Recently Added Theses
View AllFiziksel ve cinsel şiddet suçlarından hükümlü yetişkin erkeklerin antisosyal davranış ve psikopati eğilimleri ile çocukluk çağı ruhsal travma yaşantıları arasındaki ilişkinin incelenmesi
ÖZET Bu çalışmanın temel amacı, ceza infaz kurumlarında cinsel ve fiziksel şiddet suçlarından dolayı bulunan 18-45 yaş arası yetişkin erkeklerin antisosyal davranış ve psikopati eğilimleri ile erken dönem istismar ve ihmal yaşantıları arasındaki ilişkiyi incelemek; bu değişkenlerin bazı sosyo-demografik özellikler açısından ve suç türlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektedir. Ayrıca, çocukluk çağı ruhsal travma yaşantılarının psikopati ve antisosyal davranış puanları üzerindeki etkisi de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda, 18-45 yaş aralığında bulunan 113 fiziksel şiddet ve 153 cinsel şiddet suçu işlemiş olmak üzere toplam 266 erkek hükümlü çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Antisosyal Davranış Ölçeği, Levenson Öz Bildirim Psikopati Ölçeği ve Çocukluk Çağı Ruhsal Travma Ölçeği'nden elde edilen puanlar üzerinde toplanmış ve analiz edilmiştir. Elde edilen veriler, gruplar arası farklılıkların incelenmesi amacıyla Bağımsız Örneklem t-Testi, ANOVA ve anlamlı farkların hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla Tukey-B (Post Hoc) Testi ile değerlendirilmiştir. Ölçeklerin toplam ve alt boyut puanları arasındaki doğrusal ilişkiyi ölçmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi; yordayıcılık gücünü ve modellemeyi değerlendirmek amacıyla ise Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular incelendiğinde, cinsel şiddet suçu işlemiş katılımcıların cinsel istismar, duygusal istismar ve fiziksel ihmal puanlarının, fiziksel şiddet suçları nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerden daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda, cinsel şiddet suçundan hüküm giymiş katılımcıların daha fazla cinsel istismar yaşantısı bildirdikleri tespit edilmiştir. Ayrıca, çocukluk çağı travma alt boyut, antisosyal davranış ve psikopati toplam puanlarının bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılaştığı tespit edilmiştir. Katılımcıların çocukluk çağı ruhsal travma alt boyutları ile antisosyal ve psikopati toplam puanı arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Fiziksel ihmalin antisosyal davranış ve psikopati puanlarını; antisosyal davranış puanlarının ise psikopati puanlarını yordadığı görülmüştür. Elde edilen bulgular, literatürdeki benzer çalışmalar ışığında tartışılmıştır. Anahtar kelimeler: Çocukluk Çağı Travması, Antisosyal Davranış, Psikopati Eğilimi, Fiziksel Şiddet, Cinsel Şiddet
Kronik ağrı ve çocukluk çağı travmaları arasındaki ilişkide pozitif ve negatif duygu şiddeti, öfke belirtileri ve depresyon düzeyinin rolü
Bu çalışmada çocukluk çağı travmaları ve ağrı yükü arasındaki ilişkide pozitif ve negatif duygular, öfke belirtileri ve depresyon düzeyinin rolleri incelenmiştir. Araştırma örneklemini 18-50 yaş aralığındaki kronik ağrı şikayeti bulunan 135 birey ile kronik ağrı şikayeti olmayan 139 birey oluşturmaktadır. Çalışmada ilk olarak kronik ağrının değerlendirilebilmesi için; ağrı şiddeti, ağrılı bölge sayısı ve ağrı sıklığı değişkenlerinin çarpımından oluşan bir ağrı indeksi geliştirilmiştir. Ağrı indeksi, kronik ağrının kişi üzerindeki bütünleşik etkisini belirten 'Ağrı Yükü' kavramını belirtmektedir. Ayrıca katılımcılara Sosyodemografik ve Klinik Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri, Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği (PNDÖ) ve Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (ÇBÖÖ), Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği-33 (ÇÇTÖ-33) ölçüm araçlarından oluşan formlar uygulanmıştır. Tüm değişkenlerin birbiriyle olan ilişkilerini incelemek amacıyla ki-kare analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçları duygusal, cinsel ve fiziksel istismar ile negatif duygular, öfke belirtileri ve depresyon düzeyi yükseldikçe ağrı yükü düzeyinin de anlamlı biçimde yükseldiğini göstermektedir. Daha sonra çocukluk çağı travmaları ve ağrı yükü arasındaki ilişkide sırasıyla negatif duygular ve öfke belirtileri için seri aracılık analizleri, depresyon düzeyi için basit aracılık analizleri ve depresyon düzeyi ile pozitif duygular için moderatörlü aracılık analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre, fiziksel ihmal ve cinsel istismar dışındaki travma alt boyutlarında negatif duygular ve öfke belirtilerinin tam seri aracı rolü bulunduğunu; cinsel istismar alt boyutunda ise kısmi aracı rolünün olduğu tespit edilmiş iken, fiziksel ihmal aracı ve bağımlı değişkenleri yordamadığından model anlamlı bulunmamıştır. Ayrıca, tüm travma alt boyutlarında depresyon düzeyinin tam aracı rolünün bulunduğu gözlenmiştir. Son olarak, cinsel istismar ve fiziksel ihmal dışındaki travma alt boyutlarında pozitif duyguların, depresyon düzeyinin aracı rolünü düzenlediği tespit edilmiştir.
