin atanma ve yetiştirilmeleri dışında beş Türk Cumhuriyetindeki okul yöneticilerinin atanma ve yetiştirilmeleri süreçleri benzerlik arz etmektedir.Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Cumhuriyetleri okul müdürlüğüne atanma da aranılan süre şartı da farklıdır.Atama organlarında ise,Türkiye Cumhuriyeti okul müdürlerini atama organları ile diğer beş Türk Cumhuriyeti atama organları arasında Ortaöğretimde benzerlik,ilköğretimde ise farklılık görülmüştür.
Öğretmenlerin iş doyum düzeyleri ile stres düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmada Öğretmenlerin İş Doyum Düzeyleri İle Stres Düzeyleri Arasındaki İlişki ortaya konularak, anket sonuçlarına ait bulgular, bulgulara dayalı yorumlar ve öneriler yer almaktadır.Araştırmanın evrenini İstanbul İli Zeytinburnu ilçesinde ki okullarda görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Evrenden yansız (rasgele) olarak seçilen 5 ilköğretim okulu, 2 genel lise, 1 Anadolu lisesi, 4 meslek lisesi olmak üzere toplam 12 okuldan ulaşılabilen 397 öğretmen araştırmamızın örneklemini oluşturmuştur.Araştırmada, öğretmenlerin iş doyumu ve stres düzeylerine ilişkin bulgular anket yoluyla elde edilmiştir. Ölçme aracı olarak araştırmacı kişisel bilgi formu, Minnesota iş doyum envanteri kısa formu ve stres ölçeği kullanılmıştır. Ölçme araçları 5'li likert tipi derecelendirme ölçeği şeklindedir. Uygulanan anket sonuçları SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Anket bulguları, yüzde ve frekans değerleri ile t-testi sonuçları ve One Way Anova testi sonuçlarına dayalı olarak yorumlanmıştır. Manidarlık düzeyi ,05 olarak alınmıştır.Elde edilen bulgulara göre iş doyumu iç faktörler ile cinsiyet, kurum türü, medeni durum, branş, meslek seçimi, değişkenleri arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Dış faktörler ve iş doyumu genel ile cinsiyet, kurum türü, medeni durum, branş, meslek seçimi, mesleki deneyim, okul deneyimi değişkenleri arasında anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Yaş değişkeni ile iş doyumu faktörleri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Stres faktörlerine göre; yönetim sorunları faktörü ile kurum türü, yaş, mesleki deneyim ve okul deneyimi değişkenleri arasında, maaş durumu ve mesleki sorunları faktörleri ile mesleki deneyim değişkeni arasında, öğrenci sorunları ve günlük sorunlar faktörleri ile kurum türü değişkeni arasında, öğretim sorunları faktörü ile cinsiyet ve kurum türü değişkeni arasında, günlük sorunlar faktörü ile okul deneyimi değişkeni arasında, stres genel ile mesleki deneyim değişkeni arasında, anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, iş doyumu durumlarına göre; kadınlar, evliler, ilköğretim ikinci kademe öğretmenleri, iki yıllık öğretmen okulları ve enstitü mezunu öğretmenler, 20-25 yaş aralığında yer alanlar, spor bilimleri öğretmenleri, mesleğini kendi isteği ile seçenler, 21 yıl ve üzeri mesleki ve okul deneyimine sahip olanlar, daha fazla iş doyumuna sahiptirler.Stres durumlarına göre; kadınlar, meslek lisesi öğretmenleri, lisans üstü eğitim alan öğretmenler, 41 yaş ve üzerindekiler, güzel sanatlar öğretmenleri, mesleğini kendi isteği ile seçmeyenler, 11-20 yıl mesleki ve okul deneyimine sahip olanlar, daha yüksek stres içerisindedirler.Stres ile iş doyumu arasında ters yönlü bir ilişki olduğu ve stres arttığında iş doyumunun azaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda çıkan sonuçlara dayanarak öğretmenlerin iş doyum düzeylerini arttırmak ve stres düzeylerini azaltmaya yardımcı olması amacıyla yapılabileceklere ilişkin öneriler getirilmiştir.Anahtar Kelimeler : İş Doyumu, Stres, Öğretmenlerin İş Doyum Düzeyi , Öğretmen Stresi, Eğitim Yönetimi.
İlköğretim 6.sınıf sosyal bilgiler dersi ülkemizin kaynakları ünitesinde uygulanan çoklu zeka kuramının öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Gardner tarafından ortaya atılan çoklu zekâ kuramının sosyal bilgiler eğitim ve öğretiminde uygulanabilirliğini tespit etmek ve öğrencilerin sosyal bilgiler dersine yönelik olan tutum ve davranışlarını olumlu yönde geliştirebilmelerinde çoklu zekâ kuramının etkisini gösterebilmek amacıyla yapılmıştır.Araştırmada ilköğretim 6.sınıf sosyal bilgiler dersi ülkemizin kaynakları ünitesinde uygulanan çoklu zeka kuramının öğrencilerin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi başlığı altında çoklu zeka yöntemi ile yapılandırmacı yöntemin öğrenci başarılarına ve öğrencilerin derslere karsı tutumlarına yönelik etkileri saptanmaya çalışılmıştır.Araştırma, çoklu zekâ kuramının sosyal bilgiler eğitimindeki etkililiğini ortaya koyabilmek için, deneysel nitelikte yapılmıştır. Bu amaçla çalışma 2007?2008 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde İstanbul ili Sultanbeyli ilçesinde bulunan Turgut Reis İlköğretim okulundaki 6/D ve 6/H şubelerinde 88 öğrenci üzerinde gerçekleşmiştir. Bu öğrencilerden 41'i deney grubunu, 47'si ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmanın sağlıklı uygulanabilmesi için ders öğretmeni ve öğrenciler çoklu zekâ kuramı hususunda önceden bilgilendirilmiştir.Yapılan araştırma kapsamında Sosyal Bilgiler dersinin ?Ülkemizin Kaynakları? ünitesi seçilmiştir. Seçilen ünite kontrol grubuna yapılandırmacı öğretim yöntemi, deney grubuna ise çoklu zekâ yöntemi kullanılarak işlenmiştir. Öğrencilerin araştırma sonunda nasıl bir farklılaşma gösterdiklerini tespit etmek amacıyla ünite başında ve konu sonunda olmak üzere daha önceden hazırlanan öğrenci basarı testi ve tutum ölçekleri uygulanmıştır.Basarı testi ve tutum ölçeği vasıtasıyla elde edilen veriler amaçlara uygun olarak frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( x ), standart sapma (ss) ve t testi kullanılarak analiz edilmiştir. Gruplar arasında anlamlı bir farkın olup olmadığı a=0,01 düzeyinde test edilmiştir.Araştırma sonucunda çoklu zeka yönteminin, öğrencilerin derse yönelik tutumlarının birbirlerine yakın oldukları ve anlamlı bir farkın olmadığı görülmektedir. Ancak araştırma, çoklu zekâ yönteminin uygulandığı deney grubu ile yapılandırmacı öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubunu oluşturan öğrenci gruplarının ünite sonucunda uygulanan basarı testindeki basarı düzeyleri arasında önemli bir fark olduğunu göstermektedir. Çoklu zekâ yönteminin uygulandığı sınıfta bulunan öğrenciler, yapılandırmacı yöntemin uygulandığı sınıfta bulunan öğrencilerden daha başarılı oldukları saptanmıştır.Anahtar Kelimeler:Çoklu zekâ kuramı, yapılandırmacı yaklaşım, sosyal bilgiler eğitimi, zekâ, öğrenci tutumu
Ortaöğretim öğrencilerinin okuma alışkanlıkları ve akademik başarı düzeyi arasındaki ilişki
Bilgi çağından bahsedilen günümüzde bilgi önemli bir değer olarak varlığını devam ettirmektedir. Bilgi kaynaklarının çeşitliliğine ve çokluğuna rağmen en güvenilir ve sağlıklı bilgi kaynağı kitaplardır. Herşeye rağmen insanlar bilgi birikimlerinin önemli bir kısmını okuyarak elde etmektedirler. Asırlar geçse de okumanın insan hayatındaki yeri ve önemi azalmayacaktır. Toplumların yayın miktarının gelişmişlik ölçüsü olarak kabul edilmesi de bu durumun önemli bir göstergesidir. Bunun yanında insan hayatında başarının ne denli önemli olduğunu takdir edersiniz sanırım. Araştırmada bahsedilen akademik başarıdır.Çalışmada ?Ortaöğretim Öğrencilerinin Okuma Alışkanlıkları ile Akademik Başarı Arasındaki İlişki Düzeyi? saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma, başarının sadece verilen konuya çalışmakla yeterli ölçüde elde edilemeyeceğini, okumanın, kitapların başarıyı artırıcı nitelikte olduğunu bütün öğrencilerin ve eğiticilerin bunun farkında olması gerektiğini vurgulamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kocaeli il merkezindeki ve ilçelerindeki toplam 509 öğrenciye uygulanmıştır. Elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS ( Statistical Package For Social Sciences ) istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde bilimsel istatistiklerden frekans ( N ), yüzde ( % ), ortalama (X), Standart sapma ( ss ), ortalamalar arası farkın anlamlılığını test etmek üzere t testi ve çoklu değişkenlerde n>30 olduğu durumlarda anova analizi kullanılmıştır.Araştırmaya katılan öğrencilerin önemli bir bölümü(% 63.5) yeteri kadar kitap okumadığını düşünmektedir. Bu sonuç okuma alışkanlığının toplumumuzda zayıf olduğunu bir kez daha göstermiştir. Bununla birlikte öğrencilerin önemli bir kısmı kitap okumayı sevmeme nedeni olarak, televizyon izlemeyi ve internette dolaşmayı ifade etmişlerdir(% 41.9). Bu sonuç da göstermektedir ki okumaktan çok izlemeyi ve eğlenmeyi seviyoruz. Araştırmada ortaya çıkan ilginç bir sonuç da anne ve babası çok okuyan öğrencilerin kitap okumayı daha çok sevmesidir. Bu sonuç da bize göstermektedir ki öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmasında ailelere ve eğiticilere önemli görevler düşmektedir. Araştırmaya katılan öğrencilerin sadece % 14.8'i 21'den fazla kitap okuduğunu belirtmiştir. Bu da çok okuyan öğrenci oranının düşük olduğunu gösteren ayrı bir sonuçtur. Araştırmada ortaya çıkan önemli sonuçlardan biri de öğrencilerin boş zaman aktivitesi olarak kitap okumaya 6. sırada yer vermeleridir( % 9.3).Anahtar Kelimeler: Okuma, Okuma alışkanlığı, Akademik başarı
İlköğretim okulu yönetici ve öğretmenlerinin çatışma çözme stratejilerinin karşılaştırılması(Pendik ilçesi örneği)
Sosyal bir varlık olarak insan, hayatının her alanında çatışma yaşayabilir. Örgütlerde ise, sık sık çatışmaların yaşandığı bir gerçektir. Bu çatışmalar bazen örgüt için yıkıcı ve olumsuz sonuçlar doğurabileceği gibi, bazen da örgütün gelişmesine katkı yapabilir. Çatışmalar örgütler için kaçınılmaz olduğuna göre, önemli olan örgütlerde çatışmaların yaşanması değil, çatışmaların birer fırsat olarak değerlendirilip, yıkıcı düzeye gelmemesi ve yönetilebilmesidir.İletişim ve etkileşim içinde olan kişilerin tercihlerinde, değerlerinde, isteklerinde, inanışlarında ve çıkarlarında farklılık olduğu sürece çatışma yaşanacaktır. Çünkü insan sosyal bir varlıktır ve yaşamını devam ettirebilmesi için örgütler içinde yer alması gerekir. Örgütlerin ise yaşamını devam ettirebilmesi için değişim şarttır. Bu sayede örgütlerde gelişme sağlanabilir. Fakat herkes bu değişime kolaylıkla ayak uyduramaz. Bu da çatışmalara neden olur.Eğitim örgütlerinde de zaman zaman çatışmaların kaçınılmaz olarak yaşandığını görmekteyiz. Çatışma, örgüt için olumlu bir şekilde değerlendirilebilecek bir güç kaynağı olmasından dolayı önemlidir. Çatışmanın olumlu yönlerinden faydalanabilmek için çatışmanın etkin yönetilmesi gerekir. Etkin yönetilen çatışmalar örgütün misyonunu ve kültürünü geliştirirler. Etkin yönetilmeyen çatışmalar, örgütleri durgunluğa iter, sorunlarının artmasına neden olur. Çatışmanın örgüt için önemi, örgütsel verimliliğe ve etkililiğe katkısından kaynaklanır.Bu araştırma; ilköğretim okulu öğretmenlerinin çatışma yaşama durumunda, kullandıkları çatışma yönetim stratejilerini belirlemeyi amaçlayan tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2007-2008 eğitim-öğretim yılında İstanbul'un Pendik ilçesindeki ilköğretim okulu öğretmenleri ve yöneticileri, örneklemini ise evrenden tesadüfi örnekleme yoluyla seçilmiş 355 öğretmen ve yönetici oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak ?Kişisel Bilgi Formu? ve ?Çatışma Yönetimi Stratejileri Ölçeği? kullanılmıştır. Verilerin analizinde yüzde, ortalama, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve farkların kaynağını belirlemek için LSD testi kullanılmıştır.Anahtar Kelimeler: İlköğretim Okulu Öğretmenleri, İlköğretim Okulu Yöneticileri, Çatışma, Çatışma Yönetimi, Çatışma Yönetimi Stratejileri.
Öğretmenlerin, yöneticiler tarafından hizmetiçi eğitim programıyla desteklenmesi sonucunda kazandıkları bilgi ve becerileri eğitime yansıtma düzeylerinin incelenmesi (İstanbul Beykoz ilçesi örneği)
Araştırmada amaç; Öğretmenlerin hizmetiçi eğitim programlarına bakış açıları ve bu konuda yöneticilerden gördükleri destekler ile eğitime nasıl yansıtıldığının ortaya çıkarılmasıdır.Bu genel amacı gerçekleştirmek için aşağıdaki sorulara yanıt aranmıştır:İlköğretim öğretmenlerinin hizmetiçi faaliyetlerinde edindikleri bilgi ve beceri düzeyi nedir?İlköğretim öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim faaliyetlerinde edindikleri bilgi ve beceri düzeylerinin okullarında kullanabilme durumları nedir?İlköğretim öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim faaliyetlerinde edindikleri bilgi ve beceri düzeyleri ile kişisel özelliklerine göre farklılaşmakta mıdır?İlköğretim öğretmenlerinin hizmetiçi eğitimde bilgi ve beceri düzeylerinin okullarda kullanabilme durumu ile kişisel özelliklerine göre farklılaşmakta mıdır?Verilerin çözümlenmesi için SPSS 11.0 istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada frekans, yüzde ve ki-kare, istatistik teknikleri kullanılmıştır.İlköğretim öğretmenlerinin hizmetiçi eğitim faaliyetlerinde edindikleri bilgi ve beceri Eğitim, insanların varoluşu ile başlayıp, hayatlarının sonuna kadar devam etmektedir. hizmetiçi eğitim ise; bireylerin iş başında almış olduğu eğitimi ifade ederken, kişilerin kendi alanlarında gelişmelerine katkı sağlamaktadır.Bilgi ve beceri düzeylerini okullarında kullanabilme ve bunların kişisel özellikleri arasında anlamlı farklılaşmalar olduğu sonucuna varılmıştır.Anahtar sözcükler; Hizmetiçi eğitim, öğretmen, yönetici.
İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin zorbalık eğilimleri ile problemli internet kullanımları arasındaki ilişki
Okullarda zorbalığın görülme sıklığı ile ilgili haberler son yıllarda fazlalaşmakta ve birçok öğrencinin de bu olaylarda yer aldığından şüphe duyulmamaktadır. Zorbalığın, artan korku ve güvensizlikten, travmatik ve stres gibi sağlık şartlarına kadar, öğrenciler üzerinde kısa ve uzun dönem etkileri vardır Zorbalık, okullarda çocukların iyi durumda olmalarından sorumlu olan tüm kişilerin dikkatini, ilgisini gerektiren önemli bir konu olarak ortaya çıkmaktadır.Zorbalık, şehir ve kırsalda, zengin ve fakir bölgelerde bütün okul tiplerinde bulunmaktadır. Özellikle ilköğretim ikinci kademede aile, arkadaş ve diğerleri ile ilişkiler farklılaşmakta, gelişen beden yapısı ile birlikte duygusal yönden de değişimler olmaktadır. Bu dönemde olumlu ve olumsuz ilişkilerden etkilenmeler oldukça kolay olmaktadır.Saldırgan öğrenciler, ciddi şiddet olayları suçlusu olma yönünde özellikle risk altındadırlar ve onlar ileride zorbalık davranışlarında bulunacak çocuklar yetiştirmeye daha yatkınlardır.Teknolojiyi kullanma, zaman yönetiminde tecrübe, bilgiye ulaşma yollarını kavrama gibi artılar da kazandırabilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yaşam tarzında her şeyi yerli yerinde ve ölçüsünde yapmanın daha faydalı olduğunun hatırlanmasıdır. Bu tezde okullarımızdaki ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin zorbalık davranışları ve sorunlu internet kullanımının katkısı araştırılmıştır.
Üstün yetenekli çocuklarda aile ortamının bazı demografik değişkenler açısından incelenmesi: İstanbul bilsem örneği
Üstün çocukların yetiştirilmelerinde aile ortamının önemi açıktır. Bilsem, üstün yetenekli çocuklara ve ailelerine yönelik hazırladığı çeşitli programlarla doğrudan veya dolaylı biçimde eğitim, yönlendirme ve iyileştirme hizmeti vermektedir. Bu araştırma ile; Bilsem'e devem eden üstün yetenekli çocuk ebeveynlerinin çeşitli sosyo-kültürel ve ekonomik özellikler ile aile ortamlarının yapısı açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklem grubunu 2007-2008 öğretim yılında Bilsem'de çocukları öğrenim görmekte olan 100 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırma kapsamına katılmayı kabul eden ebeveynlere araştırmanın amaçları doğrultusunda hazırlanmış bir bilgi formu ve Aile Ortamı Ölçeği uygulanmıştır. Bilgi formundan elde edilen bulguların frekans ve yüzdelik değerleri çıkartılarak yorumlanmıştır. Aynı zamanda bilgi formu ile toplanan süreksiz değişkenlere göre Aile Ortamı ölçeği Puanları arasındaki farklılıkları belirlemek üzere; istatistiksel olarak hipotez testleri kullanılmıştır. Hipotez testlerinin önkoşulları gereği bazı durumlarda parametrik, bazı durumlarda ise nonparametrik hipotez testleri kullanılmıştır.Örneklem grubunu oluşturan velilerin %52'sini anneler; % 48'ini babalar oluşturmuştur.Örneklem grubunu oluşturan velilerin büyük çoğunluğu (% 66'sı) 36?45 yaşları arasındadır. Bunu % 31 ile 46 yaş ve üstü veliler izlemiştir. Son sırada % 3 ile 26-35 yaşları arasındaki veliler yer almıştır. Örneklem grubunu oluşturan velilerin %97'si evli ; %3'ü boşanmıştır. Örneklem grubunu oluşturan ebeveynlerin eğitim düzeyleri incelendiğinde; ilk sırayı %49 ile üniversite mezunlarının aldığı görülmektedir. Bunu % 17 ile ortaöğretim ve %16 ile yüksek lisans mezunları izlemiştir. Yüksek okul mezunu olan veliler % 6, Doktora eğitimini tamamlamış olan veliler ise % 5'dir. Son sırayı %3 ile ilkokul ve ortaokul mezunu olan veliler almıştır. Örneklem grubunun yaklaşık %76'sı yüksek öğretimlidir. Örneklem grubunu oluşturan ebeveynlerin %42'si çocuklarına yönelik olarak kendilerini izin verici-hoşgörülü; %39'u demokratik, %7'si otoriter(baskıcı), %6'sı izin verici-ihmalkar, %6'sı da aşırı koruyucu olarak algılamaktadır. Örneklem grubunu oluşturan ebeveynlerin % 56'sı kendilerini orta gelir düzeyinde tanımlamıştır. Bunu % 38 ile kendilerini orta üstü gelir düzeyinde algılayanlar izlemiştir. Yüksek ve ortanın alt gelir düzeyi algısına sahip ebeveynler sadece %3'dür.Yapılan araştırma sonucunda; anne ve babaların Aile Ortamı Ölçeğinin hem toplam hem de birlik ?beraberlik ve denetim alt boyutlarından almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir farklılığın bulunmadığı anlaşılmıştır. Üstün yetenekli çocukların ailelerindeki çocuk yetiştirme tutumları; anne ve baba arasında benzerlik göstermektedir.Aile Ortamları Ölçeği Toplam puanları; 46 yaş ve üstü anne ve babalarda, 36-45 yaş arasında bulunan anne ve babalardan anlamlı derecede daha yüksektir. 35 yaş ve altı anne ve babaların ölçeğin birlik ve beraberlik boyutundan almış oldukları puanlar, 36-45 yaş arasındaki anne ve babalardan anlamlı derecede daha yüksektir. Genç anne ve babaların çocuklarını yetiştirirken birbirlerine yakın tutumlar gösterdikleri görülmektedir. Ölçeğin denetim boyutunda ise; yine 46 yaş ve üstü anne ve babaların 36-45 yaş arasındaki anne ve babalardan daha yüksek puanlar aldığı anlaşılmıştır. Anne ve babaların yaş düzeyi arttıkça, ortalama düzeyde yaşa sahip olan anne ve babalara göre, çocuk yetiştirmede denetim özelliğine daha fazla önem verdikleri anlaşılmaktadır.Aile Ortamları Ölçeğinin birlik beraberlik alt boyutunda, ailede üstün yetenekli bir yetişkinin bulunma durumuna göre istatistiksel açıdan ,05 düzeyinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Üstün yetenekli çocuğun ailesinde üstün yetenekli bir yetişkin bulunduğunda anne ve babanın çocuklarına karşı birlikte uyumlu davranış ortaya koymaları, ailede üstün yetenekli bir yetişkinin bulunmadığı ailelere göre zorlaşmaktadır.Farklı eğitim düzeylerine sahip ebeveynlerin çocuklarına karşı gösterdikleri uyuma yönelik davranışlar farklılık göstermektedir. İlköğretim mezunu olan ebeveynlerin birbirleri ile çocuk yetiştirmeye yönelik uyumlu davranışları, ortaöğretim mezunu olanlar dışındaki tüm eğitim düzeyine sahip ebeveynlerden anlamlı derecede daha olumlu düzeydedir. Lise mezunu olan ebeveynlerinde çocuk yetiştirmede birlik ve beraberliğe verdikleri önem; yüksek lisans ve doktora yapmış ebeveynlerden daha yüksek düzeydedir. Üniversite mezunu ebeveynlerin çocuk yetiştirmede birlik ve beraberliğe verdikleri önem, doktora yapmış olan ebeveynlerden daha yüksek düzeydedir.Aile Ortamı Ölçeği hem toplamda hem de birlik beraberlik boyutunda; aile bireylerine ait bir evde oturan ebeveynlerin çocuklarına ilişkin davranışları; kirada ve kendilerine ait bir evde oturanlardan farklılık göstermiştir. Bu iki aşamada da aile bireylerine ait bir evde oturan ebeveynlerin puanları , kirada ve kendilerine ait evde oturanlardan daha düşük düzeydedir.Üstün yetenekli çocuğa sahip ebeveynlerin aile içinde birlik ve beraberlik puanları yükseldikçe, buna bağlı olarak denetim puanları da yükselmektedir.