ربقيق قسم البالغة من سلطوط "شرح مفتاح العلوـ"ِِّّٓفِّ اخلوارزمي حلساـ الدِّين ادلؤذَّ(من أولو إ ُف آخر اعتبارات ادلسند إليو)
This dissertation is a verification, authentication and critical editing of the manuscript "Sharh Miftah al-Uloom" from the beginning of the section on Rhetoric to the end of the chapter I'tibaraat Al-musnad ilayh by the eminent Imam, the supreme debater, the leader of the scholars of Critical Editing, the sword of the community and the religion: Al-Muadhini Al-Khwarizmi (d.742 AH /1341). This manuscript is among the most famous word-for-word commentaries on "Sharh Miftah al-Uloom". It is a commentary heavy in the rational sciences and light in the transmitted sciences resulting in the dominance of Aqli and Kalami discussions along with objections by the author intending to provoke deep thought and extract finer meanings through contemplation leaving the reader with the choice to concur or differ, making it one of the most comprehensive, meticulous and investigative commentaries. In addition, this commentary came during the period in which commentaries aimed to marry the sciences with the terminology of the age and were distinguished by clarifying technical issues. The flourishing libraries of Türkiye housed many copies of the manuscript while its scholars, through commentaries and annotations, gave it special attention from which I benefited immensely. I followed a critical and academic approach to the text and explored deep issues in presenting the book and author. I discussed previous and subsequent studies on the topic of Rhetoric, clarifying how the text was influenced and its influence. I also placed the text in its legitimate historical context while studying the author's methodology and the text's sources, strengths and weaknesses and its contribution to the field academically. Through this Critical Editing I aim to present a trustworthy, accurate and readable text and to introduce the author. I exerted effort to produce the text correctly and to make it correspond to the intent of the author in both expression and meaning.
"Duygu Sosyalleştirme Eğitim Programı"nın 48-72 aylık çocukların ebeveynleri ve okul öncesi öğretmenlerinde etkililiğinin incelenmesi
Okul öncesi dönemde çocukların duygusal gelişimi, yaşam boyu sürecek sosyal ve akademik becerilerin temelini oluşturmaktadır. Duygu sosyalleştirme, hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin çocukların duygularını tanıma, ifade etme ve düzenleme süreçlerine rehberlik etmelerini sağlayarak, sağlıklı benlik algısı, öz düzenleme ve empati gelişimini desteklemektedir. Türkiye'de ebeveynlik yaklaşımlarındaki farklılıkların yanı sıra öğretmenlerin duygusal farkındalık ve yaklaşımlarındaki çeşitlilik, çocukların sağlıklı duygusal gelişimini destekleyecek yapılandırılmış duygu sosyalleştirme programlarının geliştirilmesini gerekli kılmaktadır. Ancak literatür, Türkiye'de erken çocukluk dönemine yönelik sistematik duygu sosyalleştirme eğitim programlarının, hem ebeveynler hem de öğretmenler açısından sınırlı ve yaygınlık açısından yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda araştırmanın amacı, 48–72 aylık çocukların ebeveynleri ve okul öncesi öğretmenlerine yönelik geliştirilen "Duygu Sosyalleştirme Eğitim Programı" nın etkililiğini belirlemektir. Araştırmaya 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 ebeveyn ile 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 okul öncesi öğretmeni katılmıştır. Katılımcılara "Çocukların Duygularına Verilen Tepkiler Ölçeği (Ebeveyn/Öğretmen Formu)" uygulanmış ve programın etkililiğini değerlendirmek üzere nicel araştırma yöntemlerinden "Ön Test-Son Test Kontrol Gruplu Deneysel Model" kullanılmıştır. Bulgular, programın ebeveynlerin ve öğretmenlerin duygu sosyalleştirme davranışlarında anlamlı değişimler yarattığını göstermiştir. Sonuç olarak, programın hem ebeveynler hem de okul öncesi öğretmenlerinde olumlu duygu sosyalleştirme davranışlarını arttırdığı tespit edilmiştir. Araştırma, erken çocukluk döneminde ebeveyn ve öğretmen temelli duygu sosyalleştirme eğitimlerinin gerekliliğini vurgulamakta ve gelecekte geliştirilecek programlara katkı sağlayacak nitelikte bulgular sunmaktadır.