Endüstri meslek liselerinde eğitim gören öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı düzeyleri ve akademik başarıları arasındaki ilişki (Kocaeli ili, Gebze ilçesi örneği)
Bu araştırma öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygıları ve akademik başarıları arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma beş ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular ve Yorum ile Sonuç Tartışma ve Öneriler şeklindedir.Bu araştırmanın evreni 2007-2008 eğitim öğretim yılında Kocaeli ili, Gebze ilçesindeki Anadolu Teknik, Teknik Lise ve Endüstri Meslek liselerinde eğitimini sürdüren öğrencilerdir. Örneklem grubu ise bu öğrenciler arasından seçilen 658 öğrencidir.Araştırmada öğrencilerin öğrenme stillerini belirlemek için Marmara Öğrenme Stilleri Ölçeği (MÖSÖ), sınav kaygısı düzeylerini belirlemek için Sınav Kaygısı Envanteri (SKE) ve akademik başarıları içinde ilköğretim diploma notları, 9. sınıf , 10. sınıf ve 11. sınıf not ortalamaları kullanılmıştır. Ayrıca demografik değişkenler için de araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu hazırlanmıştır.Araştırmada demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmıştır. Ayrıca öğrencilerin öğrenme stilleri, sınav kaygı ve akademik başarıları düzeyleri test edilmiş, bu sürekli değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığının analizi yapılmış ve sürekli değişkenlerin kendi aralarındaki ilişkiye bakılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows 13.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştırAraştırma sonucunda, MÖSÖ dokunsallık ve sebat alt boyutları ile SKE kuruntu alt boyutu puanları arasında ve MÖSÖ işitsel alt boyutu ile akademik başarı puanları arasında istatistiksel açıdan negatif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Ayrıca MÖSÖ'nün aydınlatma ve işitsel dışındaki tüm alt boyutlar arasında ve SKE'nin tüm alt boyutları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir farklılık bulunmuştur.Hem öğretmenler hem de öğrenciler öğrenme stilleri konusunda bilinçlendirilmelidir. Öğrencilerin sınavları algılama şekilleri değiştirilerek sınav kaygıları azaltılmalıdır.Anahtar Kelimeler : Öğrenme Stilleri, Sınav Kaygısı
Ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller
Bu araştırma ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engellerin tespit edilmesi amacıyla yapılmıştır.Araştırma İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan Ümraniye, Üsküdar, Kadıköy, Sultanbeyli, Kartal ilçelerindeki Anadolu liselerinde, genel liselerde ve fen liselerinde görev yapan 119 yönetici üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma için toplanan veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Bu araştırmada yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engellerin cinsiyet, görev, kıdem, öğretmen sayısı, okul türü, görev yapılan okul türü (devlet-özel) değişkenlerine göre farklılıkları incelenmiştir.Bu araştırmadaki veriler yöneticinin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller ölçeği anketi ile toplanmış ve anketler yöneticiler okullarında birebir ziyaret edilerek uygulanmış ve gereken yerlerde açıklamalar yapılmıştır. Anket 36 sorudan oluşmaktadır.Araştırmada kullanılan yöneticilerin yönetim görevi esnasında karşılaştıkları engeller ölçeği dört alt faktörden oluşmaktadır. Veriler %(yüzde), t-testi, Anova (Tekyönlü varyans analizi), scheffe testi yapılarak yorumlanmıştır.
Ortaöğretim öğrencilerinin sosyal uyumları ile saldırganlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi (Kadıköy ilçesi örneği)
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin saldırganlık tepkileri ile sosyal uyum düzeyleri arasındaki ilişkiyi sınamaktır. Öğrencilerin sosyal uyumlarının arttırılarak davranış bozukluklarının azaltılmaya çalışılması, onların saldırganlık tepkilerini ve şiddet eğilimlerini aşağı çekecektir. Bu durum okullarımızda son yıllarda artmakta olan şiddet olaylarının aza indirgenmesi için arzu edilen bir durumdur.İki değişken arasındaki ilişkiyi sınamak amacıyla, ankete katılanların saldırganlık tepkileri ve sosyal uyum düzeyleri cinsiyet, yaş, öğrenim görülen alan, lise türü, okul türü, anne-babanın eğitim düzeyi, ailenin sosyo-ekonomik durumu, anne-babanın mesleği, anne-babanın sağ olup olmaması değişkenleri açısından incelenmiştir. Ayrıca, araştırmada katılımcıların saldırganlık tepkilerinin sosyal uyum düzeylerine göre değişip değişmediği de sınanmıştır.Araştırma ilişkisel tarama modellerinden karşılaştırma türü tarama modelinde bir çalışmadır. Örneklemi 2007-2008 eğitim öğretim yılında Kadıköy ilçesinde öğrenim gören 239 kız, 156'sı erkek toplam 395 ortaöğretim 10. ve 11. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Hacettepe Kişilik Envanteri (HKE) ve Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde, Bağımsız Grup t Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), post-hoc LSD ve Scheffe Testi, non-parametrik Mann-Whitney-UTesti ve Pearson Çarpım Moment Korelasyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmadan elde edilen sonuçlar, ortaöğretim 10. ve 11. sınıf öğrencilerinin saldırganlık tepkileri ile sosyal uyum düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olduğunu göstermektedir. Öğrencilerin saldırganlık tepkilerinin sosyal uyum düzeylerine göre değiştiği sonucuna ulaşılmıştır. Yani, saldırganlığın artışına bağlı olarak sosyal uyumun azaldığını görüyoruz.Öğrencilerin saldırganlık tepkilerinin, demografik değişkenlerden algılanan gelir düzeyi, öğrenim görülen lise türü, öğrenim görülen okul türü, anne-babaların eğitim düzeyi, babanın sağ olup olmaması ve anne-babanın mesleği değişkenlerine göre farklılaşmadığı; buna karşın cinsiyet, öğrenim görülen alan ve annenin sağ olup olmama değişkenine göre farklılaştığı görülmüştür.Öğrencilerin sosyal uyum düzeylerinin, demografik değişkenlerden öğrenim görülen alan, öğrenim görülen lise türü, öğrenim görülen okul türü, algılanan gelir düzeyi, anne-babanın eğitim düzeyi, anne-babanın mesleği ve babanın sağ olup olmama değişkenlerine göre farklılaşmadığına, buna karşın cinsiyet, yaş ve annenin sağ olup olmama değişkenlerine göre farklılaştığı tespit edilmiştir.Araştırmanın bu alandaki çalışmalara katkıda bulunması ve ışık tutması beklenmektedir.Anahtar Sözcükler: Ortaöğretim, sosyal uyum, saldırganlık tepkileri.
Endüstri meslek liselerinde öğrenim gören öğrencilerin eğitsel kulüplere bakışı (Kocaeli ili Gebze ilçesi örneği)
Bu araştırma ile öğrencilerin eğitsel kulüpler hakkındaki görüş ve düşüncelerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma; Giriş, İlgili Literatür, Yöntem, Bulgular ve Yorum ile Sonuç Tartışma ve Öneriler olmak üzere beş ana bölümden oluşmaktadırAraştırmanın evreni Kocaeli ili, Gebze ilçesindeki endüstri meslek liselerinde eğitime devam eden öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan anket araştırmacı tarafından geliştirilmiştir.Araştırmada ankete verilen cevapların ve demografik değişkenlerin yüzde ve frekansları çıkarılmış ayrıca demografik değişkenlerle anket maddelerine verilen cevapların çaprazlaması yapılmıştır. Elde edilen veriler bilgisayarda SPSS for Windows ver: 15.0 yardımıyla istatistiksel teknikler kullanılarak çözümlenmiş ve yorumlanmıştırÖğrencilerin eğitsel kulüplere bakışı bu araştırma sonunda ortaya konmuştur. Olumlu görüşe sahip öğrenciler oransal olarak eğitsel kulüpler hakkında olumsuz düşünen öğrencilere göre daha baskındır. Ancak sayı olarak eğitsel kulüplerin faydasız ve gereksiz olduğunu düşünen öğrencilerin sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur.Bilişim, biomedikal, radyo tv, vb. gibi daha başarılı öğrencilerin bulunduğu bölümlerdekilerin, yaşı diğerlerinden büyük olan ve eğitsel kulüp kapsamında daha önce bir faaliyette bulunmuş öğrencilerin eğitsel kulüplere bakışı diğer öğrencilere göre daha olumludur.
İlköğretim müfettişlerinin görevleri ile ilgili hizmetlerinin yürütülmesi sırasında karşılaştıkları sorunlar
B u araştırm anın am acı İstanbu l ili ilkö ğretim m ü fettişlerinin alg ılarına dayalı o larakilkö ğretim m ü fettişlerinin gö revleri ile ilg ili h izm etleri yürütürlerken karşılaştık ları tem elso runları o rtaya çıkarm ak tır.B u araştırm ada genel tarama modeli kullanılm ıştır. V eri to plam a aracı o larak 40m addelik beşli lik ert tip i ö lçek u ygu lanm ıştır. Ö lçeğ in geçerliğ i u zm an gö rüşleriyle,güvenirliğ i bö lü nm üş test çö züm lem eleriyle sağ lanm ıştır.A raştırm anın evrenin i İstanbu l İl M illi E ğ itim M üd ürlüğü bü n yesind e 2005-2006ö ğretim yılınd a gö rev yap an ilkö ğretim m ü fettişleri o lu şturm aktad ır. A raştırm aya anketso ru ların ı tam o larak cevap layan 16 9 ilkö ğretim m ü fettişi k atılm ıştır.A raştırm ada veri to plam a aracı o larak araştırm acı tarafınd an geliştirilen ank etku llanılm ıştır. A nketle elde ed ilen verilerin çö zü m lenm esi için istatistik sel teknik o larakaritm etik o rtalam a, standart sap m a, t testi, tek yö nlü varyans analizi ve T ukey H S D testiu ygu lanm ıştır. T ü m analizler SPSS 13.0 istatistik paket pro gram ı ku llanılarakgerçek leştirilm iştir.A raştırm a so nuçlarına gö re, ilkö ğretim m ü fettişlerinin teftiş ve değerlend irm e, rehberlik,m eslek i yard ım ve işbaşında yetiştirm e, incelem e ve araştırm a, so ruşturm a gö rev leriniyürütürken az sayılabilecek düzeyde so runla k arşılaşm aktad ır. M ü fettişlerin sö z ko nusugö revler arasınd a gö receli o larak en fazla ?rehberlik, m eslek i yard ım ve işbaşında yetiştirm e?ve ?incelem e ve araştırm a? gö revlerind e so run yaşad ık ları gö rü lm ekted ir. B u gö revleri ?teftişve değ erlend irm e? izlem ekte; ?so ruşturm a? ise en az so run yaşanan gö rev o larak ö n p lanaçık m aktad ır.M ü fettişlerin gö revlerin i yürütürken karşılaştık ları so runlar eğ itim , branş ve k ıdem lerinegö re anlam lı fark lılık lar gö sterm ekted ir. G ö revler içerisinde sadece ?so ruşturm a? gö revind ek ıdem e gö re fark lılık o rtaya çık m am ıştır.
Özel okullarda insan kaynakları yönetimi uygulamalarının incelenmesi
Bu arastırmanın genel amacı özel okullarda insan kaynakları yönetimi uygulamalarının incelenmesidir. Bu amaçla özel okul yöneticilerinin ve ögretmenlerinin algılarına basvurulmustur. Arastırmanın evrenini Özel Okullar Dernegi' ne üye, stanbul' daki okullar olusturmaktadır. Arastırmanın örneklemi için stanbul' daki 32 ilçeden toplamda 52 okul yansız seçim yoluyla belirlenmistir. Yönetici ve ögretmenler için örnekleme yapılmamıs, bu okullarda görev yapan tüm yöneticiler ve ögretmenler dahil edilmistir. Arastırmaya 64 yönetici ve 441 ögretmen olmak üzere toplam 505 kisi katılmıstır. Veri toplama aracı olarak Tabancalı' nın (2004) gelistirdigi insan kaynakları yönetimi anketi kullanılmıstır. Anket öncelikle egitim yönetimine uyarlanarak yeniden düzenlenmis ve geçerlilik, güvenirlik çalısmaları yapıldıktan sonra 96 madde haline getirilmistir. Yönetici ve ögretmenlerden ankette yer alan 96 maddenin okullarında ne derece uygulandıgına iliskin görüs belirtmeleri istenmistir. Arastırmada elde edilen verilerin analizi için SPSS-11.5 paket programı kullanılmıstır. Verilerin çözümlenmesinde ise standart sapma, frekans, yüzde ve aritmetik ortalamalardan yararlanılmıstır. Görev, kıdem, okulun hizmet yılı, görevli ögretmen sayısı, okul türü ve insan kaynakları departmanı degiskenlerine göre farklılıkları tespit etmek amacıyla t-testi, varyans analizi ve LSD testi yapılmıstır. Arastırma sonucuna göre özel okullarda insan kaynakları yönetimi uygulamaları ile ilgili olarak yönetici ve ögretmenlerin olumlu görüs bildirdikleri ancak yöneticilerin ögretmenlerden daha olumlu görüse sahip oldukları ortaya çıkmıstır. Anahtar Kelimeler: Özel okullar, insan kaynakları yönetimi
İstanbul ili resmi ilköğretim okullarında öğretmen performans yönetimi
Bu araştırma, İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan resmi ilköğretim okulu öğretmen ve yöneticileri ile ilköğretim müfettişlerinin öğretmen performans yönetimi ölçütlerinin ilköğretim okullarında uygulanabilirliğini kabul etme ve bu ölçütlerin ilköğretim okullarında uygulanma derecesini kişisel değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını saptamayı amaçlamaktadır.Genel tarama modeline göre yapılan araştırmanın çalışma evrenini, İstanbul ili Anadolu yakasında bulunan resmi ilköğretim okullarında görev yapan 17430 öğretmen, 502 okul yöneticisi ve 110 müfettiş oluşturmaktadır. Örneklemini ise 222 okul yöneticisi, 392 öğretmen oluşturmuştur. Müfettişlerin tamamı araştırma kapsamına alınmıştır.Araştırmanın verilerini elde etmek için örneklemi oluşturan gruplara Aynur Bozkurt Bostancı tarafından geliştirilen ?Öğretmen Performans Yönetimi Ölçeği? uygulanmıştır. Elde edilen veriler, istatistiksel olarak, frekans, aritmetik ortalama, t-testi, tek yönlü Anova testi (F testi), Tukey testi yöntemleri ile SPSS 10.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.Araştırmada elde edilen bulgulara göre, öğretmen performans yönetimi ölçütlerinin ilköğretim okullarında uygulanabilirliğini öğretmen, yönetici ve müfettişler ?tam? derecesinde kabul etmektedirler.Öğretmen ve yöneticilerin öğretmen performans yönetimi ölçütlerinin ilköğretim okullarında uygulanabilirliğini kabul etme dereceleri tüm boyutlarda anlamlı farklılık göstermiştir. Yönetici ve müfettişlerin kabul etme dereceleri performans geliştirme, performans değerlendirme ve performans yönetimi yapı ve kayıtları boyutlarında ve boyutların genel toplamında anlamlı farklılık göstermiştir. Müfettişler ile öğretmenlerin ise, benzer görüşlere sahip olduğu ve dolayısıyla da görüşleri arasında da anlamlı farklılıklar olmadığı belirlenmiştir.Öğretmen performans yönetimi ölçütlerinin ilköğretim okullarında uygulanma derecesine ilişkin öğretmen, yönetici ve müfettişler genel olarak ?orta? ve ?az? olarak görüş bildirmişlerdir.Performans hedef ve kriterlerini belirleme boyutunda tüm gruplar arasında anlamlı farklılık görülmüştür, buna karşın performans izleme boyutuna ilişkin olarak öğretmen ile yönetici ve müfettiş ile yönetici grupları arasında anlamlı farklılık gözlenmiştir. Performans geliştirme boyutunda tüm gruplarda anlamlı farklılık görülmüştür. Performans değerlendirme boyutu ise öğretmen ile yönetici ve müfettiş ile yönetici grupları arasında anlamlı farklılık göstermiştir. Performans değerlendirme sonuçlarını kullanma boyutunda da öğretmen ile yönetici ve müfettiş ile yönetici grupları arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Son olarak performans yönetimi yapı ve kayıtları boyutunda öğretmen ile yönetici ve müfettiş ile yönetici grupları arasında anlamlı farklılık görülmüştür.
İlköğretim okulu müdürlerinin öğretim programını yönetme görevlerini yerine getirme miktarının belirlenmesi
Eğitim yönetiminin görevleri insanlar, fiziksel ortam ve program konularında toplanmaktadır(Aydın, 2005, 189). Bununla birlikte araştırmalar etkili yöneticilerin etkili liderler olduklarını, özellikle de öğretim liderleri olduklarını göstermiştir. Bu nedenle, programın yönetimi okul müdürünün en temel ve önemli görevidir. Türkiye'de okul müdürleri öğretim liderliği kapsamında, MEB tarafından hazırlanan öğretim programını etkili biçimde uygulamakla görevlidirler. Okul müdürünün bu görevindeki başarısı, kaliteli bir eğitimin ve etkili bir okulun da anahtarıdır.Bu araştırmanın genel amacı, öğretmen algılarına göre ilköğretim okulu müdürlerinin öğretim programını yönetme görevlerini ne kadar yerine getirdiklerini belirlemek ve öğretmenlerin bireysel özelliklerine göre müdürlerle ilgili algılarının farklılık gösterip göstermediğini ortaya çıkarmaktır. Bunun için araştırmada bu amaca en uygun model olan tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verilerini toplamak için anket kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen anket Sarıyer ilçesinde görev yapan 225 öğretmene uygulanmıştır.Araştırma sonucuna göre, öğretmenler okul müdürlerinin, öğretim programı kapsamındaki öğretimi denetleme ve değerlendirme, öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlama, öğrenci gelişimini izleme ve öğretim programı uygulamalarını yönetme görevlerini ?ara sıra? yerine getirdiklerini algılamışlardır. Bununla birlikte bu alt görevlerin yerine getirilme miktarına göre bir sıralama yapıldığında öğretmenlerin, müdürlerinin en çok öğretmenlerin mesleki gelişimini sağlama, ardından sırasıyla öğrenci gelişimini izleme ve öğretim programı uygulamalarını yönetme ve en son sırada da öğretimi denetleme ve değerlendirme görevlerini yerine getirdiklerini algıladıkları belirlenmiştir.Araştırmada öğretmenlerin, cinsiyeti, deneyimi, mevcut okul müdürleri ile çalışma süreleri, okulun öğretim biçimi, okuldaki öğrenci sayısı, öğretmenlerin mezun oldukları okulun türü değişkenlerine göre okul müdürünün öğretim programını yönetme görevlerini yerine getirmesine ilişkin algılar arasında istatistiksel bakımdan anlamlı fark bulunamamıştır. Öğretmenlerin çalıştıkları okuldaki öğretmen sayısı ile okul müdürünün öğretim programı uygulamalarını yönetme görevine ilişkin algılar arasında ise, istatistiksel bakımdan .05 düzeyinde anlamlı fark bulunmuştur.Anahtar Kelimeler : Okul yönetimi, öğretim liderliği, okul müdürlüğü, öğretim programı, öğretim programı yönetimi, öğretim programı lideri
Öğretmenlerin sınıfta istenmeyen davranışları yönetme stratejilerine ilişkin bir inceleme
Bu araştırmada, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı Yozgat il merkezinde anaokulu ve ilkokul öğretmenlerinin kullandıkları istenmeyen davranışları yönetme stratejilerini belirlemek ve çeşitli değişkenler ile ilişkini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma evrenini 2017–2018 eğitim öğretim yılında Yozgat il merkezinde bulunan ilkokullardaki ve bağımsız anaokullarında bulunan okul öncesi ve sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Nicel ve nitel araştırma modellerinin ikisi kullanılarak desenlenen araştırmada örnekleme yöntemi olarak amaçlı (olasılıklı olmayan) örnekleme yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi (convenience sampling) yöntemi kullanılmıştır. Nicel boyut, araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin İstenmeyen Davranışları Yönetme Stratejileri Envanteri" nin, örnekleme giren 230 öğretmene uygulanmış, nitel boyut ise 11 sınıf ve okul öncesi öğretmeni ile görüşme yapılarak yürütülmüştür. Elde edilen nicel veriler SPSS programında, nitel veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin çözümlenmesi amacıyla aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde, t-testi, Mann Whitney U, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis H testleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin sınıfta en sık karşılaştıkları sınıf içi istenmeyen davranışların başında "Fiziksel ve sözel şiddet", "Arkadaşlarını rahatsız edici davranışlarda bulunma" ve "Sınıf kurallarına uymama" yer almıştır. Sınıf içi istenmeyen davranışları yönetme stratejileri olarak en çok "Düşünmeye dayalı stratejileri" benimsedikleri, bunu takiben "Duygulara dayalı stratejileri" kullandıkları en az benimsedikleri stratejilerin ise "Davranışa dayalı stratejilerden" cezai stratejiler kullandıkları tespit edilmiştir. "Düşünmeye ve duygulara dayalı stratejiler" "sık sık" düzeyinde, "Davranışa dayalı stratejiler" "bazen" düzeyinde uygulandığı bulunmuştur. Değişkenlere göre boyutların her birinde cinsiyete göre anlamlı bir farklılık vardır. Bayan öğretmenlerin, erkek öğretmenlere göre tüm stratejileri daha çok tercih ettikleri görülmüştür. Branş değişkeninde ise "Duygulara dayalı stratejilerde" anlamlı fark olduğu görülmüştür. Okul öncesi öğretmenleri, sınıf öğretmenlerine göre daha fazla tercih etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Sınıf yönetimi, İstenmeyen davranış, Öğretmen.