Yetişkin bağlanma stillerinin erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişkinin incelenmesi
Bağlanma, çocuk ve bakım veren arasında gelişmiş olan ilişkide, bakım veren ile çocuğun ihtiyacı olan yakınlık arayışı sırasında ortaya çıkan, tutarlılık ve süreklilik içerisinde olan duygusal bir bağdır. Bağlanma kavramının geliştirilmesine yönelik çeşitli çalışmalar uzun yıllar boyunca yapılmış ve kavramla ilgili çeşitli modeller ortaya konulmuştur. Bu modeller, bireylerin yaşamlarının farklı dönemlerinde geliştirdikleri bağlanma stillerini anlamaya ve sınıflandırmaya olanak tanımaktadır. Yetişkinlikte bağlanma ise, bireyin kendisine fiziksel ve psikolojik güvenlik sağlayacak diğerleriyle etkileşimde bulunması ve bu kişilerle yakın ilişkilerini sürdürme eğilimidir. Bilişsel kuram çerçevesinde sıkça kullanılan şema kavramı ile bağlanma kuramı arasında kavramsal bir yakınlık söz konusudur. Şemalar, bireyin kendisi, diğerleri ve dünya hakkında geliştirdiği, bilişsel ve duygusal düzeyde organize olmuş yapılandırmalardır. Özellikle erken dönem uyumsuz şemalar, bireyin çocukluk dönemindeki temel duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması sonucu oluşan ve yaşam boyu işlevselliği etkileyen bilişsel-duygusal örüntülerdir. Dolayısıyla bu çalışmada yetişkin bağlanma stilleri ile erken dönem uyumsuz şemalar arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma nicel bir araştırma olup ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma grubunu 19-63 yaş aralığında bulunan 193 birey oluşturmaktadır. Katılımcıların %72,5'ini (n= 140) kadınlar, %27,5'ini (n= 53) erkekler oluşturmaktadır. Veriler kolayda örnekleme yoluyla dijital ortamda toplanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Yakın İlişkilerde Yaşantılar Envanteri-II ve Young Şema Ölçeği Kısa Form-3 kullanılmıştır. Araştırmanın analiz sonuçları incelendiğinde, yetişkin bağlanma stillerinin erken dönem uyumsuz şemalar ile ilişki içinde olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte yetişkin bağlanma stilleri yaş ve cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermez iken; romantik ilişki varlığı ve çocuklukta kim tarafından yetiştirildiği değişkenine göre anlamlı bir farklılık gösterdiği gözlemlenmiştir. Erken dönem uyumsuz şemalarda ise, yaş ve çocuklukta kim tarafından yetiştirildiği değişkenine göre anlamlı bir farklılık gözlenmediği; cinsiyet ve romantik ilişki varlığı değişkenin de anlamlı bir farklılık gözlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmadan elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış ve araştırmacılar ile uygulayıcılara yönelik önerilerde bulunulmuştur.
القضايا الفقهية المعاصرة المتعلقة بالأحوال الشخصية في لصومال
This research addresses a contemporary issue related to personal status matters in Somalia from a jurisprudential perspective, with a focus on analyzing the prevailing legal systems in the country in comparison to Islamic Sharia. The study also highlights the social and historical context in Somalia, reviewing the impact of colonial wars and their aftermath on marital life and family relations. The research covers several key themes, including: A comparison between the rulings on marriage and divorce in Somali law and the law of the Puntland State, and the extent to which these rulings align with Islamic Sharia. A study of marriage and its preliminaries in Somalia, with particular attention to the spread of invalid marriages and preventive measures based on the views of Somali scholars. The consequences of tribalism on marital life and the rising divorce rates, analyzing this phenomenon through fatwas and scholarly opinions. The research aims to present a vision emphasizing the importance of returning to Islamic Sharia in addressing contemporary personal status issues, asserting that effective solutions lie in its application within society. This thesis seeks to highlight the impact of the republican system on legislation derived from colonial rule and emphasizes that returning to Islamic Sharia in the formulation of laws and rulings is the most suitable option. Islam is a comprehensive religion, valid for all times and places, and capable of addressing all contemporary issues. The study focuses on exploring the role of Somali customary law known as "Xeer" in Somali society, in terms of its scope of application and the level of influence it holds among community members. The study also examines the extent to which the rulings of "Xeer" conform with Islamic Sharia, particularly in matters related to personal status, while analyzing the aspects in which some of its applications may conflict with Sharia principles.