Öğretmenlerin liderlik rollerine ilişkin algı ve beklentilerinin incelenmesi (Yozgat ili örneği)
Bu araştırmada, Yozgat il merkezinde görev yapan ilkokul ve ortaokul öğretmenlerinin, kurumsal gelişme, mesleki gelişim ve meslektaşlarla iş birliği olmak üzere üç boyutunda öğretmen liderlik rollerine ilişkin algı ve beklenti düzeylerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde gerçekleştirilmiş ve nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın hedef evrenini 2017-2018 yılında Yozgat il merkezinde görev yapan toplam 52 okulda 763 öğretmen oluşturmuş, örnekleminde ise 14 okuldan 313 öğretmen yer almıştır. Elde edilen nicel veriler; aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin, öğretmen liderlik rollerine ilişkin genel algı ve alt boyutlarda "Sık sık" düzeyinde; beklentilerinin ise "Her zaman" düzeyinde olduğu gözlemlenmiştir. Öğretmen liderliği davranışlarının boyutları arasında en çok Mesleki Gelişme boyutunun gerekli olduğu ve sergilendiği görülmüştür. Bu boyutu sırası ile Meslektaşlarla İş Birliği ve Kurumsal Gelişme boyutları izlemiştir. Öğretmenlerin öğretmen liderlik rollerine ilişkin algılarında, kıdem ve yaş değişkenine göre anlamlı fark vardır. Kurumsal gelişme boyutunda 1-5 yıl arası kıdeme sahip öğretmenlerin görüşleri "6-10", "11-15" ve "16-20" yıl kıdeme sahip olan öğretmenlerden daha olumludur. Beklentilerinde ise branş ve cinsiyet değişkenine göre anlamlı fark vardır. Mesleki gelişim boyutunda kadın öğretmenlerin beklentileri erkek öğretmenlerden daha olumludur. Öğretmenlerin liderlik rollerine ilişkin algı ve beklentileri arasında orta düzeyde, pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Öğretim Liderliği, Öğretmen Liderliği
Mülteci öğrencilerin karşılaştığı eğitim sorunları: Yozgat ili örneği
Günümüzde mülteci çocukların durumu, çok kritik bir sorun olarak dünya gündeminde yerini korumakta ve toplumumuzu da yakından ilgilendirmektedir. Yozgat ilinde yaşayan mülteci öğrencilerin eğitim sorunları ve getirilecek çözüm önerilerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırma, nitel bir çalışmadır. Araştırmanın amacı kapsamında oluşturulan çalışma grubu, Türkiye'ye göç etmiş ve halen Yozgat ilinde yaşayan il merkezindeki ortaokullara ve liselere devam eden 24 mülteci öğrenci, 18 öğretmen, 2 rehber öğretmen, 12 veli, 5 okul yöneticisi, 2 STK temsilcisi ve 4 akademisyen olmak üzere toplam 67 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; mülteci öğrenci ve velilerin Türkiye'ye göç etme nedenlerinin başında, geldikleri ülkede savaş olması ve maddi imkansızlıkların yaşanması gelmektedir. Yozgat'ta yaşayan mülteci öğrenci ve velilerin genel sorunlarının başında dil sorunlarının ve maddi sorunların geldiği görülmüştür. Katılımcıların, okulun mülteci öğrencilere Türkçelerini geliştirmek, dil öğrenmek, sosyalleşmeleri açısından uygun ortam sunmak yönünde katkı sağladığını düşündükleri belirlenmiştir. Öte yandan katılımcıların, çocukların okula kayıt yaptırdığı halde okula uyumunun yeterince sağlanamadığını, çocuklara sunulan psiko-sosyal desteğin yetersiz olduğunu, büyük çocukların okula devam etmek istemediklerini, eğitim yardımı aldıkları için zorunluluktan dolayı okula devam etiklerini, çocukların yaşadığı travmayı gidermeye yönelik psiko-sosyal destek verilmesi gerektiğini, eğitimlerinde dil probleminin olduğunu ve bu durumun çözüme kavuşturulması gerektiğini ifade ettikleri belirlenmiştir.
X ve Y nesli öğretmenlerde etik iklim ile iş doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, X ve Y Nesli öğretmenlerin okullarında algıladıkları etik iklim ve iş doyumu düzeylerine ilişkin görüşlerini ortaya koymak ile etik iklim ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemek amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde, nicel araştırma yaklaşımı ile yürütülmüştür. Araştırmanın hedef evreni 2019-2020 eğitim öğretim yılında Yozgat il merkezinde kamu okullarında görev yapan 1285 öğretmenden, örneklemi ise 331 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmada veriler Örgütsel Etik İklim Ölçeği (Özen ve Durkan, 2016) ve İş Doyumu Ölçeği (Tezer, 2001) ile toplanmıştır. Verilerin analizinde; betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann-Whitney U, Kruskal Wallis-H ve Pearson Korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre X Nesli öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksektir. X Nesli öğretmenler okullarında kurallı iklimi "her zaman", verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever ve ilkeli iklimleri "çoğu zaman" algılamaktadırlar. X Nesli öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında görev ve kıdem değişkenlerine göre fark vardır. X Nesli okul yöneticileri ile 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. X Nesli öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. X Nesli öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında demografik değişkenlere göre anlamlı fark yoktur. X Nesli öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Y Nesli öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksektir. Y Nesli öğretmenler okullarında kurallı, verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever iklimleri "çoğu zaman" ve ilkeli iklimi "bazen" düzeyinde algılamaktadırlar. Y Nesli öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında branş ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre fark vardır. Y Nesli sınıf öğretmenleri ve lisans mezunu öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. Y Nesli öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. Y Nesli öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında cinsiyet, branş ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre fark vardır. Y Nesli kadın öğretmenlerin, sınıf öğretmenlerinin ve lisans mezunu öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri daha olumludur. Y Nesli öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır. Bu araştırmada tüm öğretmenlerin okullarında etik iklimi algılama düzeyleri yüksek bulunmuştur. Öğretmenler okullarında kurallı, verimli, sosyal sorumlu, çıkarcı yardımsever iklimleri "çoğu zaman" ve ilkeli iklimi "bazen" düzeyinde algılamaktadırlar. Öğretmenlerin etik iklime ilişkin görüşleri arasında nesil, görev, branş, eğitim düzeyi ve kıdem değişkenlerine göre anlamlı fark vardır. X Nesli öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, sınıf öğretmenlerinin, lisans mezunu öğretmenlerin ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin etik iklim algılamaları daha olumludur. Öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri yüksektir. Öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri arasında branş ve kıdem değişkenlerine göre fark vardır. Sınıf öğretmenlerinin ve 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin iş doyumuna ilişkin görüşleri daha olumludur. Tüm öğretmenlere göre algılanan etik iklim ile iş doyumu arasında pozitif yönlü, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki vardır.
Sınıf yönetiminde anne baba tutumlarından kaynaklanan istendik ve istenmedik öğrenci davranışlarının incelenmesi
Bu araştırmada sınıf yönetiminde anne baba tutumlarından kaynaklanan istendik ve istenmedik öğrenci davranışlarını incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın deseni olarak nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseni kullanılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim–öğretim yılında Yozgat il merkezinde 10 devlet ilkokulunda görev yapan 25 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Bu araştırmada, çalışma grubu amaçlı örnekleme yönteminden ölçüt örneklemeyle tespit edilmiştir. Ölçüt örneklemede öğretmenlerin mesleki kıdeminin en az beş yıl ve ilkokul 1, 2, 3 veya 4. sınıfı okutuyor olması gözetilmiştir. Araştırma verileri, araştırmacının geliştirdiği yarı-yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Bu araştırmada anne baba tutumundan kaynaklanan en sık tekrar eden istenmedik öğrenci davranışları şiddet, küfretme ve ödev yapmama; en sık tekrar eden istendik öğrenci davranışları ise saygılı davranma, sorumluluklarını yerine getirme ve tertipli düzenli olmadır. İstenmedik öğrenci davranışlarının ortaya çıkmasında aşırı hoşgörülü, ihmalkâr, otoriter, tutarsız, aşırı koruyucu anne baba tutumunun; istendik öğrenci davranışlarının ortaya çıkmasında ise demokratik anne baba tutumunun etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. En sık tekrar eden istenmedik davranış sorumluluklarını yerine getirmeme olup, bu davranışın ortaya çıkmasında tüm anne baba tutumlarının etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca en fazla sorunlu davranışa yol açan anne baba tutumunun aşırı hoşgörülü anne baba tutumu olduğu, sonra sırayla ihmalkâr, otoriter, tutarsız ve koruyucu anne baba tutumu olduğu ortaya çıkmıştır. İstenmedik öğrenci davranışlarının sınıf yönetiminde eğitim öğretimi aksattığı, arkadaşlık ilişkilerini bozduğu, sınıf başarısını düşürdüğü ve istenmedik davranışları yaygınlaştırdığı; istendik öğrenci davranışlarının ise öğretmen motivasyonunu, eğitim öğretime ayrılan zamanı ve akademik başarıyı artırdığı, istenmedik davranışları azalttığı, paylaşım ve arkadaşlık ilişkilerini olumlu etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, sınıf yönetiminde karşılaşılan istendik ve istenmedik öğrenci davranışıyla anne baba tutumları arasında ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.
Öğrencilere verilen ödüllerin etkililiğine ilişkin öğretmen ve veli görüşleri
Bu araştırma, öğretmenler ve veliler tarafından öğrencilere verilen ödüllerin etkililiğine ilişkin görüşleri ortaya çıkararak ödül verilmesiyle beklenen faydaların elde edilip edilemediğini anlamaya çalışmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemi ve fenomenoloji deseninde kurgulanmıştır. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılı 2. döneminde Yozgat ili Merkez ilçesinde görev yapan ortaokul öğretmenleri ve bu öğretmenlerin görev yaptıkları okullardaki öğrencilerin velileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak ilgili alanyazın ve uzman görüşleri doğrultusunda araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Görüşme formları; ödülün kullanım durumu, ödülün kullanım amaçları, ödülün olumlu ve olumsuz taraflarına yönelik görüşleri ortaya çıkarmayı amaçlayan dört bölümden oluşmaktadır. Araştırma verileri derinlemesine görüşme (mülakat) yöntemiyle toplanmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmadan edinilen sonuçlara göre öğretmen ve velilerin tamamının ödül yöntemini kullandığı görülmüştür. Öğretmenlerin ödül yöntemini öğrencilerin akademik başarılarını artırmaya yönelik çalışmalarını desteklemek ve ders etkinliklerine katılımı artırmak için kullandıkları; velilerin ise çocuklarının akademik başarılarını artırmak ve aile içinde olumlu davranışlarını artırmaya yönelik kullandıkları görülmüştür. Öğretmenler ödül yönteminin öğrencilerin ders etkinliklerine katılımını artırdığı ve motivasyonu yükselttiğini belirtmişlerdir. Veliler de ödül yönteminin çocuklarının olumlu davranışlarını artırdığını belirtmişlerdir. Araştırma sonuçlarından öğretmenlerin görüşlerine göre ödülün öğrencileri ödül için çalışır hale getirdiği, öğrencilerin sürekli ödül beklentisi içerisine girdikleri, ödül pazarlığı yapar hale geldikleri, sınıf ortamında birtakım sorunlara neden olduğu ve bazı öğrencilerin motivasyonlarını düşürdüğü sonuçlarına ulaşılmıştır. Velilerin görüşlerine göre ödülün pek de işe yaramadığı, akademik başarıyı artırmadığı, ödülün beğenilmediği, etkisinin çok kısa olduğu, çocuklarının ödül için çalışır hale geldiği ve ödül için olumsuz davranışlar yapıldığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ödüller motivasyonu artırma, verilen görevleri yerine getirme, davranışları kısa sürede değiştirme ve ödev yaptırma konularında öğretmenler ve veliler tarafından etkili bulunmuştur. Kalıcı davranış değişikliği yapılamaması, etkisinin çok kısa olması, bazı öğrenciler için anlam ifade etmemesi, motive etme özelliğinin azalması ve ödülden beklenen etkinin elde edilememesi konularında da ödüllerin yeterli etkiye sahip olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğrenci, Öğretmen, Veli, Ödül, Pekiştireç, Pekiştirme, Motivasyon.
Öğretmenlerin örgütsel değişim algıları: Eğitimde dijital dönüşüm
Bu araştırmada, Yozgat ilinde kamu okullarında görev yapan öğretmenlerin Türk Eğitim Sisteminde meydana gelen örgütsel değişim girişimlerine ve "Eğitimde Dijital Dönüşüm" adlı örgütsel değişime ilişkin düşüncelerini; genel algı, duygu ve tutum durumları, sürece yönelik düşünceler ve sonuca yönelik düşünceler olmak üzere dört boyutta ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yönteminde ve olgubilim deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, birebir görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmacı tarafından hazırlanan "Öğretmenlerin Örgütsel Değişim Algıları: Eğitimde Dijital Dönüşüm Örneği" yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak 27 öğretmen ile görüşülmüştür. Katılımcılara yöneltilen soruların cevapları ses kaydedici araçlarla kayıt altına alınmıştır. Bu kayıtlar dikkatlice dinlenerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan içerik analizi sonucunda kodlar belirlenmiş, kodların analiz edilmesi ile alt temalar ve temalar oluşturulmuştur. Araştırma sonucunda öğretmenlerin örgütsel değişime yönelik genel algılarının olumlu olduğu, "Eğitimde Dijital Dönüşüm" adlı örgütsel değişime yönelik duygu ve tutum durumlarının olumlu yönde olduğu ve bu değişimin öğretmenlere fayda sağladığı ve kişiler arası ilişkilerinde olumlu değişimler ortaya çıkardığı görülmüştür. Öğretmenlerin sürece yönelik düşünceleri incelendiğinde ise öğretmenlerin uygulanmakta olan değişimden, medya ve resmi yazı ile haberdar oldukları, değişimin başarıyla uygulanabileceğine dair görüşlerinin daha çok olumsuz olduğu, değişim sürecine başlanılmadan önce öğretmen görüşlerine başvurulmadığı, değişimde yönetici tutumlarının belirleyici olduğu, planlama ve uygulamaya dönük problemler ve gerekli alt yapının sağlanamaması sebebiyle değişim sürecinin başarı ile uygulanamadığı ve öncelikli olarak eğitim sistemine yönelik değişim uygulamalarının yapılması gerektiği ortaya konmuştur. Örgütsel değişimin sonuçları yönünden incelediğinde ise dijital dönüşümün öğretmenler tarafından daha çok olumlu sonuçları olduğu görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Değişim, Örgütsel Değişim, Dijital Dönüşüm, Öğretmenler, Nitel Araştırma
Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarının incelenmesi
Bu çalışmanın amacı kamuya ait ilkokul ile ortaokullarda sınıfında kaynaştırma öğrencisi olan öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarını incelemektir. Çalışma betimsel nitelikte olup tarama modelleri esas alınarak yapılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında sınıfında kaynaştırma öğrencisi bulunan sınıf öğretmenleri ile ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmada Google form üzerinden 590 öğretmenden veri toplanmış, tam ve doğru dolduran 490 katılımcının verileri analiz edilmiştir. Çalışmada Kişisel Bilgi Formu, Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliği Ölçeği ve Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Bağımsız Örneklem T testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis H testi, Korelasyon Analizi ve Tukey HSD kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri ile kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygıları arasında düşük düzeyde, pozitif yönlü ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlikleri cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermezken; kaynaştırmayla ilgili eğitim alma, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuma ve branşa bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermiştir. Kaynaştırmayla ilgili eğitim alan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okuyan öğretmenlerin kaynaştırma eğitimindeki yeterlikleri kaynaştırmayla ilgili eğitim almayan ve kaynaştırmayla ilgili herhangi bir yayın okumayan öğretmenlerden daha yüksektir. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimiyle ilgili duygu, tutum ve kaygılarının orta düzeyde olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygıları cinsiyet, eğitim durumu, daha önceki yıllarda kaynaştırma öğrencisinin olup olmaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili eğitim alıp almaması, kaynaştırma eğitimiyle ilgili herhangi bir yayın okuyup okumaması, branş ve mesleki kıdem yılına bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermemiştir.
Örgütsel stres kaynakları ve çözümüne ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırmada öğretmenlerin örgütsel stres kaynaklarının belirlenmesi ve stres kaynaklarının ortadan kaldırılması için öğretmenler tarafından oluşturulan çözüm önerilerinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve nitel yaklaşımın birlikte kullanıldığı karma desen modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni 2020-2021 eğitim öğretim yılında Yozgat ilinde kamu okullarında görev yapan 1450 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden basit tesadüfi yöntemle ulaşılan 160 öğretmen oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Aslan (1995) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Örgütsel Stres Kaynakları Anketi", araştırmacı tarafından geliştirilen "Öğretmen Stresi Üzerindeki Yönetici Etkisi Anketi" ve nitel araştırma kapsamında hazırlanan odak grup görüşme soruları kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistik ve içerik analizinden yararlanılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar öğretmenlerin; yöneticilerin tutum ve davranışlarını, mesleksel görünümü, örgütsel olanakları, yükselme ve gelişme olanaklarını, velilerin tutum ve davranışlarını, öğrencilerin tutum ve davranışlarını, rol çatışması ve rol belirsizliğini, kararlara katılmayı, mesleksel güvenceyi, denetim biçimini, ı̇letişimi, çalışma koşullarını ve ı̇nsan ı̇lişkilerini örgütsel stres kaynağı olarak gördüğünü ortaya koymuştur. Yöneticilerin tutum ve davranışları, öğretmenler tarafından örgütsel stres kaynakları arasında en yüksek değeri almıştır. Yöneticilerin tutum ve davranışlarından kaynaklanan örgütsel stresin ortadan kaldırılması için öğretmenler tarafından getirilen önerilerin; öğretmenlerin ve yöneticilerin bazı davranışlarının değişmesi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın yönetici seçim ölçütlerinin güncellenmesi, okul ikliminin düzenlenmesi, öğretmen ve yöneticilerin kendi memleketlerinde görev yapmalarının önlenmesi, sendika temsilcilerine eğitimler verilmesi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından mevzuat düzenlemesi yapılması ve denetim mekanizmasının işletilmesi başlıklarında olduğu görülmüştür.
Okul müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile okul yönetişimi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Yapılmış olan bu araştırmada farklı okul kademelerinde görev yapan öğretmenlerin okul müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile okul yönetişimi arasındaki ilişkiye yönelik algılarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma nicel bir araştırma yönteminde olup, ilişkisel tarama modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2020-2021 eğitim öğretim yılında Yozgat ili Merkez ilçesinde bulunan ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan 1194 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise basit seçkisiz örnekleme yöntemine göre ulaşılan; ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan toplam 301 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada araştırmacı tarafından oluşturulan ''Kişisel Bilgi Formu'' ayrıca veri toplama aracı olarak "Karizmatik Liderlik Ölçeği (KLÖ)" ile "Okul Yönetişim Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler t- testi, ANOVA, korelâsyon ve regresyon analizleri yapılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda okul müdürlerinin karizmatik liderlik özellikleri ile okul yönetişimi arasında anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiş ve okul müdürlerinin karizmatik liderlik özelliklerinin okul yönetişiminin bir yordayıcısı olduğu görülmüştür.
Okul öncesi eğitimde öğretmen veli çatışma durumlarının incelenmesi
Bu araştırma, okul öncesi eğitimde öğretmenle-veli arasındaki çatışma durumlarını incelemek, çatışmanın nedenlerini belirlemek ve çatışmanın çözümüne yönelik önerileri öğretmen görüşleriyle sunabilmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma Yozgat ili Merkez ilçesinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılında resmi anaokulu ve ana sınıflarında çalışan 50 öğretmenle görüşülmüştür. Araştırma nitel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Öğretmenler tarafından algılanan, öğretmen-veli çatışması durumlarını belirlemek üzere yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, okul öncesi öğretmenleri ile velilerin en çok hissedilen çatışma boyutunda çatışmalar yaşadıkları belirlenmiştir. Okul öncesi öğretmenlerinin velilerle çatışmaya girdikleri konular: Veli beklentilerinin çok yüksek olması, velilerin okul öncesi eğitimin kazanımları içinde yer almayan harf öğretimi ve sure ezberi konusunda taleplerde bulunmalarıdır. Öğretmenlerin algısıyla, çatışmanın en önemli nedeni ise veli kaynaklı durumlar olarak gruplanan, velilerin okul öncesi eğitim konusunda bilgi eksiklikleri olması ve okul öncesi eğitime gereken önemin verilmemesidir. Okul öncesi eğitimde öğretmen veli çatışmasının öğretmenlerin işlerine en önemli etkisinin psikolojik boyutta olduğu, öğretmenlerin motivasyonlarını düşürdüğü ve performanslarını azalttığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin velilerle çatışmaları azaltmak için önerileri uzlaşma boyutunda yoğunlaşmaktadır. Okul öncesi eğitimde öğretmenlerin kendilerine yönelik velilerden beklentileri; öğretmenlere saygılı davransınlar, öğretmenlere eğitim konusunda destek versinler, öğretmenlerle işbirliği yapsınlar, öğretmenlere güvensinler, öğretmene ve sınıfa müdahale etmesinler. Okulda öğrencilere öğretilenleri evde tekrar ettirsinler, eve gönderilen çalışmalarda çocuklara yardım etsinler ve çocuklarının gelişimine destek versinler olarak sınıflandırılmıştır.
Okul müdürlerinin öğretmenlere duyduğu güven ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre, okul müdürlerinin öğretmenlere duyduğu güven ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma akpsamında, nicel araştırma yöntemlerinden olan nedensel karşılaştırma türü kullanılmıştır. Örneklemi, Ankara'nın merkez ilçelerindeki resmi okullarda görev yapmakta olan 330 öğretmen oluşturmuştur. Veriler, "Okul Müdürlerinin Öğretmenlere Güvenini Belirleme Ölçeği" ve "Öğretmenler için İş Doyumu Ölçeği" ile toplanmıştır. Araştırmanın varsayım testleri sonuçlarına göre verilerin normal dağılmadığı gözlemlenmiş ve dolayısıyla bazı değişkenler için Mann-Whitney U testi, bazıları için de Kruskal Wallis H testi yapılmıştır. Ayrıca, müdürlerin öğretmenlere güveni ile öğretmenlerin iş doyumu arasında olan ilişkinin tespit edilmesi için Spearman Korelasyon analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, okul müdürlerinin öğretmenlere duyduğu güven ve öğretmenlerin iş doyumlarının çeşitli değişkenler açısından (cinsiyet, öğretim kademesi vb.) anlamlı bir şekilde farklılaştığı bazı değişkenler (Kadro durumu, müdür ile çalışma süresi vb.) açısından ise bu farklılaşmanın olmadığı gözlemlenmiştir. Son olarak, öğretmen görüşlerine göre, müdürlerin öğretmenlere duyduğu güven ile öğretmenlerin iş doyumu arasında pozitif anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, müdürlerin öğretmenlere duyduğu güven düzeyi arttıkça öğretmen iş doyumunu da artacağı sonucuna varılmıştır.
Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği
Bu araştırmada öğrenci görüşlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyleri incelenmiştir. Öğrencilerin cinsiyet, kardeş sayısı, anne ve baba eğitim düzeyi, okul türü, okulun bulunduğu yer, taşımalı sistem durumu, sınıf düzeyi, uzaktan eğitim sürecine katılım düzeyi, uzaktan eğitim sürecinde kullandığı cihaz türü, kullanılan bağlantı türü değişkenlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeylerinin farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu çalışma 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında Yozgat ilinin Yerköy ilçesinde eğitim gören öğrencilerin katılımı ile gerçekleştirilmiş nicel bir araştırmadır. Veri toplama aracı olarak öğrencilerin görüşlerine göre uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyini belirlemek amacıyla "Uzaktan Eğitim Sürecinde Sosyal Adalet Liderliği Ölçeği" araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA ve post hoc testlerinde LSD testinden yararlanılmıştır. Analizde ayrıca Kruskal-Wallis Testi ve Mann-Whitney U Testi kullanılmıştır. Veri toplama aracının geçerliği yapılan doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile sınanmış ve analiz sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerleri, ölçeğin faktör yapılarını doğrulamıştır. Ölçeğin güvenirliği için Cronbach alfa katsayısı hesaplanmış ve .90 olarak belirlenmiştir. Araştırma sonucunda UESALÖ geliştirilmiş ve yapılan çalışma ile uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliği düzeyinin yüksek olduğu görülmüştür. Devamında yapılan analizlerle uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin sosyal adalet liderliğinde kardeş sayısı, baba eğitim düzeyi, okulun bulunduğu yer, katılım düzeyi ve kullanılan bağlantı türü değişkenlerine göre farklılık olduğu görülmüştür.
Ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişki (Yozgat ili örneği)
Bu araştırmanın amacı ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin görüşlerinden hareketle okul müdürlerinin etik liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. İlişkisel tarama modelinde ve nicel araştırma yöntemi ile yürütülen araştırmanın çalışma evrenini 2019-2020 Eğitim Öğretim yılında Yozgat ili Merkez ilçede resmî ortaöğretim kurumlarında görev yapan 501öğretmen oluşturmaktadır. Evren ulaşılabilir olduğu için ayrıca örneklem belirlenmemiştir. Araştırmada çalışma evrenini oluşturan öğretmenlerin tümüne ölçekler ulaştırılmış olup geri dönüşü sağlanan 280 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için Etik Liderlik Ölçeği ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Alan çalışması sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilerek analiz edilmesinde SPSS 26.0 programından faydalanılmıştır. Verilerin çözümlenmesi sürecinde betimsel istatistikler (ortalama, standart sapma) , Kolmogrov-Simirnov Testi, Mann Whitney U Testi, Kruskal Wallis Testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Ortaöğretim okullarında görev yapan öğretmenlerin iş doyumu düzeyleri ile ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarına ilişkin algıları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu durum öğretmenlerin okul müdürlerine yönelik etik liderlik algıları arttıkça iş doyumu düzeylerinin de arttığını göstermektedir. Bununla birlikte katılımcı öğretmenlerin algısına göre ortaöğretim okul müdürlerinin etik liderlik davranışlarını sergileme düzeyi okul türü ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre anlamlı faklılık göstermektedir. Yine katılımcı öğretmenlerin iş doyumları medeni durum, okul türü, mesleki kıdem ve okuldaki öğretmen sayısı değişkenine göre anlamlı farklılık göstermektedir. ANAHTAR KELİMELER: Lider, Liderlik, Etik liderlik, İş doyumu.
Okul iklimi ile öğretmen failliği arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, öğretmen görüşlerine göre okul iklimi ile öğretmen failliği arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini 2021–2022 eğitim-öğretim yılında Kayseri il merkezi ve tüm ilçelerde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı 1.091 okulda görev yapan 20.707 öğretmen oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemini, seçkisiz olmayan tabakalı örnekleme yöntemiyle belirlenen 412 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma, ilişkisel araştırma modellerinden yordayıcı desende tasarlanmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla "Okul İklimi Ölçeği" ve "Öğretmen Failliği Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen verinin istatistiki çözümlemeleri için; ortalama, frekans ve yüzde, standart sapma, pearson korelasyon testleri kullanılmıştır. Bağımsız değişken olan okul ikliminin bağımlı değişken olan öğretmen failliğini yordama düzeyini tespit etmek amacıyla çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışma sonuçlarına dayanarak öğretmenlerin okul iklimine ilişkin genel algıları yüksek, öğretmen failliğine ilişkin genel algılarının ise çok yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Okul ikliminin alt boyutlarından olan başarı etkenleri, demokratiklik ve okula adanma, liderlik ve etkileşim, samimiyet boyutları ile öğrenme etkililiği, öğretme etkililiği, iyimserlik ve yapıcı katılım arasında pozitif yönde anlamlı; okul ikliminin çatışma boyutu ile iyimserlik boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Regresyon analizi sonuçlarına göre; okul iklimi ölçeğinin alt boyutlarının öğretmen failliği alt boyutlarından öğretme etkililiği, öğrenme etkililiği, iyimserlik ve yapıcı katılım boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre okul iklimi alt boyutlarının öğretmen failliğini anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir.
Okul yöneticilerinin yetki kullanma kaygısının okul iklimini yordama gücü
Bu araştırmanın amacı ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki okul yöneticilerinin yetki kullanma kaygısının okul iklimini yordama gücünü belirlemektir. Bu amaçla öncelikle okul yöneticilerinin yetki kullanma kaygı düzeyleri ile eğitimcilerin okul iklimine yönelik görüşleri belirlenmiştir. Ayrıca eğitimcilerin demografik özelliklerinin bu görüşlerine bir etkisinin olup olmadığı tespit edilmiş, yetki kullanma kaygısının okul iklimini yordama gücü incelenmiştir. Araştırma İstanbul ili Anadolu yakasında ilçelerinde ilkokul, ortaokul ve lisede görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenleriyle yürütülmüştür. Çalışma nicel bir araştırma olduğundan araştırmanın verileri "Okul Yöneticilerinin Yetki Kullanma Kaygı Ölçeği" ve "Okul İklimi Ölçeği" kullanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 24 programı kullanılmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin yetki kullanma kaygısı ile okul ikliminin arasında orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca yetki kullanma kaygısının okul iklimini pozitif yönde yordadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmaya göre eğitimcilerin okul iklimine ilişkin algıları, cinsiyet, mesleki kıdem, yaş ve görev yaptığı okul türüne göre değişiklik göstermektedir. Okul yöneticilerinin yetki kullanma kaygısı eğitimcilerin cinsiyet, mesleki kıdem, yaş, görev türü ve görev yaptığı okula göre fark göstermemektedir. Elde edilen sonuç ve verilere göre kurumlara, eğitimcilere ve araştırmacılara çeşitli öneriler sunulmuştur. 2024, Xi+82 SAYFA Anahtar Kelimeler: Eğitim Yöneticisi, Okul Ortamı, Öğretmen, Kaygı, Yetki.
Öğretmenlerin örgütsel sinizm algısı ile iş doyumu ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin örgütsel sinizm algısı ile iş doyumu düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Ayrıca öğretmenlerin örgütsel sinizm ve iş doyumu düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, medeni durum, görev, okul kademesi, branş) açısından incelenmesidir. Çalışma grubu Yozgat il merkezi ve ilçelerinde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Nicel araştırma yaklaşımının uygulandığı bu çalışmada ilişkisel tarama ve nedensel karşılaştırma yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada ''Kişisel Bilgi Formu'', ''İş Doyumu Ölçeği'' ve ''Örgütsel Sinizm Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin örgütsel sinizm algılama düzeylerinin yaş, görev (öğretmen-okul yöneticisi) ve okul kademesi değişkenleri açısından anlamlı şekilde farklılaştığı, buna karşın cinsiyet, medeni durum ve branş değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin iş doyumları düzeylerinin cinsiyet, yaş, medeni durum, görev, okul kademesi ve branş değişkenleri açısından anlamlı şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Araştırmada öğretmenlerin örgütsel sinizm algıları ile iş doyumu düzeyleri arasında orta düzeyde negatif yönde ilişki olduğu ortaya bulunmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlar literatürdeki geçmiş araştırmalar doğrultusunda tartışılmıştır.
Üniversite öğrencilerinin sosyal bütünleşme algılarının geliştirilmesine yönelik bir uygulama
Bu araştırmanın amacı sosyal bütünleşmenin geliştirilebilir olma durumunu ampirik olarak ortaya koymak ve üniversite öğrencilerinin uygulanan Sosyal Bütünleşme Geliştirme Programı'na (SOBGEP) ilişkin algılarını ve deneyimlerini incelemektir. Araştırmanın ilk basamağında, 8 haftalık bir Sosyal Bütünleşme Geliştirme Programı (SOBGEP) tasarlanmış ve deney grubunda yer alan üniversite öğrencilerine uygulanmıştır. Ayrıca, araştırmanın bütün oturumları bir kamera aracılığıyla kaydedilmiştir. Araştırmada, nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı iç içe karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında sınıf öğretmenliği programındaki üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmaya deney (N=36) ve kontrol (N=31) grubunda yer alan 67 üniversite öğrencisi katılmıştır. Nitel görüşmeler ise deney grubunda yer alan 10 üniversite öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. SOBGEP'in etkililiğinin incelenmesi amacıyla, Şimşek ve Şimşek (2013) tarafından geliştirilen Sosyal Bütünleşme Ölçeği kullanılmıştır. Son olarak, programa katılan üniversite öğrencilerinin programla ilgili tutum ve algılarını incelemek amacıyla günlük sayfaları ve kaydedilen videolar analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, uygulanan SOBGEP deney grubunda yer alan üniversite öğrencilerinin sosyal bütünleşme algıları üzerinde anlamlı bir farklılığa yol açmıştır. Hiçbir eğitimin verilmediği kontrol grubunda ise sosyal bütünleşme son test puanlarında anlamlı bir farklılığın oluşmadığı saptanmıştır. Nitel araştırma sonuçlarına göre ise, uygulanan SOBGEP üniversite öğrencileri üzerinde hem bireysel hem de toplumsal açıdan olumlu katkılar sağlamıştır. Katılımcıların, benzer programların olumlu etkilere yol açacağına inandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına dayalı olarak araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Öğretmenlerin öğrenci ve veli kaynaklı yıldırma yaşantılarının incelenmesi
Bu araştırma, öğretmenlerin öğrenciler ve veliler tarafından maruz kaldıkları yıldırma yaşantılarını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda derinlemesine inceleme yapmak için nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim öğretim yılında, Samsun ilinde kamu okullarında görev yapan 20 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak için araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmenler; öğrenciler ve veliler tarafından yıldırmaya maruz kalmaktadırlar. Öne çıkan yıldırma davranışları; telefon aramaları ile rahatsız edilmek, telefon mesajları ile rahatsız edilmek, tehdit edilmek, şikâyet edilmek, iftiraya uğramak, suçlanmak, dedikodu yapılması, öğretmenliğinin sorgulanması ve dersi sabote etmek olarak görülmüştür. Yıldırmanın nedenleri; örgütsel ve kişisel nedenler olarak incelenmiştir. Öğretmenler; iletişim problemi olan, dedikoducu, bencil, psikolojik sorunları olan velilerin; öfke problemi olan, ders başarısı düşük, psikolojik sorunları olan öğrencilerin, yıldırmaya neden olduğunu söylemişlerdir. Öğretmenlere göre işini doğru yapmaya çalışmak yıldırmanın en önemli nedenidir. Yıldırmanın öne çıkan örgütsel sonuçları; motivasyon kaybı ve okula gitmek istememe olarak görülmüştür. Yıldırmanın öğretmenlere yansıyan sonuçları; aile içinde huzursuzluk, öfke problemi ve fiziksel yorgunluk olarak ortaya çıkmaktadır. Öğretmenler yıldırmayla baş etme yöntemi olarak; güçlü olmaya çalışmak, milli eğitim müdürlüğünden destek almak, sendikal ve hukuksal destek almak, iş arkadaşlarından destek görmek, rehberlik servisinden destek görmek gibi yollar kullanmaktadırlar. Bu sonuçlar öğretmenlerin sadece yöneticiler tarafından değil; veliler veya öğrenciler tarafından yıldırmaya maruz kalabileceklerini göstermektedir. Öğretmenlerin; veliler veya öğrenciler tarafından, yıldırmaya maruz kalabilecekleri konusunda bilinçlendirilmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır. 2024, xi + 88 Sayfa Anahtar Kelimeler: Psikolojik taciz, Psikolojik yıldırma, Psikolojik şiddet, zorbalık
Okul öncesi öğretmenlerinin okul iklimine yönelik görüşleri
Bu çalışma, Yozgat ilinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin okul iklimine ilişkin görüşlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomenoloji) deseniyle yürütülmüştür. Veriler, "Okul Öncesi Öğretmenlerinin Okul İklimi Görüşleri" adlı yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen resmi anasınıfında görevli 18 okul öncesi öğretmeniyle yapılan görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin okul iklimine ilişkin algılarının özellikle iletişim, yönetsel tutumlar, fiziksel ortam koşulları ve katılım süreçleriyle doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Katılımcı öğretmenler, meslektaşlarıyla kurdukları olumlu iletişimin, iş birliği ve karşılıklı saygının aidiyet hissi ile mesleki doyumu artırdığını ifade etmiştir. Okul ikliminin oluşumunda yöneticilerin adil, destekleyici ve empatik bir liderlik anlayışı sergilemelerinin belirleyici rol oynadığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte, velilerin okul iklimine etkisi çift yönlü olarak değerlendirilmiş; iş birliğine açık ve destekleyici veli tutumlarının iklimi olumlu etkilediği, ancak müdahaleci ve suçlayıcı yaklaşımların öğretmen motivasyonunu düşürerek okul iklimini olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen veriler doğrultusunda bazı önerilere yer verilmiştir. Olumlu bir okul iklimi oluşturulmasına yönelik olarak; sosyal etkinliklerin düzenlenmesi, fiziksel ortamın iyileştirilmesi, öğretmenlerin karar alma süreçlerine aktif katılımının sağlanması ve güçlü bir iletişim ağının kurulması gerektiği önerilmiştir. Ayrıca, okul öncesi öğretmenlerinin okul iklimine katkılarının yapısal nedenlerle sınırlı kaldığı belirlenmiştir. Fiziksel izolasyon, ortak alan eksikliği, teneffüs sürelerinin olmaması ve yönetsel dışlanma gibi faktörlerin, okul öncesi öğretmenlerinin okulun genel iklimine tam olarak entegre olmalarını engellediği ifade edilmiştir. Sonuç olarak, okul ikliminin yalnızca yöneticilerin ya da öğretmenlerin bireysel çabalarıyla değil, tüm okul paydaşlarının ortak sorumluluk alarak iş birliği içinde hareket etmesiyle şekilleneceği sonucuna ulaşılmıştır.
İlkokullarda görev yapmakta olan okul yöneticilerinin öğretmenlik mesleğine geri dönüşleri ile ilgili kaygı durumları
Bu araştırma, ilkokullarda görev yapan yöneticilerin, öğretmenlik mesleğine geri dönüşlerinde karşılaştıkları kaygı durumlarını belirlemek ve çözüm önerileri üretmek amacıyla ilkokullarda görev yapan yöneticilerle yapılmıştır. Araştırmada ilkokullarda görev yapan yöneticilerin öğretmenlik mesleğine geri dönüşleri ile ilgili, mesleğe geri dönme veya dönmemelerine ilişkin literatür taraması yapılmıştır. Araştırmada tarama yöntemi kullanılmış olup, uygulanan anket, Diyarbakır ili merkezindeki dört ilçedeki (Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir ) ilkokullarda dönüşüm kapsamına giren ortaokullar ve dönüşüm kapsamına girmeyen ilköğretim okullarında görev yapan 195 yöneticiye uygulanmıştır. Araştırmada kullanılan anket iki bölümden oluşmakta olup; birinci bölümde yöneticilerin kişisel bilgilerini içeren 8 soru bulunmakta , ikinci bölümde ise yöneticilerin öğretmenlik mesleğine geri dönüşte karşılaşacağı kaygı durumları ile ilgili 41 soru bulunmaktadır. İlkokullarda görev yapan yöneticilerin, mesleğe geri dönüşleri ile ilgili görüşleri cinsiyet, yaş, branş, görev unvanı, mesleki kıdem, yöneticilikteki kıdem, okuldaki öğretmen sayısı ve görev yeri değişkenlerine göre karşılaştırılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiki çözümlemelerinde p<0,05 düzeyinde anlamlı bulunan sonuçlar tablolarla gösterilmiş ve değerlendirilmiştir. Anlamlı bir faklılık göstermeyen gruplara araştırmada yer verilmemiştir. Okuldaki verimliliği etkileyen ve okulun hedeflerinin başarıya ulaşmasını sağlayan en önemli unsurlardan biri okul yönetimidir. Böyle olunca okul yönetiminde görev alan okul yöneticilerinin başarısı ve başarısızlığı çok büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmada ilkokullarda görev yapan okul yöneticilerinin öğretmenlik mesleğine geri dönüşleri ile ilgili kaygı durumları çeşitli değişkenler açısından belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçları, okul yöneticilerinin cinsiyet, yaş, branş, görevi, mesleki kıdemi, yöneticilik kıdemi okuldaki öğretmen sayısı, görev yeri ve kaygı durumları bakımından anlamlı farklılıklar olduğu, okul yöneticilerinin öğretmenlik mesleğine geri dönüşünde maddi sıkıntılar, mesleki yetersizlik, sosyal statü, çevre, baskı grupları, iletişim gibi faktörlerinde etki ettiği ortaya çıkmıştır.
Göçün eğitime ve eğitim yönetimine etkilerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri (Diyarbakır İli örneği)
ÖZ Göçün özellikle çocukların eğitiminde önemli etkileri vardır. Göçün etkileri göz önünde tutulduğunda, yoğun göç alan bölgelerdeki okullarda yaşanan sorunlar önem kazanmaktadır. Göçün eğitime ve eğitim yönetimine etkilerine ilişkin yönetici ve öğretmen görüşleri Diyarbakır ili örneğindeki bu araştırmada Diyarbakır merkez ilçelerdeki ilkokul ve ortaokullarda yaşanan sorunlar araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Diyarbakır merkez ilçelere göç etmiş öğrencilerin yaşadıkları sorunlar ve bu öğrencilerin okullarındaki öğretmen ve yöneticilerinin yaşadıkları sorunlar okul yöneticileri ve öğretmenlerle görüşmeler yapılarak ortaya çıkarılmıştır. Bu araştırma, göçün eğitime ve eğitim yönetimine etkilerinin "neler olduğunun belirlenmesi" amaçlandığı için nitel bir araştırmadır. Bu araştırmanın verileri, yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Bu araştırmanın örneklem seçiminde, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Temel ölçüt ise, araştırma yapıldığında görüşülen yöneticilerin ve öğretmenlerin göç alan bölgedeki okullarda görev yapmalarıdır. Diyarbakır merkez ilçelerinde bulunan ilk ve ortaokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenlerle görüşüldü. Görüşmeye 8'i yönetici, 19'u öğretmen olmak üzere toplam 27 kişi katılmıştır. 9 soru yöneticilere, 9 soru öğretmenlere olmak üzere toplam 18 soru soruldu. Araştırma sonucunda yöneticiler, ailelerin bilinçsizliği ve duyarsızlığı, devlete olan bakışın olumsuz olması ve bunun okula yansıması eğitimi olumsuz yönde etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında velilerin özellikle ekonomik sorunlardan dolayı yaşamış olduğu travma, velilerin eğitim düzeyinin çok düşük olması ve Türkçe'yi iyi konuşamamaları ya da hiç bilmemeleri gibi nedenler de eğitimi etkileyen diğer durumlar olarak ortaya çıkmıştır. Öğretmenlerle yapılan görüşmelerin sonuçlarına göre, öğrencilerin ana dilleri dışında başka bir dille eğitim gördüklerinden başarısız oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Benzer biçimde göç ile aidiyet duygusunda problemler yaşandığı, okulu bırakma ve okuldan kaçmanın sıklıkla yaşandığı, anne babanın yaşadığı bunalımların çocuklara yansıdığı ortaya çıkmıştır. Okul başarısızlığı temelinde, ailenin okulu ciddiye almaması, öğrencilerin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması ve okulun devleti temsil ettiği düşüncesiyle öğretmene karşı ciddi bir rahatsızlık duyması olarak ortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda, köylere dönüşlerin sağlanması, resmi ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapılması, bu trajik olayların bir daha yaşanmaması için gereken önlemlerin alınması şeklinde öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Eğitim, Eğitim Yönetimi
Mesleki ve teknik eğitim kurumlarındaki yöneticilerin liderlik tarzları ve okul etkililiği
21. yüzyılın yönetim dünyası, köklü biçimde oluşan gelişmeler karşısında varlığını sürdürmek için farklılık yaratmak zorundadır. Okul yönetimleri de değişime dâhil olmalı, verimliliği ve kaliteyi arttırmak için yeni yönetim yapılanmalarına ya da modellerine başvurmalıdır. Öğreticilik, uzman danışmanlık, kaynakları eşgüdümleme, iletişimcilik ve destekleyiciler rollerinin 21. yüzyılda etkili okul liderliğinin gerektirdiği roller olduğunu belirtmektedir. Tüm bu rollerin yanında yönetim artık sadece denetleyen, emir veren yönetim kademesi rehberlik eden, yol gösteren ve yetki devreden yapıya bürünmüştür. Yönetim anlayışlarındaki gelişmeler, uzun dönemli, yüksek derecede motivasyon sağlayan ve çalışan performansının arttırılması gibi amaçlara ulaşabilmek için çalışanların öğrenme ve gelişmeleri konusundaki sorumlulukların büyük ölçüde birim yöneticilerine devreden anlayışları doğurmuştur. Bahsedilen tüm bu rol ve özellikleri, rehberliği, yol göstermeyi ve daima gelişmeyi, farklılık yaratmayı içine alan yönetim yaklaşımı ise koçluk anlayışıdır. Bu anlayış sayesinde kendini tanıyan, çalışanların performanslarını sürekli yükselten okul yöneticileri değişen yasama ayak uydurabilen bireyler yetiştirebilecektir. Araştırma farklı öğretim kurumlarından toplam 249 öğretmen ve yöneticilerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan bireylerin öğretmenlerin % 63'ü bayan, % 37'si ise erkeklerden; mesleki kıdemlerine bakıldığında,42'si 5 yıl ve altı, 43'ü 6-15 yıl arası, 62'si 16-20 yıl arası, 21 ve üzerinde kıdeme sahip ise 102 öğretmen olduğu görülmektedir. Ankette bulunan 30 sorudan 27tanesinin ortalamasının, katılıyorum anlamına gelen 4'ün üzerinde olduğu dikkat çekicidir. İstatistik incelemeler sonucunda katılımcıların cinsiyetleri ile anket puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı şeklinde yorumlanabilir. Liderlik puanları ile performans puanları arasında yüksek düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir (r=0,969, p< ,01). Buna göre liderlik puanı arttıkça performansın arttığı söylenebilir. Determinasyon katsayısı (r2=0,93) dikkate alındığında, performanstaki toplam varsayansın %93'ünün liderlik puanından kaynaklandığın söylenebilir. Ancak teoride istatistiksel olarak verilebilen bu sonuç için pratikte neden sonuç ilişki bağlamında yorumlamak yerine durumun tespiti şeklinde yorumlanması daha doğru olacaktır. Anahtar Kelimeler: Eğitim yöneticisi, eğitim çalışanı, liderlik, performans.
Ortaokul kademesindeki öğrenci velilerinin eğitim sürecinden beklentileri
Bu araştırma, ortaokul kademesindeki öğrenci velilerinin eğitim sürecinden beklentilerini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Bu araştırma betimsel bir alan araştırmasıdır. Velilerin eğitim sürecinden beklentileri konusunda anket hazırlanmış ve sonuçları değerlendirilmiştir. Bu ankette kendinizi okula gittiğinizde rahat hisseder misiniz?, Okulda iletişimin yeterli olarak sağlandığına inanıyor musunuz?, Okulun bulunduğu çevreyle ilgili sorunları var mıdır?, Okulda verilen kursların, piyasadaki özel kurslar kadar yeterli olduğuna inanıyor musunuz?, Öğrenci sayısı, ideal öğrenci sayısı olan 25-30 öğrenci sayısına uygun mudur?, Öğrenciler laboratuar araç ve gereçlerinden iyi yararlanıyorlar mı?, Okulunuzda öğretmen-öğrenci-veli işbirliği yeterli midir?, Okul idaresinden, çocuğunuz hakkında almak istediğiniz bilgileri rahat alabiliyor musunuz? gibi sorular hazırlanmıştır. Yapılan değerlendirmelere göre veliler eğitim sürecinden, çocuklarının en iyi şekilde eğitim alarak hayata hazırlanmaları ve memleket için erdemli insanlar olarak yetiştirilmelerini beklemektedirler. Anahtar Kelimeler: Aile, Eğitim, Eğitim Süreci, İletişim.